<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:admin="http://webns.net/mvcb/"
     xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
<channel>
<title>Eskişehir Son Dakika &amp; Gündem Haberleri &amp; En Son Gönderiler</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/rss/latest-posts</link>
<description>Eskişehir Son Dakika &amp; Gündem Haberleri &amp; En Son Gönderiler</description>
<dc:language>tr</dc:language>
<dc:rights>2025 © MDM Medya Ürünüdür &amp; Tüm Hakları Saklıdır.</dc:rights>

<item>
<title>Serdar Şener’in Oğlu Demir Şener İçin Görkemli Sünnet Töreni</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/serdar-senerin-oglu-demir-sener-icin-goerkemli-sunnet-toereni</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/serdar-senerin-oglu-demir-sener-icin-goerkemli-sunnet-toereni</guid>
<description><![CDATA[ Ünlü iş insanı ve stratejik danışman Serdar Şener, oğlu Demir Şener için görkemli bir sünnet düğünü düzenledi. ]]></description>
<enclosure url="http://www.eskisehirgundemi.com.tr" length="211" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 27 Aug 2025 17:35:20 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>serdar şener, demir şener</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p data-start="204" data-end="501">Ünlü iş insanı ve stratejik danışman <strong data-start="241" data-end="257">Serdar Şener</strong>, oğlu <strong data-start="264" data-end="279">Demir Şener</strong> için görkemli bir sünnet düğünü düzenledi. İstanbul ve Ankara iş dünyasının önde gelen temsilcilerinin yanı sıra devlet bürokrasisinden çok sayıda üst düzey ismin katıldığı tören, seçkin davetli listesiyle dikkat çekti.</p>
<h3 data-start="503" data-end="547">İş Dünyası ve Siyasetten Yoğun Katılım</h3>
<p data-start="548" data-end="886">Törene; <strong data-start="556" data-end="612">Usal Danışmanlık Yönetim Kurulu Başkanı Levent G. NC</strong>, <strong data-start="614" data-end="662">BUDA TUR Yönetim Kurulu Başkanı Burak Bağlan</strong>, İstanbul’un tarihi nargile kafenin sahibi <strong data-start="706" data-end="720">Uğur Kinik</strong>, <strong data-start="722" data-end="772">Büyük Avrasya Birliği Genel Başkanı Kenan Sarı</strong> ve turizmci <strong data-start="785" data-end="800">Sinan Akçay</strong> başta olmak üzere iş, siyaset ve sivil toplum dünyasının tanınmış isimleri katıldı.</p>
<h3 data-start="888" data-end="916">İhtişamlı Organizasyon</h3>
<p data-start="917" data-end="1199">Şehrin en seçkin mekânlarından birinde gerçekleşen düğünde, geleneksel motifler modern dokunuşlarla harmanlanarak misafirlere unutulmaz bir gece yaşatıldı. Zengin ikramlar, görsel şovlar ve müzik eşliğinde kutlanan tören, katılımcılara hem nostalji hem de şıklığı bir arada sundu.</p>
<h3 data-start="1201" data-end="1232">Şener Ailesinden Teşekkür</h3>
<p data-start="1233" data-end="1475">Serdar Şener, törende yaptığı konuşmada davetlilere teşekkür ederek oğlunun bu özel gününde kendilerini yalnız bırakmayan dostlarına şükranlarını sundu. İş dünyası ve bürokrasinin yoğun ilgisinin, aile adına gurur verici olduğunu vurguladı.</p>
<h3 data-start="1477" data-end="1513">Uzun Süre Konuşulacak Bir Gece</h3>
<p data-start="1514" data-end="1668">İstanbul ve Ankara iş çevrelerinin buluşmasına vesile olan sünnet düğünü, hem görkemi hem de seçkin davetli profiliyle uzun süre hafızalarda yer edecek.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Uzmanlardan kene uyarısı: Bu belirtilere dikkat!</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/uzmanlardan-kene-uyarisi-bu-belirtilere-dikkat</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/uzmanlardan-kene-uyarisi-bu-belirtilere-dikkat</guid>
<description><![CDATA[ Kırım Kongo kanamalı ateşinin (KKKA), kenelerle veya hasta hayvanlarla temas sonucu bulaşan, ateş ve kanamalarla seyreden, virüsten kaynaklanan bir hastalık. Peki, hastalıktan nasıl korunulur?Erzurum Sağlık İl Müdürlüğü uzmanları; Kırım Kongo kanamalı ateşinin (KKKA), kenelerle veya hasta hayvanlarla temas sonucu bulaşan, ateş ve kanamalarla seyreden, virüsten kaynaklanan bir hastalık olduğunu ifade etti.Yapılan açıklamada, Türkiye&#039;de ilk kez 2002 yılında Tokat ve çevresinde görülen bu hastalığın Erzurum&#039;un da içinde yer aldığı bölgede sıkça görüldüğü ifade edilerek, &quot;KKKA, kenelerin görülmeye başlandığı ilkbahar ve yaz aylarında (Nisan-Ekim) daha sık görülür.Bulaşma kene ısırığıyla en yaygın bulaşma şeklidir. Hasta hayvanlarla temas; Büyükbaş ve küçükbaş hayvanların kanı, eti, idrarı ve vücut sıvıları ile temas sonucunda da bulaş olabilmektedir. İnsandan insana; Hasta kişilerin kanı, idrarı, tükürüğü, kusmuğu veya diğer vücut sıvıları ile korunmasız temas sonucunda bulaşabilir. En çok sağlık çalışanları risk altındadır&quot; denildi.Kırım Kongo kanamalı ateşinin belirtiler ise şöyle sıralandı; &quot;Kenenin ısırmasından sonra 1-3 gün (en fazla 9 gün) içinde, hastalıklı kana/sıvıya temas sonrası ise 5-6 gün (en fazla 13 gün) içinde başlar. Ani başlayan ateş, şiddetli baş ağrısı, kas ve eklem ağrıları, halsizlik, iştahsızlık, bulantı, kusma, karın ağrısı, ishal şikayetler arasındadır. İlerleyen günlerde ise burun, diş eti, cilt altı kanamaları, idrarda ve dışkıda kan, deride morarma, karaciğer ve böbrek yetmezliği gelişebilir. Geç tanı koyulursa ölüm ihtimali artar. Ne yazık ki tedavi için özel bir ilacı yoktur. Hekim, hastanın durumuna göre tedaviyi düzenler. Bu nedenle hastalıktan korunmak çok önemlidir&quot;Pikniğe/tarlaya giderken uzun kollu kıyafet, pantolon ve çizme/tulum giyilmelidir. Pantolon paçaları çorap içine sokulmalıdır. Kene bulunan yerlerden dönüldüğünde kulak arkası, koltuk altları, kasıklar ve diz arkası dâhil tüm vücut kontrol edilmelidir. Kene varsa keneyi ezmeden, döndürmeden, cımbız veya eldivenle çıkarılmalıdır. Eğer çıkarılamıyorsa en yakın sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Kene çıkarıldıktan sonra o bölge antiseptikle (kolonya örneğin) temizlenmelidir.Kenelerin üzerine sigara basmak, kolonya veya gaz yağı gibi maddeler dökmek; kenenin kasılmasına ve taşıdığı mikropları vücuda aktarmasına neden olabileceğinden, bu tür uygulamalardan kesinlikle kaçınılmalıdır. Hayvanların kanıyla veya dokusuyla direkt temastan kaçınılmalıdır. Kene teması sonrasındaki 10 gün içinde ateş, kas ağrısı, kanama gibi şikayetler gelişirse mutlaka en yakın sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Sağlık çalışanına kene teması mutlaka söylenmelidir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/j9_BuFuEuk-Fs_gicVkDQQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:54:12 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Uzmanlardan, kene, uyarısı:, belirtilere, dikkat</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/j9_BuFuEuk-Fs_gicVkDQQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Uzmanlardan kene uyarısı: Bu belirtilere dikkat!"><p>Kırım Kongo kanamalı ateşinin (KKKA), kenelerle veya hasta hayvanlarla temas sonucu bulaşan, ateş ve kanamalarla seyreden, virüsten kaynaklanan bir hastalık. Peki, hastalıktan nasıl korunulur?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sX9c7EgXAUuBQCfo5HcfkA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Erzurum Sağlık İl Müdürlüğü uzmanları; Kırım Kongo kanamalı ateşinin (KKKA), kenelerle veya hasta hayvanlarla temas sonucu bulaşan, ateş ve kanamalarla seyreden, virüsten kaynaklanan bir hastalık olduğunu ifade etti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_rqoROgaNkOQkC0imjrc-g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yapılan açıklamada, Türkiye'de ilk kez 2002 yılında Tokat ve çevresinde görülen bu hastalığın Erzurum'un da içinde yer aldığı bölgede sıkça görüldüğü ifade edilerek, "KKKA, kenelerin görülmeye başlandığı ilkbahar ve yaz aylarında (Nisan-Ekim) daha sık görülür.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Vf7zwvcQ_UiqhVr4wZUIJQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bulaşma kene ısırığıyla en yaygın bulaşma şeklidir. Hasta hayvanlarla temas; Büyükbaş ve küçükbaş hayvanların kanı, eti, idrarı ve vücut sıvıları ile temas sonucunda da bulaş olabilmektedir. İnsandan insana; Hasta kişilerin kanı, idrarı, tükürüğü, kusmuğu veya diğer vücut sıvıları ile korunmasız temas sonucunda bulaşabilir. En çok sağlık çalışanları risk altındadır" denildi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RiaaNqk_SEGo1SrIYq0x_g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kırım Kongo kanamalı ateşinin belirtiler ise şöyle sıralandı; "Kenenin ısırmasından sonra 1-3 gün (en fazla 9 gün) içinde, hastalıklı kana/sıvıya temas sonrası ise 5-6 gün (en fazla 13 gün) içinde başlar. Ani başlayan ateş, şiddetli baş ağrısı, kas ve eklem ağrıları, halsizlik, iştahsızlık, bulantı, kusma, karın ağrısı, ishal şikayetler arasındadır. İlerleyen günlerde ise burun, diş eti, cilt altı kanamaları, idrarda ve dışkıda kan, deride morarma, karaciğer ve böbrek yetmezliği gelişebilir. Geç tanı koyulursa ölüm ihtimali artar. Ne yazık ki tedavi için özel bir ilacı yoktur. Hekim, hastanın durumuna göre tedaviyi düzenler. Bu nedenle hastalıktan korunmak çok önemlidir"</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vtV70T9M70mQrwEyCOxPjg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Pikniğe/tarlaya giderken uzun kollu kıyafet, pantolon ve çizme/tulum giyilmelidir. Pantolon paçaları çorap içine sokulmalıdır. Kene bulunan yerlerden dönüldüğünde kulak arkası, koltuk altları, kasıklar ve diz arkası dâhil tüm vücut kontrol edilmelidir. Kene varsa keneyi ezmeden, döndürmeden, cımbız veya eldivenle çıkarılmalıdır. Eğer çıkarılamıyorsa en yakın sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Kene çıkarıldıktan sonra o bölge antiseptikle (kolonya örneğin) temizlenmelidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/H3pHX9uGEEqXP8rqP0erTw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kenelerin üzerine sigara basmak, kolonya veya gaz yağı gibi maddeler dökmek; kenenin kasılmasına ve taşıdığı mikropları vücuda aktarmasına neden olabileceğinden, bu tür uygulamalardan kesinlikle kaçınılmalıdır. Hayvanların kanıyla veya dokusuyla direkt temastan kaçınılmalıdır. Kene teması sonrasındaki 10 gün içinde ateş, kas ağrısı, kanama gibi şikayetler gelişirse mutlaka en yakın sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Sağlık çalışanına kene teması mutlaka söylenmelidir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Cam şişelerde mikroplastik oranı daha yüksek çıktı</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/cam-siselerde-mikroplastik-orani-daha-yuksek-cikti</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/cam-siselerde-mikroplastik-orani-daha-yuksek-cikti</guid>
<description><![CDATA[ Fransız araştırmacılar, cam şişelerde satılan içeceklerin plastik şişelere kıyasla daha fazla mikroplastik içerdiğini keşfetti. Bulgulara göre bu durum, kapaklardan kaynaklanıyor.Fransa’nın gıda güvenliği ajansı ANSES’in yayımladığı yeni bir araştırmaya göre, cam şişelerde satılan içecekler (su, gazlı içecekler ve alkol de dahil) plastik şişelere kıyasla daha fazla mikroplastik içeriyor.  Bu şaşırtıcı bulgu, mikroplastiklerin yayılımı üzerine yapılan çalışmalara önemli bir katkı olabilir. Mikroskobik ve genellikle görünmeyen bu plastik parçacıklar, soluduğumuz havadan yediğimiz yiyeceklere ve hatta insan vücudunun çeşitli bölgelerine kadar her yerde tespit ediliyor. Mikroplastiklerin insan sağlığına doğrudan zarar verdiğine dair kesin bir kanıt henüz yok, ancak bu konudaki araştırmalar hız kazanıyor.LİTRE BAŞINA 100 PARÇACIKAFP’ye konuşan ANSES araştırma direktörü Guillaume Duflos, araştırma kapsamında Fransa’da satılan farklı içeceklerdeki mikroplastik miktarlarını ve bu miktarın kullanılan şişe türüne göre nasıl değiştiğini incelediklerini belirtti. Elde edilen sonuçlara göre, cam şişelerde satılan gazlı içecekler, limonatalar, buzlu çaylar ve biralarda litre başına ortalama 100 mikroplastik parçacık bulundu. Bu oran, plastik şişe veya metal kutulardaki miktarın 5 ila 50 katı arasında. &quot;Tam tersi bir sonuç bekliyorduk&quot; diyen doktora öğrencisi Iseline Chaib, çıkan parçacıkların camdan değil, şişe kapaklarının dış yüzeyindeki boyadan kaynaklandığını fark ettiklerini aktardı. Bu boyaların renginin, şeklinin ve polimer yapısının örneklerdeki mikroplastiklerle birebir örtüştüğü belirtildi. ANSES’e göre, şişe kapaklarında gözle görülmeyen minik çizikler oluşuyor ve bu da sürtünmeden kaynaklı olarak mikroplastiklerin şişe kapağı yüzeyine yayılmasına neden oluyor.SU DAHA AZ ETKİLENMİŞSularda ise tüm şişe türlerinde mikroplastik oranı görece düşük çıktı. Cam şişede litre başına 4.5, plastik şişede ise sadece 1.6 parçacık tespit edildi. Ancak gazlı içeceklerde litre başına 30 mikroplastik, limonatalarda 40, birada ise 60 parçacık bulundu.MİKROPLASTİKLER ZARARLI MI?ANSES, şu anda mikroplastiklerin insanlar için ne kadarının toksik olduğunu gösteren kesin bir referans bulunmadığını belirtiyor. Bu yüzden açıklanan oranların sağlık açısından risk oluşturup oluşturmadığını söylemek zor. Ancak iyi haber şu ki içecek üreticileri bu kirliliği azaltmak için şişe kapaklarında basit temizlik yöntemleri uygulayabilir. Kurumun denediği bir yöntem, kapakların önce hava üflenerek, ardından su ve alkolle temizlenmesini içeriyordu. Yöntem mikroplastik bulaşmasını yüzde 60 oranında azalttı. Araştırmadan elde edilen bulgular hakemli bilimsel dergi Journal of Food Composition and Analysis’te yayınlanan bir makalede sunuldu.  ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VzG32JeTuEO-_lgGV_eT5w.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:54:11 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Cam, şişelerde, mikroplastik, oranı, daha, yüksek, çıktı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VzG32JeTuEO-_lgGV_eT5w.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both&ampv=20250624152134448" class="type:primaryImage" alt="Cam şişelerde mikroplastik oranı daha yüksek çıktı"><p>Fransız araştırmacılar, cam şişelerde satılan içeceklerin plastik şişelere kıyasla daha fazla mikroplastik içerdiğini keşfetti. Bulgulara göre bu durum, kapaklardan kaynaklanıyor.</p><p>Fransa’nın gıda güvenliği ajansı ANSES’in yayımladığı yeni bir araştırmaya göre, cam şişelerde satılan içecekler (su, gazlı içecekler ve alkol de dahil) plastik şişelere kıyasla daha fazla mikroplastik içeriyor.  Bu şaşırtıcı bulgu, mikroplastiklerin yayılımı üzerine yapılan çalışmalara önemli bir katkı olabilir. </p><p>Mikroskobik ve genellikle görünmeyen bu plastik parçacıklar, soluduğumuz havadan yediğimiz yiyeceklere ve hatta insan vücudunun çeşitli bölgelerine kadar her yerde tespit ediliyor. Mikroplastiklerin insan sağlığına doğrudan zarar verdiğine dair kesin bir kanıt henüz yok, ancak bu konudaki araştırmalar hız kazanıyor.</p><h3>LİTRE BAŞINA 100 PARÇACIK</h3><p>AFP’ye konuşan ANSES araştırma direktörü Guillaume Duflos, araştırma kapsamında Fransa’da satılan farklı içeceklerdeki mikroplastik miktarlarını ve bu miktarın kullanılan şişe türüne göre nasıl değiştiğini incelediklerini belirtti. </p><p>Elde edilen sonuçlara göre, cam şişelerde satılan gazlı içecekler, limonatalar, buzlu çaylar ve biralarda litre başına ortalama 100 mikroplastik parçacık bulundu. Bu oran, plastik şişe veya metal kutulardaki miktarın 5 ila 50 katı arasında. </p><p>"Tam tersi bir sonuç bekliyorduk" diyen doktora öğrencisi Iseline Chaib, çıkan parçacıkların camdan değil, şişe kapaklarının dış yüzeyindeki boyadan kaynaklandığını fark ettiklerini aktardı. Bu boyaların renginin, şeklinin ve polimer yapısının örneklerdeki mikroplastiklerle birebir örtüştüğü belirtildi. </p><p>ANSES’e göre, şişe kapaklarında gözle görülmeyen minik çizikler oluşuyor ve bu da sürtünmeden kaynaklı olarak mikroplastiklerin şişe kapağı yüzeyine yayılmasına neden oluyor.</p><h3>SU DAHA AZ ETKİLENMİŞ</h3><p>Sularda ise tüm şişe türlerinde mikroplastik oranı görece düşük çıktı. Cam şişede litre başına 4.5, plastik şişede ise sadece 1.6 parçacık tespit edildi. </p><p>Ancak gazlı içeceklerde litre başına 30 mikroplastik, limonatalarda 40, birada ise 60 parçacık bulundu.</p><h3>MİKROPLASTİKLER ZARARLI MI?</h3><p>ANSES, şu anda mikroplastiklerin insanlar için ne kadarının toksik olduğunu gösteren kesin bir referans bulunmadığını belirtiyor. Bu yüzden açıklanan oranların sağlık açısından risk oluşturup oluşturmadığını söylemek zor. </p><p>Ancak iyi haber şu ki içecek üreticileri bu kirliliği azaltmak için şişe kapaklarında basit temizlik yöntemleri uygulayabilir. Kurumun denediği bir yöntem, kapakların önce hava üflenerek, ardından su ve alkolle temizlenmesini içeriyordu. Yöntem mikroplastik bulaşmasını yüzde 60 oranında azalttı. </p><p>Araştırmadan elde edilen bulgular hakemli bilimsel dergi Journal of Food Composition and Analysis’te yayınlanan bir makalede sunuldu. </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>&amp;quot;Sağlıkta yeni dönem&amp;quot;: TBMM&amp;apos;ye sunuldu</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/saglikta-yeni-doenem-tbmmye-sunuldu</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/saglikta-yeni-doenem-tbmmye-sunuldu</guid>
<description><![CDATA[ Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, &quot;Bugün tarihi bir gün&quot; diyerek TBMM&#039;ye sunulacak yasa değişikliği teklifiyle sağlık sisteminde yapılacak değişiklikleri açıkladı.Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, sosyal medya hesabından TBMM&#039;ye sunulacak sağlık sistemine ilişkin yeni yasa değişikliği teklifinin ayrıntılarını paylaştı.  Memişoğlu, &quot;Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulan yasa değişikliği teklifi ile sağlıkta yeni bir dönemin kapıları aralanacak. Çok kısa bir süre içinde yeni bir dönem başlayacak. Sağlık sistemimizi ileri taşıyacak bir dizi köklü değişiklik hayata geçirilecek.&quot; dedi.   İşte yapılması planlanan değişiklikler:﻿Organ bağışında dijital başvuru imkânının sunulduğu ve bağışçı kararının esas alındığı yeni bir yapıya kavuşulacak.  Özel hastane kadrosunda çalışan hekimlerin iki sağlık kuruluşunda hizmet sunabilmesi mümkün olacak. Kazançları hem kıdem tazminatlarına hem de emeklilik kazanımlarına yansıyacak.  Sağlık hizmetleri yeni sağlık meslek tanımlarıyla güçlendirilecek ve optisyenlerin meslek örgütleri aktif hâle getirilecek.  Tıbbi işlem ve uygulamalar için hasta ve hasta yakınlarının onayı artık dijital ortamda alınabilecek. Onay süreçleri daha pratik biçimde tamamlanarak acil vakalarda ve uzaktan sağlık hizmeti sunumunda kolaylık sağlanacak.  İlaç tedarik zinciri ve tıbbi cihaz alanlarında denetimler artırılarak bir dizi yeni güvenlik adımı hayata geçirilecek.  Özel sağlık kurum ve kuruluşlarının tanıtım ve bilgilendirme faaliyetleri daha sıkı biçimde takip edilecek. Aldatıcı ve yanıltıcı tanıtım/reklam faaliyetlerinde bulunarak ticari kazanç elde etmek isteyenlere geçit verilmeyecek.  Sürdürülebilir ve kontrollü üretim modeliyle tıbbi kenevirden elde edilen ilaçların, özel tıbbi amaçlı gıdaların ve kişisel bakım ürünlerinin üretimi ve satışı daha sıkı kurallara bağlanacak. Ruhsatlandırma ve takip işlemleri yalnızca Bakanlığımızca yürütülecek. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AXMRnw9BZ0eHY3oJfYa_vw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:54:11 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sağlıkta, yeni, dönem:, TBMMye, sunuldu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AXMRnw9BZ0eHY3oJfYa_vw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Sağlıkta yeni dönem"><p>Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, "Bugün tarihi bir gün" diyerek TBMM'ye sunulacak yasa değişikliği teklifiyle sağlık sisteminde yapılacak değişiklikleri açıkladı.</p><p>Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, sosyal medya hesabından TBMM'ye sunulacak sağlık sistemine ilişkin yeni yasa değişikliği teklifinin ayrıntılarını paylaştı.  Memişoğlu, "Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulan yasa değişikliği teklifi ile sağlıkta yeni bir dönemin kapıları aralanacak. Çok kısa bir süre içinde yeni bir dönem başlayacak. Sağlık sistemimizi ileri taşıyacak bir dizi köklü değişiklik hayata geçirilecek." dedi.   <strong>İşte yapılması planlanan değişiklikler:</strong></p><p><span data-mce-bogus="1">﻿Organ bağışında dijital başvuru imkânının sunulduğu ve bağışçı kararının esas alındığı yeni bir yapıya kavuşulacak.  Özel hastane kadrosunda çalışan hekimlerin iki sağlık kuruluşunda hizmet sunabilmesi mümkün olacak. Kazançları hem kıdem tazminatlarına hem de emeklilik kazanımlarına yansıyacak.  Sağlık hizmetleri yeni sağlık meslek tanımlarıyla güçlendirilecek ve optisyenlerin meslek örgütleri aktif hâle getirilecek.  Tıbbi işlem ve uygulamalar için hasta ve hasta yakınlarının onayı artık dijital ortamda alınabilecek. Onay süreçleri daha pratik biçimde tamamlanarak acil vakalarda ve uzaktan sağlık hizmeti sunumunda kolaylık sağlanacak.  İlaç tedarik zinciri ve tıbbi cihaz alanlarında denetimler artırılarak bir dizi yeni güvenlik adımı hayata geçirilecek.  Özel sağlık kurum ve kuruluşlarının tanıtım ve bilgilendirme faaliyetleri daha sıkı biçimde takip edilecek. Aldatıcı ve yanıltıcı tanıtım/reklam faaliyetlerinde bulunarak ticari kazanç elde etmek isteyenlere geçit verilmeyecek.  Sürdürülebilir ve kontrollü üretim modeliyle tıbbi kenevirden elde edilen ilaçların, özel tıbbi amaçlı gıdaların ve kişisel bakım ürünlerinin üretimi ve satışı daha sıkı kurallara bağlanacak. Ruhsatlandırma ve takip işlemleri yalnızca Bakanlığımızca yürütülecek.</span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Mide kanserinin 5 erken belirtisi: Sabahları ortaya çıkıyor</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/mide-kanserinin-5-erken-belirtisi-sabahlari-ortaya-cikiyor</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/mide-kanserinin-5-erken-belirtisi-sabahlari-ortaya-cikiyor</guid>
<description><![CDATA[ Mide kanserinin en erken belirtilerinden biri, özellikle sabahları mide bölgesinde ağrı veya rahatsızlık olabilir. Donuk bir ağrıyla (sürekli) veya üst karnınızda yanma hissiyle uyanabilirsiniz. Bu ağrı bazen hazımsızlık veya mide ekşimesi gibi hissedilebilir. İşte mide kanserinin erken belirtileriMide kanseri olarak da bilinen mide kanseri, mide astarında gelişen kötü huylu bir tümördür. Mide kanserlerinin çoğu, midenin iç astarındaki hücrelerde başlayan adenokarsinomlardır. Bu rahatsızlık tüm kanserler gibi bir nebze tedavi edilebilir olsa da, genellikle erken evrelerde teşhis edilmez ve tespit edildiğinde genellikle çok geçtir. Ancak, özellikle ailenizde kanser varsa, dikkat etmeniz gereken bazı temel belirtiler vardır. İşte sabahları ortaya çıkabilen mide kanserinin 5 belirtisi, ancak bunlar hastalığa özgü değildir...Mide kanserinin en erken belirtilerinden biri, özellikle sabahları mide bölgesinde ağrı veya rahatsızlık olabilir. Donuk bir ağrı (sürekli) veya üst karnınızda yanma hissi ile uyanabilirsiniz. Bu ağrı bazen hazımsızlık veya mide ekşimesi gibi hissedilebilir, ancak normal ilaçlarla geçmez.Ağrı, tümörün veya kanserli büyümenin mide astarını tahriş etmesi nedeniyle oluşur. Sabahları, mideniz boşken, bu rahatsızlık daha güçlü hissedilebilir. Haftalarca süren her sabah inatçı mide ağrısı fark ederseniz, bir doktora görünmeniz önemlidir.Mide bulantısı ve kusma, birçok mide sorununun yaygın belirtileridir, ancak sabahları düzenli olarak hasta hissediyorsanız veya kusuyorsanız, bu mide kanserinin bir uyarı işareti olabilir. Bunun nedeni, tümörün yiyeceklerin geçişini tıkaması veya yavaşlatması, tokluk hissi ve mide bulantısına neden olmasıdır.Sabah kusması, midede gece boyunca asit birikmesiyle de bağlantılı olabilir. Kusmukta kan veya koyu kahve telvesi benzeri bir madde görürseniz, mümkün olan en kısa sürede bir doktora danışın.Sabah aç hissetmiyorsanız veya az miktarda yedikten sonra çok çabuk doyuyorsanız (veya yedikten sonra kusuyorsanız), bu mide kanseri belirtisi olabilir. Tümör, midenizin nasıl esnediğini ve yiyecekleri nasıl boşalttığını etkileyerek, normalden daha erken doymanızı sağlayabilir.Bu iştahsızlık genellikle çaba sarf etmeden kilo kaybına yol açar. Sabah daha az yediğinizi ve herhangi bir açık neden olmadan kilo verdiğinizi fark ederseniz, bir sağlık uzmanına görünmeniz önemlidir.Mide kanseri olan birçok kişi, özellikle vücudun oruç tuttuğu sabahın erken saatlerinde kilo kaybı ve halsizlik yaşar. Bunun nedeni, kanserin vücudunuzun besinleri düzgün bir şekilde emme yeteneğini etkilemesidir.
Eğer zayıf veya yorgun hissederek uyanırsanız ve kıyafetlerinizin bollaştığını veya vücudunuzun diyet yapmadan daha ince olduğunu fark ederseniz, bu mide kanseri belirtisi olabilir. Hızlı ve açıklama yapılmadan gerçekleşen kilo kaybı asla göz ardı edilmemelidir.Dikkat etmeniz gereken bir diğer önemli işaret dışkınızda kan olması veya çok koyu veya katran gibi görünen dışkıdır. Bu, tümör mide içinde kanarsa olabilir. Bazen bu kanama çıplak gözle görülemez ancak dışkının siyaha dönmesine neden olabilir. Ancak bu belirtileri göz ardı etmemeniz önemlidir.Bunu sabah tuvalete ilk gittiğinizde daha fazla fark edebilirsiniz. Kan veya koyu renkli dışkı görürseniz, acil tıbbi müdahale gerektiren ciddi bir işarettir.Bu bilgiler internet araştırmalarına dayanmaktadır ve yalnızca genel bilgi amaçlıdır. Profesyonel tıbbi tavsiyenin yerine geçmemelidir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yrV78dSUDU6t9EW5Bc_FPg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:54:11 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Mide, kanserinin, erken, belirtisi:, Sabahları, ortaya, çıkıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yrV78dSUDU6t9EW5Bc_FPg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Mide kanserinin 5 erken belirtisi: Sabahları ortaya çıkıyor"><p>Mide kanserinin en erken belirtilerinden biri, özellikle sabahları mide bölgesinde ağrı veya rahatsızlık olabilir. Donuk bir ağrıyla (sürekli) veya üst karnınızda yanma hissiyle uyanabilirsiniz. Bu ağrı bazen hazımsızlık veya mide ekşimesi gibi hissedilebilir. İşte mide kanserinin erken belirtileri</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bmEadSwKjU2RfdTv6c0onQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mide kanseri olarak da bilinen mide kanseri, mide astarında gelişen kötü huylu bir tümördür. Mide kanserlerinin çoğu, midenin iç astarındaki hücrelerde başlayan adenokarsinomlardır. Bu rahatsızlık tüm kanserler gibi bir nebze tedavi edilebilir olsa da, genellikle erken evrelerde teşhis edilmez ve tespit edildiğinde genellikle çok geçtir. Ancak, özellikle ailenizde kanser varsa, dikkat etmeniz gereken bazı temel belirtiler vardır. İşte sabahları ortaya çıkabilen mide kanserinin 5 belirtisi, ancak bunlar hastalığa özgü değildir...</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2ovd5kN6J0eVEDUJMN5AjQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mide kanserinin en erken belirtilerinden biri, özellikle sabahları mide bölgesinde ağrı veya rahatsızlık olabilir. Donuk bir ağrı (sürekli) veya üst karnınızda yanma hissi ile uyanabilirsiniz. Bu ağrı bazen hazımsızlık veya mide ekşimesi gibi hissedilebilir, ancak normal ilaçlarla geçmez.Ağrı, tümörün veya kanserli büyümenin mide astarını tahriş etmesi nedeniyle oluşur. Sabahları, mideniz boşken, bu rahatsızlık daha güçlü hissedilebilir. Haftalarca süren her sabah inatçı mide ağrısı fark ederseniz, bir doktora görünmeniz önemlidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/msLy_ryavEiuVpoq_WSjFQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mide bulantısı ve kusma, birçok mide sorununun yaygın belirtileridir, ancak sabahları düzenli olarak hasta hissediyorsanız veya kusuyorsanız, bu mide kanserinin bir uyarı işareti olabilir. Bunun nedeni, tümörün yiyeceklerin geçişini tıkaması veya yavaşlatması, tokluk hissi ve mide bulantısına neden olmasıdır.Sabah kusması, midede gece boyunca asit birikmesiyle de bağlantılı olabilir. Kusmukta kan veya koyu kahve telvesi benzeri bir madde görürseniz, mümkün olan en kısa sürede bir doktora danışın.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/E3Bsfh9K0kmOqQA_X17vHA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sabah aç hissetmiyorsanız veya az miktarda yedikten sonra çok çabuk doyuyorsanız (veya yedikten sonra kusuyorsanız), bu mide kanseri belirtisi olabilir. Tümör, midenizin nasıl esnediğini ve yiyecekleri nasıl boşalttığını etkileyerek, normalden daha erken doymanızı sağlayabilir.Bu iştahsızlık genellikle çaba sarf etmeden kilo kaybına yol açar. Sabah daha az yediğinizi ve herhangi bir açık neden olmadan kilo verdiğinizi fark ederseniz, bir sağlık uzmanına görünmeniz önemlidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4SOaw-mzB02J1XJ_ML_1fg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mide kanseri olan birçok kişi, özellikle vücudun oruç tuttuğu sabahın erken saatlerinde kilo kaybı ve halsizlik yaşar. Bunun nedeni, kanserin vücudunuzun besinleri düzgün bir şekilde emme yeteneğini etkilemesidir.
Eğer zayıf veya yorgun hissederek uyanırsanız ve kıyafetlerinizin bollaştığını veya vücudunuzun diyet yapmadan daha ince olduğunu fark ederseniz, bu mide kanseri belirtisi olabilir. Hızlı ve açıklama yapılmadan gerçekleşen kilo kaybı asla göz ardı edilmemelidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/p1-EHrgUTUapSkIkOit1Ig.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dikkat etmeniz gereken bir diğer önemli işaret dışkınızda kan olması veya çok koyu veya katran gibi görünen dışkıdır. Bu, tümör mide içinde kanarsa olabilir. Bazen bu kanama çıplak gözle görülemez ancak dışkının siyaha dönmesine neden olabilir. Ancak bu belirtileri göz ardı etmemeniz önemlidir.Bunu sabah tuvalete ilk gittiğinizde daha fazla fark edebilirsiniz. Kan veya koyu renkli dışkı görürseniz, acil tıbbi müdahale gerektiren ciddi bir işarettir.Bu bilgiler internet araştırmalarına dayanmaktadır ve yalnızca genel bilgi amaçlıdır. Profesyonel tıbbi tavsiyenin yerine geçmemelidir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Zayıflama çaylarına dikkat! Artık marketlerde satılmayacak</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/zayiflama-caylarina-dikkat-artik-marketlerde-satilmayacak</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/zayiflama-caylarina-dikkat-artik-marketlerde-satilmayacak</guid>
<description><![CDATA[ Zayıflamak için tüketilen bitkisel çayların neden olduğu rahatsızlıklardan dolayı Sağlık Bakanlığı harekete geçti. Artık diyet çayları marketlerde satılmayacak. Haber: Sena Kiper SıtacıBilinçsizce kullanılan diyet çaylar aslında hiç de masum değil.  Aksaray&#039;da 24 yaşındaki bir kadın zayıflamak için içtiği bitki çaylarından dolayı karaciğer yetmezliği nedeniyle komaya girdi. Bu durum Sağlık Bakanlığı&#039;nı harekete geçirdi.ARTIK MARKETLERDE SATIŞI YASAKLANACAK  Daha hızlı zayıflamak amacıyla kullanılan diyet çayları artık marketlerde satılmayacak. TBMM&#039;ye sunulacak yasa değişikliği teklifiyle diyet çayları sadece eczanelerde satılabilecek.   Bakanlık onaylı ürünlerin eczanelerde satıldığını belirten eczacılar, kulaktan dolma bilgilerle hareket edilmemesi gerektiğini vurguluyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/b2_42wdmBU2JCDDfg6QqDw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:54:10 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Zayıflama, çaylarına, dikkat, Artık, marketlerde, satılmayacak</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/b2_42wdmBU2JCDDfg6QqDw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Zayıflama çaylarına dikkat!"><p>Zayıflamak için tüketilen bitkisel çayların neden olduğu rahatsızlıklardan dolayı Sağlık Bakanlığı harekete geçti. Artık diyet çayları marketlerde satılmayacak. Haber: Sena Kiper Sıtacı</p><p>Bilinçsizce kullanılan diyet çaylar aslında hiç de masum değil.  Aksaray'da 24 yaşındaki bir kadın zayıflamak için içtiği bitki çaylarından dolayı karaciğer yetmezliği nedeniyle komaya girdi. Bu durum Sağlık Bakanlığı'nı harekete geçirdi.</p><p><strong>ARTIK MARKETLERDE SATIŞI YASAKLANACAK</strong>  Daha hızlı zayıflamak amacıyla kullanılan diyet çayları artık marketlerde satılmayacak. TBMM'ye sunulacak yasa değişikliği teklifiyle diyet çayları sadece eczanelerde satılabilecek.   Bakanlık onaylı ürünlerin eczanelerde satıldığını belirten eczacılar, kulaktan dolma bilgilerle hareket edilmemesi gerektiğini vurguluyor.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Beslenme uzmanı &amp;quot;kahvaltıda asla yemeyin&amp;quot; dedi: En sık tüketilen besinlerden biri</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/beslenme-uzmani-kahvaltida-asla-yemeyin-dedi-en-sik-tuketilen-besinlerden-biri</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/beslenme-uzmani-kahvaltida-asla-yemeyin-dedi-en-sik-tuketilen-besinlerden-biri</guid>
<description><![CDATA[ Kahvaltı günün en önemli öğünlerinden biri. Gün boyu enerjik ve zinde olmak için kahvaltıda sağlıklı besinleri tercih etmeniz gerekiyor. Beslenme uzmanları özellikle kahvaltıda tüketilmemesi gereken bazı popüler besinlerin olduğunu söylüyor.Beslenme Uzmanı Nichola Ludlam Raine, sabah kahvaltısında sağlığı olumsuz etkileyen besinlere dikkat çekti. Ludlam Raine, özellikle çikolatalı krema gibi yüksek şeker ve yağ içeren sürme ürünlerinin, kahvaltının faydasını azaltan en büyük yanlışlardan biri olduğunu açıkladı.Uzman, İngilizlerin en çok tercih ettiği kahvaltılıkların sağlıksız içeriklere sahip olduğunu vurgulayarak, beyaz tost ve işlenmiş tahıllı gevreklerin yüksek oranda şeker ve düşük lif barındırdığını belirtti. Örneğin, bir kase işlenmiş mısır gevreğinde 14 çay kaşığı şeker, pastırmalı sandviçte ise 16 gram yağ bulunabiliyor.Nichola Ludlam Raine, kahvaltı seçimlerinde lif, protein ve düşük glisemik indeksli (GI) ürünlere yönelmenin önemine dikkat çekti. “Tereyağlı beyaz ekmek veya şekerli sürmeler yerine, ekşi mayalı veya tam buğday ekmeği tercih edin. Sağlıklı yağ ve protein için fındık ezmesi ekleyin, şeker oranı düşük ve yüksek meyve içeren reçelleri seçin,” diye önerdi.Uzman ayrıca, muz ve çilek gibi taze meyvelerle zenginleştirilmiş kahvaltıların tokluk süresini uzatacağını, enerji ve konsantrasyonu artıracağını belirtti. “Hastalarıma her zaman karışık tohumlardan oluşan bir ‘çeşitlilik kavanozu’ bulundurmalarını tavsiye ediyorum. Bu, tost, yoğurt ve yulaf lapası gibi kahvaltılara kolayca eklenebilir,” dedi.Araştırmalar, İngilizlerin yüzde 31’inin halen tam İngiliz kahvaltısını tercih ettiğini, ancak yüzde 32’sinin kahvaltı seçimleri konusunda zaman zaman suçluluk duyduğunu ortaya koydu. Dahası, dörtte biri kahvaltının sağlık açısından iyi olup olmadığını nadiren düşünüyor; kolaylık ve alışkanlık öncelikli tercihler olarak öne çıkıyor.Nichola Ludlam Raine, kahvaltının tamamen vazgeçilmesi gerekmediğini, ancak daha sağlıklı alternatiflerle uyarlanması gerektiğini söyledi. “Sosis yerine tavuk veya ızgara yumurta, domates, mantar ve sotelenmiş ıspanak ekleyin. Tam tahıllı ekmek kullanın, tuzu ve şekeri azaltılmış pişmiş fasulyeyi tercih edin,” diye ekledi.Uzman, kahvaltıda yavaş ve bilinçli yemek yemenin sindirim ve tokluk sinyallerinin algılanması için kritik olduğunu vurguladı. “Çok hızlı yemek, sindirimi zorlaştırır, kısa sürede yorgunluk ve aşırı yemeğe neden olabilir,” dedi.Araştırmada, yetişkinlerin yüzde 85’i sağlıklı kahvaltının önemini kabul ederken, sadece yüzde 48’i düzenli olarak sağlıklı kahvaltı yaptığını belirtti. Ayrıca, yüzde 53’ünün haftada birkaç kez işlenmiş ve ultra işlenmiş gıdalar tükettiği ortaya çıktı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6664O2LycUOjl9VBHDOk9Q.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:54:10 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Beslenme, uzmanı, kahvaltıda, asla, yemeyin, dedi:, sık, tüketilen, besinlerden, biri</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6664O2LycUOjl9VBHDOk9Q.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Beslenme uzmanı " kahvalt asla yemeyin dedi: en s t besinlerden biri><p>Kahvaltı günün en önemli öğünlerinden biri. Gün boyu enerjik ve zinde olmak için kahvaltıda sağlıklı besinleri tercih etmeniz gerekiyor. Beslenme uzmanları özellikle kahvaltıda tüketilmemesi gereken bazı popüler besinlerin olduğunu söylüyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gP9e22F2yke6Ge1yp0q82Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Beslenme Uzmanı Nichola Ludlam Raine, sabah kahvaltısında sağlığı olumsuz etkileyen besinlere dikkat çekti. Ludlam Raine, özellikle çikolatalı krema gibi yüksek şeker ve yağ içeren sürme ürünlerinin, kahvaltının faydasını azaltan en büyük yanlışlardan biri olduğunu açıkladı.Uzman, İngilizlerin en çok tercih ettiği kahvaltılıkların sağlıksız içeriklere sahip olduğunu vurgulayarak, beyaz tost ve işlenmiş tahıllı gevreklerin yüksek oranda şeker ve düşük lif barındırdığını belirtti. Örneğin, bir kase işlenmiş mısır gevreğinde 14 çay kaşığı şeker, pastırmalı sandviçte ise 16 gram yağ bulunabiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yn7SIPcNzEi0Cf6a_0lfrA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Nichola Ludlam Raine, kahvaltı seçimlerinde lif, protein ve düşük glisemik indeksli (GI) ürünlere yönelmenin önemine dikkat çekti. “Tereyağlı beyaz ekmek veya şekerli sürmeler yerine, ekşi mayalı veya tam buğday ekmeği tercih edin. Sağlıklı yağ ve protein için fındık ezmesi ekleyin, şeker oranı düşük ve yüksek meyve içeren reçelleri seçin,” diye önerdi.Uzman ayrıca, muz ve çilek gibi taze meyvelerle zenginleştirilmiş kahvaltıların tokluk süresini uzatacağını, enerji ve konsantrasyonu artıracağını belirtti. “Hastalarıma her zaman karışık tohumlardan oluşan bir ‘çeşitlilik kavanozu’ bulundurmalarını tavsiye ediyorum. Bu, tost, yoğurt ve yulaf lapası gibi kahvaltılara kolayca eklenebilir,” dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zHtHXJDSD0OqMNxDqmdBJw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırmalar, İngilizlerin yüzde 31’inin halen tam İngiliz kahvaltısını tercih ettiğini, ancak yüzde 32’sinin kahvaltı seçimleri konusunda zaman zaman suçluluk duyduğunu ortaya koydu. Dahası, dörtte biri kahvaltının sağlık açısından iyi olup olmadığını nadiren düşünüyor; kolaylık ve alışkanlık öncelikli tercihler olarak öne çıkıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dw80d5OOB0K2Gxtnmtgvhg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Nichola Ludlam Raine, kahvaltının tamamen vazgeçilmesi gerekmediğini, ancak daha sağlıklı alternatiflerle uyarlanması gerektiğini söyledi. “Sosis yerine tavuk veya ızgara yumurta, domates, mantar ve sotelenmiş ıspanak ekleyin. Tam tahıllı ekmek kullanın, tuzu ve şekeri azaltılmış pişmiş fasulyeyi tercih edin,” diye ekledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rP7mTaj-3E-PFDK3WtQh4A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzman, kahvaltıda yavaş ve bilinçli yemek yemenin sindirim ve tokluk sinyallerinin algılanması için kritik olduğunu vurguladı. “Çok hızlı yemek, sindirimi zorlaştırır, kısa sürede yorgunluk ve aşırı yemeğe neden olabilir,” dedi.Araştırmada, yetişkinlerin yüzde 85’i sağlıklı kahvaltının önemini kabul ederken, sadece yüzde 48’i düzenli olarak sağlıklı kahvaltı yaptığını belirtti. Ayrıca, yüzde 53’ünün haftada birkaç kez işlenmiş ve ultra işlenmiş gıdalar tükettiği ortaya çıktı.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Smoothieler mi, meyve suyu mu: Hangisi daha sağlıklı?</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/smoothieler-mi-meyve-suyu-mu-hangisi-daha-saglikli</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/smoothieler-mi-meyve-suyu-mu-hangisi-daha-saglikli</guid>
<description><![CDATA[ Günlük beslenmede sıkça tercih edilen smoothieler ve meyve suları arasında dikkat çeken farklar bulunuyor. Uzmanlara göre, lif oranı, şeker emilimi, tokluk süresi ve sindirim sağlığı, tercih yaparken kritik rol oynuyor.Bütün meyve ve sebzelerden hazırlanan smoothieler, posa, kabuk, çekirdek ve lifleri koruduğu için sindirimi kolaylaştırıyor. Kan şekerinin dengelenmesine katkı sağlıyor, bağırsak sağlığını koruyor. Buna karşılık meyve suları, işlem sırasında lifinin büyük kısmını kaybederek yalnızca sıvı şeker sunuyor.Lifsiz meyve suları, şekerin kana hızlı karışmasına neden oluyor, ani kan şekeri yükselmelerine ve enerji düşüşlerine yol açabiliyor. Smoothieler ise lif, protein ve sağlıklı yağlarla şekerin kana daha dengeli şekilde salınmasını sağlıyor.Avrupa Klinik Beslenme Dergisi’nde 2025’te yayımlanan bir araştırmaya göre, çekirdekli smoothieler, kan şekerinin kontrolünde bütün meyvelere göre %57’ye kadar daha iyi performans gösterdi.Meyve suları, vitamin, mineral ve antioksidanlarda yoğun bir içerik sunarken, lif eksikliği bu bileşenlerin etkisini azaltabiliyor. Smoothieler ise hem antioksidanlara hem de liflere yer vererek, sindirimin yanında metabolik sağlığa da katkıda bulunuyor.TOKLUK ETKİSİYoğun dokusu, protein ve lifle zenginleştirilebilmesi sayesinde smoothieler, öğün yerine tercih edilebilecek kadar doyurucu olabiliyor. Meyve suları ise düşük tokluk etkisiyle sıkça açlık ve şeker krizlerine neden olabiliyor.DİŞ SAĞLIĞIAsidik ve şekerli meyve suları, diş minesine zarar verip çürüklere zemin hazırlayabilir. Smoothielerdeki lif, çiğneme refleksini tetikleyip tükürük üretimini artırarak dişlerin korunmasına katkıda bulunabilir.Evde hazırlanan smoothieler bütçe dostu ve kişiselleştirilebilir bir alternatif sunarken, hazır meyve suları genelde şişe başı 5–9 dolar seviyesinde, özellikle de soğuk sıkım tercih edilirse, maliyetli hale geliyor.Beslenme uzmanlarına göre, smoothieler genellikle sindirime, tokluğa, metabolizmaya ve enerjiye katkıda bulunacak şekilde hazırlanabildiği için günlük tüketimde tercih edilmeli.
