<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:admin="http://webns.net/mvcb/"
     xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
<channel>
<title>Eskişehir Son Dakika &amp; Gündem Haberleri &amp; : Sağlık</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/rss/category/saglik</link>
<description>Eskişehir Son Dakika &amp; Gündem Haberleri &amp; : Sağlık</description>
<dc:language>tr</dc:language>
<dc:rights>2025 © MDM Medya Ürünüdür &amp; Tüm Hakları Saklıdır.</dc:rights>

<item>
<title>Uzmanlardan kene uyarısı: Bu belirtilere dikkat!</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/uzmanlardan-kene-uyarisi-bu-belirtilere-dikkat</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/uzmanlardan-kene-uyarisi-bu-belirtilere-dikkat</guid>
<description><![CDATA[ Kırım Kongo kanamalı ateşinin (KKKA), kenelerle veya hasta hayvanlarla temas sonucu bulaşan, ateş ve kanamalarla seyreden, virüsten kaynaklanan bir hastalık. Peki, hastalıktan nasıl korunulur?Erzurum Sağlık İl Müdürlüğü uzmanları; Kırım Kongo kanamalı ateşinin (KKKA), kenelerle veya hasta hayvanlarla temas sonucu bulaşan, ateş ve kanamalarla seyreden, virüsten kaynaklanan bir hastalık olduğunu ifade etti.Yapılan açıklamada, Türkiye&#039;de ilk kez 2002 yılında Tokat ve çevresinde görülen bu hastalığın Erzurum&#039;un da içinde yer aldığı bölgede sıkça görüldüğü ifade edilerek, &quot;KKKA, kenelerin görülmeye başlandığı ilkbahar ve yaz aylarında (Nisan-Ekim) daha sık görülür.Bulaşma kene ısırığıyla en yaygın bulaşma şeklidir. Hasta hayvanlarla temas; Büyükbaş ve küçükbaş hayvanların kanı, eti, idrarı ve vücut sıvıları ile temas sonucunda da bulaş olabilmektedir. İnsandan insana; Hasta kişilerin kanı, idrarı, tükürüğü, kusmuğu veya diğer vücut sıvıları ile korunmasız temas sonucunda bulaşabilir. En çok sağlık çalışanları risk altındadır&quot; denildi.Kırım Kongo kanamalı ateşinin belirtiler ise şöyle sıralandı; &quot;Kenenin ısırmasından sonra 1-3 gün (en fazla 9 gün) içinde, hastalıklı kana/sıvıya temas sonrası ise 5-6 gün (en fazla 13 gün) içinde başlar. Ani başlayan ateş, şiddetli baş ağrısı, kas ve eklem ağrıları, halsizlik, iştahsızlık, bulantı, kusma, karın ağrısı, ishal şikayetler arasındadır. İlerleyen günlerde ise burun, diş eti, cilt altı kanamaları, idrarda ve dışkıda kan, deride morarma, karaciğer ve böbrek yetmezliği gelişebilir. Geç tanı koyulursa ölüm ihtimali artar. Ne yazık ki tedavi için özel bir ilacı yoktur. Hekim, hastanın durumuna göre tedaviyi düzenler. Bu nedenle hastalıktan korunmak çok önemlidir&quot;Pikniğe/tarlaya giderken uzun kollu kıyafet, pantolon ve çizme/tulum giyilmelidir. Pantolon paçaları çorap içine sokulmalıdır. Kene bulunan yerlerden dönüldüğünde kulak arkası, koltuk altları, kasıklar ve diz arkası dâhil tüm vücut kontrol edilmelidir. Kene varsa keneyi ezmeden, döndürmeden, cımbız veya eldivenle çıkarılmalıdır. Eğer çıkarılamıyorsa en yakın sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Kene çıkarıldıktan sonra o bölge antiseptikle (kolonya örneğin) temizlenmelidir.Kenelerin üzerine sigara basmak, kolonya veya gaz yağı gibi maddeler dökmek; kenenin kasılmasına ve taşıdığı mikropları vücuda aktarmasına neden olabileceğinden, bu tür uygulamalardan kesinlikle kaçınılmalıdır. Hayvanların kanıyla veya dokusuyla direkt temastan kaçınılmalıdır. Kene teması sonrasındaki 10 gün içinde ateş, kas ağrısı, kanama gibi şikayetler gelişirse mutlaka en yakın sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Sağlık çalışanına kene teması mutlaka söylenmelidir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/j9_BuFuEuk-Fs_gicVkDQQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:54:12 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Uzmanlardan, kene, uyarısı:, belirtilere, dikkat</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/j9_BuFuEuk-Fs_gicVkDQQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Uzmanlardan kene uyarısı: Bu belirtilere dikkat!"><p>Kırım Kongo kanamalı ateşinin (KKKA), kenelerle veya hasta hayvanlarla temas sonucu bulaşan, ateş ve kanamalarla seyreden, virüsten kaynaklanan bir hastalık. Peki, hastalıktan nasıl korunulur?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sX9c7EgXAUuBQCfo5HcfkA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Erzurum Sağlık İl Müdürlüğü uzmanları; Kırım Kongo kanamalı ateşinin (KKKA), kenelerle veya hasta hayvanlarla temas sonucu bulaşan, ateş ve kanamalarla seyreden, virüsten kaynaklanan bir hastalık olduğunu ifade etti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_rqoROgaNkOQkC0imjrc-g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yapılan açıklamada, Türkiye'de ilk kez 2002 yılında Tokat ve çevresinde görülen bu hastalığın Erzurum'un da içinde yer aldığı bölgede sıkça görüldüğü ifade edilerek, "KKKA, kenelerin görülmeye başlandığı ilkbahar ve yaz aylarında (Nisan-Ekim) daha sık görülür.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Vf7zwvcQ_UiqhVr4wZUIJQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bulaşma kene ısırığıyla en yaygın bulaşma şeklidir. Hasta hayvanlarla temas; Büyükbaş ve küçükbaş hayvanların kanı, eti, idrarı ve vücut sıvıları ile temas sonucunda da bulaş olabilmektedir. İnsandan insana; Hasta kişilerin kanı, idrarı, tükürüğü, kusmuğu veya diğer vücut sıvıları ile korunmasız temas sonucunda bulaşabilir. En çok sağlık çalışanları risk altındadır" denildi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RiaaNqk_SEGo1SrIYq0x_g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kırım Kongo kanamalı ateşinin belirtiler ise şöyle sıralandı; "Kenenin ısırmasından sonra 1-3 gün (en fazla 9 gün) içinde, hastalıklı kana/sıvıya temas sonrası ise 5-6 gün (en fazla 13 gün) içinde başlar. Ani başlayan ateş, şiddetli baş ağrısı, kas ve eklem ağrıları, halsizlik, iştahsızlık, bulantı, kusma, karın ağrısı, ishal şikayetler arasındadır. İlerleyen günlerde ise burun, diş eti, cilt altı kanamaları, idrarda ve dışkıda kan, deride morarma, karaciğer ve böbrek yetmezliği gelişebilir. Geç tanı koyulursa ölüm ihtimali artar. Ne yazık ki tedavi için özel bir ilacı yoktur. Hekim, hastanın durumuna göre tedaviyi düzenler. Bu nedenle hastalıktan korunmak çok önemlidir"</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vtV70T9M70mQrwEyCOxPjg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Pikniğe/tarlaya giderken uzun kollu kıyafet, pantolon ve çizme/tulum giyilmelidir. Pantolon paçaları çorap içine sokulmalıdır. Kene bulunan yerlerden dönüldüğünde kulak arkası, koltuk altları, kasıklar ve diz arkası dâhil tüm vücut kontrol edilmelidir. Kene varsa keneyi ezmeden, döndürmeden, cımbız veya eldivenle çıkarılmalıdır. Eğer çıkarılamıyorsa en yakın sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Kene çıkarıldıktan sonra o bölge antiseptikle (kolonya örneğin) temizlenmelidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/H3pHX9uGEEqXP8rqP0erTw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kenelerin üzerine sigara basmak, kolonya veya gaz yağı gibi maddeler dökmek; kenenin kasılmasına ve taşıdığı mikropları vücuda aktarmasına neden olabileceğinden, bu tür uygulamalardan kesinlikle kaçınılmalıdır. Hayvanların kanıyla veya dokusuyla direkt temastan kaçınılmalıdır. Kene teması sonrasındaki 10 gün içinde ateş, kas ağrısı, kanama gibi şikayetler gelişirse mutlaka en yakın sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Sağlık çalışanına kene teması mutlaka söylenmelidir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Cam şişelerde mikroplastik oranı daha yüksek çıktı</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/cam-siselerde-mikroplastik-orani-daha-yuksek-cikti</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/cam-siselerde-mikroplastik-orani-daha-yuksek-cikti</guid>
<description><![CDATA[ Fransız araştırmacılar, cam şişelerde satılan içeceklerin plastik şişelere kıyasla daha fazla mikroplastik içerdiğini keşfetti. Bulgulara göre bu durum, kapaklardan kaynaklanıyor.Fransa’nın gıda güvenliği ajansı ANSES’in yayımladığı yeni bir araştırmaya göre, cam şişelerde satılan içecekler (su, gazlı içecekler ve alkol de dahil) plastik şişelere kıyasla daha fazla mikroplastik içeriyor.  Bu şaşırtıcı bulgu, mikroplastiklerin yayılımı üzerine yapılan çalışmalara önemli bir katkı olabilir. Mikroskobik ve genellikle görünmeyen bu plastik parçacıklar, soluduğumuz havadan yediğimiz yiyeceklere ve hatta insan vücudunun çeşitli bölgelerine kadar her yerde tespit ediliyor. Mikroplastiklerin insan sağlığına doğrudan zarar verdiğine dair kesin bir kanıt henüz yok, ancak bu konudaki araştırmalar hız kazanıyor.LİTRE BAŞINA 100 PARÇACIKAFP’ye konuşan ANSES araştırma direktörü Guillaume Duflos, araştırma kapsamında Fransa’da satılan farklı içeceklerdeki mikroplastik miktarlarını ve bu miktarın kullanılan şişe türüne göre nasıl değiştiğini incelediklerini belirtti. Elde edilen sonuçlara göre, cam şişelerde satılan gazlı içecekler, limonatalar, buzlu çaylar ve biralarda litre başına ortalama 100 mikroplastik parçacık bulundu. Bu oran, plastik şişe veya metal kutulardaki miktarın 5 ila 50 katı arasında. &quot;Tam tersi bir sonuç bekliyorduk&quot; diyen doktora öğrencisi Iseline Chaib, çıkan parçacıkların camdan değil, şişe kapaklarının dış yüzeyindeki boyadan kaynaklandığını fark ettiklerini aktardı. Bu boyaların renginin, şeklinin ve polimer yapısının örneklerdeki mikroplastiklerle birebir örtüştüğü belirtildi. ANSES’e göre, şişe kapaklarında gözle görülmeyen minik çizikler oluşuyor ve bu da sürtünmeden kaynaklı olarak mikroplastiklerin şişe kapağı yüzeyine yayılmasına neden oluyor.SU DAHA AZ ETKİLENMİŞSularda ise tüm şişe türlerinde mikroplastik oranı görece düşük çıktı. Cam şişede litre başına 4.5, plastik şişede ise sadece 1.6 parçacık tespit edildi. Ancak gazlı içeceklerde litre başına 30 mikroplastik, limonatalarda 40, birada ise 60 parçacık bulundu.MİKROPLASTİKLER ZARARLI MI?ANSES, şu anda mikroplastiklerin insanlar için ne kadarının toksik olduğunu gösteren kesin bir referans bulunmadığını belirtiyor. Bu yüzden açıklanan oranların sağlık açısından risk oluşturup oluşturmadığını söylemek zor. Ancak iyi haber şu ki içecek üreticileri bu kirliliği azaltmak için şişe kapaklarında basit temizlik yöntemleri uygulayabilir. Kurumun denediği bir yöntem, kapakların önce hava üflenerek, ardından su ve alkolle temizlenmesini içeriyordu. Yöntem mikroplastik bulaşmasını yüzde 60 oranında azalttı. Araştırmadan elde edilen bulgular hakemli bilimsel dergi Journal of Food Composition and Analysis’te yayınlanan bir makalede sunuldu.  ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VzG32JeTuEO-_lgGV_eT5w.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:54:11 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Cam, şişelerde, mikroplastik, oranı, daha, yüksek, çıktı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VzG32JeTuEO-_lgGV_eT5w.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both&ampv=20250624152134448" class="type:primaryImage" alt="Cam şişelerde mikroplastik oranı daha yüksek çıktı"><p>Fransız araştırmacılar, cam şişelerde satılan içeceklerin plastik şişelere kıyasla daha fazla mikroplastik içerdiğini keşfetti. Bulgulara göre bu durum, kapaklardan kaynaklanıyor.</p><p>Fransa’nın gıda güvenliği ajansı ANSES’in yayımladığı yeni bir araştırmaya göre, cam şişelerde satılan içecekler (su, gazlı içecekler ve alkol de dahil) plastik şişelere kıyasla daha fazla mikroplastik içeriyor.  Bu şaşırtıcı bulgu, mikroplastiklerin yayılımı üzerine yapılan çalışmalara önemli bir katkı olabilir. </p><p>Mikroskobik ve genellikle görünmeyen bu plastik parçacıklar, soluduğumuz havadan yediğimiz yiyeceklere ve hatta insan vücudunun çeşitli bölgelerine kadar her yerde tespit ediliyor. Mikroplastiklerin insan sağlığına doğrudan zarar verdiğine dair kesin bir kanıt henüz yok, ancak bu konudaki araştırmalar hız kazanıyor.</p><h3>LİTRE BAŞINA 100 PARÇACIK</h3><p>AFP’ye konuşan ANSES araştırma direktörü Guillaume Duflos, araştırma kapsamında Fransa’da satılan farklı içeceklerdeki mikroplastik miktarlarını ve bu miktarın kullanılan şişe türüne göre nasıl değiştiğini incelediklerini belirtti. </p><p>Elde edilen sonuçlara göre, cam şişelerde satılan gazlı içecekler, limonatalar, buzlu çaylar ve biralarda litre başına ortalama 100 mikroplastik parçacık bulundu. Bu oran, plastik şişe veya metal kutulardaki miktarın 5 ila 50 katı arasında. </p><p>"Tam tersi bir sonuç bekliyorduk" diyen doktora öğrencisi Iseline Chaib, çıkan parçacıkların camdan değil, şişe kapaklarının dış yüzeyindeki boyadan kaynaklandığını fark ettiklerini aktardı. Bu boyaların renginin, şeklinin ve polimer yapısının örneklerdeki mikroplastiklerle birebir örtüştüğü belirtildi. </p><p>ANSES’e göre, şişe kapaklarında gözle görülmeyen minik çizikler oluşuyor ve bu da sürtünmeden kaynaklı olarak mikroplastiklerin şişe kapağı yüzeyine yayılmasına neden oluyor.</p><h3>SU DAHA AZ ETKİLENMİŞ</h3><p>Sularda ise tüm şişe türlerinde mikroplastik oranı görece düşük çıktı. Cam şişede litre başına 4.5, plastik şişede ise sadece 1.6 parçacık tespit edildi. </p><p>Ancak gazlı içeceklerde litre başına 30 mikroplastik, limonatalarda 40, birada ise 60 parçacık bulundu.</p><h3>MİKROPLASTİKLER ZARARLI MI?</h3><p>ANSES, şu anda mikroplastiklerin insanlar için ne kadarının toksik olduğunu gösteren kesin bir referans bulunmadığını belirtiyor. Bu yüzden açıklanan oranların sağlık açısından risk oluşturup oluşturmadığını söylemek zor. </p><p>Ancak iyi haber şu ki içecek üreticileri bu kirliliği azaltmak için şişe kapaklarında basit temizlik yöntemleri uygulayabilir. Kurumun denediği bir yöntem, kapakların önce hava üflenerek, ardından su ve alkolle temizlenmesini içeriyordu. Yöntem mikroplastik bulaşmasını yüzde 60 oranında azalttı. </p><p>Araştırmadan elde edilen bulgular hakemli bilimsel dergi Journal of Food Composition and Analysis’te yayınlanan bir makalede sunuldu. </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>&amp;quot;Sağlıkta yeni dönem&amp;quot;: TBMM&amp;apos;ye sunuldu</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/saglikta-yeni-doenem-tbmmye-sunuldu</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/saglikta-yeni-doenem-tbmmye-sunuldu</guid>
<description><![CDATA[ Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, &quot;Bugün tarihi bir gün&quot; diyerek TBMM&#039;ye sunulacak yasa değişikliği teklifiyle sağlık sisteminde yapılacak değişiklikleri açıkladı.Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, sosyal medya hesabından TBMM&#039;ye sunulacak sağlık sistemine ilişkin yeni yasa değişikliği teklifinin ayrıntılarını paylaştı.  Memişoğlu, &quot;Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulan yasa değişikliği teklifi ile sağlıkta yeni bir dönemin kapıları aralanacak. Çok kısa bir süre içinde yeni bir dönem başlayacak. Sağlık sistemimizi ileri taşıyacak bir dizi köklü değişiklik hayata geçirilecek.&quot; dedi.   İşte yapılması planlanan değişiklikler:﻿Organ bağışında dijital başvuru imkânının sunulduğu ve bağışçı kararının esas alındığı yeni bir yapıya kavuşulacak.  Özel hastane kadrosunda çalışan hekimlerin iki sağlık kuruluşunda hizmet sunabilmesi mümkün olacak. Kazançları hem kıdem tazminatlarına hem de emeklilik kazanımlarına yansıyacak.  Sağlık hizmetleri yeni sağlık meslek tanımlarıyla güçlendirilecek ve optisyenlerin meslek örgütleri aktif hâle getirilecek.  Tıbbi işlem ve uygulamalar için hasta ve hasta yakınlarının onayı artık dijital ortamda alınabilecek. Onay süreçleri daha pratik biçimde tamamlanarak acil vakalarda ve uzaktan sağlık hizmeti sunumunda kolaylık sağlanacak.  İlaç tedarik zinciri ve tıbbi cihaz alanlarında denetimler artırılarak bir dizi yeni güvenlik adımı hayata geçirilecek.  Özel sağlık kurum ve kuruluşlarının tanıtım ve bilgilendirme faaliyetleri daha sıkı biçimde takip edilecek. Aldatıcı ve yanıltıcı tanıtım/reklam faaliyetlerinde bulunarak ticari kazanç elde etmek isteyenlere geçit verilmeyecek.  Sürdürülebilir ve kontrollü üretim modeliyle tıbbi kenevirden elde edilen ilaçların, özel tıbbi amaçlı gıdaların ve kişisel bakım ürünlerinin üretimi ve satışı daha sıkı kurallara bağlanacak. Ruhsatlandırma ve takip işlemleri yalnızca Bakanlığımızca yürütülecek. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AXMRnw9BZ0eHY3oJfYa_vw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:54:11 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sağlıkta, yeni, dönem:, TBMMye, sunuldu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AXMRnw9BZ0eHY3oJfYa_vw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Sağlıkta yeni dönem"><p>Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, "Bugün tarihi bir gün" diyerek TBMM'ye sunulacak yasa değişikliği teklifiyle sağlık sisteminde yapılacak değişiklikleri açıkladı.</p><p>Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, sosyal medya hesabından TBMM'ye sunulacak sağlık sistemine ilişkin yeni yasa değişikliği teklifinin ayrıntılarını paylaştı.  Memişoğlu, "Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulan yasa değişikliği teklifi ile sağlıkta yeni bir dönemin kapıları aralanacak. Çok kısa bir süre içinde yeni bir dönem başlayacak. Sağlık sistemimizi ileri taşıyacak bir dizi köklü değişiklik hayata geçirilecek." dedi.   <strong>İşte yapılması planlanan değişiklikler:</strong></p><p><span data-mce-bogus="1">﻿Organ bağışında dijital başvuru imkânının sunulduğu ve bağışçı kararının esas alındığı yeni bir yapıya kavuşulacak.  Özel hastane kadrosunda çalışan hekimlerin iki sağlık kuruluşunda hizmet sunabilmesi mümkün olacak. Kazançları hem kıdem tazminatlarına hem de emeklilik kazanımlarına yansıyacak.  Sağlık hizmetleri yeni sağlık meslek tanımlarıyla güçlendirilecek ve optisyenlerin meslek örgütleri aktif hâle getirilecek.  Tıbbi işlem ve uygulamalar için hasta ve hasta yakınlarının onayı artık dijital ortamda alınabilecek. Onay süreçleri daha pratik biçimde tamamlanarak acil vakalarda ve uzaktan sağlık hizmeti sunumunda kolaylık sağlanacak.  İlaç tedarik zinciri ve tıbbi cihaz alanlarında denetimler artırılarak bir dizi yeni güvenlik adımı hayata geçirilecek.  Özel sağlık kurum ve kuruluşlarının tanıtım ve bilgilendirme faaliyetleri daha sıkı biçimde takip edilecek. Aldatıcı ve yanıltıcı tanıtım/reklam faaliyetlerinde bulunarak ticari kazanç elde etmek isteyenlere geçit verilmeyecek.  Sürdürülebilir ve kontrollü üretim modeliyle tıbbi kenevirden elde edilen ilaçların, özel tıbbi amaçlı gıdaların ve kişisel bakım ürünlerinin üretimi ve satışı daha sıkı kurallara bağlanacak. Ruhsatlandırma ve takip işlemleri yalnızca Bakanlığımızca yürütülecek.</span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Mide kanserinin 5 erken belirtisi: Sabahları ortaya çıkıyor</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/mide-kanserinin-5-erken-belirtisi-sabahlari-ortaya-cikiyor</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/mide-kanserinin-5-erken-belirtisi-sabahlari-ortaya-cikiyor</guid>
<description><![CDATA[ Mide kanserinin en erken belirtilerinden biri, özellikle sabahları mide bölgesinde ağrı veya rahatsızlık olabilir. Donuk bir ağrıyla (sürekli) veya üst karnınızda yanma hissiyle uyanabilirsiniz. Bu ağrı bazen hazımsızlık veya mide ekşimesi gibi hissedilebilir. İşte mide kanserinin erken belirtileriMide kanseri olarak da bilinen mide kanseri, mide astarında gelişen kötü huylu bir tümördür. Mide kanserlerinin çoğu, midenin iç astarındaki hücrelerde başlayan adenokarsinomlardır. Bu rahatsızlık tüm kanserler gibi bir nebze tedavi edilebilir olsa da, genellikle erken evrelerde teşhis edilmez ve tespit edildiğinde genellikle çok geçtir. Ancak, özellikle ailenizde kanser varsa, dikkat etmeniz gereken bazı temel belirtiler vardır. İşte sabahları ortaya çıkabilen mide kanserinin 5 belirtisi, ancak bunlar hastalığa özgü değildir...Mide kanserinin en erken belirtilerinden biri, özellikle sabahları mide bölgesinde ağrı veya rahatsızlık olabilir. Donuk bir ağrı (sürekli) veya üst karnınızda yanma hissi ile uyanabilirsiniz. Bu ağrı bazen hazımsızlık veya mide ekşimesi gibi hissedilebilir, ancak normal ilaçlarla geçmez.Ağrı, tümörün veya kanserli büyümenin mide astarını tahriş etmesi nedeniyle oluşur. Sabahları, mideniz boşken, bu rahatsızlık daha güçlü hissedilebilir. Haftalarca süren her sabah inatçı mide ağrısı fark ederseniz, bir doktora görünmeniz önemlidir.Mide bulantısı ve kusma, birçok mide sorununun yaygın belirtileridir, ancak sabahları düzenli olarak hasta hissediyorsanız veya kusuyorsanız, bu mide kanserinin bir uyarı işareti olabilir. Bunun nedeni, tümörün yiyeceklerin geçişini tıkaması veya yavaşlatması, tokluk hissi ve mide bulantısına neden olmasıdır.Sabah kusması, midede gece boyunca asit birikmesiyle de bağlantılı olabilir. Kusmukta kan veya koyu kahve telvesi benzeri bir madde görürseniz, mümkün olan en kısa sürede bir doktora danışın.Sabah aç hissetmiyorsanız veya az miktarda yedikten sonra çok çabuk doyuyorsanız (veya yedikten sonra kusuyorsanız), bu mide kanseri belirtisi olabilir. Tümör, midenizin nasıl esnediğini ve yiyecekleri nasıl boşalttığını etkileyerek, normalden daha erken doymanızı sağlayabilir.Bu iştahsızlık genellikle çaba sarf etmeden kilo kaybına yol açar. Sabah daha az yediğinizi ve herhangi bir açık neden olmadan kilo verdiğinizi fark ederseniz, bir sağlık uzmanına görünmeniz önemlidir.Mide kanseri olan birçok kişi, özellikle vücudun oruç tuttuğu sabahın erken saatlerinde kilo kaybı ve halsizlik yaşar. Bunun nedeni, kanserin vücudunuzun besinleri düzgün bir şekilde emme yeteneğini etkilemesidir.
Eğer zayıf veya yorgun hissederek uyanırsanız ve kıyafetlerinizin bollaştığını veya vücudunuzun diyet yapmadan daha ince olduğunu fark ederseniz, bu mide kanseri belirtisi olabilir. Hızlı ve açıklama yapılmadan gerçekleşen kilo kaybı asla göz ardı edilmemelidir.Dikkat etmeniz gereken bir diğer önemli işaret dışkınızda kan olması veya çok koyu veya katran gibi görünen dışkıdır. Bu, tümör mide içinde kanarsa olabilir. Bazen bu kanama çıplak gözle görülemez ancak dışkının siyaha dönmesine neden olabilir. Ancak bu belirtileri göz ardı etmemeniz önemlidir.Bunu sabah tuvalete ilk gittiğinizde daha fazla fark edebilirsiniz. Kan veya koyu renkli dışkı görürseniz, acil tıbbi müdahale gerektiren ciddi bir işarettir.Bu bilgiler internet araştırmalarına dayanmaktadır ve yalnızca genel bilgi amaçlıdır. Profesyonel tıbbi tavsiyenin yerine geçmemelidir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yrV78dSUDU6t9EW5Bc_FPg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:54:11 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Mide, kanserinin, erken, belirtisi:, Sabahları, ortaya, çıkıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yrV78dSUDU6t9EW5Bc_FPg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Mide kanserinin 5 erken belirtisi: Sabahları ortaya çıkıyor"><p>Mide kanserinin en erken belirtilerinden biri, özellikle sabahları mide bölgesinde ağrı veya rahatsızlık olabilir. Donuk bir ağrıyla (sürekli) veya üst karnınızda yanma hissiyle uyanabilirsiniz. Bu ağrı bazen hazımsızlık veya mide ekşimesi gibi hissedilebilir. İşte mide kanserinin erken belirtileri</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bmEadSwKjU2RfdTv6c0onQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mide kanseri olarak da bilinen mide kanseri, mide astarında gelişen kötü huylu bir tümördür. Mide kanserlerinin çoğu, midenin iç astarındaki hücrelerde başlayan adenokarsinomlardır. Bu rahatsızlık tüm kanserler gibi bir nebze tedavi edilebilir olsa da, genellikle erken evrelerde teşhis edilmez ve tespit edildiğinde genellikle çok geçtir. Ancak, özellikle ailenizde kanser varsa, dikkat etmeniz gereken bazı temel belirtiler vardır. İşte sabahları ortaya çıkabilen mide kanserinin 5 belirtisi, ancak bunlar hastalığa özgü değildir...</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2ovd5kN6J0eVEDUJMN5AjQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mide kanserinin en erken belirtilerinden biri, özellikle sabahları mide bölgesinde ağrı veya rahatsızlık olabilir. Donuk bir ağrı (sürekli) veya üst karnınızda yanma hissi ile uyanabilirsiniz. Bu ağrı bazen hazımsızlık veya mide ekşimesi gibi hissedilebilir, ancak normal ilaçlarla geçmez.Ağrı, tümörün veya kanserli büyümenin mide astarını tahriş etmesi nedeniyle oluşur. Sabahları, mideniz boşken, bu rahatsızlık daha güçlü hissedilebilir. Haftalarca süren her sabah inatçı mide ağrısı fark ederseniz, bir doktora görünmeniz önemlidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/msLy_ryavEiuVpoq_WSjFQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mide bulantısı ve kusma, birçok mide sorununun yaygın belirtileridir, ancak sabahları düzenli olarak hasta hissediyorsanız veya kusuyorsanız, bu mide kanserinin bir uyarı işareti olabilir. Bunun nedeni, tümörün yiyeceklerin geçişini tıkaması veya yavaşlatması, tokluk hissi ve mide bulantısına neden olmasıdır.Sabah kusması, midede gece boyunca asit birikmesiyle de bağlantılı olabilir. Kusmukta kan veya koyu kahve telvesi benzeri bir madde görürseniz, mümkün olan en kısa sürede bir doktora danışın.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/E3Bsfh9K0kmOqQA_X17vHA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sabah aç hissetmiyorsanız veya az miktarda yedikten sonra çok çabuk doyuyorsanız (veya yedikten sonra kusuyorsanız), bu mide kanseri belirtisi olabilir. Tümör, midenizin nasıl esnediğini ve yiyecekleri nasıl boşalttığını etkileyerek, normalden daha erken doymanızı sağlayabilir.Bu iştahsızlık genellikle çaba sarf etmeden kilo kaybına yol açar. Sabah daha az yediğinizi ve herhangi bir açık neden olmadan kilo verdiğinizi fark ederseniz, bir sağlık uzmanına görünmeniz önemlidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4SOaw-mzB02J1XJ_ML_1fg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mide kanseri olan birçok kişi, özellikle vücudun oruç tuttuğu sabahın erken saatlerinde kilo kaybı ve halsizlik yaşar. Bunun nedeni, kanserin vücudunuzun besinleri düzgün bir şekilde emme yeteneğini etkilemesidir.
Eğer zayıf veya yorgun hissederek uyanırsanız ve kıyafetlerinizin bollaştığını veya vücudunuzun diyet yapmadan daha ince olduğunu fark ederseniz, bu mide kanseri belirtisi olabilir. Hızlı ve açıklama yapılmadan gerçekleşen kilo kaybı asla göz ardı edilmemelidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/p1-EHrgUTUapSkIkOit1Ig.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dikkat etmeniz gereken bir diğer önemli işaret dışkınızda kan olması veya çok koyu veya katran gibi görünen dışkıdır. Bu, tümör mide içinde kanarsa olabilir. Bazen bu kanama çıplak gözle görülemez ancak dışkının siyaha dönmesine neden olabilir. Ancak bu belirtileri göz ardı etmemeniz önemlidir.Bunu sabah tuvalete ilk gittiğinizde daha fazla fark edebilirsiniz. Kan veya koyu renkli dışkı görürseniz, acil tıbbi müdahale gerektiren ciddi bir işarettir.Bu bilgiler internet araştırmalarına dayanmaktadır ve yalnızca genel bilgi amaçlıdır. Profesyonel tıbbi tavsiyenin yerine geçmemelidir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Zayıflama çaylarına dikkat! Artık marketlerde satılmayacak</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/zayiflama-caylarina-dikkat-artik-marketlerde-satilmayacak</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/zayiflama-caylarina-dikkat-artik-marketlerde-satilmayacak</guid>
<description><![CDATA[ Zayıflamak için tüketilen bitkisel çayların neden olduğu rahatsızlıklardan dolayı Sağlık Bakanlığı harekete geçti. Artık diyet çayları marketlerde satılmayacak. Haber: Sena Kiper SıtacıBilinçsizce kullanılan diyet çaylar aslında hiç de masum değil.  Aksaray&#039;da 24 yaşındaki bir kadın zayıflamak için içtiği bitki çaylarından dolayı karaciğer yetmezliği nedeniyle komaya girdi. Bu durum Sağlık Bakanlığı&#039;nı harekete geçirdi.ARTIK MARKETLERDE SATIŞI YASAKLANACAK  Daha hızlı zayıflamak amacıyla kullanılan diyet çayları artık marketlerde satılmayacak. TBMM&#039;ye sunulacak yasa değişikliği teklifiyle diyet çayları sadece eczanelerde satılabilecek.   Bakanlık onaylı ürünlerin eczanelerde satıldığını belirten eczacılar, kulaktan dolma bilgilerle hareket edilmemesi gerektiğini vurguluyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/b2_42wdmBU2JCDDfg6QqDw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:54:10 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Zayıflama, çaylarına, dikkat, Artık, marketlerde, satılmayacak</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/b2_42wdmBU2JCDDfg6QqDw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Zayıflama çaylarına dikkat!"><p>Zayıflamak için tüketilen bitkisel çayların neden olduğu rahatsızlıklardan dolayı Sağlık Bakanlığı harekete geçti. Artık diyet çayları marketlerde satılmayacak. Haber: Sena Kiper Sıtacı</p><p>Bilinçsizce kullanılan diyet çaylar aslında hiç de masum değil.  Aksaray'da 24 yaşındaki bir kadın zayıflamak için içtiği bitki çaylarından dolayı karaciğer yetmezliği nedeniyle komaya girdi. Bu durum Sağlık Bakanlığı'nı harekete geçirdi.</p><p><strong>ARTIK MARKETLERDE SATIŞI YASAKLANACAK</strong>  Daha hızlı zayıflamak amacıyla kullanılan diyet çayları artık marketlerde satılmayacak. TBMM'ye sunulacak yasa değişikliği teklifiyle diyet çayları sadece eczanelerde satılabilecek.   Bakanlık onaylı ürünlerin eczanelerde satıldığını belirten eczacılar, kulaktan dolma bilgilerle hareket edilmemesi gerektiğini vurguluyor.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Beslenme uzmanı &amp;quot;kahvaltıda asla yemeyin&amp;quot; dedi: En sık tüketilen besinlerden biri</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/beslenme-uzmani-kahvaltida-asla-yemeyin-dedi-en-sik-tuketilen-besinlerden-biri</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/beslenme-uzmani-kahvaltida-asla-yemeyin-dedi-en-sik-tuketilen-besinlerden-biri</guid>
<description><![CDATA[ Kahvaltı günün en önemli öğünlerinden biri. Gün boyu enerjik ve zinde olmak için kahvaltıda sağlıklı besinleri tercih etmeniz gerekiyor. Beslenme uzmanları özellikle kahvaltıda tüketilmemesi gereken bazı popüler besinlerin olduğunu söylüyor.Beslenme Uzmanı Nichola Ludlam Raine, sabah kahvaltısında sağlığı olumsuz etkileyen besinlere dikkat çekti. Ludlam Raine, özellikle çikolatalı krema gibi yüksek şeker ve yağ içeren sürme ürünlerinin, kahvaltının faydasını azaltan en büyük yanlışlardan biri olduğunu açıkladı.Uzman, İngilizlerin en çok tercih ettiği kahvaltılıkların sağlıksız içeriklere sahip olduğunu vurgulayarak, beyaz tost ve işlenmiş tahıllı gevreklerin yüksek oranda şeker ve düşük lif barındırdığını belirtti. Örneğin, bir kase işlenmiş mısır gevreğinde 14 çay kaşığı şeker, pastırmalı sandviçte ise 16 gram yağ bulunabiliyor.Nichola Ludlam Raine, kahvaltı seçimlerinde lif, protein ve düşük glisemik indeksli (GI) ürünlere yönelmenin önemine dikkat çekti. “Tereyağlı beyaz ekmek veya şekerli sürmeler yerine, ekşi mayalı veya tam buğday ekmeği tercih edin. Sağlıklı yağ ve protein için fındık ezmesi ekleyin, şeker oranı düşük ve yüksek meyve içeren reçelleri seçin,” diye önerdi.Uzman ayrıca, muz ve çilek gibi taze meyvelerle zenginleştirilmiş kahvaltıların tokluk süresini uzatacağını, enerji ve konsantrasyonu artıracağını belirtti. “Hastalarıma her zaman karışık tohumlardan oluşan bir ‘çeşitlilik kavanozu’ bulundurmalarını tavsiye ediyorum. Bu, tost, yoğurt ve yulaf lapası gibi kahvaltılara kolayca eklenebilir,” dedi.Araştırmalar, İngilizlerin yüzde 31’inin halen tam İngiliz kahvaltısını tercih ettiğini, ancak yüzde 32’sinin kahvaltı seçimleri konusunda zaman zaman suçluluk duyduğunu ortaya koydu. Dahası, dörtte biri kahvaltının sağlık açısından iyi olup olmadığını nadiren düşünüyor; kolaylık ve alışkanlık öncelikli tercihler olarak öne çıkıyor.Nichola Ludlam Raine, kahvaltının tamamen vazgeçilmesi gerekmediğini, ancak daha sağlıklı alternatiflerle uyarlanması gerektiğini söyledi. “Sosis yerine tavuk veya ızgara yumurta, domates, mantar ve sotelenmiş ıspanak ekleyin. Tam tahıllı ekmek kullanın, tuzu ve şekeri azaltılmış pişmiş fasulyeyi tercih edin,” diye ekledi.Uzman, kahvaltıda yavaş ve bilinçli yemek yemenin sindirim ve tokluk sinyallerinin algılanması için kritik olduğunu vurguladı. “Çok hızlı yemek, sindirimi zorlaştırır, kısa sürede yorgunluk ve aşırı yemeğe neden olabilir,” dedi.Araştırmada, yetişkinlerin yüzde 85’i sağlıklı kahvaltının önemini kabul ederken, sadece yüzde 48’i düzenli olarak sağlıklı kahvaltı yaptığını belirtti. Ayrıca, yüzde 53’ünün haftada birkaç kez işlenmiş ve ultra işlenmiş gıdalar tükettiği ortaya çıktı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6664O2LycUOjl9VBHDOk9Q.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:54:10 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Beslenme, uzmanı, kahvaltıda, asla, yemeyin, dedi:, sık, tüketilen, besinlerden, biri</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6664O2LycUOjl9VBHDOk9Q.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Beslenme uzmanı " kahvalt asla yemeyin dedi: en s t besinlerden biri><p>Kahvaltı günün en önemli öğünlerinden biri. Gün boyu enerjik ve zinde olmak için kahvaltıda sağlıklı besinleri tercih etmeniz gerekiyor. Beslenme uzmanları özellikle kahvaltıda tüketilmemesi gereken bazı popüler besinlerin olduğunu söylüyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gP9e22F2yke6Ge1yp0q82Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Beslenme Uzmanı Nichola Ludlam Raine, sabah kahvaltısında sağlığı olumsuz etkileyen besinlere dikkat çekti. Ludlam Raine, özellikle çikolatalı krema gibi yüksek şeker ve yağ içeren sürme ürünlerinin, kahvaltının faydasını azaltan en büyük yanlışlardan biri olduğunu açıkladı.Uzman, İngilizlerin en çok tercih ettiği kahvaltılıkların sağlıksız içeriklere sahip olduğunu vurgulayarak, beyaz tost ve işlenmiş tahıllı gevreklerin yüksek oranda şeker ve düşük lif barındırdığını belirtti. Örneğin, bir kase işlenmiş mısır gevreğinde 14 çay kaşığı şeker, pastırmalı sandviçte ise 16 gram yağ bulunabiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yn7SIPcNzEi0Cf6a_0lfrA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Nichola Ludlam Raine, kahvaltı seçimlerinde lif, protein ve düşük glisemik indeksli (GI) ürünlere yönelmenin önemine dikkat çekti. “Tereyağlı beyaz ekmek veya şekerli sürmeler yerine, ekşi mayalı veya tam buğday ekmeği tercih edin. Sağlıklı yağ ve protein için fındık ezmesi ekleyin, şeker oranı düşük ve yüksek meyve içeren reçelleri seçin,” diye önerdi.Uzman ayrıca, muz ve çilek gibi taze meyvelerle zenginleştirilmiş kahvaltıların tokluk süresini uzatacağını, enerji ve konsantrasyonu artıracağını belirtti. “Hastalarıma her zaman karışık tohumlardan oluşan bir ‘çeşitlilik kavanozu’ bulundurmalarını tavsiye ediyorum. Bu, tost, yoğurt ve yulaf lapası gibi kahvaltılara kolayca eklenebilir,” dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zHtHXJDSD0OqMNxDqmdBJw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırmalar, İngilizlerin yüzde 31’inin halen tam İngiliz kahvaltısını tercih ettiğini, ancak yüzde 32’sinin kahvaltı seçimleri konusunda zaman zaman suçluluk duyduğunu ortaya koydu. Dahası, dörtte biri kahvaltının sağlık açısından iyi olup olmadığını nadiren düşünüyor; kolaylık ve alışkanlık öncelikli tercihler olarak öne çıkıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dw80d5OOB0K2Gxtnmtgvhg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Nichola Ludlam Raine, kahvaltının tamamen vazgeçilmesi gerekmediğini, ancak daha sağlıklı alternatiflerle uyarlanması gerektiğini söyledi. “Sosis yerine tavuk veya ızgara yumurta, domates, mantar ve sotelenmiş ıspanak ekleyin. Tam tahıllı ekmek kullanın, tuzu ve şekeri azaltılmış pişmiş fasulyeyi tercih edin,” diye ekledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rP7mTaj-3E-PFDK3WtQh4A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzman, kahvaltıda yavaş ve bilinçli yemek yemenin sindirim ve tokluk sinyallerinin algılanması için kritik olduğunu vurguladı. “Çok hızlı yemek, sindirimi zorlaştırır, kısa sürede yorgunluk ve aşırı yemeğe neden olabilir,” dedi.Araştırmada, yetişkinlerin yüzde 85’i sağlıklı kahvaltının önemini kabul ederken, sadece yüzde 48’i düzenli olarak sağlıklı kahvaltı yaptığını belirtti. Ayrıca, yüzde 53’ünün haftada birkaç kez işlenmiş ve ultra işlenmiş gıdalar tükettiği ortaya çıktı.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Smoothieler mi, meyve suyu mu: Hangisi daha sağlıklı?</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/smoothieler-mi-meyve-suyu-mu-hangisi-daha-saglikli</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/smoothieler-mi-meyve-suyu-mu-hangisi-daha-saglikli</guid>
<description><![CDATA[ Günlük beslenmede sıkça tercih edilen smoothieler ve meyve suları arasında dikkat çeken farklar bulunuyor. Uzmanlara göre, lif oranı, şeker emilimi, tokluk süresi ve sindirim sağlığı, tercih yaparken kritik rol oynuyor.Bütün meyve ve sebzelerden hazırlanan smoothieler, posa, kabuk, çekirdek ve lifleri koruduğu için sindirimi kolaylaştırıyor. Kan şekerinin dengelenmesine katkı sağlıyor, bağırsak sağlığını koruyor. Buna karşılık meyve suları, işlem sırasında lifinin büyük kısmını kaybederek yalnızca sıvı şeker sunuyor.Lifsiz meyve suları, şekerin kana hızlı karışmasına neden oluyor, ani kan şekeri yükselmelerine ve enerji düşüşlerine yol açabiliyor. Smoothieler ise lif, protein ve sağlıklı yağlarla şekerin kana daha dengeli şekilde salınmasını sağlıyor.Avrupa Klinik Beslenme Dergisi’nde 2025’te yayımlanan bir araştırmaya göre, çekirdekli smoothieler, kan şekerinin kontrolünde bütün meyvelere göre %57’ye kadar daha iyi performans gösterdi.Meyve suları, vitamin, mineral ve antioksidanlarda yoğun bir içerik sunarken, lif eksikliği bu bileşenlerin etkisini azaltabiliyor. Smoothieler ise hem antioksidanlara hem de liflere yer vererek, sindirimin yanında metabolik sağlığa da katkıda bulunuyor.TOKLUK ETKİSİYoğun dokusu, protein ve lifle zenginleştirilebilmesi sayesinde smoothieler, öğün yerine tercih edilebilecek kadar doyurucu olabiliyor. Meyve suları ise düşük tokluk etkisiyle sıkça açlık ve şeker krizlerine neden olabiliyor.DİŞ SAĞLIĞIAsidik ve şekerli meyve suları, diş minesine zarar verip çürüklere zemin hazırlayabilir. Smoothielerdeki lif, çiğneme refleksini tetikleyip tükürük üretimini artırarak dişlerin korunmasına katkıda bulunabilir.Evde hazırlanan smoothieler bütçe dostu ve kişiselleştirilebilir bir alternatif sunarken, hazır meyve suları genelde şişe başı 5–9 dolar seviyesinde, özellikle de soğuk sıkım tercih edilirse, maliyetli hale geliyor.Beslenme uzmanlarına göre, smoothieler genellikle sindirime, tokluğa, metabolizmaya ve enerjiye katkıda bulunacak şekilde hazırlanabildiği için günlük tüketimde tercih edilmeli.
Meyve suları ise hızlı bir vitamin ve mineral takviyesi gerektiğinde, tercihen düşük şekerli ve sebze bazlı seçeneklerle tercih edilmeli.Smoothieler: Lif, protein ve sağlıklı yağlarla dengeli, sindirime ve kan şekerine iyi gelir.Meyve Suları: Hızlı vitamin desteği sunabilir, ancak şeker oranı genelde yüksektir.Uzmanların Tavsiyesi: Günlük tercih smoothielerden yana, meyve suları ise ara sıra iyi bir takviye olabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1dM2YZd62UW59D8xyqxUvg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:54:10 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Smoothieler, mi, meyve, suyu, mu:, Hangisi, daha, sağlıklı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1dM2YZd62UW59D8xyqxUvg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Smoothieler mi, meyve suyu mu: Hangisi daha sağlıklı?"><p>Günlük beslenmede sıkça tercih edilen smoothieler ve meyve suları arasında dikkat çeken farklar bulunuyor. Uzmanlara göre, lif oranı, şeker emilimi, tokluk süresi ve sindirim sağlığı, tercih yaparken kritik rol oynuyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Iugu44MAQE2w9CrKkWt_ug.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bütün meyve ve sebzelerden hazırlanan smoothieler, posa, kabuk, çekirdek ve lifleri koruduğu için sindirimi kolaylaştırıyor. Kan şekerinin dengelenmesine katkı sağlıyor, bağırsak sağlığını koruyor. Buna karşılık meyve suları, işlem sırasında lifinin büyük kısmını kaybederek yalnızca sıvı şeker sunuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/l00waiYnwUuEdq_E7U8qjA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Lifsiz meyve suları, şekerin kana hızlı karışmasına neden oluyor, ani kan şekeri yükselmelerine ve enerji düşüşlerine yol açabiliyor. Smoothieler ise lif, protein ve sağlıklı yağlarla şekerin kana daha dengeli şekilde salınmasını sağlıyor.Avrupa Klinik Beslenme Dergisi’nde 2025’te yayımlanan bir araştırmaya göre, çekirdekli smoothieler, kan şekerinin kontrolünde bütün meyvelere göre %57’ye kadar daha iyi performans gösterdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QcS8xptETEmUF_vDyZ0k8A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Meyve suları, vitamin, mineral ve antioksidanlarda yoğun bir içerik sunarken, lif eksikliği bu bileşenlerin etkisini azaltabiliyor. Smoothieler ise hem antioksidanlara hem de liflere yer vererek, sindirimin yanında metabolik sağlığa da katkıda bulunuyor.TOKLUK ETKİSİYoğun dokusu, protein ve lifle zenginleştirilebilmesi sayesinde smoothieler, öğün yerine tercih edilebilecek kadar doyurucu olabiliyor. Meyve suları ise düşük tokluk etkisiyle sıkça açlık ve şeker krizlerine neden olabiliyor.DİŞ SAĞLIĞIAsidik ve şekerli meyve suları, diş minesine zarar verip çürüklere zemin hazırlayabilir. Smoothielerdeki lif, çiğneme refleksini tetikleyip tükürük üretimini artırarak dişlerin korunmasına katkıda bulunabilir.Evde hazırlanan smoothieler bütçe dostu ve kişiselleştirilebilir bir alternatif sunarken, hazır meyve suları genelde şişe başı 5–9 dolar seviyesinde, özellikle de soğuk sıkım tercih edilirse, maliyetli hale geliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4PtFqmmoRkSXzgW4EBy65A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Beslenme uzmanlarına göre, smoothieler genellikle sindirime, tokluğa, metabolizmaya ve enerjiye katkıda bulunacak şekilde hazırlanabildiği için günlük tüketimde tercih edilmeli.
Meyve suları ise hızlı bir vitamin ve mineral takviyesi gerektiğinde, tercihen düşük şekerli ve sebze bazlı seçeneklerle tercih edilmeli.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uluvXjoyoU-CZVtEr1BGng.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Smoothieler: Lif, protein ve sağlıklı yağlarla dengeli, sindirime ve kan şekerine iyi gelir.Meyve Suları: Hızlı vitamin desteği sunabilir, ancak şeker oranı genelde yüksektir.Uzmanların Tavsiyesi: Günlük tercih smoothielerden yana, meyve suları ise ara sıra iyi bir takviye olabilir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sabahları salatalık ve nane suyu içince ne olur? Bilinmeyen etkileri</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/sabahlari-salatalik-ve-nane-suyu-icince-ne-olur-bilinmeyen-etkileri</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/sabahlari-salatalik-ve-nane-suyu-icince-ne-olur-bilinmeyen-etkileri</guid>
<description><![CDATA[ Gününüze salatalık ve nane ile tatlandırılmış suyla başlamak, sağlığınızı canlandırmak için ferahlatıcı ve bilimsel olarak desteklenen bir yol sunar. Bu basit alışkanlık su içmeye yardımcı olur, şişkinliği azaltır ve sindirimi destekler. İşte bilinmeyen faydaları.Sabah rutinleri günün geri kalanını belirler. İster yoga matında bir saat geçirmek, ister koşu bandında birkaç dakika koşmak, hatta detoks suyunuzu karıştırmak olsun &#039;günlük koşuya&#039; hazırlanırken günün geri kalanı için enerji seviyeniz belirlenir.
Tıpkı yarım saatlik tempolu yürüyüşün veya yapılacaklar listenizi not etmenin güne başlamanıza yardımcı olması gibi, gününüze ferahlatıcı bir bardak salatalık ve nane suyuyla başlamak da sadece spa&#039;dan ilham alan bir ritüel değil; şişkinliği hafifletmeye, su ihtiyacınızı gidermeye ve sabahınızı canlandırmaya yardımcı olabilecek, bilime dayanan basit ve keyifli bir alışkanlıktır.Salatalığın nemlendirici özellikleri ve nane&#039;nin sindirim faydalarının birleşimi, bağırsaklarınızı besleyen ve önünüzdeki gün için olumlu bir ton belirleyen güçlü bir tonik oluşturur. Peki, nasıl?Salatalık yaklaşık %95-96 oranında sudan oluşur ve bu da onları doğanın en nemlendirici yiyeceklerinden biri yapar. Gününüze bu infüzyonlu suyla başlamak, uzun bir gece orucundan sonra yeniden su içmenizi sağlar; bu da optimum sindirim için kritik önem taşır. Bu arada, salatalıklar nazik bir doğal diüretik görevi görerek idrar üretimini teşvik eder ve gece boyunca biriken fazla sodyum ve sıvıların atılmasına yardımcı olur. Bu hafif diüretik etki, su tutulmasını ve şişkinlik, şişkinlik hissini azaltmaya yardımcı olur.Nane, özellikle nane ve yeşil nane, geleneksel tıpta sindirim rahatsızlığını yatıştırdığı için kutlanır. Ana bileşeni olan mentol, gastrointestinal sistemdeki düz kasları gevşetir, spazmları hafifletir ve gazı, hazımsızlığı ve şişkinliği giderir. Sabahları nane suyu içmek, bağırsaklarınızı günün yemeklerine hazırlar ve kahvaltıdan sonraki o sıkı, şişkinlik hissini önlemenize yardımcı olur.Hem salatalık hem de nane masaya iltihap giderici ve antioksidan faydalar getirir. Salatalıklar, iltihap azaltıcı etkileri ve böbrek fonksiyonunu desteklemeleriyle bilinen flavonoidler, kukurbitasinler, silika, kuersetin ve C vitamini içerir. Nane, kendi antioksidanlarını ekleyerek bağırsak iltihabının azalmasına ve sindirimin düzenliliğinin artmasına katkıda bulunur. Birlikte, vücudunuzun oksidatif stresi yönetme yeteneğini nazikçe desteklerler, bu da genellikle rahatsızlık ve şişkinliğin altında yatar.Fiziksel faydalarının ötesinde, salatalık-nane suyu yudumlamak daha sağlıklı bir sabah rutini sağlayabilir. Bunun farkındalık ritüeli olmasına izin verin: birkaç derin nefes alın, serin infüzyonun tadını yavaşça çıkarın ve kendinize uykudan aktiviteye yavaşça geçiş izni verin. Bu günlük duraklama zihinsel berraklık oluşturur ve kasıtlı bir ton belirler. Su içmek sadece bir görev olmaktan çıkar; hem vücut hem de zihin için besin haline gelir.Bu sağlıklı yaşam alışkanlığını günlük bir ritüele dönüştürmek güzel ama basittir. Bu sihirli iksirin bir litresi için, ince dilimlenmiş, ekstra lif ve antioksidanlar için kabuğu soyulmuş bir orta boy salatalığa (mümkünse organik) ihtiyacınız olacak. Bir avuç taze nane yaprağı (karabiber veya yeşil nane) ve filtrelenmiş su alın. Ekşi bir tat için her zaman limon veya ekstra lezzet ve sindirim desteği için bir dilim zencefil ekleyebilirsiniz. Sabah içeceğinizi yapmak için sürahiye salatalık dilimleri ve nane yaprakları ekleyin. Soğuk, filtrelenmiş su dökün. En az 2 saat, ideal olarak bir gece boyunca, tatların ve besin maddelerinin emilmesi için üzerini örtün ve buzdolabında bekletin. Sabah, süzün ve gününüzün ilk saati boyunca yavaşça yudumlayın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/asZGxYM8NkulsT_x_hmeEQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:54:10 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sabahları, salatalık, nane, suyu, içince, olur, Bilinmeyen, etkileri</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/asZGxYM8NkulsT_x_hmeEQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Sabahları salatalık ve nane suyu içince ne olur? Bilinmeyen etkileri"><p>Gününüze salatalık ve nane ile tatlandırılmış suyla başlamak, sağlığınızı canlandırmak için ferahlatıcı ve bilimsel olarak desteklenen bir yol sunar. Bu basit alışkanlık su içmeye yardımcı olur, şişkinliği azaltır ve sindirimi destekler. İşte bilinmeyen faydaları.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sPILUMnON0KPm0otIfSLag.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sabah rutinleri günün geri kalanını belirler. İster yoga matında bir saat geçirmek, ister koşu bandında birkaç dakika koşmak, hatta detoks suyunuzu karıştırmak olsun 'günlük koşuya' hazırlanırken günün geri kalanı için enerji seviyeniz belirlenir.
Tıpkı yarım saatlik tempolu yürüyüşün veya yapılacaklar listenizi not etmenin güne başlamanıza yardımcı olması gibi, gününüze ferahlatıcı bir bardak salatalık ve nane suyuyla başlamak da sadece spa'dan ilham alan bir ritüel değil; şişkinliği hafifletmeye, su ihtiyacınızı gidermeye ve sabahınızı canlandırmaya yardımcı olabilecek, bilime dayanan basit ve keyifli bir alışkanlıktır.Salatalığın nemlendirici özellikleri ve nane'nin sindirim faydalarının birleşimi, bağırsaklarınızı besleyen ve önünüzdeki gün için olumlu bir ton belirleyen güçlü bir tonik oluşturur. Peki, nasıl?</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/quv8r7vNvEe7LpHnSgAWPQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Salatalık yaklaşık %95-96 oranında sudan oluşur ve bu da onları doğanın en nemlendirici yiyeceklerinden biri yapar. Gününüze bu infüzyonlu suyla başlamak, uzun bir gece orucundan sonra yeniden su içmenizi sağlar; bu da optimum sindirim için kritik önem taşır. Bu arada, salatalıklar nazik bir doğal diüretik görevi görerek idrar üretimini teşvik eder ve gece boyunca biriken fazla sodyum ve sıvıların atılmasına yardımcı olur. Bu hafif diüretik etki, su tutulmasını ve şişkinlik, şişkinlik hissini azaltmaya yardımcı olur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VXYBaazJKkSybgWTJxP4jQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Nane, özellikle nane ve yeşil nane, geleneksel tıpta sindirim rahatsızlığını yatıştırdığı için kutlanır. Ana bileşeni olan mentol, gastrointestinal sistemdeki düz kasları gevşetir, spazmları hafifletir ve gazı, hazımsızlığı ve şişkinliği giderir. Sabahları nane suyu içmek, bağırsaklarınızı günün yemeklerine hazırlar ve kahvaltıdan sonraki o sıkı, şişkinlik hissini önlemenize yardımcı olur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Rvw77E1XK0ezRvDsSLtWLg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hem salatalık hem de nane masaya iltihap giderici ve antioksidan faydalar getirir. Salatalıklar, iltihap azaltıcı etkileri ve böbrek fonksiyonunu desteklemeleriyle bilinen flavonoidler, kukurbitasinler, silika, kuersetin ve C vitamini içerir. Nane, kendi antioksidanlarını ekleyerek bağırsak iltihabının azalmasına ve sindirimin düzenliliğinin artmasına katkıda bulunur. Birlikte, vücudunuzun oksidatif stresi yönetme yeteneğini nazikçe desteklerler, bu da genellikle rahatsızlık ve şişkinliğin altında yatar.Fiziksel faydalarının ötesinde, salatalık-nane suyu yudumlamak daha sağlıklı bir sabah rutini sağlayabilir. Bunun farkındalık ritüeli olmasına izin verin: birkaç derin nefes alın, serin infüzyonun tadını yavaşça çıkarın ve kendinize uykudan aktiviteye yavaşça geçiş izni verin. Bu günlük duraklama zihinsel berraklık oluşturur ve kasıtlı bir ton belirler. Su içmek sadece bir görev olmaktan çıkar; hem vücut hem de zihin için besin haline gelir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9_qi8xDPOUGf1VI56jYG7w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu sağlıklı yaşam alışkanlığını günlük bir ritüele dönüştürmek güzel ama basittir. Bu sihirli iksirin bir litresi için, ince dilimlenmiş, ekstra lif ve antioksidanlar için kabuğu soyulmuş bir orta boy salatalığa (mümkünse organik) ihtiyacınız olacak. Bir avuç taze nane yaprağı (karabiber veya yeşil nane) ve filtrelenmiş su alın. Ekşi bir tat için her zaman limon veya ekstra lezzet ve sindirim desteği için bir dilim zencefil ekleyebilirsiniz. Sabah içeceğinizi yapmak için sürahiye salatalık dilimleri ve nane yaprakları ekleyin. Soğuk, filtrelenmiş su dökün. En az 2 saat, ideal olarak bir gece boyunca, tatların ve besin maddelerinin emilmesi için üzerini örtün ve buzdolabında bekletin. Sabah, süzün ve gününüzün ilk saati boyunca yavaşça yudumlayın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Pankreas kanseri nedeni olabilir! Uzmanlar &amp;quot;kahveyi böyle demlemeyin&amp;quot; diyor</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/pankreas-kanseri-nedeni-olabilir-uzmanlar-kahveyi-boeyle-demlemeyin-diyor</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/pankreas-kanseri-nedeni-olabilir-uzmanlar-kahveyi-boeyle-demlemeyin-diyor</guid>
<description><![CDATA[ Beslenme uzmanı, French press yöntemiyle demlenen kahvenin bazı kanser türlerine yakalanma riskini artırabileceği konusunda uyardı.Amerikalı beslenme uzmanı Rhonda Patrick, sosyal medyadan paylaştığı ve 1,9 milyondan fazla izlenme alan videosunda, kahvenin faydalı yönlerine dikkat çekerken risklerine de işaret etti. Patrick, “Kahve polifenoller açısından zengin. Bunlar, bunama riskini yüzde 50’ye kadar azaltabilen, DNA hasarını ise yüzde 23 oranında azaltabilen antioksidanlardır” dedi. Ancak kahvenin aynı zamanda, kalp hastalığı ve bazı kanser türleriyle ilişkilendirilen ‘yağda çözünen diterpenler’ de içerdiğini vurguladı.Patrick, French press, espresso, kaynatılmış kahve ve ocak üstü cihazlarda kullanılan filtresiz demleme yöntemlerinin, bu bileşikleri kahveye aktardığını söyledi.Uzun dönemde yüksek seviyedeki diterpen maruziyetinin pankreas ve gırtlak kanseri riskini artırabileceği uyarısında bulundu. Ayrıca, diterpenlerin kötü kolesterolü (LDL) sadece birkaç hafta içinde yükseltebildiğine dikkat çekti.Beslenme uzmanı, kağıt damlatma yöntemiyle hazırlanan veya anında soğuk demleme yapılan kahvelerin ise düşük riskle ilişkilendirildiğini vurguladı. “Bu filtreler, diterpenleri tutarak zararlı etkilerini azaltırken, faydalı polifenollerin geçmesine izin veriyor” dedi.Patrick, kahve hazırlanırken kullanılan ekipmanlara da dikkat çekerek, plastik malzemelerden kaçınılması gerektiğini belirtti. “Sıcak su plastiğe temas ettiğinde, mikroplastiklerin ve diğer kimyasalların içeceğinize geçmesi kolaylaşıyor. Pour-over yöntemi tercih ederken, cam kap kullanılması en iyi seçenek” ifadelerini kullandı.Ayrıca, popüler espresso kapsüllerinin de aynı riski taşıdığını, sıcak suyla temas eden kapsüllerdeki kimyasalların açığa çıkabildiğini kaydetti.Patrick’in açıklamaları, hazır kahveyle ilgili endişelerle de örtüşüyor. Bilim insanları, hazır kahvenin taze çekilmiş kahveye göre yaklaşık iki kat daha fazla akrilamid içerdiğini tespit etti. Akrilamid, kahve çekirdekleri de dahil olmak üzere bazı gıdalarda yüksek ısıda oluşan bir kimyasal ve Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı (IARC) tarafından “insanlarda kansere yol açabilecek bir madde” olarak kabul ediliyor.Gıda Standartları Ajansı’na göre, laboratuvar testlerinde, akrilamidin hayvanlarda akciğer ve üreme kanserine neden olduğu saptandı. Uzmanlar, insanlarda da benzer risklerin oluşabileceğini ifade ediyor. 2013 yılında Polonya’da yapılan bir araştırmada, incelenen 42 kahve örneğinden 10’u hazır kahve olmakla birlikte, hazır kahvede taze çekilmiş kahveye oranla iki kat daha fazla akrilamid tespit edildi.McGill Üniversitesi’nden Kanadalı araştırmacılar ise, bir kişinin akrilamid alımının tehlikeli seviyeye ulaşabilmesi için günde yaklaşık 10 fincan hazır kahve tüketmesi gerektiğini açıkladı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7ddNyGxRPUCL0CfQ8RJw8A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:54:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Pankreas, kanseri, nedeni, olabilir, Uzmanlar, kahveyi, böyle, demlemeyin, diyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7ddNyGxRPUCL0CfQ8RJw8A.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Pankreas kanseri nedeni olabilir! Uzmanlar " kahveyi b demlemeyin diyor><p>Beslenme uzmanı, French press yöntemiyle demlenen kahvenin bazı kanser türlerine yakalanma riskini artırabileceği konusunda uyardı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ur4td4X9ZkOrlqWGrUE0XQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Amerikalı beslenme uzmanı Rhonda Patrick, sosyal medyadan paylaştığı ve 1,9 milyondan fazla izlenme alan videosunda, kahvenin faydalı yönlerine dikkat çekerken risklerine de işaret etti. Patrick, “Kahve polifenoller açısından zengin. Bunlar, bunama riskini yüzde 50’ye kadar azaltabilen, DNA hasarını ise yüzde 23 oranında azaltabilen antioksidanlardır” dedi. Ancak kahvenin aynı zamanda, kalp hastalığı ve bazı kanser türleriyle ilişkilendirilen ‘yağda çözünen diterpenler’ de içerdiğini vurguladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IBRFCi1ZIE6MWGTeEn7njg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Patrick, French press, espresso, kaynatılmış kahve ve ocak üstü cihazlarda kullanılan filtresiz demleme yöntemlerinin, bu bileşikleri kahveye aktardığını söyledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tBNPP17zB0Gm0_cUXEIokg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzun dönemde yüksek seviyedeki diterpen maruziyetinin pankreas ve gırtlak kanseri riskini artırabileceği uyarısında bulundu. Ayrıca, diterpenlerin kötü kolesterolü (LDL) sadece birkaç hafta içinde yükseltebildiğine dikkat çekti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rlxfJX46Ck-hpLwPmrS8EQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Beslenme uzmanı, kağıt damlatma yöntemiyle hazırlanan veya anında soğuk demleme yapılan kahvelerin ise düşük riskle ilişkilendirildiğini vurguladı. “Bu filtreler, diterpenleri tutarak zararlı etkilerini azaltırken, faydalı polifenollerin geçmesine izin veriyor” dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/odliQzmSREqUBM7x5bD61w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Patrick, kahve hazırlanırken kullanılan ekipmanlara da dikkat çekerek, plastik malzemelerden kaçınılması gerektiğini belirtti. “Sıcak su plastiğe temas ettiğinde, mikroplastiklerin ve diğer kimyasalların içeceğinize geçmesi kolaylaşıyor. Pour-over yöntemi tercih ederken, cam kap kullanılması en iyi seçenek” ifadelerini kullandı.Ayrıca, popüler espresso kapsüllerinin de aynı riski taşıdığını, sıcak suyla temas eden kapsüllerdeki kimyasalların açığa çıkabildiğini kaydetti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VhcYSagsfkegneC2EpBx-g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Patrick’in açıklamaları, hazır kahveyle ilgili endişelerle de örtüşüyor. Bilim insanları, hazır kahvenin taze çekilmiş kahveye göre yaklaşık iki kat daha fazla akrilamid içerdiğini tespit etti. Akrilamid, kahve çekirdekleri de dahil olmak üzere bazı gıdalarda yüksek ısıda oluşan bir kimyasal ve Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı (IARC) tarafından “insanlarda kansere yol açabilecek bir madde” olarak kabul ediliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/k3SnZfd6tkaOEQZEhPsdUQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gıda Standartları Ajansı’na göre, laboratuvar testlerinde, akrilamidin hayvanlarda akciğer ve üreme kanserine neden olduğu saptandı. Uzmanlar, insanlarda da benzer risklerin oluşabileceğini ifade ediyor. 2013 yılında Polonya’da yapılan bir araştırmada, incelenen 42 kahve örneğinden 10’u hazır kahve olmakla birlikte, hazır kahvede taze çekilmiş kahveye oranla iki kat daha fazla akrilamid tespit edildi.McGill Üniversitesi’nden Kanadalı araştırmacılar ise, bir kişinin akrilamid alımının tehlikeli seviyeye ulaşabilmesi için günde yaklaşık 10 fincan hazır kahve tüketmesi gerektiğini açıkladı.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sabri Ugan kimdir, öldü mü? Sabri Ugan&amp;apos;ın oğlundan açıklama</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/sabri-ugan-kimdir-oeldu-mu-sabri-uganin-oglundan-aciklama</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/sabri-ugan-kimdir-oeldu-mu-sabri-uganin-oglundan-aciklama</guid>
<description><![CDATA[ Geçtiğimiz hafta kanser tedavisi gördüğünü açıklayan deneyimli spor spikeri ve moderatör Sabri Ugan tedavi gördüğü hastanede entübe edildi. Oğlu Doruk Ugan&#039;dan vefat haberine dair yalanlama geldi.Tecrübeli spor spikeri ve moderatör Sabri Ugan, geçen hafta sosyal medya hesabından 3 aydır kanser tedavisi gördüğünü belirterek &quot;Moralim yüksek, hayata sıkı sıkı tutunuyorum&quot; açıklamasını yapmıştı.DORUK UGAN: &quot;ÖLÜM HABERİ DOĞRU DEĞİL&quot;Sabri Ugan&#039;ın oğlu Doruk Ugan, babasının hayatını kaybettiğine dair çıkan iddiaları yalanladı.Ugan&#039;ın paylaşımında şu ifadeler yer aldı:&quot;Babamın vefat ettiğine dair yapılan haberler gerçeği yansıtmamaktadır. Bu yapılan, hastanede bekleyen ailesine ve yoğun bakımda mücadele eden babama karşı ayıptır. Lütfen benim dışımda yapılan hiçbir açıklamaya itibar etmeyin. Saygılarımla.&quot;  &quot;MÜCADELESİ YOĞUN BAKIMDA DEVAM EDİYOR&quot;  Doruk Ugan, sosyal medya hesabından daha önce de babasının sağlık durumu ile ilgili bir açıklama yapmıştı. Doruk Ugan; &quot;Babama anılarını yazan, onu sevdiğini söyleyen, geçmiş olsun dileklerini ileten herkese teşekkür ederim. Babam, sesinin hafızanızda yer etmiş olmasından, çocukluğunuzda ya da gençliğinizin bir yerinde size eşlik etmiş olmaktan büyük mutluluk duyuyor.&quot; ifadelerini kullanmıştı..  Ugan mesajında; &quot;Geçtiğimiz günleri, ona gelen mesajları okuyarak geçirdim. Her birini gözleri dolarak, tebessümle dinledi. Şimdi arayıp hâlini soranlar için: Babamın mücadelesi yoğun bakımda devam ediyor. Dualarınızı eksik etmeyin. Sizi çok seviyor&quot; demişti. ENTÜBE EDİLDİ  62 yaşındaki spikerin beyin damarlarındaki tıkanıklık sebebiyle tedavi gördüğü hastanede entübe edildiği öğrenildi.SABRİ UGAN KİMDİR?24 Mayıs 1963 Sakarya doğumlu olan Sabri Ugan, Türkiye’nin tanınmış spor spikeri, seslendirmen, yazar ve medya sunucusudur. 1991’de spor müdürlüğü görevini üstlendi. Çeşitli platformlarda spikerlik ve sunuculuk yaptı. Özellikle Şampiyonlar Ligi ve Süper Lig maçlarındaki anlatımıyla sporseverlerin hafızasında yer etti. 2019 yılında &quot;Yılın Spor Programı&quot; ödülünü aldı. &quot;Arda Turan: Aslan Yürekli Kaptan&quot; adlı biyografi kitabıyla edebiyat alanında da yer aldı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-CAjBmYqLkOatbgdPLPULg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:54:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sabri, Ugan, kimdir, öldü, mü, Sabri, Uganın, oğlundan, açıklama</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-CAjBmYqLkOatbgdPLPULg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Sabri Ugan kimdir, hastalığı ne?"><p>Geçtiğimiz hafta kanser tedavisi gördüğünü açıklayan deneyimli spor spikeri ve moderatör Sabri Ugan tedavi gördüğü hastanede entübe edildi. Oğlu Doruk Ugan'dan vefat haberine dair yalanlama geldi.</p><p>Tecrübeli spor spikeri ve moderatör Sabri Ugan, geçen hafta sosyal medya hesabından 3 aydır kanser tedavisi gördüğünü belirterek "Moralim yüksek, hayata sıkı sıkı tutunuyorum" açıklamasını yapmıştı.</p><p><strong>DORUK UGAN: "ÖLÜM HABERİ DOĞRU DEĞİL"</strong></p><p>Sabri Ugan'ın oğlu Doruk Ugan, babasının hayatını kaybettiğine dair çıkan iddiaları yalanladı.</p><p><strong>Ugan'ın paylaşımında şu ifadeler yer aldı:</strong></p><p>"Babamın vefat ettiğine dair yapılan haberler gerçeği yansıtmamaktadır. Bu yapılan, hastanede bekleyen ailesine ve yoğun bakımda mücadele eden babama karşı ayıptır. Lütfen benim dışımda yapılan hiçbir açıklamaya itibar etmeyin. Saygılarımla."  <strong>"MÜCADELESİ YOĞUN BAKIMDA DEVAM EDİYOR"</strong>  Doruk Ugan, sosyal medya hesabından daha önce de babasının sağlık durumu ile ilgili bir açıklama yapmıştı. Doruk Ugan; "Babama anılarını yazan, onu sevdiğini söyleyen, geçmiş olsun dileklerini ileten herkese teşekkür ederim. Babam, sesinin hafızanızda yer etmiş olmasından, çocukluğunuzda ya da gençliğinizin bir yerinde size eşlik etmiş olmaktan büyük mutluluk duyuyor." ifadelerini kullanmıştı..  Ugan mesajında; "Geçtiğimiz günleri, ona gelen mesajları okuyarak geçirdim. Her birini gözleri dolarak, tebessümle dinledi. Şimdi arayıp hâlini soranlar için: Babamın mücadelesi yoğun bakımda devam ediyor. Dualarınızı eksik etmeyin. Sizi çok seviyor" demişti. </p><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UQLWBm1BpEOdSUbi5dfqMA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt=""><p><strong>ENTÜBE EDİLDİ</strong>  62 yaşındaki spikerin beyin damarlarındaki tıkanıklık sebebiyle tedavi gördüğü hastanede entübe edildiği öğrenildi.</p><p><strong>SABRİ UGAN KİMDİR?</strong></p><p>24 Mayıs 1963 Sakarya doğumlu olan Sabri Ugan, Türkiye’nin tanınmış spor spikeri, seslendirmen, yazar ve medya sunucusudur. 1991’de spor müdürlüğü görevini üstlendi. Çeşitli platformlarda spikerlik ve sunuculuk yaptı. Özellikle Şampiyonlar Ligi ve Süper Lig maçlarındaki anlatımıyla sporseverlerin hafızasında yer etti. 2019 yılında "Yılın Spor Programı" ödülünü aldı. "Arda Turan: Aslan Yürekli Kaptan" adlı biyografi kitabıyla edebiyat alanında da yer aldı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Karaciğere iyi gelen 5 içecek: Günde 2 fincan yetiyor</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/karacigere-iyi-gelen-5-icecek-gunde-2-fincan-yetiyor</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/karacigere-iyi-gelen-5-icecek-gunde-2-fincan-yetiyor</guid>
<description><![CDATA[ Karaciğer hastalıkları, dünya genelinde artıyor. Uzmanlara göre, her yıl yaklaşık 2 milyon insan karaciğer hastalıklarından hayatını kaybediyor; bu da dünya genelindeki tüm ölümlerin yaklaşık yüzde 4’üne denk geliyor. Karaciğer, vücudun detoksifikasyonu, metabolizması ve besinlerin depolanmasında kritik bir rol oynarken, sağlığı genelde ihmal ediliyor.Özellikle alkolsüz yağlı karaciğer hastalığı (NAFLD), hareketsiz yaşam tarzı, sağlıksız beslenme ve yükselen obezite oranlarıyla giderek yaygınlaşıyor. Uzmanlar, yaşam tarzı değişikliklerine ek olarak, bazı doğal içeceklerin de karaciğer sağlığını korumada etkili olduğunu vurguluyor.İşte dikkat çeken beş öneri:1. KAHVEAraştırmalara göre, günde iki fincan kahve tüketmek, NAFLD dahil olmak üzere birçok karaciğer hastalığı riskini azaltabiliyor. Kahvede bulunan klorojenik asit gibi antioksidanlar, iltihabı azaltarak karaciğer hücrelerini koruyor. 2020’de yapılan bir araştırma, günde iki fincan kahve içen kişilerde kronik karaciğer hastalığında fibroz ilerleme riskinin düştüğünü ortaya koydu.Yeşil çay, antioksidan bakımından zengin catechin bileşiğiyle dikkat çekiyor. 2015’te yapılan bir meta-analiz, yeşil çayın lipit metabolizmasını düzenleyerek karaciğerdeki yağ birikimini azaltabileceğini ve NAFLD’ye karşı koruyucu olduğunu ortaya koydu. Uzmanlar, günde bir veya iki fincan yeşil çay tüketimini önerirken, aşırı tüketimin konsantre özütlerden kaynaklanabilecek karaciğer yüküne dikkat çekiyor.Pancar suyu, betalainler ve nitratlar açısından zengin oluşuyla biliniyor. 2019’da yapılan bir araştırma, pancar suyunun oksidatif hasarı ve karaciğer iltihabını azaltmaya katkı sağladığını gösterdi. Uzmanlar, faydalı etkileri için günde yaklaşık 8 gram (bir bardak) pancar suyu tüketilmesini öneriyor.Limon, C vitamini ve flavonoidler yönünden zengin yapısıyla dikkat çekerken, sabah saatlerinde tüketilen ılık limon suyunun sindirimi kolaylaştırdığı ve detoksifikasyonu destekleyerek karaciğer sağlığını koruduğu belirtiliyor. 2017’de yapılan bir araştırma, limon suyunun alkolle ilişkilendirilen karaciğer hasarını azaltabildiğini gösterdi.Siyah çay, oolong çayı ve koyu çay çeşitleri, karaciğer sağlığını korumada etkili olabiliyor. 2021’de yapılan bir çalışma, çay takviyesinin alkole maruz kalmış farelerde karaciğer yağlanmasını, iltihabı ve oksidatif stresi azaltarak bağırsak mikrobiyotasını koruduğunu ortaya koydu. Uzmanlar, çay tüketiminin günde iki fincanla sınırlandırılması gerektiğini vurguluyor.Özetle, uzmanlara göre sağlıklı bir yaşam tarzı, doğru beslenme ve bu beş faydalı içecek, giderek yaygınlaşan karaciğer hastalıklarından korunmada kritik rol oynayabilir.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/n5A9OLtseEKr4-wD9BhXrw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:54:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Karaciğere, iyi, gelen, içecek:, Günde, fincan, yetiyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/n5A9OLtseEKr4-wD9BhXrw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Karaciğere iyi gelen 5 içecek: Günde 2 fincan yetiyor"><p>Karaciğer hastalıkları, dünya genelinde artıyor. Uzmanlara göre, her yıl yaklaşık 2 milyon insan karaciğer hastalıklarından hayatını kaybediyor; bu da dünya genelindeki tüm ölümlerin yaklaşık yüzde 4’üne denk geliyor. Karaciğer, vücudun detoksifikasyonu, metabolizması ve besinlerin depolanmasında kritik bir rol oynarken, sağlığı genelde ihmal ediliyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4zzQewZNo0mjMF24Xv9FKg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Özellikle alkolsüz yağlı karaciğer hastalığı (NAFLD), hareketsiz yaşam tarzı, sağlıksız beslenme ve yükselen obezite oranlarıyla giderek yaygınlaşıyor. Uzmanlar, yaşam tarzı değişikliklerine ek olarak, bazı doğal içeceklerin de karaciğer sağlığını korumada etkili olduğunu vurguluyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lnpB5BTlBUKXvslWmuuVGA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İşte dikkat çeken beş öneri:1. KAHVEAraştırmalara göre, günde iki fincan kahve tüketmek, NAFLD dahil olmak üzere birçok karaciğer hastalığı riskini azaltabiliyor. Kahvede bulunan klorojenik asit gibi antioksidanlar, iltihabı azaltarak karaciğer hücrelerini koruyor. 2020’de yapılan bir araştırma, günde iki fincan kahve içen kişilerde kronik karaciğer hastalığında fibroz ilerleme riskinin düştüğünü ortaya koydu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/f3lAMOk10EWebElKI77Tvg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yeşil çay, antioksidan bakımından zengin catechin bileşiğiyle dikkat çekiyor. 2015’te yapılan bir meta-analiz, yeşil çayın lipit metabolizmasını düzenleyerek karaciğerdeki yağ birikimini azaltabileceğini ve NAFLD’ye karşı koruyucu olduğunu ortaya koydu. Uzmanlar, günde bir veya iki fincan yeşil çay tüketimini önerirken, aşırı tüketimin konsantre özütlerden kaynaklanabilecek karaciğer yüküne dikkat çekiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Y6apitEuBEKTiAq9KGPcDQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Pancar suyu, betalainler ve nitratlar açısından zengin oluşuyla biliniyor. 2019’da yapılan bir araştırma, pancar suyunun oksidatif hasarı ve karaciğer iltihabını azaltmaya katkı sağladığını gösterdi. Uzmanlar, faydalı etkileri için günde yaklaşık 8 gram (bir bardak) pancar suyu tüketilmesini öneriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/w3Im_xGGVEKrTooixv2qxQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Limon, C vitamini ve flavonoidler yönünden zengin yapısıyla dikkat çekerken, sabah saatlerinde tüketilen ılık limon suyunun sindirimi kolaylaştırdığı ve detoksifikasyonu destekleyerek karaciğer sağlığını koruduğu belirtiliyor. 2017’de yapılan bir araştırma, limon suyunun alkolle ilişkilendirilen karaciğer hasarını azaltabildiğini gösterdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZDTO65frI0m4szbR-rj-sQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Siyah çay, oolong çayı ve koyu çay çeşitleri, karaciğer sağlığını korumada etkili olabiliyor. 2021’de yapılan bir çalışma, çay takviyesinin alkole maruz kalmış farelerde karaciğer yağlanmasını, iltihabı ve oksidatif stresi azaltarak bağırsak mikrobiyotasını koruduğunu ortaya koydu. Uzmanlar, çay tüketiminin günde iki fincanla sınırlandırılması gerektiğini vurguluyor.Özetle, uzmanlara göre sağlıklı bir yaşam tarzı, doğru beslenme ve bu beş faydalı içecek, giderek yaygınlaşan karaciğer hastalıklarından korunmada kritik rol oynayabilir.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Soğuk duş tehlikesi: Ölümcül sonuçları olabilir</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/soguk-dus-tehlikesi-olumcul-sonuclari-olabilir</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/soguk-dus-tehlikesi-olumcul-sonuclari-olabilir</guid>
<description><![CDATA[ Sıcak havada buz gibi suyun altına girmek, serinlemek için iyi bir yol gibi gözükse de bu durum ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir. Haber: Sena Kiper SıtacıTermometreler 30 dereceleri göstermesinin ardından hava sıcaklıklarından bunalan insanlar çareyi soğuk duş almakta buluyor.  Ancak uzmanlara göre bu durum vücutta şok etkisi yaratıyor. Bu durum da sağlık sorunlarına neden olabiliyor.  Kalp ve Damar Uzmanı Prof. Dr. Oğuz Yılmaz, &quot;Bir anda kalp yetmezligi gelisebilir, ciddi tansiyon yükselmeleri veya düsmeleri olabilir ve bu çok ölümcül de olabilir.&quot; dedi.   Özellikle yaşlıların, kalp ve yüksek tansiyon hastalarının dikkatli olması gerekiyor.  Uzmanlar vücudun soğuk suya alıştırılması gerektiğine dikkat çekiyor.  Yılmaz, &quot;Duşu alırken önce direk baş boyun ve göğüs bölgesi değil, kol ve bacakları soğutarak baslanabilir. Ilık suyla başlanabilir. Vücudun ona alışmasıyla bırlikte yavaş yavaş soğukluğu artırılabilir. O zaman vücut bunu daha iyi tolere eder.&quot; dedi.  Doktorlar sıcak havalarla başetmek için özellikle bol su tüketilmesini tavsiye ediyor.Günde en az 2 buçuk litre su tüketilmeli.   ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jDfDmtFLGEGbL4Ne20YQOA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:54:08 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Soğuk, duş, tehlikesi:, Ölümcül, sonuçları, olabilir</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jDfDmtFLGEGbL4Ne20YQOA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Soğuk duş tehlikesi"><p>Sıcak havada buz gibi suyun altına girmek, serinlemek için iyi bir yol gibi gözükse de bu durum ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir. Haber: Sena Kiper Sıtacı</p><p>Termometreler 30 dereceleri göstermesinin ardından hava sıcaklıklarından bunalan insanlar çareyi soğuk duş almakta buluyor.  Ancak uzmanlara göre bu durum vücutta şok etkisi yaratıyor. Bu durum da sağlık sorunlarına neden olabiliyor.  Kalp ve Damar Uzmanı Prof. Dr. Oğuz Yılmaz, "Bir anda kalp yetmezligi gelisebilir, ciddi tansiyon yükselmeleri veya düsmeleri olabilir ve bu çok ölümcül de olabilir." dedi.   Özellikle yaşlıların, kalp ve yüksek tansiyon hastalarının dikkatli olması gerekiyor.  Uzmanlar vücudun soğuk suya alıştırılması gerektiğine dikkat çekiyor.  Yılmaz, "Duşu alırken önce direk baş boyun ve göğüs bölgesi değil, kol ve bacakları soğutarak baslanabilir. Ilık suyla başlanabilir. Vücudun ona alışmasıyla bırlikte yavaş yavaş soğukluğu artırılabilir. O zaman vücut bunu daha iyi tolere eder." dedi.  Doktorlar sıcak havalarla başetmek için özellikle bol su tüketilmesini tavsiye ediyor.</p><p>Günde en az 2 buçuk litre su tüketilmeli.  </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Soğuk duş tehlikesi</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/soguk-dus-tehlikesi</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/soguk-dus-tehlikesi</guid>
<description><![CDATA[ Sıcak havada buz gibi suyun altına girmek, serinlemek için bir yol gibi görülebilir. Ancak bu durum sağlık sorunlarına neden olabilir. Uzmanların uyarısı var. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jDfDmtFLGEGbL4Ne20YQOA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:54:08 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Soğuk, duş, tehlikesi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jDfDmtFLGEGbL4Ne20YQOA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Soğuk duş tehlikesi"><p>Sıcak havada buz gibi suyun altına girmek, serinlemek için bir yol gibi görülebilir. Ancak bu durum sağlık sorunlarına neden olabilir. Uzmanların uyarısı var.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Peki kene artışının temel sebepleri nedir? Nelere dikkat edilmeli?</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/peki-kene-artisinin-temel-sebepleri-nedir-nelere-dikkat-edilmeli</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/peki-kene-artisinin-temel-sebepleri-nedir-nelere-dikkat-edilmeli</guid>
<description><![CDATA[ Yaz aylarında artışa geçen Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalığı nedeniyle Türkiye&#039;de 18 kişi hayatını kaybetti. Enfeksiyonun riski bölgeden bölgeye değişiyor. Türkiye&#039;de Karadeniz&#039;in iç kesimleri ve İç Anadolu&#039;da daha sık görülüyor. Uzmanlar her kenenin öldürücü olmadığının da altını çiziyor. Peki kene artışının temel sebepleri nedir? Nelere dikkat edilmeli? Muhabir Beyzanur Özer ve kameraman Cüneyt Ali Horozal&#039;ın haberi... ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/P2N03pdneESASzll3gQgSA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:54:07 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Peki, kene, artışının, temel, sebepleri, nedir, Nelere, dikkat, edilmeli</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/P2N03pdneESASzll3gQgSA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Peki kene artışının temel sebepleri nedir?"><p>Yaz aylarında artışa geçen Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalığı nedeniyle Türkiye'de 18 kişi hayatını kaybetti. Enfeksiyonun riski bölgeden bölgeye değişiyor. Türkiye'de Karadeniz'in iç kesimleri ve İç Anadolu'da daha sık görülüyor. Uzmanlar her kenenin öldürücü olmadığının da altını çiziyor. Peki kene artışının temel sebepleri nedir? Nelere dikkat edilmeli? Muhabir Beyzanur Özer ve kameraman Cüneyt Ali Horozal'ın haberi...</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Mesane kanserinin erken belirtisi: Fark edilmiyor ama ilk işaretiymiş</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/mesane-kanserinin-erken-belirtisi-fark-edilmiyor-ama-ilk-isaretiymis</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/mesane-kanserinin-erken-belirtisi-fark-edilmiyor-ama-ilk-isaretiymis</guid>
<description><![CDATA[ Mesane kanseri, kanser hücrelerinin mesane dokularında geliştiği ciddi bir hastalıktır. Özellikle 55 yaş üstü erkeklerde kadınlara kıyasla daha sık görülür. Hastalığın en bilinen ve yaygın belirtisi idrarda kan görülmesidir. Ancak uzmanlar, bu belirgin semptomun her zaman ortaya çıkmadığını ve bazı erken belirtilerin kolayca gözden kaçabileceğini vurguluyor.İşte mesane kanserinin sıklıkla fark edilmeyen ancak dikkate alınması gereken beş erken belirtisi:Normal sıvı tüketiminde bir değişiklik olmamasına rağmen, tuvalet ihtiyacında artış yaşanması mesane kanserinin ilk işaretlerinden biri olabilir. Mesane tam dolu değilken dahi ani ve yoğun bir idrara çıkma isteği oluşabilir. Bu durum genellikle idrar yolu enfeksiyonu veya aşırı aktif mesane ile karıştırılsa da, belirtiler haftalarca devam ediyorsa mutlaka bir uzmana başvurulmalıdır.İdrar sırasında hissedilen ağrı ve yanma, genellikle idrar yolu enfeksiyonlarına atfedilir. Ancak bu tür şikâyetler, mesane kanserinin de belirtisi olabilir. Antibiyotik tedavisine yanıt vermeyen ve diğer semptomlarla birlikte görülen bu rahatsızlık, mesane duvarındaki tümörlerden kaynaklanıyor olabilir.Mesane boş olmasına rağmen sürekli tuvalete gitme ihtiyacı hissedilmesi, sinir bozucu bir sorun haline gelebilir. Bu his, mesanedeki tümörlerin sinirleri tahriş etmesi ya da mesane kapasitesinin azalması sonucu oluşabilir. İdrar sonrası bile geçmeyen bu baskı hissi devam ederse, altında ciddi bir sağlık sorunu yatıyor olabilir.Hastalığın erken evrelerinde ağrı hissedilmeyebilir; ancak kanser ilerledikçe alt karın, pelvik bölge ya da belin alt kısmında donuk ve sürekli bir ağrı oluşabilir. Bu ağrı, kas rahatsızlıklarıyla karıştırılabilir. İdrar semptomlarıyla birlikte görüldüğünde mutlaka değerlendirilmelidir.İdrarda kan görülmesi, genellikle mesane kanserinin en belirgin işaretidir. Ancak bazı durumlarda idrarda çıplak gözle görülmeyen, yalnızca laboratuvar testleriyle tespit edilebilen mikroskobik kan (hematüri) da bulunabilir.Bu durum idrar renginde hafif bir açıklıkla kendini gösterebilir. Sigara kullanımı, kimyasal madde maruziyeti veya ailede mesane kanseri öyküsü gibi risk faktörleri olan bireylerin düzenli kontrol yaptırmaları önem taşır.
Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/X8PF2UUqGEKCzydrIbkMgA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:54:07 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Mesane, kanserinin, erken, belirtisi:, Fark, edilmiyor, ama, ilk, işaretiymiş</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/X8PF2UUqGEKCzydrIbkMgA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Mesane kanserinin erken belirtisi: Fark edilmiyor ama ilk işaretiymiş"><p>Mesane kanseri, kanser hücrelerinin mesane dokularında geliştiği ciddi bir hastalıktır. Özellikle 55 yaş üstü erkeklerde kadınlara kıyasla daha sık görülür. Hastalığın en bilinen ve yaygın belirtisi idrarda kan görülmesidir. Ancak uzmanlar, bu belirgin semptomun her zaman ortaya çıkmadığını ve bazı erken belirtilerin kolayca gözden kaçabileceğini vurguluyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2ghwiB_IqUmIUvQTt3OYsw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İşte mesane kanserinin sıklıkla fark edilmeyen ancak dikkate alınması gereken beş erken belirtisi:</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/F4DrdHWEW0Cfv051m9qbQQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Normal sıvı tüketiminde bir değişiklik olmamasına rağmen, tuvalet ihtiyacında artış yaşanması mesane kanserinin ilk işaretlerinden biri olabilir. Mesane tam dolu değilken dahi ani ve yoğun bir idrara çıkma isteği oluşabilir. Bu durum genellikle idrar yolu enfeksiyonu veya aşırı aktif mesane ile karıştırılsa da, belirtiler haftalarca devam ediyorsa mutlaka bir uzmana başvurulmalıdır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/saulShqejU-24eLmNo3-7Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İdrar sırasında hissedilen ağrı ve yanma, genellikle idrar yolu enfeksiyonlarına atfedilir. Ancak bu tür şikâyetler, mesane kanserinin de belirtisi olabilir. Antibiyotik tedavisine yanıt vermeyen ve diğer semptomlarla birlikte görülen bu rahatsızlık, mesane duvarındaki tümörlerden kaynaklanıyor olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HGFQ14UsyEGfkvjZA4YCtA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mesane boş olmasına rağmen sürekli tuvalete gitme ihtiyacı hissedilmesi, sinir bozucu bir sorun haline gelebilir. Bu his, mesanedeki tümörlerin sinirleri tahriş etmesi ya da mesane kapasitesinin azalması sonucu oluşabilir. İdrar sonrası bile geçmeyen bu baskı hissi devam ederse, altında ciddi bir sağlık sorunu yatıyor olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1ZwMdjAOYkuVE3oKvL0H9A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hastalığın erken evrelerinde ağrı hissedilmeyebilir; ancak kanser ilerledikçe alt karın, pelvik bölge ya da belin alt kısmında donuk ve sürekli bir ağrı oluşabilir. Bu ağrı, kas rahatsızlıklarıyla karıştırılabilir. İdrar semptomlarıyla birlikte görüldüğünde mutlaka değerlendirilmelidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hdos76NXJEidocAmQRW2sw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İdrarda kan görülmesi, genellikle mesane kanserinin en belirgin işaretidir. Ancak bazı durumlarda idrarda çıplak gözle görülmeyen, yalnızca laboratuvar testleriyle tespit edilebilen mikroskobik kan (hematüri) da bulunabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZdudpARXckuGq8JKj_y39A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu durum idrar renginde hafif bir açıklıkla kendini gösterebilir. Sigara kullanımı, kimyasal madde maruziyeti veya ailede mesane kanseri öyküsü gibi risk faktörleri olan bireylerin düzenli kontrol yaptırmaları önem taşır.
Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bağırsaklara büyük zarar veren 5 alışkanlık: Farkında olmadan herkes yapıyor</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/bagirsaklara-buyuk-zarar-veren-5-aliskanlik-farkinda-olmadan-herkes-yapiyor</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/bagirsaklara-buyuk-zarar-veren-5-aliskanlik-farkinda-olmadan-herkes-yapiyor</guid>
<description><![CDATA[ Hızlı yemek, işlenmiş gıdalar, aşırı kafein tüketimi ve stres... Uzmanlara göre, farkında olmadan edindiğimiz bu alışkanlıklar bağırsak sağlığımızı olumsuz etkiliyor.Bağırsaklar, vücudun sindirim sisteminin temelini oluşturan organlardır ve yalnızca besinlerin emilimini sağlamakla kalmaz, bağışıklık sistemiyle ve hatta ruh haliyle doğrudan bağlantılıdır. Ancak modern yaşam tarzının dayattığı bazı alışkanlıklar, bağırsak sağlığını tehdit ediyor. Uzmanlar, özellikle yaygın beş alışkanlığın sindirim sistemini olumsuz etkilediğine dikkat çekiyor.Cips, fast food, şekerli atıştırmalıklar ve hazır gıdalar gibi işlenmiş ürünler, içerdikleri yüksek şeker, sağlıksız yağ ve yapay katkı maddeleri nedeniyle bağırsaklardaki yararlı bakteri dengesini bozuyor.
Bu dengesizlik, iltihaplanmaya, şişkinliğe ve çeşitli sindirim sorunlarına yol açabiliyor. Uzmanlar, meyve, sebze, tam tahıllar ve kuruyemişler gibi lif açısından zengin doğal gıdaların tüketilmesini öneriyor.Yoğun iş temposu nedeniyle öğünlerin hızla tüketilmesi, yeterli çiğneme yapılmadan yemek yenilmesi sindirim sorunlarını beraberinde getiriyor. Hızlı yemek, hava yutulmasına bağlı olarak şişkinliğe, aşırı yemeye ve hazımsızlığa neden olabiliyor. Beslenme uzmanları, her lokmanın iyice çiğnenmesi ve yavaş yemek alışkanlığının sindirim sistemi üzerindeki yükü azalttığını belirtiyor.Kahve ve diğer kafeinli içecekler, enerji artırıcı etkileriyle tercih edilse de, fazla tüketildiğinde mide zarını tahriş ederek reflü, gastrit gibi rahatsızlıklara zemin hazırlıyor. Uzmanlar, aç karnına kahve tüketiminden kaçınılması ve günlük tüketimin 2 fincanla sınırlandırılması gerektiğini ifade ediyor.Yalnızca zihinsel değil, fiziksel sağlığı da etkileyen stres, bağırsaktaki bakteri dengesini bozarak sindirim sistemini doğrudan etkiliyor. Kortizol gibi stres hormonlarının bağırsak geçirgenliğini artırdığı ve bu durumun kabızlık, ishal gibi sorunlara neden olabileceği belirtiliyor. Yoga, meditasyon ve nefes egzersizleri gibi teknikler ise hem stresi hem de bağırsak şikayetlerini azaltmaya yardımcı oluyor.Su, sindirimin sağlıklı işleyişi açısından temel öneme sahip. Günlük su tüketiminin yetersiz olması, besinlerin emilimini zorlaştırıyor ve kabızlık gibi sindirim sorunlarına neden olabiliyor. Uzmanlar, gün boyu yeterli miktarda su içmenin bağırsak hareketlerini düzenlediğini ve sağlıklı bakteri florasının gelişimini desteklediğini vurguluyor.Sonuç olarak, bağırsak sağlığı yalnızca beslenme değil, yaşam tarzı alışkanlıklarıyla da doğrudan ilişkili. Basit değişikliklerle sindirim sistemini desteklemek, bağışıklığı güçlendirmek ve genel yaşam kalitesini artırmak mümkün. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/x_46PU_tvEi9V0QF9MZ53A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:54:07 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bağırsaklara, büyük, zarar, veren, alışkanlık:, Farkında, olmadan, herkes, yapıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/x_46PU_tvEi9V0QF9MZ53A.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Bağırsaklara büyük zarar veren 5 alışkanlık: Farkında olmadan herkes yapıyor"><p>Hızlı yemek, işlenmiş gıdalar, aşırı kafein tüketimi ve stres... Uzmanlara göre, farkında olmadan edindiğimiz bu alışkanlıklar bağırsak sağlığımızı olumsuz etkiliyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TwPIz53HyUa8nD6KcH582w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bağırsaklar, vücudun sindirim sisteminin temelini oluşturan organlardır ve yalnızca besinlerin emilimini sağlamakla kalmaz, bağışıklık sistemiyle ve hatta ruh haliyle doğrudan bağlantılıdır. Ancak modern yaşam tarzının dayattığı bazı alışkanlıklar, bağırsak sağlığını tehdit ediyor. Uzmanlar, özellikle yaygın beş alışkanlığın sindirim sistemini olumsuz etkilediğine dikkat çekiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zqVcJSJ8OkagSQ8P5NYY-g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Cips, fast food, şekerli atıştırmalıklar ve hazır gıdalar gibi işlenmiş ürünler, içerdikleri yüksek şeker, sağlıksız yağ ve yapay katkı maddeleri nedeniyle bağırsaklardaki yararlı bakteri dengesini bozuyor.
Bu dengesizlik, iltihaplanmaya, şişkinliğe ve çeşitli sindirim sorunlarına yol açabiliyor. Uzmanlar, meyve, sebze, tam tahıllar ve kuruyemişler gibi lif açısından zengin doğal gıdaların tüketilmesini öneriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Y8xFdnq8s06bEkuGEqLd7Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yoğun iş temposu nedeniyle öğünlerin hızla tüketilmesi, yeterli çiğneme yapılmadan yemek yenilmesi sindirim sorunlarını beraberinde getiriyor. Hızlı yemek, hava yutulmasına bağlı olarak şişkinliğe, aşırı yemeye ve hazımsızlığa neden olabiliyor. Beslenme uzmanları, her lokmanın iyice çiğnenmesi ve yavaş yemek alışkanlığının sindirim sistemi üzerindeki yükü azalttığını belirtiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/H6eovi8a_UOiKrOzbg89SA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kahve ve diğer kafeinli içecekler, enerji artırıcı etkileriyle tercih edilse de, fazla tüketildiğinde mide zarını tahriş ederek reflü, gastrit gibi rahatsızlıklara zemin hazırlıyor. Uzmanlar, aç karnına kahve tüketiminden kaçınılması ve günlük tüketimin 2 fincanla sınırlandırılması gerektiğini ifade ediyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nHP-JIqwf0-0a2ilQK1lnw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yalnızca zihinsel değil, fiziksel sağlığı da etkileyen stres, bağırsaktaki bakteri dengesini bozarak sindirim sistemini doğrudan etkiliyor. Kortizol gibi stres hormonlarının bağırsak geçirgenliğini artırdığı ve bu durumun kabızlık, ishal gibi sorunlara neden olabileceği belirtiliyor. Yoga, meditasyon ve nefes egzersizleri gibi teknikler ise hem stresi hem de bağırsak şikayetlerini azaltmaya yardımcı oluyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/d3xTrXZc8UqInyY4iYQaJQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Su, sindirimin sağlıklı işleyişi açısından temel öneme sahip. Günlük su tüketiminin yetersiz olması, besinlerin emilimini zorlaştırıyor ve kabızlık gibi sindirim sorunlarına neden olabiliyor. Uzmanlar, gün boyu yeterli miktarda su içmenin bağırsak hareketlerini düzenlediğini ve sağlıklı bakteri florasının gelişimini desteklediğini vurguluyor.Sonuç olarak, bağırsak sağlığı yalnızca beslenme değil, yaşam tarzı alışkanlıklarıyla da doğrudan ilişkili. Basit değişikliklerle sindirim sistemini desteklemek, bağışıklığı güçlendirmek ve genel yaşam kalitesini artırmak mümkün.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Her kene ölümcül virüs taşımıyor: KKKA&amp;apos;dan ölüm oranı yüzde 5</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/her-kene-oelumcul-virus-tasimiyor-kkkadan-oelum-orani-yuzde-5</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/her-kene-oelumcul-virus-tasimiyor-kkkadan-oelum-orani-yuzde-5</guid>
<description><![CDATA[ Yaz aylarında artışa geçen Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığı nedeniyle Türkiye&#039;de 18 kişi hayatını kaybetti. Enfeksiyonun riski bölgeden bölgeye değişiyor. Uzmanlar her kenenin öldürücü olmadığının da altını çiziyor. Peki kene artışının temel sebepleri nedir? Nelere dikkat edilmeli? Haber: Beyzanur ÖzerTürkiye&#039;de yakın zamanda 18 kişinin ölümüne neden olan Kırım Kongo Kanamalı Ateş (KKKA) hastalığı can almaya devam ediyor. Enfeksiyon, virüs taşıyan kenelerle bulaşıyor. Uzmanlara göre kenelerdeki artışın temel sebeplerinden biri de iklim değişikliği.Enfeksiyonun risk oranı, Türkiye&#039;de bölgelere göre değişiklik gösteriyor.DÜNYADA DA KENE SAYISINDA ARTIŞ VAR Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Önder Ergönül, dünya kene sayısında artış olduğunu dile getirdi. &quot;Her kene tutunan KKKA olacak her KKKA olan ölecek diye bir anlayış yok.&quot; diye konuşan Ergönül, &quot;Yine de bizim ülkemizde ölüm oranları yüzde 5 gibi daha düşük seyrediyor. Örneğin Avrupa ülkelerinde bu rakam daha yüksek. Avrupa&#039;da da küresel ısınma nedeniyle İspanya ve Portekiz&#039;de görülmeye başlandı.&quot; dedi.Sivas, Tokat, Yozgat, Çorum, Kastamonu gibi Karadeniz&#039;in iç tarafları, Ankara&#039;nın daha doğusu olan kesimde KKKA görüldüğüne dikkat çeken Ergönül, &quot;Ülkenin batısında bu hastalığın ortaya çıkması sürpriz olur. Öyle bir vaka yok ancak oradan gelen vatandaşlarımız olabilir.&quot; ifadelerini kullandı. VÜCUTTA KENE GÖRÜLDÜĞÜNDE NE YAPILMALI?Vücutta kene görülmesi durumunda neler yapılması gerektiğini açıklayan Ergönül, &quot;Bir an önce çıkarılması lazım. İnsanımızı eğitmemiz daha önemli. Pens ve cımbız yardımıyla hiçbir şey yoksa bir poşetle tutuarak o keneyi gövdesine dokunmadan yalnız deriye en yakın yerden tutup çıkarabiliiriz. Gövdesinde virüs var. Gövdesine basarsanız enjektörle virüsü içeri basmış gibi olursunuz.&quot; dedi. Uzmanlar halsizlik, ateş ve grip belirtileri görüldüğü durumlarda mutlaka hastaneye başvurulması gerektiğinin altını çiziyor.  ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6GCDZL0qkk6Gi6Zeo1XdgA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:54:07 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Her, kene, ölümcül, virüs, taşımıyor:, KKKAdan, ölüm, oranı, yüzde</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6GCDZL0qkk6Gi6Zeo1XdgA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kene ölümlerinde artış"><p>Yaz aylarında artışa geçen Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığı nedeniyle Türkiye'de 18 kişi hayatını kaybetti. Enfeksiyonun riski bölgeden bölgeye değişiyor. Uzmanlar her kenenin öldürücü olmadığının da altını çiziyor. Peki kene artışının temel sebepleri nedir? Nelere dikkat edilmeli? Haber: Beyzanur Özer</p><p>Türkiye'de yakın zamanda 18 kişinin ölümüne neden olan Kırım Kongo Kanamalı Ateş (KKKA) hastalığı can almaya devam ediyor. </p><p>Enfeksiyon, virüs taşıyan kenelerle bulaşıyor. Uzmanlara göre kenelerdeki artışın temel sebeplerinden biri de iklim değişikliği.</p><p>Enfeksiyonun risk oranı, Türkiye'de bölgelere göre değişiklik gösteriyor.</p><p><strong>DÜNYADA DA KENE SAYISINDA ARTIŞ VAR</strong> </p><p>Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Önder Ergönül, dünya kene sayısında artış olduğunu dile getirdi. </p><p>"Her kene tutunan KKKA olacak her KKKA olan ölecek diye bir anlayış yok." diye konuşan Ergönül, "Yine de bizim ülkemizde ölüm oranları yüzde 5 gibi daha düşük seyrediyor. Örneğin Avrupa ülkelerinde bu rakam daha yüksek. Avrupa'da da küresel ısınma nedeniyle İspanya ve Portekiz'de görülmeye başlandı." dedi.</p><p>Sivas, Tokat, Yozgat, Çorum, Kastamonu gibi Karadeniz'in iç tarafları, Ankara'nın daha doğusu olan kesimde KKKA görüldüğüne dikkat çeken Ergönül, "Ülkenin batısında bu hastalığın ortaya çıkması sürpriz olur. Öyle bir vaka yok ancak oradan gelen vatandaşlarımız olabilir." ifadelerini kullandı. </p><p><strong>VÜCUTTA KENE GÖRÜLDÜĞÜNDE NE YAPILMALI?</strong></p><p>Vücutta kene görülmesi durumunda neler yapılması gerektiğini açıklayan Ergönül, "Bir an önce çıkarılması lazım. İnsanımızı eğitmemiz daha önemli. Pens ve cımbız yardımıyla hiçbir şey yoksa bir poşetle tutuarak o keneyi gövdesine dokunmadan yalnız deriye en yakın yerden tutup çıkarabiliiriz. Gövdesinde virüs var. Gövdesine basarsanız enjektörle virüsü içeri basmış gibi olursunuz." dedi. </p><p>Uzmanlar halsizlik, ateş ve grip belirtileri görüldüğü durumlarda mutlaka hastaneye başvurulması gerektiğinin altını çiziyor. </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Canan Dağdeviren taburcu oldu</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/canan-dagdeviren-taburcu-oldu</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/canan-dagdeviren-taburcu-oldu</guid>
<description><![CDATA[ Beyin kanaması geçirip ölümden dönen, dünyaca ünlü bilim insanı Canan Dağdeviren taburcu oldu.Massachusetts Institute of Technology&#039;de görev yapan dünyaca ünlü Türk fizik mühendisi Canan Dağdeviren taburcu olduğunu duyurdu. Dağdeviren taburcu olduğu anlara ait fotoğrafları da sosyal medya hesabından paylaştı. Ünlü bilim insanı o paylaşıma da &quot;6 aydır hazırlık yaptığımız önemli sunumumu yaptım, sevdiklerimi kucakladım. Şimdi bedenimi ve ruhumu nadasa alma vakti, çok şükür iyiyim, daha da iyi olacağım&quot; notunu düştü.9 Haziran&#039;da geçirdiği beyin kanamasının ardından 12 gün yoğun bakım ünitesinde kaldığını anlatan Dağdeviren, “964 adet ilaç kullandım. Damar yoluyla aldığım ilaçları saymıyorum bile. Hâlâ hastanedeyim, daha iyiyim. Yaşadığım ağrılardan dolayı boyut değiştiriyorum ara ara” ifadelerini kullanmıştı.  ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RtLWl6SnhESPG_jYlVOKpQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:54:06 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Canan, Dağdeviren, taburcu, oldu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RtLWl6SnhESPG_jYlVOKpQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Dağdeviren taburcu oldu"><p>Beyin kanaması geçirip ölümden dönen, dünyaca ünlü bilim insanı Canan Dağdeviren taburcu oldu.</p><p>Massachusetts Institute of Technology'de görev yapan dünyaca ünlü Türk fizik mühendisi Canan Dağdeviren taburcu olduğunu duyurdu. </p><p>Dağdeviren taburcu olduğu anlara ait fotoğrafları da sosyal medya hesabından paylaştı. </p><p>Ünlü bilim insanı o paylaşıma da "6 aydır hazırlık yaptığımız önemli sunumumu yaptım, sevdiklerimi kucakladım. Şimdi bedenimi ve ruhumu nadasa alma vakti, çok şükür iyiyim, daha da iyi olacağım" notunu düştü.</p><p>9 Haziran'da geçirdiği beyin kanamasının ardından 12 gün yoğun bakım ünitesinde kaldığını anlatan Dağdeviren, “964 adet ilaç kullandım. Damar yoluyla aldığım ilaçları saymıyorum bile. Hâlâ hastanedeyim, daha iyiyim. Yaşadığım ağrılardan dolayı boyut değiştiriyorum ara ara” ifadelerini kullanmıştı. </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Çin onayladı: Zayıflama iğnesi piyasaya sürülüyor</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/cin-onayladi-zayiflamaignesi-piyasaya-suruluyor</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/cin-onayladi-zayiflamaignesi-piyasaya-suruluyor</guid>
<description><![CDATA[ Kilo kontrol enjeksiyonunun, obez veya aşırı kilolu kişilerde kilo yönetimini sağlaması hedefleniyor.Çin Ulusal Tıbbi Ürünler İdaresi, yerel ilaç üreticisi Innovent Biologics&#039;in kilo kontrol peptit enjeksiyonunun piyasa girmesini onayladı.  İdare&#039;den yapılan açıklamaya göre ilaç, yüksek kan şekeri veya yüksek tansiyon gibi kilo ile ilgili en az bir rahatsızlığı olan, obez veya aşırı kilolu kişilerde kilo yönetimini hedefliyor.  Resmi verilere göre, Çinli yetişkinler arasında aşırı kilo ve obezite oranları artıyor ve 2030 yılına kadar yüzde 65,3&#039;e ulaşacağı tahmin ediliyor.   Batı ülkelerini kasıp kavuran yeni kilo verme tedavileri, onaylardan önce benzer diyabet ilaçlarının etiket dışı kullanımı yaygın olmasına rağmen, 2024&#039;ün sonlarında ve 2025&#039;in başlarında ülkede kullanıma sunuldu.  ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uDePH5jpc0eiNQBYZ6VTtw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:54:06 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Çin, onayladı:, Zayıflama iğnesi, piyasaya, sürülüyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uDePH5jpc0eiNQBYZ6VTtw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Çin, zayıflama iğnesini piyasaya sürüyor"><p>Kilo kontrol enjeksiyonunun, obez veya aşırı kilolu kişilerde kilo yönetimini sağlaması hedefleniyor.</p><p>Çin Ulusal Tıbbi Ürünler İdaresi, yerel ilaç üreticisi Innovent Biologics'in kilo kontrol peptit enjeksiyonunun piyasa girmesini onayladı.  İdare'den yapılan açıklamaya göre ilaç, yüksek kan şekeri veya yüksek tansiyon gibi kilo ile ilgili en az bir rahatsızlığı olan, obez veya aşırı kilolu kişilerde kilo yönetimini hedefliyor.  Resmi verilere göre, Çinli yetişkinler arasında aşırı kilo ve obezite oranları artıyor ve 2030 yılına kadar yüzde 65,3'e ulaşacağı tahmin ediliyor.   Batı ülkelerini kasıp kavuran yeni kilo verme tedavileri, onaylardan önce benzer diyabet ilaçlarının etiket dışı kullanımı yaygın olmasına rağmen, 2024'ün sonlarında ve 2025'in başlarında ülkede kullanıma sunuldu. </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Magnezyum, potasyum, demir zengini: Geleneksel yöntemle yapımı başladı</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/magnezyum-potasyum-demir-zengini-geleneksel-yoentemle-yapimi-basladi</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/magnezyum-potasyum-demir-zengini-geleneksel-yoentemle-yapimi-basladi</guid>
<description><![CDATA[ Kendine has kokusu ve özelliği ile dikkat çeken dut pekmezi, yüzyıllardır süren geleneksel yöntemlerle hazırlanıyor.Erzincan’ın Kemaliye ilçesi ve köylerinde duttan pekmez yapımı başladı. Pekmezin olması için bol güneş ve hafif rüzgar gerekirken, yağmur olmaması nedeniyle pekmez haziran ve temmuz aylarında yapılıyor.Odun ateşi ile büyük kazanlarda doğal kaynak suyu ile kaynatılan dut, kaynama ısısına gelince şırası alınır. Güneş gören damlarda tepsilere koyulur ve olgunlaşması beklenir. Bu süre bir hafta kadar sürer. Kemaliye pekmezinin farkı kurutulmuş beyaz duttan yapılması ve az kaynatılıp besin değerini yitirmeden güneşte olgunlaşmasıdır.Uzun uğraşlar ile hiçbir katkı maddesi kullanılmadan hazırlanan pekmezin el becerisi gerektirdiğini anlatan Medine Turgut, &quot;Uzun uğraş ve zahmetler sonucu el işçiliği ile tamamen doğal yollardan hiçbir katkı maddesi kullanılmadan üretilen pekmezlerimiz kış mevsiminde her derde deva olarak kullanılır. Dutlar kazanda kaynatılır, şırası elde edilir. Kaynatma işlemi uzun süre uygulanır. Kaynatma işlemi açık yayvan kaplarda yapılır ve düşük ısıda koyulaşıncaya kadar kaynatılır. Kaynatma kazanında şıra kaynamaya başlayınca oluşan köpükler kepçe ile alınır. Kaynama ilerledikçe şıranın üstü sarı köpük bağlar, şıra içten içe kızarır, göz göz olarak kaynar ve pekmez kokusunu yayar&quot; diye konuştu.Pekmez, yüksek şeker içeriği nedeniyle iyi bir karbonhidrat ve enerji kaynağıdır. Ayrıca mineralleri yoğun olarak içermektedir. Pekmez özellikle günlük kalsiyum, demir, potasyum ve magnezyum gereksiniminin büyük bir kısmını karşılamaktadır. Mineral miktarının fazla ve emilim oranlarının yüksek olması nedeniyle hamile ve emziklilerin, veremli hastaların, iyileşme dönemindeki kişilerin beslenmesinde yer alması önerilmektedir.Pekmezin çok iyi kaynak olduğu besin öğelerinden biri de kromdur. Dokuların krom içeriği hamilelikte, malnütrisyonda ve yaşla büyük ölçüde azalmaktadır. Krom, glikoz toleransa faktörünün yapısında bulunur ve insülin kullanımı ile glikoz metabolizmasını etkiler.Rafinasyon işlemi sonucunda gıdalardaki krom miktarının büyük ölçüde azaldığı göz önüne alınırsa pekmezdeki kromun önemi daha da belirginleşmektedir. Araştırmalar pekmezin thiamin, riboflavin ve demir açısından baldan daha zengin olduğunu da ortaya koymaktadır. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BlF81a_4nUiDkk7MVhdSaA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:54:06 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Magnezyum, potasyum, demir, zengini:, Geleneksel, yöntemle, yapımı, başladı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BlF81a_4nUiDkk7MVhdSaA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Magnezyum, potasyum, demir zengini: Geleneksel yöntemle yapımı başladı"><p>Kendine has kokusu ve özelliği ile dikkat çeken dut pekmezi, yüzyıllardır süren geleneksel yöntemlerle hazırlanıyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7U4TCYVBYEux7XSDhFW7VQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Erzincan’ın Kemaliye ilçesi ve köylerinde duttan pekmez yapımı başladı. Pekmezin olması için bol güneş ve hafif rüzgar gerekirken, yağmur olmaması nedeniyle pekmez haziran ve temmuz aylarında yapılıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zXALGF_s8U6wc0aF3g8GzA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Odun ateşi ile büyük kazanlarda doğal kaynak suyu ile kaynatılan dut, kaynama ısısına gelince şırası alınır. Güneş gören damlarda tepsilere koyulur ve olgunlaşması beklenir. Bu süre bir hafta kadar sürer. Kemaliye pekmezinin farkı kurutulmuş beyaz duttan yapılması ve az kaynatılıp besin değerini yitirmeden güneşte olgunlaşmasıdır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gLll1X2x2kKH_eMrEFicow.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzun uğraşlar ile hiçbir katkı maddesi kullanılmadan hazırlanan pekmezin el becerisi gerektirdiğini anlatan Medine Turgut, "Uzun uğraş ve zahmetler sonucu el işçiliği ile tamamen doğal yollardan hiçbir katkı maddesi kullanılmadan üretilen pekmezlerimiz kış mevsiminde her derde deva olarak kullanılır. Dutlar kazanda kaynatılır, şırası elde edilir. Kaynatma işlemi uzun süre uygulanır. Kaynatma işlemi açık yayvan kaplarda yapılır ve düşük ısıda koyulaşıncaya kadar kaynatılır. Kaynatma kazanında şıra kaynamaya başlayınca oluşan köpükler kepçe ile alınır. Kaynama ilerledikçe şıranın üstü sarı köpük bağlar, şıra içten içe kızarır, göz göz olarak kaynar ve pekmez kokusunu yayar" diye konuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HGXNqti_ZUWEp86jz2SCSA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Pekmez, yüksek şeker içeriği nedeniyle iyi bir karbonhidrat ve enerji kaynağıdır. Ayrıca mineralleri yoğun olarak içermektedir. Pekmez özellikle günlük kalsiyum, demir, potasyum ve magnezyum gereksiniminin büyük bir kısmını karşılamaktadır. Mineral miktarının fazla ve emilim oranlarının yüksek olması nedeniyle hamile ve emziklilerin, veremli hastaların, iyileşme dönemindeki kişilerin beslenmesinde yer alması önerilmektedir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ADMuForB2EWP62wzhZrPuQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Pekmezin çok iyi kaynak olduğu besin öğelerinden biri de kromdur. Dokuların krom içeriği hamilelikte, malnütrisyonda ve yaşla büyük ölçüde azalmaktadır. Krom, glikoz toleransa faktörünün yapısında bulunur ve insülin kullanımı ile glikoz metabolizmasını etkiler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DXL1Jf6eLkC8xn7Ci27fvg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Rafinasyon işlemi sonucunda gıdalardaki krom miktarının büyük ölçüde azaldığı göz önüne alınırsa pekmezdeki kromun önemi daha da belirginleşmektedir. Araştırmalar pekmezin thiamin, riboflavin ve demir açısından baldan daha zengin olduğunu da ortaya koymaktadır.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kalp sağlığınız nasıl? Bu işaretleri göz ardı etmeyin</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/kalp-sagliginiz-nasil-bu-isaretleri-goez-ardi-etmeyin</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/kalp-sagliginiz-nasil-bu-isaretleri-goez-ardi-etmeyin</guid>
<description><![CDATA[ Kalp hastalıkları sadece göğüs ağrısıyla gelmeyebilir. Vücudun verdiği küçük sinyalleri göz ardı etmeyin.Kardiyologlar fark edilmesi zor ama kritik olan bazı semptomlara dikkat çekiyor. 1. AŞIRI YORGUNLUKGünlük işler sırasında, örneğin birkaç basamak merdiven çıkarken beklenmedik bir yorgunluk hissediyorsanız bu durum kalbinizin yeterince oksijen sağlayamadığını gösterebilir. Özellikle sürekli hissedilen, dinlenmekle geçmeyen bir yorgunluk söz konusuysa, bir uzmana başvurmakta fayda var.Akşam saatlerinde ayak bileklerinde oluşan şişlik yalnızca uzun süre oturmaktan ya da tuzlu yemeklerden kaynaklanmayabilir. Kalbin yeterince kan pompalayamaması nedeniyle oluşan sıvı birikimi (ödem), dolaşım sistemindeki sorunların habercisi olabilir.Otururken ya da yürürken baş dönmesi yaşamak, kalbin beyne yeterli kan gönderemediğini gösterebilir. Bu durum düzensiz kalp ritimleri veya düşük tansiyon gibi ciddi sorunlara işaret edebilir.Hiçbir fiziksel efor sarf etmeden, hatta uzanırken bile nefes darlığı çekiyorsanız dikkat! Bu belirti, kalp yetmezliğinin önemli işaretlerinden biridir. Kalbin oksijen ihtiyacına yanıt veremediği durumlarda görülür.Özellikle kadınlarda, kalp rahatsızlıkları mide bulantısı, hazımsızlık, şişkinlik gibi sindirim sistemi belirtileriyle karıştırılabiliyor. Sürekli mide sorunları yaşıyor ve klasik yöntemlerle geçmiyorsa, altında yatan neden kalple ilgili olabilir.6. UYKU BOZUKLUĞUUyku apnesi, gece nefes durmaları veya çarpıntıyla uyanmak gibi belirtiler, kalbe binen yükün arttığını gösteriyor olabilir. Horlama ve dinlenememiş şekilde uyanmak da kalp sağlığına dair önemli ipuçları veriyor.Kısa süreli çarpıntılar çoğu zaman masum kabul edilse de, tekrar eden ve ritim bozukluğu şeklinde hissedilen atımlar aritmi belirtisi olabilir. Bu durum, felç ve kalp yetmezliği riskini artıran bir faktördür.8. NEDENSİZ KAYGI HUZURSUZLUKBazı hastalar, kalp krizi öncesi dönemlerde açıklanamayan bir tedirginlik veya “içine doğma” hissi yaşadıklarını aktarıyor. Eğer bu kaygı, diğer fiziksel semptomlarla birlikte seyrediyorsa dikkatli olunmalı.Kalp hastalıklarının “sessiz katil” olarak anılmasının nedeni, yıllarca fark edilmeden ilerleyebilmesidir. Bu nedenle her belirtiye panikle yaklaşmak değil, değişiklikleri gözlemleyerek bilinçli hareket etmek önemli. Uzmanlar, özellikle birden fazla semptomun birlikte görülmesi halinde bir kardiyoloji uzmanına başvurulmasını öneriyor.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_0lpFAqenUCuphLQvAeK0w.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:54:06 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kalp, sağlığınız, nasıl, işaretleri, göz, ardı, etmeyin</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_0lpFAqenUCuphLQvAeK0w.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kalp sağlığınız nasıl? Bu işaretleri göz ardı etmeyin"><p>Kalp hastalıkları sadece göğüs ağrısıyla gelmeyebilir. Vücudun verdiği küçük sinyalleri göz ardı etmeyin.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Wb3P9RsAUEK_6pwMoMJq5Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kardiyologlar fark edilmesi zor ama kritik olan bazı semptomlara dikkat çekiyor. 1. AŞIRI YORGUNLUKGünlük işler sırasında, örneğin birkaç basamak merdiven çıkarken beklenmedik bir yorgunluk hissediyorsanız bu durum kalbinizin yeterince oksijen sağlayamadığını gösterebilir. Özellikle sürekli hissedilen, dinlenmekle geçmeyen bir yorgunluk söz konusuysa, bir uzmana başvurmakta fayda var.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IuaxLitTEkyuPerQGs6Xqg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Akşam saatlerinde ayak bileklerinde oluşan şişlik yalnızca uzun süre oturmaktan ya da tuzlu yemeklerden kaynaklanmayabilir. Kalbin yeterince kan pompalayamaması nedeniyle oluşan sıvı birikimi (ödem), dolaşım sistemindeki sorunların habercisi olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/97oBzzijSkS_xi9LuvR0zQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Otururken ya da yürürken baş dönmesi yaşamak, kalbin beyne yeterli kan gönderemediğini gösterebilir. Bu durum düzensiz kalp ritimleri veya düşük tansiyon gibi ciddi sorunlara işaret edebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/812iVswtek-j0fOuK1hOnQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hiçbir fiziksel efor sarf etmeden, hatta uzanırken bile nefes darlığı çekiyorsanız dikkat! Bu belirti, kalp yetmezliğinin önemli işaretlerinden biridir. Kalbin oksijen ihtiyacına yanıt veremediği durumlarda görülür.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nFAneBXf1UyYk9a_TuvR6w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Özellikle kadınlarda, kalp rahatsızlıkları mide bulantısı, hazımsızlık, şişkinlik gibi sindirim sistemi belirtileriyle karıştırılabiliyor. Sürekli mide sorunları yaşıyor ve klasik yöntemlerle geçmiyorsa, altında yatan neden kalple ilgili olabilir.6. UYKU BOZUKLUĞUUyku apnesi, gece nefes durmaları veya çarpıntıyla uyanmak gibi belirtiler, kalbe binen yükün arttığını gösteriyor olabilir. Horlama ve dinlenememiş şekilde uyanmak da kalp sağlığına dair önemli ipuçları veriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LyIvFcr1i0afkuKo7Ktkaw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kısa süreli çarpıntılar çoğu zaman masum kabul edilse de, tekrar eden ve ritim bozukluğu şeklinde hissedilen atımlar aritmi belirtisi olabilir. Bu durum, felç ve kalp yetmezliği riskini artıran bir faktördür.8. NEDENSİZ KAYGI HUZURSUZLUKBazı hastalar, kalp krizi öncesi dönemlerde açıklanamayan bir tedirginlik veya “içine doğma” hissi yaşadıklarını aktarıyor. Eğer bu kaygı, diğer fiziksel semptomlarla birlikte seyrediyorsa dikkatli olunmalı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sNc6K1S3Hka2g8q2gqvT0g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kalp hastalıklarının “sessiz katil” olarak anılmasının nedeni, yıllarca fark edilmeden ilerleyebilmesidir. Bu nedenle her belirtiye panikle yaklaşmak değil, değişiklikleri gözlemleyerek bilinçli hareket etmek önemli. Uzmanlar, özellikle birden fazla semptomun birlikte görülmesi halinde bir kardiyoloji uzmanına başvurulmasını öneriyor.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Basit bir saç dökülmesi olmayabilir: Bu hastalıkların habercisi</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/basit-bir-sac-doekulmesi-olmayabilir-bu-hastaliklarin-habercisi</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/basit-bir-sac-doekulmesi-olmayabilir-bu-hastaliklarin-habercisi</guid>
<description><![CDATA[ Duşta bir miktar saç dökülmesi veya sabahları yastıkta birkaç tel saç görmek çoğu kişi için sıradan bir durum. Ancak saç fırçanız tüy yumağına dönmeye başladıysa veya saç ayrım yeriniz belirginleşiyorsa, bunun nedeni yalnızca mevsimsel dökülme ya da kozmetik tercihleriniz olmayabilir. Uzmanlara göre, saç dökülmesi vücudun daha derin bir sağlık sorununa dikkat çekme şekli olabilir.Saç, bedenin içsel dengesi bozulduğunda ilk tepki veren dokulardan biri. Dermatologlar, özellikle belirgin saç incelmesinin, hormonal dengesizliklerden besin eksikliklerine kadar birçok tıbbi sorunun erken belirtisi olabileceğine dikkat çekiyor.Kronik yorgunluk, ani kilo değişimleri ve üşüme şikayetleriyle birlikte saçlarda dökülme yaşayan bireylerin tiroid fonksiyonları mutlaka kontrol edilmeli. Hem hipotiroidi (yavaş çalışan tiroid) hem de hipertiroidi (aşırı aktif tiroid), saç köklerini olumsuz etkileyerek kuruluk, kırılma ve seyrelmeye yol açabiliyor.Uzmanlar, özellikle kadınlarda sık görülen tiroid bozukluklarının yıllarca teşhis edilemeden ilerleyebileceğine dikkat çekiyor. TSH, T3 ve T4 düzeylerini ölçen basit kan testleri, sorunun kökenine inmekte kritik rol oynuyor.PKOS, hormonal dalgalanmalarla seyreden, kadınlarda yaygın olarak görülen bir endokrin bozukluk. Saç dökülmesi, yüz ve vücutta istenmeyen tüylenme, akne ve düzensiz regl döngüleri gibi belirtilerle kendini gösterebiliyor.PKOS’un saç sağlığına etkisinin temelinde androjen hormonlarının artışı yatıyor. Bu hormonlar, saç köklerini küçülterek saçların daha erken döngüsünü tamamlamasına ve dökülmesine neden olabiliyor.Merdiven çıkarken baş dönmesi, nefes darlığı ve yorgunluk gibi semptomlarla birlikte saç dökülmesi de yaşıyorsanız, demir eksikliğine bağlı anemi olasılığı göz önünde bulundurulmalı. Hemoglobinin üretiminde önemli rol oynayan demir, saç köklerine oksijen taşınmasında da görev alıyor.Kadınlar, vejetaryenler ve yeterince demir içeren gıda tüketmeyen bireylerde sık görülen bu durum, basit bir ferritin testiyle teşhis edilebiliyor. Tedavisi ise genellikle beslenme düzeniyle ya da takviyelerle mümkün.Pandemiyle birlikte artan iç mekân yaşamı, D vitamini eksikliğini daha yaygın hale getirdi. Oysa bu vitamin, saç köklerinin yenilenmesinde kritik öneme sahip.Eksiklik, saçların seyrelmesine ve genel incelmeye neden olabiliyor. D vitamini düşüklüğü aynı zamanda halsizlik, moral bozukluğu ve odaklanma problemleri gibi belirtilerle de kendini gösterebiliyor.DİYABETYüksek kan şekeri seviyeleri, saç köklerine besin taşıyan damarları zayıflatarak saç dökülmesine neden olabiliyor. Ayrıca hormonal dengesizlikler ve bağışıklık sistemindeki bozulmalar da saç sağlığını etkileyen faktörler arasında.Sık idrara çıkma, susuzluk hissi, bulanık görme ve halsizlik gibi belirtilerle birlikte saç dökülmesi gözleniyorsa, diyabet açısından değerlendirme yapılması öneriliyor.Uzmanlar, saç dökülmesini yalnızca kozmetik bir problem olarak görmenin yanıltıcı olabileceği konusunda uyarıyor. Normalden fazla saç kaybı yaşayan bireylerin mutlaka bir sağlık profesyoneline başvurarak kapsamlı bir kan tahlili yaptırmaları öneriliyor. Tiroid hormonları, demir düzeyleri, D vitamini, kan şekeri ve hormonal değerler incelenmeli.Topikal ürünler geçici çözümler sunsa da, asıl neden teşhis edilip tedavi edilmediği sürece sorun devam edebiliyor. Uzmanlar, “Vücut bazen saç yoluyla yardım çağrısında bulunur. Bu çağrıyı zamanında duymak, yalnızca saç sağlığınızı değil genel sağlığınızı da korumanın anahtarıdır” diyor.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TeWuMDKd3E-TGtLAyH9lVg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:54:05 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Basit, bir, saç, dökülmesi, olmayabilir:, hastalıkların, habercisi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TeWuMDKd3E-TGtLAyH9lVg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Basit bir saç dökülmesi olmayabilir: Bu hastalıkların habercisi"><p>Duşta bir miktar saç dökülmesi veya sabahları yastıkta birkaç tel saç görmek çoğu kişi için sıradan bir durum. Ancak saç fırçanız tüy yumağına dönmeye başladıysa veya saç ayrım yeriniz belirginleşiyorsa, bunun nedeni yalnızca mevsimsel dökülme ya da kozmetik tercihleriniz olmayabilir. Uzmanlara göre, saç dökülmesi vücudun daha derin bir sağlık sorununa dikkat çekme şekli olabilir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JGeYPfS5DEyMrdjWWT8zIQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Saç, bedenin içsel dengesi bozulduğunda ilk tepki veren dokulardan biri. Dermatologlar, özellikle belirgin saç incelmesinin, hormonal dengesizliklerden besin eksikliklerine kadar birçok tıbbi sorunun erken belirtisi olabileceğine dikkat çekiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1SmpKRXWNUKCRGQXW-Vc_w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kronik yorgunluk, ani kilo değişimleri ve üşüme şikayetleriyle birlikte saçlarda dökülme yaşayan bireylerin tiroid fonksiyonları mutlaka kontrol edilmeli. Hem hipotiroidi (yavaş çalışan tiroid) hem de hipertiroidi (aşırı aktif tiroid), saç köklerini olumsuz etkileyerek kuruluk, kırılma ve seyrelmeye yol açabiliyor.Uzmanlar, özellikle kadınlarda sık görülen tiroid bozukluklarının yıllarca teşhis edilemeden ilerleyebileceğine dikkat çekiyor. TSH, T3 ve T4 düzeylerini ölçen basit kan testleri, sorunun kökenine inmekte kritik rol oynuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/L1TgkOIv1kC071Jr_pxlyA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>PKOS, hormonal dalgalanmalarla seyreden, kadınlarda yaygın olarak görülen bir endokrin bozukluk. Saç dökülmesi, yüz ve vücutta istenmeyen tüylenme, akne ve düzensiz regl döngüleri gibi belirtilerle kendini gösterebiliyor.PKOS’un saç sağlığına etkisinin temelinde androjen hormonlarının artışı yatıyor. Bu hormonlar, saç köklerini küçülterek saçların daha erken döngüsünü tamamlamasına ve dökülmesine neden olabiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SY9Ustq-jUG35-6zo1CqJQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Merdiven çıkarken baş dönmesi, nefes darlığı ve yorgunluk gibi semptomlarla birlikte saç dökülmesi de yaşıyorsanız, demir eksikliğine bağlı anemi olasılığı göz önünde bulundurulmalı. Hemoglobinin üretiminde önemli rol oynayan demir, saç köklerine oksijen taşınmasında da görev alıyor.Kadınlar, vejetaryenler ve yeterince demir içeren gıda tüketmeyen bireylerde sık görülen bu durum, basit bir ferritin testiyle teşhis edilebiliyor. Tedavisi ise genellikle beslenme düzeniyle ya da takviyelerle mümkün.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NXO2cn9Z0ket6GwcvwhN-A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Pandemiyle birlikte artan iç mekân yaşamı, D vitamini eksikliğini daha yaygın hale getirdi. Oysa bu vitamin, saç köklerinin yenilenmesinde kritik öneme sahip.Eksiklik, saçların seyrelmesine ve genel incelmeye neden olabiliyor. D vitamini düşüklüğü aynı zamanda halsizlik, moral bozukluğu ve odaklanma problemleri gibi belirtilerle de kendini gösterebiliyor.DİYABETYüksek kan şekeri seviyeleri, saç köklerine besin taşıyan damarları zayıflatarak saç dökülmesine neden olabiliyor. Ayrıca hormonal dengesizlikler ve bağışıklık sistemindeki bozulmalar da saç sağlığını etkileyen faktörler arasında.Sık idrara çıkma, susuzluk hissi, bulanık görme ve halsizlik gibi belirtilerle birlikte saç dökülmesi gözleniyorsa, diyabet açısından değerlendirme yapılması öneriliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Qy5Fn00O_0Wlg87tCAaGvA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlar, saç dökülmesini yalnızca kozmetik bir problem olarak görmenin yanıltıcı olabileceği konusunda uyarıyor. Normalden fazla saç kaybı yaşayan bireylerin mutlaka bir sağlık profesyoneline başvurarak kapsamlı bir kan tahlili yaptırmaları öneriliyor. Tiroid hormonları, demir düzeyleri, D vitamini, kan şekeri ve hormonal değerler incelenmeli.Topikal ürünler geçici çözümler sunsa da, asıl neden teşhis edilip tedavi edilmediği sürece sorun devam edebiliyor. Uzmanlar, “Vücut bazen saç yoluyla yardım çağrısında bulunur. Bu çağrıyı zamanında duymak, yalnızca saç sağlığınızı değil genel sağlığınızı da korumanın anahtarıdır” diyor.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Avokado sağlıklı mı, zararlı mı? Bu etkisi çok az biliniyor</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/avokado-saglikli-mi-zararli-mi-bu-etkisi-cok-az-biliniyor</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/avokado-saglikli-mi-zararli-mi-bu-etkisi-cok-az-biliniyor</guid>
<description><![CDATA[ Son yılların en popüler süper besinlerinden biri olan avokado, sağlık yararlarıyla öne çıkıyor. Ancak bu besinin özellikle böbrek hastaları açısından bazı riskler barındırabileceği uyarısı yapılıyor.Kalp dostu yağları, lif içeriği ve vitamin zenginliğiyle sıkça önerilen avokado, ekmeğe sürülüyor, smoothielere karıştırılıyor, hatta kahvaltıların vazgeçilmezi haline geliyor. Peki, avokado gerçekten herkes için güvenli mi?Uzmanlar, sağlıklı kişiler için avokadonun son derece faydalı olabileceğini belirtiyor. İçerdiği tekli doymamış yağlar, antioksidanlar ve K, C ve B vitaminleri sayesinde iltihabı azaltıyor, kötü kolesterolü düşürüyor ve kan basıncını düzenlemeye yardımcı oluyor. Bu da uzun vadede böbrek sağlığını destekleyen önemli faktörler arasında yer alıyor.Ancak burada dikkat edilmesi gereken bir unsur var: potasyum.Bir orta boy avokado yaklaşık 700-900 mg potasyum içeriyor. Bu, bir muzun neredeyse iki katı kadar potasyum anlamına geliyor. Kronik böbrek hastalığı (KBH) olan kişilerde ise böbreklerin fazla potasyumu vücuttan atma yetisi azalabiliyor. Bu durum, kan potasyum düzeylerinde yükselmeye (hiperkalemi) ve dolayısıyla kalp ritminde ciddi sorunlara yol açabiliyor.Dolayısıyla, ileri evre böbrek hastalığı olan, diyalize giren ya da doktoru tarafından düşük potasyumlu diyet önerilen kişilerin avokado tüketimini sınırlandırması gerekiyor. Uzmanlar, bu kişilerin avokadoyu tamamen hayatından çıkarması gerekmediğini, ancak porsiyon kontrolü yaparak tüketmesi gerektiğini vurguluyor.Bir başka yanlış inanış ise avokadonun böbrek taşı oluşumuna yol açtığı yönünde. Bu iddia bilimsel dayanaklardan yoksun. Avokado, taş oluşumuyla ilişkilendirilen oksalat açısından zengin değil. Aksine, içerdiği sağlıklı yağlar sayesinde dolaylı yoldan böbrek fonksiyonlarını desteklediği belirtiliyor.Beslenme uzmanlarına göre haftada birkaç kez çeyrek ya da yarım avokado tüketmek, çoğu kişi için güvenli. Ancak “doğal ve sağlıklı” algısıyla günde iki tam avokado yemek, özellikle böbrek hassasiyeti olan bireyler için risk oluşturabilir.Orta veya ileri evre kronik böbrek hastalığı olanlarDiyaliz tedavisi görenlerDüşük potasyumlu diyet uygulayanlarHiperkalemi (yüksek potasyum seviyesi) tanısı alanlarTüm bu bilgiler ışığında, avokado tüketimi konusunda tek doğru yaklaşımın kişiselleştirilmiş beslenme olduğunun altı çiziliyor. Büyük diyet değişikliklerine gitmeden önce bir nefrolog veya diyetisyene danışmak, sağlığınızı korumanın en güvenli yolu.Avokado, doğru kişi ve doğru miktarda tüketildiğinde dosttur; yanlış koşullarda ise riskli olabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vgaTXazZ6Uu4TbG4-_PB1g.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:54:05 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Avokado, sağlıklı, mı, zararlı, mı, etkisi, çok, biliniyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vgaTXazZ6Uu4TbG4-_PB1g.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Avokado sağlıklı mı, zararlı mı? Bu etkisi çok az biliniyor"><p>Son yılların en popüler süper besinlerinden biri olan avokado, sağlık yararlarıyla öne çıkıyor. Ancak bu besinin özellikle böbrek hastaları açısından bazı riskler barındırabileceği uyarısı yapılıyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cEU6fpDxNEeQ7cXjP2rCGg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kalp dostu yağları, lif içeriği ve vitamin zenginliğiyle sıkça önerilen avokado, ekmeğe sürülüyor, smoothielere karıştırılıyor, hatta kahvaltıların vazgeçilmezi haline geliyor. Peki, avokado gerçekten herkes için güvenli mi?</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yGT0hcliMkqjwBRCqLo4mA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlar, sağlıklı kişiler için avokadonun son derece faydalı olabileceğini belirtiyor. İçerdiği tekli doymamış yağlar, antioksidanlar ve K, C ve B vitaminleri sayesinde iltihabı azaltıyor, kötü kolesterolü düşürüyor ve kan basıncını düzenlemeye yardımcı oluyor. Bu da uzun vadede böbrek sağlığını destekleyen önemli faktörler arasında yer alıyor.Ancak burada dikkat edilmesi gereken bir unsur var: potasyum.Bir orta boy avokado yaklaşık 700-900 mg potasyum içeriyor. Bu, bir muzun neredeyse iki katı kadar potasyum anlamına geliyor. Kronik böbrek hastalığı (KBH) olan kişilerde ise böbreklerin fazla potasyumu vücuttan atma yetisi azalabiliyor. Bu durum, kan potasyum düzeylerinde yükselmeye (hiperkalemi) ve dolayısıyla kalp ritminde ciddi sorunlara yol açabiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dJuw2TxYHEubi2aEJsf0qg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dolayısıyla, ileri evre böbrek hastalığı olan, diyalize giren ya da doktoru tarafından düşük potasyumlu diyet önerilen kişilerin avokado tüketimini sınırlandırması gerekiyor. Uzmanlar, bu kişilerin avokadoyu tamamen hayatından çıkarması gerekmediğini, ancak porsiyon kontrolü yaparak tüketmesi gerektiğini vurguluyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5wcHUKMf-UKgayMlcj5iVg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bir başka yanlış inanış ise avokadonun böbrek taşı oluşumuna yol açtığı yönünde. Bu iddia bilimsel dayanaklardan yoksun. Avokado, taş oluşumuyla ilişkilendirilen oksalat açısından zengin değil. Aksine, içerdiği sağlıklı yağlar sayesinde dolaylı yoldan böbrek fonksiyonlarını desteklediği belirtiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LUbHF874LkyD9lYnJR2yZA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Beslenme uzmanlarına göre haftada birkaç kez çeyrek ya da yarım avokado tüketmek, çoğu kişi için güvenli. Ancak “doğal ve sağlıklı” algısıyla günde iki tam avokado yemek, özellikle böbrek hassasiyeti olan bireyler için risk oluşturabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7jBzLC7gCk-f-F2pfFESdw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Orta veya ileri evre kronik böbrek hastalığı olanlarDiyaliz tedavisi görenlerDüşük potasyumlu diyet uygulayanlarHiperkalemi (yüksek potasyum seviyesi) tanısı alanlar</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rGEBAXaDW06jEBaReSxtYA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tüm bu bilgiler ışığında, avokado tüketimi konusunda tek doğru yaklaşımın kişiselleştirilmiş beslenme olduğunun altı çiziliyor. Büyük diyet değişikliklerine gitmeden önce bir nefrolog veya diyetisyene danışmak, sağlığınızı korumanın en güvenli yolu.Avokado, doğru kişi ve doğru miktarda tüketildiğinde dosttur; yanlış koşullarda ise riskli olabilir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Karaciğeri yeniliyor, toksinleri atıyor: Antioksidan deposu besin</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/karacigeri-yeniliyor-toksinleri-atiyor-antioksidan-deposu-besin</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/karacigeri-yeniliyor-toksinleri-atiyor-antioksidan-deposu-besin</guid>
<description><![CDATA[ Vücudun doğal detoks merkezi olan karaciğer, modern yaşamın getirdiği stres, yanlış beslenme ve çevresel toksinler nedeniyle giderek daha fazla yük altında kalıyor. Uzmanlar, karaciğerin işlevini sürdürebilmesi için işlenmiş gıdalardan uzak durulması ve doğal besinlerle desteklenmesi gerektiğini vurguluyor.Karaciğer, vücuttaki toksinleri filtrelemenin yanı sıra yağ metabolizmasını düzenler, hormonları dengeler ve sindirime yardımcı olur.Ancak bu çok yönlü organ, kötü yaşam alışkanlıkları nedeniyle zamanla işlevini yitirebiliyor. Beslenme uzmanları, doğru gıdaların karaciğerin bu yükünü hafiflettiğini ve işlevlerini desteklediğini belirtiyor.Bazı besinler, karaciğerin doğal detoks sürecine doğrudan katkıda bulunuyor:Yeşil Yapraklılar: Ispanak, lahana gibi klorofil içeriği yüksek sebzeler, toksinleri nötralize ediyor ve safra üretimini artırıyor.Sarımsak: İçerdiği allisin ve selenyum, karaciğer enzimlerini aktive ederek toksinlerin atılımını kolaylaştırıyor.Pancar: Antioksidanlar açısından zengin pancar, karaciğerde yağ birikimini önleyerek detoks enzimlerini destekliyor.Zerdeçal: Kurkumin adlı bileşiği ile iltihap önleyici etkiler gösteriyor ve safra üretimini teşvik ediyor.Avokado: Glutatyon içeriği ile karaciğerin toksinlerden arınmasına yardımcı oluyor.Elma: Pektin maddesi sayesinde toksinlerin vücuttan atılmasını kolaylaştırıyor.Yeşil Çay: Antioksidan özellikleriyle bilinen kateşinler karaciğer fonksiyonlarını destekliyor.Turpgiller (brokoli, karnabahar): Glukozinolatlar sayesinde karaciğerin detoks enzim üretimini artırıyor.Narenciye Meyveleri: C vitamini içeriği ile glutatyon üretimine katkı sağlıyor.Ceviz: Omega-3 ve glutatyon içeriği sayesinde oksijenlenmeyi artırıyor ve iltihapla savaşıyor.Bazı gıdalar ise karaciğeri sessizce sabote ediyor:Alkol: Karaciğerin metabolize ederken ürettiği toksik yan ürünler, iltihap ve hasara neden olabiliyor.Kızartmalar ve Fast Food: Trans yağlar ve rafine karbonhidratlar karaciğerde yağ birikimini tetikliyor.Şekerli İçecekler: Fruktoz içeriği yüksek içecekler karaciğeri yağlandırıyor.İşlenmiş Etler: Nitrat ve doymuş yağ içeriği, iltihabı artırarak karaciğere zarar veriyor.Paketli Atıştırmalıklar: Hidrojene yağlar ve katkı maddeleri karaciğer fonksiyonunu olumsuz etkiliyor.Uzmanlar, sosyal medyada sıkça karşılaşılan &quot;detoks suları&quot; gibi pahalı ve geçici çözümler yerine, günlük beslenme alışkanlıklarının gözden geçirilmesi gerektiğini söylüyor. Tam ve doğal gıdalarla beslenmek, karaciğerin 7/24 sürdürdüğü arındırma görevini desteklemek için en etkili yol.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QxblWbhHhEWCBuWtVKsksQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:54:05 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Karaciğeri, yeniliyor, toksinleri, atıyor:, Antioksidan, deposu, besin</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QxblWbhHhEWCBuWtVKsksQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Karaciğeri yeniliyor, toksinleri atıyor: Antioksidan deposu besin"><p>Vücudun doğal detoks merkezi olan karaciğer, modern yaşamın getirdiği stres, yanlış beslenme ve çevresel toksinler nedeniyle giderek daha fazla yük altında kalıyor. Uzmanlar, karaciğerin işlevini sürdürebilmesi için işlenmiş gıdalardan uzak durulması ve doğal besinlerle desteklenmesi gerektiğini vurguluyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LSo5rfpgXkGI2BqrAs2MZQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Karaciğer, vücuttaki toksinleri filtrelemenin yanı sıra yağ metabolizmasını düzenler, hormonları dengeler ve sindirime yardımcı olur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kP5ysGotIEGqNCRulRiYFA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ancak bu çok yönlü organ, kötü yaşam alışkanlıkları nedeniyle zamanla işlevini yitirebiliyor. Beslenme uzmanları, doğru gıdaların karaciğerin bu yükünü hafiflettiğini ve işlevlerini desteklediğini belirtiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nY7atGiJnEW-Z4e9RDnOdA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bazı besinler, karaciğerin doğal detoks sürecine doğrudan katkıda bulunuyor:Yeşil Yapraklılar: Ispanak, lahana gibi klorofil içeriği yüksek sebzeler, toksinleri nötralize ediyor ve safra üretimini artırıyor.Sarımsak: İçerdiği allisin ve selenyum, karaciğer enzimlerini aktive ederek toksinlerin atılımını kolaylaştırıyor.Pancar: Antioksidanlar açısından zengin pancar, karaciğerde yağ birikimini önleyerek detoks enzimlerini destekliyor.Zerdeçal: Kurkumin adlı bileşiği ile iltihap önleyici etkiler gösteriyor ve safra üretimini teşvik ediyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1db-9TjJhUyJ--wbu_K75g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Avokado: Glutatyon içeriği ile karaciğerin toksinlerden arınmasına yardımcı oluyor.Elma: Pektin maddesi sayesinde toksinlerin vücuttan atılmasını kolaylaştırıyor.Yeşil Çay: Antioksidan özellikleriyle bilinen kateşinler karaciğer fonksiyonlarını destekliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RiX0sz3bjU-qba2wqxa7AA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Turpgiller (brokoli, karnabahar): Glukozinolatlar sayesinde karaciğerin detoks enzim üretimini artırıyor.Narenciye Meyveleri: C vitamini içeriği ile glutatyon üretimine katkı sağlıyor.Ceviz: Omega-3 ve glutatyon içeriği sayesinde oksijenlenmeyi artırıyor ve iltihapla savaşıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/j2-6IZcPqUe0HHn6q6gMKw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bazı gıdalar ise karaciğeri sessizce sabote ediyor:Alkol: Karaciğerin metabolize ederken ürettiği toksik yan ürünler, iltihap ve hasara neden olabiliyor.Kızartmalar ve Fast Food: Trans yağlar ve rafine karbonhidratlar karaciğerde yağ birikimini tetikliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NnsZ_ikAYkiS57iTzaMUrA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Şekerli İçecekler: Fruktoz içeriği yüksek içecekler karaciğeri yağlandırıyor.İşlenmiş Etler: Nitrat ve doymuş yağ içeriği, iltihabı artırarak karaciğere zarar veriyor.Paketli Atıştırmalıklar: Hidrojene yağlar ve katkı maddeleri karaciğer fonksiyonunu olumsuz etkiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-tP-cParDEKrstACexErXQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlar, sosyal medyada sıkça karşılaşılan "detoks suları" gibi pahalı ve geçici çözümler yerine, günlük beslenme alışkanlıklarının gözden geçirilmesi gerektiğini söylüyor. Tam ve doğal gıdalarla beslenmek, karaciğerin 7/24 sürdürdüğü arındırma görevini desteklemek için en etkili yol.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yüksek kolesterol işareti: Yıllarca görmezden geliniyor</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/yuksek-kolesterol-isareti-yillarca-goermezden-geliniyor</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/yuksek-kolesterol-isareti-yillarca-goermezden-geliniyor</guid>
<description><![CDATA[ Yüksek kolesterol, belirti vermeden ilerleyerek ciddi sağlık sorunlarına zemin hazırlayabiliyor. Ancak uzmanlara göre vücut, bu sinsi durumun sinyallerini dışa vurarak erken uyarı verebilir.Genellikle “sessiz katil” olarak tanımlanan yüksek kolesterol, yıllarca herhangi bir belirti göstermeden ilerleyebiliyor. Ancak uzmanlar, bazı cilt ve göz değişimlerinin, açıklanamayan yorgunluk veya uzuvlarda hissedilen rahatsızlıkların, kolesterol seviyelerinin tehlikeli boyutlara ulaştığını gösterebileceği konusunda uyarıyor. Kesin tanı için kan lipit testi şart olsa da, bu görsel işaretleri erkenden tanımak hayati önem taşıyor.GÖZ KAPAKLARINDA SARIMSI LEKELERYüksek LDL (kötü kolesterol) seviyesinin en dikkat çekici belirtilerinden biri, göz kapaklarının iç köşelerinde beliren soluk sarı plaklardır. Tıbbi adıyla ksantelazma olarak bilinen bu oluşumlar, kolesterol açısından zengin, iyi huylu tortulardır. Ailesel hiperkolesterolemisi olan bireylerde daha sık görülen bu belirti, sistemik lipid dengesizliklerinin habercisi olabilir.GÖZDE GRİ-BEYAZ HALKAKorneanın çevresinde ortaya çıkan gri ya da beyaz halkalar, özellikle 50 yaş altındaki bireylerde görülüyorsa, yüksek kolesterol şüphesiyle değerlendirilmelidir. “Arcus senilis” olarak adlandırılan bu durum, görme yetisini etkilemese de lipid metabolizmasındaki bozuklukları işaret edebilir.Dirsek, diz, el ve ayak gibi bölgelerde görülebilen kabarık, sarımsı cilt lezyonları ksantomalar olarak adlandırılır. Genellikle ailesel lipid bozukluklarının belirtisi olan bu nodüller, kolesterolün deri altı dokuda birikmesiyle oluşur. Bazı ağır vakalarda, toplam kolesterol seviyesi 1.000 mg/dL’yi aşabilir.TENDONLARDA SERTLİKAşil tendonları, dirsek veya ellerde meydana gelen sert, ağrısız nodüller de kolesterol birikiminin bir sonucu olabilir. Tendon ksantomları, özellikle ailesel hiperkolesterolemiyle ilişkili olup, ileri tetkik ve agresif tedavi gerektirebilir.Koroner arterlerde kolesterol plaklarının birikmesi, kalp kasına giden kan akışını kısıtlayarak yorgunluk, göğüs sıkışması (angina) ve hafif eforla bile nefes darlığı gibi şikâyetlere neden olabilir. Bu belirtiler, kalp krizi riskine işaret eden erken uyarılar olarak kabul ediliyor.NÖROLOJİK BELİRTİLERYüksek kolesterole bağlı damar tıkanıklıkları beyin kan akışını da etkileyebilir. Ani konuşma bozukluğu, tek taraflı uyuşma ya da görme kaybı gibi belirtiler, geçici iskemik atak (TIA) veya felç riskine işaret edebilir. Bu tür belirtiler acil müdahale gerektirir.UYUŞUKLUKKolesterol, yalnızca kalbi değil periferik damar sistemini de etkileyebilir. Karıncalanma, soğukluk hissi, renk değişimi ya da yavaş iyileşen yaralar, periferik arter hastalığına (PAD) işaret edebilir. Bu durum özellikle yürürken bacak ağrısıyla kendini gösterebilir.Bazı uzmanlara göre, kolesterole bağlı damar sertliği, penis dokularına ulaşan kan akışını kısıtlayarak sertleşme sorunlarına yol açabilir. Bu durum da dolaşım sistemindeki aksaklıkların bir göstergesi olabilir.Uzmanlar ne diyor?
Uzmanlar, bu belirtilerden bir ya da birkaçını gözlemleyen bireylerin vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurarak kan lipit testi yaptırmaları gerektiğini vurguluyor. Erken tanı ve tedavi, kalp krizi ya da felç gibi ciddi komplikasyonların önlenmesinde büyük rol oynuyor.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uZDBIam3gUWrEchrFG1Nkw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:54:04 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Yüksek, kolesterol, işareti:, Yıllarca, görmezden, geliniyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uZDBIam3gUWrEchrFG1Nkw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Yüksek kolesterol işareti: Yıllarca görmezden geliniyor"><p>Yüksek kolesterol, belirti vermeden ilerleyerek ciddi sağlık sorunlarına zemin hazırlayabiliyor. Ancak uzmanlara göre vücut, bu sinsi durumun sinyallerini dışa vurarak erken uyarı verebilir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0D-tihA9mEuiKAAdS9kbPA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Genellikle “sessiz katil” olarak tanımlanan yüksek kolesterol, yıllarca herhangi bir belirti göstermeden ilerleyebiliyor. Ancak uzmanlar, bazı cilt ve göz değişimlerinin, açıklanamayan yorgunluk veya uzuvlarda hissedilen rahatsızlıkların, kolesterol seviyelerinin tehlikeli boyutlara ulaştığını gösterebileceği konusunda uyarıyor. Kesin tanı için kan lipit testi şart olsa da, bu görsel işaretleri erkenden tanımak hayati önem taşıyor.GÖZ KAPAKLARINDA SARIMSI LEKELERYüksek LDL (kötü kolesterol) seviyesinin en dikkat çekici belirtilerinden biri, göz kapaklarının iç köşelerinde beliren soluk sarı plaklardır. Tıbbi adıyla ksantelazma olarak bilinen bu oluşumlar, kolesterol açısından zengin, iyi huylu tortulardır. Ailesel hiperkolesterolemisi olan bireylerde daha sık görülen bu belirti, sistemik lipid dengesizliklerinin habercisi olabilir.GÖZDE GRİ-BEYAZ HALKAKorneanın çevresinde ortaya çıkan gri ya da beyaz halkalar, özellikle 50 yaş altındaki bireylerde görülüyorsa, yüksek kolesterol şüphesiyle değerlendirilmelidir. “Arcus senilis” olarak adlandırılan bu durum, görme yetisini etkilemese de lipid metabolizmasındaki bozuklukları işaret edebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nmCjXCoJK0ir44E8CyJGvw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dirsek, diz, el ve ayak gibi bölgelerde görülebilen kabarık, sarımsı cilt lezyonları ksantomalar olarak adlandırılır. Genellikle ailesel lipid bozukluklarının belirtisi olan bu nodüller, kolesterolün deri altı dokuda birikmesiyle oluşur. Bazı ağır vakalarda, toplam kolesterol seviyesi 1.000 mg/dL’yi aşabilir.TENDONLARDA SERTLİKAşil tendonları, dirsek veya ellerde meydana gelen sert, ağrısız nodüller de kolesterol birikiminin bir sonucu olabilir. Tendon ksantomları, özellikle ailesel hiperkolesterolemiyle ilişkili olup, ileri tetkik ve agresif tedavi gerektirebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/o-B8BYYmmkCSQOfvRP5kXQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Koroner arterlerde kolesterol plaklarının birikmesi, kalp kasına giden kan akışını kısıtlayarak yorgunluk, göğüs sıkışması (angina) ve hafif eforla bile nefes darlığı gibi şikâyetlere neden olabilir. Bu belirtiler, kalp krizi riskine işaret eden erken uyarılar olarak kabul ediliyor.NÖROLOJİK BELİRTİLERYüksek kolesterole bağlı damar tıkanıklıkları beyin kan akışını da etkileyebilir. Ani konuşma bozukluğu, tek taraflı uyuşma ya da görme kaybı gibi belirtiler, geçici iskemik atak (TIA) veya felç riskine işaret edebilir. Bu tür belirtiler acil müdahale gerektirir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/t_RpHZ9ba06yKWseBpjZEw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>UYUŞUKLUKKolesterol, yalnızca kalbi değil periferik damar sistemini de etkileyebilir. Karıncalanma, soğukluk hissi, renk değişimi ya da yavaş iyileşen yaralar, periferik arter hastalığına (PAD) işaret edebilir. Bu durum özellikle yürürken bacak ağrısıyla kendini gösterebilir.Bazı uzmanlara göre, kolesterole bağlı damar sertliği, penis dokularına ulaşan kan akışını kısıtlayarak sertleşme sorunlarına yol açabilir. Bu durum da dolaşım sistemindeki aksaklıkların bir göstergesi olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YU7NfwGn_kiC2DKSL0u25g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlar ne diyor?
Uzmanlar, bu belirtilerden bir ya da birkaçını gözlemleyen bireylerin vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurarak kan lipit testi yaptırmaları gerektiğini vurguluyor. Erken tanı ve tedavi, kalp krizi ya da felç gibi ciddi komplikasyonların önlenmesinde büyük rol oynuyor.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kene ile doğal mücadele: Yüzlercesi doğaya bırakılıyor</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/kene-ile-dogal-mucadele-yuzlercesi-dogaya-birakiliyor</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/kene-ile-dogal-mucadele-yuzlercesi-dogaya-birakiliyor</guid>
<description><![CDATA[ Afyonkarahisar&#039;ın Şuhut ilçesinde Keklik Üretme İstasyonu&#039;ndaki yüzlerce keklik, her yıl belirlenen illerde kene ve süne mücadelesi için doğaya bırakılıyor.Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) 5. Bölge Müdürü Kemal Can, AA muhabirine, Şuhut Keklik Üretme İstasyonu&#039;nun kurulduğu 2009&#039;dan bu yana kınalı ve çil keklik ürettiğini söyledi.İstasyonda bugüne kadar 137 bin kınalı ile 39 bin 600 çil keklik üretildiğini vurgulayan Can, &quot;DKMP Genel Müdürlüğümüzün yıllara göre programları oluyor. Türkiye&#039;de çil keklik üreten tek tesisiz. Bölge müdürlüklerimizin arazi çalışmaları neticesinde DKMP Genel Müdürlüğümüze teklifte bulunuyor. Yapılan değerlendirme sonucunda üretimini yaptığımız keklikler, ülkemizin çeşitli yerlerinde doğaya salınıyor.&quot; diye konuştu.Bu yıl planlanan 6 bin kınalı ile 3 bin çil keklik üretiminin yapıldığına değinen Can, şunları kaydetti:&quot;Çil keklikler, habitatları gereği genellikle Çanakkale, Yalova, Bursa ve Tekirdağ&#039;da, kınalı keklileri de daha çok Denizli, Muğla, Manisa ve Afyonkarahisar&#039;da doğayla buluşturuluyor. Kekliklerin salınımında genellikle suya yakın yerler tercih ediliyor. Salım yaptığımız yerleri üç yıl ava kapatıyoruz. Kekliklerin oralarda tutunmaları ve üremelerini hedefliyoruz. Avcılarımızdan da bu konuya riayet etmelerini istiyoruz.&quot;Can, DKMP Genel Müdürlüğünün keklik üretip doğaya salma amacının ekosistemin desteklenmesi ve türün devamının sağlanması olduğunu söyledi.Kekliklerin doğadaki biyolojik mücadele açısından önemli bir tür olduğuna dikkati çeken Can, sözlerini şöyle tamamladı:&quot;Bu konu da kekliklerin beslenme alışkanlıklarından kaynaklanıyor. Keklikler, genellikle bitkiler ve böceklerle besleniyor. Özellikle palazlık dönemlerinde, daha çok proteinle beslenmesi gerekiyor. Daha çok böcekle besleniyorlar. Süne ve kene gibi. Bu da kuşu, biyolojik mücadele açısından etkin hale getiriyor. Doğada ne kadar böcek yiyen kuş olursa, onların pandemi oluşturması ve yaygınlaşmasını engellemiş oluyor. Dolayısıyla biyolojik mücadelede keklikler kullanılmış oluyor.&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XxiZoX0pV0yjlTM94mxuDA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:54:04 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kene, ile, doğal, mücadele:, Yüzlercesi, doğaya, bırakılıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XxiZoX0pV0yjlTM94mxuDA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kene ile doğal mücadele"><p>Afyonkarahisar'ın Şuhut ilçesinde Keklik Üretme İstasyonu'ndaki yüzlerce keklik, her yıl belirlenen illerde kene ve süne mücadelesi için doğaya bırakılıyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DxvchdABDEyn_oLViGDttw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) 5. Bölge Müdürü Kemal Can, AA muhabirine, Şuhut Keklik Üretme İstasyonu'nun kurulduğu 2009'dan bu yana kınalı ve çil keklik ürettiğini söyledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/D7cTuEkdEkOf_x8YOJ-9Ag.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İstasyonda bugüne kadar 137 bin kınalı ile 39 bin 600 çil keklik üretildiğini vurgulayan Can, "DKMP Genel Müdürlüğümüzün yıllara göre programları oluyor. Türkiye'de çil keklik üreten tek tesisiz. Bölge müdürlüklerimizin arazi çalışmaları neticesinde DKMP Genel Müdürlüğümüze teklifte bulunuyor. Yapılan değerlendirme sonucunda üretimini yaptığımız keklikler, ülkemizin çeşitli yerlerinde doğaya salınıyor." diye konuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AiW3hihSpkyv3MtFpK7apg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu yıl planlanan 6 bin kınalı ile 3 bin çil keklik üretiminin yapıldığına değinen Can, şunları kaydetti:</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nQu7lwJZ9Eazh30cM_BWxg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>"Çil keklikler, habitatları gereği genellikle Çanakkale, Yalova, Bursa ve Tekirdağ'da, kınalı keklileri de daha çok Denizli, Muğla, Manisa ve Afyonkarahisar'da doğayla buluşturuluyor. Kekliklerin salınımında genellikle suya yakın yerler tercih ediliyor. Salım yaptığımız yerleri üç yıl ava kapatıyoruz. Kekliklerin oralarda tutunmaları ve üremelerini hedefliyoruz. Avcılarımızdan da bu konuya riayet etmelerini istiyoruz."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ucSpUKUk4EWRRkhdYPbdzQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Can, DKMP Genel Müdürlüğünün keklik üretip doğaya salma amacının ekosistemin desteklenmesi ve türün devamının sağlanması olduğunu söyledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xHBtMkvNqkmoYYZiqO98KA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kekliklerin doğadaki biyolojik mücadele açısından önemli bir tür olduğuna dikkati çeken Can, sözlerini şöyle tamamladı:</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ASA6dSg4A0OncYswe8vW0g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>"Bu konu da kekliklerin beslenme alışkanlıklarından kaynaklanıyor. Keklikler, genellikle bitkiler ve böceklerle besleniyor. Özellikle palazlık dönemlerinde, daha çok proteinle beslenmesi gerekiyor. Daha çok böcekle besleniyorlar. Süne ve kene gibi. Bu da kuşu, biyolojik mücadele açısından etkin hale getiriyor. Doğada ne kadar böcek yiyen kuş olursa, onların pandemi oluşturması ve yaygınlaşmasını engellemiş oluyor. Dolayısıyla biyolojik mücadelede keklikler kullanılmış oluyor."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4STHX30p7kqXQXsxbkTgrg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CVQwyYqbF0CM2GWd9A4PwA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Soğuk su içmek faydalı mı, zararlı mı? Vücut üzerindeki etkisi</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/soguk-su-icmek-faydali-mi-zararli-mi-vucut-uzerindeki-etkisi</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/soguk-su-icmek-faydali-mi-zararli-mi-vucut-uzerindeki-etkisi</guid>
<description><![CDATA[ Soğuk su tüketimiyle ilgili tartışmalar, sindirime zarar verdiğine dair iddiaları destekleyen somut bir kanıt olmadan devam ediyor. Soğuk su burun mukus kalınlığını artırabilir ve potansiyel olarak migreni tetikleyebilir veya bazılarında yemek borusu sorunlarını kötüleştirebilirken, egzersiz sırasında aşırı ısınmayı önleme ve egzersiz sonrası iyileşmeye yardımcı olma gibi faydalar sunar.Soğuk su içmeyle ilgili tartışmalar merak uyandırdı ve bazıları mideyi kasarak sindirime zarar verebileceğine inanıyor. Ancak bunu destekleyecek sağlam bir kanıt yok. Hem soğuk hem de oda sıcaklığındaki su sizi etkili bir şekilde susuz bırakmaz. Soğuk su, özellikle egzersizden sonra ferahlatıcı olabilir, vücudu serinletmeye yardımcı olabilir ve muhtemelen metabolizmayı biraz hızlandırabilir.Hassas dişleri veya sindirimi olanları rahatsız etse de çoğu insan sorunsuz bir şekilde tadını çıkarabilir.
Sonuç olarak, kişisel tercihe geliyor. En önemlisi susuz kalmamaktır. Su, herhangi bir sıcaklıkta, zihinsel ve fiziksel sağlık için gereklidir.Soğuk su içmek vücudunuz üzerinde beklenmedik etkilere neden olabilir. Healthline&#039;a göre, 15 kişiyi kapsayan 1978 tarihli bir araştırma, soğuk suyun burun mukusunun kalınlığını artırarak solunum yollarından geçmesini zorlaştırdığını, sıcak su ve tavuk çorbasının ise tam tersi etki yaparak nefes almayı kolaylaştırdığını buldu.Belirli sağlık sorunları olan kişilerde soğuk su semptomları şiddetlendirebilir. Araştırmalar, soğuk su içmenin yatkın kişilerde migreni tetikleyebileceğini (2001 çalışması) ve yemek borusundan gıda geçişini etkileyen bir durum olan akalazya semptomlarını kötüleştirebileceğini (2012 çalışması) göstermektedir.Geleneksel Çin tıbbında, sıcak yiyeceklerle soğuk su tüketmenin bir dengesizlik yarattığına inanılır, bu nedenle yemekler genellikle ılık su veya çayla servis edilir. Sıcak bir günde soğuk suyun serinletici bir rahatlama sağlamayabileceği fikri gibi diğer kültürlerde de benzer inançlar vardır. Ancak, bu iddiaları doğrulamak veya reddetmek için daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır.Raporlara göre soğuk su içmenin faydaları şunlardır:Sporcular veya yoğun fiziksel aktivite yapan kişiler için faydalıdırEgzersiz sırasında aşırı ısınmayı önlemeye yardımcı olur (2012 çalışması)Egzersiz seanslarını daha başarılı hale getirirDaha düşük bir çekirdek sıcaklığının korunmasına yardımcı olur, fiziksel performansı artırır.Soğuk su, sıcak günlerde veya zorlu bir antrenmandan sonra süper ferahlatıcıdır. Sizi serinletmeye, kalp atış hızınızı yavaşlatmaya ve daha hızlı daha iyi hissetmenizi sağlar.Soğuk su kilo vermenize yardımcı olur mu?Soğuk su içmek kilo vermeye küçük bir ölçüde yardımcı olabilir.Faydaları şunlardır;
Şekerli içecekleri değiştirdiğinizde daha düşük kalori alımıİyileştirilmiş sindirimVücut suyu çekirdek sıcaklığına ısıtmak için çalışırken kalori yakımında hafif artışBu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/T5IsE3fv3USs5CgNJk7VjA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:54:04 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Soğuk, içmek, faydalı, mı, zararlı, mı, Vücut, üzerindeki, etkisi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/T5IsE3fv3USs5CgNJk7VjA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Soğuk su içmek faydalı mı, zararlı mı? Vücut üzerindeki etkisi"><p>Soğuk su tüketimiyle ilgili tartışmalar, sindirime zarar verdiğine dair iddiaları destekleyen somut bir kanıt olmadan devam ediyor. Soğuk su burun mukus kalınlığını artırabilir ve potansiyel olarak migreni tetikleyebilir veya bazılarında yemek borusu sorunlarını kötüleştirebilirken, egzersiz sırasında aşırı ısınmayı önleme ve egzersiz sonrası iyileşmeye yardımcı olma gibi faydalar sunar.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_lb__P5-Ek6YeEy7_6Mh0Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Soğuk su içmeyle ilgili tartışmalar merak uyandırdı ve bazıları mideyi kasarak sindirime zarar verebileceğine inanıyor. Ancak bunu destekleyecek sağlam bir kanıt yok. Hem soğuk hem de oda sıcaklığındaki su sizi etkili bir şekilde susuz bırakmaz. Soğuk su, özellikle egzersizden sonra ferahlatıcı olabilir, vücudu serinletmeye yardımcı olabilir ve muhtemelen metabolizmayı biraz hızlandırabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zfrVk_kvlkqZZNgw1cCoXg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hassas dişleri veya sindirimi olanları rahatsız etse de çoğu insan sorunsuz bir şekilde tadını çıkarabilir.
Sonuç olarak, kişisel tercihe geliyor. En önemlisi susuz kalmamaktır. Su, herhangi bir sıcaklıkta, zihinsel ve fiziksel sağlık için gereklidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/c33U5GibuU6qbsjzWeeT0Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Soğuk su içmek vücudunuz üzerinde beklenmedik etkilere neden olabilir. Healthline'a göre, 15 kişiyi kapsayan 1978 tarihli bir araştırma, soğuk suyun burun mukusunun kalınlığını artırarak solunum yollarından geçmesini zorlaştırdığını, sıcak su ve tavuk çorbasının ise tam tersi etki yaparak nefes almayı kolaylaştırdığını buldu.Belirli sağlık sorunları olan kişilerde soğuk su semptomları şiddetlendirebilir. Araştırmalar, soğuk su içmenin yatkın kişilerde migreni tetikleyebileceğini (2001 çalışması) ve yemek borusundan gıda geçişini etkileyen bir durum olan akalazya semptomlarını kötüleştirebileceğini (2012 çalışması) göstermektedir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/S7A_XWw3yUGFLoBKAXz7Aw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Geleneksel Çin tıbbında, sıcak yiyeceklerle soğuk su tüketmenin bir dengesizlik yarattığına inanılır, bu nedenle yemekler genellikle ılık su veya çayla servis edilir. Sıcak bir günde soğuk suyun serinletici bir rahatlama sağlamayabileceği fikri gibi diğer kültürlerde de benzer inançlar vardır. Ancak, bu iddiaları doğrulamak veya reddetmek için daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6Q_PIK5FjUyouPObiqaw_g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Raporlara göre soğuk su içmenin faydaları şunlardır:Sporcular veya yoğun fiziksel aktivite yapan kişiler için faydalıdırEgzersiz sırasında aşırı ısınmayı önlemeye yardımcı olur (2012 çalışması)Egzersiz seanslarını daha başarılı hale getirirDaha düşük bir çekirdek sıcaklığının korunmasına yardımcı olur, fiziksel performansı artırır.Soğuk su, sıcak günlerde veya zorlu bir antrenmandan sonra süper ferahlatıcıdır. Sizi serinletmeye, kalp atış hızınızı yavaşlatmaya ve daha hızlı daha iyi hissetmenizi sağlar.Soğuk su kilo vermenize yardımcı olur mu?Soğuk su içmek kilo vermeye küçük bir ölçüde yardımcı olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xkHdqNWAEkezGZbbD7Z7gA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Faydaları şunlardır;
Şekerli içecekleri değiştirdiğinizde daha düşük kalori alımıİyileştirilmiş sindirimVücut suyu çekirdek sıcaklığına ısıtmak için çalışırken kalori yakımında hafif artışBu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Akciğer kanserinin sessiz işareti: Göz ardı edili</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/akciger-kanserinin-sessiz-isareti-goez-ardi-edili</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/akciger-kanserinin-sessiz-isareti-goez-ardi-edili</guid>
<description><![CDATA[ Akciğer kanseri genellikle inatçı öksürük, balgamda kan ya da ani kilo kaybı gibi belirgin semptomlarla ilişkilendirilse de, hastalık çoğu zaman bu kadar şiddetli belirtilerle başlamaz. Peki, akciğer kanseri işareti olabilecek belirtiler nelerdir?Akciğer kanseri genellikle inatçı öksürük, balgamda kan ya da ani kilo kaybı gibi belirgin semptomlarla ilişkilendirilse de, hastalık çoğu zaman bu kadar şiddetli belirtilerle başlamaz. Sessiz ve sinsi bir şekilde ilerleyen bu hastalık, erken evrelerde genellikle fark edilmez. Belirtiler, sıradan sağlık sorunlarıyla karıştırılabildiğinden, tanı konulduğunda kanser çoğunlukla ilerlemiş olur.Uzmanlara göre, akciğer kanserinin göz ardı edilen bazı erken belirtileri şu şekilde sıralanıyor:Omuz bölgesindeki ağrılar çoğunlukla kötü duruş, kas gerilmesi veya &quot;donmuş omuz&quot; gibi kas-iskelet sistemi kaynaklı nedenlerle ilişkilendirilir. Ancak akciğerin üst kısmında gelişen Pancoast tümörleri, omuzdan başlayarak kola doğru yayılan bir ağrıya neden olabilir.
Akciğer dokusunda ağrı reseptörleri bulunmasa da, tümör çevredeki sinirlere baskı yaparak ağrıyı tetikleyebilir. Bu ağrı, klasik yöntemlerle (esneme, ağrı kesici vb.) hafiflemez ve başka hastalıklarla kolayca karıştırılabilir.Ses kısıklığı genellikle boğaz enfeksiyonları, fazla konuşma veya kuru hava gibi nedenlerle açıklanır. Ancak ses tonunda zamanla gelişen ve kalıcı hale gelen bir bozulma, akciğer kanserinin erken bir işareti olabilir. Özellikle ses tellerini kontrol eden tekrarlayan laringeal sinire baskı oluşursa, ses boğuk ya da zayıf çıkabilir. Bu durum geçici bir larenjitten farklıdır ve birkaç haftadan uzun sürüyorsa dikkatle değerlendirilmelidir.Tek taraflı göz kapağı düşüklüğü (ptozis), göz bebeğinde küçülme (miyozis) ve aynı yüzde terlemenin azalması gibi belirtiler Horner sendromunu düşündürebilir. Bu tablo, akciğerin üst bölgesine yakın bir tümörün sempatik sinirlere baskı yapmasıyla ortaya çıkabilir. Ağrıya neden olmadığı için çoğunlukla fark edilmez ya da farklı bir rahatsızlıkla karıştırılır.&quot;Parmak çomaklaşması&quot; olarak bilinen durum, tırnakların kıvrılması ve parmak uçlarının şişkinleşmesiyle karakterizedir. Bu durum kandaki oksijen yetersizliğiyle ilişkilidir ve akciğer kanserinde erken dönem belirtilerden biri olabilir. Gelişimi yavaş ve ağrısız olduğundan çoğu kişi bu değişimi fark etmeyebilir.Yoğun yaşam temposu, stres ya da uykusuzluk gibi nedenlerle açıklanmaya çalışılan yorgunluk, bazı durumlarda kanser kaynaklı olabilir.Akciğer kanserinin erken evrelerinde vücut, tümöre karşı inflamatuar yanıt vererek sürekli bir enerji düşüklüğüne neden olabilir. Bu yorgunluk, dinlenmeyle geçmeyen ve zamanla artan bir karakter gösterir.Uyarı: Bu belirtiler her zaman akciğer kanseri anlamına gelmez. Ancak uzun süre devam eden ve nedeni açıklanamayan şikayetlerde mutlaka bir sağlık uzmanına başvurulması önem taşır. Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yyNXVZo45ESlsXRHFoFFyA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:54:04 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Akciğer, kanserinin, sessiz, işareti:, Göz, ardı, edili</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yyNXVZo45ESlsXRHFoFFyA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Akciğer kanserinin sessiz işareti: Göz ardı edili"><p>Akciğer kanseri genellikle inatçı öksürük, balgamda kan ya da ani kilo kaybı gibi belirgin semptomlarla ilişkilendirilse de, hastalık çoğu zaman bu kadar şiddetli belirtilerle başlamaz. Peki, akciğer kanseri işareti olabilecek belirtiler nelerdir?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CSq5woXFoUiu1MT3UIzHFA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Akciğer kanseri genellikle inatçı öksürük, balgamda kan ya da ani kilo kaybı gibi belirgin semptomlarla ilişkilendirilse de, hastalık çoğu zaman bu kadar şiddetli belirtilerle başlamaz. Sessiz ve sinsi bir şekilde ilerleyen bu hastalık, erken evrelerde genellikle fark edilmez. Belirtiler, sıradan sağlık sorunlarıyla karıştırılabildiğinden, tanı konulduğunda kanser çoğunlukla ilerlemiş olur.Uzmanlara göre, akciğer kanserinin göz ardı edilen bazı erken belirtileri şu şekilde sıralanıyor:</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tCCtZDsCAUSxEkCpmASyew.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Omuz bölgesindeki ağrılar çoğunlukla kötü duruş, kas gerilmesi veya "donmuş omuz" gibi kas-iskelet sistemi kaynaklı nedenlerle ilişkilendirilir. Ancak akciğerin üst kısmında gelişen Pancoast tümörleri, omuzdan başlayarak kola doğru yayılan bir ağrıya neden olabilir.
Akciğer dokusunda ağrı reseptörleri bulunmasa da, tümör çevredeki sinirlere baskı yaparak ağrıyı tetikleyebilir. Bu ağrı, klasik yöntemlerle (esneme, ağrı kesici vb.) hafiflemez ve başka hastalıklarla kolayca karıştırılabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/H_2rPc3wYEOIcdGjtAd4KQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ses kısıklığı genellikle boğaz enfeksiyonları, fazla konuşma veya kuru hava gibi nedenlerle açıklanır. Ancak ses tonunda zamanla gelişen ve kalıcı hale gelen bir bozulma, akciğer kanserinin erken bir işareti olabilir. Özellikle ses tellerini kontrol eden tekrarlayan laringeal sinire baskı oluşursa, ses boğuk ya da zayıf çıkabilir. Bu durum geçici bir larenjitten farklıdır ve birkaç haftadan uzun sürüyorsa dikkatle değerlendirilmelidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NwfUpVpoF0CzLdQffMq4KQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tek taraflı göz kapağı düşüklüğü (ptozis), göz bebeğinde küçülme (miyozis) ve aynı yüzde terlemenin azalması gibi belirtiler Horner sendromunu düşündürebilir. Bu tablo, akciğerin üst bölgesine yakın bir tümörün sempatik sinirlere baskı yapmasıyla ortaya çıkabilir. Ağrıya neden olmadığı için çoğunlukla fark edilmez ya da farklı bir rahatsızlıkla karıştırılır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/e8vhQyr7xkaF5HNJpFqhgA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>"Parmak çomaklaşması" olarak bilinen durum, tırnakların kıvrılması ve parmak uçlarının şişkinleşmesiyle karakterizedir. Bu durum kandaki oksijen yetersizliğiyle ilişkilidir ve akciğer kanserinde erken dönem belirtilerden biri olabilir. Gelişimi yavaş ve ağrısız olduğundan çoğu kişi bu değişimi fark etmeyebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/iNtyO-3EL0WhkPBmuLWwFw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yoğun yaşam temposu, stres ya da uykusuzluk gibi nedenlerle açıklanmaya çalışılan yorgunluk, bazı durumlarda kanser kaynaklı olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/f2QqPDacGkSmxK8y1SRIjQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Akciğer kanserinin erken evrelerinde vücut, tümöre karşı inflamatuar yanıt vererek sürekli bir enerji düşüklüğüne neden olabilir. Bu yorgunluk, dinlenmeyle geçmeyen ve zamanla artan bir karakter gösterir.Uyarı: Bu belirtiler her zaman akciğer kanseri anlamına gelmez. Ancak uzun süre devam eden ve nedeni açıklanamayan şikayetlerde mutlaka bir sağlık uzmanına başvurulması önem taşır. Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Laparoskopik ne demek? Laparoskopik cerrahi hangi durumlarda uygulanır?</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/laparoskopik-ne-demek-laparoskopik-cerrahi-hangi-durumlarda-uygulanir</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/laparoskopik-ne-demek-laparoskopik-cerrahi-hangi-durumlarda-uygulanir</guid>
<description><![CDATA[ Tıpta teknolojinin gelişmesiyle birlikte cerrahi yöntemler de büyük bir dönüşüm geçirdi. “Laparoskopik” kelimesi de bu dönüşümün en dikkat çeken terimlerinden biri haline geldi. Peki, laparoskopik ne demek? Hangi durumlarda uygulanır ve klasik ameliyatlardan farkı nedir? İşte ayrıntılar...Laparoskopik, karın içi organlara küçük kesilerle ulaşarak yapılan kapalı ameliyatları ifade eder. Bu yöntem, “laparoskop” adı verilen ince ve ucunda kamera bulunan bir cihazla gerçekleştirilir. Laparoskop, vücut içine yerleştirilerek doktorun monitör üzerinden net bir şekilde iç organları görmesini sağlar.  LAPAROSKOPİK CERRAHİNİN AVANTAJLARI  Geleneksel açık ameliyatlara kıyasla birçok avantaj sunan laparoskopik yöntem, günümüzde özellikle jinekolojik ve sindirim sistemi ameliyatlarında yaygın olarak tercih edilmektedir. İşte başlıca avantajları:  Daha az ağrı: Küçük kesiler sayesinde ameliyat sonrası ağrı daha azdır.  Kısa hastanede kalış süresi: Hastalar genellikle aynı gün veya ertesi gün taburcu olabilir.  Hızlı iyileşme: Günlük yaşama dönüş süresi oldukça kısadır.  Daha az enfeksiyon riski: Açık ameliyatlara göre daha düşük risk taşır.  Estetik görünüm: Büyük ameliyat izleri yerine minimal izler kalır.  HANGİ DURUMLARDA UYGULANIR?  Laparoskopik cerrahi, birçok alanda uygulanabilir. En yaygın kullanıldığı durumlar şunlardır:  Safra kesesi alınması (laparoskopik kolesistektomi)  Apandisit ameliyatı  Yumurtalık kistlerinin alınması  Endometriozis tedavisi  Fıtık ameliyatları  Bağırsak cerrahileri ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1ocs6xKsdEiNBne4C3SF2Q.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:54:03 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Laparoskopik, demek, Laparoskopik, cerrahi, hangi, durumlarda, uygulanır</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1ocs6xKsdEiNBne4C3SF2Q.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Laparoskopik ne demek? Laparoskopik cerrahi hangi durumlarda uygulanır?"><p>Tıpta teknolojinin gelişmesiyle birlikte cerrahi yöntemler de büyük bir dönüşüm geçirdi. “Laparoskopik” kelimesi de bu dönüşümün en dikkat çeken terimlerinden biri haline geldi. Peki, laparoskopik ne demek? Hangi durumlarda uygulanır ve klasik ameliyatlardan farkı nedir? İşte ayrıntılar...</p>Laparoskopik, karın içi organlara küçük kesilerle ulaşarak yapılan kapalı ameliyatları ifade eder. Bu yöntem, “laparoskop” adı verilen ince ve ucunda kamera bulunan bir cihazla gerçekleştirilir. Laparoskop, vücut içine yerleştirilerek doktorun monitör üzerinden net bir şekilde iç organları görmesini sağlar.  <strong>LAPAROSKOPİK CERRAHİNİN AVANTAJLARI</strong>  Geleneksel açık ameliyatlara kıyasla birçok avantaj sunan laparoskopik yöntem, günümüzde özellikle jinekolojik ve sindirim sistemi ameliyatlarında yaygın olarak tercih edilmektedir. İşte başlıca avantajları:  Daha az ağrı: Küçük kesiler sayesinde ameliyat sonrası ağrı daha azdır.  Kısa hastanede kalış süresi: Hastalar genellikle aynı gün veya ertesi gün taburcu olabilir.  Hızlı iyileşme: Günlük yaşama dönüş süresi oldukça kısadır.  Daha az enfeksiyon riski: Açık ameliyatlara göre daha düşük risk taşır.  Estetik görünüm: Büyük ameliyat izleri yerine minimal izler kalır.  <strong>HANGİ DURUMLARDA UYGULANIR?</strong>  Laparoskopik cerrahi, birçok alanda uygulanabilir. En yaygın kullanıldığı durumlar şunlardır:  Safra kesesi alınması (laparoskopik kolesistektomi)  Apandisit ameliyatı  Yumurtalık kistlerinin alınması  Endometriozis tedavisi  Fıtık ameliyatları  Bağırsak cerrahileri]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>3 besin kalp krizi riskini azaltıyor: Hastalıklara karşı güç kalkanı</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/3-besin-kalp-krizi-riskini-azaltiyor-hastaliklara-karsi-guc-kalkani</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/3-besin-kalp-krizi-riskini-azaltiyor-hastaliklara-karsi-guc-kalkani</guid>
<description><![CDATA[ Yeni araştırma, yapraklı yeşilliklerin kalp hastalıklarına karşı güçlü bir kalkan oluşturduğunu ortaya koydu.Kalp ve damar sağlığını korumak için servet harcamanıza ya da karmaşık diyetlere başvurmanıza gerek yok. Avrupa Beslenme Dergisi’nde yayımlanan yeni bir araştırmaya göre, ıspanak, karalahana ve brokoli gibi yapraklı yeşil sebzeler, kalp krizi ve felç riskini önemli ölçüde azaltabiliyor.TheSun&#039;da yer alan habere göre; Avustralya’daki Edith Cowan Üniversitesi tarafından yürütülen çalışmada, bu sebzelerde bulunan K1 vitamininin, damar sertliği olarak bilinen aterosklerozu önlemede kritik rol oynadığı tespit edildi. Araştırmacılar, günde sadece bir buçuk su bardağı bu tür sebzelerin tüketilmesinin, atardamarlarda kalsiyum birikmesini engelleyerek damarların daralmasını önleyebileceğini belirtiyor.Araştırmaya öncülük eden Montana Dupuy, &quot;Ispanak, karalahana ve brokoli gibi yapraklı yeşil sebzeler, kardiyovasküler hastalıkları karakterize eden damar kalsifikasyon süreçlerini önlemeye yardımcı olabilecek K1 vitamini içerir&quot; dedi. Dupuy ayrıca bu sebzelerin günlük öğünlere kolaylıkla dahil edilebileceğini vurguladı.Bir fincan pişmiş ıspanakta 800 mcg’nin üzerinde, brokolide ise yaklaşık 220-250 mcg potasyum bulunuyor. Bu değerler, yetişkin bir bireyin günlük K1 vitamini ihtiyacını karşılamak için yeterli.Araştırmada, önerilen miktardan yüzde 30 daha fazla K1 vitamini tüketen kadınların uzun vadede damar hastalığına yakalanma riskinin daha düşük olduğu gözlemlendi. Dr. Marc Sim, “Boyun damarlarını incelediğimizde, daha fazla K1 vitamini alan kişilerde damar kalınlığının daha az olduğunu gördük. Bu da aterosklerozun önlenmesi açısından oldukça önemli bir gösterge” ifadelerini kullandı.Araştırmadaki ekip, bu bulgulardan yola çıkarak yaşlı bakımevi sakinleri gibi özel beslenme ihtiyacı duyan topluluklar için K1 vitamini açısından zengin yeni gıdalar geliştirmeye başladı. Araştırma görevlisi Dr. Liezhou Zhong, “Bu çalışma, toplum sağlığına doğrudan katkı sağlayacak somut ürünler yaratma konusunda bize yol gösteriyor” dedi.Kalp hastalıkları, dünya genelinde ölüm nedenleri arasında ilk sırada yer alıyor. Avustralya’da her 12 dakikada bir, İngiltere’de ise her dört ölümden biri kalp ve damar hastalıklarına bağlanıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/m00WWEm96kqRKE7Ar3uDEQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:54:03 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>besin, kalp, krizi, riskini, azaltıyor:, Hastalıklara, karşı, güç, kalkanı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/m00WWEm96kqRKE7Ar3uDEQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="3 besin kalp krizi riskini azaltıyor: Hastalıklara karşı güç kalkanı"><p>Yeni araştırma, yapraklı yeşilliklerin kalp hastalıklarına karşı güçlü bir kalkan oluşturduğunu ortaya koydu.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6DOcOFPOQ0y6omAUzLG2Ow.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kalp ve damar sağlığını korumak için servet harcamanıza ya da karmaşık diyetlere başvurmanıza gerek yok. Avrupa Beslenme Dergisi’nde yayımlanan yeni bir araştırmaya göre, ıspanak, karalahana ve brokoli gibi yapraklı yeşil sebzeler, kalp krizi ve felç riskini önemli ölçüde azaltabiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/st0vEmYsck2xAoyZjuHmRw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>TheSun'da yer alan habere göre; Avustralya’daki Edith Cowan Üniversitesi tarafından yürütülen çalışmada, bu sebzelerde bulunan K1 vitamininin, damar sertliği olarak bilinen aterosklerozu önlemede kritik rol oynadığı tespit edildi. Araştırmacılar, günde sadece bir buçuk su bardağı bu tür sebzelerin tüketilmesinin, atardamarlarda kalsiyum birikmesini engelleyerek damarların daralmasını önleyebileceğini belirtiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/J194qDLhRk6atlDYyj0C8w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırmaya öncülük eden Montana Dupuy, "Ispanak, karalahana ve brokoli gibi yapraklı yeşil sebzeler, kardiyovasküler hastalıkları karakterize eden damar kalsifikasyon süreçlerini önlemeye yardımcı olabilecek K1 vitamini içerir" dedi. Dupuy ayrıca bu sebzelerin günlük öğünlere kolaylıkla dahil edilebileceğini vurguladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9dcKjL2MjkGpCsXCEFdv7Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bir fincan pişmiş ıspanakta 800 mcg’nin üzerinde, brokolide ise yaklaşık 220-250 mcg potasyum bulunuyor. Bu değerler, yetişkin bir bireyin günlük K1 vitamini ihtiyacını karşılamak için yeterli.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LezXvmpp8UWLzlbM5-fmGA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırmada, önerilen miktardan yüzde 30 daha fazla K1 vitamini tüketen kadınların uzun vadede damar hastalığına yakalanma riskinin daha düşük olduğu gözlemlendi. Dr. Marc Sim, “Boyun damarlarını incelediğimizde, daha fazla K1 vitamini alan kişilerde damar kalınlığının daha az olduğunu gördük. Bu da aterosklerozun önlenmesi açısından oldukça önemli bir gösterge” ifadelerini kullandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5ZDr9o794kOYbS96sRY__A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırmadaki ekip, bu bulgulardan yola çıkarak yaşlı bakımevi sakinleri gibi özel beslenme ihtiyacı duyan topluluklar için K1 vitamini açısından zengin yeni gıdalar geliştirmeye başladı. Araştırma görevlisi Dr. Liezhou Zhong, “Bu çalışma, toplum sağlığına doğrudan katkı sağlayacak somut ürünler yaratma konusunda bize yol gösteriyor” dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Q2iOhHfOJ0icFPGTK_qKAg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kalp hastalıkları, dünya genelinde ölüm nedenleri arasında ilk sırada yer alıyor. Avustralya’da her 12 dakikada bir, İngiltere’de ise her dört ölümden biri kalp ve damar hastalıklarına bağlanıyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Böbrek sağlığı: Büyük fark yaratan 5 basit yaşam tarzı değişikliği</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/boebrek-sagligi-buyuk-fark-yaratan-5-basit-yasam-tarzi-degisikligi</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/boebrek-sagligi-buyuk-fark-yaratan-5-basit-yasam-tarzi-degisikligi</guid>
<description><![CDATA[ ABD’de milyonlarca kişi böbrek hastalığı ile mücadele ediyor. Uzmanlara göre yaşam tarzındaki küçük değişiklikler, böbrek sağlığında büyük fark yaratabiliyor.Genel sağlığın korunmasında hayati bir rol oynayan böbrekler, vücudun doğal filtre sistemi olarak işlev görüyor. Kandaki atık maddeleri ve fazla sıvıyı süzerek vücudun dengesini sağlayan bu organlar, sağlıksız yaşam alışkanlıkları nedeniyle ciddi risk altına girebiliyor.ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri’ne (CDC) göre, ülkede yaklaşık 35,5 milyon kişi kronik böbrek hastalığı ile yaşıyor. Uzmanlar, düzenli su tüketimi, dengeli beslenme, stres yönetimi ve fiziksel aktivite gibi alışkanlıkların böbrek sağlığı üzerinde önemli etkileri olduğunu vurguluyor.İşte böbrekleri korumak için günlük hayata kolaylıkla entegre edilebilecek 5 temel öneri:Günde en az 1,5–2 litre su içmek, böbreklerin sodyum ve toksinleri uzaklaştırmasına yardımcı oluyor. Özellikle sıcak yaz aylarında su tüketiminin artırılması öneriliyor.Acai meyvesi, elma, yaban mersini, kiraz, nar ve çilek gibi meyveler; avokado, brokoli, yapraklı yeşillikler, fasulye gibi sebzeler ve chia, keten tohumu gibi kuruyemişler böbrek sağlığını destekleyen gıdalar arasında yer alıyor. İşlenmiş gıdalardan, fazla tuz ve şekerden uzak durulması gerekiyor.Hipertansiyon ve diyabet, böbrek yetmezliğinin önde gelen nedenleri arasında yer alıyor. Uzmanlar, ideal kilonun korunması ve günlük en az bir saat fiziksel aktivite yapılmasının, böbrek sağlığı üzerinde olumlu etkiler sağladığını belirtiyor.Sigara ve alkol tüketimi, sadece böbrekleri değil, genel vücut sağlığını da olumsuz etkiliyor. Alkol, kan basıncını artırarak böbreklere zarar verirken, sigara damar yapısını bozarak organlara giden kan akışını kısıtlıyor.Günde 7–9 saat uyku ve stres seviyesinin meditasyon, egzersiz ya da hobilerle yönetilmesi, böbrekler üzerindeki baskıyı azaltıyor. Uzmanlar, kronik stresin iltihaplanmaya ve uzun vadede böbrek hasarına yol açabileceğine dikkat çekiyor.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MxUN8SqqpUS_PrVopfCVRQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:54:03 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Böbrek, sağlığı:, Büyük, fark, yaratan, basit, yaşam, tarzı, değişikliği</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MxUN8SqqpUS_PrVopfCVRQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Böbrek sağlığı: Büyük fark yaratan 5 basit yaşam tarzı değişikliği"><p>ABD’de milyonlarca kişi böbrek hastalığı ile mücadele ediyor. Uzmanlara göre yaşam tarzındaki küçük değişiklikler, böbrek sağlığında büyük fark yaratabiliyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/z1Z3yfiM7EyShRNJmAtmmg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Genel sağlığın korunmasında hayati bir rol oynayan böbrekler, vücudun doğal filtre sistemi olarak işlev görüyor. Kandaki atık maddeleri ve fazla sıvıyı süzerek vücudun dengesini sağlayan bu organlar, sağlıksız yaşam alışkanlıkları nedeniyle ciddi risk altına girebiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xvbaoGiSKUyuIQlj7b1r_Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri’ne (CDC) göre, ülkede yaklaşık 35,5 milyon kişi kronik böbrek hastalığı ile yaşıyor. Uzmanlar, düzenli su tüketimi, dengeli beslenme, stres yönetimi ve fiziksel aktivite gibi alışkanlıkların böbrek sağlığı üzerinde önemli etkileri olduğunu vurguluyor.İşte böbrekleri korumak için günlük hayata kolaylıkla entegre edilebilecek 5 temel öneri:</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zdJZWYQsMkG5bgJ7zJDCog.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Günde en az 1,5–2 litre su içmek, böbreklerin sodyum ve toksinleri uzaklaştırmasına yardımcı oluyor. Özellikle sıcak yaz aylarında su tüketiminin artırılması öneriliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uSPxQ8fJhEOMuOF58tipAQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Acai meyvesi, elma, yaban mersini, kiraz, nar ve çilek gibi meyveler; avokado, brokoli, yapraklı yeşillikler, fasulye gibi sebzeler ve chia, keten tohumu gibi kuruyemişler böbrek sağlığını destekleyen gıdalar arasında yer alıyor. İşlenmiş gıdalardan, fazla tuz ve şekerden uzak durulması gerekiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6NJnidEKxE2z7Rri0js-5Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hipertansiyon ve diyabet, böbrek yetmezliğinin önde gelen nedenleri arasında yer alıyor. Uzmanlar, ideal kilonun korunması ve günlük en az bir saat fiziksel aktivite yapılmasının, böbrek sağlığı üzerinde olumlu etkiler sağladığını belirtiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/eE0JOjw1CUmD0vGeFqF3fw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sigara ve alkol tüketimi, sadece böbrekleri değil, genel vücut sağlığını da olumsuz etkiliyor. Alkol, kan basıncını artırarak böbreklere zarar verirken, sigara damar yapısını bozarak organlara giden kan akışını kısıtlıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1QLxvx-DgEyTVYTmiNp5Fg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Günde 7–9 saat uyku ve stres seviyesinin meditasyon, egzersiz ya da hobilerle yönetilmesi, böbrekler üzerindeki baskıyı azaltıyor. Uzmanlar, kronik stresin iltihaplanmaya ve uzun vadede böbrek hasarına yol açabileceğine dikkat çekiyor.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sabahları tüketilmesi gerekiyor: 5 süper besin ilaç gibi</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/sabahlari-tuketilmesi-gerekiyor-5-super-besin-ilac-gibi</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/sabahlari-tuketilmesi-gerekiyor-5-super-besin-ilac-gibi</guid>
<description><![CDATA[ Sabahları ne yediğiniz, gün boyu sindirim sisteminizin çalışmasından enerji seviyenize, hormon dengenizden genel ruh halinize kadar pek çok alanı doğrudan etkiliyor.Beslenme uzmanları ve geleneksel sağlık sistemlerine göre, güne boş mideyle doğru süper besinlerle başlamak; özellikle şişkinlik, yavaş sindirim ve hormon dengesizliği yaşayanlar için oldukça faydalı. İşte uzmanların sabah saatlerinde, aç karna tüketilmesini önerdiği beş süper besin:Chia tohumları gece boyunca suda bekletildiğinde jel kıvamına gelir ve sindirimi kolaylaşır. Omega-3 yağ asitleri, çözünür lif ve antioksidanlar açısından zengin olan chia tohumları, bağırsakları toksinlerden arındırır, sindirimi düzenler ve kan şekerini dengeleyerek gün boyu enerjiyi sabit tutar. Bitkisel süt veya suyla karıştırılıp içine tarçın ya da bal eklenerek tüketilebilir.Günün ilk saatlerinde tüketilen çiğ hindistan cevizi parçaları ya da bir kaşık soğuk sıkım hindistan cevizi yağı, sindirimi destekleyen orta zincirli yağ asitleri (MCFA) içerir. Bu yağlar hızla enerjiye dönüşür ve vücutta yağ olarak depolanmaz. Ayrıca, hindistan cevizi yağı metabolizmayı hızlandırır ve gün içinde oluşabilecek şeker isteğini azaltabilir.Badem, E vitamini, sağlıklı yağlar, magnezyum ve bitkisel protein açısından zengin bir kaynaktır. Gece boyunca suda bekletildiğinde içeriğindeki enzimler aktifleşir, tanen ve fitik asit azalır, böylece besinlerin emilimi kolaylaşır. Boş mideye tüketildiğinde zihinsel berraklık sağlar, cilt sağlığını destekler ve enerji seviyesini dengeler.Demir eksikliği, kabızlık ve mide asiditesi gibi sabah sorunlarına doğal bir çözüm sunan siyah kuru üzümler, gece boyunca suda bekletildiğinde yumuşar ve daha kolay sindirilir. Doğal şekerler ve antioksidanlar içeren bu besin, özellikle kadınlarda yorgunluk, regl düzensizliği ve PMS belirtilerine karşı destek sağlar.Genellikle göz ardı edilen kuru erikler, bağırsak sağlığı, kemik yoğunluğu ve hormon dengesi açısından oldukça değerlidir. İçerdiği çözünür lif ve doğal sorbitol sayesinde sindirimi kolaylaştırır, şişkinliği önler. Potasyum ve boron açısından zengin olan kuru erik, özellikle kadınlarda kemik sağlığını ve östrojen dengesini destekler. Sabahları aç karna iki adet ıslatılmış kuru erik tüketmek oldukça etkilidir.Uzmanlardan Öneri: Kahvaltı Ağır Değil, Şifalı OlmalıSabah öğünlerinin amacı yalnızca karın doyurmak değil, vücudu nazikçe uyandırmak, sindirimi tetiklemek ve günün geri kalanına doğal bir dengeyle başlamaktır. Doğru besinlerle başlayan bir gün, bedenin kendi dengesini kurmasına yardımcı olur. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3JnFfgGLR0CD4_aw2auYuw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:54:03 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sabahları, tüketilmesi, gerekiyor:, süper, besin, ilaç, gibi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3JnFfgGLR0CD4_aw2auYuw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Sabahları tüketilmesi gerekiyor: 5 süper besin ilaç gibi"><p>Sabahları ne yediğiniz, gün boyu sindirim sisteminizin çalışmasından enerji seviyenize, hormon dengenizden genel ruh halinize kadar pek çok alanı doğrudan etkiliyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/X1GiwyMEfESLdvgjdasjxA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Beslenme uzmanları ve geleneksel sağlık sistemlerine göre, güne boş mideyle doğru süper besinlerle başlamak; özellikle şişkinlik, yavaş sindirim ve hormon dengesizliği yaşayanlar için oldukça faydalı. İşte uzmanların sabah saatlerinde, aç karna tüketilmesini önerdiği beş süper besin:</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/M1UKGUfF3EidpZEFBgM1Jw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Chia tohumları gece boyunca suda bekletildiğinde jel kıvamına gelir ve sindirimi kolaylaşır. Omega-3 yağ asitleri, çözünür lif ve antioksidanlar açısından zengin olan chia tohumları, bağırsakları toksinlerden arındırır, sindirimi düzenler ve kan şekerini dengeleyerek gün boyu enerjiyi sabit tutar. Bitkisel süt veya suyla karıştırılıp içine tarçın ya da bal eklenerek tüketilebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rSbfVYLFJ02EOXyoGuOohA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Günün ilk saatlerinde tüketilen çiğ hindistan cevizi parçaları ya da bir kaşık soğuk sıkım hindistan cevizi yağı, sindirimi destekleyen orta zincirli yağ asitleri (MCFA) içerir. Bu yağlar hızla enerjiye dönüşür ve vücutta yağ olarak depolanmaz. Ayrıca, hindistan cevizi yağı metabolizmayı hızlandırır ve gün içinde oluşabilecek şeker isteğini azaltabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cZXL9FT7JkCq_jRfvRjJSQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Badem, E vitamini, sağlıklı yağlar, magnezyum ve bitkisel protein açısından zengin bir kaynaktır. Gece boyunca suda bekletildiğinde içeriğindeki enzimler aktifleşir, tanen ve fitik asit azalır, böylece besinlerin emilimi kolaylaşır. Boş mideye tüketildiğinde zihinsel berraklık sağlar, cilt sağlığını destekler ve enerji seviyesini dengeler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/h0B49D65JEyDW1AjzA9B3g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Demir eksikliği, kabızlık ve mide asiditesi gibi sabah sorunlarına doğal bir çözüm sunan siyah kuru üzümler, gece boyunca suda bekletildiğinde yumuşar ve daha kolay sindirilir. Doğal şekerler ve antioksidanlar içeren bu besin, özellikle kadınlarda yorgunluk, regl düzensizliği ve PMS belirtilerine karşı destek sağlar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jS7qpCnZ4U6ZjxRgiQ4ezw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Genellikle göz ardı edilen kuru erikler, bağırsak sağlığı, kemik yoğunluğu ve hormon dengesi açısından oldukça değerlidir. İçerdiği çözünür lif ve doğal sorbitol sayesinde sindirimi kolaylaştırır, şişkinliği önler. Potasyum ve boron açısından zengin olan kuru erik, özellikle kadınlarda kemik sağlığını ve östrojen dengesini destekler. Sabahları aç karna iki adet ıslatılmış kuru erik tüketmek oldukça etkilidir.Uzmanlardan Öneri: Kahvaltı Ağır Değil, Şifalı OlmalıSabah öğünlerinin amacı yalnızca karın doyurmak değil, vücudu nazikçe uyandırmak, sindirimi tetiklemek ve günün geri kalanına doğal bir dengeyle başlamaktır. Doğru besinlerle başlayan bir gün, bedenin kendi dengesini kurmasına yardımcı olur.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kalp hastalığının gizli izleri: Ciltte 7 uyarı işareti var</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/kalp-hastaliginin-gizli-izleri-ciltte-7-uyari-isareti-var</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/kalp-hastaliginin-gizli-izleri-ciltte-7-uyari-isareti-var</guid>
<description><![CDATA[ Dünyada en yaygın ölüm nedenlerinden biri olan kalp hastalıkları, çoğu zaman belirti vermeden ilerliyor. Ancak uzmanlara göre, vücudun özellikle de cildin verdiği bazı sinyaller erken teşhis için kritik rol oynayabiliyor. Göğüs ağrısı ve nefes darlığı gibi klasik belirtilerin yanı sıra ciltte görülebilecek bazı değişiklikler de kalp hastalığına işaret edebilir.İşte dikkat edilmesi gereken yedi önemli cilt belirtisi:1. AYAK VE BACAKLARDA ŞİŞLİKAyak bilekleri, ayaklar ve alt bacaklarda oluşan şişlik, kalbin yeterince güçlü şekilde kan pompalayamamasının sonucu olabilir. Özellikle yorgunluk veya nefes darlığıyla birlikte seyrediyorsa, bu durum kalp yetmezliğinin belirtisi olabilir. Çorap izlerinin derinleşmesi veya ayakkabıların dar gelmesi gibi küçük işaretlere dikkat etmek gerekiyor.Parmak uçları veya ayak parmaklarında mavi-mor renk değişiklikleri, vücutta yeterince oksijen taşınmadığını ve kalbin zorlandığını gösterebilir. Siyanoz olarak adlandırılan bu durum, damar tıkanıklığı ya da zayıf kalp fonksiyonlarının sonucu olabilir. Kalıcıysa acil tıbbi değerlendirme gerektirir.Göz çevresi, dirsek, diz ve bacak arkalarında oluşan sarımsı-turuncu kabarcıklar, yüksek kolesterol veya trigliserit düzeylerinin ciltteki yansıması olabilir. Sessiz ilerleyen bu durum, kalp hastalığı riskini artıran önemli bir işarettir.4. MOR VE MAVİ DAMARLARBacaklarda örümcek ağına benzer mor-mavi desenler, kolesterol embolizasyon sendromunun belirtisi olabilir. Bu, küçük damarların kolesterol kristalleriyle tıkanmasından kaynaklanır ve kalp-damar sistemiyle ilgili ciddi sorunların habercisidir.Parmak uçlarının yuvarlaklaşması, tırnakların aşağı doğru kıvrılması yani &quot;kulüpleşme&quot;, kanda düşük oksijen seviyesini işaret edebilir. Bu durum genellikle kalp veya akciğer hastalıklarıyla ilişkilidir.Tırnak altında ince, kıymık benzeri çizgiler; küçük damar hasarının ve enfeksiyöz endokardit gibi ciddi kalp enfeksiyonlarının belirtisi olabilir. Bu çizgiler ateş veya yorgunlukla birlikte görülüyorsa mutlaka doktora başvurulmalıdır.7. AYAK PARMAKLARINDA YUMRULAROsler nodülleri olarak bilinen kırmızı-mor, ağrılı yumrular kalp enfeksiyonlarının göstergesi olabilir. Saatler ya da günler sürebilen bu nodüller, ihmal edilmemesi gereken belirtilerdendir.Uzmanlar, özellikle diyabet, hipertansiyon veya obezite gibi risk faktörlerine sahip bireylerin bu tür cilt belirtilerini göz ardı etmemesi gerektiğini vurguluyor. Bu sinyaller, kalp hastalığına dair erken uyarılar olabilir ve zamanında müdahale hayat kurtarabilir.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Jh_E0ovCdk-gukYfqh5svg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:54:02 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kalp, hastalığının, gizli, izleri:, Ciltte, uyarı, işareti, var</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Jh_E0ovCdk-gukYfqh5svg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kalp hastalığının gizli izleri: Ciltte 7 uyarı işareti var"><p>Dünyada en yaygın ölüm nedenlerinden biri olan kalp hastalıkları, çoğu zaman belirti vermeden ilerliyor. Ancak uzmanlara göre, vücudun özellikle de cildin verdiği bazı sinyaller erken teşhis için kritik rol oynayabiliyor. Göğüs ağrısı ve nefes darlığı gibi klasik belirtilerin yanı sıra ciltte görülebilecek bazı değişiklikler de kalp hastalığına işaret edebilir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4UIhF_6RW0WOqG9bA-WFxQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İşte dikkat edilmesi gereken yedi önemli cilt belirtisi:1. AYAK VE BACAKLARDA ŞİŞLİKAyak bilekleri, ayaklar ve alt bacaklarda oluşan şişlik, kalbin yeterince güçlü şekilde kan pompalayamamasının sonucu olabilir. Özellikle yorgunluk veya nefes darlığıyla birlikte seyrediyorsa, bu durum kalp yetmezliğinin belirtisi olabilir. Çorap izlerinin derinleşmesi veya ayakkabıların dar gelmesi gibi küçük işaretlere dikkat etmek gerekiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TzMDsyT_B0uAU_8XGUeI2Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Parmak uçları veya ayak parmaklarında mavi-mor renk değişiklikleri, vücutta yeterince oksijen taşınmadığını ve kalbin zorlandığını gösterebilir. Siyanoz olarak adlandırılan bu durum, damar tıkanıklığı ya da zayıf kalp fonksiyonlarının sonucu olabilir. Kalıcıysa acil tıbbi değerlendirme gerektirir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xvGjz75jhkme7Tz1kmjK2g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Göz çevresi, dirsek, diz ve bacak arkalarında oluşan sarımsı-turuncu kabarcıklar, yüksek kolesterol veya trigliserit düzeylerinin ciltteki yansıması olabilir. Sessiz ilerleyen bu durum, kalp hastalığı riskini artıran önemli bir işarettir.4. MOR VE MAVİ DAMARLARBacaklarda örümcek ağına benzer mor-mavi desenler, kolesterol embolizasyon sendromunun belirtisi olabilir. Bu, küçük damarların kolesterol kristalleriyle tıkanmasından kaynaklanır ve kalp-damar sistemiyle ilgili ciddi sorunların habercisidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xUHr8VxM70S2B8IL9cy5bg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Parmak uçlarının yuvarlaklaşması, tırnakların aşağı doğru kıvrılması yani "kulüpleşme", kanda düşük oksijen seviyesini işaret edebilir. Bu durum genellikle kalp veya akciğer hastalıklarıyla ilişkilidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IWl_ZXK2L0GCgRzl7rLvYw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tırnak altında ince, kıymık benzeri çizgiler; küçük damar hasarının ve enfeksiyöz endokardit gibi ciddi kalp enfeksiyonlarının belirtisi olabilir. Bu çizgiler ateş veya yorgunlukla birlikte görülüyorsa mutlaka doktora başvurulmalıdır.7. AYAK PARMAKLARINDA YUMRULAROsler nodülleri olarak bilinen kırmızı-mor, ağrılı yumrular kalp enfeksiyonlarının göstergesi olabilir. Saatler ya da günler sürebilen bu nodüller, ihmal edilmemesi gereken belirtilerdendir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/p-Rvu0BG_0ec6Tk4dzRQeg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlar, özellikle diyabet, hipertansiyon veya obezite gibi risk faktörlerine sahip bireylerin bu tür cilt belirtilerini göz ardı etmemesi gerektiğini vurguluyor. Bu sinyaller, kalp hastalığına dair erken uyarılar olabilir ve zamanında müdahale hayat kurtarabilir.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sağlıklı sanılıyordu: Ani kalp krizi nedeni</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/saglikli-saniliyordu-ani-kalp-krizi-nedeni</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/saglikli-saniliyordu-ani-kalp-krizi-nedeni</guid>
<description><![CDATA[ Avustralya merkezli bir araştırma, kalp sağlığı açısından faydalı olduğu düşünülen omega-3 yağlarının, iltihaplanma ve kronik hastalık riskini artırabileceğini ortaya koydu.DailyMail&#039;de yer alan habere göre; Avustralyalı bilim insanlarının yürüttüğü yeni bir araştırma, uzun yıllardır sağlıklı yağ kaynakları olarak önerilen yağlı balık, kuruyemiş ve avokadonun düşündüğümüz kadar masum olmayabileceğini öne sürdü. Çalışmanın merkezinde, bu besinlerde yoğun olarak bulunan ve kalp sağlığını desteklediği kabul edilen omega-3 yağ asitleri yer alıyor.Queensland Üniversitesi’nden moleküler bilim uzmanı Profesör Daisy Crick’in başyazarlığını yaptığı çalışmada, omega-3’ün sanılanın aksine vücutta iltihaplanmayı tetikleyebileceği ve obezite, tip 2 diyabet ile kalp krizi riskini artırabileceği ileri sürüldü.Daha önce kalp sağlığını desteklediği düşünülen omega-6 yağlarının, bitkisel ve tohum yağlarında yüksek oranda bulunduğu biliniyor. Ancak araştırmacılar, genellikle sağlıklı kabul edilen omega-3 yağlarının da GlycA seviyelerini yükselttiğini saptadı.Chicago’daki RUSH Sağlıklı Yaşlanma Enstitüsü’nden Profesör Thomas Holland, Medical News Today&#039;e yaptığı açıklamada sonuçları “beklenmedik” olarak nitelendirdi. “Çoğu insan omega-3&#039;lerin bağışıklık sistemini sakinleştirdiğini düşünür. Ancak bu çalışmada, daha yüksek omega-3 seviyeleri daha fazla iltihapla ilişkilendirildi” ifadelerini kullandı.Profesör Crick, sonuçların omega-3’ün iltihap önleyici ve omega-6’nın iltihap destekleyici olduğu yönündeki basit yaklaşımı sorgulattığını belirtti. “Sadece omega-3 alımını artırmak, iltihabı azaltmak ya da kalp hastalıklarına karşı korumak için yeterli olmayabilir. Daha sağlıklı sonuçlar için bu yağlar arasındaki dengeye odaklanmak gerekiyor,” dedi.Uluslararası Epidemiyoloji Dergisi’nde yayımlanan çalışma, yağ asitlerinin uzun vadeli sağlık üzerindeki etkilerini daha iyi anlamak adına daha fazla araştırma yapılması gerektiğini vurguluyor.Öte yandan, ayçiçeği, soya ve kolza gibi tohum yağları da araştırmada dikkat çekiyor. Uzun süredir kalp sağlığına faydalı bir alternatif olarak sunulan bu yağların, obezite, kalp hastalığı, diyabet ve otoimmün hastalıklarla ilişkilendirilebileceği belirtiliyor.Profesör Holland, “İngiltere&#039;de yaklaşık 6,3 milyon kişi yüksek kolesterolle yaşıyor. Bu durum, tedavi edilmezse kalp krizi ve felç riskini ciddi oranda artırabilir. Tohum yağlarının bu tablonun bir parçası olabileceğini göz ardı etmemeliyiz” dedi.İngiltere Ulusal Sağlık Servisi (NHS) verilerine göre, 75 yaş altı bireylerde kalp hastalıklarına bağlı ölümler 1960’lardan bu yana azalsa da, obezite ve hipertansiyon gibi risk faktörlerindeki artış, kalp krizi ve felç oranlarında yeniden yükselişe işaret ediyor.Uzmanlar, özellikle genç bireylerde artan kalp hastalığı vakalarının sadece yaşam tarzıyla değil, beslenme alışkanlıklarındaki bazı kalıplaşmış inançların da gözden geçirilmesini gerektirdiğine dikkat çekiyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/k1pr5VVyskCDXxgxqLXvUw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:54:02 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sağlıklı, sanılıyordu:, Ani, kalp, krizi, nedeni</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/k1pr5VVyskCDXxgxqLXvUw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Sağlıklı sanılıyordu: Ani kalp krizi nedeni"><p>Avustralya merkezli bir araştırma, kalp sağlığı açısından faydalı olduğu düşünülen omega-3 yağlarının, iltihaplanma ve kronik hastalık riskini artırabileceğini ortaya koydu.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rMK3Lb_dvEOVUldOnfnLmw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>DailyMail'de yer alan habere göre; Avustralyalı bilim insanlarının yürüttüğü yeni bir araştırma, uzun yıllardır sağlıklı yağ kaynakları olarak önerilen yağlı balık, kuruyemiş ve avokadonun düşündüğümüz kadar masum olmayabileceğini öne sürdü. Çalışmanın merkezinde, bu besinlerde yoğun olarak bulunan ve kalp sağlığını desteklediği kabul edilen omega-3 yağ asitleri yer alıyor.Queensland Üniversitesi’nden moleküler bilim uzmanı Profesör Daisy Crick’in başyazarlığını yaptığı çalışmada, omega-3’ün sanılanın aksine vücutta iltihaplanmayı tetikleyebileceği ve obezite, tip 2 diyabet ile kalp krizi riskini artırabileceği ileri sürüldü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mgQ9i36ljUGU7OijX2PCcw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Daha önce kalp sağlığını desteklediği düşünülen omega-6 yağlarının, bitkisel ve tohum yağlarında yüksek oranda bulunduğu biliniyor. Ancak araştırmacılar, genellikle sağlıklı kabul edilen omega-3 yağlarının da GlycA seviyelerini yükselttiğini saptadı.Chicago’daki RUSH Sağlıklı Yaşlanma Enstitüsü’nden Profesör Thomas Holland, Medical News Today'e yaptığı açıklamada sonuçları “beklenmedik” olarak nitelendirdi. “Çoğu insan omega-3'lerin bağışıklık sistemini sakinleştirdiğini düşünür. Ancak bu çalışmada, daha yüksek omega-3 seviyeleri daha fazla iltihapla ilişkilendirildi” ifadelerini kullandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Y2d9s-ChQkq2mS-SrsqHMA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Profesör Crick, sonuçların omega-3’ün iltihap önleyici ve omega-6’nın iltihap destekleyici olduğu yönündeki basit yaklaşımı sorgulattığını belirtti. “Sadece omega-3 alımını artırmak, iltihabı azaltmak ya da kalp hastalıklarına karşı korumak için yeterli olmayabilir. Daha sağlıklı sonuçlar için bu yağlar arasındaki dengeye odaklanmak gerekiyor,” dedi.Uluslararası Epidemiyoloji Dergisi’nde yayımlanan çalışma, yağ asitlerinin uzun vadeli sağlık üzerindeki etkilerini daha iyi anlamak adına daha fazla araştırma yapılması gerektiğini vurguluyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Qj_R8pvplkqXAkjbxqId-A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Öte yandan, ayçiçeği, soya ve kolza gibi tohum yağları da araştırmada dikkat çekiyor. Uzun süredir kalp sağlığına faydalı bir alternatif olarak sunulan bu yağların, obezite, kalp hastalığı, diyabet ve otoimmün hastalıklarla ilişkilendirilebileceği belirtiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Fuoe084uB0OD2e6BVmurHA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Profesör Holland, “İngiltere'de yaklaşık 6,3 milyon kişi yüksek kolesterolle yaşıyor. Bu durum, tedavi edilmezse kalp krizi ve felç riskini ciddi oranda artırabilir. Tohum yağlarının bu tablonun bir parçası olabileceğini göz ardı etmemeliyiz” dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CP2QOiXXW02-0OZceY364Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İngiltere Ulusal Sağlık Servisi (NHS) verilerine göre, 75 yaş altı bireylerde kalp hastalıklarına bağlı ölümler 1960’lardan bu yana azalsa da, obezite ve hipertansiyon gibi risk faktörlerindeki artış, kalp krizi ve felç oranlarında yeniden yükselişe işaret ediyor.Uzmanlar, özellikle genç bireylerde artan kalp hastalığı vakalarının sadece yaşam tarzıyla değil, beslenme alışkanlıklarındaki bazı kalıplaşmış inançların da gözden geçirilmesini gerektirdiğine dikkat çekiyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Erkeklerde &amp;quot;sessiz hastalık&amp;quot;: Gittikçe yaygınlaşıyor</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/erkeklerde-sessiz-hastalik-gittikce-yayginlasiyor</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/erkeklerde-sessiz-hastalik-gittikce-yayginlasiyor</guid>
<description><![CDATA[ ABD’de yaklaşık 2 milyon erkek, kemikleri zayıf ve kırılgan hale getiren “sessiz hastalık” olarak bilinen osteoporozdan muzdarip.ABD Ulusal Omurga Sağlığı Vakfı’na göre, 16 milyon erkekte kemik erimesinin başlangıç evresi sayılan osteopeni bulunuyor. Buna rağmen, Ohio Eyalet Üniversitesi Wexner Tıp Merkezi’nin yaptırdığı yeni bir ankete göre, erkeklerin yalnızca yüzde 1’i kemik yoğunluğunun düşük olmasından endişe duyuyor.CİDDİ SONUÇLAR DOĞURABİLİROysa uzmanlara göre bu durum ciddi sonuçlar doğurabilir. ABD’de 65 yaş üstü yetişkinlerde düşmeler, hem yaralanmaların hem de yaralanmaya bağlı ölümlerin başlıca nedeni. Düşük kemik yoğunluğu, küçük bir düşmede bile ciddi kırıklara yol açabiliyor. Üstelik osteoporoz, genellikle bir kırık yaşanana kadar belirti vermiyor.ERKEKLER NE YAPMALI?Radyoloji uzmanı Dr. Paul Lewis, erkeklerin bu riski azaltmak için bazı önlemler alabileceğini söylüyor:  Testosteron Kontrolü: Erkeklerin 30 yaşından itibaren doktorlarıyla testosteron düzeylerini konuşması öneriliyor. Çünkü yaşla birlikte azalan testosteron, kemiklerin zayıflamasına katkıda bulunuyor.Ağırlık Taşıyan Egzersizler: Yürüyüş, merdiven çıkma, direnç çalışmaları, yoga ve denge egzersizleri kemik yoğunluğunu artırıyor. Lewis’e göre tenis, golf, pickleball gibi sporlar da kalp sağlığına katkıda bulunurken kemikleri güçlendiriyor.Aktif Yaşam Tarzı: Araba yerine yürümek, asansör yerine merdiven kullanmak, çocuklarla veya evcil hayvanlarla oynamak gibi basit aktiviteler bile kemik sağlığına katkı sağlıyor.Sağlıklı Alışkanlıklar: Sigara, aşırı alkol, hareketsiz yaşam ve kötü beslenme kemik erimesi riskini artırıyor. Düşmeye neden olabilecek çevresel tehlikelere karşı da önlem almak gerekiyor.Kemik Yoğunluğu Ölçümü: DEXA taraması gibi testlerle kemik yoğunluğu ölçülerek osteoporoz erken teşhis edilebiliyor.TEDAVİ SEÇENEKLERİOsteoporoz ve buna bağlı omurga kırıkları durumunda, cerrahi olmayan iki yöntem öne çıkıyor: kifoplasti ve vertebroplasti. Bu işlemlerle kırık omurlara özel bir kemik çimentosu enjekte edilerek ağrı azaltılıyor, omurga dengesi korunuyor ve hastalar kısa sürede normal yaşantısına dönebiliyor.  ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rVdGkxRUxkeB3tONVyPGiQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:54:02 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Erkeklerde, sessiz, hastalık:, Gittikçe, yaygınlaşıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rVdGkxRUxkeB3tONVyPGiQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Erkekleri bekleyen sinsi hastalık"><p>ABD’de yaklaşık 2 milyon erkek, kemikleri zayıf ve kırılgan hale getiren “sessiz hastalık” olarak bilinen osteoporozdan muzdarip.</p><p>ABD Ulusal Omurga Sağlığı Vakfı’na göre, 16 milyon erkekte kemik erimesinin başlangıç evresi sayılan osteopeni bulunuyor. Buna rağmen, Ohio Eyalet Üniversitesi Wexner Tıp Merkezi’nin yaptırdığı yeni bir ankete göre, erkeklerin yalnızca yüzde 1’i kemik yoğunluğunun düşük olmasından endişe duyuyor.</p><h3><strong>CİDDİ SONUÇLAR DOĞURABİLİR</strong></h3><p>Oysa uzmanlara göre bu durum ciddi sonuçlar doğurabilir. ABD’de 65 yaş üstü yetişkinlerde düşmeler, hem yaralanmaların hem de yaralanmaya bağlı ölümlerin başlıca nedeni. Düşük kemik yoğunluğu, küçük bir düşmede bile ciddi kırıklara yol açabiliyor. Üstelik osteoporoz, genellikle bir kırık yaşanana kadar belirti vermiyor.</p><h3><strong>ERKEKLER NE YAPMALI?</strong></h3><p>Radyoloji uzmanı Dr. Paul Lewis, erkeklerin bu riski azaltmak için bazı önlemler alabileceğini söylüyor:  <strong>Testosteron Kontrolü:</strong> Erkeklerin 30 yaşından itibaren doktorlarıyla testosteron düzeylerini konuşması öneriliyor. Çünkü yaşla birlikte azalan testosteron, kemiklerin zayıflamasına katkıda bulunuyor.</p><p><strong>Ağırlık Taşıyan Egzersizler:</strong> Yürüyüş, merdiven çıkma, direnç çalışmaları, yoga ve denge egzersizleri kemik yoğunluğunu artırıyor. Lewis’e göre tenis, golf, pickleball gibi sporlar da kalp sağlığına katkıda bulunurken kemikleri güçlendiriyor.</p><p><strong>Aktif Yaşam Tarzı:</strong> Araba yerine yürümek, asansör yerine merdiven kullanmak, çocuklarla veya evcil hayvanlarla oynamak gibi basit aktiviteler bile kemik sağlığına katkı sağlıyor.</p><p><strong>Sağlıklı Alışkanlıklar:</strong> Sigara, aşırı alkol, hareketsiz yaşam ve kötü beslenme kemik erimesi riskini artırıyor. Düşmeye neden olabilecek çevresel tehlikelere karşı da önlem almak gerekiyor.</p><p>Kemik Yoğunluğu Ölçümü: DEXA taraması gibi testlerle kemik yoğunluğu ölçülerek osteoporoz erken teşhis edilebiliyor.</p><h3><strong>TEDAVİ SEÇENEKLERİ</strong></h3><p>Osteoporoz ve buna bağlı omurga kırıkları durumunda, cerrahi olmayan iki yöntem öne çıkıyor: kifoplasti ve vertebroplasti. Bu işlemlerle kırık omurlara özel bir kemik çimentosu enjekte edilerek ağrı azaltılıyor, omurga dengesi korunuyor ve hastalar kısa sürede normal yaşantısına dönebiliyor. </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Soğuk algınlığı mı yoksa sinüzit mi? Benzer belirtiler arasındaki fark</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/soguk-alginligi-mi-yoksa-sinuzit-mi-benzer-belirtiler-arasindaki-fark</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/soguk-alginligi-mi-yoksa-sinuzit-mi-benzer-belirtiler-arasindaki-fark</guid>
<description><![CDATA[ Burun tıkanıklığı, burun akıntısı ve hafif yüz ağrısı genellikle soğuk algınlığına işaret ederken; bu belirtiler sinüs enfeksiyonlarının da habercisi olabilir.Uzmanlar, belirtilerin süresi ve şiddetine dikkat çekiyor. Soğuk algınlığı genellikle 7-10 gün içinde kendiliğinden iyileşirken, sinüs enfeksiyonları daha uzun sürebilir ve bakteriyel kökenliyse antibiyotik tedavisi gerekebilir.  SOĞUK ALGINLIĞI NEDİR?  Soğuk algınlığı, çoğunlukla rinovirüslerin neden olduğu viral bir üst solunum yolu enfeksiyonudur. Belirtiler arasında hapşırma, boğaz ağrısı, hafif ateş, burun akıntısı veya tıkanıklığı, baş ağrısı ve genel halsizlik yer alır. Reçetesiz ilaçlar, bol sıvı tüketimi ve dinlenme genellikle yeterli olur.  SİNÜS ENFEKSİYONU DAHA AĞIR SEYREDEBİLİR  Sinüs enfeksiyonu ya da tıbbi adıyla sinüzit, burun çevresindeki boşlukların iltihaplanmasıyla oluşur. Kalın sarı-yeşil burun akıntısı, yüz ve baş ağrısı, koku kaybı, kötü nefes, yorgunluk ve yüksek ateş gibi belirtilerle kendini gösterebilir. Eğilme ile artan baş ağrısı, sinüs enfeksiyonunun ayırt edici işaretleri arasında yer alır.  Soğuk algınlığında tedavi semptomatiktir; buhar inhalasyonu, tuzlu su spreyleri, dekonjestanlar ve dinlenme önerilir. Antibiyotiklerin etkisi yoktur çünkü hastalık viral kaynaklıdır.  Sinüs enfeksiyonlarında ise durum farklılık gösterebilir. Hafif vakalar kendi kendine iyileşebilirken, şiddetli veya uzun süren enfeksiyonlarda antibiyotik tedavisine başvurulabilir. Kronikleşen ya da tekrarlayan vakalar için görüntüleme yöntemleri ve kulak burun boğaz (KBB) uzmanına başvuru gerekebilir.  NE ZAMAN DOKTORA BAŞVURMALI?  Uzmanlar, şu belirtiler görüldüğünde tıbbi yardım alınmasını öneriyor:  10 günden uzun süren ve iyileşme göstermeyen belirtilerYüksek ateş ve yüz bölgesinde şişlikGöz çevresinde ağrı veya görme bozukluklarıSık tekrarlayan sinüs enfeksiyonları  Soğuk algınlığı ve sinüs enfeksiyonlarını birbirinden ayırabilmek, doğru tedaviye ulaşmak açısından kritik önem taşıyor. Hastalığın doğası, süresi ve semptomların şiddeti hakkında bilgi sahibi olmak; komplikasyonların önüne geçmek ve iyileşme sürecini hızlandırmak için en etkili yol olarak öne çıkıyor.  Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın.  ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/S9IdAwMSCEixuf8MAfwEVA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:54:01 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Soğuk, algınlığı, mı, yoksa, sinüzit, mi, Benzer, belirtiler, arasındaki, fark</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/S9IdAwMSCEixuf8MAfwEVA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Soğuk algınlığı mı yoksa sinüzit mi?"><p>Burun tıkanıklığı, burun akıntısı ve hafif yüz ağrısı genellikle soğuk algınlığına işaret ederken; bu belirtiler sinüs enfeksiyonlarının da habercisi olabilir.</p><p>Uzmanlar, belirtilerin süresi ve şiddetine dikkat çekiyor. Soğuk algınlığı genellikle 7-10 gün içinde kendiliğinden iyileşirken, sinüs enfeksiyonları daha uzun sürebilir ve bakteriyel kökenliyse antibiyotik tedavisi gerekebilir.  <strong>SOĞUK ALGINLIĞI NEDİR?</strong>  Soğuk algınlığı, çoğunlukla rinovirüslerin neden olduğu viral bir üst solunum yolu enfeksiyonudur. Belirtiler arasında hapşırma, boğaz ağrısı, hafif ateş, burun akıntısı veya tıkanıklığı, baş ağrısı ve genel halsizlik yer alır. Reçetesiz ilaçlar, bol sıvı tüketimi ve dinlenme genellikle yeterli olur.  <strong>SİNÜS ENFEKSİYONU DAHA AĞIR SEYREDEBİLİR</strong>  Sinüs enfeksiyonu ya da tıbbi adıyla sinüzit, burun çevresindeki boşlukların iltihaplanmasıyla oluşur. Kalın sarı-yeşil burun akıntısı, yüz ve baş ağrısı, koku kaybı, kötü nefes, yorgunluk ve yüksek ateş gibi belirtilerle kendini gösterebilir. Eğilme ile artan baş ağrısı, sinüs enfeksiyonunun ayırt edici işaretleri arasında yer alır.  Soğuk algınlığında tedavi semptomatiktir; buhar inhalasyonu, tuzlu su spreyleri, dekonjestanlar ve dinlenme önerilir. Antibiyotiklerin etkisi yoktur çünkü hastalık viral kaynaklıdır.  Sinüs enfeksiyonlarında ise durum farklılık gösterebilir. Hafif vakalar kendi kendine iyileşebilirken, şiddetli veya uzun süren enfeksiyonlarda antibiyotik tedavisine başvurulabilir. Kronikleşen ya da tekrarlayan vakalar için görüntüleme yöntemleri ve kulak burun boğaz (KBB) uzmanına başvuru gerekebilir.  <strong>NE ZAMAN DOKTORA BAŞVURMALI?</strong>  <strong>Uzmanlar, şu belirtiler görüldüğünde tıbbi yardım alınmasını öneriyor:</strong>  10 günden uzun süren ve iyileşme göstermeyen belirtiler</p><p>Yüksek ateş ve yüz bölgesinde şişlik</p><p>Göz çevresinde ağrı veya görme bozuklukları</p><p>Sık tekrarlayan sinüs enfeksiyonları  Soğuk algınlığı ve sinüs enfeksiyonlarını birbirinden ayırabilmek, doğru tedaviye ulaşmak açısından kritik önem taşıyor. Hastalığın doğası, süresi ve semptomların şiddeti hakkında bilgi sahibi olmak; komplikasyonların önüne geçmek ve iyileşme sürecini hızlandırmak için en etkili yol olarak öne çıkıyor.  Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Akşamları bu besinleri tüketmeyin: Alzheimer riskini artırıyor</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/aksamlari-bu-besinleri-tuketmeyin-alzheimer-riskini-artiriyor</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/aksamlari-bu-besinleri-tuketmeyin-alzheimer-riskini-artiriyor</guid>
<description><![CDATA[ Beyin sağlığı ve Alzheimer hastalığı riskini azaltmak için akşam rutininde yapılan basit değişiklikler büyük önem taşıyor. Uzmanlar, yatmadan önce ağır yemeklerden kaçınmanın, şekerli içecekleri sınırlamanın ve alkol ile kafein tüketimini kontrol etmenin, kaliteli uyku ve bilişsel fonksiyonlar üzerinde olumlu etkisi olduğunu belirtiyor.Dünya genelinde milyonlarca kişiyi etkileyen Alzheimer hastalığı, beyinde amiloid plak ve nörofibriler düğümlerin birikmesi sonucu gelişen bir demans türü.Hastalık, başlangıçta unutkanlık gibi belirtilerle kendini gösterirken, ilerleyen dönemlerde günlük yaşamı ciddi biçimde zorlaştırıyor. Ne yazık ki henüz kesin bir tedavisi bulunmayan Alzheimer’da önleyici adımlar büyük önem taşıyor.AKŞAMLARI KAÇINMANIZ GEREKEN 6 ALIŞKANLIK1. Ağır Yemekler: Yatmadan önce büyük ve ağır yemekler tüketmek sindirimi zorlaştırarak uyku kalitesini düşürebiliyor. Uzmanlar, akşam yemeğinin yatmadan en az 2-3 saat önce tamamlanmasını ve hafif, dengeli beslenilmesini öneriyor.2. Şekerli İçecekler: Tatlandırılmış içeceklerin aşırı tüketimi beyin sağlığını olumsuz etkiliyor. Araştırmalar, haftada yedi porsiyon şekerli içecek tüketiminin bunama riskini artırabileceğine dikkat çekiyor.3. Aşırı Sodyum: Fazla tuz tüketimi, iltihaplanmayı tetikleyerek ve kan dolaşımını olumsuz etkileyerek Alzheimer gelişiminde risk faktörü oluşturuyor. İşlenmiş gıdalar ve hazır ürünlerdeki yüksek sodyum oranlarına dikkat edilmesi gerekiyor.4. Alkol: Yatmadan önce alkol almak, uyku düzenini bozarak beynin dinlenmesini engelliyor. Melatonin üretimini düşüren alkol, gece uyanmalarına ve derin uyku süresinin kısalmasına yol açıyor.5. Kafein: Akşam saatlerinde kafein tüketimi, uyku süresi ve kalitesini düşürüyor. Uzmanlar, yatmadan en az 8 saat önce kafeinli ürünlerden uzak durulmasını tavsiye ediyor.6. Bitter Çikolata: İçerdiği kafein ve teobromin nedeniyle bitter çikolata da akşam tüketiminde uykuyu olumsuz etkileyebiliyor. Kaliteli uyku için öğleden sonra veya akşam tüketiminden kaçınılmalı.Beyin sağlığını korumak ve Alzheimer riskini azaltmak için akşam alışkanlıklarının gözden geçirilmesi gerekiyor. Uzmanlar, kaliteli uyku ve dengeli beslenmenin bilişsel fonksiyonlar için kritik olduğunu vurguluyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/v5WdQy0R2kKR8yv38pnDog.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:54:01 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Akşamları, besinleri, tüketmeyin:, Alzheimer, riskini, artırıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/v5WdQy0R2kKR8yv38pnDog.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Akşamları bu besinleri tüketmeyin: Alzheimer riskini artırıyor"><p>Beyin sağlığı ve Alzheimer hastalığı riskini azaltmak için akşam rutininde yapılan basit değişiklikler büyük önem taşıyor. Uzmanlar, yatmadan önce ağır yemeklerden kaçınmanın, şekerli içecekleri sınırlamanın ve alkol ile kafein tüketimini kontrol etmenin, kaliteli uyku ve bilişsel fonksiyonlar üzerinde olumlu etkisi olduğunu belirtiyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/od1Q13_1ZE2aGCDN_7kVXA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dünya genelinde milyonlarca kişiyi etkileyen Alzheimer hastalığı, beyinde amiloid plak ve nörofibriler düğümlerin birikmesi sonucu gelişen bir demans türü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/n489qMj0nkyMoa-qBkrlsQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hastalık, başlangıçta unutkanlık gibi belirtilerle kendini gösterirken, ilerleyen dönemlerde günlük yaşamı ciddi biçimde zorlaştırıyor. Ne yazık ki henüz kesin bir tedavisi bulunmayan Alzheimer’da önleyici adımlar büyük önem taşıyor.AKŞAMLARI KAÇINMANIZ GEREKEN 6 ALIŞKANLIK1. Ağır Yemekler: Yatmadan önce büyük ve ağır yemekler tüketmek sindirimi zorlaştırarak uyku kalitesini düşürebiliyor. Uzmanlar, akşam yemeğinin yatmadan en az 2-3 saat önce tamamlanmasını ve hafif, dengeli beslenilmesini öneriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Xcg-hDBNBkW0KLaxm-5utA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>2. Şekerli İçecekler: Tatlandırılmış içeceklerin aşırı tüketimi beyin sağlığını olumsuz etkiliyor. Araştırmalar, haftada yedi porsiyon şekerli içecek tüketiminin bunama riskini artırabileceğine dikkat çekiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5fE4aAhSjkS6kPsI4VEwXA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>3. Aşırı Sodyum: Fazla tuz tüketimi, iltihaplanmayı tetikleyerek ve kan dolaşımını olumsuz etkileyerek Alzheimer gelişiminde risk faktörü oluşturuyor. İşlenmiş gıdalar ve hazır ürünlerdeki yüksek sodyum oranlarına dikkat edilmesi gerekiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7gmlzYXZP0SRzGR9aJ-JTA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>4. Alkol: Yatmadan önce alkol almak, uyku düzenini bozarak beynin dinlenmesini engelliyor. Melatonin üretimini düşüren alkol, gece uyanmalarına ve derin uyku süresinin kısalmasına yol açıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bCOnTM1QV0G-j5D62a-osw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>5. Kafein: Akşam saatlerinde kafein tüketimi, uyku süresi ve kalitesini düşürüyor. Uzmanlar, yatmadan en az 8 saat önce kafeinli ürünlerden uzak durulmasını tavsiye ediyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fS3y7GoDeEeQ_PmwdB-QdQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>6. Bitter Çikolata: İçerdiği kafein ve teobromin nedeniyle bitter çikolata da akşam tüketiminde uykuyu olumsuz etkileyebiliyor. Kaliteli uyku için öğleden sonra veya akşam tüketiminden kaçınılmalı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jZ5HFifkzE2O3cia6bgwRA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Beyin sağlığını korumak ve Alzheimer riskini azaltmak için akşam alışkanlıklarının gözden geçirilmesi gerekiyor. Uzmanlar, kaliteli uyku ve dengeli beslenmenin bilişsel fonksiyonlar için kritik olduğunu vurguluyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kalp krizinin az bilinen belirtisiymiş: 5 işareti önemseyin</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/kalp-krizinin-az-bilinen-belirtisiymis-5-isareti-oenemseyin</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/kalp-krizinin-az-bilinen-belirtisiymis-5-isareti-oenemseyin</guid>
<description><![CDATA[ Kalp krizi dünyada önde gelen ölüm nedenleri arasında yer alıyor. Kalp krizinin en yaygın semptom göğüs ağrısı olsa da, birçok vakada göğüs ağrısı yok gibi görünür (en azından başlangıçta) ve birçok kişi, özellikle kadınlar, diğer rahatsızlıklarla karıştırılması kolay birçok alışılmadık semptom yaşar. Ancak kalp krizi işareti olabilecek alışılmadık birkaç belirti daha var.Sol koldaki ağrı bilinen bir kalp krizi belirtisi olsa da, bazen ağrı özellikle dirsekte veya hatta sağ kolda hissedilebilir. (sol kol daha yaygın olsa da) Bu rahatsızlık, ağrı, uyuşma veya karıncalanma hissi gibi hissedilebilir. Yaralanmadan kaynaklanan kas ağrısının aksine, bu ağrı genellikle aniden, belirgin bir neden olmadan gelir ve kol boyunca yukarı veya aşağı yayılabilir.Bu kol veya dirsek ağrısı, kalbin sinirlerinin bu bölgelerdeki sinirlerle yolları paylaşması nedeniyle oluşur. Kalp kası oksijensiz kaldığında, beyin ağrı sinyallerini yanlış yorumlayabilir ve göğüs yerine dirsekte veya kolda ağrıya neden olabilir.Fiziksel efor veya ısı olmadan soğuk terleme, birçok kişinin gözden kaçırdığı bir uyarı işaretidir. Kalp krizi sırasında vücut, adrenalin gibi stres hormonları salgılar ve bu da ani, soğuk, nemli terlemeye neden olabilir.Bu terleme, egzersiz veya ısıdan kaynaklanan normal terlemeden farklıdır. Kaygı, mide bulantısı veya baş dönmesi hisleri eşlik edebilir. Göğüs ağrınız olmasa bile soğuk terlemeler meydana gelebilir.Dişlerde veya çenede ağrı bazen kalp krizinin sessiz bir işareti olabilir. Bu semptom kadınlarda daha yaygındır, ancak herkesin başına gelebilir. Ağrı, diş tedavisiyle düzelmeyen bir diş ağrısı veya çene rahatsızlığı gibi hissedilebilir.Sebebi kol ağrısına benzerdir; kalpten gelen sinir yolları çene ve dişlerden gelenlerle örtüşür. Kalp sıkıntıda olduğunda, bu bölgelerde yansıyan ağrıya neden olabilirBelirgin bir neden olmadan aşırı yorgun veya güçsüz hissetmek, özellikle kadınlarda kalp krizinin erken bir işareti olabilir. Bu yorgunluk normal yorgunluktan farklıdır ve düzenli dinlenmeyle geçmez; bunaltıcı ve ani olabilir.Kalbin kan pompalama yeteneğinin azalması, kaslarınıza ve organlarınıza daha az oksijen ulaşması anlamına gelir ve bu da kendinizi bitkin hissetmenize neden olur. Bazen bu yorgunluk, kalp krizi meydana gelmeden önce günler veya haftalar sürebilir.Aniden gelen veya belirgin bir neden olmadan kötüleşen nefes darlığı kalp rahatsızlığının bir işareti olabilir. Derin bir nefes alamadığınızı veya normalden daha hızlı nefes aldığınızı hissedebilirsiniz.Baş dönmesi veya sersemlik de görülebilir ve bazen bayılmaya yol açabilir. Bu belirtiler, kalbin vücudunuzun ihtiyaçlarını karşılayacak kadar kan pompalamaması nedeniyle ortaya çıkar. Nefes almada zorluk çekiyorsanız veya özellikle terleme veya kol ağrısı gibi diğer belirtilerle birlikte baygınlık hissediyorsanız, acil tıbbi yardım alın.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-Z5eWa9VG0OrfbzWeYWdnw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:54:01 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kalp, krizinin, bilinen, belirtisiymiş:, işareti, önemseyin</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-Z5eWa9VG0OrfbzWeYWdnw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kalp krizinin az bilinen belirtisiymiş: 5 işareti önemseyin"><p>Kalp krizi dünyada önde gelen ölüm nedenleri arasında yer alıyor. Kalp krizinin en yaygın semptom göğüs ağrısı olsa da, birçok vakada göğüs ağrısı yok gibi görünür (en azından başlangıçta) ve birçok kişi, özellikle kadınlar, diğer rahatsızlıklarla karıştırılması kolay birçok alışılmadık semptom yaşar. Ancak kalp krizi işareti olabilecek alışılmadık birkaç belirti daha var.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5bpMtFJxL022YWN_tcmTeg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sol koldaki ağrı bilinen bir kalp krizi belirtisi olsa da, bazen ağrı özellikle dirsekte veya hatta sağ kolda hissedilebilir. (sol kol daha yaygın olsa da) Bu rahatsızlık, ağrı, uyuşma veya karıncalanma hissi gibi hissedilebilir. Yaralanmadan kaynaklanan kas ağrısının aksine, bu ağrı genellikle aniden, belirgin bir neden olmadan gelir ve kol boyunca yukarı veya aşağı yayılabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4wdpAjh1fEqYaydsadhE9w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu kol veya dirsek ağrısı, kalbin sinirlerinin bu bölgelerdeki sinirlerle yolları paylaşması nedeniyle oluşur. Kalp kası oksijensiz kaldığında, beyin ağrı sinyallerini yanlış yorumlayabilir ve göğüs yerine dirsekte veya kolda ağrıya neden olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rP4ee2xhXU2Lj0WAF_2FUA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Fiziksel efor veya ısı olmadan soğuk terleme, birçok kişinin gözden kaçırdığı bir uyarı işaretidir. Kalp krizi sırasında vücut, adrenalin gibi stres hormonları salgılar ve bu da ani, soğuk, nemli terlemeye neden olabilir.Bu terleme, egzersiz veya ısıdan kaynaklanan normal terlemeden farklıdır. Kaygı, mide bulantısı veya baş dönmesi hisleri eşlik edebilir. Göğüs ağrınız olmasa bile soğuk terlemeler meydana gelebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DLVyVB9Z4k6s84xA4bRzMw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dişlerde veya çenede ağrı bazen kalp krizinin sessiz bir işareti olabilir. Bu semptom kadınlarda daha yaygındır, ancak herkesin başına gelebilir. Ağrı, diş tedavisiyle düzelmeyen bir diş ağrısı veya çene rahatsızlığı gibi hissedilebilir.Sebebi kol ağrısına benzerdir; kalpten gelen sinir yolları çene ve dişlerden gelenlerle örtüşür. Kalp sıkıntıda olduğunda, bu bölgelerde yansıyan ağrıya neden olabilir</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/E7_4Ke2hDk6IHpzZjEjcCA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Belirgin bir neden olmadan aşırı yorgun veya güçsüz hissetmek, özellikle kadınlarda kalp krizinin erken bir işareti olabilir. Bu yorgunluk normal yorgunluktan farklıdır ve düzenli dinlenmeyle geçmez; bunaltıcı ve ani olabilir.Kalbin kan pompalama yeteneğinin azalması, kaslarınıza ve organlarınıza daha az oksijen ulaşması anlamına gelir ve bu da kendinizi bitkin hissetmenize neden olur. Bazen bu yorgunluk, kalp krizi meydana gelmeden önce günler veya haftalar sürebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/e23WDo97sEO8DeFKgcdkzw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Aniden gelen veya belirgin bir neden olmadan kötüleşen nefes darlığı kalp rahatsızlığının bir işareti olabilir. Derin bir nefes alamadığınızı veya normalden daha hızlı nefes aldığınızı hissedebilirsiniz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/T4hFN_901UOtwQfveUp5hg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Baş dönmesi veya sersemlik de görülebilir ve bazen bayılmaya yol açabilir. Bu belirtiler, kalbin vücudunuzun ihtiyaçlarını karşılayacak kadar kan pompalamaması nedeniyle ortaya çıkar. Nefes almada zorluk çekiyorsanız veya özellikle terleme veya kol ağrısı gibi diğer belirtilerle birlikte baygınlık hissediyorsanız, acil tıbbi yardım alın.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Tıpta çığır açacak yapay zeka hamlesi: Doktorlardan daha iyi teşhis koyuyor</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/tipta-cigir-acacak-yapay-zeka-hamlesi-doktorlardan-daha-iyi-teshis-koyuyor</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/tipta-cigir-acacak-yapay-zeka-hamlesi-doktorlardan-daha-iyi-teshis-koyuyor</guid>
<description><![CDATA[ Microsoft, Microsoft AI Diagnostic Orchestrator (MAI-DxO) isimli sistemiyle dünyanın en zorlu tıbbi vakalarını başarıyla teşhis ettiğini açıkladı.Yapay zekanın tıp dünyasındaki etkisi her geçen gün büyürken, Microsoft bu alanda iddialı bir adım attı. Şirket, Microsoft AI Diagnostic Orchestrator (MAI-DxO) adını verdiği yeni tıbbi yapay zeka sisteminin, dünyanın en zorlu tıbbi vakalarından bazılarını büyük bir başarıyla teşhis ettiğini açıkladı.ZORLU VAKALARIN YÜZDE 85&#039;İNİ DOĞRU TEŞHİS ETTİMicrosoft’un pazartesi günü yayımladığı blog yazısına göre MAI-DxO, New England Journal of Medicine (NEJM) dergisindeki 304 karmaşık tıbbi vakayı ele alan testlerde vakaların yüzde 85’ini doğru teşhis etti. Bu oran, deneyimli doktorların ulaştığı ortalama yüzde 20’lik doğruluk oranının çok üzerinde. Üstelik NEJM vakaları genelde birden fazla uzmanlık alanını gerektiren karmaşık olgular olarak biliniyor.TEŞHİS SÜRECİNİ DOKTOR GİBİ İLERLETİYORMicrosoft, MAI-DxO’nun sadece hazır cevapları ezberlemek yerine gerçek doktorlar gibi “ardışık teşhis” yöntemiyle çalıştığını vurguluyor. Sistem, bir hastanın belirtilerinden yola çıkarak sorular soruyor, testler talep ediyor ve bunların maliyetini de hesaplıyor. Böylece yapay zeka, hangi testlerin gerçekten gerekli olduğuna karar vererek hem masrafı hem de gereksiz hasta rahatsızlığını azaltıyor.  MAI-DxO, OpenAI’nin o3 modeli başta olmak üzere GPT, Llama, Claude, Gemini, Grok ve DeepSeek gibi en gelişmiş dil modelleriyle bir arada çalışıyor. Bu sistem, farklı modelleri bir araya getirerek sanal bir doktorlar kurulu gibi teşhis üretiyor. Testler sonucunda sistemin, doktorlardan ve tek başına kullanılan modellerden daha doğru ve daha uygun maliyetli sonuçlar verdiği açıklandı.&quot;DOKTORLARI DESTEKLEMEK İÇİN&quot;Microsoft, MAI-DxO’nun doktorların yerini almak için değil, onları desteklemek için tasarlandığını belirtiyor. Şirket, sistemin özellikle karmaşık vakalarda doktorlara yardımcı olabileceğini ve yüksek sağlık harcamalarının azaltılmasına katkı sağlayabileceğini düşünüyor. Sistemin gündelik hastane pratiğinde nasıl performans göstereceği ise henüz bilinmiyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AMULx2X6X0yRvA2vqek3EA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:54:01 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Tıpta, çığır, açacak, yapay, zeka, hamlesi:, Doktorlardan, daha, iyi, teşhis, koyuyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AMULx2X6X0yRvA2vqek3EA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Microsoft'tan yapay zeka hamlesi"><p>Microsoft, Microsoft AI Diagnostic Orchestrator (MAI-DxO) isimli sistemiyle dünyanın en zorlu tıbbi vakalarını başarıyla teşhis ettiğini açıkladı.</p><p>Yapay zekanın tıp dünyasındaki etkisi her geçen gün büyürken, Microsoft bu alanda iddialı bir adım attı. Şirket, Microsoft AI Diagnostic Orchestrator (MAI-DxO) adını verdiği yeni tıbbi yapay zeka sisteminin, dünyanın en zorlu tıbbi vakalarından bazılarını büyük bir başarıyla teşhis ettiğini açıkladı.</p><p><strong>ZORLU VAKALARIN YÜZDE 85'İNİ DOĞRU TEŞHİS ETTİ</strong></p><p>Microsoft’un pazartesi günü yayımladığı blog yazısına göre MAI-DxO, New England Journal of Medicine (NEJM) dergisindeki 304 karmaşık tıbbi vakayı ele alan testlerde vakaların yüzde 85’ini doğru teşhis etti. Bu oran, deneyimli doktorların ulaştığı ortalama yüzde 20’lik doğruluk oranının çok üzerinde. Üstelik NEJM vakaları genelde birden fazla uzmanlık alanını gerektiren karmaşık olgular olarak biliniyor.</p><p><strong>TEŞHİS SÜRECİNİ DOKTOR GİBİ İLERLETİYOR</strong></p><p>Microsoft, MAI-DxO’nun sadece hazır cevapları ezberlemek yerine gerçek doktorlar gibi “ardışık teşhis” yöntemiyle çalıştığını vurguluyor. Sistem, bir hastanın belirtilerinden yola çıkarak sorular soruyor, testler talep ediyor ve bunların maliyetini de hesaplıyor. Böylece yapay zeka, hangi testlerin gerçekten gerekli olduğuna karar vererek hem masrafı hem de gereksiz hasta rahatsızlığını azaltıyor.  MAI-DxO, OpenAI’nin o3 modeli başta olmak üzere GPT, Llama, Claude, Gemini, Grok ve DeepSeek gibi en gelişmiş dil modelleriyle bir arada çalışıyor. Bu sistem, farklı modelleri bir araya getirerek sanal bir doktorlar kurulu gibi teşhis üretiyor. Testler sonucunda sistemin, doktorlardan ve tek başına kullanılan modellerden daha doğru ve daha uygun maliyetli sonuçlar verdiği açıklandı.</p><p><strong>"DOKTORLARI DESTEKLEMEK İÇİN"</strong></p><p>Microsoft, MAI-DxO’nun doktorların yerini almak için değil, onları desteklemek için tasarlandığını belirtiyor. Şirket, sistemin özellikle karmaşık vakalarda doktorlara yardımcı olabileceğini ve yüksek sağlık harcamalarının azaltılmasına katkı sağlayabileceğini düşünüyor. Sistemin gündelik hastane pratiğinde nasıl performans göstereceği ise henüz bilinmiyor.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Doktordan şişkinliğe karşı 3 kahvaltı önerisi: Güne hafif ve enerjik başlamanıza yardımcı</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/doktordan-siskinlige-karsi-3-kahvalti-oenerisi-gune-hafif-ve-enerjik-baslamaniza-yardimci</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/doktordan-siskinlige-karsi-3-kahvalti-oenerisi-gune-hafif-ve-enerjik-baslamaniza-yardimci</guid>
<description><![CDATA[ Şişkinlik sorunu yaşıyor musunuz? Sindirim sisteminizi destekleyen doğru kahvaltı tercihi, güne daha hafif ve enerjik başlamanızı sağlayabilir.Harvard ve Stanford üniversitelerinde eğitim almış Gastroenterolog Dr. Saurabh Sethi, şişkinliği azaltmaya yardımcı olabilecek üç kahvaltı seçeneğini paylaştı.Sindirim sisteminin güne nasıl başladığı, gün boyunca hissedilen rahatlık ve enerji üzerinde doğrudan etkili olabiliyor. Dr. Sethi, lif, probiyotik, antioksidan ve antiinflamatuar içerikleriyle öne çıkan üç pratik kahvaltıyı öneriyor:Yulaf ezmesi, çözünür lif içeriği sayesinde sindirimi kolaylaştırıyor. Üzerine eklenen muz dilimleri, potasyum desteğiyle kas fonksiyonlarını ve sıvı dengesini düzenlemeye yardımcı olurken; chia tohumları ise omega-3 yağ asitleri ve lif açısından zengin yapısıyla uzun süre tokluk hissi sağlıyor.Uyarı: Tatlandırıcılar ve şeker ilavesi, hassas midelerde şişkinliğe yol açabileceği için bu tarifte kullanılmamalı.Yumurta, sabah protein ihtiyacını karşılayan temel bir kaynak. Dr. Sethi’ye göre içine eklenen ıspanak; A ve C vitamini ile magnezyum açısından zengin içeriğiyle bağırsak hareketlerini destekliyor. Zerdeçal ise kurkumin bileşiği sayesinde güçlü bir antiinflamatuar etki sunuyor.Bu tarif, bağışıklık sistemini desteklerken, sindirim sistemini de rahatlatıyor.Yoğurt, içerdiği probiyotiklerle bağırsak florasını dengeliyor ve sindirime destek oluyor. Ananas ise doğal enzimi bromelain sayesinde protein sindirimini kolaylaştırıyor ve şişkinliği azaltabiliyor. Nane ise sindirim sistemine rahatlatıcı etki sağlıyor.Ek öneri: Biraz kıyılmış badem ile ekstra çıtırlık ve sağlıklı yağ katkısı elde edebilirsiniz.Dr. Sethi, yalnızca doğru besinleri seçmenin değil, aynı zamanda sağlıklı alışkanlıklar geliştirmenin de önemli olduğunu belirtiyor. İşte şişkinliği azaltmak için bazı öneriler:Yavaş yiyin, iyi çiğneyin. Hızlı yemek, hava yutulmasına neden olarak şişkinliği artırabilir.Gaz yapan yiyecekleri sınırlayın. Fasulye, brokoli, lahana ve gazlı içecekler dikkatle tüketilmeli.Yeterince su için. Su, kabızlığı önlemeye ve sindirimi desteklemeye yardımcı olur.Yapay tatlandırıcılardan uzak durun.Düzenli egzersiz yapın. Hareketli bir yaşam, bağırsak sağlığı üzerinde doğrudan olumlu etki yaratır. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PfcdiHIzfEmGOKMu1vJ0-g.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:54:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Doktordan, şişkinliğe, karşı, kahvaltı, önerisi:, Güne, hafif, enerjik, başlamanıza, yardımcı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PfcdiHIzfEmGOKMu1vJ0-g.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Doktordan şişkinliğe karşı 3 kahvaltı önerisi: Güne hafif ve enerjik başlamanıza yardımcı"><p>Şişkinlik sorunu yaşıyor musunuz? Sindirim sisteminizi destekleyen doğru kahvaltı tercihi, güne daha hafif ve enerjik başlamanızı sağlayabilir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TAcUJFLieEaTvxjCXE4OtQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Harvard ve Stanford üniversitelerinde eğitim almış Gastroenterolog Dr. Saurabh Sethi, şişkinliği azaltmaya yardımcı olabilecek üç kahvaltı seçeneğini paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/iOTd10_Mok-wKGI6fUEWNA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sindirim sisteminin güne nasıl başladığı, gün boyunca hissedilen rahatlık ve enerji üzerinde doğrudan etkili olabiliyor. Dr. Sethi, lif, probiyotik, antioksidan ve antiinflamatuar içerikleriyle öne çıkan üç pratik kahvaltıyı öneriyor:</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9uivPMLUoUCzjfRcWxopKw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yulaf ezmesi, çözünür lif içeriği sayesinde sindirimi kolaylaştırıyor. Üzerine eklenen muz dilimleri, potasyum desteğiyle kas fonksiyonlarını ve sıvı dengesini düzenlemeye yardımcı olurken; chia tohumları ise omega-3 yağ asitleri ve lif açısından zengin yapısıyla uzun süre tokluk hissi sağlıyor.Uyarı: Tatlandırıcılar ve şeker ilavesi, hassas midelerde şişkinliğe yol açabileceği için bu tarifte kullanılmamalı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IfRSJSYSPk6-4z-GF3fEoQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yumurta, sabah protein ihtiyacını karşılayan temel bir kaynak. Dr. Sethi’ye göre içine eklenen ıspanak; A ve C vitamini ile magnezyum açısından zengin içeriğiyle bağırsak hareketlerini destekliyor. Zerdeçal ise kurkumin bileşiği sayesinde güçlü bir antiinflamatuar etki sunuyor.Bu tarif, bağışıklık sistemini desteklerken, sindirim sistemini de rahatlatıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jV3O5-pIeEO4CZU_TPmihw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yoğurt, içerdiği probiyotiklerle bağırsak florasını dengeliyor ve sindirime destek oluyor. Ananas ise doğal enzimi bromelain sayesinde protein sindirimini kolaylaştırıyor ve şişkinliği azaltabiliyor. Nane ise sindirim sistemine rahatlatıcı etki sağlıyor.Ek öneri: Biraz kıyılmış badem ile ekstra çıtırlık ve sağlıklı yağ katkısı elde edebilirsiniz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jp7tnHQSOUOI2WQOfKPeVQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dr. Sethi, yalnızca doğru besinleri seçmenin değil, aynı zamanda sağlıklı alışkanlıklar geliştirmenin de önemli olduğunu belirtiyor. İşte şişkinliği azaltmak için bazı öneriler:Yavaş yiyin, iyi çiğneyin. Hızlı yemek, hava yutulmasına neden olarak şişkinliği artırabilir.Gaz yapan yiyecekleri sınırlayın. Fasulye, brokoli, lahana ve gazlı içecekler dikkatle tüketilmeli.Yeterince su için. Su, kabızlığı önlemeye ve sindirimi desteklemeye yardımcı olur.Yapay tatlandırıcılardan uzak durun.Düzenli egzersiz yapın. Hareketli bir yaşam, bağırsak sağlığı üzerinde doğrudan olumlu etki yaratır.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>4 yıl her yediğini kustu, 41 kiloya düştü: Hastaneye gidince şoke oldu</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/4-yil-her-yedigini-kustu-41-kiloya-dustu-hastaneye-gidince-soke-oldu</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/4-yil-her-yedigini-kustu-41-kiloya-dustu-hastaneye-gidince-soke-oldu</guid>
<description><![CDATA[ Yaklaşık 4 yıl boyunca yaşadığı sağlık problemi nedeniyle 2 kez ameliyat olan, sıkıntıları geçmediği için 70 kilodan 41 kiloya kadar düşen Sabiha Demirden (44), tüm şikayetlerinin kalın bağırsağındaki darlıktan kaynaklandığını öğrenince şoke oldu.İzmir&#039;de yaşayan Sabiha Demirden, yaklaşık 4 yıl boyunca bulantı, mide yanması ve kusma şikayetiyle defalarca hastanelere başvurdu. Önce mide tümörü teşhisiyle ameliyata alınan, şikayetleri devam edince bu kez rahim ameliyatı yapılan Sabiha Demirden, sağlığına kavuşamayınca akciğer enfeksiyonu nedeniyle de tedavi gördü. &#039;İyileştin&#039; denilerek taburcu edilen ancak durumu gittikçe kötüleşen Sabiha Demirden, bu kez dışkı içerikli kusmaya başladı ve 70&#039;ten 41 kiloya kadar düştü. Son olarak Alanya Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Tuğrul Çakır&#039;a başvuran Sabiha Demirden, tüm şikayetlerinin nedeninin kalın bağırsağındaki darlıktan kaynaklandığını öğrenince şoke oldu. Demirden, Prof. Dr. Çakır&#039;ın gerçekleştirdiği 2,5 saatlik ameliyatın sonunda sağlığına kavuştu.Prof. Dr. Tuğrul Çakır, Sabiha Demirden&#039;in kendisine başvurduğunda irtibat dahi kuramadığını belirterek, &quot;Aşırı derecede dışkı içerikli kusmaları vardı. Sürekli lavaboya gitme ihtiyacından dolayı yanımızdan uzaklaşması gerekiyordu&quot; dedi. Karnı ileri derecede şiş ve çok sert durumda olan hastanın vakit kaybetmeden tahlil ve tetkiklerini incelediğini kaydeden Prof. Dr. Çakır, ince bağırsağın özellikle kalın bağırsakla birleşim noktasında ileri derecede daralma belirlendiğini ifade etti.Bağırsaktaki daralmanın bazen kitle, bazen yoğun iltihaptan kaynaklanabildiğini aktaran Prof. Dr. Çakır, şöyle konuştu:&quot;Hasta bana başvurmadan önce çok sıkıntılı bir süreç geçirmiş. Hem İzmir hem Antalya&#039;da defalarca hastane başvuruları olmuş. Ben e-nabzını incelemekten yorulmuştum. Her hastamızda olduğu gibi bu hastada da geçmişini e-nabız üzerinden incelerken eski dönemde yapılan ameliyatlarını, o ameliyatlara girilmeden önce çekilen filmleri tek tek inceledik. Çünkü karna girdiğimizde sadece bu etken değil, içeride başka herhangi bir sorun var mı yok mu bunu da iyi bilmemiz gerekiyordu. Ameliyat raporunda midenin çıkış kısmında bir kitle olduğu, bu kitle dolayısıyla geçişin tamamen zorlaştığı ve kitlenin çevre damarlarla ilişkili olduğu yazıyordu. Bunun için gastrik baypas cerrahisi yapılmıştı. Ancak eski ameliyat notunda her ne kadar böyle yazsa da biz hastanın durumunu bir kitle varlığı olarak yorumlamamıştık.&quot;&quot;ÖNCEKİ AMELİYAT BÖLGESİNDE TÜMÖR GÖRMEDİK&quot;Ameliyat esnasında sorunlu bölgeye müdahale ettikten sonra gastrik baypas ameliyatının yapıldığı bölgeyi de kontrol ettiğini vurgulayan Prof. Dr. Çakır, o bölgede herhangi bir kitle olmadığını gördüğünü söyledi. Prof. Dr. Çakır, &quot;Muhtemelen hastanın geçirdiği ülsere bağlı o bölgelerde bir sertlik olmuş olabilir. Hastada tümör tanısı olmadığını da kesin bir şekilde netleştirmiş olduk. Ameliyatta, ince bağırsakla kalın bağırsağın birleşim noktasında geçişin tamamen durduğunu gördük. Ameliyatta kalın bağırsağın özellikle sağ taraf, dar olan kısmını çıkarmak zorunda kaldık. Kalan kalın bağırsağı devam eden ince bağırsağına birleştirdik&quot; dedi.Hastanın bütün klinik şikayetlerinin yaklaşık 72 saat sonra tamamen gerilediğini, beslenmesinin normale döndüğünü vurgulayan Prof. Dr. Çakır, dışkılama fonksiyonlarının da düzeldiğini söyledi. Hastayı ameliyata aldığında 41 kilo civarında olduğunu, ameliyattan 3 ay sonra 54 kiloya ulaştığını belirten Prof. Dr. Çakır, &quot;Ameliyata girerken çok zayıf bir hasta vardı. Şimdiyse herhalde bir diyetisyen tedavisi gerekecek. Çünkü hasta yemek yemeyi durduramadığını, iştahının aşırı derecede arttığını söylüyor&quot; diye konuştu. Hastasının sağlığına kavuştuğunu görmenin kendisini çok mutlu ettiğini söyleyen Prof. Dr. Çakır, &quot;Şu noktaya geldiğimizde hakikaten ne kadar güzel bir iş yaptığımızı görmüş olduk&quot; dedi.Sabiha Demirden, şikayetlerinin 2021 yılında başladığını belirterek, &quot;Gastrik baypas ameliyatından sonra kusmalar, bulantılar bitmedi sadece hafiflemişti. Kadın doğuma yönlendirildiğimde, onlar da &#039;ameliyat&#039; dediler. Rahim alındı ama benim bulantı ve kusmalarım devam etti. Tekrar hastaneye başvurduğumda bu kez &#039;akciğer enfeksiyonu var, şikayetler ondan oluyor&#039; dendi. 10 gün hastanede yatarak akciğer enfeksiyonu tedavisi gördüm. Ancak taburcu olduğumda şikayetlerim devam ediyordu. Eve çıktığımda fenalaşınca yine acil servise başvurdum. Orada 24 saat müşahede altında kaldım. Sonra bir doktor, bana Prof. Dr. Tuğrul Çakır&#039;ın adını verdi. Yaşadığım sıkıntılar Prof. Dr. Çakır&#039;ın gerçekleştirdiği bağırsak ameliyatıyla son buldu. Ona minnettarım. Şikayetlerim başlamadan önce 70 kiloydum, ameliyata girerken 41 kiloya düştüm. 3 ay önce ameliyat oldum ve hızla kilo almaya başladım. Şu an 54,5 kilo oldum, çok şükür&quot; diye konuştu.&quot;İnsan gibi yemek yemeyi çok özlemişim&quot; diyen Sabiha Demirden, hastalığı döneminde iki kaşık çorba bile içse hemen kustuğunu anlattı. Ailesiyle beraber aynı sofraya bile oturamadığını anlatan Demirden,  ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yUBza6_EC0iXZxUL_GHpnA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:54:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>yıl, her, yediğini, kustu, kiloya, düştü:, Hastaneye, gidince, şoke, oldu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yUBza6_EC0iXZxUL_GHpnA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="4 yıl her yediğini kustu, 41 kiloya düştü: Hastaneye gidince şoke oldu"><p>Yaklaşık 4 yıl boyunca yaşadığı sağlık problemi nedeniyle 2 kez ameliyat olan, sıkıntıları geçmediği için 70 kilodan 41 kiloya kadar düşen Sabiha Demirden (44), tüm şikayetlerinin kalın bağırsağındaki darlıktan kaynaklandığını öğrenince şoke oldu.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_aZtkNapmEOcfCViAGhWVw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İzmir'de yaşayan Sabiha Demirden, yaklaşık 4 yıl boyunca bulantı, mide yanması ve kusma şikayetiyle defalarca hastanelere başvurdu. Önce mide tümörü teşhisiyle ameliyata alınan, şikayetleri devam edince bu kez rahim ameliyatı yapılan Sabiha Demirden, sağlığına kavuşamayınca akciğer enfeksiyonu nedeniyle de tedavi gördü. 'İyileştin' denilerek taburcu edilen ancak durumu gittikçe kötüleşen Sabiha Demirden, bu kez dışkı içerikli kusmaya başladı ve 70'ten 41 kiloya kadar düştü. Son olarak Alanya Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Tuğrul Çakır'a başvuran Sabiha Demirden, tüm şikayetlerinin nedeninin kalın bağırsağındaki darlıktan kaynaklandığını öğrenince şoke oldu. Demirden, Prof. Dr. Çakır'ın gerçekleştirdiği 2,5 saatlik ameliyatın sonunda sağlığına kavuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DwG5iMkQvk-eJZogwhWpSA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Prof. Dr. Tuğrul Çakır, Sabiha Demirden'in kendisine başvurduğunda irtibat dahi kuramadığını belirterek, "Aşırı derecede dışkı içerikli kusmaları vardı. Sürekli lavaboya gitme ihtiyacından dolayı yanımızdan uzaklaşması gerekiyordu" dedi. Karnı ileri derecede şiş ve çok sert durumda olan hastanın vakit kaybetmeden tahlil ve tetkiklerini incelediğini kaydeden Prof. Dr. Çakır, ince bağırsağın özellikle kalın bağırsakla birleşim noktasında ileri derecede daralma belirlendiğini ifade etti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qCTl9ritY0OhApXECZibaw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bağırsaktaki daralmanın bazen kitle, bazen yoğun iltihaptan kaynaklanabildiğini aktaran Prof. Dr. Çakır, şöyle konuştu:"Hasta bana başvurmadan önce çok sıkıntılı bir süreç geçirmiş. Hem İzmir hem Antalya'da defalarca hastane başvuruları olmuş. Ben e-nabzını incelemekten yorulmuştum. Her hastamızda olduğu gibi bu hastada da geçmişini e-nabız üzerinden incelerken eski dönemde yapılan ameliyatlarını, o ameliyatlara girilmeden önce çekilen filmleri tek tek inceledik. Çünkü karna girdiğimizde sadece bu etken değil, içeride başka herhangi bir sorun var mı yok mu bunu da iyi bilmemiz gerekiyordu. Ameliyat raporunda midenin çıkış kısmında bir kitle olduğu, bu kitle dolayısıyla geçişin tamamen zorlaştığı ve kitlenin çevre damarlarla ilişkili olduğu yazıyordu. Bunun için gastrik baypas cerrahisi yapılmıştı. Ancak eski ameliyat notunda her ne kadar böyle yazsa da biz hastanın durumunu bir kitle varlığı olarak yorumlamamıştık.""ÖNCEKİ AMELİYAT BÖLGESİNDE TÜMÖR GÖRMEDİK"Ameliyat esnasında sorunlu bölgeye müdahale ettikten sonra gastrik baypas ameliyatının yapıldığı bölgeyi de kontrol ettiğini vurgulayan Prof. Dr. Çakır, o bölgede herhangi bir kitle olmadığını gördüğünü söyledi. Prof. Dr. Çakır, "Muhtemelen hastanın geçirdiği ülsere bağlı o bölgelerde bir sertlik olmuş olabilir. Hastada tümör tanısı olmadığını da kesin bir şekilde netleştirmiş olduk. Ameliyatta, ince bağırsakla kalın bağırsağın birleşim noktasında geçişin tamamen durduğunu gördük. Ameliyatta kalın bağırsağın özellikle sağ taraf, dar olan kısmını çıkarmak zorunda kaldık. Kalan kalın bağırsağı devam eden ince bağırsağına birleştirdik" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7LVOiU-HCkSTi-sTdkZaDA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hastanın bütün klinik şikayetlerinin yaklaşık 72 saat sonra tamamen gerilediğini, beslenmesinin normale döndüğünü vurgulayan Prof. Dr. Çakır, dışkılama fonksiyonlarının da düzeldiğini söyledi. Hastayı ameliyata aldığında 41 kilo civarında olduğunu, ameliyattan 3 ay sonra 54 kiloya ulaştığını belirten Prof. Dr. Çakır, "Ameliyata girerken çok zayıf bir hasta vardı. Şimdiyse herhalde bir diyetisyen tedavisi gerekecek. Çünkü hasta yemek yemeyi durduramadığını, iştahının aşırı derecede arttığını söylüyor" diye konuştu. Hastasının sağlığına kavuştuğunu görmenin kendisini çok mutlu ettiğini söyleyen Prof. Dr. Çakır, "Şu noktaya geldiğimizde hakikaten ne kadar güzel bir iş yaptığımızı görmüş olduk" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NKeHzH_IC0GoIKFt_txb7A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sabiha Demirden, şikayetlerinin 2021 yılında başladığını belirterek, "Gastrik baypas ameliyatından sonra kusmalar, bulantılar bitmedi sadece hafiflemişti. Kadın doğuma yönlendirildiğimde, onlar da 'ameliyat' dediler. Rahim alındı ama benim bulantı ve kusmalarım devam etti. Tekrar hastaneye başvurduğumda bu kez 'akciğer enfeksiyonu var, şikayetler ondan oluyor' dendi. 10 gün hastanede yatarak akciğer enfeksiyonu tedavisi gördüm. Ancak taburcu olduğumda şikayetlerim devam ediyordu. Eve çıktığımda fenalaşınca yine acil servise başvurdum. Orada 24 saat müşahede altında kaldım. Sonra bir doktor, bana Prof. Dr. Tuğrul Çakır'ın adını verdi. Yaşadığım sıkıntılar Prof. Dr. Çakır'ın gerçekleştirdiği bağırsak ameliyatıyla son buldu. Ona minnettarım. Şikayetlerim başlamadan önce 70 kiloydum, ameliyata girerken 41 kiloya düştüm. 3 ay önce ameliyat oldum ve hızla kilo almaya başladım. Şu an 54,5 kilo oldum, çok şükür" diye konuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uEMM9AtBgUOOjJZEnKazbA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>"İnsan gibi yemek yemeyi çok özlemişim" diyen Sabiha Demirden, hastalığı döneminde iki kaşık çorba bile içse hemen kustuğunu anlattı. Ailesiyle beraber aynı sofraya bile oturamadığını anlatan Demirden, "Çünkü iki lokma alıp, kalkıp gidip çıkarma gereği duyuyordum. Bunun için de hiçbir şey yiyip içmiyordum. Şu anda önüme ne konursa yiyorum. Kendimi yeniden doğmuş gibi hissediyorum" dedi. Yaşadığı sıkıntılı süreçte artık dünyadan gitmek üzere olduğunu düşündüğünü söyleyen Demirden, geçirdiği ameliyatın ardından yeniden sağlığına kavuştuğunu, hayatının normale döndüğünü belirtti."ANNEM BİR GÜN BENDEN GİDECEK DİYORDUM"Annesinin hastalığı boyunca çok zor günler yaşadıklarını anlatan Yağmur Demirden (23) ise o dönemde hep 'Annem ölecek mi?' diye düşündüğünü söyledi. "Korkularım vardı. Annem bir gün benden gidecek diyordum" diyen Yağmur Demirden, 2021 yılından bu yana hep annesinin yanında olduğunu, bu dönemde üniversite sınavlarını da ertelediğini aktardı. Prof. Dr. Çakır'a annesini sağlığına kavuşturduğu için teşekkür eden Demirden, "Hocamızdan Allah razı olsun. Onun sayesinde anneme kavuştum diyebiliriz. Çok teşekkür ederim" diye konuştu.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Magnezyum için zamanlama uyarısı: Sabah mı, gece mi?</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/magnezyum-icin-zamanlama-uyarisi-sabah-mi-gece-mi</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/magnezyum-icin-zamanlama-uyarisi-sabah-mi-gece-mi</guid>
<description><![CDATA[ Sağlık uzmanları, magnezyum takviyesi kullanımında doğru zamanlamanın önemine dikkat çekiyor. Peki, magnezyum ne zaman tüketilmeli?Modern yaşamın getirdiği stres, uyku problemleri ve kas yorgunluğu gibi birçok şikâyetin çözümünde sıkça başvurulan magnezyum takviyeleri, sanıldığı kadar basit olmayabilir.Uzmanlara göre, bu takviyelerin etkili olabilmesi için yalnızca doz değil, günün hangi saatinde alındığı da büyük önem taşıyor.Beyinden kas sistemine, sindirimden bağışıklığa kadar pek çok alanda görev alan magnezyum, vücudun farklı ihtiyaçlarına göre farklı zamanlarda daha faydalı hale gelebiliyor. Sabah saatlerinde alınan magnezyum zihinsel berraklığı desteklerken; spor sonrası kas toparlanmasına, gece ise uyku kalitesinin artırılmasına yardımcı olabiliyor.Uzmanlar, bu nedenle magnezyumun gelişigüzel değil, kişinin o anki ihtiyacına göre planlanarak alınması gerektiğini vurguluyor. Tıpkı sabah melatonin veya gece geç saatte kahve içmenin önerilmemesi gibi, magnezyumun da stratejik bir kullanım biçimi bulunuyor.Sağlık profesyonelleri, “Takviye kullanımı kişisel ihtiyaçlara göre şekillendirilmeli. Magnezyum da bu yaklaşımın dışında değil. Her birey, takviyeye ne zaman ihtiyacı olduğunu iyi analiz etmeli” diyor.Magnezyum kapsülüne uzanırken düşünün vücudunuzun gerçekten neye ihtiyacı var? Doğru zamanlama, etkili sonuçların anahtarı olabilir.
Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jdEVyY3INk6e91pEQWzC4g.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:54:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Magnezyum, için, zamanlama, uyarısı:, Sabah, mı, gece, mi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jdEVyY3INk6e91pEQWzC4g.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Magnezyum için zamanlama uyarısı: Sabah mı, gece mi?"><p>Sağlık uzmanları, magnezyum takviyesi kullanımında doğru zamanlamanın önemine dikkat çekiyor. Peki, magnezyum ne zaman tüketilmeli?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0l2nJX9hEkOUtsSJOYFU4w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Modern yaşamın getirdiği stres, uyku problemleri ve kas yorgunluğu gibi birçok şikâyetin çözümünde sıkça başvurulan magnezyum takviyeleri, sanıldığı kadar basit olmayabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sm-TfH29B0yMKQSV1U2eqw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlara göre, bu takviyelerin etkili olabilmesi için yalnızca doz değil, günün hangi saatinde alındığı da büyük önem taşıyor.Beyinden kas sistemine, sindirimden bağışıklığa kadar pek çok alanda görev alan magnezyum, vücudun farklı ihtiyaçlarına göre farklı zamanlarda daha faydalı hale gelebiliyor. Sabah saatlerinde alınan magnezyum zihinsel berraklığı desteklerken; spor sonrası kas toparlanmasına, gece ise uyku kalitesinin artırılmasına yardımcı olabiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OZgQLauONE-PA31k8GOOIw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlar, bu nedenle magnezyumun gelişigüzel değil, kişinin o anki ihtiyacına göre planlanarak alınması gerektiğini vurguluyor. Tıpkı sabah melatonin veya gece geç saatte kahve içmenin önerilmemesi gibi, magnezyumun da stratejik bir kullanım biçimi bulunuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-iYH9U7zyECCdsGuM81WWg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sağlık profesyonelleri, “Takviye kullanımı kişisel ihtiyaçlara göre şekillendirilmeli. Magnezyum da bu yaklaşımın dışında değil. Her birey, takviyeye ne zaman ihtiyacı olduğunu iyi analiz etmeli” diyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Mk_V0maThUaut0h5-cF8Sg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Magnezyum kapsülüne uzanırken düşünün vücudunuzun gerçekten neye ihtiyacı var? Doğru zamanlama, etkili sonuçların anahtarı olabilir.
Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Günde 1 kaşık yeter: Kanser hücreleri üzerinde etkisi varmış</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/gunde-1-kasik-yeter-kanser-hucreleri-uzerinde-etkisi-varmis</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/gunde-1-kasik-yeter-kanser-hucreleri-uzerinde-etkisi-varmis</guid>
<description><![CDATA[ Zeytinyağı sadece kalp ve beyin sağlığına değil, aynı zamanda kanserle mücadelede de etkili olabilir.ABD’de Rutgers Üniversitesi ve Hunter College’da yapılan çarpıcı bir araştırma, zeytinyağının sadece kalp ve beyin sağlığına değil, aynı zamanda kanserle mücadeleye de katkı sağlayabileceğini ortaya koydu. Araştırmaya göre, sızma zeytinyağında bulunan doğal bir bileşik olan oleocanthal, bazı kanser hücrelerini yalnızca 30 dakika içerisinde yok edebiliyor.Molecular  Cellular Oncology dergisinde yayımlanan çalışmada, oleocanthal’ın, kanser hücrelerinin “atık geri dönüşüm merkezi” olarak bilinen lizozomlarını hedef aldığı ve bu yapıları parçalayıp hücre ölümünü tetiklediği belirtildi. En dikkat çekici bulgulardan biri ise oleocanthal’ın yalnızca kanser hücrelerini etkilerken, sağlıklı hücrelere herhangi bir zarar vermemesi oldu.Normal şartlarda hücreler, apoptozis adı verilen ve genellikle 16 ila 24 saat süren programlanmış bir süreçle ölür. Ancak bu araştırmada, oleocanthal’ın etkisinin çok daha hızlı ve farklı bir mekanizma üzerinden gerçekleştiği görüldü. Rutgers Üniversitesi’nden Beslenme Bilimleri Profesörü Paul Breslin, “Bu bileşik, hücrenin içinde adeta bir cehennem başlatıyor. Lizozomlar parçalandığında, hücre fonksiyonları hızla bozuluyor ve ölüm gerçekleşiyor” açıklamasını yaptı.Hunter College’dan Onica LeGendre ve David Foster ile birlikte yürütülen araştırma, oleocanthal’ın laboratuvar ortamında birden fazla kanser hücresi türüne karşı etkili olduğunu gösterdi.Zeytinyağı, Akdeniz diyetinin temel bileşenlerinden biri olarak uzun süredir kalp-damar hastalıkları riskini azalttığı için öneriliyor. Ancak bu yeni bulgular, zeytinyağının potansiyel bir kanser önleyici gıda olarak da değerlendirilmesini gündeme getiriyor.Araştırmacılar, farklı kökenlerden ve işleme yöntemlerinden elde edilen zeytinyağlarında oleocanthal yoğunluklarının büyük farklılıklar gösterdiğini de belirtiyor. Yüksek oleocanthal içeren zeytinyağlarının, saflaştırılmış oleocanthal kadar etkili olduğu gözlemlendi.Uzmanlar, oleocanthal’ın terapötik potansiyeline dikkat çekerken, zeytinyağının günlük beslenme düzenine dahil edilmesini öneriyor. Sızma zeytinyağını sabahları bir kaşık olarak tüketmek ya da kahvaltılara eklemek, hem bağışıklık sistemini destekleyebilir hem de kanserle mücadelede koruyucu bir rol oynayabilir.Profesör Foster, “Oleocanthal’ın yüksek oranda tüketildiği Akdeniz toplumlarında bazı kanser türlerinin daha az görülmesi tesadüf olmayabilir. Bu bileşiğin gelecekte ilaç formunda da değerlendirilebileceğini düşünüyoruz” ifadelerini kullandı.Araştırmacılar şimdi, oleocanthal’ın neden yalnızca kanser hücrelerine saldırdığını ve sağlıklı hücreleri nasıl ayırt ettiğini daha ayrıntılı biçimde incelemeyi hedefliyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PZsIUVrD6U6sfVYoUoR3DA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:54:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Günde, kaşık, yeter:, Kanser, hücreleri, üzerinde, etkisi, varmış</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PZsIUVrD6U6sfVYoUoR3DA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Günde 1 kaşık yeter: Kanser hücreleri üzerinde etkisi varmış"><p>Zeytinyağı sadece kalp ve beyin sağlığına değil, aynı zamanda kanserle mücadelede de etkili olabilir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hoClzCreOUC8cnb0EipATA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>ABD’de Rutgers Üniversitesi ve Hunter College’da yapılan çarpıcı bir araştırma, zeytinyağının sadece kalp ve beyin sağlığına değil, aynı zamanda kanserle mücadeleye de katkı sağlayabileceğini ortaya koydu. Araştırmaya göre, sızma zeytinyağında bulunan doğal bir bileşik olan oleocanthal, bazı kanser hücrelerini yalnızca 30 dakika içerisinde yok edebiliyor.Molecular  Cellular Oncology dergisinde yayımlanan çalışmada, oleocanthal’ın, kanser hücrelerinin “atık geri dönüşüm merkezi” olarak bilinen lizozomlarını hedef aldığı ve bu yapıları parçalayıp hücre ölümünü tetiklediği belirtildi. En dikkat çekici bulgulardan biri ise oleocanthal’ın yalnızca kanser hücrelerini etkilerken, sağlıklı hücrelere herhangi bir zarar vermemesi oldu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CLKx0X0gRkysm_lnw63RHA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Normal şartlarda hücreler, apoptozis adı verilen ve genellikle 16 ila 24 saat süren programlanmış bir süreçle ölür. Ancak bu araştırmada, oleocanthal’ın etkisinin çok daha hızlı ve farklı bir mekanizma üzerinden gerçekleştiği görüldü. Rutgers Üniversitesi’nden Beslenme Bilimleri Profesörü Paul Breslin, “Bu bileşik, hücrenin içinde adeta bir cehennem başlatıyor. Lizozomlar parçalandığında, hücre fonksiyonları hızla bozuluyor ve ölüm gerçekleşiyor” açıklamasını yaptı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YanRMxSVIUO_mYUoNtdieg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hunter College’dan Onica LeGendre ve David Foster ile birlikte yürütülen araştırma, oleocanthal’ın laboratuvar ortamında birden fazla kanser hücresi türüne karşı etkili olduğunu gösterdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PWDt6xqg-UKs1i8ep9YUKQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Zeytinyağı, Akdeniz diyetinin temel bileşenlerinden biri olarak uzun süredir kalp-damar hastalıkları riskini azalttığı için öneriliyor. Ancak bu yeni bulgular, zeytinyağının potansiyel bir kanser önleyici gıda olarak da değerlendirilmesini gündeme getiriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/l3GMtmVmIkaNT3R9SzQNjQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırmacılar, farklı kökenlerden ve işleme yöntemlerinden elde edilen zeytinyağlarında oleocanthal yoğunluklarının büyük farklılıklar gösterdiğini de belirtiyor. Yüksek oleocanthal içeren zeytinyağlarının, saflaştırılmış oleocanthal kadar etkili olduğu gözlemlendi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/F0dutbFHaUeaO1ksxAsHAQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlar, oleocanthal’ın terapötik potansiyeline dikkat çekerken, zeytinyağının günlük beslenme düzenine dahil edilmesini öneriyor. Sızma zeytinyağını sabahları bir kaşık olarak tüketmek ya da kahvaltılara eklemek, hem bağışıklık sistemini destekleyebilir hem de kanserle mücadelede koruyucu bir rol oynayabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/i70zBf_Q70ehnqYuc4B96A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Profesör Foster, “Oleocanthal’ın yüksek oranda tüketildiği Akdeniz toplumlarında bazı kanser türlerinin daha az görülmesi tesadüf olmayabilir. Bu bileşiğin gelecekte ilaç formunda da değerlendirilebileceğini düşünüyoruz” ifadelerini kullandı.Araştırmacılar şimdi, oleocanthal’ın neden yalnızca kanser hücrelerine saldırdığını ve sağlıklı hücreleri nasıl ayırt ettiğini daha ayrıntılı biçimde incelemeyi hedefliyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Çocuklarda cilt yanığı riski: Kansere neden oluyor</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/cocuklarda-cilt-yanigi-riski-kansere-neden-oluyor</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/cocuklarda-cilt-yanigi-riski-kansere-neden-oluyor</guid>
<description><![CDATA[ Yaz aylarında güneşe çıkmanın çeşitli faydaları var ancak ölçüyü kaçırmamak ve belirli saat aralıklarında gölgede kalmak gerekiyor. Bebekler ve çocuklarda oluşan güneş yanıkları ilerleyen yıllarda cilt kanseri olma riskini artırıyor. Haber: Sena Kiper SıtacıGüneş herkes için D vitamini kaynağı ancak özellikle çocuklar için ciddi riskler de barındırıyor.  Araştırmalar bebeklik ve çocukluk çağında oluşan yanıkların ileride cilt kanseri olma riskini önemli ölçüde artırdığını gösteriyor.  BU SAATLERE DİKKAT!  Uzmanlar, saat 10 ile 16 arasında mümkün olduğunca dışarıya çıkmamak gerektiğine vurgu yaparken geniş siperlikli şapkalar, açık ve pamuklu giyisiler tercih etmenin önemini vurguluyor.   Güneş kremi bebeklerde ilk 6 ay önerilmiyor. Sonrasında ise güneş kremi en az 30 faktör olmalı.  6 aydan sonra bebeklere güneş gözlüğü de takılmalı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/J2c47PMELU-WcGAijs3qrQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:53:59 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Çocuklarda, cilt, yanığı, riski:, Kansere, neden, oluyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/J2c47PMELU-WcGAijs3qrQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kansere neden oluyor"><p>Yaz aylarında güneşe çıkmanın çeşitli faydaları var ancak ölçüyü kaçırmamak ve belirli saat aralıklarında gölgede kalmak gerekiyor. Bebekler ve çocuklarda oluşan güneş yanıkları ilerleyen yıllarda cilt kanseri olma riskini artırıyor. Haber: Sena Kiper Sıtacı</p>Güneş herkes için D vitamini kaynağı ancak özellikle çocuklar için ciddi riskler de barındırıyor.  Araştırmalar bebeklik ve çocukluk çağında oluşan yanıkların ileride cilt kanseri olma riskini önemli ölçüde artırdığını gösteriyor.  <strong>BU SAATLERE DİKKAT!</strong>  Uzmanlar, saat 10 ile 16 arasında mümkün olduğunca dışarıya çıkmamak gerektiğine vurgu yaparken geniş siperlikli şapkalar, açık ve pamuklu giyisiler tercih etmenin önemini vurguluyor.   Güneş kremi bebeklerde ilk 6 ay önerilmiyor. Sonrasında ise güneş kremi en az 30 faktör olmalı.  6 aydan sonra bebeklere güneş gözlüğü de takılmalı.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kırım Kongo Kanamalı Ateşi ile grip nasıl ayırt edilir? Uzmanı açıkladı</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/kirim-kongo-kanamali-atesi-ile-grip-nasil-ayirt-edilir-uzmani-acikladi</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/kirim-kongo-kanamali-atesi-ile-grip-nasil-ayirt-edilir-uzmani-acikladi</guid>
<description><![CDATA[ Bir yanda kenelerin neden olduğu Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığı, bir yanda mevsimsel grip ve alerji vakaları. Benzer semptomlar hastalarda paniğe neden olabiliyor. Peki bu hastalıklar birbirinden nasıl ayırt edilir? Kimlerin hastaneye başvurması gerekiyor? Uzmanına sorduk. Haber: Öykü TüccarGrip, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi ve alerji vakaları son dönemde artıyor.  Alerji yüksek ateşe neden olmadığı için ayırmak kolay ancak diğer iki hastalık viral enfeksiyona neden oldukları için semptomları da benzer.   Konuya ilişkin NTV&#039;ye konuşan Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Sıla Akhan, &quot;Çok virüsün ortak bir başlangıcı vardır. Ateş ve halsizlik diyebileceğimiz kas ağrıları diyebileceğimiz bir semptomlar vardır. Kırım Kongo bir viral enfeksiyon. Sars covid influenze da RSV vinovirüs gibi dolaşan mevsimsel dolaşan virüsler de var.&quot; dedi.  HANGİ HASTALIĞA YAKALANDIKLARINI NASIL ANLARLAR?  Akhan, &quot;Gripte mutlaka öksürük hapşırık olur. Kırım Kongo ise daha çok kan elemanları düşürerek kanamaya meyilli.&quot; diye konuştu.  &quot;ENFEKSİYON SÖZ KONUSUDUR&quot;  &quot;Kendilerini mutlaka bir kene var mı diye bir kere kontrol etsinler.&quot; diyen Akhan, şunları söyledi:  &quot;Ateş varsa bir kişide ateşin mutlaka tetkik edilmesi lazım.Bir doktora gidilmesi lazım. Kendi kendine çok aslında geçmesini beklememesindefayda var.Bir ateş varsa orada bir enfeksiyon söz konusudur.&quot;  ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aN7SdeUIeES_80zSr9EVnA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:53:59 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kırım, Kongo, Kanamalı, Ateşi, ile, grip, nasıl, ayırt, edilir, Uzmanı, açıkladı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aN7SdeUIeES_80zSr9EVnA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="KKKA ile grip nasıl ayırt edilir?"><p>Bir yanda kenelerin neden olduğu Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığı, bir yanda mevsimsel grip ve alerji vakaları. Benzer semptomlar hastalarda paniğe neden olabiliyor. Peki bu hastalıklar birbirinden nasıl ayırt edilir? Kimlerin hastaneye başvurması gerekiyor? Uzmanına sorduk. Haber: Öykü Tüccar</p><p>Grip, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi ve alerji vakaları son dönemde artıyor.  Alerji yüksek ateşe neden olmadığı için ayırmak kolay ancak diğer iki hastalık viral enfeksiyona neden oldukları için semptomları da benzer.   Konuya ilişkin NTV'ye konuşan Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Sıla Akhan, "Çok virüsün ortak bir başlangıcı vardır. Ateş ve halsizlik diyebileceğimiz kas ağrıları diyebileceğimiz bir semptomlar vardır. Kırım Kongo bir viral enfeksiyon. Sars covid influenze da RSV vinovirüs gibi dolaşan mevsimsel dolaşan virüsler de var." dedi.  <strong>HANGİ HASTALIĞA YAKALANDIKLARINI NASIL ANLARLAR?</strong>  Akhan, "Gripte mutlaka öksürük hapşırık olur. Kırım Kongo ise daha çok kan elemanları düşürerek kanamaya meyilli." diye konuştu.  <strong>"ENFEKSİYON SÖZ KONUSUDUR"</strong>  "Kendilerini mutlaka bir kene var mı diye bir kere kontrol etsinler." diyen Akhan, şunları söyledi:  "Ateş varsa bir kişide ateşin mutlaka tetkik edilmesi lazım.</p><p>Bir doktora gidilmesi lazım. Kendi kendine çok aslında geçmesini beklememesindefayda var.</p><p>Bir ateş varsa orada bir enfeksiyon söz konusudur." </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Cennet hurmasını doğru tüketiyor musunuz? Meğer böyle bir faydası varmış</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/cennet-hurmasini-dogru-tuketiyor-musunuz-meger-boeyle-bir-faydasi-varmis</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/cennet-hurmasini-dogru-tuketiyor-musunuz-meger-boeyle-bir-faydasi-varmis</guid>
<description><![CDATA[ Cennet hurması, yalnızca lezzetiyle değil, sunduğu cilt faydalarıyla da dikkat çekiyor. Uzmanlara göre cennet hurması, doğal yollarla kolajen üretimini destekleyerek kırışıklıklarla savaşta etkili bir rol oynayabiliyor.Son yıllarda sağlıklı yaşam trendlerinde daha fazla yer bulan hurma, estetik açıdan da önemli katkılar sağlıyor. Cilt sağlığı üzerinde olumlu etkileri olduğu bilinen bu mevsimlik meyve, içerdiği vitamin ve mineraller sayesinde kolajen üretimini destekleyerek yaşlanma belirtilerini azaltabiliyor.Kolajen, cildin sıkılığını ve elastikiyetini koruyan temel proteinlerden biri olarak biliniyor. Ancak 25 yaş sonrasında vücuttaki kolajen üretimi doğal olarak azalmaya başlıyor. Uzmanlara göre hurma, bu noktada devreye girerek hem mevcut kolajeni koruyor hem de vücudun yeni kolajen üretmesini teşvik ediyor.Orta boy bir cennet hurması, günlük C vitamini ihtiyacının yarısından fazlasını karşılayabiliyor. Bu güçlü antioksidan, serbest radikallerle savaşarak kolajeni koruyor ve yaşlanma sürecini yavaşlatıyor. Ayrıca, kolajen sentezi için gerekli ortamı da hazırlıyor.Cennet hurması; beta-karoten, lutein ve zeaksantin gibi antioksidanlar içeriyor. Bu maddeler, güneşin zararlı UV ışınlarına karşı cildi içeriden koruyarak çevresel stresin olumsuz etkilerini azaltıyor. Ayrıca beta-karoten, cilde doğal bir parlaklık kazandırıyor.Meyvenin tanen içeriği de dikkate değer. Tanenler, gözenekleri sıkılaştırma ve yağ dengesini düzenleme özellikleriyle biliniyor. Bu bileşenler ciltteki ton eşitsizliklerini azaltmaya ve daha pürüzsüz bir görünüm sağlamaya yardımcı olabiliyor.MANGANEZ DESTEĞİKolajen üretiminde önemli rol oynayan bir diğer bileşen ise manganez. Hurma, bu mineral açısından zengin bir kaynak olarak öne çıkıyor. Manganez, kolajen sentezinde görev alan enzimlerin işlevini destekliyor.Yüksek su içeriği sayesinde hurma, cildin içten nemlenmesini sağlıyor. Aynı zamanda lif ve doğal prebiyotikler içeren yapısıyla bağırsak sağlığını da destekliyor. Bu durum, bağışıklık sistemini güçlendirmenin yanı sıra daha sağlıklı ve berrak bir cilt görünümüne de katkıda bulunuyor.Hurmalar, dilimlenerek taze meyve gibi tüketilebileceği gibi, smoothie, salata veya yulafla da kombine edilebiliyor. Özellikle C vitamini açısından zengin gıdalarla birlikte tüketildiğinde etkisi artabiliyor.Uzmanlar, her doğal ürün gibi hurmanın da ölçülü tüketilmesi gerektiğini vurguluyor. Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WZeZzhNJwkmUBOM_gzf5qQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:53:59 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Cennet, hurmasını, doğru, tüketiyor, musunuz, Meğer, böyle, bir, faydası, varmış</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WZeZzhNJwkmUBOM_gzf5qQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Cennet hurmasını doğru tüketiyor musunuz? Meğer böyle bir faydası varmış"><p>Cennet hurması, yalnızca lezzetiyle değil, sunduğu cilt faydalarıyla da dikkat çekiyor. Uzmanlara göre cennet hurması, doğal yollarla kolajen üretimini destekleyerek kırışıklıklarla savaşta etkili bir rol oynayabiliyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4JGcLH898EyH86b0j66SsQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Son yıllarda sağlıklı yaşam trendlerinde daha fazla yer bulan hurma, estetik açıdan da önemli katkılar sağlıyor. Cilt sağlığı üzerinde olumlu etkileri olduğu bilinen bu mevsimlik meyve, içerdiği vitamin ve mineraller sayesinde kolajen üretimini destekleyerek yaşlanma belirtilerini azaltabiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/98h7w9e00kWsV8jR38uXJw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kolajen, cildin sıkılığını ve elastikiyetini koruyan temel proteinlerden biri olarak biliniyor. Ancak 25 yaş sonrasında vücuttaki kolajen üretimi doğal olarak azalmaya başlıyor. Uzmanlara göre hurma, bu noktada devreye girerek hem mevcut kolajeni koruyor hem de vücudun yeni kolajen üretmesini teşvik ediyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3nfqkehW0kmLfwo_pM1qUw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Orta boy bir cennet hurması, günlük C vitamini ihtiyacının yarısından fazlasını karşılayabiliyor. Bu güçlü antioksidan, serbest radikallerle savaşarak kolajeni koruyor ve yaşlanma sürecini yavaşlatıyor. Ayrıca, kolajen sentezi için gerekli ortamı da hazırlıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BXv0AnyMakWiRYwTPw747g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Cennet hurması; beta-karoten, lutein ve zeaksantin gibi antioksidanlar içeriyor. Bu maddeler, güneşin zararlı UV ışınlarına karşı cildi içeriden koruyarak çevresel stresin olumsuz etkilerini azaltıyor. Ayrıca beta-karoten, cilde doğal bir parlaklık kazandırıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4N5UDm72PUmQCtRZzXPxrA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Meyvenin tanen içeriği de dikkate değer. Tanenler, gözenekleri sıkılaştırma ve yağ dengesini düzenleme özellikleriyle biliniyor. Bu bileşenler ciltteki ton eşitsizliklerini azaltmaya ve daha pürüzsüz bir görünüm sağlamaya yardımcı olabiliyor.MANGANEZ DESTEĞİKolajen üretiminde önemli rol oynayan bir diğer bileşen ise manganez. Hurma, bu mineral açısından zengin bir kaynak olarak öne çıkıyor. Manganez, kolajen sentezinde görev alan enzimlerin işlevini destekliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_M9U4Gul50-UlXX1BIAmgg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yüksek su içeriği sayesinde hurma, cildin içten nemlenmesini sağlıyor. Aynı zamanda lif ve doğal prebiyotikler içeren yapısıyla bağırsak sağlığını da destekliyor. Bu durum, bağışıklık sistemini güçlendirmenin yanı sıra daha sağlıklı ve berrak bir cilt görünümüne de katkıda bulunuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sF30LuL8xEmuwZd0lEhzOg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hurmalar, dilimlenerek taze meyve gibi tüketilebileceği gibi, smoothie, salata veya yulafla da kombine edilebiliyor. Özellikle C vitamini açısından zengin gıdalarla birlikte tüketildiğinde etkisi artabiliyor.Uzmanlar, her doğal ürün gibi hurmanın da ölçülü tüketilmesi gerektiğini vurguluyor. Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Gastroenteroloğa göre avokado yemenin 3 faydası</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/gastroenterologa-goere-avokado-yemenin-3-faydasi</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/gastroenterologa-goere-avokado-yemenin-3-faydasi</guid>
<description><![CDATA[ Avokado yüksek besin değeriyle en sağlıklı meyveler arasında yer alıyor. Lif deposu bu meyve bağırsak sağlığından kanser riskine kadar çok sayıda faydasıyla dikkat çekiyor.Gastroenterolog Dr. Joseph Salhab, avokadonun sağlık üzerindeki olumlu etkilerini değerlendirerek, bu meyvenin zengin besin profiliyle uzun vadeli sağlık ve zindeliği desteklediğini belirtti.Sağlıklı yağlar, proteinler ve özellikle yüksek lif oranı sayesinde avokadonun pek çok kronik hastalığa karşı koruyucu etkisi bulunduğuna dikkat çekti.Avokadonun en dikkat çekici özelliklerinden biri, içerdiği yüksek oranda diyet lifi. Dr. Salhab, “Bir orta boy avokado yaklaşık 10 gram, daha büyükleri ise 14 grama kadar lif içerebilir.Günlük önerilen 25–30 gram lif ihtiyacının önemli bir kısmı sadece bu meyveyle karşılanabilir,” dedi. Araştırmalar, yüksek lif tüketiminin daha uzun yaşam süresi ve daha düşük kronik hastalık riskiyle bağlantılı olduğunu gösteriyor.Dr. Salhab’a göre, avokado tüketimi bağırsak mikrobiyomunun çeşitliliğini artırıyor. Bu da sindirim sisteminin sağlıklı çalışmasına katkıda bulunuyor. “Daha fazla avokado tüketen kişilerde, bağırsakta yararlı bakteri çeşitliliği daha yüksek gözlemleniyor,” diyen Salhab, sağlıklı bir mikrobiyomun bağışıklık sistemi dahil olmak üzere genel vücut sağlığı için kritik öneme sahip olduğunun altını çizdi.Avokadonun koruyucu etkileri arasında kanser riskinin azaltılması da yer alıyor. 2023 yılında yayımlanan bir çalışmada, özellikle erkeklerde düzenli avokado tüketiminin kolon kanseri riskini azaltabileceği tespit edildi. Dr. Salhab, bu etkinin avokadonun içerdiği lif, sağlıklı yağlar ve antioksidanların birleşimiyle açıklanabileceğini belirtti. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YIkYDcT3kUaUwznyXT1zfg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:53:58 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Gastroenteroloğa, göre, avokado, yemenin, faydası</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YIkYDcT3kUaUwznyXT1zfg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Gastroenteroloğa göre avokado yemenin 3 faydası"><p>Avokado yüksek besin değeriyle en sağlıklı meyveler arasında yer alıyor. Lif deposu bu meyve bağırsak sağlığından kanser riskine kadar çok sayıda faydasıyla dikkat çekiyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xsHkubjWkkyLv-H34c4TfQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gastroenterolog Dr. Joseph Salhab, avokadonun sağlık üzerindeki olumlu etkilerini değerlendirerek, bu meyvenin zengin besin profiliyle uzun vadeli sağlık ve zindeliği desteklediğini belirtti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/oY5bq-dHZ0eeUlJpebLELQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sağlıklı yağlar, proteinler ve özellikle yüksek lif oranı sayesinde avokadonun pek çok kronik hastalığa karşı koruyucu etkisi bulunduğuna dikkat çekti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/s4BXE86LYEiBt57NFunAZQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Avokadonun en dikkat çekici özelliklerinden biri, içerdiği yüksek oranda diyet lifi. Dr. Salhab, “Bir orta boy avokado yaklaşık 10 gram, daha büyükleri ise 14 grama kadar lif içerebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ujdrb4fKtk-0mwqUYe53Dw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Günlük önerilen 25–30 gram lif ihtiyacının önemli bir kısmı sadece bu meyveyle karşılanabilir,” dedi. Araştırmalar, yüksek lif tüketiminin daha uzun yaşam süresi ve daha düşük kronik hastalık riskiyle bağlantılı olduğunu gösteriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EPfrQ10WVkunSMbl_4SBxw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dr. Salhab’a göre, avokado tüketimi bağırsak mikrobiyomunun çeşitliliğini artırıyor. Bu da sindirim sisteminin sağlıklı çalışmasına katkıda bulunuyor. “Daha fazla avokado tüketen kişilerde, bağırsakta yararlı bakteri çeşitliliği daha yüksek gözlemleniyor,” diyen Salhab, sağlıklı bir mikrobiyomun bağışıklık sistemi dahil olmak üzere genel vücut sağlığı için kritik öneme sahip olduğunun altını çizdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_hOq5gxYME-HEuPT7SkBOA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Avokadonun koruyucu etkileri arasında kanser riskinin azaltılması da yer alıyor. 2023 yılında yayımlanan bir çalışmada, özellikle erkeklerde düzenli avokado tüketiminin kolon kanseri riskini azaltabileceği tespit edildi. Dr. Salhab, bu etkinin avokadonun içerdiği lif, sağlıklı yağlar ve antioksidanların birleşimiyle açıklanabileceğini belirtti.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yaz sıcağında en riskli ürünler: Zehirlenmeye davetiye çıkarıyorlar</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/yaz-sicaginda-en-riskli-urunler-zehirlenmeye-davetiye-cikariyorlar</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/yaz-sicaginda-en-riskli-urunler-zehirlenmeye-davetiye-cikariyorlar</guid>
<description><![CDATA[ Yaz aylarında dikkat edilmediği takdirde pek çok ürün gıda zehirlenmesine davetiye çıkartabiliyor. İşte madde madde hassas olan ürünler ve önerilen tüketim koşulları.Tavuk, yumurta, sosis, sucuk, salam gibi şarküteri ve süt ürünleri, dondurma, yaş pasta, marul gibi yeşillikler ve kumpir başta olmak üzere mayonezin girdiği her ürün. Her birinin ayrı bir lezzeti var ancak dikkat edilmezse bakteri yuvasına dönüşebiliyorlar.  Özellikle yaz ayarında çok dikkat edilmeli. Ürünler dışarıda sıcakta tutulmamalı, mümkün olduğunca hızlı tüketilmeli. Hijyene özen gösterilmeli.  Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Ebubekir Senataş, &quot;Yaz aylarında bol miktarda tüketilen yeşil yapraklı sebzeler gıda zehirlenmesine yol açan maddelerin başında gelir. Günlük ortam sıcaklığı 30-35&#039;in üzerine geçiyorsa bu gıdaları 1 saatten fazla tutmamız lazım. Eti hazırlarken önceden ellerin 2 dakika su ve sabunla elle yıkanması gerekiyor. Et ve salata içni ayrı mutfak eşyaları mümkünse ayrı bıçak ve servis malzemeleri kullanılması gerekiyor.&quot; uyarılarında bulundu.   Pişirme koşulları da ayrı bir önem taşıyor.  Senataş, &quot;Çiğ et tüketeceksek tüketmeden önce 72 derecede mutlaka ısıtmak lazım. Pikniğe gidecek veya dışarıda tüketilecek yumurtanın 70 derecede tavuk etinin de 72 dereceye kadar ısıtılması lazım. Özellikle mayonezli salatalar veya katıldığı gıdalar servis edilene kadar buzdolabında tutulmalı&quot; dedi. DONDURMA UYARISI  Ve dondurma başta olmak üzere standlarda görmeye alışık olduğumuz lezzetler.  Senataş, &quot;Alanda satılırken servis yapan kişinin mutlaka eldiven olması lazım. Servis ettiği elinin dondurmaya külah veya kaba temas etmemesi lazım. Bu çok önemli taze ürün satışı ama bazen gece saatlerinde dolapların ısısı iyi ayarlanamazsa veya optimal olmazsa dondurmanın içidne olmasa bile çevresinde bakteri üreme riski yüksek.&quot; dedi.   Mide bulantısı, ishal, halsizlik gibi şikayetler artarak devam ediyorsa mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurulmalı.   ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qjYV30eep0ycBcehWki-7A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:53:58 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Yaz, sıcağında, riskli, ürünler:, Zehirlenmeye, davetiye, çıkarıyorlar</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qjYV30eep0ycBcehWki-7A.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Yaz sıcağında en riskli ürünler"><p>Yaz aylarında dikkat edilmediği takdirde pek çok ürün gıda zehirlenmesine davetiye çıkartabiliyor. İşte madde madde hassas olan ürünler ve önerilen tüketim koşulları.</p><p>Tavuk, yumurta, sosis, sucuk, salam gibi şarküteri ve süt ürünleri, dondurma, yaş pasta, marul gibi yeşillikler ve kumpir başta olmak üzere mayonezin girdiği her ürün. Her birinin ayrı bir lezzeti var ancak dikkat edilmezse bakteri yuvasına dönüşebiliyorlar.  Özellikle yaz ayarında çok dikkat edilmeli. Ürünler dışarıda sıcakta tutulmamalı, mümkün olduğunca hızlı tüketilmeli. Hijyene özen gösterilmeli.  Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Ebubekir Senataş, "Yaz aylarında bol miktarda tüketilen yeşil yapraklı sebzeler gıda zehirlenmesine yol açan maddelerin başında gelir. Günlük ortam sıcaklığı 30-35'in üzerine geçiyorsa bu gıdaları 1 saatten fazla tutmamız lazım. Eti hazırlarken önceden ellerin 2 dakika su ve sabunla elle yıkanması gerekiyor. Et ve salata içni ayrı mutfak eşyaları mümkünse ayrı bıçak ve servis malzemeleri kullanılması gerekiyor." uyarılarında bulundu.   Pişirme koşulları da ayrı bir önem taşıyor.  Senataş, "Çiğ et tüketeceksek tüketmeden önce 72 derecede mutlaka ısıtmak lazım. Pikniğe gidecek veya dışarıda tüketilecek yumurtanın 70 derecede tavuk etinin de 72 dereceye kadar ısıtılması lazım. Özellikle mayonezli salatalar veya katıldığı gıdalar servis edilene kadar buzdolabında tutulmalı" dedi. </p><p><strong>DONDURMA UYARISI</strong>  Ve dondurma başta olmak üzere standlarda görmeye alışık olduğumuz lezzetler.  Senataş, "Alanda satılırken servis yapan kişinin mutlaka eldiven olması lazım. Servis ettiği elinin dondurmaya külah veya kaba temas etmemesi lazım. Bu çok önemli taze ürün satışı ama bazen gece saatlerinde dolapların ısısı iyi ayarlanamazsa veya optimal olmazsa dondurmanın içidne olmasa bile çevresinde bakteri üreme riski yüksek." dedi.   Mide bulantısı, ishal, halsizlik gibi şikayetler artarak devam ediyorsa mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurulmalı.  </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Covid vakaları fırladı: &amp;quot;Süper bulaşıcı Frankenstein varyantı&amp;quot;</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/covid-vakalari-firladi-super-bulasici-frankenstein-varyanti</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/covid-vakalari-firladi-super-bulasici-frankenstein-varyanti</guid>
<description><![CDATA[ Yeni Covid varyantının, bağışıklık sisteminden kaçabilen mutasyonlar nedeniyle rakiplerinden daha bulaşıcı olduğu düşünülüyor.İngiltere&#039;de &quot;Stratus&quot; adı verilen yeni bir Covid varyantı baskın hale geldi; uzmanlar, bunun yeni bir enfeksiyon dalgasını tetikleyebileceği konusunda uyarıyor.  Stratus&#039;un önceki Covid varyantlarına kıyasla bağışıklık sisteminden daha kolay kaçabilmesini sağlayan mutasyonlar nedeniyle daha bulaşıcı olduğu düşünülüyor.AVRUPA&#039;DA BASKIN VARYANT  İngiltere Sağlık Güvenliği Ajansı (UKHSA) tarafından yayımlanan verilere göre, Stratus artık İngiltere’deki baskın Covid varyantı haline geldi.  Mayıs ayında tüm Covid vakalarının yaklaşık yüzde 10’unu oluştururken, bu oran Haziran ortasında yüzde 40’a yükseldi.FRANKENSTEIN DA DENİYOR  Stratus, halihazırda oldukça bulaşıcı olan Omicron varyantının bir alt türü ve aynı zamanda “Frankenstein” ya da “rekombinant” olarak adlandırılan bir varyanttır.  Bu terim, bir kişinin aynı anda iki farklı Covid varyantıyla enfekte olması ve bu virüslerin birleşerek yeni bir hibrit varyant oluşturması anlamına geliyor.&quot;İZLEMEYE ALINAN VARYANT&quot;  Stratus vakalarının yükselişi, Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) varyanta “izlemeye alınan varyant” statüsü vermesinden sadece bir hafta sonra geldi.  Bu statü, sağlık otoritelerine varyantın farklı ülkelerdeki yayılımını takip etme çağrısı yapıldığını ve bunun halk sağlığı açısından potansiyel etkiler taşıdığını gösteriyor.KÜRESEL COVID VAKALARI İÇİNDE YÜKSELİŞTE  DSÖ, Stratus’un genel riskini “düşük” olarak değerlendirirken, mevcut verilerin bu varyantın diğerlerine kıyasla önemli ölçüde büyüme avantajına sahip olduğunu ortaya koydu. Stratus, şu anda küresel Covid vakalarının yüzde 22’sini oluşturuyor.  Bu arada, yeni enfeksiyon dalgası yaratabileceği düşünülen Nimbus adlı bir diğer yeni Covid varyantı da son haftalarda hızla yükselişe geçti.  Nimbus’un vaka oranı Nisan ayında sadece yüzde 2 iken, Haziran’da bu oran yüzde 17’ye yükseldi.  ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pVpgbSKnN06VwK88DBVW8w.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:53:58 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Covid, vakaları, fırladı:, Süper, bulaşıcı, Frankenstein, varyantı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pVpgbSKnN06VwK88DBVW8w.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Süper bulaşıcı Covid varyantı yükselişte"><p>Yeni Covid varyantının, bağışıklık sisteminden kaçabilen mutasyonlar nedeniyle rakiplerinden daha bulaşıcı olduğu düşünülüyor.</p><p>İngiltere'de "Stratus" adı verilen yeni bir Covid varyantı baskın hale geldi; uzmanlar, bunun yeni bir enfeksiyon dalgasını tetikleyebileceği konusunda uyarıyor.  Stratus'un önceki Covid varyantlarına kıyasla bağışıklık sisteminden daha kolay kaçabilmesini sağlayan mutasyonlar nedeniyle daha bulaşıcı olduğu düşünülüyor.</p><p><strong>AVRUPA'DA BASKIN VARYANT</strong>  İngiltere Sağlık Güvenliği Ajansı (UKHSA) tarafından yayımlanan verilere göre, Stratus artık İngiltere’deki baskın Covid varyantı haline geldi.  Mayıs ayında tüm Covid vakalarının yaklaşık yüzde 10’unu oluştururken, bu oran Haziran ortasında yüzde 40’a yükseldi.</p><p><strong>FRANKENSTEIN DA DENİYOR</strong>  Stratus, halihazırda oldukça bulaşıcı olan Omicron varyantının bir alt türü ve aynı zamanda “Frankenstein” ya da “rekombinant” olarak adlandırılan bir varyanttır.  Bu terim, bir kişinin aynı anda iki farklı Covid varyantıyla enfekte olması ve bu virüslerin birleşerek yeni bir hibrit varyant oluşturması anlamına geliyor.</p><p><strong>"İZLEMEYE ALINAN VARYANT"</strong>  Stratus vakalarının yükselişi, Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) varyanta “izlemeye alınan varyant” statüsü vermesinden sadece bir hafta sonra geldi.  Bu statü, sağlık otoritelerine varyantın farklı ülkelerdeki yayılımını takip etme çağrısı yapıldığını ve bunun halk sağlığı açısından potansiyel etkiler taşıdığını gösteriyor.</p><p><strong>KÜRESEL COVID VAKALARI İÇİNDE YÜKSELİŞTE</strong>  DSÖ, Stratus’un genel riskini “düşük” olarak değerlendirirken, mevcut verilerin bu varyantın diğerlerine kıyasla önemli ölçüde büyüme avantajına sahip olduğunu ortaya koydu. Stratus, şu anda küresel Covid vakalarının yüzde 22’sini oluşturuyor.  Bu arada, yeni enfeksiyon dalgası yaratabileceği düşünülen Nimbus adlı bir diğer yeni Covid varyantı da son haftalarda hızla yükselişe geçti.  Nimbus’un vaka oranı Nisan ayında sadece yüzde 2 iken, Haziran’da bu oran yüzde 17’ye yükseldi. </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>10&amp;10&amp;10 kuralı: Göz sağlığını tehdit ediyor</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/10-10-10-kurali-goez-sagligini-tehdit-ediyor</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/10-10-10-kurali-goez-sagligini-tehdit-ediyor</guid>
<description><![CDATA[ Artan ekran süresi, göz sağlığı üzerinde ciddi etkiler yaratıyor. Uzmanlar, mobil cihazlar, bilgisayarlar ve televizyonlar karşısında geçirilen uzun saatlerin &quot;dijital göz yorgunluğu&quot;na yol açtığına dikkat çekiyor. Bu durum; kuru gözler, bulanık görme ve baş ağrısı gibi şikâyetlerle kendini gösteriyor.Göz sağlığını korumak adına basit ancak etkili bir yöntem öneren uzmanlar, &quot;10-10-10 kuralı&quot;nın uygulanmasını tavsiye ediyor.Bu kurala göre, ekran başında geçirilen her 10 dakikada bir, en az 10 fit (yaklaşık 3 metre) uzaklıktaki bir nesneye 10 saniye süreyle bakmak gerekiyor. Bu kısa molalar, göz kaslarının gevşemesine, göz yüzeyinin yeniden nemlenmesine ve odaklanma kabiliyetinin korunmasına yardımcı oluyor.Günümüzde birçok kişi gerek iş, gerekse sosyal yaşam nedeniyle uzun saatler boyunca ekranlara bakmak zorunda kalıyor. Bu alışkanlık, &quot;bilgisayar görüş sendromu&quot; olarak da bilinen dijital göz yorgunluğunu beraberinde getiriyor. Uzmanlar, özellikle göz kırpma refleksinin ekran karşısında ciddi ölçüde azaldığını belirtiyor. Normal şartlarda dakikada 15-20 kez göz kırpan bireyler, ekran kullanımında bu refleksi yarı yarıya kaybedebiliyor. Bu durum da gözlerde kuruluk, batma hissi ve kızarıklık gibi sorunları artırıyor.10-10-10 kuralı dijital göz yorgunluğuyla mücadelede önemli bir adım olsa da, tek başına yeterli değil. Uzmanlar, ekranla göz arasındaki mesafenin 20-24 inç (yaklaşık 50-60 cm) olması gerektiğini, ekranların uygun seviyede aydınlatılması ve düzenli göz muayenelerinin ihmal edilmemesi gerektiğini vurguluyor.Ayrıca, mavi ışık filtreli gözlükler ya da ekran koruyucular kullanmak, ekran kullanım süresince dik oturmak ve yeterli sıvı tüketimi gibi alışkanlıklar da göz sağlığını korumada etkili rol oynuyor.Uzmanlar, dijital çağın gerekliliklerinden kopmanın zor olduğunun altını çizerek, &quot;Tamamen ekranlardan uzak kalmak gerçekçi değil.Ancak göz sağlığını korumak bizim elimizde. Sadece 10 saniyelik kısa bir bakış bile, gözleriniz için büyük fark yaratabilir&quot; uyarısında bulunuyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NYs4Tl2Jp0anDbM_mmc8Aw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:53:57 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>10-10-10, kuralı:, Göz, sağlığını, tehdit, ediyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NYs4Tl2Jp0anDbM_mmc8Aw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="10-10-10 kuralı: Göz sağlığını tehdit ediyor"><p>Artan ekran süresi, göz sağlığı üzerinde ciddi etkiler yaratıyor. Uzmanlar, mobil cihazlar, bilgisayarlar ve televizyonlar karşısında geçirilen uzun saatlerin "dijital göz yorgunluğu"na yol açtığına dikkat çekiyor. Bu durum; kuru gözler, bulanık görme ve baş ağrısı gibi şikâyetlerle kendini gösteriyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MjWc1-Hr6EWaAjD9Cv5yBQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Göz sağlığını korumak adına basit ancak etkili bir yöntem öneren uzmanlar, "10-10-10 kuralı"nın uygulanmasını tavsiye ediyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Ih_WLeJIlU6iA6FGx7gOYA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu kurala göre, ekran başında geçirilen her 10 dakikada bir, en az 10 fit (yaklaşık 3 metre) uzaklıktaki bir nesneye 10 saniye süreyle bakmak gerekiyor. Bu kısa molalar, göz kaslarının gevşemesine, göz yüzeyinin yeniden nemlenmesine ve odaklanma kabiliyetinin korunmasına yardımcı oluyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/USMGXns-8kSiTOhith1yLA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Günümüzde birçok kişi gerek iş, gerekse sosyal yaşam nedeniyle uzun saatler boyunca ekranlara bakmak zorunda kalıyor. Bu alışkanlık, "bilgisayar görüş sendromu" olarak da bilinen dijital göz yorgunluğunu beraberinde getiriyor. Uzmanlar, özellikle göz kırpma refleksinin ekran karşısında ciddi ölçüde azaldığını belirtiyor. Normal şartlarda dakikada 15-20 kez göz kırpan bireyler, ekran kullanımında bu refleksi yarı yarıya kaybedebiliyor. Bu durum da gözlerde kuruluk, batma hissi ve kızarıklık gibi sorunları artırıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/184Mhu5ZIEmNLTZzWBWz9g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>10-10-10 kuralı dijital göz yorgunluğuyla mücadelede önemli bir adım olsa da, tek başına yeterli değil. Uzmanlar, ekranla göz arasındaki mesafenin 20-24 inç (yaklaşık 50-60 cm) olması gerektiğini, ekranların uygun seviyede aydınlatılması ve düzenli göz muayenelerinin ihmal edilmemesi gerektiğini vurguluyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NsFEsNpxAk2Rs9hEN0Zmpg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ayrıca, mavi ışık filtreli gözlükler ya da ekran koruyucular kullanmak, ekran kullanım süresince dik oturmak ve yeterli sıvı tüketimi gibi alışkanlıklar da göz sağlığını korumada etkili rol oynuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xpJwL3tVoEGwPInskCV2Bw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlar, dijital çağın gerekliliklerinden kopmanın zor olduğunun altını çizerek, "Tamamen ekranlardan uzak kalmak gerçekçi değil.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/udJ62W8O20-FXA-7_IcrDQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ancak göz sağlığını korumak bizim elimizde. Sadece 10 saniyelik kısa bir bakış bile, gözleriniz için büyük fark yaratabilir" uyarısında bulunuyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Metan gazı nedir, nasıl zehirler? Metan gazı zehirlenmesi belirtileri</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/metan-gazi-nedir-nasil-zehirler-metan-gazi-zehirlenmesi-belirtileri</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/metan-gazi-nedir-nasil-zehirler-metan-gazi-zehirlenmesi-belirtileri</guid>
<description><![CDATA[ Gündemdeki haberler nedeniyle metan gazı merak konusu oldu.   Solunduğunda doğrudan zehirleyici olmasa da, oksijenin yerini alarak solunum yetmezliği ve bilinç kaybına yol açabilir. Uzun süreli maruziyet durumunda ise ölümcül sonuçlar doğurabilir. Peki, metan gazı nedir, nasıl oluşur? Metan gazı zehirlenmesi belirtileri neler?Metan gazı (CH₄), bir karbon ve dört hidrojen atomundan oluşan renksiz, kokusuz ve yanıcı bir gazdır. Atmosferde az miktarda bulunmasına rağmen, sera etkisi potansiyeli oldukça yüksek olan bir gazdır. Karbon dioksitten yaklaşık 25 kat daha güçlü bir sera gazıdır.Metan gazı hem doğal süreçlerle hem de insan faaliyetleri sonucu oluşur:Doğal Kaynaklar:Bataklıklar, sulak alanlar ve göller gibi oksijensiz (anaerobik) ortamlarda organik maddelerin ayrışmasıyla doğal olarak üretilir.Jeolojik kaynaklar: Yer kabuğu altındaki fosil yakıt yataklarında (doğal gaz rezervleri) oluşur. Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı&#039;na (TPAO) göre, doğal gazın ana bileşeni %70–90 oranında metandır.Hayvan sindirim sistemleri: Özellikle geviş getiren hayvanlar (inek, koyun gibi) sindirim sırasında metan üretir.İnsan Kaynaklı Etkenler:Tarım: Pirinç tarlaları, hayvancılık faaliyetleri ve gübre yönetimi metan salınımının önemli sebeplerindendir.Katı atık depolama alanları: Çöp sahalarında organik atıkların oksijensiz ortamda parçalanması sonucu metan oluşur.Enerji üretimi ve kömür madenciliği: Fosil yakıtların çıkarılması ve kullanımı sırasında metan salınımı gerçekleşir.Metan gazı (CH₄), renksiz, kokusuz ve yanıcı bir gazdır. Doğal gazın büyük kısmını oluşturan metan, normal şartlarda toksik (zehirleyici) değildir. Ancak kapalı ve havalandırması yetersiz ortamlarda yüksek oranda birikmesi durumunda ciddi sağlık risklerine yol açabilir.Metan gazı zehirlenmesi, esasen doğrudan zehirlenmeden çok, metanın ortamda oksijeni azaltmasıyla ortaya çıkan boğulma ve oksijen yetersizliği durumudur. Bu nedenle metan gazı zehirlenmesi, teknik olarak &quot;hipoksiye bağlı zehirlenme&quot; olarak tanımlanır.Metan gazı birikimi sonucu oksijen seviyesinin düşmesiyle şu belirtiler görülebilir:Baş dönmesiBaş ağrısıSersemlik hissiYorgunlukBulantıNefes darlığıBilinç kaybıUzun süre maruz kalındığında ölüm (oksijen yetmezliği nedeniyle)Bu belirtiler genellikle aniden ve hızlı şekilde ortaya çıkar, çünkü kişi metan gazını fark edemez (kokusuzdur). ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/quqn5nNf5kiWoBdUl8octQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:53:57 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Metan, gazı, nedir, nasıl, zehirler, Metan, gazı, zehirlenmesi, belirtileri</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/quqn5nNf5kiWoBdUl8octQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Metan gazı nedir, nasıl zehirler? Metan gazı zehirlenmesi belirtileri"><p>Gündemdeki haberler nedeniyle metan gazı merak konusu oldu.   Solunduğunda doğrudan zehirleyici olmasa da, oksijenin yerini alarak solunum yetmezliği ve bilinç kaybına yol açabilir. Uzun süreli maruziyet durumunda ise ölümcül sonuçlar doğurabilir. Peki, metan gazı nedir, nasıl oluşur? Metan gazı zehirlenmesi belirtileri neler?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3KiFwHzYNUapc5-TPrhiQA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Metan gazı (CH₄), bir karbon ve dört hidrojen atomundan oluşan renksiz, kokusuz ve yanıcı bir gazdır. Atmosferde az miktarda bulunmasına rağmen, sera etkisi potansiyeli oldukça yüksek olan bir gazdır. Karbon dioksitten yaklaşık 25 kat daha güçlü bir sera gazıdır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yVoSQEnfL0-Xt9-6JkLdsg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Metan gazı hem doğal süreçlerle hem de insan faaliyetleri sonucu oluşur:Doğal Kaynaklar:Bataklıklar, sulak alanlar ve göller gibi oksijensiz (anaerobik) ortamlarda organik maddelerin ayrışmasıyla doğal olarak üretilir.Jeolojik kaynaklar: Yer kabuğu altındaki fosil yakıt yataklarında (doğal gaz rezervleri) oluşur. Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı'na (TPAO) göre, doğal gazın ana bileşeni %70–90 oranında metandır.Hayvan sindirim sistemleri: Özellikle geviş getiren hayvanlar (inek, koyun gibi) sindirim sırasında metan üretir.İnsan Kaynaklı Etkenler:Tarım: Pirinç tarlaları, hayvancılık faaliyetleri ve gübre yönetimi metan salınımının önemli sebeplerindendir.Katı atık depolama alanları: Çöp sahalarında organik atıkların oksijensiz ortamda parçalanması sonucu metan oluşur.Enerji üretimi ve kömür madenciliği: Fosil yakıtların çıkarılması ve kullanımı sırasında metan salınımı gerçekleşir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AjW8QxSRlEidHrM7TvGGhw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Metan gazı (CH₄), renksiz, kokusuz ve yanıcı bir gazdır. Doğal gazın büyük kısmını oluşturan metan, normal şartlarda toksik (zehirleyici) değildir. Ancak kapalı ve havalandırması yetersiz ortamlarda yüksek oranda birikmesi durumunda ciddi sağlık risklerine yol açabilir.Metan gazı zehirlenmesi, esasen doğrudan zehirlenmeden çok, metanın ortamda oksijeni azaltmasıyla ortaya çıkan boğulma ve oksijen yetersizliği durumudur. Bu nedenle metan gazı zehirlenmesi, teknik olarak "hipoksiye bağlı zehirlenme" olarak tanımlanır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rSOUO7iQS0SrQFJRKJmm0g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Metan gazı birikimi sonucu oksijen seviyesinin düşmesiyle şu belirtiler görülebilir:Baş dönmesiBaş ağrısıSersemlik hissiYorgunlukBulantıNefes darlığıBilinç kaybıUzun süre maruz kalındığında ölüm (oksijen yetmezliği nedeniyle)Bu belirtiler genellikle aniden ve hızlı şekilde ortaya çıkar, çünkü kişi metan gazını fark edemez (kokusuzdur).</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Uzmanı uyardı: Bakteri yuvasına dönüşüyor</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/uzmani-uyardi-bakteri-yuvasina-doenusuyor</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/uzmani-uyardi-bakteri-yuvasina-doenusuyor</guid>
<description><![CDATA[ Yaz aylarının gelmesiyle birlikte dışarıda geçirilen vakit arttı, sokak lezzetleri ve piknik sofraları da popüler hale geldi. Ancak uzmanlar, gıda güvenliği konusunda önemli uyarılarda bulunuyor. Dikkat edilmediğinde bazı yiyeceklerin gıda zehirlenmesine neden olabileceği belirtiliyor.Uzmanlara göre, özellikle yaz sıcaklarında tavuk, yumurta, sosis, sucuk, salam gibi şarküteri ürünleri ile süt ürünleri; dondurma, yaş pasta, marul gibi yeşillikler ve mayonez içeren kumpir gibi yiyecekler büyük risk taşıyor. Her biri kendine özgü lezzetiyle tercih edilirken, uygun koşullarda muhafaza edilmediğinde bakteri üremesine elverişli ortam oluşturabiliyor.Uzmanlar, yaz aylarında bu tür ürünlerin dışarıda, sıcakta uzun süre bekletilmemesi gerektiğini; mümkün olduğunca hızlı tüketilmesi ve hijyen kurallarına azami özen gösterilmesi gerektiğini vurguluyor.Yaz mevsiminde sağlıklı ve güvenli bir beslenme için bu önerilere dikkat etmek, gıda kaynaklı hastalıkların önüne geçmek açısından büyük önem taşıyor.Prof. Dr. Ebubekir Şenateş; &quot;Yaz aylarında bol miktarda tüketilen yeşil yapraklı sebzeler gıda zehirlenmesine yol açan maddelerin başında gelir&quot; dedi. &quot;Günlük ortam sıcaklığı 30-35&#039;in üzerine geçiyorsa bu gıdaları 1 saatten fazla tutmamız lazım. Eti hazırlarken önceden ellerin 2 dakika su ve sabunla elle yıkanması gerekiyor. Et ve salata içni ayrı mutfak eşyaları mümkünse ayrı bıçak ve servis malzemeleri kullanılması gerekiyor.&quot;&quot;Çiğ et tüketeceksek tüketmeden önce 72 derecede mutlaka ısıtmak lazım. Pikniğe gidecek veya dışarıda tüketilecek yumurtanın 70 derecede tavuk etinin de 72 dereceye kadar ısıtılması lazım özellikle mayonezli salatalar veya katıldığı gıdalar servis edilene kadar buzdolabında tutulmalı&quot;Prof. Dr. Ebubekir Şenateş; özellikle dondurma tüketiminde son derece dikkatli olunması gerektiğinin de altını çizdi&quot;Özellikle dondurma satışında, servis yapan kişinin mutlaka eldiven kullanması gerekiyor. Eldiven takılan elin, dondurmanın külahına veya kaba temas etmemesi şart. Uzmanlar, taze ürün satışı için bu hijyen kurallarının kesinlikle uygulanması gerektiğini vurguluyor. Ayrıca, gece saatlerinde dolapların ısısının iyi ayarlanamaması ya da optimal seviyede olmaması durumunda, dondurmanın içinde olmasa bile çevresinde bakteri üreme riski yüksek olabiliyor.&quot;Gıda kaynaklı zehirlenmelerde mide bulantısı, ishal ve halsizlik gibi şikayetler artarak devam ederse, mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurulması gerekiyor.Uzmanların uyarılarına kulak vermek, yaz aylarında sağlıklı beslenmenin ve gıda zehirlenmelerinden korunmanın en etkili yolu olarak öne çıkıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Q7JkaJ9XUkOIgR6BS0TYQA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:53:57 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Uzmanı, uyardı:, Bakteri, yuvasına, dönüşüyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Q7JkaJ9XUkOIgR6BS0TYQA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Uzmanı uyardı: Bakteri yuvasına dönüşüyor"><p>Yaz aylarının gelmesiyle birlikte dışarıda geçirilen vakit arttı, sokak lezzetleri ve piknik sofraları da popüler hale geldi. Ancak uzmanlar, gıda güvenliği konusunda önemli uyarılarda bulunuyor. Dikkat edilmediğinde bazı yiyeceklerin gıda zehirlenmesine neden olabileceği belirtiliyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/31-H9HVqH0GeqY8B4C6uFw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlara göre, özellikle yaz sıcaklarında tavuk, yumurta, sosis, sucuk, salam gibi şarküteri ürünleri ile süt ürünleri; dondurma, yaş pasta, marul gibi yeşillikler ve mayonez içeren kumpir gibi yiyecekler büyük risk taşıyor. Her biri kendine özgü lezzetiyle tercih edilirken, uygun koşullarda muhafaza edilmediğinde bakteri üremesine elverişli ortam oluşturabiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fJaHXQ5rGEGHnGiZbPT9zA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlar, yaz aylarında bu tür ürünlerin dışarıda, sıcakta uzun süre bekletilmemesi gerektiğini; mümkün olduğunca hızlı tüketilmesi ve hijyen kurallarına azami özen gösterilmesi gerektiğini vurguluyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6QctzeoPKUOxvKAdYCiIzw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yaz mevsiminde sağlıklı ve güvenli bir beslenme için bu önerilere dikkat etmek, gıda kaynaklı hastalıkların önüne geçmek açısından büyük önem taşıyor.Prof. Dr. Ebubekir Şenateş; "Yaz aylarında bol miktarda tüketilen yeşil yapraklı sebzeler gıda zehirlenmesine yol açan maddelerin başında gelir" dedi. "Günlük ortam sıcaklığı 30-35'in üzerine geçiyorsa bu gıdaları 1 saatten fazla tutmamız lazım. Eti hazırlarken önceden ellerin 2 dakika su ve sabunla elle yıkanması gerekiyor. Et ve salata içni ayrı mutfak eşyaları mümkünse ayrı bıçak ve servis malzemeleri kullanılması gerekiyor."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/36eljDQ2ykW-NGTggAhqrw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>"Çiğ et tüketeceksek tüketmeden önce 72 derecede mutlaka ısıtmak lazım. Pikniğe gidecek veya dışarıda tüketilecek yumurtanın 70 derecede tavuk etinin de 72 dereceye kadar ısıtılması lazım özellikle mayonezli salatalar veya katıldığı gıdalar servis edilene kadar buzdolabında tutulmalı"</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4PckasC7mkmZmpTe153yqg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Prof. Dr. Ebubekir Şenateş; özellikle dondurma tüketiminde son derece dikkatli olunması gerektiğinin de altını çizdi"Özellikle dondurma satışında, servis yapan kişinin mutlaka eldiven kullanması gerekiyor. Eldiven takılan elin, dondurmanın külahına veya kaba temas etmemesi şart. Uzmanlar, taze ürün satışı için bu hijyen kurallarının kesinlikle uygulanması gerektiğini vurguluyor. Ayrıca, gece saatlerinde dolapların ısısının iyi ayarlanamaması ya da optimal seviyede olmaması durumunda, dondurmanın içinde olmasa bile çevresinde bakteri üreme riski yüksek olabiliyor."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uvSk0cJKFEKRVCLBMzRngA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gıda kaynaklı zehirlenmelerde mide bulantısı, ishal ve halsizlik gibi şikayetler artarak devam ederse, mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurulması gerekiyor.Uzmanların uyarılarına kulak vermek, yaz aylarında sağlıklı beslenmenin ve gıda zehirlenmelerinden korunmanın en etkili yolu olarak öne çıkıyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sabah rutininiz karaciğerinize zarar veriyor olabilir: İşte değiştirmeniz gerekenler</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/sabah-rutininiz-karacigerinize-zarar-veriyor-olabilir-iste-degistirmeniz-gerekenler</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/sabah-rutininiz-karacigerinize-zarar-veriyor-olabilir-iste-degistirmeniz-gerekenler</guid>
<description><![CDATA[ Sabah rutinleri günün enerji seviyesini belirler. Ancak pek çoğumuz için sabah rutini; çay içmek, kahvaltıyı atlamak veya stresle uyanmak gibi sıradan alışkanlıklardan ibaret. Peki, bu görünüşte zararsız davranışlar, vücudumuzun en önemli ve en az önemsenen organlarından biri olan karaciğere sessizce zarar veriyor olabilir mi?Karaciğer; toksinleri filtreleyen, yağ ve şeker metabolizmasını yöneten, alkol ile ilaçları parçalayan ve vücudun sağlıklı işleyişini sağlayan hayati bir organ. Kalp veya beyin gibi doğrudan sinyal vermediğinden, zarar görmesi genellikle fark edilmeden ilerliyor. Uzmanlar, sabah rutininin karaciğere zarar veren pek çok alışkanlık barındırdığına dikkat çekiyor.Son dönemde popülerleşen aralıklı oruç ve kahvaltıyı atlama trendi, karaciğer sağlığı açısından risk taşıyor. Uzmanlar, karaciğerin gece boyunca süren açlığın ardından enerji sağlamak için çalıştığını belirtiyor. Uzun süre aç kalmak, stres hormonlarının yükselmesine neden olarak karaciğerde ekstra yük oluşturuyor. Ayrıca, kahvaltının atlanması, karaciğerin kan şekerini dengelemek için depolanmış glikojeni aşırı kullanmasına yol açıyor.Uzman önerisi: Sabah aç değilseniz, haşlanmış yumurta, badem ya da chia tohumu gibi karaciğer dostu hafif besinlerle güne başlamak faydalı.Şeker oranı yüksek tahıl gevrekleri, reçelli tostlar ve granola barlar karaciğer sağlığını tehdit ediyor. Özellikle fruktozun karaciğerde yağ birikimine neden olarak alkolsüz yağlı karaciğer hastalığı riskini artırdığı belirtiliyor. Doğal tatlandırıcılar da bu durumu değiştirmiyor.Alternatif öneriler arasında; tarçınlı yulaf, sebzeli yumurta ve chia tohumlu yoğurt gibi düşük şekerli, lif açısından zengin kahvaltılar yer alıyor.Sabah saatlerinde multivitamin, ağrı kesici veya bitkisel takviyeleri aç karnına almak karaciğerin detoks kapasitesini zorlayabiliyor. Özellikle yağda çözünen vitaminlerin aşırı ve kontrolsüz kullanımı karaciğerde hasara yol açabiliyor.Uzmanlar, takviyelerin yiyeceklerle birlikte ve doktor kontrolünde alınmasını tavsiye ediyor.Sabahları uzun süre hareketsiz kalmak, karaciğer ve dolaşım sistemine zarar veriyor. Hafif esneme veya kısa yürüyüşler lenf akışını artırarak karaciğer detoksuna destek oluyor.Güne hareketle başlamak, metabolik süreçlerin hızlanması ve sindirim sistemi sağlığı için kritik önemde.Yoğun baharatlı ve yoğun karışımlı detoks içecekleri, karaciğere fazla yük getirebiliyor. Uzmanlar, ılık limon suyu veya seyreltilmiş aloe vera suyunun yeterli olduğunu belirtiyor.Gece geç saatlere kadar uyanık kalmak, ağır yemekler tüketmek veya ekran karşısında uzun zaman geçirmek karaciğerin iyileşme sürecini engelliyor. Kötü uyku kan şekeri ve stres hormonlarını artırarak karaciğer sağlığını tehdit ediyor.Sağlıklı bir karaciğer için uyku saatlerine dikkat etmek ve düzenli dinlenmek şart.Sonuç olarak, kahveden önce su içmek, sabahları hafif ve dengeli beslenmek, hareket etmek ve uyku düzenine özen göstermek gibi küçük değişiklikler zamanla karaciğer sağlığınız üzerinde büyük fark yaratabilir. Karaciğeriniz her zaman sessizce çalışır; artık ona teşekkür etmenin zamanı geldi.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rHrXmCcpXUqr3-qU-PgHHg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:53:57 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sabah, rutininiz, karaciğerinize, zarar, veriyor, olabilir:, İşte, değiştirmeniz, gerekenler</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rHrXmCcpXUqr3-qU-PgHHg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Sabah rutininiz karaciğerinize zarar veriyor olabilir: İşte değiştirmeniz gerekenler"><p>Sabah rutinleri günün enerji seviyesini belirler. Ancak pek çoğumuz için sabah rutini; çay içmek, kahvaltıyı atlamak veya stresle uyanmak gibi sıradan alışkanlıklardan ibaret. Peki, bu görünüşte zararsız davranışlar, vücudumuzun en önemli ve en az önemsenen organlarından biri olan karaciğere sessizce zarar veriyor olabilir mi?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1W8mGnV2_0Wl2cerCqPMrg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Karaciğer; toksinleri filtreleyen, yağ ve şeker metabolizmasını yöneten, alkol ile ilaçları parçalayan ve vücudun sağlıklı işleyişini sağlayan hayati bir organ. Kalp veya beyin gibi doğrudan sinyal vermediğinden, zarar görmesi genellikle fark edilmeden ilerliyor. Uzmanlar, sabah rutininin karaciğere zarar veren pek çok alışkanlık barındırdığına dikkat çekiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kvF5Oy_OeEydjhqOcWiUGw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Son dönemde popülerleşen aralıklı oruç ve kahvaltıyı atlama trendi, karaciğer sağlığı açısından risk taşıyor. Uzmanlar, karaciğerin gece boyunca süren açlığın ardından enerji sağlamak için çalıştığını belirtiyor. Uzun süre aç kalmak, stres hormonlarının yükselmesine neden olarak karaciğerde ekstra yük oluşturuyor. Ayrıca, kahvaltının atlanması, karaciğerin kan şekerini dengelemek için depolanmış glikojeni aşırı kullanmasına yol açıyor.Uzman önerisi: Sabah aç değilseniz, haşlanmış yumurta, badem ya da chia tohumu gibi karaciğer dostu hafif besinlerle güne başlamak faydalı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3aWAExU2IU6XblrcgBO3gQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Şeker oranı yüksek tahıl gevrekleri, reçelli tostlar ve granola barlar karaciğer sağlığını tehdit ediyor. Özellikle fruktozun karaciğerde yağ birikimine neden olarak alkolsüz yağlı karaciğer hastalığı riskini artırdığı belirtiliyor. Doğal tatlandırıcılar da bu durumu değiştirmiyor.Alternatif öneriler arasında; tarçınlı yulaf, sebzeli yumurta ve chia tohumlu yoğurt gibi düşük şekerli, lif açısından zengin kahvaltılar yer alıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IAfmLr5mCEu3rPyFcqNd7A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sabah saatlerinde multivitamin, ağrı kesici veya bitkisel takviyeleri aç karnına almak karaciğerin detoks kapasitesini zorlayabiliyor. Özellikle yağda çözünen vitaminlerin aşırı ve kontrolsüz kullanımı karaciğerde hasara yol açabiliyor.Uzmanlar, takviyelerin yiyeceklerle birlikte ve doktor kontrolünde alınmasını tavsiye ediyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/G2ud3fWcgEm8cHR0VDlG-A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sabahları uzun süre hareketsiz kalmak, karaciğer ve dolaşım sistemine zarar veriyor. Hafif esneme veya kısa yürüyüşler lenf akışını artırarak karaciğer detoksuna destek oluyor.Güne hareketle başlamak, metabolik süreçlerin hızlanması ve sindirim sistemi sağlığı için kritik önemde.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wQ5Fyxfr2EudHFbE4EBQmw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yoğun baharatlı ve yoğun karışımlı detoks içecekleri, karaciğere fazla yük getirebiliyor. Uzmanlar, ılık limon suyu veya seyreltilmiş aloe vera suyunun yeterli olduğunu belirtiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Qyri2ASiRkGCDYXzIA1-gA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gece geç saatlere kadar uyanık kalmak, ağır yemekler tüketmek veya ekran karşısında uzun zaman geçirmek karaciğerin iyileşme sürecini engelliyor. Kötü uyku kan şekeri ve stres hormonlarını artırarak karaciğer sağlığını tehdit ediyor.Sağlıklı bir karaciğer için uyku saatlerine dikkat etmek ve düzenli dinlenmek şart.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9JqLtixkHk20olXUUfjtMQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sonuç olarak, kahveden önce su içmek, sabahları hafif ve dengeli beslenmek, hareket etmek ve uyku düzenine özen göstermek gibi küçük değişiklikler zamanla karaciğer sağlığınız üzerinde büyük fark yaratabilir. Karaciğeriniz her zaman sessizce çalışır; artık ona teşekkür etmenin zamanı geldi.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bebeklere özel geliştirilen ilk sıtma ilacı onaylandı</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/bebeklere-oezel-gelistirilen-ilk-sitma-ilaci-onaylandi</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/bebeklere-oezel-gelistirilen-ilk-sitma-ilaci-onaylandi</guid>
<description><![CDATA[ Bebekler için geliştirilen ilk sıtma ilacı onay aldı, önümüzdeki haftalarda Afrika’da kullanıma sunulacak. İlacın, yüksek bebek ölümlerini azaltması ve &quot;tedavi boşluğunu&quot; kapatması bekleniyor.Bebekler ve çok küçük çocuklar için uygun ilk sıtma ilacı onay aldı. İlacın önümüzdeki haftalarda Afrika ülkelerinde kullanıma sunulması bekleniyor.   Bugüne kadar bebekler için özel olarak onaylanmış bir sıtma tedavisi bulunmuyordu. Bunun yerine, daha büyük çocuklara yönelik formüller kullanılıyordu ve bu da doz aşımı riski taşıyordu.   2023 yılında sıtma nedeniyle yaklaşık 597 bin ölüm meydana geldi; bu ölümlerin neredeyse tamamı Afrika&#039;da yaşandı ve dörtte üçünden fazlası beş yaş altı çocuklardı. İLAÇ EKSİKLİĞİ &quot;TEDAVİ BOŞLUĞU&quot; OLDU  4,5 kilogramın altındaki bebekler için özel ilaç eksikliği, &quot;tedavi boşluğu&quot; olarak tanımlanıyordu.   İsviçreli ilaç firması Novartis tarafından geliştirilen ve bazı ülkelerde Coartem Baby ya da Riamet Baby olarak bilinen yeni ilaç, bu boşluğu dolduracak şekilde İsviçre sağlık otoriteleri tarafından onaylandı. İlacın büyük ölçüde kar amacı gütmeden piyasaya sunulacağı belirtildi. AFRİKA ÜLKELERİNDE KULLANILACAK  Novartis CEO’su Vas Narasimhan, “En küçük ve en savunmasızların da hak ettikleri tedaviyi alabilmesi için bu ilaç çok önemli” diye konuştu.  İlaç, İngiltere, İsviçre ve Hollanda hükümetlerinin yanı sıra Dünya Bankası ve Rockefeller Vakfı’nın desteklediği İsviçre merkezli Medicines for Malaria Venture (MMV) ile iş birliğiyle geliştirildi.   Sekiz Afrika ülkesi ilacın klinik denemelerine katıldı ve ilk erişen ülkeler arasında olacak. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9LiRdHZcHUSJdrTi0ygDOg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:53:56 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bebeklere, özel, geliştirilen, ilk, sıtma, ilacı, onaylandı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9LiRdHZcHUSJdrTi0ygDOg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Bebeklere özel ilk sıtma ilacı onaylandı"><p>Bebekler için geliştirilen ilk sıtma ilacı onay aldı, önümüzdeki haftalarda Afrika’da kullanıma sunulacak. İlacın, yüksek bebek ölümlerini azaltması ve "tedavi boşluğunu" kapatması bekleniyor.</p><p>Bebekler ve çok küçük çocuklar için uygun ilk sıtma ilacı onay aldı. İlacın önümüzdeki haftalarda Afrika ülkelerinde kullanıma sunulması bekleniyor.   Bugüne kadar bebekler için özel olarak onaylanmış bir sıtma tedavisi bulunmuyordu. Bunun yerine, daha büyük çocuklara yönelik formüller kullanılıyordu ve bu da doz aşımı riski taşıyordu.   2023 yılında sıtma nedeniyle yaklaşık 597 bin ölüm meydana geldi; bu ölümlerin neredeyse tamamı Afrika'da yaşandı ve dörtte üçünden fazlası beş yaş altı çocuklardı.</p><p><strong> İLAÇ EKSİKLİĞİ "TEDAVİ BOŞLUĞU" OLDU</strong>  4,5 kilogramın altındaki bebekler için özel ilaç eksikliği, "tedavi boşluğu" olarak tanımlanıyordu.   İsviçreli ilaç firması Novartis tarafından geliştirilen ve bazı ülkelerde Coartem Baby ya da Riamet Baby olarak bilinen yeni ilaç, bu boşluğu dolduracak şekilde İsviçre sağlık otoriteleri tarafından onaylandı. İlacın büyük ölçüde kar amacı gütmeden piyasaya sunulacağı belirtildi.</p><p><strong> AFRİKA ÜLKELERİNDE KULLANILACAK</strong>  Novartis CEO’su Vas Narasimhan, “En küçük ve en savunmasızların da hak ettikleri tedaviyi alabilmesi için bu ilaç çok önemli” diye konuştu.  İlaç, İngiltere, İsviçre ve Hollanda hükümetlerinin yanı sıra Dünya Bankası ve Rockefeller Vakfı’nın desteklediği İsviçre merkezli Medicines for Malaria Venture (MMV) ile iş birliğiyle geliştirildi.   Sekiz Afrika ülkesi ilacın klinik denemelerine katıldı ve ilk erişen ülkeler arasında olacak.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yüksek tansiyondan diyabete: 7 besin her derde deva</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/yuksek-tansiyondan-diyabete-7-besin-her-derde-deva</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/yuksek-tansiyondan-diyabete-7-besin-her-derde-deva</guid>
<description><![CDATA[ Sağlıklı bir vücuda sahip olmak ve hastalıklara karşı dirençli olmanın yolu sağlıklı beslenmekten geçiyor. Doğru ve dengeli beslenmek yaygın bazı sağlık sorunlarıyla mücadele etmenize yardımcı olabiliyor.Gastroenterolog Dr. Saurabh Sethi, doğru beslenmenin sağlık üzerindeki etkisini vurgulayarak, yaygın sağlık sorunları için doğal ve etkili gıda önerilerinde bulundu. Harvard ve Stanford’da eğitim gören Dr. Sethi, Instagram’da paylaştığı videoda, “Yedikleriniz sadece enerjinizi değil, kan basıncınızı, kan şekerinizi, ruh halinizi ve ağrılarınızı da doğrudan etkiler” dedi.Dr. Sethi, 6 yaygın sağlık sorunu için bilimsel araştırmalarla desteklenen ve düzenli tüketildiğinde iyileştirici etkisi kanıtlanmış gıdaları anlattı.Dünya genelinde milyonlarca insanın mücadele ettiği yüksek tansiyon, kalp hastalıkları, felç ve böbrek yetmezliği gibi ciddi sağlık sorunlarının temel nedenlerinden biri. Dr. Sethi, nitrat açısından zengin olan pancarın, kan damarlarını genişleterek kan basıncını düşürmede etkili olduğunu belirtti. 2017 tarihli bir meta-analiz, pancar suyunun sistolik kan basıncını 4-5 mmHg kadar azaltabileceğini ortaya koyuyor.Diyabet yönetiminde yulafın önemine dikkat çeken Dr. Sethi, yulafın özellikle beta-glukan adlı çözünür lif içeriğiyle kan şekeri seviyelerinin dengelenmesine yardımcı olduğunu söyledi. 2022 tarihli bir çalışma, düzenli yulaf tüketiminin tip 2 diyabet hastalarında insülin duyarlılığını artırdığını gösterdi.Gastroenterolog, ruh sağlığı üzerinde olumlu etkisi olan besinlere de işaret etti. Kaygı için papatya çayını öneren Dr. Sethi, bu bitkinin sakinleştirici apigenin bileşiği sayesinde gevşemeyi desteklediğini belirtti. 2024 tarihli araştırmalar, papatya çayının kaygı semptomlarını azaltabileceğini doğruladı. Depresyonla mücadelede ise yaban mersininin antioksidan flavonoidlerle zengin olduğunu vurguladı. Aynı yıl yapılan bir çalışma, yaban mersini suyunun 20 gün içinde depresyon ve kaygı semptomlarını önemli ölçüde düşürdüğünü ortaya koydu.Demir eksikliği anemisinde kırmızı etin en iyi çözüm olduğunu ifade eden Dr. Sethi, 3 onsluk bir kırmızı et porsiyonunun günlük demir ihtiyacının büyük bölümünü karşıladığını söyledi. Bitki bazlı beslenenler için ise mercimek önerisi yaptı. Mercimeğin hem olmayan demir içerdiğini ve C vitamini açısından zengin yiyeceklerle birlikte tüketildiğinde emiliminin arttığını belirtti.Sırt ağrısıyla baş edenler için zerdeçalı tavsiye eden Dr. Sethi, aktif bileşiği kurkuminin güçlü anti-inflamatuar etkisiyle kronik ağrı ve iltihabı azaltmada önemli rol oynadığını söyledi.
Dr. Sethi’nin önerileri, sağlıklı yaşam için basit ama etkili beslenme alışkanlıklarının önemini bir kez daha gözler önüne seriyor. Gıdanın tıbbi gücü, hastalıkların yönetiminde tamamlayıcı ve önleyici bir rol üstleniyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EhEl-z0xTEq08g_AO8ogGg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:53:56 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Yüksek, tansiyondan, diyabete:, besin, her, derde, deva</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EhEl-z0xTEq08g_AO8ogGg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Yüksek tansiyondan diyabete: 7 besin her derde deva"><p>Sağlıklı bir vücuda sahip olmak ve hastalıklara karşı dirençli olmanın yolu sağlıklı beslenmekten geçiyor. Doğru ve dengeli beslenmek yaygın bazı sağlık sorunlarıyla mücadele etmenize yardımcı olabiliyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LAyPmuRT1EmdpMopAapg5A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gastroenterolog Dr. Saurabh Sethi, doğru beslenmenin sağlık üzerindeki etkisini vurgulayarak, yaygın sağlık sorunları için doğal ve etkili gıda önerilerinde bulundu. Harvard ve Stanford’da eğitim gören Dr. Sethi, Instagram’da paylaştığı videoda, “Yedikleriniz sadece enerjinizi değil, kan basıncınızı, kan şekerinizi, ruh halinizi ve ağrılarınızı da doğrudan etkiler” dedi.Dr. Sethi, 6 yaygın sağlık sorunu için bilimsel araştırmalarla desteklenen ve düzenli tüketildiğinde iyileştirici etkisi kanıtlanmış gıdaları anlattı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2IkKc8jsvUyerwH0CQn_5Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dünya genelinde milyonlarca insanın mücadele ettiği yüksek tansiyon, kalp hastalıkları, felç ve böbrek yetmezliği gibi ciddi sağlık sorunlarının temel nedenlerinden biri. Dr. Sethi, nitrat açısından zengin olan pancarın, kan damarlarını genişleterek kan basıncını düşürmede etkili olduğunu belirtti. 2017 tarihli bir meta-analiz, pancar suyunun sistolik kan basıncını 4-5 mmHg kadar azaltabileceğini ortaya koyuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bTXNAyuK-EGRKb9jf--G7g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Diyabet yönetiminde yulafın önemine dikkat çeken Dr. Sethi, yulafın özellikle beta-glukan adlı çözünür lif içeriğiyle kan şekeri seviyelerinin dengelenmesine yardımcı olduğunu söyledi. 2022 tarihli bir çalışma, düzenli yulaf tüketiminin tip 2 diyabet hastalarında insülin duyarlılığını artırdığını gösterdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UPXgouEn4UCwF8IQaa1Kpg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gastroenterolog, ruh sağlığı üzerinde olumlu etkisi olan besinlere de işaret etti. Kaygı için papatya çayını öneren Dr. Sethi, bu bitkinin sakinleştirici apigenin bileşiği sayesinde gevşemeyi desteklediğini belirtti. 2024 tarihli araştırmalar, papatya çayının kaygı semptomlarını azaltabileceğini doğruladı. Depresyonla mücadelede ise yaban mersininin antioksidan flavonoidlerle zengin olduğunu vurguladı. Aynı yıl yapılan bir çalışma, yaban mersini suyunun 20 gün içinde depresyon ve kaygı semptomlarını önemli ölçüde düşürdüğünü ortaya koydu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/iX9-eir9KEawmd9T4Y5b9g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Demir eksikliği anemisinde kırmızı etin en iyi çözüm olduğunu ifade eden Dr. Sethi, 3 onsluk bir kırmızı et porsiyonunun günlük demir ihtiyacının büyük bölümünü karşıladığını söyledi. Bitki bazlı beslenenler için ise mercimek önerisi yaptı. Mercimeğin hem olmayan demir içerdiğini ve C vitamini açısından zengin yiyeceklerle birlikte tüketildiğinde emiliminin arttığını belirtti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ioFm0D_UCEOQf4REgBPb3g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sırt ağrısıyla baş edenler için zerdeçalı tavsiye eden Dr. Sethi, aktif bileşiği kurkuminin güçlü anti-inflamatuar etkisiyle kronik ağrı ve iltihabı azaltmada önemli rol oynadığını söyledi.
Dr. Sethi’nin önerileri, sağlıklı yaşam için basit ama etkili beslenme alışkanlıklarının önemini bir kez daha gözler önüne seriyor. Gıdanın tıbbi gücü, hastalıkların yönetiminde tamamlayıcı ve önleyici bir rol üstleniyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Vücudunuz size ne anlatıyor? Böbreklerinizin iyi olduğunu gösteren 5 işaret</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/vucudunuz-size-ne-anlatiyor-boebreklerinizin-iyi-oldugunu-goesteren-5-isaret</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/vucudunuz-size-ne-anlatiyor-boebreklerinizin-iyi-oldugunu-goesteren-5-isaret</guid>
<description><![CDATA[ Böbrekler, insan vücudunun sessiz kahramanları olarak biliniyor. Yumruk büyüklüğünde iki küçük organ, göğüs kafesinin hemen altında 7 gün 24 saat çalışarak kanı süzüyor, sıvı dengesini koruyor ve vücudun kimyasal düzenini sağlıyor. Ancak kalp ya da mide gibi belirgin sinyaller vermeyen böbrekler, işlevlerinde bir sorun ortaya çıkmadıkça pek fazla dikkat çekmiyor.Uzmanlar, sağlıklı böbreklerin varlığını anlamak için bazı küçük ama önemli belirtilere dikkat edilmesi gerektiğini belirtiyor. İşte vücudunuzun böbrek sağlığı hakkında verdiği sessiz işaretler:Sabahları ağızda kötü tat, kuruluk ya da ağır bir koku olmadan uyanmak sağlıklı böbreklerin habercisi olabilir. Böbrekler, kandaki atıkları – özellikle de üreyi – filtreleyerek vücuttan uzaklaştırır. Eğer bu süreç düzgün ilerliyorsa, nefes sabah saatlerinde bile temiz ve nötr kalır. Aksi durumda balık ya da amonyak benzeri kokular ortaya çıkabilir.Kronik yorgunluk genellikle uyku düzeniyle ilişkilendirilse de altta yatan sebep böbreklerle ilgili olabilir. Sağlıklı böbrekler, kemik iliğini kırmızı kan hücresi üretimi için uyaran eritropoietin adlı hormonu salgılar. Bu hücreler vücuda oksijen taşır ve enerji seviyesini dengede tutar. Gün boyunca yaşanan yüksek enerji, böbrek-hormon dengesinin sağlıklı çalıştığını gösterebilir.Böbrekler, vücuttaki sıvı dengesini ve elektrolitleri düzenleyerek cildin nem seviyesini korur. Cildin pul pul olmadan, gerginlik hissi yaratmadan doğal bir esneklik göstermesi, yeterli sıvı yönetiminin ve sağlıklı böbrek fonksiyonlarının belirtisi olabilir.Yüzde ya da göz çevresinde görülen sabah şişlikleri sadece uykusuzluk ya da tuzlu yemeklerin değil, böbreklerin sıvı dengesini yeterince sağlayamamasının da sonucu olabilir. Her sabah aynada şişkinlik olmadan karşılaşılan bir yüz, böbreklerin gece boyunca görevini başarıyla yerine getirdiğine işaret eder.Kas krampları genellikle magnezyum ve potasyum dengesizliklerinden kaynaklanır. Bu minerallerin düzenlenmesi de böbreklerin temel görevleri arasında yer alır. Sık yaşanmayan kas krampları, minerallerin vücutta dengede olduğunu ve böbreklerin işlevlerini yerine getirdiğini gösterebilir.Vücudunuz size birçok konuda ipuçları verir. Böbreklerinizin sağlığı da bunlardan biri. Sabah nefesinizin tazeliğinden gün içindeki enerjinize, cilt neminizden sabah şişliklerine kadar birçok detay aslında iç organlarınızın sizinle sessizce konuşma biçimi olabilir. Uzmanlar, bu belirtilerin düzenli olarak gözlemlenmesini ve herhangi bir değişiklikte hekime danışılmasını öneriyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JutafaAx0UiMAf_9PAaxTA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:53:56 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Vücudunuz, size, anlatıyor, Böbreklerinizin, iyi, olduğunu, gösteren, işaret</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JutafaAx0UiMAf_9PAaxTA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Vücudunuz size ne anlatıyor? Böbreklerinizin iyi olduğunu gösteren 5 işaret"><p>Böbrekler, insan vücudunun sessiz kahramanları olarak biliniyor. Yumruk büyüklüğünde iki küçük organ, göğüs kafesinin hemen altında 7 gün 24 saat çalışarak kanı süzüyor, sıvı dengesini koruyor ve vücudun kimyasal düzenini sağlıyor. Ancak kalp ya da mide gibi belirgin sinyaller vermeyen böbrekler, işlevlerinde bir sorun ortaya çıkmadıkça pek fazla dikkat çekmiyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bboi-sH_QkO3IaFympPYgQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlar, sağlıklı böbreklerin varlığını anlamak için bazı küçük ama önemli belirtilere dikkat edilmesi gerektiğini belirtiyor. İşte vücudunuzun böbrek sağlığı hakkında verdiği sessiz işaretler:</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ug_WtIg3XkGPrK20a4WDPw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sabahları ağızda kötü tat, kuruluk ya da ağır bir koku olmadan uyanmak sağlıklı böbreklerin habercisi olabilir. Böbrekler, kandaki atıkları – özellikle de üreyi – filtreleyerek vücuttan uzaklaştırır. Eğer bu süreç düzgün ilerliyorsa, nefes sabah saatlerinde bile temiz ve nötr kalır. Aksi durumda balık ya da amonyak benzeri kokular ortaya çıkabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jMD1S2MAB0KS1iTGLWspAQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kronik yorgunluk genellikle uyku düzeniyle ilişkilendirilse de altta yatan sebep böbreklerle ilgili olabilir. Sağlıklı böbrekler, kemik iliğini kırmızı kan hücresi üretimi için uyaran eritropoietin adlı hormonu salgılar. Bu hücreler vücuda oksijen taşır ve enerji seviyesini dengede tutar. Gün boyunca yaşanan yüksek enerji, böbrek-hormon dengesinin sağlıklı çalıştığını gösterebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EgsvQzukJEevZ1o9PlQreQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Böbrekler, vücuttaki sıvı dengesini ve elektrolitleri düzenleyerek cildin nem seviyesini korur. Cildin pul pul olmadan, gerginlik hissi yaratmadan doğal bir esneklik göstermesi, yeterli sıvı yönetiminin ve sağlıklı böbrek fonksiyonlarının belirtisi olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sPuEWnhc702HcVRhvoKoog.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yüzde ya da göz çevresinde görülen sabah şişlikleri sadece uykusuzluk ya da tuzlu yemeklerin değil, böbreklerin sıvı dengesini yeterince sağlayamamasının da sonucu olabilir. Her sabah aynada şişkinlik olmadan karşılaşılan bir yüz, böbreklerin gece boyunca görevini başarıyla yerine getirdiğine işaret eder.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Wn5GqqxILU2bPdRBVMtj1A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kas krampları genellikle magnezyum ve potasyum dengesizliklerinden kaynaklanır. Bu minerallerin düzenlenmesi de böbreklerin temel görevleri arasında yer alır. Sık yaşanmayan kas krampları, minerallerin vücutta dengede olduğunu ve böbreklerin işlevlerini yerine getirdiğini gösterebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sB_QVnesbkOSOmVW4Qx9ig.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Vücudunuz size birçok konuda ipuçları verir. Böbreklerinizin sağlığı da bunlardan biri. Sabah nefesinizin tazeliğinden gün içindeki enerjinize, cilt neminizden sabah şişliklerine kadar birçok detay aslında iç organlarınızın sizinle sessizce konuşma biçimi olabilir. Uzmanlar, bu belirtilerin düzenli olarak gözlemlenmesini ve herhangi bir değişiklikte hekime danışılmasını öneriyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Pankreas kanserinin erken işareti: Genellikle önemsenmiyor</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/pankreas-kanserinin-erken-isareti-genellikle-oenemsenmiyor</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/pankreas-kanserinin-erken-isareti-genellikle-oenemsenmiyor</guid>
<description><![CDATA[ Pankreas kanseri, genellikle geç evrede teşhis edilen ve bu nedenle prognozu zayıf seyreden sinsi bir hastalık olarak biliniyor. Midenin arkasında yer alan ve sindirim ile kan şekeri kontrolünde kritik rol oynayan pankreas bezinde oluşan kötü huylu hücreler, erken evrede çoğunlukla belirti vermiyor. Ancak uzmanlar, bazı erken belirtilerin göz ardı edilmemesi gerektiği konusunda uyarıyor.Pankreas kanserine karşı erken teşhisin hayati önem taşıdığını belirten uzmanlar, toplumda genellikle fark edilmeyen beş önemli belirtiyi sıraladı:Pankreas kanserinin ilk belirtilerinden biri olan sarılık, ciltte ve göz aklarında sararma ile kendini gösterebiliyor. Bu durum genellikle tümörün safra kanalını tıkaması sonucu karaciğerde üretilen bilirubin maddesinin birikmesiyle ortaya çıkıyor. Sarılıkla birlikte şu belirtiler de görülebiliyor:Koyu renkli idrarAçık renkli, yağlı dışkıCiltte yoğun kaşıntıSarılık, safra taşı veya karaciğer rahatsızlıklarıyla da ilişkilendirilebildiği için yanlış teşhis edilebiliyor. Bu nedenle, sararmanın fark edilmesi halinde vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulması öneriliyor.Hiçbir diyet ya da egzersiz değişikliği olmaksızın görülen ani kilo kaybı, pankreas kanserinin önemli uyarı işaretlerinden biri. Tümör, sindirimi etkileyerek iştah azalmasına veya besinlerin yeterince emilememesine yol açabiliyor. Bu da kilo kaybına ve genel sağlıkta hızlı bozulmaya neden olabiliyor.Üst karın bölgesi ya da sırtta hissedilen ağrılar, çoğu zaman hazımsızlık ya da kas ağrısı sanılarak göz ardı ediliyor. Ancak bu ağrılar pankreasa yakın organlara ya da sinirlere baskı yapan bir tümörün habercisi olabilir. Ağrı:Sürekli ya da aralıklı olabilir,Donuk veya bastırıcı şekilde hissedilebilir,Yatarken artabilirken öne eğilince hafifleyebilir.Bu tür ağrıların devam etmesi halinde mutlaka tıbbi değerlendirme yapılması gerektiği vurgulanıyor.Yoğun uykuya rağmen geçmeyen sürekli yorgunluk hissi, pankreas kanserinin erken evrelerinde ortaya çıkabilen belirtilerden. Metabolik dengesizlikler, vücudun kansere karşı verdiği yanıt ve hormonal değişiklikler bu tabloya yol açabiliyor. Günlük yaşam kalitesini düşüren bu tür yorgunluklar depresyon, anemi ya da tiroid problemleriyle karıştırılabiliyor.Sindirim sorunları da erken evredeki belirtiler arasında yer alıyor. Tümörün enzim üretimini azaltması ya da sindirim kanalında tıkanıklık oluşturması nedeniyle aşağıdaki semptomlar görülebiliyor:Yemekten sonra bulantı ve kusmaŞişkinlik, erken doyma hissiİshal, kabızlık ya da dışkı özelliklerinde değişiklikSoluk, yağlı, suda yüzen dışkılarBu belirtiler irritabl bağırsak sendromu ya da mide problemleriyle karıştırılsa da, süreklilik göstermeleri durumunda önemsenmesi gerektiği belirtiliyor.Uzmanlar, pankreas kanserinin genellikle sessiz ilerleyen bir hastalık olduğunu ve erken teşhis edilmesinin hastalığın seyrini değiştirebileceğini vurguluyor. Bu belirtilerden herhangi biri görüldüğünde zaman kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulması öneriliyor.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/K9K3n3XVlEio2MlNqy75pw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:53:55 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Pankreas, kanserinin, erken, işareti:, Genellikle, önemsenmiyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/K9K3n3XVlEio2MlNqy75pw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Pankreas kanserinin erken işareti: Genellikle önemsenmiyor"><p>Pankreas kanseri, genellikle geç evrede teşhis edilen ve bu nedenle prognozu zayıf seyreden sinsi bir hastalık olarak biliniyor. Midenin arkasında yer alan ve sindirim ile kan şekeri kontrolünde kritik rol oynayan pankreas bezinde oluşan kötü huylu hücreler, erken evrede çoğunlukla belirti vermiyor. Ancak uzmanlar, bazı erken belirtilerin göz ardı edilmemesi gerektiği konusunda uyarıyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tJPkN4SND0iJaHTjHxoI7A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Pankreas kanserine karşı erken teşhisin hayati önem taşıdığını belirten uzmanlar, toplumda genellikle fark edilmeyen beş önemli belirtiyi sıraladı:</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ma0X_ehNY0Wyi9DaCYgFtw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Pankreas kanserinin ilk belirtilerinden biri olan sarılık, ciltte ve göz aklarında sararma ile kendini gösterebiliyor. Bu durum genellikle tümörün safra kanalını tıkaması sonucu karaciğerde üretilen bilirubin maddesinin birikmesiyle ortaya çıkıyor. Sarılıkla birlikte şu belirtiler de görülebiliyor:Koyu renkli idrarAçık renkli, yağlı dışkıCiltte yoğun kaşıntıSarılık, safra taşı veya karaciğer rahatsızlıklarıyla da ilişkilendirilebildiği için yanlış teşhis edilebiliyor. Bu nedenle, sararmanın fark edilmesi halinde vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulması öneriliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AxIQqc_eF0ywuPlAmBjiww.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hiçbir diyet ya da egzersiz değişikliği olmaksızın görülen ani kilo kaybı, pankreas kanserinin önemli uyarı işaretlerinden biri. Tümör, sindirimi etkileyerek iştah azalmasına veya besinlerin yeterince emilememesine yol açabiliyor. Bu da kilo kaybına ve genel sağlıkta hızlı bozulmaya neden olabiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sB9w9k6YCU-zMlYM1yFgCw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Üst karın bölgesi ya da sırtta hissedilen ağrılar, çoğu zaman hazımsızlık ya da kas ağrısı sanılarak göz ardı ediliyor. Ancak bu ağrılar pankreasa yakın organlara ya da sinirlere baskı yapan bir tümörün habercisi olabilir. Ağrı:Sürekli ya da aralıklı olabilir,Donuk veya bastırıcı şekilde hissedilebilir,Yatarken artabilirken öne eğilince hafifleyebilir.Bu tür ağrıların devam etmesi halinde mutlaka tıbbi değerlendirme yapılması gerektiği vurgulanıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LwsC5gB6wEqnYhkxvsWGcg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yoğun uykuya rağmen geçmeyen sürekli yorgunluk hissi, pankreas kanserinin erken evrelerinde ortaya çıkabilen belirtilerden. Metabolik dengesizlikler, vücudun kansere karşı verdiği yanıt ve hormonal değişiklikler bu tabloya yol açabiliyor. Günlük yaşam kalitesini düşüren bu tür yorgunluklar depresyon, anemi ya da tiroid problemleriyle karıştırılabiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cPMGcYJ4kki30cezd-hryQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sindirim sorunları da erken evredeki belirtiler arasında yer alıyor. Tümörün enzim üretimini azaltması ya da sindirim kanalında tıkanıklık oluşturması nedeniyle aşağıdaki semptomlar görülebiliyor:Yemekten sonra bulantı ve kusmaŞişkinlik, erken doyma hissiİshal, kabızlık ya da dışkı özelliklerinde değişiklikSoluk, yağlı, suda yüzen dışkılarBu belirtiler irritabl bağırsak sendromu ya da mide problemleriyle karıştırılsa da, süreklilik göstermeleri durumunda önemsenmesi gerektiği belirtiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SBNMRvCbKEe4bVp07tkM0w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlar, pankreas kanserinin genellikle sessiz ilerleyen bir hastalık olduğunu ve erken teşhis edilmesinin hastalığın seyrini değiştirebileceğini vurguluyor. Bu belirtilerden herhangi biri görüldüğünde zaman kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulması öneriliyor.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Mide kanserinin fark edilmeyen 7 erken belirtisi: Önemsenmesi gereken işaretler</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/mide-kanserinin-fark-edilmeyen-7-erken-belirtisi-onemsenmesi-gereken-isaretler</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/mide-kanserinin-fark-edilmeyen-7-erken-belirtisi-onemsenmesi-gereken-isaretler</guid>
<description><![CDATA[ Mide kanseri, genellikle sinsi ilerleyen ve başlangıçta sindirim sistemiyle ilgili yaygın sorunlarla karıştırılabilen belirtilerle kendini gösteren bir hastalıktır. Bu nedenle çoğu zaman tanısı geç konur. Oysa erken teşhis, tedavi başarısını ciddi ölçüde artırabilir. İşte mide kanserinin genellikle fark edilmeyen ama kalıcı olduğunda ciddiye alınması gereken bazı erken belirtileri.Sık sık hazımsızlık ya da mide ekşimesi yaşıyor musunuz? Özellikle ilaçlara rağmen geçmeyen ve uzun süredir devam eden şikayetler varsa dikkatli olunmalı. Küçük porsiyonlarla bile şişkinlik hissediyorsanız, bu durum mide yüzeyinde gelişen bir tümörün belirtisi olabilir. Bu tür rahatsızlıklar kronikleştiğinde mutlaka bir uzmana başvurulmalıdır.Yemek sırasında birkaç lokmadan sonra hemen doygunluk hissi yaşıyorsanız, bu durum mide boşalmasını engelleyen bir oluşumun (örneğin tümör) belirtisi olabilir. Zamanla besin alımını sınırlayan bu durum, istemsiz kilo kaybı ve beslenme yetersizliklerine yol açabilir. Haftalarca süren düşük iştah ciddiye alınmalıdır.Herhangi bir diyet yapmadan ya da yaşam tarzınızı değiştirmeden kilo vermek, mide kanseri dahil birçok ciddi hastalığın belirtisi olabilir. Mide kanseri özelinde bu durum; iştah azalması, besin emilimindeki bozulma veya tümörün metabolizmayı hızlandırması sonucu oluşabilir.2019 tarihli bir çalışmada, özellikle üst gastrointestinal sistem (özofagus, mide, pankreas) kanserlerinde istemsiz kilo kaybının sağ kalım oranlarını düşürdüğü gösterilmiştir. Bu nedenle kilo yönetimi için erken müdahale hayati önem taşır.Ara sıra yaşanan mide bulantısı normal olabilir. Ancak bu şikayetler sıklaşırsa ve özellikle kusma sırasında kan (veya kahve telvesi görünümünde koyu sıvılar) fark edilirse bu, mide zarında tümöre bağlı tahriş veya tıkanıklık anlamına gelebilir. Bu tür belirtiler acil değerlendirme gerektirir.Gaz ya da ülserle karıştırılabilen, hafif ama geçmeyen bir karın ağrısı mide kanserinin erken belirtilerinden biri olabilir. Özellikle üst karın bölgesindeki bu ağrı zamanla şiddetleniyorsa ve sürekli hale geliyorsa, altta yatan ciddi bir neden olabilir.Belirgin bir neden olmadan iştah kaybı, mide kanserinin en yaygın ve ilk belirtilerinden biridir. Tümör, mide boşalmasını ve sindirimi etkileyerek kişinin beslenme isteğini azaltabilir. Diğer belirtilerle birlikte görülmesi durumunda bu semptom dikkate alınmalıdır.Siyah, katran renginde ve yapışkan kıvamda dışkı, mide veya üst gastrointestinal sistemde kanamaya işaret edebilir. Bu genellikle mide zarının tümör nedeniyle tahrişi veya aşınması sonucu oluşur. Böyle bir durumla karşılaşıldığında gecikmeden doktora başvurulmalıdır.Mide kanseri erken evrede fark edildiğinde tedavi edilebilir bir hastalıktır. Bu yüzden bedensel sinyallerinizi ciddiye almak, düzenli sağlık kontrollerine gitmek ve şikayetlerinizi göz ardı etmemek hayati önem taşır. Özellikle yukarıda belirtilen semptomlar kalıcı hale geldiyse, zaman kaybetmeden bir gastroenteroloji uzmanına danışmalısınız. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/L97aWtaOSUuDafbkD4dzmw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:53:55 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Mide, kanserinin, fark, edilmeyen, erken, belirtisi:, Önemsenmesi, gereken, işaretler</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/L97aWtaOSUuDafbkD4dzmw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Mide kanserinin fark edilmeyen 7 erken belirtisi: Önemsenmesi gereken işaretler"><p>Mide kanseri, genellikle sinsi ilerleyen ve başlangıçta sindirim sistemiyle ilgili yaygın sorunlarla karıştırılabilen belirtilerle kendini gösteren bir hastalıktır. Bu nedenle çoğu zaman tanısı geç konur. Oysa erken teşhis, tedavi başarısını ciddi ölçüde artırabilir. İşte mide kanserinin genellikle fark edilmeyen ama kalıcı olduğunda ciddiye alınması gereken bazı erken belirtileri.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GGr2ukZIOEy5PhgSB1ECDQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sık sık hazımsızlık ya da mide ekşimesi yaşıyor musunuz? Özellikle ilaçlara rağmen geçmeyen ve uzun süredir devam eden şikayetler varsa dikkatli olunmalı. Küçük porsiyonlarla bile şişkinlik hissediyorsanız, bu durum mide yüzeyinde gelişen bir tümörün belirtisi olabilir. Bu tür rahatsızlıklar kronikleştiğinde mutlaka bir uzmana başvurulmalıdır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UuaMKZwTIEao7zdADvrUyQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yemek sırasında birkaç lokmadan sonra hemen doygunluk hissi yaşıyorsanız, bu durum mide boşalmasını engelleyen bir oluşumun (örneğin tümör) belirtisi olabilir. Zamanla besin alımını sınırlayan bu durum, istemsiz kilo kaybı ve beslenme yetersizliklerine yol açabilir. Haftalarca süren düşük iştah ciddiye alınmalıdır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1H9hs59McEG9gZbx1vUVNw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Herhangi bir diyet yapmadan ya da yaşam tarzınızı değiştirmeden kilo vermek, mide kanseri dahil birçok ciddi hastalığın belirtisi olabilir. Mide kanseri özelinde bu durum; iştah azalması, besin emilimindeki bozulma veya tümörün metabolizmayı hızlandırması sonucu oluşabilir.2019 tarihli bir çalışmada, özellikle üst gastrointestinal sistem (özofagus, mide, pankreas) kanserlerinde istemsiz kilo kaybının sağ kalım oranlarını düşürdüğü gösterilmiştir. Bu nedenle kilo yönetimi için erken müdahale hayati önem taşır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PKePQsOV1kmM79hXsgaHgA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ara sıra yaşanan mide bulantısı normal olabilir. Ancak bu şikayetler sıklaşırsa ve özellikle kusma sırasında kan (veya kahve telvesi görünümünde koyu sıvılar) fark edilirse bu, mide zarında tümöre bağlı tahriş veya tıkanıklık anlamına gelebilir. Bu tür belirtiler acil değerlendirme gerektirir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/d1rwdrVdYEqKKf5cP1fC4A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gaz ya da ülserle karıştırılabilen, hafif ama geçmeyen bir karın ağrısı mide kanserinin erken belirtilerinden biri olabilir. Özellikle üst karın bölgesindeki bu ağrı zamanla şiddetleniyorsa ve sürekli hale geliyorsa, altta yatan ciddi bir neden olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IOORcVAhF0mt--_3R35Eqg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Belirgin bir neden olmadan iştah kaybı, mide kanserinin en yaygın ve ilk belirtilerinden biridir. Tümör, mide boşalmasını ve sindirimi etkileyerek kişinin beslenme isteğini azaltabilir. Diğer belirtilerle birlikte görülmesi durumunda bu semptom dikkate alınmalıdır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FPvoJiBbqECDNoILFwvAgw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Siyah, katran renginde ve yapışkan kıvamda dışkı, mide veya üst gastrointestinal sistemde kanamaya işaret edebilir. Bu genellikle mide zarının tümör nedeniyle tahrişi veya aşınması sonucu oluşur. Böyle bir durumla karşılaşıldığında gecikmeden doktora başvurulmalıdır.Mide kanseri erken evrede fark edildiğinde tedavi edilebilir bir hastalıktır. Bu yüzden bedensel sinyallerinizi ciddiye almak, düzenli sağlık kontrollerine gitmek ve şikayetlerinizi göz ardı etmemek hayati önem taşır. Özellikle yukarıda belirtilen semptomlar kalıcı hale geldiyse, zaman kaybetmeden bir gastroenteroloji uzmanına danışmalısınız.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Doktor 4 uyarı işaretini paylaştı: Kalp krizinin sessiz belirtisi</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/doktor-4-uyari-isaretini-paylasti-kalp-krizinin-sessiz-belirtisi</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/doktor-4-uyari-isaretini-paylasti-kalp-krizinin-sessiz-belirtisi</guid>
<description><![CDATA[ Kalp krizleri genellikle göğüste sıkışma, terleme, nefes darlığı ve sol kola yayılan ağrıyla ilişkilendirilir. Ancak uzmanlar, bu klasik belirtilerin her zaman görülmediği ve “sessiz kalp krizlerinin” ciddi bir tehlike oluşturduğu konusunda uyarıyor.Kardiyovasküler ve torasik cerrah Dr. Shriram Nene, çarpıcı bir gerçeği paylaştı: Kalp krizlerinin yaklaşık yüzde 20’si hiçbir belirti göstermeden meydana geliyor.Dr. Nene, &quot;Kalp krizi, genellikle kalbi besleyen üç ana atardamardan birinin ya da sol ana koroner arterin tıkanmasıyla başlar,&quot; diyerek, bu tıkanıklığın kalp kasına giden kan akışını engellediğini ve bu nedenle kalp dokusunda ölüme yol açtığını belirtti.Dr. Nene, “Sessiz kalp krizlerinde klasik semptomlar görülmez. Kişi göğüs ağrısı ya da nefes darlığı yaşamaz. Bunun yerine genel bir halsizlik, baş dönmesi ya da açıklanamayan bir huzursuzluk hissiyle karşı karşıya kalabilir,” dedi.Bu durumlarda hastalar aniden yere yığılabilir, bayılabilir ya da sadece &#039;kendini kötü hissettiğini&#039; söyleyebilir. Oysa altta yatan neden, kalbin ritmini ve pompalama gücünü kaybetmesidir. Bu da beyne giden kan akışının durmasına ve hayati risk taşıyan bir tabloya yol açar.Sessiz kalp krizlerinin tespiti genellikle zordur çünkü belirtiler geleneksel kalp krizi algısına uymaz. Dr. Nene’ye göre bu tür vakalarda yalnızca şu semptomlar görülebilir:Üst sırtta, boyun ya da çenede hafif rahatsızlıkNedensiz yorgunluk hissiBaş dönmesi veya sersemlik haliAniden ortaya çıkan kaygı ya da kötü bir şey olacakmış hissiBu tür belirtiler, çoğu zaman strese, uyku eksikliğine ya da sindirim problemlerine bağlanarak göz ardı edilebiliyor. Ancak Dr. Nene, bu sinyallerin bazı durumlarda kalbin yardım çağrısı olabileceğini vurguluyor.Toplumda yaygın olan “Kalp krizi sadece yaşlı ve sağlıksız bireylerde olur” algısına da karşı çıkan Dr. Nene, genç ve formda bireylerin de genetik yatkınlıklar, damar yapısındaki problemler ya da stres kaynaklı kalp sorunları yaşayabileceğini belirtti.“Temiz bir yaşam tarzı, kalp krizine karşı mutlak bir koruma sağlamaz,” diyen Dr. Nene, sessiz belirtilerin fark edilmesinin hayat kurtarıcı olabileceğini söylüyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PQ1lrXthy0mlybYTAH5FBg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:53:55 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Doktor, uyarı, işaretini, paylaştı:, Kalp, krizinin, sessiz, belirtisi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PQ1lrXthy0mlybYTAH5FBg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Doktor 4 uyarı işaretini paylaştı: Kalp krizinin sessiz belirtisi"><p>Kalp krizleri genellikle göğüste sıkışma, terleme, nefes darlığı ve sol kola yayılan ağrıyla ilişkilendirilir. Ancak uzmanlar, bu klasik belirtilerin her zaman görülmediği ve “sessiz kalp krizlerinin” ciddi bir tehlike oluşturduğu konusunda uyarıyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/k7UHPaIgjEazkxCd8vrm0g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kardiyovasküler ve torasik cerrah Dr. Shriram Nene, çarpıcı bir gerçeği paylaştı: Kalp krizlerinin yaklaşık yüzde 20’si hiçbir belirti göstermeden meydana geliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vsLiOockA0q2ApzLyxmSRg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dr. Nene, "Kalp krizi, genellikle kalbi besleyen üç ana atardamardan birinin ya da sol ana koroner arterin tıkanmasıyla başlar," diyerek, bu tıkanıklığın kalp kasına giden kan akışını engellediğini ve bu nedenle kalp dokusunda ölüme yol açtığını belirtti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dDqHvsdiWkiN9s58FJHorA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dr. Nene, “Sessiz kalp krizlerinde klasik semptomlar görülmez. Kişi göğüs ağrısı ya da nefes darlığı yaşamaz. Bunun yerine genel bir halsizlik, baş dönmesi ya da açıklanamayan bir huzursuzluk hissiyle karşı karşıya kalabilir,” dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KZvXRVcHbUai7bxt5_n4XA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu durumlarda hastalar aniden yere yığılabilir, bayılabilir ya da sadece 'kendini kötü hissettiğini' söyleyebilir. Oysa altta yatan neden, kalbin ritmini ve pompalama gücünü kaybetmesidir. Bu da beyne giden kan akışının durmasına ve hayati risk taşıyan bir tabloya yol açar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PZyQ88m9rUeUyw75QlB0NQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sessiz kalp krizlerinin tespiti genellikle zordur çünkü belirtiler geleneksel kalp krizi algısına uymaz. Dr. Nene’ye göre bu tür vakalarda yalnızca şu semptomlar görülebilir:Üst sırtta, boyun ya da çenede hafif rahatsızlıkNedensiz yorgunluk hissiBaş dönmesi veya sersemlik haliAniden ortaya çıkan kaygı ya da kötü bir şey olacakmış hissi</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aaYlhHepz0qjehFWE0v23Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu tür belirtiler, çoğu zaman strese, uyku eksikliğine ya da sindirim problemlerine bağlanarak göz ardı edilebiliyor. Ancak Dr. Nene, bu sinyallerin bazı durumlarda kalbin yardım çağrısı olabileceğini vurguluyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OzBqnf-Pd0qBefI3IxoPHQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Toplumda yaygın olan “Kalp krizi sadece yaşlı ve sağlıksız bireylerde olur” algısına da karşı çıkan Dr. Nene, genç ve formda bireylerin de genetik yatkınlıklar, damar yapısındaki problemler ya da stres kaynaklı kalp sorunları yaşayabileceğini belirtti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YxpNIDbPNUCyc3VAbthulQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>“Temiz bir yaşam tarzı, kalp krizine karşı mutlak bir koruma sağlamaz,” diyen Dr. Nene, sessiz belirtilerin fark edilmesinin hayat kurtarıcı olabileceğini söylüyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Karaciğer yağlanması limon suyuyla geçer mi?</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/karaciger-yaglanmasi-limon-suyuyla-gecer-mi</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/karaciger-yaglanmasi-limon-suyuyla-gecer-mi</guid>
<description><![CDATA[ Son yıllarda sosyal medyada hızla yayılan “limonlu suyla karaciğer detoksu” videoları, sağlık arayışındaki pek çok kişiyi etkisi altına aldı. Sabah aç karnına limonlu su içmenin yağlı karaciğeri tedavi ettiği yönündeki iddialar sıkça dile getirilse de uzmanlar, bu söylemlerin bilimsel temele dayanmadığı konusunda uyarıyor.Yağlı karaciğer hastalığı (hepatik steatoz), karaciğer dokusunda anormal yağ birikimiyle ortaya çıkan yaygın bir sağlık sorunu. Alkolik yağlı karaciğer (AFLD) ve alkole bağlı olmayan yağlı karaciğer (NAFLD) olarak ikiye ayrılan bu hastalık, özellikle hareketsiz yaşam tarzı, yüksek kalorili beslenme ve insülin direnciyle doğrudan ilişkilendiriliyor.Limonun sindirimi kolaylaştırıcı ve C vitamini yönünden zengin olduğu bilimsel olarak kabul edilse de, karaciğerdeki yağı “temizlediği” yönündeki iddialar gerçeği yansıtmıyor. Tıbbi uzmanlar, bu tür söylemlerin halk sağlığını olumsuz etkileyebileceğini vurguluyor.Son yıllarda &quot;detoks&quot; kavramı, sağlık sektöründe sıkça pazarlanan bir terim haline geldi. Ancak uzmanlara göre, vücudun doğal detoksifikasyon sistemine sahip olan karaciğerin, limonlu su gibi basit yöntemlerle arındırılmasına ihtiyaç yok. Aksine, işlenmiş gıdalar, yüksek şekerli diyetler ve hareketsizlik gibi faktörler karaciğeri daha da zor durumda bırakıyor.Her sabah limonlu su içmek, şekerli içecek tüketiminin önüne geçebiliyorsa elbette faydalı olabilir. Ancak bu durum, karaciğer hastalıklarını tedavi ettiği anlamına gelmiyor.Sağlık uzmanları, yağlı karaciğerin tedavisinde temel yaklaşımın köklü yaşam tarzı değişiklikleri olduğunu belirtiyor. İşte karaciğer sağlığını desteklemenin bilimsel yolları:Beslenme düzeni: Rafine karbonhidratlardan uzak durulmalı, tam tahıllar, sebzeler, yağsız proteinler ve sağlıklı yağlar tercih edilmeli.Düzenli egzersiz: Haftada en az beş gün, 30 dakika tempolu yürüyüş bile karaciğer yağlanmasını azaltmada etkili.Kilo kontrolü: Vücut ağırlığının %5-10’unu kaybetmek bile karaciğerdeki yağlanmayı önemli ölçüde azaltabiliyor.Kan şekeri ve insülin yönetimi: Tip 2 diyabet ya da insülin direnci olan bireylerin, kan şekeri düzeylerini dengelemeleri karaciğer sağlığı açısından kritik öneme sahip.Kolay çözümler kulağa cazip gelse de, uzmanlar gerçek iyileşmenin tutarlı alışkanlıklarla mümkün olduğunun altını çiziyor. Limonlu su içmek, sağlıklı bir rutinin parçası olabilir ancak başlı başına bir tedavi değildir.Limonlu suyu hayatınızdan çıkarmanız gerekmiyor. Ancak karaciğer sağlığı için asıl önem taşıyan, genel beslenme alışkanlıkları, fiziksel aktivite ve metabolik dengeyi koruyacak bilinçli tercihlerdir.
Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/y60nLXquY0KSiuSmtU0e6A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:53:55 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Karaciğer, yağlanması, limon, suyuyla, geçer, mi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/y60nLXquY0KSiuSmtU0e6A.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Karaciğer yağlanması limon suyuyla geçer mi?"><p>Son yıllarda sosyal medyada hızla yayılan “limonlu suyla karaciğer detoksu” videoları, sağlık arayışındaki pek çok kişiyi etkisi altına aldı. Sabah aç karnına limonlu su içmenin yağlı karaciğeri tedavi ettiği yönündeki iddialar sıkça dile getirilse de uzmanlar, bu söylemlerin bilimsel temele dayanmadığı konusunda uyarıyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cZUFTjl4_kq3SFUnNxWczw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yağlı karaciğer hastalığı (hepatik steatoz), karaciğer dokusunda anormal yağ birikimiyle ortaya çıkan yaygın bir sağlık sorunu. Alkolik yağlı karaciğer (AFLD) ve alkole bağlı olmayan yağlı karaciğer (NAFLD) olarak ikiye ayrılan bu hastalık, özellikle hareketsiz yaşam tarzı, yüksek kalorili beslenme ve insülin direnciyle doğrudan ilişkilendiriliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ovD88oHQS0iw-oKGhxb_6g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Limonun sindirimi kolaylaştırıcı ve C vitamini yönünden zengin olduğu bilimsel olarak kabul edilse de, karaciğerdeki yağı “temizlediği” yönündeki iddialar gerçeği yansıtmıyor. Tıbbi uzmanlar, bu tür söylemlerin halk sağlığını olumsuz etkileyebileceğini vurguluyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ogTqaHvejE2twmf2ggd9WQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Son yıllarda "detoks" kavramı, sağlık sektöründe sıkça pazarlanan bir terim haline geldi. Ancak uzmanlara göre, vücudun doğal detoksifikasyon sistemine sahip olan karaciğerin, limonlu su gibi basit yöntemlerle arındırılmasına ihtiyaç yok. Aksine, işlenmiş gıdalar, yüksek şekerli diyetler ve hareketsizlik gibi faktörler karaciğeri daha da zor durumda bırakıyor.Her sabah limonlu su içmek, şekerli içecek tüketiminin önüne geçebiliyorsa elbette faydalı olabilir. Ancak bu durum, karaciğer hastalıklarını tedavi ettiği anlamına gelmiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/I9y4-GhtdkCaftpysiVCeQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sağlık uzmanları, yağlı karaciğerin tedavisinde temel yaklaşımın köklü yaşam tarzı değişiklikleri olduğunu belirtiyor. İşte karaciğer sağlığını desteklemenin bilimsel yolları:Beslenme düzeni: Rafine karbonhidratlardan uzak durulmalı, tam tahıllar, sebzeler, yağsız proteinler ve sağlıklı yağlar tercih edilmeli.Düzenli egzersiz: Haftada en az beş gün, 30 dakika tempolu yürüyüş bile karaciğer yağlanmasını azaltmada etkili.Kilo kontrolü: Vücut ağırlığının %5-10’unu kaybetmek bile karaciğerdeki yağlanmayı önemli ölçüde azaltabiliyor.Kan şekeri ve insülin yönetimi: Tip 2 diyabet ya da insülin direnci olan bireylerin, kan şekeri düzeylerini dengelemeleri karaciğer sağlığı açısından kritik öneme sahip.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qXN06l3K20eQcK3n8WHQzg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kolay çözümler kulağa cazip gelse de, uzmanlar gerçek iyileşmenin tutarlı alışkanlıklarla mümkün olduğunun altını çiziyor. Limonlu su içmek, sağlıklı bir rutinin parçası olabilir ancak başlı başına bir tedavi değildir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gTMLxJdYAkqxA3x4W3kTag.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Limonlu suyu hayatınızdan çıkarmanız gerekmiyor. Ancak karaciğer sağlığı için asıl önem taşıyan, genel beslenme alışkanlıkları, fiziksel aktivite ve metabolik dengeyi koruyacak bilinçli tercihlerdir.
Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sıcak hava dalgasında görünmeyen tehlike: Günde ne kadar sıvı almalı?</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/sicak-hava-dalgasinda-goerunmeyen-tehlike-gunde-ne-kadar-sivi-almali</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/sicak-hava-dalgasinda-goerunmeyen-tehlike-gunde-ne-kadar-sivi-almali</guid>
<description><![CDATA[ Uzmanlar ekstrem sıcak hava dalgaları sırasında yeterli miktarda su almanın önemine dikkat çekiyor.Ekstrem sıcak hava dalgası Avrupa ve Türkiye’yi etkisi altına alırken, uzmanlar olası sağlık risklerine karşı uyarıyor.  Geçen hafta Avrupa’yı kasıp kavuran sıcaklık dalgasında 12 kentte yaklaşık 2 bin 300 kişinin sıcaklıkla ilişkili nedenlerden öldüğü ortaya çıktı.  Uzmanlara göre sıcak havalarda alınacak sağlık önlemlerinin başında sıvı tüketimi geliyor. Zira sıcaklıkların artmasıyla birlikte susuzluk ve baş dönmesi ortaya çıkabiliyor.ERKEK VE KADINLARDA DEĞİŞEBİLİRLondra Genel Uygulama Merkezi&#039;nden Dr. Angela Rai, &quot;Çoğu insanın yeterli su tüketmediği biliniyor. Günde yaklaşık sekiz bardak, yani 1,5-2 litre civarında su içilmesi öneriliyor” dedi ve ekledi:  &quot;İdeal su tüketimi yaş, altta yatan sağlık sorunları, düzenli kullanılan ilaçlar ve aktivite gibi faktörlere bağlı olarak değişir, ancak genel olarak erkeklerin günde 3,7 litreye, kadınların ise günde 2,7 litreye kadar suya ihtiyacı olabilir.&quot;  Ancak sıcak havalarda, özellikle sıcak hava dalgaları sırasında su ihtiyacı da artabilir. Dr. Rai, Birmingham Mail’e yaptığı açıklamada, &quot;Terleme yoluyla kaybettiğimiz sıvıları geri kazanmak için günde yaklaşık üç litreye kadar su içmemiz gerekiyor&quot; ifadelerini kullandı.  &quot;Bunu gün içine yaymak ve bir kerede aşırı miktarda su içmemek önemli.”GÜNE SUYLA BAŞLAMAKUzman ayrıca, &quot;Uyku sonrası vücudunuzun su ihtiyacını gidermeye yardımcı olmak için sabahın erken saatlerinde bir bardak su içerek güne başlayın. Sıcakta çalışıyorsanız, her 20 dakikada bir yaklaşık bir bardak su içmeye çalışın” diye ekledi.  “Bebekler, yeni yürümeye başlayan çocuklar, yaşlılar ve kronik sağlık sorunları olan kişiler dehidratasyona ve sıcak çarpmasına daha yatkındır. Susuz kalma riski daha fazla olanlar arasında diyabet hastaları, alkol tüketenler ve/veya uzun süre güneşte kalanlar da yer alıyor.&quot;DEHİDRASYON BELİRTİLERİİngiltere Ulusal Sağlık Hizmetleri’ne göre yetişkinlerde ve çocuklarda dehidratasyon belirtileri arasında susama hissi, koyu sarı renkte ve güçlü kokulu idrar, normalden daha az sıklıkta idrara çıkma ve baş dönmesi veya sersemlik hissi yer alıyor.  Yorgunluk hissi, ağız, dudak ve dil kuruluğu, gözlerde çöküklük de belirtiler arasında.  Dr. Rai, &quot;Susuz kalmak kan hacmini azaltarak kalbin kaslara ve organlara oksijen ve besin pompalamasını zorlaştırır ve yorgunluk hissine yol açar. Su aynı zamanda hücresel fonksiyonlar ve beyin fonksiyonları için de gereklidir” diye belirtti.  ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0QSYdl8ur0Ghy59R-U06_w.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:53:54 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sıcak, hava, dalgasında, görünmeyen, tehlike:, Günde, kadar, sıvı, almalı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0QSYdl8ur0Ghy59R-U06_w.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Sıcak hava dalgasında ne kadar sıvı almalı?"><p>Uzmanlar ekstrem sıcak hava dalgaları sırasında yeterli miktarda su almanın önemine dikkat çekiyor.</p><p>Ekstrem sıcak hava dalgası Avrupa ve Türkiye’yi etkisi altına alırken, uzmanlar olası sağlık risklerine karşı uyarıyor.  Geçen hafta Avrupa’yı kasıp kavuran sıcaklık dalgasında 12 kentte yaklaşık 2 bin 300 kişinin sıcaklıkla ilişkili nedenlerden öldüğü ortaya çıktı.  Uzmanlara göre sıcak havalarda alınacak sağlık önlemlerinin başında sıvı tüketimi geliyor. Zira sıcaklıkların artmasıyla birlikte susuzluk ve baş dönmesi ortaya çıkabiliyor.</p><h3>ERKEK VE KADINLARDA DEĞİŞEBİLİR</h3><p>Londra Genel Uygulama Merkezi'nden Dr. Angela Rai, "Çoğu insanın yeterli su tüketmediği biliniyor. Günde yaklaşık sekiz bardak, yani 1,5-2 litre civarında su içilmesi öneriliyor” dedi ve ekledi:  "İdeal su tüketimi yaş, altta yatan sağlık sorunları, düzenli kullanılan ilaçlar ve aktivite gibi faktörlere bağlı olarak değişir, ancak genel olarak erkeklerin günde 3,7 litreye, kadınların ise günde 2,7 litreye kadar suya ihtiyacı olabilir."  Ancak sıcak havalarda, özellikle sıcak hava dalgaları sırasında su ihtiyacı da artabilir. Dr. Rai, Birmingham Mail’e yaptığı açıklamada, "Terleme yoluyla kaybettiğimiz sıvıları geri kazanmak için günde yaklaşık üç litreye kadar su içmemiz gerekiyor" ifadelerini kullandı.  "Bunu gün içine yaymak ve bir kerede aşırı miktarda su içmemek önemli.”</p><h3>GÜNE SUYLA BAŞLAMAK</h3><p>Uzman ayrıca, "Uyku sonrası vücudunuzun su ihtiyacını gidermeye yardımcı olmak için sabahın erken saatlerinde bir bardak su içerek güne başlayın. Sıcakta çalışıyorsanız, her 20 dakikada bir yaklaşık bir bardak su içmeye çalışın” diye ekledi.  “Bebekler, yeni yürümeye başlayan çocuklar, yaşlılar ve kronik sağlık sorunları olan kişiler dehidratasyona ve sıcak çarpmasına daha yatkındır. Susuz kalma riski daha fazla olanlar arasında diyabet hastaları, alkol tüketenler ve/veya uzun süre güneşte kalanlar da yer alıyor."</p><h3>DEHİDRASYON BELİRTİLERİ</h3><p>İngiltere Ulusal Sağlık Hizmetleri’ne göre yetişkinlerde ve çocuklarda dehidratasyon belirtileri arasında susama hissi, koyu sarı renkte ve güçlü kokulu idrar, normalden daha az sıklıkta idrara çıkma ve baş dönmesi veya sersemlik hissi yer alıyor.  Yorgunluk hissi, ağız, dudak ve dil kuruluğu, gözlerde çöküklük de belirtiler arasında.  Dr. Rai, "Susuz kalmak kan hacmini azaltarak kalbin kaslara ve organlara oksijen ve besin pompalamasını zorlaştırır ve yorgunluk hissine yol açar. Su aynı zamanda hücresel fonksiyonlar ve beyin fonksiyonları için de gereklidir” diye belirtti. </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bilim açıklıyor: Günde kaç yumurta yemelisiniz?</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/bilim-acikliyor-gunde-kac-yumurta-yemelisiniz</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/bilim-acikliyor-gunde-kac-yumurta-yemelisiniz</guid>
<description><![CDATA[ Yeni araştırmalar, düzenli yumurta tüketiminin sağlığa önemli katkılar sunduğunu ortaya koyarak, uzun süredir devam eden kolesterol tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı.Yıllardır yüksek kolesterolle ilişkilendirilen yumurta, son bilimsel veriler ışığında aklanıyor. Food  Function dergisinde yayımlanan kapsamlı bir araştırmaya göre, günde ortalama 1,5 yumurta tüketen bireylerin kemik yoğunluğunda önemli bir artış görülüyor. Özellikle yaşlı yetişkinler üzerinde yapılan çalışmada, düzenli yumurta tüketiminin femur kemiğinde %72, omurgada ise %83 oranında kemik yoğunluğu artışına yol açtığı saptandı.Yumurta, yalnızca yüksek kaliteli protein kaynağı olmakla kalmıyor; içerdiği A, D, E, B12 vitaminleri, kolin, lutein ve zeaksantin gibi birçok mikro besin öğesiyle beyin, göz ve bağışıklık sistemi sağlığını da destekliyor. Özellikle yumurta sarısında bulunan kolin, hafıza ve bilişsel fonksiyonları geliştirerek Alzheimer riskini azaltabiliyor.Uzmanlar, yumurtanın nörolojik gelişim üzerindeki etkisinin yalnızca yaşlı bireylerle sınırlı olmadığını, hamile kadınlarda da fetal beyin gelişimini olumlu yönde etkileyebileceğini vurguluyor.Yumurta, aynı zamanda kilo kontrolü açısından da önemli bir besin. Yapılan çalışmalar, yumurta bazlı kahvaltıların iştahı bastırdığını, kan şekeri seviyesini dengelediğini ve günün ilerleyen saatlerinde alınan kaloriyi azalttığını ortaya koyuyor. Yüksek biyolojik değeri (100 üzerinden 100) ile yağsız kas kütlesini korumaya da yardımcı oluyor.Yumurta sarısında bulunan antioksidanlar lutein ve zeaksantin, retinada birikerek gözleri zararlı mavi ışıktan koruyor. Bu pigmentlerin günlük alımı, kandaki seviyelerini %100’den fazla artırarak yaşa bağlı makula dejenerasyonu ve katarakt riskini azaltabiliyor.Geçmişte yumurta, içerdiği kolesterol nedeniyle kalp sağlığı açısından riskli olarak görülse de güncel araştırmalar bu algının değiştiğini gösteriyor. Harvard Üniversitesi&#039;nde yapılan bir çalışmaya göre, diyetle alınan kolesterol, LDL (&quot;kötü&quot;) kolesterolü doymuş yağ kadar yükseltmiyor. Hatta birçok birey için haftada yedi yumurtaya kadar tüketim güvenli kabul ediliyor.ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) da artık yumurtayı, düşük doymuş yağ oranı ve yüksek besin yoğunluğu nedeniyle “sağlıklı besin” kategorisinde değerlendiriyor.Uzmanlar, yumurtanın günlük diyete dengeli biçimde dahil edilmesini öneriyor. İşte bazı öneriler:

Çırpılmış, haşlanmış veya poşe yumurta ile güne zinde başlayın.
Sert haşlanmış yumurtaları tahıllı salatalara ekleyerek besin değerini artırın.
Kızartmaktan kaçının; avokado veya hindistancevizi yağı gibi sağlıklı yağlar tercih edin.
Yumurtalı muffin gibi pratik tariflerle hafta boyunca dengeli öğünler oluşturun.
Otlakta yetiştirilen veya omega-3 ile zenginleştirilmiş yumurtaları tercih edin. Yumurtaları 4 °C&#039;nin altında saklayın ve 3-5 hafta içinde tüketin.Yumurta, sağlık açısından uzun yıllar boyunca haksız yere kötülenmiş bir süper besin olabilir. Bilim dünyasının sunduğu yeni bulgular, yumurtayı yeniden sofraların merkezine taşıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8cQZGf_6_kGtNhq6xBHFCA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:53:54 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bilim, açıklıyor:, Günde, kaç, yumurta, yemelisiniz</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8cQZGf_6_kGtNhq6xBHFCA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Bilim açıklıyor: Günde kaç yumurta yemelisiniz?"><p>Yeni araştırmalar, düzenli yumurta tüketiminin sağlığa önemli katkılar sunduğunu ortaya koyarak, uzun süredir devam eden kolesterol tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1OcfIsvRFEemtJHIDOAmsQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yıllardır yüksek kolesterolle ilişkilendirilen yumurta, son bilimsel veriler ışığında aklanıyor. Food  Function dergisinde yayımlanan kapsamlı bir araştırmaya göre, günde ortalama 1,5 yumurta tüketen bireylerin kemik yoğunluğunda önemli bir artış görülüyor. Özellikle yaşlı yetişkinler üzerinde yapılan çalışmada, düzenli yumurta tüketiminin femur kemiğinde %72, omurgada ise %83 oranında kemik yoğunluğu artışına yol açtığı saptandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4M6JEWrCR0SVh9klL7m2DA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yumurta, yalnızca yüksek kaliteli protein kaynağı olmakla kalmıyor; içerdiği A, D, E, B12 vitaminleri, kolin, lutein ve zeaksantin gibi birçok mikro besin öğesiyle beyin, göz ve bağışıklık sistemi sağlığını da destekliyor. Özellikle yumurta sarısında bulunan kolin, hafıza ve bilişsel fonksiyonları geliştirerek Alzheimer riskini azaltabiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zYB0sobfUkqaHNiL76OIdg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlar, yumurtanın nörolojik gelişim üzerindeki etkisinin yalnızca yaşlı bireylerle sınırlı olmadığını, hamile kadınlarda da fetal beyin gelişimini olumlu yönde etkileyebileceğini vurguluyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/43uA2pJznkK3J5jLpgBujQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yumurta, aynı zamanda kilo kontrolü açısından da önemli bir besin. Yapılan çalışmalar, yumurta bazlı kahvaltıların iştahı bastırdığını, kan şekeri seviyesini dengelediğini ve günün ilerleyen saatlerinde alınan kaloriyi azalttığını ortaya koyuyor. Yüksek biyolojik değeri (100 üzerinden 100) ile yağsız kas kütlesini korumaya da yardımcı oluyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qch-0eivwUimc3x4bA8pvw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yumurta sarısında bulunan antioksidanlar lutein ve zeaksantin, retinada birikerek gözleri zararlı mavi ışıktan koruyor. Bu pigmentlerin günlük alımı, kandaki seviyelerini %100’den fazla artırarak yaşa bağlı makula dejenerasyonu ve katarakt riskini azaltabiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FBHqjnUbu0mf1BDK-l9X_w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Geçmişte yumurta, içerdiği kolesterol nedeniyle kalp sağlığı açısından riskli olarak görülse de güncel araştırmalar bu algının değiştiğini gösteriyor. Harvard Üniversitesi'nde yapılan bir çalışmaya göre, diyetle alınan kolesterol, LDL ("kötü") kolesterolü doymuş yağ kadar yükseltmiyor. Hatta birçok birey için haftada yedi yumurtaya kadar tüketim güvenli kabul ediliyor.ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) da artık yumurtayı, düşük doymuş yağ oranı ve yüksek besin yoğunluğu nedeniyle “sağlıklı besin” kategorisinde değerlendiriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OwMckQEAmUS1K5uaN0n1FA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlar, yumurtanın günlük diyete dengeli biçimde dahil edilmesini öneriyor. İşte bazı öneriler:

Çırpılmış, haşlanmış veya poşe yumurta ile güne zinde başlayın.
Sert haşlanmış yumurtaları tahıllı salatalara ekleyerek besin değerini artırın.
Kızartmaktan kaçının; avokado veya hindistancevizi yağı gibi sağlıklı yağlar tercih edin.
Yumurtalı muffin gibi pratik tariflerle hafta boyunca dengeli öğünler oluşturun.
Otlakta yetiştirilen veya omega-3 ile zenginleştirilmiş yumurtaları tercih edin. Yumurtaları 4 °C'nin altında saklayın ve 3-5 hafta içinde tüketin.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7UPlBfhH50upyFukTxKZ4A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yumurta, sağlık açısından uzun yıllar boyunca haksız yere kötülenmiş bir süper besin olabilir. Bilim dünyasının sunduğu yeni bulgular, yumurtayı yeniden sofraların merkezine taşıyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>D vitamini mi kalsiyum takviyesi mi: Hangisi daha önemli?</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/d-vitamini-mi-kalsiyum-takviyesi-mi-hangisi-daha-oenemli</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/d-vitamini-mi-kalsiyum-takviyesi-mi-hangisi-daha-oenemli</guid>
<description><![CDATA[ Kemik sağlığını korumak için hayati öneme sahip olan D vitamini ve kalsiyum, yalnızca bireysel olarak değil, birlikte alındıklarında da vücut için kritik roller üstleniyor. Peki bu iki temel besin maddesi arasında hangisi daha önemli? Hangi koşullarda, nasıl kullanılmalı? Uzmanlar, bu soruların yanıtını arıyor.“Güneş vitamini” olarak bilinen D vitamini, vücutta kalsiyum emilimini destekleyerek kemik mineralizasyonunu sağlıyor. Aynı zamanda bağışıklık sistemi, sinir fonksiyonları ve kas hareketlerinde de önemli bir rol oynuyor. Eksikliği ise çocuklarda raşitizm, yetişkinlerde ise osteomalazi gibi kemik yumuşamasına yol açan hastalıkları tetikleyebiliyor.Vücudun D vitamini üretimi, güneş ışığındaki UVB ışınlarının ciltteki kolesterolle etkileşmesiyle doğal olarak gerçekleşiyor. Ancak cilt tonu, enlem, mevsim, güneş kremi kullanımı ve güneşe maruz kalma süresi gibi faktörler bu üretimi etkileyebiliyor. Yağlı balıklar, yumurta sarısı ve D vitaminiyle zenginleştirilmiş süt ürünleri de sınırlı miktarda bu vitamini sağlayabiliyor. Özellikle kış aylarında ya da güneş ışığına erişimin kısıtlı olduğu dönemlerde, takviye kullanımı öneriliyor.Kalsiyum ise yalnızca kemiklerin değil, dişlerin yapısını da destekleyen bir mineral. Ayrıca kas kasılması, kalp ritmi ve kan pıhtılaşması gibi hayati süreçlerde de görev alıyor.Süt ürünleri, koyu yeşil yapraklı sebzeler ve kalsiyumla zenginleştirilmiş portakal suyu gibi besinler, bu mineralin doğal kaynakları arasında yer alıyor. Ancak yeterli alımın sağlanamadığı durumlarda takviye kullanımı gündeme gelebiliyor. Öte yandan aşırı kalsiyum tüketimi, böbrek taşı ve kardiyovasküler sorunlar gibi sağlık risklerine yol açabileceğinden, takviyelerin dikkatle kullanılması gerekiyor.Uzmanlara göre, D vitamini ve kalsiyum birbirinden ayrı değerlendirilemez. Çünkü D vitamini olmadan kalsiyumun emilimi ciddi şekilde azalıyor. Özellikle yaşla birlikte artan osteoporoz ve kemik kırığı riskini azaltmak için her iki besinin birlikte ve dengeli bir şekilde alınması şart.Takviyelerin alınma zamanı, vücut tarafından en verimli şekilde kullanılmaları açısından büyük önem taşıyor. D vitamini yağda çözünen bir vitamin olduğu için, yağ içeren bir öğünle birlikte alınması öneriliyor. Günün hangi saati olduğu önemli olmamakla birlikte, bazı kişiler sabahları enerji verici etkisi nedeniyle bu vitamini sabah saatlerinde almayı tercih ediyor.Kalsiyum takviyeleri ise genellikle öğünlerle birlikte ve bölünmüş dozlarda alındığında daha iyi emiliyor.Ancak her bireyin sağlık durumu farklı olduğundan, herhangi bir takviye kullanmadan önce mutlaka bir sağlık uzmanına danışılması gerekiyor.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. Herhangi bir sağlık problemi yaşamamak için takviye ürünler kullanmadan önce mutlaka bir uzmana danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/noEmA9yEwU-9lvCiyhqZlQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:53:54 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>vitamini, kalsiyum, takviyesi, mi:, Hangisi, daha, önemli</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/noEmA9yEwU-9lvCiyhqZlQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="D vitamini mi kalsiyum takviyesi mi: Hangisi daha önemli?"><p>Kemik sağlığını korumak için hayati öneme sahip olan D vitamini ve kalsiyum, yalnızca bireysel olarak değil, birlikte alındıklarında da vücut için kritik roller üstleniyor. Peki bu iki temel besin maddesi arasında hangisi daha önemli? Hangi koşullarda, nasıl kullanılmalı? Uzmanlar, bu soruların yanıtını arıyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CJODbxfSckeRGkZ22A_bOg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>“Güneş vitamini” olarak bilinen D vitamini, vücutta kalsiyum emilimini destekleyerek kemik mineralizasyonunu sağlıyor. Aynı zamanda bağışıklık sistemi, sinir fonksiyonları ve kas hareketlerinde de önemli bir rol oynuyor. Eksikliği ise çocuklarda raşitizm, yetişkinlerde ise osteomalazi gibi kemik yumuşamasına yol açan hastalıkları tetikleyebiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hwtHmW54_U6Bm50Ggwd3ow.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Vücudun D vitamini üretimi, güneş ışığındaki UVB ışınlarının ciltteki kolesterolle etkileşmesiyle doğal olarak gerçekleşiyor. Ancak cilt tonu, enlem, mevsim, güneş kremi kullanımı ve güneşe maruz kalma süresi gibi faktörler bu üretimi etkileyebiliyor. Yağlı balıklar, yumurta sarısı ve D vitaminiyle zenginleştirilmiş süt ürünleri de sınırlı miktarda bu vitamini sağlayabiliyor. Özellikle kış aylarında ya da güneş ışığına erişimin kısıtlı olduğu dönemlerde, takviye kullanımı öneriliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ONGY8Pwq4kidmKH6nz0Dtg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kalsiyum ise yalnızca kemiklerin değil, dişlerin yapısını da destekleyen bir mineral. Ayrıca kas kasılması, kalp ritmi ve kan pıhtılaşması gibi hayati süreçlerde de görev alıyor.Süt ürünleri, koyu yeşil yapraklı sebzeler ve kalsiyumla zenginleştirilmiş portakal suyu gibi besinler, bu mineralin doğal kaynakları arasında yer alıyor. Ancak yeterli alımın sağlanamadığı durumlarda takviye kullanımı gündeme gelebiliyor. Öte yandan aşırı kalsiyum tüketimi, böbrek taşı ve kardiyovasküler sorunlar gibi sağlık risklerine yol açabileceğinden, takviyelerin dikkatle kullanılması gerekiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DAFXKwnldkWBaM2E9fL2Ug.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlara göre, D vitamini ve kalsiyum birbirinden ayrı değerlendirilemez. Çünkü D vitamini olmadan kalsiyumun emilimi ciddi şekilde azalıyor. Özellikle yaşla birlikte artan osteoporoz ve kemik kırığı riskini azaltmak için her iki besinin birlikte ve dengeli bir şekilde alınması şart.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/iJC6TUE5WUOgj7e1DAe4gA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Takviyelerin alınma zamanı, vücut tarafından en verimli şekilde kullanılmaları açısından büyük önem taşıyor. D vitamini yağda çözünen bir vitamin olduğu için, yağ içeren bir öğünle birlikte alınması öneriliyor. Günün hangi saati olduğu önemli olmamakla birlikte, bazı kişiler sabahları enerji verici etkisi nedeniyle bu vitamini sabah saatlerinde almayı tercih ediyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/foXBvakTREGdBQIjq_JfHg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kalsiyum takviyeleri ise genellikle öğünlerle birlikte ve bölünmüş dozlarda alındığında daha iyi emiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/oDaXJyY7jUqKAofgeFrg-g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ancak her bireyin sağlık durumu farklı olduğundan, herhangi bir takviye kullanmadan önce mutlaka bir sağlık uzmanına danışılması gerekiyor.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. Herhangi bir sağlık problemi yaşamamak için takviye ürünler kullanmadan önce mutlaka bir uzmana danışın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kalp çarpıntısı tehlikeli midir? İşte bilinmeyenler</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/kalp-carpintisi-tehlikeli-midir-iste-bilinmeyenler</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/kalp-carpintisi-tehlikeli-midir-iste-bilinmeyenler</guid>
<description><![CDATA[ Kalp çarpıntısı, pek çok kişinin zaman zaman deneyimlediği ancak çoğu kez göz ardı edilen bir durum. Kalbin hızlı, düzensiz veya güçlü atması olarak tanımlanan bu his; göğüste, boğazda veya boyunda hissedilebilir ve genellikle birkaç saniye ile birkaç dakika arasında sürer. Ancak kimi zaman kalp çarpıntıları daha uzun sürebilir ve altta yatan ciddi sağlık sorunlarının belirtisi olabilir.Kalp çarpıntısı, kalbinizin yarışıyor, çırpınıyor veya atımları atlıyormuş gibi hissettirmesi durumudur. Fiziksel aktivite esnasında veya dinlenme halinde ortaya çıkabilir. Bazı kişilerde bu durum panik veya kaygıyla karışabilir, ancak çoğu zaman kalp çarpıntısı zararsızdır ve geçicidir.Uzmanlar, kalp çarpıntısının çoğunlukla aşağıdaki faktörlerden kaynaklandığını belirtiyor:Stres ve Duygusal Anlar: Kaygı, panik atak ve ani korku kalp atış hızını yükseltebilir.Fiziksel Aktivite: Egzersiz sırasında kalp hızı doğal olarak artar.Uyarıcı Maddeler: Kafein, nikotin, bazı soğuk algınlığı ilaçlarıHormonal Değişiklikler: Hamilelik, adet dönemi veya menopoz gibi durumlar kalp ritmini etkileyebilir.İlaçlar ve Diğer Faktörler: Bazı ilaçlar, ateş, susuzluk, uyku eksikliği ve elektrolit dengesizlikleri de tetikleyici olabilir.Her ne kadar çoğu kalp çarpıntısı zararsız olsa da, bazı durumlarda acil müdahale gerektirir. Özellikle sık sık tekrar eden, uzun süren veya başka şikayetlerle birlikte görülen çarpıntılar önemlidir. Bunlar:Aritmiler: Kalbin düzensiz, çok hızlı veya çok yavaş atmasıdır. Bayılma ve kalp durması riskini artırabilir.Kalp Hastalıkları: Kalp kapakçığı sorunları, kardiyomiyopati veya geçmişte yaşanmış kalp krizi gibi durumlar çarpıntıya yol açabilir.Tiroid Problemleri: Özellikle aşırı aktif tiroid bezi kalp ritmini bozabilir.Diğer Tıbbi Sorunlar: Şiddetli anemi, düşük kan şekeri ve elektrolit dengesizlikleri de etkili olabilir.UYARI İŞARETLERİKalp çarpıntısı ile birlikte şu belirtiler varsa derhal sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır:

Göğüs ağrısı veya rahatsızlık
Şiddetli nefes darlığı
Bayılma veya bayılma hissi
Şiddetli baş dönmesi veya sersemlik

Ayrıca, çarpıntılar sıklaşır, uzun sürer veya kötüleşirse, özellikle ailede kalp hastalığı öyküsü varsa, mutlaka doktor kontrolü gereklidir.Uzmanlar, kalp sağlığını korumak ve çarpıntıları azaltmak için şu önerilerde bulunuyor:

Kafein ve nikotin gibi uyarıcı maddeleri sınırlamak veya tamamen bırakmak
Stres yönetimi için nefes egzersizleri, meditasyon veya yoga yapmak
Tetikleyici durum ve maddelerden uzak durmak
Yeterli su tüketmek ve düzenli uyumak
Orta düzeyde düzenli egzersiz yapmak, aşırı efordan kaçınmakKalp çarpıntıları çoğunlukla geçici ve zararsız olsa da, ihmal edilmemesi gereken bir sağlık belirtisidir. Şüphe halinde uzman görüşü almak, kalp sağlığınızı korumak için en doğru adım olacaktır.
Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YkTrG4o10EK4dthi3qIkfQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:53:54 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kalp, çarpıntısı, tehlikeli, midir, İşte, bilinmeyenler</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YkTrG4o10EK4dthi3qIkfQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kalp çarpıntısı tehlikeli midir? İşte bilinmeyenler"><p>Kalp çarpıntısı, pek çok kişinin zaman zaman deneyimlediği ancak çoğu kez göz ardı edilen bir durum. Kalbin hızlı, düzensiz veya güçlü atması olarak tanımlanan bu his; göğüste, boğazda veya boyunda hissedilebilir ve genellikle birkaç saniye ile birkaç dakika arasında sürer. Ancak kimi zaman kalp çarpıntıları daha uzun sürebilir ve altta yatan ciddi sağlık sorunlarının belirtisi olabilir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/z8L2zg7Cdk-b9mcrVmM3vw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kalp çarpıntısı, kalbinizin yarışıyor, çırpınıyor veya atımları atlıyormuş gibi hissettirmesi durumudur. Fiziksel aktivite esnasında veya dinlenme halinde ortaya çıkabilir. Bazı kişilerde bu durum panik veya kaygıyla karışabilir, ancak çoğu zaman kalp çarpıntısı zararsızdır ve geçicidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2BE1tN-Zc0KCwazslr3O4g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlar, kalp çarpıntısının çoğunlukla aşağıdaki faktörlerden kaynaklandığını belirtiyor:Stres ve Duygusal Anlar: Kaygı, panik atak ve ani korku kalp atış hızını yükseltebilir.Fiziksel Aktivite: Egzersiz sırasında kalp hızı doğal olarak artar.Uyarıcı Maddeler: Kafein, nikotin, bazı soğuk algınlığı ilaçlarıHormonal Değişiklikler: Hamilelik, adet dönemi veya menopoz gibi durumlar kalp ritmini etkileyebilir.İlaçlar ve Diğer Faktörler: Bazı ilaçlar, ateş, susuzluk, uyku eksikliği ve elektrolit dengesizlikleri de tetikleyici olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/prH8GOU8Gkej8VIByXju5Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Her ne kadar çoğu kalp çarpıntısı zararsız olsa da, bazı durumlarda acil müdahale gerektirir. Özellikle sık sık tekrar eden, uzun süren veya başka şikayetlerle birlikte görülen çarpıntılar önemlidir. Bunlar:Aritmiler: Kalbin düzensiz, çok hızlı veya çok yavaş atmasıdır. Bayılma ve kalp durması riskini artırabilir.Kalp Hastalıkları: Kalp kapakçığı sorunları, kardiyomiyopati veya geçmişte yaşanmış kalp krizi gibi durumlar çarpıntıya yol açabilir.Tiroid Problemleri: Özellikle aşırı aktif tiroid bezi kalp ritmini bozabilir.Diğer Tıbbi Sorunlar: Şiddetli anemi, düşük kan şekeri ve elektrolit dengesizlikleri de etkili olabilir.UYARI İŞARETLERİ</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xwf9HQtBnUKtZi_75-lu5Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kalp çarpıntısı ile birlikte şu belirtiler varsa derhal sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır:

Göğüs ağrısı veya rahatsızlık
Şiddetli nefes darlığı
Bayılma veya bayılma hissi
Şiddetli baş dönmesi veya sersemlik

Ayrıca, çarpıntılar sıklaşır, uzun sürer veya kötüleşirse, özellikle ailede kalp hastalığı öyküsü varsa, mutlaka doktor kontrolü gereklidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Xl33Yu0XlU60Zr7poMeDrA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlar, kalp sağlığını korumak ve çarpıntıları azaltmak için şu önerilerde bulunuyor:

Kafein ve nikotin gibi uyarıcı maddeleri sınırlamak veya tamamen bırakmak
Stres yönetimi için nefes egzersizleri, meditasyon veya yoga yapmak
Tetikleyici durum ve maddelerden uzak durmak
Yeterli su tüketmek ve düzenli uyumak
Orta düzeyde düzenli egzersiz yapmak, aşırı efordan kaçınmak</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nymv_rdcQE6IoOQmxHJb6Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kalp çarpıntıları çoğunlukla geçici ve zararsız olsa da, ihmal edilmemesi gereken bir sağlık belirtisidir. Şüphe halinde uzman görüşü almak, kalp sağlığınızı korumak için en doğru adım olacaktır.
Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İlaç kadar etkisi var: Kan basıncını düşürüyor, sadece 12 dakika sürüyor</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/ilac-kadar-etkisi-var-kan-basincini-dusuruyor-sadece-12-dakika-suruyor</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/ilac-kadar-etkisi-var-kan-basincini-dusuruyor-sadece-12-dakika-suruyor</guid>
<description><![CDATA[ Sağlıklı bir vücuda sahip olmak için dengeli beslenmek ve egzersiz yapmak gerekiyor. Yapılan araştırmalarda sadece 12 dakika egzersiz yapmanın bile kan basıncını düşürebileceğini ortaya koydu.Egzersiz, kan basıncını düşürmenin en etkili yollarından biri olarak yaygın olarak kabul edilmektedir. Çoğu kamu sağlığı örgütü, kontrol altında tutmaya yardımcı olmak için haftada 150 dakika koşu veya bisiklet gibi orta yoğunlukta aerobik aktivite önermektedir. Ancak birçok yeni çalışma, bunun aslında en etkili yaklaşım olmayabileceğini öne sürmektedir.En ikna edici bulgulardan biri, yaklaşık 16.000 yetişkinin katıldığı 270 randomize kontrollü denemenin 2023 analizinden geliyor. Her deneme, en az iki hafta süren bir egzersiz rejiminin kan basıncı üzerindeki etkilerini araştırdı.Yapılan analizler, aerobik aktiviteden direnç antrenmanına kadar her türlü egzersizin, kontrol gruplarıyla karşılaştırıldığında kan basıncını önemli ölçüde düşürdüğünü gösterdi.Ancak, kasın statik bir pozisyonda sıkıldığı duvara yaslanarak çömelme ve kavrama kuvveti gibi izometrik egzersizler üstünlük sağladı. Ortalama olarak, sistolik ve diyastolik kan basıncını sırasıyla 8,24 ve 4 mmHg düşürdüler, bu da kan basıncı ilaçlarına benzer bir etkidir.Bu büyüklükteki bir düşüş, en azından birkaç yıl boyunca kalp krizi veya felç gibi büyük bir kardiyovasküler olay riskinin yüzde 22&#039;ye kadar düşmesiyle ilişkilendirilir. Aerobik egzersizlerin etkisi neredeyse yarı yarıyaydı.Aradaki fark muhtemelen izometrik egzersizlerin kan akışını nasıl etkilediğiyle ilgilidir. Duvar squat ve plank egzersizlerini düşünün: Bunlar, kasları bir iki dakika boyunca kasılmış bir pozisyonda tutmayı içerir.Kasları bu kadar uzun süre sıkmak, onlara giden kan akışını geçici olarak azaltır. Daha sonra gevşediklerinde, damarlar genişler ve kanın geri akmasına izin verir. Bu, kan basıncını birkaç saat düşürür ve düşüş tekrarlanan egzersizle sürdürülür.İzometrik egzersizleri daha da çekici kılan şey, rutininize uymalarının nispeten kolay olmasıdır. 2023&#039;te yapılan bir çalışma, bu egzersizlerin haftada üç kez 12 hafta boyunca sadece 12 dakikasının kan basıncını önemli ölçüde düşürmek için yeterli olduğunu buldu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Fqdvpds4xUGS9o1Wcc0HsA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:53:53 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İlaç, kadar, etkisi, var:, Kan, basıncını, düşürüyor, sadece, dakika, sürüyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Fqdvpds4xUGS9o1Wcc0HsA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="İlaç kadar etkisi var: Kan basıncını düşürüyor, sadece 12 dakika sürüyor"><p>Sağlıklı bir vücuda sahip olmak için dengeli beslenmek ve egzersiz yapmak gerekiyor. Yapılan araştırmalarda sadece 12 dakika egzersiz yapmanın bile kan basıncını düşürebileceğini ortaya koydu.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WNbLaXXAmUuydoascgRKqQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Egzersiz, kan basıncını düşürmenin en etkili yollarından biri olarak yaygın olarak kabul edilmektedir. Çoğu kamu sağlığı örgütü, kontrol altında tutmaya yardımcı olmak için haftada 150 dakika koşu veya bisiklet gibi orta yoğunlukta aerobik aktivite önermektedir. Ancak birçok yeni çalışma, bunun aslında en etkili yaklaşım olmayabileceğini öne sürmektedir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vZUdTI79PEGQ40G26ZnTgA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>En ikna edici bulgulardan biri, yaklaşık 16.000 yetişkinin katıldığı 270 randomize kontrollü denemenin 2023 analizinden geliyor. Her deneme, en az iki hafta süren bir egzersiz rejiminin kan basıncı üzerindeki etkilerini araştırdı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QE390Ho62EGEgo00D2mbzA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yapılan analizler, aerobik aktiviteden direnç antrenmanına kadar her türlü egzersizin, kontrol gruplarıyla karşılaştırıldığında kan basıncını önemli ölçüde düşürdüğünü gösterdi.Ancak, kasın statik bir pozisyonda sıkıldığı duvara yaslanarak çömelme ve kavrama kuvveti gibi izometrik egzersizler üstünlük sağladı. Ortalama olarak, sistolik ve diyastolik kan basıncını sırasıyla 8,24 ve 4 mmHg düşürdüler, bu da kan basıncı ilaçlarına benzer bir etkidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lKDTYpaHV0Sq6O9eczhu2w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu büyüklükteki bir düşüş, en azından birkaç yıl boyunca kalp krizi veya felç gibi büyük bir kardiyovasküler olay riskinin yüzde 22'ye kadar düşmesiyle ilişkilendirilir. Aerobik egzersizlerin etkisi neredeyse yarı yarıyaydı.Aradaki fark muhtemelen izometrik egzersizlerin kan akışını nasıl etkilediğiyle ilgilidir. Duvar squat ve plank egzersizlerini düşünün: Bunlar, kasları bir iki dakika boyunca kasılmış bir pozisyonda tutmayı içerir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6kYMqcjh_EeYvml3uVJiLg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kasları bu kadar uzun süre sıkmak, onlara giden kan akışını geçici olarak azaltır. Daha sonra gevşediklerinde, damarlar genişler ve kanın geri akmasına izin verir. Bu, kan basıncını birkaç saat düşürür ve düşüş tekrarlanan egzersizle sürdürülür.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qYjEdGU1mkmy659tl9BzFA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İzometrik egzersizleri daha da çekici kılan şey, rutininize uymalarının nispeten kolay olmasıdır. 2023'te yapılan bir çalışma, bu egzersizlerin haftada üç kez 12 hafta boyunca sadece 12 dakikasının kan basıncını önemli ölçüde düşürmek için yeterli olduğunu buldu.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Araştırma: Kötü muameleye maruz kalan çocuklarda yaşlanma hızlanıyor</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/arastirma-koetu-muameleye-maruz-kalan-cocuklarda-yaslanma-hizlaniyor</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/arastirma-koetu-muameleye-maruz-kalan-cocuklarda-yaslanma-hizlaniyor</guid>
<description><![CDATA[ Yeni bir araştırma, çocukluk çağında maruz kalınan istismar ve ihmalin, çocukların DNA’sında ölçülebilir moleküler izler bıraktığını ve bu izlerin yaşam boyu sürecek sağlık sorunları ile sosyal zorluklara katkıda bulunabileceğini ortaya koydu.Çalışmada, 4-5 yaş aralığındaki 36 istismar mağduru çocuk ile 60 sağlıklı akranı karşılaştırıldı. Gelişmiş DNA metilasyon analizi sayesinde, istismara uğrayan çocukların hücresel yaşlanmalarının kronolojik yaşlarına göre belirgin şekilde daha hızlı olduğu belirlendi. HÜCRESEL YAŞLANMA DAHA HIZLIAraştırmacılar, çocuklardan alınan yanak içi örneklerinde &quot;Pediatrik-Bukkal-Epigenetik Saat&quot; adı verilen yeni bir teknik kullandı. Bu analiz, 65 gen üzerinde 94 farklı bölgeyi inceledi ve istismara uğramış çocuklarda hızlanmış bir biyolojik yaşlanma modeli saptandı. Tüm istismara uğramış çocuklar, Çocuk Koruma Hizmetleri tarafından müdahale gerektirecek düzeyde şiddetli istismar ya da ihmal yaşamış ve ailelerinden alınıp bakım merkezlerine yerleştirilmişti. Araştırmaya göre, erken çocuklukta hücresel yaşlanmada görülen bu farklar, ilerleyen yaşlarda erken ergenlik ve gelişimsel sorunlara zemin hazırlayabiliyor. GÖZ İZLEME TEKNOLOJİSİYLE ARAŞTIRILDIAraştırma aynı zamanda çocukların sosyal davranışlarını da göz izleme teknolojisi ile inceledi. Bulgulara göre, istismar mağduru çocuklar yüz yüze etkileşimlerde gözlere belirgin şekilde daha az bakıyor. Bu azalan göz teması, çocukların sosyal bilgiyi işleme biçiminde temel farklılıklar olduğuna işaret ediyor. Göz izleme testlerinde çocukların yüz ifadeleri, insanlar ve geometrik desenlerle etkileşim, biyolojik hareketler ve işaret etme gibi farklı sosyal senaryolardaki bakış desenleri ölçüldü. Farklılık sadece yüz yüze etkileşimde belirgin şekilde ortaya çıktı.Ortaya çıkarılan sonuçlar şu şekilde:  İstismar mağduru çocuklar, gözlere ve yüzün diğer bölgelerine sağlıklı akranlarına göre daha az baktı.Azalan göz teması, davranışsal ve duygusal zorluklarla ilişkili bulundu.Birden fazla istismar türüne maruz kalan çocuklarda sosyal ve duygusal sorunlar daha da belirgindi.Hızlanmış yaşlanma ve azalan göz teması, davranışsal zorlukları bağımsız şekilde öngördü.ERKEN MÜDAHALE ÇAĞRISIAraştırmacılar, hızlanmış biyolojik yaşlanma ve sosyal davranıştaki bu değişikliklerin birbirinden bağımsız etkiler yarattığını, yani tek bir nedene bağlı olmadığını vurguluyor.  Çalışmayı yürüten yüksek lisans öğrencisi Keiko Ochiai, “Araştırmamız çocuk istismarının bir çocuğun hem biyolojisinde hem de sosyal gelişiminde görünmez ama ölçülebilir izler bıraktığını güçlü şekilde gösteriyor. Bu erken uyarı işaretlerini tespit ederek daha hedefli destekler sunabiliriz” dedi.Araştırmacılar ayrıca, bu bulguların uzun vadede yetişkinlikteki kronik hastalıklar ve erken ölüm gibi risklerle de ilişkili olabileceğine dikkat çekiyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6YYXrWtMuECpRqbY63Dy2g.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:53:53 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Araştırma:, Kötü, muameleye, maruz, kalan, çocuklarda, yaşlanma, hızlanıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6YYXrWtMuECpRqbY63Dy2g.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Çocuk sağlığında yeni keşif"><p>Yeni bir araştırma, çocukluk çağında maruz kalınan istismar ve ihmalin, çocukların DNA’sında ölçülebilir moleküler izler bıraktığını ve bu izlerin yaşam boyu sürecek sağlık sorunları ile sosyal zorluklara katkıda bulunabileceğini ortaya koydu.</p><p>Çalışmada, 4-5 yaş aralığındaki 36 istismar mağduru çocuk ile 60 sağlıklı akranı karşılaştırıldı. Gelişmiş DNA metilasyon analizi sayesinde, istismara uğrayan çocukların hücresel yaşlanmalarının kronolojik yaşlarına göre belirgin şekilde daha hızlı olduğu belirlendi. </p><h3><strong>HÜCRESEL YAŞLANMA DAHA HIZLI</strong></h3><p>Araştırmacılar, çocuklardan alınan yanak içi örneklerinde "Pediatrik-Bukkal-Epigenetik Saat" adı verilen yeni bir teknik kullandı. Bu analiz, 65 gen üzerinde 94 farklı bölgeyi inceledi ve istismara uğramış çocuklarda hızlanmış bir biyolojik yaşlanma modeli saptandı. </p><p>Tüm istismara uğramış çocuklar, Çocuk Koruma Hizmetleri tarafından müdahale gerektirecek düzeyde şiddetli istismar ya da ihmal yaşamış ve ailelerinden alınıp bakım merkezlerine yerleştirilmişti. </p><p>Araştırmaya göre, erken çocuklukta hücresel yaşlanmada görülen bu farklar, ilerleyen yaşlarda erken ergenlik ve gelişimsel sorunlara zemin hazırlayabiliyor. </p><h3><strong>GÖZ İZLEME TEKNOLOJİSİYLE ARAŞTIRILDI</strong></h3><p>Araştırma aynı zamanda çocukların sosyal davranışlarını da göz izleme teknolojisi ile inceledi. Bulgulara göre, istismar mağduru çocuklar yüz yüze etkileşimlerde gözlere belirgin şekilde daha az bakıyor. Bu azalan göz teması, çocukların sosyal bilgiyi işleme biçiminde temel farklılıklar olduğuna işaret ediyor. </p><p>Göz izleme testlerinde çocukların yüz ifadeleri, insanlar ve geometrik desenlerle etkileşim, biyolojik hareketler ve işaret etme gibi farklı sosyal senaryolardaki bakış desenleri ölçüldü. Farklılık sadece yüz yüze etkileşimde belirgin şekilde ortaya çıktı.</p><p>Ortaya çıkarılan sonuçlar şu şekilde:  İstismar mağduru çocuklar, gözlere ve yüzün diğer bölgelerine sağlıklı akranlarına göre daha az baktı.</p><p>Azalan göz teması, davranışsal ve duygusal zorluklarla ilişkili bulundu.</p><p>Birden fazla istismar türüne maruz kalan çocuklarda sosyal ve duygusal sorunlar daha da belirgindi.</p><p>Hızlanmış yaşlanma ve azalan göz teması, davranışsal zorlukları bağımsız şekilde öngördü.</p><h3><strong>ERKEN MÜDAHALE ÇAĞRISI</strong></h3><p>Araştırmacılar, hızlanmış biyolojik yaşlanma ve sosyal davranıştaki bu değişikliklerin birbirinden bağımsız etkiler yarattığını, yani tek bir nedene bağlı olmadığını vurguluyor.  Çalışmayı yürüten yüksek lisans öğrencisi Keiko Ochiai, “Araştırmamız çocuk istismarının bir çocuğun hem biyolojisinde hem de sosyal gelişiminde görünmez ama ölçülebilir izler bıraktığını güçlü şekilde gösteriyor. Bu erken uyarı işaretlerini tespit ederek daha hedefli destekler sunabiliriz” dedi.</p><p>Araştırmacılar ayrıca, bu bulguların uzun vadede yetişkinlikteki kronik hastalıklar ve erken ölüm gibi risklerle de ilişkili olabileceğine dikkat çekiyor.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kadınlarda alzheimer riski neden daha yüksek? İki fark belirlendi</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/kadinlarda-alzheimer-riski-neden-daha-yuksek-iki-fark-belirlendi</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/kadinlarda-alzheimer-riski-neden-daha-yuksek-iki-fark-belirlendi</guid>
<description><![CDATA[ Kadınların alzheimer hastalığına yakalanma olasılığının erkeklerin iki katı olduğu ortaya çıktı. Uzmanlara göre bu duruma kadınları erkeklerden ayıran iki temel fark neden oluyor.Kadınların alzheimer hastalığına yakalanma riskinin erkeklere göre iki kat daha fazla olduğu ortaya çıktı.  Bilim insanları şimdi bunun nedenini anlama yolunda olduklarını ve erkeklerle kadınlar arasındaki iki belirgin farkı tespit ettiklerini söylüyor.İKİ TEMEL FARK VAR  İlk olarak, kadınların kromozomları erkeklerden farklıdır. İkinci olarak da menopoza girerler: Bu süreç, bir kadının üreme hormonlarının 40&#039;lı ve 50&#039;li yaşlarında doğal olarak azalmasıyla gerçekleşir.  Alzheimer Derneği&#039;ne göre, her üç yaşlı Amerikalıdan biri alzheimer veya başka bir demans türü nedeniyle hayatını kaybediyor. Alzheimer hastası Amerikalıların neredeyse üçte ikisi ise kadın.X KROMOZOMU ALZHEIMER GETİRİYOR  Vücudun içine baktığımızda, kadınlarda iki &quot;X&quot; kromozomu bulunurken, erkeklerde bir &quot;X&quot; ve bir &quot;Y&quot; kromozomu bulunur. Kromozomlar, hücrelerimizin içinde yüzlerce hatta binlerce gen taşıyan iplik benzeri DNA yapılarıdır. Genler, bir kişinin fiziksel özelliklerini belirler. X ve Y kromozomlarında bulunan genler arasındaki farklılıklar, kadınlarda alzheimer hastalığına yakalanma riskini artırabilir.  Son araştırmalar, X kromozomundaki genlerin Alzheimer hastalığıyla ilişkili olduğunu, alzheimer hastası kadınların ikinci X kromozomları nedeniyle hastalığa sahip erkeklerden daha uzun yaşadığını gösteriyor.MENOPOZ BULMACANIN BİR PARÇASI  Kadınların farklı baskın hormonları da (beyin üzerinde etkili olan östrojen gibi) rol oynayabilir.  Uzmanlara göre menopoz bulmacanın bir parçası, muhtemelen en büyüklerinden biri.  Menopoz döneminde yumurtalıkların östrojen ve progesteron üretimini durdurmasıyla birlikte, bazı kadınlar hormon replasman tedavisine yöneliyor.   Bu tedavi, düşük hormon seviyelerine bağlı olarak ortaya çıkan ateş basması gibi semptomları hafifletmeye yardımcı olabiliyor. Ancak uzmanlara göre, hormon tedavisi bazı kadınlarda kalp krizi, felç, meme kanseri, kan pıhtısı ve safra kesesi hastalığı gibi ciddi sağlık risklerini artırabiliyor.&quot;TAU&quot; PROTEİNİ VE ALZHEIMER  Harvard Tıp Fakültesi Nöroloji Doçenti Rachel Buckley&#039;e göre ise, 70 yaşından sonra hormon replasmanı alan kadınlarda “tau” adı verilen proteinin seviyesi belirgin şekilde daha yüksek çıkıyor.   Tau proteininin birikimi, Alzheimer hastalığının erken göstergelerinden biri olarak kabul ediliyor. Aynı gruptaki kadınlarda bilişsel gerileme oranı da daha yüksek bulunmuş durumda. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Rb6RO4kTy06G9TVdPrIICA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:53:53 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kadınlarda, alzheimer, riski, neden, daha, yüksek, İki, fark, belirlendi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Rb6RO4kTy06G9TVdPrIICA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kadınlarda alzheimer riski neden daha yüksek?"><p>Kadınların alzheimer hastalığına yakalanma olasılığının erkeklerin iki katı olduğu ortaya çıktı. Uzmanlara göre bu duruma kadınları erkeklerden ayıran iki temel fark neden oluyor.</p><p>Kadınların alzheimer hastalığına yakalanma riskinin erkeklere göre iki kat daha fazla olduğu ortaya çıktı.  Bilim insanları şimdi bunun nedenini anlama yolunda olduklarını ve erkeklerle kadınlar arasındaki iki belirgin farkı tespit ettiklerini söylüyor.</p><p><strong>İKİ TEMEL FARK VAR</strong>  İlk olarak, kadınların kromozomları erkeklerden farklıdır. İkinci olarak da menopoza girerler: Bu süreç, bir kadının üreme hormonlarının 40'lı ve 50'li yaşlarında doğal olarak azalmasıyla gerçekleşir.  Alzheimer Derneği'ne göre, her üç yaşlı Amerikalıdan biri alzheimer veya başka bir demans türü nedeniyle hayatını kaybediyor. Alzheimer hastası Amerikalıların neredeyse üçte ikisi ise kadın.</p><p><strong>X KROMOZOMU ALZHEIMER GETİRİYOR</strong>  Vücudun içine baktığımızda, kadınlarda iki "X" kromozomu bulunurken, erkeklerde bir "X" ve bir "Y" kromozomu bulunur. Kromozomlar, hücrelerimizin içinde yüzlerce hatta binlerce gen taşıyan iplik benzeri DNA yapılarıdır. </p><p>Genler, bir kişinin fiziksel özelliklerini belirler. X ve Y kromozomlarında bulunan genler arasındaki farklılıklar, kadınlarda alzheimer hastalığına yakalanma riskini artırabilir.  Son araştırmalar, X kromozomundaki genlerin Alzheimer hastalığıyla ilişkili olduğunu, alzheimer hastası kadınların ikinci X kromozomları nedeniyle hastalığa sahip erkeklerden daha uzun yaşadığını gösteriyor.</p><p><strong>MENOPOZ BULMACANIN BİR PARÇASI</strong>  Kadınların farklı baskın hormonları da (beyin üzerinde etkili olan östrojen gibi) rol oynayabilir.  Uzmanlara göre menopoz bulmacanın bir parçası, muhtemelen en büyüklerinden biri.  Menopoz döneminde yumurtalıkların östrojen ve progesteron üretimini durdurmasıyla birlikte, bazı kadınlar hormon replasman tedavisine yöneliyor.   Bu tedavi, düşük hormon seviyelerine bağlı olarak ortaya çıkan ateş basması gibi semptomları hafifletmeye yardımcı olabiliyor. Ancak uzmanlara göre, hormon tedavisi bazı kadınlarda kalp krizi, felç, meme kanseri, kan pıhtısı ve safra kesesi hastalığı gibi ciddi sağlık risklerini artırabiliyor.</p><p><strong>"TAU" PROTEİNİ VE ALZHEIMER</strong>  Harvard Tıp Fakültesi Nöroloji Doçenti Rachel Buckley'e göre ise, 70 yaşından sonra hormon replasmanı alan kadınlarda “tau” adı verilen proteinin seviyesi belirgin şekilde daha yüksek çıkıyor.   Tau proteininin birikimi, Alzheimer hastalığının erken göstergelerinden biri olarak kabul ediliyor. Aynı gruptaki kadınlarda bilişsel gerileme oranı da daha yüksek bulunmuş durumda.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kalp sorunlarının 5 uyarı işareti: Kontrol edilmezse tehlikeli olabilir</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/kalp-sorunlarinin-5-uyari-isareti-kontrol-edilmezse-tehlikeli-olabilir</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/kalp-sorunlarinin-5-uyari-isareti-kontrol-edilmezse-tehlikeli-olabilir</guid>
<description><![CDATA[ Kalp rahatsızlıklarından bahsedildiğinde akla ilk gelen kalp krizidir. Ancak kalp krizi, aslında kalp rahatsızlığının son belirtisidir ve ne yazık ki tıbbi yardım hemen sağlanmazsa ölümcül olabilir.Gerçek şu ki, kalp rahatsızlığı aylar ve yıllar içinde yavaş yavaş gelişir ve çoğu kişinin görmezden geldiği belirtiler gösterir. Bu hafif belirtiler genellikle bir şeylerin yolunda gitmediğinin ve kontrol edilmeniz gerektiğinin ilk uyarı işaretleridir.
Elbette, bu belirtiler yalnızca kalp rahatsızlıklarına özgü değildir, ancak asla emin olamazsınız, bu nedenle bunlardan muzdaripseniz, derhal tıbbi yardım aldığınızdan emin olunKalp rahatsızlığının en yaygın ve bilinen belirtisi göğüs ağrısı veya rahatsızlığıdır. Bu ağrı genellikle göğsün orta veya sol tarafında basınç, sıkışma, sıkışma veya ağırlık hissi olarak tanımlanır. Sanki biri göğsünüze bastırıyor veya oturuyormuş gibi hissedebilirsiniz.
Bazen ağrı keskin veya yanıcı olabilir. Çoğu zaman ağrı yoktur, ancak &quot;göğsünüzde bir fil oturuyormuş&quot; gibi hissedilir. Bu rahatsızlık birkaç dakika sürebilir veya dalgalar halinde gelip gidebilir.
Ayrıca kollarınız (özellikle sol kolunuz), boynunuz, çeneniz, sırtınız ve hatta karnınız gibi üst vücudunuzun diğer bölgelerine de yayılabilir. Özellikle dinlenme veya hafif aktivite sırasında bu tür bir ağrı fark ederseniz, kalp krizi veya başka ciddi bir kalp rahatsızlığının belirtisi olabileceğinden derhal tıbbi yardım almanız önemlidirNefes darlığı veya nefes almada zorluk, kalbinizin kanı verimli bir şekilde pompalamadığının bir işareti olabilir. Bu belirti, göğüs ağrısıyla birlikte veya tek başına ortaya çıkabilir. Merdiven çıkmak veya ev işleri yapmak gibi basit aktiviteler sırasında normalden daha çabuk yorulduğunuzu fark edebilirsiniz.
Nefes darlığı, dinlenirken bile aniden ortaya çıkabilir. Yeterince hava alamıyormuş veya normalden daha zor nefes alıyormuş gibi hissedebilirsiniz. Bu belirtiyi sık sık yaşıyorsanız veya kötüleşiyorsa, kalp yetmezliği veya yaklaşan kalp krizi gibi bir kalp rahatsızlığına işaret ediyor olabilir.Belirgin bir sebep olmadan aşırı yorgunluk veya halsizlik hissetmek, kalp sorunlarının hafif ama önemli bir işareti olabilir. Bu yorgunluk, uzun bir günün ardından gelen normal yorgunluktan farklıdır. Aniden veya kademeli olarak ortaya çıkabilir ve yeterince dinlendikten sonra bile günlük aktivitelerinizi sürdürmenizi zorlaştırabilir.
Özellikle kadınlar, bazen göğüs ağrısı ortaya çıkmadan önce bile kalp sorunlarının bir uyarı işareti olarak alışılmadık bir yorgunluk yaşayabilirler. Bu yorgunluk dayanılmaz olabilir ve mide bulantısı veya nefes darlığı gibi diğer semptomlarla birlikte görülebilir.Kalbiniz beyninize yeterli kan pompalamıyorsa, baş dönmesi, sersemlik veya baygınlık hissi yaşayabilirsiniz. Bu, tıkalı bir atardamar, düzensiz kalp atışı veya diğer kalp rahatsızlıklarından kaynaklanabilir. Kendinizi güçsüz, dengesiz veya bayılacakmış gibi hissedebilirsiniz. Bazen bu hisse terleme veya mide bulantısı eşlik edebilir. Bu belirtileri, özellikle göğüs ağrısı veya nefes darlığıyla birlikte yaşıyorsanız, acil tıbbi yardım almanız önemlidir.Kalp rahatsızlığı her zaman göğüs ağrısına neden olmaz. Bazen ağrı veya rahatsızlık vücudun diğer bölgelerinde de görülebilir. Yaygın görülen bölgeler şunlardır:Bir veya iki kolBoyunÇeneSırtMideBu ağrı genellikle hareketle veya dokunmayla kötüleşmez, bu da onu kas veya eklem ağrısından ayırmaya yardımcı olur. Ağrı, basınç veya uyuşma hissi verebilir. Kadınların kalp krizi sırasında bu daha az tipik semptomları yaşama olasılığı daha yüksektir.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gzEjlJn0IkaD4Es9U4odeg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:53:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kalp, sorunlarının, uyarı, işareti:, Kontrol, edilmezse, tehlikeli, olabilir</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gzEjlJn0IkaD4Es9U4odeg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kalp sorunlarının 5 uyarı işareti: Kontrol edilmezse tehlikeli olabilir"><p>Kalp rahatsızlıklarından bahsedildiğinde akla ilk gelen kalp krizidir. Ancak kalp krizi, aslında kalp rahatsızlığının son belirtisidir ve ne yazık ki tıbbi yardım hemen sağlanmazsa ölümcül olabilir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0f0dSoo_aU6bTJLL9NCtvQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gerçek şu ki, kalp rahatsızlığı aylar ve yıllar içinde yavaş yavaş gelişir ve çoğu kişinin görmezden geldiği belirtiler gösterir. Bu hafif belirtiler genellikle bir şeylerin yolunda gitmediğinin ve kontrol edilmeniz gerektiğinin ilk uyarı işaretleridir.
Elbette, bu belirtiler yalnızca kalp rahatsızlıklarına özgü değildir, ancak asla emin olamazsınız, bu nedenle bunlardan muzdaripseniz, derhal tıbbi yardım aldığınızdan emin olun</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rsQ11FLQq0Op3dWFsBJ3Lw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kalp rahatsızlığının en yaygın ve bilinen belirtisi göğüs ağrısı veya rahatsızlığıdır. Bu ağrı genellikle göğsün orta veya sol tarafında basınç, sıkışma, sıkışma veya ağırlık hissi olarak tanımlanır. Sanki biri göğsünüze bastırıyor veya oturuyormuş gibi hissedebilirsiniz.
Bazen ağrı keskin veya yanıcı olabilir. Çoğu zaman ağrı yoktur, ancak "göğsünüzde bir fil oturuyormuş" gibi hissedilir. Bu rahatsızlık birkaç dakika sürebilir veya dalgalar halinde gelip gidebilir.
Ayrıca kollarınız (özellikle sol kolunuz), boynunuz, çeneniz, sırtınız ve hatta karnınız gibi üst vücudunuzun diğer bölgelerine de yayılabilir. Özellikle dinlenme veya hafif aktivite sırasında bu tür bir ağrı fark ederseniz, kalp krizi veya başka ciddi bir kalp rahatsızlığının belirtisi olabileceğinden derhal tıbbi yardım almanız önemlidir</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yd-BSex_HEeS4RKox5un8g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Nefes darlığı veya nefes almada zorluk, kalbinizin kanı verimli bir şekilde pompalamadığının bir işareti olabilir. Bu belirti, göğüs ağrısıyla birlikte veya tek başına ortaya çıkabilir. Merdiven çıkmak veya ev işleri yapmak gibi basit aktiviteler sırasında normalden daha çabuk yorulduğunuzu fark edebilirsiniz.
Nefes darlığı, dinlenirken bile aniden ortaya çıkabilir. Yeterince hava alamıyormuş veya normalden daha zor nefes alıyormuş gibi hissedebilirsiniz. Bu belirtiyi sık sık yaşıyorsanız veya kötüleşiyorsa, kalp yetmezliği veya yaklaşan kalp krizi gibi bir kalp rahatsızlığına işaret ediyor olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UKHXb17JQ0-Xg7pcPLjNSQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Belirgin bir sebep olmadan aşırı yorgunluk veya halsizlik hissetmek, kalp sorunlarının hafif ama önemli bir işareti olabilir. Bu yorgunluk, uzun bir günün ardından gelen normal yorgunluktan farklıdır. Aniden veya kademeli olarak ortaya çıkabilir ve yeterince dinlendikten sonra bile günlük aktivitelerinizi sürdürmenizi zorlaştırabilir.
Özellikle kadınlar, bazen göğüs ağrısı ortaya çıkmadan önce bile kalp sorunlarının bir uyarı işareti olarak alışılmadık bir yorgunluk yaşayabilirler. Bu yorgunluk dayanılmaz olabilir ve mide bulantısı veya nefes darlığı gibi diğer semptomlarla birlikte görülebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jykb4092_kGlBbcjSFijWQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kalbiniz beyninize yeterli kan pompalamıyorsa, baş dönmesi, sersemlik veya baygınlık hissi yaşayabilirsiniz. Bu, tıkalı bir atardamar, düzensiz kalp atışı veya diğer kalp rahatsızlıklarından kaynaklanabilir. Kendinizi güçsüz, dengesiz veya bayılacakmış gibi hissedebilirsiniz. Bazen bu hisse terleme veya mide bulantısı eşlik edebilir. Bu belirtileri, özellikle göğüs ağrısı veya nefes darlığıyla birlikte yaşıyorsanız, acil tıbbi yardım almanız önemlidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DopHBhpmP0WEVZ5_UDxWhQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kalp rahatsızlığı her zaman göğüs ağrısına neden olmaz. Bazen ağrı veya rahatsızlık vücudun diğer bölgelerinde de görülebilir. Yaygın görülen bölgeler şunlardır:Bir veya iki kolBoyunÇeneSırtMide</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MmZBj5gawk2o_9HTbaDSlw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu ağrı genellikle hareketle veya dokunmayla kötüleşmez, bu da onu kas veya eklem ağrısından ayırmaya yardımcı olur. Ağrı, basınç veya uyuşma hissi verebilir. Kadınların kalp krizi sırasında bu daha az tipik semptomları yaşama olasılığı daha yüksektir.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Çocuklarda adenovirüs vaka sayısı artıyor: Adenovirüs nedir, nasıl bulaşır, belirtileri neler?</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/cocuklarda-adenovirus-vaka-sayisi-artiyor-adenovirus-nedir-nasil-bulasir-belirtileri-neler</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/cocuklarda-adenovirus-vaka-sayisi-artiyor-adenovirus-nedir-nasil-bulasir-belirtileri-neler</guid>
<description><![CDATA[ Son günlerde özellikle çocuklar arasında adenovirüs vakalarında dikkat çeken bir artış yaşanıyor. Solunum yolu enfeksiyonlarından göz iltihabına kadar farklı hastalıklara yol açabilen adenovirüs, okul ve kreş gibi kalabalık ortamlarda hızla yayılabiliyor. Uzmanlar, ebeveynleri belirtilere karşı dikkatli olmaları konusunda uyarıyor. Peki, adenovirüs tam olarak nedir? Hangi belirtilerle kendini gösterir? İşte merak edilenler...Adenovirüsler ilk olarak 1953&#039;te Wallace P. Rowe ve meslektaşları tarafından keşfedilmiştir. Bu virüsler ilk olarak Adenoid hücre kültüründen izole edildi. Adenoviridae ailesi altında tanımlandırlar.1962&#039;de John Trentin ve meslektaşları, adenovirüs 12&#039;nin bir laboratuvar ortamında hamsterlerde tümörlere neden olabileceği konusunda önemli bir keşif yaptılar. Bu keşiften bu yana, adenovirüslerin insan kanserlerini indüklediğinden şüphelenildi, ancak insanlarda kesin olarak kansere neden olduğu kanıtlanamadı. Adenovirüsleri içeren deneyler de moleküler biyolojiye önemli katkılar sağlamıştır. En önemlisi, adenovirüsler bilim insanlarının haberci RNA eklemeyi anlamasına yardımcı olmuştur. Bilim adamları, adenovirüsler tarafından üretilen mRNA&#039;yı inceleyerek, bu transkriptlere gömülü intronların olduğunu fark etmişlerdir.Damlacık Yoluyla (Solunum):Öksürme, hapşırma ya da konuşma sırasında havaya yayılan damlacıklarla doğrudan bulaşabilir.Temas Yoluyla:Virüs bulaşmış yüzeylere temas eden ellerin ağız, burun veya göze götürülmesiyle bulaşır. Özellikle oyuncaklar, kapı kolları, masa yüzeyleri gibi ortak kullanım alanları risklidir.Gözle Temas:Konjonktivit (göz iltihabı) yapan adenovirüs türleri, enfekte kişilerin havlu, yastık ya da göz damlası gibi kişisel eşyalarının paylaşılmasıyla bulaşabilir.Fekal-Oral Yol (Dışkı Teması):Özellikle tuvalet sonrası el temizliği yapılmadığında, virüs dışkı yoluyla yayılabilir. Bu yol çocuklar arasında sık görülür.Sudan Bulaşma (Nadir):Klorlanmamış havuz suları gibi uygun şekilde dezenfekte edilmemiş ortamlarda virüs bulaşabilir.Adenovirüs farklı sistemleri etkileyebildiği için belirtiler çeşitlilik gösterebilir. En yaygın belirtiler şunlardır:

Yüksek ateş
Boğaz ağrısı
Burun akıntısı ve tıkanıklık
Öksürük
Hırıltılı solunum
Gözde kaşıntı veya batma hissi
Göz kapaklarında şişlik
İshal
Karın ağrısı
Kusma (özellikle küçük çocuklarda)
Halsizlik
İştahsızlık
Kas ağrıları
Lenf bezlerinde şişlik (özellikle boyun bölgesinde)

Adenovirüs enfeksiyonları çocuklarda zaman zaman ağır seyredebilir. Özellikle yüksek ateşin 3 günden uzun sürmesi, nefes alma güçlüğü, sürekli kusma veya gözde yoğun kızarıklık durumlarında mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yE7OpgKdw0qJnxVdtNiE8A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:53:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Çocuklarda, adenovirüs, vaka, sayısı, artıyor:, Adenovirüs, nedir, nasıl, bulaşır, belirtileri, neler</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yE7OpgKdw0qJnxVdtNiE8A.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Çocuklarda adenovirüs vaka sayısı artıyor: Adenovirüs nedir, nasıl bulaşır, belirtileri neler?"><p>Son günlerde özellikle çocuklar arasında adenovirüs vakalarında dikkat çeken bir artış yaşanıyor. Solunum yolu enfeksiyonlarından göz iltihabına kadar farklı hastalıklara yol açabilen adenovirüs, okul ve kreş gibi kalabalık ortamlarda hızla yayılabiliyor. Uzmanlar, ebeveynleri belirtilere karşı dikkatli olmaları konusunda uyarıyor. Peki, adenovirüs tam olarak nedir? Hangi belirtilerle kendini gösterir? İşte merak edilenler...</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Wn1sepRu5k6-7sW1HNJPNQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Adenovirüsler ilk olarak 1953'te Wallace P. Rowe ve meslektaşları tarafından keşfedilmiştir. Bu virüsler ilk olarak Adenoid hücre kültüründen izole edildi. Adenoviridae ailesi altında tanımlandırlar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/h9au7Gm1R0uywKbFywGbwA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>1962'de John Trentin ve meslektaşları, adenovirüs 12'nin bir laboratuvar ortamında hamsterlerde tümörlere neden olabileceği konusunda önemli bir keşif yaptılar. Bu keşiften bu yana, adenovirüslerin insan kanserlerini indüklediğinden şüphelenildi, ancak insanlarda kesin olarak kansere neden olduğu kanıtlanamadı. Adenovirüsleri içeren deneyler de moleküler biyolojiye önemli katkılar sağlamıştır. En önemlisi, adenovirüsler bilim insanlarının haberci RNA eklemeyi anlamasına yardımcı olmuştur. Bilim adamları, adenovirüsler tarafından üretilen mRNA'yı inceleyerek, bu transkriptlere gömülü intronların olduğunu fark etmişlerdir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hX3eR-UhEkmjE0GNRKEgJA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Damlacık Yoluyla (Solunum):Öksürme, hapşırma ya da konuşma sırasında havaya yayılan damlacıklarla doğrudan bulaşabilir.Temas Yoluyla:Virüs bulaşmış yüzeylere temas eden ellerin ağız, burun veya göze götürülmesiyle bulaşır. Özellikle oyuncaklar, kapı kolları, masa yüzeyleri gibi ortak kullanım alanları risklidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NLQpNLk6bECu5ebesvoseQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gözle Temas:Konjonktivit (göz iltihabı) yapan adenovirüs türleri, enfekte kişilerin havlu, yastık ya da göz damlası gibi kişisel eşyalarının paylaşılmasıyla bulaşabilir.Fekal-Oral Yol (Dışkı Teması):Özellikle tuvalet sonrası el temizliği yapılmadığında, virüs dışkı yoluyla yayılabilir. Bu yol çocuklar arasında sık görülür.Sudan Bulaşma (Nadir):Klorlanmamış havuz suları gibi uygun şekilde dezenfekte edilmemiş ortamlarda virüs bulaşabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hxoA3U6bqk24uRHMZTewQg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Adenovirüs farklı sistemleri etkileyebildiği için belirtiler çeşitlilik gösterebilir. En yaygın belirtiler şunlardır:

Yüksek ateş
Boğaz ağrısı
Burun akıntısı ve tıkanıklık
Öksürük
Hırıltılı solunum
Gözde kaşıntı veya batma hissi
Göz kapaklarında şişlik
İshal
Karın ağrısı
Kusma (özellikle küçük çocuklarda)
Halsizlik
İştahsızlık
Kas ağrıları
Lenf bezlerinde şişlik (özellikle boyun bölgesinde)