Meyve suları ise hızlı bir vitamin ve mineral takviyesi gerektiğinde, tercihen düşük şekerli ve sebze bazlı seçeneklerle tercih edilmeli.Smoothieler: Lif, protein ve sağlıklı yağlarla dengeli, sindirime ve kan şekerine iyi gelir.Meyve Suları: Hızlı vitamin desteği sunabilir, ancak şeker oranı genelde yüksektir.Uzmanların Tavsiyesi: Günlük tercih smoothielerden yana, meyve suları ise ara sıra iyi bir takviye olabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1dM2YZd62UW59D8xyqxUvg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:54:10 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Smoothieler, mi, meyve, suyu, mu:, Hangisi, daha, sağlıklı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1dM2YZd62UW59D8xyqxUvg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Smoothieler mi, meyve suyu mu: Hangisi daha sağlıklı?"><p>Günlük beslenmede sıkça tercih edilen smoothieler ve meyve suları arasında dikkat çeken farklar bulunuyor. Uzmanlara göre, lif oranı, şeker emilimi, tokluk süresi ve sindirim sağlığı, tercih yaparken kritik rol oynuyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Iugu44MAQE2w9CrKkWt_ug.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bütün meyve ve sebzelerden hazırlanan smoothieler, posa, kabuk, çekirdek ve lifleri koruduğu için sindirimi kolaylaştırıyor. Kan şekerinin dengelenmesine katkı sağlıyor, bağırsak sağlığını koruyor. Buna karşılık meyve suları, işlem sırasında lifinin büyük kısmını kaybederek yalnızca sıvı şeker sunuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/l00waiYnwUuEdq_E7U8qjA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Lifsiz meyve suları, şekerin kana hızlı karışmasına neden oluyor, ani kan şekeri yükselmelerine ve enerji düşüşlerine yol açabiliyor. Smoothieler ise lif, protein ve sağlıklı yağlarla şekerin kana daha dengeli şekilde salınmasını sağlıyor.Avrupa Klinik Beslenme Dergisi’nde 2025’te yayımlanan bir araştırmaya göre, çekirdekli smoothieler, kan şekerinin kontrolünde bütün meyvelere göre %57’ye kadar daha iyi performans gösterdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QcS8xptETEmUF_vDyZ0k8A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Meyve suları, vitamin, mineral ve antioksidanlarda yoğun bir içerik sunarken, lif eksikliği bu bileşenlerin etkisini azaltabiliyor. Smoothieler ise hem antioksidanlara hem de liflere yer vererek, sindirimin yanında metabolik sağlığa da katkıda bulunuyor.TOKLUK ETKİSİYoğun dokusu, protein ve lifle zenginleştirilebilmesi sayesinde smoothieler, öğün yerine tercih edilebilecek kadar doyurucu olabiliyor. Meyve suları ise düşük tokluk etkisiyle sıkça açlık ve şeker krizlerine neden olabiliyor.DİŞ SAĞLIĞIAsidik ve şekerli meyve suları, diş minesine zarar verip çürüklere zemin hazırlayabilir. Smoothielerdeki lif, çiğneme refleksini tetikleyip tükürük üretimini artırarak dişlerin korunmasına katkıda bulunabilir.Evde hazırlanan smoothieler bütçe dostu ve kişiselleştirilebilir bir alternatif sunarken, hazır meyve suları genelde şişe başı 5–9 dolar seviyesinde, özellikle de soğuk sıkım tercih edilirse, maliyetli hale geliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4PtFqmmoRkSXzgW4EBy65A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Beslenme uzmanlarına göre, smoothieler genellikle sindirime, tokluğa, metabolizmaya ve enerjiye katkıda bulunacak şekilde hazırlanabildiği için günlük tüketimde tercih edilmeli.
Meyve suları ise hızlı bir vitamin ve mineral takviyesi gerektiğinde, tercihen düşük şekerli ve sebze bazlı seçeneklerle tercih edilmeli.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uluvXjoyoU-CZVtEr1BGng.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Smoothieler: Lif, protein ve sağlıklı yağlarla dengeli, sindirime ve kan şekerine iyi gelir.Meyve Suları: Hızlı vitamin desteği sunabilir, ancak şeker oranı genelde yüksektir.Uzmanların Tavsiyesi: Günlük tercih smoothielerden yana, meyve suları ise ara sıra iyi bir takviye olabilir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sabahları salatalık ve nane suyu içince ne olur? Bilinmeyen etkileri</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/sabahlari-salatalik-ve-nane-suyu-icince-ne-olur-bilinmeyen-etkileri</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/sabahlari-salatalik-ve-nane-suyu-icince-ne-olur-bilinmeyen-etkileri</guid>
<description><![CDATA[ Gününüze salatalık ve nane ile tatlandırılmış suyla başlamak, sağlığınızı canlandırmak için ferahlatıcı ve bilimsel olarak desteklenen bir yol sunar. Bu basit alışkanlık su içmeye yardımcı olur, şişkinliği azaltır ve sindirimi destekler. İşte bilinmeyen faydaları.Sabah rutinleri günün geri kalanını belirler. İster yoga matında bir saat geçirmek, ister koşu bandında birkaç dakika koşmak, hatta detoks suyunuzu karıştırmak olsun &#039;günlük koşuya&#039; hazırlanırken günün geri kalanı için enerji seviyeniz belirlenir.
Tıpkı yarım saatlik tempolu yürüyüşün veya yapılacaklar listenizi not etmenin güne başlamanıza yardımcı olması gibi, gününüze ferahlatıcı bir bardak salatalık ve nane suyuyla başlamak da sadece spa&#039;dan ilham alan bir ritüel değil; şişkinliği hafifletmeye, su ihtiyacınızı gidermeye ve sabahınızı canlandırmaya yardımcı olabilecek, bilime dayanan basit ve keyifli bir alışkanlıktır.Salatalığın nemlendirici özellikleri ve nane&#039;nin sindirim faydalarının birleşimi, bağırsaklarınızı besleyen ve önünüzdeki gün için olumlu bir ton belirleyen güçlü bir tonik oluşturur. Peki, nasıl?Salatalık yaklaşık %95-96 oranında sudan oluşur ve bu da onları doğanın en nemlendirici yiyeceklerinden biri yapar. Gününüze bu infüzyonlu suyla başlamak, uzun bir gece orucundan sonra yeniden su içmenizi sağlar; bu da optimum sindirim için kritik önem taşır. Bu arada, salatalıklar nazik bir doğal diüretik görevi görerek idrar üretimini teşvik eder ve gece boyunca biriken fazla sodyum ve sıvıların atılmasına yardımcı olur. Bu hafif diüretik etki, su tutulmasını ve şişkinlik, şişkinlik hissini azaltmaya yardımcı olur.Nane, özellikle nane ve yeşil nane, geleneksel tıpta sindirim rahatsızlığını yatıştırdığı için kutlanır. Ana bileşeni olan mentol, gastrointestinal sistemdeki düz kasları gevşetir, spazmları hafifletir ve gazı, hazımsızlığı ve şişkinliği giderir. Sabahları nane suyu içmek, bağırsaklarınızı günün yemeklerine hazırlar ve kahvaltıdan sonraki o sıkı, şişkinlik hissini önlemenize yardımcı olur.Hem salatalık hem de nane masaya iltihap giderici ve antioksidan faydalar getirir. Salatalıklar, iltihap azaltıcı etkileri ve böbrek fonksiyonunu desteklemeleriyle bilinen flavonoidler, kukurbitasinler, silika, kuersetin ve C vitamini içerir. Nane, kendi antioksidanlarını ekleyerek bağırsak iltihabının azalmasına ve sindirimin düzenliliğinin artmasına katkıda bulunur. Birlikte, vücudunuzun oksidatif stresi yönetme yeteneğini nazikçe desteklerler, bu da genellikle rahatsızlık ve şişkinliğin altında yatar.Fiziksel faydalarının ötesinde, salatalık-nane suyu yudumlamak daha sağlıklı bir sabah rutini sağlayabilir. Bunun farkındalık ritüeli olmasına izin verin: birkaç derin nefes alın, serin infüzyonun tadını yavaşça çıkarın ve kendinize uykudan aktiviteye yavaşça geçiş izni verin. Bu günlük duraklama zihinsel berraklık oluşturur ve kasıtlı bir ton belirler. Su içmek sadece bir görev olmaktan çıkar; hem vücut hem de zihin için besin haline gelir.Bu sağlıklı yaşam alışkanlığını günlük bir ritüele dönüştürmek güzel ama basittir. Bu sihirli iksirin bir litresi için, ince dilimlenmiş, ekstra lif ve antioksidanlar için kabuğu soyulmuş bir orta boy salatalığa (mümkünse organik) ihtiyacınız olacak. Bir avuç taze nane yaprağı (karabiber veya yeşil nane) ve filtrelenmiş su alın. Ekşi bir tat için her zaman limon veya ekstra lezzet ve sindirim desteği için bir dilim zencefil ekleyebilirsiniz. Sabah içeceğinizi yapmak için sürahiye salatalık dilimleri ve nane yaprakları ekleyin. Soğuk, filtrelenmiş su dökün. En az 2 saat, ideal olarak bir gece boyunca, tatların ve besin maddelerinin emilmesi için üzerini örtün ve buzdolabında bekletin. Sabah, süzün ve gününüzün ilk saati boyunca yavaşça yudumlayın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/asZGxYM8NkulsT_x_hmeEQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:54:10 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sabahları, salatalık, nane, suyu, içince, olur, Bilinmeyen, etkileri</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/asZGxYM8NkulsT_x_hmeEQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Sabahları salatalık ve nane suyu içince ne olur? Bilinmeyen etkileri"><p>Gününüze salatalık ve nane ile tatlandırılmış suyla başlamak, sağlığınızı canlandırmak için ferahlatıcı ve bilimsel olarak desteklenen bir yol sunar. Bu basit alışkanlık su içmeye yardımcı olur, şişkinliği azaltır ve sindirimi destekler. İşte bilinmeyen faydaları.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sPILUMnON0KPm0otIfSLag.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sabah rutinleri günün geri kalanını belirler. İster yoga matında bir saat geçirmek, ister koşu bandında birkaç dakika koşmak, hatta detoks suyunuzu karıştırmak olsun 'günlük koşuya' hazırlanırken günün geri kalanı için enerji seviyeniz belirlenir.
Tıpkı yarım saatlik tempolu yürüyüşün veya yapılacaklar listenizi not etmenin güne başlamanıza yardımcı olması gibi, gününüze ferahlatıcı bir bardak salatalık ve nane suyuyla başlamak da sadece spa'dan ilham alan bir ritüel değil; şişkinliği hafifletmeye, su ihtiyacınızı gidermeye ve sabahınızı canlandırmaya yardımcı olabilecek, bilime dayanan basit ve keyifli bir alışkanlıktır.Salatalığın nemlendirici özellikleri ve nane'nin sindirim faydalarının birleşimi, bağırsaklarınızı besleyen ve önünüzdeki gün için olumlu bir ton belirleyen güçlü bir tonik oluşturur. Peki, nasıl?</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/quv8r7vNvEe7LpHnSgAWPQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Salatalık yaklaşık %95-96 oranında sudan oluşur ve bu da onları doğanın en nemlendirici yiyeceklerinden biri yapar. Gününüze bu infüzyonlu suyla başlamak, uzun bir gece orucundan sonra yeniden su içmenizi sağlar; bu da optimum sindirim için kritik önem taşır. Bu arada, salatalıklar nazik bir doğal diüretik görevi görerek idrar üretimini teşvik eder ve gece boyunca biriken fazla sodyum ve sıvıların atılmasına yardımcı olur. Bu hafif diüretik etki, su tutulmasını ve şişkinlik, şişkinlik hissini azaltmaya yardımcı olur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VXYBaazJKkSybgWTJxP4jQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Nane, özellikle nane ve yeşil nane, geleneksel tıpta sindirim rahatsızlığını yatıştırdığı için kutlanır. Ana bileşeni olan mentol, gastrointestinal sistemdeki düz kasları gevşetir, spazmları hafifletir ve gazı, hazımsızlığı ve şişkinliği giderir. Sabahları nane suyu içmek, bağırsaklarınızı günün yemeklerine hazırlar ve kahvaltıdan sonraki o sıkı, şişkinlik hissini önlemenize yardımcı olur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Rvw77E1XK0ezRvDsSLtWLg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hem salatalık hem de nane masaya iltihap giderici ve antioksidan faydalar getirir. Salatalıklar, iltihap azaltıcı etkileri ve böbrek fonksiyonunu desteklemeleriyle bilinen flavonoidler, kukurbitasinler, silika, kuersetin ve C vitamini içerir. Nane, kendi antioksidanlarını ekleyerek bağırsak iltihabının azalmasına ve sindirimin düzenliliğinin artmasına katkıda bulunur. Birlikte, vücudunuzun oksidatif stresi yönetme yeteneğini nazikçe desteklerler, bu da genellikle rahatsızlık ve şişkinliğin altında yatar.Fiziksel faydalarının ötesinde, salatalık-nane suyu yudumlamak daha sağlıklı bir sabah rutini sağlayabilir. Bunun farkındalık ritüeli olmasına izin verin: birkaç derin nefes alın, serin infüzyonun tadını yavaşça çıkarın ve kendinize uykudan aktiviteye yavaşça geçiş izni verin. Bu günlük duraklama zihinsel berraklık oluşturur ve kasıtlı bir ton belirler. Su içmek sadece bir görev olmaktan çıkar; hem vücut hem de zihin için besin haline gelir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9_qi8xDPOUGf1VI56jYG7w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu sağlıklı yaşam alışkanlığını günlük bir ritüele dönüştürmek güzel ama basittir. Bu sihirli iksirin bir litresi için, ince dilimlenmiş, ekstra lif ve antioksidanlar için kabuğu soyulmuş bir orta boy salatalığa (mümkünse organik) ihtiyacınız olacak. Bir avuç taze nane yaprağı (karabiber veya yeşil nane) ve filtrelenmiş su alın. Ekşi bir tat için her zaman limon veya ekstra lezzet ve sindirim desteği için bir dilim zencefil ekleyebilirsiniz. Sabah içeceğinizi yapmak için sürahiye salatalık dilimleri ve nane yaprakları ekleyin. Soğuk, filtrelenmiş su dökün. En az 2 saat, ideal olarak bir gece boyunca, tatların ve besin maddelerinin emilmesi için üzerini örtün ve buzdolabında bekletin. Sabah, süzün ve gününüzün ilk saati boyunca yavaşça yudumlayın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Pankreas kanseri nedeni olabilir! Uzmanlar &amp;quot;kahveyi böyle demlemeyin&amp;quot; diyor</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/pankreas-kanseri-nedeni-olabilir-uzmanlar-kahveyi-boeyle-demlemeyin-diyor</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/pankreas-kanseri-nedeni-olabilir-uzmanlar-kahveyi-boeyle-demlemeyin-diyor</guid>
<description><![CDATA[ Beslenme uzmanı, French press yöntemiyle demlenen kahvenin bazı kanser türlerine yakalanma riskini artırabileceği konusunda uyardı.Amerikalı beslenme uzmanı Rhonda Patrick, sosyal medyadan paylaştığı ve 1,9 milyondan fazla izlenme alan videosunda, kahvenin faydalı yönlerine dikkat çekerken risklerine de işaret etti. Patrick, “Kahve polifenoller açısından zengin. Bunlar, bunama riskini yüzde 50’ye kadar azaltabilen, DNA hasarını ise yüzde 23 oranında azaltabilen antioksidanlardır” dedi. Ancak kahvenin aynı zamanda, kalp hastalığı ve bazı kanser türleriyle ilişkilendirilen ‘yağda çözünen diterpenler’ de içerdiğini vurguladı.Patrick, French press, espresso, kaynatılmış kahve ve ocak üstü cihazlarda kullanılan filtresiz demleme yöntemlerinin, bu bileşikleri kahveye aktardığını söyledi.Uzun dönemde yüksek seviyedeki diterpen maruziyetinin pankreas ve gırtlak kanseri riskini artırabileceği uyarısında bulundu. Ayrıca, diterpenlerin kötü kolesterolü (LDL) sadece birkaç hafta içinde yükseltebildiğine dikkat çekti.Beslenme uzmanı, kağıt damlatma yöntemiyle hazırlanan veya anında soğuk demleme yapılan kahvelerin ise düşük riskle ilişkilendirildiğini vurguladı. “Bu filtreler, diterpenleri tutarak zararlı etkilerini azaltırken, faydalı polifenollerin geçmesine izin veriyor” dedi.Patrick, kahve hazırlanırken kullanılan ekipmanlara da dikkat çekerek, plastik malzemelerden kaçınılması gerektiğini belirtti. “Sıcak su plastiğe temas ettiğinde, mikroplastiklerin ve diğer kimyasalların içeceğinize geçmesi kolaylaşıyor. Pour-over yöntemi tercih ederken, cam kap kullanılması en iyi seçenek” ifadelerini kullandı.Ayrıca, popüler espresso kapsüllerinin de aynı riski taşıdığını, sıcak suyla temas eden kapsüllerdeki kimyasalların açığa çıkabildiğini kaydetti.Patrick’in açıklamaları, hazır kahveyle ilgili endişelerle de örtüşüyor. Bilim insanları, hazır kahvenin taze çekilmiş kahveye göre yaklaşık iki kat daha fazla akrilamid içerdiğini tespit etti. Akrilamid, kahve çekirdekleri de dahil olmak üzere bazı gıdalarda yüksek ısıda oluşan bir kimyasal ve Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı (IARC) tarafından “insanlarda kansere yol açabilecek bir madde” olarak kabul ediliyor.Gıda Standartları Ajansı’na göre, laboratuvar testlerinde, akrilamidin hayvanlarda akciğer ve üreme kanserine neden olduğu saptandı. Uzmanlar, insanlarda da benzer risklerin oluşabileceğini ifade ediyor. 2013 yılında Polonya’da yapılan bir araştırmada, incelenen 42 kahve örneğinden 10’u hazır kahve olmakla birlikte, hazır kahvede taze çekilmiş kahveye oranla iki kat daha fazla akrilamid tespit edildi.McGill Üniversitesi’nden Kanadalı araştırmacılar ise, bir kişinin akrilamid alımının tehlikeli seviyeye ulaşabilmesi için günde yaklaşık 10 fincan hazır kahve tüketmesi gerektiğini açıkladı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7ddNyGxRPUCL0CfQ8RJw8A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:54:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Pankreas, kanseri, nedeni, olabilir, Uzmanlar, kahveyi, böyle, demlemeyin, diyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7ddNyGxRPUCL0CfQ8RJw8A.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Pankreas kanseri nedeni olabilir! Uzmanlar " kahveyi b demlemeyin diyor><p>Beslenme uzmanı, French press yöntemiyle demlenen kahvenin bazı kanser türlerine yakalanma riskini artırabileceği konusunda uyardı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ur4td4X9ZkOrlqWGrUE0XQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Amerikalı beslenme uzmanı Rhonda Patrick, sosyal medyadan paylaştığı ve 1,9 milyondan fazla izlenme alan videosunda, kahvenin faydalı yönlerine dikkat çekerken risklerine de işaret etti. Patrick, “Kahve polifenoller açısından zengin. Bunlar, bunama riskini yüzde 50’ye kadar azaltabilen, DNA hasarını ise yüzde 23 oranında azaltabilen antioksidanlardır” dedi. Ancak kahvenin aynı zamanda, kalp hastalığı ve bazı kanser türleriyle ilişkilendirilen ‘yağda çözünen diterpenler’ de içerdiğini vurguladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IBRFCi1ZIE6MWGTeEn7njg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Patrick, French press, espresso, kaynatılmış kahve ve ocak üstü cihazlarda kullanılan filtresiz demleme yöntemlerinin, bu bileşikleri kahveye aktardığını söyledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tBNPP17zB0Gm0_cUXEIokg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzun dönemde yüksek seviyedeki diterpen maruziyetinin pankreas ve gırtlak kanseri riskini artırabileceği uyarısında bulundu. Ayrıca, diterpenlerin kötü kolesterolü (LDL) sadece birkaç hafta içinde yükseltebildiğine dikkat çekti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rlxfJX46Ck-hpLwPmrS8EQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Beslenme uzmanı, kağıt damlatma yöntemiyle hazırlanan veya anında soğuk demleme yapılan kahvelerin ise düşük riskle ilişkilendirildiğini vurguladı. “Bu filtreler, diterpenleri tutarak zararlı etkilerini azaltırken, faydalı polifenollerin geçmesine izin veriyor” dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/odliQzmSREqUBM7x5bD61w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Patrick, kahve hazırlanırken kullanılan ekipmanlara da dikkat çekerek, plastik malzemelerden kaçınılması gerektiğini belirtti. “Sıcak su plastiğe temas ettiğinde, mikroplastiklerin ve diğer kimyasalların içeceğinize geçmesi kolaylaşıyor. Pour-over yöntemi tercih ederken, cam kap kullanılması en iyi seçenek” ifadelerini kullandı.Ayrıca, popüler espresso kapsüllerinin de aynı riski taşıdığını, sıcak suyla temas eden kapsüllerdeki kimyasalların açığa çıkabildiğini kaydetti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VhcYSagsfkegneC2EpBx-g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Patrick’in açıklamaları, hazır kahveyle ilgili endişelerle de örtüşüyor. Bilim insanları, hazır kahvenin taze çekilmiş kahveye göre yaklaşık iki kat daha fazla akrilamid içerdiğini tespit etti. Akrilamid, kahve çekirdekleri de dahil olmak üzere bazı gıdalarda yüksek ısıda oluşan bir kimyasal ve Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı (IARC) tarafından “insanlarda kansere yol açabilecek bir madde” olarak kabul ediliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/k3SnZfd6tkaOEQZEhPsdUQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gıda Standartları Ajansı’na göre, laboratuvar testlerinde, akrilamidin hayvanlarda akciğer ve üreme kanserine neden olduğu saptandı. Uzmanlar, insanlarda da benzer risklerin oluşabileceğini ifade ediyor. 2013 yılında Polonya’da yapılan bir araştırmada, incelenen 42 kahve örneğinden 10’u hazır kahve olmakla birlikte, hazır kahvede taze çekilmiş kahveye oranla iki kat daha fazla akrilamid tespit edildi.McGill Üniversitesi’nden Kanadalı araştırmacılar ise, bir kişinin akrilamid alımının tehlikeli seviyeye ulaşabilmesi için günde yaklaşık 10 fincan hazır kahve tüketmesi gerektiğini açıkladı.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sabri Ugan kimdir, öldü mü? Sabri Ugan&amp;apos;ın oğlundan açıklama</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/sabri-ugan-kimdir-oeldu-mu-sabri-uganin-oglundan-aciklama</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/sabri-ugan-kimdir-oeldu-mu-sabri-uganin-oglundan-aciklama</guid>
<description><![CDATA[ Geçtiğimiz hafta kanser tedavisi gördüğünü açıklayan deneyimli spor spikeri ve moderatör Sabri Ugan tedavi gördüğü hastanede entübe edildi. Oğlu Doruk Ugan&#039;dan vefat haberine dair yalanlama geldi.Tecrübeli spor spikeri ve moderatör Sabri Ugan, geçen hafta sosyal medya hesabından 3 aydır kanser tedavisi gördüğünü belirterek &quot;Moralim yüksek, hayata sıkı sıkı tutunuyorum&quot; açıklamasını yapmıştı.DORUK UGAN: &quot;ÖLÜM HABERİ DOĞRU DEĞİL&quot;Sabri Ugan&#039;ın oğlu Doruk Ugan, babasının hayatını kaybettiğine dair çıkan iddiaları yalanladı.Ugan&#039;ın paylaşımında şu ifadeler yer aldı:&quot;Babamın vefat ettiğine dair yapılan haberler gerçeği yansıtmamaktadır. Bu yapılan, hastanede bekleyen ailesine ve yoğun bakımda mücadele eden babama karşı ayıptır. Lütfen benim dışımda yapılan hiçbir açıklamaya itibar etmeyin. Saygılarımla.&quot;  &quot;MÜCADELESİ YOĞUN BAKIMDA DEVAM EDİYOR&quot;  Doruk Ugan, sosyal medya hesabından daha önce de babasının sağlık durumu ile ilgili bir açıklama yapmıştı. Doruk Ugan; &quot;Babama anılarını yazan, onu sevdiğini söyleyen, geçmiş olsun dileklerini ileten herkese teşekkür ederim. Babam, sesinin hafızanızda yer etmiş olmasından, çocukluğunuzda ya da gençliğinizin bir yerinde size eşlik etmiş olmaktan büyük mutluluk duyuyor.&quot; ifadelerini kullanmıştı..  Ugan mesajında; &quot;Geçtiğimiz günleri, ona gelen mesajları okuyarak geçirdim. Her birini gözleri dolarak, tebessümle dinledi. Şimdi arayıp hâlini soranlar için: Babamın mücadelesi yoğun bakımda devam ediyor. Dualarınızı eksik etmeyin. Sizi çok seviyor&quot; demişti. ENTÜBE EDİLDİ  62 yaşındaki spikerin beyin damarlarındaki tıkanıklık sebebiyle tedavi gördüğü hastanede entübe edildiği öğrenildi.SABRİ UGAN KİMDİR?24 Mayıs 1963 Sakarya doğumlu olan Sabri Ugan, Türkiye’nin tanınmış spor spikeri, seslendirmen, yazar ve medya sunucusudur. 1991’de spor müdürlüğü görevini üstlendi. Çeşitli platformlarda spikerlik ve sunuculuk yaptı. Özellikle Şampiyonlar Ligi ve Süper Lig maçlarındaki anlatımıyla sporseverlerin hafızasında yer etti. 2019 yılında &quot;Yılın Spor Programı&quot; ödülünü aldı. &quot;Arda Turan: Aslan Yürekli Kaptan&quot; adlı biyografi kitabıyla edebiyat alanında da yer aldı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-CAjBmYqLkOatbgdPLPULg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:54:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sabri, Ugan, kimdir, öldü, mü, Sabri, Uganın, oğlundan, açıklama</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-CAjBmYqLkOatbgdPLPULg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Sabri Ugan kimdir, hastalığı ne?"><p>Geçtiğimiz hafta kanser tedavisi gördüğünü açıklayan deneyimli spor spikeri ve moderatör Sabri Ugan tedavi gördüğü hastanede entübe edildi. Oğlu Doruk Ugan'dan vefat haberine dair yalanlama geldi.</p><p>Tecrübeli spor spikeri ve moderatör Sabri Ugan, geçen hafta sosyal medya hesabından 3 aydır kanser tedavisi gördüğünü belirterek "Moralim yüksek, hayata sıkı sıkı tutunuyorum" açıklamasını yapmıştı.</p><p><strong>DORUK UGAN: "ÖLÜM HABERİ DOĞRU DEĞİL"</strong></p><p>Sabri Ugan'ın oğlu Doruk Ugan, babasının hayatını kaybettiğine dair çıkan iddiaları yalanladı.</p><p><strong>Ugan'ın paylaşımında şu ifadeler yer aldı:</strong></p><p>"Babamın vefat ettiğine dair yapılan haberler gerçeği yansıtmamaktadır. Bu yapılan, hastanede bekleyen ailesine ve yoğun bakımda mücadele eden babama karşı ayıptır. Lütfen benim dışımda yapılan hiçbir açıklamaya itibar etmeyin. Saygılarımla."  <strong>"MÜCADELESİ YOĞUN BAKIMDA DEVAM EDİYOR"</strong>  Doruk Ugan, sosyal medya hesabından daha önce de babasının sağlık durumu ile ilgili bir açıklama yapmıştı. Doruk Ugan; "Babama anılarını yazan, onu sevdiğini söyleyen, geçmiş olsun dileklerini ileten herkese teşekkür ederim. Babam, sesinin hafızanızda yer etmiş olmasından, çocukluğunuzda ya da gençliğinizin bir yerinde size eşlik etmiş olmaktan büyük mutluluk duyuyor." ifadelerini kullanmıştı..  Ugan mesajında; "Geçtiğimiz günleri, ona gelen mesajları okuyarak geçirdim. Her birini gözleri dolarak, tebessümle dinledi. Şimdi arayıp hâlini soranlar için: Babamın mücadelesi yoğun bakımda devam ediyor. Dualarınızı eksik etmeyin. Sizi çok seviyor" demişti. </p><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UQLWBm1BpEOdSUbi5dfqMA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt=""><p><strong>ENTÜBE EDİLDİ</strong>  62 yaşındaki spikerin beyin damarlarındaki tıkanıklık sebebiyle tedavi gördüğü hastanede entübe edildiği öğrenildi.</p><p><strong>SABRİ UGAN KİMDİR?</strong></p><p>24 Mayıs 1963 Sakarya doğumlu olan Sabri Ugan, Türkiye’nin tanınmış spor spikeri, seslendirmen, yazar ve medya sunucusudur. 1991’de spor müdürlüğü görevini üstlendi. Çeşitli platformlarda spikerlik ve sunuculuk yaptı. Özellikle Şampiyonlar Ligi ve Süper Lig maçlarındaki anlatımıyla sporseverlerin hafızasında yer etti. 2019 yılında "Yılın Spor Programı" ödülünü aldı. "Arda Turan: Aslan Yürekli Kaptan" adlı biyografi kitabıyla edebiyat alanında da yer aldı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Karaciğere iyi gelen 5 içecek: Günde 2 fincan yetiyor</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/karacigere-iyi-gelen-5-icecek-gunde-2-fincan-yetiyor</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/karacigere-iyi-gelen-5-icecek-gunde-2-fincan-yetiyor</guid>
<description><![CDATA[ Karaciğer hastalıkları, dünya genelinde artıyor. Uzmanlara göre, her yıl yaklaşık 2 milyon insan karaciğer hastalıklarından hayatını kaybediyor; bu da dünya genelindeki tüm ölümlerin yaklaşık yüzde 4’üne denk geliyor. Karaciğer, vücudun detoksifikasyonu, metabolizması ve besinlerin depolanmasında kritik bir rol oynarken, sağlığı genelde ihmal ediliyor.Özellikle alkolsüz yağlı karaciğer hastalığı (NAFLD), hareketsiz yaşam tarzı, sağlıksız beslenme ve yükselen obezite oranlarıyla giderek yaygınlaşıyor. Uzmanlar, yaşam tarzı değişikliklerine ek olarak, bazı doğal içeceklerin de karaciğer sağlığını korumada etkili olduğunu vurguluyor.İşte dikkat çeken beş öneri:1. KAHVEAraştırmalara göre, günde iki fincan kahve tüketmek, NAFLD dahil olmak üzere birçok karaciğer hastalığı riskini azaltabiliyor. Kahvede bulunan klorojenik asit gibi antioksidanlar, iltihabı azaltarak karaciğer hücrelerini koruyor. 2020’de yapılan bir araştırma, günde iki fincan kahve içen kişilerde kronik karaciğer hastalığında fibroz ilerleme riskinin düştüğünü ortaya koydu.Yeşil çay, antioksidan bakımından zengin catechin bileşiğiyle dikkat çekiyor. 2015’te yapılan bir meta-analiz, yeşil çayın lipit metabolizmasını düzenleyerek karaciğerdeki yağ birikimini azaltabileceğini ve NAFLD’ye karşı koruyucu olduğunu ortaya koydu. Uzmanlar, günde bir veya iki fincan yeşil çay tüketimini önerirken, aşırı tüketimin konsantre özütlerden kaynaklanabilecek karaciğer yüküne dikkat çekiyor.Pancar suyu, betalainler ve nitratlar açısından zengin oluşuyla biliniyor. 2019’da yapılan bir araştırma, pancar suyunun oksidatif hasarı ve karaciğer iltihabını azaltmaya katkı sağladığını gösterdi. Uzmanlar, faydalı etkileri için günde yaklaşık 8 gram (bir bardak) pancar suyu tüketilmesini öneriyor.Limon, C vitamini ve flavonoidler yönünden zengin yapısıyla dikkat çekerken, sabah saatlerinde tüketilen ılık limon suyunun sindirimi kolaylaştırdığı ve detoksifikasyonu destekleyerek karaciğer sağlığını koruduğu belirtiliyor. 2017’de yapılan bir araştırma, limon suyunun alkolle ilişkilendirilen karaciğer hasarını azaltabildiğini gösterdi.Siyah çay, oolong çayı ve koyu çay çeşitleri, karaciğer sağlığını korumada etkili olabiliyor. 2021’de yapılan bir çalışma, çay takviyesinin alkole maruz kalmış farelerde karaciğer yağlanmasını, iltihabı ve oksidatif stresi azaltarak bağırsak mikrobiyotasını koruduğunu ortaya koydu. Uzmanlar, çay tüketiminin günde iki fincanla sınırlandırılması gerektiğini vurguluyor.Özetle, uzmanlara göre sağlıklı bir yaşam tarzı, doğru beslenme ve bu beş faydalı içecek, giderek yaygınlaşan karaciğer hastalıklarından korunmada kritik rol oynayabilir.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/n5A9OLtseEKr4-wD9BhXrw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:54:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Karaciğere, iyi, gelen, içecek:, Günde, fincan, yetiyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/n5A9OLtseEKr4-wD9BhXrw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Karaciğere iyi gelen 5 içecek: Günde 2 fincan yetiyor"><p>Karaciğer hastalıkları, dünya genelinde artıyor. Uzmanlara göre, her yıl yaklaşık 2 milyon insan karaciğer hastalıklarından hayatını kaybediyor; bu da dünya genelindeki tüm ölümlerin yaklaşık yüzde 4’üne denk geliyor. Karaciğer, vücudun detoksifikasyonu, metabolizması ve besinlerin depolanmasında kritik bir rol oynarken, sağlığı genelde ihmal ediliyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4zzQewZNo0mjMF24Xv9FKg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Özellikle alkolsüz yağlı karaciğer hastalığı (NAFLD), hareketsiz yaşam tarzı, sağlıksız beslenme ve yükselen obezite oranlarıyla giderek yaygınlaşıyor. Uzmanlar, yaşam tarzı değişikliklerine ek olarak, bazı doğal içeceklerin de karaciğer sağlığını korumada etkili olduğunu vurguluyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lnpB5BTlBUKXvslWmuuVGA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İşte dikkat çeken beş öneri:1. KAHVEAraştırmalara göre, günde iki fincan kahve tüketmek, NAFLD dahil olmak üzere birçok karaciğer hastalığı riskini azaltabiliyor. Kahvede bulunan klorojenik asit gibi antioksidanlar, iltihabı azaltarak karaciğer hücrelerini koruyor. 2020’de yapılan bir araştırma, günde iki fincan kahve içen kişilerde kronik karaciğer hastalığında fibroz ilerleme riskinin düştüğünü ortaya koydu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/f3lAMOk10EWebElKI77Tvg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yeşil çay, antioksidan bakımından zengin catechin bileşiğiyle dikkat çekiyor. 2015’te yapılan bir meta-analiz, yeşil çayın lipit metabolizmasını düzenleyerek karaciğerdeki yağ birikimini azaltabileceğini ve NAFLD’ye karşı koruyucu olduğunu ortaya koydu. Uzmanlar, günde bir veya iki fincan yeşil çay tüketimini önerirken, aşırı tüketimin konsantre özütlerden kaynaklanabilecek karaciğer yüküne dikkat çekiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Y6apitEuBEKTiAq9KGPcDQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Pancar suyu, betalainler ve nitratlar açısından zengin oluşuyla biliniyor. 2019’da yapılan bir araştırma, pancar suyunun oksidatif hasarı ve karaciğer iltihabını azaltmaya katkı sağladığını gösterdi. Uzmanlar, faydalı etkileri için günde yaklaşık 8 gram (bir bardak) pancar suyu tüketilmesini öneriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/w3Im_xGGVEKrTooixv2qxQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Limon, C vitamini ve flavonoidler yönünden zengin yapısıyla dikkat çekerken, sabah saatlerinde tüketilen ılık limon suyunun sindirimi kolaylaştırdığı ve detoksifikasyonu destekleyerek karaciğer sağlığını koruduğu belirtiliyor. 2017’de yapılan bir araştırma, limon suyunun alkolle ilişkilendirilen karaciğer hasarını azaltabildiğini gösterdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZDTO65frI0m4szbR-rj-sQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Siyah çay, oolong çayı ve koyu çay çeşitleri, karaciğer sağlığını korumada etkili olabiliyor. 2021’de yapılan bir çalışma, çay takviyesinin alkole maruz kalmış farelerde karaciğer yağlanmasını, iltihabı ve oksidatif stresi azaltarak bağırsak mikrobiyotasını koruduğunu ortaya koydu. Uzmanlar, çay tüketiminin günde iki fincanla sınırlandırılması gerektiğini vurguluyor.Özetle, uzmanlara göre sağlıklı bir yaşam tarzı, doğru beslenme ve bu beş faydalı içecek, giderek yaygınlaşan karaciğer hastalıklarından korunmada kritik rol oynayabilir.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Soğuk duş tehlikesi: Ölümcül sonuçları olabilir</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/soguk-dus-tehlikesi-olumcul-sonuclari-olabilir</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/soguk-dus-tehlikesi-olumcul-sonuclari-olabilir</guid>
<description><![CDATA[ Sıcak havada buz gibi suyun altına girmek, serinlemek için iyi bir yol gibi gözükse de bu durum ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir. Haber: Sena Kiper SıtacıTermometreler 30 dereceleri göstermesinin ardından hava sıcaklıklarından bunalan insanlar çareyi soğuk duş almakta buluyor.  Ancak uzmanlara göre bu durum vücutta şok etkisi yaratıyor. Bu durum da sağlık sorunlarına neden olabiliyor.  Kalp ve Damar Uzmanı Prof. Dr. Oğuz Yılmaz, &quot;Bir anda kalp yetmezligi gelisebilir, ciddi tansiyon yükselmeleri veya düsmeleri olabilir ve bu çok ölümcül de olabilir.&quot; dedi.   Özellikle yaşlıların, kalp ve yüksek tansiyon hastalarının dikkatli olması gerekiyor.  Uzmanlar vücudun soğuk suya alıştırılması gerektiğine dikkat çekiyor.  Yılmaz, &quot;Duşu alırken önce direk baş boyun ve göğüs bölgesi değil, kol ve bacakları soğutarak baslanabilir. Ilık suyla başlanabilir. Vücudun ona alışmasıyla bırlikte yavaş yavaş soğukluğu artırılabilir. O zaman vücut bunu daha iyi tolere eder.&quot; dedi.  Doktorlar sıcak havalarla başetmek için özellikle bol su tüketilmesini tavsiye ediyor.Günde en az 2 buçuk litre su tüketilmeli.   ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jDfDmtFLGEGbL4Ne20YQOA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:54:08 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Soğuk, duş, tehlikesi:, Ölümcül, sonuçları, olabilir</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jDfDmtFLGEGbL4Ne20YQOA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Soğuk duş tehlikesi"><p>Sıcak havada buz gibi suyun altına girmek, serinlemek için iyi bir yol gibi gözükse de bu durum ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir. Haber: Sena Kiper Sıtacı</p><p>Termometreler 30 dereceleri göstermesinin ardından hava sıcaklıklarından bunalan insanlar çareyi soğuk duş almakta buluyor.  Ancak uzmanlara göre bu durum vücutta şok etkisi yaratıyor. Bu durum da sağlık sorunlarına neden olabiliyor.  Kalp ve Damar Uzmanı Prof. Dr. Oğuz Yılmaz, "Bir anda kalp yetmezligi gelisebilir, ciddi tansiyon yükselmeleri veya düsmeleri olabilir ve bu çok ölümcül de olabilir." dedi.   Özellikle yaşlıların, kalp ve yüksek tansiyon hastalarının dikkatli olması gerekiyor.  Uzmanlar vücudun soğuk suya alıştırılması gerektiğine dikkat çekiyor.  Yılmaz, "Duşu alırken önce direk baş boyun ve göğüs bölgesi değil, kol ve bacakları soğutarak baslanabilir. Ilık suyla başlanabilir. Vücudun ona alışmasıyla bırlikte yavaş yavaş soğukluğu artırılabilir. O zaman vücut bunu daha iyi tolere eder." dedi.  Doktorlar sıcak havalarla başetmek için özellikle bol su tüketilmesini tavsiye ediyor.</p><p>Günde en az 2 buçuk litre su tüketilmeli.  </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Soğuk duş tehlikesi</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/soguk-dus-tehlikesi</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/soguk-dus-tehlikesi</guid>
<description><![CDATA[ Sıcak havada buz gibi suyun altına girmek, serinlemek için bir yol gibi görülebilir. Ancak bu durum sağlık sorunlarına neden olabilir. Uzmanların uyarısı var. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jDfDmtFLGEGbL4Ne20YQOA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:54:08 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Soğuk, duş, tehlikesi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jDfDmtFLGEGbL4Ne20YQOA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Soğuk duş tehlikesi"><p>Sıcak havada buz gibi suyun altına girmek, serinlemek için bir yol gibi görülebilir. Ancak bu durum sağlık sorunlarına neden olabilir. Uzmanların uyarısı var.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Peki kene artışının temel sebepleri nedir? Nelere dikkat edilmeli?</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/peki-kene-artisinin-temel-sebepleri-nedir-nelere-dikkat-edilmeli</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/peki-kene-artisinin-temel-sebepleri-nedir-nelere-dikkat-edilmeli</guid>
<description><![CDATA[ Yaz aylarında artışa geçen Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalığı nedeniyle Türkiye&#039;de 18 kişi hayatını kaybetti. Enfeksiyonun riski bölgeden bölgeye değişiyor. Türkiye&#039;de Karadeniz&#039;in iç kesimleri ve İç Anadolu&#039;da daha sık görülüyor. Uzmanlar her kenenin öldürücü olmadığının da altını çiziyor. Peki kene artışının temel sebepleri nedir? Nelere dikkat edilmeli? Muhabir Beyzanur Özer ve kameraman Cüneyt Ali Horozal&#039;ın haberi... ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/P2N03pdneESASzll3gQgSA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:54:07 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Peki, kene, artışının, temel, sebepleri, nedir, Nelere, dikkat, edilmeli</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/P2N03pdneESASzll3gQgSA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Peki kene artışının temel sebepleri nedir?"><p>Yaz aylarında artışa geçen Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalığı nedeniyle Türkiye'de 18 kişi hayatını kaybetti. Enfeksiyonun riski bölgeden bölgeye değişiyor. Türkiye'de Karadeniz'in iç kesimleri ve İç Anadolu'da daha sık görülüyor. Uzmanlar her kenenin öldürücü olmadığının da altını çiziyor. Peki kene artışının temel sebepleri nedir? Nelere dikkat edilmeli? Muhabir Beyzanur Özer ve kameraman Cüneyt Ali Horozal'ın haberi...</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Mesane kanserinin erken belirtisi: Fark edilmiyor ama ilk işaretiymiş</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/mesane-kanserinin-erken-belirtisi-fark-edilmiyor-ama-ilk-isaretiymis</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/mesane-kanserinin-erken-belirtisi-fark-edilmiyor-ama-ilk-isaretiymis</guid>
<description><![CDATA[ Mesane kanseri, kanser hücrelerinin mesane dokularında geliştiği ciddi bir hastalıktır. Özellikle 55 yaş üstü erkeklerde kadınlara kıyasla daha sık görülür. Hastalığın en bilinen ve yaygın belirtisi idrarda kan görülmesidir. Ancak uzmanlar, bu belirgin semptomun her zaman ortaya çıkmadığını ve bazı erken belirtilerin kolayca gözden kaçabileceğini vurguluyor.İşte mesane kanserinin sıklıkla fark edilmeyen ancak dikkate alınması gereken beş erken belirtisi:Normal sıvı tüketiminde bir değişiklik olmamasına rağmen, tuvalet ihtiyacında artış yaşanması mesane kanserinin ilk işaretlerinden biri olabilir. Mesane tam dolu değilken dahi ani ve yoğun bir idrara çıkma isteği oluşabilir. Bu durum genellikle idrar yolu enfeksiyonu veya aşırı aktif mesane ile karıştırılsa da, belirtiler haftalarca devam ediyorsa mutlaka bir uzmana başvurulmalıdır.İdrar sırasında hissedilen ağrı ve yanma, genellikle idrar yolu enfeksiyonlarına atfedilir. Ancak bu tür şikâyetler, mesane kanserinin de belirtisi olabilir. Antibiyotik tedavisine yanıt vermeyen ve diğer semptomlarla birlikte görülen bu rahatsızlık, mesane duvarındaki tümörlerden kaynaklanıyor olabilir.Mesane boş olmasına rağmen sürekli tuvalete gitme ihtiyacı hissedilmesi, sinir bozucu bir sorun haline gelebilir. Bu his, mesanedeki tümörlerin sinirleri tahriş etmesi ya da mesane kapasitesinin azalması sonucu oluşabilir. İdrar sonrası bile geçmeyen bu baskı hissi devam ederse, altında ciddi bir sağlık sorunu yatıyor olabilir.Hastalığın erken evrelerinde ağrı hissedilmeyebilir; ancak kanser ilerledikçe alt karın, pelvik bölge ya da belin alt kısmında donuk ve sürekli bir ağrı oluşabilir. Bu ağrı, kas rahatsızlıklarıyla karıştırılabilir. İdrar semptomlarıyla birlikte görüldüğünde mutlaka değerlendirilmelidir.İdrarda kan görülmesi, genellikle mesane kanserinin en belirgin işaretidir. Ancak bazı durumlarda idrarda çıplak gözle görülmeyen, yalnızca laboratuvar testleriyle tespit edilebilen mikroskobik kan (hematüri) da bulunabilir.Bu durum idrar renginde hafif bir açıklıkla kendini gösterebilir. Sigara kullanımı, kimyasal madde maruziyeti veya ailede mesane kanseri öyküsü gibi risk faktörleri olan bireylerin düzenli kontrol yaptırmaları önem taşır.
Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/X8PF2UUqGEKCzydrIbkMgA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:54:07 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Mesane, kanserinin, erken, belirtisi:, Fark, edilmiyor, ama, ilk, işaretiymiş</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/X8PF2UUqGEKCzydrIbkMgA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Mesane kanserinin erken belirtisi: Fark edilmiyor ama ilk işaretiymiş"><p>Mesane kanseri, kanser hücrelerinin mesane dokularında geliştiği ciddi bir hastalıktır. Özellikle 55 yaş üstü erkeklerde kadınlara kıyasla daha sık görülür. Hastalığın en bilinen ve yaygın belirtisi idrarda kan görülmesidir. Ancak uzmanlar, bu belirgin semptomun her zaman ortaya çıkmadığını ve bazı erken belirtilerin kolayca gözden kaçabileceğini vurguluyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2ghwiB_IqUmIUvQTt3OYsw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İşte mesane kanserinin sıklıkla fark edilmeyen ancak dikkate alınması gereken beş erken belirtisi:</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/F4DrdHWEW0Cfv051m9qbQQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Normal sıvı tüketiminde bir değişiklik olmamasına rağmen, tuvalet ihtiyacında artış yaşanması mesane kanserinin ilk işaretlerinden biri olabilir. Mesane tam dolu değilken dahi ani ve yoğun bir idrara çıkma isteği oluşabilir. Bu durum genellikle idrar yolu enfeksiyonu veya aşırı aktif mesane ile karıştırılsa da, belirtiler haftalarca devam ediyorsa mutlaka bir uzmana başvurulmalıdır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/saulShqejU-24eLmNo3-7Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İdrar sırasında hissedilen ağrı ve yanma, genellikle idrar yolu enfeksiyonlarına atfedilir. Ancak bu tür şikâyetler, mesane kanserinin de belirtisi olabilir. Antibiyotik tedavisine yanıt vermeyen ve diğer semptomlarla birlikte görülen bu rahatsızlık, mesane duvarındaki tümörlerden kaynaklanıyor olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HGFQ14UsyEGfkvjZA4YCtA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mesane boş olmasına rağmen sürekli tuvalete gitme ihtiyacı hissedilmesi, sinir bozucu bir sorun haline gelebilir. Bu his, mesanedeki tümörlerin sinirleri tahriş etmesi ya da mesane kapasitesinin azalması sonucu oluşabilir. İdrar sonrası bile geçmeyen bu baskı hissi devam ederse, altında ciddi bir sağlık sorunu yatıyor olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1ZwMdjAOYkuVE3oKvL0H9A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hastalığın erken evrelerinde ağrı hissedilmeyebilir; ancak kanser ilerledikçe alt karın, pelvik bölge ya da belin alt kısmında donuk ve sürekli bir ağrı oluşabilir. Bu ağrı, kas rahatsızlıklarıyla karıştırılabilir. İdrar semptomlarıyla birlikte görüldüğünde mutlaka değerlendirilmelidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hdos76NXJEidocAmQRW2sw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İdrarda kan görülmesi, genellikle mesane kanserinin en belirgin işaretidir. Ancak bazı durumlarda idrarda çıplak gözle görülmeyen, yalnızca laboratuvar testleriyle tespit edilebilen mikroskobik kan (hematüri) da bulunabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZdudpARXckuGq8JKj_y39A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu durum idrar renginde hafif bir açıklıkla kendini gösterebilir. Sigara kullanımı, kimyasal madde maruziyeti veya ailede mesane kanseri öyküsü gibi risk faktörleri olan bireylerin düzenli kontrol yaptırmaları önem taşır.
Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bağırsaklara büyük zarar veren 5 alışkanlık: Farkında olmadan herkes yapıyor</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/bagirsaklara-buyuk-zarar-veren-5-aliskanlik-farkinda-olmadan-herkes-yapiyor</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/bagirsaklara-buyuk-zarar-veren-5-aliskanlik-farkinda-olmadan-herkes-yapiyor</guid>
<description><![CDATA[ Hızlı yemek, işlenmiş gıdalar, aşırı kafein tüketimi ve stres... Uzmanlara göre, farkında olmadan edindiğimiz bu alışkanlıklar bağırsak sağlığımızı olumsuz etkiliyor.Bağırsaklar, vücudun sindirim sisteminin temelini oluşturan organlardır ve yalnızca besinlerin emilimini sağlamakla kalmaz, bağışıklık sistemiyle ve hatta ruh haliyle doğrudan bağlantılıdır. Ancak modern yaşam tarzının dayattığı bazı alışkanlıklar, bağırsak sağlığını tehdit ediyor. Uzmanlar, özellikle yaygın beş alışkanlığın sindirim sistemini olumsuz etkilediğine dikkat çekiyor.Cips, fast food, şekerli atıştırmalıklar ve hazır gıdalar gibi işlenmiş ürünler, içerdikleri yüksek şeker, sağlıksız yağ ve yapay katkı maddeleri nedeniyle bağırsaklardaki yararlı bakteri dengesini bozuyor.
Bu dengesizlik, iltihaplanmaya, şişkinliğe ve çeşitli sindirim sorunlarına yol açabiliyor. Uzmanlar, meyve, sebze, tam tahıllar ve kuruyemişler gibi lif açısından zengin doğal gıdaların tüketilmesini öneriyor.Yoğun iş temposu nedeniyle öğünlerin hızla tüketilmesi, yeterli çiğneme yapılmadan yemek yenilmesi sindirim sorunlarını beraberinde getiriyor. Hızlı yemek, hava yutulmasına bağlı olarak şişkinliğe, aşırı yemeye ve hazımsızlığa neden olabiliyor. Beslenme uzmanları, her lokmanın iyice çiğnenmesi ve yavaş yemek alışkanlığının sindirim sistemi üzerindeki yükü azalttığını belirtiyor.Kahve ve diğer kafeinli içecekler, enerji artırıcı etkileriyle tercih edilse de, fazla tüketildiğinde mide zarını tahriş ederek reflü, gastrit gibi rahatsızlıklara zemin hazırlıyor. Uzmanlar, aç karnına kahve tüketiminden kaçınılması ve günlük tüketimin 2 fincanla sınırlandırılması gerektiğini ifade ediyor.Yalnızca zihinsel değil, fiziksel sağlığı da etkileyen stres, bağırsaktaki bakteri dengesini bozarak sindirim sistemini doğrudan etkiliyor. Kortizol gibi stres hormonlarının bağırsak geçirgenliğini artırdığı ve bu durumun kabızlık, ishal gibi sorunlara neden olabileceği belirtiliyor. Yoga, meditasyon ve nefes egzersizleri gibi teknikler ise hem stresi hem de bağırsak şikayetlerini azaltmaya yardımcı oluyor.Su, sindirimin sağlıklı işleyişi açısından temel öneme sahip. Günlük su tüketiminin yetersiz olması, besinlerin emilimini zorlaştırıyor ve kabızlık gibi sindirim sorunlarına neden olabiliyor. Uzmanlar, gün boyu yeterli miktarda su içmenin bağırsak hareketlerini düzenlediğini ve sağlıklı bakteri florasının gelişimini desteklediğini vurguluyor.Sonuç olarak, bağırsak sağlığı yalnızca beslenme değil, yaşam tarzı alışkanlıklarıyla da doğrudan ilişkili. Basit değişikliklerle sindirim sistemini desteklemek, bağışıklığı güçlendirmek ve genel yaşam kalitesini artırmak mümkün. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/x_46PU_tvEi9V0QF9MZ53A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:54:07 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bağırsaklara, büyük, zarar, veren, alışkanlık:, Farkında, olmadan, herkes, yapıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/x_46PU_tvEi9V0QF9MZ53A.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Bağırsaklara büyük zarar veren 5 alışkanlık: Farkında olmadan herkes yapıyor"><p>Hızlı yemek, işlenmiş gıdalar, aşırı kafein tüketimi ve stres... Uzmanlara göre, farkında olmadan edindiğimiz bu alışkanlıklar bağırsak sağlığımızı olumsuz etkiliyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TwPIz53HyUa8nD6KcH582w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bağırsaklar, vücudun sindirim sisteminin temelini oluşturan organlardır ve yalnızca besinlerin emilimini sağlamakla kalmaz, bağışıklık sistemiyle ve hatta ruh haliyle doğrudan bağlantılıdır. Ancak modern yaşam tarzının dayattığı bazı alışkanlıklar, bağırsak sağlığını tehdit ediyor. Uzmanlar, özellikle yaygın beş alışkanlığın sindirim sistemini olumsuz etkilediğine dikkat çekiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zqVcJSJ8OkagSQ8P5NYY-g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Cips, fast food, şekerli atıştırmalıklar ve hazır gıdalar gibi işlenmiş ürünler, içerdikleri yüksek şeker, sağlıksız yağ ve yapay katkı maddeleri nedeniyle bağırsaklardaki yararlı bakteri dengesini bozuyor.
Bu dengesizlik, iltihaplanmaya, şişkinliğe ve çeşitli sindirim sorunlarına yol açabiliyor. Uzmanlar, meyve, sebze, tam tahıllar ve kuruyemişler gibi lif açısından zengin doğal gıdaların tüketilmesini öneriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Y8xFdnq8s06bEkuGEqLd7Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yoğun iş temposu nedeniyle öğünlerin hızla tüketilmesi, yeterli çiğneme yapılmadan yemek yenilmesi sindirim sorunlarını beraberinde getiriyor. Hızlı yemek, hava yutulmasına bağlı olarak şişkinliğe, aşırı yemeye ve hazımsızlığa neden olabiliyor. Beslenme uzmanları, her lokmanın iyice çiğnenmesi ve yavaş yemek alışkanlığının sindirim sistemi üzerindeki yükü azalttığını belirtiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/H6eovi8a_UOiKrOzbg89SA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kahve ve diğer kafeinli içecekler, enerji artırıcı etkileriyle tercih edilse de, fazla tüketildiğinde mide zarını tahriş ederek reflü, gastrit gibi rahatsızlıklara zemin hazırlıyor. Uzmanlar, aç karnına kahve tüketiminden kaçınılması ve günlük tüketimin 2 fincanla sınırlandırılması gerektiğini ifade ediyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nHP-JIqwf0-0a2ilQK1lnw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yalnızca zihinsel değil, fiziksel sağlığı da etkileyen stres, bağırsaktaki bakteri dengesini bozarak sindirim sistemini doğrudan etkiliyor. Kortizol gibi stres hormonlarının bağırsak geçirgenliğini artırdığı ve bu durumun kabızlık, ishal gibi sorunlara neden olabileceği belirtiliyor. Yoga, meditasyon ve nefes egzersizleri gibi teknikler ise hem stresi hem de bağırsak şikayetlerini azaltmaya yardımcı oluyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/d3xTrXZc8UqInyY4iYQaJQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Su, sindirimin sağlıklı işleyişi açısından temel öneme sahip. Günlük su tüketiminin yetersiz olması, besinlerin emilimini zorlaştırıyor ve kabızlık gibi sindirim sorunlarına neden olabiliyor. Uzmanlar, gün boyu yeterli miktarda su içmenin bağırsak hareketlerini düzenlediğini ve sağlıklı bakteri florasının gelişimini desteklediğini vurguluyor.Sonuç olarak, bağırsak sağlığı yalnızca beslenme değil, yaşam tarzı alışkanlıklarıyla da doğrudan ilişkili. Basit değişikliklerle sindirim sistemini desteklemek, bağışıklığı güçlendirmek ve genel yaşam kalitesini artırmak mümkün.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Her kene ölümcül virüs taşımıyor: KKKA&amp;apos;dan ölüm oranı yüzde 5</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/her-kene-oelumcul-virus-tasimiyor-kkkadan-oelum-orani-yuzde-5</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/her-kene-oelumcul-virus-tasimiyor-kkkadan-oelum-orani-yuzde-5</guid>
<description><![CDATA[ Yaz aylarında artışa geçen Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığı nedeniyle Türkiye&#039;de 18 kişi hayatını kaybetti. Enfeksiyonun riski bölgeden bölgeye değişiyor. Uzmanlar her kenenin öldürücü olmadığının da altını çiziyor. Peki kene artışının temel sebepleri nedir? Nelere dikkat edilmeli? Haber: Beyzanur ÖzerTürkiye&#039;de yakın zamanda 18 kişinin ölümüne neden olan Kırım Kongo Kanamalı Ateş (KKKA) hastalığı can almaya devam ediyor. Enfeksiyon, virüs taşıyan kenelerle bulaşıyor. Uzmanlara göre kenelerdeki artışın temel sebeplerinden biri de iklim değişikliği.Enfeksiyonun risk oranı, Türkiye&#039;de bölgelere göre değişiklik gösteriyor.DÜNYADA DA KENE SAYISINDA ARTIŞ VAR Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Önder Ergönül, dünya kene sayısında artış olduğunu dile getirdi. &quot;Her kene tutunan KKKA olacak her KKKA olan ölecek diye bir anlayış yok.&quot; diye konuşan Ergönül, &quot;Yine de bizim ülkemizde ölüm oranları yüzde 5 gibi daha düşük seyrediyor. Örneğin Avrupa ülkelerinde bu rakam daha yüksek. Avrupa&#039;da da küresel ısınma nedeniyle İspanya ve Portekiz&#039;de görülmeye başlandı.&quot; dedi.Sivas, Tokat, Yozgat, Çorum, Kastamonu gibi Karadeniz&#039;in iç tarafları, Ankara&#039;nın daha doğusu olan kesimde KKKA görüldüğüne dikkat çeken Ergönül, &quot;Ülkenin batısında bu hastalığın ortaya çıkması sürpriz olur. Öyle bir vaka yok ancak oradan gelen vatandaşlarımız olabilir.&quot; ifadelerini kullandı. VÜCUTTA KENE GÖRÜLDÜĞÜNDE NE YAPILMALI?Vücutta kene görülmesi durumunda neler yapılması gerektiğini açıklayan Ergönül, &quot;Bir an önce çıkarılması lazım. İnsanımızı eğitmemiz daha önemli. Pens ve cımbız yardımıyla hiçbir şey yoksa bir poşetle tutuarak o keneyi gövdesine dokunmadan yalnız deriye en yakın yerden tutup çıkarabiliiriz. Gövdesinde virüs var. Gövdesine basarsanız enjektörle virüsü içeri basmış gibi olursunuz.&quot; dedi. Uzmanlar halsizlik, ateş ve grip belirtileri görüldüğü durumlarda mutlaka hastaneye başvurulması gerektiğinin altını çiziyor.  ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6GCDZL0qkk6Gi6Zeo1XdgA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:54:07 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Her, kene, ölümcül, virüs, taşımıyor:, KKKAdan, ölüm, oranı, yüzde</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6GCDZL0qkk6Gi6Zeo1XdgA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kene ölümlerinde artış"><p>Yaz aylarında artışa geçen Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığı nedeniyle Türkiye'de 18 kişi hayatını kaybetti. Enfeksiyonun riski bölgeden bölgeye değişiyor. Uzmanlar her kenenin öldürücü olmadığının da altını çiziyor. Peki kene artışının temel sebepleri nedir? Nelere dikkat edilmeli? Haber: Beyzanur Özer</p><p>Türkiye'de yakın zamanda 18 kişinin ölümüne neden olan Kırım Kongo Kanamalı Ateş (KKKA) hastalığı can almaya devam ediyor. </p><p>Enfeksiyon, virüs taşıyan kenelerle bulaşıyor. Uzmanlara göre kenelerdeki artışın temel sebeplerinden biri de iklim değişikliği.</p><p>Enfeksiyonun risk oranı, Türkiye'de bölgelere göre değişiklik gösteriyor.</p><p><strong>DÜNYADA DA KENE SAYISINDA ARTIŞ VAR</strong> </p><p>Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Önder Ergönül, dünya kene sayısında artış olduğunu dile getirdi. </p><p>"Her kene tutunan KKKA olacak her KKKA olan ölecek diye bir anlayış yok." diye konuşan Ergönül, "Yine de bizim ülkemizde ölüm oranları yüzde 5 gibi daha düşük seyrediyor. Örneğin Avrupa ülkelerinde bu rakam daha yüksek. Avrupa'da da küresel ısınma nedeniyle İspanya ve Portekiz'de görülmeye başlandı." dedi.</p><p>Sivas, Tokat, Yozgat, Çorum, Kastamonu gibi Karadeniz'in iç tarafları, Ankara'nın daha doğusu olan kesimde KKKA görüldüğüne dikkat çeken Ergönül, "Ülkenin batısında bu hastalığın ortaya çıkması sürpriz olur. Öyle bir vaka yok ancak oradan gelen vatandaşlarımız olabilir." ifadelerini kullandı. </p><p><strong>VÜCUTTA KENE GÖRÜLDÜĞÜNDE NE YAPILMALI?</strong></p><p>Vücutta kene görülmesi durumunda neler yapılması gerektiğini açıklayan Ergönül, "Bir an önce çıkarılması lazım. İnsanımızı eğitmemiz daha önemli. Pens ve cımbız yardımıyla hiçbir şey yoksa bir poşetle tutuarak o keneyi gövdesine dokunmadan yalnız deriye en yakın yerden tutup çıkarabiliiriz. Gövdesinde virüs var. Gövdesine basarsanız enjektörle virüsü içeri basmış gibi olursunuz." dedi. </p><p>Uzmanlar halsizlik, ateş ve grip belirtileri görüldüğü durumlarda mutlaka hastaneye başvurulması gerektiğinin altını çiziyor. </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Canan Dağdeviren taburcu oldu</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/canan-dagdeviren-taburcu-oldu</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/canan-dagdeviren-taburcu-oldu</guid>
<description><![CDATA[ Beyin kanaması geçirip ölümden dönen, dünyaca ünlü bilim insanı Canan Dağdeviren taburcu oldu.Massachusetts Institute of Technology&#039;de görev yapan dünyaca ünlü Türk fizik mühendisi Canan Dağdeviren taburcu olduğunu duyurdu. Dağdeviren taburcu olduğu anlara ait fotoğrafları da sosyal medya hesabından paylaştı. Ünlü bilim insanı o paylaşıma da &quot;6 aydır hazırlık yaptığımız önemli sunumumu yaptım, sevdiklerimi kucakladım. Şimdi bedenimi ve ruhumu nadasa alma vakti, çok şükür iyiyim, daha da iyi olacağım&quot; notunu düştü.9 Haziran&#039;da geçirdiği beyin kanamasının ardından 12 gün yoğun bakım ünitesinde kaldığını anlatan Dağdeviren, “964 adet ilaç kullandım. Damar yoluyla aldığım ilaçları saymıyorum bile. Hâlâ hastanedeyim, daha iyiyim. Yaşadığım ağrılardan dolayı boyut değiştiriyorum ara ara” ifadelerini kullanmıştı.  ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RtLWl6SnhESPG_jYlVOKpQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:54:06 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Canan, Dağdeviren, taburcu, oldu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RtLWl6SnhESPG_jYlVOKpQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Dağdeviren taburcu oldu"><p>Beyin kanaması geçirip ölümden dönen, dünyaca ünlü bilim insanı Canan Dağdeviren taburcu oldu.</p><p>Massachusetts Institute of Technology'de görev yapan dünyaca ünlü Türk fizik mühendisi Canan Dağdeviren taburcu olduğunu duyurdu. </p><p>Dağdeviren taburcu olduğu anlara ait fotoğrafları da sosyal medya hesabından paylaştı. </p><p>Ünlü bilim insanı o paylaşıma da "6 aydır hazırlık yaptığımız önemli sunumumu yaptım, sevdiklerimi kucakladım. Şimdi bedenimi ve ruhumu nadasa alma vakti, çok şükür iyiyim, daha da iyi olacağım" notunu düştü.</p><p>9 Haziran'da geçirdiği beyin kanamasının ardından 12 gün yoğun bakım ünitesinde kaldığını anlatan Dağdeviren, “964 adet ilaç kullandım. Damar yoluyla aldığım ilaçları saymıyorum bile. Hâlâ hastanedeyim, daha iyiyim. Yaşadığım ağrılardan dolayı boyut değiştiriyorum ara ara” ifadelerini kullanmıştı. </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Çin onayladı: Zayıflama iğnesi piyasaya sürülüyor</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/cin-onayladi-zayiflamaignesi-piyasaya-suruluyor</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/cin-onayladi-zayiflamaignesi-piyasaya-suruluyor</guid>
<description><![CDATA[ Kilo kontrol enjeksiyonunun, obez veya aşırı kilolu kişilerde kilo yönetimini sağlaması hedefleniyor.Çin Ulusal Tıbbi Ürünler İdaresi, yerel ilaç üreticisi Innovent Biologics&#039;in kilo kontrol peptit enjeksiyonunun piyasa girmesini onayladı.  İdare&#039;den yapılan açıklamaya göre ilaç, yüksek kan şekeri veya yüksek tansiyon gibi kilo ile ilgili en az bir rahatsızlığı olan, obez veya aşırı kilolu kişilerde kilo yönetimini hedefliyor.  Resmi verilere göre, Çinli yetişkinler arasında aşırı kilo ve obezite oranları artıyor ve 2030 yılına kadar yüzde 65,3&#039;e ulaşacağı tahmin ediliyor.   Batı ülkelerini kasıp kavuran yeni kilo verme tedavileri, onaylardan önce benzer diyabet ilaçlarının etiket dışı kullanımı yaygın olmasına rağmen, 2024&#039;ün sonlarında ve 2025&#039;in başlarında ülkede kullanıma sunuldu.  ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uDePH5jpc0eiNQBYZ6VTtw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:54:06 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Çin, onayladı:, Zayıflama iğnesi, piyasaya, sürülüyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uDePH5jpc0eiNQBYZ6VTtw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Çin, zayıflama iğnesini piyasaya sürüyor"><p>Kilo kontrol enjeksiyonunun, obez veya aşırı kilolu kişilerde kilo yönetimini sağlaması hedefleniyor.</p><p>Çin Ulusal Tıbbi Ürünler İdaresi, yerel ilaç üreticisi Innovent Biologics'in kilo kontrol peptit enjeksiyonunun piyasa girmesini onayladı.  İdare'den yapılan açıklamaya göre ilaç, yüksek kan şekeri veya yüksek tansiyon gibi kilo ile ilgili en az bir rahatsızlığı olan, obez veya aşırı kilolu kişilerde kilo yönetimini hedefliyor.  Resmi verilere göre, Çinli yetişkinler arasında aşırı kilo ve obezite oranları artıyor ve 2030 yılına kadar yüzde 65,3'e ulaşacağı tahmin ediliyor.   Batı ülkelerini kasıp kavuran yeni kilo verme tedavileri, onaylardan önce benzer diyabet ilaçlarının etiket dışı kullanımı yaygın olmasına rağmen, 2024'ün sonlarında ve 2025'in başlarında ülkede kullanıma sunuldu. </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Magnezyum, potasyum, demir zengini: Geleneksel yöntemle yapımı başladı</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/magnezyum-potasyum-demir-zengini-geleneksel-yoentemle-yapimi-basladi</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/magnezyum-potasyum-demir-zengini-geleneksel-yoentemle-yapimi-basladi</guid>
<description><![CDATA[ Kendine has kokusu ve özelliği ile dikkat çeken dut pekmezi, yüzyıllardır süren geleneksel yöntemlerle hazırlanıyor.Erzincan’ın Kemaliye ilçesi ve köylerinde duttan pekmez yapımı başladı. Pekmezin olması için bol güneş ve hafif rüzgar gerekirken, yağmur olmaması nedeniyle pekmez haziran ve temmuz aylarında yapılıyor.Odun ateşi ile büyük kazanlarda doğal kaynak suyu ile kaynatılan dut, kaynama ısısına gelince şırası alınır. Güneş gören damlarda tepsilere koyulur ve olgunlaşması beklenir. Bu süre bir hafta kadar sürer. Kemaliye pekmezinin farkı kurutulmuş beyaz duttan yapılması ve az kaynatılıp besin değerini yitirmeden güneşte olgunlaşmasıdır.Uzun uğraşlar ile hiçbir katkı maddesi kullanılmadan hazırlanan pekmezin el becerisi gerektirdiğini anlatan Medine Turgut, &quot;Uzun uğraş ve zahmetler sonucu el işçiliği ile tamamen doğal yollardan hiçbir katkı maddesi kullanılmadan üretilen pekmezlerimiz kış mevsiminde her derde deva olarak kullanılır. Dutlar kazanda kaynatılır, şırası elde edilir. Kaynatma işlemi uzun süre uygulanır. Kaynatma işlemi açık yayvan kaplarda yapılır ve düşük ısıda koyulaşıncaya kadar kaynatılır. Kaynatma kazanında şıra kaynamaya başlayınca oluşan köpükler kepçe ile alınır. Kaynama ilerledikçe şıranın üstü sarı köpük bağlar, şıra içten içe kızarır, göz göz olarak kaynar ve pekmez kokusunu yayar&quot; diye konuştu.Pekmez, yüksek şeker içeriği nedeniyle iyi bir karbonhidrat ve enerji kaynağıdır. Ayrıca mineralleri yoğun olarak içermektedir. Pekmez özellikle günlük kalsiyum, demir, potasyum ve magnezyum gereksiniminin büyük bir kısmını karşılamaktadır. Mineral miktarının fazla ve emilim oranlarının yüksek olması nedeniyle hamile ve emziklilerin, veremli hastaların, iyileşme dönemindeki kişilerin beslenmesinde yer alması önerilmektedir.Pekmezin çok iyi kaynak olduğu besin öğelerinden biri de kromdur. Dokuların krom içeriği hamilelikte, malnütrisyonda ve yaşla büyük ölçüde azalmaktadır. Krom, glikoz toleransa faktörünün yapısında bulunur ve insülin kullanımı ile glikoz metabolizmasını etkiler.Rafinasyon işlemi sonucunda gıdalardaki krom miktarının büyük ölçüde azaldığı göz önüne alınırsa pekmezdeki kromun önemi daha da belirginleşmektedir. Araştırmalar pekmezin thiamin, riboflavin ve demir açısından baldan daha zengin olduğunu da ortaya koymaktadır. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BlF81a_4nUiDkk7MVhdSaA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:54:06 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Magnezyum, potasyum, demir, zengini:, Geleneksel, yöntemle, yapımı, başladı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BlF81a_4nUiDkk7MVhdSaA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Magnezyum, potasyum, demir zengini: Geleneksel yöntemle yapımı başladı"><p>Kendine has kokusu ve özelliği ile dikkat çeken dut pekmezi, yüzyıllardır süren geleneksel yöntemlerle hazırlanıyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7U4TCYVBYEux7XSDhFW7VQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Erzincan’ın Kemaliye ilçesi ve köylerinde duttan pekmez yapımı başladı. Pekmezin olması için bol güneş ve hafif rüzgar gerekirken, yağmur olmaması nedeniyle pekmez haziran ve temmuz aylarında yapılıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zXALGF_s8U6wc0aF3g8GzA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Odun ateşi ile büyük kazanlarda doğal kaynak suyu ile kaynatılan dut, kaynama ısısına gelince şırası alınır. Güneş gören damlarda tepsilere koyulur ve olgunlaşması beklenir. Bu süre bir hafta kadar sürer. Kemaliye pekmezinin farkı kurutulmuş beyaz duttan yapılması ve az kaynatılıp besin değerini yitirmeden güneşte olgunlaşmasıdır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gLll1X2x2kKH_eMrEFicow.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzun uğraşlar ile hiçbir katkı maddesi kullanılmadan hazırlanan pekmezin el becerisi gerektirdiğini anlatan Medine Turgut, "Uzun uğraş ve zahmetler sonucu el işçiliği ile tamamen doğal yollardan hiçbir katkı maddesi kullanılmadan üretilen pekmezlerimiz kış mevsiminde her derde deva olarak kullanılır. Dutlar kazanda kaynatılır, şırası elde edilir. Kaynatma işlemi uzun süre uygulanır. Kaynatma işlemi açık yayvan kaplarda yapılır ve düşük ısıda koyulaşıncaya kadar kaynatılır. Kaynatma kazanında şıra kaynamaya başlayınca oluşan köpükler kepçe ile alınır. Kaynama ilerledikçe şıranın üstü sarı köpük bağlar, şıra içten içe kızarır, göz göz olarak kaynar ve pekmez kokusunu yayar" diye konuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HGXNqti_ZUWEp86jz2SCSA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Pekmez, yüksek şeker içeriği nedeniyle iyi bir karbonhidrat ve enerji kaynağıdır. Ayrıca mineralleri yoğun olarak içermektedir. Pekmez özellikle günlük kalsiyum, demir, potasyum ve magnezyum gereksiniminin büyük bir kısmını karşılamaktadır. Mineral miktarının fazla ve emilim oranlarının yüksek olması nedeniyle hamile ve emziklilerin, veremli hastaların, iyileşme dönemindeki kişilerin beslenmesinde yer alması önerilmektedir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ADMuForB2EWP62wzhZrPuQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Pekmezin çok iyi kaynak olduğu besin öğelerinden biri de kromdur. Dokuların krom içeriği hamilelikte, malnütrisyonda ve yaşla büyük ölçüde azalmaktadır. Krom, glikoz toleransa faktörünün yapısında bulunur ve insülin kullanımı ile glikoz metabolizmasını etkiler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DXL1Jf6eLkC8xn7Ci27fvg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Rafinasyon işlemi sonucunda gıdalardaki krom miktarının büyük ölçüde azaldığı göz önüne alınırsa pekmezdeki kromun önemi daha da belirginleşmektedir. Araştırmalar pekmezin thiamin, riboflavin ve demir açısından baldan daha zengin olduğunu da ortaya koymaktadır.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kalp sağlığınız nasıl? Bu işaretleri göz ardı etmeyin</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/kalp-sagliginiz-nasil-bu-isaretleri-goez-ardi-etmeyin</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/kalp-sagliginiz-nasil-bu-isaretleri-goez-ardi-etmeyin</guid>
<description><![CDATA[ Kalp hastalıkları sadece göğüs ağrısıyla gelmeyebilir. Vücudun verdiği küçük sinyalleri göz ardı etmeyin.Kardiyologlar fark edilmesi zor ama kritik olan bazı semptomlara dikkat çekiyor. 1. AŞIRI YORGUNLUKGünlük işler sırasında, örneğin birkaç basamak merdiven çıkarken beklenmedik bir yorgunluk hissediyorsanız bu durum kalbinizin yeterince oksijen sağlayamadığını gösterebilir. Özellikle sürekli hissedilen, dinlenmekle geçmeyen bir yorgunluk söz konusuysa, bir uzmana başvurmakta fayda var.Akşam saatlerinde ayak bileklerinde oluşan şişlik yalnızca uzun süre oturmaktan ya da tuzlu yemeklerden kaynaklanmayabilir. Kalbin yeterince kan pompalayamaması nedeniyle oluşan sıvı birikimi (ödem), dolaşım sistemindeki sorunların habercisi olabilir.Otururken ya da yürürken baş dönmesi yaşamak, kalbin beyne yeterli kan gönderemediğini gösterebilir. Bu durum düzensiz kalp ritimleri veya düşük tansiyon gibi ciddi sorunlara işaret edebilir.Hiçbir fiziksel efor sarf etmeden, hatta uzanırken bile nefes darlığı çekiyorsanız dikkat! Bu belirti, kalp yetmezliğinin önemli işaretlerinden biridir. Kalbin oksijen ihtiyacına yanıt veremediği durumlarda görülür.Özellikle kadınlarda, kalp rahatsızlıkları mide bulantısı, hazımsızlık, şişkinlik gibi sindirim sistemi belirtileriyle karıştırılabiliyor. Sürekli mide sorunları yaşıyor ve klasik yöntemlerle geçmiyorsa, altında yatan neden kalple ilgili olabilir.6. UYKU BOZUKLUĞUUyku apnesi, gece nefes durmaları veya çarpıntıyla uyanmak gibi belirtiler, kalbe binen yükün arttığını gösteriyor olabilir. Horlama ve dinlenememiş şekilde uyanmak da kalp sağlığına dair önemli ipuçları veriyor.Kısa süreli çarpıntılar çoğu zaman masum kabul edilse de, tekrar eden ve ritim bozukluğu şeklinde hissedilen atımlar aritmi belirtisi olabilir. Bu durum, felç ve kalp yetmezliği riskini artıran bir faktördür.8. NEDENSİZ KAYGI HUZURSUZLUKBazı hastalar, kalp krizi öncesi dönemlerde açıklanamayan bir tedirginlik veya “içine doğma” hissi yaşadıklarını aktarıyor. Eğer bu kaygı, diğer fiziksel semptomlarla birlikte seyrediyorsa dikkatli olunmalı.Kalp hastalıklarının “sessiz katil” olarak anılmasının nedeni, yıllarca fark edilmeden ilerleyebilmesidir. Bu nedenle her belirtiye panikle yaklaşmak değil, değişiklikleri gözlemleyerek bilinçli hareket etmek önemli. Uzmanlar, özellikle birden fazla semptomun birlikte görülmesi halinde bir kardiyoloji uzmanına başvurulmasını öneriyor.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_0lpFAqenUCuphLQvAeK0w.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:54:06 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kalp, sağlığınız, nasıl, işaretleri, göz, ardı, etmeyin</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_0lpFAqenUCuphLQvAeK0w.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kalp sağlığınız nasıl? Bu işaretleri göz ardı etmeyin"><p>Kalp hastalıkları sadece göğüs ağrısıyla gelmeyebilir. Vücudun verdiği küçük sinyalleri göz ardı etmeyin.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Wb3P9RsAUEK_6pwMoMJq5Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kardiyologlar fark edilmesi zor ama kritik olan bazı semptomlara dikkat çekiyor. 1. AŞIRI YORGUNLUKGünlük işler sırasında, örneğin birkaç basamak merdiven çıkarken beklenmedik bir yorgunluk hissediyorsanız bu durum kalbinizin yeterince oksijen sağlayamadığını gösterebilir. Özellikle sürekli hissedilen, dinlenmekle geçmeyen bir yorgunluk söz konusuysa, bir uzmana başvurmakta fayda var.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IuaxLitTEkyuPerQGs6Xqg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Akşam saatlerinde ayak bileklerinde oluşan şişlik yalnızca uzun süre oturmaktan ya da tuzlu yemeklerden kaynaklanmayabilir. Kalbin yeterince kan pompalayamaması nedeniyle oluşan sıvı birikimi (ödem), dolaşım sistemindeki sorunların habercisi olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/97oBzzijSkS_xi9LuvR0zQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Otururken ya da yürürken baş dönmesi yaşamak, kalbin beyne yeterli kan gönderemediğini gösterebilir. Bu durum düzensiz kalp ritimleri veya düşük tansiyon gibi ciddi sorunlara işaret edebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/812iVswtek-j0fOuK1hOnQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hiçbir fiziksel efor sarf etmeden, hatta uzanırken bile nefes darlığı çekiyorsanız dikkat! Bu belirti, kalp yetmezliğinin önemli işaretlerinden biridir. Kalbin oksijen ihtiyacına yanıt veremediği durumlarda görülür.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nFAneBXf1UyYk9a_TuvR6w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Özellikle kadınlarda, kalp rahatsızlıkları mide bulantısı, hazımsızlık, şişkinlik gibi sindirim sistemi belirtileriyle karıştırılabiliyor. Sürekli mide sorunları yaşıyor ve klasik yöntemlerle geçmiyorsa, altında yatan neden kalple ilgili olabilir.6. UYKU BOZUKLUĞUUyku apnesi, gece nefes durmaları veya çarpıntıyla uyanmak gibi belirtiler, kalbe binen yükün arttığını gösteriyor olabilir. Horlama ve dinlenememiş şekilde uyanmak da kalp sağlığına dair önemli ipuçları veriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LyIvFcr1i0afkuKo7Ktkaw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kısa süreli çarpıntılar çoğu zaman masum kabul edilse de, tekrar eden ve ritim bozukluğu şeklinde hissedilen atımlar aritmi belirtisi olabilir. Bu durum, felç ve kalp yetmezliği riskini artıran bir faktördür.8. NEDENSİZ KAYGI HUZURSUZLUKBazı hastalar, kalp krizi öncesi dönemlerde açıklanamayan bir tedirginlik veya “içine doğma” hissi yaşadıklarını aktarıyor. Eğer bu kaygı, diğer fiziksel semptomlarla birlikte seyrediyorsa dikkatli olunmalı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sNc6K1S3Hka2g8q2gqvT0g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kalp hastalıklarının “sessiz katil” olarak anılmasının nedeni, yıllarca fark edilmeden ilerleyebilmesidir. Bu nedenle her belirtiye panikle yaklaşmak değil, değişiklikleri gözlemleyerek bilinçli hareket etmek önemli. Uzmanlar, özellikle birden fazla semptomun birlikte görülmesi halinde bir kardiyoloji uzmanına başvurulmasını öneriyor.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Basit bir saç dökülmesi olmayabilir: Bu hastalıkların habercisi</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/basit-bir-sac-doekulmesi-olmayabilir-bu-hastaliklarin-habercisi</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/basit-bir-sac-doekulmesi-olmayabilir-bu-hastaliklarin-habercisi</guid>