Adenovirüs enfeksiyonları çocuklarda zaman zaman ağır seyredebilir. Özellikle yüksek ateşin 3 günden uzun sürmesi, nefes alma güçlüğü, sürekli kusma veya gözde yoğun kızarıklık durumlarında mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yemekten sonra yürüyüş mü, yemekten önce yürüyüş mü: Zamanlamanın vücut üzerindeki etkisi</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/yemekten-sonra-yuruyus-mu-yemekten-oence-yuruyus-mu-zamanlamanin-vucut-uzerindeki-etkisi</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/yemekten-sonra-yuruyus-mu-yemekten-oence-yuruyus-mu-zamanlamanin-vucut-uzerindeki-etkisi</guid>
<description><![CDATA[ Yürüyüş ne zaman yapılmalı? Sorunun yanıtı yalnızca fiziksel hareketin değil, zamanlamanın da sağlığa olan etkisini gözler önüne seriyor. Uzmanlara göre yürüyüşün faydaları sadece süresine ve temposuna değil, aynı zamanda günün hangi saatinde ve yemekten önce mi sonra mı yapıldığına da bağlı olarak değişiklik gösteriyor.Sabah saatlerinde, özellikle kahvaltı öncesi yapılan yürüyüşlerin yağ yakımını artırabileceği belirtiliyor. Aç karnına yürüyüş, vücudun henüz kalori almadığı bir anda gerçekleştiği için enerji ihtiyacını yağ depolarından karşılamaya yöneliyor. Bu durum, zamanla kilo kontrolüne ve yağ oranının azalmasına katkı sağlayabiliyor. Ayrıca sabah yürüyüşlerinin zihinsel odaklanmayı da desteklediği ifade ediliyor.Araştırmalar, yemeklerden önce yapılan hafif tempolu yürüyüşlerin sindirim sistemini hazırladığını ve iştah kontrolünü desteklediğini ortaya koyuyor. Ayrıca yürüyüşün ruh halini düzenlemesi, daha bilinçli besin tercihlerini teşvik ediyor. Bu sayede stres veya duygusal yeme riskinin de azaldığı bildiriliyor.Yemeklerden sonra yapılan yürüyüşler de özellikle sindirim ve kan şekeri kontrolü açısından öne çıkıyor. 2022 yılında Sports Medicine dergisinde yayımlanan bir meta-analize göre, yemek sonrası sadece 2-5 dakikalık bir yürüyüş bile kan şekeri seviyelerini düşürmede etkili olabiliyor.Uzmanlar, yürüyüşün yemek sonrası glikoz emilimini dengelediğini ve insülin yükünü azalttığını belirtiyor. Bu durum, özellikle tip 2 diyabet veya prediyabet tanısı olan bireyler için önem taşıyor. Ayrıca yürüyüş, mide şişkinliği, reflü ve hazımsızlık gibi problemleri de hafifletebiliyor.Kilo vermek isteyen bireyler için hem yemek öncesi hem de sonrası yürüyüşün faydalı olduğu vurgulanıyor. Uzmanlar, sabah yürüyüşlerinin yağ yakımını artırırken, akşam yürüyüşlerinin insülin direncini azaltarak yağ depolanmasını sınırladığını ifade ediyor. Bu nedenle her yemekten sonra yapılan üç kısa yürüyüşten oluşan bir rutin, gün içinde dengeli bir aktivite profili sunabiliyor.Sabah saatlerinde yapılan yürüyüşler, metabolizmayı uyandırmak ve sirkadiyen ritmi düzenlemek açısından önemli görülüyor. Güneş ışığına erken maruz kalmak melatonin üretimini düzenleyerek gece uykusunu iyileştirebiliyor. Öte yandan akşam yürüyüşleri, özellikle günün stresinden arınmak ve sindirimi desteklemek için tercih ediliyor. Uzmanlar, yürüyüş zamanının kişisel yaşam tarzına uygun şekilde belirlenmesinin sürdürülebilirlik açısından kilit olduğunu vurguluyor.2023 yılında yapılan bir başka çalışma, yemek sonrası yürüyüşlerin insülin duyarlılığını artırdığını ve yemek sonrası yorgunluk hissini azalttığını ortaya koydu. Özellikle PCOS’lu kadınlar veya insülin direnci olan bireyler için, karbonhidrat açısından zengin öğünlerden sonra kısa süreli yürüyüşler daha hızlı etki gösteriyor.Uzmanlar, yürüyüşün zamanlamasından çok düzenli olarak yapılmasının önemli olduğunu vurguluyor. Sabah kahvaltısından önce, öğle yemeğinden sonra ya da akşam yürüyüşü fark etmeksizin, bu alışkanlığın günlük rutine dahil edilmesi hem fiziksel hem de zihinsel sağlık üzerinde uzun vadeli olumlu etkiler yaratabiliyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rjQlI80AgkGCwAaJS0ScPA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:53:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Yemekten, sonra, yürüyüş, mü, yemekten, önce, yürüyüş, mü:, Zamanlamanın, vücut, üzerindeki, etkisi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rjQlI80AgkGCwAaJS0ScPA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Yemekten sonra yürüyüş mü, yemekten önce yürüyüş mü: Zamanlamanın vücut üzerindeki etkisi"><p>Yürüyüş ne zaman yapılmalı? Sorunun yanıtı yalnızca fiziksel hareketin değil, zamanlamanın da sağlığa olan etkisini gözler önüne seriyor. Uzmanlara göre yürüyüşün faydaları sadece süresine ve temposuna değil, aynı zamanda günün hangi saatinde ve yemekten önce mi sonra mı yapıldığına da bağlı olarak değişiklik gösteriyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gj1IOYNm_USr2SfwfzQvRQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sabah saatlerinde, özellikle kahvaltı öncesi yapılan yürüyüşlerin yağ yakımını artırabileceği belirtiliyor. Aç karnına yürüyüş, vücudun henüz kalori almadığı bir anda gerçekleştiği için enerji ihtiyacını yağ depolarından karşılamaya yöneliyor. Bu durum, zamanla kilo kontrolüne ve yağ oranının azalmasına katkı sağlayabiliyor. Ayrıca sabah yürüyüşlerinin zihinsel odaklanmayı da desteklediği ifade ediliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rJMTKio5kUe-9lWM1Tk2Bw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırmalar, yemeklerden önce yapılan hafif tempolu yürüyüşlerin sindirim sistemini hazırladığını ve iştah kontrolünü desteklediğini ortaya koyuyor. Ayrıca yürüyüşün ruh halini düzenlemesi, daha bilinçli besin tercihlerini teşvik ediyor. Bu sayede stres veya duygusal yeme riskinin de azaldığı bildiriliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TIkSRcVRgEOn-OZYFj3CTw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yemeklerden sonra yapılan yürüyüşler de özellikle sindirim ve kan şekeri kontrolü açısından öne çıkıyor. 2022 yılında Sports Medicine dergisinde yayımlanan bir meta-analize göre, yemek sonrası sadece 2-5 dakikalık bir yürüyüş bile kan şekeri seviyelerini düşürmede etkili olabiliyor.Uzmanlar, yürüyüşün yemek sonrası glikoz emilimini dengelediğini ve insülin yükünü azalttığını belirtiyor. Bu durum, özellikle tip 2 diyabet veya prediyabet tanısı olan bireyler için önem taşıyor. Ayrıca yürüyüş, mide şişkinliği, reflü ve hazımsızlık gibi problemleri de hafifletebiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Q5cXwubTgE6hBIsMmog-ZA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kilo vermek isteyen bireyler için hem yemek öncesi hem de sonrası yürüyüşün faydalı olduğu vurgulanıyor. Uzmanlar, sabah yürüyüşlerinin yağ yakımını artırırken, akşam yürüyüşlerinin insülin direncini azaltarak yağ depolanmasını sınırladığını ifade ediyor. Bu nedenle her yemekten sonra yapılan üç kısa yürüyüşten oluşan bir rutin, gün içinde dengeli bir aktivite profili sunabiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vL5q8JYQtEWV0xTj39O3Zg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sabah saatlerinde yapılan yürüyüşler, metabolizmayı uyandırmak ve sirkadiyen ritmi düzenlemek açısından önemli görülüyor. Güneş ışığına erken maruz kalmak melatonin üretimini düzenleyerek gece uykusunu iyileştirebiliyor. Öte yandan akşam yürüyüşleri, özellikle günün stresinden arınmak ve sindirimi desteklemek için tercih ediliyor. Uzmanlar, yürüyüş zamanının kişisel yaşam tarzına uygun şekilde belirlenmesinin sürdürülebilirlik açısından kilit olduğunu vurguluyor.2023 yılında yapılan bir başka çalışma, yemek sonrası yürüyüşlerin insülin duyarlılığını artırdığını ve yemek sonrası yorgunluk hissini azalttığını ortaya koydu. Özellikle PCOS’lu kadınlar veya insülin direnci olan bireyler için, karbonhidrat açısından zengin öğünlerden sonra kısa süreli yürüyüşler daha hızlı etki gösteriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0rr401rh2ki-Do0Wmh-fiw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlar, yürüyüşün zamanlamasından çok düzenli olarak yapılmasının önemli olduğunu vurguluyor. Sabah kahvaltısından önce, öğle yemeğinden sonra ya da akşam yürüyüşü fark etmeksizin, bu alışkanlığın günlük rutine dahil edilmesi hem fiziksel hem de zihinsel sağlık üzerinde uzun vadeli olumlu etkiler yaratabiliyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Antioksidan zengini: Kanser ve tümör hücrelerinin büyümesini engelliyor</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/antioksidan-zengini-kanser-ve-tumoer-hucrelerinin-buyumesini-engelliyor</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/antioksidan-zengini-kanser-ve-tumoer-hucrelerinin-buyumesini-engelliyor</guid>
<description><![CDATA[ Uzmanlar kansere karşı böğürtlen tüketmenin faydalı olabileceğini söylüyor. Böğürtlende ‘ellagic asit’ bulunduğunu, yapılan araştırmaların bu asidin kanser ve tümör hücrelerinin büyümesini engellediğini ortaya çıkardı.Uzmanlar, &quot;Laboratuvar ortamlarında yapılan çalışmalarda, kanserin başlangıcını ellagic asidin engellediği görülmüştür. İçeriğinde bol miktarda ellagic asit bulunan böğürtlen, bu nedenle kansere karşı birebir yararlıdır.Kanser ve tümör hücrelerinin büyümesini engellediği araştırmalarla ortaya konulan böğürtlenin kansere karşı tüketilmesi faydalı olacaktır&quot; diyor.Böğürtlenin sağlık açısından sunduğu önemli faydalar şunlardır:Böğürtlen, yüksek miktarda antioksidan içerir. Antioksidanlar, serbest radikallerin neden olduğu hücre hasarını önleyerek kanser gibi kronik hastalıkların riskini azaltır.Böğürtlen, C vitamini, K vitamini, E vitamini, folat ve manganez gibi önemli vitaminler ve mineraller açısından zengindir. C vitamini bağışıklık sistemini güçlendirirken, K vitamini kemik sağlığı için gereklidir.YÜKSEK LİF İÇERİĞİBöğürtlen, yüksek lif içeriği ile sindirim sistemine yardımcı olur. Lif, bağırsak hareketlerini düzenler ve kabızlığı önler. Ayrıca, lif tüketimi kalp sağlığını da destekler.Böğürtlende bulunan antosiyaninler ve diğer flavonoidler, kalp sağlığını korur. Bu bileşikler, kan basıncını düşürmeye, kolesterol seviyelerini dengelemeye ve damarların sağlığını korumaya yardımcı olabilir.Böğürtlen, düşük glisemik indeksi sayesinde kan şekerini düzenlemeye yardımcı olabilir, bu da diyabet hastaları için faydalıdır.BEYİN SAĞLIĞINA DA FAYDALIBöğürtlende bulunan polifenoller, beyin sağlığını koruyarak yaşa bağlı bilişsel gerilemeyi yavaşlatabilir. Bu bileşikler, hafızayı ve öğrenme yeteneklerini destekler.Böğürtlenin içeriğindeki C vitamini ve antioksidanlar, cilt sağlığını korur. C vitamini, kollajen üretimini destekleyerek cildin elastikiyetini artırır ve yaşlanma belirtilerini azaltır. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JtxGctkDXUWG0O5yjlgKhA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:53:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Antioksidan, zengini:, Kanser, tümör, hücrelerinin, büyümesini, engelliyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JtxGctkDXUWG0O5yjlgKhA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Antioksidan zengini: Kanser ve tümör hücrelerinin büyümesini engelliyor"><p>Uzmanlar kansere karşı böğürtlen tüketmenin faydalı olabileceğini söylüyor. Böğürtlende ‘ellagic asit’ bulunduğunu, yapılan araştırmaların bu asidin kanser ve tümör hücrelerinin büyümesini engellediğini ortaya çıkardı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WeyZhYcqE0e49a_b6nHrCg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlar, "Laboratuvar ortamlarında yapılan çalışmalarda, kanserin başlangıcını ellagic asidin engellediği görülmüştür. İçeriğinde bol miktarda ellagic asit bulunan böğürtlen, bu nedenle kansere karşı birebir yararlıdır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/q7y1UKwaq0ipC5wtm4wgig.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kanser ve tümör hücrelerinin büyümesini engellediği araştırmalarla ortaya konulan böğürtlenin kansere karşı tüketilmesi faydalı olacaktır" diyor.Böğürtlenin sağlık açısından sunduğu önemli faydalar şunlardır:</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WAIEhrPb50ybiioCrgPwZg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Böğürtlen, yüksek miktarda antioksidan içerir. Antioksidanlar, serbest radikallerin neden olduğu hücre hasarını önleyerek kanser gibi kronik hastalıkların riskini azaltır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ij6ipw6xr0SxXEfzvLwL3Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Böğürtlen, C vitamini, K vitamini, E vitamini, folat ve manganez gibi önemli vitaminler ve mineraller açısından zengindir. C vitamini bağışıklık sistemini güçlendirirken, K vitamini kemik sağlığı için gereklidir.YÜKSEK LİF İÇERİĞİBöğürtlen, yüksek lif içeriği ile sindirim sistemine yardımcı olur. Lif, bağırsak hareketlerini düzenler ve kabızlığı önler. Ayrıca, lif tüketimi kalp sağlığını da destekler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/B_M9Di-8TUGbjEts0YA22A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Böğürtlende bulunan antosiyaninler ve diğer flavonoidler, kalp sağlığını korur. Bu bileşikler, kan basıncını düşürmeye, kolesterol seviyelerini dengelemeye ve damarların sağlığını korumaya yardımcı olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yha2_RliKUi6TD9ffi9rsA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Böğürtlen, düşük glisemik indeksi sayesinde kan şekerini düzenlemeye yardımcı olabilir, bu da diyabet hastaları için faydalıdır.BEYİN SAĞLIĞINA DA FAYDALIBöğürtlende bulunan polifenoller, beyin sağlığını koruyarak yaşa bağlı bilişsel gerilemeyi yavaşlatabilir. Bu bileşikler, hafızayı ve öğrenme yeteneklerini destekler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/asxoZx0lTEWR4VQV0sFmpg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Böğürtlenin içeriğindeki C vitamini ve antioksidanlar, cilt sağlığını korur. C vitamini, kollajen üretimini destekleyerek cildin elastikiyetini artırır ve yaşlanma belirtilerini azaltır.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>ABD&amp;apos;li gastroenterolog açıkladı: Bağırsaklar için 7 yiyecek</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/abdli-gastroenterolog-acikladi-bagirsaklar-icin-7-yiyecek</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/abdli-gastroenterolog-acikladi-bagirsaklar-icin-7-yiyecek</guid>
<description><![CDATA[ Bağırsak sağlığını desteklemek ve vücudun genel sağlığını korumak için beslenmenize dikkat etmeniz gerekiyor. Uzmanlar bağırsak sağlığını olumlu yönde etkileyen bazı günlük yiyecekleri açıkladı.Kaliforniyalı gastroenterolog Dr. Saurabh Sethi, bağırsak sağlığını olumlu yönde etkileyen bazı günlük yiyecekleri gündeme taşıdı. Hafif yeşil muzdan, sade yoğurda; zerdeçal, zencefil ve rezene gibi baharatlardan chia ve fesleğen tohumlarına kadar geniş bir liste sunan Dr. Sethi, doğru beslenmenin bağırsak mikrobiyomunu besleyerek iltihabı azalttığını ve sindirimi iyileştirdiğini vurguluyor.Gastroenteroloji ve karaciğer hastalıkları alanında Harvard ve Stanford eğitimli Dr. Saurabh Sethi, “Yediğiniz gıdalar vücudunuz için ilaçtır” diyor. Bağırsak sağlığının genel sağlık üzerindeki etkisinin giderek daha fazla önem kazandığını belirten Dr. Sethi, günlük hayatta sıkça göz ardı edilen bazı besinlerin bağırsak dostu olduğunu söylüyor.Dr. Sethi, özellikle hafif yeşil muzun bağırsak mikrobiyomu için ideal bir prebiyotik kaynağı olduğunu belirtiyor. Dirençli nişasta içeren yeşil muzlar, bağırsaktaki faydalı bakterilerin beslenmesini sağlarken, aşırı olgunlaşmış muzların şeker oranının yüksek olduğu ve bu nedenle tercih edilmemesi gerektiği konusunda uyarıyor.Kahve, hem bağırsak hareketliliğini artırıyor hem de karaciğer sağlığına olumlu katkı sağlıyor. Ancak, Dr. Sethi aç karnına fazla kahve tüketiminin reflü, anksiyete ve ishale yol açabileceğine dikkat çekiyor. Günlük 1-2 fincan, tercihen yiyeceklerle birlikte tüketilmesi ve şeker eklenmemesi öneriliyor.Dr. Sethi, zerdeçal, zencefil ve rezene gibi baharatların sadece yemeklere lezzet katmakla kalmadığını, aynı zamanda iltihabı azalttığını ve bağırsak duvarını güçlendirdiğini ifade ediyor. Bu baharatların dengeli ve düzenli tüketiminin bağırsak sağlığını desteklediği belirtiliyor.Bağırsak sağlığında fermente gıdaların rolü büyüktür. Dr. Sethi, ilave şeker içermeyen sade yoğurt, kefir ve lahana turşusu gibi probiyotik kaynaklarının zararlı bakterilerin çoğalmasını engellediğini ve bağırsaktaki faydalı bakteri çeşitliliğini artırdığını söylüyor.Kilo ve sağlık kaygıları nedeniyle beyaz pirinçten uzak durulsa da, Dr. Sethi bunun doğru bir yaklaşım olmadığını vurguluyor. Beyaz pirincin faydalarını gösterebilmesi için soğutularak tüketilmesinin dirençli nişasta oranını artırdığını ve bağırsak mikrobiyomuna destek olduğunu açıklıyor.Yaban mersini, ahududu ve nar gibi orman meyvelerinin, içerdiği yüksek lif ve polifenoller sayesinde oksidatif stresi azalttığını ve bağırsaktaki iyi bakterileri beslediğini aktaran Dr. Sethi, bu meyvelerin probiyotik takviyelerinden daha etkili olabileceğine dikkat çekiyor.Dr. Sethi, chia ve fesleğen tohumlarının suyu emerek bağırsakta jel oluşturduğunu, böylece sindirimi kolaylaştırdığını ve bağırsaklardaki faydalı bakterilerin beslenmesine yardımcı olduğunu belirtiyor.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AcoUXBEOg0-s_s4_ENW5VQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:53:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>ABDli, gastroenterolog, açıkladı:, Bağırsaklar, için, yiyecek</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AcoUXBEOg0-s_s4_ENW5VQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="ABD'li gastroenterolog açıkladı: Bağırsaklar için 7 yiyecek"><p>Bağırsak sağlığını desteklemek ve vücudun genel sağlığını korumak için beslenmenize dikkat etmeniz gerekiyor. Uzmanlar bağırsak sağlığını olumlu yönde etkileyen bazı günlük yiyecekleri açıkladı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3PyldXz-1EK4oki5xgvkww.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kaliforniyalı gastroenterolog Dr. Saurabh Sethi, bağırsak sağlığını olumlu yönde etkileyen bazı günlük yiyecekleri gündeme taşıdı. Hafif yeşil muzdan, sade yoğurda; zerdeçal, zencefil ve rezene gibi baharatlardan chia ve fesleğen tohumlarına kadar geniş bir liste sunan Dr. Sethi, doğru beslenmenin bağırsak mikrobiyomunu besleyerek iltihabı azalttığını ve sindirimi iyileştirdiğini vurguluyor.Gastroenteroloji ve karaciğer hastalıkları alanında Harvard ve Stanford eğitimli Dr. Saurabh Sethi, “Yediğiniz gıdalar vücudunuz için ilaçtır” diyor. Bağırsak sağlığının genel sağlık üzerindeki etkisinin giderek daha fazla önem kazandığını belirten Dr. Sethi, günlük hayatta sıkça göz ardı edilen bazı besinlerin bağırsak dostu olduğunu söylüyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CaKeVVYU_kSi_ndRd82Jcg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dr. Sethi, özellikle hafif yeşil muzun bağırsak mikrobiyomu için ideal bir prebiyotik kaynağı olduğunu belirtiyor. Dirençli nişasta içeren yeşil muzlar, bağırsaktaki faydalı bakterilerin beslenmesini sağlarken, aşırı olgunlaşmış muzların şeker oranının yüksek olduğu ve bu nedenle tercih edilmemesi gerektiği konusunda uyarıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RjbQrJYwTU2n1IqWFvsBPQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kahve, hem bağırsak hareketliliğini artırıyor hem de karaciğer sağlığına olumlu katkı sağlıyor. Ancak, Dr. Sethi aç karnına fazla kahve tüketiminin reflü, anksiyete ve ishale yol açabileceğine dikkat çekiyor. Günlük 1-2 fincan, tercihen yiyeceklerle birlikte tüketilmesi ve şeker eklenmemesi öneriliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UCsGnkl0l0G5_N2JfGBf6Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dr. Sethi, zerdeçal, zencefil ve rezene gibi baharatların sadece yemeklere lezzet katmakla kalmadığını, aynı zamanda iltihabı azalttığını ve bağırsak duvarını güçlendirdiğini ifade ediyor. Bu baharatların dengeli ve düzenli tüketiminin bağırsak sağlığını desteklediği belirtiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AB5u2J9_Tk-uvKtbhUWLlg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bağırsak sağlığında fermente gıdaların rolü büyüktür. Dr. Sethi, ilave şeker içermeyen sade yoğurt, kefir ve lahana turşusu gibi probiyotik kaynaklarının zararlı bakterilerin çoğalmasını engellediğini ve bağırsaktaki faydalı bakteri çeşitliliğini artırdığını söylüyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YudNIlWr5E6kyHGowy_iEg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kilo ve sağlık kaygıları nedeniyle beyaz pirinçten uzak durulsa da, Dr. Sethi bunun doğru bir yaklaşım olmadığını vurguluyor. Beyaz pirincin faydalarını gösterebilmesi için soğutularak tüketilmesinin dirençli nişasta oranını artırdığını ve bağırsak mikrobiyomuna destek olduğunu açıklıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AJ8FDnb6IUyKK71AFwbIfQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yaban mersini, ahududu ve nar gibi orman meyvelerinin, içerdiği yüksek lif ve polifenoller sayesinde oksidatif stresi azalttığını ve bağırsaktaki iyi bakterileri beslediğini aktaran Dr. Sethi, bu meyvelerin probiyotik takviyelerinden daha etkili olabileceğine dikkat çekiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EJ0R-EUVA0unIbmx0YbCdg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dr. Sethi, chia ve fesleğen tohumlarının suyu emerek bağırsakta jel oluşturduğunu, böylece sindirimi kolaylaştırdığını ve bağırsaklardaki faydalı bakterilerin beslenmesine yardımcı olduğunu belirtiyor.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bağırsak sağlığınız iyi mi? 5 sessiz işaret acil müdahale gerektiriyor</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/bagirsak-sagliginiz-iyi-mi-5-sessiz-isaret-acil-mudahale-gerektiriyor</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/bagirsak-sagliginiz-iyi-mi-5-sessiz-isaret-acil-mudahale-gerektiriyor</guid>
<description><![CDATA[ Uzmanlar, sürekli yorgunluk, cilt problemleri, beyin sisi ve düzensiz tuvalet alışkanlıklarının, bağırsak sağlığıyla doğrudan ilişkili olabileceğine dikkat çekiyor.Bağırsak sağlığı yalnızca sindirim sistemiyle sınırlı bir konu değil. Uzmanlara göre, bağırsaklar ruh hali, enerji seviyesi ve hatta zihinsel berraklık üzerinde sandığımızdan çok daha büyük bir rol oynuyor. Günlük hayatın içinde çoğu zaman göz ardı edilen hafif rahatsızlıklar, aslında sindirim sisteminden gelen uyarılar olabilir.Beslenme ve yaşam tarzı tercihleriyle yakından ilişkili olan bağırsak sağlığı, düzenli ihmal edildiğinde uzun vadede ciddi sağlık sorunlarına davetiye çıkarabiliyor. Son yıllarda yapılan araştırmalar, bağırsak-beyin ekseni başta olmak üzere sindirim sisteminin vücut genelindeki etkilerini gözler önüne seriyor. Peki bağırsakların yardım çığlığını nasıl fark edebiliriz?Yemek sonrası oluşan ve geçmeyen şişkinlik, bağırsak bakterilerindeki dengesizliklerin bir işareti olabilir. Ara sıra görülen şişkinlik genellikle normal kabul edilse de, sürekli yaşanması bağırsak florasında bir problem olduğuna işaret edebilir. Uzmanlar, aşırı gaz üretiminin de bağırsak sağlığı bozukluklarıyla ilişkili olduğuna dikkat çekiyor.Ciltte meydana gelen egzama ya da akne gibi rahatsızlıkların kaynağı bazen dış etkenler değil, içeriden gelen dengesizlikler olabilir. “Bağırsak-cilt ekseni” olarak tanımlanan bu ilişki, 2020 yılında yapılan bir çalışmada net biçimde ortaya kondu. Egzamalı bireylerin bağırsak florasında sağlıklı bireylerden farklı bakteriyel dizilimler ve iltihap belirtileri bulundu.Kronik kabızlık, ishal ya da düzensiz bağırsak hareketleri, sindirim sistemindeki dengesizliklerin sinyallerinden biri. Araştırmalar, bu tür düzensizliklerin yaklaşık %45’inde düşük mikrobiyal çeşitlilik görüldüğünü ortaya koyuyor. Lif açısından zengin meyve, sebze ve tam tahılların yanı sıra probiyotik takviyeleri, bağırsak fonksiyonlarının yeniden düzenlenmesinde önemli rol oynuyor.Yeterli uykuya rağmen devam eden kronik yorgunluk, bağırsakların vitamin ve mineral emilimindeki bozulmadan kaynaklanabilir. Özellikle B vitaminleri ve demir gibi enerji üretiminde kritik öneme sahip besin maddeleri, sağlıksız bir bağırsakta yeterince emilemeyebilir. Besin emilimini destekleyen dengeli bir diyet ve probiyotikler bu noktada devreye giriyor.Zihinsel bulanıklık, odaklanma güçlüğü ve konsantrasyon eksikliği gibi şikayetler yalnızca ruhsal değil, biyolojik nedenlere de dayanabilir. Bağırsak-beyin ekseni üzerine yapılan 2024 tarihli analiz, mikrobiyota değişimlerinin nörotransmitter seviyeleri, nöroinflamasyon ve stres tepkisini düzenleyen HPA ekseniyle doğrudan bağlantılı olduğunu ortaya koydu. Uzmanlar, işlenmiş ve şekerli gıdalardan uzak durulması gerektiğini vurguluyor.Uzmanlara göre bağırsakların bu sessiz sinyallerini göz ardı etmemek, daha büyük sağlık sorunlarının önüne geçmek açısından hayati öneme sahip. Dengeli beslenme, lif alımının artırılması, stres yönetimi ve düzenli egzersiz, bağırsak sağlığını iyileştirmenin temel yolları arasında gösteriliyor.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/eBBaUkNPy0Sht09FTN61qA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:53:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bağırsak, sağlığınız, iyi, mi, sessiz, işaret, acil, müdahale, gerektiriyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/eBBaUkNPy0Sht09FTN61qA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Bağırsak sağlığınız iyi mi? 5 sessiz işaret acil müdahale gerektiriyor"><p>Uzmanlar, sürekli yorgunluk, cilt problemleri, beyin sisi ve düzensiz tuvalet alışkanlıklarının, bağırsak sağlığıyla doğrudan ilişkili olabileceğine dikkat çekiyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MiIL_rmgpkugGavZKGAv_A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bağırsak sağlığı yalnızca sindirim sistemiyle sınırlı bir konu değil. Uzmanlara göre, bağırsaklar ruh hali, enerji seviyesi ve hatta zihinsel berraklık üzerinde sandığımızdan çok daha büyük bir rol oynuyor. Günlük hayatın içinde çoğu zaman göz ardı edilen hafif rahatsızlıklar, aslında sindirim sisteminden gelen uyarılar olabilir.Beslenme ve yaşam tarzı tercihleriyle yakından ilişkili olan bağırsak sağlığı, düzenli ihmal edildiğinde uzun vadede ciddi sağlık sorunlarına davetiye çıkarabiliyor. Son yıllarda yapılan araştırmalar, bağırsak-beyin ekseni başta olmak üzere sindirim sisteminin vücut genelindeki etkilerini gözler önüne seriyor. Peki bağırsakların yardım çığlığını nasıl fark edebiliriz?</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WL1M1swb6UqB0cVuelTG-w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yemek sonrası oluşan ve geçmeyen şişkinlik, bağırsak bakterilerindeki dengesizliklerin bir işareti olabilir. Ara sıra görülen şişkinlik genellikle normal kabul edilse de, sürekli yaşanması bağırsak florasında bir problem olduğuna işaret edebilir. Uzmanlar, aşırı gaz üretiminin de bağırsak sağlığı bozukluklarıyla ilişkili olduğuna dikkat çekiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AUSxAlKvJkak1KDe0Jy_0A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ciltte meydana gelen egzama ya da akne gibi rahatsızlıkların kaynağı bazen dış etkenler değil, içeriden gelen dengesizlikler olabilir. “Bağırsak-cilt ekseni” olarak tanımlanan bu ilişki, 2020 yılında yapılan bir çalışmada net biçimde ortaya kondu. Egzamalı bireylerin bağırsak florasında sağlıklı bireylerden farklı bakteriyel dizilimler ve iltihap belirtileri bulundu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6rnrV5qVCE6W4OOdi_I5lA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kronik kabızlık, ishal ya da düzensiz bağırsak hareketleri, sindirim sistemindeki dengesizliklerin sinyallerinden biri. Araştırmalar, bu tür düzensizliklerin yaklaşık %45’inde düşük mikrobiyal çeşitlilik görüldüğünü ortaya koyuyor. Lif açısından zengin meyve, sebze ve tam tahılların yanı sıra probiyotik takviyeleri, bağırsak fonksiyonlarının yeniden düzenlenmesinde önemli rol oynuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HupXT-MpUkSBqrl0ByhR5A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yeterli uykuya rağmen devam eden kronik yorgunluk, bağırsakların vitamin ve mineral emilimindeki bozulmadan kaynaklanabilir. Özellikle B vitaminleri ve demir gibi enerji üretiminde kritik öneme sahip besin maddeleri, sağlıksız bir bağırsakta yeterince emilemeyebilir. Besin emilimini destekleyen dengeli bir diyet ve probiyotikler bu noktada devreye giriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LM8G4YvwGEq61XJnTefvoA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Zihinsel bulanıklık, odaklanma güçlüğü ve konsantrasyon eksikliği gibi şikayetler yalnızca ruhsal değil, biyolojik nedenlere de dayanabilir. Bağırsak-beyin ekseni üzerine yapılan 2024 tarihli analiz, mikrobiyota değişimlerinin nörotransmitter seviyeleri, nöroinflamasyon ve stres tepkisini düzenleyen HPA ekseniyle doğrudan bağlantılı olduğunu ortaya koydu. Uzmanlar, işlenmiş ve şekerli gıdalardan uzak durulması gerektiğini vurguluyor.Uzmanlara göre bağırsakların bu sessiz sinyallerini göz ardı etmemek, daha büyük sağlık sorunlarının önüne geçmek açısından hayati öneme sahip. Dengeli beslenme, lif alımının artırılması, stres yönetimi ve düzenli egzersiz, bağırsak sağlığını iyileştirmenin temel yolları arasında gösteriliyor.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sürekli yorgun mu hissediyorsunuz? Vücudunuz sinyal veriyor olabilir</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/surekli-yorgun-mu-hissediyorsunuz-vucudunuz-sinyal-veriyor-olabilir</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/surekli-yorgun-mu-hissediyorsunuz-vucudunuz-sinyal-veriyor-olabilir</guid>
<description><![CDATA[ Son dönemde yaygınlaşan sürekli yorgunluk şikayetleri, yalnızca modern yaşamın getirdiği stres ve uykusuzlukla sınırlı olmayabilir. Uzmanlara göre, bu durum bazı karaciğer rahatsızlıklarının erken belirtisi olabilir.Karaciğer, vücudun enerji üretimi, toksinlerden arındırılması ve metabolizma dengesinin sağlanması gibi birçok kritik işlevi yerine getiriyor. Bu nedenle organın fonksiyonlarında meydana gelen bozulmalar, kişinin genel sağlık durumunu doğrudan etkileyebiliyor. Özellikle sarılık, karın bölgesinde şişlik, açıklanamayan kilo değişiklikleri ve zihinsel bulanıklık (beyin sisi) gibi belirtilerle birlikte görülen kronik yorgunluk, karaciğerle ilgili bir problemin habercisi olabilir.Karaciğer hastalıkları çoğu zaman sessiz seyrediyor. Örneğin, dünya genelinde her dört yetişkinden birinde görüldüğü belirtilen alkole bağlı olmayan yağlı karaciğer hastalığı (NAFLD), erken evrelerde belirgin semptom göstermeyebiliyor. Bu nedenle halsizlik gibi yaygın şikâyetler, çoğu zaman göz ardı ediliyor.Sağlık uzmanları, &quot;Dinlenmeyle geçmeyen, günler veya haftalar boyunca süren bitkinlik hissi ciddiye alınmalı. Özellikle başka rahatsızlıklar (anemi, tiroid hastalıkları, uyku bozuklukları vb.) ekarte edildiyse, karaciğer fonksiyonlarının kontrol edilmesi faydalı olabilir&quot; uyarısında bulunuyor.Karaciğer sağlığını doğrudan etkileyen bir diğer unsur ise yaşam tarzı. Aşırı alkol tüketimi, yüksek oranda işlenmiş gıda ve şeker içeren beslenme düzeni ile hareketsiz yaşam, karaciğerde yağlanma ve inflamasyon riskini artırabiliyor.Uzmanlar, şu önerilerde bulunuyor:Alkol alımı sınırlandırılmalı, gerekirse tamamen bırakılmalıRafine şeker ve işlenmiş gıdalardan uzak durulmalıKaraciğer dostu yiyecekler (yeşil yapraklı sebzeler, sarımsak, pancar, zeytinyağı vb.) tüketilmeliSu tüketimine dikkat edilmeli, düzenli fiziksel aktivite yapılmalıGereksiz takviye ve ilaç kullanımı önlenmeliKaraciğer hastalıklarının tanısı genellikle kan testleriyle konuluyor. Ancak uzmanlar, bireylerin vücutlarından gelen sinyallere daha fazla kulak vermeleri gerektiğini vurguluyor. &quot;Yorgunluk, ağızda acı tat, idrarda koyulaşma veya dışkı renginde değişiklik gibi belirtiler, karaciğerin aşırı yüklendiğini gösterebilir. Bu durum, geç kalınmadan değerlendirilmeli&quot; deniliyor.Yorgunluk her zaman tembellik ya da sadece stres kaynaklı olmayabilir. Bazen vücudun en sessiz çalışan organlarından biri olan karaciğer, sorun yaşadığında bunu enerji düşüklüğü ile belli edebilir. Bu nedenle, uzun süren halsizlik durumunda bir uzmana başvurmak, ciddi sağlık sorunlarının önüne geçmek açısından hayati önem taşıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pxKyRtBkqkKUzv3u2c-GJQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:53:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sürekli, yorgun, hissediyorsunuz, Vücudunuz, sinyal, veriyor, olabilir</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pxKyRtBkqkKUzv3u2c-GJQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Sürekli yorgun mu hissediyorsunuz? Vücudunuz sinyal veriyor olabilir"><p>Son dönemde yaygınlaşan sürekli yorgunluk şikayetleri, yalnızca modern yaşamın getirdiği stres ve uykusuzlukla sınırlı olmayabilir. Uzmanlara göre, bu durum bazı karaciğer rahatsızlıklarının erken belirtisi olabilir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZZshWiASp0iRvHPbMf1p0Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Karaciğer, vücudun enerji üretimi, toksinlerden arındırılması ve metabolizma dengesinin sağlanması gibi birçok kritik işlevi yerine getiriyor. Bu nedenle organın fonksiyonlarında meydana gelen bozulmalar, kişinin genel sağlık durumunu doğrudan etkileyebiliyor. Özellikle sarılık, karın bölgesinde şişlik, açıklanamayan kilo değişiklikleri ve zihinsel bulanıklık (beyin sisi) gibi belirtilerle birlikte görülen kronik yorgunluk, karaciğerle ilgili bir problemin habercisi olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xYIuZWu-TEeBrKKGH7cTwQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Karaciğer hastalıkları çoğu zaman sessiz seyrediyor. Örneğin, dünya genelinde her dört yetişkinden birinde görüldüğü belirtilen alkole bağlı olmayan yağlı karaciğer hastalığı (NAFLD), erken evrelerde belirgin semptom göstermeyebiliyor. Bu nedenle halsizlik gibi yaygın şikâyetler, çoğu zaman göz ardı ediliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/m_ZngE1RsUqZbjXxw9i60A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sağlık uzmanları, "Dinlenmeyle geçmeyen, günler veya haftalar boyunca süren bitkinlik hissi ciddiye alınmalı. Özellikle başka rahatsızlıklar (anemi, tiroid hastalıkları, uyku bozuklukları vb.) ekarte edildiyse, karaciğer fonksiyonlarının kontrol edilmesi faydalı olabilir" uyarısında bulunuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yFEUNu5bOUaMPdznUPD5Qg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Karaciğer sağlığını doğrudan etkileyen bir diğer unsur ise yaşam tarzı. Aşırı alkol tüketimi, yüksek oranda işlenmiş gıda ve şeker içeren beslenme düzeni ile hareketsiz yaşam, karaciğerde yağlanma ve inflamasyon riskini artırabiliyor.Uzmanlar, şu önerilerde bulunuyor:Alkol alımı sınırlandırılmalı, gerekirse tamamen bırakılmalıRafine şeker ve işlenmiş gıdalardan uzak durulmalıKaraciğer dostu yiyecekler (yeşil yapraklı sebzeler, sarımsak, pancar, zeytinyağı vb.) tüketilmeliSu tüketimine dikkat edilmeli, düzenli fiziksel aktivite yapılmalıGereksiz takviye ve ilaç kullanımı önlenmeli</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JekyphR74U2M6192m1th9g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Karaciğer hastalıklarının tanısı genellikle kan testleriyle konuluyor. Ancak uzmanlar, bireylerin vücutlarından gelen sinyallere daha fazla kulak vermeleri gerektiğini vurguluyor. "Yorgunluk, ağızda acı tat, idrarda koyulaşma veya dışkı renginde değişiklik gibi belirtiler, karaciğerin aşırı yüklendiğini gösterebilir. Bu durum, geç kalınmadan değerlendirilmeli" deniliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yIx3YOzvmk-hNShkJi2xow.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yorgunluk her zaman tembellik ya da sadece stres kaynaklı olmayabilir. Bazen vücudun en sessiz çalışan organlarından biri olan karaciğer, sorun yaşadığında bunu enerji düşüklüğü ile belli edebilir. Bu nedenle, uzun süren halsizlik durumunda bir uzmana başvurmak, ciddi sağlık sorunlarının önüne geçmek açısından hayati önem taşıyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Vücuttaki eksikliği görme kaybına kadar gidiyor: Belirtiler yavaş ilerliyor</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/vucuttaki-eksikligi-goerme-kaybina-kadar-gidiyor-belirtiler-yavas-ilerliyor</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/vucuttaki-eksikligi-goerme-kaybina-kadar-gidiyor-belirtiler-yavas-ilerliyor</guid>
<description><![CDATA[ Milyonlarca insanı etkileyen A vitamini eksikliği, başta çocuklar olmak üzere savunmasız gruplar için ciddi sağlık sorunlarına yol açıyor. Uzmanlar, eksikliğin zamanında fark edilmemesi durumunda kalıcı görme kaybı ve bağışıklık sistemi çöküşü gibi sonuçlar doğurabileceği konusunda uyarıyor.Moda diyetlerin ve takviye furyalarının gölgesinde kalan A vitamini eksikliği, özellikle düşük gelirli ülkelerde halk sağlığını tehdit eden sessiz bir kriz haline gelmiş durumda. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), A vitamini eksikliğini çocuklarda önlenebilir körlüğün en yaygın nedeni olarak tanımlarken, bu durumun aynı zamanda hastalık ve ölüm riskini de önemli ölçüde artırdığını bildiriyor.A vitamini; sağlıklı görme, güçlü bir bağışıklık sistemi, cilt sağlığı ve hücre büyümesi için hayati öneme sahip. Ancak hamile kadınlar ve çocuklar başta olmak üzere birçok birey, bu eksikliğe farkında olmadan açık hale geliyor.A vitamini eksikliği, genellikle yavaş ilerleyen ve ilk aşamada hafif görülen belirtilerle kendini gösteriyor. Ancak tedavi edilmediğinde geri dönüşü olmayan hasarlara neden olabiliyor. Uzmanlara göre, göz ardı edilmemesi gereken beş temel belirti şöyle:Gece Körlüğü: Düşük ışıkta görme güçlüğü, eksikliğin en erken işaretlerinden biri. Bu belirti, rodopsin adı verilen göz pigmentinin üretiminde A vitamininin rol oynamasından kaynaklanıyor. Müdahale edilmediğinde kalıcı görme kaybına yol açabiliyor.Kuru Gözler ve Kornea Hasarı: A vitamini göz yüzeyini nemli tutarak koruyucu etki sağlar. Eksiklik durumunda ciddi göz rahatsızlıkları, hatta kalıcı körlük gelişebilir.Gece Körlüğü: Düşük ışıkta görme güçlüğü, eksikliğin en erken işaretlerinden biri. Bu belirti, rodopsin adı verilen göz pigmentinin üretiminde A vitamininin rol oynamasından kaynaklanıyor. Müdahale edilmediğinde kalıcı görme kaybına yol açabiliyor.Kuru Gözler ve Kornea Hasarı: A vitamini göz yüzeyini nemli tutarak koruyucu etki sağlar. Eksiklik durumunda ciddi göz rahatsızlıkları, hatta kalıcı körlük gelişebilir.Sık Enfeksiyonlar: Bağışıklık sistemini destekleyen mukoza zarlarının zayıflamasıyla birlikte, zatürre, ishal ve kızamık gibi enfeksiyonlara yakalanma riski artar. Özellikle çocuklarda ölüm oranları bu nedenle yükseliyor.Kuru, Pullu Cilt: A vitamini cilt yenilenmesi için gereklidir. Eksikliğinde cilt kurur, pullanır ve iyileşme süreci uzar. Bu durum, sıklıkla egzama gibi cilt hastalıklarıyla karıştırılır.Gelişim Geriliği: Çocuklarda büyüme ve zihinsel gelişim A vitamini yetersizliğinden olumsuz etkilenir. Uzun süreli eksiklik; öğrenme zorlukları, düşük kemik yoğunluğu ve bağışıklık düşüklüğü ile ilişkilidir.Uzmanlar, A vitamini eksikliğinin basit ama etkili yöntemlerle önlenebileceğine dikkat çekiyor. Yapraklı yeşillikler, havuç, tatlı patates, yumurta ve süt ürünleri gibi besinlerle zenginleştirilmiş bir diyet, eksikliği önlemede kilit rol oynuyor. Ayrıca, risk altındaki bireyler için doktor gözetiminde takviye kullanımı da öneriliyor.A vitamini eksikliğinin sadece bireysel değil, toplumsal bir sağlık sorunu olduğunu vurgulayan uzmanlar, bu konuda küresel farkındalık kampanyalarının artırılması gerektiğini belirtiyor. Sessizce ilerleyen bu eksiklik, erken teşhis ve müdahaleyle hem görme sağlığını koruyabilir hem de yaşam kalitesini artırabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/i0ahl7MVCkaK0bRLrCmQaw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:53:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Vücuttaki, eksikliği, görme, kaybına, kadar, gidiyor:, Belirtiler, yavaş, ilerliyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/i0ahl7MVCkaK0bRLrCmQaw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Vücuttaki eksikliği görme kaybına kadar gidiyor: Belirtiler yavaş ilerliyor"><p>Milyonlarca insanı etkileyen A vitamini eksikliği, başta çocuklar olmak üzere savunmasız gruplar için ciddi sağlık sorunlarına yol açıyor. Uzmanlar, eksikliğin zamanında fark edilmemesi durumunda kalıcı görme kaybı ve bağışıklık sistemi çöküşü gibi sonuçlar doğurabileceği konusunda uyarıyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rAWkP4LsX0W2WX1lPdLo4Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Moda diyetlerin ve takviye furyalarının gölgesinde kalan A vitamini eksikliği, özellikle düşük gelirli ülkelerde halk sağlığını tehdit eden sessiz bir kriz haline gelmiş durumda. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), A vitamini eksikliğini çocuklarda önlenebilir körlüğün en yaygın nedeni olarak tanımlarken, bu durumun aynı zamanda hastalık ve ölüm riskini de önemli ölçüde artırdığını bildiriyor.A vitamini; sağlıklı görme, güçlü bir bağışıklık sistemi, cilt sağlığı ve hücre büyümesi için hayati öneme sahip. Ancak hamile kadınlar ve çocuklar başta olmak üzere birçok birey, bu eksikliğe farkında olmadan açık hale geliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/X6CfcJhgSkO-PJVodV9HRw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>A vitamini eksikliği, genellikle yavaş ilerleyen ve ilk aşamada hafif görülen belirtilerle kendini gösteriyor. Ancak tedavi edilmediğinde geri dönüşü olmayan hasarlara neden olabiliyor. Uzmanlara göre, göz ardı edilmemesi gereken beş temel belirti şöyle:</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/iH94s13cBUami0fklCA4Gg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gece Körlüğü: Düşük ışıkta görme güçlüğü, eksikliğin en erken işaretlerinden biri. Bu belirti, rodopsin adı verilen göz pigmentinin üretiminde A vitamininin rol oynamasından kaynaklanıyor. Müdahale edilmediğinde kalıcı görme kaybına yol açabiliyor.Kuru Gözler ve Kornea Hasarı: A vitamini göz yüzeyini nemli tutarak koruyucu etki sağlar. Eksiklik durumunda ciddi göz rahatsızlıkları, hatta kalıcı körlük gelişebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5JSRg41w_0u1ICFiyyK2dw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gece Körlüğü: Düşük ışıkta görme güçlüğü, eksikliğin en erken işaretlerinden biri. Bu belirti, rodopsin adı verilen göz pigmentinin üretiminde A vitamininin rol oynamasından kaynaklanıyor. Müdahale edilmediğinde kalıcı görme kaybına yol açabiliyor.Kuru Gözler ve Kornea Hasarı: A vitamini göz yüzeyini nemli tutarak koruyucu etki sağlar. Eksiklik durumunda ciddi göz rahatsızlıkları, hatta kalıcı körlük gelişebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JHuOwA0yBE6OEmNfLd9Y6A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sık Enfeksiyonlar: Bağışıklık sistemini destekleyen mukoza zarlarının zayıflamasıyla birlikte, zatürre, ishal ve kızamık gibi enfeksiyonlara yakalanma riski artar. Özellikle çocuklarda ölüm oranları bu nedenle yükseliyor.Kuru, Pullu Cilt: A vitamini cilt yenilenmesi için gereklidir. Eksikliğinde cilt kurur, pullanır ve iyileşme süreci uzar. Bu durum, sıklıkla egzama gibi cilt hastalıklarıyla karıştırılır.Gelişim Geriliği: Çocuklarda büyüme ve zihinsel gelişim A vitamini yetersizliğinden olumsuz etkilenir. Uzun süreli eksiklik; öğrenme zorlukları, düşük kemik yoğunluğu ve bağışıklık düşüklüğü ile ilişkilidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xGBzp0dVSkSAAQX-0rv0cg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlar, A vitamini eksikliğinin basit ama etkili yöntemlerle önlenebileceğine dikkat çekiyor. Yapraklı yeşillikler, havuç, tatlı patates, yumurta ve süt ürünleri gibi besinlerle zenginleştirilmiş bir diyet, eksikliği önlemede kilit rol oynuyor. Ayrıca, risk altındaki bireyler için doktor gözetiminde takviye kullanımı da öneriliyor.A vitamini eksikliğinin sadece bireysel değil, toplumsal bir sağlık sorunu olduğunu vurgulayan uzmanlar, bu konuda küresel farkındalık kampanyalarının artırılması gerektiğini belirtiyor. Sessizce ilerleyen bu eksiklik, erken teşhis ve müdahaleyle hem görme sağlığını koruyabilir hem de yaşam kalitesini artırabilir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>E vitamini eksikliği ciddi sorunlara yol açıyor: 6 işareti önemseyin</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/e-vitamini-eksikligi-ciddi-sorunlara-yol-aciyor-6-isareti-oenemseyin</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/e-vitamini-eksikligi-ciddi-sorunlara-yol-aciyor-6-isareti-oenemseyin</guid>
<description><![CDATA[ E Vitamini, genel sağlığınız için önemli bir antioksidandır. E Vitamini, hastalıkların önlenmesinde önemli rol oynar, biyokimyasal işlevler için gereklidir ve vücut hücrelerini bozulmaya karşı korur. E Vitamini bağışıklık sistemini, cildi ve gözleri güçlendirir. Ancak yağda çözünen bir vitamindir ve bazı hastalıklar veya beslenme eksiklikleri E Vitamini eksikliğine neden olabilir. E Vitamini eksikliği, bazıları hafif, bazıları ise yıkıcı olan şu belirtilere yol açarBu, A Vitamini eksikliğinin en yaygın ve en erken belirtilerinden biridir. Hücreleri oksidatif stresten koruyarak kas dokusu bütünlüğünün korunması için bu vitamin çok önemlidir. Düşük E Vitamini seviyeleri, kas hücrelerinin hasara karşı savunmasız hale gelmesine ve bunun sonucunda güçsüzlük, yorgunluk veya spazmlara yol açar.E vitamini, özellikle hareket ve koordinasyonda rol oynayan sinirlerin sağlığının korunmasında önemlidir. Eksikliği sinir sistemini çökertebilir ve denge ve koordinasyon kaybı gibi ataksi benzeri semptomlara yol açabilir.
Ataksi hastaları düz yürüyemez, sakarlık gösterebilir veya gömlek iliklemek gibi ince motor koordinasyonunda sorun yaşayabilirler. Bu durum, beyincik ve periferik sinir sistemindeki bazı nöronların dejenerasyonundan kaynaklanır. İleri evrelerde bu semptomlar nörolojik hastalıklara benzeyebilir ve teşhisin doğru bir şekilde yapılması gerekir.Periferik nöropati, E Vitamini eksikliğinin nörolojik belirtilerinden biri olup ellerde, ayaklarda, kollarda veya bacaklarda uyuşma, karıncalanma veya yanma hissine neden olur. Semptomlar, E Vitamininin normalde sağlayacağı antioksidan korumanın eksikliği nedeniyle sinirlerde oluşan hasar nedeniyle ortaya çıkar.Bu tür bir yaralanma daha da kötüleşerek kişinin sıcak, soğuk veya ağrı hissini bozabilir ve muhtemelen yaralanma riskini artırabilir. Bu hisler devam ederse veya kötüleşirse, bir sağlık uzmanına danışmanız önerilir.E vitamini sağlıklı gözler için de gereklidir. Eksikliği, retina ve gözdeki diğer yapılarda hasara yol açar ve görme sorunlarına yol açabilir. Bunların hepsi erken dönemde potansiyel uyarı işaretleridir: bulanık görme, konsantrasyon sorunları veya ışığa karşı hassasiyet. Kronik eksiklik, önlendiğinde geri dönüşü olmayan retina dejenerasyonu gibi daha ciddi rahatsızlıklara bile yol açabilir.
Görme kaybının birçok nedene bağlı olabileceği doğru olsa da, diğer eksiklik belirtileriyle bir araya geldiğinde beslenmeyle ilgili bir sorunun işareti olabilir.E vitamini, vücudun enfeksiyonlarla mücadeleye daha duyarlı hale gelmesini sağlayarak bağışıklık sistemine yardımcı olur. E vitamini eksikliği olan kişiler sık sık hastalanır veya soğuk algınlığı, grip veya kesik gibi sıradan enfeksiyonlardan kurtulmaları uzun zaman alır.Bu, özellikle E vitamini eksikliği yaşama olasılığı en yüksek olan ve bağışıklık sistemi zaten zayıflamış olan yaşlı bireyler için önemlidir. E vitamini eksikliği olan çocuklar solunum yolu enfeksiyonlarına ve diğer hastalıklara yatkın olabilir.Sağlıklı cilt ve saçlar için antioksidan olan E vitamini gereklidir. Eksikliği kuru ve pullu bir cilde veya kırılgan, incelen saçlara neden olabilir. Ciltte pürüzlülük veya iltihap oluşabilir ve hücre yenilenmesi ve onarımı olmadığı için yara iyileşmesi gecikebilir.Çoğu kişi E vitaminini krem veya yağ yoluyla haricen uygulasa da, iç eksiklik gıda veya takviyelerle giderilmelidir. Badem, ayçiçeği çekirdeği, ıspanak ve avokado gibi E vitamini açısından zengin besinler düzenli olarak beslenmeye dahil edilmelidir.E vitamini sağlıklı görme için de gereklidir. Eksikliği, retina ve diğer göz yapılarında hasara yol açarak görme bozukluklarına neden olabilir. Bunların hepsi, bulanık görme, konsantrasyon güçlüğü veya ışığa duyarlılık gibi erken uyarı işaretleri olabilir. Kronik eksiklik, önlenmezse geri dönüşü olmayan retina dejenerasyonu gibi daha ciddi sorunlara bile yol açabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XDX75JHofUWOvyexeR0jeA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:53:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>vitamini, eksikliği, ciddi, sorunlara, yol, açıyor:, işareti, önemseyin</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XDX75JHofUWOvyexeR0jeA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="E vitamini eksikliği ciddi sorunlara yol açıyor: 6 işareti önemseyin"><p>E Vitamini, genel sağlığınız için önemli bir antioksidandır. E Vitamini, hastalıkların önlenmesinde önemli rol oynar, biyokimyasal işlevler için gereklidir ve vücut hücrelerini bozulmaya karşı korur. E Vitamini bağışıklık sistemini, cildi ve gözleri güçlendirir. Ancak yağda çözünen bir vitamindir ve bazı hastalıklar veya beslenme eksiklikleri E Vitamini eksikliğine neden olabilir. E Vitamini eksikliği, bazıları hafif, bazıları ise yıkıcı olan şu belirtilere yol açar</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZmrfOXOLS06P1hjFKVJHDg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu, A Vitamini eksikliğinin en yaygın ve en erken belirtilerinden biridir. Hücreleri oksidatif stresten koruyarak kas dokusu bütünlüğünün korunması için bu vitamin çok önemlidir. Düşük E Vitamini seviyeleri, kas hücrelerinin hasara karşı savunmasız hale gelmesine ve bunun sonucunda güçsüzlük, yorgunluk veya spazmlara yol açar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/McotprE9dEy3OSuThm2qrA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>E vitamini, özellikle hareket ve koordinasyonda rol oynayan sinirlerin sağlığının korunmasında önemlidir. Eksikliği sinir sistemini çökertebilir ve denge ve koordinasyon kaybı gibi ataksi benzeri semptomlara yol açabilir.
Ataksi hastaları düz yürüyemez, sakarlık gösterebilir veya gömlek iliklemek gibi ince motor koordinasyonunda sorun yaşayabilirler. Bu durum, beyincik ve periferik sinir sistemindeki bazı nöronların dejenerasyonundan kaynaklanır. İleri evrelerde bu semptomlar nörolojik hastalıklara benzeyebilir ve teşhisin doğru bir şekilde yapılması gerekir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hAm6qNG4iEi_9_2AXkLZhw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Periferik nöropati, E Vitamini eksikliğinin nörolojik belirtilerinden biri olup ellerde, ayaklarda, kollarda veya bacaklarda uyuşma, karıncalanma veya yanma hissine neden olur. Semptomlar, E Vitamininin normalde sağlayacağı antioksidan korumanın eksikliği nedeniyle sinirlerde oluşan hasar nedeniyle ortaya çıkar.Bu tür bir yaralanma daha da kötüleşerek kişinin sıcak, soğuk veya ağrı hissini bozabilir ve muhtemelen yaralanma riskini artırabilir. Bu hisler devam ederse veya kötüleşirse, bir sağlık uzmanına danışmanız önerilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/S8OdEmJsDEakiIE3q0IuYQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>E vitamini sağlıklı gözler için de gereklidir. Eksikliği, retina ve gözdeki diğer yapılarda hasara yol açar ve görme sorunlarına yol açabilir. Bunların hepsi erken dönemde potansiyel uyarı işaretleridir: bulanık görme, konsantrasyon sorunları veya ışığa karşı hassasiyet. Kronik eksiklik, önlendiğinde geri dönüşü olmayan retina dejenerasyonu gibi daha ciddi rahatsızlıklara bile yol açabilir.
Görme kaybının birçok nedene bağlı olabileceği doğru olsa da, diğer eksiklik belirtileriyle bir araya geldiğinde beslenmeyle ilgili bir sorunun işareti olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/exDC4IeZ0EKd2OH-VrA2qQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>E vitamini, vücudun enfeksiyonlarla mücadeleye daha duyarlı hale gelmesini sağlayarak bağışıklık sistemine yardımcı olur. E vitamini eksikliği olan kişiler sık sık hastalanır veya soğuk algınlığı, grip veya kesik gibi sıradan enfeksiyonlardan kurtulmaları uzun zaman alır.Bu, özellikle E vitamini eksikliği yaşama olasılığı en yüksek olan ve bağışıklık sistemi zaten zayıflamış olan yaşlı bireyler için önemlidir. E vitamini eksikliği olan çocuklar solunum yolu enfeksiyonlarına ve diğer hastalıklara yatkın olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nq0U0wR0KkWQ2ZNBT-DVnA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sağlıklı cilt ve saçlar için antioksidan olan E vitamini gereklidir. Eksikliği kuru ve pullu bir cilde veya kırılgan, incelen saçlara neden olabilir. Ciltte pürüzlülük veya iltihap oluşabilir ve hücre yenilenmesi ve onarımı olmadığı için yara iyileşmesi gecikebilir.Çoğu kişi E vitaminini krem veya yağ yoluyla haricen uygulasa da, iç eksiklik gıda veya takviyelerle giderilmelidir. Badem, ayçiçeği çekirdeği, ıspanak ve avokado gibi E vitamini açısından zengin besinler düzenli olarak beslenmeye dahil edilmelidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1pUcN9KwlUu2vfIqH27KAA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>E vitamini sağlıklı görme için de gereklidir. Eksikliği, retina ve diğer göz yapılarında hasara yol açarak görme bozukluklarına neden olabilir. Bunların hepsi, bulanık görme, konsantrasyon güçlüğü veya ışığa duyarlılık gibi erken uyarı işaretleri olabilir. Kronik eksiklik, önlenmezse geri dönüşü olmayan retina dejenerasyonu gibi daha ciddi sorunlara bile yol açabilir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ceviz ne zaman tüketilmeli? Sabah mı, akşam mı faydalı</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/ceviz-ne-zaman-tuketilmeli-sabah-mi-aksam-mi-faydali</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/ceviz-ne-zaman-tuketilmeli-sabah-mi-aksam-mi-faydali</guid>
<description><![CDATA[ Kalp, beyin ve sindirim sağlığına katkısıyla bilinen ceviz, günün farklı saatlerinde tüketildiğinde farklı faydalar sağlıyor. Uzmanlar, cevizin zamanlamasına dikkat edilmesi gerektiği konusunda uyarıyor.Sağlıklı yaşamın vazgeçilmezlerinden biri olan ceviz, yalnızca lezzetli bir atıştırmalık değil; aynı zamanda kalp-damar sağlığından bilişsel işlevlere, sindirimden uyku düzenine kadar pek çok alanda vücuda katkı sağlayan doğal bir süper gıda. Ancak uzmanlara göre, cevizin faydalarını en üst düzeye çıkarmak için günün hangi saatinde tüketildiği büyük önem taşıyor.Besin değeri yüksek olan ceviz, sabah saatlerinde tüketildiğinde metabolizmayı hızlandırıyor, kan şekeri seviyelerini dengeliyor ve gün boyu süren enerji sağlıyor. Sabahları 50 gram civarında ceviz tüketmenin, dikkat süresini artırdığı ve hafıza üzerinde olumlu etkiler yarattığı çeşitli araştırmalarla ortaya konmuş durumda.Ceviz, düşük glisemik indeksi sayesinde kan şekerini ani dalgalanmalardan korurken; içeriğindeki sağlıklı yağlar, lif ve protein kombinasyonu uzun süreli tokluk hissi sağlıyor. Bu da hem kilo kontrolü hem de kalp sağlığı açısından önemli bir avantaj sunuyor. Düzenli ceviz tüketiminin, kötü kolesterol (LDL) seviyelerini düşürdüğü, inflamasyonu azalttığı ve damar sağlığını desteklediği de biliniyor.Ayrıca sabah saatlerinde aç karnına ya da bir gece suda bekletilmiş olarak tüketilen ceviz, fitik asit oranını azaltarak sindirilebilirliği artırıyor. Bu sayede bağırsak florasını destekliyor, şişkinliği önlüyor ve düzenli bağırsak hareketlerini teşvik ediyor.Cevizin yalnızca sabahları değil, akşam saatlerinde de önemli faydalar sunduğuna dikkat çekiliyor. Özellikle yatmadan önce tüketilen küçük bir avuç ceviz, içerdiği doğal melatonin ve magnezyum sayesinde uyku kalitesini artırabiliyor. Bununla birlikte, cevizde bulunan omega-3 yağ asitleri, E vitamini ve polifenoller de gece boyunca vücutta stres düzeylerini azaltıyor, iltihapla savaşıyor ve rahatlamayı destekliyor.Ancak uzmanlar, yatmadan hemen önce fazla miktarda ceviz tüketilmesinin sindirim sorunlarına yol açabileceği konusunda uyarıyor. Yüksek yağ içeriği nedeniyle hassas bünyelerde şişkinlik ve rahatsızlık oluşturabileceği belirtiliyor.Beslenme uzmanları, cevizin sabah aç karnına ya da kahvaltıyla birlikte tüketilmesini öneriyor. Cevizin kahve ya da çaydan en az bir saat önce alınması, içerisindeki minerallerin emilimini artırmak açısından önem taşıyor.Günlük ideal ceviz miktarının ise 28 ila 50 gram arası, yani yaklaşık 3 ila 7 yarım ceviz olduğu belirtiliyor. Uzmanlar ayrıca, şeker kaplı ya da balla kavrulmuş ürünler yerine çiğ ve tuzsuz ceviz tercih edilmesini; cevizlerin serin, hava almayan bir ortamda, tercihen buzdolabında saklanmasını tavsiye ediyor.Sonuç olarak, cevizin sabah ve akşam saatlerinde farklı şekillerde fayda sunduğu; tüketim zamanının ise kişinin yaşam tarzı, hedefleri ve metabolizmasına göre şekillendirilmesi gerektiği ifade ediliyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fKkSAnO0hUOXe9MZsUFnxw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:53:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Ceviz, zaman, tüketilmeli, Sabah, mı, akşam, mı, faydalı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fKkSAnO0hUOXe9MZsUFnxw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Ceviz ne zaman tüketilmeli? Sabah mı, akşam mı faydalı"><p>Kalp, beyin ve sindirim sağlığına katkısıyla bilinen ceviz, günün farklı saatlerinde tüketildiğinde farklı faydalar sağlıyor. Uzmanlar, cevizin zamanlamasına dikkat edilmesi gerektiği konusunda uyarıyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XCq1ezMrfkKTIjHNuZ5_Yg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sağlıklı yaşamın vazgeçilmezlerinden biri olan ceviz, yalnızca lezzetli bir atıştırmalık değil; aynı zamanda kalp-damar sağlığından bilişsel işlevlere, sindirimden uyku düzenine kadar pek çok alanda vücuda katkı sağlayan doğal bir süper gıda. Ancak uzmanlara göre, cevizin faydalarını en üst düzeye çıkarmak için günün hangi saatinde tüketildiği büyük önem taşıyor.Besin değeri yüksek olan ceviz, sabah saatlerinde tüketildiğinde metabolizmayı hızlandırıyor, kan şekeri seviyelerini dengeliyor ve gün boyu süren enerji sağlıyor. Sabahları 50 gram civarında ceviz tüketmenin, dikkat süresini artırdığı ve hafıza üzerinde olumlu etkiler yarattığı çeşitli araştırmalarla ortaya konmuş durumda.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hF4STZirp0O6ANvnafMzTA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ceviz, düşük glisemik indeksi sayesinde kan şekerini ani dalgalanmalardan korurken; içeriğindeki sağlıklı yağlar, lif ve protein kombinasyonu uzun süreli tokluk hissi sağlıyor. Bu da hem kilo kontrolü hem de kalp sağlığı açısından önemli bir avantaj sunuyor. Düzenli ceviz tüketiminin, kötü kolesterol (LDL) seviyelerini düşürdüğü, inflamasyonu azalttığı ve damar sağlığını desteklediği de biliniyor.Ayrıca sabah saatlerinde aç karnına ya da bir gece suda bekletilmiş olarak tüketilen ceviz, fitik asit oranını azaltarak sindirilebilirliği artırıyor. Bu sayede bağırsak florasını destekliyor, şişkinliği önlüyor ve düzenli bağırsak hareketlerini teşvik ediyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/75NqPE9FGEWg0JcOJy7qZQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Cevizin yalnızca sabahları değil, akşam saatlerinde de önemli faydalar sunduğuna dikkat çekiliyor. Özellikle yatmadan önce tüketilen küçük bir avuç ceviz, içerdiği doğal melatonin ve magnezyum sayesinde uyku kalitesini artırabiliyor. Bununla birlikte, cevizde bulunan omega-3 yağ asitleri, E vitamini ve polifenoller de gece boyunca vücutta stres düzeylerini azaltıyor, iltihapla savaşıyor ve rahatlamayı destekliyor.Ancak uzmanlar, yatmadan hemen önce fazla miktarda ceviz tüketilmesinin sindirim sorunlarına yol açabileceği konusunda uyarıyor. Yüksek yağ içeriği nedeniyle hassas bünyelerde şişkinlik ve rahatsızlık oluşturabileceği belirtiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZPCQFhODaUuDqMLTNOCYug.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Beslenme uzmanları, cevizin sabah aç karnına ya da kahvaltıyla birlikte tüketilmesini öneriyor. Cevizin kahve ya da çaydan en az bir saat önce alınması, içerisindeki minerallerin emilimini artırmak açısından önem taşıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DOGBGk3U30qNwb-1gJW-AQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Günlük ideal ceviz miktarının ise 28 ila 50 gram arası, yani yaklaşık 3 ila 7 yarım ceviz olduğu belirtiliyor. Uzmanlar ayrıca, şeker kaplı ya da balla kavrulmuş ürünler yerine çiğ ve tuzsuz ceviz tercih edilmesini; cevizlerin serin, hava almayan bir ortamda, tercihen buzdolabında saklanmasını tavsiye ediyor.Sonuç olarak, cevizin sabah ve akşam saatlerinde farklı şekillerde fayda sunduğu; tüketim zamanının ise kişinin yaşam tarzı, hedefleri ve metabolizmasına göre şekillendirilmesi gerektiği ifade ediliyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kalp krizinden sonra kritik 60 dakika: &amp;quot;Altın Saat&amp;quot; neden önemlidir?</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/kalp-krizinden-sonra-kritik-60-dakika-altin-saat-neden-oenemlidir</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/kalp-krizinden-sonra-kritik-60-dakika-altin-saat-neden-oenemlidir</guid>
<description><![CDATA[ Kalp krizi vakaları, sağlıksız yaşam alışkanlıklarının yaygınlaşmasıyla birlikte artık yalnızca ileri yaştakileri değil, 20’li yaşlardaki genç yetişkinleri de etkiliyor. Uzmanlar, bu endişe verici artışı; kronik stres, kötü beslenme, hareketsizlik, uzun çalışma saatleri ve genel yaşam tarzı bozukluklarına bağlıyor.Kardiyologlar, kalp krizinin başlangıcından sonraki ilk 60 dakikayı “Altın Saat” olarak tanımlıyor. Bu sürede alınan acil tıbbi müdahaleler, hem hayatta kalma şansını artırıyor hem de kalpte kalıcı hasarı en aza indiriyor. Uzmanlara göre, bu süre zarfında uygulanacak anjiyoplasti ya da trombolitik ilaç tedavisi, tedavi başarısını belirleyici hale getiriyor.Tıbbi verilere göre, kalp krizi geçiren hastaların yarısından fazlası hastaneye ulaşamadan yaşamını yitiriyor. Her gecikilen saat, kalp kasına daha fazla zarar veriyor. Kalp krizinin ilk iki saatinde, ölümcül aritmiler riskine karşı kalp ritmi sıkı şekilde izleniyor ve gerektiğinde yoğun bakımda defibrilatör ya da geçici kalp piliyle müdahale ediliyor.Kalbin tıkanan damarını açmak amacıyla yapılan anjiyoplasti, dolaşımı yeniden sağlamada en etkili yöntem olarak öne çıkıyor. Kateter aracılığıyla tespit edilen tıkanıklık, balon yardımıyla genişletiliyor ve damar açıklığını korumak için stent yerleştiriliyor. Kateter laboratuvarlarına hızlı ulaşım sağlanamazsa, geçici çözüm olarak damar içi pıhtı çözücü ilaçlar (trombolitik tedavi) uygulanıyor. Ancak bu yaklaşımın ardından 6 ila 24 saat içinde anjiyoplasti yapılması gerekiyor. Müdahalenin 48 saatten fazla gecikmesi, etkinliği ciddi şekilde düşürüyor.Kalp krizi belirtileri, kimi zaman hazımsızlık ya da reflüyle karıştırılabiliyor. Ancak uzmanlar, şu uyarı işaretlerinin ciddiye alınması gerektiğini belirtiyor:Göğüste baskı, sıkışma veya şiddetli ağrıAğrının sol kola, çeneye, boyna ya da sırta yayılmasıNefes darlığı, terleme, baş dönmesiMide bulantısı, endişe ve ölüm korkusuDinlenmeye rağmen geçmeyen rahatsızlıkBu belirtilerden biri bile hissedildiğinde, vakit kaybetmeden kalp bakımı sunan bir sağlık kuruluşuna başvurmak gerekiyor. Çünkü uzmanlara göre, Altın Saat sonrası her 30 dakikalık gecikme, kalp fonksiyonlarında ölçülebilir düzeyde kayba neden oluyor.Kardiyoloji uzmanları, tedavinin gecikmeden uygulanmasının, kalp kasında kalıcı hasarı önleyebileceğini vurguluyor.Altın Saat içinde müdahale edilen vakalarda hastalar, çoğu zaman kalıcı bir hasar olmadan iyileşebiliyor. Ancak geç kalınan durumlarda kalp yetmezliği, ciddi ritim bozuklukları ve ani ölüm riski önemli ölçüde artıyor.Uzmanlar, özellikle genç yaş grubunda kalp krizi farkındalığının artırılması gerektiği konusunda hemfikir. Hayat kurtaran bu bir saatlik kritik süre, bilinçli davranan bireyler sayesinde daha fazla yaşamın kurtulmasını sağlayabilir.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/oSrARq2rIkSmpzA58oJtNg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:53:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kalp, krizinden, sonra, kritik, dakika:, Altın, Saat, neden, önemlidir</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/oSrARq2rIkSmpzA58oJtNg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kalp krizinden sonra kritik 60 dakika: " saat neden><p>Kalp krizi vakaları, sağlıksız yaşam alışkanlıklarının yaygınlaşmasıyla birlikte artık yalnızca ileri yaştakileri değil, 20’li yaşlardaki genç yetişkinleri de etkiliyor. Uzmanlar, bu endişe verici artışı; kronik stres, kötü beslenme, hareketsizlik, uzun çalışma saatleri ve genel yaşam tarzı bozukluklarına bağlıyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rkZGTb3UPEe1utSRucP-gA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kardiyologlar, kalp krizinin başlangıcından sonraki ilk 60 dakikayı “Altın Saat” olarak tanımlıyor. Bu sürede alınan acil tıbbi müdahaleler, hem hayatta kalma şansını artırıyor hem de kalpte kalıcı hasarı en aza indiriyor. Uzmanlara göre, bu süre zarfında uygulanacak anjiyoplasti ya da trombolitik ilaç tedavisi, tedavi başarısını belirleyici hale getiriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TxiHuLUOOEO1B3Hu-rQgng.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tıbbi verilere göre, kalp krizi geçiren hastaların yarısından fazlası hastaneye ulaşamadan yaşamını yitiriyor. Her gecikilen saat, kalp kasına daha fazla zarar veriyor. Kalp krizinin ilk iki saatinde, ölümcül aritmiler riskine karşı kalp ritmi sıkı şekilde izleniyor ve gerektiğinde yoğun bakımda defibrilatör ya da geçici kalp piliyle müdahale ediliyor.Kalbin tıkanan damarını açmak amacıyla yapılan anjiyoplasti, dolaşımı yeniden sağlamada en etkili yöntem olarak öne çıkıyor. Kateter aracılığıyla tespit edilen tıkanıklık, balon yardımıyla genişletiliyor ve damar açıklığını korumak için stent yerleştiriliyor. Kateter laboratuvarlarına hızlı ulaşım sağlanamazsa, geçici çözüm olarak damar içi pıhtı çözücü ilaçlar (trombolitik tedavi) uygulanıyor. Ancak bu yaklaşımın ardından 6 ila 24 saat içinde anjiyoplasti yapılması gerekiyor. Müdahalenin 48 saatten fazla gecikmesi, etkinliği ciddi şekilde düşürüyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QX9kqjkeJEmou-k9ZvceAw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kalp krizi belirtileri, kimi zaman hazımsızlık ya da reflüyle karıştırılabiliyor. Ancak uzmanlar, şu uyarı işaretlerinin ciddiye alınması gerektiğini belirtiyor:Göğüste baskı, sıkışma veya şiddetli ağrıAğrının sol kola, çeneye, boyna ya da sırta yayılmasıNefes darlığı, terleme, baş dönmesiMide bulantısı, endişe ve ölüm korkusuDinlenmeye rağmen geçmeyen rahatsızlıkBu belirtilerden biri bile hissedildiğinde, vakit kaybetmeden kalp bakımı sunan bir sağlık kuruluşuna başvurmak gerekiyor. Çünkü uzmanlara göre, Altın Saat sonrası her 30 dakikalık gecikme, kalp fonksiyonlarında ölçülebilir düzeyde kayba neden oluyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/T_WgiuP5qUeO35loXnXgwA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kardiyoloji uzmanları, tedavinin gecikmeden uygulanmasının, kalp kasında kalıcı hasarı önleyebileceğini vurguluyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_qjuSYN5AkyF8lGINVpAGg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Altın Saat içinde müdahale edilen vakalarda hastalar, çoğu zaman kalıcı bir hasar olmadan iyileşebiliyor. Ancak geç kalınan durumlarda kalp yetmezliği, ciddi ritim bozuklukları ve ani ölüm riski önemli ölçüde artıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PR4Yb9ba5kSPVFNPdItsMQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlar, özellikle genç yaş grubunda kalp krizi farkındalığının artırılması gerektiği konusunda hemfikir. Hayat kurtaran bu bir saatlik kritik süre, bilinçli davranan bireyler sayesinde daha fazla yaşamın kurtulmasını sağlayabilir.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Gıda zehirlenmesi neden olur? Hayati riski var</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/gida-zehirlenmesi-neden-olur-hayati-riski-var</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/gida-zehirlenmesi-neden-olur-hayati-riski-var</guid>
<description><![CDATA[ Dünya genelinde milyonlarca insanı etkileyen gıda zehirlenmesi, doğru saklama, pişirme ve hijyen kurallarına uyulmadığında ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor.Uzmanlar, bakteriler, virüsler ve parazitlerle kontamine olmuş yiyeceklerin tüketiminin, yalnızca mide rahatsızlıklarına değil, böbrek yetmezliği gibi hayati komplikasyonlara da neden olabileceği konusunda uyarıyor.Gıda kaynaklı hastalık olarak da bilinen gıda zehirlenmesi; Salmonella, E. coli, Campylobacter gibi bakteriler, Norovirüs gibi virüsler ve Trichinella ile Toksoplazma gibi parazitlerin neden olduğu kontaminasyon sonucu ortaya çıkıyor. Ellerin yetersiz yıkanması, mutfak araçlarının hijyenik olmaması ve uygun olmayan soğutma koşulları bu riski artırıyor.Gıda zehirlenmesinin semptomları patojene ve maruz kalınan doza göre değişkenlik gösteriyor. En yaygın belirtiler arasında mide bulantısı, kusma, ishal, karın krampları ve ateş yer alıyor. Bazı durumlarda bu tablo baş ağrısı ve şiddetli yorgunlukla da seyredebilir. Tedavi edilmeyen vakalar ise böbrek yetmezliği gibi ciddi komplikasyonlarla sonuçlanabiliyor.Gıda zehirlenmesi tedavisinde en önemli adım vücudun kaybettiği sıvı ve elektrolitleri yeniden kazanması. Bol sıvı tüketimi ve dinlenme, iyileşme sürecini hızlandırırken, şiddetli vakalarda antibiyotik veya tıbbi müdahale gerekebiliyor. Uzmanlar, ishal önleyici ilaçların da yalnızca doktor önerisiyle kullanılmasını tavsiye ediyor.Uzmanlar, gıda zehirlenmesinden korunmak için mutfakta hijyen kurallarına azami dikkat gösterilmesi gerektiğini vurguluyor. Ellerin ve mutfak gereçlerinin düzenli olarak yıkanması, çiğ ve pişmiş gıdaların ayrılması, yiyeceklerin önerilen sıcaklıklarda pişirilmesi ve uygun koşullarda saklanması bulaş riskini önemli ölçüde azaltıyor.Gıda güvenliği yalnızca bireysel sağlık açısından değil, toplum sağlığı açısından da kritik öneme sahip. Küresel tedarik zincirlerinin giderek karmaşıklaştığı günümüzde, tüketicilerin bilinçli tercihler yapması ve temel hijyen kurallarına uyması, gıda kaynaklı hastalıkların önlenmesinde en etkili yöntemler arasında yer alıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Sk2hWXu7hUmG9M8_o5CxjQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:53:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Gıda, zehirlenmesi, neden, olur, Hayati, riski, var</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Sk2hWXu7hUmG9M8_o5CxjQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Gıda zehirlenmesi neden olur? Hayati riski var"><p>Dünya genelinde milyonlarca insanı etkileyen gıda zehirlenmesi, doğru saklama, pişirme ve hijyen kurallarına uyulmadığında ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CMelJc_rU0KWq88TzTxKyg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlar, bakteriler, virüsler ve parazitlerle kontamine olmuş yiyeceklerin tüketiminin, yalnızca mide rahatsızlıklarına değil, böbrek yetmezliği gibi hayati komplikasyonlara da neden olabileceği konusunda uyarıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HushUgBrh06q7tKKKOd97A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gıda kaynaklı hastalık olarak da bilinen gıda zehirlenmesi; Salmonella, E. coli, Campylobacter gibi bakteriler, Norovirüs gibi virüsler ve Trichinella ile Toksoplazma gibi parazitlerin neden olduğu kontaminasyon sonucu ortaya çıkıyor. Ellerin yetersiz yıkanması, mutfak araçlarının hijyenik olmaması ve uygun olmayan soğutma koşulları bu riski artırıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lgZ_LZ5TXkuMvnY7vzuFJw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gıda zehirlenmesinin semptomları patojene ve maruz kalınan doza göre değişkenlik gösteriyor. En yaygın belirtiler arasında mide bulantısı, kusma, ishal, karın krampları ve ateş yer alıyor. Bazı durumlarda bu tablo baş ağrısı ve şiddetli yorgunlukla da seyredebilir. Tedavi edilmeyen vakalar ise böbrek yetmezliği gibi ciddi komplikasyonlarla sonuçlanabiliyor.Gıda zehirlenmesi tedavisinde en önemli adım vücudun kaybettiği sıvı ve elektrolitleri yeniden kazanması. Bol sıvı tüketimi ve dinlenme, iyileşme sürecini hızlandırırken, şiddetli vakalarda antibiyotik veya tıbbi müdahale gerekebiliyor. Uzmanlar, ishal önleyici ilaçların da yalnızca doktor önerisiyle kullanılmasını tavsiye ediyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-mrw4JWKu0CPe2S5QojbOw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlar, gıda zehirlenmesinden korunmak için mutfakta hijyen kurallarına azami dikkat gösterilmesi gerektiğini vurguluyor. Ellerin ve mutfak gereçlerinin düzenli olarak yıkanması, çiğ ve pişmiş gıdaların ayrılması, yiyeceklerin önerilen sıcaklıklarda pişirilmesi ve uygun koşullarda saklanması bulaş riskini önemli ölçüde azaltıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5ib0Ij4evkO_FbNqygqhrw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gıda güvenliği yalnızca bireysel sağlık açısından değil, toplum sağlığı açısından da kritik öneme sahip. Küresel tedarik zincirlerinin giderek karmaşıklaştığı günümüzde, tüketicilerin bilinçli tercihler yapması ve temel hijyen kurallarına uyması, gıda kaynaklı hastalıkların önlenmesinde en etkili yöntemler arasında yer alıyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Çay içince vücudunuza ne olur? Meğer böyle bir zararı varmış</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/cay-icince-vucudunuza-ne-olur-meger-boeyle-bir-zarari-varmis</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/cay-icince-vucudunuza-ne-olur-meger-boeyle-bir-zarari-varmis</guid>
<description><![CDATA[ Çay, günlük yaşamın bir parçası olarak sıkça tüketiliyor. Ancak uzmanlar, günde üç-dört fincanın üzerindeki çay tüketiminin çeşitli sağlık sorunlarına yol açabileceği uyarısında bulunuyor. Özellikle kafein ve tanen içerikleri nedeniyle, aşırı çay içmek; demir eksikliğinden kalp çarpıntısına kadar birçok riski beraberinde getiriyor.Bitki bazlı beslenmeyi tercih eden bireylerde daha sık görülen demir eksikliği, çayda bulunan tanenlerin demir emilimini engellemesiyle tetiklenebiliyor. Özellikle yemeklerle birlikte içilen çay, vücuda alınan demirin etkili bir şekilde kullanılmasını zorlaştırıyor. Uzmanlar, çayın yemekten en az bir saat sonra içilmesini öneriyor.Kafein açısından zengin olan siyah ve yeşil çaylar, yüksek miktarda tüketildiğinde ise anksiyete, sinirlilik, uyku bozuklukları ve baş ağrılarına neden olabiliyor. Kafein alımı günlük 400 mg’ı aştığında; ellerde titreme, kalp çarpıntısı ve uykusuzluk gibi belirtiler yaygınlaşıyor.Hamilelik döneminde yüksek kafein alımı, düşük doğum ağırlığı ve düşük riskiyle ilişkilendiriliyor. Bu nedenle sağlık kuruluşları, hamile bireylerin günlük kafein alımını 200 mg ile sınırlandırmalarını öneriyor. Kalp hastaları için de benzer uyarılar geçerli. Kafein, kısa süreliğine kan basıncını yükseltebilir ve kalp ritminde düzensizliklere neden olabilir.Yüksek tanen içeriği, mide hassasiyetine sahip bireylerde asit reflüsü ve mide bulantısına yol açabiliyor. Aç karnına içilen çay, bu etkiyi daha da artırabiliyor. Uzmanlar, çayın sütle seyreltilmesini veya daha hafif türlerin tercih edilmesini tavsiye ediyor.Kafein aynı zamanda bağımlılık yapıcı özelliklere de sahip. Sürekli tüketildiğinde vücudun toleransı artıyor ve bireyler daha fazla kafeine ihtiyaç duyuyor. Bu durum, çay içilmediğinde yorgunluk ve baş ağrıları gibi yoksunluk belirtilerine neden olabiliyor.Çay bitkilerinin yetiştiği topraklardan emilen kurşun, alüminyum ve florür gibi maddeler de risk oluşturabiliyor. Özellikle düzenli ve yüksek miktarda çay tüketen bireylerde bu maddelerin vücutta birikme riski bulunuyor. Ayrıca, kafein idrarla kalsiyum atılımını artırarak, uzun vadede kemik sağlığı üzerinde olumsuz etkilere yol açabiliyor.Beslenme uzmanları, sağlıklı bireyler için günlük 3-4 fincan çayın genellikle güvenli olduğunu belirtiyor. Ancak bireysel tolerans farklılık gösterdiğinden, vücut tepkilerini dikkate almak gerektiği vurgulanıyor. Uzmanlar, çayın keyifli bir alışkanlık olmaya devam edebilmesi için ölçülü tüketilmesi gerektiğini hatırlatıyor.Kafeinsiz bitki çayları, beyaz çay ve rooibos gibi düşük kafeinli seçenekler hem hamile bireyler hem de çocuklar için daha güvenli alternatifler olarak öne çıkıyor. Bununla birlikte, her bitki çayının içeriği farklı olduğundan, özellikle kronik hastalığı olanların ürün etiketlerini dikkatle incelemesi öneriliyor.&quot;Her şeyin fazlası zarar&quot; ilkesinin çay için de geçerli olduğu bir kez daha bilimsel verilerle ortaya kondu. Çay tüketiminde ölçüyü kaçırmadan, sağlık dostu bir alışkanlık oluşturmak mümkün.&quot;
Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/a3WVsYw7Fk6O2bLKJJkINg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:53:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Çay, içince, vücudunuza, olur, Meğer, böyle, bir, zararı, varmış</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/a3WVsYw7Fk6O2bLKJJkINg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Çay içince vücudunuza ne olur? Meğer böyle bir zararı varmış"><p>Çay, günlük yaşamın bir parçası olarak sıkça tüketiliyor. Ancak uzmanlar, günde üç-dört fincanın üzerindeki çay tüketiminin çeşitli sağlık sorunlarına yol açabileceği uyarısında bulunuyor. Özellikle kafein ve tanen içerikleri nedeniyle, aşırı çay içmek; demir eksikliğinden kalp çarpıntısına kadar birçok riski beraberinde getiriyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Um_jtQhGUkeqAbgTZADbPw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bitki bazlı beslenmeyi tercih eden bireylerde daha sık görülen demir eksikliği, çayda bulunan tanenlerin demir emilimini engellemesiyle tetiklenebiliyor. Özellikle yemeklerle birlikte içilen çay, vücuda alınan demirin etkili bir şekilde kullanılmasını zorlaştırıyor. Uzmanlar, çayın yemekten en az bir saat sonra içilmesini öneriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7Y4oOgq8QEKk2qV6NZwdRg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kafein açısından zengin olan siyah ve yeşil çaylar, yüksek miktarda tüketildiğinde ise anksiyete, sinirlilik, uyku bozuklukları ve baş ağrılarına neden olabiliyor. Kafein alımı günlük 400 mg’ı aştığında; ellerde titreme, kalp çarpıntısı ve uykusuzluk gibi belirtiler yaygınlaşıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cCFEJFfMQ0q6eTrXGHRdnw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hamilelik döneminde yüksek kafein alımı, düşük doğum ağırlığı ve düşük riskiyle ilişkilendiriliyor. Bu nedenle sağlık kuruluşları, hamile bireylerin günlük kafein alımını 200 mg ile sınırlandırmalarını öneriyor. Kalp hastaları için de benzer uyarılar geçerli. Kafein, kısa süreliğine kan basıncını yükseltebilir ve kalp ritminde düzensizliklere neden olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XQKRdDtn2U-aPpbH31bQkg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yüksek tanen içeriği, mide hassasiyetine sahip bireylerde asit reflüsü ve mide bulantısına yol açabiliyor. Aç karnına içilen çay, bu etkiyi daha da artırabiliyor. Uzmanlar, çayın sütle seyreltilmesini veya daha hafif türlerin tercih edilmesini tavsiye ediyor.Kafein aynı zamanda bağımlılık yapıcı özelliklere de sahip. Sürekli tüketildiğinde vücudun toleransı artıyor ve bireyler daha fazla kafeine ihtiyaç duyuyor. Bu durum, çay içilmediğinde yorgunluk ve baş ağrıları gibi yoksunluk belirtilerine neden olabiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/W59usip0mECrygPq75USMg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çay bitkilerinin yetiştiği topraklardan emilen kurşun, alüminyum ve florür gibi maddeler de risk oluşturabiliyor. Özellikle düzenli ve yüksek miktarda çay tüketen bireylerde bu maddelerin vücutta birikme riski bulunuyor. Ayrıca, kafein idrarla kalsiyum atılımını artırarak, uzun vadede kemik sağlığı üzerinde olumsuz etkilere yol açabiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gjARcMjk50ej_oC_HrI3Ig.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Beslenme uzmanları, sağlıklı bireyler için günlük 3-4 fincan çayın genellikle güvenli olduğunu belirtiyor. Ancak bireysel tolerans farklılık gösterdiğinden, vücut tepkilerini dikkate almak gerektiği vurgulanıyor. Uzmanlar, çayın keyifli bir alışkanlık olmaya devam edebilmesi için ölçülü tüketilmesi gerektiğini hatırlatıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rapc2lKVIEWgsHXzcWDONg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kafeinsiz bitki çayları, beyaz çay ve rooibos gibi düşük kafeinli seçenekler hem hamile bireyler hem de çocuklar için daha güvenli alternatifler olarak öne çıkıyor. Bununla birlikte, her bitki çayının içeriği farklı olduğundan, özellikle kronik hastalığı olanların ürün etiketlerini dikkatle incelemesi öneriliyor."Her şeyin fazlası zarar" ilkesinin çay için de geçerli olduğu bir kez daha bilimsel verilerle ortaya kondu. Çay tüketiminde ölçüyü kaçırmadan, sağlık dostu bir alışkanlık oluşturmak mümkün."
Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Beyin tümörü olup olmadığı nasıl anlaşılır? Genellikle fark edilmeyen 5 belirti</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/beyin-tumoeru-olup-olmadigi-nasil-anlasilir-genellikle-fark-edilmeyen-5-belirti</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/beyin-tumoeru-olup-olmadigi-nasil-anlasilir-genellikle-fark-edilmeyen-5-belirti</guid>
<description><![CDATA[ Beyin tümörleri, beyindeki hücrelerin anormal şekilde büyüyerek oluşturduğu doku kütleleridir ve iyi huylu ya da kötü huylu olabilirler. Ancak tümörün türü ne olursa olsun, beyin tümörü acil tıbbi müdahale gerektiren ciddi bir sağlık sorunudur. Uzmanlar, tümörün erken evrede teşhis edilmesinin yaşam süresi ve kalitesi açısından büyük önem taşıdığına dikkat çekiyor.Beyin tümörleri; büyüklükleri, yerleşim yerleri ve gelişim hızlarına bağlı olarak farklı belirtilerle ortaya çıkabiliyor. İlk belirtiler çoğu zaman sıradan sağlık problemleriyle karıştırıldığından, bireylerin vücutlarında meydana gelen değişimleri dikkatle izlemesi hayati önem taşıyor. İşte uzmanlara göre beyin tümörünü işaret edebilecek beş temel belirti:1. GEÇMEYEN BAŞ AĞRISIBeyin tümörlerinin en yaygın belirtilerinden biri, özellikle sabah saatlerinde yoğunlaşan ve zamanla şiddetlenen baş ağrılarıdır. Bu ağrılar:Uyku düzenini bozacak kadar yoğun olabilir,Öksürük, eğilme ya da ani hareketlerle artış gösterebilir,Klasik ağrı kesicilere yanıt vermez,Mide bulantısı ve kusmayla birlikte görülebilir.Bu tür baş ağrılarının, tümörün beyin dokusuna ve kafatasına uyguladığı baskıdan kaynaklandığı belirtiliyor.Görme ve işitme sinirlerine yakın bölgelerde gelişen tümörler, şu sorunlara yol açabilir:Çift ya da bulanık görme,Çevresel görüşte daralma,İşitme kaybı, kulak çınlaması ve dolgunluk hissi.Bu değişimler, sinirlere uygulanan baskı nedeniyle meydana gelirken, hastaların günlük yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyebiliyor.Tümör, beyin sapı ya da serebellum gibi denge ve motor becerilerden sorumlu bölgeleri etkilediğinde şu belirtiler ortaya çıkabiliyor:Ani kas güçsüzlüğü ya da uyuşma,Yürümede zorluk, tökezleme, düşme,Düğme iliklemek veya yazı yazmak gibi ince motor hareketlerde zorlanma.Bu tür belirtiler, merkezi sinir sisteminde ciddi bir sorun olabileceğine işaret ediyor.Yetişkinlikte ilk kez ortaya çıkan nöbetler, beyin tümörlerinin önemli bir habercisi olabilir. Bu nöbetler:Kas kasılmaları ve kontrolsüz vücut hareketleri,Donuk bakışlar,Vücudun belirli bir bölgesinde ya da tamamında görülebilir.Uzmanlar, bu tür nöbetlerin mutlaka ileri düzey nörolojik incelemelerle değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.Tümörün yerleşim yeri, kişinin düşünme, konuşma ve davranışlarını da etkileyebilir. Özellikle frontal lob tümörlerinde şu semptomlar gözlenebilir:Hafıza kaybı ve dikkat eksikliği,Günlük görevlerde kafa karışıklığı,Ani duygu durum değişimleri, öfke, depresyon,Konuşma bozuklukları, kelime bulma güçlüğü.Bu belirtiler zamanla ilerleyebilir ve hastanın sosyal yaşantısını ciddi şekilde zorlaştırabilir.Nöroloji uzmanları, bu belirtilerden bir veya birkaçını yaşayan bireylerin vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurmasını öneriyor.Erken evrede yapılan görüntüleme ve tanı işlemleri, tedavi başarısını doğrudan etkileyebiliyor.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/luGUPIuwVEGfG37Nu4sIVw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:53:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Beyin, tümörü, olup, olmadığı, nasıl, anlaşılır, Genellikle, fark, edilmeyen, belirti</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/luGUPIuwVEGfG37Nu4sIVw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Beyin tümörü olup olmadığı nasıl anlaşılır? Genellikle fark edilmeyen 5 belirti"><p>Beyin tümörleri, beyindeki hücrelerin anormal şekilde büyüyerek oluşturduğu doku kütleleridir ve iyi huylu ya da kötü huylu olabilirler. Ancak tümörün türü ne olursa olsun, beyin tümörü acil tıbbi müdahale gerektiren ciddi bir sağlık sorunudur. Uzmanlar, tümörün erken evrede teşhis edilmesinin yaşam süresi ve kalitesi açısından büyük önem taşıdığına dikkat çekiyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_OqD0uRuwEeZPf97XWYQtw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Beyin tümörleri; büyüklükleri, yerleşim yerleri ve gelişim hızlarına bağlı olarak farklı belirtilerle ortaya çıkabiliyor. İlk belirtiler çoğu zaman sıradan sağlık problemleriyle karıştırıldığından, bireylerin vücutlarında meydana gelen değişimleri dikkatle izlemesi hayati önem taşıyor. İşte uzmanlara göre beyin tümörünü işaret edebilecek beş temel belirti:1. GEÇMEYEN BAŞ AĞRISIBeyin tümörlerinin en yaygın belirtilerinden biri, özellikle sabah saatlerinde yoğunlaşan ve zamanla şiddetlenen baş ağrılarıdır. Bu ağrılar:Uyku düzenini bozacak kadar yoğun olabilir,Öksürük, eğilme ya da ani hareketlerle artış gösterebilir,Klasik ağrı kesicilere yanıt vermez,Mide bulantısı ve kusmayla birlikte görülebilir.Bu tür baş ağrılarının, tümörün beyin dokusuna ve kafatasına uyguladığı baskıdan kaynaklandığı belirtiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8yAHOr7LZE-Do6DgpF33Jw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Görme ve işitme sinirlerine yakın bölgelerde gelişen tümörler, şu sorunlara yol açabilir:Çift ya da bulanık görme,Çevresel görüşte daralma,İşitme kaybı, kulak çınlaması ve dolgunluk hissi.Bu değişimler, sinirlere uygulanan baskı nedeniyle meydana gelirken, hastaların günlük yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyebiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tzezIcWH-UiwNipAZdJjCQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tümör, beyin sapı ya da serebellum gibi denge ve motor becerilerden sorumlu bölgeleri etkilediğinde şu belirtiler ortaya çıkabiliyor:Ani kas güçsüzlüğü ya da uyuşma,Yürümede zorluk, tökezleme, düşme,Düğme iliklemek veya yazı yazmak gibi ince motor hareketlerde zorlanma.Bu tür belirtiler, merkezi sinir sisteminde ciddi bir sorun olabileceğine işaret ediyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/twiUScH9VECOeUlq_rIhnQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yetişkinlikte ilk kez ortaya çıkan nöbetler, beyin tümörlerinin önemli bir habercisi olabilir. Bu nöbetler:Kas kasılmaları ve kontrolsüz vücut hareketleri,Donuk bakışlar,Vücudun belirli bir bölgesinde ya da tamamında görülebilir.Uzmanlar, bu tür nöbetlerin mutlaka ileri düzey nörolojik incelemelerle değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Qk8dR30mH0CoD1cZzcPd9A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tümörün yerleşim yeri, kişinin düşünme, konuşma ve davranışlarını da etkileyebilir. Özellikle frontal lob tümörlerinde şu semptomlar gözlenebilir:Hafıza kaybı ve dikkat eksikliği,Günlük görevlerde kafa karışıklığı,Ani duygu durum değişimleri, öfke, depresyon,Konuşma bozuklukları, kelime bulma güçlüğü.Bu belirtiler zamanla ilerleyebilir ve hastanın sosyal yaşantısını ciddi şekilde zorlaştırabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dQ6Ex9XDPUeK_IN5nvGS-g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Nöroloji uzmanları, bu belirtilerden bir veya birkaçını yaşayan bireylerin vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurmasını öneriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bzs04_l1nEO1LmM_2AK_xg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Erken evrede yapılan görüntüleme ve tanı işlemleri, tedavi başarısını doğrudan etkileyebiliyor.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ünlü nörologdan balık ve konserve uyarısı: Pişirmekle geçmiyor, ölümcül toksin içeriyor</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/unlu-noerologdan-balik-ve-konserve-uyarisi-pisirmekle-gecmiyor-oelumcul-toksin-iceriyor</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/unlu-noerologdan-balik-ve-konserve-uyarisi-pisirmekle-gecmiyor-oelumcul-toksin-iceriyor</guid>
<description><![CDATA[ TikTok’ta paylaştığı videolarıyla tanınan nörolog Dr. Baibing Chen (Dr. Bing), bazı gıdaların sinir sistemi üzerinde ciddi zararları olabileceğini açıklayarak, büyük balıklar konusunda uyarılarda bulundu.Büyük tropikal resif balıklarından uzak durulması gerektiğini belirten Doktor Chen, bu balıklarda mercan resiflerindeki alglerden balıkların vücuduna geçerek zamanla biriken ciguatoksin adlı güçlü bir nörotoksinkonusunda uyarılarda bulundu.&quot;YANLIŞ TEŞHİS EDİLMESİ KOLAY&quot;Chen&#039;e göre ciguatoksin zehirlenmesi, yanlış teşhis edilmesi kolay ve tuhaf belirtilerle kendini gösterebiliyor: soğuk hissedip aniden yanma, karıncalanma, baş dönmesi ve tekrarlayan kabuslar gibi. Bazı insanlarda kronik sinir hasarına da yol açabiliyor.Üstelik balığı pişirmek çare değil çünkü ciguatoksin ısıya dayanıklı, yani pişirme sırasında yok olmuyor. Chen, büyük avcı balıkların özellikle karaciğer ve havyar kısımlarından uzak durulması gerektiğini açıkladı.KONSERVE UYARISIChen’e göre şişmiş, çatlamış veya derin göçükleri olan konserve kutuları da büyük bir tehlike işareti. Bu durum, ölümcül botulinum toksini üreten bakterilerin varlığına işaret edebilir. Bu toksin, sinirlerden kaslara giden sinyalleri engelleyerek felce, görme kaybına ve solunum yetmezliğine yol açabiliyor.En korkutucu kısmı ise botulinum toksininin tadı veya kokusu olmaması. Üstelik yemeği ısıtmak her zaman yeterli değil. Chen, bu durumda tek çözümün şüpheli konserveyi hiç düşünmeden atmak olduğunu söyledi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cD-1Eyv3d0SSZtppihWpFw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:53:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Ünlü, nörologdan, balık, konserve, uyarısı:, Pişirmekle, geçmiyor, ölümcül, toksin, içeriyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cD-1Eyv3d0SSZtppihWpFw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Ünlü nörologdan uyarı"><p>TikTok’ta paylaştığı videolarıyla tanınan nörolog Dr. Baibing Chen (Dr. Bing), bazı gıdaların sinir sistemi üzerinde ciddi zararları olabileceğini açıklayarak, büyük balıklar konusunda uyarılarda bulundu.</p><p>Büyük tropikal resif balıklarından uzak durulması gerektiğini belirten Doktor Chen, bu balıklarda mercan resiflerindeki alglerden balıkların vücuduna geçerek zamanla biriken ciguatoksin adlı güçlü bir nörotoksinkonusunda uyarılarda bulundu.</p><h3><strong>"YANLIŞ TEŞHİS EDİLMESİ KOLAY"</strong></h3><p>Chen'e göre ciguatoksin zehirlenmesi, yanlış teşhis edilmesi kolay ve tuhaf belirtilerle kendini gösterebiliyor: soğuk hissedip aniden yanma, karıncalanma, baş dönmesi ve tekrarlayan kabuslar gibi. Bazı insanlarda kronik sinir hasarına da yol açabiliyor.</p><p>Üstelik balığı pişirmek çare değil çünkü ciguatoksin ısıya dayanıklı, yani pişirme sırasında yok olmuyor. Chen, büyük avcı balıkların özellikle karaciğer ve havyar kısımlarından uzak durulması gerektiğini açıkladı.</p><h3><strong>KONSERVE UYARISI</strong></h3><p>Chen’e göre şişmiş, çatlamış veya derin göçükleri olan konserve kutuları da büyük bir tehlike işareti. Bu durum, ölümcül botulinum toksini üreten bakterilerin varlığına işaret edebilir. Bu toksin, sinirlerden kaslara giden sinyalleri engelleyerek felce, görme kaybına ve solunum yetmezliğine yol açabiliyor.</p><p>En korkutucu kısmı ise botulinum toksininin tadı veya kokusu olmaması. Üstelik yemeği ısıtmak her zaman yeterli değil. Chen, bu durumda tek çözümün şüpheli konserveyi hiç düşünmeden atmak olduğunu söyledi.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>3 alışkanlık karaciğeri bitiriyor: Bu besin riski artırıyor</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/3-aliskanlik-karacigeri-bitiriyor-bu-besin-riski-artiriyor</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/3-aliskanlik-karacigeri-bitiriyor-bu-besin-riski-artiriyor</guid>
<description><![CDATA[ Hazır gıdalar, bilinçsiz ilaç kullanımı ve hareketsiz yaşam tarzı karaciğer sağlığını tehdit ediyor.Modern yaşamın vazgeçilmezlerinden biri haline gelen hazır ve işlenmiş gıdalar, karaciğer sağlığını ciddi biçimde tehdit ediyor. Uzmanlar, bisküvi, cips gibi abur cuburların yanı sıra reçetesiz ilaç kullanımı ve hareketsizliğin, karaciğer hastalıklarına zemin hazırladığını belirtiyor.Karaciğer; toksinleri vücuttan atmak, besinleri depolamak ve metabolizmayı düzenlemek gibi hayati görevler üstleniyor. Ancak sağlıksız beslenme ve yaşam tarzı alışkanlıkları, bu hayati organın zamanla işlevini yitirmesine neden olabiliyor.İşlenmiş atıştırmalıklar ve fast food ürünleri; yüksek şeker, tuz ve sağlıksız yağ içerikleriyle dikkat çekiyor. Uzmanlara göre bu tür gıdaların aşırı tüketimi, karaciğerde yağ birikimine yol açarak &quot;alkolsüz yağlı karaciğer hastalığı&quot;na (NAFLD) neden olabiliyor. Hastalık ilerledikçe siroz gibi geri dönüşü zor tablolara dönüşebiliyor.Dahası, trans yağlar ve aşırı tuz, obezite, hipertansiyon ve insülin direncini tetikleyerek karaciğer üzerindeki yükü daha da artırıyor. Yapılan araştırmalar, düzenli olarak fast food tüketen bireylerde karaciğer hastalıkları riskinin belirgin şekilde yükseldiğini ortaya koyuyor.Ağrı kesiciler ve antienflamatuar ilaçlar, genellikle doktora danışılmadan kullanılıyor. Ancak bu alışkanlık, karaciğer üzerinde ciddi hasarlara yol açabiliyor. İlaçların uzun süreli ve bilinçsiz tüketimi, karaciğer hücrelerinde toksik birikime neden olabiliyor.Ayrıca, yüksek dozda alınan vitaminler ve bitkisel takviyeler de masum değil. Uzmanlar, her türlü ilacın ve destek ürününün mutlaka tıbbi gözetim altında kullanılması gerektiğini vurguluyor.Fiziksel aktiviteden uzak bir yaşam tarzı ile karın bölgesinde biriken yağlar, karaciğer sağlığı açısından büyük risk oluşturuyor. Obezite, insülin direncine ve yüksek kan şekeri seviyelerine yol açarak karaciğerde yağlanmayı tetikliyor. Bu durum, zamanla karaciğer iltihabına (steatohepatit), ardından da fibroz ve siroza kadar uzanan ciddi sağlık sorunlarına dönüşebiliyor.KARACİĞERİNİZİ NASIL KORUYABİLİRSİNİZ?Uzmanlar, karaciğeri korumak için şu temel adımlara dikkat edilmesi gerektiğini belirtiyor:Dengeli beslenin: Fast food ve işlenmiş gıdalardan uzak durun. Sebze, meyve, tam tahıllar ve sağlıklı protein kaynaklarını tercih edin.İlaçları bilinçli kullanın: Ağrı kesici ve takviyeleri yalnızca doktor kontrolünde alın.Fiziksel olarak aktif olun: Yürüyüş, koşu, yoga veya spor salonu gibi düzenli egzersiz alışkanlıkları edinin.Yeterince su için: Günde 8-10 bardak su içerek toksinlerin atılmasına yardımcı olun.Sigaradan uzak durun: Sigara, dolaylı yoldan da olsa karaciğere zarar veren toksinler içerir.
Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gI37zHNVLEWMQUqPWLYeow.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:53:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>alışkanlık, karaciğeri, bitiriyor:, besin, riski, artırıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gI37zHNVLEWMQUqPWLYeow.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="3 alışkanlık karaciğeri bitiriyor: Bu besin riski artırıyor"><p>Hazır gıdalar, bilinçsiz ilaç kullanımı ve hareketsiz yaşam tarzı karaciğer sağlığını tehdit ediyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aygZ5jFsG0qpCLdM9nkD6Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Modern yaşamın vazgeçilmezlerinden biri haline gelen hazır ve işlenmiş gıdalar, karaciğer sağlığını ciddi biçimde tehdit ediyor. Uzmanlar, bisküvi, cips gibi abur cuburların yanı sıra reçetesiz ilaç kullanımı ve hareketsizliğin, karaciğer hastalıklarına zemin hazırladığını belirtiyor.Karaciğer; toksinleri vücuttan atmak, besinleri depolamak ve metabolizmayı düzenlemek gibi hayati görevler üstleniyor. Ancak sağlıksız beslenme ve yaşam tarzı alışkanlıkları, bu hayati organın zamanla işlevini yitirmesine neden olabiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UGtYORX4g0iGB284aAA0ZA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İşlenmiş atıştırmalıklar ve fast food ürünleri; yüksek şeker, tuz ve sağlıksız yağ içerikleriyle dikkat çekiyor. Uzmanlara göre bu tür gıdaların aşırı tüketimi, karaciğerde yağ birikimine yol açarak "alkolsüz yağlı karaciğer hastalığı"na (NAFLD) neden olabiliyor. Hastalık ilerledikçe siroz gibi geri dönüşü zor tablolara dönüşebiliyor.Dahası, trans yağlar ve aşırı tuz, obezite, hipertansiyon ve insülin direncini tetikleyerek karaciğer üzerindeki yükü daha da artırıyor. Yapılan araştırmalar, düzenli olarak fast food tüketen bireylerde karaciğer hastalıkları riskinin belirgin şekilde yükseldiğini ortaya koyuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LQ1SfioFq0miEJDeCQZiXg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ağrı kesiciler ve antienflamatuar ilaçlar, genellikle doktora danışılmadan kullanılıyor. Ancak bu alışkanlık, karaciğer üzerinde ciddi hasarlara yol açabiliyor. İlaçların uzun süreli ve bilinçsiz tüketimi, karaciğer hücrelerinde toksik birikime neden olabiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CP55m8Pyd0Cw6F5cWRXZBQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ayrıca, yüksek dozda alınan vitaminler ve bitkisel takviyeler de masum değil. Uzmanlar, her türlü ilacın ve destek ürününün mutlaka tıbbi gözetim altında kullanılması gerektiğini vurguluyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IU-IuGYT10S1bsEqoHjT9g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Fiziksel aktiviteden uzak bir yaşam tarzı ile karın bölgesinde biriken yağlar, karaciğer sağlığı açısından büyük risk oluşturuyor. Obezite, insülin direncine ve yüksek kan şekeri seviyelerine yol açarak karaciğerde yağlanmayı tetikliyor. Bu durum, zamanla karaciğer iltihabına (steatohepatit), ardından da fibroz ve siroza kadar uzanan ciddi sağlık sorunlarına dönüşebiliyor.KARACİĞERİNİZİ NASIL KORUYABİLİRSİNİZ?Uzmanlar, karaciğeri korumak için şu temel adımlara dikkat edilmesi gerektiğini belirtiyor:</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0o-Fs_kFlUemoIhV5mf24Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dengeli beslenin: Fast food ve işlenmiş gıdalardan uzak durun. Sebze, meyve, tam tahıllar ve sağlıklı protein kaynaklarını tercih edin.İlaçları bilinçli kullanın: Ağrı kesici ve takviyeleri yalnızca doktor kontrolünde alın.Fiziksel olarak aktif olun: Yürüyüş, koşu, yoga veya spor salonu gibi düzenli egzersiz alışkanlıkları edinin.Yeterince su için: Günde 8-10 bardak su içerek toksinlerin atılmasına yardımcı olun.Sigaradan uzak durun: Sigara, dolaylı yoldan da olsa karaciğere zarar veren toksinler içerir.
Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>100 yaşındaki Recep dede sofrasından eksik etmiyor: 3 besin uzun yaşamının sırrı</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/100-yasindaki-recep-dede-sofrasindan-eksik-etmiyor-3-besin-uzun-yasaminin-sirri</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/100-yasindaki-recep-dede-sofrasindan-eksik-etmiyor-3-besin-uzun-yasaminin-sirri</guid>
<description><![CDATA[ Gönen’in Üzümlü Mahallesi’nde yaşayan Recep Ercan, 100 yaşına girdi. Asırlık çınar, sağlıklı yaşamın sırrını da verdi.Hayatı boyunca çiftçilik yapan ve bir dönem de mahalle muhtarlığı görevinde bulunan Ercan için köyde anlamlı bir doğum günü kutlaması düzenlendi.3 çocuk babası olan Recep Ercan’ın 8 torunu ve 8 de torun çocuğu bulunuyor.Asırlık çınar, sağlıklı yaşamın sırrını &quot;üzülmemek, doğal beslenmek ve yoğurt, ayran ile sebzeyi sofradan eksik etmemek&quot; olarak açıklıyor.Recep Ercan’ın ailesi ve komşuları tarafından düzenlenen doğum günü kutlamasında duygu dolu anlar yaşandı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zFHWcShKU06piz0ga2K6oA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:53:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>100, yaşındaki, Recep, dede, sofrasından, eksik, etmiyor:, besin, uzun, yaşamının, sırrı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zFHWcShKU06piz0ga2K6oA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="100 yaşındaki Recep dede sofrasından eksik etmiyor: 3 besin uzun yaşamının sırrı"><p>Gönen’in Üzümlü Mahallesi’nde yaşayan Recep Ercan, 100 yaşına girdi. Asırlık çınar, sağlıklı yaşamın sırrını da verdi.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/M2RqiHhtwECcXLiBQQcnhw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hayatı boyunca çiftçilik yapan ve bir dönem de mahalle muhtarlığı görevinde bulunan Ercan için köyde anlamlı bir doğum günü kutlaması düzenlendi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IGCmThJhuUmjQye7BtL9dQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>3 çocuk babası olan Recep Ercan’ın 8 torunu ve 8 de torun çocuğu bulunuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2aLK-L6azkCbcqaI7S7AEA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Asırlık çınar, sağlıklı yaşamın sırrını "üzülmemek, doğal beslenmek ve yoğurt, ayran ile sebzeyi sofradan eksik etmemek" olarak açıklıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/l_mtElRXxEeduF7Gj0--tg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Recep Ercan’ın ailesi ve komşuları tarafından düzenlenen doğum günü kutlamasında duygu dolu anlar yaşandı.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kolesterolü düşüren 4 muhteşem meyve: Kalbi de güçlendiriyor</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/kolesterolu-dusuren-4-muhtesem-meyve-kalbi-de-guclendiriyor</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/kolesterolu-dusuren-4-muhtesem-meyve-kalbi-de-guclendiriyor</guid>
<description><![CDATA[ Kolesterol, vücudun sağlıklı hücreler üretmesi için gerekli bir madde olsa da, yüksek seviyeleri kalp hastalıkları riskini ciddi oranda artırabiliyor. Uzmanlar, sağlıklı beslenme alışkanlıklarının bu riski azaltmada kritik rol oynadığını belirtiyor. Araştırmalar ise doğanın bize sunduğu bazı meyvelerin, kolesterol düşürmede etkili olduğunu ortaya koyuyor.Meyveler, içeriklerindeki çözünür lif, antioksidanlar ve vitaminler sayesinde sadece bağışıklık sistemini değil, kardiyovasküler sağlığı da destekliyor. Özellikle çözünür lif, sindirim sisteminde kolesterole bağlanarak vücuttan atılmasını kolaylaştırıyor. İşte kolesterol seviyelerini düşürmeye yardımcı olan dört meyve:1. TURUNÇGİLLERPortakal, greyfurt ve limon gibi turunçgiller, C vitamini açısından zengin olmalarının yanı sıra, pektin adlı çözünür lif türüyle de dikkat çekiyor. Pektin, LDL (kötü) kolesterol seviyelerini düşürmeye yardımcı olurken, içerdikleri flavonoidler damar esnekliğini artırıyor ve iltihaplanmayı azaltıyor.Nasıl tüketilmeli?Güne taze sıkılmış portakal veya greyfurt suyuyla başlayın.Suya limon dilimleri ekleyin.Salatalar ve balık yemeklerini portakal veya greyfurt dilimleriyle süsleyin.Not: Greyfurt bazı ilaçlarla etkileşime girebilir. Tüketmeden önce doktorunuza danışmanız önerilir.“Günde bir elma doktoru uzak tutar” sözü, kalp sağlığı açısından bilimsel bir temele dayanıyor. Elmalar, hem çözünür hem de çözünmez lif içerikleriyle LDL kolesterolü düşürüyor. Ayrıca, polifenol adı verilen antioksidanlar damarları koruyarak iltihabı azaltıyor.Nasıl tüketilmeli?Yulaf ezmesine dilimlenmiş elma ekleyin.Elma dilimlerini fındık ezmesiyle birleştirerek sağlıklı atıştırmalıklar hazırlayın.Salatalara ve lahana salatalarına doğranmış elma ilave edin.Avokado, meyveler arasında nadir bulunan sağlıklı yağ kaynaklarından biri. İçerdiği tekli doymamış yağ asitleri sayesinde HDL (iyi) kolesterolü artırırken, LDL kolesterolü azaltıyor. Araştırmalar, günlük avokado tüketiminin özellikle fazla kilolu bireylerde olumlu etkiler gösterdiğini ortaya koyuyor.Nasıl tüketilmeli?Tam tahıllı ekmeğe sürülerek atıştırmalık olarak.Sandviç ve salatalarda dilimlenmiş şekilde.Smoothie’lere karıştırılarak kıvam artırıcı olarak.Hatta ev yapımı ekmek hamuruna bile eklenebilir.Muz, kolesterol emilimini azaltan çözünür lif ve bitki sterolleri içeriyor. Aynı zamanda sindirim sistemini destekleyerek dolaylı yoldan kalp sağlığına katkı sağlıyor.Nasıl tüketilmeli?Kahvaltılık gevrek veya yoğurtla birlikte.Smoothie’lerde doğal tatlandırıcı olarak.Tam buğday unu ile hazırlanmış muz ekmeğinde.Uzmanlardan Tüyo: Meyveden En İyi Verimi Almak İçin...
Liften tam yararlanmak için mümkünse meyveleri kabuklarıyla birlikte tüketin.Taze meyve, meyve suyundan daha faydalıdır.Her hafta farklı meyve kombinasyonları tercih edin.Meyveleri protein ve sağlıklı yağlarla birlikte tüketmek, enerji dengesini korumanıza yardımcı olur.Sağlıklı bir diyetin parçası olarak tüketilen bazı meyveler, kolesterol seviyelerinin dengelenmesine katkı sağlayabilir. Uzmanlar, dengeli beslenme ve düzenli egzersizle birlikte bu doğal seçeneklerin uzun vadede kalp sağlığına büyük fayda sağlayabileceğini belirtiyor.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/70ZszBTRNUCyqMTXDyGfFw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:53:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kolesterolü, düşüren, muhteşem, meyve:, Kalbi, güçlendiriyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/70ZszBTRNUCyqMTXDyGfFw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kolesterolü düşüren 4 muhteşem meyve: Kalbi de güçlendiriyor"><p>Kolesterol, vücudun sağlıklı hücreler üretmesi için gerekli bir madde olsa da, yüksek seviyeleri kalp hastalıkları riskini ciddi oranda artırabiliyor. Uzmanlar, sağlıklı beslenme alışkanlıklarının bu riski azaltmada kritik rol oynadığını belirtiyor. Araştırmalar ise doğanın bize sunduğu bazı meyvelerin, kolesterol düşürmede etkili olduğunu ortaya koyuyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fftHNeIXLUyaj1vBETqg2Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Meyveler, içeriklerindeki çözünür lif, antioksidanlar ve vitaminler sayesinde sadece bağışıklık sistemini değil, kardiyovasküler sağlığı da destekliyor. Özellikle çözünür lif, sindirim sisteminde kolesterole bağlanarak vücuttan atılmasını kolaylaştırıyor. İşte kolesterol seviyelerini düşürmeye yardımcı olan dört meyve:1. TURUNÇGİLLERPortakal, greyfurt ve limon gibi turunçgiller, C vitamini açısından zengin olmalarının yanı sıra, pektin adlı çözünür lif türüyle de dikkat çekiyor. Pektin, LDL (kötü) kolesterol seviyelerini düşürmeye yardımcı olurken, içerdikleri flavonoidler damar esnekliğini artırıyor ve iltihaplanmayı azaltıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nMAM1sNXfkCCPMdEP1Iu9Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Nasıl tüketilmeli?Güne taze sıkılmış portakal veya greyfurt suyuyla başlayın.Suya limon dilimleri ekleyin.Salatalar ve balık yemeklerini portakal veya greyfurt dilimleriyle süsleyin.Not: Greyfurt bazı ilaçlarla etkileşime girebilir. Tüketmeden önce doktorunuza danışmanız önerilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Y1GBcxyjxEGS926sy5i0bg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>“Günde bir elma doktoru uzak tutar” sözü, kalp sağlığı açısından bilimsel bir temele dayanıyor. Elmalar, hem çözünür hem de çözünmez lif içerikleriyle LDL kolesterolü düşürüyor. Ayrıca, polifenol adı verilen antioksidanlar damarları koruyarak iltihabı azaltıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XS6p0zVyfUuJ8RWyTwZmfA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Nasıl tüketilmeli?Yulaf ezmesine dilimlenmiş elma ekleyin.Elma dilimlerini fındık ezmesiyle birleştirerek sağlıklı atıştırmalıklar hazırlayın.Salatalara ve lahana salatalarına doğranmış elma ilave edin.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gBUei_8j-U6I0FWPeOIisg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Avokado, meyveler arasında nadir bulunan sağlıklı yağ kaynaklarından biri. İçerdiği tekli doymamış yağ asitleri sayesinde HDL (iyi) kolesterolü artırırken, LDL kolesterolü azaltıyor. Araştırmalar, günlük avokado tüketiminin özellikle fazla kilolu bireylerde olumlu etkiler gösterdiğini ortaya koyuyor.Nasıl tüketilmeli?Tam tahıllı ekmeğe sürülerek atıştırmalık olarak.Sandviç ve salatalarda dilimlenmiş şekilde.Smoothie’lere karıştırılarak kıvam artırıcı olarak.Hatta ev yapımı ekmek hamuruna bile eklenebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YIiFU9Yi3UqwBdaGv_mH8w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Muz, kolesterol emilimini azaltan çözünür lif ve bitki sterolleri içeriyor. Aynı zamanda sindirim sistemini destekleyerek dolaylı yoldan kalp sağlığına katkı sağlıyor.Nasıl tüketilmeli?Kahvaltılık gevrek veya yoğurtla birlikte.Smoothie’lerde doğal tatlandırıcı olarak.Tam buğday unu ile hazırlanmış muz ekmeğinde.Uzmanlardan Tüyo: Meyveden En İyi Verimi Almak İçin...
Liften tam yararlanmak için mümkünse meyveleri kabuklarıyla birlikte tüketin.Taze meyve, meyve suyundan daha faydalıdır.Her hafta farklı meyve kombinasyonları tercih edin.Meyveleri protein ve sağlıklı yağlarla birlikte tüketmek, enerji dengesini korumanıza yardımcı olur.Sağlıklı bir diyetin parçası olarak tüketilen bazı meyveler, kolesterol seviyelerinin dengelenmesine katkı sağlayabilir. Uzmanlar, dengeli beslenme ve düzenli egzersizle birlikte bu doğal seçeneklerin uzun vadede kalp sağlığına büyük fayda sağlayabileceğini belirtiyor.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Magnezyum mu, melatonin mi: Uyku kalitesi için hangisi daha iyi?</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/magnezyum-mu-melatonin-mi-uyku-kalitesi-icin-hangisi-daha-iyi</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/magnezyum-mu-melatonin-mi-uyku-kalitesi-icin-hangisi-daha-iyi</guid>
<description><![CDATA[ Uyku kalitesindeki düşüş, birçok yetişkinin sağlığını tehdit ediyor. Peki, bu sorunu çözmek için hangi takviye daha etkili: magnezyum mu, melatonin mi?Modern yaşamın getirdiği stres, yoğun tempo ve dengesiz beslenme alışkanlıkları, yetişkinlerin büyük bölümünde uyku sorunlarını beraberinde getiriyor. Araştırmalara göre, yetişkinlerin yüzde 60’ından fazlası düşük uyku kalitesinden şikâyetçi. Uyku eksikliği ise sadece yorgunluğa değil; kalp hastalıkları, diyabet ve ruh sağlığı sorunları gibi kronik hastalıklara da zemin hazırlayabiliyor.Uykusuzlukla başa çıkmak isteyen bireyler, beyaz gürültü cihazlarından çeşitli takviyelere kadar birçok yönteme başvuruyor. En sık tercih edilen takviyelerin başında ise magnezyum ve melatonin geliyor. Her ikisi de uyku üzerinde olumlu etkiler yaratırken, farklı mekanizmalarla çalışıyor. Peki, hangisi hangi durumlarda daha etkili?Vücutta 300’den fazla biyokimyasal reaksiyonda görev alan magnezyum, sinir sistemini yatıştırıcı ve kasları gevşetici özellikleriyle biliniyor. Yeşil yapraklı sebzeler, kuruyemişler ve tam tahıllar gibi gıdalarda doğal olarak bulunan bu mineral, özellikle uzun süreli stresin etkilerini hafifletmede etkili olabiliyor.Magnezyumun bir başka önemli özelliği ise gama-aminobütirik asit adlı nörotransmitterin düzenlenmesine katkı sağlaması.Ancak uzmanlar, magnezyum takviyelerinin etkilerinin genellikle birkaç hafta içinde ortaya çıktığını belirtiyor. Ayrıca yüksek dozda alındığında ishal, mide bulantısı ve kramplar gibi yan etkiler görülebiliyor. Magnezyum, bazı ilaçlarla da etkileşime girebileceğinden doktor kontrolünde kullanılması öneriliyor.Melatonin ise vücudun biyolojik saatini düzenleyen bir hormon. Beyinde karanlığa tepki olarak doğal olarak salgılanan melatonin, özellikle gece çalışanlar veya jet lag yaşayan bireyler için önemli bir destek aracı olarak öne çıkıyor.Melatonin takviyeleri, kısa sürede etki göstererek uykuya dalmayı kolaylaştırabiliyor. Gecikmiş uyku evresi sendromu, çocuklarda görülen bazı uyku bozuklukları ve ameliyat öncesi anksiyete gibi durumların tedavisinde de kullanılabiliyor.Ancak melatoninin hızlı etkisine rağmen, uzun vadeli kullanımına dair yeterli bilimsel veri bulunmuyor. Dozuna ve kullanım zamanına göre etkisi değişen melatonin, antibiyotikler, doğum kontrol hapları ve bazı antidepresanlarla da etkileşime girebiliyor.Magnezyum ve melatonin, farklı ihtiyaçlara cevap verebilecek iki etkili takviye. Magnezyum, gevşeme ve uyku kalitesini artırmada uzun vadeli bir çözüm sunarken; melatonin, jet lag gibi kısa vadeli uyku sorunlarında daha hızlı sonuçlar veriyor.Uzmanlar, hangi takviyenin tercih edileceğinin kişisel ihtiyaçlara ve mevcut sağlık durumuna göre belirlenmesi gerektiğini vurguluyor. Her iki takviye de potansiyel etkileşimler ve yan etkiler nedeniyle mutlaka bir sağlık profesyoneline danışılarak kullanılmalı. Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/iKRrXkJOzk2pBZ1RgiCRag.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:53:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Magnezyum, mu, melatonin, mi:, Uyku, kalitesi, için, hangisi, daha, iyi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/iKRrXkJOzk2pBZ1RgiCRag.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Magnezyum mu, melatonin mi: Uyku kalitesi için hangisi daha iyi?"><p>Uyku kalitesindeki düşüş, birçok yetişkinin sağlığını tehdit ediyor. Peki, bu sorunu çözmek için hangi takviye daha etkili: magnezyum mu, melatonin mi?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-xxdTZzsSUugLUWF4lS7rw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Modern yaşamın getirdiği stres, yoğun tempo ve dengesiz beslenme alışkanlıkları, yetişkinlerin büyük bölümünde uyku sorunlarını beraberinde getiriyor. Araştırmalara göre, yetişkinlerin yüzde 60’ından fazlası düşük uyku kalitesinden şikâyetçi. Uyku eksikliği ise sadece yorgunluğa değil; kalp hastalıkları, diyabet ve ruh sağlığı sorunları gibi kronik hastalıklara da zemin hazırlayabiliyor.Uykusuzlukla başa çıkmak isteyen bireyler, beyaz gürültü cihazlarından çeşitli takviyelere kadar birçok yönteme başvuruyor. En sık tercih edilen takviyelerin başında ise magnezyum ve melatonin geliyor. Her ikisi de uyku üzerinde olumlu etkiler yaratırken, farklı mekanizmalarla çalışıyor. Peki, hangisi hangi durumlarda daha etkili?</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/00ngs7pD80qXtG_a4HB6HA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Vücutta 300’den fazla biyokimyasal reaksiyonda görev alan magnezyum, sinir sistemini yatıştırıcı ve kasları gevşetici özellikleriyle biliniyor. Yeşil yapraklı sebzeler, kuruyemişler ve tam tahıllar gibi gıdalarda doğal olarak bulunan bu mineral, özellikle uzun süreli stresin etkilerini hafifletmede etkili olabiliyor.Magnezyumun bir başka önemli özelliği ise gama-aminobütirik asit adlı nörotransmitterin düzenlenmesine katkı sağlaması.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DQfaopxC0kqCtxG9b7nY2g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ancak uzmanlar, magnezyum takviyelerinin etkilerinin genellikle birkaç hafta içinde ortaya çıktığını belirtiyor. Ayrıca yüksek dozda alındığında ishal, mide bulantısı ve kramplar gibi yan etkiler görülebiliyor. Magnezyum, bazı ilaçlarla da etkileşime girebileceğinden doktor kontrolünde kullanılması öneriliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/86JI5kHaHE2iiFdLYTuu8w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Melatonin ise vücudun biyolojik saatini düzenleyen bir hormon. Beyinde karanlığa tepki olarak doğal olarak salgılanan melatonin, özellikle gece çalışanlar veya jet lag yaşayan bireyler için önemli bir destek aracı olarak öne çıkıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uTTRlvJMEU-qzgdY5EmIYg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Melatonin takviyeleri, kısa sürede etki göstererek uykuya dalmayı kolaylaştırabiliyor. Gecikmiş uyku evresi sendromu, çocuklarda görülen bazı uyku bozuklukları ve ameliyat öncesi anksiyete gibi durumların tedavisinde de kullanılabiliyor.Ancak melatoninin hızlı etkisine rağmen, uzun vadeli kullanımına dair yeterli bilimsel veri bulunmuyor. Dozuna ve kullanım zamanına göre etkisi değişen melatonin, antibiyotikler, doğum kontrol hapları ve bazı antidepresanlarla da etkileşime girebiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/z37yz36kgEu4hwHLyS_CGQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Magnezyum ve melatonin, farklı ihtiyaçlara cevap verebilecek iki etkili takviye. Magnezyum, gevşeme ve uyku kalitesini artırmada uzun vadeli bir çözüm sunarken; melatonin, jet lag gibi kısa vadeli uyku sorunlarında daha hızlı sonuçlar veriyor.Uzmanlar, hangi takviyenin tercih edileceğinin kişisel ihtiyaçlara ve mevcut sağlık durumuna göre belirlenmesi gerektiğini vurguluyor. Her iki takviye de potansiyel etkileşimler ve yan etkiler nedeniyle mutlaka bir sağlık profesyoneline danışılarak kullanılmalı. Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>15 Temmuz sağlık ocakları açık mı, kapalı mı? Yarın Aile Sağlığı Merkezleri çalışıyor  mu, randevu alınır mı?</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/15-temmuz-saglik-ocaklari-acik-mi-kapali-mi-yarin-aile-sagligi-merkezleri-calisiyor-mu-randevu-alinir-mi</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/15-temmuz-saglik-ocaklari-acik-mi-kapali-mi-yarin-aile-sagligi-merkezleri-calisiyor-mu-randevu-alinir-mi</guid>
<description><![CDATA[ Sağlık ocakları veya diğer bir ifadeyle aile sağlığı merkezlerine kontrole gitmek isteyenler çalışma durumunu merak ediyor. 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü sebebiyle birçok kurum çalışmalarına ara verecek. Aile hekimlerinden randevu talep edecekler ise açık olup olmadığını araştırıyor. Aile Sağlığı Merkezleri randevu işlemleri MHRS üzerinden gerçekleştiriliyor. Salı günü eczaneler nöbet sistemine uygun çalışırken hastanelerin acil servisleri açık olacak. Peki Yarın sağlık ocakları açık mı, kapalı mı? 15 Temmuz Aile hekimleri çalışıyor mu? İşte, konuya ilişkin bilgiler…Türkiye’de dini, milli ve kültürel öneme sahip günler resmi tatil olarak kutlanıyor. 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü, bu yıl Salı gününe denk gelecek. Salı günü belediyeler, bankalar, kargo firmaları, valilikler, kaymakamlıklar, noterler ve diğer birçok işletme çalışmalarına ara verecek. Özellikle tedavi olmak isteyen, doktor kontrolü yaptırmaya hazırlananlar ve ilaç temin edecekler ise sağlık kurumlarının çalışıp çalışmadığını araştırıyor. 15 Temmuz’da nöbetçi eczaneler hizmet vermeye devam edecek. Hastanelerin ise acil servisleri dışındaki bölümleri kapalı olacak. Peki 15 Temmuz sağlık ocakları çalışıyor mu? İşte, merak edilen sorunun yanıtı…15 Temmuz resmi tatil olduğundan sağlık ocaklarında çalışan doktor, hemşire ve diğer sağlık görevlileri izinli oluyor. 15 Temmuz Salı günü sağlık ocakları tam gün kapalı olacak. MHRS üzerinden bu tarihe randevu oluşturulamayacak. 16 Temmuz Çarşamba günü sağlık ocakları veya diğer bir ifadeyle aile hekimleri çalışmaya devam edecek. Aile hekimlerinin çalışma günleri, il veya ilçelere göre değişebiliyor.Sağlık kurumlarından olan eczaneler ise nöbetçi olarak hizmet verecek. Vatandaşlar yaşadıkları il ve ilçelerdeki nöbetçi eczaneleri e-Devlet üzerinden kolayca sorgulayabilecek. Özel ve devlet hastanelerinde ise acil servisler resmi tatil günleri de çalışmaya devam ediyor.BANKALARBELEDİYELERKAYMAKAMLIKLARMUHTARLIKLARSAĞLIK OCAKLARIHASTANELERKARGO FİRMALARINÜFUS MÜDÜRLÜKLERİECZANELER (nöbetçi)NOTERLER (nöbetçi) ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/P8aE36LjRU6T5LRWfOiGvg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:53:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Temmuz, sağlık, ocakları, açık, mı, kapalı, mı, Yarın, Aile, Sağlığı, Merkezleri, çalışıyor, mu, randevu, alınır, mı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/P8aE36LjRU6T5LRWfOiGvg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="15 Temmuz sağlık ocakları açık mı, kapalı mı? Yarın Aile Sağlığı Merkezleri çalışıyor  mu, randevu alınır mı?"><p>Sağlık ocakları veya diğer bir ifadeyle aile sağlığı merkezlerine kontrole gitmek isteyenler çalışma durumunu merak ediyor. 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü sebebiyle birçok kurum çalışmalarına ara verecek. Aile hekimlerinden randevu talep edecekler ise açık olup olmadığını araştırıyor. Aile Sağlığı Merkezleri randevu işlemleri MHRS üzerinden gerçekleştiriliyor. Salı günü eczaneler nöbet sistemine uygun çalışırken hastanelerin acil servisleri açık olacak. Peki Yarın sağlık ocakları açık mı, kapalı mı? 15 Temmuz Aile hekimleri çalışıyor mu? İşte, konuya ilişkin bilgiler…</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tqXqIhZdmUuFoSPZ8_q5yw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Türkiye’de dini, milli ve kültürel öneme sahip günler resmi tatil olarak kutlanıyor. 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü, bu yıl Salı gününe denk gelecek. Salı günü belediyeler, bankalar, kargo firmaları, valilikler, kaymakamlıklar, noterler ve diğer birçok işletme çalışmalarına ara verecek. Özellikle tedavi olmak isteyen, doktor kontrolü yaptırmaya hazırlananlar ve ilaç temin edecekler ise sağlık kurumlarının çalışıp çalışmadığını araştırıyor. 15 Temmuz’da nöbetçi eczaneler hizmet vermeye devam edecek. Hastanelerin ise acil servisleri dışındaki bölümleri kapalı olacak. Peki 15 Temmuz sağlık ocakları çalışıyor mu? İşte, merak edilen sorunun yanıtı…</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Lm7i-S43pkWzycS422_u1A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>15 Temmuz resmi tatil olduğundan sağlık ocaklarında çalışan doktor, hemşire ve diğer sağlık görevlileri izinli oluyor. 15 Temmuz Salı günü sağlık ocakları tam gün kapalı olacak. MHRS üzerinden bu tarihe randevu oluşturulamayacak. 16 Temmuz Çarşamba günü sağlık ocakları veya diğer bir ifadeyle aile hekimleri çalışmaya devam edecek. Aile hekimlerinin çalışma günleri, il veya ilçelere göre değişebiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/N-58Xyq0SU63QfXiDcM8hQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sağlık kurumlarından olan eczaneler ise nöbetçi olarak hizmet verecek. Vatandaşlar yaşadıkları il ve ilçelerdeki nöbetçi eczaneleri e-Devlet üzerinden kolayca sorgulayabilecek. Özel ve devlet hastanelerinde ise acil servisler resmi tatil günleri de çalışmaya devam ediyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ozTU9zv5BUyvF1CzD6_Cvg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>BANKALARBELEDİYELERKAYMAKAMLIKLARMUHTARLIKLARSAĞLIK OCAKLARIHASTANELERKARGO FİRMALARINÜFUS MÜDÜRLÜKLERİECZANELER (nöbetçi)NOTERLER (nöbetçi)</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Havacılık devinden saç ekimi şakası</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/havacilik-devinden-sac-ekimi-sakasi</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/havacilik-devinden-sac-ekimi-sakasi</guid>
<description><![CDATA[ Uygun fiyatlı ve kaliteli uygulamaları sayesinde saç ekimi konusunda öne çıkan Türkiye, bu alandaki pazarın yüzde 60&#039;ını  elinde tutuyor. Çok sayıda yabancı ülke vatandaşı, saç ekimi için Türkiye&#039;ye geliyor ve İngiliz havacılık devi bu duruma esprili gönderme yaptı.Uluslararası Sağlık Hizmetleri AŞ&#039;nin (USHAŞ) verilerine göre, 2024&#039;te 1 milyon 506 bin 442 kişi sağlık hizmeti almak için Türkiye&#039;ye gelirken, buradan elde edilen gelir 3 milyar 22 milyon 957 bin dolar oldu.Merkezin verilerine göre, 2025 yılının Ocak–Mart döneminde toplam 354.457 kişi sağlık hizmeti almak amacıyla Türkiye&#039;ye geldi. ziyaret etmiştir. Bu dönemde elde edilen sağlık turizmi geliri ise 643.356 bin ABD Doları olarak gerçekleşti. Sağlık turizmi gelirleri, 2025 yılının birinci çeyreğinde, toplam turizm gelirlerinin yüzde 7&#039;sine ulaştıBu oran, 2023 yılında yüzde 5,4 ve 2024 yılında ise yüzde 5 seviyesinde gerçekleşmişti.Son yıllarda, ABD ve Avrupa&#039;dan saç ekimi için gelenlerin sayısında ciddi artış var. İngiltere daha önce liderliği ele geçirmişti ancak son yıllarda ABD öne çıkmaya başladı. Türkiye&#039;nin öne çıktığı saç ekim hizmeti, İngiliz havacılık devi tarafından espirili paylaşıma konu oldu. Rynair,  sosyal medya hesabından yaptığı paşlaşımda, başına saç ekimi yapılmış bir aslan fotoğraf paylaştı ve &quot;Bu kim?&quot; diye sordu. Paylaşım üstünde ise&quot;Türkiye&#039;den dönen yolcular&quot; başlığı yer aldı. Paylaşıma sosyal medya yorumları da geldi. Yorullarda kimisi &quot;Lionair&quot; yani aslan havayolları derken kimisi de, Rynair&#039;den Türkiye&#039;ye ucuz uçuş gerçekleştirmesini istedi.  Bazı paylaşımcalar da şirketi, Turkey yerine artık Türkiye yazıldığını belirterek uyardılar. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CF4nOqFmzE-W3dNjOVa84A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:53:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Havacılık, devinden, saç, ekimi, şakası</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CF4nOqFmzE-W3dNjOVa84A.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Türkiye'ye saç ekimi şakası"><p>Uygun fiyatlı ve kaliteli uygulamaları sayesinde saç ekimi konusunda öne çıkan Türkiye, bu alandaki pazarın yüzde 60'ını  elinde tutuyor. Çok sayıda yabancı ülke vatandaşı, saç ekimi için Türkiye'ye geliyor ve İngiliz havacılık devi bu duruma esprili gönderme yaptı.</p><p>Uluslararası Sağlık Hizmetleri AŞ'nin (USHAŞ) verilerine göre, 2024'te 1 milyon 506 bin 442 kişi sağlık hizmeti almak için Türkiye'ye gelirken, buradan elde edilen gelir 3 milyar 22 milyon 957 bin dolar oldu.</p><p>Merkezin verilerine göre, 2025 yılının Ocak–Mart döneminde toplam 354.457 kişi sağlık hizmeti almak amacıyla Türkiye'ye geldi. ziyaret etmiştir. Bu dönemde elde edilen sağlık turizmi geliri ise 643.356 bin ABD Doları olarak gerçekleşti. Sağlık turizmi gelirleri, 2025 yılının birinci çeyreğinde, toplam turizm gelirlerinin yüzde 7'sine ulaştı</p><p>Bu oran, 2023 yılında yüzde 5,4 ve 2024 yılında ise yüzde 5 seviyesinde gerçekleşmişti.</p><p>Son yıllarda, ABD ve Avrupa'dan saç ekimi için gelenlerin sayısında ciddi artış var. İngiltere daha önce liderliği ele geçirmişti ancak son yıllarda ABD öne çıkmaya başladı. </p><p>Türkiye'nin öne çıktığı saç ekim hizmeti, İngiliz havacılık devi tarafından espirili paylaşıma konu oldu. Rynair,  sosyal medya hesabından yaptığı paşlaşımda, başına saç ekimi yapılmış bir aslan fotoğraf paylaştı ve "Bu kim?" diye sordu. Paylaşım üstünde ise"Türkiye'den dönen yolcular" başlığı yer aldı. </p><p>Paylaşıma sosyal medya yorumları da geldi. Yorullarda kimisi "Lionair" yani aslan havayolları derken kimisi de, Rynair'den Türkiye'ye ucuz uçuş gerçekleştirmesini istedi.  Bazı paylaşımcalar da şirketi, Turkey yerine artık Türkiye yazıldığını belirterek uyardılar.</p><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nmq_dCQTa0ODJFMWazInPw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt="">]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Doktor açıkladı: Magnezyum neden önemli?</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/doktor-acikladi-magnezyum-neden-oenemli</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/doktor-acikladi-magnezyum-neden-oenemli</guid>
<description><![CDATA[ Karaciğer, insan vücudundaki en büyük iç organlardan biri olarak, metabolizma, sindirim, bağışıklık ve detoksifikasyon gibi birçok hayati işlevi yerine getiriyor. Bu nedenle karaciğer sağlığını korumak, genel vücut sağlığı açısından büyük önem taşıyor. Peki, karaciğer sağlığı için magnezyum kullanmak neden önemli?Gastroenterolog Dr. Joseph Salhab, magnezyumun karaciğer sağlığı üzerindeki kritik etkilerine dikkat çekerek, bu mineralin alkolsüz yağlı karaciğer hastalığı (NAFLD) gibi yaygın karaciğer hastalıklarına karşı koruyucu bir rol üstlendiğini belirtti. Dr. Salhab’a göre magnezyum, karaciğerde oksidatif hasar ve inflamasyonu azaltarak karaciğer hücrelerini koruyan güçlü bir &quot;kalkan&quot; görevi görüyor.Karaciğer, insan vücudundaki en büyük iç organlardan biri olarak, metabolizma, sindirim, bağışıklık ve detoksifikasyon gibi birçok hayati işlevi yerine getiriyor. Bu nedenle karaciğer sağlığını korumak, genel vücut sağlığı açısından büyük önem taşıyor. Dr. Salhab, özellikle magnezyumun bu noktadaki hayati işlevlerine vurgu yaptı.Vücutta en bol bulunan dördüncü katyon olan magnezyum, sinir ve kas fonksiyonlarını desteklemenin yanı sıra sağlıklı kalp ritmini korumak, kan şekeri seviyelerini düzenlemek, kemikleri güçlendirmek, enerji üretimi ve uyku kalitesini artırmak gibi çok sayıda işleve sahip.Ayrıca, inflamasyonun azaltılması ve DNA ile protein sentezinin desteklenmesi gibi süreçlerde de aktif rol oynayan magnezyum, karaciğerin detoks mekanizmaları için de vazgeçilmez bir mineral.Dr. Salhab’ın açıklamalarına göre, yapılan araştırmalar magnezyum eksikliğinin karaciğerde yağ birikimini artırabildiğini ve insülin fonksiyonunu bozabildiğini gösteriyor. Bu durumun NAFLD gibi karaciğer rahatsızlıklarının gelişiminde etkili olduğu düşünülüyor.Yeterli magnezyum seviyeleri ise karaciğerin yağları sindirmesine yardımcı olan safra üretimini destekliyor ve güçlü bir antioksidan olan glutatyon seviyesini artırarak detoks süreçlerini güçlendiriyor. Dr. Salhab, “Nüfus çalışmaları, yüksek magnezyum alımına sahip bireylerin daha iyi karaciğer fonksiyon testlerine ve daha düşük karaciğer hastalığı oranlarına sahip olduğunu ortaya koyuyor” dedi.Kan Şekeri ve Karaciğer Yükü Arasındaki BağlantıMagnezyum, yalnızca karaciğeri doğrudan korumakla kalmıyor; aynı zamanda kan şekeri dengesini sağlayarak karaciğerin üzerindeki metabolik yükü azaltıyor. Bu durum, insülin direnciyle yakından ilişkili olan NAFLD gibi hastalıkların önlenmesi açısından kritik bir öneme sahip.Dr. Salhab, magnezyum takviyelerinden ziyade doğal yollarla alınmasının daha sağlıklı olduğunu vurguluyor. Magnezyum açısından zengin bazı besinler şöyle:Kabak çekirdeği: 28 gramda yaklaşık 168 mg magnezyumChia tohumu: 28 gramda yaklaşık 95 mgBadem: Bir avuçta yaklaşık 80 mgPişmiş ıspanak: Bir bardakta yaklaşık 78 mgAyrıca kaju fıstığı, kinoa, edamame, siyah fasulye, avokado ve bitter çikolata da magnezyum açısından zengin kaynaklar arasında yer alıyor.Dr. Salhab, “Doğru besinlerle yeterli magnezyum almak karaciğerin hem fonksiyonlarını destekler hem de hastalıklara karşı direncini artırır” diyerek beslenmenin önemine dikkat çekti.Sağlığınız için herhangi bir takviye kullanmadan önce mutlaka bir uzmana danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-XcnnGFYk0auNmQKGCqAUg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:53:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Doktor, açıkladı:, Magnezyum, neden, önemli</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-XcnnGFYk0auNmQKGCqAUg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Doktor açıkladı: Magnezyum neden önemli?"><p>Karaciğer, insan vücudundaki en büyük iç organlardan biri olarak, metabolizma, sindirim, bağışıklık ve detoksifikasyon gibi birçok hayati işlevi yerine getiriyor. Bu nedenle karaciğer sağlığını korumak, genel vücut sağlığı açısından büyük önem taşıyor. Peki, karaciğer sağlığı için magnezyum kullanmak neden önemli?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jVnYsktOhESv2v8NGW9yfQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gastroenterolog Dr. Joseph Salhab, magnezyumun karaciğer sağlığı üzerindeki kritik etkilerine dikkat çekerek, bu mineralin alkolsüz yağlı karaciğer hastalığı (NAFLD) gibi yaygın karaciğer hastalıklarına karşı koruyucu bir rol üstlendiğini belirtti. Dr. Salhab’a göre magnezyum, karaciğerde oksidatif hasar ve inflamasyonu azaltarak karaciğer hücrelerini koruyan güçlü bir "kalkan" görevi görüyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AipZFvkhUUSsQ6vX97moLw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Karaciğer, insan vücudundaki en büyük iç organlardan biri olarak, metabolizma, sindirim, bağışıklık ve detoksifikasyon gibi birçok hayati işlevi yerine getiriyor. Bu nedenle karaciğer sağlığını korumak, genel vücut sağlığı açısından büyük önem taşıyor. Dr. Salhab, özellikle magnezyumun bu noktadaki hayati işlevlerine vurgu yaptı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bGuZ0k9a8UiknXHRGBF4eg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Vücutta en bol bulunan dördüncü katyon olan magnezyum, sinir ve kas fonksiyonlarını desteklemenin yanı sıra sağlıklı kalp ritmini korumak, kan şekeri seviyelerini düzenlemek, kemikleri güçlendirmek, enerji üretimi ve uyku kalitesini artırmak gibi çok sayıda işleve sahip.Ayrıca, inflamasyonun azaltılması ve DNA ile protein sentezinin desteklenmesi gibi süreçlerde de aktif rol oynayan magnezyum, karaciğerin detoks mekanizmaları için de vazgeçilmez bir mineral.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pbD_Qf_5N0-hetgOYBeUHA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dr. Salhab’ın açıklamalarına göre, yapılan araştırmalar magnezyum eksikliğinin karaciğerde yağ birikimini artırabildiğini ve insülin fonksiyonunu bozabildiğini gösteriyor. Bu durumun NAFLD gibi karaciğer rahatsızlıklarının gelişiminde etkili olduğu düşünülüyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QIfITISYpESiJ6Tw5fg8-w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yeterli magnezyum seviyeleri ise karaciğerin yağları sindirmesine yardımcı olan safra üretimini destekliyor ve güçlü bir antioksidan olan glutatyon seviyesini artırarak detoks süreçlerini güçlendiriyor. Dr. Salhab, “Nüfus çalışmaları, yüksek magnezyum alımına sahip bireylerin daha iyi karaciğer fonksiyon testlerine ve daha düşük karaciğer hastalığı oranlarına sahip olduğunu ortaya koyuyor” dedi.Kan Şekeri ve Karaciğer Yükü Arasındaki BağlantıMagnezyum, yalnızca karaciğeri doğrudan korumakla kalmıyor; aynı zamanda kan şekeri dengesini sağlayarak karaciğerin üzerindeki metabolik yükü azaltıyor. Bu durum, insülin direnciyle yakından ilişkili olan NAFLD gibi hastalıkların önlenmesi açısından kritik bir öneme sahip.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/T7STYIkoUUKBWVe4E9na5g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dr. Salhab, magnezyum takviyelerinden ziyade doğal yollarla alınmasının daha sağlıklı olduğunu vurguluyor. Magnezyum açısından zengin bazı besinler şöyle:Kabak çekirdeği: 28 gramda yaklaşık 168 mg magnezyumChia tohumu: 28 gramda yaklaşık 95 mgBadem: Bir avuçta yaklaşık 80 mgPişmiş ıspanak: Bir bardakta yaklaşık 78 mg</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Fk9hCglHKkm-g-xXkZu94Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ayrıca kaju fıstığı, kinoa, edamame, siyah fasulye, avokado ve bitter çikolata da magnezyum açısından zengin kaynaklar arasında yer alıyor.Dr. Salhab, “Doğru besinlerle yeterli magnezyum almak karaciğerin hem fonksiyonlarını destekler hem de hastalıklara karşı direncini artırır” diyerek beslenmenin önemine dikkat çekti.Sağlığınız için herhangi bir takviye kullanmadan önce mutlaka bir uzmana danışın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Çok fazla tuz tüketince vücudunuzda neler oluyor? 5 uyarı işareti var</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/cok-fazla-tuz-tuketince-vucudunuzda-neler-oluyor-5-uyari-isareti-var</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/cok-fazla-tuz-tuketince-vucudunuzda-neler-oluyor-5-uyari-isareti-var</guid>
<description><![CDATA[ Vücudun sağlıklı işleyişini sürdürebilmesi için belirli miktarda tuza ihtiyaç duyduğu biliniyor. Tuz, sıvı dengesinin sağlanmasında ve sinir sisteminin düzenlenmesinde kilit rol oynuyor. Ancak uzmanlar, aşırı tuz tüketiminin ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceği konusunda uyarıyor. Uzun vadede kalp hastalıkları, yüksek tansiyon ve böbrek rahatsızlıklarına zemin hazırlayabilen fazla tuz alımı, aynı zamanda günlük yaşamda da çeşitli belirtilerle kendini gösteriyor.İşte fazla tuz tükettiğinizi gösteren 5 önemli işaret:1. ŞİŞKİNLİK VE ÖDEMAşırı tuz, vücudun su tutmasına neden olarak (ödem) el, ayak, ayak bileği ve yüzde belirgin şişkinliklere yol açabiliyor. Bu durum; yüzüğün sıkışması, ayakkabıların dar gelmesi gibi günlük ipuçlarıyla fark edilebiliyor. Ciltte baskı sonrası iz kalmasıyla tanınan “çukur ödem” de, tuza bağlı sıvı tutulmasının tıbbi bir göstergesi olarak öne çıkıyor.Tuz, hücrelerden su çekerek yoğun bir susuzluk hissi yaratabiliyor. Normalden fazla su içme ihtiyacı, dudaklarda ve ağızda kuruluk, içilen suya rağmen süren susuzluk hissi; vücudun, fazla sodyumu dengelemeye çalıştığının bir işareti olabilir.Fazla tuz alımı, kan dolaşımında sıvı artışına yol açarak damar içi basıncı yükseltiyor. Bu durum, sessizce gelişen ve zamanla kalp-damar sağlığını tehdit eden hipertansiyona neden olabiliyor. Sabah ölçülen 140/90 mmHg üzerindeki değerler, özellikle tuz tüketimiyle bağlantılı risklere işaret edebilir.Beslenme ve egzersiz düzeninde bir değişiklik olmaksızın yaşanan günlük 1-2 kiloluk, haftalık ise 2 kiloyu aşan kilo artışları; tuzun neden olduğu su tutulumuna bağlı olabilir. Bu, vücudun sodyum dengesini sağlamak amacıyla fazladan sıvı depolamasıyla açıklanıyor.Tuzlu besinlerin sık tüketilmesi sindirim sistemini de olumsuz etkiliyor. Gaz, karın ağrısı, şişkinlik gibi yakınmalar; özellikle tuzlu yemeklerden sonra ortaya çıkıyorsa, sindirim sürecinin yavaşladığı ve mide dokularının tahriş olabileceği düşünülüyor.Uzmanlar, günlük tuz tüketiminin 5-6 gramla sınırlandırılması gerektiğini belirtiyor. Tüketilen gıdaların etiketlerini okumak, hazır ve işlenmiş gıdalardan kaçınmak, yemeklere ekstra tuz eklememek alınabilecek önlemler arasında yer alıyor.Vücudunuzun verdiği sinyalleri dikkate alın, sağlığınız için tuz tüketiminizi kontrol altına alın. Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Ob-hhNWrkE-yM7RQILrDmQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:53:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Çok, fazla, tuz, tüketince, vücudunuzda, neler, oluyor, uyarı, işareti, var</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Ob-hhNWrkE-yM7RQILrDmQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Çok fazla tuz tüketince vücudunuzda neler oluyor? 5 uyarı işareti var"><p>Vücudun sağlıklı işleyişini sürdürebilmesi için belirli miktarda tuza ihtiyaç duyduğu biliniyor. Tuz, sıvı dengesinin sağlanmasında ve sinir sisteminin düzenlenmesinde kilit rol oynuyor. Ancak uzmanlar, aşırı tuz tüketiminin ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceği konusunda uyarıyor. Uzun vadede kalp hastalıkları, yüksek tansiyon ve böbrek rahatsızlıklarına zemin hazırlayabilen fazla tuz alımı, aynı zamanda günlük yaşamda da çeşitli belirtilerle kendini gösteriyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/eHvUiIE9Ck6jyNDNA2adUA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İşte fazla tuz tükettiğinizi gösteren 5 önemli işaret:1. ŞİŞKİNLİK VE ÖDEMAşırı tuz, vücudun su tutmasına neden olarak (ödem) el, ayak, ayak bileği ve yüzde belirgin şişkinliklere yol açabiliyor. Bu durum; yüzüğün sıkışması, ayakkabıların dar gelmesi gibi günlük ipuçlarıyla fark edilebiliyor. Ciltte baskı sonrası iz kalmasıyla tanınan “çukur ödem” de, tuza bağlı sıvı tutulmasının tıbbi bir göstergesi olarak öne çıkıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9j4eNqXULU6KxXD_C7hKXA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tuz, hücrelerden su çekerek yoğun bir susuzluk hissi yaratabiliyor. Normalden fazla su içme ihtiyacı, dudaklarda ve ağızda kuruluk, içilen suya rağmen süren susuzluk hissi; vücudun, fazla sodyumu dengelemeye çalıştığının bir işareti olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/n_ODjCGSHkKhfvByWgox2A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Fazla tuz alımı, kan dolaşımında sıvı artışına yol açarak damar içi basıncı yükseltiyor. Bu durum, sessizce gelişen ve zamanla kalp-damar sağlığını tehdit eden hipertansiyona neden olabiliyor. Sabah ölçülen 140/90 mmHg üzerindeki değerler, özellikle tuz tüketimiyle bağlantılı risklere işaret edebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nhsnK8z-5kqRJFg6GmMtpg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Beslenme ve egzersiz düzeninde bir değişiklik olmaksızın yaşanan günlük 1-2 kiloluk, haftalık ise 2 kiloyu aşan kilo artışları; tuzun neden olduğu su tutulumuna bağlı olabilir. Bu, vücudun sodyum dengesini sağlamak amacıyla fazladan sıvı depolamasıyla açıklanıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nt4i6H8rZUO5uhUgKDdYTg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tuzlu besinlerin sık tüketilmesi sindirim sistemini de olumsuz etkiliyor. Gaz, karın ağrısı, şişkinlik gibi yakınmalar; özellikle tuzlu yemeklerden sonra ortaya çıkıyorsa, sindirim sürecinin yavaşladığı ve mide dokularının tahriş olabileceği düşünülüyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0792VLdBREuAUqeXT_kYhg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlar, günlük tuz tüketiminin 5-6 gramla sınırlandırılması gerektiğini belirtiyor. Tüketilen gıdaların etiketlerini okumak, hazır ve işlenmiş gıdalardan kaçınmak, yemeklere ekstra tuz eklememek alınabilecek önlemler arasında yer alıyor.Vücudunuzun verdiği sinyalleri dikkate alın, sağlığınız için tuz tüketiminizi kontrol altına alın. Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Aç karnına 1 litre su içince ne olur? Her sabah yapmanın etkisi</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/ac-karnina-1-litre-su-icince-ne-olur-her-sabah-yapmanin-etkisi</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/ac-karnina-1-litre-su-icince-ne-olur-her-sabah-yapmanin-etkisi</guid>
<description><![CDATA[ Sabah aç karnına bir litre su içmek, sadece basit bir alışkanlık değil; sağlığı bütünsel anlamda destekleyen güçlü bir yaşam tarzı tercihi olarak öne çıkıyor.İnsan vücudunun yaklaşık yüzde 60 ila yüzde 75’i sudan oluşuyor. Uyku esnasında terleme ve solunum yoluyla yaklaşık 0,5 ila 1 litre su kaybediliyor. Güne bir litre su içerek başlamak, bu eksikliği hızla telafi ederek hücresel sıvı dengesini yeniliyor, eklemleri yağlıyor, kan dolaşımını ve beyin fonksiyonlarını canlandırıyor. Bu da günün ilk saatlerinden itibaren zihinsel netliği ve enerjiyi artırıyor.Aç karnına tüketilen su, metabolizmayı ortalama yüzde 24-30 oranında hızlandırabiliyor. Uzmanlara göre bu, günde yaklaşık 48 kalori fazladan yakım anlamına geliyor ki bu da yılda yaklaşık 2,5 kilogramlık yağ kaybına denk geliyor. Aynı zamanda, mide asitlerini seyrelterek sindirimi kolaylaştırıyor, bağırsak hareketlerini teşvik ederek kabızlığı önlüyor.Sabahları su içmek, böbreklerin toksinleri daha etkin bir şekilde atmasına yardımcı oluyor. Artan idrar üretimi sayesinde gece boyunca biriken zararlı maddeler vücuttan uzaklaştırılıyor. Ayrıca su, idrarı seyrelterek böbrek taşı oluşum riskini azaltıyor, mide asiditesini dengeleyerek mide rahatsızlıklarını hafifletiyor.Araştırmalar, kahvaltı öncesi içilen bir litre suyun mideyi doldurarak iştahı bastırdığını ve özellikle ileri yaş gruplarında kalori alımını %10-13 oranında azalttığını gösteriyor. Bu da kilo kontrolü açısından önemli bir avantaj sunuyor.Hafif düzeyde dehidrasyon bile konsantrasyon, hafıza ve ruh hali üzerinde olumsuz etkilere yol açabiliyor. Sabah su içme alışkanlığı, beyin sisini azaltarak zihinsel berraklık ve bilişsel performans üzerinde olumlu etkiler yaratıyor. Ayrıca düzenli sıvı alımı, migren ve baş ağrılarının önlenmesinde de etkili.Su tüketimi, cilt elastikiyetinin korunmasına, toksinlerin atılmasına ve ciltte doğal bir ışıltının sağlanmasına yardımcı oluyor. Aynı zamanda saç köklerini besleyerek parlaklık ve direnç kazandırıyor. Yeterli su tüketimi, bağışıklık sisteminin önemli bir parçası olan lenfatik sistemin düzgün çalışmasına katkıda bulunarak enfeksiyonlara karşı koruma sağlıyor.DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN NOKTALARUzmanlar, bir litre suyun bir dikişte değil, 5 ila 10 dakika içinde yavaşça tüketilmesi gerektiğini vurguluyor. Aksi halde mide bulantısı ya da rahatsızlık hissi yaşanabilir. Oda sıcaklığındaki ya da hafif soğuk su tercih edilmeli; sindirim problemi yaşayanlar için ılık su da uygun bir seçenek olabilir. Ayrıca, kahvaltıdan önce su içildikten sonra en az 30-45 dakika beklemek, sindirim sisteminin yeniden dengelenmesini sağlıyor.Sabah aç karnına bir litre su içmek; gün boyunca fiziksel ve zihinsel performansı artırmak, metabolizmayı canlandırmak ve genel sağlığı desteklemek açısından etkili bir yöntem olarak öne çıkıyor. Ancak bu alışkanlığın sürdürülebilir olması için, gün içinde düzenli su tüketiminin devam etmesi gerektiği unutulmamalı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4smQnYWGM0mv06xlBbmUyA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:53:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Aç, karnına, litre, içince, olur, Her, sabah, yapmanın, etkisi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4smQnYWGM0mv06xlBbmUyA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Aç karnına 1 litre su içince ne olur? Her sabah yapmanın etkisi"><p>Sabah aç karnına bir litre su içmek, sadece basit bir alışkanlık değil; sağlığı bütünsel anlamda destekleyen güçlü bir yaşam tarzı tercihi olarak öne çıkıyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0ZzK8dQSOEywq5aA0FcgWg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İnsan vücudunun yaklaşık yüzde 60 ila yüzde 75’i sudan oluşuyor. Uyku esnasında terleme ve solunum yoluyla yaklaşık 0,5 ila 1 litre su kaybediliyor. Güne bir litre su içerek başlamak, bu eksikliği hızla telafi ederek hücresel sıvı dengesini yeniliyor, eklemleri yağlıyor, kan dolaşımını ve beyin fonksiyonlarını canlandırıyor. Bu da günün ilk saatlerinden itibaren zihinsel netliği ve enerjiyi artırıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VOuhD36qlku9YaHetJ-01Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Aç karnına tüketilen su, metabolizmayı ortalama yüzde 24-30 oranında hızlandırabiliyor. Uzmanlara göre bu, günde yaklaşık 48 kalori fazladan yakım anlamına geliyor ki bu da yılda yaklaşık 2,5 kilogramlık yağ kaybına denk geliyor. Aynı zamanda, mide asitlerini seyrelterek sindirimi kolaylaştırıyor, bağırsak hareketlerini teşvik ederek kabızlığı önlüyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dwQ3UiKLJU6KrwFhOOvMTw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sabahları su içmek, böbreklerin toksinleri daha etkin bir şekilde atmasına yardımcı oluyor. Artan idrar üretimi sayesinde gece boyunca biriken zararlı maddeler vücuttan uzaklaştırılıyor. Ayrıca su, idrarı seyrelterek böbrek taşı oluşum riskini azaltıyor, mide asiditesini dengeleyerek mide rahatsızlıklarını hafifletiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1bX0jmvNRUSbl_pKcfUpMQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırmalar, kahvaltı öncesi içilen bir litre suyun mideyi doldurarak iştahı bastırdığını ve özellikle ileri yaş gruplarında kalori alımını %10-13 oranında azalttığını gösteriyor. Bu da kilo kontrolü açısından önemli bir avantaj sunuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mA0N2XFn70y3C2CVewG3jQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hafif düzeyde dehidrasyon bile konsantrasyon, hafıza ve ruh hali üzerinde olumsuz etkilere yol açabiliyor. Sabah su içme alışkanlığı, beyin sisini azaltarak zihinsel berraklık ve bilişsel performans üzerinde olumlu etkiler yaratıyor. Ayrıca düzenli sıvı alımı, migren ve baş ağrılarının önlenmesinde de etkili.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YiwfhwgLd0GkRomlfwbFXg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Su tüketimi, cilt elastikiyetinin korunmasına, toksinlerin atılmasına ve ciltte doğal bir ışıltının sağlanmasına yardımcı oluyor. Aynı zamanda saç köklerini besleyerek parlaklık ve direnç kazandırıyor. Yeterli su tüketimi, bağışıklık sisteminin önemli bir parçası olan lenfatik sistemin düzgün çalışmasına katkıda bulunarak enfeksiyonlara karşı koruma sağlıyor.DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN NOKTALARUzmanlar, bir litre suyun bir dikişte değil, 5 ila 10 dakika içinde yavaşça tüketilmesi gerektiğini vurguluyor. Aksi halde mide bulantısı ya da rahatsızlık hissi yaşanabilir. Oda sıcaklığındaki ya da hafif soğuk su tercih edilmeli; sindirim problemi yaşayanlar için ılık su da uygun bir seçenek olabilir. Ayrıca, kahvaltıdan önce su içildikten sonra en az 30-45 dakika beklemek, sindirim sisteminin yeniden dengelenmesini sağlıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FhinnTcCFUeTY2vIBJM9UA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sabah aç karnına bir litre su içmek; gün boyunca fiziksel ve zihinsel performansı artırmak, metabolizmayı canlandırmak ve genel sağlığı desteklemek açısından etkili bir yöntem olarak öne çıkıyor. Ancak bu alışkanlığın sürdürülebilir olması için, gün içinde düzenli su tüketiminin devam etmesi gerektiği unutulmamalı.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Doktorlar tek belirtiyi ciddiye almadı: Aylar sonra kanser olduğunu öğrendi</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/doktorlar-tek-belirtiyi-ciddiye-almadi-aylar-sonra-kanser-oldugunu-oegrendi</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/doktorlar-tek-belirtiyi-ciddiye-almadi-aylar-sonra-kanser-oldugunu-oegrendi</guid>
<description><![CDATA[ 30 yaşındaki matematik öğretmeni Beth Ferguson, göğsünde fark ettiği küçük bir şişliğin ardından doktorların ilk başta endişelerini yeterince ciddiye almamasıyla başlayan süreci ve sonrasında gelen yıkıcı meme kanseri teşhisini paylaştı.Mart 2022’de duş alırken sol göğsünde bir kitle fark eden Ferguson, genç yaşı, sağlıklı yaşam tarzı ve ailesinde meme kanseri öyküsünün olmaması nedeniyle ilk etapta endişelenmedi. Ancak zamanla büyüyen şişlik, onun yaşamını altüst edecek bir teşhisin habercisiydi.İlk olarak aile hekimine başvuran Ferguson’a, kitlenin kanserli olma ihtimalinin “çok düşük” olduğu söylendi. Doktorlar, genç yaştaki kadınlarda göğüs dokusunun daha yoğun ve yumrulu olabileceğine işaret ederek durumun normal olduğunu belirtti. NHS’ye göre bu tür kitleler genellikle zararsız olsa da, Ferguson’un şikâyetleri devam etti.Başvurduğu meme kliniğinde kitle, pürüzsüz ve hareketli olduğu için bir kist veya iyi huylu büyüme olarak değerlendirildi. Ferguson, “Bu noktada endişeli değildim. Danışman yaşım ve kitlenin küçüklüğü nedeniyle şüpheli bulmadı ancak bir değişiklik olursa tekrar gelmemi önerdi” diyerek o günleri hatırlıyor.Ancak Ağustos 2023’te, yeni eğitim yılı öncesi, göğsündeki şişliğin büyüdüğünü fark etti. Yeniden doktora başvuran genç kadın, bu kez Glasgow’daki Gartnavel Hastanesi’ne sevk edildi.Yapılan tetkikler sonucunda Ferguson’a, genellikle 40 yaş altı kadınlarda görülen agresif bir meme kanseri türü olan &quot;üçlü negatif meme kanseri&quot; teşhisi kondu.“Geriye dönüp baktığımda biraz uyuşmuştum” diyen Ferguson, “Çok sağlıklıydım, kendimi fit hissediyordum. Ailemde kanser öyküsü yoktu. Böyle bir hastalığa yakalanmak tuhaf bir histi” ifadelerini kullandı.Teşhisten sadece iki ay sonra kemoterapi sürecine başlayan Ferguson, bu zorlu dönemde dahi aktif kalmaya çalıştı; maraton antrenmanlarına ve ders vermeye devam etti. Mart 2024’te kemoterapinin ardından meme rekonstrüksiyon ameliyatı geçirdi.Ancak tedavi sürecinde Ferguson’a bir başka zor haber daha verildi: Kanser tedavisi, yumurtalıklarını olumsuz etkileyeceği için immünoterapiye başlamadan önce yumurtalarını dondurmazsa doğal yollarla çocuk sahibi olamayacaktı.“Yumurtalıklarımı korumak için kapattılar. Bir gecede menopoza girdim” diyen Ferguson, tüm bu süreci “karmaşık bir duygular sarmalı” olarak tanımladı.Mayıs 2024’te doktorlarından “tamam” yanıtı alan genç öğretmen, bu haberi aldığı anda hissettiklerini şöyle anlattı: “Sanırım hayal ettiğim gibi olmadı. Çevremde herkes çok sevinçliydi ama benim için kaygıların başladığı andı.”İngiltere’de her yedi kadından biri hayatının bir döneminde meme kanserine yakalanıyor. Yılda yaklaşık 56 bin kadına teşhis konuluyor ve bu da hastalığı ülkenin en yaygın kanser türü haline getiriyor.Özellikle 50 yaş altındaki kadınlarda meme kanseri vakalarının artması, uzmanları endişelendiriyor. Bu nedenle, tarama yaşının 30’a kadar indirilmesi yönünde kampanyalar sürüyor.Üçlü negatif meme kanseri, meme kanseri vakalarının yaklaşık yüzde 15’ini oluşturuyor. Hastalığın belirtileri arasında göğüste veya koltuk altında kitle, meme şeklinde ya da derisinde değişiklikler, meme ucundan sıvı gelmesi gibi durumlar bulunuyor.
Bu genetik yatkınlık, 2013 yılında Angelina Jolie’nin yaptırdığı önleyici çift mastektomi ile geniş çapta kamuoyunun dikkatini çekmişti. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/l4oqCDDTCUq7ZNZo7H0yIg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:53:43 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Doktorlar, tek, belirtiyi, ciddiye, almadı:, Aylar, sonra, kanser, olduğunu, öğrendi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/l4oqCDDTCUq7ZNZo7H0yIg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Doktorlar tek belirtiyi ciddiye almadı: Aylar sonra kanser olduğunu öğrendi"><p>30 yaşındaki matematik öğretmeni Beth Ferguson, göğsünde fark ettiği küçük bir şişliğin ardından doktorların ilk başta endişelerini yeterince ciddiye almamasıyla başlayan süreci ve sonrasında gelen yıkıcı meme kanseri teşhisini paylaştı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PS07aGHiXEaPvmoiw6oSUQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mart 2022’de duş alırken sol göğsünde bir kitle fark eden Ferguson, genç yaşı, sağlıklı yaşam tarzı ve ailesinde meme kanseri öyküsünün olmaması nedeniyle ilk etapta endişelenmedi. Ancak zamanla büyüyen şişlik, onun yaşamını altüst edecek bir teşhisin habercisiydi.İlk olarak aile hekimine başvuran Ferguson’a, kitlenin kanserli olma ihtimalinin “çok düşük” olduğu söylendi. Doktorlar, genç yaştaki kadınlarda göğüs dokusunun daha yoğun ve yumrulu olabileceğine işaret ederek durumun normal olduğunu belirtti. NHS’ye göre bu tür kitleler genellikle zararsız olsa da, Ferguson’un şikâyetleri devam etti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1jR4CAKabEOF7ibFXbksHA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Başvurduğu meme kliniğinde kitle, pürüzsüz ve hareketli olduğu için bir kist veya iyi huylu büyüme olarak değerlendirildi. Ferguson, “Bu noktada endişeli değildim. Danışman yaşım ve kitlenin küçüklüğü nedeniyle şüpheli bulmadı ancak bir değişiklik olursa tekrar gelmemi önerdi” diyerek o günleri hatırlıyor.Ancak Ağustos 2023’te, yeni eğitim yılı öncesi, göğsündeki şişliğin büyüdüğünü fark etti. Yeniden doktora başvuran genç kadın, bu kez Glasgow’daki Gartnavel Hastanesi’ne sevk edildi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1lgE0K0LH02iy3MW3IxxiA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yapılan tetkikler sonucunda Ferguson’a, genellikle 40 yaş altı kadınlarda görülen agresif bir meme kanseri türü olan "üçlü negatif meme kanseri" teşhisi kondu.“Geriye dönüp baktığımda biraz uyuşmuştum” diyen Ferguson, “Çok sağlıklıydım, kendimi fit hissediyordum. Ailemde kanser öyküsü yoktu. Böyle bir hastalığa yakalanmak tuhaf bir histi” ifadelerini kullandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/S-aHIsTyFkWvs-zHHhmnQA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Teşhisten sadece iki ay sonra kemoterapi sürecine başlayan Ferguson, bu zorlu dönemde dahi aktif kalmaya çalıştı; maraton antrenmanlarına ve ders vermeye devam etti. Mart 2024’te kemoterapinin ardından meme rekonstrüksiyon ameliyatı geçirdi.Ancak tedavi sürecinde Ferguson’a bir başka zor haber daha verildi: Kanser tedavisi, yumurtalıklarını olumsuz etkileyeceği için immünoterapiye başlamadan önce yumurtalarını dondurmazsa doğal yollarla çocuk sahibi olamayacaktı.“Yumurtalıklarımı korumak için kapattılar. Bir gecede menopoza girdim” diyen Ferguson, tüm bu süreci “karmaşık bir duygular sarmalı” olarak tanımladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8T4QPLGREkib0NX9cx-KTw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mayıs 2024’te doktorlarından “tamam” yanıtı alan genç öğretmen, bu haberi aldığı anda hissettiklerini şöyle anlattı: “Sanırım hayal ettiğim gibi olmadı. Çevremde herkes çok sevinçliydi ama benim için kaygıların başladığı andı.”</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/leUj9OlOHUiLZ4twGA3wfw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İngiltere’de her yedi kadından biri hayatının bir döneminde meme kanserine yakalanıyor. Yılda yaklaşık 56 bin kadına teşhis konuluyor ve bu da hastalığı ülkenin en yaygın kanser türü haline getiriyor.Özellikle 50 yaş altındaki kadınlarda meme kanseri vakalarının artması, uzmanları endişelendiriyor. Bu nedenle, tarama yaşının 30’a kadar indirilmesi yönünde kampanyalar sürüyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aOp-r_3h2UGG2RwzSSeSjw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Üçlü negatif meme kanseri, meme kanseri vakalarının yaklaşık yüzde 15’ini oluşturuyor. Hastalığın belirtileri arasında göğüste veya koltuk altında kitle, meme şeklinde ya da derisinde değişiklikler, meme ucundan sıvı gelmesi gibi durumlar bulunuyor.
Bu genetik yatkınlık, 2013 yılında Angelina Jolie’nin yaptırdığı önleyici çift mastektomi ile geniş çapta kamuoyunun dikkatini çekmişti.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Alzheimer, ölümcül hastalık olmaktan çıkıyor</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/alzheimer-oelumcul-hastalik-olmaktan-cikiyor</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/alzheimer-oelumcul-hastalik-olmaktan-cikiyor</guid>
<description><![CDATA[ Çığır açan bir çalışma, 35 bin kişinin protein haritasını inceleyerek Alzheimer ve Parkinson gibi hastalıkların yıllar öncesinden tespit edilebileceğini ortaya koydu.Milyarder Bill Gates’in desteklediği çığır açıcı bir araştırma, Alzheimer ve Parkinson gibi nörodejeneratif hastalıklara karşı umut verici bir dönüm noktasına işaret ediyor.   Financial Times tarafından aktarılan çalışmada, bilim insanları 35 bin kişiden alınan biyolojik örnekler üzerinde 250 milyondan fazla protein ölçümü yaptı. BELİRTİLER ORTAYA ÇIKMADAN HABER VERİYOR  Amaç, yaşlanma ve beyin hastalıklarına dair erken belirtileri ortaya çıkarmaktı. Sonuçlar, hastalık belirtileri ortaya çıkmadan çok önce beyindeki dejenerasyonu haber veren özgün protein desenlerini gözler önüne serdi.  Araştırmacılar, özellikle hafıza kaybı ve zihinsel yetilerdeki düşüşle bağlantılı belirli protein imzalarını tespit etti. Bu imzalar, herhangi bir klinik semptom göstermeyen kişilerde bile görülebiliyor. ALZHEIMER RİSKİNİ ARTIRAN GEN  Ayrıca, Alzheimer riskini artırdığı bilinen &quot;APOE4&quot; gen varyantıyla doğrudan ilişkili yeni bir protein deseni de bulundu. Bu bulgu, genetik yatkınlığın beyindeki iltihaplanma yollarını nasıl etkilediğini anlamak açısından kritik önem taşıyor.  Çalışma, sadece erken teşhis imkanlarını artırmakla kalmıyor, aynı zamanda hastalıkların hücresel düzeyde nasıl geliştiğine dair derinlemesine bir anlayış sunuyor.  Bu sayede gelecekte, protein yollarını hedef alan yeni ilaçların geliştirilmesinin önü açılabilir.  &quot;ÖLÜMCÜL HASTALIKTAN YÖNETİLEBİLİR DURUMA&quot;  Gates, bu çalışmanın Alzheimer’ı “ölümcül bir hastalıktan yönetilebilir bir duruma” dönüştürme yolunda atılmış büyük bir adım olduğunu vurgularken, asıl hedefin hastalıkları yalnızca yavaşlatmak değil, tamamen önlemek olduğunu belirtti.  Araştırmadan elde edilen dev veri seti, bilim dünyasının kullanımına açık olarak sunuldu. Bu da yapay zeka destekli analizlerle daha fazla keşfin önünü açıyor.  Uzmanlara göre, bu veriler yalnızca Alzheimer ve Parkinson’a değil, ALS ve frontotemporal demans gibi diğer dejeneratif hastalıklara da ışık tutabilir.  Sonuç olarak, bu araştırma nörolojik hastalıklarla mücadelede değişim yaratma potansiyeline sahip: hastalık tanısı koymadan, önceden fark etmek ve müdahale etmek artık hayal değil. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/M7Tz0BA7OEyXcYYSFgIY3A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:53:43 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Alzheimer, ölümcül, hastalık, olmaktan, çıkıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/M7Tz0BA7OEyXcYYSFgIY3A.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Alzheimer, ölümcül hastalık olmaktan çıkıyor"><p>Çığır açan bir çalışma, 35 bin kişinin protein haritasını inceleyerek Alzheimer ve Parkinson gibi hastalıkların yıllar öncesinden tespit edilebileceğini ortaya koydu.</p><p>Milyarder Bill Gates’in desteklediği çığır açıcı bir araştırma, Alzheimer ve Parkinson gibi nörodejeneratif hastalıklara karşı umut verici bir dönüm noktasına işaret ediyor.   Financial Times tarafından aktarılan çalışmada, bilim insanları 35 bin kişiden alınan biyolojik örnekler üzerinde 250 milyondan fazla protein ölçümü yaptı.</p><p><strong> BELİRTİLER ORTAYA ÇIKMADAN HABER VERİYOR</strong>  Amaç, yaşlanma ve beyin hastalıklarına dair erken belirtileri ortaya çıkarmaktı. Sonuçlar, hastalık belirtileri ortaya çıkmadan çok önce beyindeki dejenerasyonu haber veren özgün protein desenlerini gözler önüne serdi.  Araştırmacılar, özellikle hafıza kaybı ve zihinsel yetilerdeki düşüşle bağlantılı belirli protein imzalarını tespit etti. Bu imzalar, herhangi bir klinik semptom göstermeyen kişilerde bile görülebiliyor.</p><p><strong> ALZHEIMER RİSKİNİ ARTIRAN GEN</strong>  Ayrıca, Alzheimer riskini artırdığı bilinen "APOE4" gen varyantıyla doğrudan ilişkili yeni bir protein deseni de bulundu. Bu bulgu, genetik yatkınlığın beyindeki iltihaplanma yollarını nasıl etkilediğini anlamak açısından kritik önem taşıyor.  Çalışma, sadece erken teşhis imkanlarını artırmakla kalmıyor, aynı zamanda hastalıkların hücresel düzeyde nasıl geliştiğine dair derinlemesine bir anlayış sunuyor.  Bu sayede gelecekte, protein yollarını hedef alan yeni ilaçların geliştirilmesinin önü açılabilir.  <strong>"ÖLÜMCÜL HASTALIKTAN YÖNETİLEBİLİR DURUMA"</strong>  Gates, bu çalışmanın Alzheimer’ı “ölümcül bir hastalıktan yönetilebilir bir duruma” dönüştürme yolunda atılmış büyük bir adım olduğunu vurgularken, asıl hedefin hastalıkları yalnızca yavaşlatmak değil, tamamen önlemek olduğunu belirtti.  Araştırmadan elde edilen dev veri seti, bilim dünyasının kullanımına açık olarak sunuldu. Bu da yapay zeka destekli analizlerle daha fazla keşfin önünü açıyor.  Uzmanlara göre, bu veriler yalnızca Alzheimer ve Parkinson’a değil, ALS ve frontotemporal demans gibi diğer dejeneratif hastalıklara da ışık tutabilir.  Sonuç olarak, bu araştırma nörolojik hastalıklarla mücadelede değişim yaratma potansiyeline sahip: hastalık tanısı koymadan, önceden fark etmek ve müdahale etmek artık hayal değil.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Öğün atladığınızda ne olur? Beklenmedik sağlık riski</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/ogun-atladiginizda-ne-olur-beklenmedik-saglik-riski</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/ogun-atladiginizda-ne-olur-beklenmedik-saglik-riski</guid>
<description><![CDATA[ Zamandan tasarruf etmek ya da kalori azaltmak amacıyla öğün atlamak, kısa vadede masum gibi görünse de uzun vadede ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Uzmanlar, bu alışkanlığın metabolizma, hormon dengesi, sindirim ve ruh hali üzerinde yıkıcı etkiler yaratabileceği konusunda uyarıyor.Modern yaşamın temposu içinde öğün atlamak giderek yaygınlaşıyor. Kimi zaman iş yoğunluğu, kimi zaman kilo verme hedefiyle yapılan bu tercih, uzmanlara göre vücutta beklenmedik olumsuzluklara neden olabiliyor.Metabolizma hızından bağırsak sağlığına, ruh halinden hormon dengesine kadar birçok sistemi etkileyen öğün atlama alışkanlığı, sanıldığının aksine sağlıklı bir yaşam tarzına hizmet etmiyor.Beslenme ve metabolizma uzmanları, öğün atlandığında vücudun alarma geçtiğini ve hayatta kalma moduna girerek metabolizmayı yavaşlattığını belirtiyor. Bu durum, dinlenme hâlindeyken yakılan kalori miktarını azaltırken, uzun vadede kilo vermeyi de zorlaştırıyor. Ayrıca tiroid fonksiyonlarının bozulması gibi daha ciddi metabolik sorunlara zemin hazırlayabiliyor.Vücudun temel enerji kaynağı olan glikozun düzenli alınmaması durumunda, kan şekeri seviyelerinde ani düşüşler yaşanıyor. Bu da baş dönmesi, sinirlilik, odaklanma bozukluğu ve zihinsel bulanıklık gibi semptomlara neden oluyor. Uzmanlar, özellikle stresli dönemlerde öğün atlamanın ruh sağlığını olumsuz etkileyebileceğine dikkat çekiyor.Yetersiz beslenme sonucunda vücut, telafi mekanizmasını devreye sokarak bir sonraki öğünde aşırı yeme eğilimi geliştiriyor. Bu durum yalnızca gereğinden fazla kalori alımına neden olmakla kalmıyor, aynı zamanda besin değeri düşük yiyecek tercihlerine de yol açıyor. Ayrıca, uzun süre aç kalmanın stres hormonu olan kortizol düzeylerini artırdığı ve bu durumun uyku, bağışıklık, adet döngüsü ve testosteron seviyeleri gibi birçok alanda dengeyi bozduğu ifade ediliyor.Düzenli beslenme, sindirim sisteminin sağlıklı çalışması için kritik önem taşıyor. Öğün atlama alışkanlığı, bağırsak ritmini bozarak şişkinlik, kabızlık, reflü ve gastrit gibi sorunlara yol açabiliyor. Ayrıca, bağışıklık sisteminin önemli bir parçası olan bağırsak mikrobiyomunun da bu düzensizlikten olumsuz etkilendiği vurgulanıyor.Sadece kaloriden değil, aynı zamanda temel vitamin ve minerallerden de mahrum kalmak, uzun vadede beslenme yetersizliklerine yol açıyor. Uzmanlar, demir, magnezyum, kalsiyum gibi mikro besinlerin eksikliği nedeniyle ciltte matlık, saçlarda dökülme ve kronik yorgunluk gibi semptomların görülebileceğini söylüyor.Uzmanlar, &quot;öğün atlamak bir disiplin değil, düzensizliktir&quot; diyerek düzenli, dengeli ve gerçek besinlerle yapılan öğünlerin hem fiziksel hem de zihinsel sağlık açısından önemine dikkat çekiyor. Kilo yönetimi, hormon dengesi, sağlıklı cilt ve genel iyilik hali için anahtarın; zamanında, dengeli ve yeterli öğünlerde yattığı vurgulanıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RFodLBLl6kGCC5BnRM2wIA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:53:42 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Öğün, atladığınızda, olur, Beklenmedik, sağlık, riski</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RFodLBLl6kGCC5BnRM2wIA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Öğün atladığınızda ne olur? Beklenmedik sağlık riski"><p>Zamandan tasarruf etmek ya da kalori azaltmak amacıyla öğün atlamak, kısa vadede masum gibi görünse de uzun vadede ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Uzmanlar, bu alışkanlığın metabolizma, hormon dengesi, sindirim ve ruh hali üzerinde yıkıcı etkiler yaratabileceği konusunda uyarıyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XKjiNu7rJ02VFDrUu69Cng.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Modern yaşamın temposu içinde öğün atlamak giderek yaygınlaşıyor. Kimi zaman iş yoğunluğu, kimi zaman kilo verme hedefiyle yapılan bu tercih, uzmanlara göre vücutta beklenmedik olumsuzluklara neden olabiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ToibqFe8uEGcLRu7q9ocVg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Metabolizma hızından bağırsak sağlığına, ruh halinden hormon dengesine kadar birçok sistemi etkileyen öğün atlama alışkanlığı, sanıldığının aksine sağlıklı bir yaşam tarzına hizmet etmiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Os4vEfQbc02Pd8wwnpmzPQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Beslenme ve metabolizma uzmanları, öğün atlandığında vücudun alarma geçtiğini ve hayatta kalma moduna girerek metabolizmayı yavaşlattığını belirtiyor. Bu durum, dinlenme hâlindeyken yakılan kalori miktarını azaltırken, uzun vadede kilo vermeyi de zorlaştırıyor. Ayrıca tiroid fonksiyonlarının bozulması gibi daha ciddi metabolik sorunlara zemin hazırlayabiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/s945Ip8H1UurMtQiYqHssw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Vücudun temel enerji kaynağı olan glikozun düzenli alınmaması durumunda, kan şekeri seviyelerinde ani düşüşler yaşanıyor. Bu da baş dönmesi, sinirlilik, odaklanma bozukluğu ve zihinsel bulanıklık gibi semptomlara neden oluyor. Uzmanlar, özellikle stresli dönemlerde öğün atlamanın ruh sağlığını olumsuz etkileyebileceğine dikkat çekiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gXffXM5-FEGzQLpxObjehw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yetersiz beslenme sonucunda vücut, telafi mekanizmasını devreye sokarak bir sonraki öğünde aşırı yeme eğilimi geliştiriyor. Bu durum yalnızca gereğinden fazla kalori alımına neden olmakla kalmıyor, aynı zamanda besin değeri düşük yiyecek tercihlerine de yol açıyor. Ayrıca, uzun süre aç kalmanın stres hormonu olan kortizol düzeylerini artırdığı ve bu durumun uyku, bağışıklık, adet döngüsü ve testosteron seviyeleri gibi birçok alanda dengeyi bozduğu ifade ediliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JPA1I13uTUyT-SHmY07czg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Düzenli beslenme, sindirim sisteminin sağlıklı çalışması için kritik önem taşıyor. Öğün atlama alışkanlığı, bağırsak ritmini bozarak şişkinlik, kabızlık, reflü ve gastrit gibi sorunlara yol açabiliyor. Ayrıca, bağışıklık sisteminin önemli bir parçası olan bağırsak mikrobiyomunun da bu düzensizlikten olumsuz etkilendiği vurgulanıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QPVJ_hjrNUmQiEj6j-fN4Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sadece kaloriden değil, aynı zamanda temel vitamin ve minerallerden de mahrum kalmak, uzun vadede beslenme yetersizliklerine yol açıyor. Uzmanlar, demir, magnezyum, kalsiyum gibi mikro besinlerin eksikliği nedeniyle ciltte matlık, saçlarda dökülme ve kronik yorgunluk gibi semptomların görülebileceğini söylüyor.Uzmanlar, "öğün atlamak bir disiplin değil, düzensizliktir" diyerek düzenli, dengeli ve gerçek besinlerle yapılan öğünlerin hem fiziksel hem de zihinsel sağlık açısından önemine dikkat çekiyor. Kilo yönetimi, hormon dengesi, sağlıklı cilt ve genel iyilik hali için anahtarın; zamanında, dengeli ve yeterli öğünlerde yattığı vurgulanıyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yumurta kalbe zararlı mı? Faydası saymakla bitmiyordu</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/yumurta-kalbe-zararli-mi-faydasi-saymakla-bitmiyordu</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/yumurta-kalbe-zararli-mi-faydasi-saymakla-bitmiyordu</guid>
<description><![CDATA[ Besin değeri açısından zengin olan yumurta sağlığa faydalarıyla biliniyor. Peki, yumurta yemek kalbe zararlı mı?Yumurtaların kolesterol içeriği nedeniyle kalp hastalıklarına yol açtığı yönündeki yaygın kanı, son bilimsel veriler ışığında sorgulanıyor. Fransız biyokimyacı Jessie Inchaupé, yumurtaların kalp sağlığı üzerindeki etkilerine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.Jessie Inchaupé, yumurtaların kalp hastalıklarıyla ilişkilendirilmesinin artık geçerliliğini yitirdiğini belirtti. Inchaupé, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, “Günde 3-4 yumurta yiyorum... ve ne diyeceğinizi biliyorum: &#039;Yumurtalar kalbiniz için kötü değil mi?&#039; Öyleyse gerçeği açıklığa kavuşturalım: Yumurtalar harika!” ifadelerini kullandı.Besin değeri açısından zengin olan yumurtaların, içerdiği kolesterole rağmen kalp damar sağlığı açısından ciddi bir tehdit oluşturmadığını vurgulayan Inchaupé, asıl riskin kan şekeri dengesizliklerinden kaynaklandığını dile getirdi.Tek bir haşlanmış yumurtanın 78 kalori, 6 gram protein ve 5 gram yağ içerdiğini hatırlatan Inchaupé, aynı zamanda A, B12, B5, B2 vitaminleri ile folat, selenyum ve fosfor gibi önemli mikronutrientler açısından da zengin olduğunu belirtti. Ayrıca D, E, B6 vitaminleri, kalsiyum ve çinko açısından da önemli bir kaynak olduğunu vurguladı.“Yumurtalardaki kolesterol zararlı değil,” diyen Inchaupé, yumurta tüketiminin sınırlandırılmasına gerek olmadığını, düzenli yumurta tüketiminin aksine sağlık açısından faydalı olabileceğini savundu.Inchaupé&#039;ye göre, kalp hastalıklarının temel nedenleri arasında küçük ve yoğun LDL kolesterol parçacıkları ile iltihaplanma ve oksidasyon yer alıyor. Bu iki faktörün de doğrudan glikoz düzensizliğiyle bağlantılı olduğunu ifade eden bilim insanı, “Kalp hastalığı dünyasında işler artık daha netleşmeye başladı. Küçük LDL parçacıkları ve iltihaplanma başlıca risk faktörleri,” dedi.Yüksek şeker tüketiminin insülin ve glikoz seviyelerini artırarak karaciğerde sağlıksız LDL partiküllerinin üretimine yol açtığını söyleyen Inchaupé, bu parçacıkların da zamanla oksitlenerek damar sağlığını tehdit ettiğini belirtti.Kalp hastalıklarından korunmanın temel yollarından birinin şeker tüketimini azaltmak olduğunu vurgulayan Inchaupé, “Kanımızda sağlıksız yağların oluşmasını ve oksidasyonu nasıl önleyebiliriz? Yapmamız gereken ilk şey şekeri azaltmak,” dedi.Uzmanlar da son yıllarda benzer uyarılarda bulunarak, kolesterol içeriği nedeniyle yumurtadan uzak durmak yerine işlenmiş şeker ve rafine karbonhidratlardan kaçınmanın daha etkili bir strateji olduğunu belirtiyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EgfACNi2XUiR9t_xiA8ylQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:53:42 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Yumurta, kalbe, zararlı, mı, Faydası, saymakla, bitmiyordu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EgfACNi2XUiR9t_xiA8ylQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Yumurta kalbe zararlı mı? Faydası saymakla bitmiyordu"><p>Besin değeri açısından zengin olan yumurta sağlığa faydalarıyla biliniyor. Peki, yumurta yemek kalbe zararlı mı?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/i-QF4-uhpU6hCFXY0myWsQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yumurtaların kolesterol içeriği nedeniyle kalp hastalıklarına yol açtığı yönündeki yaygın kanı, son bilimsel veriler ışığında sorgulanıyor. Fransız biyokimyacı Jessie Inchaupé, yumurtaların kalp sağlığı üzerindeki etkilerine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dtgIHLAi3U622yIb9nJbGA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Jessie Inchaupé, yumurtaların kalp hastalıklarıyla ilişkilendirilmesinin artık geçerliliğini yitirdiğini belirtti. Inchaupé, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, “Günde 3-4 yumurta yiyorum... ve ne diyeceğinizi biliyorum: 'Yumurtalar kalbiniz için kötü değil mi?' Öyleyse gerçeği açıklığa kavuşturalım: Yumurtalar harika!” ifadelerini kullandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZEXpin9Y7UayZKkZZLnWNg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Besin değeri açısından zengin olan yumurtaların, içerdiği kolesterole rağmen kalp damar sağlığı açısından ciddi bir tehdit oluşturmadığını vurgulayan Inchaupé, asıl riskin kan şekeri dengesizliklerinden kaynaklandığını dile getirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nAIbK9PavEmjhOFzN99BUA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tek bir haşlanmış yumurtanın 78 kalori, 6 gram protein ve 5 gram yağ içerdiğini hatırlatan Inchaupé, aynı zamanda A, B12, B5, B2 vitaminleri ile folat, selenyum ve fosfor gibi önemli mikronutrientler açısından da zengin olduğunu belirtti. Ayrıca D, E, B6 vitaminleri, kalsiyum ve çinko açısından da önemli bir kaynak olduğunu vurguladı.“Yumurtalardaki kolesterol zararlı değil,” diyen Inchaupé, yumurta tüketiminin sınırlandırılmasına gerek olmadığını, düzenli yumurta tüketiminin aksine sağlık açısından faydalı olabileceğini savundu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tghcAHTpbECc0Nuh3w3vxQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Inchaupé'ye göre, kalp hastalıklarının temel nedenleri arasında küçük ve yoğun LDL kolesterol parçacıkları ile iltihaplanma ve oksidasyon yer alıyor. Bu iki faktörün de doğrudan glikoz düzensizliğiyle bağlantılı olduğunu ifade eden bilim insanı, “Kalp hastalığı dünyasında işler artık daha netleşmeye başladı. Küçük LDL parçacıkları ve iltihaplanma başlıca risk faktörleri,” dedi.Yüksek şeker tüketiminin insülin ve glikoz seviyelerini artırarak karaciğerde sağlıksız LDL partiküllerinin üretimine yol açtığını söyleyen Inchaupé, bu parçacıkların da zamanla oksitlenerek damar sağlığını tehdit ettiğini belirtti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3aFprC5zMkyiCrLMLzmaCg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kalp hastalıklarından korunmanın temel yollarından birinin şeker tüketimini azaltmak olduğunu vurgulayan Inchaupé, “Kanımızda sağlıksız yağların oluşmasını ve oksidasyonu nasıl önleyebiliriz? Yapmamız gereken ilk şey şekeri azaltmak,” dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5qFg-MPlcEmwDbARrjwrNA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlar da son yıllarda benzer uyarılarda bulunarak, kolesterol içeriği nedeniyle yumurtadan uzak durmak yerine işlenmiş şeker ve rafine karbonhidratlardan kaçınmanın daha etkili bir strateji olduğunu belirtiyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bill Gates’ten sağlık felaketi uyarısı: “Geri dönmek için çok geç değil”</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/bill-gatesten-saglik-felaketi-uyarisi-geri-doenmek-icin-cok-gec-degil</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/bill-gatesten-saglik-felaketi-uyarisi-geri-doenmek-icin-cok-gec-degil</guid>
<description><![CDATA[ Microsoft’un kurucu ortağı ve yardımseverlik faaliyetleriyle tanınan Bill Gates, ABD’nin yoksul ülkelere yönelik sağlık yardımlarını kesmesini bir kez daha eleştirdi.Microsoft’un kurucusu Bill Gates, Donald Trump yönetiminin ABD’nin dış yardımlarında yaptığı büyük kesintilere dair yaptığı açıklamada bu kesintilerin küresel sağlık programları için “felaket ve tamamen önlenebilir” sonuçlar doğuracağını vurguladı. Bir süredir yardımların kesilmesini eleştiren Gates bu kez Afrika’da bir doktorun yaşadığı çarpıcı durumu gündeme taşıdı. ABD’nin PEPFAR (Başkanın AIDS Yardım Acil Planı) programından destek alan kliniğin kapanmak üzere olduğunu belirten doktor, “Çocuklar için hayat kurtaran HIV tedavilerimiz sadece birkaç hafta içinde tükenecek” dedi ve ekledi: “Ve bu sorun sadece bizim kliniğimizle sınırlı değil.” Gates’in uyarıları, Trump yönetiminin dış yardımları kesme ve USAID gibi kurumları kapatma kararının ardından geldi. Söz konusu kararın, federal hükümetteki maliyetleri kısma yetkisi verilen DOGE (Hükümet Verimliliği Departmanı) adlı yeni birim ve Elon Musk’ın etkisiyle alındığı belirtiliyor. Gates, X (eski Twitter) hesabından yaptığı paylaşımda, “Bu kesintilerin yıkıcı etkileri tamamen önlenebilir ve hâlâ geri dönmek için çok geç değil” ifadelerini kullandı. 5 MİLYON ÇOCUK HAYATTA KALDI X paylaşımının yanı sıra yayınladığı bir videoda da Gates, ABD’nin küresel aşı yardımları sayesinde çocuk ölümlerinin yılda 10 milyondan 5 milyonun altına düştüğünü hatırlattı. Trump yönetiminin Gavi (Aşı İttifakı) desteğini kesmesinin “bir milyon ek ölüm” anlamına geleceğini vurguladı. Milyarder, “Bu insanları hayatta tutacak cömertliğimizi sürdürmemizi umuyorum” diyerek sözlerini bitirdi. DAHA ÖNCE DE UYARMIŞTI Öte yandan bu, Bill Gates’in ilk uyarısı değil. Temmuz başında X’te yaptığı paylaşımda, tıp dergisi The Lancet’te yayınlanan ve ABD yardımlarındaki kesintilerin etkisini inceleyen bir araştırmaya dikkat çekmişti. Araştırmaya göre, mevcut kesintiler devam ederse 2040 yılına kadar 5 yaşına gelmeden ölen çocuk sayısı 8 milyon artacak. Gates bu verileri paylaşırken, “Gerçekler çok basit ve yıkıcı: Yardım kesintileri hâlihazırda can aldı ve ölümler artmaya devam edecek” ifadelerini kullanmıştı. ELON MUSK’A SERT ELEŞTİRİ Mayıs ayında Financial Times’a verdiği bir röportajda Gates, bu politikaların mimarı olarak gördüğü Musk’ı açıkça eleştirmişti. “Dünyanın en zengin adamının, dünyanın en yoksul çocuklarını öldürmesi hoş bir tablo değil” diyen milyarder, New York Times’a da benzer şekilde, Musk’ın ileride büyük bir hayırsever olabileceğini, ancak “şimdilik dünyanın en zengin adamının, dünyanın en yoksul çocuklarının ölümünde rol oynadığını” söylemişti.  ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IUsS0vGrEEmHWlPt664zWQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:53:42 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bill, Gates’ten, sağlık, felaketi, uyarısı:, “Geri, dönmek, için, çok, geç, değil”</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IUsS0vGrEEmHWlPt664zWQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Bill Gates’ten sağlık felaketi uyarısı"><p>Microsoft’un kurucu ortağı ve yardımseverlik faaliyetleriyle tanınan Bill Gates, ABD’nin yoksul ülkelere yönelik sağlık yardımlarını kesmesini bir kez daha eleştirdi.</p><p>Microsoft’un kurucusu Bill Gates, Donald Trump yönetiminin ABD’nin dış yardımlarında yaptığı büyük kesintilere dair yaptığı açıklamada bu kesintilerin küresel sağlık programları için “felaket ve tamamen önlenebilir” sonuçlar doğuracağını vurguladı. </p><p>Bir süredir yardımların kesilmesini eleştiren Gates bu kez Afrika’da bir doktorun yaşadığı çarpıcı durumu gündeme taşıdı. ABD’nin PEPFAR (Başkanın AIDS Yardım Acil Planı) programından destek alan kliniğin kapanmak üzere olduğunu belirten doktor, “Çocuklar için hayat kurtaran HIV tedavilerimiz sadece birkaç hafta içinde tükenecek” dedi ve ekledi: </p><p>“Ve bu sorun sadece bizim kliniğimizle sınırlı değil.” </p><p>Gates’in uyarıları, Trump yönetiminin dış yardımları kesme ve USAID gibi kurumları kapatma kararının ardından geldi. Söz konusu kararın, federal hükümetteki maliyetleri kısma yetkisi verilen DOGE (Hükümet Verimliliği Departmanı) adlı yeni birim ve Elon Musk’ın etkisiyle alındığı belirtiliyor. </p><p>Gates, X (eski Twitter) hesabından yaptığı paylaşımda, “Bu kesintilerin yıkıcı etkileri tamamen önlenebilir ve hâlâ geri dönmek için çok geç değil” ifadelerini kullandı. </p><h3>5 MİLYON ÇOCUK HAYATTA KALDI </h3><p>X paylaşımının yanı sıra yayınladığı bir videoda da Gates, ABD’nin küresel aşı yardımları sayesinde çocuk ölümlerinin yılda 10 milyondan 5 milyonun altına düştüğünü hatırlattı. Trump yönetiminin Gavi (Aşı İttifakı) desteğini kesmesinin “bir milyon ek ölüm” anlamına geleceğini vurguladı. </p><p>Milyarder, “Bu insanları hayatta tutacak cömertliğimizi sürdürmemizi umuyorum” diyerek sözlerini bitirdi. </p><h3>DAHA ÖNCE DE UYARMIŞTI </h3><p>Öte yandan bu, Bill Gates’in ilk uyarısı değil. Temmuz başında X’te yaptığı paylaşımda, tıp dergisi The Lancet’te yayınlanan ve ABD yardımlarındaki kesintilerin etkisini inceleyen bir araştırmaya dikkat çekmişti. Araştırmaya göre, mevcut kesintiler devam ederse 2040 yılına kadar 5 yaşına gelmeden ölen çocuk sayısı 8 milyon artacak. </p><p>Gates bu verileri paylaşırken, “Gerçekler çok basit ve yıkıcı: Yardım kesintileri hâlihazırda can aldı ve ölümler artmaya devam edecek” ifadelerini kullanmıştı. </p><h3>ELON MUSK’A SERT ELEŞTİRİ </h3><p>Mayıs ayında Financial Times’a verdiği bir röportajda Gates, bu politikaların mimarı olarak gördüğü Musk’ı açıkça eleştirmişti. </p><p>“Dünyanın en zengin adamının, dünyanın en yoksul çocuklarını öldürmesi hoş bir tablo değil” diyen milyarder, New York Times’a da benzer şekilde, Musk’ın ileride büyük bir hayırsever olabileceğini, ancak “şimdilik dünyanın en zengin adamının, dünyanın en yoksul çocuklarının ölümünde rol oynadığını” söylemişti. </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kalp kapağı çürümüş, 7 saat süren zorlu ameliyat: Doktorlar &amp;quot;mucizevi bir olay&amp;quot; diyor</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/kalp-kapagi-curumus-7-saat-suren-zorlu-ameliyat-doktorlar-mucizevi-bir-olay-diyor</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/kalp-kapagi-curumus-7-saat-suren-zorlu-ameliyat-doktorlar-mucizevi-bir-olay-diyor</guid>
<description><![CDATA[ Kahramanmaraş’ta kalp kapakçığı değişimi için ameliyata alınan Aziz Karabörk’ün (47) kalbinden 10 santim büyüklüğünde 250 gram ağırlığında kitle çıkarıldı.7 saat süren ameliyatı yapan Doç. Dr. Mehmet Kirişci, daha önce de benzer ameliyatlar yaptıklarını belirterek, “Lakin bu hastamızdaki kalbin içerisindeki pıhtının ağırlığı ve boyutu ilk defa gördüğümüz bir hadise. Bu kadar büyük bir kalp kitlesi oluşmuş olması çok az görülen tablo. Yani 10 santim ve üzerinde bir pıhtıyla kalmış olması ve çıkarılması mucizevi bir olay” dedi.Nefes darlığı şikayetiyle Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi Kardiyoloji bölümüne başvuran Aziz Karabörk, Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Kirişci tarafından muayene edildi. Hastanın muayenesi ve tetkiklerinde Karabörk’ün çocukken geçirdiği ateşli hastalığı bağlı olarak kalp kapağının çürüdüğü ve kalbinde de kitle olduğu tespit edildi.Bunun üzerine Karabörk ameliyata alındı. Kalp kapağı açıldığında Aziz Karabörk’ün kalbinin içindeki kitlenin tahminlerden daha büyük olduğu ortaya çıktı. Ameliyatı yapan Mehmet Kirişci ve ekibinin de şaşırdığı kitlenin alınması ve kalp kapağının değiştirilmesi 7 saat sürdü. Ameliyat sonunda Karabörk’ün kalbinden 10 santimetre büyüklüğünde ve 250 gram ağırlığında kitle çıkarıldı.Aziz Karabörk’ün çocukken geçirdiği ateşli hastalığın kalbinde ritim bozukluğuna neden olduğunu belirten Doç. Dr. Mehmet Kirişci, bunun sonucunda da kalp içerisinde pıhtı oluşmaya başladığını söyledi. Pıhtının zamanın da fark edilmediği taktirde büyüyüp kitle haline geldiğini kaydeden Kirişci, şöyle devam etti:“Bu hastamızda da bu büyüme esnasında bu kopan pıhtılar beynine ya da vücuduna herhangi bir organa ataraktan ciddi bir ölüm de dahil olmak üzere, felç de olmak üzere birtakım ciddi problemler oluşturabilir. Şimdi bu hastamız tedavi süreci içerisinde pıhtının ileri derecede büyümesine yaklaşık 10 santimetreye ulaşmasına kadar tedavi içerisine alınmamış. Bu ilerleme süreci içerisindeki pıhtılar kopup da felç gibi, ölüm gibi tablolar oluşturabilecekken oluşturmadan mucizevi bir şekilde yaklaşık 10 santimetreye ulaşana kadar fark edilmeden büyümüş. Bu aşamada bu pıhtılar oradan kopup atmış olsaydı şayet ölüm tablosu oluşabilirdi Dolayısıyla biz bu hastamızın tanısını koyduk ve ameliyata aldık. Ameliyatta romatizmal olarak oluşan kalp kapağı taşlaşmış şekildeydi. Onu çıkarttık ve açtığımızdaki en önemli şey kalbin içerisindeki sol tarafında tamamen içini dolduran ve parçalı bir şekilde oluşmuş totalin de 10 santime ulaşan 250 grama ulaşan bir ağırlıkta bir pıhtı oluştuğunu gördük. Bu kalbin içerisinde bu aşamaya kadar gelmiş olması ve hayatta kalmış olması bu hasta için mucizevi bir olay. Pıhtıları çıkarırken kalbin içerisine yeni bir zar oluşturduğunu gördük. Hani bu olayın büyüme aşamasına kadar ne kadar geç kalındığının göstergelerinden birisi. Hem oluşan bu pıhtı zarını aynı zamanda da pıhtıların hepsini tamamen çıkarttık ve temizledik.”Kalp kapağı değiştirme ve kitle temizleme ameliyatlarını tek bir ameliyatta yaptıklarını belirten Kirişci, “Kalp kapağı değişimi gibi ameliyatlar 3-4 saatlik bir ameliyat. Tabii biz bu hastamızı ameliyata aldığımızda öncesinde birtakım tetkiklerle pıhtının olduğunu biliyorduk ama bu kadar büyük ve organize olmuş bir pıhtı topluluğunu ameliyatta gördüğümüzde bayağı şaşırdık ve dolayısıyla normal akışında beklediğimizden çok daha uzun bir ameliyat oldu. Ortalama 6-7 saatlik bir ameliyat sonrasında ameliyatı başarıyla tamamlamış olduk. Burada iki tane büyük kalp ameliyatını aynı ameliyatın içerisine koymuş olduk. Hem kalp kapağındaki bozukluk tamamen ortadan kaldırılmış oldu yeni bir kalp kapağı takılarak hem de bu kalbin içerisindeki oluşmuş pıhtılar en küçük zerresine kadar temizlenmiş oldu. Daha öncesi meslek hayatımızda benzer ameliyatlar yaptık elbette. Kalbin içerisinde pıhtı oluşmuş olması ya da kalp kapağının çökmüş olması yaptığımız ameliyatlar içerisinde. Lakin bu hastamızdaki kalbin içerisindeki pıhtının ağırlığı ve boyutu ilk defa gördüğümüz bir hadise. Bu kadar büyük bir kalp kitlesi oluşmuş olması çok az görülen tablo. Yani 10 santim ve üzerinde bir pıhtıyla kalmış olması ve çıkarılması mucizevi bir olay” diye konuştu.Aziz Karabörk ise ameliyatın ardından sağlığına kavuştuğunu söyledi. Kalbinden çıkarılan kitlenin büyüklüğünün kendisini de şaşırttığını belirten Karabörk, “Benim böyle bir kitleden haberim yoktu. Narkozdan çıkıp gösterdiklerinde ben de çok şaşırdım. Yani böyle bir şey olduğunu bilmiyordum. Allah razı olsun hekimlerimizden. Hayata döndürdüler beni. Yol yürüyemiyordum, 2-3 adım attığım zaman kesiliyordum artık. Ama şu anda iyiyim, ameliyatın yeni çıkmama rağmen asansörlerin ayağıyla gidip gelebiliyorum. Hem kalp kapağım değişti hem kalbimin içindeki pislikler temizlendiği için kendimi 20 yaş gençleşmiş gibi hissettim” diye konuştu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bxKwYGPneEiNOc3yeh0_Pw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:53:42 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kalp, kapağı, çürümüş, saat, süren, zorlu, ameliyat:, Doktorlar, mucizevi, bir, olay, diyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bxKwYGPneEiNOc3yeh0_Pw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kalp kapağı çürümüş, 7 saat süren zorlu ameliyat: Doktorlar " mucizevi bir olay diyor><p>Kahramanmaraş’ta kalp kapakçığı değişimi için ameliyata alınan Aziz Karabörk’ün (47) kalbinden 10 santim büyüklüğünde 250 gram ağırlığında kitle çıkarıldı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MIwGXJzxDUKYKz7-gLwkmw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>7 saat süren ameliyatı yapan Doç. Dr. Mehmet Kirişci, daha önce de benzer ameliyatlar yaptıklarını belirterek, “Lakin bu hastamızdaki kalbin içerisindeki pıhtının ağırlığı ve boyutu ilk defa gördüğümüz bir hadise. Bu kadar büyük bir kalp kitlesi oluşmuş olması çok az görülen tablo. Yani 10 santim ve üzerinde bir pıhtıyla kalmış olması ve çıkarılması mucizevi bir olay” dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YdMoIwPtrUumTGnr7ip_Fw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Nefes darlığı şikayetiyle Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi Kardiyoloji bölümüne başvuran Aziz Karabörk, Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Kirişci tarafından muayene edildi. Hastanın muayenesi ve tetkiklerinde Karabörk’ün çocukken geçirdiği ateşli hastalığı bağlı olarak kalp kapağının çürüdüğü ve kalbinde de kitle olduğu tespit edildi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3bJDXti0Q0GAILGpmaPz1Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bunun üzerine Karabörk ameliyata alındı. Kalp kapağı açıldığında Aziz Karabörk’ün kalbinin içindeki kitlenin tahminlerden daha büyük olduğu ortaya çıktı. Ameliyatı yapan Mehmet Kirişci ve ekibinin de şaşırdığı kitlenin alınması ve kalp kapağının değiştirilmesi 7 saat sürdü. Ameliyat sonunda Karabörk’ün kalbinden 10 santimetre büyüklüğünde ve 250 gram ağırlığında kitle çıkarıldı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VRDAxvtUnUyblXV0CQEFnw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Aziz Karabörk’ün çocukken geçirdiği ateşli hastalığın kalbinde ritim bozukluğuna neden olduğunu belirten Doç. Dr. Mehmet Kirişci, bunun sonucunda da kalp içerisinde pıhtı oluşmaya başladığını söyledi. Pıhtının zamanın da fark edilmediği taktirde büyüyüp kitle haline geldiğini kaydeden Kirişci, şöyle devam etti:</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vB9exaDuNUq8dLCZZL53nQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>“Bu hastamızda da bu büyüme esnasında bu kopan pıhtılar beynine ya da vücuduna herhangi bir organa ataraktan ciddi bir ölüm de dahil olmak üzere, felç de olmak üzere birtakım ciddi problemler oluşturabilir. Şimdi bu hastamız tedavi süreci içerisinde pıhtının ileri derecede büyümesine yaklaşık 10 santimetreye ulaşmasına kadar tedavi içerisine alınmamış. Bu ilerleme süreci içerisindeki pıhtılar kopup da felç gibi, ölüm gibi tablolar oluşturabilecekken oluşturmadan mucizevi bir şekilde yaklaşık 10 santimetreye ulaşana kadar fark edilmeden büyümüş. Bu aşamada bu pıhtılar oradan kopup atmış olsaydı şayet ölüm tablosu oluşabilirdi Dolayısıyla biz bu hastamızın tanısını koyduk ve ameliyata aldık. Ameliyatta romatizmal olarak oluşan kalp kapağı taşlaşmış şekildeydi. Onu çıkarttık ve açtığımızdaki en önemli şey kalbin içerisindeki sol tarafında tamamen içini dolduran ve parçalı bir şekilde oluşmuş totalin de 10 santime ulaşan 250 grama ulaşan bir ağırlıkta bir pıhtı oluştuğunu gördük. Bu kalbin içerisinde bu aşamaya kadar gelmiş olması ve hayatta kalmış olması bu hasta için mucizevi bir olay. Pıhtıları çıkarırken kalbin içerisine yeni bir zar oluşturduğunu gördük. Hani bu olayın büyüme aşamasına kadar ne kadar geç kalındığının göstergelerinden birisi. Hem oluşan bu pıhtı zarını aynı zamanda da pıhtıların hepsini tamamen çıkarttık ve temizledik.”</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_hYC3OVJGkWkLDzxaIrsJg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kalp kapağı değiştirme ve kitle temizleme ameliyatlarını tek bir ameliyatta yaptıklarını belirten Kirişci, “Kalp kapağı değişimi gibi ameliyatlar 3-4 saatlik bir ameliyat. Tabii biz bu hastamızı ameliyata aldığımızda öncesinde birtakım tetkiklerle pıhtının olduğunu biliyorduk ama bu kadar büyük ve organize olmuş bir pıhtı topluluğunu ameliyatta gördüğümüzde bayağı şaşırdık ve dolayısıyla normal akışında beklediğimizden çok daha uzun bir ameliyat oldu. Ortalama 6-7 saatlik bir ameliyat sonrasında ameliyatı başarıyla tamamlamış olduk. Burada iki tane büyük kalp ameliyatını aynı ameliyatın içerisine koymuş olduk. Hem kalp kapağındaki bozukluk tamamen ortadan kaldırılmış oldu yeni bir kalp kapağı takılarak hem de bu kalbin içerisindeki oluşmuş pıhtılar en küçük zerresine kadar temizlenmiş oldu. Daha öncesi meslek hayatımızda benzer ameliyatlar yaptık elbette. Kalbin içerisinde pıhtı oluşmuş olması ya da kalp kapağının çökmüş olması yaptığımız ameliyatlar içerisinde. Lakin bu hastamızdaki kalbin içerisindeki pıhtının ağırlığı ve boyutu ilk defa gördüğümüz bir hadise. Bu kadar büyük bir kalp kitlesi oluşmuş olması çok az görülen tablo. Yani 10 santim ve üzerinde bir pıhtıyla kalmış olması ve çıkarılması mucizevi bir olay” diye konuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-iWDKPuBRUy1BAL4no2aHg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Aziz Karabörk ise ameliyatın ardından sağlığına kavuştuğunu söyledi. Kalbinden çıkarılan kitlenin büyüklüğünün kendisini de şaşırttığını belirten Karabörk, “Benim böyle bir kitleden haberim yoktu. Narkozdan çıkıp gösterdiklerinde ben de çok şaşırdım. Yani böyle bir şey olduğunu bilmiyordum. Allah razı olsun hekimlerimizden. Hayata döndürdüler beni. Yol yürüyemiyordum, 2-3 adım attığım zaman kesiliyordum artık. Ama şu anda iyiyim, ameliyatın yeni çıkmama rağmen asansörlerin ayağıyla gidip gelebiliyorum. Hem kalp kapağım değişti hem kalbimin içindeki pislikler temizlendiği için kendimi 20 yaş gençleşmiş gibi hissettim” diye konuştu.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yeni varyantlar ortaya çıktı: Corona virüs vakalarında artış</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/yeni-varyantlar-ortaya-cikti-corona-virus-vakalarinda-artis</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/yeni-varyantlar-ortaya-cikti-corona-virus-vakalarinda-artis</guid>
<description><![CDATA[ Corona virüs vakaları son günlerde yükselişe geçerken, yeni varyantlar ortaya çıktı. Türkiye&#039;de şu anda varyant analizi yapılmazken, Avrupa&#039;daki tespitlere göre &quot;Stratus&quot; ve &quot;Nimbus&quot; varyantları etkili olmaya başladı. Haber: Melike ŞahinSon günlerde corona virüs vakalarında artış yaşanmaya başladı.Yeni varyantlar ortaya çıkarken, Türkiye&#039;de şu anda varyant analizi yapılmıyor.Ancak Avrupa&#039;daki tespitlere göre şu sıralarda &quot;Stratus&quot; ve &quot;Nimbus&quot; varyantları etkili olurken, yaz mevsiminin de etkisiyle birçok kişide bağırsak enfeksiyonlarıyla birlikte görülüyor.&quot;VAKALARDA ARTIŞ OLDUĞUNU GÖZLEMLEMEKTEYİZ&quot;Konuya ilişkin NTV&#039;ye konuşan enfeksiyon hastalıkları uzmanı Prof. Dr. İftihar Köksal, &quot;Yaz ayına girmemize rağmen hazirandan bu yana artış var. Önce çocuk hastalarda ve bağışıklık sistemi baskılanmış kişilerde fazla sayıda görmeye başladık. Ama şimdi artık bağışıklık sisteminden bağımsız olarak yaştan bağımsız olarak vakalarda artış olduğunu gözlemlemekteyiz.&quot; dedi. &quot;HASTALARDAKİ BELİRTİLER FARKLILIK GÖSTERİYOR&quot;&quot;Bazı vakalarda ishalle ve halsizlikle, ateşle ortaya çıkarken, bazı vakalarda solunum yolu semptomlarının boğazda gıcıklanma, hafif öksürük, hafif ateş gibi belirtilerin ön planda olduğunu görüyoruz.&quot; diyen Köksal, şunları söyledi:&quot;Demek ki ortamda tek bir varyant yok.Birden fazla varyant dolaşıyor ki hastalardaki belirtiler farklılık gösteriyor.&quot;&quot;AYRIMINI YAPMAK HER ZAMAN MÜMKÜN OLMUYOR&quot;&quot;Her yaz olduğu gibi gastroenterit yani bağırsak enfeksiyonları da sık görülüyor. Öyle ki bazı hastalarda iki hastalığın belirtileri karışabiliyor.&quot; diyen Köksal, şunları kaydetti:  &quot;Yaz ayındayız. Dışarıda gıda tüketimi fazla soğuk su içme, dondurma gibi ya da dış ortamda iyi yıkanmamış sebzelerin yenmesi de gastroenterit yaptığı için vakalarda karışıklığa yol açabiliyor.Covid mi yoksa gastroenterit vakasıyla mı karşı karşıyayız. Bunun ayrımını her zaman yapmak mümkün olmuyor.&quot;KALABALIK ORTAMLARA DİKKATÖte yandan corona virüsten korunmak için özellikle ileri yaş grubunun ve kronik hastalıkları olanların kalabalık ortamlarda daha dikkatli olması öneriliyor.  ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JOQN2xvR6EWOUtb0lcqbmQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:53:41 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Yeni, varyantlar, ortaya, çıktı:, Corona, virüs, vakalarında, artış</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JOQN2xvR6EWOUtb0lcqbmQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Yeni varyantlar ortaya çıktı"><p>Corona virüs vakaları son günlerde yükselişe geçerken, yeni varyantlar ortaya çıktı. Türkiye'de şu anda varyant analizi yapılmazken, Avrupa'daki tespitlere göre "Stratus" ve "Nimbus" varyantları etkili olmaya başladı. Haber: Melike Şahin</p><p>Son günlerde corona virüs vakalarında artış yaşanmaya başladı.</p><p>Yeni varyantlar ortaya çıkarken, Türkiye'de şu anda varyant analizi yapılmıyor.</p><p>Ancak Avrupa'daki tespitlere göre şu sıralarda "Stratus" ve "Nimbus" varyantları etkili olurken, yaz mevsiminin de etkisiyle birçok kişide bağırsak enfeksiyonlarıyla birlikte görülüyor.</p><p><strong>"VAKALARDA ARTIŞ OLDUĞUNU GÖZLEMLEMEKTEYİZ"</strong></p><p>Konuya ilişkin NTV'ye konuşan enfeksiyon hastalıkları uzmanı Prof. Dr. İftihar Köksal, "Yaz ayına girmemize rağmen hazirandan bu yana artış var. Önce çocuk hastalarda ve bağışıklık sistemi baskılanmış kişilerde fazla sayıda görmeye başladık. Ama şimdi artık bağışıklık sisteminden bağımsız olarak yaştan bağımsız olarak vakalarda artış olduğunu gözlemlemekteyiz." dedi. </p><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PNs9UCDcdEqbSCmSyXm6eg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt="Prof. Dr. İftihar Köksal"><p><strong>"HASTALARDAKİ BELİRTİLER FARKLILIK GÖSTERİYOR"</strong></p><p>"Bazı vakalarda ishalle ve halsizlikle, ateşle ortaya çıkarken, bazı vakalarda solunum yolu semptomlarının boğazda gıcıklanma, hafif öksürük, hafif ateş gibi belirtilerin ön planda olduğunu görüyoruz." diyen Köksal, şunları söyledi:</p><p>"Demek ki ortamda tek bir varyant yok.</p><p>Birden fazla varyant dolaşıyor ki hastalardaki belirtiler farklılık gösteriyor."</p><p><strong>"AYRIMINI YAPMAK HER ZAMAN MÜMKÜN OLMUYOR"</strong></p><p>"Her yaz olduğu gibi gastroenterit yani bağırsak enfeksiyonları da sık görülüyor. Öyle ki bazı hastalarda iki hastalığın belirtileri karışabiliyor." diyen Köksal, şunları kaydetti:  "Yaz ayındayız. Dışarıda gıda tüketimi fazla soğuk su içme, dondurma gibi ya da dış ortamda iyi yıkanmamış sebzelerin yenmesi de gastroenterit yaptığı için vakalarda karışıklığa yol açabiliyor.</p><p>Covid mi yoksa gastroenterit vakasıyla mı karşı karşıyayız. Bunun ayrımını her zaman yapmak mümkün olmuyor."</p><p><strong>KALABALIK ORTAMLARA DİKKAT</strong></p><p>Öte yandan corona virüsten korunmak için özellikle ileri yaş grubunun ve kronik hastalıkları olanların kalabalık ortamlarda daha dikkatli olması öneriliyor. </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Prof. Dr. Özlü açıkladı: Henipavirüs&amp;apos;te salgın tespit edilmiş değil</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/prof-dr-ozlu-acikladi-henipaviruste-salgin-tespit-edilmis-degil</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/prof-dr-ozlu-acikladi-henipaviruste-salgin-tespit-edilmis-degil</guid>
<description><![CDATA[ Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tevfik Özlü, Çin&#039;de bilim insanlarının yarasaların idrarı üzerinde yaptıkları çalışmalarda meyvelerden insanlara bulaşma riski taşıdığı öne sürülen ‘Henipavirus’ cinsine ait 2 yeni virüs tespitine ilişkin, “Yarasa, virüs ve Çin kelimeleri bir araya gelince hepimizde bir tedirginlik oluyor. Bu tamamen bilimsel bir çalışma. Bir hastalık ya da salgın tespit edilmiş değil. Şu an da herhangi bir tehdit yok” dedi.Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tevfik Özlü, insanlara bulaşma riski taşıdığı öne sürülen ‘Henipavirus’ cinsine ait 2 yeni virüsle oluşan endişeye ilişkin konuştu.Herhangi bir salgın tehdidinin olmadığını aktaran Prof. Dr. Özlü, “Çin’in Yünnan eyaleti yakınlarında yarasalar üzerinde yapılmış bir çalışmanın sonucunda insanlarda ağır hastalık yapabilen bazı virüsler tespit edilmiş. Özellikle yarasaların böbreklerinden alınan idrar örneklerinde bu virüs ve bakteriler saptanmış. Aslında çok sayıda virüs ve bakteri var.Bu virüslerin 2 tanesi daha önceden insanlarda ağır akciğer hastalığı ve beyin iltihabına yol açan 2 virüs cinsine ait. Bunlar yeni ve daha farklı virüsler. Yarasa, virüs ve Çin kelimeleri bir araya gelince hepimizde bir tedirginlik oluyor. Bu tamamen bilimsel bir çalışma. Bir hastalık ya da salgın tespit edilmiş değil. Ancak, potansiyel olarak bu virüsleri insanda hastalık yapabilme riskinden söz edilebilir. Yarasalar o bölgelerde meyve bahçelerine yakın bir alanda yaşıyorlar. Bu virüsler, yarasa idrarlarıyla meyvelere bulaşabilir. Oradan da insana bulaşabilir ve hastalığa neden olabilir şeklinde bir endişeye yol açabilir. Şu anda herhangi bir tehdit yok&quot; dedi.Prof. Dr. Özlü, yaban hayatı ile insan etkileşiminin artmasının risk oluşturduğunu belirterek, &quot;Vahşi hayvanların yaşam alanlarına yaklaştıkça; bu tür farklı virüslerle karşılaşma oranımız, hayvanlardan insanlara geçen zoonotik hastalıkların bulaşması ve yayılması olasılığı artıyor. İnsanların doğadaki vahşi hayvanların yaşam alanlarına dokunmadığı, müdahale etmediği bir anlayışı geliştirmeleri lazım. Doğanın bir parçasıyız. Bizler doğanın hakimi değiliz. Diğer canlılarla beraber dünyayı paylaşmayı öğrenmemiz lazım. Bir hayvan dışkısı ya da idrarı ile temas eden bir ürün varsa tüketmeyin ya da iyice temizleyerek tüketin&quot; ifadelerini kullandı.Türkiye&#039;de yaban hayvanlarına dair yapılmış bir virüs taraması olmadığını ifade eden Özlü, &quot;Yaban hayvanlarında, domuzlarda, ayılarda ve diğer hayvanlarda yaşayan birtakım virüsler insanlara geçebilir. Böyle bir olasılık var. Türkiye’deki yaban hayvanlarına dair bir virüs taraması ait bilgi elimde yok.Hayvancılıkla uğraşan, kesim yapan, kesimhanede çalışan ya da çiftçilik yapan kişilerde hayvanlardan geçmiş bazı hastalıklara rastlayabiliyoruz. Mesela, tüberküloz en sık rastladığımız hastalık. Türkiye&#039;de &#039;kuş gribi&#039;ni yaşadık. Zaman zaman kümes hayvanları kaynaklı salgın halinde vakalar oluyor. Hayvanların hepsinde bu tür virüslerin olduğunu söyleyemeyiz. Belli bir bölgede, belli bir yarasa idrarı ile çalışılmış. Dolayısıyla genelleme yapmak mümkün değil&quot; diye konuştu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MR0_egsIz0Od0oL_kB1HLg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:53:41 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Prof., Dr., Özlü, açıkladı:, Henipavirüste, salgın, tespit, edilmiş, değil</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MR0_egsIz0Od0oL_kB1HLg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Prof. Dr. Özlü açıkladı: Henipavirüs'te salgın tespit edilmiş değil"><p>Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tevfik Özlü, Çin'de bilim insanlarının yarasaların idrarı üzerinde yaptıkları çalışmalarda meyvelerden insanlara bulaşma riski taşıdığı öne sürülen ‘Henipavirus’ cinsine ait 2 yeni virüs tespitine ilişkin, “Yarasa, virüs ve Çin kelimeleri bir araya gelince hepimizde bir tedirginlik oluyor. Bu tamamen bilimsel bir çalışma. Bir hastalık ya da salgın tespit edilmiş değil. Şu an da herhangi bir tehdit yok” dedi.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mmiyS3gXvUeIJvcLLFOHXg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tevfik Özlü, insanlara bulaşma riski taşıdığı öne sürülen ‘Henipavirus’ cinsine ait 2 yeni virüsle oluşan endişeye ilişkin konuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/eUVmBGQS30GdF-pmZEusaA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Herhangi bir salgın tehdidinin olmadığını aktaran Prof. Dr. Özlü, “Çin’in Yünnan eyaleti yakınlarında yarasalar üzerinde yapılmış bir çalışmanın sonucunda insanlarda ağır hastalık yapabilen bazı virüsler tespit edilmiş. Özellikle yarasaların böbreklerinden alınan idrar örneklerinde bu virüs ve bakteriler saptanmış. Aslında çok sayıda virüs ve bakteri var.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nyLYKRpE50Gb99MI0xDUWA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu virüslerin 2 tanesi daha önceden insanlarda ağır akciğer hastalığı ve beyin iltihabına yol açan 2 virüs cinsine ait. Bunlar yeni ve daha farklı virüsler. Yarasa, virüs ve Çin kelimeleri bir araya gelince hepimizde bir tedirginlik oluyor. Bu tamamen bilimsel bir çalışma. Bir hastalık ya da salgın tespit edilmiş değil. Ancak, potansiyel olarak bu virüsleri insanda hastalık yapabilme riskinden söz edilebilir. Yarasalar o bölgelerde meyve bahçelerine yakın bir alanda yaşıyorlar. Bu virüsler, yarasa idrarlarıyla meyvelere bulaşabilir. Oradan da insana bulaşabilir ve hastalığa neden olabilir şeklinde bir endişeye yol açabilir. Şu anda herhangi bir tehdit yok" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WQujrVGLx0qCooZtXrQTIg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Prof. Dr. Özlü, yaban hayatı ile insan etkileşiminin artmasının risk oluşturduğunu belirterek, "Vahşi hayvanların yaşam alanlarına yaklaştıkça; bu tür farklı virüslerle karşılaşma oranımız, hayvanlardan insanlara geçen zoonotik hastalıkların bulaşması ve yayılması olasılığı artıyor. İnsanların doğadaki vahşi hayvanların yaşam alanlarına dokunmadığı, müdahale etmediği bir anlayışı geliştirmeleri lazım. Doğanın bir parçasıyız. Bizler doğanın hakimi değiliz. Diğer canlılarla beraber dünyayı paylaşmayı öğrenmemiz lazım. Bir hayvan dışkısı ya da idrarı ile temas eden bir ürün varsa tüketmeyin ya da iyice temizleyerek tüketin" ifadelerini kullandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dIr34oKV50CfwEOV8jWtlQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Türkiye'de yaban hayvanlarına dair yapılmış bir virüs taraması olmadığını ifade eden Özlü, "Yaban hayvanlarında, domuzlarda, ayılarda ve diğer hayvanlarda yaşayan birtakım virüsler insanlara geçebilir. Böyle bir olasılık var. Türkiye’deki yaban hayvanlarına dair bir virüs taraması ait bilgi elimde yok.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/u27ymr-6MEWDG4x6MS0cZQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hayvancılıkla uğraşan, kesim yapan, kesimhanede çalışan ya da çiftçilik yapan kişilerde hayvanlardan geçmiş bazı hastalıklara rastlayabiliyoruz. Mesela, tüberküloz en sık rastladığımız hastalık. Türkiye'de 'kuş gribi'ni yaşadık. Zaman zaman kümes hayvanları kaynaklı salgın halinde vakalar oluyor. Hayvanların hepsinde bu tür virüslerin olduğunu söyleyemeyiz. Belli bir bölgede, belli bir yarasa idrarı ile çalışılmış. Dolayısıyla genelleme yapmak mümkün değil" diye konuştu.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Karaciğeri yenilemeye yardımcı: Ne zaman tüketmelisiniz?</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/karacigeri-yenilemeye-yardimci-ne-zaman-tuketmelisiniz</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/karacigeri-yenilemeye-yardimci-ne-zaman-tuketmelisiniz</guid>
<description><![CDATA[ Dünya genelinde her üç kişiden biri, sessizce ilerleyen ve ciddi sağlık sorunlarına yol açabilen Alkolsüz Yağlı Karaciğer Hastalığı (NAFLD) ile karşı karşıya. Uzmanlar, bu hastalıkla mücadelede doğal bir çözüm olarak kuruyemişlerin potansiyeline dikkat çekiyor.Dünya genelinde giderek artan bir sağlık sorunu haline gelen Alkolsüz Yağlı Karaciğer Hastalığı (NAFLD), dünya nüfusunun yaklaşık %30’unu etkiliyor.Özellikle Amerika ve Güneydoğu Asya gibi bazı bölgelerde bu oran %40’ın üzerine çıkıyor. Aşırı alkol tüketiminden bağımsız olarak gelişen bu hastalık, genellikle obezite, tip 2 diyabet ve metabolik sendromla ilişkilendiriliyor.Hastalığın erken evrelerinde belirti göstermemesi nedeniyle “sessiz salgın” olarak nitelendirilen NAFLD’ye karşı doğadan destek alınabileceği belirtiliyor. Yapılan araştırmalar, özellikle ceviz, badem, Antep fıstığı, pekan cevizi ve Brezilya fıstığı gibi kuruyemişlerin düzenli tüketilmesinin karaciğer sağlığı üzerinde olumlu etkileri olabileceğini ortaya koyuyor.2020 yılında yapılan bir çalışmada, kuruyemiş tüketiminin NAFLD ile bağlantılı olan diyabet, obezite ve dislipidemi gibi kardiyometabolik risk faktörlerini iyileştirdiği saptandı. Aynı zamanda büyük çaplı bir kohort analizinde, haftada dört veya daha fazla kuruyemiş tüketiminin NAFLD riskini yaklaşık %20 oranında azalttığı belirlendi.Uzmanlar, kuruyemişlerin içerdikleri doymamış yağ asitleri, lif, antioksidanlar, vitaminler ve mineraller sayesinde karaciğer fonksiyonlarını destekleyebileceğini, iltihaplanmayı azaltabileceğini ve yağ birikimiyle savaşabileceğini belirtiyor.Omega-3 yağ asitleri ve güçlü antioksidan içeriği sayesinde ceviz, karaciğer sağlığına en çok katkı sağlayan kuruyemişler arasında yer alıyor. 2021 yılında yapılan bir Akdeniz diyeti çalışmasında, günlük ceviz tüketiminin karaciğer yağlanmasını önemli ölçüde azalttığı gösterildi. Sabahları veya gece yatmadan önce tüketilmesi öneriliyor.E vitamini, lif ve tekli doymamış yağlar bakımından zengin olan badem, oksidatif stresi azaltarak karaciğerin yağ metabolizmasını destekliyor. Düzenli tüketimi, LDL kolesterolde azalma ve kan şekeri kontrolüyle ilişkilendiriliyor. Özellikle sabah saatlerinde tüketilmesi tavsiye ediliyor.Antioksidan içeriği yüksek olan Antep fıstığı, lipit metabolizmasını düzenleyen genleri etkileyerek karaciğeri koruyabiliyor. Antrenman öncesi veya sonrası enerji kaynağı olarak öneriliyor; ayrıca magnezyumla birlikte tüketildiğinde uyku kalitesini artırabiliyor.Beslenme alışkanlıklarında yapılacak değişiklikler öncesinde mutlaka uzman görüşü alınması gerekiyor. Kuruyemişler genel sağlık açısından faydalı olsa da, her bireyin sağlık durumu ve ihtiyaçları farklılık gösterebilir.Bu haberde yer alan bilgiler yalnızca bilgilendirme amacı taşımaktadır. Tanı ve tedavi için mutlaka bir hekime veya diyetisyene başvurulmalıdır. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FzTZaPHQuEivoJIW6Ibisg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:53:41 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Karaciğeri, yenilemeye, yardımcı:, zaman, tüketmelisiniz</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FzTZaPHQuEivoJIW6Ibisg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Karaciğeri yenilemeye yardımcı: Ne zaman tüketmelisiniz?"><p>Dünya genelinde her üç kişiden biri, sessizce ilerleyen ve ciddi sağlık sorunlarına yol açabilen Alkolsüz Yağlı Karaciğer Hastalığı (NAFLD) ile karşı karşıya. Uzmanlar, bu hastalıkla mücadelede doğal bir çözüm olarak kuruyemişlerin potansiyeline dikkat çekiyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KbYt5pCQf0ilvAFxfcNIFA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dünya genelinde giderek artan bir sağlık sorunu haline gelen Alkolsüz Yağlı Karaciğer Hastalığı (NAFLD), dünya nüfusunun yaklaşık %30’unu etkiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6wlZv2ePJEKjxSxCEGKJqw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Özellikle Amerika ve Güneydoğu Asya gibi bazı bölgelerde bu oran %40’ın üzerine çıkıyor. Aşırı alkol tüketiminden bağımsız olarak gelişen bu hastalık, genellikle obezite, tip 2 diyabet ve metabolik sendromla ilişkilendiriliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FtrupVUodUC6pO8NhXY5Pw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hastalığın erken evrelerinde belirti göstermemesi nedeniyle “sessiz salgın” olarak nitelendirilen NAFLD’ye karşı doğadan destek alınabileceği belirtiliyor. Yapılan araştırmalar, özellikle ceviz, badem, Antep fıstığı, pekan cevizi ve Brezilya fıstığı gibi kuruyemişlerin düzenli tüketilmesinin karaciğer sağlığı üzerinde olumlu etkileri olabileceğini ortaya koyuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xLZvCGpA1EOK8w39zcBWCA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>2020 yılında yapılan bir çalışmada, kuruyemiş tüketiminin NAFLD ile bağlantılı olan diyabet, obezite ve dislipidemi gibi kardiyometabolik risk faktörlerini iyileştirdiği saptandı. Aynı zamanda büyük çaplı bir kohort analizinde, haftada dört veya daha fazla kuruyemiş tüketiminin NAFLD riskini yaklaşık %20 oranında azalttığı belirlendi.Uzmanlar, kuruyemişlerin içerdikleri doymamış yağ asitleri, lif, antioksidanlar, vitaminler ve mineraller sayesinde karaciğer fonksiyonlarını destekleyebileceğini, iltihaplanmayı azaltabileceğini ve yağ birikimiyle savaşabileceğini belirtiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FBvxQjXuMkWcM4YcR2IYzA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Omega-3 yağ asitleri ve güçlü antioksidan içeriği sayesinde ceviz, karaciğer sağlığına en çok katkı sağlayan kuruyemişler arasında yer alıyor. 2021 yılında yapılan bir Akdeniz diyeti çalışmasında, günlük ceviz tüketiminin karaciğer yağlanmasını önemli ölçüde azalttığı gösterildi. Sabahları veya gece yatmadan önce tüketilmesi öneriliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/K8PaGx4p3Eyub5y0NZJKxQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>E vitamini, lif ve tekli doymamış yağlar bakımından zengin olan badem, oksidatif stresi azaltarak karaciğerin yağ metabolizmasını destekliyor. Düzenli tüketimi, LDL kolesterolde azalma ve kan şekeri kontrolüyle ilişkilendiriliyor. Özellikle sabah saatlerinde tüketilmesi tavsiye ediliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BCABdc5Q4U6GpYFHQzwumg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Antioksidan içeriği yüksek olan Antep fıstığı, lipit metabolizmasını düzenleyen genleri etkileyerek karaciğeri koruyabiliyor. Antrenman öncesi veya sonrası enerji kaynağı olarak öneriliyor; ayrıca magnezyumla birlikte tüketildiğinde uyku kalitesini artırabiliyor.Beslenme alışkanlıklarında yapılacak değişiklikler öncesinde mutlaka uzman görüşü alınması gerekiyor. Kuruyemişler genel sağlık açısından faydalı olsa da, her bireyin sağlık durumu ve ihtiyaçları farklılık gösterebilir.Bu haberde yer alan bilgiler yalnızca bilgilendirme amacı taşımaktadır. Tanı ve tedavi için mutlaka bir hekime veya diyetisyene başvurulmalıdır.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Nefes kokusu nasıl geçer? Kurtulmak için 6 ipucu</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/nefes-kokusu-nasil-gecer-kurtulmak-icin-6-ipucu</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/nefes-kokusu-nasil-gecer-kurtulmak-icin-6-ipucu</guid>
<description><![CDATA[ Nefes kokusu son derece rahatsız edicidir ve herkes bu sorunla karşı karşıya kalabilir. Ağız kuruluğu, dildeki zararlı bakteriler ve reflü gibi çeşitli nedenlerden kaynaklanabilir. Bununla mücadele etmenin etkili yolları arasında susuz kalmamak, probiyotik almak, gargara kullanmak, asitli yiyeceklerden kaçınmak ve sigarayı bırakmak yer alır.Nefes kokusu son derece yaygın görülür. Özellikle sabahları uyandığınızda ağzınızda bir koku hissedebilirsiniz. Bu son derece rahatsız bir durumdur ancak önlenebilir. Kötü nefesin kaynağını bir uzman yardımıyla tespit edebilir ve sonrasında bu durumla mücadele edebilirsiniz.Nefes kokusunu engellemek için uygulayabileceğiniz bazı basit yöntemler de var. İşte onlardan bazıları;Kötü nefes, ağızda daha az tükürük üretilmesinden kaynaklanabilir. Ağızda azalan tükürük, vücudun ağız mikroorganizmalarına karşı savunmasını zayıflatır ve dişleri ve diş etlerini hasara karşı daha duyarlı hale getirir. Uzun süre aç kalmak, yeterince su içmemek ve yatmadan önce su içmemek ağız kuruluğunun nedenlerinden bazılarıdır. Bu nedenle, kötü nefes için en iyi ev tedavilerinden biri ağzınızı nemli tutmaktır.Dilinizi silmeyi unutmayın çünkü bakteriler pürüzlü yüzeyinde birikebilir ve ağız kokusuna neden olabilir. Dilin kıvrımları ve tat tomurcukları arasındaki herhangi bir birikimden kurtulmak için sadece ucunu değil, tüm yüzeyi silmelisiniz. Eczanelerde bulunan ucuz bir plastik dil kazıyıcı bunun için mükemmel bir araçtır. Ayrıca, dilinizi diş fırçanızla fırçalayabilirsiniz.Sindirim sorunlarınız sık sık oluyorsa asit reflüye neden olan herhangi bir şeyi yemekten ve içmekten kaçının. Bu, dayanılmaz göğüs ağrısı ve mide ekşimesine neden olan uzun vadeli bir hastalıktır. Asit reflüsünün en yaygın semptomlarından biri kötü nefes kokusudur. Alkol, kahve, fast food, sarımsak, soğan ve çikolatalar asit reflüye neden olabileceği için ölçülü tüketilmelidir.Bazen bağırsak florasındaki dengesizlik kötü nefesin nedeni olabilir. Probiyotik açısından zengin yiyecekler tüketerek floranızı yeniden dengeleyebilirsiniz. Bunlara turşu, yoğurt ve lahana turşusu dahildir. Yeterli sindirim enziminiz yoksa yemeğiniz düzgün bir şekilde parçalanmaz. Aksine, ağzınıza giren hoş olmayan bir koku yaratır.İyi bir ağız hijyeni rejimi, kozmetik bir gargara yerine tıbbi bir gargara ile geliştirilebilir. Dişlerinizden, diş etlerinizden, dilinizden ve diğer yumuşak dokulardan bakterileri ve kalan yiyecek parçacıklarını ortadan kaldırarak ve yıkayarak, gargara düzenli fırçalama ve diş ipi kullanımıyla birlikte kullanıldığında nefesi iyileştirir.Sigara içiyorsanız muhtemelen  ağız kokusu sorunuyla da mücadele ediyorsunuzdur. Bu nedenle, ağız kokusunu azaltmanın en doğal yollarından biri sigarayı bırakmaktır. Ne zaman sigara içme ihtiyacı hissederseniz veya bırakmak isterseniz, nikotin bantları uygulayabilir, koşuya çıkabilir veya doktorunuzla konuşabilirsiniz.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2dQUZIw4WEqFbA9bwcji1Q.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 20:49:10 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Nefes, kokusu, nasıl, geçer, Kurtulmak, için, ipucu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2dQUZIw4WEqFbA9bwcji1Q.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Nefes kokusu nasıl geçer? Kurtulmak için 6 ipucu"><p>Nefes kokusu son derece rahatsız edicidir ve herkes bu sorunla karşı karşıya kalabilir. Ağız kuruluğu, dildeki zararlı bakteriler ve reflü gibi çeşitli nedenlerden kaynaklanabilir. Bununla mücadele etmenin etkili yolları arasında susuz kalmamak, probiyotik almak, gargara kullanmak, asitli yiyeceklerden kaçınmak ve sigarayı bırakmak yer alır.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/s-8TFvgfnUaxNx2EHEXnOw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Nefes kokusu son derece yaygın görülür. Özellikle sabahları uyandığınızda ağzınızda bir koku hissedebilirsiniz. Bu son derece rahatsız bir durumdur ancak önlenebilir. Kötü nefesin kaynağını bir uzman yardımıyla tespit edebilir ve sonrasında bu durumla mücadele edebilirsiniz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zGu8iZcC0EibSNsEx7ZBeg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Nefes kokusunu engellemek için uygulayabileceğiniz bazı basit yöntemler de var. İşte onlardan bazıları;</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GS7MQ-QcgUOuGouqOXshYg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kötü nefes, ağızda daha az tükürük üretilmesinden kaynaklanabilir. Ağızda azalan tükürük, vücudun ağız mikroorganizmalarına karşı savunmasını zayıflatır ve dişleri ve diş etlerini hasara karşı daha duyarlı hale getirir. Uzun süre aç kalmak, yeterince su içmemek ve yatmadan önce su içmemek ağız kuruluğunun nedenlerinden bazılarıdır. Bu nedenle, kötü nefes için en iyi ev tedavilerinden biri ağzınızı nemli tutmaktır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/geW11g5vB0qq-yi_x_UnxQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dilinizi silmeyi unutmayın çünkü bakteriler pürüzlü yüzeyinde birikebilir ve ağız kokusuna neden olabilir. Dilin kıvrımları ve tat tomurcukları arasındaki herhangi bir birikimden kurtulmak için sadece ucunu değil, tüm yüzeyi silmelisiniz. Eczanelerde bulunan ucuz bir plastik dil kazıyıcı bunun için mükemmel bir araçtır. Ayrıca, dilinizi diş fırçanızla fırçalayabilirsiniz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Hv13HiENYUW_xpgDZlMHZw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sindirim sorunlarınız sık sık oluyorsa asit reflüye neden olan herhangi bir şeyi yemekten ve içmekten kaçının. Bu, dayanılmaz göğüs ağrısı ve mide ekşimesine neden olan uzun vadeli bir hastalıktır. Asit reflüsünün en yaygın semptomlarından biri kötü nefes kokusudur. Alkol, kahve, fast food, sarımsak, soğan ve çikolatalar asit reflüye neden olabileceği için ölçülü tüketilmelidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Rukb8_3rr0Gk4zNc259IaQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bazen bağırsak florasındaki dengesizlik kötü nefesin nedeni olabilir. Probiyotik açısından zengin yiyecekler tüketerek floranızı yeniden dengeleyebilirsiniz. Bunlara turşu, yoğurt ve lahana turşusu dahildir. Yeterli sindirim enziminiz yoksa yemeğiniz düzgün bir şekilde parçalanmaz. Aksine, ağzınıza giren hoş olmayan bir koku yaratır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VP3AoL5HFkKl57w9bbTlRg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İyi bir ağız hijyeni rejimi, kozmetik bir gargara yerine tıbbi bir gargara ile geliştirilebilir. Dişlerinizden, diş etlerinizden, dilinizden ve diğer yumuşak dokulardan bakterileri ve kalan yiyecek parçacıklarını ortadan kaldırarak ve yıkayarak, gargara düzenli fırçalama ve diş ipi kullanımıyla birlikte kullanıldığında nefesi iyileştirir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0miHJf0gT0WmyHH28yXt_Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sigara içiyorsanız muhtemelen  ağız kokusu sorunuyla da mücadele ediyorsunuzdur. Bu nedenle, ağız kokusunu azaltmanın en doğal yollarından biri sigarayı bırakmaktır. Ne zaman sigara içme ihtiyacı hissederseniz veya bırakmak isterseniz, nikotin bantları uygulayabilir, koşuya çıkabilir veya doktorunuzla konuşabilirsiniz.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Portakaldan 4 kat fazla C vitamini içeriyor; Manganez, folat ve antioksidanla dolu</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/portakaldan-4-kat-fazla-c-vitamini-iceriyor-manganez-folat-ve-antioksidanla-dolu</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/portakaldan-4-kat-fazla-c-vitamini-iceriyor-manganez-folat-ve-antioksidanla-dolu</guid>
<description><![CDATA[ Guava, lif, antioksidanlar, likopen, folat, manganez ve C vitamini gibi besinlerle doludur. Kışın guava tüketmek bağışıklık sistemini güçlendirebilir, cilt ve saç dokusunu iyileştirebilir, kanser riskini azaltabilir, kilo kaybına yardımcı olabilir ve kolesterolü dengeleyerek kalp sağlığını iyileştirebilir.Dünya genelinde herkesin favorisi olan bu meyve, diyet lifi, antioksidanlar, likopen, folat ve diğer besinleri içeren yüksek besin içeriği nedeniyle tüm mevsim meyvelerinden daha iyi performans gösterir.Meyve, portakalda bulunan C vitamini miktarının dört katına sahip olduğundan bağışıklık sistemi için iyidir.Diğer birçok faydalı besinin emilimine yardımcı olur ve manganez ile zenginleştirilmiştir. Guavanın potasyum içeriği şaşırtıcı bir şekilde muzunkine eşittir. Ayrıca %80&#039;i su olduğu için cildin nemini korumaya yardımcı olur. İşte kış aylarında guava yemeniz için 5 neden:Guavalar portakalın üç katı kadar C vitamini içerir. Guava ve yaprakları bağışıklık sistemini güçlendiren ve bakteri, virüs ve diğer patojenlerin neden olduğu enfeksiyonlara karşı savunma kapasitesini artıran C vitamini içerir.Guava yapraklarında bulunan antioksidanlar serbest radikalleri azaltır ve iltihap önleyici özellikleri iltihabı ve cilt kızarıklığını azaltır. Saç gelişimini destekleyen ve teşvik eden B ve C vitaminleri de bu vitamin açısından zengindir. Bu nedenle guava yapraklarından bir macun yapın ve saç derinize nazikçe uygulayarak saçınızı güçlendirin ve saçınızın hacmini artırın.Guava yemek kanser riskini azaltabilir. Guava yaprakları yüksek antioksidan içeriği nedeniyle kanser karşıtı etkilere sahiptir. Hücreleri oksidatif stres ve serbest radikal hasarından koruduğu bilinmektedir; bunlar kanserin iki ana nedenidir.Kilonuzu kontrol etmeye çalışıyorsanız, guava harika bir seçenek olabilir. Düşük kalorili içeriği (54 kalori) aşırıya kaçma endişesi duymadan tadını çıkarmanızı sağlar. Ancak guavadaki pektin lifi, yedikten sonra kendinizi tok hissetmenizi sağladığı için en iyi bileşendir ve bu da aşırıya kaçmanızı önlemenize yardımcı olur.
Guavanın düşük GI ve karbonhidrat içeriği, tatmin edici özelliklerine ek olarak istikrarlı ve yavaş bir enerji salınımı sağlar. Bu, canlılık seviyenizi gün boyunca sabit tutar ve enerji düşüşlerini önlemenize yardımcı olur.Tam süreçleri bilinmese de, guava yaprağı özütünün uzun yıllar boyunca anti-hipertansif etkiler sunduğu görülmektedir. Ancak yeni bir çalışmaya göre, guavanın kan basıncı üzerindeki etkileri muhtemelen bileşenlerinin sempatik sinir sistemiyle etkileşimlerinden kaynaklanıyordu.Aynı çalışmaya göre guava posası kan lipid seviyeleri üzerinde faydalı bir etkiye sahip olabilir. Altı haftalık guava takviyesinden sonra araştırmacılar trigliseritlerde, toplam kolesterolde ve LDL kolesterolde önemli bir düşüş gördüler.
Guava, iyi dengelenmiş bir diyete dahil edildiğinde kalp sağlığını destekleyebilir çünkü yüksek trigliseritler ve kolesterol kalp sağlığına zararlı olabilir.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IdKF9kbiYUybJnvqGfR2PQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 20:49:10 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Portakaldan, kat, fazla, vitamini, içeriyor, Manganez, folat, antioksidanla, dolu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IdKF9kbiYUybJnvqGfR2PQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Portakaldan 4 kat fazla C vitamini içeriyor; Manganez, folat ve antioksidanla dolu"><p>Guava, lif, antioksidanlar, likopen, folat, manganez ve C vitamini gibi besinlerle doludur. Kışın guava tüketmek bağışıklık sistemini güçlendirebilir, cilt ve saç dokusunu iyileştirebilir, kanser riskini azaltabilir, kilo kaybına yardımcı olabilir ve kolesterolü dengeleyerek kalp sağlığını iyileştirebilir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/B2Zhan5CI0uNdwJrQTxFZQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dünya genelinde herkesin favorisi olan bu meyve, diyet lifi, antioksidanlar, likopen, folat ve diğer besinleri içeren yüksek besin içeriği nedeniyle tüm mevsim meyvelerinden daha iyi performans gösterir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/z4CLPoE86kq0Ps8bMk4ZCw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Meyve, portakalda bulunan C vitamini miktarının dört katına sahip olduğundan bağışıklık sistemi için iyidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gJAu3s5GCEylICkYZp2S9Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Diğer birçok faydalı besinin emilimine yardımcı olur ve manganez ile zenginleştirilmiştir. Guavanın potasyum içeriği şaşırtıcı bir şekilde muzunkine eşittir. Ayrıca %80'i su olduğu için cildin nemini korumaya yardımcı olur. İşte kış aylarında guava yemeniz için 5 neden:</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/N8-eIZ0WRECB_k2zR30hDw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Guavalar portakalın üç katı kadar C vitamini içerir. Guava ve yaprakları bağışıklık sistemini güçlendiren ve bakteri, virüs ve diğer patojenlerin neden olduğu enfeksiyonlara karşı savunma kapasitesini artıran C vitamini içerir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sOxtq2qAlEmCC4Q1Lo-ytw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Guava yapraklarında bulunan antioksidanlar serbest radikalleri azaltır ve iltihap önleyici özellikleri iltihabı ve cilt kızarıklığını azaltır. Saç gelişimini destekleyen ve teşvik eden B ve C vitaminleri de bu vitamin açısından zengindir. Bu nedenle guava yapraklarından bir macun yapın ve saç derinize nazikçe uygulayarak saçınızı güçlendirin ve saçınızın hacmini artırın.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9D1E2CmfZkyRABy1D_K1nw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Guava yemek kanser riskini azaltabilir. Guava yaprakları yüksek antioksidan içeriği nedeniyle kanser karşıtı etkilere sahiptir. Hücreleri oksidatif stres ve serbest radikal hasarından koruduğu bilinmektedir; bunlar kanserin iki ana nedenidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qB-NBOahLE6TxAiQQswfJA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kilonuzu kontrol etmeye çalışıyorsanız, guava harika bir seçenek olabilir. Düşük kalorili içeriği (54 kalori) aşırıya kaçma endişesi duymadan tadını çıkarmanızı sağlar. Ancak guavadaki pektin lifi, yedikten sonra kendinizi tok hissetmenizi sağladığı için en iyi bileşendir ve bu da aşırıya kaçmanızı önlemenize yardımcı olur.
Guavanın düşük GI ve karbonhidrat içeriği, tatmin edici özelliklerine ek olarak istikrarlı ve yavaş bir enerji salınımı sağlar. Bu, canlılık seviyenizi gün boyunca sabit tutar ve enerji düşüşlerini önlemenize yardımcı olur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sqY75MoWC0qcNrDt9NNG1Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tam süreçleri bilinmese de, guava yaprağı özütünün uzun yıllar boyunca anti-hipertansif etkiler sunduğu görülmektedir. Ancak yeni bir çalışmaya göre, guavanın kan basıncı üzerindeki etkileri muhtemelen bileşenlerinin sempatik sinir sistemiyle etkileşimlerinden kaynaklanıyordu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/G_LCrZc3zkSKSCnbmC-T9w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Aynı çalışmaya göre guava posası kan lipid seviyeleri üzerinde faydalı bir etkiye sahip olabilir. Altı haftalık guava takviyesinden sonra araştırmacılar trigliseritlerde, toplam kolesterolde ve LDL kolesterolde önemli bir düşüş gördüler.
Guava, iyi dengelenmiş bir diyete dahil edildiğinde kalp sağlığını destekleyebilir çünkü yüksek trigliseritler ve kolesterol kalp sağlığına zararlı olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4MMpHN1CUUOqDzsnI52DtQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>​Yağlı karaciğerin erken belirtisi: Vücutta 5 yaygın işaretle ortaya çıkıyor</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/yagli-karacigerin-erken-belirtisi-vucutta-5-yaygin-isaretle-ortaya-cikiyor</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/yagli-karacigerin-erken-belirtisi-vucutta-5-yaygin-isaretle-ortaya-cikiyor</guid>
<description><![CDATA[ Göbek yağı, sürekli yorgunluk, sağ kaburga kafesinin altında ağrı, açıklanamayan akne veya saç dökülmesi ve mide bulantısı yağlı karaciğer hastalığının olası belirtileridir. Karaciğer yağlanmasını önlemek için sağlıklı bir yaşam tarzı alışkanlığı geliştirmeniz önemlidir. İşte yağlı karaciğerin 5 erken belirtisi.Göbek yağıyla mı mücadele ediyorsunuz? Sürekli yorgun mu hissediyorsunuz? Bu iki işaret karaciğerinizdeki yağlanmayı işaret ediyor olabilir.Karaciğer, vücudumuzun içindeki en büyük organdır ve genel sağlığın korunmasında hayati bir rol oynar. Metabolizmaya yardımcı olmaktan sindirim sıvısı safra üreterek sindirime yardımcı olmaya ve ayrıca vücudumuzdan zararlı maddeleri uzaklaştırmaya kadar.Yağlı karaciğer veya hepatik steatoz, karaciğerde aşırı yağın biriktiği bir durumdur. Bu yağ birikimi karaciğer fonksiyonunu etkileyebilir ve potansiyel olarak daha ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. İki tür yağlı karaciğer hastalığı vardır: Alkolsüz yağlı karaciğer hastalığı ve alkolle ilişkili yağlı karaciğer hastalığı.Sosyal medyada paylaşımlar yapan Gastroenterolog Dr. Saurabh Sethi, evde kontrol edebileceğiniz yağlı karaciğerin beş belirtisinden bahsediyor.&quot;Bir uzman olarak, olası semptomları belirlemenin basit yollarını sizinle paylaşacağım. Erken teşhis, önleme ve daha iyi karaciğer sağlığı için anahtardır,&quot; diyor Dr. Sethi Instagram&#039;da paylaşılan bir videoda.Uzman isim, göbek bölgesindeki kilo alımının yağlı karaciğerin endişe verici bir belirtisi olduğunu söylüyor. &quot;Göbek çevresinde kilo alımı. Yağlı karaciğerle bağlantılı insülin direnci genellikle karın bölgesinde kilo alımına neden olur,&quot; diyor.2023 tarihli bir çalışmaya göre, klinik ve epidemiyolojik çalışmalar karaciğer yağ içeriği ile çoğunlukla iç organ yağından kaynaklanan karın yağı arasında doğrudan bir ilişki olduğunu öne sürüyor.Visseral yağ, alkolsüz yağlı karaciğer hastalığında (NAFLD) iltihaplanmanın temel aracıdır ve alkolsüz steatohepatite (NASH) yol açar.2012 tarihli bir çalışma, artan obezite oranları nedeniyle alkolsüz yağlı karaciğer hastalığını İngiltere&#039;de anormal karaciğer fonksiyon testlerinin önde gelen nedeni haline geldiğini belirtmektedir.Dr. Saurabh Sethi ayrıca sürekli yorgunluğun zayıf karaciğer sağlığının bir işareti olabileceği konusunda bizi uyarıyor. &quot;Sürekli yorgunluk veya bitkinlik karaciğerinizin mücadele ettiğini gösterebilir.&quot;Doktora göre, dikkat edilmesi gereken bir diğer işaret de sağ kaburga kafesinin altında rahatsızlık veya ağrıdır, çünkü bu karaciğer iltihabının işareti olabilir.Açıklanamayan akne, koyulaşmış cilt kıvrımları veya saç dökülmesi fark ederseniz, bu da karaciğer sağlığınızın bozulduğunu gösterebilir. &quot;Ve beşincisi, mide bulantısı ve iştahsızlık. Bu, karaciğerinizin bunalmış olduğu anlamına gelebilir,&quot; diye ekliyor Dr. Sethi. Diyabet, yüksek tansiyon ve böbrek hastalığı gibi ciddi sağlık sorunlarının riskinin artmasıyla da ilişkilidir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9deTj4XYQUq4GDwlexeyFA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 20:49:10 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>​Yağlı, karaciğerin, erken, belirtisi:, Vücutta, yaygın, işaretle, ortaya, çıkıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9deTj4XYQUq4GDwlexeyFA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="​Yağlı karaciğerin erken belirtisi: Vücutta 5 yaygın işaretle ortaya çıkıyor"><p>Göbek yağı, sürekli yorgunluk, sağ kaburga kafesinin altında ağrı, açıklanamayan akne veya saç dökülmesi ve mide bulantısı yağlı karaciğer hastalığının olası belirtileridir. Karaciğer yağlanmasını önlemek için sağlıklı bir yaşam tarzı alışkanlığı geliştirmeniz önemlidir. İşte yağlı karaciğerin 5 erken belirtisi.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hoS_QRGdtUaviquORW8Syg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Göbek yağıyla mı mücadele ediyorsunuz? Sürekli yorgun mu hissediyorsunuz? Bu iki işaret karaciğerinizdeki yağlanmayı işaret ediyor olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NawrFhkdqEq426eWfRWRfQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Karaciğer, vücudumuzun içindeki en büyük organdır ve genel sağlığın korunmasında hayati bir rol oynar. Metabolizmaya yardımcı olmaktan sindirim sıvısı safra üreterek sindirime yardımcı olmaya ve ayrıca vücudumuzdan zararlı maddeleri uzaklaştırmaya kadar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XQvxTQPA2EuErKqGtj6bvg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yağlı karaciğer veya hepatik steatoz, karaciğerde aşırı yağın biriktiği bir durumdur. Bu yağ birikimi karaciğer fonksiyonunu etkileyebilir ve potansiyel olarak daha ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. İki tür yağlı karaciğer hastalığı vardır: Alkolsüz yağlı karaciğer hastalığı ve alkolle ilişkili yağlı karaciğer hastalığı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GuyOeY0ECECYbVMeltBqSA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sosyal medyada paylaşımlar yapan Gastroenterolog Dr. Saurabh Sethi, evde kontrol edebileceğiniz yağlı karaciğerin beş belirtisinden bahsediyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xtax_3tg5UWB2GRGUovJxQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>"Bir uzman olarak, olası semptomları belirlemenin basit yollarını sizinle paylaşacağım. Erken teşhis, önleme ve daha iyi karaciğer sağlığı için anahtardır," diyor Dr. Sethi Instagram'da paylaşılan bir videoda.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ck5gttjzWEOuKvNpSzRDJA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzman isim, göbek bölgesindeki kilo alımının yağlı karaciğerin endişe verici bir belirtisi olduğunu söylüyor. "Göbek çevresinde kilo alımı. Yağlı karaciğerle bağlantılı insülin direnci genellikle karın bölgesinde kilo alımına neden olur," diyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9NrzJynoTkavodJjmwh1Lw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>2023 tarihli bir çalışmaya göre, klinik ve epidemiyolojik çalışmalar karaciğer yağ içeriği ile çoğunlukla iç organ yağından kaynaklanan karın yağı arasında doğrudan bir ilişki olduğunu öne sürüyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/K-EZBwmoxUCMWY5DmopQew.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Visseral yağ, alkolsüz yağlı karaciğer hastalığında (NAFLD) iltihaplanmanın temel aracıdır ve alkolsüz steatohepatite (NASH) yol açar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/h6kFdDVnm0azf9Kh7uznkQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>2012 tarihli bir çalışma, artan obezite oranları nedeniyle alkolsüz yağlı karaciğer hastalığını İngiltere'de anormal karaciğer fonksiyon testlerinin önde gelen nedeni haline geldiğini belirtmektedir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8ZJVBYoY1Emn6GFD2oRV1w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dr. Saurabh Sethi ayrıca sürekli yorgunluğun zayıf karaciğer sağlığının bir işareti olabileceği konusunda bizi uyarıyor. "Sürekli yorgunluk veya bitkinlik karaciğerinizin mücadele ettiğini gösterebilir."Doktora göre, dikkat edilmesi gereken bir diğer işaret de sağ kaburga kafesinin altında rahatsızlık veya ağrıdır, çünkü bu karaciğer iltihabının işareti olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-h_J8o1rr0uuCibgS4Ce-w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Açıklanamayan akne, koyulaşmış cilt kıvrımları veya saç dökülmesi fark ederseniz, bu da karaciğer sağlığınızın bozulduğunu gösterebilir. "Ve beşincisi, mide bulantısı ve iştahsızlık. Bu, karaciğerinizin bunalmış olduğu anlamına gelebilir," diye ekliyor Dr. Sethi. Diyabet, yüksek tansiyon ve böbrek hastalığı gibi ciddi sağlık sorunlarının riskinin artmasıyla da ilişkilidir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Her gün bir karanfil çiğnerseniz ne olur? Şaşırtıcı özellikleri var</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/her-gun-bir-karanfil-cignerseniz-ne-olur-sasirtici-oezellikleri-var</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/her-gun-bir-karanfil-cignerseniz-ne-olur-sasirtici-oezellikleri-var</guid>
<description><![CDATA[ Her gün karanfil çiğnemek gibi küçük alışkanlıklar sağlığı önemli ölçüde iyileştirir. Karanfillerin antioksidanları kronik hastalıkları önler, antibakteriyel özellikleri enfeksiyonlara karşı koruma sağlar ve diş sağlığını iyileştirir. Ayrıca karanfiller karaciğeri temizler ve kan şekeri seviyelerini kontrol etmeye yardımcı olur, tip 2 diyabet hastalarına fayda sağlar. İşte her gün karanfil çiğnemenin vücuda etkisiGenel sağlık açısından, küçük diyet değişiklikleri önemli bir etkiye sahip olabilir. Tatsız bir yemeğe lezzet katmanın yanı sıra, güçlü antioksidan ve iltihap önleyici özelliklere sahip küçük bir baharat olan bir dilim karanfil vücudunuza hastalıkları ve enfeksiyonları önleyebilecek bir besin takviyesi sağlar.ANTİOKSİDANKaranfiller, bol miktarda antioksidan içerir. Bu antioksidanlar, hücreleri serbest radikallerin neden olduğu hasardan korur, iltihabı azaltır ve oksidatif stresle savaşır. Kanser, kalp hastalığı ve nörolojik bozukluklar gibi kronik hastalıkları önleyerek, düzenli karanfil kullanımı genel sağlık ve refahı destekleyebilir.Antiseptik, antibakteriyel ve antifungal özellikleri, sizi çeşitli türlerin neden olduğu hastalıklardan korur. Journal of Trace Elements and Minerals&#039;da yayınlanan bir araştırmaya göre, karanfil esansiyel yağı beyaz kan hücresi sayısını artırabilir. Bu, karanfil yemenin bağışıklık sisteminizi güçlendirebileceğini göstermektedir.Karanfiller diş sağlığını desteklemede çok iyi oldukları için sıklıkla ağız bakım ürünlerine dahil edilirler. Ağrı kesici özellikleri diş ağrılarını azaltabilir ve ağız bakterileriyle savaşabilir.Karaciğerlerin kurutulmuş karanfil tomurcukları tarafından hepatoprotekte edildiği bildirilmektedir. Yeni hücrelerin oluşumunu teşvik ederek, karaciğeri detoksifiye ederek ve öjenol ve timol gibi çeşitli aktif bileşenlerle koruma sağlayarak karaciğer sağlığını iyileştirir.Kan şekeri seviyelerini düzenleyen hormon insülin, karanfil özütüne benzer şekilde işlev görür. Tip 2 diyabet hastaları, bir ay boyunca günde bir ila üç gram karanfil tüketerek kan glikozlarını, lipitlerini ve kolesterol seviyelerini kontrol edebilirler.Ek olarak, kan şekeri metabolizması ile sağlıklı manganez kan seviyeleri arasında bir korelasyon vardır ve bu da karanfillerin diyabetin önlenmesinde veya yönetiminde yardımcı olabileceği fikrini desteklemektedir.Karanfil çiğnemek özellikle ağız sağlığında ön plana çıkan bir uygulamadır.Genellikle ağız kokusuna karşı sıklıkla önerilen bu durum aynı zamanda diş ağrısı, diş eti rahatsızlıklarında faydalıdır.Bu sayede içerisindeki etkenler ortaya çıkarılarak ağır ve diş sağlığında fayda sağlayabilirBu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_s1sYjR6S0OZGBs-9QcQIg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 20:49:10 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Her, gün, bir, karanfil, çiğnerseniz, olur, Şaşırtıcı, özellikleri, var</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_s1sYjR6S0OZGBs-9QcQIg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Her gün bir karanfil çiğnerseniz ne olur? Şaşırtıcı özellikleri var"><p>Her gün karanfil çiğnemek gibi küçük alışkanlıklar sağlığı önemli ölçüde iyileştirir. Karanfillerin antioksidanları kronik hastalıkları önler, antibakteriyel özellikleri enfeksiyonlara karşı koruma sağlar ve diş sağlığını iyileştirir. Ayrıca karanfiller karaciğeri temizler ve kan şekeri seviyelerini kontrol etmeye yardımcı olur, tip 2 diyabet hastalarına fayda sağlar. İşte her gün karanfil çiğnemenin vücuda etkisi</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-2ZF6N6kNUOiwGBmo-JVnA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Genel sağlık açısından, küçük diyet değişiklikleri önemli bir etkiye sahip olabilir. Tatsız bir yemeğe lezzet katmanın yanı sıra, güçlü antioksidan ve iltihap önleyici özelliklere sahip küçük bir baharat olan bir dilim karanfil vücudunuza hastalıkları ve enfeksiyonları önleyebilecek bir besin takviyesi sağlar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dm_NmkFEGECNjROBQy5GZA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>ANTİOKSİDANKaranfiller, bol miktarda antioksidan içerir. Bu antioksidanlar, hücreleri serbest radikallerin neden olduğu hasardan korur, iltihabı azaltır ve oksidatif stresle savaşır. Kanser, kalp hastalığı ve nörolojik bozukluklar gibi kronik hastalıkları önleyerek, düzenli karanfil kullanımı genel sağlık ve refahı destekleyebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1my_m4aLx0aSkj8UdKO3XQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Antiseptik, antibakteriyel ve antifungal özellikleri, sizi çeşitli türlerin neden olduğu hastalıklardan korur. Journal of Trace Elements and Minerals'da yayınlanan bir araştırmaya göre, karanfil esansiyel yağı beyaz kan hücresi sayısını artırabilir. Bu, karanfil yemenin bağışıklık sisteminizi güçlendirebileceğini göstermektedir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GadEcMMvXUOt8us6hyaCMw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Karanfiller diş sağlığını desteklemede çok iyi oldukları için sıklıkla ağız bakım ürünlerine dahil edilirler. Ağrı kesici özellikleri diş ağrılarını azaltabilir ve ağız bakterileriyle savaşabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jd4IkPUSrkqmkRDpMRPQAQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Karaciğerlerin kurutulmuş karanfil tomurcukları tarafından hepatoprotekte edildiği bildirilmektedir. Yeni hücrelerin oluşumunu teşvik ederek, karaciğeri detoksifiye ederek ve öjenol ve timol gibi çeşitli aktif bileşenlerle koruma sağlayarak karaciğer sağlığını iyileştirir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hoQ8vLDiMkqumuftHVcOWg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kan şekeri seviyelerini düzenleyen hormon insülin, karanfil özütüne benzer şekilde işlev görür. Tip 2 diyabet hastaları, bir ay boyunca günde bir ila üç gram karanfil tüketerek kan glikozlarını, lipitlerini ve kolesterol seviyelerini kontrol edebilirler.Ek olarak, kan şekeri metabolizması ile sağlıklı manganez kan seviyeleri arasında bir korelasyon vardır ve bu da karanfillerin diyabetin önlenmesinde veya yönetiminde yardımcı olabileceği fikrini desteklemektedir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AaMeShBfm0S2yXqCdCuz9A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Karanfil çiğnemek özellikle ağız sağlığında ön plana çıkan bir uygulamadır.Genellikle ağız kokusuna karşı sıklıkla önerilen bu durum aynı zamanda diş ağrısı, diş eti rahatsızlıklarında faydalıdır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/J9vESrQ7xkWPkurd1F3mZA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu sayede içerisindeki etkenler ortaya çıkarılarak ağır ve diş sağlığında fayda sağlayabilirBu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Beyin kanaması geçirdiği iddia edilen Banu Alkan&amp;apos;ın son durumu belli oldu</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/beyin-kanamasi-gecirdigi-iddia-edilen-banu-alkanin-son-durumu-belli-oldu</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/beyin-kanamasi-gecirdigi-iddia-edilen-banu-alkanin-son-durumu-belli-oldu</guid>
<description><![CDATA[ Türk sinemasının &quot;Afrodit&quot; lakaplı yıldızı Banu Alkan&#039;ın beyin kanaması geçirdiği iddiaları kısa sürede yayılmıştı. Banu Alkan&#039;ın hastaneye kaldırıldığı ancak beyin kanaması geçirdiği iddialarının asılsız olduğu ortaya çıktı.Yeşilçam&#039;ın sevilen yüzü Banu Alkan, yüksek tansiyon ve şeker hastalığı nedeniyle hastaneye kaldırıldı. Ünlü sanatçının beyin kanaması geçirdiği iddia edildi. Bu söylentilerin ardından, paylaşımda bulunan Onur Akay, Alkan&#039;ın sağlık durumuna ilişkin bilgilendirme yaptı.Onur Akay, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, &quot;Banu Alkan’ın hastaneye kaldırıldığı doğru ancak beyin kanaması geçirdiği iddiaları asılsız” ifadelerini kullandı. Akay, Alkan ile telefonda görüştüğünü belirterek şunları söyledi: &quot;Banu ablanın sağlık durumu şu an çok şükür iyi. Doktorları tansiyon ve şeker seviyelerini kontrol altına almakta zorlandı ancak gerekli müdahalelerle tehlikeyi atlattı.&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/eJ5hKFWLN0ijSfwcopKTNg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 20:49:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Beyin, kanaması, geçirdiği, iddia, edilen, Banu, Alkanın, son, durumu, belli, oldu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/eJ5hKFWLN0ijSfwcopKTNg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Beyin kanaması geçirdiği iddia edilen Banu Alkan'ın son durumu belli oldu"><p>Türk sinemasının "Afrodit" lakaplı yıldızı Banu Alkan'ın beyin kanaması geçirdiği iddiaları kısa sürede yayılmıştı. Banu Alkan'ın hastaneye kaldırıldığı ancak beyin kanaması geçirdiği iddialarının asılsız olduğu ortaya çıktı.</p>Yeşilçam'ın sevilen yüzü Banu Alkan, yüksek tansiyon ve şeker hastalığı nedeniyle hastaneye kaldırıldı. Ünlü sanatçının beyin kanaması geçirdiği iddia edildi. Bu söylentilerin ardından, paylaşımda bulunan Onur Akay, Alkan'ın sağlık durumuna ilişkin bilgilendirme yaptı.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pUeSzeuWz0yP8qn-DJxG9w.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt=""><p><br data-mce-bogus="1"></p><p>Onur Akay, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, "Banu Alkan’ın hastaneye kaldırıldığı doğru ancak beyin kanaması geçirdiği iddiaları asılsız” ifadelerini kullandı. Akay, Alkan ile telefonda görüştüğünü belirterek şunları söyledi: "Banu ablanın sağlık durumu şu an çok şükür iyi. Doktorları tansiyon ve şeker seviyelerini kontrol altına almakta zorlandı ancak gerekli müdahalelerle tehlikeyi atlattı."</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>17 yaşındaki Hilal’i ölümle burun buruna getiren serum</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/17-yasindaki-hilali-oelumle-burun-buruna-getiren-serum</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/17-yasindaki-hilali-oelumle-burun-buruna-getiren-serum</guid>
<description><![CDATA[ Kayseri’de yaşayan 17 yaşındaki Hilal Nur K., soğuk algınlığı şikayetiyle kapısında “özel muayenehane” ve “sağlık ürünleri” yazan bir işletmeye götürüldü. Genç kıza burada serum takıldı, ilaç tedavisi uygulandı. Hilal Nur, bu işlemlerin ardından fenalaştı. Hastaneye kaldırılan genç kız, dört gün sonra taburcu edildi. Hilal Nur’un ailesi kendisini doktor olarak tanıtan ancak ambulans şoförüne doktor olmadığını söyleyen H.U.’dan şikayetçi oldu. H.U. ifadesi alınıp serbest bırakılırken, muayenehane mühürlendi.Kayseri’de soğuk algınlığı şikayetiyle kapısında “özel muayenehane” yazılı bir işletmede serum ve ilaç tedavisi uygulatan 17 yaşındaki genç kız, hastanelik oldu.  Soğuk algınlığı şikayeti bulunan Hilal Nur K., 16 Ocak günü dedesi tarafından Kocasinan ilçesindeki mahallerinde bulunan, üzerinde “özel muayenehane” ve hemen yanında “sağlık ürünleri” yazan iş yerine başvurdu.  Genç kıza burada serum takıldı, ilaç tedavisi uygulandı.  Tedavi sonrası evine gönderilen Hilal Nur, bir gün sonra yine aynı yere başvurdu.  Burada Hilal Nur’a yine ilaç tedavisi uygulandı. Genç kızın durumu burada ağırlaştı, bunun üzerine ambulans çağrıldı.Kayseri Şehir Hastanesi’ne götürülen Hilal Nur, yoğun bakıma alındı.  Hilal Nur, dört günlük tedavisinin ardından taburcu edilirken, dede Mehmet K. kendisini doktor olarak tanıtan fakat ambulans görevlisine “Doktor değilim” diyen H.U.’nun torununa serum takıp, ilaç vererek yanlış tedavi uyguladığını iddia etti.  Şikayet sonrası H.U. ifadesi için polis merkezine götürüldü.  H.U., emniyetteki ifadesinin ardından serbest bırakıldı.  MUAYENEHANE MÜHÜRLENDİ  H.U. iddialar ile ilgili açıklama yapmayacağını söylerken, şikayet sonrası İl Sağlık Müdürlüğü’nün olay ile ilgili soruşturma başlattığı ve muayenehaneyi mühürlediği bildirildi.  Soruşturma bitene kadar muayenehanenin mühürlü kalacağı öğrenildi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7EnxDtDZ5kW48hFJb3SMVA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 20:49:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>yaşındaki, Hilal’i, ölümle, burun, buruna, getiren, serum</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7EnxDtDZ5kW48hFJb3SMVA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="17 yaşındaki Hilal’i ölümle burun buruna getiren serum"><p>Kayseri’de yaşayan 17 yaşındaki Hilal Nur K., soğuk algınlığı şikayetiyle kapısında “özel muayenehane” ve “sağlık ürünleri” yazan bir işletmeye götürüldü. Genç kıza burada serum takıldı, ilaç tedavisi uygulandı. Hilal Nur, bu işlemlerin ardından fenalaştı. Hastaneye kaldırılan genç kız, dört gün sonra taburcu edildi. Hilal Nur’un ailesi kendisini doktor olarak tanıtan ancak ambulans şoförüne doktor olmadığını söyleyen H.U.’dan şikayetçi oldu. H.U. ifadesi alınıp serbest bırakılırken, muayenehane mühürlendi.</p>Kayseri’de soğuk algınlığı şikayetiyle kapısında “özel muayenehane” yazılı bir işletmede serum ve ilaç tedavisi uygulatan 17 yaşındaki genç kız, hastanelik oldu.  Soğuk algınlığı şikayeti bulunan Hilal Nur K., 16 Ocak günü dedesi tarafından Kocasinan ilçesindeki mahallerinde bulunan, üzerinde “özel muayenehane” ve hemen yanında “sağlık ürünleri” yazan iş yerine başvurdu.  Genç kıza burada serum takıldı, ilaç tedavisi uygulandı.  Tedavi sonrası evine gönderilen Hilal Nur, bir gün sonra yine aynı yere başvurdu.  Burada Hilal Nur’a yine ilaç tedavisi uygulandı. Genç kızın durumu burada ağırlaştı, bunun üzerine ambulans çağrıldı.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/S_i1_if4h0qwULP6Zuus0w.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt="">Kayseri Şehir Hastanesi’ne götürülen Hilal Nur, yoğun bakıma alındı.  Hilal Nur, dört günlük tedavisinin ardından taburcu edilirken, dede Mehmet K. kendisini doktor olarak tanıtan fakat ambulans görevlisine “Doktor değilim” diyen H.U.’nun torununa serum takıp, ilaç vererek yanlış tedavi uyguladığını iddia etti.  Şikayet sonrası H.U. ifadesi için polis merkezine götürüldü.  H.U., emniyetteki ifadesinin ardından serbest bırakıldı.  <strong>MUAYENEHANE MÜHÜRLENDİ</strong>  H.U. iddialar ile ilgili açıklama yapmayacağını söylerken, şikayet sonrası İl Sağlık Müdürlüğü’nün olay ile ilgili soruşturma başlattığı ve muayenehaneyi mühürlediği bildirildi.  Soruşturma bitene kadar muayenehanenin mühürlü kalacağı öğrenildi.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kolon kanserini önlemede anahtar rol oynuyor: Uzmanı 9 besini sıraladı</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/kolon-kanserini-oenlemede-anahtar-rol-oynuyor-uzmani-9-besini-siraladi</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/kolon-kanserini-oenlemede-anahtar-rol-oynuyor-uzmani-9-besini-siraladi</guid>
<description><![CDATA[ Kalın bağırsak kanseri (kolon kanseri) vakaları genç yaşlara kadar indi. En sık görülen kanser türleri arasında yer alan kolon kanserini önlemek için sağlıklı beslenmek gerekiyor. Özellikle bazı besinlerin tüketimi kolon kanseri riskini azaltabilir.Kolon kanseri dünya genelinde sık görülen kanser türleri arasında yer alıyor. Genellikle 50 yaş üzeri için risk olan kolon kanseri vakaları son yıllarda genç yaşlara kadar indi. Son 30 yılda 50 yaş altındakilerde yüzde 52 arttığı araştırmalarla ortaya çıktı.Uzmanlara göre bu artışın büyük bir kısmı modern beslenmedeki lif eksikliğinden kaynaklanıyor.Cancer Research UK&#039;nin verilerine göre, bağırsak kanseri olarak da bilinen kolorektal kanserlerin üçte biri kadarının yetersiz lif tüketimiyle bağlantılı olabileceği belirtiliyor.Bitkisel besinlerin bağırsaklarımız tarafından tamamen parçalanamayan kısmı olan lif, sindirim sistemimizi düzenlemeye ve sıklıkla vücuttan zararlı kimyasalları atmaya yardımcı olur.DailMail&#039;in haberine göre Diyetisyen Jenna Hope, The Telegraph&#039;a yaptığı açıklamada, &#039;Sindirim sistemimiz yavaşladığında, toksinleri ve istenmeyen ürünleri gereğinden çok daha uzun süre vücutta bırakıyoruz. Bu durumun da bağırsak kanseri riskini artırıyor&#039; dedi .Beslenme uzmanı Hope, yüksek lif içeriğine sahip ve kısa sürede bağırsak dostu önerilen lif alımınıza ulaşmanıza yardımcı olacak besinleri sıraladı.Yulafın 100 gramında 9,1 gram lif bulunur; bu da 50 gramlık bir kase yulaf lapasında 4,6 gram lif veya önerilen günlük alımınızın neredeyse altıda biri anlamına gelir. Yulaf lapası, çözünmeyen lif açısından zengin bir kaynak olduğu için güne başlamak için harika bir yoldur. Yulaf tüketmek bağırsak hareketlerinin düzenlenmesine yardımcı olur.Bezelye, hafta içi akşam yemeklerinin vazgeçilmezidir ve 100 gramında 5,6 gram lif bulunur; bu da üç tepeleme yemek kaşığında 4,48 gram lif demektir. Bezelye, yulaf gibi çözünmeyen lif açısından zengindir ve günlük almanız gereken beş porsiyon meyve ve sebzeden biridir. Uzmanlar, mümkün olduğunca akşam yemeklerimize nohut ve fasulye gibi bakliyatları eklememiz gerektiğini, çünkü bunların herhangi bir öğündeki lif içeriğini artırmanın kolay bir yolu olduğunu söylüyor.Kuru eriklerin lif açısından zengin olduğu bir sır değil; aslında 100 gramında 7,9 gram veya bir avuçta yaklaşık 5 gram lif bulunuyor. Meyvede hem çözünen hem de çözünmeyen lifler bulunmaktadır.Diyetisyen Jenna Hope, çözünebilir liflerin sindirim sistemindeki suyun bir kısmına bağlanarak dışkının hacmini artırmaya yardımcı olan ve kabızlığı hafifletmeye yardımcı olan tür olduğunu açıkladı. Lif alımını aniden artırmanın şişkinlik hissi yaratabileceğini söyleyen uzman, araştırmaların uzun süreli düşük lifli bir diyetin ardından kuru eriklerin vücut tarafından kolayca tolere edilebileceğini gösterdiğini belirtti.Ahududu, tüm meyveler arasında en fazla lif içeren meyvedir; yaklaşık 20 meyveden oluşan bir kutuda 5,4 gr lif bulunur. Yemek pişirmeye zamanınız yoksa ve gün içinde lif takviyesine ihtiyacınız varsa, kırmızı meyveleri atıştırabilirsiniz.Bütün bakliyatlar lif açısından zengin olsa da, siyah fasulye özellikle bol miktarda lif içerir; 100 gramında 10,3 gram lif bulunur.Bu, yarım kutu fasulye yiyerek günlük lif ihtiyacınızın üçte ikisini ve 20 gramdan fazlasını tüketebileceğiniz anlamına geliyor. Siyah fasulyelerin koyu kabuklarının kalp sağlığına iyi gelen antosiyaninler açısından zengin ve kan basıncını düşürmeye yardımcı.Kuruyemişler ve tohumlar genellikle lif açısından zengindir, ancak bademler en iyileri arasındadır. Büyük bir avuç 5,3 g lif içerir. Bu nedenle bağırsak hareketlerini düzenlemeye yardımcı olur.Sağlıklı beslenmenin vazgeçilmezi olan chia tohumunun sadece bir yemek kaşığı 4,8 gr lif içeriyor. Kahvaltılık gevreklerde ve smoothielerde bulunan tohumlar, lif alımını artırmak için fıstık ezmesiyle birlikte bir kase yulaf lapasına veya tam tahıllı ekmeğe de eklenebilir.Avokado lif ve sağlıklı yağlar açısından zengin olduğu için gün boyu tok kalmanızı sağlayacak harika bir besin. Yarım avokadoda 3,4 gr lif bulunmaktadır.
Yağ, protein ve karbonhidrat oranı yüksek besinlerde bulunan lif türleri farklıdır ve farklı lif türleri bağırsağınızdaki farklı bakteri türlerini besler.Tatlı patatesler, bir patateste yaklaşık 6 gr lif içerdiğinden beslenmenize lif eklemenin harika bir yoludur.
Tatlı patatesleri kabuklarıyla da tüketebilirsiniz.
Kök sebzeler hem çözünen hem de çözünmeyen lifler içerir ve araştırmalar bağırsak mikrobiyomunun çeşitliliğini artırmada iyi olduklarını göstermektedir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MljV309BKEaJ0M6nibWqZw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 20:49:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kolon, kanserini, önlemede, anahtar, rol, oynuyor:, Uzmanı, besini, sıraladı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MljV309BKEaJ0M6nibWqZw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kolon kanserini önlemede anahtar rol oynuyor: Uzmanı 9 besini sıraladı"><p>Kalın bağırsak kanseri (kolon kanseri) vakaları genç yaşlara kadar indi. En sık görülen kanser türleri arasında yer alan kolon kanserini önlemek için sağlıklı beslenmek gerekiyor. Özellikle bazı besinlerin tüketimi kolon kanseri riskini azaltabilir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TxrugWssw0OoukX-hGmbMA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kolon kanseri dünya genelinde sık görülen kanser türleri arasında yer alıyor. Genellikle 50 yaş üzeri için risk olan kolon kanseri vakaları son yıllarda genç yaşlara kadar indi. Son 30 yılda 50 yaş altındakilerde yüzde 52 arttığı araştırmalarla ortaya çıktı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-C-wNp8wYkGkkC4XizPmyw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlara göre bu artışın büyük bir kısmı modern beslenmedeki lif eksikliğinden kaynaklanıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bBiRbuYO6UK_8S27QLyDBw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Cancer Research UK'nin verilerine göre, bağırsak kanseri olarak da bilinen kolorektal kanserlerin üçte biri kadarının yetersiz lif tüketimiyle bağlantılı olabileceği belirtiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aDOfpQC5YUKknAvc0o6zeg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bitkisel besinlerin bağırsaklarımız tarafından tamamen parçalanamayan kısmı olan lif, sindirim sistemimizi düzenlemeye ve sıklıkla vücuttan zararlı kimyasalları atmaya yardımcı olur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ERDZ0JfOXUqEDeDv477iZg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>DailMail'in haberine göre Diyetisyen Jenna Hope, The Telegraph'a yaptığı açıklamada, 'Sindirim sistemimiz yavaşladığında, toksinleri ve istenmeyen ürünleri gereğinden çok daha uzun süre vücutta bırakıyoruz. Bu durumun da bağırsak kanseri riskini artırıyor' dedi .Beslenme uzmanı Hope, yüksek lif içeriğine sahip ve kısa sürede bağırsak dostu önerilen lif alımınıza ulaşmanıza yardımcı olacak besinleri sıraladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uADbCs6DLEm3MbHAUK2PuQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yulafın 100 gramında 9,1 gram lif bulunur; bu da 50 gramlık bir kase yulaf lapasında 4,6 gram lif veya önerilen günlük alımınızın neredeyse altıda biri anlamına gelir. Yulaf lapası, çözünmeyen lif açısından zengin bir kaynak olduğu için güne başlamak için harika bir yoldur. Yulaf tüketmek bağırsak hareketlerinin düzenlenmesine yardımcı olur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kckl7awmKUiXrBHnXyTvNQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bezelye, hafta içi akşam yemeklerinin vazgeçilmezidir ve 100 gramında 5,6 gram lif bulunur; bu da üç tepeleme yemek kaşığında 4,48 gram lif demektir. Bezelye, yulaf gibi çözünmeyen lif açısından zengindir ve günlük almanız gereken beş porsiyon meyve ve sebzeden biridir. Uzmanlar, mümkün olduğunca akşam yemeklerimize nohut ve fasulye gibi bakliyatları eklememiz gerektiğini, çünkü bunların herhangi bir öğündeki lif içeriğini artırmanın kolay bir yolu olduğunu söylüyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Phz4bWaGWk64acufceUr9A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kuru eriklerin lif açısından zengin olduğu bir sır değil; aslında 100 gramında 7,9 gram veya bir avuçta yaklaşık 5 gram lif bulunuyor. Meyvede hem çözünen hem de çözünmeyen lifler bulunmaktadır.Diyetisyen Jenna Hope, çözünebilir liflerin sindirim sistemindeki suyun bir kısmına bağlanarak dışkının hacmini artırmaya yardımcı olan ve kabızlığı hafifletmeye yardımcı olan tür olduğunu açıkladı. Lif alımını aniden artırmanın şişkinlik hissi yaratabileceğini söyleyen uzman, araştırmaların uzun süreli düşük lifli bir diyetin ardından kuru eriklerin vücut tarafından kolayca tolere edilebileceğini gösterdiğini belirtti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZICXmbGAKkGGOwwBq2yl_w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ahududu, tüm meyveler arasında en fazla lif içeren meyvedir; yaklaşık 20 meyveden oluşan bir kutuda 5,4 gr lif bulunur. Yemek pişirmeye zamanınız yoksa ve gün içinde lif takviyesine ihtiyacınız varsa, kırmızı meyveleri atıştırabilirsiniz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vnaj_ow8vUa6eYqD6NA6Tg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bütün bakliyatlar lif açısından zengin olsa da, siyah fasulye özellikle bol miktarda lif içerir; 100 gramında 10,3 gram lif bulunur.Bu, yarım kutu fasulye yiyerek günlük lif ihtiyacınızın üçte ikisini ve 20 gramdan fazlasını tüketebileceğiniz anlamına geliyor. Siyah fasulyelerin koyu kabuklarının kalp sağlığına iyi gelen antosiyaninler açısından zengin ve kan basıncını düşürmeye yardımcı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3vt0GMIJm0Sca6vsPHZ21g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kuruyemişler ve tohumlar genellikle lif açısından zengindir, ancak bademler en iyileri arasındadır. Büyük bir avuç 5,3 g lif içerir. Bu nedenle bağırsak hareketlerini düzenlemeye yardımcı olur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/O-itnrtVNEm1lG4SnZqGJg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sağlıklı beslenmenin vazgeçilmezi olan chia tohumunun sadece bir yemek kaşığı 4,8 gr lif içeriyor. Kahvaltılık gevreklerde ve smoothielerde bulunan tohumlar, lif alımını artırmak için fıstık ezmesiyle birlikte bir kase yulaf lapasına veya tam tahıllı ekmeğe de eklenebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/M9zHzNI9G0K707xxVNhEvA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Avokado lif ve sağlıklı yağlar açısından zengin olduğu için gün boyu tok kalmanızı sağlayacak harika bir besin. Yarım avokadoda 3,4 gr lif bulunmaktadır.
Yağ, protein ve karbonhidrat oranı yüksek besinlerde bulunan lif türleri farklıdır ve farklı lif türleri bağırsağınızdaki farklı bakteri türlerini besler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/iu75p6vFlkCnkQHFNakbeQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tatlı patatesler, bir patateste yaklaşık 6 gr lif içerdiğinden beslenmenize lif eklemenin harika bir yoludur.
Tatlı patatesleri kabuklarıyla da tüketebilirsiniz.
Kök sebzeler hem çözünen hem de çözünmeyen lifler içerir ve araştırmalar bağırsak mikrobiyomunun çeşitliliğini artırmada iyi olduklarını göstermektedir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yoğurtla birlikte yemeyin; Meğer böyle bir zararı varmış: Hazımsızlık, mide asidi, bağırsak sorunları nedeni</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/yogurtla-birlikte-yemeyin-meger-boeyle-bir-zarari-varmis-hazimsizlik-mide-asidi-bagirsak-sorunlari-nedeni</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/yogurtla-birlikte-yemeyin-meger-boeyle-bir-zarari-varmis-hazimsizlik-mide-asidi-bagirsak-sorunlari-nedeni</guid>
<description><![CDATA[ Yoğurt, bağırsak sağlığı için sayısız faydası olan doğal probiyotik kaynağı. Sağlıklı bir sindirim sistemini destekleyen ve bağırsak hareketlerini düzenleyen yoğurt, bazı besinlerle eşleştiğinde etkisiz hale gelebilir. Çünkü bu uygunsuz kombinasyonlar sindirim sağlığını bozabilir. Peki, yoğurtla birlikte tüketilmemesi gereken besinler nelerdir?Yoğurt, özellikle bağırsak sağlığı için sayısız sağlık faydasıyla bilinen yaygın olarak tüketilen bir süt ürünüdür. Sağlıklı bir sindirim sistemini destekleyen ve bağışıklığı artıran canlı bakteriler olan probiyotikler içerir.Ancak, yoğurtun faydaları belirli yiyeceklerle eşleştirildiğinde etkisiz hale gelebilir, çünkü uygunsuz kombinasyonlar sindirimi bozabilir, bağırsak dengesizliklerine neden olabilir veya başka sağlık sorunlarına yol açabilir.İşte yoğurtla birlikte tüketilmesi önerilmeyen besinlerden bazılarıYoğurdu balıkla birleştirmek, bağırsağınızı olumsuz etkileyebilecek yaygın bir diyet hatasıdır. Yoğurt ve balık, zıt özellikleri nedeniyle uyumsuz yiyeceklerdir. Birlikte tüketildiklerinde sindirim sisteminde dengesizliğe neden olarak şişkinlik, hazımsızlık veya döküntü ve alerji gibi cilt rahatsızlıklarına yol açabilirler. Bu kombinasyon vücutta aşırı toksin üretimine yol açabilir.Hem yoğurt hem de mango besleyici olsa da, bunları birlikte yemek bazı kişilerde asitliğe ve hazımsızlığa neden olabilir.
Mango doğal olarak tatlı yoğurt ise hafif ekşi bir tada sahiptir. Bu zıt yapı midenin pH dengesini bozabilir ve özellikle hassas mideye sahip kişilerde sindirimi yavaşlatabilir.Soğan birçok diyetin temel gıdasıdır, ancak yoğurtla birlikte tüketilmesi sindirim rahatsızlığına yol açabilir. Soğan vücutta ısıtıcı bir etkiye sahipken yoğurt soğutucudur. Bu özelliklerdeki çatışma şişkinliğe, gaza veya mide rahatsızlığına neden olabilir. Sindirim sistemi zayıf olanlar için bu kombinasyon özellikle zararlı olabilir.Patlıcan gibi sebzelerle yoğurt tükettikten sonra asit reflüsü veya hazımsızlık sorunlarıyla karşı karşıya kabilirsiniz. Domates yoğurtla birlikte tüketildiğinde, yoğurtun ekşi yapısı nedeniyle midedeki asitlik artabilir.Süt ve yoğurt her ikisi de süt grubundan gelse de birlikte tüketilmemelidir. Yoğurt ve süt farklı şekilde metabolize edilir ve bu iki madde birlikte alındığında bazen hazımsızlığa veya bağırsakta şişkinlik/toksin birikiminin artmasına neden olabilir.Karpuz, salatalık ve kavun gibi meyveler yoğurtla birlikte alınmamalıdır. Bu meyveler, yoğurtla birlikte tüketildiğinde sindirim sularını seyrelterek sindirimi yavaşlatan yüksek su içeriğine sahiptir. Bu, şişkinliğe, bağırsakta fermantasyona ve rahatsızlığa yol açar.Yoğurda çok fazla işlenmiş şeker eklemek sağlık yararlarını ortadan kaldırır. İşlenmiş şeker bağırsaktaki kötü bakterileri besler ve bu da bağırsak disbiyozuna veya bağırsak bakterilerinde dengesizliğe yol açabilir. Bal gibi az miktarda doğal tatlandırıcı kabul edilebilir, ancak yoğurdu rafine şekerlerle aşırı yüklemekten kaçının.Kızartmalarda yoğurt tüketimi oldukça yaygındır. Bu iki besinin birleşimi son derece lezzetli olsa da sağlık için zararlı olabilir.
Kızarmış veya aşırı baharatlı yiyeceklerle yoğurt yemek sindirim sistemini bozabilir. Kızarmış yiyecekler ağırdır ve sindirimi yavaştır, baharatlı yiyecekler ise bağırsak astarını tahriş edebilir. Bu besinleri yoğurtla tüketmek asiditeyi artırabilir, rahatsızlığa ve bağırsak sağlığının bozulmasına yol açabilir.Portakal, limon veya greyfurt gibi turunçgiller lor peyniriyle birlikte yenmemelidir. Bu meyvelerin yüksek asiditesi, yoğurdun ekşiliğiyle birleşince midede aşırı asiditeye yol açabilir. Bu, mide ekşimesi, asit reflüsü veya hazımsızlığa neden olabilir.Yukarıdaki kombinasyonların çoğu, gıda özelliklerindeki farklılıklar nedeniyle sindirim dengesizlikleri yaratır. Modern beslenme ayrıca, kötü eşleştirilmiş yiyeceklerin bağırsak mikrobiyomunu bozarak rahatsızlığa, şişkinliğe ve iltihaplanma veya zayıflamış bağışıklık gibi uzun vadeli sorunlara yol açabileceği fikrini desteklemektedir.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fuFZJOi620aYFdR7fjFzng.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 20:49:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Yoğurtla, birlikte, yemeyin, Meğer, böyle, bir, zararı, varmış:, Hazımsızlık, mide, asidi, bağırsak, sorunları, nedeni</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fuFZJOi620aYFdR7fjFzng.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Yoğurtla birlikte yemeyin; Meğer böyle bir zararı varmış: Hazımsızlık, mide asidi, bağırsak sorunları nedeni"><p>Yoğurt, bağırsak sağlığı için sayısız faydası olan doğal probiyotik kaynağı. Sağlıklı bir sindirim sistemini destekleyen ve bağırsak hareketlerini düzenleyen yoğurt, bazı besinlerle eşleştiğinde etkisiz hale gelebilir. Çünkü bu uygunsuz kombinasyonlar sindirim sağlığını bozabilir. Peki, yoğurtla birlikte tüketilmemesi gereken besinler nelerdir?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tfNz7VCIhkOXdwsELEhZmg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yoğurt, özellikle bağırsak sağlığı için sayısız sağlık faydasıyla bilinen yaygın olarak tüketilen bir süt ürünüdür. Sağlıklı bir sindirim sistemini destekleyen ve bağışıklığı artıran canlı bakteriler olan probiyotikler içerir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9dVtrCnSqkiKHcC757XFJw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ancak, yoğurtun faydaları belirli yiyeceklerle eşleştirildiğinde etkisiz hale gelebilir, çünkü uygunsuz kombinasyonlar sindirimi bozabilir, bağırsak dengesizliklerine neden olabilir veya başka sağlık sorunlarına yol açabilir.İşte yoğurtla birlikte tüketilmesi önerilmeyen besinlerden bazıları</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/v_MKaZ4BhUGOM6GeTgw2jA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yoğurdu balıkla birleştirmek, bağırsağınızı olumsuz etkileyebilecek yaygın bir diyet hatasıdır. Yoğurt ve balık, zıt özellikleri nedeniyle uyumsuz yiyeceklerdir. Birlikte tüketildiklerinde sindirim sisteminde dengesizliğe neden olarak şişkinlik, hazımsızlık veya döküntü ve alerji gibi cilt rahatsızlıklarına yol açabilirler. Bu kombinasyon vücutta aşırı toksin üretimine yol açabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2r24RkWSiEKcWDuodJH4Qw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hem yoğurt hem de mango besleyici olsa da, bunları birlikte yemek bazı kişilerde asitliğe ve hazımsızlığa neden olabilir.
Mango doğal olarak tatlı yoğurt ise hafif ekşi bir tada sahiptir. Bu zıt yapı midenin pH dengesini bozabilir ve özellikle hassas mideye sahip kişilerde sindirimi yavaşlatabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3NfBFrTSkUGBk3-nrebCSw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Soğan birçok diyetin temel gıdasıdır, ancak yoğurtla birlikte tüketilmesi sindirim rahatsızlığına yol açabilir. Soğan vücutta ısıtıcı bir etkiye sahipken yoğurt soğutucudur. Bu özelliklerdeki çatışma şişkinliğe, gaza veya mide rahatsızlığına neden olabilir. Sindirim sistemi zayıf olanlar için bu kombinasyon özellikle zararlı olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yl3yJyKvak2wES7MqYwCcw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Patlıcan gibi sebzelerle yoğurt tükettikten sonra asit reflüsü veya hazımsızlık sorunlarıyla karşı karşıya kabilirsiniz. Domates yoğurtla birlikte tüketildiğinde, yoğurtun ekşi yapısı nedeniyle midedeki asitlik artabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/K9cq_zOOfU-X8Hc5nyDOsg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Süt ve yoğurt her ikisi de süt grubundan gelse de birlikte tüketilmemelidir. Yoğurt ve süt farklı şekilde metabolize edilir ve bu iki madde birlikte alındığında bazen hazımsızlığa veya bağırsakta şişkinlik/toksin birikiminin artmasına neden olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xLgSC0Eqb0KwlfrF9YB83w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Karpuz, salatalık ve kavun gibi meyveler yoğurtla birlikte alınmamalıdır. Bu meyveler, yoğurtla birlikte tüketildiğinde sindirim sularını seyrelterek sindirimi yavaşlatan yüksek su içeriğine sahiptir. Bu, şişkinliğe, bağırsakta fermantasyona ve rahatsızlığa yol açar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AoTKZKYsYkinE-axBqxB2A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yoğurda çok fazla işlenmiş şeker eklemek sağlık yararlarını ortadan kaldırır. İşlenmiş şeker bağırsaktaki kötü bakterileri besler ve bu da bağırsak disbiyozuna veya bağırsak bakterilerinde dengesizliğe yol açabilir. Bal gibi az miktarda doğal tatlandırıcı kabul edilebilir, ancak yoğurdu rafine şekerlerle aşırı yüklemekten kaçının.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vycGL89_gUmtFnjJPdsVdg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kızartmalarda yoğurt tüketimi oldukça yaygındır. Bu iki besinin birleşimi son derece lezzetli olsa da sağlık için zararlı olabilir.
Kızarmış veya aşırı baharatlı yiyeceklerle yoğurt yemek sindirim sistemini bozabilir. Kızarmış yiyecekler ağırdır ve sindirimi yavaştır, baharatlı yiyecekler ise bağırsak astarını tahriş edebilir. Bu besinleri yoğurtla tüketmek asiditeyi artırabilir, rahatsızlığa ve bağırsak sağlığının bozulmasına yol açabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EoQMZcLMD0yOctIt3SuWFA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Portakal, limon veya greyfurt gibi turunçgiller lor peyniriyle birlikte yenmemelidir. Bu meyvelerin yüksek asiditesi, yoğurdun ekşiliğiyle birleşince midede aşırı asiditeye yol açabilir. Bu, mide ekşimesi, asit reflüsü veya hazımsızlığa neden olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/w8-puIQqmEGoYOWY7tJIUg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yukarıdaki kombinasyonların çoğu, gıda özelliklerindeki farklılıklar nedeniyle sindirim dengesizlikleri yaratır. Modern beslenme ayrıca, kötü eşleştirilmiş yiyeceklerin bağırsak mikrobiyomunu bozarak rahatsızlığa, şişkinliğe ve iltihaplanma veya zayıflamış bağışıklık gibi uzun vadeli sorunlara yol açabileceği fikrini desteklemektedir.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kalp krizi riskini azaltan 7 temel alışkanlık: Daha uzun bir yaşamın anahtarı</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/kalp-krizi-riskini-azaltan-7-temel-aliskanlik-daha-uzun-bir-yasamin-anahtari</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/kalp-krizi-riskini-azaltan-7-temel-aliskanlik-daha-uzun-bir-yasamin-anahtari</guid>
<description><![CDATA[ Kalp krizleri uzun vadeli sağlıksız alışkanlıklardan kaynaklanır, ancak günlük hayatınızda yapacağınız küçük sağlıklı değişimlerle kalp krizi riskini azaltabilirsiniz. Kalbinizi korumak için köklü değişiklikler gerekmez; her gün daha iyi seçimler yapmakla ilgilidir. Bu alışkanlıkları günlük rutininize dahil ederek kalp krizi riskinizi önemli ölçüde azaltabilirsiniz. Tutarlılık, daha sağlıklı bir kalbin ve daha uzun bir yaşamın anahtarıdır.Kalp krizleri genellikle aniden ortaya çıkmaz; yıllarca süren sağlıksız alışkanlıklardan kaynaklanır.Dünya Sağlık Örgütü&#039;nün verilerine göre, kardiyovasküler hastalıklar küresel olarak önde gelen ölüm nedenidir.Günlük rutinde küçük, tutarlı değişiklikler kalp krizi riskini büyük ölçüde azaltabilir. Peki, kalp sağlığını korumak için ne yapılır?Kahvaltıyı atlamak kalp hastalığı riskimizi artırabilir. İlk öğünün tam tahıllar, meyveler ve sağlıklı yağlar içerdiğinden emin olun. Yulaf ezmesi, kuruyemişler, çekirdekler ve meyveler gibi yiyecekler mükemmel seçimlerdir. Bunlar temel besinleri sağlar ve kolesterolümüzü kontrol altında tutar.Günlük fiziksel aktivite kalp sağlığı için pazarlık konusu değildir. Yetişkinlerin haftada en az 150 dakika fiziksel aktivite yapması gerekir. Her gün spor salonuna gitmemize gerek yok; yürüme, bisiklete binme veya dans etme gibi basit aktiviteler kan dolaşımını iyileştirebilir ve kan basıncını düşürebilir. Gerekirse daha küçük parçalara bölünebilen en az 30 dakikalık orta düzeyde egzersiz yapmayı hedefleyin.Aşırı tuz, kalp krizi için önemli bir risk faktörü olan yüksek tansiyona yol açabilir. Benzer şekilde, şekerli yiyecekler kilo alımına ve diyabete katkıda bulunur ve bu da kalbimizi strese sokar. Bunun yerine, yemekleri otlar ve baharatlarla tatlandırın ve tatlı krizinizi taze meyvelerle giderin.Bol su içmek kan dolaşımınızı düzgün tutar ve kalbinizdeki gerginliği azaltır. Kan şekeri ve kolesterol seviyelerini artırabilen gazlı içecekler ve enerji içecekleri gibi şekerli içeceklerden kaçının. Yeşil çay veya demlenmiş su iyi alternatiflerdir.Stres, kalp sağlığı söz konusu olduğunda sessiz bir katildir. Kronik stres yüksek tansiyona ve iltihaplanmaya yol açabilir. Derin nefes alma, meditasyon veya hatta keyif aldığınız bir hobi gibi stres yönetimi tekniklerini deneyin. 10 dakikalık bir farkındalık seansı kalbiniz için harikalar yaratabilir.Gülmenin kalbiniz için iyi olduğunu biliyor muydunuz? Stres hormonlarını azaltır, kan akışını iyileştirir ve genel ruh halinizi iyileştirir. Her gün gülmek için zaman ayırın; komik bir video izleyin, arkadaşlarınızla şakalar paylaşın veya sevdiklerinizle kaliteli zaman geçirin. Güçlü sosyal bağlantılar kurmak, stresi azaltarak ve duygusal refahı teşvik ederek kalp hastalığı riskini de düşürür.Uzun saatler oturmak kalbinize zarar verebilir. Uzun süre oturmak kan dolaşımını yavaşlatır, yüksek tansiyon ve kalp hastalığı riskini artırır.
Özellikle masa başı bir işiniz varsa her saat ayağa kalkmayı, esnemeyi veya kısa bir yürüyüş yapmayı alışkanlık haline getirin. Bu mini molalar sadece kalbinizi sağlıklı tutmakla kalmaz, aynı zamanda gün boyunca enerjinizi ve odaklanmanızı da iyileştirir.
Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EYDa_7wSMkyzyer26P0Exg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 20:49:08 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kalp, krizi, riskini, azaltan, temel, alışkanlık:, Daha, uzun, bir, yaşamın, anahtarı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EYDa_7wSMkyzyer26P0Exg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kalp krizi riskini azaltan 7 temel alışkanlık: Daha uzun bir yaşamın anahtarı"><p>Kalp krizleri uzun vadeli sağlıksız alışkanlıklardan kaynaklanır, ancak günlük hayatınızda yapacağınız küçük sağlıklı değişimlerle kalp krizi riskini azaltabilirsiniz. Kalbinizi korumak için köklü değişiklikler gerekmez; her gün daha iyi seçimler yapmakla ilgilidir. Bu alışkanlıkları günlük rutininize dahil ederek kalp krizi riskinizi önemli ölçüde azaltabilirsiniz. Tutarlılık, daha sağlıklı bir kalbin ve daha uzun bir yaşamın anahtarıdır.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3_9j0D9EuE-myfRvEegBfw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kalp krizleri genellikle aniden ortaya çıkmaz; yıllarca süren sağlıksız alışkanlıklardan kaynaklanır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/d4ccidIGTkmZABRxdKnffw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dünya Sağlık Örgütü'nün verilerine göre, kardiyovasküler hastalıklar küresel olarak önde gelen ölüm nedenidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/h7DckcfPOk2MZQQHcPJjqA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Günlük rutinde küçük, tutarlı değişiklikler kalp krizi riskini büyük ölçüde azaltabilir. Peki, kalp sağlığını korumak için ne yapılır?</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bFqIz_9eL0SlZZYH88OV4A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kahvaltıyı atlamak kalp hastalığı riskimizi artırabilir. İlk öğünün tam tahıllar, meyveler ve sağlıklı yağlar içerdiğinden emin olun. Yulaf ezmesi, kuruyemişler, çekirdekler ve meyveler gibi yiyecekler mükemmel seçimlerdir. Bunlar temel besinleri sağlar ve kolesterolümüzü kontrol altında tutar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/P3sI-EJiuEa0l4aHUsLCwg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Günlük fiziksel aktivite kalp sağlığı için pazarlık konusu değildir. Yetişkinlerin haftada en az 150 dakika fiziksel aktivite yapması gerekir. Her gün spor salonuna gitmemize gerek yok; yürüme, bisiklete binme veya dans etme gibi basit aktiviteler kan dolaşımını iyileştirebilir ve kan basıncını düşürebilir. Gerekirse daha küçük parçalara bölünebilen en az 30 dakikalık orta düzeyde egzersiz yapmayı hedefleyin.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ax-yaa53HEiXDTDSciwp0g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Aşırı tuz, kalp krizi için önemli bir risk faktörü olan yüksek tansiyona yol açabilir. Benzer şekilde, şekerli yiyecekler kilo alımına ve diyabete katkıda bulunur ve bu da kalbimizi strese sokar. Bunun yerine, yemekleri otlar ve baharatlarla tatlandırın ve tatlı krizinizi taze meyvelerle giderin.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/iX4i0voisUmq7m2BI0jdSA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bol su içmek kan dolaşımınızı düzgün tutar ve kalbinizdeki gerginliği azaltır. Kan şekeri ve kolesterol seviyelerini artırabilen gazlı içecekler ve enerji içecekleri gibi şekerli içeceklerden kaçının. Yeşil çay veya demlenmiş su iyi alternatiflerdir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fA9vGSTEeU-nmEpNJnNjNg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Stres, kalp sağlığı söz konusu olduğunda sessiz bir katildir. Kronik stres yüksek tansiyona ve iltihaplanmaya yol açabilir. Derin nefes alma, meditasyon veya hatta keyif aldığınız bir hobi gibi stres yönetimi tekniklerini deneyin. 10 dakikalık bir farkındalık seansı kalbiniz için harikalar yaratabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Q024HqeDuk2hu4waxg1ctA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gülmenin kalbiniz için iyi olduğunu biliyor muydunuz? Stres hormonlarını azaltır, kan akışını iyileştirir ve genel ruh halinizi iyileştirir. Her gün gülmek için zaman ayırın; komik bir video izleyin, arkadaşlarınızla şakalar paylaşın veya sevdiklerinizle kaliteli zaman geçirin. Güçlü sosyal bağlantılar kurmak, stresi azaltarak ve duygusal refahı teşvik ederek kalp hastalığı riskini de düşürür.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CFjHfxDqtUa5cyFVOgNBkQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzun saatler oturmak kalbinize zarar verebilir. Uzun süre oturmak kan dolaşımını yavaşlatır, yüksek tansiyon ve kalp hastalığı riskini artırır.
Özellikle masa başı bir işiniz varsa her saat ayağa kalkmayı, esnemeyi veya kısa bir yürüyüş yapmayı alışkanlık haline getirin. Bu mini molalar sadece kalbinizi sağlıklı tutmakla kalmaz, aynı zamanda gün boyunca enerjinizi ve odaklanmanızı da iyileştirir.
Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yüksek tansiyonu ihmal etmeyin: Bu tehlikeli hastalığa yol açabilir</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/yuksek-tansiyonu-ihmal-etmeyin-bu-tehlikeli-hastaliga-yol-acabilir</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/yuksek-tansiyonu-ihmal-etmeyin-bu-tehlikeli-hastaliga-yol-acabilir</guid>
<description><![CDATA[ Yüksek tansiyonu ihmal etmek çok ciddi bir hastalık riskini artırabilir. Yüksek tansiyon sadece kalbinizi etkilemez; kontrol edilmediği takdirde çeşitli hastalıklara da yol açabilir. Yapılan çalışmalar, bu hastalıkları önlemek için kan basıncını  yönetmenin önemini vurguluyor. Basit yaşam tarzı değişiklikleri yüksek tansiyon riskini azaltmanıza yardımcı olabilir. Peki, yüksek tansiyon ve bunama arasındaki bağlantı nedir, araştırmalar ne söylüyor?Yüksek tansiyon daha yaygın olarak sessiz bir katil olarak bilinir. Sadece kalbimize zarar vermez; beynimizi de etkileyebilir. Neurology&#039;de yayınlanan bir çalışma, hipertansiyonu ihmal etmenin bunama gibi bilişsel sorunlar geliştirme riskini artırabileceğini ortaya koyuyor.Ancak umut var; basit yaşam tarzı değişiklikleri ve uygun kan basıncı yönetimi bu riskleri büyük ölçüde azaltabilir. Çalışmanın bulgularının ne söylediğini ve hem kalbimizi hem de zihnimizi nasıl koruyabileceğimizi öğrenin.Wake Forest Üniversitesi tarafından yürütülen araştırma, 50 yaş ve üzeri 9.361 kişiye odaklandı. Katılımcılar iki gruba ayrıldı: yoğun kan basıncı tedavisi görenler (sistolik kan basıncını 120 mm Hg&#039;nin altında tutanlar) ve standart tedavi görenler (140 mm Hg&#039;nin altında).Yedi yıllık takipte, araştırmacılar yoğun tedavi grubunun hafif bilişsel bozukluk (MCI) veya bunama geliştirme riskinin belirgin şekilde daha düşük olduğunu buldular. Bu, kan basıncını agresif bir şekilde yönetmenin, genellikle bunamaya yol açan bilişsel gerilemeyi önleyebileceğini gösteriyor.Washington Post’a konuşan Temple Üniversitesi Tıp Fakültesi&#039;nde Nörobilim profesörü ve Alzheimer Merkezi&#039;nin direktörü Silvia Fossati, insanların özellikle orta yaşlarda hipertansiyona sahip olduklarında, beyne giden kan akışını kaybetmeye başladıklarını, beyindeki damar sistemi üzerinde etkiler yaratmaya başladığını, bunun da Alzheimer patolojisine paralel ve ek bir durum olduğunu ifade etti.Hipertansiyon, tüm nedenlere bağlı demansın yanı sıra demansın en yaygın türü olan Alzheimer hastalığı için de bir risk faktörüdür. Normal kan basıncına sahip kişilerle karşılaştırıldığında, hipertansiyonu olanlarda bilişsel bozukluk ve bunama riski en az 1,5 kat daha fazladır.Wayne State Üniversitesi Gerontoloji Enstitüsü&#039;nde yaşlanma ve demans riskini araştıran psikoloji doçenti Ana Daugherty, “80 ya da 90 yaşına geldiğinizde bilişsel durumunuza yardımcı olmak için bugün yapacağınız şey, kalp sağlığınıza dikkat etmektir ve bu herkes için geçerli. Başlamak için hiçbir zaman geç değil.” dedi.Hipertansiyon, beyindekiler de dahil olmak üzere vücuttaki tüm kan damarlarını etkiler. Zamanla, kötü yönetilen yüksek kan basıncı bu damarlara zarar verebilir, beyin hücrelerine kan akışını ve oksijen tedarikini azaltabilir.
Bu, beyne giden kan akışının azalmasından kaynaklanan bir durum olan vasküler bunama riskini artırır ve ayrıca Alzheimer hastalığına da neden olabilir.
Yüksek tansiyonu görmezden gelmek, semptomlar hemen ortaya çıkmasa bile beyin sağlığına uzun vadeli zarar verebilir.Kan basıncını yönetmek ve beyninizi korumak için bazı uygulanabilir ipuçları şunlardır:Daha fazla meyve, sebze, tam tahıl ve yağsız protein tüketin.
Kan basıncını kontrol altında tutmak için tuz alımınızı azaltın.
Tempolu yürüyüş, bisiklete binme veya yoga gibi düzenli egzersizler yapın. Her gün en az 30 dakika hedefleyin.Aşırı alkol ve sigara hem kalbinize hem de beyninize zararlıdır.
Sorunları erken yakalamak ve ele almak için kan basıncınızı düzenli olarak kontrol edin.
Stres seviyelerini azaltmak için meditasyon veya derin nefes alma gibi rahatlama teknikleri uygulayın.İyi haber şu ki, beyin özellikle sorunlar erken yakalandığında iyileşme yeteneğine sahiptir. Kan basıncını düşürmek, hafif semptomlar gösterenler için bile bilişsel gerileme riskini azaltabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uq3bqVDgxESp_nvNxQGThg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 20:49:08 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Yüksek, tansiyonu, ihmal, etmeyin:, tehlikeli, hastalığa, yol, açabilir</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uq3bqVDgxESp_nvNxQGThg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Yüksek tansiyonu ihmal etmeyin: Bu tehlikeli hastalığa yol açabilir"><p>Yüksek tansiyonu ihmal etmek çok ciddi bir hastalık riskini artırabilir. Yüksek tansiyon sadece kalbinizi etkilemez; kontrol edilmediği takdirde çeşitli hastalıklara da yol açabilir. Yapılan çalışmalar, bu hastalıkları önlemek için kan basıncını  yönetmenin önemini vurguluyor. Basit yaşam tarzı değişiklikleri yüksek tansiyon riskini azaltmanıza yardımcı olabilir. Peki, yüksek tansiyon ve bunama arasındaki bağlantı nedir, araştırmalar ne söylüyor?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/oYXDxAJltEmFqkuGaCmbtg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yüksek tansiyon daha yaygın olarak sessiz bir katil olarak bilinir. Sadece kalbimize zarar vermez; beynimizi de etkileyebilir. Neurology'de yayınlanan bir çalışma, hipertansiyonu ihmal etmenin bunama gibi bilişsel sorunlar geliştirme riskini artırabileceğini ortaya koyuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/l_ttUmzRTkqwXox9rK5sbg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ancak umut var; basit yaşam tarzı değişiklikleri ve uygun kan basıncı yönetimi bu riskleri büyük ölçüde azaltabilir. Çalışmanın bulgularının ne söylediğini ve hem kalbimizi hem de zihnimizi nasıl koruyabileceğimizi öğrenin.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cIyL5YkjJk2LWC1vJlcrrw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Wake Forest Üniversitesi tarafından yürütülen araştırma, 50 yaş ve üzeri 9.361 kişiye odaklandı. Katılımcılar iki gruba ayrıldı: yoğun kan basıncı tedavisi görenler (sistolik kan basıncını 120 mm Hg'nin altında tutanlar) ve standart tedavi görenler (140 mm Hg'nin altında).</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CIusrUuNP0WwLMOpKp8TqA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yedi yıllık takipte, araştırmacılar yoğun tedavi grubunun hafif bilişsel bozukluk (MCI) veya bunama geliştirme riskinin belirgin şekilde daha düşük olduğunu buldular. Bu, kan basıncını agresif bir şekilde yönetmenin, genellikle bunamaya yol açan bilişsel gerilemeyi önleyebileceğini gösteriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/H8G9JAP5sUOGFBjZKnYriQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Washington Post’a konuşan Temple Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde Nörobilim profesörü ve Alzheimer Merkezi'nin direktörü Silvia Fossati, insanların özellikle orta yaşlarda hipertansiyona sahip olduklarında, beyne giden kan akışını kaybetmeye başladıklarını, beyindeki damar sistemi üzerinde etkiler yaratmaya başladığını, bunun da Alzheimer patolojisine paralel ve ek bir durum olduğunu ifade etti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8wmH7NAJC0SE3M5E-ioiqg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hipertansiyon, tüm nedenlere bağlı demansın yanı sıra demansın en yaygın türü olan Alzheimer hastalığı için de bir risk faktörüdür. Normal kan basıncına sahip kişilerle karşılaştırıldığında, hipertansiyonu olanlarda bilişsel bozukluk ve bunama riski en az 1,5 kat daha fazladır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/imt952Z5PkyVl38fGARVSg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Wayne State Üniversitesi Gerontoloji Enstitüsü'nde yaşlanma ve demans riskini araştıran psikoloji doçenti Ana Daugherty, “80 ya da 90 yaşına geldiğinizde bilişsel durumunuza yardımcı olmak için bugün yapacağınız şey, kalp sağlığınıza dikkat etmektir ve bu herkes için geçerli. Başlamak için hiçbir zaman geç değil.” dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/f0LtHbZsx0OC7ThB86Hn1g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hipertansiyon, beyindekiler de dahil olmak üzere vücuttaki tüm kan damarlarını etkiler. Zamanla, kötü yönetilen yüksek kan basıncı bu damarlara zarar verebilir, beyin hücrelerine kan akışını ve oksijen tedarikini azaltabilir.
Bu, beyne giden kan akışının azalmasından kaynaklanan bir durum olan vasküler bunama riskini artırır ve ayrıca Alzheimer hastalığına da neden olabilir.
Yüksek tansiyonu görmezden gelmek, semptomlar hemen ortaya çıkmasa bile beyin sağlığına uzun vadeli zarar verebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/A6E63LbR4kOvanaBttNKIw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kan basıncını yönetmek ve beyninizi korumak için bazı uygulanabilir ipuçları şunlardır:Daha fazla meyve, sebze, tam tahıl ve yağsız protein tüketin.
Kan basıncını kontrol altında tutmak için tuz alımınızı azaltın.
Tempolu yürüyüş, bisiklete binme veya yoga gibi düzenli egzersizler yapın. Her gün en az 30 dakika hedefleyin.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KOkZD05YtECtGR2TIlnPKA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Aşırı alkol ve sigara hem kalbinize hem de beyninize zararlıdır.
Sorunları erken yakalamak ve ele almak için kan basıncınızı düzenli olarak kontrol edin.
Stres seviyelerini azaltmak için meditasyon veya derin nefes alma gibi rahatlama teknikleri uygulayın.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XwLN94A-nUSPmss_SkALxQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İyi haber şu ki, beyin özellikle sorunlar erken yakalandığında iyileşme yeteneğine sahiptir. Kan basıncını düşürmek, hafif semptomlar gösterenler için bile bilişsel gerileme riskini azaltabilir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yenidoğan Çetesi davasında ikinci duruşma | 47 sanık yeniden hakim karşısında</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/yenidogan-cetesi-davasinda-ikinci-durusma-47-sanik-yeniden-hakim-karsisinda</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/yenidogan-cetesi-davasinda-ikinci-durusma-47-sanik-yeniden-hakim-karsisinda</guid>
<description><![CDATA[ Kan donduran suçlamaların olduğu Yenidoğan Çetesi Davası&#039;nda sanıklar ikinci kez hakim karşısına çıktılar. Çetenin ele başı olmakla suçlanan tutuklu sanık Fırat Sarı&#039;nın savunması şaşkınlığa neden oldu. Sarı bir kez daha bebek katili olmadığını iddia ederken, çalıştığı dönemde baktığı bebeklerin ölüm oranının Türkiye ortalamasını da altında olduğunu iddia etti.  Dünkü duruşmada sanıklar reddi hakim talebinde bulunurken, 23. Ağır Ceza Mahkemesi  talebi değerlendirecek. Savcı da, sanıkların tutukluluk hallerinin devamını istedi. 
Bugün saat 10.00&#039;da sanık avukatlarının tutukluluğa ilişkin talepleri dinlenmeye devam edilecek.Bakırköy 22. Ağır Ceza Mahkemesi&#039;nde görülen 26&#039;sı tutuklu 47 sanığın yargılandığı davada,,, sanıklar kan donduran suçlamalarla bir kez daha hakim karşısına çıktılar.
Bakırköy 22. Ağır Ceza Mahkemesince adliyenin konferans salonunda yapılan duruşmada bugün saat 10.00&#039;da sanık avukatlarının tutukluluğa ilişkin talepleri dinlenmeye devam edilecek.Çetenin ele başı olmakla suçlanan tutuklu sanık doktor Fırat Sarı, yaptığı işlerden Sağlık Bakanlığı&#039;nın da haberi olduğunu iddia etti, dönemin müsteşarının kendisini tebrik ettiğini öne sürdü, hakkında yapılan haberlere tepki gösterdi, suçlamaları kabul etmedi.Fırat Sarı savunmasında &quot;Bu mahkeme salonunda ben bebek katili, dolandırıcı görmüyorum. Ben örgüt yöneticisi olarak suçlanıyorum ama bu insanların hiçbiri beni örgüt yöneticisi olarak görmüyor.&quot; dedi.
Medyaya gerçek dışı haberler sunulduğunu iddia eden Sarı şöyle devam etti:
&quot;Ortaya sunulanlar haber değil kurgu. Kanıta dayalı değildi. Avukatların itirazına rağmen bu haberler yasaklanmadı. Benim şu an özgür yargılanma hakkım yok. Herkes her iddiasını söyleyebilir mi? Vahşilik, canilik her şey söyleniyor. Ben nasıl adil yargılanabilirim bu baskıyla.&quot;İstanbul İl Sağlık Müdürü&#039;nün Sağlık Bakanı olduğunu hatırlatan Fırat Sarı, yaptığı işlerden Sağlık Bakanlığı&#039;nın haberi olduğunu iddia etti. Sarı, &quot;Olan bu insanlara oldu. Biz toplumsal olarak yok edildik. Ben annemin, çocuğumun yüzüne bakamıyorum. Yaptığım işlerden Sağlık Bakanlığı&#039;nın haberi vardı. Sağlık Bakanlığı Müsteşarı tebrik etti beni o zaman.&quot; diye konuştu.
&quot;AYNI DÖNEMDE BÜTÜN HASTANELERDEKİ BEBEK ÖLÜM ORANLARI AÇIKLANSIN&quot;
Avukatlarının baskıdan dolayı ayrıldığını iddia ederek şu an avukatı olmadığını söyleyen Sarı, &quot;Ben meslek hayatım boyunca 15-20 bin yenidoğan yoğun bakım hastası baktım. Benim ölüm oranım Türkiye ortalamasının çok altında. Bu dosya sürecekse Sağlık Bakanlığı da suçludur, gelip 3 vakayla ilgili savunma vermeleri gerekiyor. Aynı dönemde bütün hastanelerdeki bebek ölüm oranları açıklansın.&quot; dedi.
Fırat Sarı, yanlış bir şey yaptığını düşünmediğini savunarak tahliyesini talep etti.
İlker Gönen ise savunmasında, İstanbul&#039;da her hastanenin danışmanlık hizmeti aldığını söyleyerek örgüt suçlamasını reddetti.Mahkeme, bazı sanıkların duruşma savcısının dosyadan el çektirilmesi ve reddihakim taleplerinin üst mahkemede değerlendirilmesi için duruşmayı erteledi, yalnızca sanıkların tutukluluğa ilişkin talepleri dinlendi.112 sevk zincirinin dışına çıkarak bebekleri yoğun bakım ünitelerine sevk etmek, SGK&#039;dan fazla para alabilmek için yatış sürelerini uzatmak, ihmal sonucu ölümlerine neden olmak, hastanede kullanılması gereken ilaçları satmak...
47 sanığın yargılandığı Yenidoğan Çetesi davası kapsamında kan donduran suçlamalar var. Dava 18 Kasım&#039;da görülmeye başladı. İlerleyen haftalarda da tüm sanıklar ve avukatlar savunmalarını tamamladı. Sanıkların büyük bölümü bebek ölümleri ile ilgili suçlamaları reddetti. Zaman zaman suçu birbirlerinin üzerine attılar. Duruşmalarda tape kayıtları ve şüpheli ifadeleri de önemli bir yer tuttu.
Yoğun bakımda nöbetçi doktor bulundurulmadığı, işlerin hemşirelere kaldığı, sahte epikiriz raporları yazıldığı tespit edildi.Çetenin elebaşı olmakla suçlanan doktor Fırat Sarı, ilk duruşmada &quot;Bu sistemi ben kurmadım, gel yap dediler.&quot; dedi.
Hastanelere bebekleri 112 sevk zinciri dışına çıkarak sevk eden, doktorlardan yoğun bakım sayıları ile ilgili bilgi alan ambulans şoförü Gıyasettin Mert Özdemir ise sevk süresini düşürdüğünü iddia etti. Bu süreçte İstanbul&#039;da 9, Tekirdağ Çorlu&#039;da 1 hastanenin ruhsatı iptal edildi. Sağlık kurumlarına kayyum atandı.Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan 1399 sayfalık iddianamede, sanık doktor Fırat Sarı&#039;nın elebaşı olduğu suç örgütünün sevk ve idaresini sanık doktor İlker Gönen ile 112 Acil Çağrı Merkezi ambulans şoförü Gıyasettin Mert Özdemir&#039;in yaptığı belirtiliyor.İddianamede, suç örgütünün esas amacının, işletmesini devraldıkları yenidoğan yoğun bakım ünitelerinin 112 sevk sistemini bertaraf edip doluluğunu sağlamak, hastaların basamaklarıyla oynama yapıp, Sosyal Güvenlik Kurumundan (SGK) üst sınırda ödeme almak olduğu kaydediliyor.
Sanıklarca hasta bebeklerin durumunun olduğundan daha ağır gösterildiği, olması gerekenden daha uzun süre yatışlarının sağlandığı belirtilen iddianamede, bu şekilde SGK&#039;den yüksek ücret tahsil edildiği ve bazı hasta yakınlarından faz ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_BqkBziek0eXPvC02sKRgA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:14:54 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Yenidoğan, Çetesi, davasında, ikinci, duruşma, sanık, yeniden, hakim, karşısında</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_BqkBziek0eXPvC02sKRgA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Yenidoğan Çetesi davasında ikinci duruşma | 47 sanık yeniden hakim karşısında"><p>Kan donduran suçlamaların olduğu Yenidoğan Çetesi Davası'nda sanıklar ikinci kez hakim karşısına çıktılar. Çetenin ele başı olmakla suçlanan tutuklu sanık Fırat Sarı'nın savunması şaşkınlığa neden oldu. Sarı bir kez daha bebek katili olmadığını iddia ederken, çalıştığı dönemde baktığı bebeklerin ölüm oranının Türkiye ortalamasını da altında olduğunu iddia etti.  Dünkü duruşmada sanıklar reddi hakim talebinde bulunurken, 23. Ağır Ceza Mahkemesi  talebi değerlendirecek. Savcı da, sanıkların tutukluluk hallerinin devamını istedi. 
Bugün saat 10.00'da sanık avukatlarının tutukluluğa ilişkin talepleri dinlenmeye devam edilecek.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Vp6Qez6jlU6RAJU05d0nrw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bakırköy 22. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen 26'sı tutuklu 47 sanığın yargılandığı davada,,, sanıklar kan donduran suçlamalarla bir kez daha hakim karşısına çıktılar.
Bakırköy 22. Ağır Ceza Mahkemesince adliyenin konferans salonunda yapılan duruşmada bugün saat 10.00'da sanık avukatlarının tutukluluğa ilişkin talepleri dinlenmeye devam edilecek.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/J5XpD_ovakK6chMJu7iwqw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çetenin ele başı olmakla suçlanan tutuklu sanık doktor Fırat Sarı, yaptığı işlerden Sağlık Bakanlığı'nın da haberi olduğunu iddia etti, dönemin müsteşarının kendisini tebrik ettiğini öne sürdü, hakkında yapılan haberlere tepki gösterdi, suçlamaları kabul etmedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/f3Ap6YRVp0qXAF7BTEq3nw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Fırat Sarı savunmasında "Bu mahkeme salonunda ben bebek katili, dolandırıcı görmüyorum. Ben örgüt yöneticisi olarak suçlanıyorum ama bu insanların hiçbiri beni örgüt yöneticisi olarak görmüyor." dedi.
Medyaya gerçek dışı haberler sunulduğunu iddia eden Sarı şöyle devam etti:
"Ortaya sunulanlar haber değil kurgu. Kanıta dayalı değildi. Avukatların itirazına rağmen bu haberler yasaklanmadı. Benim şu an özgür yargılanma hakkım yok. Herkes her iddiasını söyleyebilir mi? Vahşilik, canilik her şey söyleniyor. Ben nasıl adil yargılanabilirim bu baskıyla."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hYQYcLgBIUKU8KoIInGFcw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İstanbul İl Sağlık Müdürü'nün Sağlık Bakanı olduğunu hatırlatan Fırat Sarı, yaptığı işlerden Sağlık Bakanlığı'nın haberi olduğunu iddia etti. Sarı, "Olan bu insanlara oldu. Biz toplumsal olarak yok edildik. Ben annemin, çocuğumun yüzüne bakamıyorum. Yaptığım işlerden Sağlık Bakanlığı'nın haberi vardı. Sağlık Bakanlığı Müsteşarı tebrik etti beni o zaman." diye konuştu.
"AYNI DÖNEMDE BÜTÜN HASTANELERDEKİ BEBEK ÖLÜM ORANLARI AÇIKLANSIN"
Avukatlarının baskıdan dolayı ayrıldığını iddia ederek şu an avukatı olmadığını söyleyen Sarı, "Ben meslek hayatım boyunca 15-20 bin yenidoğan yoğun bakım hastası baktım. Benim ölüm oranım Türkiye ortalamasının çok altında. Bu dosya sürecekse Sağlık Bakanlığı da suçludur, gelip 3 vakayla ilgili savunma vermeleri gerekiyor. Aynı dönemde bütün hastanelerdeki bebek ölüm oranları açıklansın." dedi.
Fırat Sarı, yanlış bir şey yaptığını düşünmediğini savunarak tahliyesini talep etti.
İlker Gönen ise savunmasında, İstanbul'da her hastanenin danışmanlık hizmeti aldığını söyleyerek örgüt suçlamasını reddetti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UJub1Lp6wEuGrLxGgn8dGg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mahkeme, bazı sanıkların duruşma savcısının dosyadan el çektirilmesi ve reddihakim taleplerinin üst mahkemede değerlendirilmesi için duruşmayı erteledi, yalnızca sanıkların tutukluluğa ilişkin talepleri dinlendi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dvp3cJHGy0WnUEROY_BDFg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>112 sevk zincirinin dışına çıkarak bebekleri yoğun bakım ünitelerine sevk etmek, SGK'dan fazla para alabilmek için yatış sürelerini uzatmak, ihmal sonucu ölümlerine neden olmak, hastanede kullanılması gereken ilaçları satmak...
47 sanığın yargılandığı Yenidoğan Çetesi davası kapsamında kan donduran suçlamalar var. Dava 18 Kasım'da görülmeye başladı. İlerleyen haftalarda da tüm sanıklar ve avukatlar savunmalarını tamamladı. Sanıkların büyük bölümü bebek ölümleri ile ilgili suçlamaları reddetti. Zaman zaman suçu birbirlerinin üzerine attılar. Duruşmalarda tape kayıtları ve şüpheli ifadeleri de önemli bir yer tuttu.
Yoğun bakımda nöbetçi doktor bulundurulmadığı, işlerin hemşirelere kaldığı, sahte epikiriz raporları yazıldığı tespit edildi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IrPe0lbuQUKnL_9k6AW7mQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çetenin elebaşı olmakla suçlanan doktor Fırat Sarı, ilk duruşmada "Bu sistemi ben kurmadım, gel yap dediler." dedi.
Hastanelere bebekleri 112 sevk zinciri dışına çıkarak sevk eden, doktorlardan yoğun bakım sayıları ile ilgili bilgi alan ambulans şoförü Gıyasettin Mert Özdemir ise sevk süresini düşürdüğünü iddia etti. Bu süreçte İstanbul'da 9, Tekirdağ Çorlu'da 1 hastanenin ruhsatı iptal edildi. Sağlık kurumlarına kayyum atandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IjI4sn8wDki5_-U_TJGy4A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan 1399 sayfalık iddianamede, sanık doktor Fırat Sarı'nın elebaşı olduğu suç örgütünün sevk ve idaresini sanık doktor İlker Gönen ile 112 Acil Çağrı Merkezi ambulans şoförü Gıyasettin Mert Özdemir'in yaptığı belirtiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/a0DDbH7ITkq8EoMgnE7YlA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İddianamede, suç örgütünün esas amacının, işletmesini devraldıkları yenidoğan yoğun bakım ünitelerinin 112 sevk sistemini bertaraf edip doluluğunu sağlamak, hastaların basamaklarıyla oynama yapıp, Sosyal Güvenlik Kurumundan (SGK) üst sınırda ödeme almak olduğu kaydediliyor.
Sanıklarca hasta bebeklerin durumunun olduğundan daha ağır gösterildiği, olması gerekenden daha uzun süre yatışlarının sağlandığı belirtilen iddianamede, bu şekilde SGK'den yüksek ücret tahsil edildiği ve bazı hasta yakınlarından fazla para alındığı anlatılıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fruy-9q33Ee46Gxqs6VM5w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bebek hastaların, uygun sağlık hizmeti almasını sağlayacak hastanelere sevki yerine şüphelilerin seçtiği, örgüt adına karlı görünen hastanelere yatırıldığı bildirilen iddianamede, karın çoğunun sağlık çalışanı olan örgüt üyesi sanıklarla paylaşıldığı ifade ediliyor.
Esas amacın bebeklerin sağlık durumunun iyileştirilmesi yerine maddi açıdan en fazla kazancın elde edilmesi olduğu iddianamede yer alıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jXb0-uuzKU2aJGst2W26SA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İddianamede, sanıklar Fırat Sarı ve İlker Gönen için 10 bebeğin ölümü nedeniyle "kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi", "nitelikli dolandırıcılık" ve "suç işlemek amacıyla örgüt kurmak" suçlarından 10 kez, "resmi belgede sahtecilik" suçundan da 11 kez uygulanmak üzere toplam 177 yıl 6'şar aydan 582 yıl 9'ar aya kadar hapis cezası talep ediliyor.
Sanık Gıyasettin Mert Özdemir'in ise "kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi", "kişisel verilerin hukuka aykırı ele geçirilmesi", "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "suç işlemek amacıyla örgüt kurma" ve "resmi belgede sahtecilik" suçlarından 180 yıldan 589 yıl 9 aya kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.
Ayrıca 8'i kadın 44 sanık hakkında da benzer suçlardan hapis cezaları öngörülüyor.
İddianamede, "dolandırıcılık" suçu işlenerek maddi menfaat temin edilen sorumlu hastaneler ve şirketler için de tüzel kişilere özgü güvenlik tedbiri uygulanması, bunların kapatılıp mal varlıklarına el konulması talep ediliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ExC0pxbJlEOc86VTJsWxiA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Soruşturma kapsamında İstanbul ve Tekirdağ Çorlu'daki bazı hastanelerin ruhsatı iptal edilmiş, bu hastanelerde tedavi gören bebekler ve hastalar ambulanslarla kamu hastanelerine sevk edilmişti. Ayrıca, Büyükçekmece 1. Sulh Ceza Hakimliğinin kararıyla 13 hastane ve 3 şirkette Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) kayyum olarak görevlendirilmişti.
"Yenidoğan çetesi"ne ilişkin başlatılan yeni soruşturma kapsamında, 11 şüpheli tutuklanmış, 3'ü hakkında adli kontrol şartı uygulanmış, 1'i ise savcılıktan serbest bırakılmıştı.
Söz konusu soruşturma sürüyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Karaciğere zarar veren 5 kötü alışkanlık: Herkes bilmeden yapıyor</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/karacigere-zarar-veren-5-koetu-aliskanlik-herkes-bilmeden-yapiyor</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/karacigere-zarar-veren-5-koetu-aliskanlik-herkes-bilmeden-yapiyor</guid>
<description><![CDATA[ 500&#039;den fazla hayati fonksiyondan sorumlu olan karaciğer, aşırı alkol tüketimi, susuzluk, uyku eksikliği, yüksek şeker alımı, ve hareketsiz yaşam tarzı gibi yaygın alışkanlıklar nedeniyle zarar görebilir. Bu uygulamalar, genellikle önemli bir zarar oluşana kadar fark edilir semptomlar olmadan karaciğer hasarına ve hastalıklarına katkıda bulunur ve sağlıklı seçimlerin önemini vurgular.Karaciğer, kanı filtrelemek ve vücudun enerjisi ve büyümesi için gerekli besinleri işlemek, sindirime yardımcı olmak için safra üretmek ve besinleri işlemek dahil olmak üzere 500&#039;den fazla hayati fonksiyon gerçekleştirir.Yağları, proteinleri ve karbonhidratları metabolize etmede kritik bir rol oynar ve bu da onu genel sağlık ve refah için en önemli organlardan biri yapar.Ancak, yaygın yaşam tarzı uygulamaları ve diyet seçimleri karaciğere kademeli olarak zarar verebilir ve genellikle önemli bir zarar oluşana kadar fark edilir semptomlara neden olmaz. Karaciğerinize zarar verebilecek 6 günlük alışkanlık şunlardır:Aşırı alkol tüketimi listenin başında gelir. Ağır alkol tüketimi karaciğer hasarının önde gelen nedenidir. Alkol, karaciğerin toksinleri atma yeteneğini engeller ve potansiyel olarak iltihaplanmaya ve yağlı karaciğer hastalığına yol açar.Dehidratasyon, karaciğerinizde aşırı yüklenmeye neden olabilecek bir diğer suçludur. Karaciğerin en iyi şekilde çalışması için yeterli suya ihtiyacı vardır. Her sabah yeterli su içmek, safra da dahil olmak üzere birçok önemli vücut sıvısı üreten karaciğer de dahil olmak üzere iç organlarınızın tonunu belirler. Enerji içeceklerinin, hatta takviyelerin ve bitkilerin aşırı kullanımı da karaciğere yük olur.Birçok kişi bilmiyor olabilir ancak bütün gece en sevdiğiniz programı izlemek veya uykudan kaçarak telefonunuzda gezinmek karaciğerinize zarar veriyor olabilir. Uyku eksikliği karaciğerde oksidatif strese katkıda bulunur ve bunu çeşitli sağlık sorunlarıyla ilişkilendirir.Katkı maddeleri, koruyucu maddeler ve şekerle yüklü işlenmiş gıdalar, karaciğerin işlemesi için zordur. Şekerli yiyecek ve içeceklerde yaygın olan yüksek fruktoz alımı, yağlı karaciğer hastalığına neden olarak karaciğeriniz için özel bir tehdit oluşturur.Egzersiz eksikliği, vücudunuzun hızla yaşlanmasının nedenlerinden biridir. Egzersiz rutini takip etmez ve hareketsiz bir hayat yaşarsanız, iç organlarınız tükettiğiniz yiyecekleri işlemek için daha fazla çalışır. Egzersiz yapmamak, karaciğerin desteklediği vücudun doğal detoksifikasyon süreçlerini engeller. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zFdRPSQghUO-DnsWOoAA4w.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:14:54 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Karaciğere, zarar, veren, kötü, alışkanlık:, Herkes, bilmeden, yapıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zFdRPSQghUO-DnsWOoAA4w.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Karaciğere zarar veren 5 kötü alışkanlık: Herkes bilmeden yapıyor"><p>500'den fazla hayati fonksiyondan sorumlu olan karaciğer, aşırı alkol tüketimi, susuzluk, uyku eksikliği, yüksek şeker alımı, ve hareketsiz yaşam tarzı gibi yaygın alışkanlıklar nedeniyle zarar görebilir. Bu uygulamalar, genellikle önemli bir zarar oluşana kadar fark edilir semptomlar olmadan karaciğer hasarına ve hastalıklarına katkıda bulunur ve sağlıklı seçimlerin önemini vurgular.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UDqa3NFtbE2ZR2vy55I-SQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Karaciğer, kanı filtrelemek ve vücudun enerjisi ve büyümesi için gerekli besinleri işlemek, sindirime yardımcı olmak için safra üretmek ve besinleri işlemek dahil olmak üzere 500'den fazla hayati fonksiyon gerçekleştirir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dmgn7vOAvk2Sig2dVcnOxw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yağları, proteinleri ve karbonhidratları metabolize etmede kritik bir rol oynar ve bu da onu genel sağlık ve refah için en önemli organlardan biri yapar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9c4HVQB-rEO3j1--c4O-Ng.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ancak, yaygın yaşam tarzı uygulamaları ve diyet seçimleri karaciğere kademeli olarak zarar verebilir ve genellikle önemli bir zarar oluşana kadar fark edilir semptomlara neden olmaz. Karaciğerinize zarar verebilecek 6 günlük alışkanlık şunlardır:</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/g2wryeCuX0OnKoun2fwyVw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Aşırı alkol tüketimi listenin başında gelir. Ağır alkol tüketimi karaciğer hasarının önde gelen nedenidir. Alkol, karaciğerin toksinleri atma yeteneğini engeller ve potansiyel olarak iltihaplanmaya ve yağlı karaciğer hastalığına yol açar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PzXW4m1Zw0OmX8Lj-noPHQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dehidratasyon, karaciğerinizde aşırı yüklenmeye neden olabilecek bir diğer suçludur. Karaciğerin en iyi şekilde çalışması için yeterli suya ihtiyacı vardır. Her sabah yeterli su içmek, safra da dahil olmak üzere birçok önemli vücut sıvısı üreten karaciğer de dahil olmak üzere iç organlarınızın tonunu belirler. Enerji içeceklerinin, hatta takviyelerin ve bitkilerin aşırı kullanımı da karaciğere yük olur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MbRnWICDNUC0DREGqW-lUg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Birçok kişi bilmiyor olabilir ancak bütün gece en sevdiğiniz programı izlemek veya uykudan kaçarak telefonunuzda gezinmek karaciğerinize zarar veriyor olabilir. Uyku eksikliği karaciğerde oksidatif strese katkıda bulunur ve bunu çeşitli sağlık sorunlarıyla ilişkilendirir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FCJFutpshEKAZGAt6IUxHA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Katkı maddeleri, koruyucu maddeler ve şekerle yüklü işlenmiş gıdalar, karaciğerin işlemesi için zordur. Şekerli yiyecek ve içeceklerde yaygın olan yüksek fruktoz alımı, yağlı karaciğer hastalığına neden olarak karaciğeriniz için özel bir tehdit oluşturur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/krI2FSzyzEONn4n4L1OXSw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Egzersiz eksikliği, vücudunuzun hızla yaşlanmasının nedenlerinden biridir. Egzersiz rutini takip etmez ve hareketsiz bir hayat yaşarsanız, iç organlarınız tükettiğiniz yiyecekleri işlemek için daha fazla çalışır. Egzersiz yapmamak, karaciğerin desteklediği vücudun doğal detoksifikasyon süreçlerini engeller.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Çocuklarda çene boyutunun küçülmesine neden oluyormuş: Bir zararı daha ortaya çıktı</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/cocuklarda-cene-boyutunun-kuculmesine-neden-oluyormus-bir-zarari-daha-ortaya-cikti</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/cocuklarda-cene-boyutunun-kuculmesine-neden-oluyormus-bir-zarari-daha-ortaya-cikti</guid>
<description><![CDATA[ Valencia Üniversitesi tarafından yapılan bir çalışma, çocuklara gevrekler ve hazır yemekler gibi aşırı işlenmiş gıdalar yedirmenin çene boyutlarının küçülmesine ve çene dişleri gibi diş deformiteleri riskinin artmasına yol açtığı konusunda uyarıyor. Yumuşak, aşırı lezzetli diyetlere geçiş, gerekli çiğnemeyi azaltarak çene gelişimini etkiliyor ve maloklüzyon, obezite ve diğer sağlık sorunlarını teşvik ediyor.Çocuklarınıza kahvaltıda tahıl gevreği yapmak sizin için pratik ve uygun bir plan olabilir, ancak onların sağlığı için uygun değil. Yeni bir çalışmaya göre, aşırı işlenmiş gıdalar çocuklarda çene boyutlarının küçülmesiyle bağlantılı. Bu ayrıca çocuğunuzun çene dişleri gibi diş deformitelerine sahip olmasına da yol açabilir.Valencia Üniversitesi Tıp ve Sağlık Bilimleri Fakültesi&#039;nden araştırmacılar, yakın zamanda çocukları aşırı işlenmiş gıdalarla beslemenin riskleri konusunda uyardı. Bilim insanları, genç neslin çenesinin modern diyet nedeniyle küçüldüğünü belirtti.Araştırmacılar, et ve toplanmış gıdalar açısından zengin olan beslenmeden, tahıllara doğru geçişin bu değişikliklerden bazılarını körüklediğini söyledi. Ayrıca, aşırı işlenmiş gıdalara (UPF&#039;ler) ve &#039;aşırı lezzetli&#039; olan çok daha yumuşak bir diyete doğru geçişin aşırı yemeye yol açtığını da belirttiler.Çalışmalarına göre, İngiltere&#039;deki küçük çocuklar kalorilerinin yarısını tahıllar, yoğurtlar, dondurma ve hazır yemekler gibi UPF diyetinden alıyor. Bu, yedi yaşına geldiklerinde yüzde 59&#039;a çıkıyor.Bilim insanları üç ila beş yaş arasındaki çocukların diyetine baktılar ve birincil diyetlerinin çene gelişimi üzerinde etkisi olan sıvılar ve yarı katı yiyecekler olduğunu buldular.Ayrıca yeme alışkanlıklarını, diş yapılarını ve kafatası şeklini incelediler ve daha yumuşak yiyeceklerin çene dişleri ve doğal boşlukların olmamasıyla bağlantılı olduğunu buldular. Araştırmacılardan biri olan Laura Marques Martinez, “Çiğneme, kemik büyümesini teşvik ettiği, yüz kaslarını güçlendirdiği ve düzgün diş hizalanmasını desteklediği için çenelerin düzgün gelişiminde önemli bir rol oynar. Meyve, sebze veya doğal proteinler gibi katı ve lifli yiyecekleri çiğnemek, çeneleri çalıştırır ve maloklüzyon (dişlerin hizasızlığı) ve diş kemerlerinin boyut ve şeklindeki eksiklikler gibi sorunları önlemeye yardımcı olur.&quot; dedi.“Öte yandan, yumuşak olan ve çiğnemek için minimum çaba gerektiren ultra işlenmiş gıdalara dayalı diyetler, çene gelişimini olumsuz etkiler. Bu gıdalar, maksillofasiyal kasları ve kemikleri yeterince uyaramayarak, az gelişmiş kemik yapılarına yol açabilir ve maloklüzyon ve solunum sorunları riskini artırabilir&quot; diye ekledi Martinez.UPF&#039;ler ayrıca obezite, kardiyovasküler hastalık, tip 2 diyabet, azalmış bağışıklık fonksiyonu, zayıf bağırsak sağlığı ve artan kanser riskleriyle de bağlantılıdır. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rdIfpmaT4EKXxNnqXSUSBg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:14:53 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Çocuklarda, çene, boyutunun, küçülmesine, neden, oluyormuş:, Bir, zararı, daha, ortaya, çıktı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rdIfpmaT4EKXxNnqXSUSBg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Çocuklarda çene boyutunun küçülmesine neden oluyormuş: Bir zararı daha ortaya çıktı"><p>Valencia Üniversitesi tarafından yapılan bir çalışma, çocuklara gevrekler ve hazır yemekler gibi aşırı işlenmiş gıdalar yedirmenin çene boyutlarının küçülmesine ve çene dişleri gibi diş deformiteleri riskinin artmasına yol açtığı konusunda uyarıyor. Yumuşak, aşırı lezzetli diyetlere geçiş, gerekli çiğnemeyi azaltarak çene gelişimini etkiliyor ve maloklüzyon, obezite ve diğer sağlık sorunlarını teşvik ediyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FC1fopvDn0eWA1EAxs9Dvw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çocuklarınıza kahvaltıda tahıl gevreği yapmak sizin için pratik ve uygun bir plan olabilir, ancak onların sağlığı için uygun değil. Yeni bir çalışmaya göre, aşırı işlenmiş gıdalar çocuklarda çene boyutlarının küçülmesiyle bağlantılı. Bu ayrıca çocuğunuzun çene dişleri gibi diş deformitelerine sahip olmasına da yol açabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sEWp8PAYWkOKjOH1TpT4zg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Valencia Üniversitesi Tıp ve Sağlık Bilimleri Fakültesi'nden araştırmacılar, yakın zamanda çocukları aşırı işlenmiş gıdalarla beslemenin riskleri konusunda uyardı. Bilim insanları, genç neslin çenesinin modern diyet nedeniyle küçüldüğünü belirtti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FLt1IGf9ckiQx1Z4Tmuq5Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırmacılar, et ve toplanmış gıdalar açısından zengin olan beslenmeden, tahıllara doğru geçişin bu değişikliklerden bazılarını körüklediğini söyledi. Ayrıca, aşırı işlenmiş gıdalara (UPF'ler) ve 'aşırı lezzetli' olan çok daha yumuşak bir diyete doğru geçişin aşırı yemeye yol açtığını da belirttiler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/A44CWY-QVkOthLZ-RcPQHQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çalışmalarına göre, İngiltere'deki küçük çocuklar kalorilerinin yarısını tahıllar, yoğurtlar, dondurma ve hazır yemekler gibi UPF diyetinden alıyor. Bu, yedi yaşına geldiklerinde yüzde 59'a çıkıyor.Bilim insanları üç ila beş yaş arasındaki çocukların diyetine baktılar ve birincil diyetlerinin çene gelişimi üzerinde etkisi olan sıvılar ve yarı katı yiyecekler olduğunu buldular.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NuFPqyKeZUSyu5p-WDSIzA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ayrıca yeme alışkanlıklarını, diş yapılarını ve kafatası şeklini incelediler ve daha yumuşak yiyeceklerin çene dişleri ve doğal boşlukların olmamasıyla bağlantılı olduğunu buldular. Araştırmacılardan biri olan Laura Marques Martinez, “Çiğneme, kemik büyümesini teşvik ettiği, yüz kaslarını güçlendirdiği ve düzgün diş hizalanmasını desteklediği için çenelerin düzgün gelişiminde önemli bir rol oynar. Meyve, sebze veya doğal proteinler gibi katı ve lifli yiyecekleri çiğnemek, çeneleri çalıştırır ve maloklüzyon (dişlerin hizasızlığı) ve diş kemerlerinin boyut ve şeklindeki eksiklikler gibi sorunları önlemeye yardımcı olur." dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/oBKba93NJEWFYWdWrrGc1A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>“Öte yandan, yumuşak olan ve çiğnemek için minimum çaba gerektiren ultra işlenmiş gıdalara dayalı diyetler, çene gelişimini olumsuz etkiler. Bu gıdalar, maksillofasiyal kasları ve kemikleri yeterince uyaramayarak, az gelişmiş kemik yapılarına yol açabilir ve maloklüzyon ve solunum sorunları riskini artırabilir" diye ekledi Martinez.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/G7WDrjD-5kitXcq9ZeewXQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>UPF'ler ayrıca obezite, kardiyovasküler hastalık, tip 2 diyabet, azalmış bağışıklık fonksiyonu, zayıf bağırsak sağlığı ve artan kanser riskleriyle de bağlantılıdır.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bu zararlı bakteri bağırsaklarımızda ağrıya neden olur: 4 belirti varsa doktora gidin</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/bu-zararli-bakteri-bagirsaklarimizda-agriya-neden-olur-4-belirti-varsa-doktora-gidin</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/bu-zararli-bakteri-bagirsaklarimizda-agriya-neden-olur-4-belirti-varsa-doktora-gidin</guid>
<description><![CDATA[ Kolera, bağırsak sağlığımızın ne kadar hassas olduğunun güçlü bir hatırlatıcısıdır. Bakterinin etkileri acı verici olabilse de vücudumuzun bizi korumak için nasıl mücadele ettiğini de gösterir. Gıda güvenliği hakkında bilgi sahibi olmak, sıvı alımına öncelik vermek ve zamanında tıbbi yardım almak bu tür enfeksiyonları yönetmede tüm farkı yaratabilir.Bağırsak, genel sağlığımızda kritik bir rol oynayan büyüleyici bir sistemdir. Ancak, bazı zararlı bakteriler bu dengeyi bozarak ağrılı bağırsak kasılmalarına yol açabilir. Bu suçlulardan biri de Vibrio cholerae&#039;dir, bir bakteri kirli su veya deniz ürünleriyle bağlantılıdır. İşte bağırsaklarımızda nasıl sorunlara yol açtığı ve ağrıyı gidermeye neyin yardımcı olabileceği.Kolera hastalığı, vibrio cholerae adlı toksijenik bir bakterinin neden olduğu bakteriyel ince bağırsak hastalığıdırEn çok her yıl milyonlarca kişiyi etkileyen şiddetli bir ishal hastalığı olan kolera ile ilişkilendirilir. Bu bakteri sistemimize kirli su veya az pişmiş deniz ürünleri, özellikle kabuklu deniz ürünleri yoluyla girebilir.Aşırı ishalKarın bölgesinde ağrı veya krampKusma ve mide bulantısıDehidratasyona yol açan sıvı kaybı
Kirlenmiş deniz ürünleri veya su tüketiminden sonra bu semptomlardan herhangi birini yaşarsanız hemen tıbbi yardım almanız kritik önem taşır.Kolera hastalığının neden olduğu ağrı ve rahatsızlık, öncelikle bağışıklık sistemiyle etkileşiminden kaynaklanır. Makrofaj adı verilen bir bağışıklık hücresi türü burada önemli bir rol oynar.Makrofajların normal rolü: Bu bağışıklık hücreleri, nöron aktivitesini düzenleyerek bağırsakta sakin bir ortamın korunmasına yardımcı olur.Bir enfeksiyon sırasında: Vibrio cholerae doku hasarına neden olduğunda, makrofajlar yaralanmayla başa çıkmak için normal işlerini bırakır. Bu, bağırsak nöronlarını düzensiz bırakır ve aşırı hızlanmalarına neden olur. Sonuç? Bakterinin kendisi de dahil olmak üzere sindirim sisteminden her şeyi dışarı atan güçlü ve ağrılı bağırsak kasılmaları.Bu tepki, zararlı davetsiz misafirleri uzaklaştırmak için bağırsağın doğal savunma mekanizmasıdır, ancak konakçı için oldukça rahatsız edici olabilir.Kolera enfeksiyonunun bazı yaygın belirtileri şunlardır:Aşırı ishalKarın bölgesinde ağrı veya krampKusma ve mide bulantısıDehidratasyona yol açan sıvı kaybıVibrio cholerae enfeksiyonları endişe verici olabilse de, bunları etkili bir şekilde yönetmenin ve iyileştirmenin yolları vardır:Dehidratasyonu önlemek için kaybedilen sıvıları oral rehidratasyon solüsyonlarıyla yenileyin.Şiddetli vakalarda, antibiyotikler bakterileri ortadan kaldırmaya yardımcı olabilir. Ancak bunlar yalnızca tıbbi gözetim altında alınmalıdır.Probiyotiklerle bağırsak sağlığını desteklemek, bağırsaktaki iyi bakterilerin dengesini yeniden sağlamaya yardımcı olabilir.Önlemek tedaviden daha iyidir. Tüketimden önce deniz ürünlerinin her zaman iyi pişmiş ve suyun temiz olduğundan emin olun. Bilimin bize Vibrio ve bağırsak sağlığı hakkında söyledikleriOregon Üniversitesi araştırmasına göre, Vibrio cholerae, makrofajlar ve bağırsak nöronları arasındaki etkileşimler bağışıklık ve nörolojik sistemlerimiz arasındaki derin etkileşimi göstermektedir. Bu bulgular yalnızca bağırsak kasılmalarının neden meydana geldiğini açıklamakla kalmıyor, aynı zamanda inflamatuar bağırsak hastalığı (IBD) gibi kronik rahatsızlıklara da ışık tutuyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dlCqBErykUyvuNQiYtoaTA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:14:53 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>zararlı, bakteri, bağırsaklarımızda, ağrıya, neden, olur:, belirti, varsa, doktora, gidin</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dlCqBErykUyvuNQiYtoaTA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Bu zararlı bakteri bağırsaklarımızda ağrıya neden olur: 4 belirti varsa doktora gidin"><p>Kolera, bağırsak sağlığımızın ne kadar hassas olduğunun güçlü bir hatırlatıcısıdır. Bakterinin etkileri acı verici olabilse de vücudumuzun bizi korumak için nasıl mücadele ettiğini de gösterir. Gıda güvenliği hakkında bilgi sahibi olmak, sıvı alımına öncelik vermek ve zamanında tıbbi yardım almak bu tür enfeksiyonları yönetmede tüm farkı yaratabilir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cxTQtBftJk-IumqAkSv4Yg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bağırsak, genel sağlığımızda kritik bir rol oynayan büyüleyici bir sistemdir. Ancak, bazı zararlı bakteriler bu dengeyi bozarak ağrılı bağırsak kasılmalarına yol açabilir. Bu suçlulardan biri de Vibrio cholerae'dir, bir bakteri kirli su veya deniz ürünleriyle bağlantılıdır. İşte bağırsaklarımızda nasıl sorunlara yol açtığı ve ağrıyı gidermeye neyin yardımcı olabileceği.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gNEuWQvH9E65zSeABrsesg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kolera hastalığı, vibrio cholerae adlı toksijenik bir bakterinin neden olduğu bakteriyel ince bağırsak hastalığıdır</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/p3eu9zVOLkehDn-GmpnswA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>En çok her yıl milyonlarca kişiyi etkileyen şiddetli bir ishal hastalığı olan kolera ile ilişkilendirilir. Bu bakteri sistemimize kirli su veya az pişmiş deniz ürünleri, özellikle kabuklu deniz ürünleri yoluyla girebilir.Aşırı ishalKarın bölgesinde ağrı veya krampKusma ve mide bulantısıDehidratasyona yol açan sıvı kaybı
Kirlenmiş deniz ürünleri veya su tüketiminden sonra bu semptomlardan herhangi birini yaşarsanız hemen tıbbi yardım almanız kritik önem taşır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NoYI13sy4EW6CA0IzhP7gw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kolera hastalığının neden olduğu ağrı ve rahatsızlık, öncelikle bağışıklık sistemiyle etkileşiminden kaynaklanır. Makrofaj adı verilen bir bağışıklık hücresi türü burada önemli bir rol oynar.Makrofajların normal rolü: Bu bağışıklık hücreleri, nöron aktivitesini düzenleyerek bağırsakta sakin bir ortamın korunmasına yardımcı olur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hEHLnMJt2E6uGDrsA-NyqA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bir enfeksiyon sırasında: Vibrio cholerae doku hasarına neden olduğunda, makrofajlar yaralanmayla başa çıkmak için normal işlerini bırakır. Bu, bağırsak nöronlarını düzensiz bırakır ve aşırı hızlanmalarına neden olur. Sonuç? Bakterinin kendisi de dahil olmak üzere sindirim sisteminden her şeyi dışarı atan güçlü ve ağrılı bağırsak kasılmaları.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1O6TZ7Ne-EKUp-xaedtMDg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu tepki, zararlı davetsiz misafirleri uzaklaştırmak için bağırsağın doğal savunma mekanizmasıdır, ancak konakçı için oldukça rahatsız edici olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lXcedS3j6kK8xhOvUe-nzQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kolera enfeksiyonunun bazı yaygın belirtileri şunlardır:Aşırı ishalKarın bölgesinde ağrı veya krampKusma ve mide bulantısıDehidratasyona yol açan sıvı kaybı</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Wf6K_RjgcUaNcyojnjNl0Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Vibrio cholerae enfeksiyonları endişe verici olabilse de, bunları etkili bir şekilde yönetmenin ve iyileştirmenin yolları vardır:Dehidratasyonu önlemek için kaybedilen sıvıları oral rehidratasyon solüsyonlarıyla yenileyin.Şiddetli vakalarda, antibiyotikler bakterileri ortadan kaldırmaya yardımcı olabilir. Ancak bunlar yalnızca tıbbi gözetim altında alınmalıdır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/w4BMAkVpzE2EfMNEVGykrg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Probiyotiklerle bağırsak sağlığını desteklemek, bağırsaktaki iyi bakterilerin dengesini yeniden sağlamaya yardımcı olabilir.Önlemek tedaviden daha iyidir. Tüketimden önce deniz ürünlerinin her zaman iyi pişmiş ve suyun temiz olduğundan emin olun. Bilimin bize Vibrio ve bağırsak sağlığı hakkında söyledikleri</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/p_1NOF8Ix02HbMFkNfcCUw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Oregon Üniversitesi araştırmasına göre, Vibrio cholerae, makrofajlar ve bağırsak nöronları arasındaki etkileşimler bağışıklık ve nörolojik sistemlerimiz arasındaki derin etkileşimi göstermektedir. Bu bulgular yalnızca bağırsak kasılmalarının neden meydana geldiğini açıklamakla kalmıyor, aynı zamanda inflamatuar bağırsak hastalığı (IBD) gibi kronik rahatsızlıklara da ışık tutuyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Prof. Dr. Tevfik Özlü, &amp;quot;en iyi balgam sökücü&amp;quot; diyerek açıkladı: Her gün tüketmek gerekiyor</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/prof-dr-tevfik-ozlu-en-iyi-balgam-soekucu-diyerek-acikladi-her-gun-tuketmek-gerekiyor</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/prof-dr-tevfik-ozlu-en-iyi-balgam-soekucu-diyerek-acikladi-her-gun-tuketmek-gerekiyor</guid>
<description><![CDATA[ Kış mevsimi geldiğinde öksürük ve balgam gibi sorunlarla çok sık karşılaşılıyor. Özellikle son dönemde balgam çıkarma konusunda pek çok kişi sorun yaşıyor ve bu durum kişi için son derece rahatsız edici olabiliyor. Prof. Dr. Tevfik Özlü, balgamı kolayca sökmenin yolunu açıkladı.Balgam, akciğerlerdeki hava yollarında (bronşlar) veya solunum sisteminde üretilen yoğun, yapışkan bir mukus türüdür.Genellikle bağışıklık sistemi tarafından solunum yollarını temizlemek ve mikropları, tozları ya da zararlı partikülleri yakalamak amacıyla salgılanır.Vücutta biriken balgam son derece rahatsız edicidir ve son dönemde bir çok kişi balgam çıkaramama sorunuyla karşı karşıya.Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tevfik Özlü, kişinin günlük en az 2-3 litre su içmesi gerektiğinin altını çizerek en iyi balgam sökücünün su olduğunu belirtti.Prof. Dr. Tevfik Özlü, son dönemde pek çok kişinin balgam çıkarma konusunda zorluk yaşadığını belirterek &quot;Pek çok hastam balgam çıkaramadığından yakınıyor. Balgamın içerde olması bir rahatsızlık hissi veriyor ve öksürüğü tetikliyor. Gece beni uyutmuyor, gündüz ise devamlı öksürüğe sebep oluyor şeklinde yakınmalar duyuyorum. Gerçekten bazı hastalarda astım, KOAH, bronşektazi gibi hastalarda alt solunum yollarımızdaki sekresyonların atılmasında zorluk söz konusu olabiliyor.Yine aynı şekilde sinüzit ya da alerjik nezle gibi bazı üst solunum yolu hastalıklarında da sürekli bir geniz akıntısı olur ve hastalar bu geniz akıntısından rahatsız olur. Bunu koparıp atamazlar.Bunun sebebi bu sekresyonların koyu ve yapışık olması ve hastanın bunu koparıp atamaması. Bu çok rahatsız edici bir histir. Öksürüğü tetikler. Bunun tedavisi var tabii ki. Tedavisi hastaya göre değişiyor. Bazı balgamı sulandırıcı; akıcılığını arttıran ilaçlar da var. Bunlar yardımı ile balgam daha kolay atılabilir hale geliyor. Bu tedaviler ile birlikte öksürük de azalıyor&quot; dedi.En iyi balgam sökücünün ise su olduğu dile getiren Özlü, &quot;Ama şunu söyleyeyim ki en iyi balgam sökücü ilaç aslında sudur. Bunu hastalarımız çoğu zaman fark etmiyor.Çünkü az su içerseniz balgamda su azalıyor, dolayısıyla balgam yapışık olur. Onu öksürürsünüz yerinden koparamazsınız. Ancak günde yeterli su içerseniz ki bu sayının en az günlük 2-3 litre olmasını öneriyoruz; böylelikle yeterli miktarda su içildiği için balgamın içeriğindeki su miktarı arttığı için balgamın akıcılığı da artıyor ve kişi böylelikle balgamı kolaylıklar temizleyip atabilir.Bu vesileyle öksürüğü de azalır. Ama şunu unutmamak gerekir ki çay ve kahve su yerine geçmiyor. Çünkü bu tarz içecekler içildiğinden daha fazla kayba neden oluyor. Dolaysıyla gerçekte su içmek lazım. Ama hiç su içemiyorum diyen insanlara da ayran, sulu çorbalar, kompostoları tavsiye ediyoruz eğer şeker hastalıkları yoksa.Su kısıtlaması olan hastalar da var. Kalp yetmezliği, böbrek yetmezliği olup da su kısıtlaması olanların aşırı su tüketmesi de doğru değil, bu kişilerin de bir hekime danışmalarında fayda var&quot; diye konuştu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OH3GzsqumUmaL7_-7TNOTg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:14:53 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Prof., Dr., Tevfik, Özlü, en, iyi, balgam, sökücü, diyerek, açıkladı:, Her, gün, tüketmek, gerekiyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OH3GzsqumUmaL7_-7TNOTg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Prof. Dr. Tevfik Özlü, " en iyi balgam s diyerek a her g t gerekiyor><p>Kış mevsimi geldiğinde öksürük ve balgam gibi sorunlarla çok sık karşılaşılıyor. Özellikle son dönemde balgam çıkarma konusunda pek çok kişi sorun yaşıyor ve bu durum kişi için son derece rahatsız edici olabiliyor. Prof. Dr. Tevfik Özlü, balgamı kolayca sökmenin yolunu açıkladı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FUZM_Jx3Z0ycU4Ed2WtWFA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Balgam, akciğerlerdeki hava yollarında (bronşlar) veya solunum sisteminde üretilen yoğun, yapışkan bir mukus türüdür.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/P0ZiwfDC_0asuUSCWdYvWQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Genellikle bağışıklık sistemi tarafından solunum yollarını temizlemek ve mikropları, tozları ya da zararlı partikülleri yakalamak amacıyla salgılanır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xXqe2RcWI0K2bNiuBz-DRg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Vücutta biriken balgam son derece rahatsız edicidir ve son dönemde bir çok kişi balgam çıkaramama sorunuyla karşı karşıya.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/U_ZanRy-hk-_gCbIUmy2TQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tevfik Özlü, kişinin günlük en az 2-3 litre su içmesi gerektiğinin altını çizerek en iyi balgam sökücünün su olduğunu belirtti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HkLNp6bYN0SeIwLW3nQT8g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Prof. Dr. Tevfik Özlü, son dönemde pek çok kişinin balgam çıkarma konusunda zorluk yaşadığını belirterek "Pek çok hastam balgam çıkaramadığından yakınıyor. Balgamın içerde olması bir rahatsızlık hissi veriyor ve öksürüğü tetikliyor. Gece beni uyutmuyor, gündüz ise devamlı öksürüğe sebep oluyor şeklinde yakınmalar duyuyorum. Gerçekten bazı hastalarda astım, KOAH, bronşektazi gibi hastalarda alt solunum yollarımızdaki sekresyonların atılmasında zorluk söz konusu olabiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CJTbzMCGr0i_I-iSmIn5VA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yine aynı şekilde sinüzit ya da alerjik nezle gibi bazı üst solunum yolu hastalıklarında da sürekli bir geniz akıntısı olur ve hastalar bu geniz akıntısından rahatsız olur. Bunu koparıp atamazlar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cEK-ZRhCJkii2x-2DSiAKw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bunun sebebi bu sekresyonların koyu ve yapışık olması ve hastanın bunu koparıp atamaması. Bu çok rahatsız edici bir histir. Öksürüğü tetikler. Bunun tedavisi var tabii ki. Tedavisi hastaya göre değişiyor. Bazı balgamı sulandırıcı; akıcılığını arttıran ilaçlar da var. Bunlar yardımı ile balgam daha kolay atılabilir hale geliyor. Bu tedaviler ile birlikte öksürük de azalıyor" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/eKK9f596QU-AzWweEV_-VQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>En iyi balgam sökücünün ise su olduğu dile getiren Özlü, "Ama şunu söyleyeyim ki en iyi balgam sökücü ilaç aslında sudur. Bunu hastalarımız çoğu zaman fark etmiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Ct00ksoOTUWxTX1ut_jdhw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çünkü az su içerseniz balgamda su azalıyor, dolayısıyla balgam yapışık olur. Onu öksürürsünüz yerinden koparamazsınız. Ancak günde yeterli su içerseniz ki bu sayının en az günlük 2-3 litre olmasını öneriyoruz; böylelikle yeterli miktarda su içildiği için balgamın içeriğindeki su miktarı arttığı için balgamın akıcılığı da artıyor ve kişi böylelikle balgamı kolaylıklar temizleyip atabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gZ_E6JRYyUOUBjnDZ-ysKA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu vesileyle öksürüğü de azalır. Ama şunu unutmamak gerekir ki çay ve kahve su yerine geçmiyor. Çünkü bu tarz içecekler içildiğinden daha fazla kayba neden oluyor. Dolaysıyla gerçekte su içmek lazım. Ama hiç su içemiyorum diyen insanlara da ayran, sulu çorbalar, kompostoları tavsiye ediyoruz eğer şeker hastalıkları yoksa.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DRsoQMsunkOl5FSm5NisHg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Su kısıtlaması olan hastalar da var. Kalp yetmezliği, böbrek yetmezliği olup da su kısıtlaması olanların aşırı su tüketmesi de doğru değil, bu kişilerin de bir hekime danışmalarında fayda var" diye konuştu.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sosyal Sigortalar Kanunu Resmi Gazete&amp;apos;de: Aile hekimi raporu ücretli olacak</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/sosyal-sigortalar-kanunu-resmi-gazetede-aile-hekimi-raporu-ucretli-olacak</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/sosyal-sigortalar-kanunu-resmi-gazetede-aile-hekimi-raporu-ucretli-olacak</guid>
<description><![CDATA[ Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu&#039;nda değişiklik öngören yasa Resmi Gazete&#039;de yayımlandı. Yasayla ayakta tedavide hekim ve diş hekimi muayenesi için katılım payı 20 liraya yükseltilecek. Aile hekimlerinden ehliyet gibi bazı işlemler için alınacak bazı sağlık raporları da artık ücretli olacak. Aile hekimleri mesai saatleri dışında ücret karşılığında hastalara bakabilecek.Genel Sağlık Sigortası&#039;na ilişkin düzenlemeleri de içeren Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, Resmi Gazete&#039;de yer aldı.  TBMM Genel Kurulunda 9 Ocak&#039;ta kabul edilerek yasalaşan Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, Resmi Gazete&#039;de yayımlandı. HASTANELERDE KATILIM PAYI ARTTIYasayla, ayakta tedavide hekim ve diş hekimi muayenesi için katılım payı 20 liraya yükseltildi. SGK, katılım payını, aile hekiminden sevk edilenler için yüzde 50 azaltmaya yetkili olacak.İŞVERENLERE PRİM DESTEĞİYasayla, özel sektör işverenlerinin SGK&#039;ya ödeyecekleri malullük, yaşlılık ve ölüm sigortası primi için sağlanan 5 puanlık sigorta prim indirimi 4 puan olarak uygulanacak. İmalat sektöründe çalışanlar için ise 5 puanlık prim desteği devam edecek.AİLE HEKİMİ RAPORU ÜCRETLİ OLACAK  Yasayla ayrıca, aile hekimleri mesai saatleri dışında ücret karşılığında hastalara bakabilecek.Aile hekimlerinden alınan bazı raporlar ücretli hale gelecek. Örneğin ehliyet raporu için başvurulması durumunda belli bir miktar ücret alınacak. Raporlar karşılığı toplanan ücretler döner sermayeye aktarılacak.    ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FTro26oPYUyc2Z95UH3RSw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:14:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sosyal, Sigortalar, Kanunu, Resmi, Gazetede:, Aile, hekimi, raporu, ücretli, olacak</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FTro26oPYUyc2Z95UH3RSw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Sosyal Sigortalar Kanunu Resmi Gazete'de: Aile hekimi raporu ücretli olacak"><p>Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nda değişiklik öngören yasa Resmi Gazete'de yayımlandı. Yasayla ayakta tedavide hekim ve diş hekimi muayenesi için katılım payı 20 liraya yükseltilecek. Aile hekimlerinden ehliyet gibi bazı işlemler için alınacak bazı sağlık raporları da artık ücretli olacak. Aile hekimleri mesai saatleri dışında ücret karşılığında hastalara bakabilecek.</p><p>Genel Sağlık Sigortası'na ilişkin düzenlemeleri de içeren Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, Resmi Gazete'de yer aldı.  TBMM Genel Kurulunda 9 Ocak'ta kabul edilerek yasalaşan Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, Resmi Gazete'de yayımlandı. </p><p><strong>HASTANELERDE KATILIM PAYI ARTTI</strong></p><p>Yasayla, ayakta tedavide hekim ve diş hekimi muayenesi için katılım payı 20 liraya yükseltildi. SGK, katılım payını, aile hekiminden sevk edilenler için yüzde 50 azaltmaya yetkili olacak.</p><p><strong>İŞVERENLERE PRİM DESTEĞİ</strong></p><p>Yasayla, özel sektör işverenlerinin SGK'ya ödeyecekleri malullük, yaşlılık ve ölüm sigortası primi için sağlanan 5 puanlık sigorta prim indirimi 4 puan olarak uygulanacak. İmalat sektöründe çalışanlar için ise 5 puanlık prim desteği devam edecek.</p><p><strong>AİLE HEKİMİ RAPORU ÜCRETLİ OLACAK</strong>  Yasayla ayrıca, aile hekimleri mesai saatleri dışında ücret karşılığında hastalara bakabilecek.</p><p>Aile hekimlerinden alınan bazı raporlar ücretli hale gelecek. Örneğin ehliyet raporu için başvurulması durumunda belli bir miktar ücret alınacak. Raporlar karşılığı toplanan ücretler döner sermayeye aktarılacak.   </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Eternal Sunshine of the Spotless Mind gerçek oluyor: Unutmak istediğiniz anıları sildirebileceksiniz!</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/eternal-sunshine-of-the-spotless-mind-gercek-oluyor-unutmak-istediginiz-anilari-sildirebileceksiniz</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/eternal-sunshine-of-the-spotless-mind-gercek-oluyor-unutmak-istediginiz-anilari-sildirebileceksiniz</guid>
<description><![CDATA[ Uluslararası araştırma ekibi, 37 katılımcıyla yaptıkları çalışmada;  kötü anıları zihinden atmanın mümkün olduğunu ortaya çıkardı. Hafıza eğitimi ve ardından uyku sırasında müdahaleler sonucu elde edilen sonuçlar, Eternal Sunshine of the Spotless Mind filminde Joel (Jim Carrey) karakterinin, ayrıldığı sevgilisi Clementine (Kate Winslett) ile olan anılarını sildirmesini anımsattı.  Film, Türkiye&#039;de &#039;Sil Baştan&#039; ismiyle yayımlanmıştı.Kötü anılar, geçmişin travmaları, aşk acısı ve daha fazlası... 
İnsanoğlu uzun zamandır hem kendisiyle hem de kötü anılarıyla savaşırken, bu mücadele psikoloji ve günlük yaşam üzerinde sıkça olumsuz durumları da beraberinde getiriyor. 
Uluslararası bilim insanları, bu konuda umut vaat eden bir yaklaşım geliştirirken, olumsuz anıların zayıflatırken olumlu anıların öne çıkarılmasının da mümkün olduğu sonucuna ulaştı.TRT&#039;de yer alan habere göre 37 kişiyle, birkaç gün süren deneyde ilk aşamada görsel olarak insan yaralanmaları veya tehlikeli hayvanlar ile buna tezat oluşturacak sakinleştirici doğa manzaraları ya da gülen çocuklar gibi imgelerin yer aldığı veri tabanlarından faydalanıldı.
Katılımcılar, olumsuz görselleri; araştırma için üretilmiş anlamsız kelimelerle eşleştirmek üzere eğitildi.
Bir sonraki gün ise bu anılar uyku ile pekiştirildi ve kelimelerin yarısı olumlu görsellerle ilişkilendirildi.
Böyle anıların yeniden kodlanması planlandı.İkinci gece ise katılımların uykularına müdahale edildi.
Katılımcıların hızlı olmayan göz hareketleri NREM uyku fazı sırasında (Hafıza depolamada önemli bir dönem), anlamsız kelimelerin ses kayıtları çalındı, beyin aktiviteleri eleroensefolagrafi (EEG) ile takip edildi.
Beyinde duygusal hafıza işleme ile ilişkili olduğu bilinen theta dalgası aktivitesinin sesli ipuçlarına yanıt olarak arttığı ve olumlu ipuçlarında belirgin şekilde daha yüksek olduğu göze çarptı.Takip eden günlerde yapılan anketlerle; kötü anıların, olumlu anıların gölgesinde kaldığı tespit edildi.
Bu kelimelerle ilişkili olumlu anılar, olumsuz olanlara göre daha sık akıllarına gelmeye başladı ve daha olumlu bir duygusal bakış açısıyla değerlendirildi.
Araştırma henüz erken aşamada da olsa bilim çevreleri tarafından umut vaat eden bir çalışma olarak nitelendi.
Araştırmanın detayları, Proceedings of the National Academy of Sciences (PNAS) dergisinde yer aldı.Bu araştırma, Kate Winslett ile Jim Carrey&#039;nin başrollerini paylaştığı &quot;Eternal Sunshine of the Spotless Mind&quot; filmini akıllara getirdi.
Filmde Carrey&#039;nin hayat verdiği Joel karakterinin, Winslett&#039;ın canlandırdığı Clementine ile olan anılarını sildirirken, zihninde Clementine ile yeniden karşılaşıp, birlikte geçirdikleri zamanları yaşaması ele alınıyordu.
Joel, bu süreç sonunda Clementine&#039;ı ne kadar sevdiğini ve  aslında onunla geçirdiği zamanın ne kadar değerli olduğunun farkına varıyordu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Sl29hONkpEK-vSpehrqZkw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:14:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Eternal, Sunshine, the, Spotless, Mind, gerçek, oluyor:, Unutmak, istediğiniz, anıları, sildirebileceksiniz</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Sl29hONkpEK-vSpehrqZkw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Eternal Sunshine of the Spotless Mind gerçek oluyor: Unutmak istediğiniz anıları sildirebileceksiniz!"><p>Uluslararası araştırma ekibi, 37 katılımcıyla yaptıkları çalışmada;  kötü anıları zihinden atmanın mümkün olduğunu ortaya çıkardı. Hafıza eğitimi ve ardından uyku sırasında müdahaleler sonucu elde edilen sonuçlar, Eternal Sunshine of the Spotless Mind filminde Joel (Jim Carrey) karakterinin, ayrıldığı sevgilisi Clementine (Kate Winslett) ile olan anılarını sildirmesini anımsattı.  Film, Türkiye'de 'Sil Baştan' ismiyle yayımlanmıştı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CUxjbZNvoUCX_Clw0btcDw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kötü anılar, geçmişin travmaları, aşk acısı ve daha fazlası... 
İnsanoğlu uzun zamandır hem kendisiyle hem de kötü anılarıyla savaşırken, bu mücadele psikoloji ve günlük yaşam üzerinde sıkça olumsuz durumları da beraberinde getiriyor. 
Uluslararası bilim insanları, bu konuda umut vaat eden bir yaklaşım geliştirirken, olumsuz anıların zayıflatırken olumlu anıların öne çıkarılmasının da mümkün olduğu sonucuna ulaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6_XnnhkJQEmQAvuiNJ55bg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>TRT'de yer alan habere göre 37 kişiyle, birkaç gün süren deneyde ilk aşamada görsel olarak insan yaralanmaları veya tehlikeli hayvanlar ile buna tezat oluşturacak sakinleştirici doğa manzaraları ya da gülen çocuklar gibi imgelerin yer aldığı veri tabanlarından faydalanıldı.
Katılımcılar, olumsuz görselleri; araştırma için üretilmiş anlamsız kelimelerle eşleştirmek üzere eğitildi.
Bir sonraki gün ise bu anılar uyku ile pekiştirildi ve kelimelerin yarısı olumlu görsellerle ilişkilendirildi.
Böyle anıların yeniden kodlanması planlandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ssR4ZYQRoU-ZLjZbwhrHDg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İkinci gece ise katılımların uykularına müdahale edildi.
Katılımcıların hızlı olmayan göz hareketleri NREM uyku fazı sırasında (Hafıza depolamada önemli bir dönem), anlamsız kelimelerin ses kayıtları çalındı, beyin aktiviteleri eleroensefolagrafi (EEG) ile takip edildi.
Beyinde duygusal hafıza işleme ile ilişkili olduğu bilinen theta dalgası aktivitesinin sesli ipuçlarına yanıt olarak arttığı ve olumlu ipuçlarında belirgin şekilde daha yüksek olduğu göze çarptı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vDGhAwjZfkWQmcvDbf13gw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Takip eden günlerde yapılan anketlerle; kötü anıların, olumlu anıların gölgesinde kaldığı tespit edildi.
Bu kelimelerle ilişkili olumlu anılar, olumsuz olanlara göre daha sık akıllarına gelmeye başladı ve daha olumlu bir duygusal bakış açısıyla değerlendirildi.
Araştırma henüz erken aşamada da olsa bilim çevreleri tarafından umut vaat eden bir çalışma olarak nitelendi.
Araştırmanın detayları, Proceedings of the National Academy of Sciences (PNAS) dergisinde yer aldı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/o5fpu2C26kisEO28gGxSxA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu araştırma, Kate Winslett ile Jim Carrey'nin başrollerini paylaştığı "Eternal Sunshine of the Spotless Mind" filmini akıllara getirdi.
Filmde Carrey'nin hayat verdiği Joel karakterinin, Winslett'ın canlandırdığı Clementine ile olan anılarını sildirirken, zihninde Clementine ile yeniden karşılaşıp, birlikte geçirdikleri zamanları yaşaması ele alınıyordu.
Joel, bu süreç sonunda Clementine'ı ne kadar sevdiğini ve  aslında onunla geçirdiği zamanın ne kadar değerli olduğunun farkına varıyordu.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>B12 içince ne olur? İşte vücut üzerindeki etkileri</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/b12-icince-ne-olur-iste-vucut-uzerindeki-etkileri</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/b12-icince-ne-olur-iste-vucut-uzerindeki-etkileri</guid>
<description><![CDATA[ B12 vitamini vücut için en önemli vitaminlerden biri. Hayvansal gıdalarda doğal olarak bulunan ve kırmızı kan hücresi oluşumuna destek olan B12 vitamini eksik olduğunda unutkanlık, hafıza sorunları ya da konuşma güçlüğü gibi sorunlara yol açar. B12 eksikliğini gidermek için B12 zengini besinler tüketmek ya da takviye içeren ürünleri kullanmak gerekir. Peki, B12 içince ne olur? Vücuda nasıl bir etkisi var?B12 vitamini insan sağlığı üzerinde önemli bir yere sahiptir. B12 eksikliği çeşitli hastalıklara davetiye çıkarır fazlalılığı ise pek çok problemi beraberinde getirebilir.B12 vitamini, süt ürünleri, balık, et gibi ürünlerde yer alan, kırmızı kan hücresi oluşumunda, beyin ve sinir fonksiyonlarında ve DNA üretiminde önemli bir role sahip olan vücut tarafından üretilemeyen suda çözünen bir vitamindir. B12 tüketilen gıdalardan proteine bağlanarak mide içerisinde enzimler ve hidroklorik asit tarafından serbest forma dönüştürülür.B12 vitamininin vücuda pek çok faydası bulunur. Sinir tahribatını önler, hücre oluşumunu destekler, hafızanın güçlenmesine yardımcı olur. Folik asitle beraber çalışarak kansızlığa karşı etkili olur. Kandaki amino asit (homosistein) miktarını azaltarak kalp ve kan damarları hastalıklarını önler.B12 eksikliği, yetersiz beslenme, vitamin emilimini engelleyen metabolik bozukluklar ve bazı ilaçların kullanımı sonucu, kansızlık, yorgunluk, hafıza sorunları, el ve ayaklarda karıncalanma, iştah ve kilo kaybı, ağız ülserleri, nefes darlığı ve cilt renginin solgunlaşması gibi belirtilerin görüldüğü vitamin eksikliğidir.B12 eksikliğini önlemek için doğru ve dengeli beslenmek önemlidir. B12 kaynağı olan besinleri beslenme listenize ekleyerek vitamin eksikliğini giderebilirsiniz.Vücut tarafından üretilemeyen B12 vitamini nelerde bulunur sorusuna yanıt olarak aşağıdaki besinler sıralanabilir:

Kırmızı et
Tavuk
Balık
Karaciğer sakatatı
Böbrek sakatatı
Çeşitli deniz ürünleri (karides, midye)
Süt
Yoğurt
Peynir
Yumurta

B12 vitamini hayvansal gıdalarda süt ve süt ürünlerinde oldukça fazla olmasıyla birlikte mayalı soya ürünlerinde de bulunur. Omega-3 kaynağı kuruyemişler, sebze ve meyve grupları ise B12 vitamini içermez.B12 vitamini faydaları oldukça fazladır. Sinir tahribatını önler, doğurganlığı sağlar, vücut hücrelerinin oluşumunu kendini yenilemesini ve uzun yaşamasını sağlar, sinir uçlarının normal gelişimini kolaylaştıran vitaminler arasında yer alır. Öte yandan vücuda yeterli miktarda alınan B12 vitamini hafızanın güçlenmesine ve öğrenmeye de yardımcı olabilmektedir. Tam Kan Sayımı testinde ihtiyaca göre doktor B12 ölçülmesini de isteyebilir. O zaman bu testin adına B12 testi denilmektedir.B12 testi, hastanın kanından alınan örnekle yapılmaktadır. Hastanın test öncesinde 6-8 saatlik açlık durumunun olması gerekmektedir. Hastanın kolundaki bir damardan girilerek hastanın kanı alınır ve tüplere doldurulup; kan laboratuvara gönderilir. Laboratuvarda da B12 değeri incelenir ve bu sonuç rapor olarak yazılır.B12 vitamininin miktarı testlerde 200 pg/mL ile 800 pg/mL arasında olması beklenir. B12 seviyesi ölçümünde 300 pg/mL&#039;nin üzerinde B12 seviyesi istenen ve normal kabul edilen bir değerken 200-300 pg/mL arası sınırda, 200 pg/mL altında olan bir değerse düşük B12 vitamini seviyesi olarak değerlendirilmektedir.B12 vitamini takviyesi, vücudun ihtiyaç duyduğu önemli bir vitamini desteklemek için kullanılır. B12 vitamini (kobalamin), sinir sistemi sağlığı ve kırmızı kan hücrelerinin üretimi için gereklidir. Ayrıca DNA sentezinde rol oynar. B12, karbonhidratların enerjiye dönüştürülmesine yardımcı olarak yorgunluk ve halsizlik hissini azaltabilir.Sinir dokusunun korunmasında ve sinir sinyallerinin düzgün iletilmesinde önemlidir. Eksikliği el ve ayaklarda uyuşma, karıncalanma gibi nörolojik sorunlara yol açabilir. B12 vitamini, sağlıklı kırmızı kan hücresi üretimini teşvik ederek anemiyi (kansızlık) önler.B12 eksikliği hafıza problemlerine ve bilişsel işlev bozukluklarına neden olabilir. Yeterli alımı, yaşa bağlı bilişsel gerileme riskini azaltabilir.B12 takviyesi almadan önce doktorunuza danışmanız önemlidir. Dozaj ve form (tablet, dil altı, enjeksiyon) kişisel sağlık durumuna göre belirlenmelidir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/X_A4NrufiUWr2joC_WCPjg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:14:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>B12, içince, olur, İşte, vücut, üzerindeki, etkileri</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/X_A4NrufiUWr2joC_WCPjg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="B12 içince ne olur? İşte vücut üzerindeki etkileri"><p>B12 vitamini vücut için en önemli vitaminlerden biri. Hayvansal gıdalarda doğal olarak bulunan ve kırmızı kan hücresi oluşumuna destek olan B12 vitamini eksik olduğunda unutkanlık, hafıza sorunları ya da konuşma güçlüğü gibi sorunlara yol açar. B12 eksikliğini gidermek için B12 zengini besinler tüketmek ya da takviye içeren ürünleri kullanmak gerekir. Peki, B12 içince ne olur? Vücuda nasıl bir etkisi var?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9JEqDFRSiki4JnxLKhsvXA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>B12 vitamini insan sağlığı üzerinde önemli bir yere sahiptir. B12 eksikliği çeşitli hastalıklara davetiye çıkarır fazlalılığı ise pek çok problemi beraberinde getirebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GxWtBLZdMEyECKVYHloQCA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>B12 vitamini, süt ürünleri, balık, et gibi ürünlerde yer alan, kırmızı kan hücresi oluşumunda, beyin ve sinir fonksiyonlarında ve DNA üretiminde önemli bir role sahip olan vücut tarafından üretilemeyen suda çözünen bir vitamindir. B12 tüketilen gıdalardan proteine bağlanarak mide içerisinde enzimler ve hidroklorik asit tarafından serbest forma dönüştürülür.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bdNerM0-KUCfm4mu1rOYDA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>B12 vitamininin vücuda pek çok faydası bulunur. Sinir tahribatını önler, hücre oluşumunu destekler, hafızanın güçlenmesine yardımcı olur. Folik asitle beraber çalışarak kansızlığa karşı etkili olur. Kandaki amino asit (homosistein) miktarını azaltarak kalp ve kan damarları hastalıklarını önler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3qITkePjwkmZuL1hcnZ3gQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>B12 eksikliği, yetersiz beslenme, vitamin emilimini engelleyen metabolik bozukluklar ve bazı ilaçların kullanımı sonucu, kansızlık, yorgunluk, hafıza sorunları, el ve ayaklarda karıncalanma, iştah ve kilo kaybı, ağız ülserleri, nefes darlığı ve cilt renginin solgunlaşması gibi belirtilerin görüldüğü vitamin eksikliğidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AZZMsUvYQ0mFD6T6-EB04A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>B12 eksikliğini önlemek için doğru ve dengeli beslenmek önemlidir. B12 kaynağı olan besinleri beslenme listenize ekleyerek vitamin eksikliğini giderebilirsiniz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/b2Bfv0BdXE662e488itNRA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Vücut tarafından üretilemeyen B12 vitamini nelerde bulunur sorusuna yanıt olarak aşağıdaki besinler sıralanabilir:

Kırmızı et
Tavuk
Balık
Karaciğer sakatatı
Böbrek sakatatı
Çeşitli deniz ürünleri (karides, midye)
Süt
Yoğurt
Peynir
Yumurta

B12 vitamini hayvansal gıdalarda süt ve süt ürünlerinde oldukça fazla olmasıyla birlikte mayalı soya ürünlerinde de bulunur. Omega-3 kaynağı kuruyemişler, sebze ve meyve grupları ise B12 vitamini içermez.B12 vitamini faydaları oldukça fazladır. Sinir tahribatını önler, doğurganlığı sağlar, vücut hücrelerinin oluşumunu kendini yenilemesini ve uzun yaşamasını sağlar, sinir uçlarının normal gelişimini kolaylaştıran vitaminler arasında yer alır. Öte yandan vücuda yeterli miktarda alınan B12 vitamini hafızanın güçlenmesine ve öğrenmeye de yardımcı olabilmektedir. Tam Kan Sayımı testinde ihtiyaca göre doktor B12 ölçülmesini de isteyebilir. O zaman bu testin adına B12 testi denilmektedir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/21h6TkGqikyKUtY26Vm7tw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>B12 testi, hastanın kanından alınan örnekle yapılmaktadır. Hastanın test öncesinde 6-8 saatlik açlık durumunun olması gerekmektedir. Hastanın kolundaki bir damardan girilerek hastanın kanı alınır ve tüplere doldurulup; kan laboratuvara gönderilir. Laboratuvarda da B12 değeri incelenir ve bu sonuç rapor olarak yazılır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CqvkM0VzOEetjbv4ZTM5ng.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>B12 vitamininin miktarı testlerde 200 pg/mL ile 800 pg/mL arasında olması beklenir. B12 seviyesi ölçümünde 300 pg/mL'nin üzerinde B12 seviyesi istenen ve normal kabul edilen bir değerken 200-300 pg/mL arası sınırda, 200 pg/mL altında olan bir değerse düşük B12 vitamini seviyesi olarak değerlendirilmektedir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/b8xVRgVp80eixkUT-MZ_0Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>B12 vitamini takviyesi, vücudun ihtiyaç duyduğu önemli bir vitamini desteklemek için kullanılır. B12 vitamini (kobalamin), sinir sistemi sağlığı ve kırmızı kan hücrelerinin üretimi için gereklidir. Ayrıca DNA sentezinde rol oynar. B12, karbonhidratların enerjiye dönüştürülmesine yardımcı olarak yorgunluk ve halsizlik hissini azaltabilir.Sinir dokusunun korunmasında ve sinir sinyallerinin düzgün iletilmesinde önemlidir. Eksikliği el ve ayaklarda uyuşma, karıncalanma gibi nörolojik sorunlara yol açabilir. B12 vitamini, sağlıklı kırmızı kan hücresi üretimini teşvik ederek anemiyi (kansızlık) önler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_x-ba6o9Z0eXZ-wzC2Lc2A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>B12 eksikliği hafıza problemlerine ve bilişsel işlev bozukluklarına neden olabilir. Yeterli alımı, yaşa bağlı bilişsel gerileme riskini azaltabilir.B12 takviyesi almadan önce doktorunuza danışmanız önemlidir. Dozaj ve form (tablet, dil altı, enjeksiyon) kişisel sağlık durumuna göre belirlenmelidir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Demir, kalsiyum, lif içeriyor: Kolesterolü düşürmek için köri yaprakları nasıl kullanılır?</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/demir-kalsiyum-lif-iceriyor-kolesterolu-dusurmek-icin-koeri-yapraklari-nasil-kullanilir</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/demir-kalsiyum-lif-iceriyor-kolesterolu-dusurmek-icin-koeri-yapraklari-nasil-kullanilir</guid>
<description><![CDATA[ Hint mutfağının vazgeçilmez bir parçası olan köri yaprakları, sağlık üzerindeki faydalarıyla dikkat çekiyor. Körü yaprakları kolesterolü düşürmek için de kullanılıyor.  Yüzyıllardır köri yaprakları yiyeceklere eklenerek tüketiliyor. Peki, köri yapraklarının faydaları neler?Köri yapraklarının içerdiği antioksidanlar, vitaminler ve temel besinler kalp sağlığını koruyarak bağışıklık sistemini güçlendirmeye katkı sağlıyor.Köri yaprakları, vücudu hastalıklardan uzak tutmada önemli bir rol oynayan antioksidanlar açısından zengindir. Bu antioksidanlar, vücutta hücresel hasara neden olan serbest radikaller için temizleyici görevi görür. Köri yapraklarında bulunan birkaç yararlı bileşik linalool, alfa-terpinen, mirsen, mahanimbin, karyofilen, murrayanol ve alfa-pinendir.Köri yaprakları A, B, C ve E vitaminleri gibi temel vitaminlerle doludur; ayrıca kalsiyum, demir ve lif içerir. Genel sağlıkta iyileşmeye, bağışıklık sistemini güçlendirmeye ve daha sağlıklı bir cilt ile birlikte daha güçlü kemikler getirmeye katkıda bulunurlar. Bu nedenle diyete köri yaprakları eklemek yeterli miktarda doğal besin sağlayacaktır.Köri yapraklarının sindirimi iyileştirdiği bilinmektedir. Sindirim enzimlerini uyararak vücudun yiyecekleri daha etkili bir şekilde parçalamasına yardımcı olurlar. Şişkinlik, kabızlık ve hazımsızlık gibi yaygın sindirim sorunlarını hafifletebilirler. Hafif müshil özellikleri sağlıklı bir bağırsağın korunmasına yardımcı olur.Köri yapraklarını günlük tüketmek kalp sağlığına fayda sağlayabilir. İyi kolesterolü (HDL) teşvik ederken kötü kolesterol (LDL) seviyelerini düşürmeye yardımcı olur ve kalp hastalığı riskini azaltır. Köri yapraklarındaki antioksidanlar ayrıca kan damarlarına zarar verebilen oksidatif stresi önlemeye yardımcı olur.Köri yaprakları bireylerde saç büyümesini destekler, kepek oluşumunu azaltır ve erken grileşmeyi önler. Antioksidanlar ve antibakteriyel özellikler cilt dokusunu iyileştirerek cilde sağlıklı bir görünüm ve parlaklık kazandırır.Kolesterolünüzü düşürmek için diyetinize köri yaprakları eklemenin 5 basit yolu şunlardır:Köri yaprağı çayı içmek bu otu günlük rutininize eklemenin kolay bir yoludur. Taze köri yapraklarını birkaç dakika sıcak suda bekletin ve düzenli olarak yudumlayın. Bu, LDL&#039;yi (kötü kolesterol) düşürmeye ve genel kalp sağlığını iyileştirmeye yardımcı olabilir.Sabah smoothienize birkaç köri yaprağı karıştırın. Bunları meyveler, elmalar ve bir avuç ıspanakla birleştirerek kolesterol yönetimine yardımcı olan besin dolu bir içecek elde edin. Köri yapraklarındaki antioksidanlar lipid profilinizi iyileştirmeye yardımcı olur.Köri yapraklarını kurutun ve ince bir toz haline getirin. Bu tozu salatalarınıza, çorbalarınıza veya yoğurdunuza serpebilirsiniz. Köri yaprağı tozunu düzenli olarak tüketmek kolesterol seviyelerini düzenlemeye ve daha iyi sindirimi desteklemeye yardımcı olabilir.Köri yapraklarını zeytinyağına veya hindistancevizi yağına ekleyin.
Aromalı yağı salata soslarında veya yemek pişirmede kullanın. Köri yapraklarıyla karıştırılan kalp sağlığına yararlı yağlar zararlı kolesterol seviyelerini azaltabilir.
Mercimek çorbalarınıza veya sebze körilerinize köri yaprakları ekleyin. Pişirmeye sadece bir avuç taze yaprak ekleyin. Köri yapraklarındaki lif ve antioksidanlar kolesterol seviyelerini düşürmeye ve kalbi sağlıklı tutmaya yardımcı olur. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FXSSTf6ROk6V0dX-BAijgg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:14:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Demir, kalsiyum, lif, içeriyor:, Kolesterolü, düşürmek, için, köri, yaprakları, nasıl, kullanılır</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FXSSTf6ROk6V0dX-BAijgg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Demir, kalsiyum, lif içeriyor: Kolesterolü düşürmek için köri yaprakları nasıl kullanılır?"><p>Hint mutfağının vazgeçilmez bir parçası olan köri yaprakları, sağlık üzerindeki faydalarıyla dikkat çekiyor. Körü yaprakları kolesterolü düşürmek için de kullanılıyor.  Yüzyıllardır köri yaprakları yiyeceklere eklenerek tüketiliyor. Peki, köri yapraklarının faydaları neler?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/f9d2v880WEyVq7hdjJlbhg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Köri yapraklarının içerdiği antioksidanlar, vitaminler ve temel besinler kalp sağlığını koruyarak bağışıklık sistemini güçlendirmeye katkı sağlıyor.Köri yaprakları, vücudu hastalıklardan uzak tutmada önemli bir rol oynayan antioksidanlar açısından zengindir. Bu antioksidanlar, vücutta hücresel hasara neden olan serbest radikaller için temizleyici görevi görür. Köri yapraklarında bulunan birkaç yararlı bileşik linalool, alfa-terpinen, mirsen, mahanimbin, karyofilen, murrayanol ve alfa-pinendir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vi96k8FINkewMWbRvpAQEA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Köri yaprakları A, B, C ve E vitaminleri gibi temel vitaminlerle doludur; ayrıca kalsiyum, demir ve lif içerir. Genel sağlıkta iyileşmeye, bağışıklık sistemini güçlendirmeye ve daha sağlıklı bir cilt ile birlikte daha güçlü kemikler getirmeye katkıda bulunurlar. Bu nedenle diyete köri yaprakları eklemek yeterli miktarda doğal besin sağlayacaktır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dT13M1DcfkeGH0ZpsnQGdQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Köri yapraklarının sindirimi iyileştirdiği bilinmektedir. Sindirim enzimlerini uyararak vücudun yiyecekleri daha etkili bir şekilde parçalamasına yardımcı olurlar. Şişkinlik, kabızlık ve hazımsızlık gibi yaygın sindirim sorunlarını hafifletebilirler. Hafif müshil özellikleri sağlıklı bir bağırsağın korunmasına yardımcı olur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3SV8Ykh8s0m8opyLzlF13g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Köri yapraklarını günlük tüketmek kalp sağlığına fayda sağlayabilir. İyi kolesterolü (HDL) teşvik ederken kötü kolesterol (LDL) seviyelerini düşürmeye yardımcı olur ve kalp hastalığı riskini azaltır. Köri yapraklarındaki antioksidanlar ayrıca kan damarlarına zarar verebilen oksidatif stresi önlemeye yardımcı olur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5f_V_N-Jtk6o-d4udA1GPg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Köri yaprakları bireylerde saç büyümesini destekler, kepek oluşumunu azaltır ve erken grileşmeyi önler. Antioksidanlar ve antibakteriyel özellikler cilt dokusunu iyileştirerek cilde sağlıklı bir görünüm ve parlaklık kazandırır.Kolesterolünüzü düşürmek için diyetinize köri yaprakları eklemenin 5 basit yolu şunlardır:Köri yaprağı çayı içmek bu otu günlük rutininize eklemenin kolay bir yoludur. Taze köri yapraklarını birkaç dakika sıcak suda bekletin ve düzenli olarak yudumlayın. Bu, LDL'yi (kötü kolesterol) düşürmeye ve genel kalp sağlığını iyileştirmeye yardımcı olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/p2IBtwpGi0evuBY85OnLZw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sabah smoothienize birkaç köri yaprağı karıştırın. Bunları meyveler, elmalar ve bir avuç ıspanakla birleştirerek kolesterol yönetimine yardımcı olan besin dolu bir içecek elde edin. Köri yapraklarındaki antioksidanlar lipid profilinizi iyileştirmeye yardımcı olur.Köri yapraklarını kurutun ve ince bir toz haline getirin. Bu tozu salatalarınıza, çorbalarınıza veya yoğurdunuza serpebilirsiniz. Köri yaprağı tozunu düzenli olarak tüketmek kolesterol seviyelerini düzenlemeye ve daha iyi sindirimi desteklemeye yardımcı olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/69pJGoqRFEGj-sZk-OUsUA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Köri yapraklarını zeytinyağına veya hindistancevizi yağına ekleyin.
Aromalı yağı salata soslarında veya yemek pişirmede kullanın. Köri yapraklarıyla karıştırılan kalp sağlığına yararlı yağlar zararlı kolesterol seviyelerini azaltabilir.
Mercimek çorbalarınıza veya sebze körilerinize köri yaprakları ekleyin. Pişirmeye sadece bir avuç taze yaprak ekleyin. Köri yapraklarındaki lif ve antioksidanlar kolesterol seviyelerini düşürmeye ve kalbi sağlıklı tutmaya yardımcı olur.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Obeziteye yeni tanım gerekiyor: Vücut Kitle İndeksi tek başına yetersiz</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/obeziteye-yeni-tanim-gerekiyor-vucut-kitle-indeksi-tek-basina-yetersiz</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/obeziteye-yeni-tanim-gerekiyor-vucut-kitle-indeksi-tek-basina-yetersiz</guid>
<description><![CDATA[ Dünya çapında bir milyardan fazla kişiyi etkileyen&quot;obezite, çağın hastalığı olarak görülüyor. Dünya çapında uzmanların hazırladığı bir rapora göre ise obezite daha hasaas ve net bir tanıma ihtiyaç duyuyor. Uzmanlar obezite tanısı için kullanılan Vücut Kitle İndeksinin tek başına yetersiz olduğuna dikkat çekiyor.Farklı ülkelerden bir grup sağlık uzmanı,  obezitenin tanımlanmasında, boy ve kilo oranının tek kıstas olarak kullanılmasına son verilmesini teklif ettti.Halihazırda vücut kitle İndeksi 30 üzeri kişiler obez olarak tanımlanıyor. Ancak sistemin eksiklikleri eleştiriliyor.Aşırı vücut yağına sahip kişilerin Vücut Kİtle İndeksi&#039;nin her zaman 30&#039;un üzerinde olmadığı belirtiliyor.Sporcuların da normal yağ kütlesine rağmen yüksek Vücut kitle indeksine sahip olduğuna dikkat çekiliyor.Obezite tanımlaması için boy kilo oranının yanı sıra bel çevresi ve genel sağlık durumunun da dikkate alınması gerektiği belirtiliyor.Uzmanlar aşırı kilolardan kaynaklanan kronik hastalıkları olanlara &quot;klinik obezite&quot; teşhisi konması gerektiğine dikkat çekiyor. Herhangi bir sağlık sorunu olmayanlara ise &quot;klinik öncesi obezite&quot; teşhisi konulması gerektiği vurgulanıyor.
Bu sayede obezite vakalarının daha net biçimde teşhis edilip tedaviye daha erken başlanabileceği belirtiliyor.Lancet Diyabet ve Endokrinoloji dergisinde obeziteyle ilgili yayınlanan rapor, dünya çapında 70&#039;den fazla kurum tarafından destekleniyor nncak uygulamanın yaygınlaşmasının zaman alacağı ifade ediliyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FR0A0IpvO0ODFbF3eR3v4w.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:14:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Obeziteye, yeni, tanım, gerekiyor:, Vücut, Kitle, İndeksi, tek, başına, yetersiz</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FR0A0IpvO0ODFbF3eR3v4w.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Obeziteye yeni tanım gerekiyor: Vücut Kitle İndeksi tek başına yetersiz"><p>Dünya çapında bir milyardan fazla kişiyi etkileyen"obezite, çağın hastalığı olarak görülüyor. Dünya çapında uzmanların hazırladığı bir rapora göre ise obezite daha hasaas ve net bir tanıma ihtiyaç duyuyor. Uzmanlar obezite tanısı için kullanılan Vücut Kitle İndeksinin tek başına yetersiz olduğuna dikkat çekiyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dl79KyfP-USlWlBx5seZvA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Farklı ülkelerden bir grup sağlık uzmanı,  obezitenin tanımlanmasında, boy ve kilo oranının tek kıstas olarak kullanılmasına son verilmesini teklif ettti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/J_QKb33JOE-rZvmkwYPnBA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Halihazırda vücut kitle İndeksi 30 üzeri kişiler obez olarak tanımlanıyor. Ancak sistemin eksiklikleri eleştiriliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rDGxP4b7R0GrepSk2Q507g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Aşırı vücut yağına sahip kişilerin Vücut Kİtle İndeksi'nin her zaman 30'un üzerinde olmadığı belirtiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mCvaNERdrUuWA_PVSF7plQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sporcuların da normal yağ kütlesine rağmen yüksek Vücut kitle indeksine sahip olduğuna dikkat çekiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/o8TneB8TBUmKOSjImtMFWA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Obezite tanımlaması için boy kilo oranının yanı sıra bel çevresi ve genel sağlık durumunun da dikkate alınması gerektiği belirtiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/okLYtNXjUkC7vRk-pb0-5A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlar aşırı kilolardan kaynaklanan kronik hastalıkları olanlara "klinik obezite" teşhisi konması gerektiğine dikkat çekiyor. Herhangi bir sağlık sorunu olmayanlara ise "klinik öncesi obezite" teşhisi konulması gerektiği vurgulanıyor.
Bu sayede obezite vakalarının daha net biçimde teşhis edilip tedaviye daha erken başlanabileceği belirtiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JDRvX5Inr0qREY1tho7WDg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Lancet Diyabet ve Endokrinoloji dergisinde obeziteyle ilgili yayınlanan rapor, dünya çapında 70'den fazla kurum tarafından destekleniyor nncak uygulamanın yaygınlaşmasının zaman alacağı ifade ediliyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İstanbul&amp;apos;da bir hastane: Müşterileri, kobra, tarantula, iguana, piton ve diğerleri</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/istanbulda-bir-hastane-musterileri-kobra-tarantula-iguana-piton-ve-digerleri</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/istanbulda-bir-hastane-musterileri-kobra-tarantula-iguana-piton-ve-digerleri</guid>
<description><![CDATA[ Cerrahpaşa Veteriner Fakültesi bünyesindeki hastane, egzotik evcil ve yabani hayvanlara kapsamlı sağlık hizmeti veriyor. Birimde, yılan türlerinin yanısıra, aslan, leylek, iguana gibi türlerin de her türlü tedavisi merkezde yapılıyor.Hayvanlara kapsamlı sağlık hizmeti sunan Araştırma ve Uygulama Hastanesi, 24 polikliniğe sahip.Acil birimi, at ve büyük hayvan ameliyat salonları binası, karantina binası, derslikler ve yatar hasta ahır ünitelerinden oluşan bu yapı, hayvan sağlığı alanında birçok yeniliğe de öncülük ediyor.Her türlü hayvan türüne ve hayvan sağlığına yönelik tüm ihtiyaçlara cevap verebilecek şekilde tasarlanan hastane yüksek teknoloji de kullanıyor.Kedi, köpek, at, sığır, koyun gibi evcil ve çiftlik hayvanlarının yanı sıra kaplumbağa, iguana, papağan, lemur, bukalemunmuhabbet kuşu gibi egzotik türler ve tilki, karaca, leylek, aslan, balık, kirpi ve yılan gibi canlılar da tedavi hizmeti alabiliyor.Hastanenin yaban hayvanları kliniği, yılda ortalama 1000 egzotik pet ve yabani hayvana hizmet veriyor.Hastane her gün 24 saat hizmet vermekte. Hafta içleri saat saat 08.00-17.00 aralarında, hafta sonları ve özel günlerde ise 24 saat boyunca sadece Acil ve Yatar Hasta servisi çalışıyor. Sağlık hizmetleri ücret tarifesine göre alınıyor.Hastane, sokak hayvanları için belediyelerle işbirliği içinde. Doğrudan sokak hayvanlarına bakım yapılmıyor, İstanbul’daki bazı ilçe belediyeler ile yapılan protokoller kapsamında, yönlendirme ile hizmet veriliyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SAIwMyrFCUuMzNpBRp3nGw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:14:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İstanbulda, bir, hastane:, Müşterileri, kobra, tarantula, iguana, piton, diğerleri</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SAIwMyrFCUuMzNpBRp3nGw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="İstanbul'da bir hastane: Müşterileri, kobra, tarantula, iguana, piton ve diğerleri"><p>Cerrahpaşa Veteriner Fakültesi bünyesindeki hastane, egzotik evcil ve yabani hayvanlara kapsamlı sağlık hizmeti veriyor. Birimde, yılan türlerinin yanısıra, aslan, leylek, iguana gibi türlerin de her türlü tedavisi merkezde yapılıyor.</p><p>Hayvanlara kapsamlı sağlık hizmeti sunan Araştırma ve Uygulama Hastanesi, 24 polikliniğe sahip.</p><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OofyhOR-V0eckx0ByCfOGw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt="Kaynak: Cerrahpaşa Veteriner Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi">Acil birimi, at ve büyük hayvan ameliyat salonları binası, karantina binası, derslikler ve yatar hasta ahır ünitelerinden oluşan bu yapı, hayvan sağlığı alanında birçok yeniliğe de öncülük ediyor.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ez7vv5TJy0eKlE-thqYiDw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt="Kaynak: Cerrahpaşa Veteriner Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi">Her türlü hayvan türüne ve hayvan sağlığına yönelik tüm ihtiyaçlara cevap verebilecek şekilde tasarlanan hastane yüksek teknoloji de kullanıyor.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aDCBtBT4KkiehIVDs_bUSw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt="Kaynak: Cerrahpaşa Veteriner Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi">Kedi, köpek, at, sığır, koyun gibi evcil ve çiftlik hayvanlarının yanı sıra kaplumbağa, iguana, papağan, lemur, bukalemunmuhabbet kuşu gibi egzotik türler ve tilki, karaca, leylek, aslan, balık, kirpi ve yılan gibi canlılar da tedavi hizmeti alabiliyor.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aHet_MvHzUmXWeJl4pdgPg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt="Kaynak: Cerrahpaşa Veteriner Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi">Hastanenin yaban hayvanları kliniği, yılda ortalama 1000 egzotik pet ve yabani hayvana hizmet veriyor.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HGfIIwv--Uq8UFkzdFOWeg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt="Kaynak: Cerrahpaşa Veteriner Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi">Hastane her gün 24 saat hizmet vermekte. Hafta içleri saat saat 08.00-17.00 aralarında, hafta sonları ve özel günlerde ise 24 saat boyunca sadece Acil ve Yatar Hasta servisi çalışıyor. Sağlık hizmetleri ücret tarifesine göre alınıyor.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZT4dGJMFukGkoyRm5cZUqQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt="Kaynak: Cerrahpaşa Veteriner Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi">Hastane, sokak hayvanları için belediyelerle işbirliği içinde. Doğrudan sokak hayvanlarına bakım yapılmıyor, İstanbul’daki bazı ilçe belediyeler ile yapılan protokoller kapsamında, yönlendirme ile hizmet veriliyor.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Qo-ss_lCwkmMP7wGMT9e-A.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt="Kaynak: Cerrahpaşa Veteriner Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi"><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QMA45w2aZU-BZvUKk1TeVQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt="Kaynak: Cerrahpaşa Veteriner Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi">]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>5 milyon kişilik depresyon araştırması: Risk artıran 300 yeni genetik faktör</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/5-milyon-kisilik-depresyon-arastirmasi-risk-artiran-300-yeni-genetik-faktoer</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/5-milyon-kisilik-depresyon-arastirmasi-risk-artiran-300-yeni-genetik-faktoer</guid>
<description><![CDATA[ Depresyonun genetik altyapısını anlamak için İngiltere&#039;de yapılan ve 29 ülkeden 5 milyon kişinin gen verisinin incelendiği araştırma, çığır açıcı sonuçlar ortaya koydu. Bilim insanları, depresyon riskini artıran 300’den fazla yeni genetik varyasyon tespit etti. Araştırmanın, yeni ve daha etkili tedavilerin geliştirilmesine öncülük etmesi bekleniyor.İngiltere&#039;de 5 milyon kişilik yeni bir &quot;depresyon&quot; araştırması yapıldı.Uluslararası bir ekip tarafından yürütülen çalışma, önceki araştırmalardan farklı olarak daha geniş bir genetik çeşitliliği kapsadı.Araştırmaya dahil edilen verilerin dörtte biri, Afrikalı, Doğu Asyalı, Hispanik ve Güney Asyalı bireylerin genetik verilerinden oluştu. Çalışmada depresyonla bağlantılı toplam 700 genetik varyasyon belirlendi; bunların yaklaşık yarısı daha önce hiç ilişkilendirilmemişti.Araştırma, depresyonun teşhis ve tedavisini kolaylaştırma potansiyeli taşıyor. Bilim insanları, 1600&#039;den fazla ilacın bu genler üzerindeki etkisini inceledi.Özellikle kronik ağrı tedavisinde kullanılan Pregabalin ve narkolepsi tedavisinde kullanılan Modafinil ilaçlarının depresyon tedavisinde de etkili olabileceği öne sürüldü. Ancak, bu ilaçların depresyon hastaları üzerinde kullanımı için daha fazla klinik araştırma yapılması gerekiyor.Dünya Sağlık Örgütü&#039;ne göre dünya genelinde yaklaşık 280 milyon kişi, hayatında en az bir kez depresyon geçiriyor. Araştırmacılar, genetik faktörlerin önemli olduğunu ancak depresyonun toplumsal sebeplerinin de göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguladı. Yoksulluk, ırkçılık ve stres gibi faktörlerin depresyonun gelişmesinde büyük rol oynadığı ifade edildi.Araştırmacılar, bu çalışmanın hem depresyonun biyolojik altyapısını anlamaya hem de daha etkili tedaviler geliştirmeye yönelik önemli bir adım olduğunu belirtti. Depresyon tedavisi için yeni yaklaşımlar geliştirilmesi, milyonlarca kişiye umut ışığı olabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mTtkf1ZGbUypCog8uIaslw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:14:50 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>milyon, kişilik, depresyon, araştırması:, Risk, artıran, 300, yeni, genetik, faktör</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mTtkf1ZGbUypCog8uIaslw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="5 milyon kişilik depresyon araştırması: Risk artıran 300 yeni genetik faktör"><p>Depresyonun genetik altyapısını anlamak için İngiltere'de yapılan ve 29 ülkeden 5 milyon kişinin gen verisinin incelendiği araştırma, çığır açıcı sonuçlar ortaya koydu. Bilim insanları, depresyon riskini artıran 300’den fazla yeni genetik varyasyon tespit etti. Araştırmanın, yeni ve daha etkili tedavilerin geliştirilmesine öncülük etmesi bekleniyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ck9YhtZhdU2xCuExXceSjw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İngiltere'de 5 milyon kişilik yeni bir "depresyon" araştırması yapıldı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1QI2fO0IwUqKS6QvQQGQMA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uluslararası bir ekip tarafından yürütülen çalışma, önceki araştırmalardan farklı olarak daha geniş bir genetik çeşitliliği kapsadı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NI9nFJ9BdUCfruXlkbg9MA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırmaya dahil edilen verilerin dörtte biri, Afrikalı, Doğu Asyalı, Hispanik ve Güney Asyalı bireylerin genetik verilerinden oluştu. Çalışmada depresyonla bağlantılı toplam 700 genetik varyasyon belirlendi; bunların yaklaşık yarısı daha önce hiç ilişkilendirilmemişti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/orJijGXqhEC9LLRlxnx8jg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırma, depresyonun teşhis ve tedavisini kolaylaştırma potansiyeli taşıyor. Bilim insanları, 1600'den fazla ilacın bu genler üzerindeki etkisini inceledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7UWhPYoeNUOFHBcShpyCoQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Özellikle kronik ağrı tedavisinde kullanılan Pregabalin ve narkolepsi tedavisinde kullanılan Modafinil ilaçlarının depresyon tedavisinde de etkili olabileceği öne sürüldü. Ancak, bu ilaçların depresyon hastaları üzerinde kullanımı için daha fazla klinik araştırma yapılması gerekiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EuGZ73BNWkC03pFq10uo1A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dünya Sağlık Örgütü'ne göre dünya genelinde yaklaşık 280 milyon kişi, hayatında en az bir kez depresyon geçiriyor. Araştırmacılar, genetik faktörlerin önemli olduğunu ancak depresyonun toplumsal sebeplerinin de göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguladı. Yoksulluk, ırkçılık ve stres gibi faktörlerin depresyonun gelişmesinde büyük rol oynadığı ifade edildi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OfFbgTKFGEywqt273HZPzw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırmacılar, bu çalışmanın hem depresyonun biyolojik altyapısını anlamaya hem de daha etkili tedaviler geliştirmeye yönelik önemli bir adım olduğunu belirtti. Depresyon tedavisi için yeni yaklaşımlar geliştirilmesi, milyonlarca kişiye umut ışığı olabilir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İngiltere&amp;apos;de sağlık krizi! Tedaviler koridorlarda yapılıyor, ambulans bekleme süresi 12 saati geçiyor</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/ingilterede-saglik-krizi-tedaviler-koridorlarda-yapiliyor-ambulans-bekleme-suresi-12-saati-geciyor</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/ingilterede-saglik-krizi-tedaviler-koridorlarda-yapiliyor-ambulans-bekleme-suresi-12-saati-geciyor</guid>
<description><![CDATA[ İngiltere&#039;de sağlık sistemi büyük bir krizle mücadele ediyor. Artan grip vakaları ve personel eksikliği nedeniyle hastalar koridorlarda tedavi edilmeye başlandı. Öte yandan, ülkede ambulans bekleme süreleri rekor seviyelere ulaştı. Verilere göre, felç ve kalp krizi gibi acil durumlarda bile hastalar ambulans için 12 saatten fazla beklemek zorunda kalıyor. Konuyla ilgili açıklama yapan İngiltere Sağlık Bakanı Wes Streeting, durumu &quot;kabul edilemez&quot; olarak nitelendirdi.İngiltere’de sağlık sistemi, artan grip vakaları nedeniyle yoğun baskı altında. İngiltere Sağlık Bakanı Wes Streeting, bu yılın başında sadece bir hafta içinde 53 bin Ulusal Sağlık Sistemi (NHS) çalışanının hastalık izni aldığını açıkladı. Bakan Streeting, hastaların koridorlarda tedavi edilmek zorunda kalmasını &quot;kabul edilemez&quot; olarak nitelendirdi.
Streeting, grip salgınının etkileri ve personel eksikliği nedeniyle hastaların güvenlik ve onurdan yoksun şekilde tedavi edilmek zorunda kaldığını belirtti.Bakan, bu durumun bir sonucu olarak bazı hastaların saatlerce ambulans beklemek zorunda kaldığını ve geçici alanlarda tedavi edildiğini söyledi.
İngiltere’de ambulans bekleme süreleri rekor seviyelere ulaştı. Açıklanan yeni verilere göre, felç ve kalp krizi gibi acil durumlarda hastalar ambulans için 12 saatten fazla beklemek zorunda kalıyor. Acil servisler ise kapasiteyi aşan yoğunluk nedeniyle hasta kabul etmekte güçlük çekiyor.Bakan, koridorlarda tedavi edilen hastaların durumunu &quot;14 yıllık sağlık politikası başarısızlığının acımasız bir sonucu&quot; olarak tanımladı ve bu uygulamayı &quot;tarihe gömmek&quot; istediklerini dile getirdi.
Ancak bu sorunun kısa vadede çözülemeyeceğini, önümüzdeki kış da benzer durumların yaşanabileceğini ifade etti.Son haftalarda İngiltere genelinde birçok hastane, acil servislerdeki baskı nedeniyle kritik durum ilan etti.Bu durum, hastanelerin kaynaklarını önceliklendirmesine olanak tanırken, bazı planlı ameliyatlar ve randevular ertelendi.Bakan Streeting, kritik durum ilanlarının &quot;sistemin yeniden güvenli bir seviyeye getirilmesi için bir odaklanma aracı&quot; olarak kullanıldığını belirtti. Geçtiğimiz hafta 24 olan aktif kritik durum sayısının bu hafta bire düştüğünü açıkladı.Bakan, vatandaşları grip aşısı olmaya davet ederek, bunun için hala zaman olduğunu söyledi.
Ancak, eczanelerde grip aşılarının tedarikinde yaşanan sorunların çözülmesi gerektiğini vurguladı. Ayrıca, NHS personelinin aşılanma oranlarının &quot;beklenenden düşük&quot; olduğunu ifade etti.Streeting, &quot;Hastaların koridorlarda tedavi edildiği, güvenlikten ve onurdan yoksun bir sağlık hizmeti, hiçbir şekilde kabul edilemez&quot; diyerek, sağlık sistemindeki bu durumun düzeltilmesi için çalışacaklarını belirtti.
Ancak, çözümün zaman alacağını ve bunun &quot;zehirli bir baskılar karmasının&quot; sonucu olduğunu söyledi.
Hükümetin, NHS üzerindeki uzun vadeli hasarları onarmak için yeni reformlarla durumu iyileştirmeyi hedeflediği ifade ediliyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LWtUayXv6ECAKcvl1M64mQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:14:50 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İngilterede, sağlık, krizi, Tedaviler, koridorlarda, yapılıyor, ambulans, bekleme, süresi, saati, geçiyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LWtUayXv6ECAKcvl1M64mQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="İngiltere'de sağlık krizi! Tedaviler koridorlarda yapılıyor, ambulans bekleme süresi 12 saati geçiyor"><p>İngiltere'de sağlık sistemi büyük bir krizle mücadele ediyor. Artan grip vakaları ve personel eksikliği nedeniyle hastalar koridorlarda tedavi edilmeye başlandı. Öte yandan, ülkede ambulans bekleme süreleri rekor seviyelere ulaştı. Verilere göre, felç ve kalp krizi gibi acil durumlarda bile hastalar ambulans için 12 saatten fazla beklemek zorunda kalıyor. Konuyla ilgili açıklama yapan İngiltere Sağlık Bakanı Wes Streeting, durumu "kabul edilemez" olarak nitelendirdi.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xXKirkMqn0SoKsvQtBJHRQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İngiltere’de sağlık sistemi, artan grip vakaları nedeniyle yoğun baskı altında. İngiltere Sağlık Bakanı Wes Streeting, bu yılın başında sadece bir hafta içinde 53 bin Ulusal Sağlık Sistemi (NHS) çalışanının hastalık izni aldığını açıkladı. Bakan Streeting, hastaların koridorlarda tedavi edilmek zorunda kalmasını "kabul edilemez" olarak nitelendirdi.
Streeting, grip salgınının etkileri ve personel eksikliği nedeniyle hastaların güvenlik ve onurdan yoksun şekilde tedavi edilmek zorunda kaldığını belirtti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mhQtfWTGck-_XFWrpjzcmw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bakan, bu durumun bir sonucu olarak bazı hastaların saatlerce ambulans beklemek zorunda kaldığını ve geçici alanlarda tedavi edildiğini söyledi.
İngiltere’de ambulans bekleme süreleri rekor seviyelere ulaştı. Açıklanan yeni verilere göre, felç ve kalp krizi gibi acil durumlarda hastalar ambulans için 12 saatten fazla beklemek zorunda kalıyor. Acil servisler ise kapasiteyi aşan yoğunluk nedeniyle hasta kabul etmekte güçlük çekiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aouThF3U4kC93YdQR6TM4A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bakan, koridorlarda tedavi edilen hastaların durumunu "14 yıllık sağlık politikası başarısızlığının acımasız bir sonucu" olarak tanımladı ve bu uygulamayı "tarihe gömmek" istediklerini dile getirdi.
Ancak bu sorunun kısa vadede çözülemeyeceğini, önümüzdeki kış da benzer durumların yaşanabileceğini ifade etti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Vovs3DYf50mjuJnf5ZJKRA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Son haftalarda İngiltere genelinde birçok hastane, acil servislerdeki baskı nedeniyle kritik durum ilan etti.Bu durum, hastanelerin kaynaklarını önceliklendirmesine olanak tanırken, bazı planlı ameliyatlar ve randevular ertelendi.Bakan Streeting, kritik durum ilanlarının "sistemin yeniden güvenli bir seviyeye getirilmesi için bir odaklanma aracı" olarak kullanıldığını belirtti. Geçtiğimiz hafta 24 olan aktif kritik durum sayısının bu hafta bire düştüğünü açıkladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZvbeMQ9sK0CYnIeNcvsQXA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bakan, vatandaşları grip aşısı olmaya davet ederek, bunun için hala zaman olduğunu söyledi.
Ancak, eczanelerde grip aşılarının tedarikinde yaşanan sorunların çözülmesi gerektiğini vurguladı. Ayrıca, NHS personelinin aşılanma oranlarının "beklenenden düşük" olduğunu ifade etti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zE0B80gAZUqNhOIWuTkawQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Streeting, "Hastaların koridorlarda tedavi edildiği, güvenlikten ve onurdan yoksun bir sağlık hizmeti, hiçbir şekilde kabul edilemez" diyerek, sağlık sistemindeki bu durumun düzeltilmesi için çalışacaklarını belirtti.
Ancak, çözümün zaman alacağını ve bunun "zehirli bir baskılar karmasının" sonucu olduğunu söyledi.
Hükümetin, NHS üzerindeki uzun vadeli hasarları onarmak için yeni reformlarla durumu iyileştirmeyi hedeflediği ifade ediliyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Lifli gıdalar bağırsak enfeksiyonu riskini azaltabilir mi?</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/lifli-gidalar-bagirsak-enfeksiyonu-riskini-azaltabilir-mi</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/lifli-gidalar-bagirsak-enfeksiyonu-riskini-azaltabilir-mi</guid>
<description><![CDATA[ Sağlıklı bir sindirim sistemine sahip olabilmek için bağırsak sağlığını destekleyen lif zengini besinleri tüketmeniz gerekir. Beslenme programınızda yapacağınız küçük değişiklikler büyük farklar yaratabilir. Peki, lifli gıdaları tüketmek neden bu kadar önemli?Sağlıklı bir diyetin bir nevi &quot;gizli kahramanı&quot; olan lif, bağırsaklarımızı mutlu ve sağlıklı tutmada önemli bir rol oynar. Sindirim sistemimiz için doğal bir temizleyici görevi görürken aynı zamanda bağışıklığımızı da güçlendirir. Ancak çoğumuz önerilen günlük lif alımının altında kalıyoruz. İşte lifin neden bu kadar önemli olduğunu ve yemeklerinize daha fazla lif eklemenin 6 kolay yolunu keşfedin.Bitkisel gıdalar, sindirim sistemlerimiz için önemli olan lif içerir. Bağırsaklarınızdaki yararlı bakterileri destekler, bağırsak hareketlerini kontrol etmeye yardımcı olur ve kabızlığı önler.Bu bakteriler tehlikeli mikroorganizmaları kontrol etmek ve bağırsak hastalıkları riskini azaltmak için çok önemlidir.Ayrıca lif genel sağlığı iyileştirir. 2017&#039;de yayınlanan bir araştırmaya göre, kalp hastalığı, tip 2 diyabet ve hatta bazı kanser türleri, diyet lifinin riskini azalttığı kronik hastalıklar arasındadır. Ayrıca tokluk hissini uzatır ve bu da sağlıklı bir kiloyu korumaya yardımcı olur.Kahvaltı, biraz lif almak için mükemmel bir zamandır. Müsli veya tam tahıllı gevrekler seçin. Ekstra lif desteği için bir avuç fındık, tohum veya muz, elma veya çilek gibi taze meyveler kullanın. Tam tahıllardan elde edilen lif, bağırsaklarınızı dengede tutar ve sindirim sorunları riskinizi azaltır.Beyaz ekmek, pirinç ve makarnayı tam tahıllı versiyonlarla değiştirin. Kahverengi pirinç, kinoa ve tam buğday ekmeği gibi tam tahıllar mükemmel lif kaynaklarıdır. Bu değişimler yalnızca bağırsak sağlığınızı iyileştirmekle kalmaz, aynı zamanda kan şekeri seviyelerimizi dengelemeye de yardımcı olur.New York, 8 Aralık (IANS) ABD&#039;deki bir araştırma ekibi, yüksek lifli, bitki bazlı bir diyet müdahalesinin, kemik iliğini etkileyen nadir ve tedavi edilemez bir kan kanseri türü olan multipl miyelomun ilerlemesini geciktirebileceğini gösterdi.Meyve ve sebzeleri diyetinizin önemli bir parçası haline getirin. Bunlar diyet lifi, vitaminler ve antioksidanlarla doludur. Havuç ve salatalık gibi çiğ sebzeler atıştırın veya öğünlerinize bir yan salata ekleyin. Portakal, armut ve guava gibi lif açısından zengin meyveler seçin. Elma ve armut gibi meyvelerin kabuklarını yemek, diyetinize daha fazla lif katabilir.Fasulye, mercimek ve nohut lif açısından zengindir. Çok yönlüdürler ve çorbalara, salatalara, güveçlere dahil edilebilirler. Bir kase mercimek çorbası veya nohut salatası sadece lezzetli olmakla kalmaz, aynı zamanda daha fazla lif almanın bağırsak dostu bir yoludur.Cips veya kurabiye yerine badem, ceviz, chia tohumu veya keten tohumu gibi kuruyemiş ve çekirdeklere yönelin. Bunlar sadece lif açısından zengin olmakla kalmaz, aynı zamanda bağırsak sağlığını destekleyen sağlıklı yağlar da içerir.Günümüzde, birçok paketlenmiş yiyecek ve içecek lifle güçlendirilmiştir. Atıştırmalıklar veya kahvaltılık barlar seçerken &quot;yüksek lif içeriği&quot; yazan etiketlere bakın. Ancak, eklenmiş şeker veya sağlıksız yağlarla dolu olmadıklarından emin olmak için her zaman içerikleri kontrol edin. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-cp7nrokcEyC3qSGweDqMQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:14:50 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Lifli, gıdalar, bağırsak, enfeksiyonu, riskini, azaltabilir, mi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-cp7nrokcEyC3qSGweDqMQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Lifli gıdalar bağırsak enfeksiyonu riskini azaltabilir mi?"><p>Sağlıklı bir sindirim sistemine sahip olabilmek için bağırsak sağlığını destekleyen lif zengini besinleri tüketmeniz gerekir. Beslenme programınızda yapacağınız küçük değişiklikler büyük farklar yaratabilir. Peki, lifli gıdaları tüketmek neden bu kadar önemli?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BNNjkUZ6rkK_BjI5aKCVeg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sağlıklı bir diyetin bir nevi "gizli kahramanı" olan lif, bağırsaklarımızı mutlu ve sağlıklı tutmada önemli bir rol oynar. Sindirim sistemimiz için doğal bir temizleyici görevi görürken aynı zamanda bağışıklığımızı da güçlendirir. Ancak çoğumuz önerilen günlük lif alımının altında kalıyoruz. İşte lifin neden bu kadar önemli olduğunu ve yemeklerinize daha fazla lif eklemenin 6 kolay yolunu keşfedin.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QOac8pJMSkSmQNO6U7RdPw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bitkisel gıdalar, sindirim sistemlerimiz için önemli olan lif içerir. Bağırsaklarınızdaki yararlı bakterileri destekler, bağırsak hareketlerini kontrol etmeye yardımcı olur ve kabızlığı önler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fsS1NEzqW0mzrp8H2v5ETA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu bakteriler tehlikeli mikroorganizmaları kontrol etmek ve bağırsak hastalıkları riskini azaltmak için çok önemlidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tWSlVHgPOEGzicsYgoBebA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ayrıca lif genel sağlığı iyileştirir. 2017'de yayınlanan bir araştırmaya göre, kalp hastalığı, tip 2 diyabet ve hatta bazı kanser türleri, diyet lifinin riskini azalttığı kronik hastalıklar arasındadır. Ayrıca tokluk hissini uzatır ve bu da sağlıklı bir kiloyu korumaya yardımcı olur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3QHAcQtpIUSgVX7fPfj9eA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kahvaltı, biraz lif almak için mükemmel bir zamandır. Müsli veya tam tahıllı gevrekler seçin. Ekstra lif desteği için bir avuç fındık, tohum veya muz, elma veya çilek gibi taze meyveler kullanın. Tam tahıllardan elde edilen lif, bağırsaklarınızı dengede tutar ve sindirim sorunları riskinizi azaltır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9SiUabo4t0aE-U7nJ5HN3A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Beyaz ekmek, pirinç ve makarnayı tam tahıllı versiyonlarla değiştirin. Kahverengi pirinç, kinoa ve tam buğday ekmeği gibi tam tahıllar mükemmel lif kaynaklarıdır. Bu değişimler yalnızca bağırsak sağlığınızı iyileştirmekle kalmaz, aynı zamanda kan şekeri seviyelerimizi dengelemeye de yardımcı olur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hKHx7g_PQ0u3hgS9lTBRyA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>New York, 8 Aralık (IANS) ABD'deki bir araştırma ekibi, yüksek lifli, bitki bazlı bir diyet müdahalesinin, kemik iliğini etkileyen nadir ve tedavi edilemez bir kan kanseri türü olan multipl miyelomun ilerlemesini geciktirebileceğini gösterdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Ieq0hgG7hkulW1YykNlftA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Meyve ve sebzeleri diyetinizin önemli bir parçası haline getirin. Bunlar diyet lifi, vitaminler ve antioksidanlarla doludur. Havuç ve salatalık gibi çiğ sebzeler atıştırın veya öğünlerinize bir yan salata ekleyin. Portakal, armut ve guava gibi lif açısından zengin meyveler seçin. Elma ve armut gibi meyvelerin kabuklarını yemek, diyetinize daha fazla lif katabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2kL6XFYbDESZVj_W-6nEYg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Fasulye, mercimek ve nohut lif açısından zengindir. Çok yönlüdürler ve çorbalara, salatalara, güveçlere dahil edilebilirler. Bir kase mercimek çorbası veya nohut salatası sadece lezzetli olmakla kalmaz, aynı zamanda daha fazla lif almanın bağırsak dostu bir yoludur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rmtn8MsGn0OKRP-wAOx0dA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Cips veya kurabiye yerine badem, ceviz, chia tohumu veya keten tohumu gibi kuruyemiş ve çekirdeklere yönelin. Bunlar sadece lif açısından zengin olmakla kalmaz, aynı zamanda bağırsak sağlığını destekleyen sağlıklı yağlar da içerir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RFiZYLcURkmR6e5JARYTZw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Günümüzde, birçok paketlenmiş yiyecek ve içecek lifle güçlendirilmiştir. Atıştırmalıklar veya kahvaltılık barlar seçerken "yüksek lif içeriği" yazan etiketlere bakın. Ancak, eklenmiş şeker veya sağlıksız yağlarla dolu olmadıklarından emin olmak için her zaman içerikleri kontrol edin.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Estetik yetkisi yargı yolunda</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/estetik-yetkisi-yargi-yolunda</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/estetik-yetkisi-yargi-yolunda</guid>
<description><![CDATA[ Estetik yetkisi yargı yolunda Sağlık Bakanlığı&#039;nın her hekime estetik uygulamanın önünü açan düzenlemesi tartışılıyor. Türk Dermatoloji Derneği, uygulamanın halk sağlığını tehdit edeceği uyarısıyla konuyu yargıya taşımaya hazırlanıyor. Haber: Öykü TüccarKamera: Ahmet Aldoğan ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wo6EGp8HOkGAn1pi4uwAhA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:14:49 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Estetik, yetkisi, yargı, yolunda</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wo6EGp8HOkGAn1pi4uwAhA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Estetik yetkisi yargı yolunda"><p>Estetik yetkisi yargı yolunda Sağlık Bakanlığı'nın her hekime estetik uygulamanın önünü açan düzenlemesi tartışılıyor. Türk Dermatoloji Derneği, uygulamanın halk sağlığını tehdit edeceği uyarısıyla konuyu yargıya taşımaya hazırlanıyor. Haber: Öykü TüccarKamera: Ahmet Aldoğan</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yemek yedikten sonra yürüyüş yapmak doğru mu? Akılda tutulması gereken 5 temel ipucu</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/yemek-yedikten-sonra-yuruyus-yapmak-dogru-mu-akilda-tutulmasi-gereken-5-temel-ipucu</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/yemek-yedikten-sonra-yuruyus-yapmak-dogru-mu-akilda-tutulmasi-gereken-5-temel-ipucu</guid>
<description><![CDATA[ Yemeklerden sonra yürümek, sağlığınızı desteklemenin ve gün boyunca enerjik kalmanın harika bir yoludur. Yürümeden önce birkaç dakika bekleyerek bu basit alışkanlığın faydalarını en üst düzeye çıkarabilirsiniz. Bunlar gibi küçük ayarlamalar genel sağlığınızda büyük bir fark yaratabilir, o halde neden bir sonraki yemeğinizden sonra ayakkabılarınızı giyip sağlıklı bir yürüyüşe çıkmıyorsunuz?Yemeklerden sonra yürümek oldukça basit bir alışkanlıktır ancak inanılmaz sağlık faydaları vardır. Sindirimi iyileştirebilir, enerji seviyelerini artırabilir ve hatta sağlıklı bir kiloyu korumaya yardımcı olabilir. Ancak yemek sonrası yürüyüşlerin hepsi aynı derecede etkili değildir.Yürüyüşten en iyi şekilde yararlanmak için faydaları büyük ölçüde artıran ve bunu doğru şekilde yaptığınızdan emin olmanız gereken belirli uygulamaları takip etmek önemlidir. Daha iyi sağlık ve sürdürülebilir enerji için yemeklerden sonra yürürken akılda tutulması gereken 5 temel ipucu şunlardır.Yemekten hemen sonra yürümek iyi bir fikir gibi görünse de vücudunuza dinlenmesi için 10-15 dakika vermek büyük bir fark yaratabilir. Bu kısa duraklama, midenizin sindirim sürecini başlatmasını sağlar ve yürürken rahatsızlık veya kramp riskini azaltır. Bu zamanı rahatlamak ve susuz kalmamak için bir bardak su yudumlamak için kullanın.2011 yılında yapılan bir araştırmaya göre, insanlara yemeklerden sonra dinlenmeleri ve ardından 30-60 dakika sonra yürümeye başlamaları öneriliyor. Bu, yemekten hemen sonra yürümeye başladıklarında kendilerini iyi hissetmeyen kişiler için uygun bir tavsiye olabilir, ancak bazı kişilerin yemekten sonra rahatlamaya ihtiyacı yoktur çünkü herhangi bir olumsuz reaksiyonları yoktur.Yemek sonrası yürüyüşler yavaş ve istikrarlı olmalı, yüksek yoğunluklu bir egzersiz olmamalıdır. Kolayca sohbet edebileceğiniz bir tempoyu hedefleyin. Yemekten sonra hızlı yürümek, kan akışını midenizden uzaklaştırarak sindirime müdahale edebilir. Rahat bir yürüyüş, sindirimi uyarmaya, kan şekeri seviyelerini düzenlemeye ve vücutta sakinleştirici bir etki yaratmaya yardımcı olur.Yemek sonrası yürüyüşünüzü nazik el egzersizleri ekleyerek daha ilgi çekici hale getirin. Bu egzersizler dolaşımı iyileştirir, esnekliği artırır ve üst vücudunuzu aktif tutar. Bazı örnekler şunlardır:
Parmak germe: Yumruklarınızı yavaşça açıp kapatın ve 10 tekrar yapın.
Bilek döndürme: Bileklerinizi birkaç saniye boyunca hem saat yönünde hem de saat yönünün tersine daireler çizerek döndürün.
Kol sallama: Omuz hareketliliğini artırmak için kollarınızı yavaşça ileri geri sallayın.
Başparmak dokunuşları: Daha iyi koordinasyon için başparmağınızı her bir parmak ucuna tek tek dokundurun.
Bu basit hareketler yürüyüşünüze çeşitlilik katar ve ellerinizdeki ve bileklerinizdeki gerginliği gidermeye yardımcı olur.Derin nefes alma ve farkındalık uygulayarak yürüyüşünüzü daha faydalı hale getirin. Burnunuzdan yavaş, derin nefesler alın ve ağzınızdan verin. Bu oksijen akışını artırır ve sindirime yardımcı olur. Çevrenize dikkat edin, manzaraları ve sesleri fark edin ve bu zamanı zihninizi rahatlatmak için kullanın. Farkındalıklı bir yürüyüş stresi azaltabilir ve genel ruh halinizi iyileştirebilir.2018 tarihli bir çalışma, nefes alırken yürümenin kalp yetmezliği hastalarının fiziksel aktiviteye olan toleransını artırdığını, bunun büyük olasılıkla daha iyi oksijen satürasyonu ve artan interoseptif farkındalık nedeniyle olduğunu ve ayrıca bir kişinin yaşam kalitesini artırdığını öne sürüyor.Yürüyüşünüzü sosyal veya düşünceli bir aktiviteye dönüştürerek daha keyifli hale getirin. Bir arkadaşınızla veya aile üyenizle yürüyün ve hafif bir sohbete katılın. Tek başınıza yürüyorsanız, bu zamanı gününüzü düşünerek veya doğayı takdir ederek şükran veya farkındalık için kullanın. Sosyal etkileşim ve olumlu düşünceler zihinsel sağlığınızı güçlendirir, yürüyüşünüzü sadece fiziksel bir aktivite değil, aynı zamanda sağlıklı bir deneyim haline getirir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HVhhwvzjNUy68Du7Dbv7oQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:14:49 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Yemek, yedikten, sonra, yürüyüş, yapmak, doğru, mu, Akılda, tutulması, gereken, temel, ipucu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HVhhwvzjNUy68Du7Dbv7oQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Yemek yedikten sonra yürüyüş yapmak doğru mu? Akılda tutulması gereken 5 temel ipucu"><p>Yemeklerden sonra yürümek, sağlığınızı desteklemenin ve gün boyunca enerjik kalmanın harika bir yoludur. Yürümeden önce birkaç dakika bekleyerek bu basit alışkanlığın faydalarını en üst düzeye çıkarabilirsiniz. Bunlar gibi küçük ayarlamalar genel sağlığınızda büyük bir fark yaratabilir, o halde neden bir sonraki yemeğinizden sonra ayakkabılarınızı giyip sağlıklı bir yürüyüşe çıkmıyorsunuz?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TxuKduSMeUWYnAx-fyI17A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yemeklerden sonra yürümek oldukça basit bir alışkanlıktır ancak inanılmaz sağlık faydaları vardır. Sindirimi iyileştirebilir, enerji seviyelerini artırabilir ve hatta sağlıklı bir kiloyu korumaya yardımcı olabilir. Ancak yemek sonrası yürüyüşlerin hepsi aynı derecede etkili değildir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/K-UkJyWjKEWCfDCw32RXIg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yürüyüşten en iyi şekilde yararlanmak için faydaları büyük ölçüde artıran ve bunu doğru şekilde yaptığınızdan emin olmanız gereken belirli uygulamaları takip etmek önemlidir. Daha iyi sağlık ve sürdürülebilir enerji için yemeklerden sonra yürürken akılda tutulması gereken 5 temel ipucu şunlardır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tOrB4l9jukSb6qdQpJrb6Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yemekten hemen sonra yürümek iyi bir fikir gibi görünse de vücudunuza dinlenmesi için 10-15 dakika vermek büyük bir fark yaratabilir. Bu kısa duraklama, midenizin sindirim sürecini başlatmasını sağlar ve yürürken rahatsızlık veya kramp riskini azaltır. Bu zamanı rahatlamak ve susuz kalmamak için bir bardak su yudumlamak için kullanın.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9rw2up5EikaZs81bOUcOEA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>2011 yılında yapılan bir araştırmaya göre, insanlara yemeklerden sonra dinlenmeleri ve ardından 30-60 dakika sonra yürümeye başlamaları öneriliyor. Bu, yemekten hemen sonra yürümeye başladıklarında kendilerini iyi hissetmeyen kişiler için uygun bir tavsiye olabilir, ancak bazı kişilerin yemekten sonra rahatlamaya ihtiyacı yoktur çünkü herhangi bir olumsuz reaksiyonları yoktur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5oloqf4KCUi9alJ7HoJG5Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yemek sonrası yürüyüşler yavaş ve istikrarlı olmalı, yüksek yoğunluklu bir egzersiz olmamalıdır. Kolayca sohbet edebileceğiniz bir tempoyu hedefleyin. Yemekten sonra hızlı yürümek, kan akışını midenizden uzaklaştırarak sindirime müdahale edebilir. Rahat bir yürüyüş, sindirimi uyarmaya, kan şekeri seviyelerini düzenlemeye ve vücutta sakinleştirici bir etki yaratmaya yardımcı olur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/looXeq7P602f38A1-VvSxQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yemek sonrası yürüyüşünüzü nazik el egzersizleri ekleyerek daha ilgi çekici hale getirin. Bu egzersizler dolaşımı iyileştirir, esnekliği artırır ve üst vücudunuzu aktif tutar. Bazı örnekler şunlardır:
Parmak germe: Yumruklarınızı yavaşça açıp kapatın ve 10 tekrar yapın.
Bilek döndürme: Bileklerinizi birkaç saniye boyunca hem saat yönünde hem de saat yönünün tersine daireler çizerek döndürün.
Kol sallama: Omuz hareketliliğini artırmak için kollarınızı yavaşça ileri geri sallayın.
Başparmak dokunuşları: Daha iyi koordinasyon için başparmağınızı her bir parmak ucuna tek tek dokundurun.
Bu basit hareketler yürüyüşünüze çeşitlilik katar ve ellerinizdeki ve bileklerinizdeki gerginliği gidermeye yardımcı olur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YgqLrKl61E-42a8S9WbLLw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Derin nefes alma ve farkındalık uygulayarak yürüyüşünüzü daha faydalı hale getirin. Burnunuzdan yavaş, derin nefesler alın ve ağzınızdan verin. Bu oksijen akışını artırır ve sindirime yardımcı olur. Çevrenize dikkat edin, manzaraları ve sesleri fark edin ve bu zamanı zihninizi rahatlatmak için kullanın. Farkındalıklı bir yürüyüş stresi azaltabilir ve genel ruh halinizi iyileştirebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BZBZGhD27Uub5-cqfXOO_g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>2018 tarihli bir çalışma, nefes alırken yürümenin kalp yetmezliği hastalarının fiziksel aktiviteye olan toleransını artırdığını, bunun büyük olasılıkla daha iyi oksijen satürasyonu ve artan interoseptif farkındalık nedeniyle olduğunu ve ayrıca bir kişinin yaşam kalitesini artırdığını öne sürüyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/e-R4dmcsC0O6FbczPnfcOg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yürüyüşünüzü sosyal veya düşünceli bir aktiviteye dönüştürerek daha keyifli hale getirin. Bir arkadaşınızla veya aile üyenizle yürüyün ve hafif bir sohbete katılın. Tek başınıza yürüyorsanız, bu zamanı gününüzü düşünerek veya doğayı takdir ederek şükran veya farkındalık için kullanın. Sosyal etkileşim ve olumlu düşünceler zihinsel sağlığınızı güçlendirir, yürüyüşünüzü sadece fiziksel bir aktivite değil, aynı zamanda sağlıklı bir deneyim haline getirir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>40 yaşından sonra tüm erkeklerin tüketmesi gereken 6 vitamin</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/40-yasindan-sonra-tum-erkeklerin-tuketmesi-gereken-6-vitamin</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/40-yasindan-sonra-tum-erkeklerin-tuketmesi-gereken-6-vitamin</guid>
<description><![CDATA[ Erkekler yaşlandıkça, beslenme gereksinimleri değişir ve belirli vitaminler sağlıklı kalmak için giderek daha önemli hale gelir. 40 yaşından sonra, erkekler vücutlarının ihtiyaçlarını karşıladıklarından emin olmak için diyetlerine ve takviye alımına dikkat etmelidir. İşte erkeklerin 40 yaşından sonra tüketmesi gereken hayati vitaminler ve bunları günlük rutinlerine dahil etmenin en iyi yolları.Kalsiyum emilimini artırarak kemik sağlığını iyileştirir.
Bağışıklık fonksiyonunu iyileştirir.
Kalp hastalığı ve bazı maligniteler gibi kronik hastalık riskini azaltır.

Nasıl Alınır:Güneş kremi kullanmadan haftada birkaç kez 15-30 dakika güneşte kalın.Güçlü kemik ve dişler için önemlidir.Kas fonksiyonunu ve sinir iletimini destekler. Nasıl Alınır:Gıda kaynakları arasında süt ürünleri (süt, peynir ve yoğurt), yapraklı yeşil sebzeler (kara lahana ve brokoli) ve güçlendirilmiş bitki bazlı sütler bulunur.Kırmızı kan hücresi üretimi ve nörolojik fonksiyon için gereklidir.
Enerji seviyelerini korumaya yardımcı olur.Nasıl Alınır:Gıda kaynakları arasında et, balık, süt ürünleri ve güçlendirilmiş tahıllar bulunur.
Takviyeler arasında siyanokobalamin ve metilkobalamin bulunur. B12 takviyeleri oral yoldan verilebilir,Kas ve sinir fonksiyonunu destekler.Kan basıncını ve kan şekeri seviyelerini yönetmeye yardımcı olur.
Nasıl Alınır:
Gıda kaynakları arasında kuruyemişler ve tohumlar, tam tahıllar, yapraklı yeşil sebzeler ve baklagiller bulunur.
Magnezyum sitrat veya glisinat takviye olarak alınabilir. Mideyi önlemek için yiyeceklerle birlikte alınKalp sağlığını iyileştirmeye yardımcı olan iltihabı ve lipitleri azaltır.
Beyin sağlığını ve bilişsel işlevi iyileştirir. Nasıl Alınır:Besin kaynakları arasında yağlı balıklar (somon, sardalya ve uskumru gibi), keten tohumları, chia tohumları ve ceviz bulunur.Hücreleri zarardan koruyan bir antioksidan görevi görür.Bağışıklık fonksiyonunu ve kolajen oluşumunu destekler.Nasıl Alınır:Turunçgiller, meyveler, dolmalık biberler ve yapraklı yeşillikler iyi besin kaynaklarıdır.Takviyeler arasında askorbik asit veya tamponlu C vitamini bulunur. C vitamini takviyeleri şu adresten alınabilir:Bir sağlık uzmanına danışın. Herhangi bir takviye rejimine başlamadan önce, özellikle uygun dozajları belirlemek ve ilaçlarla olası etkileşimleri ele almak için bir sağlık uzmanına danışın.Kalite ve etkinlik açısından üçüncü taraflarca test edilmiş takviyeleri arayın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-5cAAbtMHkiVqL3Y-5Q2PA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:14:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>yaşından, sonra, tüm, erkeklerin, tüketmesi, gereken, vitamin</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-5cAAbtMHkiVqL3Y-5Q2PA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="40 yaşından sonra tüm erkeklerin tüketmesi gereken 6 vitamin"><p>Erkekler yaşlandıkça, beslenme gereksinimleri değişir ve belirli vitaminler sağlıklı kalmak için giderek daha önemli hale gelir. 40 yaşından sonra, erkekler vücutlarının ihtiyaçlarını karşıladıklarından emin olmak için diyetlerine ve takviye alımına dikkat etmelidir. İşte erkeklerin 40 yaşından sonra tüketmesi gereken hayati vitaminler ve bunları günlük rutinlerine dahil etmenin en iyi yolları.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/iRlfvmHkXEGKkwTGw2HGIA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kalsiyum emilimini artırarak kemik sağlığını iyileştirir.
Bağışıklık fonksiyonunu iyileştirir.
Kalp hastalığı ve bazı maligniteler gibi kronik hastalık riskini azaltır.

Nasıl Alınır:Güneş kremi kullanmadan haftada birkaç kez 15-30 dakika güneşte kalın.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rIlwqW5mbUO47okjWDIP6g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Güçlü kemik ve dişler için önemlidir.Kas fonksiyonunu ve sinir iletimini destekler. Nasıl Alınır:Gıda kaynakları arasında süt ürünleri (süt, peynir ve yoğurt), yapraklı yeşil sebzeler (kara lahana ve brokoli) ve güçlendirilmiş bitki bazlı sütler bulunur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kEH0REOGaUeXONtHxttwBQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kırmızı kan hücresi üretimi ve nörolojik fonksiyon için gereklidir.
Enerji seviyelerini korumaya yardımcı olur.Nasıl Alınır:Gıda kaynakları arasında et, balık, süt ürünleri ve güçlendirilmiş tahıllar bulunur.
Takviyeler arasında siyanokobalamin ve metilkobalamin bulunur. B12 takviyeleri oral yoldan verilebilir,</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BZOzFMT7BkKPdOG2aWg9OQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kas ve sinir fonksiyonunu destekler.Kan basıncını ve kan şekeri seviyelerini yönetmeye yardımcı olur.
Nasıl Alınır:
Gıda kaynakları arasında kuruyemişler ve tohumlar, tam tahıllar, yapraklı yeşil sebzeler ve baklagiller bulunur.
Magnezyum sitrat veya glisinat takviye olarak alınabilir. Mideyi önlemek için yiyeceklerle birlikte alın</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LbZsj5HKukOJBQ4NbieHPg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kalp sağlığını iyileştirmeye yardımcı olan iltihabı ve lipitleri azaltır.
Beyin sağlığını ve bilişsel işlevi iyileştirir. Nasıl Alınır:Besin kaynakları arasında yağlı balıklar (somon, sardalya ve uskumru gibi), keten tohumları, chia tohumları ve ceviz bulunur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hHTtgDRj2UKfAKc5IloY7w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hücreleri zarardan koruyan bir antioksidan görevi görür.Bağışıklık fonksiyonunu ve kolajen oluşumunu destekler.Nasıl Alınır:Turunçgiller, meyveler, dolmalık biberler ve yapraklı yeşillikler iyi besin kaynaklarıdır.Takviyeler arasında askorbik asit veya tamponlu C vitamini bulunur. C vitamini takviyeleri şu adresten alınabilir:</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TSQ8I9ZgDkqiXHu5-ucRIQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bir sağlık uzmanına danışın. Herhangi bir takviye rejimine başlamadan önce, özellikle uygun dozajları belirlemek ve ilaçlarla olası etkileşimleri ele almak için bir sağlık uzmanına danışın.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_dU4Fu4ZokyppkVN1xLG6g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kalite ve etkinlik açısından üçüncü taraflarca test edilmiş takviyeleri arayın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Zihinsel engelli 2 kardeş milyonda bir görülen hastalığa yakalandı: “Çocuklarım gün geçtikçe gözümün önünde eriyor</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/zihinsel-engelli-2-kardes-milyonda-bir-goerulen-hastaliga-yakalandi-cocuklarim-gun-gectikce-goezumun-oenunde-eriyor</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/zihinsel-engelli-2-kardes-milyonda-bir-goerulen-hastaliga-yakalandi-cocuklarim-gun-gectikce-goezumun-oenunde-eriyor</guid>
<description><![CDATA[ İzmir&#039;de yaşayan Şehri Biçici&#039;nin engelli iki çocuğu, milyonda bir görülen genetik hastalığa yakalandı. Hastalık sebebiyle zaman içerisinde beyin ve omuriliği küçülen çocukları için çare arayışına giren anne Biçici, tek isteğinin sesini duyurmak ve çocuklarının sağlığına kavuşması olduğunu söyledi.İzmir&#039;in Gaziemir ilçesinde engelli 2 çocuğuyla yaşayan Şehri Biçici (42), hem çocuklarına çare arıyor hem de hayatını idame ettirmeye çalışıyor. Biçici&#039;nin 19 yaşındaki kızı Aleyna Biçici, henüz 5 buçuk aylıkken ateşsiz nöbet geçirdi. Ardından bir süre tedavi alan genç kıza teşhis konulamadı. İlerleyen süreçte farklı hastanelere gözüken Aleyna, çeşitli ameliyatlar geçirdi.Anne Biçici, kızını son olarak 2023 yılında Ankara&#039;da bir hastaneye götürdü. Orada yapılan tetkikler sonucu 4 yıldır nöbetler geçiren talihsiz kıza, milyonda bir görülen ve ölümcül olduğu söylenen ‘Spinoserebellar Ataksi&#039; (SCA) tanısı konuldu. Doktorlar, hastalık sebebiyle ‘beyin ile omuriliğin zaman içerisinde küçüldüğünü, işlevini kaybetmesine sebep olduğunu, zamanla öğrenilen her şeyin unutulduğunu ve hastalığın ilerlemesiyle konuşamaz hale gelinebileceğini&#039; belirtti.Anne Biçici&#039;nin 10 yaşındaki oğlu Yiğit Hakan Biçici&#039;ye de yapılan tetkikler sonucu aynı hastalığa yakalandığı tanısı konuldu. İki çocuğuna sürekli bakmak zorunda olduğu için çalışamayan anne Biçici ise sesinin duyulup çocuklarının bir an önce sağlığına kavuşmasını istiyor.Çocuklarının hastalık süreçleriyle ilgili bilgiler aktaran anne Şehri Biçici, “Çocuklarım sağlıklı bir şekilde doğdu. 5 buçuk aylıkken ateşsiz nöbet havale geçirdiler. Sonra kısa bir süre tedavisi sürdü. Ama bir teşhis konmamıştı. Aleyna şu anda 19 yaşında. 16 yaşına kadar hiç nöbet geçirmemişti. Okul çağında öğretmenleri gerilik olduğunu söyledi. Özel bir çocuk oldu. Engelli okuluna gidiyordu. 16 yaşında da nöbetleri başladı. 4 yıldır nöbet geçiriyor. Nöbetleri hiçbir şekilde durmuyor. Gitmediğim doktor, hastane kalmadı. En son Gazi Üniversitesine gittik ve orada teşhis konuldu. Beyin ve omuriliğin gün geçtikçe eriyeceği, bütün işlevini kaybedeceği söylendi. Ölümcül bir hastalık olduğunu, dünyada tedavisi olmadığını söylediler. Milyonda bir görülen ve genetik bir hastalıkmış. Ben de bir çaresizliğe kapıldım ve arayış içine girdim. Oğlumda da aynı şeylerin olduğunu söylediler. Onda da sonuç aynı çıktı. Bütün gidişatı aynı şekilde bekliyoruz. Nöbet şeklinde başlayacak. Beyin ile omurilik küçülmeye başlayacak. Aleyna&#039;nın da zaten küçülmeye başladı. 30 kiloya kadar düştü. Mamayla besleniyor, bez bağlandı. Çocuklarım gün geçtikçe gözümün önünde eriyor. Bir anne olarak arayış içine girdim. Sesimi duyurmak istiyorum” diye konuştu.Çocukları için bitkisel ilaçlara da yöneldiğini ifade eden Biçici, boşlukta ve çaresiz olduğu için ‘kim ne derse&#039; ona inandığını ve kendisinin de psikolojik olarak etkilendiğini anlattı.Doktorların, çocukları için ‘nöbetlerini durduramayız&#039; dediğini vurgulayan Biçici, şunları kaydetti:
“Devletimizin verdiği bakım parasıyla geçiniyorum. Fakat nereye kadar geçineceğim? İlaç ve tedavi masraflarımız çok. Çocuklarımı en iyi şekilde nasıl yaşatabilirim diye uğraşıyorum. Çocuklarımın gözümün önünde nöbet geçirmesi beni parçalıyor. Dayanamıyorum. Elimden başka bir şey gelmiyor.”Kızı Aleyna&#039;nın aniden nöbet geçirdiğini belirten Biçici, “Birden düşüp bir yerlere vücudunu çarptığı oluyor. Sürekli elinden tutuyorum. Tuvalete bile beraber giriyoruz. Ne zaman nöbet geçireceği belli olmuyor. Bazen 7 bazen 9 kez nöbet geçirdiği günler oluyor” şeklinde konuştu. Anne Biçici, önceliğinin ise çocuklarının sağlıklı olması olduğunun altını çizdi.
Anne Biçici, bu hastalığın teşhis konulamadığı için bilinemediğini ve hastalığa çare arayan birçok insanın ‘çocuğuna teşhis konulamadığı gerekçesiyle&#039; kendisine ulaşmaya çalıştığını ifade etti. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AGUgOIumjECavW3JtPlnQw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:14:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Zihinsel, engelli, kardeş, milyonda, bir, görülen, hastalığa, yakalandı:, “Çocuklarım, gün, geçtikçe, gözümün, önünde, eriyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AGUgOIumjECavW3JtPlnQw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Zihinsel engelli 2 kardeş milyonda bir görülen hastalığa yakalandı: “Çocuklarım gün geçtikçe gözümün önünde eriyor"><p>İzmir'de yaşayan Şehri Biçici'nin engelli iki çocuğu, milyonda bir görülen genetik hastalığa yakalandı. Hastalık sebebiyle zaman içerisinde beyin ve omuriliği küçülen çocukları için çare arayışına giren anne Biçici, tek isteğinin sesini duyurmak ve çocuklarının sağlığına kavuşması olduğunu söyledi.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9MQ0_1kyX0qpoTmiX-GlNw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İzmir'in Gaziemir ilçesinde engelli 2 çocuğuyla yaşayan Şehri Biçici (42), hem çocuklarına çare arıyor hem de hayatını idame ettirmeye çalışıyor. Biçici'nin 19 yaşındaki kızı Aleyna Biçici, henüz 5 buçuk aylıkken ateşsiz nöbet geçirdi. Ardından bir süre tedavi alan genç kıza teşhis konulamadı. İlerleyen süreçte farklı hastanelere gözüken Aleyna, çeşitli ameliyatlar geçirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lOrXlTlvWkGrlkE59pJpdA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Anne Biçici, kızını son olarak 2023 yılında Ankara'da bir hastaneye götürdü. Orada yapılan tetkikler sonucu 4 yıldır nöbetler geçiren talihsiz kıza, milyonda bir görülen ve ölümcül olduğu söylenen ‘Spinoserebellar Ataksi' (SCA) tanısı konuldu. Doktorlar, hastalık sebebiyle ‘beyin ile omuriliğin zaman içerisinde küçüldüğünü, işlevini kaybetmesine sebep olduğunu, zamanla öğrenilen her şeyin unutulduğunu ve hastalığın ilerlemesiyle konuşamaz hale gelinebileceğini' belirtti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WqfCOV3Mnk-9-0OroArVSA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Anne Biçici'nin 10 yaşındaki oğlu Yiğit Hakan Biçici'ye de yapılan tetkikler sonucu aynı hastalığa yakalandığı tanısı konuldu. İki çocuğuna sürekli bakmak zorunda olduğu için çalışamayan anne Biçici ise sesinin duyulup çocuklarının bir an önce sağlığına kavuşmasını istiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2TEwKQFOGUGRyn-uRw3Zbw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çocuklarının hastalık süreçleriyle ilgili bilgiler aktaran anne Şehri Biçici, “Çocuklarım sağlıklı bir şekilde doğdu. 5 buçuk aylıkken ateşsiz nöbet havale geçirdiler. Sonra kısa bir süre tedavisi sürdü. Ama bir teşhis konmamıştı. Aleyna şu anda 19 yaşında. 16 yaşına kadar hiç nöbet geçirmemişti. Okul çağında öğretmenleri gerilik olduğunu söyledi. Özel bir çocuk oldu. Engelli okuluna gidiyordu. 16 yaşında da nöbetleri başladı. 4 yıldır nöbet geçiriyor. Nöbetleri hiçbir şekilde durmuyor. Gitmediğim doktor, hastane kalmadı. En son Gazi Üniversitesine gittik ve orada teşhis konuldu. Beyin ve omuriliğin gün geçtikçe eriyeceği, bütün işlevini kaybedeceği söylendi. Ölümcül bir hastalık olduğunu, dünyada tedavisi olmadığını söylediler. Milyonda bir görülen ve genetik bir hastalıkmış. Ben de bir çaresizliğe kapıldım ve arayış içine girdim. Oğlumda da aynı şeylerin olduğunu söylediler. Onda da sonuç aynı çıktı. Bütün gidişatı aynı şekilde bekliyoruz. Nöbet şeklinde başlayacak. Beyin ile omurilik küçülmeye başlayacak. Aleyna'nın da zaten küçülmeye başladı. 30 kiloya kadar düştü. Mamayla besleniyor, bez bağlandı. Çocuklarım gün geçtikçe gözümün önünde eriyor. Bir anne olarak arayış içine girdim. Sesimi duyurmak istiyorum” diye konuştu.Çocukları için bitkisel ilaçlara da yöneldiğini ifade eden Biçici, boşlukta ve çaresiz olduğu için ‘kim ne derse' ona inandığını ve kendisinin de psikolojik olarak etkilendiğini anlattı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zHTsCEHQWk-YBf5IUWuqjg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Doktorların, çocukları için ‘nöbetlerini durduramayız' dediğini vurgulayan Biçici, şunları kaydetti:
“Devletimizin verdiği bakım parasıyla geçiniyorum. Fakat nereye kadar geçineceğim? İlaç ve tedavi masraflarımız çok. Çocuklarımı en iyi şekilde nasıl yaşatabilirim diye uğraşıyorum. Çocuklarımın gözümün önünde nöbet geçirmesi beni parçalıyor. Dayanamıyorum. Elimden başka bir şey gelmiyor.”</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/36Hl7_OLW06tmA_qM7DPSw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kızı Aleyna'nın aniden nöbet geçirdiğini belirten Biçici, “Birden düşüp bir yerlere vücudunu çarptığı oluyor. Sürekli elinden tutuyorum. Tuvalete bile beraber giriyoruz. Ne zaman nöbet geçireceği belli olmuyor. Bazen 7 bazen 9 kez nöbet geçirdiği günler oluyor” şeklinde konuştu. Anne Biçici, önceliğinin ise çocuklarının sağlıklı olması olduğunun altını çizdi.
Anne Biçici, bu hastalığın teşhis konulamadığı için bilinemediğini ve hastalığa çare arayan birçok insanın ‘çocuğuna teşhis konulamadığı gerekçesiyle' kendisine ulaşmaya çalıştığını ifade etti.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kore mutfağının vazgeçilmez yemeği: Erken yaşlanmayı durdurup, vücuda gençlik aşılıyor</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/kore-mutfaginin-vazgecilmez-yemegi-erken-yaslanmayi-durdurup-vucuda-genclik-asiliyor</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/kore-mutfaginin-vazgecilmez-yemegi-erken-yaslanmayi-durdurup-vucuda-genclik-asiliyor</guid>
<description><![CDATA[ Kore mutfağının vazgeçilmez lezzetlerinden biri ve fermente bir lahana yemeği olan kimchi sağlığa olan pek çok faydasıyla dikkat çekiyor. Metabolizmayı hızlandıran, bağışıklık sistemini güçlendiren bu yemek gençleştirici bir etkiye de sahip. Bu nedenle dünyanın dikkatini çeken bu gıdayı listelerinize eklemeyi düşünmelisiniz.Kimchi, Kore mutfağının vazgeçilmezlerinden biri olan fermente bir lahana yemeğidir. Yüksek probiyotik içeriğiyle bilinen bu ünlü yemek, genellikle lahana ana malzeme olarak kullanılır; ancak içine turp, havuç ve soğan gibi farklı sebzeler de eklenebilir.Kimchi sadece lezzetli bir yemek olmasının yanı sıra sağlığa olan faydalarıyla da dikkat çekiyor. Lezzetiyle öne çıkan kimchi, sebzelerin baharatlarla harmanlanarak 3 ila 21 gün aralığında fermente edilmesiyle hazırlanır.Özellikle metabolizmayı hızlandıran, bağışıklık sistemini güçlendiren ve gençlik dolu bir his vadeden bir tarif, sofranıza bambaşka bir dokunuş katabilir.Kimchi&#039;nin bu özelliklerini öne çıkaran en önemli unsurlardan biri, Lactobacillus plantarum adı verilen ve fermente gıdalarda sıkça bulunan bir bakteridir. Yapılan araştırmalar, bu bakterinin bağışıklık sistemine olumlu etkileri olabileceğini ortaya koyuyor.Örneğin, fareler üzerinde gerçekleştirilen bir çalışmada, bu bakterinin enflamasyonu azaltmaya yardımcı olduğu görülmüştür. Bu da Lactobacillus plantarum&#039;un sağlıklı bir bağışıklık sistemiyle bağlantılı olabileceğini göstermektedir.Uzmanlar, kimchi&#039;nin kalp sağlığına da faydalı olabileceğini belirtiyor. WebMD tarafından yapılan bir açıklamaya göre, kimchi&#039;de bulunan probiyotikler, kolesterolü ve enflamasyonu azaltarak kalp sağlığına olumlu katkı sağlayabilir. Ayrıca, kimchi&#039;nin içerdiği lif, antioksidanlar ve besin maddeleri, kan şekerini ve kolesterol seviyelerini düşürebilir. Tüm bu etkiler, kalp sağlığını destekleyici bir rol oynayabilir.Kimchi hücrelerin ömrünü uzatmaya yardımcı olabilir. Örneğin, bir denemede insan hücreleri kimchi ile muamele edilmiş ve bu hücrelerin ömrünün artış gösterdiği gözlemlenmiştir.Kimchi&#039;nin gençleştirici etkilerinin yanı sıra kilo kontrolüne de yardımcı olabileceği belirtiliyor. Dört haftalık bir çalışmada, fazla kilolu katılımcıların hem taze hem de fermente kimchi tükettiği görülmüştür. Araştırma sonunda, katılımcıların vücut ağırlıkları, vücut kitle indeksleri (BMI) ve toplam yağ oranlarında azalma kaydedilmiştir.Her ne kadar daha fazla araştırmaya ihtiyaç olsa da, kimchi düşük kalori ve yüksek lif içeriği sayesinde zayıflamaya destek olabilecek bir seçenek olarak öne çıkıyor.Kimchi, hem lezzetli bir yiyecek arayanlar için hem de sağlık bilincine sahip bireyler için çok yönlü bir alternatif sunuyor. Düşük kalorili yapısı, yüksek besin değeri ve probiyotik zenginliğiyle, kimchi&#039;yi mutfaklarınıza dahil etmek için birçok sebep bulunuyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Z-Kd3P-jqUiKnZfu8gCMCA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:14:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kore, mutfağının, vazgeçilmez, yemeği:, Erken, yaşlanmayı, durdurup, vücuda, gençlik, aşılıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Z-Kd3P-jqUiKnZfu8gCMCA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kore mutfağının vazgeçilmez yemeği: Erken yaşlanmayı durdurup, vücuda gençlik aşılıyor"><p>Kore mutfağının vazgeçilmez lezzetlerinden biri ve fermente bir lahana yemeği olan kimchi sağlığa olan pek çok faydasıyla dikkat çekiyor. Metabolizmayı hızlandıran, bağışıklık sistemini güçlendiren bu yemek gençleştirici bir etkiye de sahip. Bu nedenle dünyanın dikkatini çeken bu gıdayı listelerinize eklemeyi düşünmelisiniz.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/izDqG9tb30i61eFqksjPbQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kimchi, Kore mutfağının vazgeçilmezlerinden biri olan fermente bir lahana yemeğidir. Yüksek probiyotik içeriğiyle bilinen bu ünlü yemek, genellikle lahana ana malzeme olarak kullanılır; ancak içine turp, havuç ve soğan gibi farklı sebzeler de eklenebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yzUeBZGwv0GTLiLVkYAXUw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kimchi sadece lezzetli bir yemek olmasının yanı sıra sağlığa olan faydalarıyla da dikkat çekiyor. Lezzetiyle öne çıkan kimchi, sebzelerin baharatlarla harmanlanarak 3 ila 21 gün aralığında fermente edilmesiyle hazırlanır.Özellikle metabolizmayı hızlandıran, bağışıklık sistemini güçlendiren ve gençlik dolu bir his vadeden bir tarif, sofranıza bambaşka bir dokunuş katabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-0_jROJMOUiRUvX_2_Yudw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kimchi'nin bu özelliklerini öne çıkaran en önemli unsurlardan biri, Lactobacillus plantarum adı verilen ve fermente gıdalarda sıkça bulunan bir bakteridir. Yapılan araştırmalar, bu bakterinin bağışıklık sistemine olumlu etkileri olabileceğini ortaya koyuyor.Örneğin, fareler üzerinde gerçekleştirilen bir çalışmada, bu bakterinin enflamasyonu azaltmaya yardımcı olduğu görülmüştür. Bu da Lactobacillus plantarum'un sağlıklı bir bağışıklık sistemiyle bağlantılı olabileceğini göstermektedir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Rk3572vKdE2cWp-FF_r0DQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlar, kimchi'nin kalp sağlığına da faydalı olabileceğini belirtiyor. WebMD tarafından yapılan bir açıklamaya göre, kimchi'de bulunan probiyotikler, kolesterolü ve enflamasyonu azaltarak kalp sağlığına olumlu katkı sağlayabilir. Ayrıca, kimchi'nin içerdiği lif, antioksidanlar ve besin maddeleri, kan şekerini ve kolesterol seviyelerini düşürebilir. Tüm bu etkiler, kalp sağlığını destekleyici bir rol oynayabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/obi62ZNb1EWQ4kAykzVKHA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kimchi hücrelerin ömrünü uzatmaya yardımcı olabilir. Örneğin, bir denemede insan hücreleri kimchi ile muamele edilmiş ve bu hücrelerin ömrünün artış gösterdiği gözlemlenmiştir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pBsDxzy2Q0qN2QaRbRbRNg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kimchi'nin gençleştirici etkilerinin yanı sıra kilo kontrolüne de yardımcı olabileceği belirtiliyor. Dört haftalık bir çalışmada, fazla kilolu katılımcıların hem taze hem de fermente kimchi tükettiği görülmüştür. Araştırma sonunda, katılımcıların vücut ağırlıkları, vücut kitle indeksleri (BMI) ve toplam yağ oranlarında azalma kaydedilmiştir.Her ne kadar daha fazla araştırmaya ihtiyaç olsa da, kimchi düşük kalori ve yüksek lif içeriği sayesinde zayıflamaya destek olabilecek bir seçenek olarak öne çıkıyor.Kimchi, hem lezzetli bir yiyecek arayanlar için hem de sağlık bilincine sahip bireyler için çok yönlü bir alternatif sunuyor. Düşük kalorili yapısı, yüksek besin değeri ve probiyotik zenginliğiyle, kimchi'yi mutfaklarınıza dahil etmek için birçok sebep bulunuyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>10 yaşındaki Hasan kalp krizi kurbanı</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/10-yasindaki-hasan-kalp-krizi-kurbani</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/10-yasindaki-hasan-kalp-krizi-kurbani</guid>
<description><![CDATA[ Bursa’da kalp ritmindeki bozukluk nedeniyle ameliyat edilen 10 yaşındaki Hasan Elibrahim, yoğun bakım ünitesinde tutulduğu sırada kalp krizi geçirdi. Küçük çocuk, doktorların tüm çabasına karşın kurtarılamadı.Bursa’da 10 yaşındaki bir çocuk, ameliyatın ardından kalp krizi geçirerek yaşamını yitirdi.  İnegöl’deki Fatih İlkokulu’nda eğitim gören 4’üncü sınıf öğrencisi Hasan Elibrahim, 13 Ocak günü okulda fenalaştı.  İnegöl Devlet Hastanesi’ne kaldırılan Elibrahim’in ilk tetkiklerinde kalp ritminde bozukluk olduğu belirlendi.   Buradan Bursa Dörtçelik Çocuk Hastanesi’ne sevk edilen Hasan Elibrahim, acil ameliyata alındı.   Ameliyatın ardından yoğun bakım ünitesinde tedavisi süren Elibrahim, kalp krizi geçirdi.  Hasan Elibrahim, dün doktorların tüm çabasına karşın kurtarılamadı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nXeuEhbUAU2szVW8ZW9f-g.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:14:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>yaşındaki, Hasan, kalp, krizi, kurbanı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nXeuEhbUAU2szVW8ZW9f-g.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="10 yaşındaki Hasan kalp krizi kurbanı"><p>Bursa’da kalp ritmindeki bozukluk nedeniyle ameliyat edilen 10 yaşındaki Hasan Elibrahim, yoğun bakım ünitesinde tutulduğu sırada kalp krizi geçirdi. Küçük çocuk, doktorların tüm çabasına karşın kurtarılamadı.</p>Bursa’da 10 yaşındaki bir çocuk, ameliyatın ardından kalp krizi geçirerek yaşamını yitirdi.  İnegöl’deki Fatih İlkokulu’nda eğitim gören 4’üncü sınıf öğrencisi Hasan Elibrahim, 13 Ocak günü okulda fenalaştı.  İnegöl Devlet Hastanesi’ne kaldırılan Elibrahim’in ilk tetkiklerinde kalp ritminde bozukluk olduğu belirlendi.   Buradan Bursa Dörtçelik Çocuk Hastanesi’ne sevk edilen Hasan Elibrahim, acil ameliyata alındı.   Ameliyatın ardından yoğun bakım ünitesinde tedavisi süren Elibrahim, kalp krizi geçirdi.  Hasan Elibrahim, dün doktorların tüm çabasına karşın kurtarılamadı.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bu diyet sosyal medyanın gündeminde: Uzun vadede kansere bile yol açabilir (Kornivor diyet nedir?)</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/bu-diyet-sosyal-medyanin-gundeminde-uzun-vadede-kansere-bile-yol-acabilir-kornivor-diyet-nedir</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/bu-diyet-sosyal-medyanin-gundeminde-uzun-vadede-kansere-bile-yol-acabilir-kornivor-diyet-nedir</guid>
<description><![CDATA[ Sosyal medyada popüler olan diyetlere bir yenisi daha eklendi. Karnivor diyet olarak bilinen etobur diyeti son dönemde sıkça uygulanıyor. Diyet yapmak isteyenler uzman kontrolü dışında sadece et ürünleri ve hayvansal gıda ile bilinçsizce beslenip kısa vadede hızlı kilo verebiliyor. Peki bu durumun sağlığa nasıl tehlikeleri var? Haber: Sena GürbıyıkKarnivor diğer adıyla etobur diyet olarak bilinen uygulama son dönemde sosyal medya kullanıcılarının gündeminde.Sadece et ve hayvansal gıdalar tüketiliyor. Hızlı kilo verme uğruna sebze, meyve ve birçok gıdadan vazgeçiliyor. Diyet doktor kontrolü olmadan yapıldığında birçok hastalığı tetikleyebiliyor.Uzmanlar kilo vermek isteyenlere diyetisyen kontrolünde ilerlemelerini tavsiye ediyor.Uzman Diyetisyen Fatma Turanlı, diyetin böbrek yükünü artırabileceğine dikkat çekip &quot;Eğer kalp damar hastalığı alt yapınız varsa, kolestrolünüz yüksekse, tansiyonunuz yüksekse kötü yönde etkileyebilir.&quot; dedi.Sebze ve meyve diğer yiyecekleri içermeyen bir diyet olduğu için vitamin, mineral açısından oldukça zayıf olduğunu belirten Turanlı, bağışıklı sisteminin çökebileceğini dile getirdi.Turanlı, &quot;Uzun vadede kanser sebebine de sırf et ağırlıklı beslenmek ve posayı çok az almak özellikle dünyada üçüncü kolerektal kanserlerin sebebi olarak biliniyor.&quot; dedi.&quot;Herkes kendine uygun ve sağlıklı beslenmeyi bence hayatına entegre etmeli.&quot; diyen Turanlı, &quot;Olabildiğince yiyeceklerde çeşitliliği sağladıkları yiyecekleri tüketmeleri yani sebzenin de, kuruyemişlerin de, tahilin de, etin, tavuğun, balığın bulunduğu ama sağlıklı ve çeşitli bir diyet tüketmeleri uzun vadede sağlıklı olmalarına yardımcı olacaktır.&quot; ifadelerini kullandı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yxFyBJXA9Eew4WjgcjPqOA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:14:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>diyet, sosyal, medyanın, gündeminde:, Uzun, vadede, kansere, bile, yol, açabilir, Kornivor, diyet, nedir</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yxFyBJXA9Eew4WjgcjPqOA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Bu diyet sosyal medyanın gündeminde: Uzun vadede kansere bile yol açabilir (Kornivor diyet nedir?)"><p>Sosyal medyada popüler olan diyetlere bir yenisi daha eklendi. Karnivor diyet olarak bilinen etobur diyeti son dönemde sıkça uygulanıyor. Diyet yapmak isteyenler uzman kontrolü dışında sadece et ürünleri ve hayvansal gıda ile bilinçsizce beslenip kısa vadede hızlı kilo verebiliyor. Peki bu durumun sağlığa nasıl tehlikeleri var? Haber: Sena Gürbıyık</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/27yFWYjRjE6x1ybbTCOlWQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Karnivor diğer adıyla etobur diyet olarak bilinen uygulama son dönemde sosyal medya kullanıcılarının gündeminde.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jQMUJ4pQi0--Vto_E6URuA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sadece et ve hayvansal gıdalar tüketiliyor. Hızlı kilo verme uğruna sebze, meyve ve birçok gıdadan vazgeçiliyor. Diyet doktor kontrolü olmadan yapıldığında birçok hastalığı tetikleyebiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wlIkUUAvIkmqPFPJaUx1gw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlar kilo vermek isteyenlere diyetisyen kontrolünde ilerlemelerini tavsiye ediyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GdVY0DFg5EuzirANcx6zVg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzman Diyetisyen Fatma Turanlı, diyetin böbrek yükünü artırabileceğine dikkat çekip "Eğer kalp damar hastalığı alt yapınız varsa, kolestrolünüz yüksekse, tansiyonunuz yüksekse kötü yönde etkileyebilir." dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JPA_o9sEe0GvgrMJ0hBhJg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sebze ve meyve diğer yiyecekleri içermeyen bir diyet olduğu için vitamin, mineral açısından oldukça zayıf olduğunu belirten Turanlı, bağışıklı sisteminin çökebileceğini dile getirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1yQk0XaOa0-hfAc28c9XHw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Turanlı, "Uzun vadede kanser sebebine de sırf et ağırlıklı beslenmek ve posayı çok az almak özellikle dünyada üçüncü kolerektal kanserlerin sebebi olarak biliniyor." dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-hx1tz5JG0KWjGVnnmUhDw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>"Herkes kendine uygun ve sağlıklı beslenmeyi bence hayatına entegre etmeli." diyen Turanlı, "Olabildiğince yiyeceklerde çeşitliliği sağladıkları yiyecekleri tüketmeleri yani sebzenin de, kuruyemişlerin de, tahilin de, etin, tavuğun, balığın bulunduğu ama sağlıklı ve çeşitli bir diyet tüketmeleri uzun vadede sağlıklı olmalarına yardımcı olacaktır." ifadelerini kullandı.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bebekleri ve çocukları tehdit ediyor: RSV nedir, belirtileri neler?</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/bebekleri-ve-cocuklari-tehdit-ediyor-rsv-nedir-belirtileri-neler</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/bebekleri-ve-cocuklari-tehdit-ediyor-rsv-nedir-belirtileri-neler</guid>
<description><![CDATA[ Son yıllarda görülme sıklığındaki artışla dikkat çeken RSV (Respiratuar Sinsisyal Virüs), grip ve soğuk algınlığına benzer şikayetlere neden olurken, tedavisinde gecikildiğinde akciğerleri tehdit ediyor. RSV, genellikle üst solunum yolu enfeksiyonu; bebek ve küçük çocuklar ile prematüre doğanlarda, bağışıklık yetmezliği olanlarda ve yaşlılarda ciddi alt solunum yolu enfeksiyonları geliştirebiliyor. Peki, RSV nedir, belirtileri neler?RSV, Respiratuar Sinsityal Virüsü (Respiratory Syncytial Virus), özellikle çocuklarda ve bebeklerde solunum yolu enfeksiyonlarına neden olan yaygın bir virüstür. RSV, soğuk algınlığına benzer semptomlara yol açabilir, ancak bazı durumlarda bronşiolit ve zatürre gibi daha ciddi solunum yolu hastalıklarına neden olabilir.Virüs öksürük, hapşırma, burun akıntısı gibi durumlarla yayılan damlacıkların ağız, burun veya göz mukozasından alınması ile bulaşır. Etkenin enfekte kişiden yayılım süresi kişinin özelliklerine bağlı olmakla birlikte, ortalama 11 gün sürdüğü çalışmalarda gösterilmiştir.Virüs çok uzun süre el ve yüzeylerde bulunur. Bu nedenle el hijyenine uyum ve temas önlemleri etkenin yayılmasını engellemede önemlidir. Hastalık belirtileri etken alındıktan sonra ortalama 4-6 gün içinde ortaya çıkar. Etkene karşı kalıcı bağışıklık sağlanmaz, tekrar tekrar görülebilir.RSV virüsü yakın temas, göz, burun akıntısı ve havada asılı kalan damlacıklar yoluyla bulaşmaktadır.İnfluenza ve Covid-19 semptomları ile benzerlik gösteren RSV; burun akıntısı, öksürme, hapşırma, ateş, hırıltı ve halsizlik gibi gibi belirtiler ile ortaya çıkmaktadır.Üst solunum yollarında çoğalan RSV virüsü, hızla alt solunum yollarına da ulaşıyor.Prematüre bebekler, doğumsal veya kazanılmış bağışıklık yetmezliği olanlar, doğumsal kalp hastalığı görülenler, kemik iliği ve organ nakli yapılan kişiler, evde oksijen tedavisi alanlar ile nörolojik ve metabolik problemi olan çocuklar RSV için yüksek risk taşıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qNaU1TFkAEWTLkd_KH6I9g.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:14:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bebekleri, çocukları, tehdit, ediyor:, RSV, nedir, belirtileri, neler</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qNaU1TFkAEWTLkd_KH6I9g.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Bebekleri ve çocukları tehdit ediyor: RSV nedir, belirtileri neler?"><p>Son yıllarda görülme sıklığındaki artışla dikkat çeken RSV (Respiratuar Sinsisyal Virüs), grip ve soğuk algınlığına benzer şikayetlere neden olurken, tedavisinde gecikildiğinde akciğerleri tehdit ediyor. RSV, genellikle üst solunum yolu enfeksiyonu; bebek ve küçük çocuklar ile prematüre doğanlarda, bağışıklık yetmezliği olanlarda ve yaşlılarda ciddi alt solunum yolu enfeksiyonları geliştirebiliyor. Peki, RSV nedir, belirtileri neler?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rte23MC4cEGvjuySbF716w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>RSV, Respiratuar Sinsityal Virüsü (Respiratory Syncytial Virus), özellikle çocuklarda ve bebeklerde solunum yolu enfeksiyonlarına neden olan yaygın bir virüstür. RSV, soğuk algınlığına benzer semptomlara yol açabilir, ancak bazı durumlarda bronşiolit ve zatürre gibi daha ciddi solunum yolu hastalıklarına neden olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8tBAxIRVrEelXHX0fWd0Gw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Virüs öksürük, hapşırma, burun akıntısı gibi durumlarla yayılan damlacıkların ağız, burun veya göz mukozasından alınması ile bulaşır. Etkenin enfekte kişiden yayılım süresi kişinin özelliklerine bağlı olmakla birlikte, ortalama 11 gün sürdüğü çalışmalarda gösterilmiştir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kGeum6Oz00-Txdbx2VFfPA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Virüs çok uzun süre el ve yüzeylerde bulunur. Bu nedenle el hijyenine uyum ve temas önlemleri etkenin yayılmasını engellemede önemlidir. Hastalık belirtileri etken alındıktan sonra ortalama 4-6 gün içinde ortaya çıkar. Etkene karşı kalıcı bağışıklık sağlanmaz, tekrar tekrar görülebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UTpDzKBzKUit9Dq1dliwjA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>RSV virüsü yakın temas, göz, burun akıntısı ve havada asılı kalan damlacıklar yoluyla bulaşmaktadır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jP-SDK2HyUyDqOCEqrbcEg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İnfluenza ve Covid-19 semptomları ile benzerlik gösteren RSV; burun akıntısı, öksürme, hapşırma, ateş, hırıltı ve halsizlik gibi gibi belirtiler ile ortaya çıkmaktadır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mVkkSj9igUSK0uGDx5ApPQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Üst solunum yollarında çoğalan RSV virüsü, hızla alt solunum yollarına da ulaşıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/z9aCayJUXE2nOV1s1c7r6g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Prematüre bebekler, doğumsal veya kazanılmış bağışıklık yetmezliği olanlar, doğumsal kalp hastalığı görülenler, kemik iliği ve organ nakli yapılan kişiler, evde oksijen tedavisi alanlar ile nörolojik ve metabolik problemi olan çocuklar RSV için yüksek risk taşıyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ölüm oranı yüzde 88&amp;apos;e varan virüs yayılıyor: Marburg virüsü nedir? Marburg virüsü belirtileri neler?</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/olum-orani-yuzde-88e-varan-virus-yayiliyor-marburg-virusu-nedir-marburg-virusu-belirtileri-neler</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/olum-orani-yuzde-88e-varan-virus-yayiliyor-marburg-virusu-nedir-marburg-virusu-belirtileri-neler</guid>
<description><![CDATA[ Dünya Sağlık Örgütü (WHO), Tanzanya&#039;da Marburg virüsü salgını şüphesi nedeniyle en az sekiz kişinin hayatını kaybettiğini duyurdu. WHO yetkilileri, bölgedeki sağlık otoriteleriyle iş birliği içinde salgının kaynağını belirlemek ve yayılmasını önlemek amacıyla acil önlemler aldıklarını belirtti. Bu salgın, 2024 yılının sonlarında Ruanda&#039;da benzer bir şekilde 15 kişinin ölümüne neden olan Marburg virüsü salgınına benzerlik gösteriyor. O dönem Ruanda&#039;da hızla yayılan virüs, yoğun sağlık çalışmaları ve uluslararası yardımlar sayesinde kontrol altına alınmıştı.  Peki, marburg virüsü nedir? Marburg virüsü belirtileri neler?Marburg virüsü tekrar gündeme geldi. Ebola&#039;ya neden olan virüsle yakından ilişkili olan marburg, son yıllarda neredeyse tamamı Afrika&#039;da olmak üzere yüzlerce insanın ölümüne neden oldu.Marburg virüsü hastalığı (MVH), insanlarda sıklıkla ölümle sonuçlanan ciddi bir hastalıktır.   Marburg virüsü, ilk kez 1967&#039;de Almanya&#039;nın Marburg kentindeki bir laboratuvarda tespit edildi.Meyve yarasaları aracılığıyla bulaşan Marburg virüsü, insanlar arasında da enfekte kişilerin vücut sıvıları veya teması yoluyla yayılıyor.Enfekte kişilerde yüksek ateş, şiddetli baş ağrısı, halsizlik, kusma gibi belirtiler aniden ortaya çıkıyor ve birçok hastada 7 günde şiddetli hemorajik belirtiler gelişiyor.Aşısı ya da özel bir tedavisi olmayan Marburg virüsünde ölüm oranı ise yüzde 23 ile yüzde 90 arasında değişiyor.Angola&#039;da 2005&#039;te yaşanan Marburg virüsü salgınında, virüsün bulaştığı 252 kişinin yüzde 90&#039;ı hayatını kaybetmişti.Kontrolü zor bir virüstür. Çünkü iyileşen kişiler kan veya semen gibi sıvılarla ve anne sütüyle  aylar sonrada bulaştırıcı olmaya devam edebilir.Hastalığın görüldüğü bölgelere seyahat edecekler şunlara mutlaka dikkat etmelidirler:Canlı ya da ölü meyve yarasaları, primatlar ve bunların çıkartılarıyla temastan kaçınmak,Vahşi hayvan eti yememek,Hasta olduğu düşünülen insanlarla yakın temastan kaçınmak,Elleri sık sık su ve sabunla yıkamak veya alkol bazlı el dezenfektanlarıyla temizlemek.Meyve yarasa kolonilerinin yaşadığı madenlere veya mağaralara uzun süre maruz kalmaktan kaynaklanan yarasa-insan bulaşma riskini azaltmak için buraları ziyaret edecek veya buralarda çalışacak kişiler tarafından eldiven ve diğer uygun koruyucu giysileri (maskeler dahil) giymek,Salgınlar sırasında tüm hayvansal ürünleri tüketilmeden önce iyice pişirmek,Enfekte hastalarla, özellikle vücut sıvılarıyla doğrudan veya yakın temastan kaynaklanan insandan insana bulaşma riskini azaltmak için Marburg virüsü hastası ile yakın fiziksel temastan kaçınmak,Marburg virüsü hastalığı şüphesi olan veya MVH olduğu doğrulanan hastalar erken bakım için belirlenmiş bir tedavi merkezinde izole edilmesini sağlamak ve evde bulaşı önlenmek,Marburg virüsü hastasıyla temas etmiş olabilecek kişileri belirlemek ve sağlık durumlarını 21 gün boyunca izlemek,Şüpheli veya doğrulanmış Marburg virüsü hastasına bakan sağlık çalışanlarında, hastanın kanı ve vücut sıvıları ile giysi ve yatak takımı gibi kirlenmiş yüzey veya malzemelerle teması önlemek için ekstra enfeksiyon kontrol önlemleri uygulamak.Marburg virüsünün enfekte semen yoluyla bulaşması, klinik iyileşmeden sonraki yedi haftaya kadar devam edebileceğinin farkında olmak. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uGaSqH7MfEu1ZQXGqsYr4g.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:14:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Ölüm, oranı, yüzde, 88e, varan, virüs, yayılıyor:, Marburg, virüsü, nedir, Marburg, virüsü, belirtileri, neler</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uGaSqH7MfEu1ZQXGqsYr4g.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Ölüm oranı yüzde 88'e varan virüs yayılıyor: Marburg virüsü nedir? Marburg virüsü belirtileri neler?"><p>Dünya Sağlık Örgütü (WHO), Tanzanya'da Marburg virüsü salgını şüphesi nedeniyle en az sekiz kişinin hayatını kaybettiğini duyurdu. WHO yetkilileri, bölgedeki sağlık otoriteleriyle iş birliği içinde salgının kaynağını belirlemek ve yayılmasını önlemek amacıyla acil önlemler aldıklarını belirtti. Bu salgın, 2024 yılının sonlarında Ruanda'da benzer bir şekilde 15 kişinin ölümüne neden olan Marburg virüsü salgınına benzerlik gösteriyor. O dönem Ruanda'da hızla yayılan virüs, yoğun sağlık çalışmaları ve uluslararası yardımlar sayesinde kontrol altına alınmıştı.  Peki, marburg virüsü nedir? Marburg virüsü belirtileri neler?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QI_KMj-eHUG0vkweK5gEOQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Marburg virüsü tekrar gündeme geldi. Ebola'ya neden olan virüsle yakından ilişkili olan marburg, son yıllarda neredeyse tamamı Afrika'da olmak üzere yüzlerce insanın ölümüne neden oldu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9elbP8lFkUCEsJXCX-1SWw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Marburg virüsü hastalığı (MVH), insanlarda sıklıkla ölümle sonuçlanan ciddi bir hastalıktır.   Marburg virüsü, ilk kez 1967'de Almanya'nın Marburg kentindeki bir laboratuvarda tespit edildi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Mn5BEl1oDEuqt08WGHSz-g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Meyve yarasaları aracılığıyla bulaşan Marburg virüsü, insanlar arasında da enfekte kişilerin vücut sıvıları veya teması yoluyla yayılıyor.Enfekte kişilerde yüksek ateş, şiddetli baş ağrısı, halsizlik, kusma gibi belirtiler aniden ortaya çıkıyor ve birçok hastada 7 günde şiddetli hemorajik belirtiler gelişiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_I0SUsYTGUCVlq6cpQL_tw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Aşısı ya da özel bir tedavisi olmayan Marburg virüsünde ölüm oranı ise yüzde 23 ile yüzde 90 arasında değişiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/x4Q6_hV9BU-EkpgDTN0Vlw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Angola'da 2005'te yaşanan Marburg virüsü salgınında, virüsün bulaştığı 252 kişinin yüzde 90'ı hayatını kaybetmişti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Chf5vWY-x0Gen3S0QuNKmA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kontrolü zor bir virüstür. Çünkü iyileşen kişiler kan veya semen gibi sıvılarla ve anne sütüyle  aylar sonrada bulaştırıcı olmaya devam edebilir.Hastalığın görüldüğü bölgelere seyahat edecekler şunlara mutlaka dikkat etmelidirler:Canlı ya da ölü meyve yarasaları, primatlar ve bunların çıkartılarıyla temastan kaçınmak,Vahşi hayvan eti yememek,Hasta olduğu düşünülen insanlarla yakın temastan kaçınmak,Elleri sık sık su ve sabunla yıkamak veya alkol bazlı el dezenfektanlarıyla temizlemek.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/x3BNyBDEtU2lLm_xWc8tAw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Meyve yarasa kolonilerinin yaşadığı madenlere veya mağaralara uzun süre maruz kalmaktan kaynaklanan yarasa-insan bulaşma riskini azaltmak için buraları ziyaret edecek veya buralarda çalışacak kişiler tarafından eldiven ve diğer uygun koruyucu giysileri (maskeler dahil) giymek,Salgınlar sırasında tüm hayvansal ürünleri tüketilmeden önce iyice pişirmek,Enfekte hastalarla, özellikle vücut sıvılarıyla doğrudan veya yakın temastan kaynaklanan insandan insana bulaşma riskini azaltmak için Marburg virüsü hastası ile yakın fiziksel temastan kaçınmak,Marburg virüsü hastalığı şüphesi olan veya MVH olduğu doğrulanan hastalar erken bakım için belirlenmiş bir tedavi merkezinde izole edilmesini sağlamak ve evde bulaşı önlenmek,Marburg virüsü hastasıyla temas etmiş olabilecek kişileri belirlemek ve sağlık durumlarını 21 gün boyunca izlemek,Şüpheli veya doğrulanmış Marburg virüsü hastasına bakan sağlık çalışanlarında, hastanın kanı ve vücut sıvıları ile giysi ve yatak takımı gibi kirlenmiş yüzey veya malzemelerle teması önlemek için ekstra enfeksiyon kontrol önlemleri uygulamak.Marburg virüsünün enfekte semen yoluyla bulaşması, klinik iyileşmeden sonraki yedi haftaya kadar devam edebileceğinin farkında olmak.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>GSS borçlusu hastaneye gidebilecek: Sağlık hizmetlerinden yararlanma süresi yıl sonuna kadar uzatıldı</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/gss-borclusu-hastaneye-gidebilecek-saglik-hizmetlerinden-yararlanma-suresi-yil-sonuna-kadar-uzatildi</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/gss-borclusu-hastaneye-gidebilecek-saglik-hizmetlerinden-yararlanma-suresi-yil-sonuna-kadar-uzatildi</guid>
<description><![CDATA[ Genel Sağlık Sigortası prim borcu olanların sağlık hizmetlerinden yararlanma süresi 2025 yılı sonuna kadar uzatıldı.Söz konusu Cumhurbaşkanı Kararı Resmi Gazete&#039;de yayımlandı. Kararla, Genel Sağlık Sigortası (GSS) prim borcu nedeniyle sağlık hizmeti alamayacak Türk vatandaşları ile bakmakla yükümlü oldukları kişilerin, Sağlık Bakanlığı&#039;na bağlı hastanelerde sunulan sağlık hizmetlerinden yararlanabilmelerine ilişkin düzenleme 31 Aralık 2025&#039;e kadar uzatıldıBöylece bu kapsamdaki kişiler, GSS prim borcu olup olmadığına bakılmaksızın devlet hastaneleri ile devlet üniversitesi hastanelerinden önümüzdeki yıl da yararlanabilecek. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NPA4DRCjc0O6NtK5HwkFmA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:14:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>GSS, borçlusu, hastaneye, gidebilecek:, Sağlık, hizmetlerinden, yararlanma, süresi, yıl, sonuna, kadar, uzatıldı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NPA4DRCjc0O6NtK5HwkFmA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="GSS borçlusu hastaneye gidebilecek: Sağlık hizmetlerinden yararlanma süresi yıl sonuna kadar uzatıldı"><p>Genel Sağlık Sigortası prim borcu olanların sağlık hizmetlerinden yararlanma süresi 2025 yılı sonuna kadar uzatıldı.</p><p>Söz konusu Cumhurbaşkanı Kararı Resmi Gazete'de yayımlandı. </p><p>Kararla, Genel Sağlık Sigortası (GSS) prim borcu nedeniyle sağlık hizmeti alamayacak Türk vatandaşları ile bakmakla yükümlü oldukları kişilerin, Sağlık Bakanlığı'na bağlı hastanelerde sunulan sağlık hizmetlerinden yararlanabilmelerine ilişkin düzenleme 31 Aralık 2025'e kadar uzatıldı</p><p>Böylece bu kapsamdaki kişiler, GSS prim borcu olup olmadığına bakılmaksızın devlet hastaneleri ile devlet üniversitesi hastanelerinden önümüzdeki yıl da yararlanabilecek.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yemek uzmanı Vedat Milor midye ve balığı suçladı: Vücudumda yüksek miktarda civa var</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/yemek-uzmani-vedat-milor-midye-ve-baligi-sucladi-vucudumda-yuksek-miktarda-civa-var</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/yemek-uzmani-vedat-milor-midye-ve-baligi-sucladi-vucudumda-yuksek-miktarda-civa-var</guid>
<description><![CDATA[ Ünlü yemek eleştirmeni Vedat Milor, yaşadığı sağlık sorunlarıyla ilgili konuştu. Pestisit, yani tarım ilacı mağduru olduğunu belirten Milor, el titremesi ve uyuşma gibi sağlık sorunları yaşadığını söyledi. Milor, vücudundaki yüksek miktarda civa nedeniyle bu rahatsızlıkları yaşamış olabileceğini söyledi, balık ve midyeye işaret etti.Milor, Armağan Çağlayan&#039;ın sunduğu &#039;Gör Beni&#039; programına konuk oldu.Bir süredir sağlık sorunlarıyla da gündem olan Milor&#039;a, Çağlayan da &#039;Ellerinizin titremesi parkinson mu?&#039; sorusunu yöneltti. Milor&#039;un bu soruya verdiği yanıt dikkat çekti. Vedat Milor, 15 sene önce ellerinin ve ayaklarının uyuşmaya başlaması nedeniyle doktora gittiğini ama bir türlü neden uyuştuğunun anlaşılamadığını belirterek şunları anlattı:&quot;Nihayetinde his kaybı olmaya başladı, polinöropati denilen olay görüldü. Mesela dizinize vurulduğunda ayağınızın kalkması lazım ama kalkmıyor. Neyse ki doktorum akıl etti ve ağır metal testi yaptırdı.&quot;&quot;Vücudumda çok yüksek miktarda civa bulundu. Civa zehirlenmesi olmuş ve o civa da gidip sinirlerin etrafındaki tabakaları aşındırmış. O yüzden zorladığım zaman bir şeyleri tutmak için semptomlar ortaya çıkıyor.&quot; açıklamasını yapan Milor, &quot;Civa neden olur ? Rivayetler muhtelif ancak daha çok mesela midye. İskele babalarından çıkarılan midye ya da bazı balıklarda çok bulunuyor.&quot; dedi,Milor, tarım ilaçlarının da bu duruma neden olabileceğini belirtirken, &quot;Bir de tarımda kullanılan pestisit kaynaklı arsenik var. Ülkemizde bunlardan çok bulunuyor. Doktorum aşağı yukarı sinirlerimin 1000 yılda düzeleceğini söyledi.&quot; diye konuştu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/n60Eu9AKy0CgirEvb-lFEg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:14:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Yemek, uzmanı, Vedat, Milor, midye, balığı, suçladı:, Vücudumda, yüksek, miktarda, civa, var</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/n60Eu9AKy0CgirEvb-lFEg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Yemek uzmanı Vedat Milor midye ve balığı suçladı: Vücudumda yüksek miktarda civa var"><p>Ünlü yemek eleştirmeni Vedat Milor, yaşadığı sağlık sorunlarıyla ilgili konuştu. Pestisit, yani tarım ilacı mağduru olduğunu belirten Milor, el titremesi ve uyuşma gibi sağlık sorunları yaşadığını söyledi. Milor, vücudundaki yüksek miktarda civa nedeniyle bu rahatsızlıkları yaşamış olabileceğini söyledi, balık ve midyeye işaret etti.</p><p>Milor, Armağan Çağlayan'ın sunduğu 'Gör Beni' programına konuk oldu.</p><p>Bir süredir sağlık sorunlarıyla da gündem olan Milor'a, Çağlayan da 'Ellerinizin titremesi parkinson mu?' sorusunu yöneltti. Milor'un bu soruya verdiği yanıt dikkat çekti. </p><p>Vedat Milor, 15 sene önce ellerinin ve ayaklarının uyuşmaya başlaması nedeniyle doktora gittiğini ama bir türlü neden uyuştuğunun anlaşılamadığını belirterek şunları anlattı:</p><p>"Nihayetinde his kaybı olmaya başladı, polinöropati denilen olay görüldü. Mesela dizinize vurulduğunda ayağınızın kalkması lazım ama kalkmıyor. Neyse ki doktorum akıl etti ve ağır metal testi yaptırdı."</p><p>"Vücudumda çok yüksek miktarda civa bulundu. Civa zehirlenmesi olmuş ve o civa da gidip sinirlerin etrafındaki tabakaları aşındırmış. O yüzden zorladığım zaman bir şeyleri tutmak için semptomlar ortaya çıkıyor." açıklamasını yapan Milor, "Civa neden olur ? Rivayetler muhtelif ancak daha çok mesela midye. İskele babalarından çıkarılan midye ya da bazı balıklarda çok bulunuyor." dedi,</p><p>Milor, tarım ilaçlarının da bu duruma neden olabileceğini belirtirken, "Bir de tarımda kullanılan pestisit kaynaklı arsenik var. Ülkemizde bunlardan çok bulunuyor. Doktorum aşağı yukarı sinirlerimin 1000 yılda düzeleceğini söyledi." diye konuştu.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Her gün yürüyüş yapmanıza rağmen kilo veremiyor musunuz? Bunun 7 şaşırtıcı nedeni</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/her-gun-yuruyus-yapmaniza-ragmen-kilo-veremiyor-musunuz-bunun-7-sasirtici-nedeni</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/her-gun-yuruyus-yapmaniza-ragmen-kilo-veremiyor-musunuz-bunun-7-sasirtici-nedeni</guid>
<description><![CDATA[ Düzenli yürüyüş birçok sağlık faydası sağlar, ancak bazı faktörler kilo kaybını engelleyebilir. Bunlara yavaş tempo, yetersiz süre, sağlık koşulları, yüksek stres, uyku eksikliği, ilaç yan etkileri ve yüksek kalorili diyetler dahildir. Bu sorunları ele almak, kilo kaybı için yürüyüşün etkinliğini artırmaya yardımcı olabilir.Her gün yürüyüş yapmak, sağlığınız için birçok avantajla birlikte gelir. Mutlu ve enerjik hissetmekten formunuzu korumaya kadar, biraz günlük hareket sağlığınız için harikalar yaratabilir.Ancak, düzenli yürüyüşlere rağmen istenen sonuçları alamamak moral bozucu olabilir. Her gün yürüyüş için parka gidiyorsanız ve hala o fazla kiloları veremiyorsanız, gözden kaçırmış olabileceğiniz bazı nedenler olabilir.Yavaş yürüyenler zihinsel sağlık faydalarından yararlanabilir ve eklemler için kolay olabilir, ancak yoğunluk kalp atış hızınızı yükseltmeye yetmiyorsa tartılarına yansımayabilir. Egzersizinizin etkisini derinleştirmek için bunun yerine hızınızı artırmanız veya merdiven çıkmanız önerilir.Yeterince yürümemek istediğiniz sonuçları elde etmenizi sağlamaz. Uzun yürüyüşler için zamanınız veya isteğiniz yoksa, her öğünden sonra 3-4 küçük yürüyüşe bölmek yardımcı olabilir. Günde üç kez her öğünden sonra 15 dakika yürümek de daha iyi şeker kontrolüne yardımcı olabilir.Düzenli olarak yürüyor ve egzersiz yapıyorsanız ve sağlıklı bir diyet uyguluyorsanız ancak kilo veremiyorsanız, kilo verme yolculuğunuzu etkileyebilecek tiroid sorunları, hormonal dengesizlik veya insülin direnci gibi altta yatan sağlık durumlarını öğrenmek için sağlık uzmanınızla iletişime geçebilirsiniz.Yüksek stres seviyeleri, metabolizmanızı etkileyebilecek yüksek kortizol seviyelerine yol açabilir. Bu, kilo verme çabalarınızı kesintiye uğratabilir. Stres hormonlarınızı düzeltmek için rahatlamak, meditasyon yapmak ve seçtiğiniz aktiviteleri yapmak için biraz zaman ayırın.Geceleri iyi uyuyamamak kilo alımına katkıda bulunabilir ve düzenli yürüyüşler bile bunu düzeltemeyebilir. Çalışmalar, daha kısa süre uyuyan kişilerin daha uzun ve daha kaliteli bir uyku çekenlere kıyasla önemli ölçüde kilo verme eğiliminde olduğunu göstermiştir.İlaçlarınız, her gün egzersiz yapmak için zaman ayırmanıza rağmen istenmeyen kilo alımınızın arkasında da olabilir. Antidepresanlar, steroidler ve beta blokerler gibi bazı ilaçlar metabolizmayı etkileyebilir ve kilo kaybını daha zor hale getirebilir.Yüksek kalorili ve şekerli yiyeceklere düşkünlük, her gün yürümenize veya egzersiz yapmanıza rağmen belinizin genişlemesine katkıda bulunacaktır. Yakabileceğinizden daha fazla kalori alıyorsanız, bu kilo alımı şeklinde ortaya çıkacaktır.Bazı yürüyüş hataları yapmaktan veya belirli yaşam tarzı faktörlerini gözden kaçırmaktan suçluysanız, düzeltmeler yapma ve kilo verme yolculuğunuzda ilerlemenin zamanı geldi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hAZBUSEsY0amta9mmURW_w.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:14:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Her, gün, yürüyüş, yapmanıza, rağmen, kilo, veremiyor, musunuz, Bunun, şaşırtıcı, nedeni</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hAZBUSEsY0amta9mmURW_w.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Her gün yürüyüş yapmanıza rağmen kilo veremiyor musunuz? Bunun 7 şaşırtıcı nedeni"><p>Düzenli yürüyüş birçok sağlık faydası sağlar, ancak bazı faktörler kilo kaybını engelleyebilir. Bunlara yavaş tempo, yetersiz süre, sağlık koşulları, yüksek stres, uyku eksikliği, ilaç yan etkileri ve yüksek kalorili diyetler dahildir. Bu sorunları ele almak, kilo kaybı için yürüyüşün etkinliğini artırmaya yardımcı olabilir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/oGN03OApEEywZ6K9PUOi2A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Her gün yürüyüş yapmak, sağlığınız için birçok avantajla birlikte gelir. Mutlu ve enerjik hissetmekten formunuzu korumaya kadar, biraz günlük hareket sağlığınız için harikalar yaratabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DbUb0NrPD02RAMDJx5b20Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ancak, düzenli yürüyüşlere rağmen istenen sonuçları alamamak moral bozucu olabilir. Her gün yürüyüş için parka gidiyorsanız ve hala o fazla kiloları veremiyorsanız, gözden kaçırmış olabileceğiniz bazı nedenler olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0spJpELIDESkZ3JNd1GLmQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yavaş yürüyenler zihinsel sağlık faydalarından yararlanabilir ve eklemler için kolay olabilir, ancak yoğunluk kalp atış hızınızı yükseltmeye yetmiyorsa tartılarına yansımayabilir. Egzersizinizin etkisini derinleştirmek için bunun yerine hızınızı artırmanız veya merdiven çıkmanız önerilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/G5-ttklaDEG5nHcE40CXqg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yeterince yürümemek istediğiniz sonuçları elde etmenizi sağlamaz. Uzun yürüyüşler için zamanınız veya isteğiniz yoksa, her öğünden sonra 3-4 küçük yürüyüşe bölmek yardımcı olabilir. Günde üç kez her öğünden sonra 15 dakika yürümek de daha iyi şeker kontrolüne yardımcı olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uaGIdmDJpEeADWPhu6-OcA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Düzenli olarak yürüyor ve egzersiz yapıyorsanız ve sağlıklı bir diyet uyguluyorsanız ancak kilo veremiyorsanız, kilo verme yolculuğunuzu etkileyebilecek tiroid sorunları, hormonal dengesizlik veya insülin direnci gibi altta yatan sağlık durumlarını öğrenmek için sağlık uzmanınızla iletişime geçebilirsiniz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/a5M-PoROx0SqZlFErToccw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yüksek stres seviyeleri, metabolizmanızı etkileyebilecek yüksek kortizol seviyelerine yol açabilir. Bu, kilo verme çabalarınızı kesintiye uğratabilir. Stres hormonlarınızı düzeltmek için rahatlamak, meditasyon yapmak ve seçtiğiniz aktiviteleri yapmak için biraz zaman ayırın.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FO_D5dLLLUKwbEgAF3d6zg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Geceleri iyi uyuyamamak kilo alımına katkıda bulunabilir ve düzenli yürüyüşler bile bunu düzeltemeyebilir. Çalışmalar, daha kısa süre uyuyan kişilerin daha uzun ve daha kaliteli bir uyku çekenlere kıyasla önemli ölçüde kilo verme eğiliminde olduğunu göstermiştir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pm4wXFA3-kiCKB4HwqR8WA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İlaçlarınız, her gün egzersiz yapmak için zaman ayırmanıza rağmen istenmeyen kilo alımınızın arkasında da olabilir. Antidepresanlar, steroidler ve beta blokerler gibi bazı ilaçlar metabolizmayı etkileyebilir ve kilo kaybını daha zor hale getirebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/w-2zE5YzCUinJkblIQRLHw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yüksek kalorili ve şekerli yiyeceklere düşkünlük, her gün yürümenize veya egzersiz yapmanıza rağmen belinizin genişlemesine katkıda bulunacaktır. Yakabileceğinizden daha fazla kalori alıyorsanız, bu kilo alımı şeklinde ortaya çıkacaktır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ULN--KiGrkm59U_4ur9-Fw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bazı yürüyüş hataları yapmaktan veya belirli yaşam tarzı faktörlerini gözden kaçırmaktan suçluysanız, düzeltmeler yapma ve kilo verme yolculuğunuzda ilerlemenin zamanı geldi.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Araştırmacılar duyurdu: Kanser karşıtı olduğu ortaya çıktı</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/arastirmacilar-duyurdu-kanser-karsiti-oldugu-ortaya-cikti</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/arastirmacilar-duyurdu-kanser-karsiti-oldugu-ortaya-cikti</guid>
<description><![CDATA[ Lif açısından zengin bir diyet, lif sindirimi sırasında üretilen kısa zincirli yağ asitlerinin kanser karşıtı özellikleri nedeniyle belirli kanser türlerine yakalanma riskini önemli ölçüde azaltabilir. Bu asitler doğrudan gen ifadesini değiştirerek hücre büyümesini düzenliyor.Lif açısından zengin bir diyet yalnızca bağırsak sağlığınız için faydalı olmakla kalmaz, aynı zamanda güçlü kanser karşıtı özelliklere de sahiptir.Yeni bir çalışma, lif açısından zengin bir diyetin belirli kanser türlerine yakalanma riskini azaltmada önemli bir rol oynayabileceğini öne sürüyor.Lif sağlıklı bir diyetin önemli bir parçası olsa da, Amerikalıların %10&#039;undan azı önerilen minimum miktarı yiyor.Stanford Medicine&#039;den yeni bir çalışma, lifin kanser karşıtı etkileri olduğunu öne sürüyor. Araştırmacılar, lif sindiriminin iki yaygın yan ürününün doğrudan epigenetik etkilerini buldular ve gen ifadesindeki bazı değişikliklerin kanser karşıtı etkileri olduğunu buldular.Araştırmacılar, çalışmada lif yediğimizde bağırsak mikrobiyomunun kısa zincirli yağ asitleri ürettiğini buldular. Bu bileşikler bir enerji kaynağı olmaktan daha fazlasına hizmet ediyor.Uzun zamandır bilim insanları, bu bileşiklerin gen işlevini dolaylı olarak etkilediğinden şüpheleniyorlardı. Bu çalışmada, araştırmacılar kısa zincirli yağ asitleri propiyonat ve bütiratın sağlıklı insan hücrelerinde, tedavi edilmiş ve tedavi edilmemiş insan kolon kanseri hücrelerinde ve fare bağırsaklarında gen ifadesini nasıl değiştirdiğini izlediler.Hücre çoğalmasını, farklılaşmasını ve apoptozu veya programlanmış hücre ölümünü düzenlemekten sorumlu belirli genlerdeki doğrudan epigenetik değişikliklerin, kanserle ilişkili kontrolsüz hücre büyümesini bozmak veya kontrol etmek için çok önemli olduğunu buldular.“Lif yeme ile kanser karşıtı etkileri olan gen fonksiyonunun düzenlenmesi arasında doğrudan bir bağlantı bulduk ve bunun muhtemelen küresel bir mekanizma olduğunu düşünüyoruz çünkü lif sindiriminden kaynaklanan kısa zincirli yağ asitleri vücudun her yerine yayılabilir. Genellikle insanların diyetlerinin lif açısından çok fakir olması ve bunun da mikrobiyomlarının düzgün beslenmediği ve gerektiği kadar kısa zincirli yağ asidi üretemediği anlamına gelmesi söz konusudur. Bu sağlığımıza hiçbir fayda sağlamıyor,” diyor Stanford W. Ascherman, MD, FACS Genetik Profesörü Michael Snyder, bir basın bülteninde.Genç yetişkinlerde kolon kanseri oranları artarken, bu çalışmanın bulguları bilinçli diyet seçimleri yapmanın önemini vurguluyor.Snyder, “Bu önemli moleküllerin gen hedeflerini belirleyerek lifin faydalı etkilerini nasıl gösterdiğini ve kanser sırasında neyin yanlış gittiğini anlayabiliriz,” diye ekliyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NT-4Qrjuq0GKsKtC5E81dw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:14:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Araştırmacılar, duyurdu:, Kanser, karşıtı, olduğu, ortaya, çıktı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NT-4Qrjuq0GKsKtC5E81dw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Araştırmacılar duyurdu: Kanser karşıtı olduğu ortaya çıktı"><p>Lif açısından zengin bir diyet, lif sindirimi sırasında üretilen kısa zincirli yağ asitlerinin kanser karşıtı özellikleri nedeniyle belirli kanser türlerine yakalanma riskini önemli ölçüde azaltabilir. Bu asitler doğrudan gen ifadesini değiştirerek hücre büyümesini düzenliyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/J6ngOF0VlkCqxGTzsnaLUw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Lif açısından zengin bir diyet yalnızca bağırsak sağlığınız için faydalı olmakla kalmaz, aynı zamanda güçlü kanser karşıtı özelliklere de sahiptir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fPn37WCnskCNy0VoHU3m0A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yeni bir çalışma, lif açısından zengin bir diyetin belirli kanser türlerine yakalanma riskini azaltmada önemli bir rol oynayabileceğini öne sürüyor.Lif sağlıklı bir diyetin önemli bir parçası olsa da, Amerikalıların %10'undan azı önerilen minimum miktarı yiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Rbn2ZNi_w0WPzYM4PJG6QQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Stanford Medicine'den yeni bir çalışma, lifin kanser karşıtı etkileri olduğunu öne sürüyor. Araştırmacılar, lif sindiriminin iki yaygın yan ürününün doğrudan epigenetik etkilerini buldular ve gen ifadesindeki bazı değişikliklerin kanser karşıtı etkileri olduğunu buldular.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/d3_UKH2ClUea7QQmNzEHrw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırmacılar, çalışmada lif yediğimizde bağırsak mikrobiyomunun kısa zincirli yağ asitleri ürettiğini buldular. Bu bileşikler bir enerji kaynağı olmaktan daha fazlasına hizmet ediyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/chpLDN99qEa-ETKFUkctQw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzun zamandır bilim insanları, bu bileşiklerin gen işlevini dolaylı olarak etkilediğinden şüpheleniyorlardı. Bu çalışmada, araştırmacılar kısa zincirli yağ asitleri propiyonat ve bütiratın sağlıklı insan hücrelerinde, tedavi edilmiş ve tedavi edilmemiş insan kolon kanseri hücrelerinde ve fare bağırsaklarında gen ifadesini nasıl değiştirdiğini izlediler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xinjZuuXL0S5fMp4X5kt7A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hücre çoğalmasını, farklılaşmasını ve apoptozu veya programlanmış hücre ölümünü düzenlemekten sorumlu belirli genlerdeki doğrudan epigenetik değişikliklerin, kanserle ilişkili kontrolsüz hücre büyümesini bozmak veya kontrol etmek için çok önemli olduğunu buldular.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lxomxZ1r_0CoW6QblrjLJw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>“Lif yeme ile kanser karşıtı etkileri olan gen fonksiyonunun düzenlenmesi arasında doğrudan bir bağlantı bulduk ve bunun muhtemelen küresel bir mekanizma olduğunu düşünüyoruz çünkü lif sindiriminden kaynaklanan kısa zincirli yağ asitleri vücudun her yerine yayılabilir. Genellikle insanların diyetlerinin lif açısından çok fakir olması ve bunun da mikrobiyomlarının düzgün beslenmediği ve gerektiği kadar kısa zincirli yağ asidi üretemediği anlamına gelmesi söz konusudur. Bu sağlığımıza hiçbir fayda sağlamıyor,” diyor Stanford W. Ascherman, MD, FACS Genetik Profesörü Michael Snyder, bir basın bülteninde.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WQJq_TYPd0e2Bgrv5mq6wA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Genç yetişkinlerde kolon kanseri oranları artarken, bu çalışmanın bulguları bilinçli diyet seçimleri yapmanın önemini vurguluyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/V3rLYRBLmEiU-F_pMZxPjg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Snyder, “Bu önemli moleküllerin gen hedeflerini belirleyerek lifin faydalı etkilerini nasıl gösterdiğini ve kanser sırasında neyin yanlış gittiğini anlayabiliriz,” diye ekliyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>20&amp;20&amp;20 kuralı: Göz yorgunluğunu önleyen yöntem</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/20-20-20-kurali-goez-yorgunlugunu-oenleyen-yoentem</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/20-20-20-kurali-goez-yorgunlugunu-oenleyen-yoentem</guid>
<description><![CDATA[ Göz yorgunluğu, uzun süreli ekran süresi nedeniyle giderek yaygınlaşıyor, ancak düzenli molalar vererek, uygun ekran mesafesini koruyarak, bilinçli bir şekilde göz kırparak, göz damlası kullanarak ve yeterli uyku sağlayarak hafifletilebilir. Rutin göz kontrolleri ve 20-20-20 kuralını benimsemek de uzun vadeli göz yorgunluğunu önlemek ve görme sağlığını korumak için önemlidir. Peki, göz yorgunluğu nasıl geçer? İşte yanıtı.Gözlerimiz bizim için dünyayı yansıtır ve deneyimleyebileceğimiz en güzel manzaraları bize sunar. Ancak, onlara yeterli veya iyi bakmamak bazen onları yorgun bırakabilir. Ekran süresinin günlük hayatımızda artmasıyla birlikte göz yorgunluğu yaygın bir endişe haline geldi. Birkaç yaşam tarzı değişikliği gözlerimizin ne kadar taze ve keskin hissettiğini önemli ölçüde artırabilir.Ekran ile gözleriniz arasındaki mesafe dikkate alınması gereken önemli bir faktördür.Normal bireylerde göz kırpma hızı dakikada 16 ila 18 kezdir, bilgisayar başında çalışırken bu sayı 2 ila 3 kata düşer. Ekranı kol mesafesinde ve ekranın üst kenarı göz hizasında tutmak, odaklanmaktan sorumlu kaslardaki gerginliği hafifletmeye yardımcı olacaktır. Bu, göz rahatsızlığını azaltmaya yardımcı olacaktır.Düzenli ekran molaları şarttır. Ayağa kalkın, esneyin ve bakışınızı farklı mesafelere kaydırarak odak noktanızı değiştirin, çünkü bu, uzun süre ekrana bakarken oluşan stresi dengelemeye yardımcı olur.Göz kırpma, göz bakımının bir diğer önemli ancak sıklıkla göz ardı edilen bileşenidir. Dijital cihazları kullandığımızda göz kırpma oranımız doğal olarak düşer ve bunun sonucunda kuru ve kaşıntılı gözler ortaya çıkar. Gözlerinizi hoş ve kaygan tutmak için bilinçli olarak daha sık göz kırpmalısınız. Bu nedenle, üzerinde DÜŞÜN VE GÖZ KAPAT yazdığınız ve bilgisayarın yanına yapıştırdığınız küçük bir not, kuruluğu önlemek için daha fazla göz kırpmanızı hatırlatacaktır. Kalıcı kuruluk veya tahriş çekiyorsanız, ekstra rahatlama için jel bazlı göz damlaları kullanmayı düşünün.Gözlerinizin ve vücudunuzun iyi dinlenmiş olması için iyi bir gece uykusu çok önemlidir. Gece geç saatlere kadar cep telefonu ekranlarına veya diğer ekranlara bakmak göz yorgunluğuna ve gözlerin uyku kalitesinin bozulmasına yol açacaktır. Bu nedenle, sabah hem gözlerinizin hem de beyninizin dinlenmiş ve dinlenmiş olması için geceleri iyi uyuyun.Kış aylarındaki daha soğuk sıcaklıklar gözlerde kuruluğa neden olabilir ve tüm gün ekranların önünde oturmak da gözlerde kuruluğa neden olabilir. Bu nedenle, bir tür gözyaşı takviyesi olan göz damlası uygulanabilir.GÖZLERİNİZİ KIRPINEkranların önünde otururken, tekrarlayan göz kırpmalar sağlanmalı ve hatırlanmalıdır, çünkü bir dakikadaki göz kırpma sayımız, yani göz kırpma hızımız, ekranlara baktığımızda önemli ölçüde azalır. Ve sık sık göz kırpmayı hatırlamak, bakma nedeniyle oluşan kuruluğu hafifletmeye yardımcı olabilir.Ekran konumlandırmanın yanı sıra, hepimizin benimsemesi gereken bir 20-20-20 kuralı daha vardır. Her 20 dakikada bir, çalışırken gözlerin iyi dinlenmiş kalması için birkaç saniyelik kısa bir mola gerekir. Bu mola sırasında, gözlerimizi kapatabilir veya uzağa bakabiliriz, böylece dijital ekranların önünde uzun saatler geçirirken gözler aralıklı olarak dinlenmiş olur. Bu küçük mola, konsantre kaslarınızın gevşemesini sağlar, göz yorgunluğunun önde gelen nedenlerinden biri olan sertleşmelerini ve yorulmalarını önler.AÇIK HAVADA ZAMAN GEÇİRİNVe özellikle çocuklar için, bazen gündüzleri yarım saat ila bir saat dışarıda vakit geçirmek, çocuklukta görülen miyopinin başlangıcını veya hızla artmasını yönetmek ve önlemek için en önemli şeydir ve özellikle bu dijital çağda, çevrimiçi derslerde ve çok sayıda ekran süresi ceplerinde, bazen açık havada vakit geçirmek, güneş ışığına maruz kalmanın yanı sıra çok önemlidir.Ayrıca, gözlük kullanan kişiler için yılda en az bir kez ve çocuklar için 6 ayda bir rutin göz muayenesi, göz sorunları için tarama yaptırmak ve ayrıca gerekli olabilecek göz gücündeki değişiklikleri kontrol etmek için önemlidir. Diyabet ve hipertansiyon gibi sistemik rahatsızlıkları olan kişilerin gözlerini düzenli olarak, yılda en az bir kez kontrol ettirmeleri gerekir. 50 yaşından sonraki kişiler de yaşla birlikte ortaya çıkabilecek herhangi bir hastalığı taramak için bir göz doktoruyla rutin göz muayeneleri yaptırmalıdır. Ailesinde göz sorunları olan kişiler de tedavi edilmesi gereken herhangi bir hastalığın erken belirtilerini aramak için göz doktorlarıyla rutin göz muayeneleri yaptırmalıdır.
Gözlerimizin dinlenmiş ve keskin kalmasını sağlamak için yapabileceğimiz en önemli şey, her şeyden önce bir göz muayenesi yaptırmak ve özellikle dijital ekranların önünde uzun saatler geçiren kişiler için gözlük ihtiyacı olup olmadığını görmektir. Herhangi bir küçük güç varsa, bu da önemlidir.Ekranda uzun saatler geçirmek yorgunluğa yol açabileceğinden, herhangi bir kırılma hatası veya gözlük ihtiyacı en azından çalışırken gözlük takılarak düzeltilmelidir, bu göz yorgunluğunu azaltacaktır. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aBcEfbKWkEuZYatZrXN2NQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:14:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>20-20-20, kuralı:, Göz, yorgunluğunu, önleyen, yöntem</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aBcEfbKWkEuZYatZrXN2NQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="20-20-20 kuralı: Göz yorgunluğunu önleyen yöntem"><p>Göz yorgunluğu, uzun süreli ekran süresi nedeniyle giderek yaygınlaşıyor, ancak düzenli molalar vererek, uygun ekran mesafesini koruyarak, bilinçli bir şekilde göz kırparak, göz damlası kullanarak ve yeterli uyku sağlayarak hafifletilebilir. Rutin göz kontrolleri ve 20-20-20 kuralını benimsemek de uzun vadeli göz yorgunluğunu önlemek ve görme sağlığını korumak için önemlidir. Peki, göz yorgunluğu nasıl geçer? İşte yanıtı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ommvuIRVcku1ho9euWcnvg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gözlerimiz bizim için dünyayı yansıtır ve deneyimleyebileceğimiz en güzel manzaraları bize sunar. Ancak, onlara yeterli veya iyi bakmamak bazen onları yorgun bırakabilir. Ekran süresinin günlük hayatımızda artmasıyla birlikte göz yorgunluğu yaygın bir endişe haline geldi. Birkaç yaşam tarzı değişikliği gözlerimizin ne kadar taze ve keskin hissettiğini önemli ölçüde artırabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wL2nL10pmUmyPas9I4Vstw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ekran ile gözleriniz arasındaki mesafe dikkate alınması gereken önemli bir faktördür.Normal bireylerde göz kırpma hızı dakikada 16 ila 18 kezdir, bilgisayar başında çalışırken bu sayı 2 ila 3 kata düşer. Ekranı kol mesafesinde ve ekranın üst kenarı göz hizasında tutmak, odaklanmaktan sorumlu kaslardaki gerginliği hafifletmeye yardımcı olacaktır. Bu, göz rahatsızlığını azaltmaya yardımcı olacaktır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OIPOZOzRCEu5VFuPEb5ciA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Düzenli ekran molaları şarttır. Ayağa kalkın, esneyin ve bakışınızı farklı mesafelere kaydırarak odak noktanızı değiştirin, çünkü bu, uzun süre ekrana bakarken oluşan stresi dengelemeye yardımcı olur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/S-3CvyzgWUmSI01e6yGxcA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Göz kırpma, göz bakımının bir diğer önemli ancak sıklıkla göz ardı edilen bileşenidir. Dijital cihazları kullandığımızda göz kırpma oranımız doğal olarak düşer ve bunun sonucunda kuru ve kaşıntılı gözler ortaya çıkar. Gözlerinizi hoş ve kaygan tutmak için bilinçli olarak daha sık göz kırpmalısınız. Bu nedenle, üzerinde DÜŞÜN VE GÖZ KAPAT yazdığınız ve bilgisayarın yanına yapıştırdığınız küçük bir not, kuruluğu önlemek için daha fazla göz kırpmanızı hatırlatacaktır. Kalıcı kuruluk veya tahriş çekiyorsanız, ekstra rahatlama için jel bazlı göz damlaları kullanmayı düşünün.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GWEAV3aUSU-ayPjgJrb7yw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gözlerinizin ve vücudunuzun iyi dinlenmiş olması için iyi bir gece uykusu çok önemlidir. Gece geç saatlere kadar cep telefonu ekranlarına veya diğer ekranlara bakmak göz yorgunluğuna ve gözlerin uyku kalitesinin bozulmasına yol açacaktır. Bu nedenle, sabah hem gözlerinizin hem de beyninizin dinlenmiş ve dinlenmiş olması için geceleri iyi uyuyun.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TAvoU3ZwIUWG4sE2csogfw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kış aylarındaki daha soğuk sıcaklıklar gözlerde kuruluğa neden olabilir ve tüm gün ekranların önünde oturmak da gözlerde kuruluğa neden olabilir. Bu nedenle, bir tür gözyaşı takviyesi olan göz damlası uygulanabilir.GÖZLERİNİZİ KIRPINEkranların önünde otururken, tekrarlayan göz kırpmalar sağlanmalı ve hatırlanmalıdır, çünkü bir dakikadaki göz kırpma sayımız, yani göz kırpma hızımız, ekranlara baktığımızda önemli ölçüde azalır. Ve sık sık göz kırpmayı hatırlamak, bakma nedeniyle oluşan kuruluğu hafifletmeye yardımcı olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8gl3TpI6i0uu4hNuoZRIjw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ekran konumlandırmanın yanı sıra, hepimizin benimsemesi gereken bir 20-20-20 kuralı daha vardır. Her 20 dakikada bir, çalışırken gözlerin iyi dinlenmiş kalması için birkaç saniyelik kısa bir mola gerekir. Bu mola sırasında, gözlerimizi kapatabilir veya uzağa bakabiliriz, böylece dijital ekranların önünde uzun saatler geçirirken gözler aralıklı olarak dinlenmiş olur. Bu küçük mola, konsantre kaslarınızın gevşemesini sağlar, göz yorgunluğunun önde gelen nedenlerinden biri olan sertleşmelerini ve yorulmalarını önler.AÇIK HAVADA ZAMAN GEÇİRİNVe özellikle çocuklar için, bazen gündüzleri yarım saat ila bir saat dışarıda vakit geçirmek, çocuklukta görülen miyopinin başlangıcını veya hızla artmasını yönetmek ve önlemek için en önemli şeydir ve özellikle bu dijital çağda, çevrimiçi derslerde ve çok sayıda ekran süresi ceplerinde, bazen açık havada vakit geçirmek, güneş ışığına maruz kalmanın yanı sıra çok önemlidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UirPP3nXAkOJiTMl3WTy4Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ayrıca, gözlük kullanan kişiler için yılda en az bir kez ve çocuklar için 6 ayda bir rutin göz muayenesi, göz sorunları için tarama yaptırmak ve ayrıca gerekli olabilecek göz gücündeki değişiklikleri kontrol etmek için önemlidir. Diyabet ve hipertansiyon gibi sistemik rahatsızlıkları olan kişilerin gözlerini düzenli olarak, yılda en az bir kez kontrol ettirmeleri gerekir. 50 yaşından sonraki kişiler de yaşla birlikte ortaya çıkabilecek herhangi bir hastalığı taramak için bir göz doktoruyla rutin göz muayeneleri yaptırmalıdır. Ailesinde göz sorunları olan kişiler de tedavi edilmesi gereken herhangi bir hastalığın erken belirtilerini aramak için göz doktorlarıyla rutin göz muayeneleri yaptırmalıdır.
Gözlerimizin dinlenmiş ve keskin kalmasını sağlamak için yapabileceğimiz en önemli şey, her şeyden önce bir göz muayenesi yaptırmak ve özellikle dijital ekranların önünde uzun saatler geçiren kişiler için gözlük ihtiyacı olup olmadığını görmektir. Herhangi bir küçük güç varsa, bu da önemlidir.Ekranda uzun saatler geçirmek yorgunluğa yol açabileceğinden, herhangi bir kırılma hatası veya gözlük ihtiyacı en azından çalışırken gözlük takılarak düzeltilmelidir, bu göz yorgunluğunu azaltacaktır.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Günlük D vitamini dozu nasıl alınır? Vücutta takviyelerden daha uzun süre kalıyor</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/gunluk-d-vitamini-dozu-nasil-alinir-vucutta-takviyelerden-daha-uzun-sure-kaliyor</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/gunluk-d-vitamini-dozu-nasil-alinir-vucutta-takviyelerden-daha-uzun-sure-kaliyor</guid>
<description><![CDATA[ D vitamini sentezi, cilt sabah 11 ile öğleden sonra 2 arasında güneşe maruz kaldığında en uygun seviyededir ve sağlık için gerekli olan önemli miktarda üretir.Güneşten alınan D vitamini takviyelere göre vücutta daha uzun süre kalır. Peki, günlük D vitamini dozu nasıl alınır?D vitamini ve önemi her zaman bir tartışma konusu olmuştur. D vitamini vücuttaki birçok önemli biyolojik fonksiyonda rol oynar. En iyi yanı, bu temel vitaminin cilt güneşe maruz kaldığında vücutta büyük ölçüde sentezlenmesi ve birçok kişinin D vitamininin vücutta tutulması için doğru güneş ışığına nasıl maruz kalacağını bilmemesidir.Uzmanlar maksimum D vitamini sentezi için sabah 11 ile öğleden sonra 2 arasında güneşe maruz kalmayı öneriyor. &quot;Bir yetişkinin mayoyla cildinde hafif pembelik (1 MED, minimal eritemal doz olarak bilinir) oluşturan miktarda güneş ışığına maruz kalması yaklaşık 20.000 IU D vitamini alımına eşdeğerdir. Bu nedenle kolların (vücut yüzeyinin %18&#039;i) sabah 11 ile öğleden sonra 2 arasında MED oluşturacak kadar uzun süre güneş ışığına maruz kalması yaklaşık 3600 IU D vitamini alımına eşdeğer olacaktır.Ciltte üretilen D vitamini vücutta iki kat daha uzun süre kaldığından, haftada üç kez kol ve bacakların 0,5 MED&#039;ine eşdeğer miktarda güneş ışığına maruz kalması yeterli miktarda D vitamini sağlayabilir. 0,5 MED, cilt pigmentasyonuna, enleme vb. bağlıdır,Güneş ışığı almak, D vitamini seviyenizi artırmanın doğal bir yoludur, ancak cildinizi ve genel sağlığınızı korumak için önlemler almak önemlidir.
İşte bazı yönergeler:
Cilt tipinize ve UV yoğunluğuna bağlı olarak güneşte yalnızca yaklaşık 10-30 dakika geçirin. Bu, güneş yanığı riskini artırmadan yeterli D vitamini üretmenize yardımcı olur.
Güneş ışınlarının D vitamini sentezi için en güçlü olduğu zamanları hedefleyin, ancak bu saatlerde UV radyasyonu daha yoğun olduğundan dikkatli olun.Kollarınızı ve bacaklarınızı açığa çıkarırken erken yaşlanmayı ve cilt hasarını önlemek için yüzünüz gibi hassas bölgeleri güneş kremi, şapka veya giysilerle örtün.
Cildinizde kızarıklığa veya yanıklara neden olacak kadar uzun süre güneşte kalmayın, çünkü aşırı maruz kalma cilt kanseri riskini artırır.Daha koyu cilt tonları, D vitamini üretmek için daha uzun süre maruz kalmaya ihtiyaç duyarken, daha açık ciltler daha az zaman gerektirir. UV yoğunluğu enlem, yükseklik ve mevsime göre değişir.
Cildinizin su ihtiyacını karşılamak için bol su için ve güneşe maruz kaldıktan sonra nemlendirici uygulayarak cildinizin sağlığını koruyun. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/F_cbzYmic0e8bYgD1eGVpg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:14:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Günlük, vitamini, dozu, nasıl, alınır, Vücutta, takviyelerden, daha, uzun, süre, kalıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/F_cbzYmic0e8bYgD1eGVpg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Günlük D vitamini dozu nasıl alınır? Vücutta takviyelerden daha uzun süre kalıyor"><p>D vitamini sentezi, cilt sabah 11 ile öğleden sonra 2 arasında güneşe maruz kaldığında en uygun seviyededir ve sağlık için gerekli olan önemli miktarda üretir.Güneşten alınan D vitamini takviyelere göre vücutta daha uzun süre kalır. Peki, günlük D vitamini dozu nasıl alınır?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ykmbOnkcl0iMEyG5qggSuA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>D vitamini ve önemi her zaman bir tartışma konusu olmuştur. D vitamini vücuttaki birçok önemli biyolojik fonksiyonda rol oynar. En iyi yanı, bu temel vitaminin cilt güneşe maruz kaldığında vücutta büyük ölçüde sentezlenmesi ve birçok kişinin D vitamininin vücutta tutulması için doğru güneş ışığına nasıl maruz kalacağını bilmemesidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7ReymniMb0if8i-OvGrDag.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlar maksimum D vitamini sentezi için sabah 11 ile öğleden sonra 2 arasında güneşe maruz kalmayı öneriyor. "</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qVRljixN10OcY6f3K8t8xg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bir yetişkinin mayoyla cildinde hafif pembelik (1 MED, minimal eritemal doz olarak bilinir) oluşturan miktarda güneş ışığına maruz kalması yaklaşık 20.000 IU D vitamini alımına eşdeğerdir. Bu nedenle kolların (vücut yüzeyinin %18'i) sabah 11 ile öğleden sonra 2 arasında MED oluşturacak kadar uzun süre güneş ışığına maruz kalması yaklaşık 3600 IU D vitamini alımına eşdeğer olacaktır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/f3uPdCC8jkyUHRE6XNf2sw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ciltte üretilen D vitamini vücutta iki kat daha uzun süre kaldığından, haftada üç kez kol ve bacakların 0,5 MED'ine eşdeğer miktarda güneş ışığına maruz kalması yeterli miktarda D vitamini sağlayabilir. 0,5 MED, cilt pigmentasyonuna, enleme vb. bağlıdır,</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QOHOSxKhFE2xeudcsJX-aw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Güneş ışığı almak, D vitamini seviyenizi artırmanın doğal bir yoludur, ancak cildinizi ve genel sağlığınızı korumak için önlemler almak önemlidir.
İşte bazı yönergeler:
Cilt tipinize ve UV yoğunluğuna bağlı olarak güneşte yalnızca yaklaşık 10-30 dakika geçirin. Bu, güneş yanığı riskini artırmadan yeterli D vitamini üretmenize yardımcı olur.
Güneş ışınlarının D vitamini sentezi için en güçlü olduğu zamanları hedefleyin, ancak bu saatlerde UV radyasyonu daha yoğun olduğundan dikkatli olun.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lPWk93DackGNWgoiiipnmQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kollarınızı ve bacaklarınızı açığa çıkarırken erken yaşlanmayı ve cilt hasarını önlemek için yüzünüz gibi hassas bölgeleri güneş kremi, şapka veya giysilerle örtün.
Cildinizde kızarıklığa veya yanıklara neden olacak kadar uzun süre güneşte kalmayın, çünkü aşırı maruz kalma cilt kanseri riskini artırır.Daha koyu cilt tonları, D vitamini üretmek için daha uzun süre maruz kalmaya ihtiyaç duyarken, daha açık ciltler daha az zaman gerektirir. UV yoğunluğu enlem, yükseklik ve mevsime göre değişir.
Cildinizin su ihtiyacını karşılamak için bol su için ve güneşe maruz kaldıktan sonra nemlendirici uygulayarak cildinizin sağlığını koruyun.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>&amp;quot;Kara altın&amp;quot; olarak da biliniyor: Bağırsakları ve mideyi temizliyormuş</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/kara-altin-olarak-da-biliniyor-bagirsaklari-ve-mideyi-temizliyormus</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/kara-altin-olarak-da-biliniyor-bagirsaklari-ve-mideyi-temizliyormus</guid>
<description><![CDATA[ Piperin içeriğiyle bilinen karabiber, detoks edici özellikleri, sindirim sağlığı, kilo verme yardımı ve kanser riskini azaltması nedeniyle kış aylarında şiddetle tavsiye edilir. C vitamini içeriği ve antimikrobiyal özellikleri nedeniyle bağışıklığı güçlendirir ve bitter çikolatanın kardiyovasküler sağlık için faydalarını artırır.Kış mevsimi bizi sağlıklı ve soğuğa karşı dirençli tutan sıcak ve rahatlatıcı yiyecekler aradığımız bir mevsimdir. Bu mevsimde diyetlerimize genellikle bal, zencefil ve zerdeçal gibi bileşenler eklemeye odaklansak da, bazen göz ardı edilen bir baharat karabiberdir.Tıbbi faydaları ve belirgin aroması nedeniyle eski zamanlarda kara altın olarak da bilinen karabiber, soğuk algınlığı ve öksürükle ilgili rahatsızlıkları tedavi etmek için kışın şiddetle tavsiye edilir.Karabiber, mükemmel bir iç temizleyici olan piperin içerdiğinden detoksifikasyona yardımcı olabilir. Bu baharatı diyetinize dahil etmek bağırsak sağlığınızı iyileştirebilir.Baharat, detoks edici enzimleri destekler ve DNA hasarını azaltır. Karabiber, eklem ağrısını ve sertliğini hafifletmeye yardımcı olabilen anti-inflamatuar özelliklere sahip bir kimyasal olan kapsaisin içerir.Karabiber, sindirim sağlığını iyileştirmek ve kabızlığı önlemek için harika bir baharattır; bu, onu kış aylarında yemeniz için bir başka nedendir. Karabiber, yalnızca yiyecekleri parçalayarak sindirime yardımcı olmakla kalmaz, aynı zamanda gaz ve şişkinliği önlemeye de yardımcı olur.Karabiber, yeni yağ hücrelerinin üretimini önleyen ve böylece obezitenin önlenmesine yardımcı olan piperin içerdiğinden kilo vermenize yardımcı olabilir. Yağ hücresi üretimini engelleyerek ve öğünlerimizdeki diğer besin maddelerinin emilimini artırarak kış kilolarınızı vermenize yardımcı olabilir. Bu, sindirim ve metabolizmanın iyileşmesine ve kilo kaybına yol açabilir.Karabiber, kanseri önlemeye yardımcı olabilir. Karabiberin önemli bir alkaloid bileşeni olan piperin, birçok malignitede antitümör özellikler gösterir. Karabiber, flavonoidler, karotenoidler ve C vitamini de dahil olmak üzere yüksek düzeyde antioksidan içerir. Bu antioksidanlar yalnızca bağışıklık sistemimizi güçlendirmekle kalmaz, aynı zamanda yaşlanma karşıtı özelliklere sahiptir ve kanser ve Alzheimer gibi kronik hastalıkları önlemeye yardımcı olabilir.Karabiber, sağlıklı bir bağışıklık sistemi için gerekli olan C vitamini içerir. Karabiber ayrıca enfeksiyonlarla savaşmaya ve bağışıklık sisteminizi güçlendirmeye yardımcı olabilecek antimikrobiyal özelliklere de sahiptir&quot;Bitter çikolata, antioksidanlarla ve doğanın iyiliğiyle doludur. Ancak, karabiberle birleştirildiğinde, bitter çikolata kötü kolesterolü düşürmeye, kardiyovasküler sağlığı iyileştirmeye ve kalp hastalıklarına karşı korumaya yardımcı olur. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9uCvDD1zqkyd764TFixHOA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:14:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kara, altın, olarak, biliniyor:, Bağırsakları, mideyi, temizliyormuş</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9uCvDD1zqkyd764TFixHOA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="" kara olarak da biliniyor: ba ve mideyi temizliyormu><p>Piperin içeriğiyle bilinen karabiber, detoks edici özellikleri, sindirim sağlığı, kilo verme yardımı ve kanser riskini azaltması nedeniyle kış aylarında şiddetle tavsiye edilir. C vitamini içeriği ve antimikrobiyal özellikleri nedeniyle bağışıklığı güçlendirir ve bitter çikolatanın kardiyovasküler sağlık için faydalarını artırır.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UvUrXM9IcUOSLVF-DCo0pA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kış mevsimi bizi sağlıklı ve soğuğa karşı dirençli tutan sıcak ve rahatlatıcı yiyecekler aradığımız bir mevsimdir. Bu mevsimde diyetlerimize genellikle bal, zencefil ve zerdeçal gibi bileşenler eklemeye odaklansak da, bazen göz ardı edilen bir baharat karabiberdir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/X5pM9xHSd0SLm19zcnF6hw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tıbbi faydaları ve belirgin aroması nedeniyle eski zamanlarda kara altın olarak da bilinen karabiber, soğuk algınlığı ve öksürükle ilgili rahatsızlıkları tedavi etmek için kışın şiddetle tavsiye edilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FzvFjrOzAkWEIT-MaN28Rw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Karabiber, mükemmel bir iç temizleyici olan piperin içerdiğinden detoksifikasyona yardımcı olabilir. Bu baharatı diyetinize dahil etmek bağırsak sağlığınızı iyileştirebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/b7G2YRu-YUCI9qVqmZNPcw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Baharat, detoks edici enzimleri destekler ve DNA hasarını azaltır. Karabiber, eklem ağrısını ve sertliğini hafifletmeye yardımcı olabilen anti-inflamatuar özelliklere sahip bir kimyasal olan kapsaisin içerir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pF0K0EvXGUaRoCzgQ5TtwQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Karabiber, sindirim sağlığını iyileştirmek ve kabızlığı önlemek için harika bir baharattır; bu, onu kış aylarında yemeniz için bir başka nedendir. Karabiber, yalnızca yiyecekleri parçalayarak sindirime yardımcı olmakla kalmaz, aynı zamanda gaz ve şişkinliği önlemeye de yardımcı olur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bdmcjoEJn0yxt70yo_BgGg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Karabiber, yeni yağ hücrelerinin üretimini önleyen ve böylece obezitenin önlenmesine yardımcı olan piperin içerdiğinden kilo vermenize yardımcı olabilir. Yağ hücresi üretimini engelleyerek ve öğünlerimizdeki diğer besin maddelerinin emilimini artırarak kış kilolarınızı vermenize yardımcı olabilir. Bu, sindirim ve metabolizmanın iyileşmesine ve kilo kaybına yol açabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/eH22zrHxeEmn0oxHNTjFKg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Karabiber, kanseri önlemeye yardımcı olabilir. Karabiberin önemli bir alkaloid bileşeni olan piperin, birçok malignitede antitümör özellikler gösterir. Karabiber, flavonoidler, karotenoidler ve C vitamini de dahil olmak üzere yüksek düzeyde antioksidan içerir. Bu antioksidanlar yalnızca bağışıklık sistemimizi güçlendirmekle kalmaz, aynı zamanda yaşlanma karşıtı özelliklere sahiptir ve kanser ve Alzheimer gibi kronik hastalıkları önlemeye yardımcı olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/oc4Cl4554kCjW9ZXQao6wg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Karabiber, sağlıklı bir bağışıklık sistemi için gerekli olan C vitamini içerir. Karabiber ayrıca enfeksiyonlarla savaşmaya ve bağışıklık sisteminizi güçlendirmeye yardımcı olabilecek antimikrobiyal özelliklere de sahiptir"</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0YjWWzR6m0-1Sja-36TI0A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bitter çikolata, antioksidanlarla ve doğanın iyiliğiyle doludur. Ancak, karabiberle birleştirildiğinde, bitter çikolata kötü kolesterolü düşürmeye, kardiyovasküler sağlığı iyileştirmeye ve kalp hastalıklarına karşı korumaya yardımcı olur.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Salmonella nedir, nasıl bulaşır? Salmonella bakterisi belirtileri neler?</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/salmonella-nedir-nasil-bulasir-salmonella-bakterisi-belirtileri-neler</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/salmonella-nedir-nasil-bulasir-salmonella-bakterisi-belirtileri-neler</guid>
<description><![CDATA[ Salmonella bakterisi, sosyal medya kullanıcıları tarafından merak edilen ve araştırılan hastalıklar arasında yer almaya başladı. İzmir&#039;de yediği kumpirde salmonella tespit edilen kadının hayatını kaybetmesinin ardından, &quot;Salmonella nedir, nasıl bulaşır?&quot; sorularına yanıt aranıyor. Peki, Salmonella nedir, nasıl bulaşır? Salmonella bakterisi belirtileri neler?Salmonella, Enterobacteriaceae ailesinde yer alan, gram-negatif bir bakteridir. Yaklaşık 2000 alt tipi insanlarda hastalığa neden olur.   Salmonella typhi (tifo) ve Salmonella paratyphi (paratifo) yalnızca insanlarda enterik ateş (tifo, paratifo) olarak adlandırılan ve zaman zaman salgınlarla seyredebilen hastalıklara neden olan türlerdir. Bunların dışında kalan salmonella alt tipleri non-tifoidal salmonellalar olarak adlandırılır.  SALMONELLA NASIL BULAŞIR?  Kaynağı bilinmeyen, kontamine (bakteri bulaşmış olan) suların içilmesi ve kullanılması,  İnsan ve hayvan atıklarının uygun şekilde bertaraf edilmemesi ve bunların kaynak sularına karışması  İçme ve kullanma sularının yeterince klorlanmaması  Salmonella taşıyan ve iyi pişirilmemiş et, yumurta, süt ve süt ürünleri gibi gıdaların tükeltilmesi  Pastörize edilmemiş süt,peynir tüketimi  Kontamine (kirli) çiğ sebze ve meyve, baharat ve çerezlerin tüketimi  Hasta kümes hayvanları ile temas  Özellikle yılan, kaplumbağa, kertenkele gibi sürüngenler, kurbağalar, kuşlar ve civciv gibi evcil hayvanlar ile temastan sonra hijyen kurallarına uyulmaması halinde bulaşma olabilir.  Bakteri hasta insanlardan diğer insanlara da bulaşabilir.  SALMONELLA BAKTERİSİ BELİRTİLERİ  Salmonella bakterisinin vücuda alınmasından yaklaşık 12-72 saat sonra ishal, ateş, bulantı, kusma ve karın krampları şeklinde hastalık belirtileri ortaya çıkar. Hastalık genellikle 4-7 gün sürer ve çoğu kişi tedavi olmadan iyileşir.   Bazı kişilerde, ishal hastanın hastaneye yatmasını gerektirecek kadar şiddetli olabilir. Yaşlılar, bebekler ve bağışıklık sistemi yetersiz olan kişilerde hastalık daha ciddi seyreder. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OGeVRBXXXE-W4HBiNtglFg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:14:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Salmonella, nedir, nasıl, bulaşır, Salmonella, bakterisi, belirtileri, neler</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OGeVRBXXXE-W4HBiNtglFg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Salmonella nedir, nasıl bulaşır? Salmonella bakterisi belirtileri neler?"><p>Salmonella bakterisi, sosyal medya kullanıcıları tarafından merak edilen ve araştırılan hastalıklar arasında yer almaya başladı. İzmir'de yediği kumpirde salmonella tespit edilen kadının hayatını kaybetmesinin ardından, "Salmonella nedir, nasıl bulaşır?" sorularına yanıt aranıyor. Peki, Salmonella nedir, nasıl bulaşır? Salmonella bakterisi belirtileri neler?</p>Salmonella, Enterobacteriaceae ailesinde yer alan, gram-negatif bir bakteridir. Yaklaşık 2000 alt tipi insanlarda hastalığa neden olur.   Salmonella typhi (tifo) ve Salmonella paratyphi (paratifo) yalnızca insanlarda enterik ateş (tifo, paratifo) olarak adlandırılan ve zaman zaman salgınlarla seyredebilen hastalıklara neden olan türlerdir. Bunların dışında kalan salmonella alt tipleri non-tifoidal salmonellalar olarak adlandırılır.  <strong>SALMONELLA NASIL BULAŞIR?</strong>  Kaynağı bilinmeyen, kontamine (bakteri bulaşmış olan) suların içilmesi ve kullanılması,  İnsan ve hayvan atıklarının uygun şekilde bertaraf edilmemesi ve bunların kaynak sularına karışması  İçme ve kullanma sularının yeterince klorlanmaması  Salmonella taşıyan ve iyi pişirilmemiş et, yumurta, süt ve süt ürünleri gibi gıdaların tükeltilmesi  Pastörize edilmemiş süt,peynir tüketimi  Kontamine (kirli) çiğ sebze ve meyve, baharat ve çerezlerin tüketimi  Hasta kümes hayvanları ile temas  Özellikle yılan, kaplumbağa, kertenkele gibi sürüngenler, kurbağalar, kuşlar ve civciv gibi evcil hayvanlar ile temastan sonra hijyen kurallarına uyulmaması halinde bulaşma olabilir.  Bakteri hasta insanlardan diğer insanlara da bulaşabilir.  <strong>SALMONELLA BAKTERİSİ BELİRTİLERİ</strong>  Salmonella bakterisinin vücuda alınmasından yaklaşık 12-72 saat sonra ishal, ateş, bulantı, kusma ve karın krampları şeklinde hastalık belirtileri ortaya çıkar. Hastalık genellikle 4-7 gün sürer ve çoğu kişi tedavi olmadan iyileşir.   Bazı kişilerde, ishal hastanın hastaneye yatmasını gerektirecek kadar şiddetli olabilir. Yaşlılar, bebekler ve bağışıklık sistemi yetersiz olan kişilerde hastalık daha ciddi seyreder.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Uzman doktor açıkladı: Brokolinin faydasını artırmak için doğru pişirmenin 1 numaralı yolu</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/uzman-doktor-acikladi-brokolinin-faydasini-artirmak-icin-dogru-pisirmenin-1-numarali-yolu</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/uzman-doktor-acikladi-brokolinin-faydasini-artirmak-icin-dogru-pisirmenin-1-numarali-yolu</guid>
<description><![CDATA[ Brokoli, vitaminler, mineraller ve antioksidanlar bakımından zengin bir sebze olarak sağlıklı bir diyetin vazgeçilmez bir parçası. Son araştırmalar, brokoliyi doğru şekilde hazırlamanın bu sebzenin sağlık faydalarını artırabileceğini gösteriyor. Ancak uzmanlar, brokoliyi en sevdiğiniz şekilde yemenizin de önemli olduğunu vurguluyor.Rutgers Sağlık Meslekleri Okulu&#039;ndan Doç. Dr. Stephani Johnson, brokolinin C, K ve A vitaminleri, potasyum, magnezyum, kalsiyum ve demir gibi temel besin maddelerinin güçlü bir kaynağı olduğunu belirtiyor. Johnson, &quot;Brokoli ayrıca sindirimi destekleyen lif ve sülforafan, lutein, zeaksantin gibi güçlü antioksidanlarla doludur&quot; dedi.Sülforafan, turpgil sebzelerde bulunan ve kanser riskini azaltmaya yardımcı olabileceği düşünülen doğal bir bileşik. Johnson, bu bileşiğin serbest radikalleri nötralize ederek hücreleri oksidatif hasardan koruduğunu, inflamasyonu azalttığını ve karaciğer detoksunu desteklediğini ifade etti.Journal of Agricultural and Food Chemistry dergisinde yayımlanan bir araştırmaya göre, brokoliyi hafifçe sotelemek veya buharda pişirmek, sülforafan seviyelerini korumanın en etkili yollarından biri. Johnson, &quot;Uzun süreli pişirme, brokolideki besin maddelerini bozabilir ve sülforafan üretimi için gerekli olan mirosinaz enzimini etkisiz hale getirebilir&quot; dedi.Araştırma ayrıca, brokolinin çiçeklerine ayrılıp yaklaşık 90 dakika bekletilmesinin, sülforafan seviyelerini artırdığını ortaya koyuyor. Bu yöntem, mirosinaz enziminin aktif hale gelmesini sağlıyor ve pişirme sırasında sülforafan kaybını en aza indiriyor.Brokoliyi nasıl tükettiğiniz önemli olsa da uzmanlar, sevdiğiniz şekilde yemeyi bırakmamanız gerektiğini söylüyor. Diyetisyen Julia Zumpano, &quot;Brokoliyi çiğ veya hafif pişmiş tüketmek en iyisi, ancak onu en iyi sindirebildiğiniz şekilde yemek daha önemlidir&quot; dedi.Uzmanlar, genel olarak antioksidan açısından zengin yiyecekleri çok uzun süre pişirmenin, bu besinlerin faydalarını azalttığını da belirtiyor.Brokoli, sağlıklı bir yaşam için vazgeçilmez bir sebze. Hafifçe soteleyerek veya çiğ tüketerek sülforafan gibi güçlü antioksidanların faydalarını artırabilirsiniz. Ancak her şeyden önce, brokoliyi keyifle tüketmenin sağlıklı bir diyet için önemli olduğunu unutmayın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/d0uFKKecy0CYyd_OLzjJxA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:14:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Uzman, doktor, açıkladı:, Brokolinin, faydasını, artırmak, için, doğru, pişirmenin, numaralı, yolu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/d0uFKKecy0CYyd_OLzjJxA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Uzman doktor açıkladı: Brokolinin faydasını artırmak için doğru pişirmenin 1 numaralı yolu"><p>Brokoli, vitaminler, mineraller ve antioksidanlar bakımından zengin bir sebze olarak sağlıklı bir diyetin vazgeçilmez bir parçası. Son araştırmalar, brokoliyi doğru şekilde hazırlamanın bu sebzenin sağlık faydalarını artırabileceğini gösteriyor. Ancak uzmanlar, brokoliyi en sevdiğiniz şekilde yemenizin de önemli olduğunu vurguluyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PrjnMd4qSUCyY-mubLYXxQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Rutgers Sağlık Meslekleri Okulu'ndan Doç. Dr. Stephani Johnson, brokolinin C, K ve A vitaminleri, potasyum, magnezyum, kalsiyum ve demir gibi temel besin maddelerinin güçlü bir kaynağı olduğunu belirtiyor. Johnson, "Brokoli ayrıca sindirimi destekleyen lif ve sülforafan, lutein, zeaksantin gibi güçlü antioksidanlarla doludur" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/M0mmkVEdIkGzNq9p4zMvoA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sülforafan, turpgil sebzelerde bulunan ve kanser riskini azaltmaya yardımcı olabileceği düşünülen doğal bir bileşik. Johnson, bu bileşiğin serbest radikalleri nötralize ederek hücreleri oksidatif hasardan koruduğunu, inflamasyonu azalttığını ve karaciğer detoksunu desteklediğini ifade etti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/losBY4NM-kSSi2GCKJhq0A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Journal of Agricultural and Food Chemistry dergisinde yayımlanan bir araştırmaya göre, brokoliyi hafifçe sotelemek veya buharda pişirmek, sülforafan seviyelerini korumanın en etkili yollarından biri. Johnson, "Uzun süreli pişirme, brokolideki besin maddelerini bozabilir ve sülforafan üretimi için gerekli olan mirosinaz enzimini etkisiz hale getirebilir" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Db5NnvBbskOpJ0uobLBiAA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırma ayrıca, brokolinin çiçeklerine ayrılıp yaklaşık 90 dakika bekletilmesinin, sülforafan seviyelerini artırdığını ortaya koyuyor. Bu yöntem, mirosinaz enziminin aktif hale gelmesini sağlıyor ve pişirme sırasında sülforafan kaybını en aza indiriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/oUUaP7KWYUa-58WfDCHeKQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Brokoliyi nasıl tükettiğiniz önemli olsa da uzmanlar, sevdiğiniz şekilde yemeyi bırakmamanız gerektiğini söylüyor. Diyetisyen Julia Zumpano, "Brokoliyi çiğ veya hafif pişmiş tüketmek en iyisi, ancak onu en iyi sindirebildiğiniz şekilde yemek daha önemlidir" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/eJuNy46JlECeC0K7NJFWAw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlar, genel olarak antioksidan açısından zengin yiyecekleri çok uzun süre pişirmenin, bu besinlerin faydalarını azalttığını da belirtiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/F7n-jlA-E0a5vYPlZN6_qQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Brokoli, sağlıklı bir yaşam için vazgeçilmez bir sebze. Hafifçe soteleyerek veya çiğ tüketerek sülforafan gibi güçlü antioksidanların faydalarını artırabilirsiniz. Ancak her şeyden önce, brokoliyi keyifle tüketmenin sağlıklı bir diyet için önemli olduğunu unutmayın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Doktorlar grip olduğunda bunu yapıyor! Uzmanı açıkladı: 24 saat uyarısı</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/doktorlar-grip-oldugunda-bunu-yapiyor-uzmani-acikladi-24-saat-uyarisi</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/doktorlar-grip-oldugunda-bunu-yapiyor-uzmani-acikladi-24-saat-uyarisi</guid>
<description><![CDATA[ Vücut ağrıları, ateş, titreme ve bitkinlik… Grip, her yıl milyonlarca insanı etkileyen yaygın bir virüs olarak birçok kişiyi rahatsız ediyor. Özellikle Norovirüs ve RSV gibi diğer mevsimsel virüslerle birlikte grip vakaları, yılın bu döneminde zirve yapıyor. Uzmanlar, bu süreçte gripten korunmak ve iyileşme sürecini hızlandırmak için belirli adımları atmanın önemini vurguluyor.Oregon Sağlık ve Bilim Üniversitesi’nden Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Dawn Nolt, &quot;Vakaların hızla arttığı bir dönemdeyiz, hem yerel hem ulusal düzeyde. Grip vakaları henüz zirve yapmadı, bu yüzden sağlığımızı korumak için önlemleri elden bırakmamalıyız,&quot; diyor.Grip geçiren doktorların bile, kendilerini ve çevrelerini korumak adına uyguladığı yöntemler var. İşte uzmanların grip sonrası her zaman yaptığı 5 önemli adım:Dr. Nolt’un en büyük endişesi, başkalarını hasta etmek. Semptomlar tamamen geçmeden ve ateş en az 24 saat boyunca ilaçsız bir şekilde düşmeden günlük rutine dönmenin riskli olduğunu belirtiyor.Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC), iyileşme belirtileri göstermeden toplu ortamlardan uzak durulmasını tavsiye ediyor.Eğer işe gitmek zorundaysanız veya başkalarına bakım sağlamanız gerekiyorsa, hala semptomlarınız varken maske takmalısınız. Dr. Nolt, özellikle öksürük ve ateş varsa maske kullanımının başkalarını korumada kritik olduğunu ifade ediyor.Grip, solunum damlacıklarıyla yayılırken, maske bu damlacıkların çevreye bulaşmasını önlemeye yardımcı olur. Fiziksel mesafe kuralına uymak da alınabilecek ek önlemler arasında.Grip geçirmiş olmak, diğer hastalıklara karşı bağışıklık kazandığınız anlamına gelmez. Norovirüs, RSV ve boğmaca gibi diğer solunum yolu enfeksiyonlarının bu dönemde artış gösterdiğini belirten Dr. Nolt, &quot;Ellerinizi sık sık yıkayın ve kişisel hijyene özen gösterin&quot; diyor. Ayrıca, hasta görünen kişilerden uzak durmanın da önemli bir korunma yöntemi olduğunu vurguluyor.Güney Carolina Tıp Üniversitesi Küresel Sağlık Merkezi Direktörü Dr. Michael Sweat, grip aşısının hastalıktan korunmanın en etkili yollarından biri olduğunu ifade ediyor. &quot;Aşı olanlar, gribe yakalansalar bile hafif belirtilerle atlatıyor ve ciddi komplikasyon riskinden korunuyor,&quot; diyor.Henüz grip aşısı yaptırmadıysanız bile geç kalmış sayılmazsınız. Daha önce grip olmuş olsanız dahi, bağışıklığınızı güçlendirmek için aşı yaptırabilirsiniz.Dr. Sweat, doğru teşhisin iyileşme sürecinde büyük fark yaratabileceğini söylüyor. Erken teşhis ile Tamiflu gibi antiviral ilaçlardan faydalanarak hastalık süresini ve şiddetini azaltabilirsiniz. Ayrıca, evde yapılan testlerle veya bir sağlık kuruluşunda doktor kontrolüyle grip olup olmadığınızı netleştirebilirsiniz.Dr. Nolt, iyileşme sürecinde dinlenmenin önemine dikkat çekerek, &quot;Vücudumuza zaman ve nezaket göstermeliyiz. Grip, hayatı biraz yavaşlatmak ve sağlığımıza öncelik vermek için bir fırsat olabilir,&quot; diyor.Gripten doğru şekilde kurtulmak, yalnızca daha hızlı iyileşmenizi sağlamakla kalmaz; aynı zamanda sevdiklerinizi de bu rahatsız edici hastalıktan koruyabilir. Sağlığınızı ön planda tutarak, bu kış sezonunu daha kolay atlatabilirsiniz. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/M1csUicUDkudcpuiYzvyLg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:14:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Doktorlar, grip, olduğunda, bunu, yapıyor, Uzmanı, açıkladı:, saat, uyarısı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/M1csUicUDkudcpuiYzvyLg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Doktorlar grip olduğunda bunu yapıyor! Uzmanı açıkladı: 24 saat uyarısı"><p>Vücut ağrıları, ateş, titreme ve bitkinlik… Grip, her yıl milyonlarca insanı etkileyen yaygın bir virüs olarak birçok kişiyi rahatsız ediyor. Özellikle Norovirüs ve RSV gibi diğer mevsimsel virüslerle birlikte grip vakaları, yılın bu döneminde zirve yapıyor. Uzmanlar, bu süreçte gripten korunmak ve iyileşme sürecini hızlandırmak için belirli adımları atmanın önemini vurguluyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4t598Q5svU6MT_ABBT2HQg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Oregon Sağlık ve Bilim Üniversitesi’nden Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Dawn Nolt, "Vakaların hızla arttığı bir dönemdeyiz, hem yerel hem ulusal düzeyde. Grip vakaları henüz zirve yapmadı, bu yüzden sağlığımızı korumak için önlemleri elden bırakmamalıyız," diyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/A3inXVdqukSe8iqKYmBHWQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Grip geçiren doktorların bile, kendilerini ve çevrelerini korumak adına uyguladığı yöntemler var. İşte uzmanların grip sonrası her zaman yaptığı 5 önemli adım:</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZTkVfDZrY0C1ufCjDwiq4g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dr. Nolt’un en büyük endişesi, başkalarını hasta etmek. Semptomlar tamamen geçmeden ve ateş en az 24 saat boyunca ilaçsız bir şekilde düşmeden günlük rutine dönmenin riskli olduğunu belirtiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Zr-a9nCt8kmi3WT57d3WjQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC), iyileşme belirtileri göstermeden toplu ortamlardan uzak durulmasını tavsiye ediyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hR9RPtrGskSfeVDwlRt5Jg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Eğer işe gitmek zorundaysanız veya başkalarına bakım sağlamanız gerekiyorsa, hala semptomlarınız varken maske takmalısınız. Dr. Nolt, özellikle öksürük ve ateş varsa maske kullanımının başkalarını korumada kritik olduğunu ifade ediyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sNP7YKJKg02mX9gZsQr18A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Grip, solunum damlacıklarıyla yayılırken, maske bu damlacıkların çevreye bulaşmasını önlemeye yardımcı olur. Fiziksel mesafe kuralına uymak da alınabilecek ek önlemler arasında.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YRA0H_YKXEiUfN7YeGxIDg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Grip geçirmiş olmak, diğer hastalıklara karşı bağışıklık kazandığınız anlamına gelmez. Norovirüs, RSV ve boğmaca gibi diğer solunum yolu enfeksiyonlarının bu dönemde artış gösterdiğini belirten Dr. Nolt, "Ellerinizi sık sık yıkayın ve kişisel hijyene özen gösterin" diyor. Ayrıca, hasta görünen kişilerden uzak durmanın da önemli bir korunma yöntemi olduğunu vurguluyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7GX6OB6cRUOU1okhulvHQA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Güney Carolina Tıp Üniversitesi Küresel Sağlık Merkezi Direktörü Dr. Michael Sweat, grip aşısının hastalıktan korunmanın en etkili yollarından biri olduğunu ifade ediyor. "Aşı olanlar, gribe yakalansalar bile hafif belirtilerle atlatıyor ve ciddi komplikasyon riskinden korunuyor," diyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GJwKCFwiMkWYn_vrrzytwQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Henüz grip aşısı yaptırmadıysanız bile geç kalmış sayılmazsınız. Daha önce grip olmuş olsanız dahi, bağışıklığınızı güçlendirmek için aşı yaptırabilirsiniz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IQUrqsRT6U-PTezCCOZkxA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dr. Sweat, doğru teşhisin iyileşme sürecinde büyük fark yaratabileceğini söylüyor. Erken teşhis ile Tamiflu gibi antiviral ilaçlardan faydalanarak hastalık süresini ve şiddetini azaltabilirsiniz. Ayrıca, evde yapılan testlerle veya bir sağlık kuruluşunda doktor kontrolüyle grip olup olmadığınızı netleştirebilirsiniz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/deS9PEE1EEeGv0zZoqE2kg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dr. Nolt, iyileşme sürecinde dinlenmenin önemine dikkat çekerek, "Vücudumuza zaman ve nezaket göstermeliyiz. Grip, hayatı biraz yavaşlatmak ve sağlığımıza öncelik vermek için bir fırsat olabilir," diyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3z7WNdISREySkeM2HvBE6A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gripten doğru şekilde kurtulmak, yalnızca daha hızlı iyileşmenizi sağlamakla kalmaz; aynı zamanda sevdiklerinizi de bu rahatsız edici hastalıktan koruyabilir. Sağlığınızı ön planda tutarak, bu kış sezonunu daha kolay atlatabilirsiniz.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Uzmanı &amp;quot;beyni çürüten tehlike&amp;quot; diyor: Kahvaltıda 1 lokmasını bile yemeyin</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/uzmani-beyni-curuten-tehlike-diyor-kahvaltida-1-lokmasini-bile-yemeyin</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/uzmani-beyni-curuten-tehlike-diyor-kahvaltida-1-lokmasini-bile-yemeyin</guid>
<description><![CDATA[ Kahvaltı günün en önemli öğünlerinden biri olarak kabul edilir. Kahvaltıda tükettiğiniz her besin gün içerisindeki enerji seviyenizi belirler. Bu nedenle sağlıklı besinler tüketerek güne başlamanız gerekir. Ancak herkes severek tükettiği hemen hemen her kahvaltı sofrasında olan bazı besinler beyninizi adete çürütüyor. Peki, kahvaltıda hangi besinleri tüketmek beyin çürümesine neden olur?Beyin sağlığı, yaşam kalitesinin korunması için son derece önemlidir ve beslenme, beyin sağlığını etkileyen temel faktörlerden biridir. Beyin çürümesi (beyin dejenerasyonu) genellikle sinir hücrelerinin hasar görmesi ve kaybıyla ilişkilidir. Alzheimer hastalığı, Parkinson hastalığı ve diğer nörodejeneratif hastalıklar buna örnek olarak verilebilir. Beslenme alışkanlıkları, bu tür hastalıklardan korunmada ve ilerlemesini yavaşlatmada kritik rol oynar.Kahvaltı, genellikle sabahları tüketilen ilk öğündür ve günün enerji ihtiyacını karşılamak için önemli bir rol oynar. Vücut sağlığını korumak için kahvaltıda doğru seçimler yapmanız gerekir.Yapılan araştırmalar, olası bir Alzheimer veya demans gibi nörodejeneratif hastalıklara karşı en etkili önlemin beslenme sisteminde yapılacak değişiklikler olduğunu gösteriyor. Bu nedenle kahvaltıda tükettiğiniz besinler beyin ve beden sağlığınız içib büyük önem taşıyor.Yeni bir araştırmaya göre, düzenli olarak işlenmiş et tüketimi demans riskini artırabilirken, bu ürünlerin yerine balık tercih edilmesi riski önemli ölçüde azaltabilir.Harvard Üniversitesi&#039;nde yapılan çalışmanın başyazarı Dr. Daniel Hang, aşırı miktarda sosis gibi işlenmiş etlerin tüketilmesinin demans riskini yükseltebileceği konusunda uyarıda bulundu.Araştırma, işlenmiş etlerin yalnızca bağırsak kanseri gibi hastalıkların riskini artırdığına dair bilinen etkilerin ötesinde, demansa da katkıda bulunabileceğini öne sürüyor.Çalışmaya 133.000 kişi katıldı ve katılımcıların diyet alışkanlıkları 2 ila 4 yılda bir takip edilerek demans gelişimi gözlemlendi. Sonuçlar, günde iki dilim pastırma veya bir sosis tüketen bireylerin demans geliştirme olasılığının %13 daha yüksek olduğunu ortaya koydu.Araştırmacılar, işlenmiş kırmızı et yerine balık tüketmenin demans riskini yaklaşık %28 oranında azaltabileceğini belirtiyor. Ayrıca, tavuk gibi kümes hayvanlarının tercih edilmesinin riski %19 oranında düşürebileceği ifade ediliyor.Dr. Hang, &quot;İşlenmiş kırmızı etin bilişsel gerileme ve demans riskini artırabileceğini bulduk. Ancak iyi haber şu ki, bu ürünleri fındık, balık ve tavuk gibi daha sağlıklı alternatiflerle değiştirmek, kişinin riskini azaltabilir&quot; açıklamasını yaptı.Bunun yanı sıra, fındık, baklagiller, mercimek ve fasulye gibi bitki bazlı besinlere geçiş yapmak da demans olasılığını %19 oranında azaltabilir.Araştırmacılar, 2021 yılında yapılan bir çalışmanın sonuçlarına da atıfta bulunarak, işlenmiş etlerde bulunan nitritlerin oksidatif stres, lipid peroksidasyonu ve proinflamatuar sitokinlerin aktivasyonu gibi mekanizmalar yoluyla demans gelişimine katkıda bulunabileceğini ifade etti.Özellikle tuz bakımından zengin olan işlenmiş etlerin, yüksek tansiyona neden olarak sağlık sorunlarını daha da artırabileceği vurgulandı.Araştırmada ayrıca, doymuş yağ asitlerinin birikiminin demans riskini artırabileceği ve işlenmiş etlerin bu tür yağlar bakımından zengin olduğu belirtildi. İşlenmemiş kırmızı et tüketiminin ise daha düşük riskle ilişkilendirilebileceği ifade edildi.Araştırmacılar, &quot;Bulgularımız, işlenmiş et tüketiminin demans riskini artırabileceğini, ancak işlenmemiş kırmızı et tüketiminin daha düşük riskle ilişkili olabileceğini gösteriyor&quot; dedi. Çalışma, özellikle işlenmiş et tüketimini çeşitli bulaşıcı olmayan hastalıklarla ilişkilendiren kanıtlara katkı sağlıyor.Sonuç olarak, işlenmiş etlerin azaltılması ve daha sağlıklı alternatiflere yönelmek, yalnızca demans değil, genel sağlık açısından da önemli bir adım olabilir. Araştırmacılar, bireyleri beslenme alışkanlıklarını gözden geçirmeye ve özellikle yaşlılık dönemine yönelik koruyucu önlemler almaya teşvik ediyor.1. PROTEİN KAYNAĞI EKLEYİNProtein, kasların onarımı ve uzun süre tok hissetmek için önemlidir.