<description><![CDATA[ Duşta bir miktar saç dökülmesi veya sabahları yastıkta birkaç tel saç görmek çoğu kişi için sıradan bir durum. Ancak saç fırçanız tüy yumağına dönmeye başladıysa veya saç ayrım yeriniz belirginleşiyorsa, bunun nedeni yalnızca mevsimsel dökülme ya da kozmetik tercihleriniz olmayabilir. Uzmanlara göre, saç dökülmesi vücudun daha derin bir sağlık sorununa dikkat çekme şekli olabilir.Saç, bedenin içsel dengesi bozulduğunda ilk tepki veren dokulardan biri. Dermatologlar, özellikle belirgin saç incelmesinin, hormonal dengesizliklerden besin eksikliklerine kadar birçok tıbbi sorunun erken belirtisi olabileceğine dikkat çekiyor.Kronik yorgunluk, ani kilo değişimleri ve üşüme şikayetleriyle birlikte saçlarda dökülme yaşayan bireylerin tiroid fonksiyonları mutlaka kontrol edilmeli. Hem hipotiroidi (yavaş çalışan tiroid) hem de hipertiroidi (aşırı aktif tiroid), saç köklerini olumsuz etkileyerek kuruluk, kırılma ve seyrelmeye yol açabiliyor.Uzmanlar, özellikle kadınlarda sık görülen tiroid bozukluklarının yıllarca teşhis edilemeden ilerleyebileceğine dikkat çekiyor. TSH, T3 ve T4 düzeylerini ölçen basit kan testleri, sorunun kökenine inmekte kritik rol oynuyor.PKOS, hormonal dalgalanmalarla seyreden, kadınlarda yaygın olarak görülen bir endokrin bozukluk. Saç dökülmesi, yüz ve vücutta istenmeyen tüylenme, akne ve düzensiz regl döngüleri gibi belirtilerle kendini gösterebiliyor.PKOS’un saç sağlığına etkisinin temelinde androjen hormonlarının artışı yatıyor. Bu hormonlar, saç köklerini küçülterek saçların daha erken döngüsünü tamamlamasına ve dökülmesine neden olabiliyor.Merdiven çıkarken baş dönmesi, nefes darlığı ve yorgunluk gibi semptomlarla birlikte saç dökülmesi de yaşıyorsanız, demir eksikliğine bağlı anemi olasılığı göz önünde bulundurulmalı. Hemoglobinin üretiminde önemli rol oynayan demir, saç köklerine oksijen taşınmasında da görev alıyor.Kadınlar, vejetaryenler ve yeterince demir içeren gıda tüketmeyen bireylerde sık görülen bu durum, basit bir ferritin testiyle teşhis edilebiliyor. Tedavisi ise genellikle beslenme düzeniyle ya da takviyelerle mümkün.Pandemiyle birlikte artan iç mekân yaşamı, D vitamini eksikliğini daha yaygın hale getirdi. Oysa bu vitamin, saç köklerinin yenilenmesinde kritik öneme sahip.Eksiklik, saçların seyrelmesine ve genel incelmeye neden olabiliyor. D vitamini düşüklüğü aynı zamanda halsizlik, moral bozukluğu ve odaklanma problemleri gibi belirtilerle de kendini gösterebiliyor.DİYABETYüksek kan şekeri seviyeleri, saç köklerine besin taşıyan damarları zayıflatarak saç dökülmesine neden olabiliyor. Ayrıca hormonal dengesizlikler ve bağışıklık sistemindeki bozulmalar da saç sağlığını etkileyen faktörler arasında.Sık idrara çıkma, susuzluk hissi, bulanık görme ve halsizlik gibi belirtilerle birlikte saç dökülmesi gözleniyorsa, diyabet açısından değerlendirme yapılması öneriliyor.Uzmanlar, saç dökülmesini yalnızca kozmetik bir problem olarak görmenin yanıltıcı olabileceği konusunda uyarıyor. Normalden fazla saç kaybı yaşayan bireylerin mutlaka bir sağlık profesyoneline başvurarak kapsamlı bir kan tahlili yaptırmaları öneriliyor. Tiroid hormonları, demir düzeyleri, D vitamini, kan şekeri ve hormonal değerler incelenmeli.Topikal ürünler geçici çözümler sunsa da, asıl neden teşhis edilip tedavi edilmediği sürece sorun devam edebiliyor. Uzmanlar, “Vücut bazen saç yoluyla yardım çağrısında bulunur. Bu çağrıyı zamanında duymak, yalnızca saç sağlığınızı değil genel sağlığınızı da korumanın anahtarıdır” diyor.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TeWuMDKd3E-TGtLAyH9lVg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:54:05 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Basit, bir, saç, dökülmesi, olmayabilir:, hastalıkların, habercisi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TeWuMDKd3E-TGtLAyH9lVg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Basit bir saç dökülmesi olmayabilir: Bu hastalıkların habercisi"><p>Duşta bir miktar saç dökülmesi veya sabahları yastıkta birkaç tel saç görmek çoğu kişi için sıradan bir durum. Ancak saç fırçanız tüy yumağına dönmeye başladıysa veya saç ayrım yeriniz belirginleşiyorsa, bunun nedeni yalnızca mevsimsel dökülme ya da kozmetik tercihleriniz olmayabilir. Uzmanlara göre, saç dökülmesi vücudun daha derin bir sağlık sorununa dikkat çekme şekli olabilir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JGeYPfS5DEyMrdjWWT8zIQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Saç, bedenin içsel dengesi bozulduğunda ilk tepki veren dokulardan biri. Dermatologlar, özellikle belirgin saç incelmesinin, hormonal dengesizliklerden besin eksikliklerine kadar birçok tıbbi sorunun erken belirtisi olabileceğine dikkat çekiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1SmpKRXWNUKCRGQXW-Vc_w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kronik yorgunluk, ani kilo değişimleri ve üşüme şikayetleriyle birlikte saçlarda dökülme yaşayan bireylerin tiroid fonksiyonları mutlaka kontrol edilmeli. Hem hipotiroidi (yavaş çalışan tiroid) hem de hipertiroidi (aşırı aktif tiroid), saç köklerini olumsuz etkileyerek kuruluk, kırılma ve seyrelmeye yol açabiliyor.Uzmanlar, özellikle kadınlarda sık görülen tiroid bozukluklarının yıllarca teşhis edilemeden ilerleyebileceğine dikkat çekiyor. TSH, T3 ve T4 düzeylerini ölçen basit kan testleri, sorunun kökenine inmekte kritik rol oynuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/L1TgkOIv1kC071Jr_pxlyA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>PKOS, hormonal dalgalanmalarla seyreden, kadınlarda yaygın olarak görülen bir endokrin bozukluk. Saç dökülmesi, yüz ve vücutta istenmeyen tüylenme, akne ve düzensiz regl döngüleri gibi belirtilerle kendini gösterebiliyor.PKOS’un saç sağlığına etkisinin temelinde androjen hormonlarının artışı yatıyor. Bu hormonlar, saç köklerini küçülterek saçların daha erken döngüsünü tamamlamasına ve dökülmesine neden olabiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SY9Ustq-jUG35-6zo1CqJQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Merdiven çıkarken baş dönmesi, nefes darlığı ve yorgunluk gibi semptomlarla birlikte saç dökülmesi de yaşıyorsanız, demir eksikliğine bağlı anemi olasılığı göz önünde bulundurulmalı. Hemoglobinin üretiminde önemli rol oynayan demir, saç köklerine oksijen taşınmasında da görev alıyor.Kadınlar, vejetaryenler ve yeterince demir içeren gıda tüketmeyen bireylerde sık görülen bu durum, basit bir ferritin testiyle teşhis edilebiliyor. Tedavisi ise genellikle beslenme düzeniyle ya da takviyelerle mümkün.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NXO2cn9Z0ket6GwcvwhN-A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Pandemiyle birlikte artan iç mekân yaşamı, D vitamini eksikliğini daha yaygın hale getirdi. Oysa bu vitamin, saç köklerinin yenilenmesinde kritik öneme sahip.Eksiklik, saçların seyrelmesine ve genel incelmeye neden olabiliyor. D vitamini düşüklüğü aynı zamanda halsizlik, moral bozukluğu ve odaklanma problemleri gibi belirtilerle de kendini gösterebiliyor.DİYABETYüksek kan şekeri seviyeleri, saç köklerine besin taşıyan damarları zayıflatarak saç dökülmesine neden olabiliyor. Ayrıca hormonal dengesizlikler ve bağışıklık sistemindeki bozulmalar da saç sağlığını etkileyen faktörler arasında.Sık idrara çıkma, susuzluk hissi, bulanık görme ve halsizlik gibi belirtilerle birlikte saç dökülmesi gözleniyorsa, diyabet açısından değerlendirme yapılması öneriliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Qy5Fn00O_0Wlg87tCAaGvA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlar, saç dökülmesini yalnızca kozmetik bir problem olarak görmenin yanıltıcı olabileceği konusunda uyarıyor. Normalden fazla saç kaybı yaşayan bireylerin mutlaka bir sağlık profesyoneline başvurarak kapsamlı bir kan tahlili yaptırmaları öneriliyor. Tiroid hormonları, demir düzeyleri, D vitamini, kan şekeri ve hormonal değerler incelenmeli.Topikal ürünler geçici çözümler sunsa da, asıl neden teşhis edilip tedavi edilmediği sürece sorun devam edebiliyor. Uzmanlar, “Vücut bazen saç yoluyla yardım çağrısında bulunur. Bu çağrıyı zamanında duymak, yalnızca saç sağlığınızı değil genel sağlığınızı da korumanın anahtarıdır” diyor.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Avokado sağlıklı mı, zararlı mı? Bu etkisi çok az biliniyor</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/avokado-saglikli-mi-zararli-mi-bu-etkisi-cok-az-biliniyor</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/avokado-saglikli-mi-zararli-mi-bu-etkisi-cok-az-biliniyor</guid>
<description><![CDATA[ Son yılların en popüler süper besinlerinden biri olan avokado, sağlık yararlarıyla öne çıkıyor. Ancak bu besinin özellikle böbrek hastaları açısından bazı riskler barındırabileceği uyarısı yapılıyor.Kalp dostu yağları, lif içeriği ve vitamin zenginliğiyle sıkça önerilen avokado, ekmeğe sürülüyor, smoothielere karıştırılıyor, hatta kahvaltıların vazgeçilmezi haline geliyor. Peki, avokado gerçekten herkes için güvenli mi?Uzmanlar, sağlıklı kişiler için avokadonun son derece faydalı olabileceğini belirtiyor. İçerdiği tekli doymamış yağlar, antioksidanlar ve K, C ve B vitaminleri sayesinde iltihabı azaltıyor, kötü kolesterolü düşürüyor ve kan basıncını düzenlemeye yardımcı oluyor. Bu da uzun vadede böbrek sağlığını destekleyen önemli faktörler arasında yer alıyor.Ancak burada dikkat edilmesi gereken bir unsur var: potasyum.Bir orta boy avokado yaklaşık 700-900 mg potasyum içeriyor. Bu, bir muzun neredeyse iki katı kadar potasyum anlamına geliyor. Kronik böbrek hastalığı (KBH) olan kişilerde ise böbreklerin fazla potasyumu vücuttan atma yetisi azalabiliyor. Bu durum, kan potasyum düzeylerinde yükselmeye (hiperkalemi) ve dolayısıyla kalp ritminde ciddi sorunlara yol açabiliyor.Dolayısıyla, ileri evre böbrek hastalığı olan, diyalize giren ya da doktoru tarafından düşük potasyumlu diyet önerilen kişilerin avokado tüketimini sınırlandırması gerekiyor. Uzmanlar, bu kişilerin avokadoyu tamamen hayatından çıkarması gerekmediğini, ancak porsiyon kontrolü yaparak tüketmesi gerektiğini vurguluyor.Bir başka yanlış inanış ise avokadonun böbrek taşı oluşumuna yol açtığı yönünde. Bu iddia bilimsel dayanaklardan yoksun. Avokado, taş oluşumuyla ilişkilendirilen oksalat açısından zengin değil. Aksine, içerdiği sağlıklı yağlar sayesinde dolaylı yoldan böbrek fonksiyonlarını desteklediği belirtiliyor.Beslenme uzmanlarına göre haftada birkaç kez çeyrek ya da yarım avokado tüketmek, çoğu kişi için güvenli. Ancak “doğal ve sağlıklı” algısıyla günde iki tam avokado yemek, özellikle böbrek hassasiyeti olan bireyler için risk oluşturabilir.Orta veya ileri evre kronik böbrek hastalığı olanlarDiyaliz tedavisi görenlerDüşük potasyumlu diyet uygulayanlarHiperkalemi (yüksek potasyum seviyesi) tanısı alanlarTüm bu bilgiler ışığında, avokado tüketimi konusunda tek doğru yaklaşımın kişiselleştirilmiş beslenme olduğunun altı çiziliyor. Büyük diyet değişikliklerine gitmeden önce bir nefrolog veya diyetisyene danışmak, sağlığınızı korumanın en güvenli yolu.Avokado, doğru kişi ve doğru miktarda tüketildiğinde dosttur; yanlış koşullarda ise riskli olabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vgaTXazZ6Uu4TbG4-_PB1g.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:54:05 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Avokado, sağlıklı, mı, zararlı, mı, etkisi, çok, biliniyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vgaTXazZ6Uu4TbG4-_PB1g.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Avokado sağlıklı mı, zararlı mı? Bu etkisi çok az biliniyor"><p>Son yılların en popüler süper besinlerinden biri olan avokado, sağlık yararlarıyla öne çıkıyor. Ancak bu besinin özellikle böbrek hastaları açısından bazı riskler barındırabileceği uyarısı yapılıyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cEU6fpDxNEeQ7cXjP2rCGg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kalp dostu yağları, lif içeriği ve vitamin zenginliğiyle sıkça önerilen avokado, ekmeğe sürülüyor, smoothielere karıştırılıyor, hatta kahvaltıların vazgeçilmezi haline geliyor. Peki, avokado gerçekten herkes için güvenli mi?</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yGT0hcliMkqjwBRCqLo4mA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlar, sağlıklı kişiler için avokadonun son derece faydalı olabileceğini belirtiyor. İçerdiği tekli doymamış yağlar, antioksidanlar ve K, C ve B vitaminleri sayesinde iltihabı azaltıyor, kötü kolesterolü düşürüyor ve kan basıncını düzenlemeye yardımcı oluyor. Bu da uzun vadede böbrek sağlığını destekleyen önemli faktörler arasında yer alıyor.Ancak burada dikkat edilmesi gereken bir unsur var: potasyum.Bir orta boy avokado yaklaşık 700-900 mg potasyum içeriyor. Bu, bir muzun neredeyse iki katı kadar potasyum anlamına geliyor. Kronik böbrek hastalığı (KBH) olan kişilerde ise böbreklerin fazla potasyumu vücuttan atma yetisi azalabiliyor. Bu durum, kan potasyum düzeylerinde yükselmeye (hiperkalemi) ve dolayısıyla kalp ritminde ciddi sorunlara yol açabiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dJuw2TxYHEubi2aEJsf0qg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dolayısıyla, ileri evre böbrek hastalığı olan, diyalize giren ya da doktoru tarafından düşük potasyumlu diyet önerilen kişilerin avokado tüketimini sınırlandırması gerekiyor. Uzmanlar, bu kişilerin avokadoyu tamamen hayatından çıkarması gerekmediğini, ancak porsiyon kontrolü yaparak tüketmesi gerektiğini vurguluyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5wcHUKMf-UKgayMlcj5iVg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bir başka yanlış inanış ise avokadonun böbrek taşı oluşumuna yol açtığı yönünde. Bu iddia bilimsel dayanaklardan yoksun. Avokado, taş oluşumuyla ilişkilendirilen oksalat açısından zengin değil. Aksine, içerdiği sağlıklı yağlar sayesinde dolaylı yoldan böbrek fonksiyonlarını desteklediği belirtiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LUbHF874LkyD9lYnJR2yZA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Beslenme uzmanlarına göre haftada birkaç kez çeyrek ya da yarım avokado tüketmek, çoğu kişi için güvenli. Ancak “doğal ve sağlıklı” algısıyla günde iki tam avokado yemek, özellikle böbrek hassasiyeti olan bireyler için risk oluşturabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7jBzLC7gCk-f-F2pfFESdw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Orta veya ileri evre kronik böbrek hastalığı olanlarDiyaliz tedavisi görenlerDüşük potasyumlu diyet uygulayanlarHiperkalemi (yüksek potasyum seviyesi) tanısı alanlar</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rGEBAXaDW06jEBaReSxtYA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tüm bu bilgiler ışığında, avokado tüketimi konusunda tek doğru yaklaşımın kişiselleştirilmiş beslenme olduğunun altı çiziliyor. Büyük diyet değişikliklerine gitmeden önce bir nefrolog veya diyetisyene danışmak, sağlığınızı korumanın en güvenli yolu.Avokado, doğru kişi ve doğru miktarda tüketildiğinde dosttur; yanlış koşullarda ise riskli olabilir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Karaciğeri yeniliyor, toksinleri atıyor: Antioksidan deposu besin</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/karacigeri-yeniliyor-toksinleri-atiyor-antioksidan-deposu-besin</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/karacigeri-yeniliyor-toksinleri-atiyor-antioksidan-deposu-besin</guid>
<description><![CDATA[ Vücudun doğal detoks merkezi olan karaciğer, modern yaşamın getirdiği stres, yanlış beslenme ve çevresel toksinler nedeniyle giderek daha fazla yük altında kalıyor. Uzmanlar, karaciğerin işlevini sürdürebilmesi için işlenmiş gıdalardan uzak durulması ve doğal besinlerle desteklenmesi gerektiğini vurguluyor.Karaciğer, vücuttaki toksinleri filtrelemenin yanı sıra yağ metabolizmasını düzenler, hormonları dengeler ve sindirime yardımcı olur.Ancak bu çok yönlü organ, kötü yaşam alışkanlıkları nedeniyle zamanla işlevini yitirebiliyor. Beslenme uzmanları, doğru gıdaların karaciğerin bu yükünü hafiflettiğini ve işlevlerini desteklediğini belirtiyor.Bazı besinler, karaciğerin doğal detoks sürecine doğrudan katkıda bulunuyor:Yeşil Yapraklılar: Ispanak, lahana gibi klorofil içeriği yüksek sebzeler, toksinleri nötralize ediyor ve safra üretimini artırıyor.Sarımsak: İçerdiği allisin ve selenyum, karaciğer enzimlerini aktive ederek toksinlerin atılımını kolaylaştırıyor.Pancar: Antioksidanlar açısından zengin pancar, karaciğerde yağ birikimini önleyerek detoks enzimlerini destekliyor.Zerdeçal: Kurkumin adlı bileşiği ile iltihap önleyici etkiler gösteriyor ve safra üretimini teşvik ediyor.Avokado: Glutatyon içeriği ile karaciğerin toksinlerden arınmasına yardımcı oluyor.Elma: Pektin maddesi sayesinde toksinlerin vücuttan atılmasını kolaylaştırıyor.Yeşil Çay: Antioksidan özellikleriyle bilinen kateşinler karaciğer fonksiyonlarını destekliyor.Turpgiller (brokoli, karnabahar): Glukozinolatlar sayesinde karaciğerin detoks enzim üretimini artırıyor.Narenciye Meyveleri: C vitamini içeriği ile glutatyon üretimine katkı sağlıyor.Ceviz: Omega-3 ve glutatyon içeriği sayesinde oksijenlenmeyi artırıyor ve iltihapla savaşıyor.Bazı gıdalar ise karaciğeri sessizce sabote ediyor:Alkol: Karaciğerin metabolize ederken ürettiği toksik yan ürünler, iltihap ve hasara neden olabiliyor.Kızartmalar ve Fast Food: Trans yağlar ve rafine karbonhidratlar karaciğerde yağ birikimini tetikliyor.Şekerli İçecekler: Fruktoz içeriği yüksek içecekler karaciğeri yağlandırıyor.İşlenmiş Etler: Nitrat ve doymuş yağ içeriği, iltihabı artırarak karaciğere zarar veriyor.Paketli Atıştırmalıklar: Hidrojene yağlar ve katkı maddeleri karaciğer fonksiyonunu olumsuz etkiliyor.Uzmanlar, sosyal medyada sıkça karşılaşılan &quot;detoks suları&quot; gibi pahalı ve geçici çözümler yerine, günlük beslenme alışkanlıklarının gözden geçirilmesi gerektiğini söylüyor. Tam ve doğal gıdalarla beslenmek, karaciğerin 7/24 sürdürdüğü arındırma görevini desteklemek için en etkili yol.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QxblWbhHhEWCBuWtVKsksQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:54:05 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Karaciğeri, yeniliyor, toksinleri, atıyor:, Antioksidan, deposu, besin</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QxblWbhHhEWCBuWtVKsksQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Karaciğeri yeniliyor, toksinleri atıyor: Antioksidan deposu besin"><p>Vücudun doğal detoks merkezi olan karaciğer, modern yaşamın getirdiği stres, yanlış beslenme ve çevresel toksinler nedeniyle giderek daha fazla yük altında kalıyor. Uzmanlar, karaciğerin işlevini sürdürebilmesi için işlenmiş gıdalardan uzak durulması ve doğal besinlerle desteklenmesi gerektiğini vurguluyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LSo5rfpgXkGI2BqrAs2MZQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Karaciğer, vücuttaki toksinleri filtrelemenin yanı sıra yağ metabolizmasını düzenler, hormonları dengeler ve sindirime yardımcı olur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kP5ysGotIEGqNCRulRiYFA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ancak bu çok yönlü organ, kötü yaşam alışkanlıkları nedeniyle zamanla işlevini yitirebiliyor. Beslenme uzmanları, doğru gıdaların karaciğerin bu yükünü hafiflettiğini ve işlevlerini desteklediğini belirtiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nY7atGiJnEW-Z4e9RDnOdA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bazı besinler, karaciğerin doğal detoks sürecine doğrudan katkıda bulunuyor:Yeşil Yapraklılar: Ispanak, lahana gibi klorofil içeriği yüksek sebzeler, toksinleri nötralize ediyor ve safra üretimini artırıyor.Sarımsak: İçerdiği allisin ve selenyum, karaciğer enzimlerini aktive ederek toksinlerin atılımını kolaylaştırıyor.Pancar: Antioksidanlar açısından zengin pancar, karaciğerde yağ birikimini önleyerek detoks enzimlerini destekliyor.Zerdeçal: Kurkumin adlı bileşiği ile iltihap önleyici etkiler gösteriyor ve safra üretimini teşvik ediyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1db-9TjJhUyJ--wbu_K75g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Avokado: Glutatyon içeriği ile karaciğerin toksinlerden arınmasına yardımcı oluyor.Elma: Pektin maddesi sayesinde toksinlerin vücuttan atılmasını kolaylaştırıyor.Yeşil Çay: Antioksidan özellikleriyle bilinen kateşinler karaciğer fonksiyonlarını destekliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RiX0sz3bjU-qba2wqxa7AA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Turpgiller (brokoli, karnabahar): Glukozinolatlar sayesinde karaciğerin detoks enzim üretimini artırıyor.Narenciye Meyveleri: C vitamini içeriği ile glutatyon üretimine katkı sağlıyor.Ceviz: Omega-3 ve glutatyon içeriği sayesinde oksijenlenmeyi artırıyor ve iltihapla savaşıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/j2-6IZcPqUe0HHn6q6gMKw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bazı gıdalar ise karaciğeri sessizce sabote ediyor:Alkol: Karaciğerin metabolize ederken ürettiği toksik yan ürünler, iltihap ve hasara neden olabiliyor.Kızartmalar ve Fast Food: Trans yağlar ve rafine karbonhidratlar karaciğerde yağ birikimini tetikliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NnsZ_ikAYkiS57iTzaMUrA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Şekerli İçecekler: Fruktoz içeriği yüksek içecekler karaciğeri yağlandırıyor.İşlenmiş Etler: Nitrat ve doymuş yağ içeriği, iltihabı artırarak karaciğere zarar veriyor.Paketli Atıştırmalıklar: Hidrojene yağlar ve katkı maddeleri karaciğer fonksiyonunu olumsuz etkiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-tP-cParDEKrstACexErXQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlar, sosyal medyada sıkça karşılaşılan "detoks suları" gibi pahalı ve geçici çözümler yerine, günlük beslenme alışkanlıklarının gözden geçirilmesi gerektiğini söylüyor. Tam ve doğal gıdalarla beslenmek, karaciğerin 7/24 sürdürdüğü arındırma görevini desteklemek için en etkili yol.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yüksek kolesterol işareti: Yıllarca görmezden geliniyor</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/yuksek-kolesterol-isareti-yillarca-goermezden-geliniyor</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/yuksek-kolesterol-isareti-yillarca-goermezden-geliniyor</guid>
<description><![CDATA[ Yüksek kolesterol, belirti vermeden ilerleyerek ciddi sağlık sorunlarına zemin hazırlayabiliyor. Ancak uzmanlara göre vücut, bu sinsi durumun sinyallerini dışa vurarak erken uyarı verebilir.Genellikle “sessiz katil” olarak tanımlanan yüksek kolesterol, yıllarca herhangi bir belirti göstermeden ilerleyebiliyor. Ancak uzmanlar, bazı cilt ve göz değişimlerinin, açıklanamayan yorgunluk veya uzuvlarda hissedilen rahatsızlıkların, kolesterol seviyelerinin tehlikeli boyutlara ulaştığını gösterebileceği konusunda uyarıyor. Kesin tanı için kan lipit testi şart olsa da, bu görsel işaretleri erkenden tanımak hayati önem taşıyor.GÖZ KAPAKLARINDA SARIMSI LEKELERYüksek LDL (kötü kolesterol) seviyesinin en dikkat çekici belirtilerinden biri, göz kapaklarının iç köşelerinde beliren soluk sarı plaklardır. Tıbbi adıyla ksantelazma olarak bilinen bu oluşumlar, kolesterol açısından zengin, iyi huylu tortulardır. Ailesel hiperkolesterolemisi olan bireylerde daha sık görülen bu belirti, sistemik lipid dengesizliklerinin habercisi olabilir.GÖZDE GRİ-BEYAZ HALKAKorneanın çevresinde ortaya çıkan gri ya da beyaz halkalar, özellikle 50 yaş altındaki bireylerde görülüyorsa, yüksek kolesterol şüphesiyle değerlendirilmelidir. “Arcus senilis” olarak adlandırılan bu durum, görme yetisini etkilemese de lipid metabolizmasındaki bozuklukları işaret edebilir.Dirsek, diz, el ve ayak gibi bölgelerde görülebilen kabarık, sarımsı cilt lezyonları ksantomalar olarak adlandırılır. Genellikle ailesel lipid bozukluklarının belirtisi olan bu nodüller, kolesterolün deri altı dokuda birikmesiyle oluşur. Bazı ağır vakalarda, toplam kolesterol seviyesi 1.000 mg/dL’yi aşabilir.TENDONLARDA SERTLİKAşil tendonları, dirsek veya ellerde meydana gelen sert, ağrısız nodüller de kolesterol birikiminin bir sonucu olabilir. Tendon ksantomları, özellikle ailesel hiperkolesterolemiyle ilişkili olup, ileri tetkik ve agresif tedavi gerektirebilir.Koroner arterlerde kolesterol plaklarının birikmesi, kalp kasına giden kan akışını kısıtlayarak yorgunluk, göğüs sıkışması (angina) ve hafif eforla bile nefes darlığı gibi şikâyetlere neden olabilir. Bu belirtiler, kalp krizi riskine işaret eden erken uyarılar olarak kabul ediliyor.NÖROLOJİK BELİRTİLERYüksek kolesterole bağlı damar tıkanıklıkları beyin kan akışını da etkileyebilir. Ani konuşma bozukluğu, tek taraflı uyuşma ya da görme kaybı gibi belirtiler, geçici iskemik atak (TIA) veya felç riskine işaret edebilir. Bu tür belirtiler acil müdahale gerektirir.UYUŞUKLUKKolesterol, yalnızca kalbi değil periferik damar sistemini de etkileyebilir. Karıncalanma, soğukluk hissi, renk değişimi ya da yavaş iyileşen yaralar, periferik arter hastalığına (PAD) işaret edebilir. Bu durum özellikle yürürken bacak ağrısıyla kendini gösterebilir.Bazı uzmanlara göre, kolesterole bağlı damar sertliği, penis dokularına ulaşan kan akışını kısıtlayarak sertleşme sorunlarına yol açabilir. Bu durum da dolaşım sistemindeki aksaklıkların bir göstergesi olabilir.Uzmanlar ne diyor?
Uzmanlar, bu belirtilerden bir ya da birkaçını gözlemleyen bireylerin vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurarak kan lipit testi yaptırmaları gerektiğini vurguluyor. Erken tanı ve tedavi, kalp krizi ya da felç gibi ciddi komplikasyonların önlenmesinde büyük rol oynuyor.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uZDBIam3gUWrEchrFG1Nkw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:54:04 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Yüksek, kolesterol, işareti:, Yıllarca, görmezden, geliniyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uZDBIam3gUWrEchrFG1Nkw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Yüksek kolesterol işareti: Yıllarca görmezden geliniyor"><p>Yüksek kolesterol, belirti vermeden ilerleyerek ciddi sağlık sorunlarına zemin hazırlayabiliyor. Ancak uzmanlara göre vücut, bu sinsi durumun sinyallerini dışa vurarak erken uyarı verebilir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0D-tihA9mEuiKAAdS9kbPA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Genellikle “sessiz katil” olarak tanımlanan yüksek kolesterol, yıllarca herhangi bir belirti göstermeden ilerleyebiliyor. Ancak uzmanlar, bazı cilt ve göz değişimlerinin, açıklanamayan yorgunluk veya uzuvlarda hissedilen rahatsızlıkların, kolesterol seviyelerinin tehlikeli boyutlara ulaştığını gösterebileceği konusunda uyarıyor. Kesin tanı için kan lipit testi şart olsa da, bu görsel işaretleri erkenden tanımak hayati önem taşıyor.GÖZ KAPAKLARINDA SARIMSI LEKELERYüksek LDL (kötü kolesterol) seviyesinin en dikkat çekici belirtilerinden biri, göz kapaklarının iç köşelerinde beliren soluk sarı plaklardır. Tıbbi adıyla ksantelazma olarak bilinen bu oluşumlar, kolesterol açısından zengin, iyi huylu tortulardır. Ailesel hiperkolesterolemisi olan bireylerde daha sık görülen bu belirti, sistemik lipid dengesizliklerinin habercisi olabilir.GÖZDE GRİ-BEYAZ HALKAKorneanın çevresinde ortaya çıkan gri ya da beyaz halkalar, özellikle 50 yaş altındaki bireylerde görülüyorsa, yüksek kolesterol şüphesiyle değerlendirilmelidir. “Arcus senilis” olarak adlandırılan bu durum, görme yetisini etkilemese de lipid metabolizmasındaki bozuklukları işaret edebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nmCjXCoJK0ir44E8CyJGvw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dirsek, diz, el ve ayak gibi bölgelerde görülebilen kabarık, sarımsı cilt lezyonları ksantomalar olarak adlandırılır. Genellikle ailesel lipid bozukluklarının belirtisi olan bu nodüller, kolesterolün deri altı dokuda birikmesiyle oluşur. Bazı ağır vakalarda, toplam kolesterol seviyesi 1.000 mg/dL’yi aşabilir.TENDONLARDA SERTLİKAşil tendonları, dirsek veya ellerde meydana gelen sert, ağrısız nodüller de kolesterol birikiminin bir sonucu olabilir. Tendon ksantomları, özellikle ailesel hiperkolesterolemiyle ilişkili olup, ileri tetkik ve agresif tedavi gerektirebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/o-B8BYYmmkCSQOfvRP5kXQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Koroner arterlerde kolesterol plaklarının birikmesi, kalp kasına giden kan akışını kısıtlayarak yorgunluk, göğüs sıkışması (angina) ve hafif eforla bile nefes darlığı gibi şikâyetlere neden olabilir. Bu belirtiler, kalp krizi riskine işaret eden erken uyarılar olarak kabul ediliyor.NÖROLOJİK BELİRTİLERYüksek kolesterole bağlı damar tıkanıklıkları beyin kan akışını da etkileyebilir. Ani konuşma bozukluğu, tek taraflı uyuşma ya da görme kaybı gibi belirtiler, geçici iskemik atak (TIA) veya felç riskine işaret edebilir. Bu tür belirtiler acil müdahale gerektirir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/t_RpHZ9ba06yKWseBpjZEw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>UYUŞUKLUKKolesterol, yalnızca kalbi değil periferik damar sistemini de etkileyebilir. Karıncalanma, soğukluk hissi, renk değişimi ya da yavaş iyileşen yaralar, periferik arter hastalığına (PAD) işaret edebilir. Bu durum özellikle yürürken bacak ağrısıyla kendini gösterebilir.Bazı uzmanlara göre, kolesterole bağlı damar sertliği, penis dokularına ulaşan kan akışını kısıtlayarak sertleşme sorunlarına yol açabilir. Bu durum da dolaşım sistemindeki aksaklıkların bir göstergesi olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YU7NfwGn_kiC2DKSL0u25g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlar ne diyor?