Haşlanmış yumurta, omlet veya menemen
Az tuzlu beyaz peynir, lor peyniri veya keçi peyniri
Yoğurt veya süt (laktozsuz ya da bitkisel alternatifler de olabilir)

2. TAM TAHILLI KARBONHİDRATLAR

Tam tahıllar, enerji sağlar ve lif içeriği ile sindirimi destekler.
Tam buğday ekmeği, çavdar ekmeği veya yulaf ezmesi
Tam tahıllı krep veya pancakeSebzeler vitamin ve mineral açısından zengindir.
Domates, salatalık, biber, roka, marul veya avokado
Kahvaltınıza limonlu bir salata ekleyebilirsiniz.

4. SAĞLIKLI YAĞLAR EKLEYİNSağlıklı yağlar, enerjiyi uzun süre dengeler.

Ceviz, badem, fındık
Zeytin veya zeytinyağı
Avokado dilimleriRafine şekerden kaçının, meyvelerle tatlı ihtiyacınızı karşılayın.
Taze meyve (örneğin, muz, elma, portakal)
Kuru meyve (örneğin, hurma, kuru kayısı)

6. ŞEKERSİZ İÇECEKLER TERCİH EDİN

Kahvaltıda sıvı tüketimi önemlidir.
Yeşil çay, bitki çayı veya şekersiz siya ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/owckdt2wqU2I5049LdQcbA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:14:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Uzmanı, beyni, çürüten, tehlike, diyor:, Kahvaltıda, lokmasını, bile, yemeyin</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/owckdt2wqU2I5049LdQcbA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Uzmanı " beyni tehlike diyor: kahvalt lokmas bile yemeyin><p>Kahvaltı günün en önemli öğünlerinden biri olarak kabul edilir. Kahvaltıda tükettiğiniz her besin gün içerisindeki enerji seviyenizi belirler. Bu nedenle sağlıklı besinler tüketerek güne başlamanız gerekir. Ancak herkes severek tükettiği hemen hemen her kahvaltı sofrasında olan bazı besinler beyninizi adete çürütüyor. Peki, kahvaltıda hangi besinleri tüketmek beyin çürümesine neden olur?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7iF4LINugUqFqe43gUg25w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Beyin sağlığı, yaşam kalitesinin korunması için son derece önemlidir ve beslenme, beyin sağlığını etkileyen temel faktörlerden biridir. Beyin çürümesi (beyin dejenerasyonu) genellikle sinir hücrelerinin hasar görmesi ve kaybıyla ilişkilidir. Alzheimer hastalığı, Parkinson hastalığı ve diğer nörodejeneratif hastalıklar buna örnek olarak verilebilir. Beslenme alışkanlıkları, bu tür hastalıklardan korunmada ve ilerlemesini yavaşlatmada kritik rol oynar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/M3bOSyE8O0-3IRz3EUpVwg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kahvaltı, genellikle sabahları tüketilen ilk öğündür ve günün enerji ihtiyacını karşılamak için önemli bir rol oynar. Vücut sağlığını korumak için kahvaltıda doğru seçimler yapmanız gerekir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/colAqX272UiWn_B9HMSwYQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yapılan araştırmalar, olası bir Alzheimer veya demans gibi nörodejeneratif hastalıklara karşı en etkili önlemin beslenme sisteminde yapılacak değişiklikler olduğunu gösteriyor. Bu nedenle kahvaltıda tükettiğiniz besinler beyin ve beden sağlığınız içib büyük önem taşıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/L3K1HWlIrUaJpzeOWwRnRQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yeni bir araştırmaya göre, düzenli olarak işlenmiş et tüketimi demans riskini artırabilirken, bu ürünlerin yerine balık tercih edilmesi riski önemli ölçüde azaltabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lqggG6cxa0-bKiCws-D1RQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Harvard Üniversitesi'nde yapılan çalışmanın başyazarı Dr. Daniel Hang, aşırı miktarda sosis gibi işlenmiş etlerin tüketilmesinin demans riskini yükseltebileceği konusunda uyarıda bulundu.Araştırma, işlenmiş etlerin yalnızca bağırsak kanseri gibi hastalıkların riskini artırdığına dair bilinen etkilerin ötesinde, demansa da katkıda bulunabileceğini öne sürüyor.Çalışmaya 133.000 kişi katıldı ve katılımcıların diyet alışkanlıkları 2 ila 4 yılda bir takip edilerek demans gelişimi gözlemlendi. Sonuçlar, günde iki dilim pastırma veya bir sosis tüketen bireylerin demans geliştirme olasılığının %13 daha yüksek olduğunu ortaya koydu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/eDT3NmS0xUCM901wWMBzSw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırmacılar, işlenmiş kırmızı et yerine balık tüketmenin demans riskini yaklaşık %28 oranında azaltabileceğini belirtiyor. Ayrıca, tavuk gibi kümes hayvanlarının tercih edilmesinin riski %19 oranında düşürebileceği ifade ediliyor.Dr. Hang, "İşlenmiş kırmızı etin bilişsel gerileme ve demans riskini artırabileceğini bulduk. Ancak iyi haber şu ki, bu ürünleri fındık, balık ve tavuk gibi daha sağlıklı alternatiflerle değiştirmek, kişinin riskini azaltabilir" açıklamasını yaptı.Bunun yanı sıra, fındık, baklagiller, mercimek ve fasulye gibi bitki bazlı besinlere geçiş yapmak da demans olasılığını %19 oranında azaltabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ULaZiChu3kyOCif9UP6TKQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırmacılar, 2021 yılında yapılan bir çalışmanın sonuçlarına da atıfta bulunarak, işlenmiş etlerde bulunan nitritlerin oksidatif stres, lipid peroksidasyonu ve proinflamatuar sitokinlerin aktivasyonu gibi mekanizmalar yoluyla demans gelişimine katkıda bulunabileceğini ifade etti.Özellikle tuz bakımından zengin olan işlenmiş etlerin, yüksek tansiyona neden olarak sağlık sorunlarını daha da artırabileceği vurgulandı.Araştırmada ayrıca, doymuş yağ asitlerinin birikiminin demans riskini artırabileceği ve işlenmiş etlerin bu tür yağlar bakımından zengin olduğu belirtildi. İşlenmemiş kırmızı et tüketiminin ise daha düşük riskle ilişkilendirilebileceği ifade edildi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/umvDKgEZ1EyRgbicYesRFQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırmacılar, "Bulgularımız, işlenmiş et tüketiminin demans riskini artırabileceğini, ancak işlenmemiş kırmızı et tüketiminin daha düşük riskle ilişkili olabileceğini gösteriyor" dedi. Çalışma, özellikle işlenmiş et tüketimini çeşitli bulaşıcı olmayan hastalıklarla ilişkilendiren kanıtlara katkı sağlıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XwEFPXPho0-N0oFYZCwchA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sonuç olarak, işlenmiş etlerin azaltılması ve daha sağlıklı alternatiflere yönelmek, yalnızca demans değil, genel sağlık açısından da önemli bir adım olabilir. Araştırmacılar, bireyleri beslenme alışkanlıklarını gözden geçirmeye ve özellikle yaşlılık dönemine yönelik koruyucu önlemler almaya teşvik ediyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_ddNXabLe0WJwt9FVdusug.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>1. PROTEİN KAYNAĞI EKLEYİNProtein, kasların onarımı ve uzun süre tok hissetmek için önemlidir.

Haşlanmış yumurta, omlet veya menemen
Az tuzlu beyaz peynir, lor peyniri veya keçi peyniri
Yoğurt veya süt (laktozsuz ya da bitkisel alternatifler de olabilir)

2. TAM TAHILLI KARBONHİDRATLAR

Tam tahıllar, enerji sağlar ve lif içeriği ile sindirimi destekler.
Tam buğday ekmeği, çavdar ekmeği veya yulaf ezmesi
Tam tahıllı krep veya pancake</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FzDAOjvoRUukdSV2BOn8mQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sebzeler vitamin ve mineral açısından zengindir.
Domates, salatalık, biber, roka, marul veya avokado
Kahvaltınıza limonlu bir salata ekleyebilirsiniz.

4. SAĞLIKLI YAĞLAR EKLEYİNSağlıklı yağlar, enerjiyi uzun süre dengeler.

Ceviz, badem, fındık
Zeytin veya zeytinyağı
Avokado dilimleri</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3Q3zDn7QEkmfnlMLsr1tNQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Rafine şekerden kaçının, meyvelerle tatlı ihtiyacınızı karşılayın.
Taze meyve (örneğin, muz, elma, portakal)
Kuru meyve (örneğin, hurma, kuru kayısı)

6. ŞEKERSİZ İÇECEKLER TERCİH EDİN

Kahvaltıda sıvı tüketimi önemlidir.
Yeşil çay, bitki çayı veya şekersiz siyah çay
Ilık limonlu su

ÖRNEK SAĞLIKLI KAHVALTI MENÜSÜ

1 haşlanmış yumurta
1 dilim tam buğday ekmeği
1 dilim beyaz peynir veya 2 yemek kaşığı lor peyniri
5-6 adet zeytin
Domates, salatalık, yeşillikler
1 avuç ceviz veya badem
Yanında bir bardak şekersiz bitki çayı</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>93 yaşındaki Ruhi Dede&amp;apos;nin sağlıklı yaşam sırrı: 3 altın kuralı var; En çok bu besinleri yiyor</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/93-yasindaki-ruhi-dedenin-saglikli-yasam-sirri-3-altin-kurali-var-en-cok-bu-besinleri-yiyor</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/93-yasindaki-ruhi-dedenin-saglikli-yasam-sirri-3-altin-kurali-var-en-cok-bu-besinleri-yiyor</guid>
<description><![CDATA[ Kocaeli&#039;de yaklaşık bir asrı geride bırakan 93 yaşındaki Ruhi Ayaz, sağlıklı yaşamın sırlarını anlattı. Derince ilçesinde yaşayan 2 çocuk babası Ruhi Ayaz, hem fiziki görünümü hem de yaşam felsefesiyle çevresindekilerin büyük takdirini kazanıyor. 2008 yılında eşini kaybetmesine rağmen hayata dört elle sarılan Ayaz, tüm işlerini kendisi yaparak örnek bir yaşam sergiliyor. &quot;Ruhi Dede&quot; olarak tanınan Ayaz, sağlıklı yaşamın sırrını dengeli beslenme ve düzenli hareket olarak özetliyor.1950&#039;li yıllarda İstanbul&#039;da bir otelde çalıştığını anlatan Ayaz, &quot;Orada yemeklerle ilgili çok şey öğrendim. Hayatımı sağlıklı yaşamın üzerinde şekillendirmeye çalıştım. İzmit&#039;e döndüğümde her şeyime dikkat etmeye başladım. Her sabah 06.00&#039;da uyanıyorum. Mutfağımda yemeklerimi yapıyorum. 08.00&#039;de kahvaltı yapıyorum. Bazı sabahlar tek yumurta haşlıyor, yanına da 10 zeytin koyuyorum.Domates ve salatalıkla birlikte yerim. Sonra aşağı Tütünçiftliği&#039;ne giderim orada çay içerim. Günde en az 1 kilometre yürürüm. Kış da olsa, yaz da olsa asla ihmal etmem, kesinlikle yürürüm. Kahvaltıdan önce çıkar dolaşırım, sonra gelir kahvaltımı yaparım. Yeme içme işlerine çok dikkat ederim. Her yerde her şeyi yemem. Az da olsa evde ne varsa kendim yapar onu yerim. Abur cubur yemem&quot; dedi.Ruhi Ayaz, sebzeleri mevsiminde tüketmeye özen gösterdiğine dikkat çekerek, &quot;Kışın ıspanak, lahana ve pırasa gibi yemekler tüketirim. Yazın yemeği biraz hafif yapmak gerekir çok salçalı, yağlı yenmez. Kışın eti de çok tüketmemek gerek. Haftada iki kere 100 gram yemek yeterli. Her etin ardından 50 gram da yoğurt yenir. Yoğurt çok tok tutar, sağlıklıdırEt ve yoğurt 100 gramı geçmeyecek çünkü vücut fazlasını atar. Ben yemeğimi böyle yaparım. Bulgur pilavına da 50 gram sucuk atarım. Nohut yemeklerine de 50 gram pastırma atarım. Bunlar hem sağlıklıdır hem lezzet verir. Yemek yapmak bana zor gelmiyor ve üşenmiyorum. 75 yaşına kadar çalıştım. &#039;İş yorar, çok çalışılmaz&#039; derler ancak öyle değil. Çalışmak insanı diri tutar. İşsiz adam yolsuz yordamsız olur&quot; diye konuştu.Sağlıklı yaşam için akşam saat 19.00&#039;dan sonra yemek yemediğini belirten Ayaz, &quot;Fazla yemek baş ağrısı yapar. Mide belirli zaman boş kalmalı. Akşam 19.00&#039;dan sonra yemek yemeyin, sabaha kadar aralıklarla su için. Su insanı dinç tutar. Sabah kahvaltıda da fazla yenmez, iki dilim ekmek de fazla. Hafif bir öğün geçirmek gerek. Benim için sağlıklı yaşamın sırrı bunlar. Haftada bir kez veya iki kez balık da yenmeli. Ben en fazla 10-15 tane yerim, fazlası zarar. Üstüne el yapımı sağlıklı helva da yenebilir. &#039;Sağlıklı yaşamak istiyorum&#039; diyenler kendine bu şekilde iyi bakmalı, vücuduna faydalı hissettirmeli&quot; ifadelerini kullandı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8v7PEPajX02aS5zgCnNcoQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:14:43 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>yaşındaki, Ruhi, Dedenin, sağlıklı, yaşam, sırrı:, altın, kuralı, var, çok, besinleri, yiyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8v7PEPajX02aS5zgCnNcoQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="93 yaşındaki Ruhi Dede'nin sağlıklı yaşam sırrı: 3 altın kuralı var; En çok bu besinleri yiyor"><p>Kocaeli'de yaklaşık bir asrı geride bırakan 93 yaşındaki Ruhi Ayaz, sağlıklı yaşamın sırlarını anlattı. Derince ilçesinde yaşayan 2 çocuk babası Ruhi Ayaz, hem fiziki görünümü hem de yaşam felsefesiyle çevresindekilerin büyük takdirini kazanıyor. 2008 yılında eşini kaybetmesine rağmen hayata dört elle sarılan Ayaz, tüm işlerini kendisi yaparak örnek bir yaşam sergiliyor. "Ruhi Dede" olarak tanınan Ayaz, sağlıklı yaşamın sırrını dengeli beslenme ve düzenli hareket olarak özetliyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pDtMGzydSkOWQ8xSgFWfGQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>1950'li yıllarda İstanbul'da bir otelde çalıştığını anlatan Ayaz, "Orada yemeklerle ilgili çok şey öğrendim. Hayatımı sağlıklı yaşamın üzerinde şekillendirmeye çalıştım. İzmit'e döndüğümde her şeyime dikkat etmeye başladım. Her sabah 06.00'da uyanıyorum. Mutfağımda yemeklerimi yapıyorum. 08.00'de kahvaltı yapıyorum. Bazı sabahlar tek yumurta haşlıyor, yanına da 10 zeytin koyuyorum.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lO6QoFkgU0a4vonqWG5HSg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Domates ve salatalıkla birlikte yerim. Sonra aşağı Tütünçiftliği'ne giderim orada çay içerim. Günde en az 1 kilometre yürürüm. Kış da olsa, yaz da olsa asla ihmal etmem, kesinlikle yürürüm. Kahvaltıdan önce çıkar dolaşırım, sonra gelir kahvaltımı yaparım. Yeme içme işlerine çok dikkat ederim. Her yerde her şeyi yemem. Az da olsa evde ne varsa kendim yapar onu yerim. Abur cubur yemem" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZDgCGOHWdU2sqSsX6kUS0A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ruhi Ayaz, sebzeleri mevsiminde tüketmeye özen gösterdiğine dikkat çekerek, "Kışın ıspanak, lahana ve pırasa gibi yemekler tüketirim. Yazın yemeği biraz hafif yapmak gerekir çok salçalı, yağlı yenmez. Kışın eti de çok tüketmemek gerek. Haftada iki kere 100 gram yemek yeterli. Her etin ardından 50 gram da yoğurt yenir. Yoğurt çok tok tutar, sağlıklıdır</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EAsX-kRxQUe1GGNixcy_yA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Et ve yoğurt 100 gramı geçmeyecek çünkü vücut fazlasını atar. Ben yemeğimi böyle yaparım. Bulgur pilavına da 50 gram sucuk atarım. Nohut yemeklerine de 50 gram pastırma atarım. Bunlar hem sağlıklıdır hem lezzet verir. Yemek yapmak bana zor gelmiyor ve üşenmiyorum. 75 yaşına kadar çalıştım. 'İş yorar, çok çalışılmaz' derler ancak öyle değil. Çalışmak insanı diri tutar. İşsiz adam yolsuz yordamsız olur" diye konuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Q2_GDyiLEEiaT31OKwXTsw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sağlıklı yaşam için akşam saat 19.00'dan sonra yemek yemediğini belirten Ayaz, "Fazla yemek baş ağrısı yapar. Mide belirli zaman boş kalmalı. Akşam 19.00'dan sonra yemek yemeyin, sabaha kadar aralıklarla su için. Su insanı dinç tutar. Sabah kahvaltıda da fazla yenmez, iki dilim ekmek de fazla. Hafif bir öğün geçirmek gerek. Benim için sağlıklı yaşamın sırrı bunlar. Haftada bir kez veya iki kez balık da yenmeli. Ben en fazla 10-15 tane yerim, fazlası zarar. Üstüne el yapımı sağlıklı helva da yenebilir. 'Sağlıklı yaşamak istiyorum' diyenler kendine bu şekilde iyi bakmalı, vücuduna faydalı hissettirmeli" ifadelerini kullandı.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Uykusuzluğun nedeni olabilir: Yüzde 37 artırdığı ortaya çıktı</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/uykusuzlugun-nedeni-olabilir-yuzde-37-artirdigi-ortaya-cikti</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/uykusuzlugun-nedeni-olabilir-yuzde-37-artirdigi-ortaya-cikti</guid>
<description><![CDATA[ Uykusuzluk ve uyku problemi genel sağlığınızı da olumsuz yönde etkiler. Sağlıklı bir vücut için iyi ve düzenli bir gece uykusu şart. Yapılan son araştırmalar hareketsiz çalışmanın uyku sorunlarını yüzde 37 oranında artırabileceğini ortaya çıkardı.Çok hareketsiz işlerde çalışan kişilerde uykusuzluk riski artabilir, bu da üretkenliği ve genel sağlığı etkileyebilir. Journal of Occupational Health Psychology&#039;de yayınlanan bir çalışma, 10 yıl boyunca 1.000&#039;den fazla çalışanı takip ederek, vardiyalı çalışanların, özellikle akşam vardiyasında çalışanların uyku bozukluklarına ve ilişkili sağlık risklerine daha yatkın olduğunu buldu.Journal of Occupational Health Psychology&#039;de yayınlanan yeni bir çalışmaya göre, çok hareketsiz işlerde çalışan kişilerde uykusuzluk riski daha yüksek olabilir ve bu da çalışan üretkenliğini ve sağlığını etkileyebilir.İyi bir gece uykusu kişiyi yeniden şarj edebilir ve işte yorucu bir güne hazırlayabilir, ancak vardiyalarda veya akşam vardiyalarında çalışan kişilerde uykusuzluk veya diğer uyku bozuklukları riskini artırabilecek bozulmuş uyku programları olabilir.Araştırma, 10 yıllık bir süre boyunca ABD&#039;de Ulusal Orta Yaş Çalışması&#039;ndan 1.000&#039;den fazla çalışanın çalışma programlarını, fiziksel aktivitelerini ve uyku alışkanlıklarını inceledi. İşyerinde kullanılan teknoloji miktarı da hesaba katıldı.Katılımcılar, çalışmanın başlangıcında (2004-2006) ve ardından on yıl sonra (2013-2017) uyku alışkanlıklarını, uyku süresi, düzenlilik, uykusuzluk semptomları, şekerleme alışkanlıkları, gündüz yorgunluğu ve uykuya dalmak için gereken süre olmak üzere altı uyku sağlığı göstergesi kullanarak paylaştılar.Katılımcılar üç kategoriye ayrıldı: İyi uyuyanlar, uykusuz uyuyanlar ve telafi eden uyuyanlarDüşük gündüz yorgunluğu seviyelerine sahip düzenli uyku döngülerini içeren optimum uyku düzenlerinden hoşlanan kişiler iyi uyuyanlar olarak etiketlenirken, daha kısa uyku döngülerine ve daha yüksek gündüz yorgunluğu seviyelerine sahip olanlar uykusuz uyuyanlar kategorisine konuldu. Telafi eden uyuyanlar, kaybedilen uykuyu şekerlemeler veya ekstra hafta sonu uykusuyla telafi etmeye çalıştılar.Özellikle gece saatlerinde çalışanların, akşam vardiyaları nedeniyle telafi uyuyanlar kategorisine girme olasılıklarının %66 daha fazla olduğu bulundu.Kötü uyku düzenlerinden kurtulmak zordu ve uykusuzluk çekenlerin %90&#039;ı 10 yıla kadar sürekli semptomlar gördü. Başka bir çalışmaya göre, ayrıca kardiyovasküler hastalık, diyabet, depresyon ve güçsüzlük riskleri %72 ila %188 daha fazlaydı.İlginç bir şekilde, çalışma bilgisayar kullanımı ile kötüleşen uyku sağlığı arasında çok az bağlantı buldu.Elektronik cihazların uykuyu bozabilecek ışık yaydığı iyi biliniyor, ancak araştırmacılar teknoloji kullanımındaki artışın çalışan verimliliğini artırarak bu olumsuz etkileri telafi edebileceğini ve nihayetinde uyku sağlıklarını koruyabileceğini söylüyor.Çok hareketsiz çalışanların, yatmadan önce yeterince yorgun olmaları ve ayrıca kas-iskelet sistemi sorunlarından kaçınabilmeleri için gün boyunca düzenli hareket etmek için mola vermeleri önerilir.Bu tür işleri olan kişiler asansör yerine daha sık merdiven çıkmayı denemelidir, bu onların hareket etmelerine yardımcı olabilir.Uykunuz üzerindeki etkiyi en aza indirmek için cihazınızdaki mavi ışık filtresini kullanın.Gece vardiyasında çalışanlar, sirkadiyen ritimlerini yeniden ayarlayabilmeleri için ışık maruziyetinden kurtulabilirler. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MRD8rSDgv0OKqlo6lpNiRA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:14:43 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Uykusuzluğun, nedeni, olabilir:, Yüzde, artırdığı, ortaya, çıktı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MRD8rSDgv0OKqlo6lpNiRA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Uykusuzluğun nedeni olabilir: Yüzde 37 artırdığı ortaya çıktı"><p>Uykusuzluk ve uyku problemi genel sağlığınızı da olumsuz yönde etkiler. Sağlıklı bir vücut için iyi ve düzenli bir gece uykusu şart. Yapılan son araştırmalar hareketsiz çalışmanın uyku sorunlarını yüzde 37 oranında artırabileceğini ortaya çıkardı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FK-TKAMNokShOVuGHx-UGw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çok hareketsiz işlerde çalışan kişilerde uykusuzluk riski artabilir, bu da üretkenliği ve genel sağlığı etkileyebilir. Journal of Occupational Health Psychology'de yayınlanan bir çalışma, 10 yıl boyunca 1.000'den fazla çalışanı takip ederek, vardiyalı çalışanların, özellikle akşam vardiyasında çalışanların uyku bozukluklarına ve ilişkili sağlık risklerine daha yatkın olduğunu buldu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OH6ZZF9QKEacXb9zdZj03w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Journal of Occupational Health Psychology'de yayınlanan yeni bir çalışmaya göre, çok hareketsiz işlerde çalışan kişilerde uykusuzluk riski daha yüksek olabilir ve bu da çalışan üretkenliğini ve sağlığını etkileyebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mJwKUEoqNkOhpbUn_UzNwA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İyi bir gece uykusu kişiyi yeniden şarj edebilir ve işte yorucu bir güne hazırlayabilir, ancak vardiyalarda veya akşam vardiyalarında çalışan kişilerde uykusuzluk veya diğer uyku bozuklukları riskini artırabilecek bozulmuş uyku programları olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/s_UujHfhlkeUCZ88ugj1bQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırma, 10 yıllık bir süre boyunca ABD'de Ulusal Orta Yaş Çalışması'ndan 1.000'den fazla çalışanın çalışma programlarını, fiziksel aktivitelerini ve uyku alışkanlıklarını inceledi. İşyerinde kullanılan teknoloji miktarı da hesaba katıldı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aI1u98nt_ku8u7cq1pGGsw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Katılımcılar, çalışmanın başlangıcında (2004-2006) ve ardından on yıl sonra (2013-2017) uyku alışkanlıklarını, uyku süresi, düzenlilik, uykusuzluk semptomları, şekerleme alışkanlıkları, gündüz yorgunluğu ve uykuya dalmak için gereken süre olmak üzere altı uyku sağlığı göstergesi kullanarak paylaştılar.Katılımcılar üç kategoriye ayrıldı: İyi uyuyanlar, uykusuz uyuyanlar ve telafi eden uyuyanlarDüşük gündüz yorgunluğu seviyelerine sahip düzenli uyku döngülerini içeren optimum uyku düzenlerinden hoşlanan kişiler iyi uyuyanlar olarak etiketlenirken, daha kısa uyku döngülerine ve daha yüksek gündüz yorgunluğu seviyelerine sahip olanlar uykusuz uyuyanlar kategorisine konuldu. Telafi eden uyuyanlar, kaybedilen uykuyu şekerlemeler veya ekstra hafta sonu uykusuyla telafi etmeye çalıştılar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PgLlbR7fqUCbLK5JSDp94A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Özellikle gece saatlerinde çalışanların, akşam vardiyaları nedeniyle telafi uyuyanlar kategorisine girme olasılıklarının %66 daha fazla olduğu bulundu.Kötü uyku düzenlerinden kurtulmak zordu ve uykusuzluk çekenlerin %90'ı 10 yıla kadar sürekli semptomlar gördü. Başka bir çalışmaya göre, ayrıca kardiyovasküler hastalık, diyabet, depresyon ve güçsüzlük riskleri %72 ila %188 daha fazlaydı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4e1wgKm9f0G73YYEs0JcHA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İlginç bir şekilde, çalışma bilgisayar kullanımı ile kötüleşen uyku sağlığı arasında çok az bağlantı buldu.Elektronik cihazların uykuyu bozabilecek ışık yaydığı iyi biliniyor, ancak araştırmacılar teknoloji kullanımındaki artışın çalışan verimliliğini artırarak bu olumsuz etkileri telafi edebileceğini ve nihayetinde uyku sağlıklarını koruyabileceğini söylüyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BjjQBBfczkamR7bO5Cnq5g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çok hareketsiz çalışanların, yatmadan önce yeterince yorgun olmaları ve ayrıca kas-iskelet sistemi sorunlarından kaçınabilmeleri için gün boyunca düzenli hareket etmek için mola vermeleri önerilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZI354WqhX0OLtunQDtjRtg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu tür işleri olan kişiler asansör yerine daha sık merdiven çıkmayı denemelidir, bu onların hareket etmelerine yardımcı olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gmCjGtQ8BEWNEoTPI6BQag.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uykunuz üzerindeki etkiyi en aza indirmek için cihazınızdaki mavi ışık filtresini kullanın.Gece vardiyasında çalışanlar, sirkadiyen ritimlerini yeniden ayarlayabilmeleri için ışık maruziyetinden kurtulabilirler.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kalbiniz için mini bir sıfırlama: &amp;quot;Bir dakika&amp;quot; kuralı kolesterolü düşürüp, kalbi iyileştiriyor</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/kalbiniz-icin-mini-bir-sifirlama-bir-dakika-kurali-kolesterolu-dusurup-kalbi-iyilestiriyor</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/kalbiniz-icin-mini-bir-sifirlama-bir-dakika-kurali-kolesterolu-dusurup-kalbi-iyilestiriyor</guid>
<description><![CDATA[ Kardiyovasküler hastalık, küresel çapta önde gelen ölüm nedenidir. Kalbinizi korumak her zaman zorlu yaşam tarzı değişiklikleri gerektirmez. Günlük alışkanlıklarınızda yapacağınız küçük, bilinçli ayarlamalar zamanla büyük faydalar sağlayabilir. İster yürüyüşe çıkmak, ister bir günlüğe yazmak olsun, bu eylemler yalnızca kalbinizi değil genel sağlığınızı da besler. Peki kalbi koruyan alışkanlıklar nelerdir?Kalbiniz asla ara vermeyen çalışkan bir organdır, bu yüzden ona biraz daha fazla özen göstermemiz adil olur! Dünya Sağlık Örgütü&#039;nün verilerine göre, kardiyovasküler hastalık (KVD), dünya çapında önde gelen ölüm nedenidir ve her yıl tahmini 17,9 milyon insanı öldürmektedir.Daha az tuz yemek veya daha fazla egzersiz yapmak gibi bazı kalp sağlığı tavsiyeleri tanıdık gelse de, benzersiz ve benimsenmesi kolay başka küçük ama etkili değişiklikler yapabilirsiniz. Kalbimizi zarardan korumaya yardımcı olabilecek 7 alışkanlıkSabahları bir bardak ılık limonlu suyla başlatmak sadece hidrasyonu artırmakla kalmaz, aynı zamanda vücudunuzun pH seviyelerini dengelemeye de yardımcı olur. Limon, kan damarlarındaki iltihabı azaltabilen C vitamini açısından zengindir. Bu basit ritüel ayrıca sindirimi destekler ve dolaylı olarak kalbinizdeki stresi azaltmaya yardımcı olur.Gülmenin kalbiniz için gerçekten iyi olduğunu biliyor muydunuz? Gülmek endorfin salınımını tetikler, stres hormonlarını azaltır ve kan damarı işlevini iyileştirir. İster komik bir video, ister bir arkadaşınızdan gelen bir şaka veya bir komedi gösterisi olsun, gülmek için zaman ayırmak kalp sağlığınız için harikalar yaratabilir.Yatmadan önce veya yemeklerden sonra telefonunuzda sonsuza kadar kaydırmak çoğumuzun sahip olduğu bir alışkanlıktır, ancak bu zamanı kısa bir yürüyüşle değiştirmek kalbinize önemli ölçüde fayda sağlayabilir. Yemekten sonra tempolu 10 dakikalık bir yürüyüş kan şekeri seviyelerini düşürmeye ve dolaşımı iyileştirmeye yardımcı olur, bunların ikisi de kardiyovasküler sisteminizdeki stresi azaltır.Stres, sağlıklı bir kalbin en büyük düşmanlarından biridir. Derin nefes almak için her birkaç saatte bir dakika ayırmak kalp atış hızınızı düşürebilir, kan basıncınızı düşürebilir ve zihninizi sakinleştirebilir. Dört saniye derin nefes alın, dört saniye tutun ve dört saniye nefes verin; kalbiniz için mini bir sıfırlama!Atıştırmalık zamanında cips yemek cazip gelebilir, ancak badem, ceviz veya fıstık gibi kuruyemişler çok daha iyi bir seçenektir. Kötü kolesterolü düşüren ve kalp sağlığını iyileştiren sağlıklı yağlar, lif ve magnezyumla doludurlar. Ayrıca çıtır çıtır, lezzetli ve doyurucudurlar.Gece geç saatlerde içilen kahve uyanık kalmanıza yardımcı olabilir, ancak kalp atış hızınızı artırabilir ve uykunuzu bozabilir, bu da kalbinizi olumsuz etkiler.Bunun yerine papatya, nane veya ebegümeci gibi sakinleştirici bitki çaylarını deneyin. Bu çaylar sadece rahatlamanıza yardımcı olmakla kalmaz, aynı zamanda kalp sağlığını destekleyen antioksidanlar da içerir.Ruh sağlığınız kalp sağlığınızla yakından bağlantılıdır. Her gün şükrettiğiniz üç şeyi not ettiğiniz bir şükran günlüğü tutmak stres seviyenizi düşürebilir ve genel ruh halinizi iyileştirebilir. Mutlu bir zihin daha sağlıklı bir kalbe yol açar, bu yüzden şükran rehberiniz olsunBu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DGnOfepYZEqOwxD-ZxHM9g.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:14:43 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kalbiniz, için, mini, bir, sıfırlama:, Bir, dakika, kuralı, kolesterolü, düşürüp, kalbi, iyileştiriyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DGnOfepYZEqOwxD-ZxHM9g.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kalbiniz için mini bir sıfırlama: " bir dakika kural kolesterol d kalbi iyile><p>Kardiyovasküler hastalık, küresel çapta önde gelen ölüm nedenidir. Kalbinizi korumak her zaman zorlu yaşam tarzı değişiklikleri gerektirmez. Günlük alışkanlıklarınızda yapacağınız küçük, bilinçli ayarlamalar zamanla büyük faydalar sağlayabilir. İster yürüyüşe çıkmak, ister bir günlüğe yazmak olsun, bu eylemler yalnızca kalbinizi değil genel sağlığınızı da besler. Peki kalbi koruyan alışkanlıklar nelerdir?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/z2N-V5QH-kyHV5vSuF8XBQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kalbiniz asla ara vermeyen çalışkan bir organdır, bu yüzden ona biraz daha fazla özen göstermemiz adil olur! Dünya Sağlık Örgütü'nün verilerine göre, kardiyovasküler hastalık (KVD), dünya çapında önde gelen ölüm nedenidir ve her yıl tahmini 17,9 milyon insanı öldürmektedir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_GEiV3efCESQ60LwasAPNA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Daha az tuz yemek veya daha fazla egzersiz yapmak gibi bazı kalp sağlığı tavsiyeleri tanıdık gelse de, benzersiz ve benimsenmesi kolay başka küçük ama etkili değişiklikler yapabilirsiniz. Kalbimizi zarardan korumaya yardımcı olabilecek 7 alışkanlık</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3Be5Zsohr0i8g5ufG4acsg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sabahları bir bardak ılık limonlu suyla başlatmak sadece hidrasyonu artırmakla kalmaz, aynı zamanda vücudunuzun pH seviyelerini dengelemeye de yardımcı olur. Limon, kan damarlarındaki iltihabı azaltabilen C vitamini açısından zengindir. Bu basit ritüel ayrıca sindirimi destekler ve dolaylı olarak kalbinizdeki stresi azaltmaya yardımcı olur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_YQTEYPPmUq6APUqymNXtg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gülmenin kalbiniz için gerçekten iyi olduğunu biliyor muydunuz? Gülmek endorfin salınımını tetikler, stres hormonlarını azaltır ve kan damarı işlevini iyileştirir. İster komik bir video, ister bir arkadaşınızdan gelen bir şaka veya bir komedi gösterisi olsun, gülmek için zaman ayırmak kalp sağlığınız için harikalar yaratabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aXHripR2_Ey2FjcbABs_EA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yatmadan önce veya yemeklerden sonra telefonunuzda sonsuza kadar kaydırmak çoğumuzun sahip olduğu bir alışkanlıktır, ancak bu zamanı kısa bir yürüyüşle değiştirmek kalbinize önemli ölçüde fayda sağlayabilir. Yemekten sonra tempolu 10 dakikalık bir yürüyüş kan şekeri seviyelerini düşürmeye ve dolaşımı iyileştirmeye yardımcı olur, bunların ikisi de kardiyovasküler sisteminizdeki stresi azaltır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5qkJTqaKrUu3EOi_QgLu_g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Stres, sağlıklı bir kalbin en büyük düşmanlarından biridir. Derin nefes almak için her birkaç saatte bir dakika ayırmak kalp atış hızınızı düşürebilir, kan basıncınızı düşürebilir ve zihninizi sakinleştirebilir. Dört saniye derin nefes alın, dört saniye tutun ve dört saniye nefes verin; kalbiniz için mini bir sıfırlama!</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8j2DYndIcEuinpeXzDa1YQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Atıştırmalık zamanında cips yemek cazip gelebilir, ancak badem, ceviz veya fıstık gibi kuruyemişler çok daha iyi bir seçenektir. Kötü kolesterolü düşüren ve kalp sağlığını iyileştiren sağlıklı yağlar, lif ve magnezyumla doludurlar. Ayrıca çıtır çıtır, lezzetli ve doyurucudurlar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VsLwj4bJi0apZsH35WUefw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gece geç saatlerde içilen kahve uyanık kalmanıza yardımcı olabilir, ancak kalp atış hızınızı artırabilir ve uykunuzu bozabilir, bu da kalbinizi olumsuz etkiler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_wL5S9Crokiww8trL43GaQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bunun yerine papatya, nane veya ebegümeci gibi sakinleştirici bitki çaylarını deneyin. Bu çaylar sadece rahatlamanıza yardımcı olmakla kalmaz, aynı zamanda kalp sağlığını destekleyen antioksidanlar da içerir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ov43MQXwrUabnQ_UvDONEw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ruh sağlığınız kalp sağlığınızla yakından bağlantılıdır. Her gün şükrettiğiniz üç şeyi not ettiğiniz bir şükran günlüğü tutmak stres seviyenizi düşürebilir ve genel ruh halinizi iyileştirebilir. Mutlu bir zihin daha sağlıklı bir kalbe yol açar, bu yüzden şükran rehberiniz olsun</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FtjrhXwNPkSge6sTKUEFEA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Biyolojik yaşlanma hızını yavaşlatıyor: 1 bardağı kronik hastalıklar üzerinde bile etkili</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/biyolojik-yaslanma-hizini-yavaslatiyor-1-bardagi-kronik-hastaliklar-uzerinde-bile-etkili</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/biyolojik-yaslanma-hizini-yavaslatiyor-1-bardagi-kronik-hastaliklar-uzerinde-bile-etkili</guid>
<description><![CDATA[ Düzenli çay tüketimi biyolojik yaşlanma sürecini yavaşlatabilir ve genel sağlığı iyileştirebilir.  Çayı günlük rutininize dahil etmek daha sağlıklı bir cilde sahip olmanızı sağlayabilir, hastalık riskini azaltabilir ve hatta biyolojik yaşlanma sürecinizi yavaşlatabilir. Daha sağlıklı ve daha canlı bir siz için muazzam bir potansiyele sahip, basit ve keyifli bir alışkanlıktır.Çay sadece rahatlatıcı bir içecekten daha fazlasıdır; sağlıklı bir şekilde yaşlanmamıza yardımcı olabilecek sırlar barındırır.Hiçbir sihirli iksir zamanı geri çeviremezken, 2024&#039;te yapılan bir araştırma, düzenli çay tüketiminin yaşlanma sürecini yavaşlatmaya ve sağlık süremizi iyileştirmeye yardımcı olabileceğini öne sürüyor.Bu basit günlük alışkanlığın genel sağlığınız nasıl büyük bir fark yaratabileceği hakkında bilmemiz gereken her şey burada.Çay, vücuttaki oksidatif stresle savaşan özellikle kateşinler ve polifenoller olmak üzere antioksidanlar açısından zengindir. Oksidatif stres zamanla hücrelere zarar vererek yaşlanma sürecini hızlandırır.Çay, bu hasarı azaltarak hücrelerinizin sağlığını korumaya yardımcı olur ve daha genç görünmenizi ve hissetmenizi sağlar.Düzenli çay içenler, içmeyenlere kıyasla daha yavaş biyolojik yaşlanma yaşarlar. Bu, kronolojik yaşları aynı kalsa da vücutlarının daha gençmiş gibi çalışabileceği anlamına gelir.Yaşlanmayı yavaşlatma konusunda yeşil çay başı çeker. Hücre yenilenmesinin iyileştirilmesi, iltihabın azaltılması ve daha iyi cilt elastikiyeti ile ilişkilendirilen güçlü bir antioksidan olan yüksek seviyelerde epigallocatechin gallate (EGCG) içerir.2014 yılında yapılan bir araştırma, çayın polifenoller ve kanser, kardiyovasküler hastalık, artrit ve diyabet gibi kronik hastalıklara yakalanma şansını azaltabilecek diğer bileşenleri içerdiğinin kabul edildiğini belirtmektedir.Her gün yeşil çay tüketmekyaklaşık 3 fincan veya 6-8 gram çay yaprağı- dikkate değer yaşlanma karşıtı etkilerle ilişkilendirilmiştir. Çay içmeyen birinden düzenli yeşil çay içen birine dönüşmek biyolojik yaşlanma hızını önemli ölçüde yavaşlatabilir.Yaşlanma sadece kırışıklıklarla ilgili değildir; cildinizin, saçınızın ve vücudunuzun zamanla nasıl hissettiğiyle ilgilidir. Çaydaki antioksidanlar cildi erken kırışıklıkların başlıca nedenlerinden biri olan UV hasarından korur. Düzenli çay tüketimi ayrıca kolajen üretimini iyileştirerek cildi sıkı ve nemli tutabilir.Saçlarınız için, B2 ve E vitaminleri de dahil olmak üzere yeşil çayın besinleri parlaklığı ve gücü korumaya yardımcı olur. Günlük çay içmek saç büyümesini destekleyebilir ve oksidatif hasarın neden olduğu incelmeyi önleyebilir.Yaşlanma sadece görünümle ilgili değildir; aynı zamanda vücudunuzun iç sağlığını korumakla da ilgilidir. Düzenli olarak çay içmek kalp hastalığı, diyabet ve bilişsel gerileme gibi yaşa bağlı hastalık riskinin daha düşük olmasıyla ilişkilendirilmiştir.Çaydaki polifenoller kan şekerini düzenlemeye, kalp sağlığını iyileştirmeye ve beyindeki nöronları korumaya yardımcı olur. Bu, çayı sadece görünüşünüz için yaşlanma karşıtı bir içecek değil, aynı zamanda yaşlandıkça zihninizi keskin ve vücudunuzu güçlü tutmanın bir yolu haline getirir.Ara sıra çay içmek faydalı olsa da, düzenli olarak içmek ideal olarak günde 2-3 fincan- en iyi yaşlanma karşıtı sonuçları sunar. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HXdRpf0cik-UZA-33eE7jw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:14:43 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Biyolojik, yaşlanma, hızını, yavaşlatıyor:, bardağı, kronik, hastalıklar, üzerinde, bile, etkili</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HXdRpf0cik-UZA-33eE7jw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Biyolojik yaşlanma hızını yavaşlatıyor: 1 bardağı kronik hastalıklar üzerinde bile etkili"><p>Düzenli çay tüketimi biyolojik yaşlanma sürecini yavaşlatabilir ve genel sağlığı iyileştirebilir.  Çayı günlük rutininize dahil etmek daha sağlıklı bir cilde sahip olmanızı sağlayabilir, hastalık riskini azaltabilir ve hatta biyolojik yaşlanma sürecinizi yavaşlatabilir. Daha sağlıklı ve daha canlı bir siz için muazzam bir potansiyele sahip, basit ve keyifli bir alışkanlıktır.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/V_PgJBgVy0iCl4t4dckrHw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çay sadece rahatlatıcı bir içecekten daha fazlasıdır; sağlıklı bir şekilde yaşlanmamıza yardımcı olabilecek sırlar barındırır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/n6q0aKfz8EmEnW5djgbEZg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hiçbir sihirli iksir zamanı geri çeviremezken, 2024'te yapılan bir araştırma, düzenli çay tüketiminin yaşlanma sürecini yavaşlatmaya ve sağlık süremizi iyileştirmeye yardımcı olabileceğini öne sürüyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mifq7tJDXk2OAKOzWg9YNA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu basit günlük alışkanlığın genel sağlığınız nasıl büyük bir fark yaratabileceği hakkında bilmemiz gereken her şey burada.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gfNErx-JI0W-Fy8fdUG03A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çay, vücuttaki oksidatif stresle savaşan özellikle kateşinler ve polifenoller olmak üzere antioksidanlar açısından zengindir. Oksidatif stres zamanla hücrelere zarar vererek yaşlanma sürecini hızlandırır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/E6r955-wFkO4ZZOC_TzscA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çay, bu hasarı azaltarak hücrelerinizin sağlığını korumaya yardımcı olur ve daha genç görünmenizi ve hissetmenizi sağlar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Bn7GNRH9eUC0dTsq80deUw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Düzenli çay içenler, içmeyenlere kıyasla daha yavaş biyolojik yaşlanma yaşarlar. Bu, kronolojik yaşları aynı kalsa da vücutlarının daha gençmiş gibi çalışabileceği anlamına gelir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/u6-rqm_s4USS3tfxBT3k9g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yaşlanmayı yavaşlatma konusunda yeşil çay başı çeker. Hücre yenilenmesinin iyileştirilmesi, iltihabın azaltılması ve daha iyi cilt elastikiyeti ile ilişkilendirilen güçlü bir antioksidan olan yüksek seviyelerde epigallocatechin gallate (EGCG) içerir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ijTmDY3wZkSLbyJ3BLyQ0g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>2014 yılında yapılan bir araştırma, çayın polifenoller ve kanser, kardiyovasküler hastalık, artrit ve diyabet gibi kronik hastalıklara yakalanma şansını azaltabilecek diğer bileşenleri içerdiğinin kabul edildiğini belirtmektedir.Her gün yeşil çay tüketmekyaklaşık 3 fincan veya 6-8 gram çay yaprağı- dikkate değer yaşlanma karşıtı etkilerle ilişkilendirilmiştir. Çay içmeyen birinden düzenli yeşil çay içen birine dönüşmek biyolojik yaşlanma hızını önemli ölçüde yavaşlatabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Bdvj9T-71keVxr_OIWhnOA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yaşlanma sadece kırışıklıklarla ilgili değildir; cildinizin, saçınızın ve vücudunuzun zamanla nasıl hissettiğiyle ilgilidir. Çaydaki antioksidanlar cildi erken kırışıklıkların başlıca nedenlerinden biri olan UV hasarından korur. Düzenli çay tüketimi ayrıca kolajen üretimini iyileştirerek cildi sıkı ve nemli tutabilir.Saçlarınız için, B2 ve E vitaminleri de dahil olmak üzere yeşil çayın besinleri parlaklığı ve gücü korumaya yardımcı olur. Günlük çay içmek saç büyümesini destekleyebilir ve oksidatif hasarın neden olduğu incelmeyi önleyebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_XmUaax4wkah0-kIkn1sTQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yaşlanma sadece görünümle ilgili değildir; aynı zamanda vücudunuzun iç sağlığını korumakla da ilgilidir. Düzenli olarak çay içmek kalp hastalığı, diyabet ve bilişsel gerileme gibi yaşa bağlı hastalık riskinin daha düşük olmasıyla ilişkilendirilmiştir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GEUEqNUZ70uKOtq1kfQZUg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çaydaki polifenoller kan şekerini düzenlemeye, kalp sağlığını iyileştirmeye ve beyindeki nöronları korumaya yardımcı olur. Bu, çayı sadece görünüşünüz için yaşlanma karşıtı bir içecek değil, aynı zamanda yaşlandıkça zihninizi keskin ve vücudunuzu güçlü tutmanın bir yolu haline getirir.Ara sıra çay içmek faydalı olsa da, düzenli olarak içmek ideal olarak günde 2-3 fincan- en iyi yaşlanma karşıtı sonuçları sunar.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>​Amerikan Kanser Derneği açıkladı: Kanser gençlerde neden arttı?</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/amerikan-kanser-dernegi-acikladi-kanser-genclerde-neden-artti</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/amerikan-kanser-dernegi-acikladi-kanser-genclerde-neden-artti</guid>
<description><![CDATA[ 50 yaş altı yetişkinlerde, özellikle kadınlarda erken başlangıçlı kanserlerin artan eğilimi endişe verici. Genetik, yaşam tarzı ve çevresel faktörler bu artışa neden olabiliyor. Sağlıklı bir kiloyu korumak, sigarayı bırakmak, alkolden kaçınmak, lif açısından zengin yiyecekler tüketmek, güneş kremi kullanmak ve düzenli fiziksel aktivite, kanser riskini önemli ölçüde azaltabilen küçük yaşam tarzı değişiklikleridir. Sağlıklı yaşam tarzı alışkanlıklarıyla kanser riskini azaltabilirsiniz.Kanser riski yaşlandıkça önemli ölçüde artabilir, ancak Amerikan Kanser Derneği&#039;nin yakın tarihli bir raporu, artan kanser oranlarının artık daha genç yetişkinlerde, özellikle kadınlarda görüldüğünü gösteren değişen eğilimleri ortaya koydu.Raporda vurgulanan endişe verici eğilimler, 50 yaş altı yetişkinlerde meme, rahim, kolorektal ve pankreas kanserleri de dahil olmak üzere erken başlangıçlı kanser oranlarının arttığını gösteriyor. Genetik ve yaşam tarzı faktörleri rol oynarken, uzmanlar artık çevresel maruziyetlerin bu endişe verici artışa olan etkisini araştırıyor.Amerikan Kanser Derneği&#039;nin yeni bir raporu, bazı yaş gruplarındaki kadınlara erkeklerden daha sık kanser teşhisi konduğunu ortaya koydu. Bulgular, daha yüksek kanser oranlarının erkeklerden kadınlara kaydığını ve cinsiyetler arasındaki ve yaşlı ve genç yetişkinler arasındaki farkların büyük ölçüde daraldığını gösterdi.A Cancer Journal for Clinicians&#039;da yayınlanan yıllık rapor, Amerika Birleşik Devletleri&#039;nde kanser ölüm oranının 1991&#039;den 2022&#039;ye %34 oranında azaldığını buldu.Amerikan Kanser Derneği&#039;nin verileri ayrıca 50 ila 64 yaş arasındaki kadınlarda kanser oranlarının artık erkeklerden daha yüksek olduğunu belirtti. Az bilinen nedenlerle, daha fazla genç ve orta yaşlı kadın hastalığa yakalanıyor.Sağlıklı bir kiloyu korumak, sigarayı bırakmak, alkol alımını azaltmak ve besin açısından zengin bir diyet yapmak gibi basit yaşam tarzı değişiklikleri kanser risklerini önemli ölçüde azaltabilir.Sağlıklı bir yaşam tarzı benimseyerek kilo vermek, yaşam tarzı faktörlerinden kaynaklanan kanser riskinizi önemli ölçüde azaltabilir. Aşırı kilolu veya obez olmak, meme kanseri, kolon kanseri, rahim kanseri, safra kesesi kanseri, karaciğer kanseri ve diğerleri dahil olmak üzere 13 kanser türüne yakalanma riskinin daha yüksek olmasıyla ilişkilidir. Bu kanserler, Amerika Birleşik Devletleri&#039;nde her yıl teşhis edilen tüm kanserlerin %40&#039;ını oluşturmaktadır.Sigara ve dumansız tütün gibi tütün bazlı ürünleri bırakmak, kanser riskinizi önemli ölçüde azaltabilir. Tütün kullanımı, akciğer kanseri, ağız kanseri ve mesane kanseri gibi kanserlerle ilişkilidir. Sigarayı on yıl bırakmak, akciğer kanseri riskinizi %30-50 oranında düşürebilir ve ayrıca mesane, yemek borusu veya böbrek kanseri riskini de azaltır. Bu, sonraki yıllarda kıç tekmelemeyle daha da azalabilir. Ağız, boğaz veya ses kutusu kanserine yakalanma riskinizi, bu ürünleri 5-10 yıl boyunca bırakarak azaltabilirsiniz.Lif açısından zengin yiyecekler tüketmek, bağırsaklarınızı sağlıklı tutabilir, kilo alımını önleyebilir ve en az 13 kanser türüne yakalanma riskini azaltabilir. Özellikle bağırsak kanseri riskini azaltır. Lif açısından zengin yiyecekler dışkınıza hacim katabilir ve bağırsaktaki hareketine yardımcı olabilir. Ayrıca bağırsaklarınızdan zararlı maddeleri temizler.Alkol içmek, ağız, boğaz, ses kutusu, yemek borusu, kolon ve rektum, karaciğer ve meme kanseri dahil olmak üzere yedi tür kanserle bağlantılıdır.Güneşin zararlı UV ışınları cilt kanseri riskini artırabilir ve bu ölümcül hastalığın önlenmesi için güneş kremi kullanmak önemlidir. Cilt kanserine neden olan UV ışınlarını bloke ederek veya emerek çalışır. Güneş kreminin kansere neden olduğu konusunda endişeler olsa da, güneş kremi kullanımının meme kanseri veya başka herhangi bir kanser türü riskini artırdığına dair net bir kanıt yoktur.Her gün egzersiz yapmak sizi sadece formda ve zinde tutmakla kalmaz, aynı zamanda kanser de dahil olmak üzere çeşitli kronik hastalık riskini de azaltır. Fiziksel olarak aktif olan kişiler, meme kanseri, kolon kanseri, mesane kanseri, böbrek kanseri, akciğer kanseri gibi yaygın olarak görülen birkaç kansere yakalanma riskiyle karşı karşıyadır.Kanser taramanızı güncel tutmak önemlidir çünkü hastalığı erken, daha tedavi edilebilir aşamalarında, genellikle semptomlar ortaya çıkmadan önce tespit ederek kanser önlemede hayati bir rol oynar.
Tarama yoluyla erken teşhis, kanserle ilişkili ölüm oranını azaltabilir ve uzun vadeli sağ kalım oranlarını iyileştirebilir. Ayrıca, zamanında müdahalelere olanak tanıyarak ileri hastalık ilerlemesi olasılığını azaltır. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6VymsCoZMkK50W4vy37dAg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:14:42 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>​Amerikan, Kanser, Derneği, açıkladı:, Kanser, gençlerde, neden, arttı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6VymsCoZMkK50W4vy37dAg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="​Amerikan Kanser Derneği açıkladı: Kanser gençlerde neden arttı?"><p>50 yaş altı yetişkinlerde, özellikle kadınlarda erken başlangıçlı kanserlerin artan eğilimi endişe verici. Genetik, yaşam tarzı ve çevresel faktörler bu artışa neden olabiliyor. Sağlıklı bir kiloyu korumak, sigarayı bırakmak, alkolden kaçınmak, lif açısından zengin yiyecekler tüketmek, güneş kremi kullanmak ve düzenli fiziksel aktivite, kanser riskini önemli ölçüde azaltabilen küçük yaşam tarzı değişiklikleridir. Sağlıklı yaşam tarzı alışkanlıklarıyla kanser riskini azaltabilirsiniz.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HHrr58wfNEO32Bhkxud3yA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kanser riski yaşlandıkça önemli ölçüde artabilir, ancak Amerikan Kanser Derneği'nin yakın tarihli bir raporu, artan kanser oranlarının artık daha genç yetişkinlerde, özellikle kadınlarda görüldüğünü gösteren değişen eğilimleri ortaya koydu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hjKMPdyzlUWqmiIdjEXAog.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Raporda vurgulanan endişe verici eğilimler, 50 yaş altı yetişkinlerde meme, rahim, kolorektal ve pankreas kanserleri de dahil olmak üzere erken başlangıçlı kanser oranlarının arttığını gösteriyor. Genetik ve yaşam tarzı faktörleri rol oynarken, uzmanlar artık çevresel maruziyetlerin bu endişe verici artışa olan etkisini araştırıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gLAtVcn6FEepYZ85o6Lh-Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Amerikan Kanser Derneği'nin yeni bir raporu, bazı yaş gruplarındaki kadınlara erkeklerden daha sık kanser teşhisi konduğunu ortaya koydu. Bulgular, daha yüksek kanser oranlarının erkeklerden kadınlara kaydığını ve cinsiyetler arasındaki ve yaşlı ve genç yetişkinler arasındaki farkların büyük ölçüde daraldığını gösterdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MtyWJ_146UCCdNJHRjDKHQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>A Cancer Journal for Clinicians'da yayınlanan yıllık rapor, Amerika Birleşik Devletleri'nde kanser ölüm oranının 1991'den 2022'ye %34 oranında azaldığını buldu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZDfs4qbc_0SLPmPcXNtuqA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Amerikan Kanser Derneği'nin verileri ayrıca 50 ila 64 yaş arasındaki kadınlarda kanser oranlarının artık erkeklerden daha yüksek olduğunu belirtti. Az bilinen nedenlerle, daha fazla genç ve orta yaşlı kadın hastalığa yakalanıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rroDmSAvOEqOOpP2AKkqQw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sağlıklı bir kiloyu korumak, sigarayı bırakmak, alkol alımını azaltmak ve besin açısından zengin bir diyet yapmak gibi basit yaşam tarzı değişiklikleri kanser risklerini önemli ölçüde azaltabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Jyj0Dw3OLkOLddp8qFNG2w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sağlıklı bir yaşam tarzı benimseyerek kilo vermek, yaşam tarzı faktörlerinden kaynaklanan kanser riskinizi önemli ölçüde azaltabilir. Aşırı kilolu veya obez olmak, meme kanseri, kolon kanseri, rahim kanseri, safra kesesi kanseri, karaciğer kanseri ve diğerleri dahil olmak üzere 13 kanser türüne yakalanma riskinin daha yüksek olmasıyla ilişkilidir. Bu kanserler, Amerika Birleşik Devletleri'nde her yıl teşhis edilen tüm kanserlerin %40'ını oluşturmaktadır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lBFyIVR6h0i3gB5IqSYauA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sigara ve dumansız tütün gibi tütün bazlı ürünleri bırakmak, kanser riskinizi önemli ölçüde azaltabilir. Tütün kullanımı, akciğer kanseri, ağız kanseri ve mesane kanseri gibi kanserlerle ilişkilidir. Sigarayı on yıl bırakmak, akciğer kanseri riskinizi %30-50 oranında düşürebilir ve ayrıca mesane, yemek borusu veya böbrek kanseri riskini de azaltır. Bu, sonraki yıllarda kıç tekmelemeyle daha da azalabilir. Ağız, boğaz veya ses kutusu kanserine yakalanma riskinizi, bu ürünleri 5-10 yıl boyunca bırakarak azaltabilirsiniz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JdBcYFLRMEyJFj0Xs9-Ugw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Lif açısından zengin yiyecekler tüketmek, bağırsaklarınızı sağlıklı tutabilir, kilo alımını önleyebilir ve en az 13 kanser türüne yakalanma riskini azaltabilir. Özellikle bağırsak kanseri riskini azaltır. Lif açısından zengin yiyecekler dışkınıza hacim katabilir ve bağırsaktaki hareketine yardımcı olabilir. Ayrıca bağırsaklarınızdan zararlı maddeleri temizler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fsVCPnervk26Jfr40ZxmXg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Alkol içmek, ağız, boğaz, ses kutusu, yemek borusu, kolon ve rektum, karaciğer ve meme kanseri dahil olmak üzere yedi tür kanserle bağlantılıdır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uJs0LmCWe0ecU4SYTqL5MQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Güneşin zararlı UV ışınları cilt kanseri riskini artırabilir ve bu ölümcül hastalığın önlenmesi için güneş kremi kullanmak önemlidir. Cilt kanserine neden olan UV ışınlarını bloke ederek veya emerek çalışır. Güneş kreminin kansere neden olduğu konusunda endişeler olsa da, güneş kremi kullanımının meme kanseri veya başka herhangi bir kanser türü riskini artırdığına dair net bir kanıt yoktur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VohfHoLPtUyXG4EsyWpTtw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Her gün egzersiz yapmak sizi sadece formda ve zinde tutmakla kalmaz, aynı zamanda kanser de dahil olmak üzere çeşitli kronik hastalık riskini de azaltır. Fiziksel olarak aktif olan kişiler, meme kanseri, kolon kanseri, mesane kanseri, böbrek kanseri, akciğer kanseri gibi yaygın olarak görülen birkaç kansere yakalanma riskiyle karşı karşıyadır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RgGNvbhePk6mQoHbDTh5oQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kanser taramanızı güncel tutmak önemlidir çünkü hastalığı erken, daha tedavi edilebilir aşamalarında, genellikle semptomlar ortaya çıkmadan önce tespit ederek kanser önlemede hayati bir rol oynar.
Tarama yoluyla erken teşhis, kanserle ilişkili ölüm oranını azaltabilir ve uzun vadeli sağ kalım oranlarını iyileştirebilir. Ayrıca, zamanında müdahalelere olanak tanıyarak ileri hastalık ilerlemesi olasılığını azaltır.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Saç incelmesi, kilo alımı, ses kısıklığı: Dünya genelinde yaygınlaşan hastalık</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/sac-incelmesi-kilo-alimi-ses-kisikligi-dunya-genelinde-yayginlasan-hastalik</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/sac-incelmesi-kilo-alimi-ses-kisikligi-dunya-genelinde-yayginlasan-hastalik</guid>
<description><![CDATA[ Hipotiroidizm, stres ve kötü beslenme nedeniyle her yaştan kişiyi giderek daha fazla etkileyen, az çalışan bir tiroid rahatsızlığıdır. Kronik yorgunluk, kilo alımı ve saç dökülmesi gibi belirtiler genellikle önemsenmez ancak bu hastalığın habercisi olabilir. Düzenli tiroid fonksiyon testleri ve semptomların farkındalığı ile erken teşhis, durumu etkili bir şekilde yönetebilir ve yaşam kalitesini artırabilir.Tiroid bozuklukları, özellikle hipotiroidizm, yaşlı yetişkinleri ve genç bireyleri etkileyen dünya çapında artan bir endişe haline gelmiştir. Yaşam tarzı değişiklikleri, stres ve kötü beslenme alışkanlıkları, özellikle subklinik hipotiroidizm, bu eğilime önemli ölçüde katkıda bulunmuştur. Az çalışan bir tiroid bezinin neden olduğu hipotiroidizm, genellikle sinsice gelişir ve bu da komplikasyonları önlemek için belirtileri erken fark etmeyi önemli hale getirir.Tiroid, soluk borusunun önünde bulunan küçük bir bezdir. Tiroid bezinin ana işlevi, vücudun enerji düzenlemesine ve kullanımına yardımcı olmaktır. Tiroid hormonu yeterli hormon üretmediğinde, vücudun işlevleri yavaşlama eğilimindedir. Hipotiroidizm, tiroid bezinin yeterli tiroksin, yani tiroid hormonu üretmediği bir durumdur.Hipotiroidizmin yaygın semptomları arasında saç incelmesi, açıklanamayan kilo alımı ve kısık ses bulunur; bu semptomlar kolayca göz ardı edilebilir veya başka sorunlara bağlanabilir. Ancak bunlar, dikkat edilmesi gereken altta yatan bir tiroid dengesizliğinin sinyalleri olabilir. İlk aşamalarda, hipotiroidizm genellikle pek çok semptomu yansıtmaz, ancak yavaş yavaş hipotiroidizmle ilişkili bir dizi semptom vardır:Kronik yorgunluk ve daha yavaş kalp atışları: Yorgunluk hissi, yeterli dinlenmeden sonra bile enerji eksikliğiyle birlikte devam ediyor gibi görünüyor. Normalden belirgin şekilde daha yavaş olan dinlenme kalp hızı
Zayıflık ve Kas ağrısı: Kaslarda ağrı ve kramplar ve vücutta genel bir zayıflık hissi vardır.
Saç dökülmesi: Kişi kademeli saç dökülmesine, saçların kuru ve kırılgan olmasına tanık olabilir. Özellikle dış kenarlarda kaş kıllarının incelmesi de olabilir.
İşitme kaybı ve bulanık hafıza: Tiz sesleri keskin bir şekilde ayırt etme yeteneği de sonraki aşamalarda etkilenir. Unutkanlık, ezberlemede zorluk, odaklanma da semptomlardan bazılarıdır.
Ses kısıklığı ve seste değişiklik: Ses, hipotiroidizmin sonraki aşamasında kötüleşen semptomlarla birlikte hırıltılı ve boğuk hale gelir.
Diğer semptomlar şunları içerebilir: yüksek kan kolesterol seviyeleri, kuru cilt, kas ve eklem ağrıları, soğuğa karşı toleransın azalması, adet döngüsünde bozukluklar vb.Yaş ve Cinsiyet: Kadınlar, özellikle 60 yaşından sonra tiroid geliştirmeye erkeklerden daha yatkındır. Menopozdan sonra kadınlarda hipotiroidizm veya diğer tiroid formları geliştirme riskinde keskin bir artış vardır. Ancak günümüzde daha genç nüfus hipotiroidizm yaşıyor.
İyot Eksikliği: İyot, tiroid fonksiyonu için gerekli bir mineraldir. Otoimmün tiroid hastalığı olan kişiler, tiroidin daha da kötüleşmesine neden olabilecek iyotun etkilerine karşı hassas olabilir. Son zamanlarda, birçok insan arasında iyotlu tuzu bırakıp pembe tuza veya kaya tuzuna geçme eğilimi var. İyotlu tuz alımını durdurmak guatra yol açabilir ve ayrıca iyot eksikliği olan anneden doğan bir bebeği de etkileyebilir.Guatr: Tiroidin, tiroid bezine saldıran bir otoimmün bozukluk (Hashimoto hastalığı) nedeniyle büyüdüğü bir durumdur.Diğer faktörler: Radyasyon tedavisi görmüş kişiler, tiroidit (tiroid iltihabı) veya konjenital hipotiroidizm (doğumda mevcut hipotiroidizm) ve diğerleri.KİMLER TARAFINDAN KONTROL EDİLMESİ GEREKİR1. Guatrı olan kişiler2. Hamilelik planlayan kadınlar3. Kısırlık öyküsü4. Düzensiz adet gören kadınlar5. Hipotiroidizmin tipik semptomlarını gösteren kişiler6. Zayıf büyüme ve konsantrasyon yeteneği olan ve okulda notları düşen çocuklarHipotiroidizm, tedavi edilmezse genel sağlığınızı ve yaşam kalitenizi etkileyebilecek sessiz bir bozucudur. İnce saç, kilo alımı ve kısık ses gibi erken belirtilere dikkat ederek tanı ve tedaviye yönelik proaktif adımlar atabilirsiniz. En yaygın tedavi, hormon seviyelerini normale döndüren levotiroksin ile günlük hormon replasman tedavisidir.Bunun dışında, Periyodik tiroid fonksiyon testleri (TSH, T3, T4) ilerlemeyi takip etmeye ve tedavileri gerektiği gibi ayarlamaya yardımcı olur. Uygun tıbbi müdahale, yaşam tarzı ayarlamaları ve düzenli izleme ile hipotiroidizmi yönetmek ve tam, sağlıklı bir yaşam sürmek tamamen mümkündür. Hipotiroidizm olduğundan şüpheleniyorsanız, rehberlik ve tedavi seçenekleri için doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DwAMwwjQ2EuTAxKFmuH1EQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:14:42 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Saç, incelmesi, kilo, alımı, ses, kısıklığı:, Dünya, genelinde, yaygınlaşan, hastalık</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DwAMwwjQ2EuTAxKFmuH1EQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Saç incelmesi, kilo alımı, ses kısıklığı: Dünya genelinde yaygınlaşan hastalık"><p>Hipotiroidizm, stres ve kötü beslenme nedeniyle her yaştan kişiyi giderek daha fazla etkileyen, az çalışan bir tiroid rahatsızlığıdır. Kronik yorgunluk, kilo alımı ve saç dökülmesi gibi belirtiler genellikle önemsenmez ancak bu hastalığın habercisi olabilir. Düzenli tiroid fonksiyon testleri ve semptomların farkındalığı ile erken teşhis, durumu etkili bir şekilde yönetebilir ve yaşam kalitesini artırabilir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5z_5g4KLpEWp6yBeqtEEXg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tiroid bozuklukları, özellikle hipotiroidizm, yaşlı yetişkinleri ve genç bireyleri etkileyen dünya çapında artan bir endişe haline gelmiştir. Yaşam tarzı değişiklikleri, stres ve kötü beslenme alışkanlıkları, özellikle subklinik hipotiroidizm, bu eğilime önemli ölçüde katkıda bulunmuştur. Az çalışan bir tiroid bezinin neden olduğu hipotiroidizm, genellikle sinsice gelişir ve bu da komplikasyonları önlemek için belirtileri erken fark etmeyi önemli hale getirir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zd2-Q1EHskSBfXOt_an9Kw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tiroid, soluk borusunun önünde bulunan küçük bir bezdir. Tiroid bezinin ana işlevi, vücudun enerji düzenlemesine ve kullanımına yardımcı olmaktır. Tiroid hormonu yeterli hormon üretmediğinde, vücudun işlevleri yavaşlama eğilimindedir. Hipotiroidizm, tiroid bezinin yeterli tiroksin, yani tiroid hormonu üretmediği bir durumdur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7DWuL4zXv0udzfwPmSjGag.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hipotiroidizmin yaygın semptomları arasında saç incelmesi, açıklanamayan kilo alımı ve kısık ses bulunur; bu semptomlar kolayca göz ardı edilebilir veya başka sorunlara bağlanabilir. Ancak bunlar, dikkat edilmesi gereken altta yatan bir tiroid dengesizliğinin sinyalleri olabilir. İlk aşamalarda, hipotiroidizm genellikle pek çok semptomu yansıtmaz, ancak yavaş yavaş hipotiroidizmle ilişkili bir dizi semptom vardır:</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/47q9MPeWGkqYq-SCNdGjBg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kronik yorgunluk ve daha yavaş kalp atışları: Yorgunluk hissi, yeterli dinlenmeden sonra bile enerji eksikliğiyle birlikte devam ediyor gibi görünüyor. Normalden belirgin şekilde daha yavaş olan dinlenme kalp hızı
Zayıflık ve Kas ağrısı: Kaslarda ağrı ve kramplar ve vücutta genel bir zayıflık hissi vardır.
Saç dökülmesi: Kişi kademeli saç dökülmesine, saçların kuru ve kırılgan olmasına tanık olabilir. Özellikle dış kenarlarda kaş kıllarının incelmesi de olabilir.
İşitme kaybı ve bulanık hafıza: Tiz sesleri keskin bir şekilde ayırt etme yeteneği de sonraki aşamalarda etkilenir. Unutkanlık, ezberlemede zorluk, odaklanma da semptomlardan bazılarıdır.
Ses kısıklığı ve seste değişiklik: Ses, hipotiroidizmin sonraki aşamasında kötüleşen semptomlarla birlikte hırıltılı ve boğuk hale gelir.
Diğer semptomlar şunları içerebilir: yüksek kan kolesterol seviyeleri, kuru cilt, kas ve eklem ağrıları, soğuğa karşı toleransın azalması, adet döngüsünde bozukluklar vb.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dqmYUn4fr0-zEibcBzCEUQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yaş ve Cinsiyet: Kadınlar, özellikle 60 yaşından sonra tiroid geliştirmeye erkeklerden daha yatkındır. Menopozdan sonra kadınlarda hipotiroidizm veya diğer tiroid formları geliştirme riskinde keskin bir artış vardır. Ancak günümüzde daha genç nüfus hipotiroidizm yaşıyor.
İyot Eksikliği: İyot, tiroid fonksiyonu için gerekli bir mineraldir. Otoimmün tiroid hastalığı olan kişiler, tiroidin daha da kötüleşmesine neden olabilecek iyotun etkilerine karşı hassas olabilir. Son zamanlarda, birçok insan arasında iyotlu tuzu bırakıp pembe tuza veya kaya tuzuna geçme eğilimi var. İyotlu tuz alımını durdurmak guatra yol açabilir ve ayrıca iyot eksikliği olan anneden doğan bir bebeği de etkileyebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0RjH4viZIEilhMdDSuHhdg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Guatr: Tiroidin, tiroid bezine saldıran bir otoimmün bozukluk (Hashimoto hastalığı) nedeniyle büyüdüğü bir durumdur.Diğer faktörler: Radyasyon tedavisi görmüş kişiler, tiroidit (tiroid iltihabı) veya konjenital hipotiroidizm (doğumda mevcut hipotiroidizm) ve diğerleri.KİMLER TARAFINDAN KONTROL EDİLMESİ GEREKİR1. Guatrı olan kişiler2. Hamilelik planlayan kadınlar3. Kısırlık öyküsü4. Düzensiz adet gören kadınlar5. Hipotiroidizmin tipik semptomlarını gösteren kişiler6. Zayıf büyüme ve konsantrasyon yeteneği olan ve okulda notları düşen çocuklar</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uUuFd6e7YUOy2THUNYyfQQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hipotiroidizm, tedavi edilmezse genel sağlığınızı ve yaşam kalitenizi etkileyebilecek sessiz bir bozucudur. İnce saç, kilo alımı ve kısık ses gibi erken belirtilere dikkat ederek tanı ve tedaviye yönelik proaktif adımlar atabilirsiniz. En yaygın tedavi, hormon seviyelerini normale döndüren levotiroksin ile günlük hormon replasman tedavisidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TacHZHim9kKvUarQjZrIrA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bunun dışında, Periyodik tiroid fonksiyon testleri (TSH, T3, T4) ilerlemeyi takip etmeye ve tedavileri gerektiği gibi ayarlamaya yardımcı olur. Uygun tıbbi müdahale, yaşam tarzı ayarlamaları ve düzenli izleme ile hipotiroidizmi yönetmek ve tam, sağlıklı bir yaşam sürmek tamamen mümkündür. Hipotiroidizm olduğundan şüpheleniyorsanız, rehberlik ve tedavi seçenekleri için doktorunuza danışın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Çocuklarda Katarakt: Erken belirtiler ve etkili tedavi</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/cocuklarda-katarakt-erken-belirtiler-ve-etkili-tedavi</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/cocuklarda-katarakt-erken-belirtiler-ve-etkili-tedavi</guid>
<description><![CDATA[ Katarakt, çocuklarda doğuştan gelen faktörler, travma, enfeksiyonlar nedeniyle gelişebilir ve bulanık görmeye yol açabilir. Beyaz göz bebeği renk değişikliği, şaşılık ve ışığa duyarlılık gibi semptomların erken teşhisi, zamanında tıbbi müdahale ve iyileştirilmiş görsel sonuçlar için çok önemlidir.Kataraktın sadece yaşlı yetişkinlerde görüldüğü bir efsanedir; çocuklarda da çeşitli faktörler nedeniyle gelişebilir.  Buğulu bir arabanın ön camından bakmaya çalıştığınızı düşünün. Hala görebilirsiniz ancak görüşünüz bulanıktır. Kataraktı olan birine görüş bu şekilde görünür. Katarakt, göz merceğindeki proteinin parçalanarak bulanıklaşması ve bulanık veya puslu görmeye yol açması durumudur.  Nedenler: Çocuklarda katarakt, doğuştan gelen faktörlerin bir sonucu olarak ortaya çıkabilir; bazı çocuklar kataraktlı olarak doğar; gelişimsel sorunlar veya hamilelik sırasında enfeksiyonlar. Diğer nedenler arasında göz travması, iltihaplanma veya göz damlaları nedeniyle oluşan steroid kaynaklı kataraktlar bulunur.  ERKEN BELİRTİLER  Kataraktlar küçük ve büyük çocukları farklı şekilde etkileyebilir ve bu da etkili müdahale için belirtilerin belirlenmesini hayati hale getirir.  Çocuklar belirgin belirtiler şunlardır:  Göz bebeğinde beyaz veya gri renk bozulması, özellikle parlak ışıkta veya fotoğraflarda fark edilir.Gözler şaşı olabilir / hizalı olmayabilirBebekler yüzleri tanımakta zorlanarak görme bozukluğu belirtileri gösterebilir.Çocuklar, nesneleri gözleriyle takip etme gibi dönüm noktalarına ulaşamayarak gecikmiş görme gelişimi yaşayabilir.Parlak ışığa karşı hassasiyet, erken teşhis ve bakımın önemini vurgulayan önemli bir rahatsızlığa neden olabilir.  Bu belirtilerin derhal ele alınması, daha iyi görsel sonuçlara ve yaşam kalitesine yol açabilir.  Bulanık veya bozuk görme - Net görüntüler görememe.Çift görme - Bir nesnenin aynı anda iki görüntüsünü görme.Gözlerin hizasızlığı (şaşılık) – Gözler aynı anda aynı yöne bakmaz.Kontrol edilemeyen göz hareketleri (nistagmus)Gözlerin hızla hareket etmesine ve görüşün bulanıklaşmasına neden olabilen istemsiz göz hareketleri.Kitapları veya oyuncakları yüzlerine yakın tutma.Bu erken belirtileri tanımak, ebeveynlerin ve velilerin zamanında tıbbi tavsiye almalarını ve çocukların olası kataraktlar için ihtiyaç duydukları tedaviyi almalarını sağlar.TEDAVİSİ NASILDIR?  Kataraktın gözden çıkarılması genellikle tercih edilen tedavi yöntemidir. Ameliyat sırasında bulanık lens çıkarılır ve yerine yapay bir göz içi lens (intraoküler lens) yerleştirilebilir.  Doğumsal katarakt durumunda, ameliyat görme gelişiminin kritik olduğu erken yaşlarda (genellikle yaşamın ilk 2-3 ayında) yapılır. Eğer her iki gözde katarakt varsa, ameliyatlar genellikle birkaç hafta arayla gerçekleştirilir.Ameliyat Sonrası Tedavi  Göz içi lens yerleştirilmeyen durumlarda, gözlük veya kontakt lens ile düzeltme yapılabilir.  Ameliyat sonrası görme gelişimi için düzenli göz egzersizleri, kapama tedavisi (göz tembelliğini önlemek için) ve sık göz muayeneleri gerekir.  Ameliyat sonrası enfeksiyon riskini azaltmak ve iyileşmeyi desteklemek için antibiyotik veya anti-enflamatuar göz damlaları kullanılabilir.  Çocukların görme gelişimi hızla değiştiği için düzenli takip şarttır. Gözlük numaralarının ve göz içi basıncının düzenli olarak kontrol edilmesi gerekir. Gelişen göz tembelliği (ambliyopi) veya kayma (şaşılık) gibi komplikasyonlar için müdahale gerekebilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HnL8K3iKDUOhAp5GlE7vLw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:14:42 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Çocuklarda, Katarakt:, Erken, belirtiler, etkili, tedavi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HnL8K3iKDUOhAp5GlE7vLw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Çocuklarda Katarakt: Erken belirtiler ve etkili tedavi"><p>Katarakt, çocuklarda doğuştan gelen faktörler, travma, enfeksiyonlar nedeniyle gelişebilir ve bulanık görmeye yol açabilir. Beyaz göz bebeği renk değişikliği, şaşılık ve ışığa duyarlılık gibi semptomların erken teşhisi, zamanında tıbbi müdahale ve iyileştirilmiş görsel sonuçlar için çok önemlidir.</p>Kataraktın sadece yaşlı yetişkinlerde görüldüğü bir efsanedir; çocuklarda da çeşitli faktörler nedeniyle gelişebilir.  Buğulu bir arabanın ön camından bakmaya çalıştığınızı düşünün. Hala görebilirsiniz ancak görüşünüz bulanıktır. Kataraktı olan birine görüş bu şekilde görünür. Katarakt, göz merceğindeki proteinin parçalanarak bulanıklaşması ve bulanık veya puslu görmeye yol açması durumudur.  Nedenler: Çocuklarda katarakt, doğuştan gelen faktörlerin bir sonucu olarak ortaya çıkabilir; bazı çocuklar kataraktlı olarak doğar; gelişimsel sorunlar veya hamilelik sırasında enfeksiyonlar. Diğer nedenler arasında göz travması, iltihaplanma veya göz damlaları nedeniyle oluşan steroid kaynaklı kataraktlar bulunur.  <strong>ERKEN BELİRTİLER</strong>  Kataraktlar küçük ve büyük çocukları farklı şekilde etkileyebilir ve bu da etkili müdahale için belirtilerin belirlenmesini hayati hale getirir.  <strong>Çocuklar belirgin belirtiler şunlardır:</strong>  <ul><li>Göz bebeğinde beyaz veya gri renk bozulması, özellikle parlak ışıkta veya fotoğraflarda fark edilir.</li><li>Gözler şaşı olabilir / hizalı olmayabilir</li><li>Bebekler yüzleri tanımakta zorlanarak görme bozukluğu belirtileri gösterebilir.</li><li>Çocuklar, nesneleri gözleriyle takip etme gibi dönüm noktalarına ulaşamayarak gecikmiş görme gelişimi yaşayabilir.</li><li>Parlak ışığa karşı hassasiyet, erken teşhis ve bakımın önemini vurgulayan önemli bir rahatsızlığa neden olabilir.</li></ul>  Bu belirtilerin derhal ele alınması, daha iyi görsel sonuçlara ve yaşam kalitesine yol açabilir.  <ul><li>Bulanık veya bozuk görme - Net görüntüler görememe.</li><li>Çift görme - Bir nesnenin aynı anda iki görüntüsünü görme.</li><li>Gözlerin hizasızlığı (şaşılık) – Gözler aynı anda aynı yöne bakmaz.</li><li>Kontrol edilemeyen göz hareketleri (nistagmus)</li><li>Gözlerin hızla hareket etmesine ve görüşün bulanıklaşmasına neden olabilen istemsiz göz hareketleri.</li><li>Kitapları veya oyuncakları yüzlerine yakın tutma.</li></ul><p>Bu erken belirtileri tanımak, ebeveynlerin ve velilerin zamanında tıbbi tavsiye almalarını ve çocukların olası kataraktlar için ihtiyaç duydukları tedaviyi almalarını sağlar.</p><p><strong>TEDAVİSİ NASILDIR?</strong>  Kataraktın gözden çıkarılması genellikle tercih edilen tedavi yöntemidir. Ameliyat sırasında bulanık lens çıkarılır ve yerine yapay bir göz içi lens (intraoküler lens) yerleştirilebilir.  Doğumsal katarakt durumunda, ameliyat görme gelişiminin kritik olduğu erken yaşlarda (genellikle yaşamın ilk 2-3 ayında) yapılır. Eğer her iki gözde katarakt varsa, ameliyatlar genellikle birkaç hafta arayla gerçekleştirilir.</p><p><strong>Ameliyat Sonrası Tedavi</strong>  Göz içi lens yerleştirilmeyen durumlarda, gözlük veya kontakt lens ile düzeltme yapılabilir.  Ameliyat sonrası görme gelişimi için düzenli göz egzersizleri, kapama tedavisi (göz tembelliğini önlemek için) ve sık göz muayeneleri gerekir.  Ameliyat sonrası enfeksiyon riskini azaltmak ve iyileşmeyi desteklemek için antibiyotik veya anti-enflamatuar göz damlaları kullanılabilir.  Çocukların görme gelişimi hızla değiştiği için düzenli takip şarttır. Gözlük numaralarının ve göz içi basıncının düzenli olarak kontrol edilmesi gerekir. </p><p>Gelişen göz tembelliği (ambliyopi) veya kayma (şaşılık) gibi komplikasyonlar için müdahale gerekebilir.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Doktorlar grip olduğunu söyleyip eve gönderdi: Meğer 2 yaşındaki çocuk kan kanseriymiş</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/doktorlar-grip-oldugunu-soeyleyip-eve-goenderdi-meger-2-yasindaki-cocuk-kan-kanseriymis</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/doktorlar-grip-oldugunu-soeyleyip-eve-goenderdi-meger-2-yasindaki-cocuk-kan-kanseriymis</guid>
<description><![CDATA[ İngiltere&#039;de yaşayan Gracie McHugh ve ailesi, 2023 yılının başında beklenmedik bir şekilde zorlu bir sınavla karşı karşıya kaldı. İki yaşındaki çocukları Gracie&#039;ye, akut lenfoblastik lösemi (ALL) teşhisi kondu ve bu haber ailenin hayatını altüst etti.Dailymail&#039;de yer alan habere göre; Gracie, grip benzeri semptomlarla acil servise kaldırıldı ve doktorlar eve gönderdi. 2 yaşındaki çocuğun eve gittikten sonra durum daha da kötüleşti.Eve döndüğünde durumu hızla kötüleşti, yürüme yeteneğini kaybetti ve vücudunda endişe verici bir kızarıklık oluştu.Annesi Helen Jackson, kızının acı içinde ağlamaya başlamasının ardından belirtileri araştırmaya başladı. Hastaneye geri döndüklerinde, yapılan kan testi Gracie&#039;nin kan kanseri olduğunu ortaya çıkardı. Bu teşhis, tüm aileyi derin bir şoka sürükledi.Gracie, yoğun bir tedavi sürecine alındı. Kemoterapi ve steroid tedavisi gördü. Aynı zamanda fizyoterapi ile yeniden yürümeyi öğrenmeye başladı. Aile, bu zorlu süreçte çocuk kanser yardım kuruluşundan büyük destek aldı.Gracie&#039;nin tedavi sürecinde gösterdiği cesaret, onu Kanser Araştırmaları UK tarafından finanse edilen &quot;Altogether-1&quot; adlı klinik araştırmaya katılmaya yönlendirdi. Araştırma, çocuklarda ALL tedavisini iyileştirmek için yeni yöntemler geliştiriyor.Gracie&#039;nin tedavi boyunca gösterdiği cesareti, ona bir &quot;Yıldız Ödülü&quot; kazandırdı. Annesi Helen, ödülün Gracie’nin cesaretini ve azmini onurlandırdığını belirterek duygularını şöyle ifade etti:&quot;Gracie&#039;nin bu kadar küçük yaşta bu denli zorluklarla baş etmesi inanılmaz. Onunla gurur duyuyoruz.&quot;Kanser Araştırmaları sözcüsü , Gracie’nin cesaretini överek şunları söyledi:&quot;Kanser teşhisi her yaşta yıkıcıdır, ancak çocuklar için daha zordur. Gracie, yaşına rağmen büyük bir cesaret gösterdi. Onun hikayesi, diğer çocuklara ve ailelerine umut aşılıyor.&quot;ALL, nadir görülen bir kan kanseri türüdür ve genellikle dört yaşın altındaki çocuklarda daha yaygındır. Hastalık hızlı gelişir ve tedaviye erken başlanması kritik öneme sahiptir. Semptomlar arasında yorgunluk, morarma, sık enfeksiyonlar, yüksek ateş ve kemik ağrıları yer alır. Tedavi, genellikle kemoterapi, immünoterapi ve kök hücre naklini içerir.Gracie’nin tedavisinin Mart ayında sona ermesi bekleniyor. Ancak bu süreçte osteopeni (düşük kemik yoğunluğu) teşhisi aldı. Buna rağmen ailesi, tedavinin sonuna yaklaşıyor olmanın mutluluğunu yaşıyor. Helen Jackson, &quot;Gracie’nin tedavisi tamamlandığında önümüzde umut dolu bir gelecek olacak,&quot; dedi.McHugh ailesinin dayanışması ve Gracie’nin azmi, bu zorlu hastalıkla mücadelede bir ilham kaynağı olmaya devam ediyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/coe8iXfi8UeTL_6coOs7TQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:14:42 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Doktorlar, grip, olduğunu, söyleyip, eve, gönderdi:, Meğer, yaşındaki, çocuk, kan, kanseriymiş</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/coe8iXfi8UeTL_6coOs7TQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Doktorlar grip olduğunu söyleyip eve gönderdi: Meğer 2 yaşındaki çocuk kan kanseriymiş"><p>İngiltere'de yaşayan Gracie McHugh ve ailesi, 2023 yılının başında beklenmedik bir şekilde zorlu bir sınavla karşı karşıya kaldı. İki yaşındaki çocukları Gracie'ye, akut lenfoblastik lösemi (ALL) teşhisi kondu ve bu haber ailenin hayatını altüst etti.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tqWy-sUJWEyv9OR18Kdm8w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dailymail'de yer alan habere göre; Gracie, grip benzeri semptomlarla acil servise kaldırıldı ve doktorlar eve gönderdi. 2 yaşındaki çocuğun eve gittikten sonra durum daha da kötüleşti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UK_LyxVLfkyHlWAccJ_05g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Eve döndüğünde durumu hızla kötüleşti, yürüme yeteneğini kaybetti ve vücudunda endişe verici bir kızarıklık oluştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/97ylQW3_t0GIUa8HPvFUrg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Annesi Helen Jackson, kızının acı içinde ağlamaya başlamasının ardından belirtileri araştırmaya başladı. Hastaneye geri döndüklerinde, yapılan kan testi Gracie'nin kan kanseri olduğunu ortaya çıkardı. Bu teşhis, tüm aileyi derin bir şoka sürükledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2iLqLv7EH02P43lOlmlzVA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gracie, yoğun bir tedavi sürecine alındı. Kemoterapi ve steroid tedavisi gördü. Aynı zamanda fizyoterapi ile yeniden yürümeyi öğrenmeye başladı. Aile, bu zorlu süreçte çocuk kanser yardım kuruluşundan büyük destek aldı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qkVT3qoCEUqq7qnTS5k4eQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gracie'nin tedavi sürecinde gösterdiği cesaret, onu Kanser Araştırmaları UK tarafından finanse edilen "Altogether-1" adlı klinik araştırmaya katılmaya yönlendirdi. Araştırma, çocuklarda ALL tedavisini iyileştirmek için yeni yöntemler geliştiriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Mc7LtEk2dEKPzyoJ1o0EQA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gracie'nin tedavi boyunca gösterdiği cesareti, ona bir "Yıldız Ödülü" kazandırdı. Annesi Helen, ödülün Gracie’nin cesaretini ve azmini onurlandırdığını belirterek duygularını şöyle ifade etti:"Gracie'nin bu kadar küçük yaşta bu denli zorluklarla baş etmesi inanılmaz. Onunla gurur duyuyoruz."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uYla9kQHiUSsoeMCO-iPxw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kanser Araştırmaları sözcüsü , Gracie’nin cesaretini överek şunları söyledi:"Kanser teşhisi her yaşta yıkıcıdır, ancak çocuklar için daha zordur. Gracie, yaşına rağmen büyük bir cesaret gösterdi. Onun hikayesi, diğer çocuklara ve ailelerine umut aşılıyor."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9temOiHpi0GwBhdCyxq0CQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>ALL, nadir görülen bir kan kanseri türüdür ve genellikle dört yaşın altındaki çocuklarda daha yaygındır. Hastalık hızlı gelişir ve tedaviye erken başlanması kritik öneme sahiptir. Semptomlar arasında yorgunluk, morarma, sık enfeksiyonlar, yüksek ateş ve kemik ağrıları yer alır. Tedavi, genellikle kemoterapi, immünoterapi ve kök hücre naklini içerir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fmURFrifC0iv-g5Y12N_cQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gracie’nin tedavisinin Mart ayında sona ermesi bekleniyor. Ancak bu süreçte osteopeni (düşük kemik yoğunluğu) teşhisi aldı. Buna rağmen ailesi, tedavinin sonuna yaklaşıyor olmanın mutluluğunu yaşıyor. Helen Jackson, "Gracie’nin tedavisi tamamlandığında önümüzde umut dolu bir gelecek olacak," dedi.McHugh ailesinin dayanışması ve Gracie’nin azmi, bu zorlu hastalıkla mücadelede bir ilham kaynağı olmaya devam ediyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kolesterolü düşürüp, kanserden koruyor ama 3 tanesi 1 dilim ekmekle eşdeğer: Günde kaç tane kestane yenir?</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/kolesterolu-dusurup-kanserden-koruyor-ama-3-tanesi-1-dilim-ekmekle-esdeger-gunde-kac-tane-kestane-yenir</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/kolesterolu-dusurup-kanserden-koruyor-ama-3-tanesi-1-dilim-ekmekle-esdeger-gunde-kac-tane-kestane-yenir</guid>
<description><![CDATA[ Erzincan&#039;da kış mevsiminde kestaneciler ocaklarını yakarak kestane satışını sürdürüyor. Kışın en çok tüketilen besinlerden biri olan kestane, pek çok sağlık sorununa da şifa oluyor. Ancak kestaneyi tüketirken son derece dikkatli olmak gerekiyor. Çünkü yüksek kalorili olan bu besin özellikle karbonhidrat türevi olan nişastayı bünyesinde fazlaca barındırır. Bu durumda kan şekerinin ani yükselmesine neden olabilir. Peki, günde kaç tane kestane yenir?Erzincan’da yıllardır kış mevsiminde cadde ve sokak kenarlarında yerlerini alan kestaneciler satışlarını sürdürüyor. Hava sıcaklıklarının düşmesiyle birlikte ocaklarının başında yerlerini alan kestane satıcıları vatandaşlara hizmet vermeye devam ediyor.Erzincan&#039;da yıllardır bir kültür haline gelen kestane tüketimi soğuk havalarda adeta vazgeçilmez oluyor. Soğuk havaların hissedilmesiyle satışlara başlayan kestaneciler, genellikle satışların akşamları fazla olduğunu belirterek, “Gündüzleri satış pek fazla olmaz. Ocaklarımız ikindiden sonra yanmaya başlar. Kış günlerinin yaklaşmasıyla birlikte tezgâhlarımızı açıyoruz” dedi.Çoğu yerde olduğu gibi Erzincan&#039;da da kış ve soğuk denilince soba başında kestane pişirmek akla gelir.
Keyifli günler Erzincan’da başladı. Kış mevsiminin habercisi diyebileceğimiz kestane Erzincan sokaklarında satılmaya başlandı.
Özellikle akşam saatleriyle beraber serinleyen hava da vatandaşı ilgi gösterdiği kestaneler, nostalji havasında tüketiliyor.Dörtyol kavşağı ve sokakların kesişim yerlerinde faaliyet gösteren kestaneciler, havaların iyice serinlemesiyle birlikte kestanenin de satışlarının başladığını belirttiler.Erzincan’da talep gördüğünü söyleyen kestane satıcıları, Erzincanlılar için sobada kestane kavurmanın ayrı bir öneme sahip olduğunu ancak evlerde eskisi gibi kestane yapılmadığını, bu yüzden de dışarıdan alınıp tüketilmenin fazla olduğunu ifade ettiler. Geçen yıl 100 gramı 40 lira olan kestane bu sene 60 liradan satılıyor.Soğuk havaların sevilen yiyeceklerinden kestanenin tam bir şifa deposu. Kestane tüketiminin kansere karşı koruyucu etkisi de bulunuyor.
Ayrıca kan basıncını düzenler ve bireyi kalp ve damar hastalıklarından korur. Kalsiyum, magnezyum, manganez, fosfor, çinko ve potasyum gibi mineraller bakımından da zengin bir içeriğe sahiptirKış aylarının vazgeçilmezi şifa deposu kestanenin kansere karşı koruduğunu ve demir, kalsiyum, magnezyum, manganez, fosfor, çinko ve potasyum gibi mineraller bakımından da zengin bir içeriğe sahip.Kestane aslında ne meyve ne de kuruyemiştir.
Kestane bol lifli ve karbonhidratlı bir tohumdur ve genellikle tohumların yağ içerikleri fazladır. Ancak bu noktada kestane, zinciri kırıp yağ yerine bol karbonhidrat barındırmasıyla diğer tohumlardan ayrılır. Aynı zamanda vitaminden zengin olan kestane B1, B2, B9 ve C vitaminlerini de içinde bol miktarda barındırır.Kestane demir, kalsiyum, magnezyum, manganez, fosfor, çinko ve potasyum gibi mineraller bakımından da zengin bir içeriğe sahiptir. Diş sağlığı, kemikler ve kan dolaşımı için oldukça yararlıdır.
Kalp damar hastalıklarından koruyucu özelliğe sahiptir ve kolesterolü düşürür. Aynı zamanda flavanoidlerden de zengin olan kestane, iyi bir antioksidan olup bizi serbest radikallerin olumsuz etkilerinden koruyarak kansere karşı koruma sağlar.3 adet büyük boy kestanenin ortalama 1 dilim ekmeğe eşdeğer kaloriye sahip. Yani bir oturuşta 15 kestane yediğinizde kendinizi 5 dilim ekmek yemiş ve vücudunuza 350 kalori almış olarak düşünebilirsiniz.
Bu yüzden kilo kontrolü sağlamak adına günde 5 adedi geçmemeye özen gösterilmelidir. Özellikle karbonhidrat türevi olan nişastayı bünyesinde fazlaca barındıran kestane, kan şekerini orta hızda yükselten yani orta glisemik indeksli gıdalar sınıfında yer alır.
Bu nedenle tüketimine özellikle şeker hastaları özen göstermeli, kan şekeri ve insülin takiplerine göre ayarlanan özel bir diyette kontrollü tüketmeleri sağlanmalıdır.Uzmanlar kestaneyi pişirmenin en sağlıklı yolunun haşlama yöntemi olduğunu söylüyor.
Kestane tavada, fırında, közde pişirilebileceği gibi haşlama olarak da pişirilebilir. Hatta en sağlıklı kestane pişirme yöntemi haşlama yöntemidir.
Çünkü bu yöntemle bir yandan nem oranı artan kestanenin bir yandan kalori değeri düşmektedir. Ancak bu miktarlar aynı gramaj değerinde kestaneyi göz önüne aldığımızda geçerlidir. Haşlama yöntemi ile pişirildiği için fazla tüketebileceğimiz anlamına gelmemelidir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/e8bRbPILKUG4ypgFEIZVhg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:14:41 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kolesterolü, düşürüp, kanserden, koruyor, ama, tanesi, dilim, ekmekle, eşdeğer:, Günde, kaç, tane, kestane, yenir</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/e8bRbPILKUG4ypgFEIZVhg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kolesterolü düşürüp, kanserden koruyor ama 3 tanesi 1 dilim ekmekle eşdeğer: Günde kaç tane kestane yenir?"><p>Erzincan'da kış mevsiminde kestaneciler ocaklarını yakarak kestane satışını sürdürüyor. Kışın en çok tüketilen besinlerden biri olan kestane, pek çok sağlık sorununa da şifa oluyor. Ancak kestaneyi tüketirken son derece dikkatli olmak gerekiyor. Çünkü yüksek kalorili olan bu besin özellikle karbonhidrat türevi olan nişastayı bünyesinde fazlaca barındırır. Bu durumda kan şekerinin ani yükselmesine neden olabilir. Peki, günde kaç tane kestane yenir?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Yatu1pS0qU-TR1XqIlgL2A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Erzincan’da yıllardır kış mevsiminde cadde ve sokak kenarlarında yerlerini alan kestaneciler satışlarını sürdürüyor. Hava sıcaklıklarının düşmesiyle birlikte ocaklarının başında yerlerini alan kestane satıcıları vatandaşlara hizmet vermeye devam ediyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/njRqsKGFmUS0-lNPsVtbxA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Erzincan'da yıllardır bir kültür haline gelen kestane tüketimi soğuk havalarda adeta vazgeçilmez oluyor. Soğuk havaların hissedilmesiyle satışlara başlayan kestaneciler, genellikle satışların akşamları fazla olduğunu belirterek, “Gündüzleri satış pek fazla olmaz. Ocaklarımız ikindiden sonra yanmaya başlar. Kış günlerinin yaklaşmasıyla birlikte tezgâhlarımızı açıyoruz” dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nrbK816WbEeaI2JWHAbIow.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çoğu yerde olduğu gibi Erzincan'da da kış ve soğuk denilince soba başında kestane pişirmek akla gelir.
Keyifli günler Erzincan’da başladı. Kış mevsiminin habercisi diyebileceğimiz kestane Erzincan sokaklarında satılmaya başlandı.
Özellikle akşam saatleriyle beraber serinleyen hava da vatandaşı ilgi gösterdiği kestaneler, nostalji havasında tüketiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/shsrFr0ToU-yvG3gosVBMA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dörtyol kavşağı ve sokakların kesişim yerlerinde faaliyet gösteren kestaneciler, havaların iyice serinlemesiyle birlikte kestanenin de satışlarının başladığını belirttiler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fD8fXIMy9UWcjKfFhcnqZQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Erzincan’da talep gördüğünü söyleyen kestane satıcıları, Erzincanlılar için sobada kestane kavurmanın ayrı bir öneme sahip olduğunu ancak evlerde eskisi gibi kestane yapılmadığını, bu yüzden de dışarıdan alınıp tüketilmenin fazla olduğunu ifade ettiler. Geçen yıl 100 gramı 40 lira olan kestane bu sene 60 liradan satılıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uV0p9dSJ1Eet4-NE-KHJHw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Soğuk havaların sevilen yiyeceklerinden kestanenin tam bir şifa deposu. Kestane tüketiminin kansere karşı koruyucu etkisi de bulunuyor.
Ayrıca kan basıncını düzenler ve bireyi kalp ve damar hastalıklarından korur. Kalsiyum, magnezyum, manganez, fosfor, çinko ve potasyum gibi mineraller bakımından da zengin bir içeriğe sahiptir</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/b87B2G2hZUGqbbdr9tL0lQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kış aylarının vazgeçilmezi şifa deposu kestanenin kansere karşı koruduğunu ve demir, kalsiyum, magnezyum, manganez, fosfor, çinko ve potasyum gibi mineraller bakımından da zengin bir içeriğe sahip.Kestane aslında ne meyve ne de kuruyemiştir.
Kestane bol lifli ve karbonhidratlı bir tohumdur ve genellikle tohumların yağ içerikleri fazladır. Ancak bu noktada kestane, zinciri kırıp yağ yerine bol karbonhidrat barındırmasıyla diğer tohumlardan ayrılır. Aynı zamanda vitaminden zengin olan kestane B1, B2, B9 ve C vitaminlerini de içinde bol miktarda barındırır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4lgoMFL7HE6w7GxdvdiHbA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kestane demir, kalsiyum, magnezyum, manganez, fosfor, çinko ve potasyum gibi mineraller bakımından da zengin bir içeriğe sahiptir. Diş sağlığı, kemikler ve kan dolaşımı için oldukça yararlıdır.
Kalp damar hastalıklarından koruyucu özelliğe sahiptir ve kolesterolü düşürür. Aynı zamanda flavanoidlerden de zengin olan kestane, iyi bir antioksidan olup bizi serbest radikallerin olumsuz etkilerinden koruyarak kansere karşı koruma sağlar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UGDeIeT_8E6-_yGAk57Aig.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>3 adet büyük boy kestanenin ortalama 1 dilim ekmeğe eşdeğer kaloriye sahip. Yani bir oturuşta 15 kestane yediğinizde kendinizi 5 dilim ekmek yemiş ve vücudunuza 350 kalori almış olarak düşünebilirsiniz.
Bu yüzden kilo kontrolü sağlamak adına günde 5 adedi geçmemeye özen gösterilmelidir. Özellikle karbonhidrat türevi olan nişastayı bünyesinde fazlaca barındıran kestane, kan şekerini orta hızda yükselten yani orta glisemik indeksli gıdalar sınıfında yer alır.
Bu nedenle tüketimine özellikle şeker hastaları özen göstermeli, kan şekeri ve insülin takiplerine göre ayarlanan özel bir diyette kontrollü tüketmeleri sağlanmalıdır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wiI8Rvp-1UybOSluFiuF6Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlar kestaneyi pişirmenin en sağlıklı yolunun haşlama yöntemi olduğunu söylüyor.
Kestane tavada, fırında, közde pişirilebileceği gibi haşlama olarak da pişirilebilir. Hatta en sağlıklı kestane pişirme yöntemi haşlama yöntemidir.
Çünkü bu yöntemle bir yandan nem oranı artan kestanenin bir yandan kalori değeri düşmektedir. Ancak bu miktarlar aynı gramaj değerinde kestaneyi göz önüne aldığımızda geçerlidir. Haşlama yöntemi ile pişirildiği için fazla tüketebileceğimiz anlamına gelmemelidir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Saç dökülmesini durduran şahane besinler: Protein, demir, çinko, B vitamini ve folik asit deposu</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/sac-doekulmesini-durduran-sahane-besinler-protein-demir-cinko-b-vitamini-ve-folik-asit-deposu</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/sac-doekulmesini-durduran-sahane-besinler-protein-demir-cinko-b-vitamini-ve-folik-asit-deposu</guid>
<description><![CDATA[ Saç dökülmesi ve saç incelmesi en sık yaşanan saç sorunları arasında yer alıyor. Güçlü saçlara sahip olmak ve saçların dökülmesini engellemek için sağlıklı beslenmeniz gerekiyor. Protein, demir, çinko, B vitamini ve folik asit gibi temel besinler ile yumurta, çilek, ıspanak, yağlı balık, tatlı patates ve avokado gibi besinler saç sağlığını destekler.Saç dökülmesi en yaygın saç sorunlarının başında gelir ve hemen hemen herkes hayatının bir döneminde saç dökülmesi sorunuyla karşı karşıya kalabilir.
Saç dökülmesi çeşitli nedenlere bağlı olarak gerçekleşir. Genetik faktörler, stres, yanlış saç bakım ürünleri kullanımı, boya gibi kimyasal işlemler ve yetersiz beslenme en yaygın etkenlerdir.
Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir.Erkeklerin %80&#039;inden fazlası ve kadınların neredeyse yarısı yaşamları boyunca önemli saç dökülmesi yaşar. Aslında, erkeklerin üçte ikisi 35 yaşına geldiğinde bir tür saç dökülmesi yaşar.Ancak, saç incelmesinin ve saç dökülmesinin çözümü sağlıklı beslenmekten geçiyor.Saç incelmesi, saç tellerinin çapında kademeli bir azalmadır ve saç dökülmesine ve kelliğe yol açabilir. Genetik, yaşam tarzı alışkanlıkları veya tıbbi rahatsızlıklardan kaynaklanabilir.Yaşlanma: İnvolüsyonel alopesi adı verilen doğal bir süreç, insanlar yaşlandıkça saçların incelmesine neden olur.Genetik: Androjenik alopesi, hem erkeklerde hem de kadınlarda saç dökülmesine neden olan genetik bir rahatsızlıktır.Yaşam tarzı alışkanlıkları: Saçlara aşırı renklendirme, perma ve gevşetici uygulamak incelmeye neden olabilir.Tıbbi rahatsızlıklar: Saç dökülmesi, tiroid bozuklukları, lupus veya frengi gibi tıbbi bir rahatsızlığın belirtisi olabilir.İlaçlar:  Bazı ilaçlar yan etki olarak saç dökülmesine neden olabilir.Hormonal değişiklikler: Saç dökülmesi doğumdan sonra, tiroid sorunu nedeniyle veya doğum kontrol haplarına başlamak veya bırakmaktan kaynaklanabilir.Stres: Kronik stres saç dökülmesine neden olabilir.Sağlıklı bir diyet saç incelmesini ve dökülmesini önlemeye yardımcı olabilir. Yeterli protein, demir, çinko ve vitamin içeren dengeli bir beslenme sağlıklı saç büyümesini desteklemeye yardımcı olabilir.Demir: Kırmızı kan hücrelerinin kafa derisine ve saç köklerine oksijen iletmesine yardımcı olur. Demir eksikliği saç dökülmesine yol açabilen anemiye neden olabilir.Çinko: Saçların kalın ve güçlü uzamasına yardımcı olur. Çinko eksikliğinden kaynaklanan saç dökülmesi takviyelerle tersine çevrilebilir.B Vitamini: B vitaminleri, özellikle biotin (B7 vitamini), saç sağlığı için önemlidir. Saç hücrelerinin büyümelerini ve gelişmelerini destekleyen enerji üretmelerine yardımcı olurlar.Folik asit: Saçların kalın ve güçlü uzamasına yardımcı olur.Yumurta: Yumurta, saç büyümesi için iki temel besin olan protein ve biotinin harika bir kaynağıdır.
Yeterli protein yemek saç büyümesini destekler çünkü saç kökleri çoğunlukla proteinden oluşur.
Protein eksikliği saç dökülmesini tetikleyebilirken, biotin keratin adı verilen bir saç proteininin üretimi için gereklidir, bu nedenle biotin takviyeleri genellikle saç büyümesi için pazarlanmaktadır. Biotin, biotin eksikliği olan kişilerde saç büyümesini iyileştirmeye yardımcı olabilir.
Biyotin eksiklikleri dengeli bir diyetle giderilebilir. Ancak, yüksek miktarda biyotin tüketmek çeşitli rahatsızlıkları teşhis etmek ve yönetmek için kullanılan laboratuvar sonuçlarını etkileyebilir.Yumurtalar ayrıca çinko, selenyum ve diğer saç sağlığına yararlı besinlerin harika bir kaynağıdır. Bu da onları optimum saç sağlığı için en iyi yiyeceklerden biri yapar.Ispanak: Folat, demir ve A ve C vitaminleri gibi faydalı besinlerle dolu sağlıklı bir yeşil sebze olan ıspanak, saç büyümesi için önemlidir.
Çalışmalar, A vitamininin saç büyümesi için önemli olduğunu göstermektedir. Ancak, çok fazla A vitamini takviyesi saç dökülmesine yol açabilir.
Bir fincan (30 gram) ıspanak günlük A vitamini ihtiyacınızın %20&#039;sine kadarını sağlar.Ispanak ayrıca saç büyümesi için gerekli olan harika bir bitki bazlı demir kaynağıdır.
Demir, kırmızı kan hücrelerinin metabolizmanızı beslemek ve büyümeye ve onarıma yardımcı olmak için vücutta oksijen taşımasına yardımcı olur.Meyveler: Meyveler, saç büyümesini destekleyebilecek faydalı bileşikler ve vitaminlerle doludur. Bunlara güçlü antioksidan özelliklere sahip C vitamini de dahildir. Antioksidanlar, saç köklerini serbest radikaller adı verilen zararlı moleküllerin verdiği hasara karşı korumaya yardımcı olabilir.
Örneğin, 1 su bardağı (144 gram) çilek, günlük C vitamini ihtiyacınızın %113&#039;üne kadar veya 85 miligramını sağlar.Vücut ayrıca, saçın kırılganlaşmasını ve kırılmasını önlemek için saçı güçlendirmeye yardımcı olan bir protein olan kolajen üretmek için C vitamini kullanır. C vitamini, vücudun diyetten demiri emmesine yardımcı olur. Düşük demir seviyeleri, saç dökülmesiyle ilişkilendirilen demir eksikliği anemisine neden olabilir.
Yağlı balıklar: Somon, ringa balığı ve uskumru gibi yağlı balıklar, saç büyümesini dest ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vYyUmaOVJ0Kb7PHpZeyKVg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:14:41 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Saç, dökülmesini, durduran, şahane, besinler:, Protein, demir, çinko, vitamini, folik, asit, deposu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vYyUmaOVJ0Kb7PHpZeyKVg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Saç dökülmesini durduran şahane besinler: Protein, demir, çinko, B vitamini ve folik asit deposu"><p>Saç dökülmesi ve saç incelmesi en sık yaşanan saç sorunları arasında yer alıyor. Güçlü saçlara sahip olmak ve saçların dökülmesini engellemek için sağlıklı beslenmeniz gerekiyor. Protein, demir, çinko, B vitamini ve folik asit gibi temel besinler ile yumurta, çilek, ıspanak, yağlı balık, tatlı patates ve avokado gibi besinler saç sağlığını destekler.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bK95apLbCUC8527ANZhsdA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Saç dökülmesi en yaygın saç sorunlarının başında gelir ve hemen hemen herkes hayatının bir döneminde saç dökülmesi sorunuyla karşı karşıya kalabilir.
Saç dökülmesi çeşitli nedenlere bağlı olarak gerçekleşir. Genetik faktörler, stres, yanlış saç bakım ürünleri kullanımı, boya gibi kimyasal işlemler ve yetersiz beslenme en yaygın etkenlerdir.
Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Pb3vypnkfEyPHrEDgdUZ3w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Erkeklerin %80'inden fazlası ve kadınların neredeyse yarısı yaşamları boyunca önemli saç dökülmesi yaşar. Aslında, erkeklerin üçte ikisi 35 yaşına geldiğinde bir tür saç dökülmesi yaşar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dvHXJ2U1J067OseiZVA45A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ancak, saç incelmesinin ve saç dökülmesinin çözümü sağlıklı beslenmekten geçiyor.Saç incelmesi, saç tellerinin çapında kademeli bir azalmadır ve saç dökülmesine ve kelliğe yol açabilir. Genetik, yaşam tarzı alışkanlıkları veya tıbbi rahatsızlıklardan kaynaklanabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Mp0Ci54O2E6DQIWgeu71oA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yaşlanma: İnvolüsyonel alopesi adı verilen doğal bir süreç, insanlar yaşlandıkça saçların incelmesine neden olur.Genetik: Androjenik alopesi, hem erkeklerde hem de kadınlarda saç dökülmesine neden olan genetik bir rahatsızlıktır.Yaşam tarzı alışkanlıkları: Saçlara aşırı renklendirme, perma ve gevşetici uygulamak incelmeye neden olabilir.Tıbbi rahatsızlıklar: Saç dökülmesi, tiroid bozuklukları, lupus veya frengi gibi tıbbi bir rahatsızlığın belirtisi olabilir.İlaçlar:  Bazı ilaçlar yan etki olarak saç dökülmesine neden olabilir.Hormonal değişiklikler: Saç dökülmesi doğumdan sonra, tiroid sorunu nedeniyle veya doğum kontrol haplarına başlamak veya bırakmaktan kaynaklanabilir.Stres: Kronik stres saç dökülmesine neden olabilir.Sağlıklı bir diyet saç incelmesini ve dökülmesini önlemeye yardımcı olabilir. Yeterli protein, demir, çinko ve vitamin içeren dengeli bir beslenme sağlıklı saç büyümesini desteklemeye yardımcı olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/H7d9mDUlRkWVHgEdFP4YuQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Demir: Kırmızı kan hücrelerinin kafa derisine ve saç köklerine oksijen iletmesine yardımcı olur. Demir eksikliği saç dökülmesine yol açabilen anemiye neden olabilir.Çinko: Saçların kalın ve güçlü uzamasına yardımcı olur. Çinko eksikliğinden kaynaklanan saç dökülmesi takviyelerle tersine çevrilebilir.B Vitamini: B vitaminleri, özellikle biotin (B7 vitamini), saç sağlığı için önemlidir. Saç hücrelerinin büyümelerini ve gelişmelerini destekleyen enerji üretmelerine yardımcı olurlar.Folik asit: Saçların kalın ve güçlü uzamasına yardımcı olur.Yumurta: Yumurta, saç büyümesi için iki temel besin olan protein ve biotinin harika bir kaynağıdır.
Yeterli protein yemek saç büyümesini destekler çünkü saç kökleri çoğunlukla proteinden oluşur.
Protein eksikliği saç dökülmesini tetikleyebilirken, biotin keratin adı verilen bir saç proteininin üretimi için gereklidir, bu nedenle biotin takviyeleri genellikle saç büyümesi için pazarlanmaktadır. Biotin, biotin eksikliği olan kişilerde saç büyümesini iyileştirmeye yardımcı olabilir.
Biyotin eksiklikleri dengeli bir diyetle giderilebilir. Ancak, yüksek miktarda biyotin tüketmek çeşitli rahatsızlıkları teşhis etmek ve yönetmek için kullanılan laboratuvar sonuçlarını etkileyebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0q-6CN7Nw02qAOj60jHGcQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yumurtalar ayrıca çinko, selenyum ve diğer saç sağlığına yararlı besinlerin harika bir kaynağıdır. Bu da onları optimum saç sağlığı için en iyi yiyeceklerden biri yapar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GwkN0VtA8EmtcJ4JwcOCtQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ispanak: Folat, demir ve A ve C vitaminleri gibi faydalı besinlerle dolu sağlıklı bir yeşil sebze olan ıspanak, saç büyümesi için önemlidir.
Çalışmalar, A vitamininin saç büyümesi için önemli olduğunu göstermektedir. Ancak, çok fazla A vitamini takviyesi saç dökülmesine yol açabilir.
Bir fincan (30 gram) ıspanak günlük A vitamini ihtiyacınızın %20'sine kadarını sağlar.Ispanak ayrıca saç büyümesi için gerekli olan harika bir bitki bazlı demir kaynağıdır.
Demir, kırmızı kan hücrelerinin metabolizmanızı beslemek ve büyümeye ve onarıma yardımcı olmak için vücutta oksijen taşımasına yardımcı olur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yUC_DOO6bUWKJCJCXA7kfw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Meyveler: Meyveler, saç büyümesini destekleyebilecek faydalı bileşikler ve vitaminlerle doludur. Bunlara güçlü antioksidan özelliklere sahip C vitamini de dahildir. Antioksidanlar, saç köklerini serbest radikaller adı verilen zararlı moleküllerin verdiği hasara karşı korumaya yardımcı olabilir.
Örneğin, 1 su bardağı (144 gram) çilek, günlük C vitamini ihtiyacınızın %113'üne kadar veya 85 miligramını sağlar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2hmppVGR-UKNZM2wgmT2pA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Vücut ayrıca, saçın kırılganlaşmasını ve kırılmasını önlemek için saçı güçlendirmeye yardımcı olan bir protein olan kolajen üretmek için C vitamini kullanır. C vitamini, vücudun diyetten demiri emmesine yardımcı olur. Düşük demir seviyeleri, saç dökülmesiyle ilişkilendirilen demir eksikliği anemisine neden olabilir.
Yağlı balıklar: Somon, ringa balığı ve uskumru gibi yağlı balıklar, saç büyümesini destekleyebilecek ve saç büyümesini teşvik edebilecek besinlere sahip olan omega-3 yağ asitlerinin mükemmel kaynaklarıdır.
Omega-3 yağ asitleri ve saç büyümesi hakkında sadece bir avuç çalışma olmasına rağmen, yağlı balık aynı zamanda güçlü ve sağlıklı saçları desteklemeye yardımcı olabilecek protein, selenyum, D3 vitamini ve B vitaminlerinin de harika bir kaynağıdır.
Avokado: Avokado lezzetli, besleyici ve sağlıklı yağların harika bir kaynağıdır. Ayrıca Saç büyümesini destekleyebilecek mükemmel bir E vitamini kaynağıdır. Bir orta boy avokado (yaklaşık 200 gram) günlük E vitamini ihtiyacınızın %28'ini karşılar.C vitamini gibi E vitamini de serbest radikalleri nötralize ederek oksidatif stresi önlemeye yardımcı olan bir antioksidandır. E vitamini ayrıca saç derisi gibi cilt bölgelerini oksidatif stres ve hasardan korur. Saç derisindeki hasarlı cilt, düşük saç kalitesine ve daha az saç köküne neden olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dcfVi8rS00C1xw_kt-JF1A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tatlı patatesler: Tatlı patatesler iyi bir beta-karoten kaynağıdır. Vücut bu bileşiği saç sağlığıyla bağlantılı olan A vitaminine dönüştürür.Orta boy bir tatlı patates (yaklaşık 114 gram) günlük A vitamini ihtiyacınızın %160'ına kadarını karşılayacak kadar beta karoten içerir.
A vitamini eksikliği saç dökülmesine yol açabilir ve araştırmalar A vitamininin saçın sağlıklı kalmasına yardımcı olan sebum üretimini etkileyebileceğini göstermiştir.Ancak, çok fazla A vitamininin de saç dökülmesine neden olabileceğini unutmamak önemlidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/E7FN-S9DoUiXCaQtgXexqg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Saç dökülmesi stres, beslenme ve tıbbi durumlar gibi çeşitli faktörlerden kaynaklanabilir. Sağlıklı bir diyet uygulamanın yanı sıra, saç dökülmesini durdurmaya yardımcı olmak için şu yaşam tarzı değişikliklerini ve tedavileri deneyebilirsiniz:Stresle başa çıkın: Ruh sağlığı uzmanıyla görüşmek gibi stresle başa çıkmanın yollarını bulun.
Zararlı saç modellerinden kaçının: At kuyruğu, topuz veya mısır örgüsü gibi saçınızı çeken sıkı saç modelleri kullanmaktan kaçının.Saç derinize iyi bakın: Saçınızı nazikçe yıkayın ve bakım yapın ve saç derinize düzenli olarak peeling yapın.
Sert uygulamalardan kaçının: Isı, kıvırma ve boyalardan kaçının.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6JOzoTCYk0eKHnCSN9dgnw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Doğal yağlar kullanın: Saçınızın sağlıklı kalmasına yardımcı olmak için doğal yağlar kullanın.
İlaç alın: Finasterid veya topikal minoksidil gibi bazı ilaçlar saç dökülmesine yardımcı olabilir.Hormon tedavisini düşünün: Hormon dengesizlikleri saç dökülmesine neden oluyorsa, hormon tedavisi yardımcı olabilir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İp atlamak basit bir egzersizden çok daha fazlası: Çoğu kişi bu 6 faydayı bilmiyor</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/ip-atlamak-basit-bir-egzersizden-cok-daha-fazlasi-cogu-kisi-bu-6-faydayi-bilmiyor</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/ip-atlamak-basit-bir-egzersizden-cok-daha-fazlasi-cogu-kisi-bu-6-faydayi-bilmiyor</guid>
<description><![CDATA[ İp atlama, çocukluk oyuncağı olarak basitliğinin ötesinde bir dizi fitness faydası sunar. İp atlama eski usul bir egzersiz gibi görünebilir, ancak faydaları gerçekten moderndir. Kalori yakmaktan ve kalbinizi güçlendirmekten zihinsel keskinliği geliştirmeye kadar pek çok fayda sağlar.İp atlama, çocuklar için basit bir oyuncaktan daha fazlasıdır; aynı zamanda bir egzersizdir. Bu basit uygulama pahalı spor salonu ekipmanları tarafından gölgede bırakılabilir, ancak fitness oyunumuzu beklenmedik şekillerde geliştirme potansiyeline sahiptir. İp atlama, eğlenceli bir aerobik programının yanı sıra tüm vücudu çalıştıran bir egzersiz de sağlayabilir. İşte ip atlamanın bazı faydaları ve neden günlük rutinimizin bir parçası olması gerektiği.İp atlamanın, koşmaktan dakikada daha fazla kalori yakabileceğini biliyor muydunuz? Sadece 10 dakikalık ip atlama, 8 dakikalık bir mil koşmakla aynı kalori yakma etkisini sağlayabilir. Bu, özellikle yoğun programları olanlar için oldukça verimli bir egzersiz olmasını sağlar. Spor salonunda saatler harcamadan fazla kilolarınızdan kurtulmanın harika bir yoludur.İp atlama, kalbinizin pompalamasını sağlayan harika bir kardiyo egzersizidir.
Kalp atış hızınızı artırarak ve kan dolaşımınızı iyileştirerek kardiyovasküler sisteminizi güçlendirir.
Zamanla, bu kalp hastalığı riskinizi düşürebilir ve dayanıklılığınızı artırabilir. Günde birkaç dakika ip atlamak bile kalbinizin sağlıklı kalmasında büyük bir fark yaratabilir.İp atlama, koordinasyonunuzu önemli ölçüde artırabilen zamanlama, ritim ve konsantrasyon gerektirir. Tekrarlayan hareket, beyninizi ve vücudunuzu birlikte çalışmaya zorlar, motor becerilerinizi ve dengenizi keskinleştirir. Bu, özellikle sporcular ve genel vücut farkındalıklarını geliştirmek isteyen herkes için faydalıdır.Ağırlık taşımayı içeren bir egzersiz olarak ip atlama, daha güçlü ve daha yoğun kemikler oluşturmaya yardımcı olur. Sık egzersiz yapmak kemik sağlığını iyileştirebilir ve özellikle yaşlandıkça osteoporoz riskini azaltabilir. İp atlama, eklemlerinizi aşırı çalıştırmadan güçlü, sağlıklı kemikleri korumak için etkili bir yöntemdir. Birden fazla kas grubunu çalıştırırBaldırlarınızdan omuzlarınıza kadar, ip atlamak birden fazla kas grubunu aynı anda harekete geçirir. Göbeğinizi, kollarınızı, bacaklarınızı ve hatta sırtınızı çalıştırır. Bu, kaslarınızı tonlandıran ve güçlendirirken çevik kalmanızı sağlayan tam vücut egzersizi olmasını sağlar. Zamanla, gelişmiş kas tanımı ve genel güç fark edeceksiniz.İp atlamak, hem zihniniz hem de bedeniniz için şaşırtıcı derecede iyidir! Ritm, dikkat ve hızlı karar vermeyi gerektirdiği için düşüncenizi geliştirebilir.Aktivitenin endorfin üretimi gerginliği azaltır ve ruh halinizi iyileştirir. Duygusal ve zihinsel sağlığınızı korumak için keyifli bir yöntemdir.
Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Ha8ZjuuPrU6Q-82GOovK2w.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:14:41 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İp, atlamak, basit, bir, egzersizden, çok, daha, fazlası:, Çoğu, kişi, faydayı, bilmiyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Ha8ZjuuPrU6Q-82GOovK2w.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="İp atlamak basit bir egzersizden çok daha fazlası: Çoğu kişi bu 6 faydayı bilmiyor"><p>İp atlama, çocukluk oyuncağı olarak basitliğinin ötesinde bir dizi fitness faydası sunar. İp atlama eski usul bir egzersiz gibi görünebilir, ancak faydaları gerçekten moderndir. Kalori yakmaktan ve kalbinizi güçlendirmekten zihinsel keskinliği geliştirmeye kadar pek çok fayda sağlar.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/x-CdNjg4nEipXANjiRtVIg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İp atlama, çocuklar için basit bir oyuncaktan daha fazlasıdır; aynı zamanda bir egzersizdir. Bu basit uygulama pahalı spor salonu ekipmanları tarafından gölgede bırakılabilir, ancak fitness oyunumuzu beklenmedik şekillerde geliştirme potansiyeline sahiptir. İp atlama, eğlenceli bir aerobik programının yanı sıra tüm vücudu çalıştıran bir egzersiz de sağlayabilir. İşte ip atlamanın bazı faydaları ve neden günlük rutinimizin bir parçası olması gerektiği.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/R7dbv4k76UC88wGjIcuvgA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İp atlamanın, koşmaktan dakikada daha fazla kalori yakabileceğini biliyor muydunuz? Sadece 10 dakikalık ip atlama, 8 dakikalık bir mil koşmakla aynı kalori yakma etkisini sağlayabilir. Bu, özellikle yoğun programları olanlar için oldukça verimli bir egzersiz olmasını sağlar. Spor salonunda saatler harcamadan fazla kilolarınızdan kurtulmanın harika bir yoludur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CGeznyuczEO7-Hp95sH6EA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İp atlama, kalbinizin pompalamasını sağlayan harika bir kardiyo egzersizidir.
Kalp atış hızınızı artırarak ve kan dolaşımınızı iyileştirerek kardiyovasküler sisteminizi güçlendirir.
Zamanla, bu kalp hastalığı riskinizi düşürebilir ve dayanıklılığınızı artırabilir. Günde birkaç dakika ip atlamak bile kalbinizin sağlıklı kalmasında büyük bir fark yaratabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/q_CrKwaZqkCt3GOJarkq4Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İp atlama, koordinasyonunuzu önemli ölçüde artırabilen zamanlama, ritim ve konsantrasyon gerektirir. Tekrarlayan hareket, beyninizi ve vücudunuzu birlikte çalışmaya zorlar, motor becerilerinizi ve dengenizi keskinleştirir. Bu, özellikle sporcular ve genel vücut farkındalıklarını geliştirmek isteyen herkes için faydalıdır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pJ8emUYHn0aWOXxoCe4A4Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ağırlık taşımayı içeren bir egzersiz olarak ip atlama, daha güçlü ve daha yoğun kemikler oluşturmaya yardımcı olur. Sık egzersiz yapmak kemik sağlığını iyileştirebilir ve özellikle yaşlandıkça osteoporoz riskini azaltabilir. İp atlama, eklemlerinizi aşırı çalıştırmadan güçlü, sağlıklı kemikleri korumak için etkili bir yöntemdir. Birden fazla kas grubunu çalıştırır</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6ObFtjKDRECIrXQxYUTZHQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Baldırlarınızdan omuzlarınıza kadar, ip atlamak birden fazla kas grubunu aynı anda harekete geçirir. Göbeğinizi, kollarınızı, bacaklarınızı ve hatta sırtınızı çalıştırır. Bu, kaslarınızı tonlandıran ve güçlendirirken çevik kalmanızı sağlayan tam vücut egzersizi olmasını sağlar. Zamanla, gelişmiş kas tanımı ve genel güç fark edeceksiniz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qsVJ7reFhEKU-AztpxrxnQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İp atlamak, hem zihniniz hem de bedeniniz için şaşırtıcı derecede iyidir! Ritm, dikkat ve hızlı karar vermeyi gerektirdiği için düşüncenizi geliştirebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OBhhl5zgR0qZtnzr8eknLA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Aktivitenin endorfin üretimi gerginliği azaltır ve ruh halinizi iyileştirir. Duygusal ve zihinsel sağlığınızı korumak için keyifli bir yöntemdir.
Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ocak ayında tüketilmesi gereken 5 balık: Kuyruğu, kılçığı ve başı kalsiyum deposu, birçok hastalığa iyi geliyor</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/ocak-ayinda-tuketilmesi-gereken-5-balik-kuyrugu-kilcigi-ve-basi-kalsiyum-deposu-bircok-hastaliga-iyi-geliyor</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/ocak-ayinda-tuketilmesi-gereken-5-balik-kuyrugu-kilcigi-ve-basi-kalsiyum-deposu-bircok-hastaliga-iyi-geliyor</guid>
<description><![CDATA[ Sağlıklı beslenmede günde 2 kez tüketilmesi önerilen balık, kalp hastalıklarından ülsere, alzheimerdan bronşite kadar birçok rahatsızlığa iyi gelirken, kuyruğu, kılçığı ve başı adeta bir kalsiyum deposu olarak dikkati çekiyor.Tarım ve Orman Bakanlığı, sosyal medya hesaplarından ocak ayında tüketilmesi gereken balıkları açıkladı.Mevsiminde taze tüketilmesi önerilen bir besin olan balıklardan kolyoz, hamsi, lüfer, kırlangıç ve tekir ocakta daha lezzetli oluyor. En ucuz balık olarak bilinen hamsinin kilosu Bursa pazarlarında 200-400 lira arasında satılıyor.Bursa Uludağ Üniversitesi Veteriner Fakültesi Besin Hijyeni ve Teknolojisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Tayar sağlıklı nesiller için haftada iki kez balık tüketilmesini önerdi.Küçük yaşta çocukların sinir sistemi ve beyin dokusu gelişimine yardım eden balığın, yetişkinlerde depresyonu azalttığını ve Alzheimer hastalığına yakalanma riskini düşürdüğünü vurgulayan Tayar, balığın faydalarını şöyle sıraladı:&quot;Kardiyovasküler hastalık riskini ve kalp çırpıntısını azaltır. İçerdiği omega-3 yağı sayesinde kalp krizi riskini düşürür. Kan basıncını düşürür, dolaşımı düzenler.Kötü kolesterolü azaltır, iyi kolesterolü yükseltir. Romatizmal hastalıklara iyi gelir. Yaşlanma ve güneşin etkilerini, egzama belirtilerini azaltır, yıpranan ve zarar gören dokuların yenilenmesini sağlar. Görmeyi kuvvetlendirir ve retinadaki sinir gelişimine katkıda bulunur.Göz kuruması sendromunu azaltır. Özellikle kış aylarında solunum ve gribal enfeksiyon riskini azaltır. Astım ve bronşit belirtilerini düşürür.Kas ve dokuların gelişimine ve yenilenmesine katkıda bulunur. Krom ve ülser hastalığı belirtilerini azaltır. Sindirim sisteminin düzenlenmesine yardımcı olur.&quot;Tayar, balığın kılçığı, başı ve kuyruğunun kalsiyum deposu olduğuna dikkati çekerek, &quot;Kış aylarında sağlık denizden çıkıyor. Akıllı ve sağlıklı nesiller için balık, beslenmede mutlaka olmalı. Çocuktan yaşlısına kadar her bireyin mutlaka tüketmesi gereken besinlerden&quot; dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/h-5bijK4OU2Q1qAQv3Gg0Q.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:14:40 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Ocak, ayında, tüketilmesi, gereken, balık:, Kuyruğu, kılçığı, başı, kalsiyum, deposu, birçok, hastalığa, iyi, geliyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/h-5bijK4OU2Q1qAQv3Gg0Q.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Ocak ayında tüketilmesi gereken 5 balık: Kuyruğu, kılçığı ve başı kalsiyum deposu, birçok hastalığa iyi geliyor"><p>Sağlıklı beslenmede günde 2 kez tüketilmesi önerilen balık, kalp hastalıklarından ülsere, alzheimerdan bronşite kadar birçok rahatsızlığa iyi gelirken, kuyruğu, kılçığı ve başı adeta bir kalsiyum deposu olarak dikkati çekiyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OMFF3rKGvUGpfEspJNgrwg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tarım ve Orman Bakanlığı, sosyal medya hesaplarından ocak ayında tüketilmesi gereken balıkları açıkladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CaqtVzRYpEyQmgrlG-rTRA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mevsiminde taze tüketilmesi önerilen bir besin olan balıklardan kolyoz, hamsi, lüfer, kırlangıç ve tekir ocakta daha lezzetli oluyor. En ucuz balık olarak bilinen hamsinin kilosu Bursa pazarlarında 200-400 lira arasında satılıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7SsFTeMJlUK_M8DS-47MeA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bursa Uludağ Üniversitesi Veteriner Fakültesi Besin Hijyeni ve Teknolojisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Tayar sağlıklı nesiller için haftada iki kez balık tüketilmesini önerdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/98f2zrm16EmWsIcj5qhMCw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Küçük yaşta çocukların sinir sistemi ve beyin dokusu gelişimine yardım eden balığın, yetişkinlerde depresyonu azalttığını ve Alzheimer hastalığına yakalanma riskini düşürdüğünü vurgulayan Tayar, balığın faydalarını şöyle sıraladı:</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Q1GMrwFRlkS1q09DqzghiA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>"Kardiyovasküler hastalık riskini ve kalp çırpıntısını azaltır. İçerdiği omega-3 yağı sayesinde kalp krizi riskini düşürür. Kan basıncını düşürür, dolaşımı düzenler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/K57wxPiNSUyvxuB0lQTJGA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kötü kolesterolü azaltır, iyi kolesterolü yükseltir. Romatizmal hastalıklara iyi gelir. Yaşlanma ve güneşin etkilerini, egzama belirtilerini azaltır, yıpranan ve zarar gören dokuların yenilenmesini sağlar. Görmeyi kuvvetlendirir ve retinadaki sinir gelişimine katkıda bulunur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/o-Ae3bAhXkyHPDIuL2VPKQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Göz kuruması sendromunu azaltır. Özellikle kış aylarında solunum ve gribal enfeksiyon riskini azaltır. Astım ve bronşit belirtilerini düşürür.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tOkjRtYYgky26YvyJgR7lA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kas ve dokuların gelişimine ve yenilenmesine katkıda bulunur. Krom ve ülser hastalığı belirtilerini azaltır. Sindirim sisteminin düzenlenmesine yardımcı olur."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8jq7nbfmskWkHsTE1DF2Tw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tayar, balığın kılçığı, başı ve kuyruğunun kalsiyum deposu olduğuna dikkati çekerek, "Kış aylarında sağlık denizden çıkıyor. Akıllı ve sağlıklı nesiller için balık, beslenmede mutlaka olmalı. Çocuktan yaşlısına kadar her bireyin mutlaka tüketmesi gereken besinlerden" dedi.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kışın uyku düzenini mahveden 3 şey: Mevsim değişikliğinde uyku düzeni nasıl korunur?</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/kisin-uyku-duzenini-mahveden-3-sey-mevsim-degisikliginde-uyku-duzeni-nasil-korunur</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/kisin-uyku-duzenini-mahveden-3-sey-mevsim-degisikliginde-uyku-duzeni-nasil-korunur</guid>
<description><![CDATA[ Kış, gün ışığının azalması, soğuk hava sıcaklıkları ve fiziksel aktivitenin azalması nedeniyle uykuyu bozabilir. Uykuyu iyileştirmek için gün ışığına maruz kalmayı en üst düzeye çıkarın, tutarlı bir uyku programı uygulayın, rahat bir uyku ortamı yaratın, aktif kalın ve diyetinize ve kafein alımınıza dikkat edin. Bu ayarlamalar kışın daha iyi uyumanıza ve daha dinlenmiş hissetmenize yardımcı olabilir.Mevsimler değiştikçe uyku düzenimizi etkileyen koşullar da değişir.
Birçok insan için kışın gelişi uyku düzeninde bozulmalara neden olabilir ve bu da dinlenmiş ve enerjik hissetmeyi zorlaştırır.
İster gün ışığındaki değişim, ister daha soğuk hava sıcaklıkları veya biyolojik ritmimizdeki doğal değişim olsun, kışın uyku düzenimizi nasıl etkilediğini anlamak, daha soğuk aylarda daha iyi uyumak için stratejiler benimsememize yardımcı olabilir.GÜNEŞ IŞIĞINA DAHA AZ MARUZ KALMAKış aylarında, daha kısa günler ve daha uzun geceler doğal ışığa daha az maruz kalmayla sonuçlanır. Işık, bize ne zaman uyuyup uyanacağımızı söyleyen iç saatimiz olan sirkadiyen ritmimizin temel düzenleyicisidir.Azaltılmış gün ışığı bu ritmi bozabilir ve uykuya dalmakta veya doğru zamanda uyanmakta zorluğa yol açabilir. Ek olarak, doğal ışık eksikliği serotonin seviyelerinde düşüşe yol açabilir ve bu da ruh hali değişikliklerine neden olabilir ve hatta kış aylarında daha az güneş ışığına maruz kalmayla bağlantılı bir durum olan mevsimsel duygusal bozukluğa (SAD) katkıda bulunabilir.Daha soğuk hava bazen rahatlatıcı olsa da, sıcaklıktaki düşüş uyku kalitesini de etkileyebilir. Vücudumuz uyku sırasında doğal olarak soğur ve soğuk bir ortam uykuya dalmayı veya gece boyunca rahat kalmayı zorlaştırabilir.
Ancak, aşırı sıcak bir oda da uykuyu bozabilir çünkü vücudun dinlenmek için en uygun serin durumuna ulaşma ihtiyacını engeller.Kış genellikle içeride daha fazla zaman geçirmek anlamına gelir ve bu da fiziksel aktivitede azalmaya neden olabilir.
Egzersiz uyku kalitesinde önemli bir rol oynar, bu nedenle daha az aktif olduğumuzda derin ve dinlendirici bir uykuya dalmayı daha zor bulabiliriz.
Ek olarak, insanlar kış aylarında daha az sosyal aktiviteye girme eğilimindedir, bu da izolasyon duygularına katkıda bulunabilir ve zihinsel refahı etkileyerek uykuyu daha da etkiler.GÜNEŞ IŞIĞINDAN YARARLANINGüneş ışığı eksikliğiyle mücadele etmek için, sadece kısa bir yürüyüş için bile olsa, gün ışığı saatlerinde dışarı çıkmaya çalışın. Doğal ışık, sirkadiyen ritminizi sıfırlamanıza ve ruh halinizi iyileştirmenize yardımcı olabilir.
Dışarı çıkmak zorsa, özellikle sabahları enerjinizi artırmaya ve düzenli bir uyku programı sürdürmeye yardımcı olmak için doğal ışık maruziyetini simüle etmek için bir ışık terapisi kutusu kullanmayı düşünün.Kış aylarında, düzensiz uyku alışkanlıklarına girmek kolaydır, ancak tutarlı bir yatma ve uyanma saatine sahip olmak iyi bir uyku hijyeninin anahtarıdır.
Hafta sonları bile, iç saatinizi korumak için uyku programınıza uymaya çalışın. Bu, uykuya dalmayı ve doğru saatlerde uyanmayı kolaylaştıracak ve daha dinlenmiş hissetmenize yardımcı olacaktır.Yatak odanızın uyku için rahat bir sıcaklıkta olduğundan emin olun; genellikle çoğu insan için 15 ila 19 santigrat derece (60 ila 67 derece Fahrenheit) idealdir.
Sıcak, yumuşak yatak örtüleri giyin veya rahat pijamalar giyin, ancak aşırı ısınmaktan kaçının, çünkü çok fazla sıcaklık rahatsızlığa neden olabilir. Optimum hava kalitesini korumak ve kışla birlikte gelen kuruluğu azaltmak için bir nemlendirici kullanmayı düşünün.Dışarıya çok fazla çıkamasanız bile, rutininize fiziksel aktiviteyi dahil etmeye çalışın. Egzersiz, daha derin ve daha dinlendirici bir dinlenmeyi teşvik ederek uykunuzu düzenlemenize yardımcı olur. İster evde egzersiz, ister yoga veya kış sporu olsun, aktif kalmak hem uykunuzun kalitesini hem de süresini iyileştirebilir.Yatma saatine yakın ağır yemekler yemek veya kafein içmek uykuya dalma yeteneğinizi etkileyebilir. Bu maddeleri öğleden sonra veya akşam saatlerinde tüketmekten kaçınmaya çalışın. Bunun yerine, doğal magnezyum içerikleri nedeniyle dinlendirici bir uykuyu destekleyebilen fındık veya muz gibi hafif bir akşam atıştırmalığı tercih edin.Kış uyku düzenimizi zorlayabilir, ancak alışkanlıklarımızda ve çevremizde dikkatli ayarlamalar yaparak, dinlenmiş ve yenilenmiş hissederek uyandığımızdan emin olurken mevsimi kucaklayabiliriz.
Biraz farkındalık ve çaba, kışın uykumuz üzerindeki etkisini nasıl deneyimleyeceğimiz konusunda büyük bir fark yaratabilir.
Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/f2X7QViQPEqrCN-RrPe86w.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:14:40 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kışın, uyku, düzenini, mahveden, şey:, Mevsim, değişikliğinde, uyku, düzeni, nasıl, korunur</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/f2X7QViQPEqrCN-RrPe86w.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kışın uyku düzenini mahveden 3 şey: Mevsim değişikliğinde uyku düzeni nasıl korunur?"><p>Kış, gün ışığının azalması, soğuk hava sıcaklıkları ve fiziksel aktivitenin azalması nedeniyle uykuyu bozabilir. Uykuyu iyileştirmek için gün ışığına maruz kalmayı en üst düzeye çıkarın, tutarlı bir uyku programı uygulayın, rahat bir uyku ortamı yaratın, aktif kalın ve diyetinize ve kafein alımınıza dikkat edin. Bu ayarlamalar kışın daha iyi uyumanıza ve daha dinlenmiş hissetmenize yardımcı olabilir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Nd6a7YztrEmFbSyT2De-1A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mevsimler değiştikçe uyku düzenimizi etkileyen koşullar da değişir.
Birçok insan için kışın gelişi uyku düzeninde bozulmalara neden olabilir ve bu da dinlenmiş ve enerjik hissetmeyi zorlaştırır.
İster gün ışığındaki değişim, ister daha soğuk hava sıcaklıkları veya biyolojik ritmimizdeki doğal değişim olsun, kışın uyku düzenimizi nasıl etkilediğini anlamak, daha soğuk aylarda daha iyi uyumak için stratejiler benimsememize yardımcı olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cpodGl0GAEWiB7YNhM2X1Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>GÜNEŞ IŞIĞINA DAHA AZ MARUZ KALMAKış aylarında, daha kısa günler ve daha uzun geceler doğal ışığa daha az maruz kalmayla sonuçlanır. Işık, bize ne zaman uyuyup uyanacağımızı söyleyen iç saatimiz olan sirkadiyen ritmimizin temel düzenleyicisidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nQdow8ziSkaabTyjANxqgw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Azaltılmış gün ışığı bu ritmi bozabilir ve uykuya dalmakta veya doğru zamanda uyanmakta zorluğa yol açabilir. Ek olarak, doğal ışık eksikliği serotonin seviyelerinde düşüşe yol açabilir ve bu da ruh hali değişikliklerine neden olabilir ve hatta kış aylarında daha az güneş ışığına maruz kalmayla bağlantılı bir durum olan mevsimsel duygusal bozukluğa (SAD) katkıda bulunabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/O7gHvLvkMEqtXXX3GFYNjw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Daha soğuk hava bazen rahatlatıcı olsa da, sıcaklıktaki düşüş uyku kalitesini de etkileyebilir. Vücudumuz uyku sırasında doğal olarak soğur ve soğuk bir ortam uykuya dalmayı veya gece boyunca rahat kalmayı zorlaştırabilir.
Ancak, aşırı sıcak bir oda da uykuyu bozabilir çünkü vücudun dinlenmek için en uygun serin durumuna ulaşma ihtiyacını engeller.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lBRAh20YL0e5HjTUGYNk5Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kış genellikle içeride daha fazla zaman geçirmek anlamına gelir ve bu da fiziksel aktivitede azalmaya neden olabilir.
Egzersiz uyku kalitesinde önemli bir rol oynar, bu nedenle daha az aktif olduğumuzda derin ve dinlendirici bir uykuya dalmayı daha zor bulabiliriz.
Ek olarak, insanlar kış aylarında daha az sosyal aktiviteye girme eğilimindedir, bu da izolasyon duygularına katkıda bulunabilir ve zihinsel refahı etkileyerek uykuyu daha da etkiler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zzhQ_Vxdu0m0W0LN1pyZTg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>GÜNEŞ IŞIĞINDAN YARARLANINGüneş ışığı eksikliğiyle mücadele etmek için, sadece kısa bir yürüyüş için bile olsa, gün ışığı saatlerinde dışarı çıkmaya çalışın. Doğal ışık, sirkadiyen ritminizi sıfırlamanıza ve ruh halinizi iyileştirmenize yardımcı olabilir.
Dışarı çıkmak zorsa, özellikle sabahları enerjinizi artırmaya ve düzenli bir uyku programı sürdürmeye yardımcı olmak için doğal ışık maruziyetini simüle etmek için bir ışık terapisi kutusu kullanmayı düşünün.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1KtK8QB6ikaqIImnM61U5Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kış aylarında, düzensiz uyku alışkanlıklarına girmek kolaydır, ancak tutarlı bir yatma ve uyanma saatine sahip olmak iyi bir uyku hijyeninin anahtarıdır.
Hafta sonları bile, iç saatinizi korumak için uyku programınıza uymaya çalışın. Bu, uykuya dalmayı ve doğru saatlerde uyanmayı kolaylaştıracak ve daha dinlenmiş hissetmenize yardımcı olacaktır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IgX0U5p4K06J-QblFVDZOg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yatak odanızın uyku için rahat bir sıcaklıkta olduğundan emin olun; genellikle çoğu insan için 15 ila 19 santigrat derece (60 ila 67 derece Fahrenheit) idealdir.
Sıcak, yumuşak yatak örtüleri giyin veya rahat pijamalar giyin, ancak aşırı ısınmaktan kaçının, çünkü çok fazla sıcaklık rahatsızlığa neden olabilir. Optimum hava kalitesini korumak ve kışla birlikte gelen kuruluğu azaltmak için bir nemlendirici kullanmayı düşünün.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9crEaf9dTEmBr9L6advR2Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dışarıya çok fazla çıkamasanız bile, rutininize fiziksel aktiviteyi dahil etmeye çalışın. Egzersiz, daha derin ve daha dinlendirici bir dinlenmeyi teşvik ederek uykunuzu düzenlemenize yardımcı olur. İster evde egzersiz, ister yoga veya kış sporu olsun, aktif kalmak hem uykunuzun kalitesini hem de süresini iyileştirebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tHJ9_bfiP0Sbq7BD8SzSWQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yatma saatine yakın ağır yemekler yemek veya kafein içmek uykuya dalma yeteneğinizi etkileyebilir. Bu maddeleri öğleden sonra veya akşam saatlerinde tüketmekten kaçınmaya çalışın. Bunun yerine, doğal magnezyum içerikleri nedeniyle dinlendirici bir uykuyu destekleyebilen fındık veya muz gibi hafif bir akşam atıştırmalığı tercih edin.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OBHNNTocg02rRXhyYWiXoQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kış uyku düzenimizi zorlayabilir, ancak alışkanlıklarımızda ve çevremizde dikkatli ayarlamalar yaparak, dinlenmiş ve yenilenmiş hissederek uyandığımızdan emin olurken mevsimi kucaklayabiliriz.
Biraz farkındalık ve çaba, kışın uykumuz üzerindeki etkisini nasıl deneyimleyeceğimiz konusunda büyük bir fark yaratabilir.
Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>&amp;quot;Vücudun fabrikasını&amp;quot; iyileştiren 4 kural: Beyin yaşlanmasını yavaşlatmak mümkün</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/vucudun-fabrikasini-iyilestiren-4-kural-beyin-yaslanmasini-yavaslatmak-mumkun</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/vucudun-fabrikasini-iyilestiren-4-kural-beyin-yaslanmasini-yavaslatmak-mumkun</guid>
<description><![CDATA[ Beyin sağlığına dikkat etmek, genel sağlığı ve bilişsel işlev için çok önemlidir. Düzenli egzersiz, besleyici bir diyet, zihinsel aktivite, yeterli uyku ve sağlıklı kan damarları beyin sağlığını önemli ölçüde artırabilir. Bu alışkanlıklar bilişsel yeteneklere, duygusal dengeye ve genel üretkenliğe yardımcı olur, beyin hastalıkları riskini azaltır ve zihinsel performansı artırır.Bilindiği gibi beyin, herhangi bir canlı organizmanın vücudunun fabrikasıdır ve işin çoğu burada gerçekleşir. Sadece bu nedenle, beyin sağlığınıza dikkat etmek zorunludur.Yaşlandıkça, beynin yaşlanması da dahil olmak üzere hayati organlarımızdaki değişiklikler kaçınılmazdır.Ancak, günlük rutinimize bazı basit alışkanlıklar ekleyerek beynin yaşlanmasını yavaşlatabiliriz. Sonuçta, beyin sağlığımız genel sağlığımıza katkıda bulunan en önemli faktörlerden biridir.Beyin sağlığı, bir kişinin günlük yaşamda iyi performans göstermesini sağlayan optimum beyin işlevi durumudur. Fiziksel, zihinsel ve sosyal refahın bir birleşimidir.Bilişsel işlev: Düşünme, dikkat etme, sorunları çözme ve akıllıca kararlar alma yeteneğiDuygusal denge: Başkalarıyla iyi etkileşim kurma ve çeşitli duyguları deneyimleme yeteneğiDayanıklılık: Stres ve zorluklarla başa çıkma yeteneğiÜretkenlik: İyi çalışma ve toplumunuza katkıda bulunma yeteneğiDüzenli egzersiz yapın: Fiziksel hareket, genel sağlığınızı iyileştirmenin en önemli yollarından biridir ve beyin sağlığınız üzerinde de büyük bir etkiye sahiptir.Fiziksel aktivite düşünmenize, öğrenmenize, sorun çözmenize ve dikkat etmenize yardımcı olabilir. Ayrıca günlük olayları ve yeni bilgileri hatırlamanıza yardımcı olur.Sadece bu değil, düzenli egzersizler kaygı ve depresyon semptomlarını azaltmaya yardımcı olabilir ve Alzheimer gibi hafızayla ilgili hastalıkları önlemeye yardımcı olabilir. Dahası, düzenli egzersiz yapmak ruh halinizi, konsantrasyonunuzu ve uyanıklığınızı artırabilir, dolayısıyla daha iyi uyumanıza yardımcı olabilir ve bu da ruh halinizi yönetmenize yardımcı olabilir.Bu faydalar, egzersiz sırasında beyninize giden kan akışının artmasından kaynaklanır. Ayrıca yaşlanma sırasında oluşan beyin bağlantılarındaki doğal azalmanın bir kısmını telafi ederek bazı sorunları tersine çevirme eğilimindedir.Tüm bunların dışında, düzenli hareket sinir büyüme faktörlerini uyarabilir, sinir bağlantısını iyileştirebilir ve odaklanma ve dikkat etme yeteneğinizi ölçen bireysel alfa tepe frekansınızı (iAPF) artırabilir.Besleyici bir diyet yapın: Düzenli bir egzersiz beyin sağlığınızı artırmaya yardımcı olduğu kadar, besin açısından zengin bir diyet tüketmek de harikalar yaratır. Beyin sağlığınıza değer katan sağlıklı bir diyet arıyorsanız, Akdeniz diyeti mevcut en iyi seçenektir. Akdeniz diyeti, bitki bazlı yiyecekleri ve zeytinyağını vurgulayan bir yeme tarzıdır.Akdeniz Denizi çevresindeki ülkelerdeki insanların geleneksel beslenme alışkanlıklarına dayanmaktadır.
Akdeniz diyeti, taze meyve ve sebzelere, tam tahıllara, sağlıklı yağlara ve sınırlı miktarda süt ürünlerine, yumurtaya, balığa ve kümes hayvanlarına dayanmaktadır. Akdeniz diyeti beyin fonksiyonlarını ve hafızayı iyileştirmeye yardımcı olabilir ve bilişsel gerilemeyi yavaşlatmaya ve bunama riskini azaltmaya yardımcı olabilir.
Bu özel diyet, Alzheimer hastalığı riskini de azaltmaya yardımcı olabilir. Ayrıca Akdeniz diyeti ruh halinizi iyileştirmeye ve stresi azaltmaya yardımcı olabilir.Zihinsel olarak aktif kalın: Zihinsel olarak aktif kalmak, hafızanızı, bilişsel işlevinizi ve beyin hücresi büyümenizi iyileştirerek beyninize yardımcı olabilir. Ayrıca bunamayı önlemeye yardımcı olabilir. Zihinsel aktivite, şeyleri daha kolay hatırlamanıza yardımcı olabilir ve düşünme becerilerinizi geliştirmenize yardımcı olabilir.
Beyninizin yeni nöronlar ve bağlantılar geliştirmesine yardımcı olabilir ve bunamanın başlamasını önlemeye yardımcı olabilir. Zihinsel olarak aktif kalmak için okuma, bulmaca çözme veya yeni beceriler öğrenme gibi farklı aktivite türlerini deneyebilir ve farklı oyun türleri oynayarak beyninizin farklı bölümlerini çalıştırabilirsiniz.
Günlük meditasyon zihninizi temizlemenize ve stresi azaltmanıza yardımcı olabilir. Sosyal etkileşimler de beyninizin keskin kalmasına yardımcı olabilir.Yeterince uyuyun: Öyle görünmese de, iyi uyumak işlevsel bir beyne sahip olmak için son derece önemlidir. Yeterince uyumak beyin sağlığı için de oldukça önemlidir. Uyku, atıkları temizleyerek, nöronları yenileyerek ve anıları pekiştirerek beynin işlevine yardımcı olur. Uyku ayrıca uyanıkken biriken atık ürünleri ve toksinleri temizlemeye yardımcı olur ve beynin uyku yoksunluğu dönemlerinde beyinde artabilen bir protein olan beta-amiloidi atmasına yardımcı olabilir.İyi uyumak nöronların dinlenmesine, kendilerini onarmasına ve yeni nöronlar üretmesine yardımcı olur. İlginç bir şekilde, uyku beynin normal şekilde çalışmaya devam edebilmesi için bazı kısımlarının yenilenmesine yardımcı olur. Ayrıca, sağlıklı uyku yeni bilgileri uzun süreli hafızaya güçlendirmeye ve entegre etmeye  ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tEwq6h50ME2BSSQRHSl1ow.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:14:40 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Vücudun, fabrikasını, iyileştiren, kural:, Beyin, yaşlanmasını, yavaşlatmak, mümkün</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tEwq6h50ME2BSSQRHSl1ow.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="" v fabrikas iyile kural: beyin ya yava m><p>Beyin sağlığına dikkat etmek, genel sağlığı ve bilişsel işlev için çok önemlidir. Düzenli egzersiz, besleyici bir diyet, zihinsel aktivite, yeterli uyku ve sağlıklı kan damarları beyin sağlığını önemli ölçüde artırabilir. Bu alışkanlıklar bilişsel yeteneklere, duygusal dengeye ve genel üretkenliğe yardımcı olur, beyin hastalıkları riskini azaltır ve zihinsel performansı artırır.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lAgQ_Mk2ykKYIWnVeQIj6w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bilindiği gibi beyin, herhangi bir canlı organizmanın vücudunun fabrikasıdır ve işin çoğu burada gerçekleşir. Sadece bu nedenle, beyin sağlığınıza dikkat etmek zorunludur.Yaşlandıkça, beynin yaşlanması da dahil olmak üzere hayati organlarımızdaki değişiklikler kaçınılmazdır.Ancak, günlük rutinimize bazı basit alışkanlıklar ekleyerek beynin yaşlanmasını yavaşlatabiliriz. Sonuçta, beyin sağlığımız genel sağlığımıza katkıda bulunan en önemli faktörlerden biridir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/j74DtOB74k6gPXx2jGhubA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Beyin sağlığı, bir kişinin günlük yaşamda iyi performans göstermesini sağlayan optimum beyin işlevi durumudur. Fiziksel, zihinsel ve sosyal refahın bir birleşimidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SbcJaltVAUqp8PW3cSkx7w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bilişsel işlev: Düşünme, dikkat etme, sorunları çözme ve akıllıca kararlar alma yeteneğiDuygusal denge: Başkalarıyla iyi etkileşim kurma ve çeşitli duyguları deneyimleme yeteneğiDayanıklılık: Stres ve zorluklarla başa çıkma yeteneğiÜretkenlik: İyi çalışma ve toplumunuza katkıda bulunma yeteneği</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AzeoM5cReUqhYkhyKd4t9w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Düzenli egzersiz yapın: Fiziksel hareket, genel sağlığınızı iyileştirmenin en önemli yollarından biridir ve beyin sağlığınız üzerinde de büyük bir etkiye sahiptir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IiZZS9IbREmrxWV7gnO2vw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Fiziksel aktivite düşünmenize, öğrenmenize, sorun çözmenize ve dikkat etmenize yardımcı olabilir. Ayrıca günlük olayları ve yeni bilgileri hatırlamanıza yardımcı olur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FcueauTS3kO5rVtDEJJviA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sadece bu değil, düzenli egzersizler kaygı ve depresyon semptomlarını azaltmaya yardımcı olabilir ve Alzheimer gibi hafızayla ilgili hastalıkları önlemeye yardımcı olabilir. Dahası, düzenli egzersiz yapmak ruh halinizi, konsantrasyonunuzu ve uyanıklığınızı artırabilir, dolayısıyla daha iyi uyumanıza yardımcı olabilir ve bu da ruh halinizi yönetmenize yardımcı olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-ZuWPG8FT0OqC2ymLpahsg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu faydalar, egzersiz sırasında beyninize giden kan akışının artmasından kaynaklanır. Ayrıca yaşlanma sırasında oluşan beyin bağlantılarındaki doğal azalmanın bir kısmını telafi ederek bazı sorunları tersine çevirme eğilimindedir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cCaenhUz0k6GaA-n4XjIpQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tüm bunların dışında, düzenli hareket sinir büyüme faktörlerini uyarabilir, sinir bağlantısını iyileştirebilir ve odaklanma ve dikkat etme yeteneğinizi ölçen bireysel alfa tepe frekansınızı (iAPF) artırabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ozZkrsDOh0abP_aPVgHXaw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Besleyici bir diyet yapın: Düzenli bir egzersiz beyin sağlığınızı artırmaya yardımcı olduğu kadar, besin açısından zengin bir diyet tüketmek de harikalar yaratır. Beyin sağlığınıza değer katan sağlıklı bir diyet arıyorsanız, Akdeniz diyeti mevcut en iyi seçenektir. Akdeniz diyeti, bitki bazlı yiyecekleri ve zeytinyağını vurgulayan bir yeme tarzıdır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XOoHddeQ10eeBNhtfhvdbw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Akdeniz Denizi çevresindeki ülkelerdeki insanların geleneksel beslenme alışkanlıklarına dayanmaktadır.
Akdeniz diyeti, taze meyve ve sebzelere, tam tahıllara, sağlıklı yağlara ve sınırlı miktarda süt ürünlerine, yumurtaya, balığa ve kümes hayvanlarına dayanmaktadır. Akdeniz diyeti beyin fonksiyonlarını ve hafızayı iyileştirmeye yardımcı olabilir ve bilişsel gerilemeyi yavaşlatmaya ve bunama riskini azaltmaya yardımcı olabilir.
Bu özel diyet, Alzheimer hastalığı riskini de azaltmaya yardımcı olabilir. Ayrıca Akdeniz diyeti ruh halinizi iyileştirmeye ve stresi azaltmaya yardımcı olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/K7JHzIA9UE2-X3c-ipeDTg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Zihinsel olarak aktif kalın: Zihinsel olarak aktif kalmak, hafızanızı, bilişsel işlevinizi ve beyin hücresi büyümenizi iyileştirerek beyninize yardımcı olabilir. Ayrıca bunamayı önlemeye yardımcı olabilir. Zihinsel aktivite, şeyleri daha kolay hatırlamanıza yardımcı olabilir ve düşünme becerilerinizi geliştirmenize yardımcı olabilir.
Beyninizin yeni nöronlar ve bağlantılar geliştirmesine yardımcı olabilir ve bunamanın başlamasını önlemeye yardımcı olabilir. Zihinsel olarak aktif kalmak için okuma, bulmaca çözme veya yeni beceriler öğrenme gibi farklı aktivite türlerini deneyebilir ve farklı oyun türleri oynayarak beyninizin farklı bölümlerini çalıştırabilirsiniz.
Günlük meditasyon zihninizi temizlemenize ve stresi azaltmanıza yardımcı olabilir. Sosyal etkileşimler de beyninizin keskin kalmasına yardımcı olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/a6SuAEjauEGg2dxyhEmZmA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yeterince uyuyun: Öyle görünmese de, iyi uyumak işlevsel bir beyne sahip olmak için son derece önemlidir. Yeterince uyumak beyin sağlığı için de oldukça önemlidir. Uyku, atıkları temizleyerek, nöronları yenileyerek ve anıları pekiştirerek beynin işlevine yardımcı olur. Uyku ayrıca uyanıkken biriken atık ürünleri ve toksinleri temizlemeye yardımcı olur ve beynin uyku yoksunluğu dönemlerinde beyinde artabilen bir protein olan beta-amiloidi atmasına yardımcı olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BDvwChijo06UzVUM67bIhw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İyi uyumak nöronların dinlenmesine, kendilerini onarmasına ve yeni nöronlar üretmesine yardımcı olur. İlginç bir şekilde, uyku beynin normal şekilde çalışmaya devam edebilmesi için bazı kısımlarının yenilenmesine yardımcı olur. Ayrıca, sağlıklı uyku yeni bilgileri uzun süreli hafızaya güçlendirmeye ve entegre etmeye yardımcı olur ve beynin yeni anılar için yer açmasına yardımcı olabilir
Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>En yüksek lif içeriğine sahip 7 meyve: Kan şekeri düzenleyici etkisi de var</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/en-yuksek-lif-icerigine-sahip-7-meyve-kan-sekeri-duzenleyici-etkisi-de-var</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/en-yuksek-lif-icerigine-sahip-7-meyve-kan-sekeri-duzenleyici-etkisi-de-var</guid>
<description><![CDATA[ Guava, papaya ve muz gibi lif açısından zengin meyveleri günlük diyetinize dahil etmek sindiriminizi ve genel sağlığınızı büyük ölçüde iyileştirebilir. Bu meyvelerin çoğu yüksek lif içeriği sayesinde sindirim sisteminin düzenlenmesine yardımcı olur. Bağırsak sağlığı için idealdir. En yüksek lif içeriğine sahip meyveler nelerdir? İşte yanıtı.Lif, iyi sindirim, sağlıklı bir kiloyu koruma ve birçok hastalık riskini azaltma için oldukça önemlidir. Ancak belirli meyvelerin lifle dolu olduğunu biliyor muydunuz? Diyetinize bunlardan daha fazlasını dahil etmek sağlıklı ve aktif kalmanıza yardımcı olabilir. İşte lif açısından zengin 7 meyve.Guava genellikle bulabileceğiniz en yüksek lifli meyvelerden biri olarak kabul edilir. Sadece bir orta boy guava 5 grama kadar lif sağlayabilir. Guavalar ayrıca bağışıklığı artıran C vitamini açısından da zengindir. İster çiğ ister smoothie olarak tüketin, guavalar her diyete harika bir katkı sağlar.Papaya, lif açısından zengin bir başka meyvedir. Tek bir fincan papaya yaklaşık 2,5 gram lif sağlar. Bu tropikal meyve ayrıca sindirime yardımcı olan papain adı verilen bir enzim içerir ve bu da onu bağırsak sağlığı için mükemmel bir seçim haline getirir. Sağlıklı bir kahvaltı veya ferahlatıcı bir atıştırmalık için mükemmeldir.Muz manavda, pazarda, markette kolayca bulunan bir meyve ve harika bir lif kaynağıdır. Orta boy bir muz yaklaşık 3 gram lif içerir. Lifin yanı sıra muzlar kalp sağlığını korumaya yardımcı olan potasyum açısından da zengindir. Muzlar hızlı bir atıştırmalık için mükemmeldir ve ayrıca tahıllara veya smoothielere eklenebilir.Elmalar sağlık yararları ile iyi bilinir ve bunlardan biri de yüksek lif içeriğidir. Orta boy bir elma, özellikle kabuğunu yerseniz 4 grama kadar lif sağlayabilir. Elmalar ayrıca antioksidan açısından zengindir ve kan şekeri seviyelerini kontrol etmeye yardımcı olur. Sağlıklı bir atıştırmalık olarak yanınızda taşımanız kolaydır.Armutlar sulu, tatlı ve lif açısından zengindir. Sindirim sisteminiz için harika olan beş ila altı gram lif, orta boy bir armutta bulunabilir. Armutlar, düşük kalorili oldukları için sağlıklı bir kiloyu korumaya çalışan kişiler için harika bir seçimdir. Biraz çıtırlık için salatalarınıza ekleyin veya atıştırmalık olarak yiyin.Portakallar C vitamini içeriğiyle bilinir, ancak aynı zamanda makul miktarda lif de içerirler. Orta boy bir portakal yaklaşık 3 gram lif sağlayabilir. Narenciye meyvesi aynı zamanda nemlendiricidir ve bağışıklık sağlığı için harikadır. Biraz taze portakal suyu sıkın veya atıştırmalık olarak tadını çıkarın.Çok fazla lif içeren bir diğer tropikal meyve ananastır. Bir fincan taze ananas parçasında yaklaşık 2,3 gram lif bulunabilir. Sindirime yardımcı olan ve iltihabı azaltan bir enzim olan bromelain de bu meyvede bol miktarda bulunur. Çiğ olarak, ızgara olarak, meyve salatalarına katılarak veya pizzalarda tüketilebilen lezzetli bir meyvedir!
Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PQ1UnsxYGEqU7OQ0ER3CXA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:14:39 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>yüksek, lif, içeriğine, sahip, meyve:, Kan, şekeri, düzenleyici, etkisi, var</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PQ1UnsxYGEqU7OQ0ER3CXA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="En yüksek lif içeriğine sahip 7 meyve: Kan şekeri düzenleyici etkisi de var"><p>Guava, papaya ve muz gibi lif açısından zengin meyveleri günlük diyetinize dahil etmek sindiriminizi ve genel sağlığınızı büyük ölçüde iyileştirebilir. Bu meyvelerin çoğu yüksek lif içeriği sayesinde sindirim sisteminin düzenlenmesine yardımcı olur. Bağırsak sağlığı için idealdir. En yüksek lif içeriğine sahip meyveler nelerdir? İşte yanıtı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pt9Cq-BU2U2D6Ap90PvkNQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Lif, iyi sindirim, sağlıklı bir kiloyu koruma ve birçok hastalık riskini azaltma için oldukça önemlidir. Ancak belirli meyvelerin lifle dolu olduğunu biliyor muydunuz? Diyetinize bunlardan daha fazlasını dahil etmek sağlıklı ve aktif kalmanıza yardımcı olabilir. İşte lif açısından zengin 7 meyve.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/31sQTww2qkCnZm64IH0FeQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Guava genellikle bulabileceğiniz en yüksek lifli meyvelerden biri olarak kabul edilir. Sadece bir orta boy guava 5 grama kadar lif sağlayabilir. Guavalar ayrıca bağışıklığı artıran C vitamini açısından da zengindir. İster çiğ ister smoothie olarak tüketin, guavalar her diyete harika bir katkı sağlar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/e6_1Cq0T6kKkujizjcfcCA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Papaya, lif açısından zengin bir başka meyvedir. Tek bir fincan papaya yaklaşık 2,5 gram lif sağlar. Bu tropikal meyve ayrıca sindirime yardımcı olan papain adı verilen bir enzim içerir ve bu da onu bağırsak sağlığı için mükemmel bir seçim haline getirir. Sağlıklı bir kahvaltı veya ferahlatıcı bir atıştırmalık için mükemmeldir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Pf_VT9Y27kyHajbblCugxA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Muz manavda, pazarda, markette kolayca bulunan bir meyve ve harika bir lif kaynağıdır. Orta boy bir muz yaklaşık 3 gram lif içerir. Lifin yanı sıra muzlar kalp sağlığını korumaya yardımcı olan potasyum açısından da zengindir. Muzlar hızlı bir atıştırmalık için mükemmeldir ve ayrıca tahıllara veya smoothielere eklenebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/P7mzY1WivEuiO5eCVYN1DA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Elmalar sağlık yararları ile iyi bilinir ve bunlardan biri de yüksek lif içeriğidir. Orta boy bir elma, özellikle kabuğunu yerseniz 4 grama kadar lif sağlayabilir. Elmalar ayrıca antioksidan açısından zengindir ve kan şekeri seviyelerini kontrol etmeye yardımcı olur. Sağlıklı bir atıştırmalık olarak yanınızda taşımanız kolaydır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ud-CP1D0CEyk6EhRpdK5ig.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Armutlar sulu, tatlı ve lif açısından zengindir. Sindirim sisteminiz için harika olan beş ila altı gram lif, orta boy bir armutta bulunabilir. Armutlar, düşük kalorili oldukları için sağlıklı bir kiloyu korumaya çalışan kişiler için harika bir seçimdir. Biraz çıtırlık için salatalarınıza ekleyin veya atıştırmalık olarak yiyin.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/098y0Ldj9UOzujkBeuovug.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Portakallar C vitamini içeriğiyle bilinir, ancak aynı zamanda makul miktarda lif de içerirler. Orta boy bir portakal yaklaşık 3 gram lif sağlayabilir. Narenciye meyvesi aynı zamanda nemlendiricidir ve bağışıklık sağlığı için harikadır. Biraz taze portakal suyu sıkın veya atıştırmalık olarak tadını çıkarın.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/niPsrfDRJ0qUzVzqxoqGFg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çok fazla lif içeren bir diğer tropikal meyve ananastır. Bir fincan taze ananas parçasında yaklaşık 2,3 gram lif bulunabilir. Sindirime yardımcı olan ve iltihabı azaltan bir enzim olan bromelain de bu meyvede bol miktarda bulunur. Çiğ olarak, ızgara olarak, meyve salatalarına katılarak veya pizzalarda tüketilebilen lezzetli bir meyvedir!
Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Tereyağı kolesterolü yükseltir mi? 1 yemek kaşığı kuralı</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/tereyagi-kolesterolu-yukseltir-mi-1-yemek-kasigi-kurali</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/tereyagi-kolesterolu-yukseltir-mi-1-yemek-kasigi-kurali</guid>
<description><![CDATA[ Doğal yağlardan biri olan ve yemeklere lezzet katan tereyağ mutfaklarda sıklıkla yer alır. Tereyağının içerisinde A, D, E ve K vitaminleri bulunur. Beslenme biçimi, kolesterol yüksekliğine neden olan en önemli faktörlerden biridir. Peki, tereyağ kolesterolü yükseltir mi?Bir insanın vücudundaki kolesterolün yüzde 75’i vücut tarafından üretilirken, yüzde 25’i besinlerle alınır. Yani beslenme düzeniniz ve tükettiğiniz besinler kolesterol seviyesiyle doğrudan ilişkilidir.Beslenme tarzı, ilerleyen yaş, kilo, geçirilmiş bazı hastalıklar, kullanılan ilaçlar, sigara kullanımı ve genetik yatkınlık kolesterol seviyesi yüksekliğini büyük oranda artırır.Türk mutfağının vazgeçilmezi ve hemen hemen her evde kullanılan yağlardan biri olan tereyağ ile ilgili de &quot;kolesterolü yükseltiyor&quot; tartışması oldukça yaygın. Peki, tereyağ tüketimi kolesterolün yükselmesine neden olur mu?Beynin yağlarla çalıştığını ifade eden Prof. Dr. Canan Karatay hakiki köy tereyağını tüketmeyi tavsiye ediyor. Kolesterol ve yağlanma nedeniyle fazla tüketmekten kaçınılan tereyağı Prof. Dr. Karatay’ın da dediği gibi şifa deposuymuş. ABD merkezli bir araştırma 15 ülkeye yayıldı ve sonuçlara göre tereyağı, kalp ve damar hastalıklarıyla, felce yol açmıyor. Bunun yanında günde 1 yemek kaşığı tereyağı, Tip 2 diyabet riskini de azaltıyor.Yiyeceklerin kolesterolü yükselttiği şeklindeki iddiaların yanlış olduğunu dile getiren Prof. Dr. Karatay, “Senelerden beri ispat edilmiştir ki hiçbir yiyecek kan kolesterolünü yükseltmez. diyor.Tereyağı, doğal ve doğru oradan tüketildiğinde vücut için oldukça faydalı olabiliyor.Araştırmalar, tereyağının LDL (&quot;kötü&quot;) kolesterolü artırmadığını ve hatta HDL (&quot;iyi&quot;) kolesterolü artırabileceğini gösterir. Bu nedenle doğal tereyağının ılımlı tüketimi, kolesterol profilini iyileştirebilir. Yani tükettiğiniz tereyağının kolesterolünüzü yükseltmesini istemiyorsanız doğal olmasına dikkat etmelisiniz. Ayrıca, çok fazla tüketmemelisiniz.Tereyağı, lezzet ve besin değeri açısından zengin bir gıda olmasına rağmen, yüksek doymuş yağ içeriği nedeniyle sınırlı miktarlarda tüketilmelidir. Günlük kalori alımının %5-6&#039;sından fazlasının doymuş yağlardan gelmemesi önerilir. Bu da, 2000 kalorilik bir diyet için yaklaşık 13 gram doymuş yağa denk gelir. Tereyağının ölçülü tüketimi, kalp sağlığını korumak için önemlidir.SAĞLIKLI YAĞLARLA DİYABET RİSKİ AZALIYORABD, Avustralya ve İngiltere’nin de aralarında bulunduğu toplam 15 Avrupa ülkesinde, 44 ile 71 yaşları arasında 636 bin kişi üzerinde yapılan 9 araştırmanın sonucuna göre tereyağı tüketiminde ideal ölçünün 1 yemek kaşığı olduğu ortaya koyuldu.Tereyağı, enerji kaynağı olmasının yanı sıra yağda çözünen vitaminler ve esansiyel yağ asitleri açısından zengin bir besindir. Yüksek oranda doymuş yağ içeren tereyağı, bu özelliğiyle yemeklere lezzet katarken vücuda enerji sağlar. İçeriğinde bulunan A, E ve K vitaminleri gibi antioksidan özellikteki bileşenler, bağışıklık sistemini destekler ve hücresel sağlığı korur. Bununla birlikte, yüksek kolesterol ve kalori içeriği nedeniyle porsiyon kontrolüyle tüketilmesi önemlidir.Tereyağı, doymuş yağ bakımından zengindir. Aşırı miktarda tüketildiğinde, doymuş yağ alımını artırabilir ve kolesterol seviyenizi olumsuz etkileyebilir. Yüksek kolesterol, kalp hastalığı riskini artırabilir. Yüksek kalori içerdiği için vücut ağırlığının artmasına ve obezite riskinin artmasına neden olabilirBu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır. Herhangi bir sağlık problemi yaşamamak için tereyağı tüketmekden önce mutlaka doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tbMAgQLOZ0OojcNnOsOlIg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:14:39 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Tereyağı, kolesterolü, yükseltir, mi, yemek, kaşığı, kuralı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tbMAgQLOZ0OojcNnOsOlIg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Tereyağı kolesterolü yükseltir mi? 1 yemek kaşığı kuralı"><p>Doğal yağlardan biri olan ve yemeklere lezzet katan tereyağ mutfaklarda sıklıkla yer alır. Tereyağının içerisinde A, D, E ve K vitaminleri bulunur. Beslenme biçimi, kolesterol yüksekliğine neden olan en önemli faktörlerden biridir. Peki, tereyağ kolesterolü yükseltir mi?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aa6mRE-wKUOGYLxDsJNpew.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bir insanın vücudundaki kolesterolün yüzde 75’i vücut tarafından üretilirken, yüzde 25’i besinlerle alınır. Yani beslenme düzeniniz ve tükettiğiniz besinler kolesterol seviyesiyle doğrudan ilişkilidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/I_mhjtQQXEikdS1TjXCDLA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Beslenme tarzı, ilerleyen yaş, kilo, geçirilmiş bazı hastalıklar, kullanılan ilaçlar, sigara kullanımı ve genetik yatkınlık kolesterol seviyesi yüksekliğini büyük oranda artırır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qLmlFQpG8U-FfG_mACvH1g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Türk mutfağının vazgeçilmezi ve hemen hemen her evde kullanılan yağlardan biri olan tereyağ ile ilgili de "kolesterolü yükseltiyor" tartışması oldukça yaygın. Peki, tereyağ tüketimi kolesterolün yükselmesine neden olur mu?</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QrcaxbuwuUOZFyk0VsB4hQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Beynin yağlarla çalıştığını ifade eden Prof. Dr. Canan Karatay hakiki köy tereyağını tüketmeyi tavsiye ediyor. Kolesterol ve yağlanma nedeniyle fazla tüketmekten kaçınılan tereyağı Prof. Dr. Karatay’ın da dediği gibi şifa deposuymuş. ABD merkezli bir araştırma 15 ülkeye yayıldı ve sonuçlara göre tereyağı, kalp ve damar hastalıklarıyla, felce yol açmıyor. Bunun yanında günde 1 yemek kaşığı tereyağı, Tip 2 diyabet riskini de azaltıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zzPSDknS4kSQDiu51TK1fA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yiyeceklerin kolesterolü yükselttiği şeklindeki iddiaların yanlış olduğunu dile getiren Prof. Dr. Karatay, “Senelerden beri ispat edilmiştir ki hiçbir yiyecek kan kolesterolünü yükseltmez. diyor.Tereyağı, doğal ve doğru oradan tüketildiğinde vücut için oldukça faydalı olabiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/exky8nXEtE6G6ROV6Er9KA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırmalar, tereyağının LDL ("kötü") kolesterolü artırmadığını ve hatta HDL ("iyi") kolesterolü artırabileceğini gösterir. Bu nedenle doğal tereyağının ılımlı tüketimi, kolesterol profilini iyileştirebilir. Yani tükettiğiniz tereyağının kolesterolünüzü yükseltmesini istemiyorsanız doğal olmasına dikkat etmelisiniz. Ayrıca, çok fazla tüketmemelisiniz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YwDPtlA2bEepMkUgw_TcDQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tereyağı, lezzet ve besin değeri açısından zengin bir gıda olmasına rağmen, yüksek doymuş yağ içeriği nedeniyle sınırlı miktarlarda tüketilmelidir. Günlük kalori alımının %5-6'sından fazlasının doymuş yağlardan gelmemesi önerilir. Bu da, 2000 kalorilik bir diyet için yaklaşık 13 gram doymuş yağa denk gelir. Tereyağının ölçülü tüketimi, kalp sağlığını korumak için önemlidir.SAĞLIKLI YAĞLARLA DİYABET RİSKİ AZALIYORABD, Avustralya ve İngiltere’nin de aralarında bulunduğu toplam 15 Avrupa ülkesinde, 44 ile 71 yaşları arasında 636 bin kişi üzerinde yapılan 9 araştırmanın sonucuna göre tereyağı tüketiminde ideal ölçünün 1 yemek kaşığı olduğu ortaya koyuldu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/T7Bfjo2GDkahBFM-cb296Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tereyağı, enerji kaynağı olmasının yanı sıra yağda çözünen vitaminler ve esansiyel yağ asitleri açısından zengin bir besindir. Yüksek oranda doymuş yağ içeren tereyağı, bu özelliğiyle yemeklere lezzet katarken vücuda enerji sağlar. İçeriğinde bulunan A, E ve K vitaminleri gibi antioksidan özellikteki bileşenler, bağışıklık sistemini destekler ve hücresel sağlığı korur. Bununla birlikte, yüksek kolesterol ve kalori içeriği nedeniyle porsiyon kontrolüyle tüketilmesi önemlidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bim9QNLg9ECx2zNpND4cqw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tereyağı, doymuş yağ bakımından zengindir. Aşırı miktarda tüketildiğinde, doymuş yağ alımını artırabilir ve kolesterol seviyenizi olumsuz etkileyebilir. Yüksek kolesterol, kalp hastalığı riskini artırabilir. Yüksek kalori içerdiği için vücut ağırlığının artmasına ve obezite riskinin artmasına neden olabilirBu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır. Herhangi bir sağlık problemi yaşamamak için tereyağı tüketmekden önce mutlaka doktorunuza danışın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>6 ay yemek yemiyorlar, şişmanlığa çare olabilir! Türk bilim insanlarının çalışması PNAS&amp;apos;ta yayımlandı</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/6-ay-yemek-yemiyorlar-sismanliga-care-olabilir-turk-bilim-insanlarinin-calismasi-pnasta-yayimlandi</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/6-ay-yemek-yemiyorlar-sismanliga-care-olabilir-turk-bilim-insanlarinin-calismasi-pnasta-yayimlandi</guid>
<description><![CDATA[ Türk bilim insanları, patates böceklerinin kış uykusunda yağ biriktirme ve yakma genlerinin insan geniyle benzer olduğu saptandı. Yapılan araştırmayla obezite gibi sağlık sorunlarının çözümüne ışık tutulabilmesi öngörülüyor.AÜ Ziraat Fakültesi Bitki Koruma Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Umut Toprak ve ekibinin yaptığı çalışma, dünyanın en prestijli bilim dergileri arasında gösterilen &quot;Proceedings of the National Academy of Sciences&quot;ta (PNAS) yayımlandı.  Karaciğer yağlanması, obezite ve diyabet gibi hastalıkların birçok insanı ilgilendiren sağlık problemleri olduğuna dikkati çeken Toprak, son çalışmalarında, temel gen susturma teknolojisine çok uygun olduğu için patates böceği üzerinde araştırma yapmayı tercih ettiklerini söyledi.  &quot;PATATES BÖCEKLERİ 6 AY YEMEDEN VE İÇMEDEN, KIŞI TOPRAK ALTINDA GEÇİRİYOR&quot;  Prof. Dr. Toprak, patates böceklerinin kış uykusuna yatan canlılar olduğunu belirterek, şöyle devam etti:  &quot;Patates böceğinde önemli bir noktadan hareket ettik, o da bu canlıların kış uykusuna yatmalarıydı. Patates böcekleri yaklaşık 6 ay gibi bir sürede hiç yemeden ve içmeden toprak altında kışı geçiriyordu. Daha önceden biriktirdikleri yağların bu sürecin yaşanması ve atlatılmasındaki temel enerji kaynağı olduğunu bulduk.&quot;  Patates böceğinde bulunan lipit metabolizmasıyla ilişkili genlerin insanlarda da olduğunu söyleyen Prof. Dr. Toprak, &quot;Buradan da yola çıkarak, insanlar lipidi yakma noktasında acaba nerede çok başarılı olamıyor, neden karaciğer yağlanması veya obezite gibi hastalıklara yakalanıyor diye araştırmaya başladık.&quot;&quot;BESİNLERİN ŞEKER İÇERİĞİ, YAĞLANMADA DİKKATE ALINMASI GEREKEN BİR PARAMETRE&quot;  Prof. Dr. Umut Toprak, çalışmada bulunan bir diğer önemli bulgunun da patates böceklerindeki şeker-yağ ilişkisi üzerine olduğunu bildirdi.  İlk bilgilerin patates böceklerinde biriken yağların besinlerden gelip gelmediği sorusunu beraberinde getirdiğini aktaran Toprak, çalışmalarda, böceklerin besinlerdeki yağların yanı sıra şekerden alınan yağları da biriktirdiklerini ifade etti.  Patates böceklerinin patates bitkisinin yapraklarında beslenirken çok yoğun miktarda şeker aldığını kaydeden Toprak, &quot;Bu şekeri bu yoğun miktarda lipit kullanımı ve üretimi için kullanmakta. Bu nedenle buradan çıkan sonuç, insanda da veya diğer memeli modellerde de yağ sentezinde şeker kaynak olarak kullanılabiliyor. Dolayısıyla burada besinlerin şeker içeriği, yağlanma açısından kesinlikle dikkate alınması gereken bir parametredir.&quot; bilgisini paylaştı.  Prof. Dr. Toprak, genellikle kış mevsiminde insanların yağ oranlarındaki artıştan kilo problemi yaşadıklarına dikkati çekti.  Ancak birçok canlı grubunda bu yağlanmanın &quot;hayatta kalma mücadelesi&quot; anlamına geldiğini belirten Toprak, &quot;Patates böcekleri, sonbaharda aşırı miktarda yağlanıyor. Yağlanmada rol alan genler insanlarda olduğu gibi aynen var ve dolayısıyla da bu genlerin çalışmasıyla yağlar biriktirilip kış boyunca yakılabiliyor.&quot; bilgisini verdi.  Patates böceklerinin potansiyelinin çok yüksek olduğunu vurgulayan Toprak, böceklerin yağ biriktirme ve yağ yakma mekanizmalarının anlaşılmasının insanlardaki karaciğer yağlanması ve obezite gibi sağlık sorunlarının çözümünde veya bu hastalıkların biyokimyasal arka planının anlaşılması açısından çok önemli olduğunu vurguladı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cIBDGirKJEOuCXgO6LF-9Q.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:14:39 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>yemek, yemiyorlar, şişmanlığa, çare, olabilir, Türk, bilim, insanlarının, çalışması, PNASta, yayımlandı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cIBDGirKJEOuCXgO6LF-9Q.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="6 ay yemek yemiyorlar, şişmanlığa çare olabilir! Türk bilim insanlarının çalışması PNAS'ta yayımlandı"><p>Türk bilim insanları, patates böceklerinin kış uykusunda yağ biriktirme ve yakma genlerinin insan geniyle benzer olduğu saptandı. Yapılan araştırmayla obezite gibi sağlık sorunlarının çözümüne ışık tutulabilmesi öngörülüyor.</p>AÜ Ziraat Fakültesi Bitki Koruma Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Umut Toprak ve ekibinin yaptığı çalışma, dünyanın en prestijli bilim dergileri arasında gösterilen "Proceedings of the National Academy of Sciences"ta (PNAS) yayımlandı.  Karaciğer yağlanması, obezite ve diyabet gibi hastalıkların birçok insanı ilgilendiren sağlık problemleri olduğuna dikkati çeken Toprak, son çalışmalarında, temel gen susturma teknolojisine çok uygun olduğu için patates böceği üzerinde araştırma yapmayı tercih ettiklerini söyledi.  <strong>"PATATES BÖCEKLERİ 6 AY YEMEDEN VE İÇMEDEN, KIŞI TOPRAK ALTINDA GEÇİRİYOR"</strong>  Prof. Dr. Toprak, patates böceklerinin kış uykusuna yatan canlılar olduğunu belirterek, şöyle devam etti:  "Patates böceğinde önemli bir noktadan hareket ettik, o da bu canlıların kış uykusuna yatmalarıydı. Patates böcekleri yaklaşık 6 ay gibi bir sürede hiç yemeden ve içmeden toprak altında kışı geçiriyordu. Daha önceden biriktirdikleri yağların bu sürecin yaşanması ve atlatılmasındaki temel enerji kaynağı olduğunu bulduk."  Patates böceğinde bulunan lipit metabolizmasıyla ilişkili genlerin insanlarda da olduğunu söyleyen Prof. Dr. Toprak, "Buradan da yola çıkarak, insanlar lipidi yakma noktasında acaba nerede çok başarılı olamıyor, neden karaciğer yağlanması veya obezite gibi hastalıklara yakalanıyor diye araştırmaya başladık."<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OiMl297D30CEUgiqaH8LRA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt=""><strong>"BESİNLERİN ŞEKER İÇERİĞİ, YAĞLANMADA DİKKATE ALINMASI GEREKEN BİR PARAMETRE"</strong>  Prof. Dr. Umut Toprak, çalışmada bulunan bir diğer önemli bulgunun da patates böceklerindeki şeker-yağ ilişkisi üzerine olduğunu bildirdi.  İlk bilgilerin patates böceklerinde biriken yağların besinlerden gelip gelmediği sorusunu beraberinde getirdiğini aktaran Toprak, çalışmalarda, böceklerin besinlerdeki yağların yanı sıra şekerden alınan yağları da biriktirdiklerini ifade etti.  Patates böceklerinin patates bitkisinin yapraklarında beslenirken çok yoğun miktarda şeker aldığını kaydeden Toprak, "Bu şekeri bu yoğun miktarda lipit kullanımı ve üretimi için kullanmakta. Bu nedenle buradan çıkan sonuç, insanda da veya diğer memeli modellerde de yağ sentezinde şeker kaynak olarak kullanılabiliyor. Dolayısıyla burada besinlerin şeker içeriği, yağlanma açısından kesinlikle dikkate alınması gereken bir parametredir." bilgisini paylaştı.  Prof. Dr. Toprak, genellikle kış mevsiminde insanların yağ oranlarındaki artıştan kilo problemi yaşadıklarına dikkati çekti.  Ancak birçok canlı grubunda bu yağlanmanın "hayatta kalma mücadelesi" anlamına geldiğini belirten Toprak, "Patates böcekleri, sonbaharda aşırı miktarda yağlanıyor. Yağlanmada rol alan genler insanlarda olduğu gibi aynen var ve dolayısıyla da bu genlerin çalışmasıyla yağlar biriktirilip kış boyunca yakılabiliyor." bilgisini verdi.  Patates böceklerinin potansiyelinin çok yüksek olduğunu vurgulayan Toprak, böceklerin yağ biriktirme ve yağ yakma mekanizmalarının anlaşılmasının insanlardaki karaciğer yağlanması ve obezite gibi sağlık sorunlarının çözümünde veya bu hastalıkların biyokimyasal arka planının anlaşılması açısından çok önemli olduğunu vurguladı.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Taze balık nasıl anlaşılır? Balık tezgahından satın alırken dikkat etmeniz gerekenler</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/taze-balik-nasil-anlasilir-balik-tezgahindan-satin-alirken-dikkat-etmeniz-gerekenler</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/taze-balik-nasil-anlasilir-balik-tezgahindan-satin-alirken-dikkat-etmeniz-gerekenler</guid>
<description><![CDATA[ Balık, vücut sağlığı için gerekli olan doğal omega-3 kaynaklarından biri. Omega yağ asitleri ve fosfor minerali bakımından zengin olan balık yüksek besin değeriyle bağışıklık sistemini güçlendirmeye de yardımcı olur. Mevsiminde düzenli olarak balık tüketimi; kalp, beyin, kemik ve göz sağlığının iyileşmesine de yardımcı olur. Ancak balık taze tüketildiğinde sağlığa faydalıdır. Peki, taze balık nasıl anlaşılır?Sağlıklı bir vücuda sahip olmanın, vücut direncini korumanın ve doğal omega-3 alımını sağlamanın yolu düzenli olarak mevsiminde taze balık tüketmekten geçiyor. Balığın faydalarından yararlanmak için taze olarak tüketilmesi vücut için büyük önem taşıyor.Tarım Orman Bakanlığı, sosyal medya hesabından taze balığın nasıl anlaşılacağına dair ipuçlarını paylaştı. Peki, taze balık nasıl anlaşılır?GÖZTaze balığın gözleri parlak ve dışa bombeli olur. Balık tazeliğini yitirmeye başlayınca gözleri boğulanmaya başlar, sonra da içe çöker.Taze balığın solungaçları canlı kırmızı renktedir. Balık bayatladıkça bu renk değişir.Taze balık neredeyse kokusuzdur, bayatlamaya başlayınca asit kokusu yaymaya başlar.Taze balığa parmakla dokununca meydana gelen çukurluk alanı düzelir. Oysa bayat balıklarda bu iz kalır. PUL-DERİTaze balığın derisi gergin ve parlak olur. Pullar deriye yapışıktır ve elinizi kafadan kuyruğa doğru sürttüğünüzde pullar dökülmüyorsa balık taze demektir.Taze balığı başından tutup kaldırınca kuyruğu dimdik durur. Bayat balığı aynı şekilde kaldırında kuyruk kısmı aşağı sarkar. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MB9sdqSOAkWxmMRADUU0FA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:14:39 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Taze, balık, nasıl, anlaşılır, Balık, tezgahından, satın, alırken, dikkat, etmeniz, gerekenler</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MB9sdqSOAkWxmMRADUU0FA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Taze balık nasıl anlaşılır? Balık tezgahından satın alırken dikkat etmeniz gerekenler"><p>Balık, vücut sağlığı için gerekli olan doğal omega-3 kaynaklarından biri. Omega yağ asitleri ve fosfor minerali bakımından zengin olan balık yüksek besin değeriyle bağışıklık sistemini güçlendirmeye de yardımcı olur. Mevsiminde düzenli olarak balık tüketimi; kalp, beyin, kemik ve göz sağlığının iyileşmesine de yardımcı olur. Ancak balık taze tüketildiğinde sağlığa faydalıdır. Peki, taze balık nasıl anlaşılır?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/I1HtbEUbMk-Yv92U5f7n2Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sağlıklı bir vücuda sahip olmanın, vücut direncini korumanın ve doğal omega-3 alımını sağlamanın yolu düzenli olarak mevsiminde taze balık tüketmekten geçiyor. Balığın faydalarından yararlanmak için taze olarak tüketilmesi vücut için büyük önem taşıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RIlzxkHBnkGdOms97gVsdA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tarım Orman Bakanlığı, sosyal medya hesabından taze balığın nasıl anlaşılacağına dair ipuçlarını paylaştı. Peki, taze balık nasıl anlaşılır?</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/N_6g2oGJg0C_aHxArTz1eQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>GÖZTaze balığın gözleri parlak ve dışa bombeli olur. Balık tazeliğini yitirmeye başlayınca gözleri boğulanmaya başlar, sonra da içe çöker.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TBUTnu9AIEGNjviMwGJqIg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Taze balığın solungaçları canlı kırmızı renktedir. Balık bayatladıkça bu renk değişir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LdyUcT_b60qsNQ2TZPATng.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Taze balık neredeyse kokusuzdur, bayatlamaya başlayınca asit kokusu yaymaya başlar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bg5PtzYqvkWULtHPIonMyQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Taze balığa parmakla dokununca meydana gelen çukurluk alanı düzelir. Oysa bayat balıklarda bu iz kalır. PUL-DERİTaze balığın derisi gergin ve parlak olur. Pullar deriye yapışıktır ve elinizi kafadan kuyruğa doğru sürttüğünüzde pullar dökülmüyorsa balık taze demektir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XNf1ppomuUah7WEwjN76Iw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Taze balığı başından tutup kaldırınca kuyruğu dimdik durur. Bayat balığı aynı şekilde kaldırında kuyruk kısmı aşağı sarkar.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Beyin çürümesi yaşıyor olabilirsiniz: Zihninizin ağır çekimde takılıp kaldıysa dikkat!</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/beyin-curumesi-yasiyor-olabilirsiniz-zihninizin-agir-cekimde-takilip-kaldiysa-dikkat</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/beyin-curumesi-yasiyor-olabilirsiniz-zihninizin-agir-cekimde-takilip-kaldiysa-dikkat</guid>
<description><![CDATA[ Beyin çürümesi, genellikle önemsiz çevrimiçi içeriklerin aşırı tüketimiyle bağlantılı olan zihinsel ve bilişsel yeteneklerde bir düşüşe işaret eder. Beyin çürümesi endişe verici gelebilir, ancak iyi haber şu ki önlenebilir. Beyniniz en değerli varlığınızdır; onu özenle besleyin. Bugünden itibaren küçük değişiklikler yapmaya başlayın ve zihinsel berraklığınızın ve odaklanmanızın zamanla iyileştiğini görün.Hiç beyninizin eskisi kadar keskin olmadığını hissettiniz mi? Bir şeyleri unutabilir, konsantre olamayabilirsiniz veya zihninizin &quot;ağır çekimde takılıp kaldığını&quot; hissedebilirsiniz. Bu zorlukların çeşitli nedenleri olabilirken, bazı kişiler zihinsel durgunluğa &quot;beyin çürümesi&quot; adını verir. Tıbbi bir terim olmasa da, zihinsel sağlık ve bilişsel yeteneklerde bir kayba işaret eder. Ancak şunu unutmayın, düzenli rutininizde birkaç değişiklik yaparak beyninizi meşgul ve sağlıklı tutarken koruyabilirsiniz.İşte beyin çürümesinin ne olduğu ve bunu önlemeye yardımcı olabilecek 5 alışkanlık hakkında bilmemiz gereken her şey.
&quot;BEYİN ÇÜRÜMESİ&quot; NEDİR?Beyin çürümesi, zihinsel ve bilişsel gerilemeyi tanımlayan günlük bir terimdir. 2024 yılının kelimesi olarak da adlandırılan Oxford University Press, bunu &quot;özellikle önemsiz veya zorlayıcı olmayan materyalin (şimdi özellikle çevrimiçi içerik) aşırı tüketiminin sonucu olarak görülen bir kişinin zihinsel veya entelektüel durumunun varsayılan bozulması&quot; olarak tanımlıyor. Ayrıca: böyle bir bozulmaya yol açma olasılığı olan bir şey.&quot; Tıbbi olarak tanınan bir durum olmasa da, zihinsel durgunluk hissini veya net düşünememe durumunu açıklamak için kullanılır.Beyin çürümesi yaşayan kişiler şunları fark edebilir:Konsantrasyon ve odaklanmada düşüş.
Bir şeyleri hatırlamada zorluk.
Artan zihinsel bitkinlik hissi.
Motivasyon veya yaratıcılık eksikliği.
Şiddetli vakalarda, beyin çürümesine neden olan alışkanlıklar uzun vadeli bilişsel gerilemeye veya bunama gibi durumlara katkıda bulunabilir. Bu yüzden beyninizi meşgul ve sağlıklı tutmak çok önemlidir. Ekran sürenizi kesinlikle sınırlamalısınız
Telefonunuzda sonsuza kadar kaydırma yapmak veya çok fazla TV izlemek, anlamlı bir uyarım sunmadan beyninizi bunaltabilir. Bu, zamanla zihinsel yorgunluğa ve dikkat süresinin azalmasına yol açabilir.
Nasıl düzeltilir: Eğlence amaçlı ekran süresini günde 2-3 saatle sınırlayarak ekran kullanımına sınırlar koyun. Beyninize bir mola vermek için okuma, egzersiz yapma veya açık havada vakit geçirme gibi &quot;ekransız&quot; aktiviteler ekleyin.Beyniniz bir kas gibidir; kullanmazsanız kaybedersiniz! Beyninizi zorlayan aktiviteler onu keskin tutar ve durgunluğu önler.Ne yapabilirsiniz: Bulmacaları çözün, satranç oynayın, yeni bir beceri öğrenin veya düzenli olarak kitap okuyun. Bu aktiviteler beyninizin farklı bölümlerini uyararak hafızanızı, problem çözme becerilerinizi ve yaratıcılığınızı geliştirir.Vücudunuz için iyi olan şey beyniniz için de harikadır! Düzenli fiziksel aktivite beyne kan akışını artırarak sağlığı için gerekli olan oksijeni ve besinleri iletir.
Egzersizi dahil etmek için ipuçları: 30 dakikalık tempolu bir yürüyüş, yoga seansı veya dans dersi bile beyin sağlığını iyileştirebilir. Odaklanmayı ve zihinsel berraklığı artırmak için nefes egzersizleriyle birleştirin.Yediğiniz yiyecekler beyninizin performansı üzerinde doğrudan bir etkiye sahiptir.
Kötü beslenme iltihaplanmaya ve oksidatif strese neden olarak zihinsel durgunluğa yol açabilir.Diyetinize neler eklemelisiniz:Ispanak gibi yapraklı yeşillikler.
Sağlıklı yağlar için kuruyemişler ve tohumlar.Omega-3 açısından zengin yiyecekler.Yaban mersini gibi antioksidan açısından zengin meyveler.Yorgun bir beyin verimsiz bir beyindir. Uyku, beyninizin kendini onardığı, anıları pekiştirdiği ve ertesi güne hazırlandığı zamandır. Uygun şekilde dinlenmezseniz, beyin sisi ve zihinsel berraklığın azalması yaşayabilirsiniz.Uyku alışkanlıkları nasıl iyileştirilir: Tutarlı bir uyku programı sürdürün, yatmadan önce ekranlardan kaçının ve rahatlatıcı bir uyku öncesi rutini oluşturun. Her gece 7-8 saat kaliteli uyku hedefleyin. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Gg0PQndNiUWZBTMK5C8cBA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:14:38 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Beyin, çürümesi, yaşıyor, olabilirsiniz:, Zihninizin, ağır, çekimde, takılıp, kaldıysa, dikkat</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Gg0PQndNiUWZBTMK5C8cBA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Beyin çürümesi yaşıyor olabilirsiniz: Zihninizin ağır çekimde takılıp kaldıysa dikkat!"><p>Beyin çürümesi, genellikle önemsiz çevrimiçi içeriklerin aşırı tüketimiyle bağlantılı olan zihinsel ve bilişsel yeteneklerde bir düşüşe işaret eder. Beyin çürümesi endişe verici gelebilir, ancak iyi haber şu ki önlenebilir. Beyniniz en değerli varlığınızdır; onu özenle besleyin. Bugünden itibaren küçük değişiklikler yapmaya başlayın ve zihinsel berraklığınızın ve odaklanmanızın zamanla iyileştiğini görün.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/n-FK3kXc9kGtdlZvomFv0w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hiç beyninizin eskisi kadar keskin olmadığını hissettiniz mi? Bir şeyleri unutabilir, konsantre olamayabilirsiniz veya zihninizin "ağır çekimde takılıp kaldığını" hissedebilirsiniz. Bu zorlukların çeşitli nedenleri olabilirken, bazı kişiler zihinsel durgunluğa "beyin çürümesi" adını verir. Tıbbi bir terim olmasa da, zihinsel sağlık ve bilişsel yeteneklerde bir kayba işaret eder. Ancak şunu unutmayın, düzenli rutininizde birkaç değişiklik yaparak beyninizi meşgul ve sağlıklı tutarken koruyabilirsiniz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hIakUpXvw0uADzfW5qI4Ag.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İşte beyin çürümesinin ne olduğu ve bunu önlemeye yardımcı olabilecek 5 alışkanlık hakkında bilmemiz gereken her şey.
"BEYİN ÇÜRÜMESİ" NEDİR?Beyin çürümesi, zihinsel ve bilişsel gerilemeyi tanımlayan günlük bir terimdir. 2024 yılının kelimesi olarak da adlandırılan Oxford University Press, bunu "özellikle önemsiz veya zorlayıcı olmayan materyalin (şimdi özellikle çevrimiçi içerik) aşırı tüketiminin sonucu olarak görülen bir kişinin zihinsel veya entelektüel durumunun varsayılan bozulması" olarak tanımlıyor. Ayrıca: böyle bir bozulmaya yol açma olasılığı olan bir şey." Tıbbi olarak tanınan bir durum olmasa da, zihinsel durgunluk hissini veya net düşünememe durumunu açıklamak için kullanılır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6AeaZVbdLEuaXa7t9-Id4Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Beyin çürümesi yaşayan kişiler şunları fark edebilir:Konsantrasyon ve odaklanmada düşüş.
Bir şeyleri hatırlamada zorluk.
Artan zihinsel bitkinlik hissi.
Motivasyon veya yaratıcılık eksikliği.
Şiddetli vakalarda, beyin çürümesine neden olan alışkanlıklar uzun vadeli bilişsel gerilemeye veya bunama gibi durumlara katkıda bulunabilir. Bu yüzden beyninizi meşgul ve sağlıklı tutmak çok önemlidir. Ekran sürenizi kesinlikle sınırlamalısınız
Telefonunuzda sonsuza kadar kaydırma yapmak veya çok fazla TV izlemek, anlamlı bir uyarım sunmadan beyninizi bunaltabilir. Bu, zamanla zihinsel yorgunluğa ve dikkat süresinin azalmasına yol açabilir.
Nasıl düzeltilir: Eğlence amaçlı ekran süresini günde 2-3 saatle sınırlayarak ekran kullanımına sınırlar koyun. Beyninize bir mola vermek için okuma, egzersiz yapma veya açık havada vakit geçirme gibi "ekransız" aktiviteler ekleyin.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ytJrqXj8GUWXJk44k-o8lg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Beyniniz bir kas gibidir; kullanmazsanız kaybedersiniz! Beyninizi zorlayan aktiviteler onu keskin tutar ve durgunluğu önler.Ne yapabilirsiniz: Bulmacaları çözün, satranç oynayın, yeni bir beceri öğrenin veya düzenli olarak kitap okuyun. Bu aktiviteler beyninizin farklı bölümlerini uyararak hafızanızı, problem çözme becerilerinizi ve yaratıcılığınızı geliştirir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LYbMfTtoz0WaNVwpDWtCcg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Vücudunuz için iyi olan şey beyniniz için de harikadır! Düzenli fiziksel aktivite beyne kan akışını artırarak sağlığı için gerekli olan oksijeni ve besinleri iletir.
Egzersizi dahil etmek için ipuçları: 30 dakikalık tempolu bir yürüyüş, yoga seansı veya dans dersi bile beyin sağlığını iyileştirebilir. Odaklanmayı ve zihinsel berraklığı artırmak için nefes egzersizleriyle birleştirin.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mSdOCvNUb0eBxZBmXByFoA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yediğiniz yiyecekler beyninizin performansı üzerinde doğrudan bir etkiye sahiptir.
Kötü beslenme iltihaplanmaya ve oksidatif strese neden olarak zihinsel durgunluğa yol açabilir.Diyetinize neler eklemelisiniz:Ispanak gibi yapraklı yeşillikler.
Sağlıklı yağlar için kuruyemişler ve tohumlar.Omega-3 açısından zengin yiyecekler.Yaban mersini gibi antioksidan açısından zengin meyveler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/npgBgOq3PUy-GPmQ7CVX5g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yorgun bir beyin verimsiz bir beyindir. Uyku, beyninizin kendini onardığı, anıları pekiştirdiği ve ertesi güne hazırlandığı zamandır. Uygun şekilde dinlenmezseniz, beyin sisi ve zihinsel berraklığın azalması yaşayabilirsiniz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/J1paCucmEEq3jXGfWx6XLg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uyku alışkanlıkları nasıl iyileştirilir: Tutarlı bir uyku programı sürdürün, yatmadan önce ekranlardan kaçının ve rahatlatıcı bir uyku öncesi rutini oluşturun. Her gece 7-8 saat kaliteli uyku hedefleyin.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Magnezyum eksikliği sandığınızdan daha ciddi: Vücudun hayati minerali</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/magnezyum-eksikligi-sandiginizdan-daha-ciddi-vucudun-hayati-minerali</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/magnezyum-eksikligi-sandiginizdan-daha-ciddi-vucudun-hayati-minerali</guid>
<description><![CDATA[ Magnezyum eksikliği veya hipomagnezemi, vücutta kas fonksiyonu, sinir sağlığı ve enerji üretimi için hayati bir mineral olan yeterli magnezyum olmadığında ortaya çıkar. Belirtileri arasında yorgunluk, kas krampları, düzensiz kalp atışı ve anksiyete bulunur. Nedenleri kötü beslenmeden tıbbi durumlara kadar uzanır. Bununla başa çıkmak için tıbbi rehberlik altında magnezyum açısından zengin yiyecekler veya takviyeler gerekir. İşte magnezyum hakkında tüm bilmeniz gerekenler.Magnezyumun vücuttaki önemi ve rolü genellikle kalsiyum ve demir gibi mineraller tarafından gölgede bırakılır, ancak insan sağlığı için önemi abartılamaz.
Bu hayati mineral, enerji üretiminden kas ve sinir fonksiyonuna kadar vücuttaki 300&#039;den fazla biyokimyasal reaksiyonda önemli bir rol oynar.Magnezyum eksikliği, genellikle hem hastayı hem de sağlık hizmeti sağlayıcılarını şaşırtabilen gizemli semptomlara yol açan, en az teşhis edilen sağlık sorunlarından biri olarak kabul edilir.Magnezyum eksikliği, hem fiziksel hem de ruhsal sağlık için geniş kapsamlı sonuçları olan sessiz bir salgındır. Belirtileri o kadar belirsizdir ki, diğer durumları kolayca taklit eder ve fark edilmez. Unutmayın, küçük bir mineral bile büyük bir fark yaratabilir.Magnezyum, öncelikle kemiklerde, kaslarda ve yumuşak dokularda bulunan temel bir mineraldir.

Kas ve sinir fonksiyonunu düzenleme
Kan şekeri seviyelerini koruma
Sağlıklı bir bağışıklık sistemini destekleme
Kemik sağlığını destekleme
Protein sentezine ve DNA onarımına yardımcı olma

Magnezyumun ihtiyacı yaşa, cinsiyete ve yaşam evresine göre değişir. Yetişkin erkeklerin günde yaklaşık 400-420 mg&#039;a, kadınların ise günde 310-320 mg&#039;a ihtiyacı vardır. Magnezyum yapraklı yeşilliklerde, kuruyemişlerde, tohumlarda ve tam tahıllarda bulunsa da, kötü beslenme alışkanlıkları, tükenmiş toprak ve işlenmiş gıdaların artan tüketimi nedeniyle eksikliği bir endişe kaynağı haline gelmiştir.Magnezyum eksikliğine katkıda bulunan birkaç faktör şunlardır:Diyette yetersiz alım, vücutta magnezyum eksikliğinin başlıca nedenlerinden biridir. İşlenmiş gıdalar açısından zengin modern diyetler genellikle yeterli magnezyumdan yoksundur.
Crohn hastalığı, çölyak hastalığı ve irritabl bağırsak sendromu (IBS) gibi gastrointestinal bozukluklar magnezyum emilimini bozabilir.
 Uzun süreli stres, idrar yoluyla magnezyum atılımını artırır. Aşırı alkol tüketimi magnezyum emilimini engeller ve atılımını artırır. Y
aşlı yetişkinler, azalmış emilim ve böbreklerden daha yüksek magnezyum atılımı nedeniyle daha büyük risk altındadır.Bazen kas güçsüzlüğüyle birlikte görülen yorgunluk, magnezyum eksikliğinin en erken belirtilerinden biridir. Magnezyum, vücudun birincil enerji molekülü olan adenozin trifosfatın ayrılmaz bir parçasıdır.
Magnezyum, beyin sağlığı ve duygusal  sağlık  için çok önemlidir. Serotonin ve gama-aminobütirik asit (GABA) gibi nörotransmitterleri düzenlemeye yardımcı olur; bunlar ruh halinin dengelenmesinden ve rahatlamasından sorumludur. Düşük magnezyum seviyeleri artan anksiyete, depresyon ve beyin sisi gibi bilişsel sorunlarla ilişkilendirilmiştir. Ortaya çıkan araştırmalar, magnezyum takviyesinin hafif ila orta şiddette depresyon ve anksiyete bozukluklarının semptomlarını hafifletmeye yardımcı olabileceğini göstermektedir.Magnezyum, vücuttaki stres tepkisi için kritik öneme sahiptir.  Son olarak, magnezyum sinir sistemini sakinleştirmek ve daha iyi uykuyu teşvik etmek için hareket eder. Eksiklik genellikle düşük uyku kalitesi veya uykusuzluğa neden olur ve hem fiziksel hem de zihinsel durumlarda daha fazla bozulmaya katkıda bulunur.Magnezyum ve kalp sağlığı arasındaki ilişki iyi belirlenmiştir; magnezyum kalp ritmini, kan basıncını ve damar tonusunu düzenler. Eksiklik hipertansiyon, aritmi ve kalp krizi riskinin artmasıyla ilişkilendirilmiştir. Çalışmalar, magnezyum takviyesinin kan basıncını düşürebileceğini ve kardiyovasküler durumu iyileştirebileceğini göstermektedir.Kas krampları ve spazmları magnezyum eksikliğinin klasik belirtileridir. Magnezyum, kas hücrelerindeki kalsiyum seviyelerini dengeleyerek kas kasılmasını ve gevşemesini düzenler. Yeterli magnezyum olmadığında, kalsiyum kas liflerini aşırı uyarır ve ağrılı kramplara ve spazmlara yol açar. Bu özellikle sporcularda ve yüksek fiziksel aktivite seviyelerine sahip bireylerde yaygındır.Magnezyum eksikliği migren patofizyolojisi ile ilişkilendirilmiştir. Magnezyum eksikliğinin kasları daralttığı bilinmektedirBeyindeki kan damarları migren ataklarına yol açar. Çalışmalar, magnezyum takviyelerinin migren sıklığını ve şiddetini azalttığını ve böylece daha geleneksel tedavilerin doğal bir alternatifi haline geldiğini bulmuştur.
Kalsiyum genellikle kemik sağlığı tartışmalarında manşetlere çıksa da, magnezyum da önemlidir. Magnezyum, kalsiyum ve D vitamini seviyelerini düzenleyerek kemik yoğunluğunun korunmasına yardımcı olur. Kronik eksiklik kemikleri zayıflatabilir ve özellikle yaşlı yetişkinlerde ve menopoz sonrası kadınlarda osteoporoz riskini artırabilir.Magnezyum, glikoz m ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wtjfnAhqYU2LJ4j3UT7ptw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:14:38 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Magnezyum, eksikliği, sandığınızdan, daha, ciddi:, Vücudun, hayati, minerali</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wtjfnAhqYU2LJ4j3UT7ptw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Magnezyum eksikliği sandığınızdan daha ciddi: Vücudun hayati minerali"><p>Magnezyum eksikliği veya hipomagnezemi, vücutta kas fonksiyonu, sinir sağlığı ve enerji üretimi için hayati bir mineral olan yeterli magnezyum olmadığında ortaya çıkar. Belirtileri arasında yorgunluk, kas krampları, düzensiz kalp atışı ve anksiyete bulunur. Nedenleri kötü beslenmeden tıbbi durumlara kadar uzanır. Bununla başa çıkmak için tıbbi rehberlik altında magnezyum açısından zengin yiyecekler veya takviyeler gerekir. İşte magnezyum hakkında tüm bilmeniz gerekenler.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9emAP9pEx0ihU1CFllm3hw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Magnezyumun vücuttaki önemi ve rolü genellikle kalsiyum ve demir gibi mineraller tarafından gölgede bırakılır, ancak insan sağlığı için önemi abartılamaz.
Bu hayati mineral, enerji üretiminden kas ve sinir fonksiyonuna kadar vücuttaki 300'den fazla biyokimyasal reaksiyonda önemli bir rol oynar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/J72LuQJln02QdpzPvI4zMg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Magnezyum eksikliği, genellikle hem hastayı hem de sağlık hizmeti sağlayıcılarını şaşırtabilen gizemli semptomlara yol açan, en az teşhis edilen sağlık sorunlarından biri olarak kabul edilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/y17sE-jnHUujPtP1X6EbWQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Magnezyum eksikliği, hem fiziksel hem de ruhsal sağlık için geniş kapsamlı sonuçları olan sessiz bir salgındır. Belirtileri o kadar belirsizdir ki, diğer durumları kolayca taklit eder ve fark edilmez. Unutmayın, küçük bir mineral bile büyük bir fark yaratabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Y4Kaji8U0kmvdkteLDxJzw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Magnezyum, öncelikle kemiklerde, kaslarda ve yumuşak dokularda bulunan temel bir mineraldir.

Kas ve sinir fonksiyonunu düzenleme
Kan şekeri seviyelerini koruma
Sağlıklı bir bağışıklık sistemini destekleme
Kemik sağlığını destekleme
Protein sentezine ve DNA onarımına yardımcı olma

Magnezyumun ihtiyacı yaşa, cinsiyete ve yaşam evresine göre değişir. Yetişkin erkeklerin günde yaklaşık 400-420 mg'a, kadınların ise günde 310-320 mg'a ihtiyacı vardır. Magnezyum yapraklı yeşilliklerde, kuruyemişlerde, tohumlarda ve tam tahıllarda bulunsa da, kötü beslenme alışkanlıkları, tükenmiş toprak ve işlenmiş gıdaların artan tüketimi nedeniyle eksikliği bir endişe kaynağı haline gelmiştir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mnsFOcxscUK8_YJk_YJlSg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Magnezyum eksikliğine katkıda bulunan birkaç faktör şunlardır:Diyette yetersiz alım, vücutta magnezyum eksikliğinin başlıca nedenlerinden biridir. İşlenmiş gıdalar açısından zengin modern diyetler genellikle yeterli magnezyumdan yoksundur.
Crohn hastalığı, çölyak hastalığı ve irritabl bağırsak sendromu (IBS) gibi gastrointestinal bozukluklar magnezyum emilimini bozabilir.
 Uzun süreli stres, idrar yoluyla magnezyum atılımını artırır. Aşırı alkol tüketimi magnezyum emilimini engeller ve atılımını artırır. Y
aşlı yetişkinler, azalmış emilim ve böbreklerden daha yüksek magnezyum atılımı nedeniyle daha büyük risk altındadır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/j7DL7poNK0CfzFz4dL55dw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bazen kas güçsüzlüğüyle birlikte görülen yorgunluk, magnezyum eksikliğinin en erken belirtilerinden biridir. Magnezyum, vücudun birincil enerji molekülü olan adenozin trifosfatın ayrılmaz bir parçasıdır.
Magnezyum, beyin sağlığı ve duygusal  sağlık  için çok önemlidir. Serotonin ve gama-aminobütirik asit (GABA) gibi nörotransmitterleri düzenlemeye yardımcı olur; bunlar ruh halinin dengelenmesinden ve rahatlamasından sorumludur. Düşük magnezyum seviyeleri artan anksiyete, depresyon ve beyin sisi gibi bilişsel sorunlarla ilişkilendirilmiştir. Ortaya çıkan araştırmalar, magnezyum takviyesinin hafif ila orta şiddette depresyon ve anksiyete bozukluklarının semptomlarını hafifletmeye yardımcı olabileceğini göstermektedir.Magnezyum, vücuttaki stres tepkisi için kritik öneme sahiptir.  Son olarak, magnezyum sinir sistemini sakinleştirmek ve daha iyi uykuyu teşvik etmek için hareket eder. Eksiklik genellikle düşük uyku kalitesi veya uykusuzluğa neden olur ve hem fiziksel hem de zihinsel durumlarda daha fazla bozulmaya katkıda bulunur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VwhL43aRJEq74DFAU1-gZg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Magnezyum ve kalp sağlığı arasındaki ilişki iyi belirlenmiştir; magnezyum kalp ritmini, kan basıncını ve damar tonusunu düzenler. Eksiklik hipertansiyon, aritmi ve kalp krizi riskinin artmasıyla ilişkilendirilmiştir. Çalışmalar, magnezyum takviyesinin kan basıncını düşürebileceğini ve kardiyovasküler durumu iyileştirebileceğini göstermektedir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Ft0Y0eqeUEGE22aq6YzVoA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kas krampları ve spazmları magnezyum eksikliğinin klasik belirtileridir. Magnezyum, kas hücrelerindeki kalsiyum seviyelerini dengeleyerek kas kasılmasını ve gevşemesini düzenler. Yeterli magnezyum olmadığında, kalsiyum kas liflerini aşırı uyarır ve ağrılı kramplara ve spazmlara yol açar. Bu özellikle sporcularda ve yüksek fiziksel aktivite seviyelerine sahip bireylerde yaygındır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kVi5a_DraEGPSdd6PzCjvg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Magnezyum eksikliği migren patofizyolojisi ile ilişkilendirilmiştir. Magnezyum eksikliğinin kasları daralttığı bilinmektedirBeyindeki kan damarları migren ataklarına yol açar. Çalışmalar, magnezyum takviyelerinin migren sıklığını ve şiddetini azalttığını ve böylece daha geleneksel tedavilerin doğal bir alternatifi haline geldiğini bulmuştur.
Kalsiyum genellikle kemik sağlığı tartışmalarında manşetlere çıksa da, magnezyum da önemlidir. Magnezyum, kalsiyum ve D vitamini seviyelerini düzenleyerek kemik yoğunluğunun korunmasına yardımcı olur. Kronik eksiklik kemikleri zayıflatabilir ve özellikle yaşlı yetişkinlerde ve menopoz sonrası kadınlarda osteoporoz riskini artırabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/iZRDJ30ogk2h5cLspZelCw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Magnezyum, glikoz metabolizması ve insülin düzenlemesi için önemlidir. Düşük magnezyum, tip 2 diyabetin öncüsü olan insülin direnciyle ilişkilendirilmiştir. Çeşitli çalışmalar, magnezyum takviyesinin insülin duyarlılığını iyileştirdiğini ve diyabetik hastalarda kan şekeri seviyelerini yönettiğini öne sürmüştür.Magnezyum eksikliği, kabızlık ve şişkinlik gibi gastrointestinal semptomlara yol açabilir. Magnezyum, bağırsak hareketlerine ve düzenliliğine yardımcı olan doğal bir kas gevşeticidir. Kronik eksiklik, irritabl bağırsak sendromu (IBS) gibi durumları kötüleştirebilir.Magnezyum, beyaz kan hücrelerinin aktivitesini etkileyerek ve iltihabı azaltarak sağlıklı bir bağışıklık sisteminin korunmasına yardımcı olur. Eksiklik bağışıklık fonksiyonunu tehlikeye atabilir ve vücudu enfeksiyonlara ve hastalıklara karşı daha duyarlı hale getirebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yY_LAWqMX0qglc3AU3Zqjw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Magnezyum eksikliğini teşhis etmek bazen zordur çünkü kandaki magnezyum seviyesi toplam vücut depolarını doğru bir şekilde yansıtmaz, çünkü magnezyumun sadece %1'i kan dolaşımında bulunur. Sağlık hizmeti sağlayıcıları magnezyum durumunu değerlendirmek için aşağıdaki yöntemleri kullanır:Kan testleri: Serum magnezyum seviyeleri genel bir bakış sağlar ancak hafif eksiklikleri tespit edemeyebilir.Kırmızı kan hücresi magnezyum testi: Bu test kırmızı kan hücrelerindeki magnezyum seviyelerini ölçer ve serum testlerinden daha doğrudur.Belirti değerlendirmesi: Belirtilerin kapsamlı bir değerlendirmesi olası magnezyum eksikliğini belirlemeye yardımcı olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PwKYgc0PuUKTtiZs4vA-cg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Magnezyum, diyete zengin gıda kaynakları dahil edilerek en iyi şekilde elde edilebilir.
Mükemmel magnezyum kaynakları ıspanak, badem, kabak çekirdeği, ayçiçeği çekirdeği, kinoa, esmer pirinç, yulaf gibi tam tahıllar; siyah fasulye, mercimek, nohut gibi baklagiller, muz, avokado gibi meyveler ve %70 veya daha fazla kakao içeriğine sahip bitter çikolatadır.
Magnezyum ihtiyaçlarını yalnızca diyetle karşılayamayan kişiler için takviye gerekebilir. Magnezyum takviyelerinin yaygın formları şunlardır:</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UA7ywOunOE6otbZQgo1mKg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Magnezyum sitrat: İyi emilir ve genellikle kabızlığı hafifletmek için kullanılır.Magnezyum glisinat: Mideye naziktir ve kaygı ve uyku sorunlarını gidermek için idealdir.Magnezyum oksit: Daha az biyoyararlanımlıdır ancak kabızlığı tedavi etmek için etkilidir.Magnezyum klorür: Kolayca emilir ve genel takviye için uygundur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TG8kMI4LjkuhiPIRBXcp9A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uygun dozajı ve formu belirlemek için takviyeye başlamadan önce bir doktora danışın.Yaşam tarzındaki değişiklikler vücuttaki magnezyum seviyelerini korumaya yardımcı olabilir.
Kronik stresten kaynaklanan magnezyum eksikliğini azaltmak için yoga, meditasyon veya derin nefes alma gibi rahatlama tekniklerini uygulayın. Ağır alkol ve kafein alımı magnezyumla rekabet edebilir; bu nedenle alkol alımını azaltın. Hidrasyon, magnezyumun etkili bir şekilde emilmesine ve metabolizmasına yardımcı olur.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Diyabet kışın beyin felci riskini artırabilir mi? Tehlikeyi azaltmak için öneriler</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/diyabet-kisin-beyin-felci-riskini-artirabilir-mi-tehlikeyi-azaltmak-icin-oeneriler</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/diyabet-kisin-beyin-felci-riskini-artirabilir-mi-tehlikeyi-azaltmak-icin-oeneriler</guid>
<description><![CDATA[ Diyabetli hastalar, azalan aktivite, diyet değişiklikleri ve insülin direnci nedeniyle artan kan şekeri nedeniyle kışın daha yüksek felç riskleriyle karşı karşıyadır. Fiziksel aktivite, dengeli beslenme, düzenli izleme, sıvı alımı, stres yönetimi ve ilaçları ayarlama yoluyla uygun yönetim, bu riskleri azaltmak için çok önemlidir.Diyabetli hastalarda beyin felci riski genellikle kış mevsiminde daha yüksektir. Kış mevsimine girerken, diyabetli hastaların kan şekeri seviyelerini yönetmek için ekstra önlemler almaları gerekir. Soğuk hava, fiziksel aktivite, beslenme alışkanlıkları ve genel sağlık üzerinde önemli bir etkiye sahip olabilir. Azalan fiziksel aktivite, diyet değişiklikleri ve insülin direnci nedeniyle kan şekeri seviyeleri yükselir.Kontrol edilmeyen kan şekeri seviyeleri, sinir hasarı, böbrek hasarı ve kalp hastalığı ve felç riskinin artması gibi bir dizi sağlık sorununa yol açabilir.
Kontrol edilmeyen kan şekeri seviyeleri, diyabetli hastalarda felç riskini önemli ölçüde artırabilir.
Yüksek şeker seviyeleri zamanla kan damarlarına zarar vererek onları tıkanıklıklara veya yırtılmalara karşı daha duyarlı hale getirebilir ve bu da sonunda beyin felcine yol açabilir. Aşırı soğuk, diyabet hastaları üzerinde önemli bir etkiye sahip olabilir.İşte bazı olası etkiler:Kan şekeri seviyelerinin artması: Soğuk stresi, vücudun kortizol ve adrenalin gibi stres hormonlarını salgılamasına neden olabilir ve bu da kan şekeri seviyelerini yükseltebilir.Azalmış insülin duyarlılığı: Soğuk sıcaklıklar, vücudun hücrelerinin insüline daha az tepki vermesini sağlayarak kan şekeri seviyelerini kontrol etmeyi zorlaştırabilir.Hipoglisemi (düşük kan şekeri): Soğuk hava, kan damarlarının daralmasına neden olarak ekstremitelere kan akışını azaltabilir. Bu, hücrelere glikoz iletiminde azalmaya yol açarak hipoglisemi riskini artırabilir.Kan basıncı (BP) genellikle kışın yazdan daha yüksektirSoğuk hava, kan damarlarının daralmasına neden olur ve buna vazokonstriksiyon denir. Bu, kan damarlarındaki direnci artırarak kalbin daha sert pompalamasına ve kan basıncını yükseltmesine neden olur.Donma ve sinir hasarı: Diyabet hastaları, zayıf dolaşım ve sinir hasarı (nöropati) nedeniyle donmaya ve sinir hasarına daha yatkındır. İlaç ve ekipman sorunları: Aşırı soğuk, insülin pompalarının, glikoz ölçüm cihazlarının ve diğer diyabet ekipmanlarının performansını etkileyebilir. İnsülin gibi ilaçların da etkililiğini korumak için belirli sıcaklıklarda saklanması gerekebilir.Diyabetik ketoasidoz (DKA) riskinin artması: Soğuk stresi, diyabetin potansiyel olarak yaşamı tehdit eden bir komplikasyonu olan DKA riskini artırabilen keton üretimine yol açabilir.Kış aylarında, diyabet hastaları birkaç faktör nedeniyle kan şekeri seviyelerinde değişiklikler yaşayabilir:Azalmış fiziksel aktivite: Soğuk hava, düzenli fiziksel aktiviteye girmeyi zorlaştırabilir, insülin duyarlılığında azalmaya ve kan şekeri seviyelerinde artışa yol açabilir.Yemek alışkanlıklarında değişiklikler: Kış, genellikle karbonhidrat ve şeker oranı yüksek, sıcak ve rahatlatıcı yiyeceklere olan isteği beraberinde getirir ve kan şekeri seviyelerinde artışa neden olur.Artan stres: Soğuk hava ve tatil sezonu stresli olabilir ve kan şekeri seviyelerini yükseltebilen kortizol seviyelerinde artışa yol açabilir. Kış aylarında kan şekeri seviyelerini yönetmek için diyabet hastaları aşağıdaki önlemleri alabilir:Fiziksel olarak aktif kalın: İnsülin duyarlılığını korumak için yoga veya koşu bandında yürüme gibi kapalı alanda fiziksel aktivitelerde bulunun.Dengeli bir diyet yapın: Sebzeler, meyveler, tam tahıllar, yağsız proteinler ve sağlıklı yağlar gibi tam, işlenmemiş gıdalara odaklanın.Kan şekeri seviyelerini izleyin: Hedef aralıkta olduklarından emin olmak için kan şekeri seviyelerini düzenli olarak kontrol edin.Susuz kalmayın: Susuz kalmamak ve kan şekeri seviyelerini düzenlemeye yardımcı olmak için bol su için.Stresle başa çıkın: Kortizol seviyelerini yönetmeye yardımcı olmak için meditasyon, derin nefes alma veya okuma gibi stres azaltıcı aktivitelerde bulunun.İlaç ve insülin dozlarını ayarlayın: Gerektiğinde ilaç ve insülin dozlarını ayarlamak için sağlık uzmanınıza danışın.Sıcak giyin ve kuru kalın: Vücut ısısını korumak için nefes alabilen kat kat giysiler giyin ve kuru kalın.Ayaklarınıza iyi bakın: Sıcak, su geçirmez ayakkabılar giyin ve ayaklarınızı ısıtmak için düzenli molalar verin. Soğuk hava acil durum planınız olsun: Aşırı soğuklara hazırlıklı olun ve acil bir durum olması durumunda bir planınız olsun.
Bu önlemleri alarak, diyabet hastaları kış aylarında felç ve diğer komplikasyon risklerini azaltabilirler.Kış mevsiminde kan şekeri seviyelerini yönetmek için kişiselleştirilmiş bir plan geliştirmek için bir sağlık hizmeti sağlayıcısıyla yakın bir şekilde çalışmak önemlidir.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Sağlığınızla ilgili bir endişe varsa mutlaka uzmana danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MJxT9aaU2k-q8jHowIdjiQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:14:38 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Diyabet, kışın, beyin, felci, riskini, artırabilir, mi, Tehlikeyi, azaltmak, için, öneriler</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MJxT9aaU2k-q8jHowIdjiQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Diyabet kışın beyin felci riskini artırabilir mi? Tehlikeyi azaltmak için öneriler"><p>Diyabetli hastalar, azalan aktivite, diyet değişiklikleri ve insülin direnci nedeniyle artan kan şekeri nedeniyle kışın daha yüksek felç riskleriyle karşı karşıyadır. Fiziksel aktivite, dengeli beslenme, düzenli izleme, sıvı alımı, stres yönetimi ve ilaçları ayarlama yoluyla uygun yönetim, bu riskleri azaltmak için çok önemlidir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Ookmcu_JI0KTm4Xu4PVASw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Diyabetli hastalarda beyin felci riski genellikle kış mevsiminde daha yüksektir. Kış mevsimine girerken, diyabetli hastaların kan şekeri seviyelerini yönetmek için ekstra önlemler almaları gerekir. Soğuk hava, fiziksel aktivite, beslenme alışkanlıkları ve genel sağlık üzerinde önemli bir etkiye sahip olabilir. Azalan fiziksel aktivite, diyet değişiklikleri ve insülin direnci nedeniyle kan şekeri seviyeleri yükselir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dGdQrYsud0KnQXJIBP5oew.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kontrol edilmeyen kan şekeri seviyeleri, sinir hasarı, böbrek hasarı ve kalp hastalığı ve felç riskinin artması gibi bir dizi sağlık sorununa yol açabilir.
Kontrol edilmeyen kan şekeri seviyeleri, diyabetli hastalarda felç riskini önemli ölçüde artırabilir.
Yüksek şeker seviyeleri zamanla kan damarlarına zarar vererek onları tıkanıklıklara veya yırtılmalara karşı daha duyarlı hale getirebilir ve bu da sonunda beyin felcine yol açabilir. Aşırı soğuk, diyabet hastaları üzerinde önemli bir etkiye sahip olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Sep99VOmNkmW9BS3yT3eUg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İşte bazı olası etkiler:Kan şekeri seviyelerinin artması: Soğuk stresi, vücudun kortizol ve adrenalin gibi stres hormonlarını salgılamasına neden olabilir ve bu da kan şekeri seviyelerini yükseltebilir.Azalmış insülin duyarlılığı: Soğuk sıcaklıklar, vücudun hücrelerinin insüline daha az tepki vermesini sağlayarak kan şekeri seviyelerini kontrol etmeyi zorlaştırabilir.Hipoglisemi (düşük kan şekeri): Soğuk hava, kan damarlarının daralmasına neden olarak ekstremitelere kan akışını azaltabilir. Bu, hücrelere glikoz iletiminde azalmaya yol açarak hipoglisemi riskini artırabilir.Kan basıncı (BP) genellikle kışın yazdan daha yüksektir</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_J9JqMXic0WoPV4PSoTuzA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Soğuk hava, kan damarlarının daralmasına neden olur ve buna vazokonstriksiyon denir. Bu, kan damarlarındaki direnci artırarak kalbin daha sert pompalamasına ve kan basıncını yükseltmesine neden olur.Donma ve sinir hasarı: Diyabet hastaları, zayıf dolaşım ve sinir hasarı (nöropati) nedeniyle donmaya ve sinir hasarına daha yatkındır. İlaç ve ekipman sorunları: Aşırı soğuk, insülin pompalarının, glikoz ölçüm cihazlarının ve diğer diyabet ekipmanlarının performansını etkileyebilir. İnsülin gibi ilaçların da etkililiğini korumak için belirli sıcaklıklarda saklanması gerekebilir.Diyabetik ketoasidoz (DKA) riskinin artması: Soğuk stresi, diyabetin potansiyel olarak yaşamı tehdit eden bir komplikasyonu olan DKA riskini artırabilen keton üretimine yol açabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/G68NY1oFq0a9eVV2GJJl0Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kış aylarında, diyabet hastaları birkaç faktör nedeniyle kan şekeri seviyelerinde değişiklikler yaşayabilir:Azalmış fiziksel aktivite: Soğuk hava, düzenli fiziksel aktiviteye girmeyi zorlaştırabilir, insülin duyarlılığında azalmaya ve kan şekeri seviyelerinde artışa yol açabilir.Yemek alışkanlıklarında değişiklikler: Kış, genellikle karbonhidrat ve şeker oranı yüksek, sıcak ve rahatlatıcı yiyeceklere olan isteği beraberinde getirir ve kan şekeri seviyelerinde artışa neden olur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4JQ2VLrFXEq7vg0Fi0XFLw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Artan stres: Soğuk hava ve tatil sezonu stresli olabilir ve kan şekeri seviyelerini yükseltebilen kortizol seviyelerinde artışa yol açabilir. Kış aylarında kan şekeri seviyelerini yönetmek için diyabet hastaları aşağıdaki önlemleri alabilir:Fiziksel olarak aktif kalın: İnsülin duyarlılığını korumak için yoga veya koşu bandında yürüme gibi kapalı alanda fiziksel aktivitelerde bulunun.Dengeli bir diyet yapın: Sebzeler, meyveler, tam tahıllar, yağsız proteinler ve sağlıklı yağlar gibi tam, işlenmemiş gıdalara odaklanın.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IX2rJzUA3UO-Xcs1fjAq_A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kan şekeri seviyelerini izleyin: Hedef aralıkta olduklarından emin olmak için kan şekeri seviyelerini düzenli olarak kontrol edin.Susuz kalmayın: Susuz kalmamak ve kan şekeri seviyelerini düzenlemeye yardımcı olmak için bol su için.Stresle başa çıkın: Kortizol seviyelerini yönetmeye yardımcı olmak için meditasyon, derin nefes alma veya okuma gibi stres azaltıcı aktivitelerde bulunun.İlaç ve insülin dozlarını ayarlayın: Gerektiğinde ilaç ve insülin dozlarını ayarlamak için sağlık uzmanınıza danışın.Sıcak giyin ve kuru kalın: Vücut ısısını korumak için nefes alabilen kat kat giysiler giyin ve kuru kalın.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TG2VnL0vpU2t9NmM4glOKQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ayaklarınıza iyi bakın: Sıcak, su geçirmez ayakkabılar giyin ve ayaklarınızı ısıtmak için düzenli molalar verin. Soğuk hava acil durum planınız olsun: Aşırı soğuklara hazırlıklı olun ve acil bir durum olması durumunda bir planınız olsun.
Bu önlemleri alarak, diyabet hastaları kış aylarında felç ve diğer komplikasyon risklerini azaltabilirler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GVakTeqVZECASrfqoTSl2w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kış mevsiminde kan şekeri seviyelerini yönetmek için kişiselleştirilmiş bir plan geliştirmek için bir sağlık hizmeti sağlayıcısıyla yakın bir şekilde çalışmak önemlidir.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Sağlığınızla ilgili bir endişe varsa mutlaka uzmana danışın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Vücudun olmazsa olmazı 6 vitamin: Özellikle kışın sağlığı desteklemek gerekiyor</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/vucudun-olmazsa-olmazi-6-vitamin-ozellikle-kisin-sagligi-desteklemek-gerekiyor</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/vucudun-olmazsa-olmazi-6-vitamin-ozellikle-kisin-sagligi-desteklemek-gerekiyor</guid>
<description><![CDATA[ Kış aylarında dengeli bir diyet ve takviyeler bağışıklığı artırır ve mevsimsel sağlık sorunlarının üstesinden gelir. Temel takviyeler arasında C, D Vitamini, Omega-3, Demir, Probiyotikler ve K2 Vitamini bulunur ve gelişmiş enerji, cilt sağlığı ve zihinsel sağlık gibi faydalar sağlar. Olumsuz etkilerden kaçınmak için takviye ürünleri kullanmadan önce mutlaka bir uzmana danışmalısınız. Peki, vücut için olmazsa olmaz vitamin takviyeleri neler?Kış mevsiminde soğuk havaların etkisiyle bağışıklık sisteminiz hızlı bir şekilde düşebilir. Aynı zamanda vücutta soğuk algınlığı ve öksürüğe daha yatkın hale getirdiği için ekstra stres ve gerginlik de getirir. Bununla birlikte, sağlıklı ve dengeli bir diyet, düzenli egzersiz, güneş ışığına maruz kalma ve takviye alımı bağışıklığı artırabilir ve kışla ilgili sağlık sorunlarının üstesinden gelebilir.Takviye vitaminler sadece kemik ve kalp sağlığını iyileştirmekle kalmaz, aynı zamanda görmeyi de iyileştirir ve sindirimi önemli ölçüde artırır. Peki, neden takviyelere ihtiyacınız var?Beslenme eksikliğini yenmek: Her zaman öyle olmayabilecek, dikkatlice hazırlanmış dengeli bir diyet tükettiğinizi düşünebilirsiniz. Diyet takviyelerinin alımı günlük öğünlerimizdeki açığı kapatır ve bağışıklığımız ve refahımız için ekstra bir güç sağlarGelişmiş enerji seviyeleri: Düzenli egzersiz ve fiziksel aktiviteler formda kalmamızı ve enerji seviyelerimizi iyileştirmemizi sağlayan harika bir yoldur. Kış diyetine magnezyum gibi diyet takviyeleri eklemek enerji seviyelerini daha da yüksek tutmak için ek bir faydadırRuh halini iyileştiriciler: D vitamini gibi diyet takviyeleri, ruh halini iyileştirici olarak hareket ettikleri ve zihni ve kalbi pozitif tutmaya yardımcı oldukları için kaygı ve depresyon duyguları gibi mevsimsel sıkıntıları yenmeye yardımcı olurCilt ve saç sağlığı: Yaşlanmayı yenmeyi ve parlak saçlara sahip olmayı umuyorsanız, Omega-3 gibi takviyeler eklemek bu yönde doğru bir adımdır.C Vitamini:C Vitamini vücudu sıcak tutma özelliğine sahiptir, çünkü bu sadece kırışıklıklar, ince çizgiler ve hatta güneş lekeleri gibi yaşlanma belirtilerini yenme özelliğine sahip olmakla kalmaz, aynı zamanda daha genç bir görünüme yol açan kolajen üretimini de sağlar.
C Vitamini ayrıca bağışıklığı güçlendirir ve vücudun boğaz ağrısı ve soğuk algınlığı gibi mevsimsel alerjilerle savaşmasına yardımcı olur, ayrıca kış aylarında grip ve mevsimsel viral enfeksiyonlarla savaşır.D Vitamini: Kışın güneş ışığı azdır ve kışın hızlı bir öğleden sonra yürüyüşü yapmak veya güneşte güneşlenmek her zaman mümkün değildir. Güneşte kemikleri daha sağlam ve güçlü yapan D Vitamini bulunur. Temel olduğundan, D Vitamini -D2 ve D3 takviyeleri kandaki vitamini artırırOmega 3 Yağ Asitleri: Sinir sistemini ve bilişsel sağlığı korumanın yanı sıra, Omega 3 yağ asitleri kardiyovasküler sağlık için iyi haber demektir ve ayrıca felç olasılığını azaltır.
Omega-3 yağ asitleri ayrıca göz dejenerasyonunu önler, daha iyi bir uyku döngüsü oluşturmaya yardımcı olur, iltihabı önler, karaciğer yağını azaltır ve ayrıca kaygı sorunlarıyla mücadelede yardımcı olur. Bazı çalışmalar ayrıca omega 3 yağ asidinin daha iyi bir zihinsel refah duygusunu desteklediğine inanmaktadır.Demir: İnsan vücudunda kırmızı kan hücreleri üretmek için demir gereklidir. Bu takviyeler, maksimum emilimi teşvik etmek için en iyi şekilde aç karnına alınır. Demir eksikliği genellikle anemi, mide sorunları, bağırsak hastalıkları, yanıklar ve hatta kanama sorunları gibi durumlara yol açarProbiyotikler: Probiyotikler, iyi bağırsak sağlığını korumak için harikadır ve insan vücudunun genel bağışıklığını artırmada harikadır. Probiyotik takviyeleri ayrıca kiloyu korumaya yardımcı olur ve cilt sağlığı için güçlü destek sağlar. Probiyotikler ayrıca iltihabı azaltmada kritik bir rol oynar.K2 Vitamini: K2 Vitamini takviyesi, vücudun kalsiyum seviyesini, kan pıhtılaşma sistemini kontrol altında tutar. Ayrıca daha güçlü kemikler oluşturmaktan ve atardamarları sağlıklı tutmaktan sorumludur.
Ayrıca magnezyum takviyeleri, vücuttaki 300&#039;den fazla biyokimyasal reaksiyondaki rolleri nedeniyle sayısız sağlık faydası sunar, çünkü magnezyum bilişsel işlevi artırır, krampları hafifletir ve genel canlılığı ve refahı korumaya yardımcı olur.
Ayrıca kas ve sinir fonksiyonunu destekler, uykuyu iyileştirir, stresi azaltır, enerjiyi artırır ve kalp ve kemik sağlığını destekler. Sindirime yardımcı olur, kan şekerini düzenler ve iltihapla savaşır.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ezYPfswHFEGeTH2eChTzmw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:14:38 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Vücudun, olmazsa, olmazı, vitamin:, Özellikle, kışın, sağlığı, desteklemek, gerekiyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ezYPfswHFEGeTH2eChTzmw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Vücudun olmazsa olmazı 6 vitamin: Özellikle kışın sağlığı desteklemek gerekiyor"><p>Kış aylarında dengeli bir diyet ve takviyeler bağışıklığı artırır ve mevsimsel sağlık sorunlarının üstesinden gelir. Temel takviyeler arasında C, D Vitamini, Omega-3, Demir, Probiyotikler ve K2 Vitamini bulunur ve gelişmiş enerji, cilt sağlığı ve zihinsel sağlık gibi faydalar sağlar. Olumsuz etkilerden kaçınmak için takviye ürünleri kullanmadan önce mutlaka bir uzmana danışmalısınız. Peki, vücut için olmazsa olmaz vitamin takviyeleri neler?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7mGoMgC2KUevci7RgCDijA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kış mevsiminde soğuk havaların etkisiyle bağışıklık sisteminiz hızlı bir şekilde düşebilir. Aynı zamanda vücutta soğuk algınlığı ve öksürüğe daha yatkın hale getirdiği için ekstra stres ve gerginlik de getirir. Bununla birlikte, sağlıklı ve dengeli bir diyet, düzenli egzersiz, güneş ışığına maruz kalma ve takviye alımı bağışıklığı artırabilir ve kışla ilgili sağlık sorunlarının üstesinden gelebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MUxr9iPsm0aPP_ARHZkejg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Takviye vitaminler sadece kemik ve kalp sağlığını iyileştirmekle kalmaz, aynı zamanda görmeyi de iyileştirir ve sindirimi önemli ölçüde artırır. Peki, neden takviyelere ihtiyacınız var?</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/j3upXuP_NkWxjlgkZ7MAPQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Beslenme eksikliğini yenmek: Her zaman öyle olmayabilecek, dikkatlice hazırlanmış dengeli bir diyet tükettiğinizi düşünebilirsiniz. Diyet takviyelerinin alımı günlük öğünlerimizdeki açığı kapatır ve bağışıklığımız ve refahımız için ekstra bir güç sağlar</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/d-t72i5vbkKjxKT9qr8hWQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gelişmiş enerji seviyeleri: Düzenli egzersiz ve fiziksel aktiviteler formda kalmamızı ve enerji seviyelerimizi iyileştirmemizi sağlayan harika bir yoldur. Kış diyetine magnezyum gibi diyet takviyeleri eklemek enerji seviyelerini daha da yüksek tutmak için ek bir faydadır</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Yk56Pihj4km1Ynn01MI9DQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ruh halini iyileştiriciler: D vitamini gibi diyet takviyeleri, ruh halini iyileştirici olarak hareket ettikleri ve zihni ve kalbi pozitif tutmaya yardımcı oldukları için kaygı ve depresyon duyguları gibi mevsimsel sıkıntıları yenmeye yardımcı olurCilt ve saç sağlığı: Yaşlanmayı yenmeyi ve parlak saçlara sahip olmayı umuyorsanız, Omega-3 gibi takviyeler eklemek bu yönde doğru bir adımdır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zU9loG5L-0eoX20ZW0nYeQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>C Vitamini:C Vitamini vücudu sıcak tutma özelliğine sahiptir, çünkü bu sadece kırışıklıklar, ince çizgiler ve hatta güneş lekeleri gibi yaşlanma belirtilerini yenme özelliğine sahip olmakla kalmaz, aynı zamanda daha genç bir görünüme yol açan kolajen üretimini de sağlar.
C Vitamini ayrıca bağışıklığı güçlendirir ve vücudun boğaz ağrısı ve soğuk algınlığı gibi mevsimsel alerjilerle savaşmasına yardımcı olur, ayrıca kış aylarında grip ve mevsimsel viral enfeksiyonlarla savaşır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7hkRpIfH1UG5QA2EkE_fOw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>D Vitamini: Kışın güneş ışığı azdır ve kışın hızlı bir öğleden sonra yürüyüşü yapmak veya güneşte güneşlenmek her zaman mümkün değildir. Güneşte kemikleri daha sağlam ve güçlü yapan D Vitamini bulunur. Temel olduğundan, D Vitamini -D2 ve D3 takviyeleri kandaki vitamini artırır</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/H_583xkqcUy-BlB1wJZdxA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Omega 3 Yağ Asitleri: Sinir sistemini ve bilişsel sağlığı korumanın yanı sıra, Omega 3 yağ asitleri kardiyovasküler sağlık için iyi haber demektir ve ayrıca felç olasılığını azaltır.
Omega-3 yağ asitleri ayrıca göz dejenerasyonunu önler, daha iyi bir uyku döngüsü oluşturmaya yardımcı olur, iltihabı önler, karaciğer yağını azaltır ve ayrıca kaygı sorunlarıyla mücadelede yardımcı olur. Bazı çalışmalar ayrıca omega 3 yağ asidinin daha iyi bir zihinsel refah duygusunu desteklediğine inanmaktadır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/g3TwNBmKJES3MkGEZw1anA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Demir: İnsan vücudunda kırmızı kan hücreleri üretmek için demir gereklidir. Bu takviyeler, maksimum emilimi teşvik etmek için en iyi şekilde aç karnına alınır. Demir eksikliği genellikle anemi, mide sorunları, bağırsak hastalıkları, yanıklar ve hatta kanama sorunları gibi durumlara yol açarProbiyotikler: Probiyotikler, iyi bağırsak sağlığını korumak için harikadır ve insan vücudunun genel bağışıklığını artırmada harikadır. Probiyotik takviyeleri ayrıca kiloyu korumaya yardımcı olur ve cilt sağlığı için güçlü destek sağlar. Probiyotikler ayrıca iltihabı azaltmada kritik bir rol oynar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SwAdj-JX50iw57CUdIMQIA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>K2 Vitamini: K2 Vitamini takviyesi, vücudun kalsiyum seviyesini, kan pıhtılaşma sistemini kontrol altında tutar. Ayrıca daha güçlü kemikler oluşturmaktan ve atardamarları sağlıklı tutmaktan sorumludur.
Ayrıca magnezyum takviyeleri, vücuttaki 300'den fazla biyokimyasal reaksiyondaki rolleri nedeniyle sayısız sağlık faydası sunar, çünkü magnezyum bilişsel işlevi artırır, krampları hafifletir ve genel canlılığı ve refahı korumaya yardımcı olur.
Ayrıca kas ve sinir fonksiyonunu destekler, uykuyu iyileştirir, stresi azaltır, enerjiyi artırır ve kalp ve kemik sağlığını destekler. Sindirime yardımcı olur, kan şekerini düzenler ve iltihapla savaşır.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İstanbul&amp;apos;da özel hastanelere 3 bini aşkın olağandışı denetim! 70 milyon lira ceza kesildi</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/istanbulda-oezel-hastanelere-3-bini-askin-olagandisi-denetim-70-milyon-lira-ceza-kesildi</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/istanbulda-oezel-hastanelere-3-bini-askin-olagandisi-denetim-70-milyon-lira-ceza-kesildi</guid>
<description><![CDATA[ İstanbul&#039;daki özel sağlık kuruluşlarına 3 binden fazla olağan dışı denetim yapıldı. 2024 yılında yapılan denetimlerde 70 milyon liradan fazla ceza kesildiğini söyleyen İstanbul İl Sağlık Müdürü Abdullah Emre Güner, &quot;Bu cezaların 27 milyon lirası yoğun bakımlar özelinde.&quot; dedi.İstanbul İl Sağlık Müdürü Abdullah Emre Güner, yaptığı açıklamada, kentte tüm sağlık hizmetlerinin özel-kamu ayrımı yapılmadan beraber verildiğini söyledi.  İstanbul&#039;un sağlık sisteminin, Türkiye&#039;de sağlıkta dönüşümden sonra tüm dünyaya örnek olduğunu belirten Güner, pandemi döneminde İstanbul&#039;daki sağlık sisteminin bunu herkese kanıtladığını ifade etti.  Güner, İstanbul&#039;da sağlık hizmetinin devamlılığını ve kalitesini yüksek tutmak için denetimler yaptıklarını vurgulayarak, &quot;İstanbul&#039;da özel sağlık kuruluşlarına olağan ile olağan dışı denetimlerimiz var. Olağan denetimlerimiz daha çok ruhsat esaslı, mevcut kaliteyi, fiziki ortamı, personel durumunu yakından takip etmek için yaptığımız denetimler. Bir de burada kaliteyi baltalayacak, mevcut bizim sunduğumuz hizmeti aşağı doğru çekecek olan uygulamalara yönelik habersiz yaptığımız denetimler var.&quot; ifadelerini kullandı.  &quot;3 BİN 400 OLAĞANDIŞI DENETİM YAPTIK&quot;  İstanbul&#039;da 2024 yılında yaklaşık 3 bin 400 olağan dışı denetim yaptıklarını söyleyen Doç. Dr. Güner, &quot;Yaptığımız denetimlerde 70 milyon liradan fazla ceza kesmiş durumdayız. Bu cezaların 27 milyon lirası yoğun bakımlar özelinde.&quot; diye konuştu.  &quot;DENETİMLERDE &#039;ÇİFT KÖR&#039; UYGULAMALARI YAPIYORUZ&quot;  Doç. Dr. Güner, vatandaşların sağlık hizmetleri konusunda içlerinin rahat olmasını isteyerek, &quot;En ufak bir olumsuzlukta vatandaşımızın bize şifahen olsun, bizim kendi denetimlerimizde olsun veya CİMER üzerinden her türlü şikayetleri, her türlü geri bildirimleri değerlendiriyoruz.&quot; dedi.  Özel sağlık kuruluşlarına yapılan denetimlerde, mevcut denetimin de kalitesini artırmak için &quot;çift kör&quot; uygulamaları yaptıklarının altını çizen Güner, sözlerini şöyle sürdürdü:  &quot;Sayın Bakanımızın İstanbul&#039;daki müdürlüğü zamanından başlayan bir uygulama bu. Şu anda İstanbul&#039;da bir denetim yapıldığında, toplu büyük denetimler yapıyoruz ve bütün sağlık hizmeti sunucularına aynı anda denetim yapmak istiyoruz. Çift kör uygulamasında hem denetlenenin haberi yok hem de denetleyenin hangi kurumu gidip denetleyeceğinden haberi yok. Denetlenecek yerler kapalı zarfta, şifreli mesajlarla beraber bizim denetim ekiplerimize iletiliyor.&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-Tv83-rGG02RV_xBlD5flw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:14:37 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İstanbulda, özel, hastanelere, bini, aşkın, olağandışı, denetim, milyon, lira, ceza, kesildi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-Tv83-rGG02RV_xBlD5flw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="İstanbul'da özel hastanelere 3 bini aşkın olağandışı denetim! 70 milyon lira ceza kesildi"><p>İstanbul'daki özel sağlık kuruluşlarına 3 binden fazla olağan dışı denetim yapıldı. 2024 yılında yapılan denetimlerde 70 milyon liradan fazla ceza kesildiğini söyleyen İstanbul İl Sağlık Müdürü Abdullah Emre Güner, "Bu cezaların 27 milyon lirası yoğun bakımlar özelinde." dedi.</p>İstanbul İl Sağlık Müdürü Abdullah Emre Güner, yaptığı açıklamada, kentte tüm sağlık hizmetlerinin özel-kamu ayrımı yapılmadan beraber verildiğini söyledi.  İstanbul'un sağlık sisteminin, Türkiye'de sağlıkta dönüşümden sonra tüm dünyaya örnek olduğunu belirten Güner, pandemi döneminde İstanbul'daki sağlık sisteminin bunu herkese kanıtladığını ifade etti.  Güner, İstanbul'da sağlık hizmetinin devamlılığını ve kalitesini yüksek tutmak için denetimler yaptıklarını vurgulayarak, "İstanbul'da özel sağlık kuruluşlarına olağan ile olağan dışı denetimlerimiz var. Olağan denetimlerimiz daha çok ruhsat esaslı, mevcut kaliteyi, fiziki ortamı, personel durumunu yakından takip etmek için yaptığımız denetimler. Bir de burada kaliteyi baltalayacak, mevcut bizim sunduğumuz hizmeti aşağı doğru çekecek olan uygulamalara yönelik habersiz yaptığımız denetimler var." ifadelerini kullandı.  <strong>"3 BİN 400 OLAĞANDIŞI DENETİM YAPTIK"</strong>  İstanbul'da 2024 yılında yaklaşık 3 bin 400 olağan dışı denetim yaptıklarını söyleyen Doç. Dr. Güner, "Yaptığımız denetimlerde 70 milyon liradan fazla ceza kesmiş durumdayız. Bu cezaların 27 milyon lirası yoğun bakımlar özelinde." diye konuştu.  <strong>"DENETİMLERDE 'ÇİFT KÖR' UYGULAMALARI YAPIYORUZ"</strong>  Doç. Dr. Güner, vatandaşların sağlık hizmetleri konusunda içlerinin rahat olmasını isteyerek, "En ufak bir olumsuzlukta vatandaşımızın bize şifahen olsun, bizim kendi denetimlerimizde olsun veya CİMER üzerinden her türlü şikayetleri, her türlü geri bildirimleri değerlendiriyoruz." dedi.  Özel sağlık kuruluşlarına yapılan denetimlerde, mevcut denetimin de kalitesini artırmak için "çift kör" uygulamaları yaptıklarının altını çizen Güner, sözlerini şöyle sürdürdü:  "Sayın Bakanımızın İstanbul'daki müdürlüğü zamanından başlayan bir uygulama bu. Şu anda İstanbul'da bir denetim yapıldığında, toplu büyük denetimler yapıyoruz ve bütün sağlık hizmeti sunucularına aynı anda denetim yapmak istiyoruz. Çift kör uygulamasında hem denetlenenin haberi yok hem de denetleyenin hangi kurumu gidip denetleyeceğinden haberi yok. Denetlenecek yerler kapalı zarfta, şifreli mesajlarla beraber bizim denetim ekiplerimize iletiliyor."]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Her gün 1 kaşık pekmez yiyince ne olur? 5 faydası var ama yüksek şeker içeriyor</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/her-gun-1-kasik-pekmez-yiyince-ne-olur-5-faydasi-var-ama-yuksek-seker-iceriyor</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/her-gun-1-kasik-pekmez-yiyince-ne-olur-5-faydasi-var-ama-yuksek-seker-iceriyor</guid>
<description><![CDATA[ Kış mevsimi geldiğinde genellikle sıklıkla tüketilen ve enerji verici etkisiyle vücudu sıcak tutan pekmez her gün bir kaşık tüketildiğinde ne olur? Pekmez; vitamin ve mineral deposu olarak bilinir ve bağışıklık güçlendirici etkisiyle soğuk algınlığı riskini de azaltır. İşte her gün 1 kaşık pekmez tüketmenin etkisi.Bağışıklığı güçlendiren ve kansızlığa iyi gelen pekmez, zengin besin değeriyle dikkat çekiyor.PEKMEZİN BESİN DEĞERİKalori:58Yağ: 0 gSodyum: 7.4 mgKarbonhidratlar: 15 gLif: 0 gŞekerler: 15 gProtein: 0 gMagnezyum: %12Demir: %5Kalsiyum: %3Potasyum: %6Sindirim sistemini düzenleyen, kansızlığa iyi gelen, vücuda enerji veren pekmezin daha pek çok faydası bulunuyor. Bunlarla birlikte saç sağlığı konusunda da etkili olan pekmez, adet döneminde kan kaybeden kadınların demir seviyesini yükseltmesini de sağlar.Ancak içeriğindeki fazla şeker nedeniyle pekmezin dikkatli tüketilmesi gerekiyor. Özellikle de diyabet hastalarının pekmez tüketmeden önce bir uzmanada danışmaları gerekiyor.Başta dut pekmezi olmak üzere andız, keçiboynuzu, üzüm, harnup ve karadut pekmezi olmak üzere pekmezin sık tüketilen çeşitleri vardır. Genellikle üzüm pekmezi en sık tercih edilen pekmez türleri arasında yer alır.Vücuda faydalarıyla bilinen pekmez her gün 1 kaşık tüketilirse vücudunuzda neler olur? İşte pekmez tüketmenin etkisi.Pekmez, çok iyi bir kan yapıcıdır. Demir eksikliği olanların, günde 1 kaşık pekmez içmesinde fayda var. Özellikle keçi boynuzu pekmezi kansızlık için çok etkili.İçerdiği yüksek demir sayesinde özellikle kansızlığın yaygın görülen bir türü olan demir eksikliği anemisinde tüketilmesi önerilen pekmezin kırmızı kan hücrelerinin üretimini destekleme gücü söz konusudur.Testosteron salgısını artırıcı etki gösteren pekmezin düzenli tüketimi üreme fonksiyonunun ve cinsel performansın iyileştirilmesine olumlu katkısı söz konusudur.Düzenli olarak bir çorba kaşığı pekmez tüketerek kalsiyum ve çinko eksikliğini giderebilir, bunun neticesinde osteoporoz riskini ve etkilerini azaltabilirsiniz.Her gün içeceğiniz 1 kaşık pekmez, potasyum kaynağı olduğu için kan basıncınızı destekleyecek ve kalp sağlığınızı da koruyacak. Yapılan araştırmalarda, pekmezin iyi huylu kolesterol olan HDL&#039;ye de iyi geldiği gösterilmiş.Her gün 1 yemek kaşığı pekmez içmek kansızlığa iyi gelir, enerjini düşükse yükseltir, kalp sağlığınızı korur ve cinsel performansınızı artırabilir.Rafine şeker konusunda iyi bir örnek olan pekmez, özellikle diyabet hastalarının dikkatli tüketmesi gereken bir besindir. Yüksek şeker içeriği nedeniyle fazla tüketilmesi diyabet hastalarını olumsuz etkileyebilir. Ayrıca pekmez dışkı sorunlarıyla birlikte ishale de sebebiyet verebilir.İrritabl bağırsak sendromu veya diğer sindirim problemleri yaşayan kişiler de pekmezi tüketirken dikkatli olmalıdır.
Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8NKC8I93jUi0pGnOLe102w.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:14:37 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Her, gün, kaşık, pekmez, yiyince, olur, faydası, var, ama, yüksek, şeker, içeriyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8NKC8I93jUi0pGnOLe102w.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Her gün 1 kaşık pekmez yiyince ne olur? 5 faydası var ama yüksek şeker içeriyor"><p>Kış mevsimi geldiğinde genellikle sıklıkla tüketilen ve enerji verici etkisiyle vücudu sıcak tutan pekmez her gün bir kaşık tüketildiğinde ne olur? Pekmez; vitamin ve mineral deposu olarak bilinir ve bağışıklık güçlendirici etkisiyle soğuk algınlığı riskini de azaltır. İşte her gün 1 kaşık pekmez tüketmenin etkisi.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Xn9qJUVOaUSX8q3SRnF2LA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bağışıklığı güçlendiren ve kansızlığa iyi gelen pekmez, zengin besin değeriyle dikkat çekiyor.PEKMEZİN BESİN DEĞERİKalori:58Yağ: 0 gSodyum: 7.4 mgKarbonhidratlar: 15 gLif: 0 gŞekerler: 15 gProtein: 0 gMagnezyum: %12Demir: %5Kalsiyum: %3Potasyum: %6</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/t8v91ZGtv0-251p-gJTaVA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sindirim sistemini düzenleyen, kansızlığa iyi gelen, vücuda enerji veren pekmezin daha pek çok faydası bulunuyor. Bunlarla birlikte saç sağlığı konusunda da etkili olan pekmez, adet döneminde kan kaybeden kadınların demir seviyesini yükseltmesini de sağlar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dJ24wsnMTEa63Oh0ZKpTCQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ancak içeriğindeki fazla şeker nedeniyle pekmezin dikkatli tüketilmesi gerekiyor. Özellikle de diyabet hastalarının pekmez tüketmeden önce bir uzmanada danışmaları gerekiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Kse1_vQrVE-vcuwGB6ddhQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Başta dut pekmezi olmak üzere andız, keçiboynuzu, üzüm, harnup ve karadut pekmezi olmak üzere pekmezin sık tüketilen çeşitleri vardır. Genellikle üzüm pekmezi en sık tercih edilen pekmez türleri arasında yer alır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OmnbP-f1l02e3K-okiOhGA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Vücuda faydalarıyla bilinen pekmez her gün 1 kaşık tüketilirse vücudunuzda neler olur? İşte pekmez tüketmenin etkisi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2l94GvDSW0WDdKYmcKyYew.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Pekmez, çok iyi bir kan yapıcıdır. Demir eksikliği olanların, günde 1 kaşık pekmez içmesinde fayda var. Özellikle keçi boynuzu pekmezi kansızlık için çok etkili.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Pth02RBE0UaIGxB8W2MXXA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İçerdiği yüksek demir sayesinde özellikle kansızlığın yaygın görülen bir türü olan demir eksikliği anemisinde tüketilmesi önerilen pekmezin kırmızı kan hücrelerinin üretimini destekleme gücü söz konusudur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/G3SJLhiP0EmAtM8S4IogTg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Testosteron salgısını artırıcı etki gösteren pekmezin düzenli tüketimi üreme fonksiyonunun ve cinsel performansın iyileştirilmesine olumlu katkısı söz konusudur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7JeXmfgyOUufLBGlZJmEkg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Düzenli olarak bir çorba kaşığı pekmez tüketerek kalsiyum ve çinko eksikliğini giderebilir, bunun neticesinde osteoporoz riskini ve etkilerini azaltabilirsiniz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lpycXNu060mLWGZfB_Q6MA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Her gün içeceğiniz 1 kaşık pekmez, potasyum kaynağı olduğu için kan basıncınızı destekleyecek ve kalp sağlığınızı da koruyacak. Yapılan araştırmalarda, pekmezin iyi huylu kolesterol olan HDL'ye de iyi geldiği gösterilmiş.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sA5Kqn4FKkKDNDTgo5fc_g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Her gün 1 yemek kaşığı pekmez içmek kansızlığa iyi gelir, enerjini düşükse yükseltir, kalp sağlığınızı korur ve cinsel performansınızı artırabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/h4KqheT0EkmbxPV3yAxINw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Rafine şeker konusunda iyi bir örnek olan pekmez, özellikle diyabet hastalarının dikkatli tüketmesi gereken bir besindir. Yüksek şeker içeriği nedeniyle fazla tüketilmesi diyabet hastalarını olumsuz etkileyebilir. Ayrıca pekmez dışkı sorunlarıyla birlikte ishale de sebebiyet verebilir.İrritabl bağırsak sendromu veya diğer sindirim problemleri yaşayan kişiler de pekmezi tüketirken dikkatli olmalıdır.
Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Mevsimsel değişiklikler sindirim sistemi üzerindeki etkisi: Kabızlık ve şişkinliğe neden olabilir</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/mevsimsel-degisiklikler-sindirim-sistemi-uzerindeki-etkisi-kabizlik-ve-siskinlige-neden-olabilir</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/mevsimsel-degisiklikler-sindirim-sistemi-uzerindeki-etkisi-kabizlik-ve-siskinlige-neden-olabilir</guid>
<description><![CDATA[ Mevsimsel değişiklikler, sıcaklık farkları, beslenme alışkanlıkları ve yaşam tarzı kalıpları yoluyla sindirimi etkiler; yaz aylarında sıcaklıkla ilgili sindirim sorunları yaşanırken kış aylarında ağır yiyecekler nedeniyle sindirim yavaşlar. İlkbahar alerjileri ve sonbaharda lif alımı ayarlamaları da sindirimi etkiler. Sıvı alımı, dengeli beslenme ve düzenli egzersiz, yıl boyunca sindirim sağlığını korumak için çok önemlidir.Mevsimsel değişiklikler, sıcaklık farkları, beslenme alışkanlıkları ve yaşam tarzı kalıpları nedeniyle sindirimi etkileyebilir. Yaz aylarında sıcaklık ve susuzluk sindirim rahatsızlığına, kabızlığa ve ağız kuruluğuna yol açabilir.   Ayrıca piknik ve barbekü gibi açık hava etkinlikleri gıda kaynaklı sağlık sorunları riskini artırır. Bu sorunlarla mücadele etmek için susuz kalmamak, serinletici yiyecekler tüketmek ve yiyecekleri işlerken uygun hijyeni sağlamak önemlidir.  Kışın soğuk hava sindirimi yavaşlatır. Bu, ağır, kalorisi yüksek yiyeceklerin tüketimiyle birleştiğinde genellikle kabızlık ve şişkinliğe neden olur. Dahası, bu mevsimde az su alımı susuzluğu ve sindirim sorunlarını kötüleştirebilir.DENGELİ BİR BESLENMEYİ SÜRDÜRÜN Sıcak içecekler, mevsim meyveleri ve hafif egzersizler kışın sindirim sağlığını korumaya yardımcı olabilir. İlkbahar genellikle ishal, kramplar ve şişkinlik gibi sindirim semptomlarını tetikleyebilecek alerjileri beraberinde getirir. Vücudun bu mevsimdeki doğal detoks süreci de rahatsızlığa neden olabilir. Dengeli bir diyet sürdürmek ve alerjenlerden kaçınmak bu etkileri azaltmaya yardımcı olabilir.Hasat mevsimi olan sonbahar, insanların daha fazla taze ürün tüketmesiyle lif alımında ani bir artışa neden olur. Lif iyi sindirim için gerekli olsa da, ani bir diyet değişikliği şişkinliğe, gaza ve mide kramplarına yol açabilir. Diyet değişikliklerine kademeli olarak uyum sağlamak ve probiyotik açısından zengin yiyecekleri dahil etmek geçişi kolaylaştırabilir.SİNDİRİM SİSTEMİ NASIL KORUNUR?  Sindirim sağlığını yıl boyunca korumak için bazı genel uygulamaları benimsemek önemlidir. Bol su içmek, mevsimlik yiyecekler yemek, dengeli bir diyet uygulamak ve düzenli egzersiz yapmak sindirimi optimize etmeye yardımcı olabilir. Ayrıca yoga, meditasyon ve derin nefes egzersizleri gibi stres yönetimi teknikleri, mevsimsel değişikliklerin neden olduğu sindirim rahatsızlığını azaltmada önemli bir rol oynar. Mevsimsel değişikliklere uyum sağlamak, yıl boyunca sağlıklı bir sindirim sistemi sağlayabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xRMkeKTro0SRZ1tbnX7D_Q.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:14:37 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Mevsimsel, değişiklikler, sindirim, sistemi, üzerindeki, etkisi:, Kabızlık, şişkinliğe, neden, olabilir</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xRMkeKTro0SRZ1tbnX7D_Q.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Mevsimsel değişiklikler sindirim sistemi üzerindeki etkisi: Kabızlık ve şişkinliğe neden olabilir"><p>Mevsimsel değişiklikler, sıcaklık farkları, beslenme alışkanlıkları ve yaşam tarzı kalıpları yoluyla sindirimi etkiler; yaz aylarında sıcaklıkla ilgili sindirim sorunları yaşanırken kış aylarında ağır yiyecekler nedeniyle sindirim yavaşlar. İlkbahar alerjileri ve sonbaharda lif alımı ayarlamaları da sindirimi etkiler. Sıvı alımı, dengeli beslenme ve düzenli egzersiz, yıl boyunca sindirim sağlığını korumak için çok önemlidir.</p><p>Mevsimsel değişiklikler, sıcaklık farkları, beslenme alışkanlıkları ve yaşam tarzı kalıpları nedeniyle sindirimi etkileyebilir. Yaz aylarında sıcaklık ve susuzluk sindirim rahatsızlığına, kabızlığa ve ağız kuruluğuna yol açabilir.   Ayrıca piknik ve barbekü gibi açık hava etkinlikleri gıda kaynaklı sağlık sorunları riskini artırır. Bu sorunlarla mücadele etmek için susuz kalmamak, serinletici yiyecekler tüketmek ve yiyecekleri işlerken uygun hijyeni sağlamak önemlidir.  Kışın soğuk hava sindirimi yavaşlatır. Bu, ağır, kalorisi yüksek yiyeceklerin tüketimiyle birleştiğinde genellikle kabızlık ve şişkinliğe neden olur. Dahası, bu mevsimde az su alımı susuzluğu ve sindirim sorunlarını kötüleştirebilir.</p><p><strong>DENGELİ BİR BESLENMEYİ SÜRDÜRÜN</strong></p><p> </p><p>Sıcak içecekler, mevsim meyveleri ve hafif egzersizler kışın sindirim sağlığını korumaya yardımcı olabilir. İlkbahar genellikle ishal, kramplar ve şişkinlik gibi sindirim semptomlarını tetikleyebilecek alerjileri beraberinde getirir. Vücudun bu mevsimdeki doğal detoks süreci de rahatsızlığa neden olabilir. Dengeli bir diyet sürdürmek ve alerjenlerden kaçınmak bu etkileri azaltmaya yardımcı olabilir.</p><p>Hasat mevsimi olan sonbahar, insanların daha fazla taze ürün tüketmesiyle lif alımında ani bir artışa neden olur. Lif iyi sindirim için gerekli olsa da, ani bir diyet değişikliği şişkinliğe, gaza ve mide kramplarına yol açabilir. Diyet değişikliklerine kademeli olarak uyum sağlamak ve probiyotik açısından zengin yiyecekleri dahil etmek geçişi kolaylaştırabilir.</p><p><strong>SİNDİRİM SİSTEMİ NASIL KORUNUR?</strong>  Sindirim sağlığını yıl boyunca korumak için bazı genel uygulamaları benimsemek önemlidir.</p><p> Bol su içmek, mevsimlik yiyecekler yemek, dengeli bir diyet uygulamak ve düzenli egzersiz yapmak sindirimi optimize etmeye yardımcı olabilir. </p><p>Ayrıca yoga, meditasyon ve derin nefes egzersizleri gibi stres yönetimi teknikleri, mevsimsel değişikliklerin neden olduğu sindirim rahatsızlığını azaltmada önemli bir rol oynar. Mevsimsel değişikliklere uyum sağlamak, yıl boyunca sağlıklı bir sindirim sistemi sağlayabilir.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kalp, şeker, kanser gibi kronik hastalık riskini azaltmak mümkün mü? 7 sağlık tüyosu hayatınızı değiştirebilir</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/kalp-seker-kanser-gibi-kronik-hastalik-riskini-azaltmak-mumkun-mu-7-saglik-tuyosu-hayatinizi-degistirebilir</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/kalp-seker-kanser-gibi-kronik-hastalik-riskini-azaltmak-mumkun-mu-7-saglik-tuyosu-hayatinizi-degistirebilir</guid>
<description><![CDATA[ Basit yaşam tarzı değişiklikleri kalp hastalığı, diyabet ve obezite gibi kronik hastalık risklerini önemli ölçüde azaltabilir. Bu 7 sağlık tüyosunu günlük rutininize dahil ederek kronik hastalık riskini azaltmak için küçük bir adım atmış olursunuz. Ancak bu alışkanlıkları uygulamakta tutarlılık anahtardır ve bu alışkanlıkları yaşam tarzınızın bir parçası haline getirmek kalbiniz, zihniniz ve bedeniniz için uzun vadeli faydalar sağlayabilir.Kalp hastalığı, diyabet ve obezite gibi kronik hastalıklar günümüzün hızlı tempolu dünyasında daha yaygın hale geliyor. İyi haber mi? Bu rahatsızlıkların çoğu günlük rutinimizde yaptığımız küçük ve basit değişikliklerle önlenebilir veya riskleri azaltılabilir. Daha sağlıklı bir yaşam sürmek ve bu kronik rahatsızlıklara yakalanma şansınızı azaltmak istiyorsanız, bu 7 sağlık tüyosu harika bir başlangıç ​​olabilir.Öğünlere sebzelerle başlamak kronik hastalık riskini azaltmanın inanılmaz derecede basit bir yoludur. Sebzeler vitaminler, mineraller, lif ve antioksidanlarla doludur; sağlıklı vücut fonksiyonlarını korumaya yardımcı olduğu bilinen elementler. Önce sebze yemek, daha hızlı tok hissetmemize yardımcı olur, bu da aşırı yemeyi azaltabilir ve kiloyu kontrol altında tutabilir. Sağlıklı bir kiloyu korumak, tip 2 diyabet, kalp hastalığı ve bazı kanserler gibi hastalıkları önlemek için önemlidir.2024 tarihli bir çalışma, yağsız etler, tam tahıllar, meyveler, sebzeler ve sağlıklı yağlar açısından zengin bir diyet benimsemenin faydalı olduğunu göstermektedir. Çeşitli bir diyet, çeşitli bir bağırsak mikrobiyotasını destekler. Ispanak, brokoli, dolmalık biber ve havuç gibi çeşitli renkli sebzeleri hedefleyin, çünkü farklı renkler farklı besinler anlamına gelir. Ne kadar çok çeşitlilik o kadar iyi.Özellikle sabahın ilk saatlerinde limonlu su içmek, sindiriminiz için harikalar yaratabilir. Limonun doğal asitliği, midenizin pH seviyelerini dengelemeye yardımcı olarak gün boyunca daha iyi sindirimi teşvik edebilir. Sağlıklı bir sindirim sistemi, irritabl bağırsak sendromu (IBS), kalp hastalığı ve hatta bazı kanserler gibi kronik hastalık riskini azaltmada anahtardır.Tarçın, çayınızın veya kahvenizin lezzetini artırmaktan daha fazlasını yapan lezzetli bir baharattır. Güçlü antioksidan özelliklere sahiptir ve tip 2 diyabetin önlenmesinde çok önemli olan kan şekeri seviyelerini düşürmeye yardımcı olabilir. Tarçın ayrıca iltihap giderici etkilere sahiptir ve bu da onu kalp hastalığı veya eklemle ilgili sorunlar riski taşıyan kişiler için faydalı hale getirir.2024 tarihli bir araştırmaya göre, Tarçın bilişsel işlev bozukluğunu önlemede ve azaltmada yararlı olabilir. Sabah kahvenize veya çayınıza biraz tarçın serperek, yalnızca tadını iyileştirmekle kalmaz, aynı zamanda vücudunuza koruyucu bir destek de verirsiniz.Evet, doğru okudunuz! Ölçülü tüketildiğinde bitter çikolata sağlığınız için iyi olabilir. Bitter çikolatada bulunan antioksidanların (özellikle flavonoidlerin) kan akışını artırarak ve kan basıncını düşürerek kalp sağlığını iyileştirdiği gösterilmiştir. Bu etkiler, dünya çapında önde gelen ölüm nedenlerinden biri olan kardiyovasküler hastalık riskini azaltmaya yardımcı olabilir.Sıcak bir arka planda çökmekte olan bitter çikolata parçaları. 2022 yılında yapılan bir araştırmaya göre, birçok sağlık avantajı nedeniyle bitter çikolata yıllardır popülerliğini sürdürüyor. İnsan bağışıklık fonksiyonu üzerinde iyi bir etkiye sahip olan bir dizi sağlık geliştirici unsur (prosiyanidinler, teobrominler, flavonoidler ve polifenoller gibi biyoaktif bileşenler) ve vitaminler ve mineraller içeriyor.Uyku, sağlığın göz ardı edilen bir yönüdür, ancak kronik hastalıkları önlemede önemli bir rol oynar. Uyku eksikliği, obezite, kalp hastalığı, diyabet ve hatta kanser risklerinin artmasıyla ilişkilendirilmiştir. Uyku sırasında vücudunuz kendini onarmak, hormonları düzenlemek ve bağışıklık sistemini güçlendirmek için çalışır.Egzersiz, kronik hastalık riskini azaltmanın en etkili yollarından biridir. Düzenli fiziksel aktivite sağlıklı bir kiloyu korumaya yardımcı olur, kalp sağlığını iyileştirir, kemikleri güçlendirir ve zihinsel refahı artırır.
Günlük yürüyüş kadar basit bir şey bile büyük bir fark yaratabilir. DSÖ, haftanın çoğu gününde tempolu yürüyüş, yüzme veya bisiklete binme gibi en az 150-300 dakika orta düzeyde egzersiz yapılmasını önermektedir.
Bu, tip 2 diyabet, felç ve hipertansiyon gibi rahatsızlıkların riskini düşürmeye yardımcı olur. Sadece vücudunuz size teşekkür etmekle kalmayacak, zihniniz de egzersizin stres giderici etkilerinden faydalanacaktır.Bu, kronik hastalık riskini düşürmek için çok basit bir sağlık ipucudur; genel sağlık için çok önemli olan susuz kalmamak. Yüksek tansiyon, migren, böbrek taşı ve hatta bilişsel gerileme dehidrasyondan kaynaklanabilir. Cildin esnekliğini korumak, sindirimi desteklemek ve toksinlerin atılmasına yardımcı olmak, yeterli su içerek mümkün olur. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/W0CuWZ5DkECYN-zJyJcrzg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:14:37 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kalp, şeker, kanser, gibi, kronik, hastalık, riskini, azaltmak, mümkün, mü, sağlık, tüyosu, hayatınızı, değiştirebilir</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/W0CuWZ5DkECYN-zJyJcrzg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kalp, şeker, kanser gibi kronik hastalık riskini azaltmak mümkün mü? 7 sağlık tüyosu hayatınızı değiştirebilir"><p>Basit yaşam tarzı değişiklikleri kalp hastalığı, diyabet ve obezite gibi kronik hastalık risklerini önemli ölçüde azaltabilir. Bu 7 sağlık tüyosunu günlük rutininize dahil ederek kronik hastalık riskini azaltmak için küçük bir adım atmış olursunuz. Ancak bu alışkanlıkları uygulamakta tutarlılık anahtardır ve bu alışkanlıkları yaşam tarzınızın bir parçası haline getirmek kalbiniz, zihniniz ve bedeniniz için uzun vadeli faydalar sağlayabilir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-vVhcPQyo06PPCb3NObCXQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kalp hastalığı, diyabet ve obezite gibi kronik hastalıklar günümüzün hızlı tempolu dünyasında daha yaygın hale geliyor. İyi haber mi? Bu rahatsızlıkların çoğu günlük rutinimizde yaptığımız küçük ve basit değişikliklerle önlenebilir veya riskleri azaltılabilir. Daha sağlıklı bir yaşam sürmek ve bu kronik rahatsızlıklara yakalanma şansınızı azaltmak istiyorsanız, bu 7 sağlık tüyosu harika bir başlangıç ​​olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cGl8oEAne0y4SY8UqoZDnw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Öğünlere sebzelerle başlamak kronik hastalık riskini azaltmanın inanılmaz derecede basit bir yoludur. Sebzeler vitaminler, mineraller, lif ve antioksidanlarla doludur; sağlıklı vücut fonksiyonlarını korumaya yardımcı olduğu bilinen elementler. Önce sebze yemek, daha hızlı tok hissetmemize yardımcı olur, bu da aşırı yemeyi azaltabilir ve kiloyu kontrol altında tutabilir. Sağlıklı bir kiloyu korumak, tip 2 diyabet, kalp hastalığı ve bazı kanserler gibi hastalıkları önlemek için önemlidir.2024 tarihli bir çalışma, yağsız etler, tam tahıllar, meyveler, sebzeler ve sağlıklı yağlar açısından zengin bir diyet benimsemenin faydalı olduğunu göstermektedir. Çeşitli bir diyet, çeşitli bir bağırsak mikrobiyotasını destekler. Ispanak, brokoli, dolmalık biber ve havuç gibi çeşitli renkli sebzeleri hedefleyin, çünkü farklı renkler farklı besinler anlamına gelir. Ne kadar çok çeşitlilik o kadar iyi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qIuGamnrOUOnuAiUE6r_Hg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Özellikle sabahın ilk saatlerinde limonlu su içmek, sindiriminiz için harikalar yaratabilir. Limonun doğal asitliği, midenizin pH seviyelerini dengelemeye yardımcı olarak gün boyunca daha iyi sindirimi teşvik edebilir. Sağlıklı bir sindirim sistemi, irritabl bağırsak sendromu (IBS), kalp hastalığı ve hatta bazı kanserler gibi kronik hastalık riskini azaltmada anahtardır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IMFGqoN5-Eu7KFXLhXwoTQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tarçın, çayınızın veya kahvenizin lezzetini artırmaktan daha fazlasını yapan lezzetli bir baharattır. Güçlü antioksidan özelliklere sahiptir ve tip 2 diyabetin önlenmesinde çok önemli olan kan şekeri seviyelerini düşürmeye yardımcı olabilir. Tarçın ayrıca iltihap giderici etkilere sahiptir ve bu da onu kalp hastalığı veya eklemle ilgili sorunlar riski taşıyan kişiler için faydalı hale getirir.2024 tarihli bir araştırmaya göre, Tarçın bilişsel işlev bozukluğunu önlemede ve azaltmada yararlı olabilir. Sabah kahvenize veya çayınıza biraz tarçın serperek, yalnızca tadını iyileştirmekle kalmaz, aynı zamanda vücudunuza koruyucu bir destek de verirsiniz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Cxq0mjtI1Em5RrkwzZchfw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Evet, doğru okudunuz! Ölçülü tüketildiğinde bitter çikolata sağlığınız için iyi olabilir. Bitter çikolatada bulunan antioksidanların (özellikle flavonoidlerin) kan akışını artırarak ve kan basıncını düşürerek kalp sağlığını iyileştirdiği gösterilmiştir. Bu etkiler, dünya çapında önde gelen ölüm nedenlerinden biri olan kardiyovasküler hastalık riskini azaltmaya yardımcı olabilir.Sıcak bir arka planda çökmekte olan bitter çikolata parçaları. 2022 yılında yapılan bir araştırmaya göre, birçok sağlık avantajı nedeniyle bitter çikolata yıllardır popülerliğini sürdürüyor. İnsan bağışıklık fonksiyonu üzerinde iyi bir etkiye sahip olan bir dizi sağlık geliştirici unsur (prosiyanidinler, teobrominler, flavonoidler ve polifenoller gibi biyoaktif bileşenler) ve vitaminler ve mineraller içeriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/l4NuNQ8XfEuXb5x-_d-SNg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uyku, sağlığın göz ardı edilen bir yönüdür, ancak kronik hastalıkları önlemede önemli bir rol oynar. Uyku eksikliği, obezite, kalp hastalığı, diyabet ve hatta kanser risklerinin artmasıyla ilişkilendirilmiştir. Uyku sırasında vücudunuz kendini onarmak, hormonları düzenlemek ve bağışıklık sistemini güçlendirmek için çalışır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MUizFoYlzE6xjobxecF4kg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Egzersiz, kronik hastalık riskini azaltmanın en etkili yollarından biridir. Düzenli fiziksel aktivite sağlıklı bir kiloyu korumaya yardımcı olur, kalp sağlığını iyileştirir, kemikleri güçlendirir ve zihinsel refahı artırır.
Günlük yürüyüş kadar basit bir şey bile büyük bir fark yaratabilir. DSÖ, haftanın çoğu gününde tempolu yürüyüş, yüzme veya bisiklete binme gibi en az 150-300 dakika orta düzeyde egzersiz yapılmasını önermektedir.
Bu, tip 2 diyabet, felç ve hipertansiyon gibi rahatsızlıkların riskini düşürmeye yardımcı olur. Sadece vücudunuz size teşekkür etmekle kalmayacak, zihniniz de egzersizin stres giderici etkilerinden faydalanacaktır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ArsuFB5DmUC8q-NdYB46OA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu, kronik hastalık riskini düşürmek için çok basit bir sağlık ipucudur; genel sağlık için çok önemli olan susuz kalmamak. Yüksek tansiyon, migren, böbrek taşı ve hatta bilişsel gerileme dehidrasyondan kaynaklanabilir. Cildin esnekliğini korumak, sindirimi desteklemek ve toksinlerin atılmasına yardımcı olmak, yeterli su içerek mümkün olur.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Dünyada HMPV virüsü tedirginliği! DSÖ küresel salgın ilan edecek mi?</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/dunyada-hmpv-virusu-tedirginligi-dso-kuresel-salgin-ilan-edecek-mi</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/dunyada-hmpv-virusu-tedirginligi-dso-kuresel-salgin-ilan-edecek-mi</guid>
<description><![CDATA[ Çin&#039;in kuzeyinde HMPV virüsü vakalarının artışı korkuya neden oldu. Dünya Sağlık Örgütü&#039;nden rahatlatan açıklama geldi. DSÖ, Çin&#039;de solunum yoluyla ilgili vakaların yüzde 5&#039;inin HMPV virüsü olduğu, yeni bir salgın riski taşımadığını açıkladı. Açıklamada, virüsün yıllardır var olduğu ve çoğu insanın buna karşı antikor geliştirdiği de belirtildi.Çin&#039;de yayılan HMPV virüsü dünya çapında tedirginliğe neden oldu. Human metapneumovirus ifadelerinin kısaltması olan HMPV, grip veya soğuk algınlığı benzeri semptomlarla kendisini gösteriyor. Çinli yetkililer HMPV enfeksiyonunun özellikle 14 yaş altında yayıldığını belirtirken hastanelerin hasta sayısıyla başa çıkmakta zorlandığı iddialarını ise yalanlamıştı.Dünya Sağlık Örgütü&#039;nden rahatlatan bir açıklama geldi. DSÖ Sözcüsü Margaret Harris, Çin&#039;de görülen ve solunum yollarını etkileyen insan metapnömovirüsünün (HMPV) yeni bir salgına neden olma riski taşımadığını kaydederek, bununla mücadele için semptomatik tedavi uygulama çağrısında bulundu.HMPV&#039;nin yeni bir virüs olmadığını kaydeden Harris, &quot;Bu, soğuk algınlığına neden olan yaygın virüslerden biri. Çoğu insan 5 yaşına geldiğinde buna karşı antikor geliştirmiş oluyor. Çünkü özellikle kış aylarında dolaşan ve soğuk algınlığına neden olan virüslerden biri.&quot; dedi.Çin&#039;de tespit edilen solunum yoluyla ilgili vakaların sadece yaklaşık 5&#039;inin HMPV virüsü olduğunu söyleyen Harris, &quot;Bu virüsle ilgili herhangi bir özel sorun görmüyoruz.&quot; değerlendirmesinde bulundu.Çin&#039;de HMPV ile ilgili korkulacak bir durumun olmadığının altını çizen Harris, &quot;Çin&#039;de acil bir durum yok ve oradaki hastanelerde de acil bir durum yok.&quot; ifadelerini kullandı.Harris, Çin&#039;in yanı sıra diğer bazı ülkelerde de HMPV virüsü vakalarının tespit edildiğini anımsatarak, bunun sağlık sistemi açısından büyük bir soruna sebep olmadığını ve şu anda en büyük sorunun mevsimsel grip vakalarındaki artış olduğunu belirtti.Savunmasız kişilerin şimdiye kadar aşı olmaları gerektiğini vurgulayan Harris, bunu ihmal edenlere acilen aşı olmaları yönünde çağrıda bulundu.Dünyanın, her bir yeni virüs tespit edildiğinde paniğe kapılmaması gerektiğini ifade eden Harris, Çin&#039;den çok fazla veri aldıklarını ve bulguları tartışmak için düzenli toplantılar yaptıklarını söyledi.Harris, HMPV virüsüne ilişkin tedavi ve aşılamaya ilişkin şunları aktardı:&quot;Bu virüs için bir aşı yok. Bir aşı geliştirilmemiş olmasının nedeni, geçmişte insan nüfusunda önemli bir hastalığa neden olmamasıdır. Bu virüs için belirli bir antiviral tedavi de yok. Tedavi, her zamanki semptomatik tedavidir. Boğazınız ağrıyorsa sıcak içecekler için, dinlenin ve diğer insanları enfeksiyonunuza maruz bırakmayın. Evde kalın ve dinlenin.&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/y4dOb0DydEa8uP0AbTSGNQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:14:36 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Dünyada, HMPV, virüsü, tedirginliği, DSÖ, küresel, salgın, ilan, edecek, mi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/y4dOb0DydEa8uP0AbTSGNQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Dünyada HMPV virüsü tedirginliği! DSÖ küresel salgın ilan edecek mi?"><p>Çin'in kuzeyinde HMPV virüsü vakalarının artışı korkuya neden oldu. Dünya Sağlık Örgütü'nden rahatlatan açıklama geldi. DSÖ, Çin'de solunum yoluyla ilgili vakaların yüzde 5'inin HMPV virüsü olduğu, yeni bir salgın riski taşımadığını açıkladı. Açıklamada, virüsün yıllardır var olduğu ve çoğu insanın buna karşı antikor geliştirdiği de belirtildi.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jDetQQUvcU2lDL-ETe5ISA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çin'de yayılan HMPV virüsü dünya çapında tedirginliğe neden oldu. Human metapneumovirus ifadelerinin kısaltması olan HMPV, grip veya soğuk algınlığı benzeri semptomlarla kendisini gösteriyor. Çinli yetkililer HMPV enfeksiyonunun özellikle 14 yaş altında yayıldığını belirtirken hastanelerin hasta sayısıyla başa çıkmakta zorlandığı iddialarını ise yalanlamıştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KWmFzNISD0W_xmVkNHEDdQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dünya Sağlık Örgütü'nden rahatlatan bir açıklama geldi. DSÖ Sözcüsü Margaret Harris, Çin'de görülen ve solunum yollarını etkileyen insan metapnömovirüsünün (HMPV) yeni bir salgına neden olma riski taşımadığını kaydederek, bununla mücadele için semptomatik tedavi uygulama çağrısında bulundu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Pgt7xnJWzEurAeqPJCP9XA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>HMPV'nin yeni bir virüs olmadığını kaydeden Harris, "Bu, soğuk algınlığına neden olan yaygın virüslerden biri. Çoğu insan 5 yaşına geldiğinde buna karşı antikor geliştirmiş oluyor. Çünkü özellikle kış aylarında dolaşan ve soğuk algınlığına neden olan virüslerden biri." dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/APJ0eHiMz0WQyCNLaz9KIw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çin'de tespit edilen solunum yoluyla ilgili vakaların sadece yaklaşık 5'inin HMPV virüsü olduğunu söyleyen Harris, "Bu virüsle ilgili herhangi bir özel sorun görmüyoruz." değerlendirmesinde bulundu.Çin'de HMPV ile ilgili korkulacak bir durumun olmadığının altını çizen Harris, "Çin'de acil bir durum yok ve oradaki hastanelerde de acil bir durum yok." ifadelerini kullandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YScFddj3G0qNBPQ7EIpR4w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Harris, Çin'in yanı sıra diğer bazı ülkelerde de HMPV virüsü vakalarının tespit edildiğini anımsatarak, bunun sağlık sistemi açısından büyük bir soruna sebep olmadığını ve şu anda en büyük sorunun mevsimsel grip vakalarındaki artış olduğunu belirtti.Savunmasız kişilerin şimdiye kadar aşı olmaları gerektiğini vurgulayan Harris, bunu ihmal edenlere acilen aşı olmaları yönünde çağrıda bulundu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1Q-ejEOz5EGV1s6P-l0idA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dünyanın, her bir yeni virüs tespit edildiğinde paniğe kapılmaması gerektiğini ifade eden Harris, Çin'den çok fazla veri aldıklarını ve bulguları tartışmak için düzenli toplantılar yaptıklarını söyledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tcEIGvaJZUu8XkP9EbjN7w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Harris, HMPV virüsüne ilişkin tedavi ve aşılamaya ilişkin şunları aktardı:"Bu virüs için bir aşı yok. Bir aşı geliştirilmemiş olmasının nedeni, geçmişte insan nüfusunda önemli bir hastalığa neden olmamasıdır. Bu virüs için belirli bir antiviral tedavi de yok. Tedavi, her zamanki semptomatik tedavidir. Boğazınız ağrıyorsa sıcak içecekler için, dinlenin ve diğer insanları enfeksiyonunuza maruz bırakmayın. Evde kalın ve dinlenin."</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Hastaya hatalı tedavi uyguladı iddiası: Bol tuz ve Karatay diyeti önermişti! Prof. Dr. Canan Karatay hakim karşısında</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/hastaya-hatali-tedavi-uyguladi-iddiasi-bol-tuz-ve-karatay-diyeti-oenermisti-prof-dr-canan-karatay-hakim-karsisinda</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/hastaya-hatali-tedavi-uyguladi-iddiasi-bol-tuz-ve-karatay-diyeti-oenermisti-prof-dr-canan-karatay-hakim-karsisinda</guid>
<description><![CDATA[ Prof. Dr. Canan Karatay, eski hastasının ölümüyle ilgili hakkında hatalı tıbbi uygulama iddiasıyla açılan davanın ilk duruşmasında hakim karşısına çıktı. Tüm ilaçları bırakarak &quot;bol tuz&quot; tüketmesini ve Karatay diyeti yapmasını önerdiği hastanın sağlık durumunun iyiye gittiğini söyleyen Karatay, hastanın tedavi sonrası teşekkür ettiğini ileri sürdü. Hastayı daha sonraki 4 yıl boyunca görmediğini söyleyen Karatay, suçlamaları reddetti. Duruşma 25 Nisan 2025 tarihine erteledi.Prof. Dr. Canan Karatay, hastasına hatalı tedavi uyguladığı iddiasıyla hakkında açılan tazminat davası kapsamında hakim karşısına çıktı.  İstanbul Anadolu 4. Tüketici Mahkemesi&#039;nde görülen ön inceleme duruşmasında, davalı Canan Karatay ve tarafların avukatları hazır bulundu.  4 YILDIR GÖRMEDİĞİM HASTA YÜZÜNEN SUÇLANIYORUM&#039;&quot;İddialara karşı söz hakkı verilen Karatay, hastayı 2016 yılında gördüğünü ve 3-4 sene takip ettiğini belirerek &quot;Ben hastayı 3-4 sene takip ettim. Hasta çok iyi oldu ve daha sonra geldi bana teşekkür etti. Sonraki 4 yıl hastayı hiç görmedim, ben 4 yıldır görmediğim bir hasta yüzünden suçlanıyorum.&quot; dedi.&quot;BOL TUZ VE KARATAY DİYETİ ÖNERDİM&quot;Karatay, hastanın vücudu tuzsuz olduğu için tansiyonun yüksek olduğu ve bu nedenle &quot;bol tuz&quot; önerdiğini söyledi.Hastanın tansiyonun yüksek olduğunu, diyabet beslenme listesi verildiğini ve Karatay diyeti uygulamasını önerdiğini söyleyen Karatay, &quot;Alkol ve aşırı meyve kullanımının bırakılması önerildi. Hastaya diyabet beslenme listesi verildi ve Karatay diyet uygulanması önerildi. Benim önerim ve tedavilerim sonucu ürik asit düşmeye başlamıştır. Kalbinde çarpıntı vardı, benim tedavilerim sayesinde düzeldi. Diğer birçok risk faktörleri de benim tedavi ve önerilerim sayesinde düzelmiştir.&quot; diye konuştu.  Davalı hastanenin avukatı da organizasyon hastası olmadığını ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini istedi.  Davacı avukatı ise Karatay&#039;ın bahsettiği yöntemlerin bilimsel yöntemlerden uzak olduğunu öne sürerek, müvekkilinin alkolik olmadığını söyledi.  Duruşma, eksikliklerin giderilmesi için ertelendi. MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT TALEBİÖte yandan, dava dilekçesinde, davacı İbrahim Ethem C.Ü&#039;nün kalbe giden damarlarının tıkalı olduğu için doktorların by-pass olmasını önermesi üzerine 2016 yılında Prof. Dr. Canan Karatay&#039;a muayene olduğu belirtildi.  Dilekçede, Karatay&#039;ın muayene sonucu İbrahim Ethem C.Ü&#039;ye şeker hastası olduğunu söylediği, sorunun yaşam biçiminde olduğunu ve kullandığı tüm ilaçları bırakması gerektiğini belirterek hastaya yüksek tansiyon için hafif dozda bir ilaç ve bol tuz önerdiği anlatıldı.  Karatay tarafından İbrahim Ethem C.Ü&#039;ye ek olarak bazı vitamin iğneleri ve hapları, iyot takviyesi verildiği kaydedilen dilekçede, hastanın kalp-damar probleminin ise cerrahi bir müdahaleyi gerektirmediğini belirttiği öne sürüldü.  Daha sonra Ülker&#039;e böbrek yetmezliği tanısı konulduğu ve böbrek nakli olduğu belirtilen dilekçede, Karatay tarafından 4 yıl süreyle uygulanan yanlış tedavi nedeniyle ağır düzeyde engellilik hali oluştuğu ve hastanın çalışma gücünü kaybettiği iddia edildi.  Canan Karatay ile tedavinin uygulandığı özel hastanenin ayrı ayrı 20&#039;şer milyon lira manevi tazminat ödemesi istenen dilekçede, maddi tazminatın ise bilirkişi incelemesinin ardından belirlenmesi talep edildi.  SUÇ DUYRUSU DA YAPILDI  Hasta İbrahim Ethem C.Ü&#039;nün avukatınca, tazminat davası dışında hastane ve Karatay hakkında İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı&#039;na suç duyurusunda da bulunuldu. Hastanın daha sonra 8 Kasım 2024&#039;te hayatını kaybettiği öğrenildi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/u1jbkLeKHkGTkyS4AFCYvA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:14:36 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Hastaya, hatalı, tedavi, uyguladı, iddiası:, Bol, tuz, Karatay, diyeti, önermişti, Prof., Dr., Canan, Karatay, hakim, karşısında</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/u1jbkLeKHkGTkyS4AFCYvA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Hastaya hatalı tedavi uyguladı iddiası: Bol tuz ve Karatay diyeti önermişti! Prof. Dr. Canan Karatay hakim karşısında"><p>Prof. Dr. Canan Karatay, eski hastasının ölümüyle ilgili hakkında hatalı tıbbi uygulama iddiasıyla açılan davanın ilk duruşmasında hakim karşısına çıktı. Tüm ilaçları bırakarak "bol tuz" tüketmesini ve Karatay diyeti yapmasını önerdiği hastanın sağlık durumunun iyiye gittiğini söyleyen Karatay, hastanın tedavi sonrası teşekkür ettiğini ileri sürdü. Hastayı daha sonraki 4 yıl boyunca görmediğini söyleyen Karatay, suçlamaları reddetti. Duruşma 25 Nisan 2025 tarihine erteledi.</p><p>Prof. Dr. Canan Karatay, hastasına hatalı tedavi uyguladığı iddiasıyla hakkında açılan tazminat davası kapsamında hakim karşısına çıktı.  İstanbul Anadolu 4. Tüketici Mahkemesi'nde görülen ön inceleme duruşmasında, davalı Canan Karatay ve tarafların avukatları hazır bulundu.  <strong>4 YILDIR GÖRMEDİĞİM HASTA YÜZÜNEN SUÇLANIYORUM'"</strong></p><p>İddialara karşı söz hakkı verilen Karatay, hastayı 2016 yılında gördüğünü ve 3-4 sene takip ettiğini belirerek "Ben hastayı 3-4 sene takip ettim. Hasta çok iyi oldu ve daha sonra geldi bana teşekkür etti. Sonraki 4 yıl hastayı hiç görmedim, ben 4 yıldır görmediğim bir hasta yüzünden suçlanıyorum." dedi.</p><p><strong>"BOL TUZ VE KARATAY DİYETİ ÖNERDİM"</strong></p><p>Karatay, hastanın vücudu tuzsuz olduğu için tansiyonun yüksek olduğu ve bu nedenle "bol tuz" önerdiğini söyledi.</p><p>Hastanın tansiyonun yüksek olduğunu, diyabet beslenme listesi verildiğini ve Karatay diyeti uygulamasını önerdiğini söyleyen Karatay, "Alkol ve aşırı meyve kullanımının bırakılması önerildi. Hastaya diyabet beslenme listesi verildi ve Karatay diyet uygulanması önerildi. Benim önerim ve tedavilerim sonucu ürik asit düşmeye başlamıştır. Kalbinde çarpıntı vardı, benim tedavilerim sayesinde düzeldi. Diğer birçok risk faktörleri de benim tedavi ve önerilerim sayesinde düzelmiştir." diye konuştu.  Davalı hastanenin avukatı da organizasyon hastası olmadığını ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini istedi.  Davacı avukatı ise Karatay'ın bahsettiği yöntemlerin bilimsel yöntemlerden uzak olduğunu öne sürerek, müvekkilinin alkolik olmadığını söyledi.  Duruşma, eksikliklerin giderilmesi için ertelendi. </p><p><strong>MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT TALEBİ</strong></p><p>Öte yandan, dava dilekçesinde, davacı İbrahim Ethem C.Ü'nün kalbe giden damarlarının tıkalı olduğu için doktorların by-pass olmasını önermesi üzerine 2016 yılında Prof. Dr. Canan Karatay'a muayene olduğu belirtildi.  Dilekçede, Karatay'ın muayene sonucu İbrahim Ethem C.Ü'ye şeker hastası olduğunu söylediği, sorunun yaşam biçiminde olduğunu ve kullandığı tüm ilaçları bırakması gerektiğini belirterek hastaya yüksek tansiyon için hafif dozda bir ilaç ve bol tuz önerdiği anlatıldı.  Karatay tarafından İbrahim Ethem C.Ü'ye ek olarak bazı vitamin iğneleri ve hapları, iyot takviyesi verildiği kaydedilen dilekçede, hastanın kalp-damar probleminin ise cerrahi bir müdahaleyi gerektirmediğini belirttiği öne sürüldü.  Daha sonra Ülker'e böbrek yetmezliği tanısı konulduğu ve böbrek nakli olduğu belirtilen dilekçede, Karatay tarafından 4 yıl süreyle uygulanan yanlış tedavi nedeniyle ağır düzeyde engellilik hali oluştuğu ve hastanın çalışma gücünü kaybettiği iddia edildi.  Canan Karatay ile tedavinin uygulandığı özel hastanenin ayrı ayrı 20'şer milyon lira manevi tazminat ödemesi istenen dilekçede, maddi tazminatın ise bilirkişi incelemesinin ardından belirlenmesi talep edildi.  <strong>SUÇ DUYRUSU DA YAPILDI</strong>  Hasta İbrahim Ethem C.Ü'nün avukatınca, tazminat davası dışında hastane ve Karatay hakkında İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda da bulunuldu. Hastanın daha sonra 8 Kasım 2024'te hayatını kaybettiği öğrenildi.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Adet döneminde çıkan sivilce nasıl geçer? Hormonal akneleri kontrol altına almak mümkün</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/adet-doeneminde-cikan-sivilce-nasil-gecer-hormonal-akneleri-kontrol-altina-almak-mumkun</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/adet-doeneminde-cikan-sivilce-nasil-gecer-hormonal-akneleri-kontrol-altina-almak-mumkun</guid>
<description><![CDATA[ Hormonal dalgalanmalar nedeniyle oluşan sivilce sorunuyla karşı karşıya kalabilirsiniz. Sivilceleri yönetmek için önemli ipuçları arasında düzenli cilt bakımı, komedojenik olmayan ürünler kullanmak, nemlendirici kullanmak, stresi yönetmek, sağlıklı bir diyet benimsemek ve yüze dokunmaktan kaçınmak yer alır. Peki, adet döneminde çıkan sivilceler en hızlı nasıl geçer?Sivilceler yaygın bir durumdur ve birçok genç yetişkin, hatta yaşlılar bile bununla sessizce başa çıkar. Sivilce ve tedavisi hakkında pek fazla konuşulmaz ve bu kişilere sivilceleri nasıl yönetecekleri konusunda çok şey anlatılması gerekir.Hormonal dalgalanmalar, özellikle kadınlarda adet dönemi, kişilerde sivilce patlamalarını tetikleyebilir. Sivilceler genellikle çenede, çene hattında veya yanaklarda görülür ve sinir bozucu ve ağrılı olabilir.Fazla yağı ve kirleri gidermek için günde iki kez nazik, komedojenik olmayan bir temizleyici kullanın. Gözenekleri açmak için haftada 2-3 kez salisilik asit veya glikolik asit içeren bir kimyasal peeling uygulayın. Cildinizi hafif, yağsız bir nemlendiriciyle nemlendirin. Akne izlerini önlemek için günlük olarak en az SPF 30 içeren geniş spektrumlu bir güneş kremi uygulayın.Akneyi tedavi etmek için ürün satın alırken bileşenlerinizi dikkatlice kontrol edin. Örneğin, salisilik asit cilde nüfuz eder ve fazla yağı azaltır, benzoil peroksit akneye neden olan bakterileri öldürür ve iltihabı azaltır, niasinamid tahrişi yatıştırır ve yağ üretimini kontrol eder ve retinoidler tıkalı gözenekleri önler.Yaygın bir yanlış anlama, yüzünüzü sık sık yıkamanın cildi temiz tutabileceği ve dolayısıyla akneyi azaltacağıdır. Ancak gerçek bu iddiadan çok uzaktır. Yüzünüzü çok sık yıkamak cildinizin doğal yağlarını yok ederek daha fazla sebum üretmesine neden olabilir. Çok fazla terlemediğiniz sürece günde iki kez temizlemeye devam edin.Bol su içmek vücudunuzdaki toksinleri temizler ve cildinizi nemli tutar. Cildinizin elastikiyetini korumak ve sivilceleri azaltmak için günde en az 8-10 bardak su içmeyi hedefleyin.Stres hormonal dengesizlikleri şiddetlendirerek akneyi kötüleştirebilir. Rahatlama, endorfinleri artırma ve yeterli uyku alma gibi stres giderici uygulamaları benimseyin.İnsülin yükselmelerini önlemek için şekeri ve rafine karbonhidratları azaltın. İltihabı azaltmak için balık, kuruyemiş ve tohumlardan elde edilen omega-3 yağ asitlerini ekleyin. Cildinizi hasardan korumak için bol miktarda meyve ve sebze yiyin.Yüzünüze dokunmak bakterileri ve kiri ellerinizden cildinize aktarır ve sivilce riskini artırır.
Ellerinizi temiz tutun ve yara izi oluşmasını önlemek için sivilceleri sıkmaktan kaçının. Bilmeniz gereken birkaç ev yapımı çözümBal ve tarçın maskesi gibi maskeler kullanın (1 yemek kaşığı balı ½ çay kaşığı tarçınla karıştırın, bakteri ve iltihabı azaltmak için 10-15 dakika uygulayın), tedavi etmek için aloe vera jeli, zerdeçal macunu ve elma sirkesi uygulayın.
Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Herhangi bir sağlık problemi yaşamamak için çözüm önerilerini uygulamadan önce bir uzmana danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uI-gZI3jbUKU8vHT68JI0Q.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:14:36 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Adet, döneminde, çıkan, sivilce, nasıl, geçer, Hormonal, akneleri, kontrol, altına, almak, mümkün</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uI-gZI3jbUKU8vHT68JI0Q.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Adet döneminde çıkan sivilce nasıl geçer? Hormonal akneleri kontrol altına almak mümkün"><p>Hormonal dalgalanmalar nedeniyle oluşan sivilce sorunuyla karşı karşıya kalabilirsiniz. Sivilceleri yönetmek için önemli ipuçları arasında düzenli cilt bakımı, komedojenik olmayan ürünler kullanmak, nemlendirici kullanmak, stresi yönetmek, sağlıklı bir diyet benimsemek ve yüze dokunmaktan kaçınmak yer alır. Peki, adet döneminde çıkan sivilceler en hızlı nasıl geçer?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/32IOZpa3z02SEPHjeGBFJw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sivilceler yaygın bir durumdur ve birçok genç yetişkin, hatta yaşlılar bile bununla sessizce başa çıkar. Sivilce ve tedavisi hakkında pek fazla konuşulmaz ve bu kişilere sivilceleri nasıl yönetecekleri konusunda çok şey anlatılması gerekir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sMnJkS-tAEae20dZ7Ocf5g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hormonal dalgalanmalar, özellikle kadınlarda adet dönemi, kişilerde sivilce patlamalarını tetikleyebilir. Sivilceler genellikle çenede, çene hattında veya yanaklarda görülür ve sinir bozucu ve ağrılı olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JsD1EfX01UGH4cJvYJx7lA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Fazla yağı ve kirleri gidermek için günde iki kez nazik, komedojenik olmayan bir temizleyici kullanın. Gözenekleri açmak için haftada 2-3 kez salisilik asit veya glikolik asit içeren bir kimyasal peeling uygulayın. Cildinizi hafif, yağsız bir nemlendiriciyle nemlendirin. Akne izlerini önlemek için günlük olarak en az SPF 30 içeren geniş spektrumlu bir güneş kremi uygulayın.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/404l5JG13Eih7VMQfq4p0g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Akneyi tedavi etmek için ürün satın alırken bileşenlerinizi dikkatlice kontrol edin. Örneğin, salisilik asit cilde nüfuz eder ve fazla yağı azaltır, benzoil peroksit akneye neden olan bakterileri öldürür ve iltihabı azaltır, niasinamid tahrişi yatıştırır ve yağ üretimini kontrol eder ve retinoidler tıkalı gözenekleri önler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/L3gaoFu2Ok2J9fAxpWxSfw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yaygın bir yanlış anlama, yüzünüzü sık sık yıkamanın cildi temiz tutabileceği ve dolayısıyla akneyi azaltacağıdır. Ancak gerçek bu iddiadan çok uzaktır. Yüzünüzü çok sık yıkamak cildinizin doğal yağlarını yok ederek daha fazla sebum üretmesine neden olabilir. Çok fazla terlemediğiniz sürece günde iki kez temizlemeye devam edin.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_4oJcRx9d0KuSRh5cfXeuA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bol su içmek vücudunuzdaki toksinleri temizler ve cildinizi nemli tutar. Cildinizin elastikiyetini korumak ve sivilceleri azaltmak için günde en az 8-10 bardak su içmeyi hedefleyin.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jwL8TwzZ6UaiP9gRVt9ZGQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Stres hormonal dengesizlikleri şiddetlendirerek akneyi kötüleştirebilir. Rahatlama, endorfinleri artırma ve yeterli uyku alma gibi stres giderici uygulamaları benimseyin.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/y1kHAqzJUEeCiWApZNNeXw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İnsülin yükselmelerini önlemek için şekeri ve rafine karbonhidratları azaltın. İltihabı azaltmak için balık, kuruyemiş ve tohumlardan elde edilen omega-3 yağ asitlerini ekleyin. Cildinizi hasardan korumak için bol miktarda meyve ve sebze yiyin.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/473CC7NowECMSenuKQV6Sw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yüzünüze dokunmak bakterileri ve kiri ellerinizden cildinize aktarır ve sivilce riskini artırır.
Ellerinizi temiz tutun ve yara izi oluşmasını önlemek için sivilceleri sıkmaktan kaçının. Bilmeniz gereken birkaç ev yapımı çözümBal ve tarçın maskesi gibi maskeler kullanın (1 yemek kaşığı balı ½ çay kaşığı tarçınla karıştırın, bakteri ve iltihabı azaltmak için 10-15 dakika uygulayın), tedavi etmek için aloe vera jeli, zerdeçal macunu ve elma sirkesi uygulayın.
Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Herhangi bir sağlık problemi yaşamamak için çözüm önerilerini uygulamadan önce bir uzmana danışın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>