Uzmanlar, bu belirtilerden bir ya da birkaçını gözlemleyen bireylerin vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurarak kan lipit testi yaptırmaları gerektiğini vurguluyor. Erken tanı ve tedavi, kalp krizi ya da felç gibi ciddi komplikasyonların önlenmesinde büyük rol oynuyor.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kene ile doğal mücadele: Yüzlercesi doğaya bırakılıyor</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/kene-ile-dogal-mucadele-yuzlercesi-dogaya-birakiliyor</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/kene-ile-dogal-mucadele-yuzlercesi-dogaya-birakiliyor</guid>
<description><![CDATA[ Afyonkarahisar&#039;ın Şuhut ilçesinde Keklik Üretme İstasyonu&#039;ndaki yüzlerce keklik, her yıl belirlenen illerde kene ve süne mücadelesi için doğaya bırakılıyor.Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) 5. Bölge Müdürü Kemal Can, AA muhabirine, Şuhut Keklik Üretme İstasyonu&#039;nun kurulduğu 2009&#039;dan bu yana kınalı ve çil keklik ürettiğini söyledi.İstasyonda bugüne kadar 137 bin kınalı ile 39 bin 600 çil keklik üretildiğini vurgulayan Can, &quot;DKMP Genel Müdürlüğümüzün yıllara göre programları oluyor. Türkiye&#039;de çil keklik üreten tek tesisiz. Bölge müdürlüklerimizin arazi çalışmaları neticesinde DKMP Genel Müdürlüğümüze teklifte bulunuyor. Yapılan değerlendirme sonucunda üretimini yaptığımız keklikler, ülkemizin çeşitli yerlerinde doğaya salınıyor.&quot; diye konuştu.Bu yıl planlanan 6 bin kınalı ile 3 bin çil keklik üretiminin yapıldığına değinen Can, şunları kaydetti:&quot;Çil keklikler, habitatları gereği genellikle Çanakkale, Yalova, Bursa ve Tekirdağ&#039;da, kınalı keklileri de daha çok Denizli, Muğla, Manisa ve Afyonkarahisar&#039;da doğayla buluşturuluyor. Kekliklerin salınımında genellikle suya yakın yerler tercih ediliyor. Salım yaptığımız yerleri üç yıl ava kapatıyoruz. Kekliklerin oralarda tutunmaları ve üremelerini hedefliyoruz. Avcılarımızdan da bu konuya riayet etmelerini istiyoruz.&quot;Can, DKMP Genel Müdürlüğünün keklik üretip doğaya salma amacının ekosistemin desteklenmesi ve türün devamının sağlanması olduğunu söyledi.Kekliklerin doğadaki biyolojik mücadele açısından önemli bir tür olduğuna dikkati çeken Can, sözlerini şöyle tamamladı:&quot;Bu konu da kekliklerin beslenme alışkanlıklarından kaynaklanıyor. Keklikler, genellikle bitkiler ve böceklerle besleniyor. Özellikle palazlık dönemlerinde, daha çok proteinle beslenmesi gerekiyor. Daha çok böcekle besleniyorlar. Süne ve kene gibi. Bu da kuşu, biyolojik mücadele açısından etkin hale getiriyor. Doğada ne kadar böcek yiyen kuş olursa, onların pandemi oluşturması ve yaygınlaşmasını engellemiş oluyor. Dolayısıyla biyolojik mücadelede keklikler kullanılmış oluyor.&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XxiZoX0pV0yjlTM94mxuDA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:54:04 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kene, ile, doğal, mücadele:, Yüzlercesi, doğaya, bırakılıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XxiZoX0pV0yjlTM94mxuDA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kene ile doğal mücadele"><p>Afyonkarahisar'ın Şuhut ilçesinde Keklik Üretme İstasyonu'ndaki yüzlerce keklik, her yıl belirlenen illerde kene ve süne mücadelesi için doğaya bırakılıyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DxvchdABDEyn_oLViGDttw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) 5. Bölge Müdürü Kemal Can, AA muhabirine, Şuhut Keklik Üretme İstasyonu'nun kurulduğu 2009'dan bu yana kınalı ve çil keklik ürettiğini söyledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/D7cTuEkdEkOf_x8YOJ-9Ag.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İstasyonda bugüne kadar 137 bin kınalı ile 39 bin 600 çil keklik üretildiğini vurgulayan Can, "DKMP Genel Müdürlüğümüzün yıllara göre programları oluyor. Türkiye'de çil keklik üreten tek tesisiz. Bölge müdürlüklerimizin arazi çalışmaları neticesinde DKMP Genel Müdürlüğümüze teklifte bulunuyor. Yapılan değerlendirme sonucunda üretimini yaptığımız keklikler, ülkemizin çeşitli yerlerinde doğaya salınıyor." diye konuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AiW3hihSpkyv3MtFpK7apg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu yıl planlanan 6 bin kınalı ile 3 bin çil keklik üretiminin yapıldığına değinen Can, şunları kaydetti:</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nQu7lwJZ9Eazh30cM_BWxg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>"Çil keklikler, habitatları gereği genellikle Çanakkale, Yalova, Bursa ve Tekirdağ'da, kınalı keklileri de daha çok Denizli, Muğla, Manisa ve Afyonkarahisar'da doğayla buluşturuluyor. Kekliklerin salınımında genellikle suya yakın yerler tercih ediliyor. Salım yaptığımız yerleri üç yıl ava kapatıyoruz. Kekliklerin oralarda tutunmaları ve üremelerini hedefliyoruz. Avcılarımızdan da bu konuya riayet etmelerini istiyoruz."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ucSpUKUk4EWRRkhdYPbdzQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Can, DKMP Genel Müdürlüğünün keklik üretip doğaya salma amacının ekosistemin desteklenmesi ve türün devamının sağlanması olduğunu söyledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xHBtMkvNqkmoYYZiqO98KA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kekliklerin doğadaki biyolojik mücadele açısından önemli bir tür olduğuna dikkati çeken Can, sözlerini şöyle tamamladı:</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ASA6dSg4A0OncYswe8vW0g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>"Bu konu da kekliklerin beslenme alışkanlıklarından kaynaklanıyor. Keklikler, genellikle bitkiler ve böceklerle besleniyor. Özellikle palazlık dönemlerinde, daha çok proteinle beslenmesi gerekiyor. Daha çok böcekle besleniyorlar. Süne ve kene gibi. Bu da kuşu, biyolojik mücadele açısından etkin hale getiriyor. Doğada ne kadar böcek yiyen kuş olursa, onların pandemi oluşturması ve yaygınlaşmasını engellemiş oluyor. Dolayısıyla biyolojik mücadelede keklikler kullanılmış oluyor."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4STHX30p7kqXQXsxbkTgrg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CVQwyYqbF0CM2GWd9A4PwA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Soğuk su içmek faydalı mı, zararlı mı? Vücut üzerindeki etkisi</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/soguk-su-icmek-faydali-mi-zararli-mi-vucut-uzerindeki-etkisi</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/soguk-su-icmek-faydali-mi-zararli-mi-vucut-uzerindeki-etkisi</guid>
<description><![CDATA[ Soğuk su tüketimiyle ilgili tartışmalar, sindirime zarar verdiğine dair iddiaları destekleyen somut bir kanıt olmadan devam ediyor. Soğuk su burun mukus kalınlığını artırabilir ve potansiyel olarak migreni tetikleyebilir veya bazılarında yemek borusu sorunlarını kötüleştirebilirken, egzersiz sırasında aşırı ısınmayı önleme ve egzersiz sonrası iyileşmeye yardımcı olma gibi faydalar sunar.Soğuk su içmeyle ilgili tartışmalar merak uyandırdı ve bazıları mideyi kasarak sindirime zarar verebileceğine inanıyor. Ancak bunu destekleyecek sağlam bir kanıt yok. Hem soğuk hem de oda sıcaklığındaki su sizi etkili bir şekilde susuz bırakmaz. Soğuk su, özellikle egzersizden sonra ferahlatıcı olabilir, vücudu serinletmeye yardımcı olabilir ve muhtemelen metabolizmayı biraz hızlandırabilir.Hassas dişleri veya sindirimi olanları rahatsız etse de çoğu insan sorunsuz bir şekilde tadını çıkarabilir.
Sonuç olarak, kişisel tercihe geliyor. En önemlisi susuz kalmamaktır. Su, herhangi bir sıcaklıkta, zihinsel ve fiziksel sağlık için gereklidir.Soğuk su içmek vücudunuz üzerinde beklenmedik etkilere neden olabilir. Healthline&#039;a göre, 15 kişiyi kapsayan 1978 tarihli bir araştırma, soğuk suyun burun mukusunun kalınlığını artırarak solunum yollarından geçmesini zorlaştırdığını, sıcak su ve tavuk çorbasının ise tam tersi etki yaparak nefes almayı kolaylaştırdığını buldu.Belirli sağlık sorunları olan kişilerde soğuk su semptomları şiddetlendirebilir. Araştırmalar, soğuk su içmenin yatkın kişilerde migreni tetikleyebileceğini (2001 çalışması) ve yemek borusundan gıda geçişini etkileyen bir durum olan akalazya semptomlarını kötüleştirebileceğini (2012 çalışması) göstermektedir.Geleneksel Çin tıbbında, sıcak yiyeceklerle soğuk su tüketmenin bir dengesizlik yarattığına inanılır, bu nedenle yemekler genellikle ılık su veya çayla servis edilir. Sıcak bir günde soğuk suyun serinletici bir rahatlama sağlamayabileceği fikri gibi diğer kültürlerde de benzer inançlar vardır. Ancak, bu iddiaları doğrulamak veya reddetmek için daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır.Raporlara göre soğuk su içmenin faydaları şunlardır:Sporcular veya yoğun fiziksel aktivite yapan kişiler için faydalıdırEgzersiz sırasında aşırı ısınmayı önlemeye yardımcı olur (2012 çalışması)Egzersiz seanslarını daha başarılı hale getirirDaha düşük bir çekirdek sıcaklığının korunmasına yardımcı olur, fiziksel performansı artırır.Soğuk su, sıcak günlerde veya zorlu bir antrenmandan sonra süper ferahlatıcıdır. Sizi serinletmeye, kalp atış hızınızı yavaşlatmaya ve daha hızlı daha iyi hissetmenizi sağlar.Soğuk su kilo vermenize yardımcı olur mu?Soğuk su içmek kilo vermeye küçük bir ölçüde yardımcı olabilir.Faydaları şunlardır;
Şekerli içecekleri değiştirdiğinizde daha düşük kalori alımıİyileştirilmiş sindirimVücut suyu çekirdek sıcaklığına ısıtmak için çalışırken kalori yakımında hafif artışBu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/T5IsE3fv3USs5CgNJk7VjA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:54:04 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Soğuk, içmek, faydalı, mı, zararlı, mı, Vücut, üzerindeki, etkisi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/T5IsE3fv3USs5CgNJk7VjA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Soğuk su içmek faydalı mı, zararlı mı? Vücut üzerindeki etkisi"><p>Soğuk su tüketimiyle ilgili tartışmalar, sindirime zarar verdiğine dair iddiaları destekleyen somut bir kanıt olmadan devam ediyor. Soğuk su burun mukus kalınlığını artırabilir ve potansiyel olarak migreni tetikleyebilir veya bazılarında yemek borusu sorunlarını kötüleştirebilirken, egzersiz sırasında aşırı ısınmayı önleme ve egzersiz sonrası iyileşmeye yardımcı olma gibi faydalar sunar.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_lb__P5-Ek6YeEy7_6Mh0Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Soğuk su içmeyle ilgili tartışmalar merak uyandırdı ve bazıları mideyi kasarak sindirime zarar verebileceğine inanıyor. Ancak bunu destekleyecek sağlam bir kanıt yok. Hem soğuk hem de oda sıcaklığındaki su sizi etkili bir şekilde susuz bırakmaz. Soğuk su, özellikle egzersizden sonra ferahlatıcı olabilir, vücudu serinletmeye yardımcı olabilir ve muhtemelen metabolizmayı biraz hızlandırabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zfrVk_kvlkqZZNgw1cCoXg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hassas dişleri veya sindirimi olanları rahatsız etse de çoğu insan sorunsuz bir şekilde tadını çıkarabilir.
Sonuç olarak, kişisel tercihe geliyor. En önemlisi susuz kalmamaktır. Su, herhangi bir sıcaklıkta, zihinsel ve fiziksel sağlık için gereklidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/c33U5GibuU6qbsjzWeeT0Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Soğuk su içmek vücudunuz üzerinde beklenmedik etkilere neden olabilir. Healthline'a göre, 15 kişiyi kapsayan 1978 tarihli bir araştırma, soğuk suyun burun mukusunun kalınlığını artırarak solunum yollarından geçmesini zorlaştırdığını, sıcak su ve tavuk çorbasının ise tam tersi etki yaparak nefes almayı kolaylaştırdığını buldu.Belirli sağlık sorunları olan kişilerde soğuk su semptomları şiddetlendirebilir. Araştırmalar, soğuk su içmenin yatkın kişilerde migreni tetikleyebileceğini (2001 çalışması) ve yemek borusundan gıda geçişini etkileyen bir durum olan akalazya semptomlarını kötüleştirebileceğini (2012 çalışması) göstermektedir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/S7A_XWw3yUGFLoBKAXz7Aw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Geleneksel Çin tıbbında, sıcak yiyeceklerle soğuk su tüketmenin bir dengesizlik yarattığına inanılır, bu nedenle yemekler genellikle ılık su veya çayla servis edilir. Sıcak bir günde soğuk suyun serinletici bir rahatlama sağlamayabileceği fikri gibi diğer kültürlerde de benzer inançlar vardır. Ancak, bu iddiaları doğrulamak veya reddetmek için daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6Q_PIK5FjUyouPObiqaw_g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Raporlara göre soğuk su içmenin faydaları şunlardır:Sporcular veya yoğun fiziksel aktivite yapan kişiler için faydalıdırEgzersiz sırasında aşırı ısınmayı önlemeye yardımcı olur (2012 çalışması)Egzersiz seanslarını daha başarılı hale getirirDaha düşük bir çekirdek sıcaklığının korunmasına yardımcı olur, fiziksel performansı artırır.Soğuk su, sıcak günlerde veya zorlu bir antrenmandan sonra süper ferahlatıcıdır. Sizi serinletmeye, kalp atış hızınızı yavaşlatmaya ve daha hızlı daha iyi hissetmenizi sağlar.Soğuk su kilo vermenize yardımcı olur mu?Soğuk su içmek kilo vermeye küçük bir ölçüde yardımcı olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xkHdqNWAEkezGZbbD7Z7gA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Faydaları şunlardır;
Şekerli içecekleri değiştirdiğinizde daha düşük kalori alımıİyileştirilmiş sindirimVücut suyu çekirdek sıcaklığına ısıtmak için çalışırken kalori yakımında hafif artışBu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Akciğer kanserinin sessiz işareti: Göz ardı edili</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/akciger-kanserinin-sessiz-isareti-goez-ardi-edili</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/akciger-kanserinin-sessiz-isareti-goez-ardi-edili</guid>
<description><![CDATA[ Akciğer kanseri genellikle inatçı öksürük, balgamda kan ya da ani kilo kaybı gibi belirgin semptomlarla ilişkilendirilse de, hastalık çoğu zaman bu kadar şiddetli belirtilerle başlamaz. Peki, akciğer kanseri işareti olabilecek belirtiler nelerdir?Akciğer kanseri genellikle inatçı öksürük, balgamda kan ya da ani kilo kaybı gibi belirgin semptomlarla ilişkilendirilse de, hastalık çoğu zaman bu kadar şiddetli belirtilerle başlamaz. Sessiz ve sinsi bir şekilde ilerleyen bu hastalık, erken evrelerde genellikle fark edilmez. Belirtiler, sıradan sağlık sorunlarıyla karıştırılabildiğinden, tanı konulduğunda kanser çoğunlukla ilerlemiş olur.Uzmanlara göre, akciğer kanserinin göz ardı edilen bazı erken belirtileri şu şekilde sıralanıyor:Omuz bölgesindeki ağrılar çoğunlukla kötü duruş, kas gerilmesi veya &quot;donmuş omuz&quot; gibi kas-iskelet sistemi kaynaklı nedenlerle ilişkilendirilir. Ancak akciğerin üst kısmında gelişen Pancoast tümörleri, omuzdan başlayarak kola doğru yayılan bir ağrıya neden olabilir.
Akciğer dokusunda ağrı reseptörleri bulunmasa da, tümör çevredeki sinirlere baskı yaparak ağrıyı tetikleyebilir. Bu ağrı, klasik yöntemlerle (esneme, ağrı kesici vb.) hafiflemez ve başka hastalıklarla kolayca karıştırılabilir.Ses kısıklığı genellikle boğaz enfeksiyonları, fazla konuşma veya kuru hava gibi nedenlerle açıklanır. Ancak ses tonunda zamanla gelişen ve kalıcı hale gelen bir bozulma, akciğer kanserinin erken bir işareti olabilir. Özellikle ses tellerini kontrol eden tekrarlayan laringeal sinire baskı oluşursa, ses boğuk ya da zayıf çıkabilir. Bu durum geçici bir larenjitten farklıdır ve birkaç haftadan uzun sürüyorsa dikkatle değerlendirilmelidir.Tek taraflı göz kapağı düşüklüğü (ptozis), göz bebeğinde küçülme (miyozis) ve aynı yüzde terlemenin azalması gibi belirtiler Horner sendromunu düşündürebilir. Bu tablo, akciğerin üst bölgesine yakın bir tümörün sempatik sinirlere baskı yapmasıyla ortaya çıkabilir. Ağrıya neden olmadığı için çoğunlukla fark edilmez ya da farklı bir rahatsızlıkla karıştırılır.&quot;Parmak çomaklaşması&quot; olarak bilinen durum, tırnakların kıvrılması ve parmak uçlarının şişkinleşmesiyle karakterizedir. Bu durum kandaki oksijen yetersizliğiyle ilişkilidir ve akciğer kanserinde erken dönem belirtilerden biri olabilir. Gelişimi yavaş ve ağrısız olduğundan çoğu kişi bu değişimi fark etmeyebilir.Yoğun yaşam temposu, stres ya da uykusuzluk gibi nedenlerle açıklanmaya çalışılan yorgunluk, bazı durumlarda kanser kaynaklı olabilir.Akciğer kanserinin erken evrelerinde vücut, tümöre karşı inflamatuar yanıt vererek sürekli bir enerji düşüklüğüne neden olabilir. Bu yorgunluk, dinlenmeyle geçmeyen ve zamanla artan bir karakter gösterir.Uyarı: Bu belirtiler her zaman akciğer kanseri anlamına gelmez. Ancak uzun süre devam eden ve nedeni açıklanamayan şikayetlerde mutlaka bir sağlık uzmanına başvurulması önem taşır. Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yyNXVZo45ESlsXRHFoFFyA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:54:04 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Akciğer, kanserinin, sessiz, işareti:, Göz, ardı, edili</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yyNXVZo45ESlsXRHFoFFyA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Akciğer kanserinin sessiz işareti: Göz ardı edili"><p>Akciğer kanseri genellikle inatçı öksürük, balgamda kan ya da ani kilo kaybı gibi belirgin semptomlarla ilişkilendirilse de, hastalık çoğu zaman bu kadar şiddetli belirtilerle başlamaz. Peki, akciğer kanseri işareti olabilecek belirtiler nelerdir?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CSq5woXFoUiu1MT3UIzHFA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Akciğer kanseri genellikle inatçı öksürük, balgamda kan ya da ani kilo kaybı gibi belirgin semptomlarla ilişkilendirilse de, hastalık çoğu zaman bu kadar şiddetli belirtilerle başlamaz. Sessiz ve sinsi bir şekilde ilerleyen bu hastalık, erken evrelerde genellikle fark edilmez. Belirtiler, sıradan sağlık sorunlarıyla karıştırılabildiğinden, tanı konulduğunda kanser çoğunlukla ilerlemiş olur.Uzmanlara göre, akciğer kanserinin göz ardı edilen bazı erken belirtileri şu şekilde sıralanıyor:</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tCCtZDsCAUSxEkCpmASyew.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Omuz bölgesindeki ağrılar çoğunlukla kötü duruş, kas gerilmesi veya "donmuş omuz" gibi kas-iskelet sistemi kaynaklı nedenlerle ilişkilendirilir. Ancak akciğerin üst kısmında gelişen Pancoast tümörleri, omuzdan başlayarak kola doğru yayılan bir ağrıya neden olabilir.
Akciğer dokusunda ağrı reseptörleri bulunmasa da, tümör çevredeki sinirlere baskı yaparak ağrıyı tetikleyebilir. Bu ağrı, klasik yöntemlerle (esneme, ağrı kesici vb.) hafiflemez ve başka hastalıklarla kolayca karıştırılabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/H_2rPc3wYEOIcdGjtAd4KQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ses kısıklığı genellikle boğaz enfeksiyonları, fazla konuşma veya kuru hava gibi nedenlerle açıklanır. Ancak ses tonunda zamanla gelişen ve kalıcı hale gelen bir bozulma, akciğer kanserinin erken bir işareti olabilir. Özellikle ses tellerini kontrol eden tekrarlayan laringeal sinire baskı oluşursa, ses boğuk ya da zayıf çıkabilir. Bu durum geçici bir larenjitten farklıdır ve birkaç haftadan uzun sürüyorsa dikkatle değerlendirilmelidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NwfUpVpoF0CzLdQffMq4KQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tek taraflı göz kapağı düşüklüğü (ptozis), göz bebeğinde küçülme (miyozis) ve aynı yüzde terlemenin azalması gibi belirtiler Horner sendromunu düşündürebilir. Bu tablo, akciğerin üst bölgesine yakın bir tümörün sempatik sinirlere baskı yapmasıyla ortaya çıkabilir. Ağrıya neden olmadığı için çoğunlukla fark edilmez ya da farklı bir rahatsızlıkla karıştırılır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/e8vhQyr7xkaF5HNJpFqhgA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>"Parmak çomaklaşması" olarak bilinen durum, tırnakların kıvrılması ve parmak uçlarının şişkinleşmesiyle karakterizedir. Bu durum kandaki oksijen yetersizliğiyle ilişkilidir ve akciğer kanserinde erken dönem belirtilerden biri olabilir. Gelişimi yavaş ve ağrısız olduğundan çoğu kişi bu değişimi fark etmeyebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/iNtyO-3EL0WhkPBmuLWwFw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yoğun yaşam temposu, stres ya da uykusuzluk gibi nedenlerle açıklanmaya çalışılan yorgunluk, bazı durumlarda kanser kaynaklı olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/f2QqPDacGkSmxK8y1SRIjQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Akciğer kanserinin erken evrelerinde vücut, tümöre karşı inflamatuar yanıt vererek sürekli bir enerji düşüklüğüne neden olabilir. Bu yorgunluk, dinlenmeyle geçmeyen ve zamanla artan bir karakter gösterir.Uyarı: Bu belirtiler her zaman akciğer kanseri anlamına gelmez. Ancak uzun süre devam eden ve nedeni açıklanamayan şikayetlerde mutlaka bir sağlık uzmanına başvurulması önem taşır. Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Laparoskopik ne demek? Laparoskopik cerrahi hangi durumlarda uygulanır?</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/laparoskopik-ne-demek-laparoskopik-cerrahi-hangi-durumlarda-uygulanir</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/laparoskopik-ne-demek-laparoskopik-cerrahi-hangi-durumlarda-uygulanir</guid>
<description><![CDATA[ Tıpta teknolojinin gelişmesiyle birlikte cerrahi yöntemler de büyük bir dönüşüm geçirdi. “Laparoskopik” kelimesi de bu dönüşümün en dikkat çeken terimlerinden biri haline geldi. Peki, laparoskopik ne demek? Hangi durumlarda uygulanır ve klasik ameliyatlardan farkı nedir? İşte ayrıntılar...Laparoskopik, karın içi organlara küçük kesilerle ulaşarak yapılan kapalı ameliyatları ifade eder. Bu yöntem, “laparoskop” adı verilen ince ve ucunda kamera bulunan bir cihazla gerçekleştirilir. Laparoskop, vücut içine yerleştirilerek doktorun monitör üzerinden net bir şekilde iç organları görmesini sağlar.  LAPAROSKOPİK CERRAHİNİN AVANTAJLARI  Geleneksel açık ameliyatlara kıyasla birçok avantaj sunan laparoskopik yöntem, günümüzde özellikle jinekolojik ve sindirim sistemi ameliyatlarında yaygın olarak tercih edilmektedir. İşte başlıca avantajları:  Daha az ağrı: Küçük kesiler sayesinde ameliyat sonrası ağrı daha azdır.  Kısa hastanede kalış süresi: Hastalar genellikle aynı gün veya ertesi gün taburcu olabilir.  Hızlı iyileşme: Günlük yaşama dönüş süresi oldukça kısadır.  Daha az enfeksiyon riski: Açık ameliyatlara göre daha düşük risk taşır.  Estetik görünüm: Büyük ameliyat izleri yerine minimal izler kalır.  HANGİ DURUMLARDA UYGULANIR?  Laparoskopik cerrahi, birçok alanda uygulanabilir. En yaygın kullanıldığı durumlar şunlardır:  Safra kesesi alınması (laparoskopik kolesistektomi)  Apandisit ameliyatı  Yumurtalık kistlerinin alınması  Endometriozis tedavisi  Fıtık ameliyatları  Bağırsak cerrahileri ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1ocs6xKsdEiNBne4C3SF2Q.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:54:03 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Laparoskopik, demek, Laparoskopik, cerrahi, hangi, durumlarda, uygulanır</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1ocs6xKsdEiNBne4C3SF2Q.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Laparoskopik ne demek? Laparoskopik cerrahi hangi durumlarda uygulanır?"><p>Tıpta teknolojinin gelişmesiyle birlikte cerrahi yöntemler de büyük bir dönüşüm geçirdi. “Laparoskopik” kelimesi de bu dönüşümün en dikkat çeken terimlerinden biri haline geldi. Peki, laparoskopik ne demek? Hangi durumlarda uygulanır ve klasik ameliyatlardan farkı nedir? İşte ayrıntılar...</p>Laparoskopik, karın içi organlara küçük kesilerle ulaşarak yapılan kapalı ameliyatları ifade eder. Bu yöntem, “laparoskop” adı verilen ince ve ucunda kamera bulunan bir cihazla gerçekleştirilir. Laparoskop, vücut içine yerleştirilerek doktorun monitör üzerinden net bir şekilde iç organları görmesini sağlar.  <strong>LAPAROSKOPİK CERRAHİNİN AVANTAJLARI</strong>  Geleneksel açık ameliyatlara kıyasla birçok avantaj sunan laparoskopik yöntem, günümüzde özellikle jinekolojik ve sindirim sistemi ameliyatlarında yaygın olarak tercih edilmektedir. İşte başlıca avantajları:  Daha az ağrı: Küçük kesiler sayesinde ameliyat sonrası ağrı daha azdır.  Kısa hastanede kalış süresi: Hastalar genellikle aynı gün veya ertesi gün taburcu olabilir.  Hızlı iyileşme: Günlük yaşama dönüş süresi oldukça kısadır.  Daha az enfeksiyon riski: Açık ameliyatlara göre daha düşük risk taşır.  Estetik görünüm: Büyük ameliyat izleri yerine minimal izler kalır.  <strong>HANGİ DURUMLARDA UYGULANIR?</strong>  Laparoskopik cerrahi, birçok alanda uygulanabilir. En yaygın kullanıldığı durumlar şunlardır:  Safra kesesi alınması (laparoskopik kolesistektomi)  Apandisit ameliyatı  Yumurtalık kistlerinin alınması  Endometriozis tedavisi  Fıtık ameliyatları  Bağırsak cerrahileri]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>3 besin kalp krizi riskini azaltıyor: Hastalıklara karşı güç kalkanı</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/3-besin-kalp-krizi-riskini-azaltiyor-hastaliklara-karsi-guc-kalkani</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/3-besin-kalp-krizi-riskini-azaltiyor-hastaliklara-karsi-guc-kalkani</guid>
<description><![CDATA[ Yeni araştırma, yapraklı yeşilliklerin kalp hastalıklarına karşı güçlü bir kalkan oluşturduğunu ortaya koydu.Kalp ve damar sağlığını korumak için servet harcamanıza ya da karmaşık diyetlere başvurmanıza gerek yok. Avrupa Beslenme Dergisi’nde yayımlanan yeni bir araştırmaya göre, ıspanak, karalahana ve brokoli gibi yapraklı yeşil sebzeler, kalp krizi ve felç riskini önemli ölçüde azaltabiliyor.TheSun&#039;da yer alan habere göre; Avustralya’daki Edith Cowan Üniversitesi tarafından yürütülen çalışmada, bu sebzelerde bulunan K1 vitamininin, damar sertliği olarak bilinen aterosklerozu önlemede kritik rol oynadığı tespit edildi. Araştırmacılar, günde sadece bir buçuk su bardağı bu tür sebzelerin tüketilmesinin, atardamarlarda kalsiyum birikmesini engelleyerek damarların daralmasını önleyebileceğini belirtiyor.Araştırmaya öncülük eden Montana Dupuy, &quot;Ispanak, karalahana ve brokoli gibi yapraklı yeşil sebzeler, kardiyovasküler hastalıkları karakterize eden damar kalsifikasyon süreçlerini önlemeye yardımcı olabilecek K1 vitamini içerir&quot; dedi. Dupuy ayrıca bu sebzelerin günlük öğünlere kolaylıkla dahil edilebileceğini vurguladı.Bir fincan pişmiş ıspanakta 800 mcg’nin üzerinde, brokolide ise yaklaşık 220-250 mcg potasyum bulunuyor. Bu değerler, yetişkin bir bireyin günlük K1 vitamini ihtiyacını karşılamak için yeterli.Araştırmada, önerilen miktardan yüzde 30 daha fazla K1 vitamini tüketen kadınların uzun vadede damar hastalığına yakalanma riskinin daha düşük olduğu gözlemlendi. Dr. Marc Sim, “Boyun damarlarını incelediğimizde, daha fazla K1 vitamini alan kişilerde damar kalınlığının daha az olduğunu gördük. Bu da aterosklerozun önlenmesi açısından oldukça önemli bir gösterge” ifadelerini kullandı.Araştırmadaki ekip, bu bulgulardan yola çıkarak yaşlı bakımevi sakinleri gibi özel beslenme ihtiyacı duyan topluluklar için K1 vitamini açısından zengin yeni gıdalar geliştirmeye başladı. Araştırma görevlisi Dr. Liezhou Zhong, “Bu çalışma, toplum sağlığına doğrudan katkı sağlayacak somut ürünler yaratma konusunda bize yol gösteriyor” dedi.Kalp hastalıkları, dünya genelinde ölüm nedenleri arasında ilk sırada yer alıyor. Avustralya’da her 12 dakikada bir, İngiltere’de ise her dört ölümden biri kalp ve damar hastalıklarına bağlanıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/m00WWEm96kqRKE7Ar3uDEQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:54:03 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>besin, kalp, krizi, riskini, azaltıyor:, Hastalıklara, karşı, güç, kalkanı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/m00WWEm96kqRKE7Ar3uDEQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="3 besin kalp krizi riskini azaltıyor: Hastalıklara karşı güç kalkanı"><p>Yeni araştırma, yapraklı yeşilliklerin kalp hastalıklarına karşı güçlü bir kalkan oluşturduğunu ortaya koydu.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6DOcOFPOQ0y6omAUzLG2Ow.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kalp ve damar sağlığını korumak için servet harcamanıza ya da karmaşık diyetlere başvurmanıza gerek yok. Avrupa Beslenme Dergisi’nde yayımlanan yeni bir araştırmaya göre, ıspanak, karalahana ve brokoli gibi yapraklı yeşil sebzeler, kalp krizi ve felç riskini önemli ölçüde azaltabiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/st0vEmYsck2xAoyZjuHmRw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>TheSun'da yer alan habere göre; Avustralya’daki Edith Cowan Üniversitesi tarafından yürütülen çalışmada, bu sebzelerde bulunan K1 vitamininin, damar sertliği olarak bilinen aterosklerozu önlemede kritik rol oynadığı tespit edildi. Araştırmacılar, günde sadece bir buçuk su bardağı bu tür sebzelerin tüketilmesinin, atardamarlarda kalsiyum birikmesini engelleyerek damarların daralmasını önleyebileceğini belirtiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/J194qDLhRk6atlDYyj0C8w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırmaya öncülük eden Montana Dupuy, "Ispanak, karalahana ve brokoli gibi yapraklı yeşil sebzeler, kardiyovasküler hastalıkları karakterize eden damar kalsifikasyon süreçlerini önlemeye yardımcı olabilecek K1 vitamini içerir" dedi. Dupuy ayrıca bu sebzelerin günlük öğünlere kolaylıkla dahil edilebileceğini vurguladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9dcKjL2MjkGpCsXCEFdv7Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bir fincan pişmiş ıspanakta 800 mcg’nin üzerinde, brokolide ise yaklaşık 220-250 mcg potasyum bulunuyor. Bu değerler, yetişkin bir bireyin günlük K1 vitamini ihtiyacını karşılamak için yeterli.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LezXvmpp8UWLzlbM5-fmGA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırmada, önerilen miktardan yüzde 30 daha fazla K1 vitamini tüketen kadınların uzun vadede damar hastalığına yakalanma riskinin daha düşük olduğu gözlemlendi. Dr. Marc Sim, “Boyun damarlarını incelediğimizde, daha fazla K1 vitamini alan kişilerde damar kalınlığının daha az olduğunu gördük. Bu da aterosklerozun önlenmesi açısından oldukça önemli bir gösterge” ifadelerini kullandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5ZDr9o794kOYbS96sRY__A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırmadaki ekip, bu bulgulardan yola çıkarak yaşlı bakımevi sakinleri gibi özel beslenme ihtiyacı duyan topluluklar için K1 vitamini açısından zengin yeni gıdalar geliştirmeye başladı. Araştırma görevlisi Dr. Liezhou Zhong, “Bu çalışma, toplum sağlığına doğrudan katkı sağlayacak somut ürünler yaratma konusunda bize yol gösteriyor” dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Q2iOhHfOJ0icFPGTK_qKAg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kalp hastalıkları, dünya genelinde ölüm nedenleri arasında ilk sırada yer alıyor. Avustralya’da her 12 dakikada bir, İngiltere’de ise her dört ölümden biri kalp ve damar hastalıklarına bağlanıyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Böbrek sağlığı: Büyük fark yaratan 5 basit yaşam tarzı değişikliği</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/boebrek-sagligi-buyuk-fark-yaratan-5-basit-yasam-tarzi-degisikligi</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/boebrek-sagligi-buyuk-fark-yaratan-5-basit-yasam-tarzi-degisikligi</guid>
<description><![CDATA[ ABD’de milyonlarca kişi böbrek hastalığı ile mücadele ediyor. Uzmanlara göre yaşam tarzındaki küçük değişiklikler, böbrek sağlığında büyük fark yaratabiliyor.Genel sağlığın korunmasında hayati bir rol oynayan böbrekler, vücudun doğal filtre sistemi olarak işlev görüyor. Kandaki atık maddeleri ve fazla sıvıyı süzerek vücudun dengesini sağlayan bu organlar, sağlıksız yaşam alışkanlıkları nedeniyle ciddi risk altına girebiliyor.ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri’ne (CDC) göre, ülkede yaklaşık 35,5 milyon kişi kronik böbrek hastalığı ile yaşıyor. Uzmanlar, düzenli su tüketimi, dengeli beslenme, stres yönetimi ve fiziksel aktivite gibi alışkanlıkların böbrek sağlığı üzerinde önemli etkileri olduğunu vurguluyor.İşte böbrekleri korumak için günlük hayata kolaylıkla entegre edilebilecek 5 temel öneri:Günde en az 1,5–2 litre su içmek, böbreklerin sodyum ve toksinleri uzaklaştırmasına yardımcı oluyor. Özellikle sıcak yaz aylarında su tüketiminin artırılması öneriliyor.Acai meyvesi, elma, yaban mersini, kiraz, nar ve çilek gibi meyveler; avokado, brokoli, yapraklı yeşillikler, fasulye gibi sebzeler ve chia, keten tohumu gibi kuruyemişler böbrek sağlığını destekleyen gıdalar arasında yer alıyor. İşlenmiş gıdalardan, fazla tuz ve şekerden uzak durulması gerekiyor.Hipertansiyon ve diyabet, böbrek yetmezliğinin önde gelen nedenleri arasında yer alıyor. Uzmanlar, ideal kilonun korunması ve günlük en az bir saat fiziksel aktivite yapılmasının, böbrek sağlığı üzerinde olumlu etkiler sağladığını belirtiyor.Sigara ve alkol tüketimi, sadece böbrekleri değil, genel vücut sağlığını da olumsuz etkiliyor. Alkol, kan basıncını artırarak böbreklere zarar verirken, sigara damar yapısını bozarak organlara giden kan akışını kısıtlıyor.Günde 7–9 saat uyku ve stres seviyesinin meditasyon, egzersiz ya da hobilerle yönetilmesi, böbrekler üzerindeki baskıyı azaltıyor. Uzmanlar, kronik stresin iltihaplanmaya ve uzun vadede böbrek hasarına yol açabileceğine dikkat çekiyor.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MxUN8SqqpUS_PrVopfCVRQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:54:03 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Böbrek, sağlığı:, Büyük, fark, yaratan, basit, yaşam, tarzı, değişikliği</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MxUN8SqqpUS_PrVopfCVRQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Böbrek sağlığı: Büyük fark yaratan 5 basit yaşam tarzı değişikliği"><p>ABD’de milyonlarca kişi böbrek hastalığı ile mücadele ediyor. Uzmanlara göre yaşam tarzındaki küçük değişiklikler, böbrek sağlığında büyük fark yaratabiliyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/z1Z3yfiM7EyShRNJmAtmmg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Genel sağlığın korunmasında hayati bir rol oynayan böbrekler, vücudun doğal filtre sistemi olarak işlev görüyor. Kandaki atık maddeleri ve fazla sıvıyı süzerek vücudun dengesini sağlayan bu organlar, sağlıksız yaşam alışkanlıkları nedeniyle ciddi risk altına girebiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xvbaoGiSKUyuIQlj7b1r_Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri’ne (CDC) göre, ülkede yaklaşık 35,5 milyon kişi kronik böbrek hastalığı ile yaşıyor. Uzmanlar, düzenli su tüketimi, dengeli beslenme, stres yönetimi ve fiziksel aktivite gibi alışkanlıkların böbrek sağlığı üzerinde önemli etkileri olduğunu vurguluyor.İşte böbrekleri korumak için günlük hayata kolaylıkla entegre edilebilecek 5 temel öneri:</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zdJZWYQsMkG5bgJ7zJDCog.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Günde en az 1,5–2 litre su içmek, böbreklerin sodyum ve toksinleri uzaklaştırmasına yardımcı oluyor. Özellikle sıcak yaz aylarında su tüketiminin artırılması öneriliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uSPxQ8fJhEOMuOF58tipAQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Acai meyvesi, elma, yaban mersini, kiraz, nar ve çilek gibi meyveler; avokado, brokoli, yapraklı yeşillikler, fasulye gibi sebzeler ve chia, keten tohumu gibi kuruyemişler böbrek sağlığını destekleyen gıdalar arasında yer alıyor. İşlenmiş gıdalardan, fazla tuz ve şekerden uzak durulması gerekiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6NJnidEKxE2z7Rri0js-5Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hipertansiyon ve diyabet, böbrek yetmezliğinin önde gelen nedenleri arasında yer alıyor. Uzmanlar, ideal kilonun korunması ve günlük en az bir saat fiziksel aktivite yapılmasının, böbrek sağlığı üzerinde olumlu etkiler sağladığını belirtiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/eE0JOjw1CUmD0vGeFqF3fw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sigara ve alkol tüketimi, sadece böbrekleri değil, genel vücut sağlığını da olumsuz etkiliyor. Alkol, kan basıncını artırarak böbreklere zarar verirken, sigara damar yapısını bozarak organlara giden kan akışını kısıtlıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1QLxvx-DgEyTVYTmiNp5Fg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Günde 7–9 saat uyku ve stres seviyesinin meditasyon, egzersiz ya da hobilerle yönetilmesi, böbrekler üzerindeki baskıyı azaltıyor. Uzmanlar, kronik stresin iltihaplanmaya ve uzun vadede böbrek hasarına yol açabileceğine dikkat çekiyor.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sabahları tüketilmesi gerekiyor: 5 süper besin ilaç gibi</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/sabahlari-tuketilmesi-gerekiyor-5-super-besin-ilac-gibi</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/sabahlari-tuketilmesi-gerekiyor-5-super-besin-ilac-gibi</guid>
<description><![CDATA[ Sabahları ne yediğiniz, gün boyu sindirim sisteminizin çalışmasından enerji seviyenize, hormon dengenizden genel ruh halinize kadar pek çok alanı doğrudan etkiliyor.Beslenme uzmanları ve geleneksel sağlık sistemlerine göre, güne boş mideyle doğru süper besinlerle başlamak; özellikle şişkinlik, yavaş sindirim ve hormon dengesizliği yaşayanlar için oldukça faydalı. İşte uzmanların sabah saatlerinde, aç karna tüketilmesini önerdiği beş süper besin:Chia tohumları gece boyunca suda bekletildiğinde jel kıvamına gelir ve sindirimi kolaylaşır. Omega-3 yağ asitleri, çözünür lif ve antioksidanlar açısından zengin olan chia tohumları, bağırsakları toksinlerden arındırır, sindirimi düzenler ve kan şekerini dengeleyerek gün boyu enerjiyi sabit tutar. Bitkisel süt veya suyla karıştırılıp içine tarçın ya da bal eklenerek tüketilebilir.Günün ilk saatlerinde tüketilen çiğ hindistan cevizi parçaları ya da bir kaşık soğuk sıkım hindistan cevizi yağı, sindirimi destekleyen orta zincirli yağ asitleri (MCFA) içerir. Bu yağlar hızla enerjiye dönüşür ve vücutta yağ olarak depolanmaz. Ayrıca, hindistan cevizi yağı metabolizmayı hızlandırır ve gün içinde oluşabilecek şeker isteğini azaltabilir.Badem, E vitamini, sağlıklı yağlar, magnezyum ve bitkisel protein açısından zengin bir kaynaktır. Gece boyunca suda bekletildiğinde içeriğindeki enzimler aktifleşir, tanen ve fitik asit azalır, böylece besinlerin emilimi kolaylaşır. Boş mideye tüketildiğinde zihinsel berraklık sağlar, cilt sağlığını destekler ve enerji seviyesini dengeler.Demir eksikliği, kabızlık ve mide asiditesi gibi sabah sorunlarına doğal bir çözüm sunan siyah kuru üzümler, gece boyunca suda bekletildiğinde yumuşar ve daha kolay sindirilir. Doğal şekerler ve antioksidanlar içeren bu besin, özellikle kadınlarda yorgunluk, regl düzensizliği ve PMS belirtilerine karşı destek sağlar.Genellikle göz ardı edilen kuru erikler, bağırsak sağlığı, kemik yoğunluğu ve hormon dengesi açısından oldukça değerlidir. İçerdiği çözünür lif ve doğal sorbitol sayesinde sindirimi kolaylaştırır, şişkinliği önler. Potasyum ve boron açısından zengin olan kuru erik, özellikle kadınlarda kemik sağlığını ve östrojen dengesini destekler. Sabahları aç karna iki adet ıslatılmış kuru erik tüketmek oldukça etkilidir.Uzmanlardan Öneri: Kahvaltı Ağır Değil, Şifalı OlmalıSabah öğünlerinin amacı yalnızca karın doyurmak değil, vücudu nazikçe uyandırmak, sindirimi tetiklemek ve günün geri kalanına doğal bir dengeyle başlamaktır. Doğru besinlerle başlayan bir gün, bedenin kendi dengesini kurmasına yardımcı olur. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3JnFfgGLR0CD4_aw2auYuw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:54:03 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sabahları, tüketilmesi, gerekiyor:, süper, besin, ilaç, gibi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3JnFfgGLR0CD4_aw2auYuw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Sabahları tüketilmesi gerekiyor: 5 süper besin ilaç gibi"><p>Sabahları ne yediğiniz, gün boyu sindirim sisteminizin çalışmasından enerji seviyenize, hormon dengenizden genel ruh halinize kadar pek çok alanı doğrudan etkiliyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/X1GiwyMEfESLdvgjdasjxA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Beslenme uzmanları ve geleneksel sağlık sistemlerine göre, güne boş mideyle doğru süper besinlerle başlamak; özellikle şişkinlik, yavaş sindirim ve hormon dengesizliği yaşayanlar için oldukça faydalı. İşte uzmanların sabah saatlerinde, aç karna tüketilmesini önerdiği beş süper besin:</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/M1UKGUfF3EidpZEFBgM1Jw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Chia tohumları gece boyunca suda bekletildiğinde jel kıvamına gelir ve sindirimi kolaylaşır. Omega-3 yağ asitleri, çözünür lif ve antioksidanlar açısından zengin olan chia tohumları, bağırsakları toksinlerden arındırır, sindirimi düzenler ve kan şekerini dengeleyerek gün boyu enerjiyi sabit tutar. Bitkisel süt veya suyla karıştırılıp içine tarçın ya da bal eklenerek tüketilebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rSbfVYLFJ02EOXyoGuOohA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Günün ilk saatlerinde tüketilen çiğ hindistan cevizi parçaları ya da bir kaşık soğuk sıkım hindistan cevizi yağı, sindirimi destekleyen orta zincirli yağ asitleri (MCFA) içerir. Bu yağlar hızla enerjiye dönüşür ve vücutta yağ olarak depolanmaz. Ayrıca, hindistan cevizi yağı metabolizmayı hızlandırır ve gün içinde oluşabilecek şeker isteğini azaltabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cZXL9FT7JkCq_jRfvRjJSQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Badem, E vitamini, sağlıklı yağlar, magnezyum ve bitkisel protein açısından zengin bir kaynaktır. Gece boyunca suda bekletildiğinde içeriğindeki enzimler aktifleşir, tanen ve fitik asit azalır, böylece besinlerin emilimi kolaylaşır. Boş mideye tüketildiğinde zihinsel berraklık sağlar, cilt sağlığını destekler ve enerji seviyesini dengeler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/h0B49D65JEyDW1AjzA9B3g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Demir eksikliği, kabızlık ve mide asiditesi gibi sabah sorunlarına doğal bir çözüm sunan siyah kuru üzümler, gece boyunca suda bekletildiğinde yumuşar ve daha kolay sindirilir. Doğal şekerler ve antioksidanlar içeren bu besin, özellikle kadınlarda yorgunluk, regl düzensizliği ve PMS belirtilerine karşı destek sağlar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jS7qpCnZ4U6ZjxRgiQ4ezw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Genellikle göz ardı edilen kuru erikler, bağırsak sağlığı, kemik yoğunluğu ve hormon dengesi açısından oldukça değerlidir. İçerdiği çözünür lif ve doğal sorbitol sayesinde sindirimi kolaylaştırır, şişkinliği önler. Potasyum ve boron açısından zengin olan kuru erik, özellikle kadınlarda kemik sağlığını ve östrojen dengesini destekler. Sabahları aç karna iki adet ıslatılmış kuru erik tüketmek oldukça etkilidir.Uzmanlardan Öneri: Kahvaltı Ağır Değil, Şifalı OlmalıSabah öğünlerinin amacı yalnızca karın doyurmak değil, vücudu nazikçe uyandırmak, sindirimi tetiklemek ve günün geri kalanına doğal bir dengeyle başlamaktır. Doğru besinlerle başlayan bir gün, bedenin kendi dengesini kurmasına yardımcı olur.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kalp hastalığının gizli izleri: Ciltte 7 uyarı işareti var</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/kalp-hastaliginin-gizli-izleri-ciltte-7-uyari-isareti-var</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/kalp-hastaliginin-gizli-izleri-ciltte-7-uyari-isareti-var</guid>
<description><![CDATA[ Dünyada en yaygın ölüm nedenlerinden biri olan kalp hastalıkları, çoğu zaman belirti vermeden ilerliyor. Ancak uzmanlara göre, vücudun özellikle de cildin verdiği bazı sinyaller erken teşhis için kritik rol oynayabiliyor. Göğüs ağrısı ve nefes darlığı gibi klasik belirtilerin yanı sıra ciltte görülebilecek bazı değişiklikler de kalp hastalığına işaret edebilir.İşte dikkat edilmesi gereken yedi önemli cilt belirtisi:1. AYAK VE BACAKLARDA ŞİŞLİKAyak bilekleri, ayaklar ve alt bacaklarda oluşan şişlik, kalbin yeterince güçlü şekilde kan pompalayamamasının sonucu olabilir. Özellikle yorgunluk veya nefes darlığıyla birlikte seyrediyorsa, bu durum kalp yetmezliğinin belirtisi olabilir. Çorap izlerinin derinleşmesi veya ayakkabıların dar gelmesi gibi küçük işaretlere dikkat etmek gerekiyor.Parmak uçları veya ayak parmaklarında mavi-mor renk değişiklikleri, vücutta yeterince oksijen taşınmadığını ve kalbin zorlandığını gösterebilir. Siyanoz olarak adlandırılan bu durum, damar tıkanıklığı ya da zayıf kalp fonksiyonlarının sonucu olabilir. Kalıcıysa acil tıbbi değerlendirme gerektirir.Göz çevresi, dirsek, diz ve bacak arkalarında oluşan sarımsı-turuncu kabarcıklar, yüksek kolesterol veya trigliserit düzeylerinin ciltteki yansıması olabilir. Sessiz ilerleyen bu durum, kalp hastalığı riskini artıran önemli bir işarettir.4. MOR VE MAVİ DAMARLARBacaklarda örümcek ağına benzer mor-mavi desenler, kolesterol embolizasyon sendromunun belirtisi olabilir. Bu, küçük damarların kolesterol kristalleriyle tıkanmasından kaynaklanır ve kalp-damar sistemiyle ilgili ciddi sorunların habercisidir.Parmak uçlarının yuvarlaklaşması, tırnakların aşağı doğru kıvrılması yani &quot;kulüpleşme&quot;, kanda düşük oksijen seviyesini işaret edebilir. Bu durum genellikle kalp veya akciğer hastalıklarıyla ilişkilidir.Tırnak altında ince, kıymık benzeri çizgiler; küçük damar hasarının ve enfeksiyöz endokardit gibi ciddi kalp enfeksiyonlarının belirtisi olabilir. Bu çizgiler ateş veya yorgunlukla birlikte görülüyorsa mutlaka doktora başvurulmalıdır.7. AYAK PARMAKLARINDA YUMRULAROsler nodülleri olarak bilinen kırmızı-mor, ağrılı yumrular kalp enfeksiyonlarının göstergesi olabilir. Saatler ya da günler sürebilen bu nodüller, ihmal edilmemesi gereken belirtilerdendir.Uzmanlar, özellikle diyabet, hipertansiyon veya obezite gibi risk faktörlerine sahip bireylerin bu tür cilt belirtilerini göz ardı etmemesi gerektiğini vurguluyor. Bu sinyaller, kalp hastalığına dair erken uyarılar olabilir ve zamanında müdahale hayat kurtarabilir.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Jh_E0ovCdk-gukYfqh5svg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:54:02 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kalp, hastalığının, gizli, izleri:, Ciltte, uyarı, işareti, var</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Jh_E0ovCdk-gukYfqh5svg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kalp hastalığının gizli izleri: Ciltte 7 uyarı işareti var"><p>Dünyada en yaygın ölüm nedenlerinden biri olan kalp hastalıkları, çoğu zaman belirti vermeden ilerliyor. Ancak uzmanlara göre, vücudun özellikle de cildin verdiği bazı sinyaller erken teşhis için kritik rol oynayabiliyor. Göğüs ağrısı ve nefes darlığı gibi klasik belirtilerin yanı sıra ciltte görülebilecek bazı değişiklikler de kalp hastalığına işaret edebilir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4UIhF_6RW0WOqG9bA-WFxQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İşte dikkat edilmesi gereken yedi önemli cilt belirtisi:1. AYAK VE BACAKLARDA ŞİŞLİKAyak bilekleri, ayaklar ve alt bacaklarda oluşan şişlik, kalbin yeterince güçlü şekilde kan pompalayamamasının sonucu olabilir. Özellikle yorgunluk veya nefes darlığıyla birlikte seyrediyorsa, bu durum kalp yetmezliğinin belirtisi olabilir. Çorap izlerinin derinleşmesi veya ayakkabıların dar gelmesi gibi küçük işaretlere dikkat etmek gerekiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TzMDsyT_B0uAU_8XGUeI2Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Parmak uçları veya ayak parmaklarında mavi-mor renk değişiklikleri, vücutta yeterince oksijen taşınmadığını ve kalbin zorlandığını gösterebilir. Siyanoz olarak adlandırılan bu durum, damar tıkanıklığı ya da zayıf kalp fonksiyonlarının sonucu olabilir. Kalıcıysa acil tıbbi değerlendirme gerektirir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xvGjz75jhkme7Tz1kmjK2g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Göz çevresi, dirsek, diz ve bacak arkalarında oluşan sarımsı-turuncu kabarcıklar, yüksek kolesterol veya trigliserit düzeylerinin ciltteki yansıması olabilir. Sessiz ilerleyen bu durum, kalp hastalığı riskini artıran önemli bir işarettir.4. MOR VE MAVİ DAMARLARBacaklarda örümcek ağına benzer mor-mavi desenler, kolesterol embolizasyon sendromunun belirtisi olabilir. Bu, küçük damarların kolesterol kristalleriyle tıkanmasından kaynaklanır ve kalp-damar sistemiyle ilgili ciddi sorunların habercisidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xUHr8VxM70S2B8IL9cy5bg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Parmak uçlarının yuvarlaklaşması, tırnakların aşağı doğru kıvrılması yani "kulüpleşme", kanda düşük oksijen seviyesini işaret edebilir. Bu durum genellikle kalp veya akciğer hastalıklarıyla ilişkilidir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IWl_ZXK2L0GCgRzl7rLvYw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tırnak altında ince, kıymık benzeri çizgiler; küçük damar hasarının ve enfeksiyöz endokardit gibi ciddi kalp enfeksiyonlarının belirtisi olabilir. Bu çizgiler ateş veya yorgunlukla birlikte görülüyorsa mutlaka doktora başvurulmalıdır.7. AYAK PARMAKLARINDA YUMRULAROsler nodülleri olarak bilinen kırmızı-mor, ağrılı yumrular kalp enfeksiyonlarının göstergesi olabilir. Saatler ya da günler sürebilen bu nodüller, ihmal edilmemesi gereken belirtilerdendir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/p-Rvu0BG_0ec6Tk4dzRQeg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlar, özellikle diyabet, hipertansiyon veya obezite gibi risk faktörlerine sahip bireylerin bu tür cilt belirtilerini göz ardı etmemesi gerektiğini vurguluyor. Bu sinyaller, kalp hastalığına dair erken uyarılar olabilir ve zamanında müdahale hayat kurtarabilir.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sağlıklı sanılıyordu: Ani kalp krizi nedeni</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/saglikli-saniliyordu-ani-kalp-krizi-nedeni</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/saglikli-saniliyordu-ani-kalp-krizi-nedeni</guid>
<description><![CDATA[ Avustralya merkezli bir araştırma, kalp sağlığı açısından faydalı olduğu düşünülen omega-3 yağlarının, iltihaplanma ve kronik hastalık riskini artırabileceğini ortaya koydu.DailyMail&#039;de yer alan habere göre; Avustralyalı bilim insanlarının yürüttüğü yeni bir araştırma, uzun yıllardır sağlıklı yağ kaynakları olarak önerilen yağlı balık, kuruyemiş ve avokadonun düşündüğümüz kadar masum olmayabileceğini öne sürdü. Çalışmanın merkezinde, bu besinlerde yoğun olarak bulunan ve kalp sağlığını desteklediği kabul edilen omega-3 yağ asitleri yer alıyor.Queensland Üniversitesi’nden moleküler bilim uzmanı Profesör Daisy Crick’in başyazarlığını yaptığı çalışmada, omega-3’ün sanılanın aksine vücutta iltihaplanmayı tetikleyebileceği ve obezite, tip 2 diyabet ile kalp krizi riskini artırabileceği ileri sürüldü.Daha önce kalp sağlığını desteklediği düşünülen omega-6 yağlarının, bitkisel ve tohum yağlarında yüksek oranda bulunduğu biliniyor. Ancak araştırmacılar, genellikle sağlıklı kabul edilen omega-3 yağlarının da GlycA seviyelerini yükselttiğini saptadı.Chicago’daki RUSH Sağlıklı Yaşlanma Enstitüsü’nden Profesör Thomas Holland, Medical News Today&#039;e yaptığı açıklamada sonuçları “beklenmedik” olarak nitelendirdi. “Çoğu insan omega-3&#039;lerin bağışıklık sistemini sakinleştirdiğini düşünür. Ancak bu çalışmada, daha yüksek omega-3 seviyeleri daha fazla iltihapla ilişkilendirildi” ifadelerini kullandı.Profesör Crick, sonuçların omega-3’ün iltihap önleyici ve omega-6’nın iltihap destekleyici olduğu yönündeki basit yaklaşımı sorgulattığını belirtti. “Sadece omega-3 alımını artırmak, iltihabı azaltmak ya da kalp hastalıklarına karşı korumak için yeterli olmayabilir. Daha sağlıklı sonuçlar için bu yağlar arasındaki dengeye odaklanmak gerekiyor,” dedi.Uluslararası Epidemiyoloji Dergisi’nde yayımlanan çalışma, yağ asitlerinin uzun vadeli sağlık üzerindeki etkilerini daha iyi anlamak adına daha fazla araştırma yapılması gerektiğini vurguluyor.Öte yandan, ayçiçeği, soya ve kolza gibi tohum yağları da araştırmada dikkat çekiyor. Uzun süredir kalp sağlığına faydalı bir alternatif olarak sunulan bu yağların, obezite, kalp hastalığı, diyabet ve otoimmün hastalıklarla ilişkilendirilebileceği belirtiliyor.Profesör Holland, “İngiltere&#039;de yaklaşık 6,3 milyon kişi yüksek kolesterolle yaşıyor. Bu durum, tedavi edilmezse kalp krizi ve felç riskini ciddi oranda artırabilir. Tohum yağlarının bu tablonun bir parçası olabileceğini göz ardı etmemeliyiz” dedi.İngiltere Ulusal Sağlık Servisi (NHS) verilerine göre, 75 yaş altı bireylerde kalp hastalıklarına bağlı ölümler 1960’lardan bu yana azalsa da, obezite ve hipertansiyon gibi risk faktörlerindeki artış, kalp krizi ve felç oranlarında yeniden yükselişe işaret ediyor.Uzmanlar, özellikle genç bireylerde artan kalp hastalığı vakalarının sadece yaşam tarzıyla değil, beslenme alışkanlıklarındaki bazı kalıplaşmış inançların da gözden geçirilmesini gerektirdiğine dikkat çekiyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/k1pr5VVyskCDXxgxqLXvUw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:54:02 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sağlıklı, sanılıyordu:, Ani, kalp, krizi, nedeni</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/k1pr5VVyskCDXxgxqLXvUw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Sağlıklı sanılıyordu: Ani kalp krizi nedeni"><p>Avustralya merkezli bir araştırma, kalp sağlığı açısından faydalı olduğu düşünülen omega-3 yağlarının, iltihaplanma ve kronik hastalık riskini artırabileceğini ortaya koydu.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rMK3Lb_dvEOVUldOnfnLmw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>DailyMail'de yer alan habere göre; Avustralyalı bilim insanlarının yürüttüğü yeni bir araştırma, uzun yıllardır sağlıklı yağ kaynakları olarak önerilen yağlı balık, kuruyemiş ve avokadonun düşündüğümüz kadar masum olmayabileceğini öne sürdü. Çalışmanın merkezinde, bu besinlerde yoğun olarak bulunan ve kalp sağlığını desteklediği kabul edilen omega-3 yağ asitleri yer alıyor.Queensland Üniversitesi’nden moleküler bilim uzmanı Profesör Daisy Crick’in başyazarlığını yaptığı çalışmada, omega-3’ün sanılanın aksine vücutta iltihaplanmayı tetikleyebileceği ve obezite, tip 2 diyabet ile kalp krizi riskini artırabileceği ileri sürüldü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mgQ9i36ljUGU7OijX2PCcw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Daha önce kalp sağlığını desteklediği düşünülen omega-6 yağlarının, bitkisel ve tohum yağlarında yüksek oranda bulunduğu biliniyor. Ancak araştırmacılar, genellikle sağlıklı kabul edilen omega-3 yağlarının da GlycA seviyelerini yükselttiğini saptadı.Chicago’daki RUSH Sağlıklı Yaşlanma Enstitüsü’nden Profesör Thomas Holland, Medical News Today'e yaptığı açıklamada sonuçları “beklenmedik” olarak nitelendirdi. “Çoğu insan omega-3'lerin bağışıklık sistemini sakinleştirdiğini düşünür. Ancak bu çalışmada, daha yüksek omega-3 seviyeleri daha fazla iltihapla ilişkilendirildi” ifadelerini kullandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Y2d9s-ChQkq2mS-SrsqHMA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Profesör Crick, sonuçların omega-3’ün iltihap önleyici ve omega-6’nın iltihap destekleyici olduğu yönündeki basit yaklaşımı sorgulattığını belirtti. “Sadece omega-3 alımını artırmak, iltihabı azaltmak ya da kalp hastalıklarına karşı korumak için yeterli olmayabilir. Daha sağlıklı sonuçlar için bu yağlar arasındaki dengeye odaklanmak gerekiyor,” dedi.Uluslararası Epidemiyoloji Dergisi’nde yayımlanan çalışma, yağ asitlerinin uzun vadeli sağlık üzerindeki etkilerini daha iyi anlamak adına daha fazla araştırma yapılması gerektiğini vurguluyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Qj_R8pvplkqXAkjbxqId-A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Öte yandan, ayçiçeği, soya ve kolza gibi tohum yağları da araştırmada dikkat çekiyor. Uzun süredir kalp sağlığına faydalı bir alternatif olarak sunulan bu yağların, obezite, kalp hastalığı, diyabet ve otoimmün hastalıklarla ilişkilendirilebileceği belirtiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Fuoe084uB0OD2e6BVmurHA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Profesör Holland, “İngiltere'de yaklaşık 6,3 milyon kişi yüksek kolesterolle yaşıyor. Bu durum, tedavi edilmezse kalp krizi ve felç riskini ciddi oranda artırabilir. Tohum yağlarının bu tablonun bir parçası olabileceğini göz ardı etmemeliyiz” dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CP2QOiXXW02-0OZceY364Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İngiltere Ulusal Sağlık Servisi (NHS) verilerine göre, 75 yaş altı bireylerde kalp hastalıklarına bağlı ölümler 1960’lardan bu yana azalsa da, obezite ve hipertansiyon gibi risk faktörlerindeki artış, kalp krizi ve felç oranlarında yeniden yükselişe işaret ediyor.Uzmanlar, özellikle genç bireylerde artan kalp hastalığı vakalarının sadece yaşam tarzıyla değil, beslenme alışkanlıklarındaki bazı kalıplaşmış inançların da gözden geçirilmesini gerektirdiğine dikkat çekiyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Erkeklerde &amp;quot;sessiz hastalık&amp;quot;: Gittikçe yaygınlaşıyor</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/erkeklerde-sessiz-hastalik-gittikce-yayginlasiyor</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/erkeklerde-sessiz-hastalik-gittikce-yayginlasiyor</guid>
<description><![CDATA[ ABD’de yaklaşık 2 milyon erkek, kemikleri zayıf ve kırılgan hale getiren “sessiz hastalık” olarak bilinen osteoporozdan muzdarip.ABD Ulusal Omurga Sağlığı Vakfı’na göre, 16 milyon erkekte kemik erimesinin başlangıç evresi sayılan osteopeni bulunuyor. Buna rağmen, Ohio Eyalet Üniversitesi Wexner Tıp Merkezi’nin yaptırdığı yeni bir ankete göre, erkeklerin yalnızca yüzde 1’i kemik yoğunluğunun düşük olmasından endişe duyuyor.CİDDİ SONUÇLAR DOĞURABİLİROysa uzmanlara göre bu durum ciddi sonuçlar doğurabilir. ABD’de 65 yaş üstü yetişkinlerde düşmeler, hem yaralanmaların hem de yaralanmaya bağlı ölümlerin başlıca nedeni. Düşük kemik yoğunluğu, küçük bir düşmede bile ciddi kırıklara yol açabiliyor. Üstelik osteoporoz, genellikle bir kırık yaşanana kadar belirti vermiyor.ERKEKLER NE YAPMALI?Radyoloji uzmanı Dr. Paul Lewis, erkeklerin bu riski azaltmak için bazı önlemler alabileceğini söylüyor:  Testosteron Kontrolü: Erkeklerin 30 yaşından itibaren doktorlarıyla testosteron düzeylerini konuşması öneriliyor. Çünkü yaşla birlikte azalan testosteron, kemiklerin zayıflamasına katkıda bulunuyor.Ağırlık Taşıyan Egzersizler: Yürüyüş, merdiven çıkma, direnç çalışmaları, yoga ve denge egzersizleri kemik yoğunluğunu artırıyor. Lewis’e göre tenis, golf, pickleball gibi sporlar da kalp sağlığına katkıda bulunurken kemikleri güçlendiriyor.Aktif Yaşam Tarzı: Araba yerine yürümek, asansör yerine merdiven kullanmak, çocuklarla veya evcil hayvanlarla oynamak gibi basit aktiviteler bile kemik sağlığına katkı sağlıyor.Sağlıklı Alışkanlıklar: Sigara, aşırı alkol, hareketsiz yaşam ve kötü beslenme kemik erimesi riskini artırıyor. Düşmeye neden olabilecek çevresel tehlikelere karşı da önlem almak gerekiyor.Kemik Yoğunluğu Ölçümü: DEXA taraması gibi testlerle kemik yoğunluğu ölçülerek osteoporoz erken teşhis edilebiliyor.TEDAVİ SEÇENEKLERİOsteoporoz ve buna bağlı omurga kırıkları durumunda, cerrahi olmayan iki yöntem öne çıkıyor: kifoplasti ve vertebroplasti. Bu işlemlerle kırık omurlara özel bir kemik çimentosu enjekte edilerek ağrı azaltılıyor, omurga dengesi korunuyor ve hastalar kısa sürede normal yaşantısına dönebiliyor.  ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rVdGkxRUxkeB3tONVyPGiQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:54:02 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Erkeklerde, sessiz, hastalık:, Gittikçe, yaygınlaşıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rVdGkxRUxkeB3tONVyPGiQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Erkekleri bekleyen sinsi hastalık"><p>ABD’de yaklaşık 2 milyon erkek, kemikleri zayıf ve kırılgan hale getiren “sessiz hastalık” olarak bilinen osteoporozdan muzdarip.</p><p>ABD Ulusal Omurga Sağlığı Vakfı’na göre, 16 milyon erkekte kemik erimesinin başlangıç evresi sayılan osteopeni bulunuyor. Buna rağmen, Ohio Eyalet Üniversitesi Wexner Tıp Merkezi’nin yaptırdığı yeni bir ankete göre, erkeklerin yalnızca yüzde 1’i kemik yoğunluğunun düşük olmasından endişe duyuyor.</p><h3><strong>CİDDİ SONUÇLAR DOĞURABİLİR</strong></h3><p>Oysa uzmanlara göre bu durum ciddi sonuçlar doğurabilir. ABD’de 65 yaş üstü yetişkinlerde düşmeler, hem yaralanmaların hem de yaralanmaya bağlı ölümlerin başlıca nedeni. Düşük kemik yoğunluğu, küçük bir düşmede bile ciddi kırıklara yol açabiliyor. Üstelik osteoporoz, genellikle bir kırık yaşanana kadar belirti vermiyor.</p><h3><strong>ERKEKLER NE YAPMALI?</strong></h3><p>Radyoloji uzmanı Dr. Paul Lewis, erkeklerin bu riski azaltmak için bazı önlemler alabileceğini söylüyor:  <strong>Testosteron Kontrolü:</strong> Erkeklerin 30 yaşından itibaren doktorlarıyla testosteron düzeylerini konuşması öneriliyor. Çünkü yaşla birlikte azalan testosteron, kemiklerin zayıflamasına katkıda bulunuyor.</p><p><strong>Ağırlık Taşıyan Egzersizler:</strong> Yürüyüş, merdiven çıkma, direnç çalışmaları, yoga ve denge egzersizleri kemik yoğunluğunu artırıyor. Lewis’e göre tenis, golf, pickleball gibi sporlar da kalp sağlığına katkıda bulunurken kemikleri güçlendiriyor.</p><p><strong>Aktif Yaşam Tarzı:</strong> Araba yerine yürümek, asansör yerine merdiven kullanmak, çocuklarla veya evcil hayvanlarla oynamak gibi basit aktiviteler bile kemik sağlığına katkı sağlıyor.</p><p><strong>Sağlıklı Alışkanlıklar:</strong> Sigara, aşırı alkol, hareketsiz yaşam ve kötü beslenme kemik erimesi riskini artırıyor. Düşmeye neden olabilecek çevresel tehlikelere karşı da önlem almak gerekiyor.</p><p>Kemik Yoğunluğu Ölçümü: DEXA taraması gibi testlerle kemik yoğunluğu ölçülerek osteoporoz erken teşhis edilebiliyor.</p><h3><strong>TEDAVİ SEÇENEKLERİ</strong></h3><p>Osteoporoz ve buna bağlı omurga kırıkları durumunda, cerrahi olmayan iki yöntem öne çıkıyor: kifoplasti ve vertebroplasti. Bu işlemlerle kırık omurlara özel bir kemik çimentosu enjekte edilerek ağrı azaltılıyor, omurga dengesi korunuyor ve hastalar kısa sürede normal yaşantısına dönebiliyor. </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Soğuk algınlığı mı yoksa sinüzit mi? Benzer belirtiler arasındaki fark</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/soguk-alginligi-mi-yoksa-sinuzit-mi-benzer-belirtiler-arasindaki-fark</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/soguk-alginligi-mi-yoksa-sinuzit-mi-benzer-belirtiler-arasindaki-fark</guid>
<description><![CDATA[ Burun tıkanıklığı, burun akıntısı ve hafif yüz ağrısı genellikle soğuk algınlığına işaret ederken; bu belirtiler sinüs enfeksiyonlarının da habercisi olabilir.Uzmanlar, belirtilerin süresi ve şiddetine dikkat çekiyor. Soğuk algınlığı genellikle 7-10 gün içinde kendiliğinden iyileşirken, sinüs enfeksiyonları daha uzun sürebilir ve bakteriyel kökenliyse antibiyotik tedavisi gerekebilir.  SOĞUK ALGINLIĞI NEDİR?  Soğuk algınlığı, çoğunlukla rinovirüslerin neden olduğu viral bir üst solunum yolu enfeksiyonudur. Belirtiler arasında hapşırma, boğaz ağrısı, hafif ateş, burun akıntısı veya tıkanıklığı, baş ağrısı ve genel halsizlik yer alır. Reçetesiz ilaçlar, bol sıvı tüketimi ve dinlenme genellikle yeterli olur.  SİNÜS ENFEKSİYONU DAHA AĞIR SEYREDEBİLİR  Sinüs enfeksiyonu ya da tıbbi adıyla sinüzit, burun çevresindeki boşlukların iltihaplanmasıyla oluşur. Kalın sarı-yeşil burun akıntısı, yüz ve baş ağrısı, koku kaybı, kötü nefes, yorgunluk ve yüksek ateş gibi belirtilerle kendini gösterebilir. Eğilme ile artan baş ağrısı, sinüs enfeksiyonunun ayırt edici işaretleri arasında yer alır.  Soğuk algınlığında tedavi semptomatiktir; buhar inhalasyonu, tuzlu su spreyleri, dekonjestanlar ve dinlenme önerilir. Antibiyotiklerin etkisi yoktur çünkü hastalık viral kaynaklıdır.  Sinüs enfeksiyonlarında ise durum farklılık gösterebilir. Hafif vakalar kendi kendine iyileşebilirken, şiddetli veya uzun süren enfeksiyonlarda antibiyotik tedavisine başvurulabilir. Kronikleşen ya da tekrarlayan vakalar için görüntüleme yöntemleri ve kulak burun boğaz (KBB) uzmanına başvuru gerekebilir.  NE ZAMAN DOKTORA BAŞVURMALI?  Uzmanlar, şu belirtiler görüldüğünde tıbbi yardım alınmasını öneriyor:  10 günden uzun süren ve iyileşme göstermeyen belirtilerYüksek ateş ve yüz bölgesinde şişlikGöz çevresinde ağrı veya görme bozukluklarıSık tekrarlayan sinüs enfeksiyonları  Soğuk algınlığı ve sinüs enfeksiyonlarını birbirinden ayırabilmek, doğru tedaviye ulaşmak açısından kritik önem taşıyor. Hastalığın doğası, süresi ve semptomların şiddeti hakkında bilgi sahibi olmak; komplikasyonların önüne geçmek ve iyileşme sürecini hızlandırmak için en etkili yol olarak öne çıkıyor.  Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın.  ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/S9IdAwMSCEixuf8MAfwEVA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:54:01 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Soğuk, algınlığı, mı, yoksa, sinüzit, mi, Benzer, belirtiler, arasındaki, fark</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/S9IdAwMSCEixuf8MAfwEVA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Soğuk algınlığı mı yoksa sinüzit mi?"><p>Burun tıkanıklığı, burun akıntısı ve hafif yüz ağrısı genellikle soğuk algınlığına işaret ederken; bu belirtiler sinüs enfeksiyonlarının da habercisi olabilir.</p><p>Uzmanlar, belirtilerin süresi ve şiddetine dikkat çekiyor. Soğuk algınlığı genellikle 7-10 gün içinde kendiliğinden iyileşirken, sinüs enfeksiyonları daha uzun sürebilir ve bakteriyel kökenliyse antibiyotik tedavisi gerekebilir.  <strong>SOĞUK ALGINLIĞI NEDİR?</strong>  Soğuk algınlığı, çoğunlukla rinovirüslerin neden olduğu viral bir üst solunum yolu enfeksiyonudur. Belirtiler arasında hapşırma, boğaz ağrısı, hafif ateş, burun akıntısı veya tıkanıklığı, baş ağrısı ve genel halsizlik yer alır. Reçetesiz ilaçlar, bol sıvı tüketimi ve dinlenme genellikle yeterli olur.  <strong>SİNÜS ENFEKSİYONU DAHA AĞIR SEYREDEBİLİR</strong>  Sinüs enfeksiyonu ya da tıbbi adıyla sinüzit, burun çevresindeki boşlukların iltihaplanmasıyla oluşur. Kalın sarı-yeşil burun akıntısı, yüz ve baş ağrısı, koku kaybı, kötü nefes, yorgunluk ve yüksek ateş gibi belirtilerle kendini gösterebilir. Eğilme ile artan baş ağrısı, sinüs enfeksiyonunun ayırt edici işaretleri arasında yer alır.  Soğuk algınlığında tedavi semptomatiktir; buhar inhalasyonu, tuzlu su spreyleri, dekonjestanlar ve dinlenme önerilir. Antibiyotiklerin etkisi yoktur çünkü hastalık viral kaynaklıdır.  Sinüs enfeksiyonlarında ise durum farklılık gösterebilir. Hafif vakalar kendi kendine iyileşebilirken, şiddetli veya uzun süren enfeksiyonlarda antibiyotik tedavisine başvurulabilir. Kronikleşen ya da tekrarlayan vakalar için görüntüleme yöntemleri ve kulak burun boğaz (KBB) uzmanına başvuru gerekebilir.  <strong>NE ZAMAN DOKTORA BAŞVURMALI?</strong>  <strong>Uzmanlar, şu belirtiler görüldüğünde tıbbi yardım alınmasını öneriyor:</strong>  10 günden uzun süren ve iyileşme göstermeyen belirtiler</p><p>Yüksek ateş ve yüz bölgesinde şişlik</p><p>Göz çevresinde ağrı veya görme bozuklukları</p><p>Sık tekrarlayan sinüs enfeksiyonları  Soğuk algınlığı ve sinüs enfeksiyonlarını birbirinden ayırabilmek, doğru tedaviye ulaşmak açısından kritik önem taşıyor. Hastalığın doğası, süresi ve semptomların şiddeti hakkında bilgi sahibi olmak; komplikasyonların önüne geçmek ve iyileşme sürecini hızlandırmak için en etkili yol olarak öne çıkıyor.  Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Akşamları bu besinleri tüketmeyin: Alzheimer riskini artırıyor</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/aksamlari-bu-besinleri-tuketmeyin-alzheimer-riskini-artiriyor</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/aksamlari-bu-besinleri-tuketmeyin-alzheimer-riskini-artiriyor</guid>
<description><![CDATA[ Beyin sağlığı ve Alzheimer hastalığı riskini azaltmak için akşam rutininde yapılan basit değişiklikler büyük önem taşıyor. Uzmanlar, yatmadan önce ağır yemeklerden kaçınmanın, şekerli içecekleri sınırlamanın ve alkol ile kafein tüketimini kontrol etmenin, kaliteli uyku ve bilişsel fonksiyonlar üzerinde olumlu etkisi olduğunu belirtiyor.Dünya genelinde milyonlarca kişiyi etkileyen Alzheimer hastalığı, beyinde amiloid plak ve nörofibriler düğümlerin birikmesi sonucu gelişen bir demans türü.Hastalık, başlangıçta unutkanlık gibi belirtilerle kendini gösterirken, ilerleyen dönemlerde günlük yaşamı ciddi biçimde zorlaştırıyor. Ne yazık ki henüz kesin bir tedavisi bulunmayan Alzheimer’da önleyici adımlar büyük önem taşıyor.AKŞAMLARI KAÇINMANIZ GEREKEN 6 ALIŞKANLIK1. Ağır Yemekler: Yatmadan önce büyük ve ağır yemekler tüketmek sindirimi zorlaştırarak uyku kalitesini düşürebiliyor. Uzmanlar, akşam yemeğinin yatmadan en az 2-3 saat önce tamamlanmasını ve hafif, dengeli beslenilmesini öneriyor.2. Şekerli İçecekler: Tatlandırılmış içeceklerin aşırı tüketimi beyin sağlığını olumsuz etkiliyor. Araştırmalar, haftada yedi porsiyon şekerli içecek tüketiminin bunama riskini artırabileceğine dikkat çekiyor.3. Aşırı Sodyum: Fazla tuz tüketimi, iltihaplanmayı tetikleyerek ve kan dolaşımını olumsuz etkileyerek Alzheimer gelişiminde risk faktörü oluşturuyor. İşlenmiş gıdalar ve hazır ürünlerdeki yüksek sodyum oranlarına dikkat edilmesi gerekiyor.4. Alkol: Yatmadan önce alkol almak, uyku düzenini bozarak beynin dinlenmesini engelliyor. Melatonin üretimini düşüren alkol, gece uyanmalarına ve derin uyku süresinin kısalmasına yol açıyor.5. Kafein: Akşam saatlerinde kafein tüketimi, uyku süresi ve kalitesini düşürüyor. Uzmanlar, yatmadan en az 8 saat önce kafeinli ürünlerden uzak durulmasını tavsiye ediyor.6. Bitter Çikolata: İçerdiği kafein ve teobromin nedeniyle bitter çikolata da akşam tüketiminde uykuyu olumsuz etkileyebiliyor. Kaliteli uyku için öğleden sonra veya akşam tüketiminden kaçınılmalı.Beyin sağlığını korumak ve Alzheimer riskini azaltmak için akşam alışkanlıklarının gözden geçirilmesi gerekiyor. Uzmanlar, kaliteli uyku ve dengeli beslenmenin bilişsel fonksiyonlar için kritik olduğunu vurguluyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/v5WdQy0R2kKR8yv38pnDog.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:54:01 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Akşamları, besinleri, tüketmeyin:, Alzheimer, riskini, artırıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/v5WdQy0R2kKR8yv38pnDog.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Akşamları bu besinleri tüketmeyin: Alzheimer riskini artırıyor"><p>Beyin sağlığı ve Alzheimer hastalığı riskini azaltmak için akşam rutininde yapılan basit değişiklikler büyük önem taşıyor. Uzmanlar, yatmadan önce ağır yemeklerden kaçınmanın, şekerli içecekleri sınırlamanın ve alkol ile kafein tüketimini kontrol etmenin, kaliteli uyku ve bilişsel fonksiyonlar üzerinde olumlu etkisi olduğunu belirtiyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/od1Q13_1ZE2aGCDN_7kVXA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dünya genelinde milyonlarca kişiyi etkileyen Alzheimer hastalığı, beyinde amiloid plak ve nörofibriler düğümlerin birikmesi sonucu gelişen bir demans türü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/n489qMj0nkyMoa-qBkrlsQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hastalık, başlangıçta unutkanlık gibi belirtilerle kendini gösterirken, ilerleyen dönemlerde günlük yaşamı ciddi biçimde zorlaştırıyor. Ne yazık ki henüz kesin bir tedavisi bulunmayan Alzheimer’da önleyici adımlar büyük önem taşıyor.AKŞAMLARI KAÇINMANIZ GEREKEN 6 ALIŞKANLIK1. Ağır Yemekler: Yatmadan önce büyük ve ağır yemekler tüketmek sindirimi zorlaştırarak uyku kalitesini düşürebiliyor. Uzmanlar, akşam yemeğinin yatmadan en az 2-3 saat önce tamamlanmasını ve hafif, dengeli beslenilmesini öneriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Xcg-hDBNBkW0KLaxm-5utA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>2. Şekerli İçecekler: Tatlandırılmış içeceklerin aşırı tüketimi beyin sağlığını olumsuz etkiliyor. Araştırmalar, haftada yedi porsiyon şekerli içecek tüketiminin bunama riskini artırabileceğine dikkat çekiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5fE4aAhSjkS6kPsI4VEwXA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>3. Aşırı Sodyum: Fazla tuz tüketimi, iltihaplanmayı tetikleyerek ve kan dolaşımını olumsuz etkileyerek Alzheimer gelişiminde risk faktörü oluşturuyor. İşlenmiş gıdalar ve hazır ürünlerdeki yüksek sodyum oranlarına dikkat edilmesi gerekiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7gmlzYXZP0SRzGR9aJ-JTA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>4. Alkol: Yatmadan önce alkol almak, uyku düzenini bozarak beynin dinlenmesini engelliyor. Melatonin üretimini düşüren alkol, gece uyanmalarına ve derin uyku süresinin kısalmasına yol açıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bCOnTM1QV0G-j5D62a-osw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>5. Kafein: Akşam saatlerinde kafein tüketimi, uyku süresi ve kalitesini düşürüyor. Uzmanlar, yatmadan en az 8 saat önce kafeinli ürünlerden uzak durulmasını tavsiye ediyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fS3y7GoDeEeQ_PmwdB-QdQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>6. Bitter Çikolata: İçerdiği kafein ve teobromin nedeniyle bitter çikolata da akşam tüketiminde uykuyu olumsuz etkileyebiliyor. Kaliteli uyku için öğleden sonra veya akşam tüketiminden kaçınılmalı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jZ5HFifkzE2O3cia6bgwRA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Beyin sağlığını korumak ve Alzheimer riskini azaltmak için akşam alışkanlıklarının gözden geçirilmesi gerekiyor. Uzmanlar, kaliteli uyku ve dengeli beslenmenin bilişsel fonksiyonlar için kritik olduğunu vurguluyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kalp krizinin az bilinen belirtisiymiş: 5 işareti önemseyin</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/kalp-krizinin-az-bilinen-belirtisiymis-5-isareti-oenemseyin</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/kalp-krizinin-az-bilinen-belirtisiymis-5-isareti-oenemseyin</guid>
<description><![CDATA[ Kalp krizi dünyada önde gelen ölüm nedenleri arasında yer alıyor. Kalp krizinin en yaygın semptom göğüs ağrısı olsa da, birçok vakada göğüs ağrısı yok gibi görünür (en azından başlangıçta) ve birçok kişi, özellikle kadınlar, diğer rahatsızlıklarla karıştırılması kolay birçok alışılmadık semptom yaşar. Ancak kalp krizi işareti olabilecek alışılmadık birkaç belirti daha var.Sol koldaki ağrı bilinen bir kalp krizi belirtisi olsa da, bazen ağrı özellikle dirsekte veya hatta sağ kolda hissedilebilir. (sol kol daha yaygın olsa da) Bu rahatsızlık, ağrı, uyuşma veya karıncalanma hissi gibi hissedilebilir. Yaralanmadan kaynaklanan kas ağrısının aksine, bu ağrı genellikle aniden, belirgin bir neden olmadan gelir ve kol boyunca yukarı veya aşağı yayılabilir.Bu kol veya dirsek ağrısı, kalbin sinirlerinin bu bölgelerdeki sinirlerle yolları paylaşması nedeniyle oluşur. Kalp kası oksijensiz kaldığında, beyin ağrı sinyallerini yanlış yorumlayabilir ve göğüs yerine dirsekte veya kolda ağrıya neden olabilir.Fiziksel efor veya ısı olmadan soğuk terleme, birçok kişinin gözden kaçırdığı bir uyarı işaretidir. Kalp krizi sırasında vücut, adrenalin gibi stres hormonları salgılar ve bu da ani, soğuk, nemli terlemeye neden olabilir.Bu terleme, egzersiz veya ısıdan kaynaklanan normal terlemeden farklıdır. Kaygı, mide bulantısı veya baş dönmesi hisleri eşlik edebilir. Göğüs ağrınız olmasa bile soğuk terlemeler meydana gelebilir.Dişlerde veya çenede ağrı bazen kalp krizinin sessiz bir işareti olabilir. Bu semptom kadınlarda daha yaygındır, ancak herkesin başına gelebilir. Ağrı, diş tedavisiyle düzelmeyen bir diş ağrısı veya çene rahatsızlığı gibi hissedilebilir.Sebebi kol ağrısına benzerdir; kalpten gelen sinir yolları çene ve dişlerden gelenlerle örtüşür. Kalp sıkıntıda olduğunda, bu bölgelerde yansıyan ağrıya neden olabilirBelirgin bir neden olmadan aşırı yorgun veya güçsüz hissetmek, özellikle kadınlarda kalp krizinin erken bir işareti olabilir. Bu yorgunluk normal yorgunluktan farklıdır ve düzenli dinlenmeyle geçmez; bunaltıcı ve ani olabilir.Kalbin kan pompalama yeteneğinin azalması, kaslarınıza ve organlarınıza daha az oksijen ulaşması anlamına gelir ve bu da kendinizi bitkin hissetmenize neden olur. Bazen bu yorgunluk, kalp krizi meydana gelmeden önce günler veya haftalar sürebilir.Aniden gelen veya belirgin bir neden olmadan kötüleşen nefes darlığı kalp rahatsızlığının bir işareti olabilir. Derin bir nefes alamadığınızı veya normalden daha hızlı nefes aldığınızı hissedebilirsiniz.Baş dönmesi veya sersemlik de görülebilir ve bazen bayılmaya yol açabilir. Bu belirtiler, kalbin vücudunuzun ihtiyaçlarını karşılayacak kadar kan pompalamaması nedeniyle ortaya çıkar. Nefes almada zorluk çekiyorsanız veya özellikle terleme veya kol ağrısı gibi diğer belirtilerle birlikte baygınlık hissediyorsanız, acil tıbbi yardım alın.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-Z5eWa9VG0OrfbzWeYWdnw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:54:01 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kalp, krizinin, bilinen, belirtisiymiş:, işareti, önemseyin</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-Z5eWa9VG0OrfbzWeYWdnw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kalp krizinin az bilinen belirtisiymiş: 5 işareti önemseyin"><p>Kalp krizi dünyada önde gelen ölüm nedenleri arasında yer alıyor. Kalp krizinin en yaygın semptom göğüs ağrısı olsa da, birçok vakada göğüs ağrısı yok gibi görünür (en azından başlangıçta) ve birçok kişi, özellikle kadınlar, diğer rahatsızlıklarla karıştırılması kolay birçok alışılmadık semptom yaşar. Ancak kalp krizi işareti olabilecek alışılmadık birkaç belirti daha var.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5bpMtFJxL022YWN_tcmTeg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sol koldaki ağrı bilinen bir kalp krizi belirtisi olsa da, bazen ağrı özellikle dirsekte veya hatta sağ kolda hissedilebilir. (sol kol daha yaygın olsa da) Bu rahatsızlık, ağrı, uyuşma veya karıncalanma hissi gibi hissedilebilir. Yaralanmadan kaynaklanan kas ağrısının aksine, bu ağrı genellikle aniden, belirgin bir neden olmadan gelir ve kol boyunca yukarı veya aşağı yayılabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4wdpAjh1fEqYaydsadhE9w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu kol veya dirsek ağrısı, kalbin sinirlerinin bu bölgelerdeki sinirlerle yolları paylaşması nedeniyle oluşur. Kalp kası oksijensiz kaldığında, beyin ağrı sinyallerini yanlış yorumlayabilir ve göğüs yerine dirsekte veya kolda ağrıya neden olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rP4ee2xhXU2Lj0WAF_2FUA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Fiziksel efor veya ısı olmadan soğuk terleme, birçok kişinin gözden kaçırdığı bir uyarı işaretidir. Kalp krizi sırasında vücut, adrenalin gibi stres hormonları salgılar ve bu da ani, soğuk, nemli terlemeye neden olabilir.Bu terleme, egzersiz veya ısıdan kaynaklanan normal terlemeden farklıdır. Kaygı, mide bulantısı veya baş dönmesi hisleri eşlik edebilir. Göğüs ağrınız olmasa bile soğuk terlemeler meydana gelebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DLVyVB9Z4k6s84xA4bRzMw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dişlerde veya çenede ağrı bazen kalp krizinin sessiz bir işareti olabilir. Bu semptom kadınlarda daha yaygındır, ancak herkesin başına gelebilir. Ağrı, diş tedavisiyle düzelmeyen bir diş ağrısı veya çene rahatsızlığı gibi hissedilebilir.Sebebi kol ağrısına benzerdir; kalpten gelen sinir yolları çene ve dişlerden gelenlerle örtüşür. Kalp sıkıntıda olduğunda, bu bölgelerde yansıyan ağrıya neden olabilir</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/E7_4Ke2hDk6IHpzZjEjcCA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Belirgin bir neden olmadan aşırı yorgun veya güçsüz hissetmek, özellikle kadınlarda kalp krizinin erken bir işareti olabilir. Bu yorgunluk normal yorgunluktan farklıdır ve düzenli dinlenmeyle geçmez; bunaltıcı ve ani olabilir.Kalbin kan pompalama yeteneğinin azalması, kaslarınıza ve organlarınıza daha az oksijen ulaşması anlamına gelir ve bu da kendinizi bitkin hissetmenize neden olur. Bazen bu yorgunluk, kalp krizi meydana gelmeden önce günler veya haftalar sürebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/e23WDo97sEO8DeFKgcdkzw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Aniden gelen veya belirgin bir neden olmadan kötüleşen nefes darlığı kalp rahatsızlığının bir işareti olabilir. Derin bir nefes alamadığınızı veya normalden daha hızlı nefes aldığınızı hissedebilirsiniz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/T4hFN_901UOtwQfveUp5hg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Baş dönmesi veya sersemlik de görülebilir ve bazen bayılmaya yol açabilir. Bu belirtiler, kalbin vücudunuzun ihtiyaçlarını karşılayacak kadar kan pompalamaması nedeniyle ortaya çıkar. Nefes almada zorluk çekiyorsanız veya özellikle terleme veya kol ağrısı gibi diğer belirtilerle birlikte baygınlık hissediyorsanız, acil tıbbi yardım alın.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Tıpta çığır açacak yapay zeka hamlesi: Doktorlardan daha iyi teşhis koyuyor</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/tipta-cigir-acacak-yapay-zeka-hamlesi-doktorlardan-daha-iyi-teshis-koyuyor</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/tipta-cigir-acacak-yapay-zeka-hamlesi-doktorlardan-daha-iyi-teshis-koyuyor</guid>
<description><![CDATA[ Microsoft, Microsoft AI Diagnostic Orchestrator (MAI-DxO) isimli sistemiyle dünyanın en zorlu tıbbi vakalarını başarıyla teşhis ettiğini açıkladı.Yapay zekanın tıp dünyasındaki etkisi her geçen gün büyürken, Microsoft bu alanda iddialı bir adım attı. Şirket, Microsoft AI Diagnostic Orchestrator (MAI-DxO) adını verdiği yeni tıbbi yapay zeka sisteminin, dünyanın en zorlu tıbbi vakalarından bazılarını büyük bir başarıyla teşhis ettiğini açıkladı.ZORLU VAKALARIN YÜZDE 85&#039;İNİ DOĞRU TEŞHİS ETTİMicrosoft’un pazartesi günü yayımladığı blog yazısına göre MAI-DxO, New England Journal of Medicine (NEJM) dergisindeki 304 karmaşık tıbbi vakayı ele alan testlerde vakaların yüzde 85’ini doğru teşhis etti. Bu oran, deneyimli doktorların ulaştığı ortalama yüzde 20’lik doğruluk oranının çok üzerinde. Üstelik NEJM vakaları genelde birden fazla uzmanlık alanını gerektiren karmaşık olgular olarak biliniyor.TEŞHİS SÜRECİNİ DOKTOR GİBİ İLERLETİYORMicrosoft, MAI-DxO’nun sadece hazır cevapları ezberlemek yerine gerçek doktorlar gibi “ardışık teşhis” yöntemiyle çalıştığını vurguluyor. Sistem, bir hastanın belirtilerinden yola çıkarak sorular soruyor, testler talep ediyor ve bunların maliyetini de hesaplıyor. Böylece yapay zeka, hangi testlerin gerçekten gerekli olduğuna karar vererek hem masrafı hem de gereksiz hasta rahatsızlığını azaltıyor.  MAI-DxO, OpenAI’nin o3 modeli başta olmak üzere GPT, Llama, Claude, Gemini, Grok ve DeepSeek gibi en gelişmiş dil modelleriyle bir arada çalışıyor. Bu sistem, farklı modelleri bir araya getirerek sanal bir doktorlar kurulu gibi teşhis üretiyor. Testler sonucunda sistemin, doktorlardan ve tek başına kullanılan modellerden daha doğru ve daha uygun maliyetli sonuçlar verdiği açıklandı.&quot;DOKTORLARI DESTEKLEMEK İÇİN&quot;Microsoft, MAI-DxO’nun doktorların yerini almak için değil, onları desteklemek için tasarlandığını belirtiyor. Şirket, sistemin özellikle karmaşık vakalarda doktorlara yardımcı olabileceğini ve yüksek sağlık harcamalarının azaltılmasına katkı sağlayabileceğini düşünüyor. Sistemin gündelik hastane pratiğinde nasıl performans göstereceği ise henüz bilinmiyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AMULx2X6X0yRvA2vqek3EA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:54:01 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Tıpta, çığır, açacak, yapay, zeka, hamlesi:, Doktorlardan, daha, iyi, teşhis, koyuyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AMULx2X6X0yRvA2vqek3EA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Microsoft'tan yapay zeka hamlesi"><p>Microsoft, Microsoft AI Diagnostic Orchestrator (MAI-DxO) isimli sistemiyle dünyanın en zorlu tıbbi vakalarını başarıyla teşhis ettiğini açıkladı.</p><p>Yapay zekanın tıp dünyasındaki etkisi her geçen gün büyürken, Microsoft bu alanda iddialı bir adım attı. Şirket, Microsoft AI Diagnostic Orchestrator (MAI-DxO) adını verdiği yeni tıbbi yapay zeka sisteminin, dünyanın en zorlu tıbbi vakalarından bazılarını büyük bir başarıyla teşhis ettiğini açıkladı.</p><p><strong>ZORLU VAKALARIN YÜZDE 85'İNİ DOĞRU TEŞHİS ETTİ</strong></p><p>Microsoft’un pazartesi günü yayımladığı blog yazısına göre MAI-DxO, New England Journal of Medicine (NEJM) dergisindeki 304 karmaşık tıbbi vakayı ele alan testlerde vakaların yüzde 85’ini doğru teşhis etti. Bu oran, deneyimli doktorların ulaştığı ortalama yüzde 20’lik doğruluk oranının çok üzerinde. Üstelik NEJM vakaları genelde birden fazla uzmanlık alanını gerektiren karmaşık olgular olarak biliniyor.</p><p><strong>TEŞHİS SÜRECİNİ DOKTOR GİBİ İLERLETİYOR</strong></p><p>Microsoft, MAI-DxO’nun sadece hazır cevapları ezberlemek yerine gerçek doktorlar gibi “ardışık teşhis” yöntemiyle çalıştığını vurguluyor. Sistem, bir hastanın belirtilerinden yola çıkarak sorular soruyor, testler talep ediyor ve bunların maliyetini de hesaplıyor. Böylece yapay zeka, hangi testlerin gerçekten gerekli olduğuna karar vererek hem masrafı hem de gereksiz hasta rahatsızlığını azaltıyor.  MAI-DxO, OpenAI’nin o3 modeli başta olmak üzere GPT, Llama, Claude, Gemini, Grok ve DeepSeek gibi en gelişmiş dil modelleriyle bir arada çalışıyor. Bu sistem, farklı modelleri bir araya getirerek sanal bir doktorlar kurulu gibi teşhis üretiyor. Testler sonucunda sistemin, doktorlardan ve tek başına kullanılan modellerden daha doğru ve daha uygun maliyetli sonuçlar verdiği açıklandı.</p><p><strong>"DOKTORLARI DESTEKLEMEK İÇİN"</strong></p><p>Microsoft, MAI-DxO’nun doktorların yerini almak için değil, onları desteklemek için tasarlandığını belirtiyor. Şirket, sistemin özellikle karmaşık vakalarda doktorlara yardımcı olabileceğini ve yüksek sağlık harcamalarının azaltılmasına katkı sağlayabileceğini düşünüyor. Sistemin gündelik hastane pratiğinde nasıl performans göstereceği ise henüz bilinmiyor.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Doktordan şişkinliğe karşı 3 kahvaltı önerisi: Güne hafif ve enerjik başlamanıza yardımcı</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/doktordan-siskinlige-karsi-3-kahvalti-oenerisi-gune-hafif-ve-enerjik-baslamaniza-yardimci</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/doktordan-siskinlige-karsi-3-kahvalti-oenerisi-gune-hafif-ve-enerjik-baslamaniza-yardimci</guid>
<description><![CDATA[ Şişkinlik sorunu yaşıyor musunuz? Sindirim sisteminizi destekleyen doğru kahvaltı tercihi, güne daha hafif ve enerjik başlamanızı sağlayabilir.Harvard ve Stanford üniversitelerinde eğitim almış Gastroenterolog Dr. Saurabh Sethi, şişkinliği azaltmaya yardımcı olabilecek üç kahvaltı seçeneğini paylaştı.Sindirim sisteminin güne nasıl başladığı, gün boyunca hissedilen rahatlık ve enerji üzerinde doğrudan etkili olabiliyor. Dr. Sethi, lif, probiyotik, antioksidan ve antiinflamatuar içerikleriyle öne çıkan üç pratik kahvaltıyı öneriyor:Yulaf ezmesi, çözünür lif içeriği sayesinde sindirimi kolaylaştırıyor. Üzerine eklenen muz dilimleri, potasyum desteğiyle kas fonksiyonlarını ve sıvı dengesini düzenlemeye yardımcı olurken; chia tohumları ise omega-3 yağ asitleri ve lif açısından zengin yapısıyla uzun süre tokluk hissi sağlıyor.Uyarı: Tatlandırıcılar ve şeker ilavesi, hassas midelerde şişkinliğe yol açabileceği için bu tarifte kullanılmamalı.Yumurta, sabah protein ihtiyacını karşılayan temel bir kaynak. Dr. Sethi’ye göre içine eklenen ıspanak; A ve C vitamini ile magnezyum açısından zengin içeriğiyle bağırsak hareketlerini destekliyor. Zerdeçal ise kurkumin bileşiği sayesinde güçlü bir antiinflamatuar etki sunuyor.Bu tarif, bağışıklık sistemini desteklerken, sindirim sistemini de rahatlatıyor.Yoğurt, içerdiği probiyotiklerle bağırsak florasını dengeliyor ve sindirime destek oluyor. Ananas ise doğal enzimi bromelain sayesinde protein sindirimini kolaylaştırıyor ve şişkinliği azaltabiliyor. Nane ise sindirim sistemine rahatlatıcı etki sağlıyor.Ek öneri: Biraz kıyılmış badem ile ekstra çıtırlık ve sağlıklı yağ katkısı elde edebilirsiniz.Dr. Sethi, yalnızca doğru besinleri seçmenin değil, aynı zamanda sağlıklı alışkanlıklar geliştirmenin de önemli olduğunu belirtiyor. İşte şişkinliği azaltmak için bazı öneriler:Yavaş yiyin, iyi çiğneyin. Hızlı yemek, hava yutulmasına neden olarak şişkinliği artırabilir.Gaz yapan yiyecekleri sınırlayın. Fasulye, brokoli, lahana ve gazlı içecekler dikkatle tüketilmeli.Yeterince su için. Su, kabızlığı önlemeye ve sindirimi desteklemeye yardımcı olur.Yapay tatlandırıcılardan uzak durun.Düzenli egzersiz yapın. Hareketli bir yaşam, bağırsak sağlığı üzerinde doğrudan olumlu etki yaratır. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PfcdiHIzfEmGOKMu1vJ0-g.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:54:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Doktordan, şişkinliğe, karşı, kahvaltı, önerisi:, Güne, hafif, enerjik, başlamanıza, yardımcı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PfcdiHIzfEmGOKMu1vJ0-g.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Doktordan şişkinliğe karşı 3 kahvaltı önerisi: Güne hafif ve enerjik başlamanıza yardımcı"><p>Şişkinlik sorunu yaşıyor musunuz? Sindirim sisteminizi destekleyen doğru kahvaltı tercihi, güne daha hafif ve enerjik başlamanızı sağlayabilir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TAcUJFLieEaTvxjCXE4OtQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Harvard ve Stanford üniversitelerinde eğitim almış Gastroenterolog Dr. Saurabh Sethi, şişkinliği azaltmaya yardımcı olabilecek üç kahvaltı seçeneğini paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/iOTd10_Mok-wKGI6fUEWNA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sindirim sisteminin güne nasıl başladığı, gün boyunca hissedilen rahatlık ve enerji üzerinde doğrudan etkili olabiliyor. Dr. Sethi, lif, probiyotik, antioksidan ve antiinflamatuar içerikleriyle öne çıkan üç pratik kahvaltıyı öneriyor:</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9uivPMLUoUCzjfRcWxopKw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yulaf ezmesi, çözünür lif içeriği sayesinde sindirimi kolaylaştırıyor. Üzerine eklenen muz dilimleri, potasyum desteğiyle kas fonksiyonlarını ve sıvı dengesini düzenlemeye yardımcı olurken; chia tohumları ise omega-3 yağ asitleri ve lif açısından zengin yapısıyla uzun süre tokluk hissi sağlıyor.Uyarı: Tatlandırıcılar ve şeker ilavesi, hassas midelerde şişkinliğe yol açabileceği için bu tarifte kullanılmamalı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IfRSJSYSPk6-4z-GF3fEoQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yumurta, sabah protein ihtiyacını karşılayan temel bir kaynak. Dr. Sethi’ye göre içine eklenen ıspanak; A ve C vitamini ile magnezyum açısından zengin içeriğiyle bağırsak hareketlerini destekliyor. Zerdeçal ise kurkumin bileşiği sayesinde güçlü bir antiinflamatuar etki sunuyor.Bu tarif, bağışıklık sistemini desteklerken, sindirim sistemini de rahatlatıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jV3O5-pIeEO4CZU_TPmihw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yoğurt, içerdiği probiyotiklerle bağırsak florasını dengeliyor ve sindirime destek oluyor. Ananas ise doğal enzimi bromelain sayesinde protein sindirimini kolaylaştırıyor ve şişkinliği azaltabiliyor. Nane ise sindirim sistemine rahatlatıcı etki sağlıyor.Ek öneri: Biraz kıyılmış badem ile ekstra çıtırlık ve sağlıklı yağ katkısı elde edebilirsiniz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jp7tnHQSOUOI2WQOfKPeVQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dr. Sethi, yalnızca doğru besinleri seçmenin değil, aynı zamanda sağlıklı alışkanlıklar geliştirmenin de önemli olduğunu belirtiyor. İşte şişkinliği azaltmak için bazı öneriler:Yavaş yiyin, iyi çiğneyin. Hızlı yemek, hava yutulmasına neden olarak şişkinliği artırabilir.Gaz yapan yiyecekleri sınırlayın. Fasulye, brokoli, lahana ve gazlı içecekler dikkatle tüketilmeli.Yeterince su için. Su, kabızlığı önlemeye ve sindirimi desteklemeye yardımcı olur.Yapay tatlandırıcılardan uzak durun.Düzenli egzersiz yapın. Hareketli bir yaşam, bağırsak sağlığı üzerinde doğrudan olumlu etki yaratır.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>4 yıl her yediğini kustu, 41 kiloya düştü: Hastaneye gidince şoke oldu</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/4-yil-her-yedigini-kustu-41-kiloya-dustu-hastaneye-gidince-soke-oldu</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/4-yil-her-yedigini-kustu-41-kiloya-dustu-hastaneye-gidince-soke-oldu</guid>
<description><![CDATA[ Yaklaşık 4 yıl boyunca yaşadığı sağlık problemi nedeniyle 2 kez ameliyat olan, sıkıntıları geçmediği için 70 kilodan 41 kiloya kadar düşen Sabiha Demirden (44), tüm şikayetlerinin kalın bağırsağındaki darlıktan kaynaklandığını öğrenince şoke oldu.İzmir&#039;de yaşayan Sabiha Demirden, yaklaşık 4 yıl boyunca bulantı, mide yanması ve kusma şikayetiyle defalarca hastanelere başvurdu. Önce mide tümörü teşhisiyle ameliyata alınan, şikayetleri devam edince bu kez rahim ameliyatı yapılan Sabiha Demirden, sağlığına kavuşamayınca akciğer enfeksiyonu nedeniyle de tedavi gördü. &#039;İyileştin&#039; denilerek taburcu edilen ancak durumu gittikçe kötüleşen Sabiha Demirden, bu kez dışkı içerikli kusmaya başladı ve 70&#039;ten 41 kiloya kadar düştü. Son olarak Alanya Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Tuğrul Çakır&#039;a başvuran Sabiha Demirden, tüm şikayetlerinin nedeninin kalın bağırsağındaki darlıktan kaynaklandığını öğrenince şoke oldu. Demirden, Prof. Dr. Çakır&#039;ın gerçekleştirdiği 2,5 saatlik ameliyatın sonunda sağlığına kavuştu.Prof. Dr. Tuğrul Çakır, Sabiha Demirden&#039;in kendisine başvurduğunda irtibat dahi kuramadığını belirterek, &quot;Aşırı derecede dışkı içerikli kusmaları vardı. Sürekli lavaboya gitme ihtiyacından dolayı yanımızdan uzaklaşması gerekiyordu&quot; dedi. Karnı ileri derecede şiş ve çok sert durumda olan hastanın vakit kaybetmeden tahlil ve tetkiklerini incelediğini kaydeden Prof. Dr. Çakır, ince bağırsağın özellikle kalın bağırsakla birleşim noktasında ileri derecede daralma belirlendiğini ifade etti.Bağırsaktaki daralmanın bazen kitle, bazen yoğun iltihaptan kaynaklanabildiğini aktaran Prof. Dr. Çakır, şöyle konuştu:&quot;Hasta bana başvurmadan önce çok sıkıntılı bir süreç geçirmiş. Hem İzmir hem Antalya&#039;da defalarca hastane başvuruları olmuş. Ben e-nabzını incelemekten yorulmuştum. Her hastamızda olduğu gibi bu hastada da geçmişini e-nabız üzerinden incelerken eski dönemde yapılan ameliyatlarını, o ameliyatlara girilmeden önce çekilen filmleri tek tek inceledik. Çünkü karna girdiğimizde sadece bu etken değil, içeride başka herhangi bir sorun var mı yok mu bunu da iyi bilmemiz gerekiyordu. Ameliyat raporunda midenin çıkış kısmında bir kitle olduğu, bu kitle dolayısıyla geçişin tamamen zorlaştığı ve kitlenin çevre damarlarla ilişkili olduğu yazıyordu. Bunun için gastrik baypas cerrahisi yapılmıştı. Ancak eski ameliyat notunda her ne kadar böyle yazsa da biz hastanın durumunu bir kitle varlığı olarak yorumlamamıştık.&quot;&quot;ÖNCEKİ AMELİYAT BÖLGESİNDE TÜMÖR GÖRMEDİK&quot;Ameliyat esnasında sorunlu bölgeye müdahale ettikten sonra gastrik baypas ameliyatının yapıldığı bölgeyi de kontrol ettiğini vurgulayan Prof. Dr. Çakır, o bölgede herhangi bir kitle olmadığını gördüğünü söyledi. Prof. Dr. Çakır, &quot;Muhtemelen hastanın geçirdiği ülsere bağlı o bölgelerde bir sertlik olmuş olabilir. Hastada tümör tanısı olmadığını da kesin bir şekilde netleştirmiş olduk. Ameliyatta, ince bağırsakla kalın bağırsağın birleşim noktasında geçişin tamamen durduğunu gördük. Ameliyatta kalın bağırsağın özellikle sağ taraf, dar olan kısmını çıkarmak zorunda kaldık. Kalan kalın bağırsağı devam eden ince bağırsağına birleştirdik&quot; dedi.Hastanın bütün klinik şikayetlerinin yaklaşık 72 saat sonra tamamen gerilediğini, beslenmesinin normale döndüğünü vurgulayan Prof. Dr. Çakır, dışkılama fonksiyonlarının da düzeldiğini söyledi. Hastayı ameliyata aldığında 41 kilo civarında olduğunu, ameliyattan 3 ay sonra 54 kiloya ulaştığını belirten Prof. Dr. Çakır, &quot;Ameliyata girerken çok zayıf bir hasta vardı. Şimdiyse herhalde bir diyetisyen tedavisi gerekecek. Çünkü hasta yemek yemeyi durduramadığını, iştahının aşırı derecede arttığını söylüyor&quot; diye konuştu. Hastasının sağlığına kavuştuğunu görmenin kendisini çok mutlu ettiğini söyleyen Prof. Dr. Çakır, &quot;Şu noktaya geldiğimizde hakikaten ne kadar güzel bir iş yaptığımızı görmüş olduk&quot; dedi.Sabiha Demirden, şikayetlerinin 2021 yılında başladığını belirterek, &quot;Gastrik baypas ameliyatından sonra kusmalar, bulantılar bitmedi sadece hafiflemişti. Kadın doğuma yönlendirildiğimde, onlar da &#039;ameliyat&#039; dediler. Rahim alındı ama benim bulantı ve kusmalarım devam etti. Tekrar hastaneye başvurduğumda bu kez &#039;akciğer enfeksiyonu var, şikayetler ondan oluyor&#039; dendi. 10 gün hastanede yatarak akciğer enfeksiyonu tedavisi gördüm. Ancak taburcu olduğumda şikayetlerim devam ediyordu. Eve çıktığımda fenalaşınca yine acil servise başvurdum. Orada 24 saat müşahede altında kaldım. Sonra bir doktor, bana Prof. Dr. Tuğrul Çakır&#039;ın adını verdi. Yaşadığım sıkıntılar Prof. Dr. Çakır&#039;ın gerçekleştirdiği bağırsak ameliyatıyla son buldu. Ona minnettarım. Şikayetlerim başlamadan önce 70 kiloydum, ameliyata girerken 41 kiloya düştüm. 3 ay önce ameliyat oldum ve hızla kilo almaya başladım. Şu an 54,5 kilo oldum, çok şükür&quot; diye konuştu.&quot;İnsan gibi yemek yemeyi çok özlemişim&quot; diyen Sabiha Demirden, hastalığı döneminde iki kaşık çorba bile içse hemen kustuğunu anlattı. Ailesiyle beraber aynı sofraya bile oturamadığını anlatan Demirden,  ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yUBza6_EC0iXZxUL_GHpnA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:54:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>yıl, her, yediğini, kustu, kiloya, düştü:, Hastaneye, gidince, şoke, oldu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yUBza6_EC0iXZxUL_GHpnA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="4 yıl her yediğini kustu, 41 kiloya düştü: Hastaneye gidince şoke oldu"><p>Yaklaşık 4 yıl boyunca yaşadığı sağlık problemi nedeniyle 2 kez ameliyat olan, sıkıntıları geçmediği için 70 kilodan 41 kiloya kadar düşen Sabiha Demirden (44), tüm şikayetlerinin kalın bağırsağındaki darlıktan kaynaklandığını öğrenince şoke oldu.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_aZtkNapmEOcfCViAGhWVw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İzmir'de yaşayan Sabiha Demirden, yaklaşık 4 yıl boyunca bulantı, mide yanması ve kusma şikayetiyle defalarca hastanelere başvurdu. Önce mide tümörü teşhisiyle ameliyata alınan, şikayetleri devam edince bu kez rahim ameliyatı yapılan Sabiha Demirden, sağlığına kavuşamayınca akciğer enfeksiyonu nedeniyle de tedavi gördü. 'İyileştin' denilerek taburcu edilen ancak durumu gittikçe kötüleşen Sabiha Demirden, bu kez dışkı içerikli kusmaya başladı ve 70'ten 41 kiloya kadar düştü. Son olarak Alanya Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Tuğrul Çakır'a başvuran Sabiha Demirden, tüm şikayetlerinin nedeninin kalın bağırsağındaki darlıktan kaynaklandığını öğrenince şoke oldu. Demirden, Prof. Dr. Çakır'ın gerçekleştirdiği 2,5 saatlik ameliyatın sonunda sağlığına kavuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DwG5iMkQvk-eJZogwhWpSA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Prof. Dr. Tuğrul Çakır, Sabiha Demirden'in kendisine başvurduğunda irtibat dahi kuramadığını belirterek, "Aşırı derecede dışkı içerikli kusmaları vardı. Sürekli lavaboya gitme ihtiyacından dolayı yanımızdan uzaklaşması gerekiyordu" dedi. Karnı ileri derecede şiş ve çok sert durumda olan hastanın vakit kaybetmeden tahlil ve tetkiklerini incelediğini kaydeden Prof. Dr. Çakır, ince bağırsağın özellikle kalın bağırsakla birleşim noktasında ileri derecede daralma belirlendiğini ifade etti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qCTl9ritY0OhApXECZibaw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bağırsaktaki daralmanın bazen kitle, bazen yoğun iltihaptan kaynaklanabildiğini aktaran Prof. Dr. Çakır, şöyle konuştu:"Hasta bana başvurmadan önce çok sıkıntılı bir süreç geçirmiş. Hem İzmir hem Antalya'da defalarca hastane başvuruları olmuş. Ben e-nabzını incelemekten yorulmuştum. Her hastamızda olduğu gibi bu hastada da geçmişini e-nabız üzerinden incelerken eski dönemde yapılan ameliyatlarını, o ameliyatlara girilmeden önce çekilen filmleri tek tek inceledik. Çünkü karna girdiğimizde sadece bu etken değil, içeride başka herhangi bir sorun var mı yok mu bunu da iyi bilmemiz gerekiyordu. Ameliyat raporunda midenin çıkış kısmında bir kitle olduğu, bu kitle dolayısıyla geçişin tamamen zorlaştığı ve kitlenin çevre damarlarla ilişkili olduğu yazıyordu. Bunun için gastrik baypas cerrahisi yapılmıştı. Ancak eski ameliyat notunda her ne kadar böyle yazsa da biz hastanın durumunu bir kitle varlığı olarak yorumlamamıştık.""ÖNCEKİ AMELİYAT BÖLGESİNDE TÜMÖR GÖRMEDİK"Ameliyat esnasında sorunlu bölgeye müdahale ettikten sonra gastrik baypas ameliyatının yapıldığı bölgeyi de kontrol ettiğini vurgulayan Prof. Dr. Çakır, o bölgede herhangi bir kitle olmadığını gördüğünü söyledi. Prof. Dr. Çakır, "Muhtemelen hastanın geçirdiği ülsere bağlı o bölgelerde bir sertlik olmuş olabilir. Hastada tümör tanısı olmadığını da kesin bir şekilde netleştirmiş olduk. Ameliyatta, ince bağırsakla kalın bağırsağın birleşim noktasında geçişin tamamen durduğunu gördük. Ameliyatta kalın bağırsağın özellikle sağ taraf, dar olan kısmını çıkarmak zorunda kaldık. Kalan kalın bağırsağı devam eden ince bağırsağına birleştirdik" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7LVOiU-HCkSTi-sTdkZaDA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hastanın bütün klinik şikayetlerinin yaklaşık 72 saat sonra tamamen gerilediğini, beslenmesinin normale döndüğünü vurgulayan Prof. Dr. Çakır, dışkılama fonksiyonlarının da düzeldiğini söyledi. Hastayı ameliyata aldığında 41 kilo civarında olduğunu, ameliyattan 3 ay sonra 54 kiloya ulaştığını belirten Prof. Dr. Çakır, "Ameliyata girerken çok zayıf bir hasta vardı. Şimdiyse herhalde bir diyetisyen tedavisi gerekecek. Çünkü hasta yemek yemeyi durduramadığını, iştahının aşırı derecede arttığını söylüyor" diye konuştu. Hastasının sağlığına kavuştuğunu görmenin kendisini çok mutlu ettiğini söyleyen Prof. Dr. Çakır, "Şu noktaya geldiğimizde hakikaten ne kadar güzel bir iş yaptığımızı görmüş olduk" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NKeHzH_IC0GoIKFt_txb7A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sabiha Demirden, şikayetlerinin 2021 yılında başladığını belirterek, "Gastrik baypas ameliyatından sonra kusmalar, bulantılar bitmedi sadece hafiflemişti. Kadın doğuma yönlendirildiğimde, onlar da 'ameliyat' dediler. Rahim alındı ama benim bulantı ve kusmalarım devam etti. Tekrar hastaneye başvurduğumda bu kez 'akciğer enfeksiyonu var, şikayetler ondan oluyor' dendi. 10 gün hastanede yatarak akciğer enfeksiyonu tedavisi gördüm. Ancak taburcu olduğumda şikayetlerim devam ediyordu. Eve çıktığımda fenalaşınca yine acil servise başvurdum. Orada 24 saat müşahede altında kaldım. Sonra bir doktor, bana Prof. Dr. Tuğrul Çakır'ın adını verdi. Yaşadığım sıkıntılar Prof. Dr. Çakır'ın gerçekleştirdiği bağırsak ameliyatıyla son buldu. Ona minnettarım. Şikayetlerim başlamadan önce 70 kiloydum, ameliyata girerken 41 kiloya düştüm. 3 ay önce ameliyat oldum ve hızla kilo almaya başladım. Şu an 54,5 kilo oldum, çok şükür" diye konuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uEMM9AtBgUOOjJZEnKazbA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>"İnsan gibi yemek yemeyi çok özlemişim" diyen Sabiha Demirden, hastalığı döneminde iki kaşık çorba bile içse hemen kustuğunu anlattı. Ailesiyle beraber aynı sofraya bile oturamadığını anlatan Demirden, "Çünkü iki lokma alıp, kalkıp gidip çıkarma gereği duyuyordum. Bunun için de hiçbir şey yiyip içmiyordum. Şu anda önüme ne konursa yiyorum. Kendimi yeniden doğmuş gibi hissediyorum" dedi. Yaşadığı sıkıntılı süreçte artık dünyadan gitmek üzere olduğunu düşündüğünü söyleyen Demirden, geçirdiği ameliyatın ardından yeniden sağlığına kavuştuğunu, hayatının normale döndüğünü belirtti."ANNEM BİR GÜN BENDEN GİDECEK DİYORDUM"Annesinin hastalığı boyunca çok zor günler yaşadıklarını anlatan Yağmur Demirden (23) ise o dönemde hep 'Annem ölecek mi?' diye düşündüğünü söyledi. "Korkularım vardı. Annem bir gün benden gidecek diyordum" diyen Yağmur Demirden, 2021 yılından bu yana hep annesinin yanında olduğunu, bu dönemde üniversite sınavlarını da ertelediğini aktardı. Prof. Dr. Çakır'a annesini sağlığına kavuşturduğu için teşekkür eden Demirden, "Hocamızdan Allah razı olsun. Onun sayesinde anneme kavuştum diyebiliriz. Çok teşekkür ederim" diye konuştu.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Magnezyum için zamanlama uyarısı: Sabah mı, gece mi?</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/magnezyum-icin-zamanlama-uyarisi-sabah-mi-gece-mi</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/magnezyum-icin-zamanlama-uyarisi-sabah-mi-gece-mi</guid>
<description><![CDATA[ Sağlık uzmanları, magnezyum takviyesi kullanımında doğru zamanlamanın önemine dikkat çekiyor. Peki, magnezyum ne zaman tüketilmeli?Modern yaşamın getirdiği stres, uyku problemleri ve kas yorgunluğu gibi birçok şikâyetin çözümünde sıkça başvurulan magnezyum takviyeleri, sanıldığı kadar basit olmayabilir.Uzmanlara göre, bu takviyelerin etkili olabilmesi için yalnızca doz değil, günün hangi saatinde alındığı da büyük önem taşıyor.Beyinden kas sistemine, sindirimden bağışıklığa kadar pek çok alanda görev alan magnezyum, vücudun farklı ihtiyaçlarına göre farklı zamanlarda daha faydalı hale gelebiliyor. Sabah saatlerinde alınan magnezyum zihinsel berraklığı desteklerken; spor sonrası kas toparlanmasına, gece ise uyku kalitesinin artırılmasına yardımcı olabiliyor.Uzmanlar, bu nedenle magnezyumun gelişigüzel değil, kişinin o anki ihtiyacına göre planlanarak alınması gerektiğini vurguluyor. Tıpkı sabah melatonin veya gece geç saatte kahve içmenin önerilmemesi gibi, magnezyumun da stratejik bir kullanım biçimi bulunuyor.Sağlık profesyonelleri, “Takviye kullanımı kişisel ihtiyaçlara göre şekillendirilmeli. Magnezyum da bu yaklaşımın dışında değil. Her birey, takviyeye ne zaman ihtiyacı olduğunu iyi analiz etmeli” diyor.Magnezyum kapsülüne uzanırken düşünün vücudunuzun gerçekten neye ihtiyacı var? Doğru zamanlama, etkili sonuçların anahtarı olabilir.
Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jdEVyY3INk6e91pEQWzC4g.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:54:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Magnezyum, için, zamanlama, uyarısı:, Sabah, mı, gece, mi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jdEVyY3INk6e91pEQWzC4g.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Magnezyum için zamanlama uyarısı: Sabah mı, gece mi?"><p>Sağlık uzmanları, magnezyum takviyesi kullanımında doğru zamanlamanın önemine dikkat çekiyor. Peki, magnezyum ne zaman tüketilmeli?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0l2nJX9hEkOUtsSJOYFU4w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Modern yaşamın getirdiği stres, uyku problemleri ve kas yorgunluğu gibi birçok şikâyetin çözümünde sıkça başvurulan magnezyum takviyeleri, sanıldığı kadar basit olmayabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sm-TfH29B0yMKQSV1U2eqw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlara göre, bu takviyelerin etkili olabilmesi için yalnızca doz değil, günün hangi saatinde alındığı da büyük önem taşıyor.Beyinden kas sistemine, sindirimden bağışıklığa kadar pek çok alanda görev alan magnezyum, vücudun farklı ihtiyaçlarına göre farklı zamanlarda daha faydalı hale gelebiliyor. Sabah saatlerinde alınan magnezyum zihinsel berraklığı desteklerken; spor sonrası kas toparlanmasına, gece ise uyku kalitesinin artırılmasına yardımcı olabiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OZgQLauONE-PA31k8GOOIw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlar, bu nedenle magnezyumun gelişigüzel değil, kişinin o anki ihtiyacına göre planlanarak alınması gerektiğini vurguluyor. Tıpkı sabah melatonin veya gece geç saatte kahve içmenin önerilmemesi gibi, magnezyumun da stratejik bir kullanım biçimi bulunuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-iYH9U7zyECCdsGuM81WWg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sağlık profesyonelleri, “Takviye kullanımı kişisel ihtiyaçlara göre şekillendirilmeli. Magnezyum da bu yaklaşımın dışında değil. Her birey, takviyeye ne zaman ihtiyacı olduğunu iyi analiz etmeli” diyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Mk_V0maThUaut0h5-cF8Sg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Magnezyum kapsülüne uzanırken düşünün vücudunuzun gerçekten neye ihtiyacı var? Doğru zamanlama, etkili sonuçların anahtarı olabilir.
Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Günde 1 kaşık yeter: Kanser hücreleri üzerinde etkisi varmış</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/gunde-1-kasik-yeter-kanser-hucreleri-uzerinde-etkisi-varmis</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/gunde-1-kasik-yeter-kanser-hucreleri-uzerinde-etkisi-varmis</guid>
<description><![CDATA[ Zeytinyağı sadece kalp ve beyin sağlığına değil, aynı zamanda kanserle mücadelede de etkili olabilir.ABD’de Rutgers Üniversitesi ve Hunter College’da yapılan çarpıcı bir araştırma, zeytinyağının sadece kalp ve beyin sağlığına değil, aynı zamanda kanserle mücadeleye de katkı sağlayabileceğini ortaya koydu. Araştırmaya göre, sızma zeytinyağında bulunan doğal bir bileşik olan oleocanthal, bazı kanser hücrelerini yalnızca 30 dakika içerisinde yok edebiliyor.Molecular  Cellular Oncology dergisinde yayımlanan çalışmada, oleocanthal’ın, kanser hücrelerinin “atık geri dönüşüm merkezi” olarak bilinen lizozomlarını hedef aldığı ve bu yapıları parçalayıp hücre ölümünü tetiklediği belirtildi. En dikkat çekici bulgulardan biri ise oleocanthal’ın yalnızca kanser hücrelerini etkilerken, sağlıklı hücrelere herhangi bir zarar vermemesi oldu.Normal şartlarda hücreler, apoptozis adı verilen ve genellikle 16 ila 24 saat süren programlanmış bir süreçle ölür. Ancak bu araştırmada, oleocanthal’ın etkisinin çok daha hızlı ve farklı bir mekanizma üzerinden gerçekleştiği görüldü. Rutgers Üniversitesi’nden Beslenme Bilimleri Profesörü Paul Breslin, “Bu bileşik, hücrenin içinde adeta bir cehennem başlatıyor. Lizozomlar parçalandığında, hücre fonksiyonları hızla bozuluyor ve ölüm gerçekleşiyor” açıklamasını yaptı.Hunter College’dan Onica LeGendre ve David Foster ile birlikte yürütülen araştırma, oleocanthal’ın laboratuvar ortamında birden fazla kanser hücresi türüne karşı etkili olduğunu gösterdi.Zeytinyağı, Akdeniz diyetinin temel bileşenlerinden biri olarak uzun süredir kalp-damar hastalıkları riskini azalttığı için öneriliyor. Ancak bu yeni bulgular, zeytinyağının potansiyel bir kanser önleyici gıda olarak da değerlendirilmesini gündeme getiriyor.Araştırmacılar, farklı kökenlerden ve işleme yöntemlerinden elde edilen zeytinyağlarında oleocanthal yoğunluklarının büyük farklılıklar gösterdiğini de belirtiyor. Yüksek oleocanthal içeren zeytinyağlarının, saflaştırılmış oleocanthal kadar etkili olduğu gözlemlendi.Uzmanlar, oleocanthal’ın terapötik potansiyeline dikkat çekerken, zeytinyağının günlük beslenme düzenine dahil edilmesini öneriyor. Sızma zeytinyağını sabahları bir kaşık olarak tüketmek ya da kahvaltılara eklemek, hem bağışıklık sistemini destekleyebilir hem de kanserle mücadelede koruyucu bir rol oynayabilir.Profesör Foster, “Oleocanthal’ın yüksek oranda tüketildiği Akdeniz toplumlarında bazı kanser türlerinin daha az görülmesi tesadüf olmayabilir. Bu bileşiğin gelecekte ilaç formunda da değerlendirilebileceğini düşünüyoruz” ifadelerini kullandı.Araştırmacılar şimdi, oleocanthal’ın neden yalnızca kanser hücrelerine saldırdığını ve sağlıklı hücreleri nasıl ayırt ettiğini daha ayrıntılı biçimde incelemeyi hedefliyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PZsIUVrD6U6sfVYoUoR3DA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:54:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Günde, kaşık, yeter:, Kanser, hücreleri, üzerinde, etkisi, varmış</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PZsIUVrD6U6sfVYoUoR3DA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Günde 1 kaşık yeter: Kanser hücreleri üzerinde etkisi varmış"><p>Zeytinyağı sadece kalp ve beyin sağlığına değil, aynı zamanda kanserle mücadelede de etkili olabilir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hoClzCreOUC8cnb0EipATA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>ABD’de Rutgers Üniversitesi ve Hunter College’da yapılan çarpıcı bir araştırma, zeytinyağının sadece kalp ve beyin sağlığına değil, aynı zamanda kanserle mücadeleye de katkı sağlayabileceğini ortaya koydu. Araştırmaya göre, sızma zeytinyağında bulunan doğal bir bileşik olan oleocanthal, bazı kanser hücrelerini yalnızca 30 dakika içerisinde yok edebiliyor.Molecular  Cellular Oncology dergisinde yayımlanan çalışmada, oleocanthal’ın, kanser hücrelerinin “atık geri dönüşüm merkezi” olarak bilinen lizozomlarını hedef aldığı ve bu yapıları parçalayıp hücre ölümünü tetiklediği belirtildi. En dikkat çekici bulgulardan biri ise oleocanthal’ın yalnızca kanser hücrelerini etkilerken, sağlıklı hücrelere herhangi bir zarar vermemesi oldu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CLKx0X0gRkysm_lnw63RHA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Normal şartlarda hücreler, apoptozis adı verilen ve genellikle 16 ila 24 saat süren programlanmış bir süreçle ölür. Ancak bu araştırmada, oleocanthal’ın etkisinin çok daha hızlı ve farklı bir mekanizma üzerinden gerçekleştiği görüldü. Rutgers Üniversitesi’nden Beslenme Bilimleri Profesörü Paul Breslin, “Bu bileşik, hücrenin içinde adeta bir cehennem başlatıyor. Lizozomlar parçalandığında, hücre fonksiyonları hızla bozuluyor ve ölüm gerçekleşiyor” açıklamasını yaptı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YanRMxSVIUO_mYUoNtdieg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hunter College’dan Onica LeGendre ve David Foster ile birlikte yürütülen araştırma, oleocanthal’ın laboratuvar ortamında birden fazla kanser hücresi türüne karşı etkili olduğunu gösterdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PWDt6xqg-UKs1i8ep9YUKQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Zeytinyağı, Akdeniz diyetinin temel bileşenlerinden biri olarak uzun süredir kalp-damar hastalıkları riskini azalttığı için öneriliyor. Ancak bu yeni bulgular, zeytinyağının potansiyel bir kanser önleyici gıda olarak da değerlendirilmesini gündeme getiriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/l3GMtmVmIkaNT3R9SzQNjQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırmacılar, farklı kökenlerden ve işleme yöntemlerinden elde edilen zeytinyağlarında oleocanthal yoğunluklarının büyük farklılıklar gösterdiğini de belirtiyor. Yüksek oleocanthal içeren zeytinyağlarının, saflaştırılmış oleocanthal kadar etkili olduğu gözlemlendi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/F0dutbFHaUeaO1ksxAsHAQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlar, oleocanthal’ın terapötik potansiyeline dikkat çekerken, zeytinyağının günlük beslenme düzenine dahil edilmesini öneriyor. Sızma zeytinyağını sabahları bir kaşık olarak tüketmek ya da kahvaltılara eklemek, hem bağışıklık sistemini destekleyebilir hem de kanserle mücadelede koruyucu bir rol oynayabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/i70zBf_Q70ehnqYuc4B96A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Profesör Foster, “Oleocanthal’ın yüksek oranda tüketildiği Akdeniz toplumlarında bazı kanser türlerinin daha az görülmesi tesadüf olmayabilir. Bu bileşiğin gelecekte ilaç formunda da değerlendirilebileceğini düşünüyoruz” ifadelerini kullandı.Araştırmacılar şimdi, oleocanthal’ın neden yalnızca kanser hücrelerine saldırdığını ve sağlıklı hücreleri nasıl ayırt ettiğini daha ayrıntılı biçimde incelemeyi hedefliyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Çocuklarda cilt yanığı riski: Kansere neden oluyor</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/cocuklarda-cilt-yanigi-riski-kansere-neden-oluyor</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/cocuklarda-cilt-yanigi-riski-kansere-neden-oluyor</guid>
<description><![CDATA[ Yaz aylarında güneşe çıkmanın çeşitli faydaları var ancak ölçüyü kaçırmamak ve belirli saat aralıklarında gölgede kalmak gerekiyor. Bebekler ve çocuklarda oluşan güneş yanıkları ilerleyen yıllarda cilt kanseri olma riskini artırıyor. Haber: Sena Kiper SıtacıGüneş herkes için D vitamini kaynağı ancak özellikle çocuklar için ciddi riskler de barındırıyor.  Araştırmalar bebeklik ve çocukluk çağında oluşan yanıkların ileride cilt kanseri olma riskini önemli ölçüde artırdığını gösteriyor.  BU SAATLERE DİKKAT!  Uzmanlar, saat 10 ile 16 arasında mümkün olduğunca dışarıya çıkmamak gerektiğine vurgu yaparken geniş siperlikli şapkalar, açık ve pamuklu giyisiler tercih etmenin önemini vurguluyor.   Güneş kremi bebeklerde ilk 6 ay önerilmiyor. Sonrasında ise güneş kremi en az 30 faktör olmalı.  6 aydan sonra bebeklere güneş gözlüğü de takılmalı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/J2c47PMELU-WcGAijs3qrQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:53:59 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Çocuklarda, cilt, yanığı, riski:, Kansere, neden, oluyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/J2c47PMELU-WcGAijs3qrQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kansere neden oluyor"><p>Yaz aylarında güneşe çıkmanın çeşitli faydaları var ancak ölçüyü kaçırmamak ve belirli saat aralıklarında gölgede kalmak gerekiyor. Bebekler ve çocuklarda oluşan güneş yanıkları ilerleyen yıllarda cilt kanseri olma riskini artırıyor. Haber: Sena Kiper Sıtacı</p>Güneş herkes için D vitamini kaynağı ancak özellikle çocuklar için ciddi riskler de barındırıyor.  Araştırmalar bebeklik ve çocukluk çağında oluşan yanıkların ileride cilt kanseri olma riskini önemli ölçüde artırdığını gösteriyor.  <strong>BU SAATLERE DİKKAT!</strong>  Uzmanlar, saat 10 ile 16 arasında mümkün olduğunca dışarıya çıkmamak gerektiğine vurgu yaparken geniş siperlikli şapkalar, açık ve pamuklu giyisiler tercih etmenin önemini vurguluyor.   Güneş kremi bebeklerde ilk 6 ay önerilmiyor. Sonrasında ise güneş kremi en az 30 faktör olmalı.  6 aydan sonra bebeklere güneş gözlüğü de takılmalı.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kırım Kongo Kanamalı Ateşi ile grip nasıl ayırt edilir? Uzmanı açıkladı</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/kirim-kongo-kanamali-atesi-ile-grip-nasil-ayirt-edilir-uzmani-acikladi</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/kirim-kongo-kanamali-atesi-ile-grip-nasil-ayirt-edilir-uzmani-acikladi</guid>
<description><![CDATA[ Bir yanda kenelerin neden olduğu Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığı, bir yanda mevsimsel grip ve alerji vakaları. Benzer semptomlar hastalarda paniğe neden olabiliyor. Peki bu hastalıklar birbirinden nasıl ayırt edilir? Kimlerin hastaneye başvurması gerekiyor? Uzmanına sorduk. Haber: Öykü TüccarGrip, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi ve alerji vakaları son dönemde artıyor.  Alerji yüksek ateşe neden olmadığı için ayırmak kolay ancak diğer iki hastalık viral enfeksiyona neden oldukları için semptomları da benzer.   Konuya ilişkin NTV&#039;ye konuşan Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Sıla Akhan, &quot;Çok virüsün ortak bir başlangıcı vardır. Ateş ve halsizlik diyebileceğimiz kas ağrıları diyebileceğimiz bir semptomlar vardır. Kırım Kongo bir viral enfeksiyon. Sars covid influenze da RSV vinovirüs gibi dolaşan mevsimsel dolaşan virüsler de var.&quot; dedi.  HANGİ HASTALIĞA YAKALANDIKLARINI NASIL ANLARLAR?  Akhan, &quot;Gripte mutlaka öksürük hapşırık olur. Kırım Kongo ise daha çok kan elemanları düşürerek kanamaya meyilli.&quot; diye konuştu.  &quot;ENFEKSİYON SÖZ KONUSUDUR&quot;  &quot;Kendilerini mutlaka bir kene var mı diye bir kere kontrol etsinler.&quot; diyen Akhan, şunları söyledi:  &quot;Ateş varsa bir kişide ateşin mutlaka tetkik edilmesi lazım.Bir doktora gidilmesi lazım. Kendi kendine çok aslında geçmesini beklememesindefayda var.Bir ateş varsa orada bir enfeksiyon söz konusudur.&quot;  ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aN7SdeUIeES_80zSr9EVnA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:53:59 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kırım, Kongo, Kanamalı, Ateşi, ile, grip, nasıl, ayırt, edilir, Uzmanı, açıkladı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aN7SdeUIeES_80zSr9EVnA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="KKKA ile grip nasıl ayırt edilir?"><p>Bir yanda kenelerin neden olduğu Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığı, bir yanda mevsimsel grip ve alerji vakaları. Benzer semptomlar hastalarda paniğe neden olabiliyor. Peki bu hastalıklar birbirinden nasıl ayırt edilir? Kimlerin hastaneye başvurması gerekiyor? Uzmanına sorduk. Haber: Öykü Tüccar</p><p>Grip, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi ve alerji vakaları son dönemde artıyor.  Alerji yüksek ateşe neden olmadığı için ayırmak kolay ancak diğer iki hastalık viral enfeksiyona neden oldukları için semptomları da benzer.   Konuya ilişkin NTV'ye konuşan Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Sıla Akhan, "Çok virüsün ortak bir başlangıcı vardır. Ateş ve halsizlik diyebileceğimiz kas ağrıları diyebileceğimiz bir semptomlar vardır. Kırım Kongo bir viral enfeksiyon. Sars covid influenze da RSV vinovirüs gibi dolaşan mevsimsel dolaşan virüsler de var." dedi.  <strong>HANGİ HASTALIĞA YAKALANDIKLARINI NASIL ANLARLAR?</strong>  Akhan, "Gripte mutlaka öksürük hapşırık olur. Kırım Kongo ise daha çok kan elemanları düşürerek kanamaya meyilli." diye konuştu.  <strong>"ENFEKSİYON SÖZ KONUSUDUR"</strong>  "Kendilerini mutlaka bir kene var mı diye bir kere kontrol etsinler." diyen Akhan, şunları söyledi:  "Ateş varsa bir kişide ateşin mutlaka tetkik edilmesi lazım.</p><p>Bir doktora gidilmesi lazım. Kendi kendine çok aslında geçmesini beklememesindefayda var.</p><p>Bir ateş varsa orada bir enfeksiyon söz konusudur." </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Cennet hurmasını doğru tüketiyor musunuz? Meğer böyle bir faydası varmış</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/cennet-hurmasini-dogru-tuketiyor-musunuz-meger-boeyle-bir-faydasi-varmis</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/cennet-hurmasini-dogru-tuketiyor-musunuz-meger-boeyle-bir-faydasi-varmis</guid>
<description><![CDATA[ Cennet hurması, yalnızca lezzetiyle değil, sunduğu cilt faydalarıyla da dikkat çekiyor. Uzmanlara göre cennet hurması, doğal yollarla kolajen üretimini destekleyerek kırışıklıklarla savaşta etkili bir rol oynayabiliyor.Son yıllarda sağlıklı yaşam trendlerinde daha fazla yer bulan hurma, estetik açıdan da önemli katkılar sağlıyor. Cilt sağlığı üzerinde olumlu etkileri olduğu bilinen bu mevsimlik meyve, içerdiği vitamin ve mineraller sayesinde kolajen üretimini destekleyerek yaşlanma belirtilerini azaltabiliyor.Kolajen, cildin sıkılığını ve elastikiyetini koruyan temel proteinlerden biri olarak biliniyor. Ancak 25 yaş sonrasında vücuttaki kolajen üretimi doğal olarak azalmaya başlıyor. Uzmanlara göre hurma, bu noktada devreye girerek hem mevcut kolajeni koruyor hem de vücudun yeni kolajen üretmesini teşvik ediyor.Orta boy bir cennet hurması, günlük C vitamini ihtiyacının yarısından fazlasını karşılayabiliyor. Bu güçlü antioksidan, serbest radikallerle savaşarak kolajeni koruyor ve yaşlanma sürecini yavaşlatıyor. Ayrıca, kolajen sentezi için gerekli ortamı da hazırlıyor.Cennet hurması; beta-karoten, lutein ve zeaksantin gibi antioksidanlar içeriyor. Bu maddeler, güneşin zararlı UV ışınlarına karşı cildi içeriden koruyarak çevresel stresin olumsuz etkilerini azaltıyor. Ayrıca beta-karoten, cilde doğal bir parlaklık kazandırıyor.Meyvenin tanen içeriği de dikkate değer. Tanenler, gözenekleri sıkılaştırma ve yağ dengesini düzenleme özellikleriyle biliniyor. Bu bileşenler ciltteki ton eşitsizliklerini azaltmaya ve daha pürüzsüz bir görünüm sağlamaya yardımcı olabiliyor.MANGANEZ DESTEĞİKolajen üretiminde önemli rol oynayan bir diğer bileşen ise manganez. Hurma, bu mineral açısından zengin bir kaynak olarak öne çıkıyor. Manganez, kolajen sentezinde görev alan enzimlerin işlevini destekliyor.Yüksek su içeriği sayesinde hurma, cildin içten nemlenmesini sağlıyor. Aynı zamanda lif ve doğal prebiyotikler içeren yapısıyla bağırsak sağlığını da destekliyor. Bu durum, bağışıklık sistemini güçlendirmenin yanı sıra daha sağlıklı ve berrak bir cilt görünümüne de katkıda bulunuyor.Hurmalar, dilimlenerek taze meyve gibi tüketilebileceği gibi, smoothie, salata veya yulafla da kombine edilebiliyor. Özellikle C vitamini açısından zengin gıdalarla birlikte tüketildiğinde etkisi artabiliyor.Uzmanlar, her doğal ürün gibi hurmanın da ölçülü tüketilmesi gerektiğini vurguluyor. Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WZeZzhNJwkmUBOM_gzf5qQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:53:59 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Cennet, hurmasını, doğru, tüketiyor, musunuz, Meğer, böyle, bir, faydası, varmış</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WZeZzhNJwkmUBOM_gzf5qQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Cennet hurmasını doğru tüketiyor musunuz? Meğer böyle bir faydası varmış"><p>Cennet hurması, yalnızca lezzetiyle değil, sunduğu cilt faydalarıyla da dikkat çekiyor. Uzmanlara göre cennet hurması, doğal yollarla kolajen üretimini destekleyerek kırışıklıklarla savaşta etkili bir rol oynayabiliyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4JGcLH898EyH86b0j66SsQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Son yıllarda sağlıklı yaşam trendlerinde daha fazla yer bulan hurma, estetik açıdan da önemli katkılar sağlıyor. Cilt sağlığı üzerinde olumlu etkileri olduğu bilinen bu mevsimlik meyve, içerdiği vitamin ve mineraller sayesinde kolajen üretimini destekleyerek yaşlanma belirtilerini azaltabiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/98h7w9e00kWsV8jR38uXJw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kolajen, cildin sıkılığını ve elastikiyetini koruyan temel proteinlerden biri olarak biliniyor. Ancak 25 yaş sonrasında vücuttaki kolajen üretimi doğal olarak azalmaya başlıyor. Uzmanlara göre hurma, bu noktada devreye girerek hem mevcut kolajeni koruyor hem de vücudun yeni kolajen üretmesini teşvik ediyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3nfqkehW0kmLfwo_pM1qUw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Orta boy bir cennet hurması, günlük C vitamini ihtiyacının yarısından fazlasını karşılayabiliyor. Bu güçlü antioksidan, serbest radikallerle savaşarak kolajeni koruyor ve yaşlanma sürecini yavaşlatıyor. Ayrıca, kolajen sentezi için gerekli ortamı da hazırlıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BXv0AnyMakWiRYwTPw747g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Cennet hurması; beta-karoten, lutein ve zeaksantin gibi antioksidanlar içeriyor. Bu maddeler, güneşin zararlı UV ışınlarına karşı cildi içeriden koruyarak çevresel stresin olumsuz etkilerini azaltıyor. Ayrıca beta-karoten, cilde doğal bir parlaklık kazandırıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4N5UDm72PUmQCtRZzXPxrA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Meyvenin tanen içeriği de dikkate değer. Tanenler, gözenekleri sıkılaştırma ve yağ dengesini düzenleme özellikleriyle biliniyor. Bu bileşenler ciltteki ton eşitsizliklerini azaltmaya ve daha pürüzsüz bir görünüm sağlamaya yardımcı olabiliyor.MANGANEZ DESTEĞİKolajen üretiminde önemli rol oynayan bir diğer bileşen ise manganez. Hurma, bu mineral açısından zengin bir kaynak olarak öne çıkıyor. Manganez, kolajen sentezinde görev alan enzimlerin işlevini destekliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_M9U4Gul50-UlXX1BIAmgg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yüksek su içeriği sayesinde hurma, cildin içten nemlenmesini sağlıyor. Aynı zamanda lif ve doğal prebiyotikler içeren yapısıyla bağırsak sağlığını da destekliyor. Bu durum, bağışıklık sistemini güçlendirmenin yanı sıra daha sağlıklı ve berrak bir cilt görünümüne de katkıda bulunuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sF30LuL8xEmuwZd0lEhzOg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hurmalar, dilimlenerek taze meyve gibi tüketilebileceği gibi, smoothie, salata veya yulafla da kombine edilebiliyor. Özellikle C vitamini açısından zengin gıdalarla birlikte tüketildiğinde etkisi artabiliyor.Uzmanlar, her doğal ürün gibi hurmanın da ölçülü tüketilmesi gerektiğini vurguluyor. Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Gastroenteroloğa göre avokado yemenin 3 faydası</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/gastroenterologa-goere-avokado-yemenin-3-faydasi</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/gastroenterologa-goere-avokado-yemenin-3-faydasi</guid>
<description><![CDATA[ Avokado yüksek besin değeriyle en sağlıklı meyveler arasında yer alıyor. Lif deposu bu meyve bağırsak sağlığından kanser riskine kadar çok sayıda faydasıyla dikkat çekiyor.Gastroenterolog Dr. Joseph Salhab, avokadonun sağlık üzerindeki olumlu etkilerini değerlendirerek, bu meyvenin zengin besin profiliyle uzun vadeli sağlık ve zindeliği desteklediğini belirtti.Sağlıklı yağlar, proteinler ve özellikle yüksek lif oranı sayesinde avokadonun pek çok kronik hastalığa karşı koruyucu etkisi bulunduğuna dikkat çekti.Avokadonun en dikkat çekici özelliklerinden biri, içerdiği yüksek oranda diyet lifi. Dr. Salhab, “Bir orta boy avokado yaklaşık 10 gram, daha büyükleri ise 14 grama kadar lif içerebilir.Günlük önerilen 25–30 gram lif ihtiyacının önemli bir kısmı sadece bu meyveyle karşılanabilir,” dedi. Araştırmalar, yüksek lif tüketiminin daha uzun yaşam süresi ve daha düşük kronik hastalık riskiyle bağlantılı olduğunu gösteriyor.Dr. Salhab’a göre, avokado tüketimi bağırsak mikrobiyomunun çeşitliliğini artırıyor. Bu da sindirim sisteminin sağlıklı çalışmasına katkıda bulunuyor. “Daha fazla avokado tüketen kişilerde, bağırsakta yararlı bakteri çeşitliliği daha yüksek gözlemleniyor,” diyen Salhab, sağlıklı bir mikrobiyomun bağışıklık sistemi dahil olmak üzere genel vücut sağlığı için kritik öneme sahip olduğunun altını çizdi.Avokadonun koruyucu etkileri arasında kanser riskinin azaltılması da yer alıyor. 2023 yılında yayımlanan bir çalışmada, özellikle erkeklerde düzenli avokado tüketiminin kolon kanseri riskini azaltabileceği tespit edildi. Dr. Salhab, bu etkinin avokadonun içerdiği lif, sağlıklı yağlar ve antioksidanların birleşimiyle açıklanabileceğini belirtti. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YIkYDcT3kUaUwznyXT1zfg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:53:58 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Gastroenteroloğa, göre, avokado, yemenin, faydası</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YIkYDcT3kUaUwznyXT1zfg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Gastroenteroloğa göre avokado yemenin 3 faydası"><p>Avokado yüksek besin değeriyle en sağlıklı meyveler arasında yer alıyor. Lif deposu bu meyve bağırsak sağlığından kanser riskine kadar çok sayıda faydasıyla dikkat çekiyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xsHkubjWkkyLv-H34c4TfQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gastroenterolog Dr. Joseph Salhab, avokadonun sağlık üzerindeki olumlu etkilerini değerlendirerek, bu meyvenin zengin besin profiliyle uzun vadeli sağlık ve zindeliği desteklediğini belirtti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/oY5bq-dHZ0eeUlJpebLELQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sağlıklı yağlar, proteinler ve özellikle yüksek lif oranı sayesinde avokadonun pek çok kronik hastalığa karşı koruyucu etkisi bulunduğuna dikkat çekti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/s4BXE86LYEiBt57NFunAZQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Avokadonun en dikkat çekici özelliklerinden biri, içerdiği yüksek oranda diyet lifi. Dr. Salhab, “Bir orta boy avokado yaklaşık 10 gram, daha büyükleri ise 14 grama kadar lif içerebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ujdrb4fKtk-0mwqUYe53Dw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Günlük önerilen 25–30 gram lif ihtiyacının önemli bir kısmı sadece bu meyveyle karşılanabilir,” dedi. Araştırmalar, yüksek lif tüketiminin daha uzun yaşam süresi ve daha düşük kronik hastalık riskiyle bağlantılı olduğunu gösteriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EPfrQ10WVkunSMbl_4SBxw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dr. Salhab’a göre, avokado tüketimi bağırsak mikrobiyomunun çeşitliliğini artırıyor. Bu da sindirim sisteminin sağlıklı çalışmasına katkıda bulunuyor. “Daha fazla avokado tüketen kişilerde, bağırsakta yararlı bakteri çeşitliliği daha yüksek gözlemleniyor,” diyen Salhab, sağlıklı bir mikrobiyomun bağışıklık sistemi dahil olmak üzere genel vücut sağlığı için kritik öneme sahip olduğunun altını çizdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_hOq5gxYME-HEuPT7SkBOA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Avokadonun koruyucu etkileri arasında kanser riskinin azaltılması da yer alıyor. 2023 yılında yayımlanan bir çalışmada, özellikle erkeklerde düzenli avokado tüketiminin kolon kanseri riskini azaltabileceği tespit edildi. Dr. Salhab, bu etkinin avokadonun içerdiği lif, sağlıklı yağlar ve antioksidanların birleşimiyle açıklanabileceğini belirtti.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yaz sıcağında en riskli ürünler: Zehirlenmeye davetiye çıkarıyorlar</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/yaz-sicaginda-en-riskli-urunler-zehirlenmeye-davetiye-cikariyorlar</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/yaz-sicaginda-en-riskli-urunler-zehirlenmeye-davetiye-cikariyorlar</guid>
<description><![CDATA[ Yaz aylarında dikkat edilmediği takdirde pek çok ürün gıda zehirlenmesine davetiye çıkartabiliyor. İşte madde madde hassas olan ürünler ve önerilen tüketim koşulları.Tavuk, yumurta, sosis, sucuk, salam gibi şarküteri ve süt ürünleri, dondurma, yaş pasta, marul gibi yeşillikler ve kumpir başta olmak üzere mayonezin girdiği her ürün. Her birinin ayrı bir lezzeti var ancak dikkat edilmezse bakteri yuvasına dönüşebiliyorlar.  Özellikle yaz ayarında çok dikkat edilmeli. Ürünler dışarıda sıcakta tutulmamalı, mümkün olduğunca hızlı tüketilmeli. Hijyene özen gösterilmeli.  Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Ebubekir Senataş, &quot;Yaz aylarında bol miktarda tüketilen yeşil yapraklı sebzeler gıda zehirlenmesine yol açan maddelerin başında gelir. Günlük ortam sıcaklığı 30-35&#039;in üzerine geçiyorsa bu gıdaları 1 saatten fazla tutmamız lazım. Eti hazırlarken önceden ellerin 2 dakika su ve sabunla elle yıkanması gerekiyor. Et ve salata içni ayrı mutfak eşyaları mümkünse ayrı bıçak ve servis malzemeleri kullanılması gerekiyor.&quot; uyarılarında bulundu.   Pişirme koşulları da ayrı bir önem taşıyor.  Senataş, &quot;Çiğ et tüketeceksek tüketmeden önce 72 derecede mutlaka ısıtmak lazım. Pikniğe gidecek veya dışarıda tüketilecek yumurtanın 70 derecede tavuk etinin de 72 dereceye kadar ısıtılması lazım. Özellikle mayonezli salatalar veya katıldığı gıdalar servis edilene kadar buzdolabında tutulmalı&quot; dedi. DONDURMA UYARISI  Ve dondurma başta olmak üzere standlarda görmeye alışık olduğumuz lezzetler.  Senataş, &quot;Alanda satılırken servis yapan kişinin mutlaka eldiven olması lazım. Servis ettiği elinin dondurmaya külah veya kaba temas etmemesi lazım. Bu çok önemli taze ürün satışı ama bazen gece saatlerinde dolapların ısısı iyi ayarlanamazsa veya optimal olmazsa dondurmanın içidne olmasa bile çevresinde bakteri üreme riski yüksek.&quot; dedi.   Mide bulantısı, ishal, halsizlik gibi şikayetler artarak devam ediyorsa mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurulmalı.   ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qjYV30eep0ycBcehWki-7A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:53:58 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Yaz, sıcağında, riskli, ürünler:, Zehirlenmeye, davetiye, çıkarıyorlar</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qjYV30eep0ycBcehWki-7A.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Yaz sıcağında en riskli ürünler"><p>Yaz aylarında dikkat edilmediği takdirde pek çok ürün gıda zehirlenmesine davetiye çıkartabiliyor. İşte madde madde hassas olan ürünler ve önerilen tüketim koşulları.</p><p>Tavuk, yumurta, sosis, sucuk, salam gibi şarküteri ve süt ürünleri, dondurma, yaş pasta, marul gibi yeşillikler ve kumpir başta olmak üzere mayonezin girdiği her ürün. Her birinin ayrı bir lezzeti var ancak dikkat edilmezse bakteri yuvasına dönüşebiliyorlar.  Özellikle yaz ayarında çok dikkat edilmeli. Ürünler dışarıda sıcakta tutulmamalı, mümkün olduğunca hızlı tüketilmeli. Hijyene özen gösterilmeli.  Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Ebubekir Senataş, "Yaz aylarında bol miktarda tüketilen yeşil yapraklı sebzeler gıda zehirlenmesine yol açan maddelerin başında gelir. Günlük ortam sıcaklığı 30-35'in üzerine geçiyorsa bu gıdaları 1 saatten fazla tutmamız lazım. Eti hazırlarken önceden ellerin 2 dakika su ve sabunla elle yıkanması gerekiyor. Et ve salata içni ayrı mutfak eşyaları mümkünse ayrı bıçak ve servis malzemeleri kullanılması gerekiyor." uyarılarında bulundu.   Pişirme koşulları da ayrı bir önem taşıyor.  Senataş, "Çiğ et tüketeceksek tüketmeden önce 72 derecede mutlaka ısıtmak lazım. Pikniğe gidecek veya dışarıda tüketilecek yumurtanın 70 derecede tavuk etinin de 72 dereceye kadar ısıtılması lazım. Özellikle mayonezli salatalar veya katıldığı gıdalar servis edilene kadar buzdolabında tutulmalı" dedi. </p><p><strong>DONDURMA UYARISI</strong>  Ve dondurma başta olmak üzere standlarda görmeye alışık olduğumuz lezzetler.  Senataş, "Alanda satılırken servis yapan kişinin mutlaka eldiven olması lazım. Servis ettiği elinin dondurmaya külah veya kaba temas etmemesi lazım. Bu çok önemli taze ürün satışı ama bazen gece saatlerinde dolapların ısısı iyi ayarlanamazsa veya optimal olmazsa dondurmanın içidne olmasa bile çevresinde bakteri üreme riski yüksek." dedi.   Mide bulantısı, ishal, halsizlik gibi şikayetler artarak devam ediyorsa mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurulmalı.  </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Covid vakaları fırladı: &amp;quot;Süper bulaşıcı Frankenstein varyantı&amp;quot;</title>
<link>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/covid-vakalari-firladi-super-bulasici-frankenstein-varyanti</link>
<guid>https://www.eskisehirgundemi.com.tr/covid-vakalari-firladi-super-bulasici-frankenstein-varyanti</guid>
<description><![CDATA[ Yeni Covid varyantının, bağışıklık sisteminden kaçabilen mutasyonlar nedeniyle rakiplerinden daha bulaşıcı olduğu düşünülüyor.İngiltere&#039;de &quot;Stratus&quot; adı verilen yeni bir Covid varyantı baskın hale geldi; uzmanlar, bunun yeni bir enfeksiyon dalgasını tetikleyebileceği konusunda uyarıyor.  Stratus&#039;un önceki Covid varyantlarına kıyasla bağışıklık sisteminden daha kolay kaçabilmesini sağlayan mutasyonlar nedeniyle daha bulaşıcı olduğu düşünülüyor.AVRUPA&#039;DA BASKIN VARYANT  İngiltere Sağlık Güvenliği Ajansı (UKHSA) tarafından yayımlanan verilere göre, Stratus artık İngiltere’deki baskın Covid varyantı haline geldi.  Mayıs ayında tüm Covid vakalarının yaklaşık yüzde 10’unu oluştururken, bu oran Haziran ortasında yüzde 40’a yükseldi.FRANKENSTEIN DA DENİYOR  Stratus, halihazırda oldukça bulaşıcı olan Omicron varyantının bir alt türü ve aynı zamanda “Frankenstein” ya da “rekombinant” olarak adlandırılan bir varyanttır.  Bu terim, bir kişinin aynı anda iki farklı Covid varyantıyla enfekte olması ve bu virüslerin birleşerek yeni bir hibrit varyant oluşturması anlamına geliyor.&quot;İZLEMEYE ALINAN VARYANT&quot;  Stratus vakalarının yükselişi, Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) varyanta “izlemeye alınan varyant” statüsü vermesinden sadece bir hafta sonra geldi.  Bu statü, sağlık otoritelerine varyantın farklı ülkelerdeki yayılımını takip etme çağrısı yapıldığını ve bunun halk sağlığı açısından potansiyel etkiler taşıdığını gösteriyor.KÜRESEL COVID VAKALARI İÇİNDE YÜKSELİŞTE  DSÖ, Stratus’un genel riskini “düşük” olarak değerlendirirken, mevcut verilerin bu varyantın diğerlerine kıyasla önemli ölçüde büyüme avantajına sahip olduğunu ortaya koydu. Stratus, şu anda küresel Covid vakalarının yüzde 22’sini oluşturuyor.  Bu arada, yeni enfeksiyon dalgası yaratabileceği düşünülen Nimbus adlı bir diğer yeni Covid varyantı da son haftalarda hızla yükselişe geçti.  Nimbus’un vaka oranı Nisan ayında sadece yüzde 2 iken, Haziran’da bu oran yüzde 17’ye yükseldi.  ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pVpgbSKnN06VwK88DBVW8w.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 00:53:58 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Covid, vakaları, fırladı:, Süper, bulaşıcı, Frankenstein, varyantı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pVpgbSKnN06VwK88DBVW8w.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Süper bulaşıcı Covid varyantı yükselişte"><p>Yeni Covid varyantının, bağışıklık sisteminden kaçabilen mutasyonlar nedeniyle rakiplerinden daha bulaşıcı olduğu düşünülüyor.</p><p>İngiltere'de "Stratus" adı verilen yeni bir Covid varyantı baskın hale geldi; uzmanlar, bunun yeni bir enfeksiyon dalgasını tetikleyebileceği konusunda uyarıyor.  Stratus'un önceki Covid varyantlarına kıyasla bağışıklık sisteminden daha kolay kaçabilmesini sağlayan mutasyonlar nedeniyle daha bulaşıcı olduğu düşünülüyor.</p><p><strong>AVRUPA'DA BASKIN VARYANT</strong>  İngiltere Sağlık Güvenliği Ajansı (UKHSA) tarafından yayımlanan verilere göre, Stratus artık İngiltere’deki baskın Covid varyantı haline geldi.  Mayıs ayında tüm Covid vakalarının yaklaşık yüzde 10’unu oluştururken, bu oran Haziran ortasında yüzde 40’a yükseldi.</p><p><strong>FRANKENSTEIN DA DENİYOR</strong>  Stratus, halihazırda oldukça bulaşıcı olan Omicron varyantının bir alt türü ve aynı zamanda “Frankenstein” ya da “rekombinant” olarak adlandırılan bir varyanttır.  Bu terim, bir kişinin aynı anda iki farklı Covid varyantıyla enfekte olması ve bu virüslerin birleşerek yeni bir hibrit varyant oluşturması anlamına geliyor.</p><p><strong>"İZLEMEYE ALINAN VARYANT"</strong>  Stratus vakalarının yükselişi, Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) varyanta “izlemeye alınan varyant” statüsü vermesinden sadece bir hafta sonra geldi.  Bu statü, sağlık otoritelerine varyantın farklı ülkelerdeki yayılımını takip etme çağrısı yapıldığını ve bunun halk sağlığı açısından potansiyel etkiler taşıdığını gösteriyor.</p><p><strong>KÜRESEL COVID VAKALARI İÇİNDE YÜKSELİŞTE</strong>  DSÖ, Stratus’un genel riskini “düşük” olarak değerlendirirken, mevcut verilerin bu varyantın diğerlerine kıyasla önemli ölçüde büyüme avantajına sahip olduğunu ortaya koydu. Stratus, şu anda küresel Covid vakalarının yüzde 22’sini oluşturuyor.  Bu arada, yeni enfeksiyon dalgası yaratabileceği düşünülen Nimbus adlı bir diğer yeni Covid varyantı da son haftalarda hızla yükselişe geçti.  Nimbus’un vaka oranı Nisan ayında sadece yüzde 2 iken, Haziran’da bu oran yüzde 17’ye yükseldi. </p>]]> </content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>